ben senin en çok sesini sevdim
buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
bana her zaman dost, her zaman sevgili

ben senin en çok ellerini sevdim
bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
nice güzellikler gördüm yeryüzünde
en güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

ben senin en çok gözlerini sevdim
kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

ben senin en çok gülüşünü sevdim
sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
unutturur bana birden acıları, güçlükleri
dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

ben senin en çok davranışlarını sevdim
güçsüze merhametini, zalime direnişini
haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
tüm çocuklara kanat geren anneliğini
nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

ben senin en çok bana yansımanı sevdim
bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

vay be, ne şiir ama. düştüm vallahi ne yalan söyleyeyim…
devamını gör...

hangi cennetten geldim bu cehenneme
ki her yokluk bendedir, her acı benim
baltalar kıyasıya inmiş gövdeme
bak! şu devrilen hayat ağacı benim
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gerçekten sevmek
o durmadan kaçıyor;
sen ardından gitmiyorsan;

o günün her saatinde saklanıyor,
sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;

o sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

boşuna aldatma kendini,
onu sevmiyorsun demektir.

elindeki içki kadehinde,
dudağındaki sigarada ,
okuduğun kitapta,
mırıldandığın şarkıda,
söylediğin şiirde,
gördüğün rüyada
ve yaşaman için
ciğerlerine doldurduğun havada
o yoksa;
onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
onu sevmiyorsun demektir.

renkler onunla değerlenmiyorsa,
örneğin onsuz kırmızı kırmızılığının,
mavi maviliğinin farkında değilse,
beyaz yalnız o giydiği zaman
güzelliğini haykırmıyorsa,
sabahları onu görünceye kadar
güneş doğmuyorsa
ve onsuz gökyüzü geceleri
aya, yıldızlara
hasret değilse
onu sevmiyorsun demektir.

sokakta gördüğün her yüzde
ondan birşeyler aramıyorsan,
güzel bir manzara,
hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
uykudan uyandığın zaman
yaşamakta olduğundan önce
onu hatırlamıyorsan,
omuzlarına dökülmüş saçları,
bir sis perdesinin ardında
her zaman gülen,
ışık saçan gözleri
aklına gelmiyorsa,
durup durup avuçlarının
sıcaklığını özlemiyorsan;
onu sevmiyorsun demektir.

dünyada yaşıyan öteki insanların
senin için hala bir değeri varsa,
ona karşı tutumunu
toplumun köhne ve manasız
kurallarına göre ayarlıyorsan
ve açık açık
sanki var olduğunu haykırırcasına
sevgini söylemiyorsan;
onu sevmiyorsun demektir.

yok o senin için
herşeyden değerliyse,
gözünü yumduğun anda
onu görebiliyorsan,
o bütün şarkılarda,
bütün şiirlerde,
bütün resimlerde ise,
ona muhtaç olduğunu
söylemekten utanmıyorsan,
senin içten ve büyük sevgine
karşılık vermiyeceğinden
korkmuyorsan,
bütün bencil duygularından
sıyrılabilmişsen
onun için herşeyi,
ama herşeyi yapacak gücü
kendinde buluyorsan,
her hali sana
ayrı ayrı güzel geliyorsa,
karşısında kendini
bir çocuk gibi hissediyorsan,
istediği anda onun için
ölebileceksen,
onun için yaşıyorsan
ve yine onun için
bildiğin bilmediğin
bütün düşmanlıklara
karşı koyabileceksen,
o her geçen dakika
sende biraz daha büyüyorsa
ve kendi kendine bile
çok sevdiğini bütün
samimiyetinle,
inanmışlığınla
itiraf edebiliyorsan,
bir gün o seni hiç,
ama hiç sevmediğini söylese bile,
senin sevginde azalma olmayacaksa
ve ölünceye kadar onu aşkların
en ölümsüzü ile sevebileceksen;
işte o zaman
onu seviyorsun demektir.

o sana sevmeyi,
gerçek aşkı öğretti.
sen onu hep sevecek
ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.

o, hiç sen olmasan bile,
seni bir parça sevmese bile...
devamını gör...
seninle yaşanacak bir aşkın öyküsünü
bir giz gibi derinden dün yaşattı gözlerin
sunduğu sevinçlerle o eşsiz bahar günü
yemyeşil bir adaktı, bir murattı gözlerin.
acılar uzaklarda, mutluluklarsa yakın
birkaç saat içinde kaç yıldı yaşattığın
gözlerime sevgiyle bakarken, bana aşkın
ölümsüz olduğunu hatırlattı gözlerin.
içimde tek sen vardın, düşüncemde yalnız sen
birbirimizden uzak yaşadığımız o
en güzel yıllarımızı elemle düşünürken
hem ağladı sessizce, hem ağlattı gözlerin.
devamını gör...

“inanmak var olmaktır, bilirsin. inandığımız şeyler için yaşayalım. nice sabahlar, nice aydınlıklar. gelecek nice iyi günler için yaşayalım.”
devamını gör...

hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...

bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında
fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.
bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
en eşsiz dakikalar sürsün senin yanında...

hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin,
gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim!
güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!

yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini,
o sakin o yalansız, o kuytu gözlerini.
devamını gör...

30 yıllık hayat arkadaşına mektuplar yazdı... giden gider de, ardında bıraktığı, ardında kalan, unutur mu gideni?

sen gideli düzenimiz değişti;
sabahları bir sıcak çay içemez olduk.
bir garipliktir çöktü üstümüze,
çocukların benzi soluk.

ne yemeğimizi pişiren var, ne de akşamları soframızı kuran.
kaç gündür ayni gömleği giyiyorum, anlıyacağın halimiz pelişan.

sabahları yataktan kalkmak istemiyor canım, saatlerin hepsi durmuş sen gideli,
ben hiç böyle sersefil olmamıştım,
kendimi bildim bileli

radyo falan da dinlemez oldum artık,
bir hüzün sarıyor evimizi her akşam.
öyle bir yalnızlık ki sorma gitsin?
nerdeyse ağlayacağım çocuklardan utanmasam.
devamını gör...

6 haziran 1973, pırıl pırıl bir yaz günüydü,
aydınlıktı, güzeldi dünya,
bir adam düştü o gün galata kulesinden.
kendini bir anda bıraktı boşluğa;
ömrünün baharında, bütün umutlarıyla birlikte paramparça oldu.
bir adam düştü galata kulesinden;
bu adam benim oğlumdu gencecikti vedat,
ışıl ışıldı gözleri, içi,
bütün insanlar için sevgiyle doluydu
çıktı apansız o dönülmez yolculuğa
kendini bir anda bıraktı boşluğa,
söndü güneş, karardı yeryüzü bütün zaman durdu.
bir adam düştü galata kulesinden
bu adam benim oğlumdu; açarken ufkunda güller alevden,
çıktı, her günkü gibi gülerek evden,
kimseye belli etmedi içindeki yangını
yürüdü, kendinden emin sonsuzluğa doğru.
galata kulesinde bekliyordu ecel,
bir fincan kahve, bir kadeh konyak,
ölüm yolcusunun son arzusuydu bu,
bir adam düştü galata kulesinden;
bu adam benim oğlumdu.
küçücüktü bir zaman,
kucağıma alır ninniler söylerdim ona,
uyu oğlum, uyu oğlum, ninni.
bir daha uyanmamak üzere uyudu vedat.
6 haziran 1973 galata kulesinden bir adam attı kendini;
bu nankör insanlara bu kalleş dünyaya inat,
şimdi yine bir ninni söylüyorum ona,
uyan oğlum, uyan oğlum, uyan vedat.


*
devamını gör...

ben bir ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi
ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
biraz ayten sürüyorum güzelleşiyor
şarkılar söylüyorum
şiirler yazıyorum ayten üstüne
saatim her zaman ayten'e beş var
ya da ayten'i beş geçiyor
ne yana baksam gördüğüm o
gözümü yumsam aklımdan ayten geçiyor

bana sorarsanız mevsimlerden aytendeyiz
günlerden aytenertesidir
odur gün gün beni yaşatan
onun kokusu sarmıştır sokakları
onun gözleridir şafakta gördüğüm
akşam kızıllığında onun dudakları

başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
bir kadeh de sizinle içeriz ayten'li
iki laf ederiz
onu siz de seversiniz benim gibi
ama yağma yok ayten'i size bırakmam
alın tek kat elbisemi size vereyim
cebimde bir on liram var
onu da alın gerekirse
ben ayten'i düşünürüm, üşümem
üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
parasızlık da bir şey mi
ölüm bile kötü değil
aytensizlik kadar

ona uğramayan gemiler batsın
ondan geçmeyen trenler devrilsin
onu sevmeyen yürek taş kesilsin
kapansın onu görmeyen gözler
onu övmeyen diller kurusun
iki kere iki dört elde var ayten
bundan böyle dünyada
aşkın adı ayten olsun
devamını gör...

konuşacak birini bulmak kolay da,
susacak birini bulmak zor.
susacak ne çok şey var oysa, susmak;
iliklerime kadar doluyum anlamında.
devamını gör...

özledim sesini ne olur konuş
bir gül açtır zamanların ötesinden
karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel
gök mavisinden, deniz mavisinden
bana bir şarkı söyle
içimde bir şey kımıldıyor
gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum
bir baksana ne haldeyim deli divane
yaralıyım, çaresizim umutsuzum
bana bir şarkı söyle
yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt
dökül karanlığıma ışıklar gibi
al beni, en uzaklara götür
sesin aksın içimde bir pınar gibi
bana bir şarkı söyle
bütün renkleri kat birbirine
buram buram bir turuncu getir geçen yazdan
bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi
hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan
bana bir şarkı söyle
bazan kar nasıl hazin yağar bilirsin
kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı
işte öyleyim, kapkarayım bugün gel
en hüzünlü sesinle, en dokunaklı
bana bir şarkı söyle

devamını gör...

sarmış kollarını boynuna ölüm
ne yapsan boş, kurtulamazsın artık
de ki:-- hep yalanmış, bitiyor öyküm--
bak! can kuşun havalarda çığlık çığlık...
devamını gör...

milyon kere ayten
ben bir ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi
ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
biraz ayten sürüyorum güzelleşiyor
şarkılar söylüyorum
şiirler yazıyorum ayten üstüne
saatim her zaman ayten'e beş var
ya da ayten'i beş geçiyor
ne yana baksam gördüğüm o
gözümü yumsam aklımdan ayten geçiyor

bana sorarsanız mevsimlerden aytendeyiz
günlerden aytenertesidir
odur gün gün beni yaşatan
onun kokusu sarmıştır sokakları
onun gözleridir şafakta gördüğüm
akşam kızıllığında onun dudakları

başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
bir kadeh de sizinle içeriz ayten'li
iki laf ederiz
onu siz de seversiniz benim gibi
ama yağma yok ayten'i size bırakmam
alın tek kat elbisemi size vereyim
cebimde bir on liram var
onu da alın gerekirse
ben ayten'i düşünürüm, üşümem
üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
parasızlık da bir şey mi
ölüm bile kötü değil
aytensizlik kadar

ona uğramayan gemiler batsın
ondan geçmeyen trenler devrilsin
onu sevmeyen yürek taş kesilsin
kapansın onu görmeyen gözler
onu övmeyen diller kurusun
iki kere iki dört elde var ayten
bundan böyle dünyada
aşkın adı ayten olsun
devamını gör...

ben bir ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi
ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
biraz ayten sürüyorum güzelleşiyor
şarkılar söylüyorum
şiirler yazıyorum ayten üstüne
saatim her zaman ayten'e beş var
ya da ayten'i beş geçiyor
ne yana baksam gördüğüm o
gözümü yumsam aklımdan ayten geçiyor

bana sorarsanız mevsimlerden aytendeyiz
günlerden aytenertesidir
odur gün gün beni yaşatan
onun kokusu sarmıştır sokakları
onun gözleridir şafakta gördüğüm
akşam kızıllığında onun dudakları

başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
bir kadeh de sizinle içeriz ayten'li
iki laf ederiz
onu siz de seversiniz benim gibi
ama yağma yok ayten'i size bırakmam
alın tek kat elbisemi size vereyim
cebimde bir on liram var
onu da alın gerekirse
ben ayten'i düşünürüm, üşümem
üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
parasızlık da bir şey mi
ölüm bile kötü değil
aytensizlik kadar

ona uğramayan gemiler batsın
ondan geçmeyen trenler devrilsin
onu sevmeyen yürek taş kesilsin
kapansın onu görmeyen gözler
onu övmeyen diller kurusun
iki kere iki dört elde var ayten
bundan böyle dünyada
aşkın adı ayten olsun
devamını gör...
en ağır işçi benim, gün yirmi dört saat seni düşünüyorum.
devamını gör...

perdeleri kapat, sevgime tanık istemem
ışığı söndür, gel otur yanıma konuş.
er geç anlaşacağız, başka çaremiz yok
sonra sevişeceğiz, bu düzen böyle kurulmuş.

istersen yine hep hayır de, olmaz de, ne çıkar?
her şey olacağına varıyor çaresiz.
yaşamak zorundayız sen de biliyorsun.
öyleyse gel otur yanıma, sevişmeliyiz..

durmadan sevişmeliyiz aslında gece gündüz.
daima istekli, aç, doymak bilmez, vahşi, çılgın
sabaha karşı koşu atları gibi yorgun argın.

yine de usanmış değil, pişman değil, bıkkın değil
belki biraz sarhoş, biraz durgun, biraz uykulu
ama her zaman ateşli, sabırsız, her zaman dolu.
devamını gör...

senden başka kimse bilmesin istiyorum;
gözlerimin nasıl aşka çağırdını,
bakışlarımın nasıl gel diye haykırdığını,
gözlerimden, belli oluyor seni sevdiğim ...

ellerimin aradığı ellerindir geceler boyu.
mümkün değil, bu sevgiyi bıçaklıyamam ki!
ne yapsam, dolmuşum artık, saklıyamam ki!
ellerimden belli oluyor seni sevdiğim ...

nasıl bekliyorum özlemle, görüyor musun?
el ayak çekilsin, sonsuz bir gece! gel,
tarama saçlarını, öylece gel.
duduklarımdan belli oluyor seni sevdiğim ...

başka yangınlara benzemez bu yangın, sönmez, bir şey var her yerimi tutuşturan, yakan,
bu sensizlikte sebil çeşmeler misali akan gözyaşlarımdan belli oluyor seni sevdiğim ...

sevgilerin en ölmezini sana sakladım, gel!
şimdi denizler en mavi, ormanlar en yeşil.
seninle olayım da dünya umurumda değil!
dinle; kalbimin vuruşundan belli oluyor seni sevdiğim...
devamını gör...

bu şehrin mezarlarında selviler ağlar
bir hışırtı içinde uyur zaman
yeşil bir sessizlik sarar toprağı
sonra bir ney sesi gelir uzaktan
el ayak kesilir
bu şehrin mezarlarında her gece
ayrılık şarkıları söylenir

bu şehrin mezarlarında bir ay doğar
ışır sana uzanmış elleri ölülerin
ölüler çaresiz
ölüler dilsiz
ölüler senin yokluğunla kederli
onlar ölmüş sen kalmışsın
besbelli

bu şehrin mezarları
bu şehrin mezarları dört duvar
sokulmuş ölüler birbirine
seni anlatırlar
devamını gör...
adını ilk defa duyduğum için bırakamam.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"ümit yaşar oğuzcan'dan bir şiir bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim