61.
yuzum kirismaya basladiginda kirisikliklari bicakla kesip atmayi dusunuyorum boylece cildimin altindaki kirisik olmayan deri tabakasi yuzumu genc gosterebilir.
devamını gör...
62.
yaklaşan doğum günlerim, onun dışında tepkilerim belki daha çok tepkisizliğim. bir noktadan sonra alışkanlıktan yahut olgunluktan dolayı üstüne inen o huzursuz edici sakinlik.
devamını gör...
63.
yolların sizi yormaya başladığı zamanlar, gerçi ben çocukkende yoruluyordum, hiç hareketli bir çocuk olmadım. genetik olarak tembelim galiba. bebekken bile çok az ağlarmışım, hep uyurmuşum. komşular bebek olduğunu öğrenince şaşırmışlar. o zamandan beri yatıyorum işte.
devamını gör...
64.
yediğine,içtiğine dikkat ettiğin,spor yaptığın halde eskisi kadar fazla ve hızlı kilo verememek.
devamını gör...
65.
ben de "yaşlanıyorum" demek istiyorum. normal insanlar gibi normal şeyler yaşayayım istiyorum. hayattaki tüm detaylara takılı kalmayayım, onca şeye koştururken bir de kendimin histerik ataklarına, ergen bunalımlarına kurban olmayayım istiyorum.
aynaya ve eski fotoğraflara baktığımda bile üzülmüyorum. tamam bu bi miktar hoşuma gidiyor* ama ne kilo alıyorum ne kırışıyorum.
neyse ki beyazlarım hep benle de bu sayede renklere ket vurmuyorum.
aradan geçen yıllar değil de içimin durgunluğu çok genç yaşlarımda gözbebeklerimden tüm varlığıma ruhumu matlaştırdı.
onca şey oldu, yine büyümedim, bi büyüyemedim.
aynaya ve eski fotoğraflara baktığımda bile üzülmüyorum. tamam bu bi miktar hoşuma gidiyor* ama ne kilo alıyorum ne kırışıyorum.
neyse ki beyazlarım hep benle de bu sayede renklere ket vurmuyorum.
aradan geçen yıllar değil de içimin durgunluğu çok genç yaşlarımda gözbebeklerimden tüm varlığıma ruhumu matlaştırdı.
onca şey oldu, yine büyümedim, bi büyüyemedim.
devamını gör...
66.
(bkz: mide yanması)
devamını gör...
67.
yaşıtlarım evlenmiş aday sayısı azalmış kime bakalım kimi süzelim kime yürüyelim öyle bir boşluğa baktığım an.
devamını gör...
68.
biraz sarsıcı şaşırtıcı oluyor evet ama endişelenmeyin, alışıyor kabulleniyorsunuz. yani isterseniz de kabullenmeyin efem. bunu da dünya takmıyor endişelenmiyor zaten..
(ben mi ilk ne zaman yaşadım bunu..
e siz kaşındınız, dinleyin o zaman.. :
iş nedenli seyahatlerden biri nedeniyle, o sıralar yeşilköy havaalanında, sanırım kafelerden birinde -aslında pekte sevmediğim- uçak beklentisi stresiyle, bir yandan kahve içip elimdeki kitaba yoğunlaşmaya çalışıyor, aradada gözlerimi dinlendirmek için ortalığa boş boş bakarken farkettimki, oldukça alımlı, bakımlı güzel genç bir kadın da, gözlerini ayırmadan bekleme salonu kanepelerinden yakınımda olan birinden, bana bakmakta. bu taraklarda gerçekten bezi olmayan biri olarak, tabii başlangıçta önemsemedim. yanımda yöremde arkamda birisi ile ilgilendiğini düşündüm. ancak gözucuyla kolaçan ettiğim çevremde kimsenin olmayışı ve her kafamı kaldırışımda farkettiğim bu sanki büyülenmiş şaşkınlıktaki ısrarcı bakışlar, hatta gülümseyen yüz nedeniyle, her ne kadar 'vay canısına sandığımdan fazla giderimiz var galiba ha, cesarete bak' diye, belli belirsiz bir gurur yaşadıysam da (şaka), kalkıp uzaklaşmanın en iyi yol olacağını düşünerek ayaklandım. ilginçtir genç kadın da adeta yerinden fırlayarak kapıda yakaladı beni.. başdöndüren cazibemin keyfini daha yaşayamadan da " beyfendi afedersiniz, size bir şey sorabilir miyim" dedi. şaşkınlığımı gizleyebilmekteki oscarlık performansımın da sevinciyle "anlayamadım, buyrun" diyebilmiştim ki, devam etti.. "utku adlı bir oğlunuz, yahut yakınınız var mı efendim. ortaokul aşkım benim, ona o kadar benziyorsunuz ki.. ilk aşklar unutulamıyor.."
eee.. ne eee'si.. "yok kızım, ama umarım yine karşılaşabilirsiniz, dünya küçüktür derler." diyerek uzaklaştım tabii.. :))
benim yaşlanmaya ve bunun farkına varmaya hakkım yok mu..?
(ben mi ilk ne zaman yaşadım bunu..
e siz kaşındınız, dinleyin o zaman.. :
iş nedenli seyahatlerden biri nedeniyle, o sıralar yeşilköy havaalanında, sanırım kafelerden birinde -aslında pekte sevmediğim- uçak beklentisi stresiyle, bir yandan kahve içip elimdeki kitaba yoğunlaşmaya çalışıyor, aradada gözlerimi dinlendirmek için ortalığa boş boş bakarken farkettimki, oldukça alımlı, bakımlı güzel genç bir kadın da, gözlerini ayırmadan bekleme salonu kanepelerinden yakınımda olan birinden, bana bakmakta. bu taraklarda gerçekten bezi olmayan biri olarak, tabii başlangıçta önemsemedim. yanımda yöremde arkamda birisi ile ilgilendiğini düşündüm. ancak gözucuyla kolaçan ettiğim çevremde kimsenin olmayışı ve her kafamı kaldırışımda farkettiğim bu sanki büyülenmiş şaşkınlıktaki ısrarcı bakışlar, hatta gülümseyen yüz nedeniyle, her ne kadar 'vay canısına sandığımdan fazla giderimiz var galiba ha, cesarete bak' diye, belli belirsiz bir gurur yaşadıysam da (şaka), kalkıp uzaklaşmanın en iyi yol olacağını düşünerek ayaklandım. ilginçtir genç kadın da adeta yerinden fırlayarak kapıda yakaladı beni.. başdöndüren cazibemin keyfini daha yaşayamadan da " beyfendi afedersiniz, size bir şey sorabilir miyim" dedi. şaşkınlığımı gizleyebilmekteki oscarlık performansımın da sevinciyle "anlayamadım, buyrun" diyebilmiştim ki, devam etti.. "utku adlı bir oğlunuz, yahut yakınınız var mı efendim. ortaokul aşkım benim, ona o kadar benziyorsunuz ki.. ilk aşklar unutulamıyor.."
eee.. ne eee'si.. "yok kızım, ama umarım yine karşılaşabilirsiniz, dünya küçüktür derler." diyerek uzaklaştım tabii.. :))
benim yaşlanmaya ve bunun farkına varmaya hakkım yok mu..?
devamını gör...
69.
geçen akşam bu an geldi.
sonra bir 15-20 dakika nefeslendim, geçti.
sonra bir 15-20 dakika nefeslendim, geçti.
devamını gör...
70.
saçımda beyaz saç teli gördüğüm an
devamını gör...
71.
(bkz: yakın gözlüklerim neredeeee)
devamını gör...
72.
çenemdeki beyaz sakallarda bir miktar artış olunca fiziksel yaşlılık belirtileri gözüme daha çok batmaya başladı diyebilirim.
o kadar göze batacak ölçüde değil ama insanın hoşuna gitmiyor yine de.
o kadar göze batacak ölçüde değil ama insanın hoşuna gitmiyor yine de.
devamını gör...