gece yatmadan önce yapılan son şey
sabah uyanır mıyım diye son bir kez güzel olan her şeyi düşünmemdir. ciddiyim. uyku çok garip bir şeydir çünkü.
devamını gör...
faktoring
mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak alacakları temlik yolu ile faktoring firmalarının, satıcı firmaya garanti,tahsilat/alacak yönetimi ve finansman (ön ödeme) hizmetlerinin sunduğu finansal bir üründür.
ingiltere'de 1823 de kullanılmaya başlanılan bu finansal enstrüman bizim ülkemize gelmesi uzun yıllar almıştır.
halk arasında çek kırma (tefeci) olarak bilinen bu finansman şekli türkiye'de ilk olarak 1988 tarihinde uygulanmıştır. yurt içi ve yurt dışı faktoring şeklinde ayrılır.
faktoringler ağırlıklı olarak şuan bankalarında kullandırdigi iskonto kredisi kullandirirken, fatura temligide yapmaktadır. aynı bankalar gibi bddk (bankacılık düzenleme ve denetleme kurulu ) tarafından denetlenmektedir.
ingiltere'de 1823 de kullanılmaya başlanılan bu finansal enstrüman bizim ülkemize gelmesi uzun yıllar almıştır.
halk arasında çek kırma (tefeci) olarak bilinen bu finansman şekli türkiye'de ilk olarak 1988 tarihinde uygulanmıştır. yurt içi ve yurt dışı faktoring şeklinde ayrılır.
faktoringler ağırlıklı olarak şuan bankalarında kullandırdigi iskonto kredisi kullandirirken, fatura temligide yapmaktadır. aynı bankalar gibi bddk (bankacılık düzenleme ve denetleme kurulu ) tarafından denetlenmektedir.
devamını gör...
aldığım cezalar
profilinizde bulunan bana özel butonundan ulaşabileceğiniz gbt sorgusu.
şu ana kadar en ufak bir vukuata karışmayıp ceza almayan yazarlardan birisi oldum.
o değil de ben eskiden çok çingeneydim lan, herkese bulaşır mutlaka başımı belaya sokardım.
bu sözlük beni ehlileştirdi, duruldum.
yakında yüce dağ başında yaşayan bilge keşişler gibi olacağım, süreç devam ediyor.
şu ana kadar en ufak bir vukuata karışmayıp ceza almayan yazarlardan birisi oldum.
o değil de ben eskiden çok çingeneydim lan, herkese bulaşır mutlaka başımı belaya sokardım.
bu sözlük beni ehlileştirdi, duruldum.
yakında yüce dağ başında yaşayan bilge keşişler gibi olacağım, süreç devam ediyor.
devamını gör...
seni seviyorum
öyle her zaman herkese denmez bu güzel, içinde nice güzellikler taşıyan söz.
öyle bir diyeceksin ki tak kalbinde hissedecek. daima deyip bayatlatmaya gerek yok ki.
seni deli gibi sevmiyorum gayet yüreği başında seviyorum (aklı başında demedim, aklı yok kalp işgal etmiş onu)
öyle bir diyeceksin ki tak kalbinde hissedecek. daima deyip bayatlatmaya gerek yok ki.
seni deli gibi sevmiyorum gayet yüreği başında seviyorum (aklı başında demedim, aklı yok kalp işgal etmiş onu)
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bazen kapağında 5. sınıf fotom ve altında bu günlüğü izinsiz okumayın yazılı günlüğümu üzerinden 10 sene geçmesine rağmen açar okur, şimdiki halimden de notlar alarak o küçük halime duygulanıp aglarim. sanki beraber oturmusuz ben okuyorum o küçük kiz beni dinliyor. hemen yanı basimda beni izliyor. her sayfada o küçük beni tekrar tekrar severim. yazdığım bazı cümlelerde gerçekten kocaman olmama rağmen hala çocuk gibi ağlarım. muhtemelen bir 10 sene sonra da o küçük benle birlikte oturup o günlüğü gözlerim dolu dolu okuyacagim. değişik bir terapi.
devamını gör...
atatürk'ü sevmemeyi marifet sanmak
böyle çok insan var. ne kadar insan denebilirse. yaşayan liderlerine taparlar. ölmüş liderlerine laf atarlar. durduramazsın. marifet gibi anlatırlar. o rakı içiyordu onu sevmiyorum dinsizdi, mülhiddi derler. akşamına efes'i boylarlar. her türlü kötü davranışı yapar ama söz konusu atası oldu mu, kendisinin de o eleştirdiği davranışı yaptığını unutur, allahsızca saldırırlar. birini sevmeyebilirsiniz. ama hiç tanımadığınız birinden durduk yere nefret ediyorsanız ve o sizin hayatınızı kurtardıysa, şöyle bir klavyeyi itip, içi boş başınızı ellerinizin arasına alıp bir sorgulamalısınız...
devamını gör...
sahaf
ucuza kitap bulmak sanılanın aksine zor değildir, hele ki bu sahafların internet sitelerinden alışveriş yapıyorsanız. bunun haricinde tek tük koleksiyonluk kitaplar bulmak için de birebir bu sahaflar.
misal imzalı bir zaman çarkı kitabını benim gibi şanslıysanız 40-50 liraya bulabilirsiniz. *
pek tabii özellikle koleksiyon yapma gibi bir planınız varsa hali hazırda pahalı ve bulunması zor kitapların yerine şu aralar çıkmış ve ileride değerlenecek kitapları almak daha mantıklı. sabırlı olmak lazım ama. öyle ha deyince elinizdeki kitap değerlenmiyor.
son olarak bilmeyenler için, nadir kitap com iyi bir alternatif e sahaf.
misal imzalı bir zaman çarkı kitabını benim gibi şanslıysanız 40-50 liraya bulabilirsiniz. *
pek tabii özellikle koleksiyon yapma gibi bir planınız varsa hali hazırda pahalı ve bulunması zor kitapların yerine şu aralar çıkmış ve ileride değerlenecek kitapları almak daha mantıklı. sabırlı olmak lazım ama. öyle ha deyince elinizdeki kitap değerlenmiyor.
son olarak bilmeyenler için, nadir kitap com iyi bir alternatif e sahaf.
devamını gör...
bir kadının en çok hoşuna giden jest
bana olan ilgisini çekinmeden çok belli edecek bir şeyler yapması. ve bu ilginin sadece bana özel olduğunu hissettirmesi.
devamını gör...
dolya vorovskaya
"hırsızların payı" anlamına gelen bir şarkıdır. sscb'nin bütün mahzen ve bodrumlarında okunduğu söyleniyor.
şarkının çıkış yeri kafkasya, fakat kim tarafından yazıldığı uzun süre merak konusu olmuş. şarkı çok sevildiğinden sanırım sahiplenen çok kişi olmuş. herkes "ben yazdım,ben yazdım" diye girmiş işin içine. o kadar ben yazdımcıları görünce insan " hayır uleeeen ben yazdım" dememek için zor tutuyor kendini.*
bazı ermeni kaynakları, şarkının yazarı olarak bakü doğumlu ermeni bir şarkıcı olan boca'yı gösteriyor. bunun sebebi de, boca 1970'lerde bir partide bu şarkıyı söylemiş, konuklardan biri sesini gizlice kaydetmiş. daha sonra şarkı özbekistan'da yayılmış. gittiği her yerde istek parça olarak bu şarkı istenmeye başlamış. tabi çakal boca bu fırsatı kaçırır mı, 1988' de çıkardığı albümüne "dolya voravskaya" ismini vermiş hemen.*
ama maalesef şarkının telif hakkı ermenilere değil gürcülere ait. bunun sebebi de, dolya vorovskaya ilk olarak 1959'da yayınlanan "sluchay na plotine" filminde görünmüş. şarkının bestecisi bidzina kvernadze, sözleri ise petr gruzinsky'ye ait. tabi hak iddia etme olayı burada kapanmamış. aydın valiyev şarkının yazarının "atarik" adında bir türkmen olduğunu iddia etmiş. yani anlayacağınız şarkının kime ait olduğu hakkında bir netlik yok. biz kimin olduğuna takılmadan dinleyelim artık.* günümüzde paylaşılan dolya'lar, orijinalinden farklı. yeni sözler ve ritimler eklenmiş. her söyleyen kendinden parçalar koymuş anlayacağınız.
eyyub yaqubov tarafından seslendirileni ekliyorum buraya en çok o sevilmiş.
dolya
bakiliyam siz mene el vurmayın
nesheliyem kayfimi sındırmayın
cekmirem siqar siqareti tenbeki
ay mamacan erkek cekirem tolko baki kazbeki
cekmirem siqar siqareti tenbeki
ade erkek cekirem tolko baki kazbeki
yaranmısham heyata bexti qara
yarandıgım günden qaldim avara
allah rehmet elesin bextiyara
ala vot kakaya dolya voravskaya
vurulmusham erkek sene divaneyem
eshkimizde xanesi bir anemyem
hesretem o sirin-sirin dillere
ade nece ki bulbul hesret olar güllere
bülbül geler daga cemenden otru
veten oglu oldu vetenden otru
burdakilar yıgıshıb senden otru
ay mamacan erkek cekirem tolko baki kazbeki
ceyran gelib bura bizden otru
ay mamacan erkek cekirem tolko baki kazbeki
arzuladi anam görsün bey meni
saldı zindana taley meni
şükür olsun cıxmısaham azadalıga
azadlıgım donmesın bedbaxtlıga
bu çocuğu da eklemezsem ayıp ederim:
dolya 2
"istemirem ayık bakam dünyaya, isteyirem uçam gidem men aya"
sözünü değiştirip ritmi aynı şekilde seslendirenler de var. biraz meyxana tarzı gibi.
şamil
son olarak inşaat işçisi abimizin muhteşem yorumu:
muhteşem
edit: abi kusura bakma vallahi, ben de aynı durumdaydım. şöyle baygınlık geçirene kadar dinle bir yerden sonra bıkarsın artık başka yapacak bir şey yok.*
şarkının çıkış yeri kafkasya, fakat kim tarafından yazıldığı uzun süre merak konusu olmuş. şarkı çok sevildiğinden sanırım sahiplenen çok kişi olmuş. herkes "ben yazdım,ben yazdım" diye girmiş işin içine. o kadar ben yazdımcıları görünce insan " hayır uleeeen ben yazdım" dememek için zor tutuyor kendini.*
bazı ermeni kaynakları, şarkının yazarı olarak bakü doğumlu ermeni bir şarkıcı olan boca'yı gösteriyor. bunun sebebi de, boca 1970'lerde bir partide bu şarkıyı söylemiş, konuklardan biri sesini gizlice kaydetmiş. daha sonra şarkı özbekistan'da yayılmış. gittiği her yerde istek parça olarak bu şarkı istenmeye başlamış. tabi çakal boca bu fırsatı kaçırır mı, 1988' de çıkardığı albümüne "dolya voravskaya" ismini vermiş hemen.*
ama maalesef şarkının telif hakkı ermenilere değil gürcülere ait. bunun sebebi de, dolya vorovskaya ilk olarak 1959'da yayınlanan "sluchay na plotine" filminde görünmüş. şarkının bestecisi bidzina kvernadze, sözleri ise petr gruzinsky'ye ait. tabi hak iddia etme olayı burada kapanmamış. aydın valiyev şarkının yazarının "atarik" adında bir türkmen olduğunu iddia etmiş. yani anlayacağınız şarkının kime ait olduğu hakkında bir netlik yok. biz kimin olduğuna takılmadan dinleyelim artık.* günümüzde paylaşılan dolya'lar, orijinalinden farklı. yeni sözler ve ritimler eklenmiş. her söyleyen kendinden parçalar koymuş anlayacağınız.
eyyub yaqubov tarafından seslendirileni ekliyorum buraya en çok o sevilmiş.
dolya
bakiliyam siz mene el vurmayın
nesheliyem kayfimi sındırmayın
cekmirem siqar siqareti tenbeki
ay mamacan erkek cekirem tolko baki kazbeki
cekmirem siqar siqareti tenbeki
ade erkek cekirem tolko baki kazbeki
yaranmısham heyata bexti qara
yarandıgım günden qaldim avara
allah rehmet elesin bextiyara
ala vot kakaya dolya voravskaya
vurulmusham erkek sene divaneyem
eshkimizde xanesi bir anemyem
hesretem o sirin-sirin dillere
ade nece ki bulbul hesret olar güllere
bülbül geler daga cemenden otru
veten oglu oldu vetenden otru
burdakilar yıgıshıb senden otru
ay mamacan erkek cekirem tolko baki kazbeki
ceyran gelib bura bizden otru
ay mamacan erkek cekirem tolko baki kazbeki
arzuladi anam görsün bey meni
saldı zindana taley meni
şükür olsun cıxmısaham azadalıga
azadlıgım donmesın bedbaxtlıga
bu çocuğu da eklemezsem ayıp ederim:
dolya 2
"istemirem ayık bakam dünyaya, isteyirem uçam gidem men aya"
sözünü değiştirip ritmi aynı şekilde seslendirenler de var. biraz meyxana tarzı gibi.
şamil
son olarak inşaat işçisi abimizin muhteşem yorumu:
muhteşem
edit: abi kusura bakma vallahi, ben de aynı durumdaydım. şöyle baygınlık geçirene kadar dinle bir yerden sonra bıkarsın artık başka yapacak bir şey yok.*
devamını gör...
ezel
alexandre dumas'nın monte kristo kontu kitabından uyarlandığını düşündüğüm, türk dizi tarihinin belki de en iyi dizileri arasında girmiş olan, ay yapım'ın yapımcılığını üstlendiği, uluç bayraktar'ın yönettiği mükemmel dizi. 2009 eylül ayında sanırım ilk kez yayınlanmıştı. o dönemde beni her hafta ekran başına kitlemişti. öyle ki (sanırım pazartesi günleri yayınlanıyordu) yayınlandığı günlerde eve misafir falan çağırılmaz, arkadaşlar dışarı çağırırsa gidilmez pür dikkat izlenirdi. sonrasında 2 kez daha baştan sona bitirdim. intikam üzerine yapılan filmleri, dizileri, kitapları çok severim. örneğin kill bill mükemmel bir intikam filmiydi, keza old boy (ihtiyar delikanlı) da yine en beğendiğim intikam hikayelerinden biri. tıpkı onlar gibi ezel'de de o intikam duygusu ve düşüncesi gerçekten çok çok iyi işlenmiş.
dizinin iki ayrı dönemi konu etmesi ve anlatması da gerçekten takdire şayan. hem şimdiki zaman ezel (ömer) eyşan, cengiz ve ali'nin ve aynı zamanda dayıo'nın ve kenan birkan'ın şimdiki hallerinin olduğu zaman yani, hem de dayı ve kenan birkan'ın istanbul'a yeni geldikleri kabadayılığa adım attıkları zaman mükemmel işlenmiş. ikinci bahsettiğim bölümde görüntü yönetmenini kutlamak lazım ki o dönemi her şeyiyle çok iyi anlatmış bize.
dizide dayı'lı sahneler hem eski dönem hem de şimdiki zaman gerçekten aforizmalarla dolu. dizi yayınlandığı 2009'dan bu yana hala ramiz dayı'nın o aforizmaları dillere pelesenk olmuş durumda.
bir paragraf da eyşan'a açmak lazım. cansu dere'nin canlandırdığı eyşan karakteri özellikle bizim dönem için bir fenomen oldu. tabi ki bunda cansu dere'nin mükemmel oyunculuğunun çok ön planda olması en önemli etken. ancak o eyşan yok mu o eyşan. bizim nesili bitirdi. kadınlardan nefret etmemize yol açtı. (ironi tabi ki) güven problemi yaşamamıza yol açtı.
velhasılı kelam ezel türk dizi tarihindeki yerini almış durumda. hala izlememiş genç arkadaşlarım varsa mutlaka izlesinler.
dizinin iki ayrı dönemi konu etmesi ve anlatması da gerçekten takdire şayan. hem şimdiki zaman ezel (ömer) eyşan, cengiz ve ali'nin ve aynı zamanda dayıo'nın ve kenan birkan'ın şimdiki hallerinin olduğu zaman yani, hem de dayı ve kenan birkan'ın istanbul'a yeni geldikleri kabadayılığa adım attıkları zaman mükemmel işlenmiş. ikinci bahsettiğim bölümde görüntü yönetmenini kutlamak lazım ki o dönemi her şeyiyle çok iyi anlatmış bize.
dizide dayı'lı sahneler hem eski dönem hem de şimdiki zaman gerçekten aforizmalarla dolu. dizi yayınlandığı 2009'dan bu yana hala ramiz dayı'nın o aforizmaları dillere pelesenk olmuş durumda.
bir paragraf da eyşan'a açmak lazım. cansu dere'nin canlandırdığı eyşan karakteri özellikle bizim dönem için bir fenomen oldu. tabi ki bunda cansu dere'nin mükemmel oyunculuğunun çok ön planda olması en önemli etken. ancak o eyşan yok mu o eyşan. bizim nesili bitirdi. kadınlardan nefret etmemize yol açtı. (ironi tabi ki) güven problemi yaşamamıza yol açtı.
velhasılı kelam ezel türk dizi tarihindeki yerini almış durumda. hala izlememiş genç arkadaşlarım varsa mutlaka izlesinler.
devamını gör...
ünlü sözleri pudra şekeri ile uyarla
kuş ölür, sen pudra şekerini hatırla
devamını gör...
zaman makinesi bulununca ilk yapılacaklar
ı kadar çok şey var ki yapmak isteyeceğim, ama bazılarını yazayım :
1) ailemi altın ve dolar yatırımı konusunda zorlardım
2) 9. sınıfta yaptığım tembelliği yapmaz ve çok çalışırdım.
3) spora başlar ve hedefime ulaşana kadar bırakmazdım.
4) abur cubur gıdalardan daha uzak dururdum.
şimdilik bunlar geliyor aklıma.
ama ne garip değil mi? bunların bir çoğunu yapmak için hala fırsatım var.
geçmişimi bilip geleceğime yön vereceğim.
tanım : zaman makinesi bulununca yapacağımız şeyleri paylaştığımız başlık.
1) ailemi altın ve dolar yatırımı konusunda zorlardım
2) 9. sınıfta yaptığım tembelliği yapmaz ve çok çalışırdım.
3) spora başlar ve hedefime ulaşana kadar bırakmazdım.
4) abur cubur gıdalardan daha uzak dururdum.
şimdilik bunlar geliyor aklıma.
ama ne garip değil mi? bunların bir çoğunu yapmak için hala fırsatım var.
geçmişimi bilip geleceğime yön vereceğim.
tanım : zaman makinesi bulununca yapacağımız şeyleri paylaştığımız başlık.
devamını gör...
ilginç bilgiler
saatin icadından önce, belirli bir süre boyunca yanmaya ayarlanan mum saatleri vardı. insanlar, hatırlatıcı veya alarm kurmak istediklerinde, istedikleri zamana denk gelecek şekilde muma bir çivi tutturuyorlardı ve mum o seviyeye kadar eridiğinde, bunlar metal mumluğun üzerine düşüp ses çıkararak uyarıda bulunuyordu.
devamını gör...
death note
izleyicisinin günlük elma tüketiminin arttığı gözlenen japon animesi.
devamını gör...
rüya (ivan turgenyev)
bir ivan turgenyev kitabıdır.
can yayınlarının kısa klasikler dizisinin kırk birinci kitabı olan eser rus ve dünya edebiyatının büyük isimlerinden biri olan ivan turgenyev’in benzer bir izlek çevresinde yazılmış olan iki öyküsünden oluşur.
bu güzel öykülerden ilkinin ismi şçigrovsklu hamlet. kendisine büyük bir hayranlık beslemesem de itiraf etmeliyim ki william shakespeare dünya edebiyatının kökünden sarsmış bir yazardır ve her insan kendini özdeşleştirebileceği bir shakespeare karakteri mutlaka bulabilir. bu öykü de kendini shakespeare’in en bilinen karakterlerinden biri olan hamlet ile yakın tutan bir tutunamayanın öyküsü. öyküde fakirlik, kaybetmişlik, karanlık bir otel odası ve varoluşsal sorgulamalarla boğulan bir karakter var, yani rus edebiyatı.
kitaba ismini veren rüya isimli öykü ise size vaat ettiği gibi bir rüyayı içeriyor. ancak bu rüya da biraz william shakespearevari olaylara neden olan bir rüya. bir anne ve oğlunun hüzne düştükten sonra iyileşmek için çabalarken daha büyük bir hüzne düşmelerinin hikayesi.
bu kitap rus edebiyatının bütün özelliklerini taşıyan ve bir oturuşta rahatlıkla okunabilecek bir kitap.
can yayınlarının kısa klasikler dizisinin kırk birinci kitabı olan eser rus ve dünya edebiyatının büyük isimlerinden biri olan ivan turgenyev’in benzer bir izlek çevresinde yazılmış olan iki öyküsünden oluşur.
bu güzel öykülerden ilkinin ismi şçigrovsklu hamlet. kendisine büyük bir hayranlık beslemesem de itiraf etmeliyim ki william shakespeare dünya edebiyatının kökünden sarsmış bir yazardır ve her insan kendini özdeşleştirebileceği bir shakespeare karakteri mutlaka bulabilir. bu öykü de kendini shakespeare’in en bilinen karakterlerinden biri olan hamlet ile yakın tutan bir tutunamayanın öyküsü. öyküde fakirlik, kaybetmişlik, karanlık bir otel odası ve varoluşsal sorgulamalarla boğulan bir karakter var, yani rus edebiyatı.
kitaba ismini veren rüya isimli öykü ise size vaat ettiği gibi bir rüyayı içeriyor. ancak bu rüya da biraz william shakespearevari olaylara neden olan bir rüya. bir anne ve oğlunun hüzne düştükten sonra iyileşmek için çabalarken daha büyük bir hüzne düşmelerinin hikayesi.
bu kitap rus edebiyatının bütün özelliklerini taşıyan ve bir oturuşta rahatlıkla okunabilecek bir kitap.
devamını gör...
kadın siyasetçilerin siyasette uzun süre barındırılmaması
benimde dikkatimi çekmiştir, orada kadın karakter olarak bulunmadıklarını düşünüyorum bende, hiç kadın gibi görünmüyorlar zaten, o yüzden olabilir,
canan kaftancıoğlu na bir soru sormuşlardı, geçmiş kadın siyasetçilerden farklı ve spor bir giyim tarzımı ne varmış, baktım hep erkek gömleği üzerine standart yine erkeklerin daha çok giydiği, v yaka düz renk kazakların bir bordosunu giymiş bir lacivertini, altında da bol paça ayak bileklerinde biriken 80 lerden kalma jean pantolon, saçı makyajı yok, erkek gibi bile değil, çünkü yetişkin bir erkek daha özenli olur, erkek çocuk gibi, bumudur spor tarz, bakınca nefes alamıyorum, takı yok, toka yok, neresi kadın siyasetçi bu kişinin,
meral akşenerde öyle, boğazına kadar kapatılmış gömlek, yine tek renk ceket, kullandıkları kumaşlar bile sert belli, karton gibi,
sanki kadın olduklarını saklamak için, unisex ne varsa bulup giymişler, birde bunların bir sürü danışmanları var, beslenmesini, kıyafetini, iş olarak yapan, hiçmi kendinize ait giydiğiniz bir parça yok, sevdiğiniz bir renk yok, takı yok, birey olarak o görevdesiniz, adınız soyadınızla o koltuktasınız, kendiniz olarak oturuyorsunuz, görüntünüzde "karakter" yok daha, icraat olarak herkesten, daha öncekilerden farklı bir şey yapacağınıza nasıl ikna olsun insanlar, bakınız dünya siyasetine, hem güzeller hem akıllı, güzelden kastım seksi değil, söyledikleriyle, karakteriyle uyumlu bir ruh görmek istiyor insan, evet tam olarak doğru kelime bu, ruh yok bu kadınlarda, tansu çiller de öyleydi, hep koca koca ceketler, öyle asker gibi giyinince, daha mı güçlü göründüklerini sanıyorlar bilmiyorumki, sanki bize güç lazım, sen güçlü olunca bize bir faydası olmuyor genelde, güce kuvvete baskıya doyduk çok şükür, bize icraat lazım, değişim lazım, o da bugüne kadar gördüğümüz, yazıcıdan çıkmış gibi tiplerle olmayacak onu anladık, biz anladık da, bunlar bu modaya uymak zorunda olmadıklarını anlamadılar, hala...
edit : kendisine ait bir giyimden bahsediyorum, kötü ve itici giyinerek güven sağlayamazlar, bakınız dolandırıcılarda hep takım elbise giyip kravat takarlar, ama kandırmak içindir...
kendisi olarak ortaya çıkıp, insanların oyunu desteğini istiyorsa bir siyasetçi, ne olduğunu, kim olduğunu da göstersin bize, hani derler ya "rengini belli et" diye, o takım elbisenin içindeki insanın huyu suyu karakteri nasıldır, kimdir, onu koysun ortaya, diğer 500 siyasetçiyle aynı kılıkta, aynı laflarla, aynı tarzda olunca, neden farklı olduğuna, dürüst olduğuna inanalım, kendisi gibi giyinsin demek, süslensin demek değildir, kendinizden pay biçin, düğünde cenazede de belli şeyler giyilir, her ortamın bir protokolü vardır, ama herkes "kendi"ne göre giyinir, kendine göre yorumlar, o odur, sen sensin çünkü...
edit 2 : birde konuşmaları da çok erkeksi ve kaba, vücut dilleri, el kol hareketleri, yürüyüşleri bile, sesini kalınlaştırın, görüntüyü kaldırın, bu kadındır demezsiniz, bunları ayrıcalık verilsin diye demiyorum, kadın olmalarının avantajlarını görmüyoruz, varsa da güzel ifade edemiyorlar, hangisi için bu kadın iyiki orada, empati yaptı, çözüm buldu, şu sorunu da halletti diyebildik, her kadın, konumuna göre, evi, işi, kişisel imajı, eşi, çocukları ile ilgili, kafasında koca bir lojistik balonuyla gezer, bunu hepimiz biliyoruz, ama bu kadınlar hala, aşevinden kaç kişiye yemek verildiğinden öteye gidemiyor, o da önemli tabi ama, sorunlar daha derin, bütün muhalefet partilerine tek çözüm öneriliyor, sayın meral akşener, ne evet ne hayır diyemeyen tek kadın sağolsun, canan kaftancıoğlu deseniz burnuyla konuşuyor, öyle bayık, öyle mat bir kadın, anlattığı şey ne kadar büyük olursa olsun, ikna etmiyor, bakınız rt ye, patates soğanı nasıl pazarlıyor... adam 1 liralık makarnadan alabileceği maksimum geri dönüşü almış, her konuşmasında muhalefeti "rahatsız" ediyor..
muhalefette eksik olan bir konuda iyi oldukları kesin, bunu tespit edip, geliştirmek bu kadarmı zor...
artık cahille cahil mi olmak lazım acaba, kitle belli çünkü...
canan kaftancıoğlu na bir soru sormuşlardı, geçmiş kadın siyasetçilerden farklı ve spor bir giyim tarzımı ne varmış, baktım hep erkek gömleği üzerine standart yine erkeklerin daha çok giydiği, v yaka düz renk kazakların bir bordosunu giymiş bir lacivertini, altında da bol paça ayak bileklerinde biriken 80 lerden kalma jean pantolon, saçı makyajı yok, erkek gibi bile değil, çünkü yetişkin bir erkek daha özenli olur, erkek çocuk gibi, bumudur spor tarz, bakınca nefes alamıyorum, takı yok, toka yok, neresi kadın siyasetçi bu kişinin,
meral akşenerde öyle, boğazına kadar kapatılmış gömlek, yine tek renk ceket, kullandıkları kumaşlar bile sert belli, karton gibi,
sanki kadın olduklarını saklamak için, unisex ne varsa bulup giymişler, birde bunların bir sürü danışmanları var, beslenmesini, kıyafetini, iş olarak yapan, hiçmi kendinize ait giydiğiniz bir parça yok, sevdiğiniz bir renk yok, takı yok, birey olarak o görevdesiniz, adınız soyadınızla o koltuktasınız, kendiniz olarak oturuyorsunuz, görüntünüzde "karakter" yok daha, icraat olarak herkesten, daha öncekilerden farklı bir şey yapacağınıza nasıl ikna olsun insanlar, bakınız dünya siyasetine, hem güzeller hem akıllı, güzelden kastım seksi değil, söyledikleriyle, karakteriyle uyumlu bir ruh görmek istiyor insan, evet tam olarak doğru kelime bu, ruh yok bu kadınlarda, tansu çiller de öyleydi, hep koca koca ceketler, öyle asker gibi giyinince, daha mı güçlü göründüklerini sanıyorlar bilmiyorumki, sanki bize güç lazım, sen güçlü olunca bize bir faydası olmuyor genelde, güce kuvvete baskıya doyduk çok şükür, bize icraat lazım, değişim lazım, o da bugüne kadar gördüğümüz, yazıcıdan çıkmış gibi tiplerle olmayacak onu anladık, biz anladık da, bunlar bu modaya uymak zorunda olmadıklarını anlamadılar, hala...
edit : kendisine ait bir giyimden bahsediyorum, kötü ve itici giyinerek güven sağlayamazlar, bakınız dolandırıcılarda hep takım elbise giyip kravat takarlar, ama kandırmak içindir...
kendisi olarak ortaya çıkıp, insanların oyunu desteğini istiyorsa bir siyasetçi, ne olduğunu, kim olduğunu da göstersin bize, hani derler ya "rengini belli et" diye, o takım elbisenin içindeki insanın huyu suyu karakteri nasıldır, kimdir, onu koysun ortaya, diğer 500 siyasetçiyle aynı kılıkta, aynı laflarla, aynı tarzda olunca, neden farklı olduğuna, dürüst olduğuna inanalım, kendisi gibi giyinsin demek, süslensin demek değildir, kendinizden pay biçin, düğünde cenazede de belli şeyler giyilir, her ortamın bir protokolü vardır, ama herkes "kendi"ne göre giyinir, kendine göre yorumlar, o odur, sen sensin çünkü...
edit 2 : birde konuşmaları da çok erkeksi ve kaba, vücut dilleri, el kol hareketleri, yürüyüşleri bile, sesini kalınlaştırın, görüntüyü kaldırın, bu kadındır demezsiniz, bunları ayrıcalık verilsin diye demiyorum, kadın olmalarının avantajlarını görmüyoruz, varsa da güzel ifade edemiyorlar, hangisi için bu kadın iyiki orada, empati yaptı, çözüm buldu, şu sorunu da halletti diyebildik, her kadın, konumuna göre, evi, işi, kişisel imajı, eşi, çocukları ile ilgili, kafasında koca bir lojistik balonuyla gezer, bunu hepimiz biliyoruz, ama bu kadınlar hala, aşevinden kaç kişiye yemek verildiğinden öteye gidemiyor, o da önemli tabi ama, sorunlar daha derin, bütün muhalefet partilerine tek çözüm öneriliyor, sayın meral akşener, ne evet ne hayır diyemeyen tek kadın sağolsun, canan kaftancıoğlu deseniz burnuyla konuşuyor, öyle bayık, öyle mat bir kadın, anlattığı şey ne kadar büyük olursa olsun, ikna etmiyor, bakınız rt ye, patates soğanı nasıl pazarlıyor... adam 1 liralık makarnadan alabileceği maksimum geri dönüşü almış, her konuşmasında muhalefeti "rahatsız" ediyor..
muhalefette eksik olan bir konuda iyi oldukları kesin, bunu tespit edip, geliştirmek bu kadarmı zor...
artık cahille cahil mi olmak lazım acaba, kitle belli çünkü...
devamını gör...



