dan brown ile tanıştığım ilk kitap da vinci şifresi kitabıydı. daha sonra melekler ve şeytanlar kitabını da okumaya başladım.

yıllardır süregelen ama aslında ne olduğu bilinmeyen sırların, gizemlerin hayranı olduğum için bu kitap hayal gücümün sınırlarını çok genişletti diyebilirim. genelde franz kafka ve stefan zweig'ın kısa ama öz kitaplarını okurdum. fakat bir arkadaşımın bu kitabı bana hediye etmesiyle birlikte polisiye, gizem ve macera kitaplarının da hayranı olduğumu gördüm. böylelikle polisiye romanına adım atmış oldum bu kitapla.

konusu; harvard üniversitesi simgebilim profesörü olan robert langdon'ın kendisini, louvre müzesinin müdürünün ölümüyle beraber sır dolu bir maceraya atmasıdır. robert langdon, ilk başta normal bir cinayet gibi görünen ama aslında altında birçok gizemin bulunduğu bir ölüme şahitlik edecektir. her bir ipucu, onları tarihin eski kalıntıları arasında kaybolmuş sırları gün yüzüne çıkaracaktır. aynı zamanda louvre müzesinin ölen müdürünün torunu olan sophie neveu, bir kriptoloji uzmanıdır. birlikte paris'ten londraya kadar akıllarındaki bir sürü soru işaretini cevaplamaya çalışacaklardır. ama unuttukları bir şey vardır. bu cinayet, tamamıyla planlı ve programlı bir şekilde düşünülmüş ve icraate geçirilmiştir. dikkatli olmalı ve ellerini çabuk tutmalıdırlar. bu cinayet onları da vinci'nin ünlü mona lisa tablosuna götürecektir. tapınak şövalyelerinden sion tarikatına, hz.isa'dan leonardo da vinci'ye, kutsal kaseden magdalalı meryem'e kadar birçok sır perdesi aralanacaktır. bakalım bu cinayetin nedeninin altında yatan sırlar nelerdir?

eğer gizli örgütlerin bugüne dek nasıl geldiklerini merak ediyorsanız ve herkesin bildiği cevabın aslında yanlış olduğunu öğrenmek istiyorsanız bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. uzun bir roman olmasına rağmen çok akıcı ve içine girildi mi çıkmak bilinmeyen bir kitap.

son olarak kitapta geçen bilgi dolu alıntılarla tanımı sonlandırmak istiyorum;


sophie şaşırmıştı. "pagan bir imparator resmi din olarak neden hıristiyanlığı seçsin?"
teabing kıkırdadı. "constantine çok iyi bir işadamıydı. hıristiyanlığın yükselişe geçtiğini görebiliyordu, bu yüzden kazanacak ata oynadı. tarihçiler hâlâ constantine'in güneşe tapan paganları hıristiyanlığa nasıl döndürdüğüne hayret ederler. pagan sembollerini, tarihlerini ve ayinlerini büyüyen hıristiyan geleneğine yerleştirerek, her iki tarafın da kabul edebileceği karma bir din yaratmıştı."

- - -

"hıristiyan sembollerinde pagan dinine ait izler inkâr edilemez.
mısırlıların güneş çemberleri katolik azizler'in haleleri oldu. isis'in mucizevi bir şekilde gebe kaldığı oğlu horus’u emzirdiğini resmeden harfler, bakire meryem'in bebek isa'yı emzirdiği modern sahnelere dönüştü. ve katolik ayinindeki tüm görsel unsurlar -piskoposluk tacı, sunak, ilahi okumak ve komünyon,
'tanrı'yı yeme töreni- doğrudan eski pagan dinlerinden alındı."
devamını gör...

deneyim en iyi öğretmendir, nasıl olsa öğrenirsiniz.
devamını gör...

niye şaşırıyor sunuz? eskiden türkiye'nin sayılı üniversitesi sayılan, 9 eylül üniversitesi ne tanzim tezgahını , atanan rektör kurmuş ve tören ile hizmete açmıştı, eğitim şart ama türkiye'de değil, çünkü eğitimi bile liyakat ta değil atama ile yapıyoruz.
sonra çıkıp, bir asalak tan, bir yağmacı dan, insanların malına mülküne çöreklenen bir mafyadan , hesapları tutmadı işbirlikleri bozuldu diye bizde medet bekliyoruz, birden halkın kurtarıcısı oldu.
allah hepimize akıl fikir versin.
devamını gör...

bikini atolü adı verilen bölgede 1946'da yapılan nükleer deneme.

patlama etrafında gemileri görebilirsiniz. * orada olmalarının nedeni, uzaklığa bağlı olarak ne kadar hasar alacaklarını görmek.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsellerin kaynağı
devamını gör...

başlarım insan haklarına da, yaşam özgürlüğüne de.. böyle hastalıklı, artık betimleyecek küfür bulamadığım insanların bu ilkeler yüzünden hakettiklerini bulmaması delirtiyor artık.
devamını gör...

en sonunda birinize oklavayla saldırıp size ne diyeceğim başlıktır. siz kadınların nasıl erkekler istediğiyle değil de nasıl yaşamak istediğiyle ilgilenseydiniz ; onlarca kadın göz göre göre öldürülmez evlilik hayali kurardı.
düzenleme : yazar bireysel algılamasın. bu tarz başlıklar açanların hepsine bu taş. internet güzel icat. sen burdan bir şey yazıyorsun, kaç kişiye birden dokunuyor ucu.
düzenleme 2 : başlığı açan arkadaş mühendismiş. kahkahayı patlattım şuan. #63268 bu tanımda bahsettiğim olay bu işte. tamam en çok seni istiyoruz *
devamını gör...

her daim yer, mekan isimlerinin nereden
geldiğini çok merak ederim.kum tefrikaları kitabında okuyup internette teyit ettiğim bilgiye göre ;
cumhuriyetinn kurulmasıyla beraber muğla iline bağlanan ilçenin ismi meğri iken, 1934 yılında;(1913 yılında şam'dan havalanarak bir süre sonra teberiye yakınlarında uçağı düşürülerek şehit olan ilk pilotlarımızdan fethi bey'in ismi anısına) fethiye olarak değiştirilmiştir.
devamını gör...

birçok medeniyetten beslenerek bugünlere gelmiş. pastırma, sucuk, mantı, çemen, şebit yağlaması vs. mantının da 36 çeşidi yapılıyor. ev hanımının meziyeti mantı hazırlamasındaki becerisiyle ölçülüyor. fırın ağzı ve pehli ise fırında pişen geleneksel yemekler olarak mutfak kültüründe yer almış. şehrin mutfağında bulunan etli, hamurlu, bulgurlu yemeklerin birçoğunun ise hitit mutfağı kökenli olduğu düşünülüyor.
devamını gör...

meşhur halka filmlerinin de bir sait faiğin abasıyanığı, aşk ı memnu dizisinin romanını da yazılmışgillerden olduğunu biliyor muydunuz? ben de ithaki yayınları'nın halkayı basmasıyla halkanın bir kitap uyarlaması olduğunu öğrenmiş oldum.

suzuki halka'yı bir üçleme olarak yazmış ve bunlar 90'lı yıllarda yayımlanmış ring (ringu, japonca ismi hafif sevimli ve huysuz penguen pinguyu andırıyor gibi) spiral (rasen) ve loop (rupu). sonrasında birthday adlı halkaya dair kısa hikayeler içeren bir öykü kitabı yayımlanmış. 2012 ve 2013 te yeni halka serileri çıkmış. halka serisi son olarak iki tane mangayla taçlandırılmış. anlayacağınız suzuki ağabeyimiz halkanın etkisinden pek kurtulamamış.

efendimisss

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yazarın halka serisi dışında birkaç romanı / öyküsü daha var. vikipedide okurken en ilginç geleni üç tane tuvalet mendili rulosuna basılmış olan drop. anlayacağınız korkudan altına yapmak deneyimi okuyuculara yaşatılmak istenilmiş.*

kendisi korku edebiyatının adeta bir gülseren budayıcıoğlusu olmuş olacak ki 17 tane film adaptasyonu var * vikipediye göre hobileri seyahat ve motorsiklet olan suzuki'nin babalık üstüne de çeşitli kitapları olduğu belirtilmiş.

bütün bu bilgilerin kaynağı ingilizce vikipedidir efendim. esen kalınız.
devamını gör...

erkeklerde 1900 yılında, kadınlarda ise 2000 yılında yaz olimpiyat oyunlarına giren spor dalı.
takımlar 1'i kaleci 7'şer sporcudan oluşuyor.
maçlar iki yarı dört periyot olarak oynanıyor. her periyot 7 dakika.
sporcular bone giymek zorunda ve bone üzerinde numaraları yazıyor. erkekler slip mayo, kadınlar ise tek parça mayo giyiyor.

gol atmak için uzaktan sert şut atabilir, topu suda sektirerek atabilir ya da kalecinin askı zamanını hesaplayıp, üzerinden aşırabilirsin.
rakibin yüzüne su atmak yasak. her takımın hücum için 35 saniyesi var.
belirli bir alan içinde kural dışı bir durum olursa 5 metre atışı uygulanıyor. (hentboldaki 7m veya futboldaki penaltı gibi)

kaleciler diğer oyunculardan farklı olarak yine belirli bir alan içerisinde topa iki elleri ile aynı anda dokunabilir, topa yumruk atabilir.
kaleciler orta çizgiyi geçemezler.
unutmadan su topunda da ofsayt kuralı var.

oyun tarihine baktığımızda bir ülke çok öne çıkıyor.
erkeklerde bu ülkenin 15 madalyası var.
9 altın, 3 gümüş, 3 bronz.
bu ülke macaristan.
yugoslavlarda bu oyunda başarılı olmuş, son yıllarda sırbistan da oldukça başarılı.

kadınlarda ise abd arka arkaya 5 altın madalya almış olimpiyatlarda. eğer tokyo oyunları bu sene yapılabilirse 6'da 6 yapabilirler.

türkiye'de ilk olarak 1942 de şampiyona düzenlenmiş.
şimdiye kadar 3 takımın ismi şampiyonluklarda öne çıkıyor.
1940'lar ve 60'ların ortasına kadar: adana demirspor
60'ların ortasında 90'lara kadar: istanbul yüzme ihtisas kulübü
90'lardan 2010'ların artasına kadar: galatasaray hakimiyetinde geçmiş.
son iki şampiyon enka.

şuan ligde 8 takım var:
adalar
heybeliada
kınalıada
galatasaray
enka
istanbul yüzme ihtisas
izmir büyüksehir belediye
odtü

şimdiye kadar kazanılan toplam şampiyonluk sayıları ise:
gs:27
istanbul yüzme ihtisas:25
adana demirspor:21
enka:3
adalar su sporları kulübü:2
devamını gör...

sıkılmadınız mı saçma sapan şikayetleriniz için başlık açmaktan. bu sorunun çözümü senin elinde hacı başka taraflara bakmaya lüzum yok. sıkıcılık durumuna yapılacak ne var ki bu yapıcı bi eleştiri olabilsin. sıkıcıysa kullanmamanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
devamını gör...

fiziksel olarak eşitsizlikler olabilir ama toplum içinde ve hukuki alanda eşittir, eşit olmalıdır!
devamını gör...

güzelliğin, şehvetin ve fuhşun mabudesi olan aphrodite bir şafak vakti kıbrıs adasının mersin ağaçları ile kaplı bir sahilinde bir sedef çanak içinde şaheser bir inci gibi doğdu. bu şey, evvela tüm mabudlar alemini velveleye verdi; kadınlar kıskandı erkekler de sahibi olmak istediler. kocası ares ve aresten olma oğlu da eros’tur. eski yunanda sembolü de altın elmadır. bu elmanın sembolü oluşu şu şekilde belirtilmektedir;

zeus bir gün olympus dağında büyük bir ziyafet verir ve bu öyle şatafatlı bir ziyafettir ki kevser şarabı içilip anberiye yeniyordu. derken bu ziyafetin en güzel bir anında masanın ortasına birden bir altın elmanın yuvarlandığı görüldü ve bu altın elmanın üzerinde “en güzel dişi mabuda”, diye yazılmıştı. bu altın elmanın sahibi kim olacak diye oldukça uzun süre tartışıldı lakin bir netice elde edilemedi. bunun üzerine bu yükü bir faniye yüklemeye karar verildi. kim yapar diye münakaşa edildi ve sonucunda çanakkale boğazı yakınında troya kralının oğlu paris’in seçmesine karar verildi ve paris hemen olympus dağına getirildi.
paris, faniler arasındaki en güzel erkekti, namı oldukça çoktu ve dilber bir erkekti (onun ile ilgili lakaplar da bulunur; zeusun sakisi, ceylan ayaklı, bakireleri baştan çıkaran oğlan...). meclis toplanınca parisin önünden sırası ile dişi mabudlar geçmeye başladı;
1- hera, inanılmaz bir debdebe ve gösteriş ile geçti. aile sadakati, analık ve şefkatin temsiliydi hera, başında yıldızlardsn bir çelenk, giysileri ise aile fazileti mücevherleri ile doluydu.
2-athena geçti. bakire olan bu mabud muhteşemengiz güzelliği ile ilmin, sanatın, zekanın temsilcisi sayılıyordu. geçerken başında altın bir miğfer elinde ise altın bir kargı bulunuyordu.
3-sıra artemis’e geldi. bakire olan artemis de bekaretin, saflığın, temizliğin ve tazeliğin temsili idi. alnında bir ay parçası, elinde altın yay ve oklar ile yanında altından ahular ve ceylanlar vardı.
4-aphrodite ise çırılçıplak anadan üryan bir vaziyette paris’in önünden geçti. ne elması ne mücevheri ne de başka bir süsü vardı... o ana dek kimsede bulunmayan eşsiz bir kadınlık cazibesi bulunmaktaydı. adeta bakışları konuşuyordu...
paris de bu altın elmayı mabudların mabudu olan aphrodite’e verdi. aphrodite de bunun karşılığında bir hediye sunmak için bir gece paris’in koynuna girdi.
aphrodite öyle bir varlıktı ki mabudlar içinde onu tatmayan yok denebilirdi. öyle dişi öyle güzel idi ki... fanilerden de sevgilileri oldu bunlardan birisi lübnanlı bir genç olan adonistir. fakat kıskanç kocası aresin gazabına uğrayan bu delikanlı paramparça nir halde can verdi (ares yaban domuzu kılıgına girerek onu öldürdü). aphrodite bundan çok etkilenip günlerce ağlayınca zeus da bu gözyaşlarına dayanamadı ve adonis’i kan renginde bir çiçeğe dönüştürdü. bu “gelincik” çiçeğidir sevgili dostlar. yani adonis gelincik çiçeğine dönüşmüştür.
sevgili dostlarım, bu gibi pek çok rivayet ve mitler, mitolojik öyküler eski edebiyat (divan edebiyatı) şiirlerinde geçmektedir. muhteşem bir suret ile baş döndürmektedirler. eğer ufacık bir katkım oldu ise ne mutlu... öperim gözlerinizden... sevgiler.
devamını gör...

selami ferses


son günlerde açıp açıp dinlediğim şaheseri bana kazandıran sıcacık anadolu dizisi.
devamını gör...

neden? size ne zararımız var? kendi halimizde takılıp tanım giriyoruz. etliye sütlüye karışmıyoruz. bi' kere sizler gibi seksist başlıklar açmıyoruz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

diğer adı sensüalizmdir. beş duyu organının verilerini doğru kabul eden görüştür. duyu algılarının dışındaki bilgi kaynaklarını reddeden görüş, zihnin soyutlama gücüyle elde ettiği kavramların bilgi olduğunu da reddeder. temsilcisi george berkeley condillac'tır.
devamını gör...

etnomatematik terimi, “farklı doğal, sosyal, politik veya kültürel (ethno) çevrelerin karşı karşıya kaldıkları
realite (mathema) hakkında bilgi edinmek, onu anlamak, açıklamak, yönetebilmek için kullandıkları yöntem ve
teknikler (tics) olarak” tanımlanmıştır (d’ambrosio, 2018, s.231).

ülkemizde son birkaç yıldır eskiye nazaran yayılmaya, duyulmaya başlamıştır. bu alanda marcia ascher'in önemli bir kitabının çevirisi de bulunmaktadır. daha çok kabileler üzerinden kültür ve matematik ilişkisi örneklense de ilgilenenlerin ufkunu açar ve kendi kültürlerinin matematikle ilişkisini sorgulamaya sevk eder.

üzerinde daha fazla çalışılsa ve eğitimin her kademesine yerleştirilebilse matematik derslerini daha çok sevdireceğine inandığım alandır.
devamını gör...

hayatındaki herkes sana zarar verecek, sen sadece kimin acıya değer olduğunu bulmalısın.
devamını gör...

kafamı balkon demirlerine sıkıştırmak. ana habere konu olmadan halletmişti babam demirleri bükerek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim