zitvatorok antlaşması
1562 yılında başlayıp 1568 edirne antlaşması ile biten avusturya ve osmanlı arasındaki savaş 3.murad hanın saltanatının son yıllarında 1593'te yeniden patlak vermişti. anadolu da celali isyanlarının da etkisiyle osmanlı ordusu iki cephede birden uzun süren savaşın psikolojik ve fiziksel olarak etkisi altındaydı. iki tarafta da bitmeyen çatışmalar sonucunda engürüs serdarı kuyucu murad paşa antlaşma görüşmelerinde tam yetkili olarak sultan 1.ahmed tarafından görevlendirildi.
bu antlaşma estergon-komorin arasındaki zsitva suyunun tuna ırmağı'na döküldüğü yerde imzalandı. antlaşmaya göre şartlar şunlardı.
eğri, estergon kaleleri osmanlı da kalacak, raab ve komárom kaleleri ise avusturyalılarda kalacak sınır kabul edilecektir
avusturya bir kereye mahsus 200.000 düka altını savaş tazminatı ödeyecektir
resmi yazışmalarda avusturya imparatoru osmanlı padişahına denk sayılacak, mektuplarda kaizer olarak hitap edilecek ve üç yılda bir kere karşılıklı hediyeler gönderilecekti. burası mühimdir çünkü avusturyanın osmanlı tarafından adam hesabına alındığı antlaşmanın en önemli maddesidir.
ve aynı zamanda edirne antlaşmasından beri avusturyanın ödediği 30.000 düka altını kaldırılmıştır.
bu antlaşma osmanlı tarihinde karşı tarafa taviz verilen ilk antlaşmadır.
bu antlaşma estergon-komorin arasındaki zsitva suyunun tuna ırmağı'na döküldüğü yerde imzalandı. antlaşmaya göre şartlar şunlardı.
eğri, estergon kaleleri osmanlı da kalacak, raab ve komárom kaleleri ise avusturyalılarda kalacak sınır kabul edilecektir
avusturya bir kereye mahsus 200.000 düka altını savaş tazminatı ödeyecektir
resmi yazışmalarda avusturya imparatoru osmanlı padişahına denk sayılacak, mektuplarda kaizer olarak hitap edilecek ve üç yılda bir kere karşılıklı hediyeler gönderilecekti. burası mühimdir çünkü avusturyanın osmanlı tarafından adam hesabına alındığı antlaşmanın en önemli maddesidir.
ve aynı zamanda edirne antlaşmasından beri avusturyanın ödediği 30.000 düka altını kaldırılmıştır.
bu antlaşma osmanlı tarihinde karşı tarafa taviz verilen ilk antlaşmadır.
devamını gör...
fularlı tipler sözlükten şutlansın kampanyası
fularlı beyler eklesin. teşekkürler.
devamını gör...
aile hayatı sorunsuz olan insan
muhtemelen başkalarının hayatına zarar vermeyecek olan insandır aynı zamanda.
ne istediğini bilerek yaşar, etrafında ki insanları saçma sapan şeylere zorlamaz.
başka insaları kendine örnek alır, ama bazı tipler gibi kıskanıp saldırmaz.
kısaca kendine özgü ve iyi bir insan olur genelde bu insanlar.
ne istediğini bilerek yaşar, etrafında ki insanları saçma sapan şeylere zorlamaz.
başka insaları kendine örnek alır, ama bazı tipler gibi kıskanıp saldırmaz.
kısaca kendine özgü ve iyi bir insan olur genelde bu insanlar.
devamını gör...
karşılıklı aşk
kaybetme korkusu da varsa şayet, kavganın, gürültünün, yeri-göğü inleteceği, sultan (film)vari romance...
devamını gör...
arap'a yalvaracağına 50 bin lüks makam aracını sat
muharrem ince'nin erdoğan'a haklı çağrısıdır.
“birleşik arap emirlikleri'ne düne kadar terörizmin yardımcısı diyordu.
şimdi aman para gelsin diye bu işlere girmene gerek yok!
erdoğan ! alacağın para 10 milyar dolar.
ben sana çok daha basit bir şey söyleyeyim.
arap'a yalvaracağına, türkiye'deki 150 bin makam aracının 50 bini lüks.
bu 50 bini sat, bir ay içinde al sana 5 milyar dolar” açıklamasında bulundu."
haber kaynağı
“birleşik arap emirlikleri'ne düne kadar terörizmin yardımcısı diyordu.
şimdi aman para gelsin diye bu işlere girmene gerek yok!
erdoğan ! alacağın para 10 milyar dolar.
ben sana çok daha basit bir şey söyleyeyim.
arap'a yalvaracağına, türkiye'deki 150 bin makam aracının 50 bini lüks.
bu 50 bini sat, bir ay içinde al sana 5 milyar dolar” açıklamasında bulundu."
haber kaynağı
devamını gör...
civciv çıkarma
gümüşhane'ye özgü bir toplu çocuk istismarı geleneği. geleneğe göre kına gecelerinde 4 kişinin köşelerinden tuttuğu bir çarşafın altına 7 ile 12 yaşının altında çocukların ve birkaç yetişkinin girmesi suretiyle; yetişkin, çocukların kıyafetlerini çıkartarak cinsel istismar etmesine dayanır. 2019 yılında bu gelenek kamu davasına dönüşmüştür.
ilgili bölgenin yöneticisi bu durumu şu sözler ile savunmuştur; ''bizim köyde yarım asırdır bu oyun oynanır. gülme, eğlenme amaçlı yapılır. istismar gibi bir durum söz konusu değil. kıyafetleri çıkarıldığı için oyuna civciv çıkarma deniyor. ortada bir kötü niyet yok''
2019 yılında kamu davasına dönüşen olayın haberi
unutmayın, unutturmayın, alışmayın! istismar bir insan hakları ihlalidir. tck madde 103'e göre suçtur!
ilgili bölgenin yöneticisi bu durumu şu sözler ile savunmuştur; ''bizim köyde yarım asırdır bu oyun oynanır. gülme, eğlenme amaçlı yapılır. istismar gibi bir durum söz konusu değil. kıyafetleri çıkarıldığı için oyuna civciv çıkarma deniyor. ortada bir kötü niyet yok''
2019 yılında kamu davasına dönüşen olayın haberi
unutmayın, unutturmayın, alışmayın! istismar bir insan hakları ihlalidir. tck madde 103'e göre suçtur!
devamını gör...
niccolo paganini
marfan sendromu olduğu düşünülen bu sebeple ruhunu şeytana sattığına inanılan müzisyen.
yarattığı eserler bu dünya işi olmaz bu sebeple doğa üstü varlıklarla ilişkilendirilmesi doğal.
aşağıda anniballe gatti'nin 1980 yılına ait olan, paganini'nin şöhrete kavuştuğu, lucca'daki sarayda yapılmış
konserinin tasviri yer almaktadır.
''
''
yarattığı eserler bu dünya işi olmaz bu sebeple doğa üstü varlıklarla ilişkilendirilmesi doğal.
aşağıda anniballe gatti'nin 1980 yılına ait olan, paganini'nin şöhrete kavuştuğu, lucca'daki sarayda yapılmış
konserinin tasviri yer almaktadır.
''
''
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
5 dakika önce bi kazaya şahit oldum. ilk defa gözümün önünde bir kaza gerçekleşti. ben de kazanın olduğu o yoldan ilerliyordum ve yoldan geçen ve kazanın kurbanı olan diğer kişinin arkasındaydım. kendimi onun yerine koydum. tüylerim ürperdi. durakta beklerken karşı tarafı gözlemledim. ambulans geldi. umarım iki tarafta da ciddi bir şey yoktur. hayat sadece bir anlık. bu olay bütün gün sıkıntılı olan kafamın içini dağıtmaya yetti. şimdi gidip evdekilere kocaman sarılacağım.
devamını gör...
milgram deneyi
stanley milgram'in 1961'de yaptığı bu oldukça korkunç deney insanların otoriteye ne kadar boyun eğdiğini gözler önüne serdiği çarpıcı bir deneydir.
deneye başlamadan önce, gazete ilanı ile 25-50 yaş arası insanlar arandı. herhangi bir şart yoktu. sadece ilk deneyde katılımcıların hepsi erkeklerden seçildi. katılımcılara deneyin ‘cezanın öğrenmedeki etkileri’ üzerine olduğu söylendi. ve ikinci bir katılımcının daha olduğu belirtildi.
ilk olarak kura ile bir ‘öğretmen’ ve bir ‘öğrenci’ seçileceği açıklandı. ancak ikinci katılımcı, deney grubunun elemanıydı ve her iki kağıtta da ‘öğretmen’ yazıyordu. dolayısıyla gerçek katılımcının öğretmen rolünde olması kaçınılmazdı. ‘öğrenci’ ile ‘öğretmen’ birbirinin sesini duyabileceği ancak birbirini göremeyeceği farklı odalarda yer aldılar. deneyin asıl amacında otoriter figürü temsil eden, özellikle sert ve disiplinli görünen deney gözlemcisi, deney boyunca katılımcının (öğretmenin) yanında kaldı. deney başlamadan önce katılımcıya, öğrencinin çekeceği acıyı öngörebilmesi için 45 voltluk bir elektro şok uygulandı.
deney boyunca, öğretmen öğrenciye öğrenmesi için sözcükler listesini bildiriyor ve bu sözcükleri öğrenip öğrenmediğini sorarak kontrol etti, her yanlış cevapta ceza olarak öğretmen, öğrenciye, bağlı olduğu makine ile her seferinde artan miktarda elektroşok uyguladı. gerçekte ise şok uygulanmıyordu. işbirlikçi denek gerçek denekten ayrıldığı zaman, geçtiği odada elektroşok makinesine bütünleştirilmiş bir ses kayıt cihazını çalıştırıyordu, bu cihaz da her şok seviyesine karşılık önceden kaydedilmiş bir çığlık sesini çalıyordu. voltajın birkaç defa artırılmasından sonra (bu, genelde 150 volttu) aktör, kendisini yan odadaki katılımcıdan ayıran duvarı yumruklamaya başlıyordu.
denek herhangi bir noktada deneyi durdurma isteğini ifade ettiği zaman kendisine sert gözlemci tarafından aşağıdaki sırayı takip eden sözlü uyarılarda bulunuldu:
1. lütfen devam edin.
2. deney için devam etmeniz gerekiyor.
3. devam etmeniz kesinlikle çok önemli.
4. başka seçeneğiniz yok, devam etmek “zorundasınız”.
denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyor, tersi durumda ise deney ancak denek en yüksek şok olan 450 voltu 3 kere art arda uyguladıktan sonra durduruluyordu.
milgram’ın ilk deney dizisinde katılımcıların % 65’inin (40 katılımcıdan 26’sının) deneydeki en yüksek gerilim olan 450 voltu, her ne kadar epey huzursuzluk hissetmiş olsalar da, uyguladıkları görüldü. hepsi deneyin bir noktasında durup deneyi sorguladı, hatta bazıları kendilerine ödenen parayı geri vereceklerini söylediler. katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.
milgram deney sonuçlarını şöyle değerlendirdi; “sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.”
milgram ulaştığı sonuçları 1974 tarihli makalesi “itaatin tehlikeleri”nde (ing.: the perils of obedience) özetledi:
itaatin hukuksal ve felsefesel açılardan devasa önemi bulunmaktadır, ancak bunlar çoğu insanın somut durumlarda nasıl davrandığı konusunda fazla bilgi vermez. yale üniversitesinde sıradan bir insanın sadece bir deney bilimcisinden aldığı emirle başka bir insana ne kadar acı çektireceğini ölçmek için basit bir deney düzenledim. katılan deneklerin güçlü vicdani duyguları ile saf otoriteyi çeliştirdim, ve kurbanların acı dolu çığlıklarının eşliğinde genellikle otorite kazandı. yetişkin insanların, bir erk makamının komutası doğrultusunda her şeyi göze almakta gösterdikleri aşırı isteklilik, çalışmamızın acilen açıklama gerektiren en önemli bulgusudur.
sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.
deneye başlamadan önce, gazete ilanı ile 25-50 yaş arası insanlar arandı. herhangi bir şart yoktu. sadece ilk deneyde katılımcıların hepsi erkeklerden seçildi. katılımcılara deneyin ‘cezanın öğrenmedeki etkileri’ üzerine olduğu söylendi. ve ikinci bir katılımcının daha olduğu belirtildi.
ilk olarak kura ile bir ‘öğretmen’ ve bir ‘öğrenci’ seçileceği açıklandı. ancak ikinci katılımcı, deney grubunun elemanıydı ve her iki kağıtta da ‘öğretmen’ yazıyordu. dolayısıyla gerçek katılımcının öğretmen rolünde olması kaçınılmazdı. ‘öğrenci’ ile ‘öğretmen’ birbirinin sesini duyabileceği ancak birbirini göremeyeceği farklı odalarda yer aldılar. deneyin asıl amacında otoriter figürü temsil eden, özellikle sert ve disiplinli görünen deney gözlemcisi, deney boyunca katılımcının (öğretmenin) yanında kaldı. deney başlamadan önce katılımcıya, öğrencinin çekeceği acıyı öngörebilmesi için 45 voltluk bir elektro şok uygulandı.
deney boyunca, öğretmen öğrenciye öğrenmesi için sözcükler listesini bildiriyor ve bu sözcükleri öğrenip öğrenmediğini sorarak kontrol etti, her yanlış cevapta ceza olarak öğretmen, öğrenciye, bağlı olduğu makine ile her seferinde artan miktarda elektroşok uyguladı. gerçekte ise şok uygulanmıyordu. işbirlikçi denek gerçek denekten ayrıldığı zaman, geçtiği odada elektroşok makinesine bütünleştirilmiş bir ses kayıt cihazını çalıştırıyordu, bu cihaz da her şok seviyesine karşılık önceden kaydedilmiş bir çığlık sesini çalıyordu. voltajın birkaç defa artırılmasından sonra (bu, genelde 150 volttu) aktör, kendisini yan odadaki katılımcıdan ayıran duvarı yumruklamaya başlıyordu.
denek herhangi bir noktada deneyi durdurma isteğini ifade ettiği zaman kendisine sert gözlemci tarafından aşağıdaki sırayı takip eden sözlü uyarılarda bulunuldu:
1. lütfen devam edin.
2. deney için devam etmeniz gerekiyor.
3. devam etmeniz kesinlikle çok önemli.
4. başka seçeneğiniz yok, devam etmek “zorundasınız”.
denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyor, tersi durumda ise deney ancak denek en yüksek şok olan 450 voltu 3 kere art arda uyguladıktan sonra durduruluyordu.
milgram’ın ilk deney dizisinde katılımcıların % 65’inin (40 katılımcıdan 26’sının) deneydeki en yüksek gerilim olan 450 voltu, her ne kadar epey huzursuzluk hissetmiş olsalar da, uyguladıkları görüldü. hepsi deneyin bir noktasında durup deneyi sorguladı, hatta bazıları kendilerine ödenen parayı geri vereceklerini söylediler. katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.
milgram deney sonuçlarını şöyle değerlendirdi; “sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.”
milgram ulaştığı sonuçları 1974 tarihli makalesi “itaatin tehlikeleri”nde (ing.: the perils of obedience) özetledi:
itaatin hukuksal ve felsefesel açılardan devasa önemi bulunmaktadır, ancak bunlar çoğu insanın somut durumlarda nasıl davrandığı konusunda fazla bilgi vermez. yale üniversitesinde sıradan bir insanın sadece bir deney bilimcisinden aldığı emirle başka bir insana ne kadar acı çektireceğini ölçmek için basit bir deney düzenledim. katılan deneklerin güçlü vicdani duyguları ile saf otoriteyi çeliştirdim, ve kurbanların acı dolu çığlıklarının eşliğinde genellikle otorite kazandı. yetişkin insanların, bir erk makamının komutası doğrultusunda her şeyi göze almakta gösterdikleri aşırı isteklilik, çalışmamızın acilen açıklama gerektiren en önemli bulgusudur.
sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.
devamını gör...
geberen rasim'in şişko kızı mısın
şimdi bu embesil herif, birde müslüman, kul hakkı yemez, allah'ın yarattığı canlı ile dalga geçmez , ondan daha zayıf ,daha güçsüz canlıya hakaret etmez , ezmeye çalışmaz , olmalı değilmi?
ama hepsi var ve bu embesil maalesef takdir görüyor , beğeniliyor.
rahmetli rasim öztekin kadar kafanıza taş düşsün, allah senin gibilerden insanlığı korusun.
ama hepsi var ve bu embesil maalesef takdir görüyor , beğeniliyor.
rahmetli rasim öztekin kadar kafanıza taş düşsün, allah senin gibilerden insanlığı korusun.
devamını gör...
tacizci ve işkenceci öğretmen çift
illa mülakat yapacaksanız psikolojik testlerden geçireceksiniz! ama yok mülakat "kekemeleri" elemek için varmış. öğretmenlerin fiziksel/psikolojik şiddet eğilimli olmasında ne sorun var ki!
devamını gör...
annelerin erkek çocuklarına ev işi yaptırmaması
dolaptaki mandalinayi dahi soyup yemekten aciz varliklarin yetismesine sebeptir.
devamını gör...
normal sözlük'teki aile ortamı
ilk tanımı heady'ye ait olan başlık. trolllerle ilgili kısım hariç imzamı atarım tanımına*.
aile nitelemesi abartılı gelebilir ama biraz mübalağadan zarar gelmez*.
not editi: başlığı açan yazar da farkındadır ihtilafların, yine de olaylara güzel bakmak ve bu başlığı açmak istemiş olabilir. imzamı atarım dediysem, bu bir temenniyi yansıtıyor işte...
aile nitelemesi abartılı gelebilir ama biraz mübalağadan zarar gelmez*.
not editi: başlığı açan yazar da farkındadır ihtilafların, yine de olaylara güzel bakmak ve bu başlığı açmak istemiş olabilir. imzamı atarım dediysem, bu bir temenniyi yansıtıyor işte...
devamını gör...
dostoyevski'den alıntılar
“yoksa dünyaya gelişimin biricik sebebi, varlığımın sadece bir yalan olduğu neticesine varmak mıdır?”
-yeraltından notlar-
-yeraltından notlar-
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en eski eşyası
bebeklik kıyafetleri sayılır mı? her şeyi (elinden gelse biz dahil) çöpe atmaya meraklı annecim bi onları saklamış da. hayır ağlamıyorum..
devamını gör...
stan lee
2018 senesinde vefat etmiş, amerikan çizgi roman yazarı.
(bkz: thor), (bkz: iron man), (bkz: ant man),(bkz: hulk) ve (bkz: kara panter) gibi yapımlar kendi kaleminden çıkmıştır. marvel dünyası ona büyük saygı duymaktadır.
marvel evreninde bilinen en güçlü karakter olan (bkz: one above all) karakterinin stan lee olduğu düşünülmektedir. stan lee'nin filmlerde bulunup olayların akışını dengeleyen ama doğrudan karışmayan (bkz: one above all) olduğuna inanan bir çok marvel hayranı vardır.
(bkz: thor), (bkz: iron man), (bkz: ant man),(bkz: hulk) ve (bkz: kara panter) gibi yapımlar kendi kaleminden çıkmıştır. marvel dünyası ona büyük saygı duymaktadır.
marvel evreninde bilinen en güçlü karakter olan (bkz: one above all) karakterinin stan lee olduğu düşünülmektedir. stan lee'nin filmlerde bulunup olayların akışını dengeleyen ama doğrudan karışmayan (bkz: one above all) olduğuna inanan bir çok marvel hayranı vardır.
devamını gör...
konstrüktivizm
fransızcada constructivisme denilmektedir. 1920-30 yılları arasında sovyet rusya'da yeşeren, ancak stalin rejiminin baskılarıyla sindirilen modern sanat ve mimarlık akımı. sanatçı vladimir tatlin'in soyut geometrik resim kabartmalarıyla başlattığı ve rus asıllı ressam ve heykelci antoine pevsner'in, kardeşi gabo ile birlikte, ilkelerini 1920'de "manifeste réaliste" (gerçekçi bildirge) ile ortaya koydukları bu estetik öğreti şöyle özetlenebilir:
a. sanat gerçek yaşama yanıt vermek üzere iki temel öğeye dayanır: zaman ve mekân.
b. hacim, mekânın yegâne anlatımı değildir.
c. gerçek zamanın anlatımı, statik ritimler dışında, kinetik ve dinamik ritimler gerektirir.
ç. kitlenin ve mekânın hacmi somut ve ölçülebilir iki ayrı malzemedir.
d. mekân yapıtın bütünleyici parçası durumundadır.
e. yeni biçimler bulmak için, sanat taklitçi olmaktan kurtulmalıdır.
tatlin'e göre, "sanatçı dünyanın değişmesine katkıda bulunacak şekilde toplumsal işlevi olan bir üretici-mühendistir."
konstrüktivizm sözcüğü mimarlıkta daha geniş bir anlamda, geometrik eğilimleri anlatmakta da kullanılmıştır. a. pevsner'in deyişiyle g. eiffel ilk konstrüktivisttir.
bir refah simgesi olarak görülen makinenin güzelliği ile mimarlığın yararlı işlevinden yola çıkan bu akımla ilgili çok sayıda proje vardır, buna karşılık uygulama azdır. yaratılan ürünlerde saf olmayan geometrik düzenler ve dışa yansıtılmış strüktürel biçimler gözlenir. sovyet konstrüktivizminin ünlü mimarları arasında golossov, guinzburg, melnikov tatlin ve vesnin kardeşler sayılabilir. 1930'dan başlayarak konstrüktivistler yabancı ideolojileri rusya'ya ithal etmekle suçlandılar ve çalışmalarını bu yolda sürdürmeleri engellendi. rus konstrüktivistlerine rus avangardistleri de denir.
a. sanat gerçek yaşama yanıt vermek üzere iki temel öğeye dayanır: zaman ve mekân.
b. hacim, mekânın yegâne anlatımı değildir.
c. gerçek zamanın anlatımı, statik ritimler dışında, kinetik ve dinamik ritimler gerektirir.
ç. kitlenin ve mekânın hacmi somut ve ölçülebilir iki ayrı malzemedir.
d. mekân yapıtın bütünleyici parçası durumundadır.
e. yeni biçimler bulmak için, sanat taklitçi olmaktan kurtulmalıdır.
tatlin'e göre, "sanatçı dünyanın değişmesine katkıda bulunacak şekilde toplumsal işlevi olan bir üretici-mühendistir."
konstrüktivizm sözcüğü mimarlıkta daha geniş bir anlamda, geometrik eğilimleri anlatmakta da kullanılmıştır. a. pevsner'in deyişiyle g. eiffel ilk konstrüktivisttir.
bir refah simgesi olarak görülen makinenin güzelliği ile mimarlığın yararlı işlevinden yola çıkan bu akımla ilgili çok sayıda proje vardır, buna karşılık uygulama azdır. yaratılan ürünlerde saf olmayan geometrik düzenler ve dışa yansıtılmış strüktürel biçimler gözlenir. sovyet konstrüktivizminin ünlü mimarları arasında golossov, guinzburg, melnikov tatlin ve vesnin kardeşler sayılabilir. 1930'dan başlayarak konstrüktivistler yabancı ideolojileri rusya'ya ithal etmekle suçlandılar ve çalışmalarını bu yolda sürdürmeleri engellendi. rus konstrüktivistlerine rus avangardistleri de denir.
devamını gör...


