bir yolunun olması gereken hede. isteyen rahatlamak için 1 litreye kadar kan akıtabilsin, istemeyen hiç akıtamasın. düşünün. süper güç gibi bişi. milyarder olabiliriz. sözlük mafyasını diriltecek fonu da elde etmiş oluruz böylelikle. efsane raconlar var bizde.
devamını gör...

"iki kilo mangallık marul alabilirmiyim" tarzında diyalogların olacağı kasap.
devamını gör...

bir de gözler, gözlerinizin içinin gülmesiyle, eşlik ediyorsa en güzelidir.
devamını gör...

en nefret ettiğim insan tipidir. mutlaka ve mutlaka uzak durulması gerekir.
devamını gör...

tanımları keyfimi aşırı yerine getiren yazar. bazen neşelenmek için profilini ziyaret ettiğim doğrudur.
devamını gör...


"beni kabullen
kendini yanına al
gidelim."

cahit zarifoğlu
devamını gör...

an itibariyle 10.000 karmayı geçmiş bulunmaktayım. allahım çok şükür. rütbemi verin banağğğ.
devamını gör...

ilkokuldayım... o zamanlarda herkesin annesi pazar günleri çoluğu çocuğu banyoya sokar bir güzel çitiler, ertesi gün de okula gönderir. yazılı olmayan kuraldır bu. günlerden yine böyle bir gün. klasik ritüelimizi tamamlamışız kolumdan hiç çıkarmadığım saatimi de takmışım banyodan sonra ve işlem tamam. yattım gitti.

neyse ben uyandım bir baktım saat yedi. giyindim kuşandım, annem de kalktı beni yolcu etti falan her şey normal. sokağa çıktım ama fırın kapalı. hayırdır neden kapalı diyorum içimden tabii. neyse yola devam. ileriden bir sarhoş geliyor şarkı söyleye söyleye. neler oluyor ya diyorum her yer kapalı, karanlık. peşime polis düştü sonra. beni yakalamasın mı?

polis: nereye gidiyorsun evladım?
ben: okulaaaaa
polis: ne okulu saat daha gecenin biri!

arkamı bir döndüm annem sabahlıklarla fırlamış kadıncağız. beni yolladıktan sonra farkediyor ki saat bir.

meğer ben saatimi ters takmışım. saat bir ama ters takınca yedi oluyor tabii.
devamını gör...

grup hakkında pek bilgim yok. bildiğim az miktarda şeyi sıralarsam;

-amy lee ablayı biliyorum, diğer üyeleri bilmiyorum, hiç merak edip araştırmadımda
-ergo proxy isimli animedeki "re-l mayer" karakterini tasarlayan üstad-ı azam, amy lee kraliçemizden esinlenmiş
-"fallen" diye doğaüstü bişey yapmışlar, izah etmesi oldukça zor
-bir de 13 eylül 2019 tarihinde konserleri vardı. biletler hayvan gibi pahalıydı, gidemedim.

bilgim bu kadarla sınırlı.

bana sorarsanız en iyi parçaları sırasıyla;
1-my immortal
2-hello
2-bring me to life
3-going under
4-lithium

not: my immortal'ın band versionunu tavsiye ederim. zaten aşkın olan bu parça 3. dakikada kendini de aşıyor, müzik endüstrisini de aşıyor, üzerinde yaşadığımız dünyayı da aşıyor, güneş sistemini de aşıyor, gidiyor. nereye kadar gidiyor bilmiyorum
devamını gör...

bir insanın hayat çizgisini, kendine verdiği değeri temelden değiştirdiğinin farkında olmayan öğretmendir.
devamını gör...

en uzun süre sarıldığınız kişi genelde en son sarıldığınız kişidir.
gitmeyi ve ondan ayrılmayı istemezsiniz. o yüzdendir.
devamını gör...

#759599 realist bakış açısından dolayı tebrik etmekle birlikte evet güzel, hoş bir ortam var. birçok yazarı severek takip ediyorum ve gördüğümde artık tanıdık görmüşüm gibi oluyor. ama aile bana da biraz abartı geldi.
devamını gör...

günaydın sözlük kış da geldiğine göre kardan adamları yapmaya başlayabiliriz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

devamlı, tekrar tekrar aynı şeyleri düşünmeyin, derin derin nefes alın; su sesi açın, varsa birşeyler için, alkollü olması iyi olur.

sonuç odaklı olun, sonunu düşünün, siz çıldırınca onun daha mutlu olacağını ve hamle sırasının ona geçeceğini düşünün.

ilgili ortamdan uzaklaşmakta yarar sağlayabilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birçok politeist inançta bulunan ritüeldir. ölen kişinin cesedi kültüre özel yağlarla kaplanır. ateşte kül edildikten sonra kutsal kabul edilen bir yere atılır ya da gömülür.

bugün günümüzde anlaşıldığı üzere *bağlantıyı koparmak için değil, aksine bağlantıyı kuvvetlendirmek içindir. çünkü ritüeller yeniden doğuşu simgelerler. eski inanışlarda yakılma da bir yeniden doğuştur. ateş yeniden doğuşa, tanrı katına yükselmeye aracıdır.

antik yunan'da inanıldığı gibi, eti insan yiyeceğinden ilahi yiyeceğe dönüştüren, başka durumlarda dünyevi olanı ilahiye dönüştüren şey ateşti. tarım ve bereketin tanrısı, zeus'un kardeşi demeter, bir bebeği ölümsüz kılmak istediğinde, onu ambrosia ile yağladı ve ona nefes verdi. ölümlü kısımlarını yakıp kül etmek için onu bi ocağın ateşine tuttu. keza herakles'in ölümünde de benzer bi hikaye görürsünüz.
devamını gör...

yetiştiğim evde gördüğüm, benim de devam ettirdiğim gelenektir. inanıyorum ki, bu memlekette, dar ve orta gelirli evlerin çoğunda böyle bir gelenek vardır. hele günümüzde mutlaka devam ettirilmeli, hiçbir sabun az kaldığı için çöpü boylamamalıdır.
şimdi diyeceksiniz ki, biz sıvı sabun kullanıyoruz. kullanmayın, kullandırtmayın lütfen. içindeki binbir türlü kimyasaldan geçtim, aldığınız her plastik kutunun doğaya verdiği zararı, yalnızca sıvı sabun kaplarının bir araya geldiğinde oluşturacağı çöp yığınlarını düşünün.
yine diyebilirsiniz ki, biz tek bir plastik şişe kullanıyoruz, bittikçe ona dolduruyoruz. eğer sıvı sabunu da kendiniz yapıyorsanız buna bir diyeceğim yok. ama yok bir litrelik, yok iki litrelik.....bilmem kaç litrelik bidonlarda alıyorsanız, yine aynı şey. zamanı uzatıyorsunuz ama çöpü azaltmıyorsunuz!
hele o antibakteriyelsabunlar. sözde mikrop kırıcı ama ben onlara cilt aşındırıcı adını taktım. yok böyle bir zarar. resmen eli kurutup, kösele gibi yapıyor. hemen ardından el kremi süreyim, zararı telafi edeyim deseniz, bu sefer de el kremi elinizde kuruyana kadar dünyanın zamanını kaybediyorsunuz, bir de 'elimi şimdi kremledim, aman kirlenmesin' diye bir işin ucundan tutamıyorsunuz, hep zarar!
evet, sabunları birleştirmeye devam. piyasadaki ucuz pahalı hemen her türlü sabunu denemiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, dove hariç diğer bütün sabunlar, bitmeye yakın yeni sabun kalıbıyla gayet güzel birleşiyor. dove, reklamını yaptıkları gibi çok yumuşak bir sabun. çabuk eriyor ve yeni kalıp 'dove'la öldür allah birleşmiyor.
ama şöyle bir güzelliği var, bu sabunu tamamen eriyip yok olana kadar kullanabiliyorsunuz.
bu pazar akşamında üşenmeyip böyle bir konuda uzun uzadıya yazı döşendim. eminim ki, yine hiç dikkati çekmeyecek ve diğer popüler başlıklar arasında kaybolup gidecek. oysa 'ehonomi çoh götü' derken, bir yandan da 'ev ekonomimiz için neler yapabiliriz' konusunda bir alternatif düşünce sundum. herkes kendi başına bir takım çözüm yolları bulabilir. bulsun da.
devamını gör...

doktorum 493884 tane şeye alerjim olduğunu söylüyor. ama çok taktığım söylenemez hangi birine dikkat edeyim.
devamını gör...

başarı, itibar, para, güç, hemen hemen tüm enerjimizi bunları nasıl elde edeceğimizi öğrenmeye harcarız. sevmeyi öğrenmeye ise verecek hiçbir şeyimiz kalmaz.
erich fromm sevme sanatı
devamını gör...

sofies verden - jostein gaarder
çev. sabir yücesoy

(kitapla alakalı tuttuğum notlardan düzenlenmiştir)


kitabımız 15 yaşına girmeye hazırlanan norveçli bir kızın posta kutusunda bulduğu bir mektuptaki yer alan “sen kimsin?” sorusuyla -bu soru felsefenin de temelini oluşturur- başlıyor ve bu soruya istinaden başlayan bir felsefe macerasına tanıklık ediyoruz. bu macera boyunca karanlık bir mağaraya zincirlenmiş olan ve o mağaradan çıkıp ideanın peşinden koşacak olan sofie, kitabın ana karakteridir.

***

yazar bir röportajında bu kitabı lise çağındayken kütüphaneye gidip felsefede karşısına çıkan kavramları tanıtacak ve pratiğini gösterecek bir kitap bulamamasından dolayı yazdığını belirtiyor. yazarın bu deneyimini hikayenin ana karakteri olan sofie’nin yaşlarındayken yaşamış olması kitabın ne gayede ve hangi yaş aralığı için yazıldığını ve yazarla sofie arasındaki ilişkiyi belirtiyor aslında. yazar, belli bir yaş aralığıyla sınırlı kalmayıp felsefeye ilgi duyan ve felsefe kavramıyla düşünme kavramını nasıl pratiğe döküleceğini deneyimlemek isteyen herkese hitap etmeyi başarmış.

***

bu bağlamda yazarı, sokrates’in bundan iki bin yıl önce üstlendiği misyonun günümüze uyarlanmış halini uygulama çabasında olduğunu hissettim. elbette yazarın sokrates’in yaptığı gibi karşılaştığı insanlarla konuşma şansı yoktu ancak bunu daha etkili bir şekilde, felsefe tarihini hikayeleştirerek ve felsefeyi tanımak isteyen norveçli bir lise öğrencisiyle okuru kaynaştırarak yapması yazarın ustalığını gösteriyor. kitap benim için felsefe ve felsefeyi “icra eden” filozofların hayatlarını görmek ve ilgi duyduğum kavramları araştırmamın önünü açması bakımından öncü rolü oynadı doğrusu.

felsefe gibi izahı zor olduğunu düşündüğüm bir kavramı, bu konuda benim gibi düşünen sofie ile birlikte çözümlemek ve felsefe tarihini, filozofların söylevlerini görmek çok heyecan verici bir tecrübe oldu benim için.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim