anne babanın sürekli kavga etmesi
huzursuz evdir, o evde cocuk mutsuzdur. sahit oldugu her kavgada farkli diyarlara gocetmek ister, kafasini kuma gommek, o andan uzaklasmak...o anin rahatsizligiyla ya kitap okumaya calisir, ya muzik dinler, yada baska bir seye odaklanir. odaklanamaz da icin huzursuzdur, sadece seslerin durulmasini ister.
devamını gör...
buz devri replikleri
en sevdiğim.
devamını gör...
uyanıp yataktan çıkmadan sözlükte gezinmek
en sevdiğim iş, sıcak sıcak... kahve de olursa tadından yenmez.
devamını gör...
x kuşağının evliliklerde başarılı olmasının sebepleri
çevreme baktığımda y ve z kuşağının evliliklerde (yüksek oranda)başarısız olduğu yadsınamaz gerçektir. bakıyorum x kuşağına çiftler kavga ediyor hemen akşamında barıştıklarını görüyoruz. peki nedir bunun sebepleri y ve z kuşağının şımarık olması mı, doyumsuz olmaları mı yada sosyal medyanın ve teknolojinin hayatımızı şekillendirmesine kadar olan etkisi mi ?
dipnot; buraya destan olacak şekilde nedenleri sıralayabilirim ama siz yazarların fikirlerini görmek isterim.
dipnot; buraya destan olacak şekilde nedenleri sıralayabilirim ama siz yazarların fikirlerini görmek isterim.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
yaz evladım elem.
yıllardır yarasa gibi yaşıyorum. umarım yakında düzelecek.
yıllardır yarasa gibi yaşıyorum. umarım yakında düzelecek.
devamını gör...
türkiye’nin adalet sistemiyle alıp veremediği olan tip
olmayan şeyin sistemi mi olurmuş dediğim başlık.
devamını gör...
parlak taşın hikayesi
seneler önce köylünün biri tarlasını sürerken parlak bir taş bulup eşeğinin boynuna takar. eve dönünce eşi taşı beğenir ve “bu taş evimizde dursun, gelen komşular çatlasın” der.
muhtar ve karısı köylünün evine misafirliğe gelince muhtarın karısı parlak taşı görür. çok beğenip “bu taş köyümüzün simgesi olsun, muhtarlıkta dursun” deyip bir koyun karşılığında taşı alır.
köylü sevinir. “bir taş karşılığında bir koyun aldım”.
parlak taş bir müddet muhtarlıkta durur. ilçe esnafından biri muhtarlığa gelince “bu taş başkente yakışır, al sana 10.000 tl, köyünün ihtiyaçlarını karşıla” der.
muhtar kıs kıs güler “bir koyuna almıştım, iyi okuttum taşı”.
kendini uyanık sanan esnaf, partisinin ilçe teşkilatından birisine gösterir taşı. “hem kaçak inşaatıma ses çıkarmazlar, hem de bizim oğlanı işe alırlar, hem de üste para verirler” der içinden.
parti üyesi 15.000 tl’ye alır o parlak taşı. bakanın birine hediye edip göze girmek ister.
ne var ki bakan istifa eder. keyif çayının yanında çokomel olmayınca partide dengeler değişir.
parti üyesi gider bir kuyumcuya. kuyumcu çırağı bakar parlak taşa. 20.000 tl’ye anlaşırlar.
yarım saat sonra genç bir kadın ile yaşlı bir amca gelir kuyumcuya.
”aşkitom çok beğendim bu taşı, iyi parlıyor, ne acaba, alsana deyince” yaşlı adam alır taşı 40.000 tl’ye.
kuyumcu çırağı memnun, “ustam olsa gurur duyardı benimle” diye sevinir.
yaşlı amca 80 yaşında olduğu için mavi haplar alır, haliyle kalp krizinden vefat eder.
genç kadın da ünlü bir kuyumcuya gidip taşı satıp, 60.000 tl’yi cebe indirir.
“bana aptal sarışın dediler. gerçi saçlarım sarı boya ama 40.000 tl’ye alıp 60.000 tl’ye sattım. bir de hem güzel hem akıllı olunmaz derlerdi” diye güler.
parlak taş olan 145,44 karatlık elmas el değiştirmeye devam eder ve en son 1.000.000 dolara bir prenses tarafından satın alınır.
köylü, muhtar, esnaf, kuyumcu çırağı, genç kadın, yaşlı adam sarraf olmadıkları için o parlak taşın gerçek değerinden haberleri yoktur. o vakitler internet de yoktur.*
"bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve onun değeri bilenin yanında o şey kıymetlidir.”
susuzluk çeken ülkelerdeki insanlar bir damla suyun kıymetini bilir.
ramazan’da iftar sofrasında bir zeytin bile o kadar kıymetlidir ki.
senin ırkın, dinin, milliyetin, cinsiyetin, maddi durumun kimine göre çok şey fark eder, kimine göre ise hiçbir şey.
hayatın çevrendeki insanlara göre değer kazanır hikayedeki parlak taş gibi.
çevrendeki insanları akıllıca seçersen o insanların seni paha biçilmez göreceğine emin olursun.
“insan, en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır” der jim rohn.
benzer hedeflerin olduğu kişilerle bir aradaysan, başarın da katlanır.
kimi ay’a gideceğiz diye sevinir. kimi de ay’a bu uzay bütçesi ile nasıl gideceğiz diye düşünür.
bbc’nin haberine göre türkiye uzay ajansı'na ayrılan bütçe 38 milyon tl.
rusya, soyuz roketleriyle bir astronotu uluslararası uzay istasyonu'na göndermek için 80 milyon doların üzerinde ücret talep ediyor. kaynak
haberi okuduktan sonra konfüçyüs’e kulak vermek gerekir. “bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınınız”.
aşkı bilenler ve ona değer verenler ile aşk güzeldir.
muhtar ve karısı köylünün evine misafirliğe gelince muhtarın karısı parlak taşı görür. çok beğenip “bu taş köyümüzün simgesi olsun, muhtarlıkta dursun” deyip bir koyun karşılığında taşı alır.
köylü sevinir. “bir taş karşılığında bir koyun aldım”.
parlak taş bir müddet muhtarlıkta durur. ilçe esnafından biri muhtarlığa gelince “bu taş başkente yakışır, al sana 10.000 tl, köyünün ihtiyaçlarını karşıla” der.
muhtar kıs kıs güler “bir koyuna almıştım, iyi okuttum taşı”.
kendini uyanık sanan esnaf, partisinin ilçe teşkilatından birisine gösterir taşı. “hem kaçak inşaatıma ses çıkarmazlar, hem de bizim oğlanı işe alırlar, hem de üste para verirler” der içinden.
parti üyesi 15.000 tl’ye alır o parlak taşı. bakanın birine hediye edip göze girmek ister.
ne var ki bakan istifa eder. keyif çayının yanında çokomel olmayınca partide dengeler değişir.
parti üyesi gider bir kuyumcuya. kuyumcu çırağı bakar parlak taşa. 20.000 tl’ye anlaşırlar.
yarım saat sonra genç bir kadın ile yaşlı bir amca gelir kuyumcuya.
”aşkitom çok beğendim bu taşı, iyi parlıyor, ne acaba, alsana deyince” yaşlı adam alır taşı 40.000 tl’ye.
kuyumcu çırağı memnun, “ustam olsa gurur duyardı benimle” diye sevinir.
yaşlı amca 80 yaşında olduğu için mavi haplar alır, haliyle kalp krizinden vefat eder.
genç kadın da ünlü bir kuyumcuya gidip taşı satıp, 60.000 tl’yi cebe indirir.
“bana aptal sarışın dediler. gerçi saçlarım sarı boya ama 40.000 tl’ye alıp 60.000 tl’ye sattım. bir de hem güzel hem akıllı olunmaz derlerdi” diye güler.
parlak taş olan 145,44 karatlık elmas el değiştirmeye devam eder ve en son 1.000.000 dolara bir prenses tarafından satın alınır.
köylü, muhtar, esnaf, kuyumcu çırağı, genç kadın, yaşlı adam sarraf olmadıkları için o parlak taşın gerçek değerinden haberleri yoktur. o vakitler internet de yoktur.*
"bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve onun değeri bilenin yanında o şey kıymetlidir.”
susuzluk çeken ülkelerdeki insanlar bir damla suyun kıymetini bilir.
ramazan’da iftar sofrasında bir zeytin bile o kadar kıymetlidir ki.
senin ırkın, dinin, milliyetin, cinsiyetin, maddi durumun kimine göre çok şey fark eder, kimine göre ise hiçbir şey.
hayatın çevrendeki insanlara göre değer kazanır hikayedeki parlak taş gibi.
çevrendeki insanları akıllıca seçersen o insanların seni paha biçilmez göreceğine emin olursun.
“insan, en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır” der jim rohn.
benzer hedeflerin olduğu kişilerle bir aradaysan, başarın da katlanır.
kimi ay’a gideceğiz diye sevinir. kimi de ay’a bu uzay bütçesi ile nasıl gideceğiz diye düşünür.
bbc’nin haberine göre türkiye uzay ajansı'na ayrılan bütçe 38 milyon tl.
rusya, soyuz roketleriyle bir astronotu uluslararası uzay istasyonu'na göndermek için 80 milyon doların üzerinde ücret talep ediyor. kaynak
haberi okuduktan sonra konfüçyüs’e kulak vermek gerekir. “bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınınız”.
aşkı bilenler ve ona değer verenler ile aşk güzeldir.
devamını gör...
tarihi bir görsel bırak
1960lı yıllar, ingiltere'de kadınlar haklarını ararken "ingiliz kadınlar türk kadınlardan daha mı az değerlidir?" yazılı pankart açıyorlar. yıl 2021, türk kadını ölmemek için sahip olduğu sözleşmelerden birini kaybediyor... sürekli gerilediğimizi, her gün görmek, yaşamak çok üzücü...
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
buzdolabımızda danino dondurup yemeye ne dersin deliganlı?*
devamını gör...
sürekli birileriyle dalga geçen insan
lisedeyken sürekli birilerinin giyimiyle, dinlediği müzikle, konuşma tarzıyla, yürüyüşüyle dalga geçen bir kitle vardı. daha sonra onların aslında hiçbir iyi özelliklerinin olmadığını ve bu eksiklik duygusunu gidermek, bomboş insanlar olduklarını saklayabilmek için hedef şaşırttıklarını anladım.
devamını gör...
galatasaray
1905 yılında kurulan spor kulübü. takım tutmuyorum ama avrupa'daki başarılarıyla göğsümüzü kabartan takımlardan biridir.
devamını gör...
sanal olarak okunan 300 yıllık mektup
zarfına el değdirmeden, gelişmiş teknolojik yöntemlerle dış kısmından ve açılmadan okunan, rönesans dönemine ait olan mektup.
mektup, x ışını dediğimiz elektromanyetik dalgaların kullanıldığı bir yöntemle, zarfına el değdirilmeden okunmuş. elbette bir kenarından yırtılabilirdi ancak bu da mektuba zarar vereceği ve belki de okunmasını tamamen engelleyeceği için tercih edilmeyen bir yöntem.
mektubun jacques sennacques adlı bir adam tarafından pierre le pers adlı kuzenine gönderildiği ve 31 temmuz 1697'de yazıldığı görülmüş. içeriği pek de ilginç değil; bir defin izni isteğiymiş.

(görsel, webtekno. com'dan alıntıdır.)
***
bu güzel bilgi için urlalı'ya teşekkür ediyorum.
mektup, x ışını dediğimiz elektromanyetik dalgaların kullanıldığı bir yöntemle, zarfına el değdirilmeden okunmuş. elbette bir kenarından yırtılabilirdi ancak bu da mektuba zarar vereceği ve belki de okunmasını tamamen engelleyeceği için tercih edilmeyen bir yöntem.
mektubun jacques sennacques adlı bir adam tarafından pierre le pers adlı kuzenine gönderildiği ve 31 temmuz 1697'de yazıldığı görülmüş. içeriği pek de ilginç değil; bir defin izni isteğiymiş.

(görsel, webtekno. com'dan alıntıdır.)
***
bu güzel bilgi için urlalı'ya teşekkür ediyorum.
devamını gör...
kürtlerin ana dilde eğitim hakkı
bütün tanımları okuyup ütopyalar güzeldir! dediğim başlıktır. ortak kültürel mirasa sahip olup, beraber yaşayıp da birbirinin hakkını görmezden gelen insanların ülkesi canım türkiye. ne olurdu herkes birbirini kolayca anlayabilseydi? kendini anlatabilseydi. sosyal devlet olma anlayışı kimsenin işine gelmiyor. neyse ki boynuzsuz hayvanın boynuzlu hayvandan alacağı hak'ka güveniyorum da bir nebze içim soğuyor. bir türk ve her şeyden önce bir insan olarak umuyorum ki bir gün herkes "benden olmayan" olarak nitelendirdiği şeylerin ve kişilerin yaşamına dair empati geliştirebilir. dünya kocaman bir keşke. xwedê te'âlâ mezzine.
yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim.
nazım hikmet ran.
yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim.
devamını gör...
ahmet kaya
memleket hasreti ile yanan,kavrulan kişi "vallahi apo'yu özledik" demez. pkk bayrağı önünde konser vermez. ama işte ılık ve romantik solculuk bunu gerektirir. ve yine bu bizim ılık ve romantik solcularımız tarafından büyük sanatçı olduğu iddia edilen keko.
devamını gör...
ölen kadınlara acımıyorum çünkü kapalı değiller
ölen kapalı kadınlarda var, onlar için ne diyeceksiniz peki sübhaneke bilmiyordu acımadım mı?
devamını gör...
cumhurbaşkanı erdoğan'dan önemli açıklamalar
"yine gaz buldular lan herhalde" diye istemsizce düşünmeme sebep olan klişe. sıkıştıkça gaz buluyor adamlar, ne zaman yeraltında kullanıma hazır benzin falan bulacaklar merak etmiyor değilim. iş oraya doğru gidiyor maşaallah.
devamını gör...
aşırı okuyan biriyle sohbet etmek
okuduğum bölüm gereği fazlaca okuyorum, ancak çok okuyunca da herşeyi bilmiyorsun tam tersi ne kadar bilmediğini anlıyor insan.
devamını gör...
şaka maka evlenilecek kız kalmaması
kendine çirkinim, ter kokarım, haftada 1 yıkanırım diyemeyen gelip evlenecek kız bulamıyorum diyor ya en çok o sıkıyor canımı.
devamını gör...

