ne ara, kim kimi küstürüyor?
hep kaçırıyorum ben.
ne güzel neşeli tanımları vardı.
fedon gibi taverna havası atıp duruyordu.
benim jenerasyondandı.
gitme deseydim keşke. *
devamını gör...

takip ettiğim yazarlara bazen akışta denk geliyorum bir bakıyorum takip etmiyor görünüyorum.

bence bu durum bir cevap olabilir. şu zamana kadar sanıyorum kimseyi takipten çıkarmadım.

benden takipten çıkanlar için de yukarıda ki durumu düşünüyorum. hee bunun dışında bir nedeni varsa canı sağ olsun, yolu açık olsun. yalnız haber verse bir iki yolluk hazırlar, arkasından su falan dökerdim hahah.

canım ya olsun gittiğin yerde mutlu ol. senin için asla kötü konuşamam yaşandı ve bitti derim. * saygıyla anar, sevgilerimi sunar, öpücüklerimi yollarım. mucukss.
devamını gör...

öncelikle buranın bu kadar boş olmasına şaşırdığımı söylemeden geçemeyeceğim. kitabı okuyan değerli yazarlarımız buraları yeşillendirebilir.

tanım: virginia woolf'un tarihte neden kadınlar erkekler kadar yazar çıkaramadı sorusunu irdelediği eserdir. woolf bunun nedenini edebiyat tarihinden somut örneklerle gayet iyi açıklamaktadır. kadınlar arasında da bir çok yazar çıktığını hatta bazılarının takma erkek isimleri kullanmak zorunda kaldığı gibi örnekler yer almaktadır*. bence herkesin mutlaka okuması gereken bir eserdir.
devamını gör...

agora meyhanesi yayınından sonra gaza geldim. marsa gidiyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fay weldon’ın “çağdaş ingiliz edebiyatının büyük beyaz umudu” diyerek selamladığı iskoç yazar iain banks’in ilk romanı eşekarısı fabrikası, 1980’li yıllarda ingiltere’de yayımlanan tüm romanlar arasında en çok tartışılan kitaplardan biri oldu. gazete ve dergilerde abartılı yergi ve övgülerle sürdürülen tartışmaların harareti dindikten ve banks yazdığı diğer romanlarla yeteneğini kanıtladıktan sonra kitaba gerçek değeri verilebildi. metin, çocuk ve şiddet temasını işleyişindeki başarısı açısından sineklerin tanrısı ve teneke trampet gibi başyapıtlarla kıyaslanıyor artık.

gotik roman geleneğine uygun olarak, olaylar iskoçya kıyılarında, tecrit edilmiş bir adacıkta ve temelde üç kişi etrafında gelişiyor. 60’lı yıllarda hippi anarşist bir gruba katılmış olan eksantrik baba, tuhaf deneyler yapmaya meraklı, oğluna saçma sapan şeyler öğretmekten zevk alan bir biyokimyacı. “aile”nin son derece duyarlı, kırılgan ve zeki büyük oğlu eric, tıp fakültesinde öğrenciyken karşılaştığı korkunç bir olay yüzünden akli dengesini yitirmiş ve geri döndüğü ada civarındaki bütün köpekleri yakmaya başladığı için kapatıldığı tımarhaneden kaçan, tehlikeli biri. romanın anlatıcısı frank ise, babası doğum kaydını bilerek yaptırmadığı için resmen var olmayan ve bu yüzden de çok yalnız bir hayat süren bir çocuk. tüm yalnız çocuklar gibi frank de fantezilerle dokuduğu mitik bir dünya yaratmıştır kendine. ama şiddet, zulüm ve ölüm üzerine kurulu bir dünyadır onunki. olağanüstü zekice planlar kurarak kendi yaşlarındaki iki kuzenini ve öz kardeşini öldürmüştür. eşekarısı fabrikası gibi karmaşık düzenekler kurarak korkunç eziyetlerle öldürdüğü hayvanların, ölme biçimleriyle kendisine yakın geleceği haber verdiklerine inanır. romanın sonunda yaptığı bir keşif, bu mitik dünyanın tamamen yıkılmasına ve kendisi hakkındaki korkunç gerçeği öğrenmesine yol açacaktır.

banks inanılmaz hayal gücü ve anlatı ustalığıyla gerçeküstücü resimlerden çıkmışa benzeyen müthiş sahneler yaratıyor bu romanda. dehşet ve ölümle dolu, ama ironik ve gerçekten iyi yazılmış bir kitap bu. ahlâki bir mesajı falan yok ama okuru fena halde tedirgin ediyor. masumiyeti tıkıştırdığımız son sığınak olan çocukluğun içerebileceği şiddetle yüzleştiriyor çünkü bizi.
devamını gör...

lakotalar için önemli bir isim olan kicking bear * oğluna ok atmayı öğretiyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uyutmayan etki.

uzun zaman önce tokyo üniversitesinde bu konuyla ilgili birkaç araştırma yapıldığını okumuştum. üstteki yazarın da belirttiği gibi kütleçekimle alakalı. ana mantık şu: dünyanın %70'i su. dolunay dünyadaki gelgitlere etki ediyor. e insanın da %70'i su. o zaman neden insana etki etmesin?

sonuç olarak bulunanlar ise: dolunayda insanlar daha huzursuz. bazısı daha duygusal. dolunay varken cinnetler daha sık yaşanıyor. kazalar, sakarlıklar artıyor. bir yeriniz kanıyorsa normale nazaran daha geç pıhtılaşıyor falan filan. araştırmayı bulduğumda editleyeceğim.
devamını gör...

kitap var dediler geldik. bayağı hoşuma gitti sonra. şimdi kitap teklif etseler bile bırakmam.
devamını gör...

birilerini eleştirken kendisininde farkında olmadan aynı hatayı yapması durumu.
devamını gör...

#1517235

kimse kusura bakmasin sacma sapan bir entry'dir. siz egitilmezsiniz siz. baska bir sey demiyorum. hadi beni gec, uzun uzun bir seyler anlatmaya calisan yazarlarin ahı var uzerinizde.
devamını gör...

sertap erener- zor kadın

devamını gör...

evlenmek.
devamını gör...

günaydın! umarım bugün kesinlikle, harika bir gün geçirirsin! çünkü bunu hakediyorsun. kimsenin veya hiçbir şeyin seni üzmesine izin verme, sen çok güçlüsün!!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küldüm ben zaten
küldüm zaten küldüm zaaaateeeen
kalmışsa eğer
külün içinde şimdi insanım
uyanıyor.
dünya görsün şimdi.
bembeyazzzz
dünyaaaaaaaaaaaa
yoluna baş koyup buzzzdaaaaaaa
kan kusanı.
dünya ne ki sevgilim,
benim sana yaptığım kubbe yanında?
düşsün, olsun, bırak,
içinde yıldızlar patlıyor.
kolaydır inanmak kadar inanmamak da.
ister sal kendini dünyaya, ister kal yanımda
her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni
yoluna baş koymak diyoruz
biz barbarlar buna.
*
devamını gör...

öğle vakti 12:00 sıraları.
öyle güzel espriler dönüyor ki bu zamanda, bir bilseniz...
devamını gör...

(bkz: ozgur ruhlu mahkum)
(bkz: zynpgvnbjk)
(bkz: pencere)
(bkz: meet joe black)
(bkz: arnella)
(bkz: zippodan çıkan cınn sesi)

benimkiler bunlar. en sevdiklerimi yazdım.
devamını gör...

istatistik kurumu rosstat, rusya'da ocak ile kasım ayları arasında 2020'de geçen seneye kıyasla 229 bin 700 daha fazla ölüm yaşandığını bildirdi. rosstat'ın açıklamasıyla koranavirüs kaynaklı ölümlerin aslında açıklanan ölüm sayısından fazla olduğu göze çarptı.
rusya da 3 milyon vakayı aşmasına rağmen resmi ölü sayısı 55 bin 265'ti.
kaynak
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şarap gibidir. hanımefendi özen ister saygi ister sevgi ister. edebiyat bir hayat alışkanlığı bir yaşam zevkidir. bunu bilen anlayan ve böylesine dikkatli bir tutumda olan hanımefendi onun dilinden anlayan ve onun hassasiyetlerine saygi gösteren bir bey ile denk gelirse şiir gibi ilişki yaşarlar. anlamak hissetmekle birleşir ifadelere özgürlük katar ruh katar hayata tat katar siyah beyaz iken her yer renkli olur. cümleler kanina karışır mazallah başını kitaplara çarpar üstünü başını şiir yaparsin. bir o kadar tatlı görünürsün hanımefendinin gözüne. öğle uykulari gibi sessiz tatli aksama doğru baslayan hafif yağmur gibi serin ve naiflesir dünya.
aksamlari bir kadeh sarapta kaybolur, geceleri ayisiginda sevisirsin. edebiyat bilen anlayan hanımefendi dünyayı dünyan kılar. selam olsun şehrin yalniz ve güzel hanımefendilerine...
devamını gör...

12 yaşına kadar konuşma güçlüğü çeken,
(dört buçuk yaşındayken, babası camide namaz kıldığı sırada van'dan göç ederken ölümden kurtarıp besleyip büyüttüğü yusuf adındaki oğulluğu tarafından öldürüldü. bu olaydan sonra on iki yaşına kadar kekemeliğe tutuldu.)yaşar kemal eğitimine ortaokulu bitirmeden son vermiş. pamuk tarlalarında amelebaşılık ve su bekçiliği yapmıştır. bu zorlu hayat şartlarına rağmen nobel'e aday gösterilen ilk türk yazarımızdır. yaşar kemal pek çok yapıtında anadolu masal ve efsanelerinden yararlanmıştır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim