sözlükte feminist olmasını istemiyorum diyen arkadaş eşitliği de istemeyen arkadaştır.
yani "biz*erkekler, kadınları yedikleri, içtikleri üzerinden eleştirelim ve onlar sessiz olsunlar hatta küçük görünenler bizlermişiz gibi erkek haklarını savunmak için başlık açalım." diyen arkadaşlardır. feminizmi bilmeyen arkadaşlardır.
"feminizm; tanım olarak, erkeklerin ve kadınların ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda eşit fırsatlar ve haklara sahip olmaları gerektiği inancıdır."
~ emma watson
e-ş-i-t-l-i-k. eşitlik.
devamını gör...

hayatım boyunca beni üzen, beni kıran, yok sayan, ne bileyim işte kötü davranan bir çok kişi oldu. pek de iyi bir ömrüm olmadığı da bir gerçek. ama biri beni hiç terk etmedi, zaman zaman üzdü ama canı sağ olsun. ama sevindirdiği de çok oldu.
bu akşam da beni sevindirdiğin için seni çok seviyorum canımın içi.
doğma büyüme kadıköy'lüyüm, iyi ki fenerbahçe'liyim. *
devamını gör...

her şeyi yazıyor oluşum. kendim oluşum. şiirden az çok anlıyor olmam...
devamını gör...

örgü örmeyi öğretti.
devamını gör...

| 22:00 |

`ll be on decks & air @ 90's
devamını gör...

türk dil kurumuna göre bir şeyi yapmayı veya elde etmeyi çok istemek anlamına gelen deyimdir.

türk dil kurumunun ziyadesiyle tembel davranıp deyimi eksik anlattığı kanısındayım ve bu işe el atmayı bir görev biliyorum. bunun nedeni türk dil kurumundan daha çok bilgi sahibi olmam değil bu deyimi kullanmayı çok sevmemdir.

benim takıldığım kısım insanın sadece bir şeyi elde etmek için ya da bir şeyi yapmak istemek için içinin gitmediği sorunudur. bence bir insanın başka bir insanı görünce de içi gidebilir. ve o saniye deyim türk dil kurumuna inat yepyeni bir anlam kazanır. insanolunbiraz deyimler sözlüğüne de böylelikle girebilir zaten.

bir insana içiniz gidiyorsa onu gördüğünüz anda dünya üzerinde var oluşa kanıt olarak gösterilebilecek bütün her şey hükmünü yitirir. sizin için her şey o insan olmuştur artık. kalan her şey teferruattır. o insanla yaşayacağınız bütün gerçekler için bir dekor oluşturmak için vardır dünya ve dünya üzerindeki her şey.

bir insana içiniz gidiyorsa eğer onun bütün kusurları sizin için dünyanın yedi harikası ile boy ölçüşebilecek kadar güzeldir. onun kendiyle ilgili beğenmediği her şeyi siz her türlü estetik kaygıya kafa tutarak çok daha fazla sevmeye başlarsınız. sizin için lekeler o kadar lekeli olmaz, düz olmadığı düşünülen her şey dümdüz olur, küçük olan hiçbir şey o kadar küçük değildir.

bir insana içiniz gidiyorsa eğer o insan hiçbir şeyden korkmasın, hiçbir şey onu huzursuz etmesin, ayağına taş değmesin istersiniz. korkularını elini tutarak gidermek, huzursuzluklarını göğsünüzde yumuşatmak ve gerektiğinde ceketinizi yere serip geçeceği yerleri yumuşak bir hale getirmek gelir içinizden.

bir insana içiniz gidiyorsa eğer onu görmeden geçirdiğiniz zamanı hayattan saymaz, ömürden düşmezsiniz. onun yanındayken göz kırpmaktan bile imtina edersiniz. o kısa anlarda onu görmeyecek olmanın korkusuyla. ve onu her gördüğünüzde milan kundera’nın varolmanın dayanılmaz hafifliği diyerek neti kast ettiğini anlarsınız.

bir insana içiniz gidiyorsa eğer giden her parça o insana yöneliyor demektir. içinizde sakladığınız, nadasa bırakılmış her duygu yolları, dağları, boğazları aşıp o insana varıyordur bu anlarda.

bir insana içi gitmek eksiltili hissettiğiniz anların hepsinin mükafaatıdır.
devamını gör...

çok güzel bir teoman şarkısı. sözler müge emirgil ile teoman'a ait. şarkının bestecisi ise barlas eşber erinç ve müge emirgil. bu güzel şarkıyıda şöyle bırakalım.https://
devamını gör...

vaya con dios - nah neh nah

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlüğümüzde her şey bitti buna mı takıldık dediğim konu. vakti zamanında bilinçsizce sözlükte hissettiğimiz soruların her birine tek tek başlık açtık, her birine çözüm ürettiler. artık bunları aşalım konuları birebir yönetimle paylaşalım. tabiri yerindeyse yazar yemiyorlar, her soruna mutlaka çözüm üretiyorlar. dm'lerine yazacağınız bir kaç açıklayıcı cümle; ben bunu yanlış buluyorum, bunu doğru bulmuyorum gibi düşüncelerinizi onlarla paylaşmak, bu kadar. onlar da mutlaka bunu istişare edip yanlış olduğunu düşündüğünüz konuya bir çözüm üretip mutlaka daha iyi olması için çaba harcayacaklardır.
devamını gör...

çocuklarının sevgililerinin olmasının normal olmasıdır.
sevgili yapınca kötü bir şey olmuyor.
ayrıca sizin çocuğunuz dünyanın en zeki çocuğu değil olmak zorunda değil lütfen ona öyleymiş gibi yüklenmeyin.
insanların omzuna yük biniyor sonu vahim oluyor.
devamını gör...

eğer bakmayı bilirseniz yaşamak size binlerce güzel seçenek sunacaktır, intihar ise sadece tek bir seçenek. ölüm.
hala nefes alıyorken kıymetini biliniz.
devamını gör...

ne zaman bu kitabı paylaşan görsem yanında ya kahve var ya çay. bazen de meyvesuyu falan oluyor. boğaz kuruluğu yapıyor sanırım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanın hayatını berbad eden bir güçlük. hala daha etmeye devam ediyor. özellikle türkiye gibi bir yerde bu durum işleri iyice çıkmaza sokuyor insanlardan destek değil dert görüyorsunuz. son zamanlarda yine nisbeten farkındalık oluşuyor insanlarda umarım yeni nesillerde bu hastalıktan muzdarip insanlar daha az sıkıntı yaşar. birde diğer insanların bunu havalı veya iyi bir şey olarak görmeleri yok mu...
yok davinci mozart einstein da disleksiymiş, peki bunun bana faydası ne bu yüzden gurur mu duyayım. muhtemelen bu durum onlarında hayatını berbad etti. buradan disleksili yeni genç nesillere sesleniyorum. hayatınız zor olacak sahip olduğunuz muhtemel potansiyeller görmezden gelinecek aptal salak tembel gibi söylemlere maruz kalacaksınız ve bu yolda çoğu insan size yardımcı olamayacak. bu yolda yalnızsınız çünkü insanların anlayamayacağı bir zihnimiz var, kendiniz için ne yapabilirseniz sadece o olacak.
devamını gör...

yukarıdaki güzel cümlelerden sonra yazan her şeyin biraz eksik kalacağına inandığım başlık.
yanlıştan yüz çevirmek için önce belli merhalelerden geçiyoruz. ne yazık ki çoğu zaman yanlış olduğunu henüz yanlışı görmeden hissederiz ama içimizden bir ses kulağımiza sakinlestirici ve yüreklendirci bahaneler fisildar. o sesi susturup yanlışa hiç batmadan yola devam etmek varken (artık nefis mi denir kader mi yoksa karma mi kişiden kişiye değişmekle beraber ) çoğu zaman yavaş yavas , ucundan kıyısından yanlisa ilerlemeye başlarız. tam geri mi dönsem falan diye dusunurken zaman akar, gözün önündeki sis perdesi kalınlaşır ve biz o yanlisi üretmiş kişiden daha içinde buluruz kendimizi. yanlışın içinde olduğumuzu fark ettiğimizde "ben ne yaptım !!" çanları çalmaya başlar. bir el o çanları susturup ya "zaten oldu artık bir kere, bu saatten sonra değişmez bir şey" der. ya "tamam bu da son olsun bı daha olmaz" der. o ses hiç susmaz. kimi zaman cevrenizdekileri suclar kimi zaman yanlışın içindeki başarıları yüceltir. peki ama ne zamana kadar ? biz herhangi bir sebeple o yanlıştan bir müddet uzaklaştığımiz zamana kadar. işte o uzaklaşma anı yapılan yanlışın aslında o kadar da çekici olmadığını gösterir. hayatta ne kadar çok şeyi iskaladigimizi görürüz. işte bu yanlıştan yüz çevirmek için güzel bir firsat daha sunar bizlere.. ister bir bilgisayar oyunu için geçirilen boş vakit, ister kadehlerin arkasına sığınilan geceler, ister bir başkasının hakkını zaptederek kazanılmış para, isterse kırılmış bir kalp olsun. tövbe kapıları her zaman herkese açıktır. o affedebildigine göre insan kendisini sevebilmeli, affedebilmeli, hiçbir olgu, olay , düşünce, kişi için kendisinden vazgecmemelidir.
devamını gör...

baykuş: bilim insanı
kuş: pilot
balık: dalgıç
çıta: sporcu
devamını gör...

ben bir ayna idim
baktılar, baktım
gördüler, baktım,
baktılar gördüm.
ne düğünler, ne doğumlar,
ne ölümler gördüm.
en çok yalanlara oldum.
kırdılar,
kırıldım artık.

ben bir ağaçtım
baltalandım.
yonga yonga yongalandım,
yongalarda yandım,
mangallarda, sobalarda,
yangınlarda yandım.
budaklarla budaklandım,
cilalandım, boyalandım.
yaktım, yandım,
yaktılar.
yandım artık

ben bir çağlayandım
bir ırmağa aktım,
ırmak oldum
bir dereye vardım
dere oldum
bir nehire vardım,
nehir oldum
bir denize vardım.
hep baktılar..
aktım artık.

özdemir asaf -imiş
devamını gör...

can yayınları kapaklarını hazırlayan tasarımcı.
buradan
kitap alırken kriteriniz nedir ?
ismi?
konusu?
yazarı?
yayınevi?
aldığı beğeniler?
arka kapak yazısı? şüphesiz hepsi önemli ama bir kriter var ki kitabı almamızı ya da almış isek okurken benimsememizi sağlayan şeylerin başında geliyor.
kapağı. evet kitap kapakları kitabın tercih edilmesinde önemli bir unsur. sizi bilmem ama ben bir kitap aldigimda ilk kapagıni kim hazırlamıs ona bakıyorum.
bu konuda kendisini çok çok başarılı buluyorum. özellikle ilk dönem çalışmaları çok daha samimi iken son dönem çalışmalarında ise daha koleksiyonel. sanki ilk zamanlar okuduğu kitapların kapaklarını yapmış da, sonraki dönemde yayınevinin isteklerini daha ön plana almış ya da ekibinin bakış açısı daha çok yansımış gibi. yaptığı bazı tasarımlarla avrupa'da önemli ödüllerin de sahibi olmuş.
tabiki bazen ciddi hatalar da yapabiliyor. yusuf atilgan'ın anayurt oteli kitabında sürpriz bozan vermesi gibi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kendisi ile ilgili yapılan roportaj ve tedx konuşması linklerini bırakıyorum. bu linklerden birinde bulunan görseller de kendisi ile ilgili kısa bir fikir verecektir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


buradan

buradan
devamını gör...

cementiri del sud-oest veya cementiri del montjuïc, ispanya-barselona'daki montjuïc tepesinin kayalık yamaçlarından birinde yer alan mezarlıktır. fakat sıradan bir mezar yeri topluluğundan öte bir şeyler vardır burada. zira dünyaca meşhur bir bölgedir burası.
aslında buraya sanat eserleriyle dolu bir park demek mümkün olsa da burada barselona-katalonya bölgesinin yakın tarihinde tanınmış birçok insanın da mezarı bulunuyor. yani her ne kadar turistik bir sanat tarihi parkı algısı oluşmuşsa da saygıda kusur edilmemesi de gerekir çünkü burası birçok insanın ebedi istirahatgahıdır aynı zamanda*. zaten yerliler bu durumdan rahatsız oluyorlarmış ve burayı popüler bir gezi alanı olarak görmüyorlarmış.

avrupa'da pek çok mezarlıkta görebileceğimiz gibi burada da insanların kaybettiği yakınlarının yasını sonsuza dek tutması için onların mezarının başuçlarına yerleştirdikleri taş aziz heykelleri de bulunmaktadır. bu neo-gotik heykellerin yüzlerine baktığınızda öyle yoğun duygulara rastlarsınız ki kendi kaybınız olmasa dahi orada yatmakta olan insanın yasını ve kaybının hüznünü içinizde hissedersiniz. fakat burada hissettiğiniz bir duygu daha vardır ki o da acımadır. sonsuza dek o mezarın başında yas tutan meleğe/azize gerçek anlamda acırsınız.

mezarlığın yüksek kesimlerine çıktığınızda ise bir krematoryum ile karşılaşırsınız. bu krematoryumun da romalılara ait olduğu söyleniyor.
devamını gör...

ben genel olarak iki cinsiyete de tespih sallamayı ve bulundurmayı yakıştıramıyorum ya, garip bir şekilde itici geliyor bana.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim