boston çay partisi
şu kılık değiştirme mevzusu aslında sıkıntılı bir durum. orada sadece tanınmayalım amacı güdülmüyor. bu mevzuyu başlatan ''sons of liberty'' mensupları ayaklanmalar esnasında ''mohawk'' kızılderilileri gibi giyinip ortada arzı endam ederlerken çaktırmadan mesaj da veriyorlar. ya da tarihçiler bunu bir yerlerinden uyduruyor. ama uyduracaklarını da sanmıyorum, o kadar kaynakta yazılmış, çizilmiş, edilmiş... vardır herhalde bir geçerliliği *
neymiş efendim bu arkadaşlar kendilerini birleşik krallık üyesi olarak görmüyorlarmış da amerikalı olarak görüyorlarmış. bu yüzden de bu hareket tarzı ile mesaj vermişler; biz yerliyiz ve milliyiz demişler... kökümüz içeride, ahanda size ispatı diyerek mohawk kıyafetleri ile selam çakmışlar.
bak bak dillere bak hele! arkadaş madem kuzey amerika yerlilerine kendinizi bu kadar yakın hissediyordunuz, ne diye onca sürgün, katliam, rezervasyon alanları, rezervasyon okulları marifeti ile adamların burnuna/canına ot tıkadınız? amerika denen illetin kuruluşunda dahi algı yönetimi var. algıyı yönete yönete dünyayı yönetir oldular.
yahu o değil de çayı vatan haini ilan etmek nedir? bak kahve mesela vatansever bir içecek. çay öyle değil. bildiğin terörist.
bu olay özelinde şunu asla unutmamak gerekiyor; vatanseverlikle, vatan hainliği arasındaki ince çizgi, çay ile kahve arasındaki ince çizgi kadardır. yeri gelir siz bile hangisi olduğunuzu karıştırırsınız. o yüzden ikisine de şeker atın tadınız kaçmasın.
neymiş efendim bu arkadaşlar kendilerini birleşik krallık üyesi olarak görmüyorlarmış da amerikalı olarak görüyorlarmış. bu yüzden de bu hareket tarzı ile mesaj vermişler; biz yerliyiz ve milliyiz demişler... kökümüz içeride, ahanda size ispatı diyerek mohawk kıyafetleri ile selam çakmışlar.
bak bak dillere bak hele! arkadaş madem kuzey amerika yerlilerine kendinizi bu kadar yakın hissediyordunuz, ne diye onca sürgün, katliam, rezervasyon alanları, rezervasyon okulları marifeti ile adamların burnuna/canına ot tıkadınız? amerika denen illetin kuruluşunda dahi algı yönetimi var. algıyı yönete yönete dünyayı yönetir oldular.
yahu o değil de çayı vatan haini ilan etmek nedir? bak kahve mesela vatansever bir içecek. çay öyle değil. bildiğin terörist.
bu olay özelinde şunu asla unutmamak gerekiyor; vatanseverlikle, vatan hainliği arasındaki ince çizgi, çay ile kahve arasındaki ince çizgi kadardır. yeri gelir siz bile hangisi olduğunuzu karıştırırsınız. o yüzden ikisine de şeker atın tadınız kaçmasın.
devamını gör...
boşluğa haykırmak istediğiniz cümleler
bir salın artık şu insanları. bıktım birilerinin başka insanların hayatlarına karışmasından. sanki kendi hayatı çok düzgünmüş gibi herkes her şeye burnunu sokmayı vazife bellemiş.
devamını gör...
erasmus
tam zamanında -korona gelmeden bir yıl önce- erasmus yapmış biri olarak imkanı olan herkese tavsiye ettiğim, olmayanlara da bir yolunu bulup gidebiliyorlarsa zorlamalarını önerdiğim öğrenci değişim programı. mesela benim erasmus için aldığım borcun bir kısmı hala ödenecek duruyor, mezun olunca ödeyeceğim.
ilk 3 hafta zorlu geçmişti benim için, alışmak, insanlarla kaynaşmak zaman alıyor. çok da dışa dönük bir insan olmayan benim için daha da zordu. ingilizce konuşma yeteneklerime de pek güvenmiyordum başlarda, ama biraz kabuğunuzdan sıyrılınca çok rahat ilerliyor.
son günlerine yaklaştıkça fazladan biraz daha kalmak adına her türlü yola başvurmak da erasmus sevdasına dahil bence.
çok kısa sürede bir sürü farklı milletten, kültürden insanlarla tanışıyor, fazlaca da gezme fırsatı yakalıyorsunuz. haliyle vizyonunuz ve hayata bakış açınız oldukça değişiyor.
dünyada ilk 100de bulunan iyi bir teknik okulda erasmus yapmama ve aldığım 6 dersin 5 ini iyi notla geçmeme rağmen eğlenmeye, dinlenmeye bol bol vaktimin kaldığı, kesinlikle türkiye'deki kadar stresli bir ders/ödev/sınav sistemi olmayan bir ortamdı. biraz bütçe ayırabilirseniz birkaç kez ülke dışı gezilerde de bulunabilirsiniz rahatça.
hayatınızın hem en zor hem de en güzel günleri olacak muhtemelen. kıymetini bilin.
erasmus yapacaklara bir kaç küçük tavsiyede bulunacak olursam da;
-eğer ingilizce dışında yeni bir dil öğrenme gibi bi arzunuz varsa yerel halkın ingilizceyi yaygın olarak bildiği ve kullandığı bir ülke tercih etmeyin. böylece yerel dili öğrenmek zorunda kalacaksınız. diğer türlü insan kendini dil öğrenmeye veremiyor. (ben verememiştim en azından)
-önceliğinizi iyi belirleyin:
a) iyi bir üniversiteye gideyim, ilerde referans olarak kullanabileyim, hem de kaliteli bir eğitim alayım diyorsanız iyi bir üniversite seçin, ama diğer erasmus yapan arkadaşlarınıza oranla bir tık fazla ders çalışmanız gerekebilir. bunun bilincinde olun.
b) ben ders çalışmak istemiyorum diyorsanız da tercihinizi görece ucuz, daha düşük eğitim standardı olan ülkelerden yana kulllanın. böylece hem bol bol vaktiniz hem de bol bol paranız olur. eğer boş yapmak için iyi bir üniversiteye giderseniz geçmeniz gereken toplam kredi sayısını tamamlamakta zorlanabilir, hibenizin %20sini alamayabilir hatta üzerine geri ödeme yapmak durumunda kalabilirsiniz.
-gideceğiniz ülkeyi/şehri iyi araştırın. ikliminden, insanlarından bi haber gitmeyin . böylece sizi neyin beklediğini bilir ve hayal kırıklığına uğramazsınız.
- kalacak yer ayarlama işlerini kesinlikle son ana bırakmayın, genelde okulların anlaşmalı olduğu yerler oluyor. onu kullanın. kendiniz de bulabilirsiniz elbet, ama çok daha zorlu bir süreç olur.
benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. hollanda/delft özelinde sorusu olan olursa cevaplayabilirim
ilk 3 hafta zorlu geçmişti benim için, alışmak, insanlarla kaynaşmak zaman alıyor. çok da dışa dönük bir insan olmayan benim için daha da zordu. ingilizce konuşma yeteneklerime de pek güvenmiyordum başlarda, ama biraz kabuğunuzdan sıyrılınca çok rahat ilerliyor.
son günlerine yaklaştıkça fazladan biraz daha kalmak adına her türlü yola başvurmak da erasmus sevdasına dahil bence.
çok kısa sürede bir sürü farklı milletten, kültürden insanlarla tanışıyor, fazlaca da gezme fırsatı yakalıyorsunuz. haliyle vizyonunuz ve hayata bakış açınız oldukça değişiyor.
dünyada ilk 100de bulunan iyi bir teknik okulda erasmus yapmama ve aldığım 6 dersin 5 ini iyi notla geçmeme rağmen eğlenmeye, dinlenmeye bol bol vaktimin kaldığı, kesinlikle türkiye'deki kadar stresli bir ders/ödev/sınav sistemi olmayan bir ortamdı. biraz bütçe ayırabilirseniz birkaç kez ülke dışı gezilerde de bulunabilirsiniz rahatça.
hayatınızın hem en zor hem de en güzel günleri olacak muhtemelen. kıymetini bilin.
erasmus yapacaklara bir kaç küçük tavsiyede bulunacak olursam da;
-eğer ingilizce dışında yeni bir dil öğrenme gibi bi arzunuz varsa yerel halkın ingilizceyi yaygın olarak bildiği ve kullandığı bir ülke tercih etmeyin. böylece yerel dili öğrenmek zorunda kalacaksınız. diğer türlü insan kendini dil öğrenmeye veremiyor. (ben verememiştim en azından)
-önceliğinizi iyi belirleyin:
a) iyi bir üniversiteye gideyim, ilerde referans olarak kullanabileyim, hem de kaliteli bir eğitim alayım diyorsanız iyi bir üniversite seçin, ama diğer erasmus yapan arkadaşlarınıza oranla bir tık fazla ders çalışmanız gerekebilir. bunun bilincinde olun.
b) ben ders çalışmak istemiyorum diyorsanız da tercihinizi görece ucuz, daha düşük eğitim standardı olan ülkelerden yana kulllanın. böylece hem bol bol vaktiniz hem de bol bol paranız olur. eğer boş yapmak için iyi bir üniversiteye giderseniz geçmeniz gereken toplam kredi sayısını tamamlamakta zorlanabilir, hibenizin %20sini alamayabilir hatta üzerine geri ödeme yapmak durumunda kalabilirsiniz.
-gideceğiniz ülkeyi/şehri iyi araştırın. ikliminden, insanlarından bi haber gitmeyin . böylece sizi neyin beklediğini bilir ve hayal kırıklığına uğramazsınız.
- kalacak yer ayarlama işlerini kesinlikle son ana bırakmayın, genelde okulların anlaşmalı olduğu yerler oluyor. onu kullanın. kendiniz de bulabilirsiniz elbet, ama çok daha zorlu bir süreç olur.
benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. hollanda/delft özelinde sorusu olan olursa cevaplayabilirim
devamını gör...
her düşüş bir öğreniş
tecrübelerimizin hepsinin aslında birer hatadan ibaret olmasını hatırlatan atasözü.
devamını gör...
canavar
anadolu'da kurt hayvanının diğer adı. bazı yörelerde canavar diye bahsedilir. çocukken her duyduğumda masallardaki yaratıktan bu kadar normal bir şekilde bahsedilmesine şaşırırdım. sonradan kavradık kurt hayvanının diğer adı olduğunu.
devamını gör...
beyaz gemi
zift karası kalpli damadı başta olmak üzere kaba davranışlara maruz kalan iyi niyetli bir dede, sığ düşünceli bir üvey nine ve belli belirsiz birkaç akrabayla birlikte küçük,belirsiz bir köy bozması beldede yaşayan, annesi ve babası tarafından öylece bırakılmış yapayalnız, kayalarla arkadaşlık yapan, her zaman ilerideki beyaz gemide babasına kavuşmayı hayal eden bu uğurda canından olan bir çocuğun hikayesi.
duzeltme: geyiklere karşı dedesiyle birlikte ayrı hayranlık besliyorlar.
duzeltme: geyiklere karşı dedesiyle birlikte ayrı hayranlık besliyorlar.
devamını gör...
şeker portakalı
uzun zaman geçti ama bir hüzünlenmedim değil.
zeze'yi unuturmuyum. okuğum zaman o kadar üzülmüştüm ki, zeze'nin yaşadıklarını sanki ben yaşamışım gibi geliyordu bana.
zeze'yi unuturmuyum. okuğum zaman o kadar üzülmüştüm ki, zeze'nin yaşadıklarını sanki ben yaşamışım gibi geliyordu bana.
devamını gör...
klişe youtube yorumları
yaşıtlarım aleyna tilki bilmem ne dinlerken ben bunları dinliyorum.
devamını gör...
pilli bebek
ankara'lı bir müzik grubu.
gençlik yıllarımızın grubudur.
az konserine de gitmedik hani.
aynı zamanda halen güzeller halen çiçeklerdir
gençlik yıllarımızın grubudur.
az konserine de gitmedik hani.
aynı zamanda halen güzeller halen çiçeklerdir
devamını gör...
dijital zorbalık
farkında olmadan hepimizin bir şekilde bulaştığı iğrenç durum. özellikle tivitirda oldukça aktif olarak yapılmakta. pek çok insan düşünceleri dolayısıyla bu zorbalığa maruz kalmakta.
bunu yalnızca mesaj yoluyla taciz olarak da görmüyorum. alıntılayarak, yaygınlaştırarak, yorum atarak da bu zorbalığa ortak oluyor ve büyütüyoruz. şimdilik nereye varacağını ya da ne sonuçları olduğunu net olarak bilmiyoruz ancak zamanı geldiğinde somut olarak büyük olumsuz sonuçlarıyla karşılaşacağımızdan eminim de.
komik bulduğumuz bir videoyu, fotoğrafı ya da tiviti galerimizde, telefonumuzda saklıyor ve pek çok durumda kullanıyoruz örneğin. ancak o içerikteki kişiler ya da içeriği paylaşan kişinin düşünceleri, bu içeriği artık kabullenip kabullenmediği hiç düşünmediğimiz bir durum.
linç kültürüyle birleştiğinde inanılmaz korkunç bir hâl alıyor.
bunu yalnızca mesaj yoluyla taciz olarak da görmüyorum. alıntılayarak, yaygınlaştırarak, yorum atarak da bu zorbalığa ortak oluyor ve büyütüyoruz. şimdilik nereye varacağını ya da ne sonuçları olduğunu net olarak bilmiyoruz ancak zamanı geldiğinde somut olarak büyük olumsuz sonuçlarıyla karşılaşacağımızdan eminim de.
komik bulduğumuz bir videoyu, fotoğrafı ya da tiviti galerimizde, telefonumuzda saklıyor ve pek çok durumda kullanıyoruz örneğin. ancak o içerikteki kişiler ya da içeriği paylaşan kişinin düşünceleri, bu içeriği artık kabullenip kabullenmediği hiç düşünmediğimiz bir durum.
linç kültürüyle birleştiğinde inanılmaz korkunç bir hâl alıyor.
devamını gör...
kurban kesemeyen erkek
normal erkektir..bazıları hayvan kesebilir bazıları kesemez bunda yadırganacak bir şey yoktur..
devamını gör...
serenad
zülfü livaneli’nin yazdığı, ikinci dünya savaşı sırasında yahudi soykırımından kaçmaya çalışan çiftin hikayesini, yıllar sonra istanbul'a gelişiyle struma gemisi'ni yeniden gündeme getiren profesör maximilian wagner'in gözünden anlatan romandır.
oldukça etkileyici bir hikayesi var.
devamını gör...
heybeliada
istanbul'un güneyindeki prens adaları'nı kapsayan adalar ilçesinin 5 mahallesinden biridir. adaya heybeliada denilmesinin sebebi, uzaktan bakıldığında adanın yere bırakılmış bir heybeye benzemesidir.
bizans dönemindeki ismi ise "halki" dir. antik çağlardaki yunan filozofu aristoteles, halki’de o zamanlarda bakır bulunduğunu ve adanın yunanca bakır anlamına gelen adını buradan kaynaklandığını söyler.
istanbul'un en çok rağbet gören sayfiye yerlerinden biridir.
....öyle bir dönem düşünün ki, ufacık bir adada hüseyin rahmi romanlarını yazarken nurullah berk ilkokula gidiyor. aziz nesin henüz küçük bir çocuk...
rıhtımın hemen yanındaki bahriye mektebi'nde nazım hikmet ve necip fazıl üniformaları içinde öğrenim görüyorken yahya kemal ve hamdullah suphi okulun öğretmenlerinden...
karşı tepe üzerinde kurulan ruhban okulu ise, içlerinde şimdiki istanbul rum ortodoks patriği bartholomeus'un da aralarında bulunduğu birçok üst düzey din adamı yetiştiriyor."(kartpostallarla bir ada hikayesinden)
heybeliada
bizans dönemindeki ismi ise "halki" dir. antik çağlardaki yunan filozofu aristoteles, halki’de o zamanlarda bakır bulunduğunu ve adanın yunanca bakır anlamına gelen adını buradan kaynaklandığını söyler.
istanbul'un en çok rağbet gören sayfiye yerlerinden biridir.
....öyle bir dönem düşünün ki, ufacık bir adada hüseyin rahmi romanlarını yazarken nurullah berk ilkokula gidiyor. aziz nesin henüz küçük bir çocuk...
rıhtımın hemen yanındaki bahriye mektebi'nde nazım hikmet ve necip fazıl üniformaları içinde öğrenim görüyorken yahya kemal ve hamdullah suphi okulun öğretmenlerinden...
karşı tepe üzerinde kurulan ruhban okulu ise, içlerinde şimdiki istanbul rum ortodoks patriği bartholomeus'un da aralarında bulunduğu birçok üst düzey din adamı yetiştiriyor."(kartpostallarla bir ada hikayesinden)
heybeliada
devamını gör...
normal sözlük’te kankacılık
bu gibi platformların en büyük sorunu ve kanayan yarasıdır. günlük hayattan arkadaş olan yada sözlükte ortamında tanışıp arkadaşlık yapan kişilerdir. her sözlükte mutlaka bir kaç kişi olur. genel olarak sözlük içerisinde özelden birbirlerini gaza getirip sevmedikleri yazarların nick altını uplayıp kavga çıkarmak, kendi adlarına kankalarına başlık açtırıp övgüler yapmak, her gün ısrarla aynı nickli yazar üzerinden espri yapmalar gibi gereksiz işlerle kendilerini tatmin eder dururlar. ekseriyette bu gibi kişilerle karşı cins bile olsa muhabbet etmeyin işler ters gittiğinde sizi satıp yarı yolda bırakır konuşmalarınızı sözlüğe yansıtırlar. ciddi anlamda ağır gerizekalı ve psikolojik vaka olduklarını düşünmekteyim. sanal platformda prim yapıp beğenilme ve fenomen olma kaygısı yüzünden komik durumlara düşüyorlar. bunların mantığıyla hareket edersek herkes sözlüğe 1 tane arkadaşını getirsin kendi adına başlık açtırsın, övgü dolu nickaltı girsin o zaman sözlüğün ne anlamı var git whatsapp ta takıl daha iyi. ayrıca bu tarz kişilerin girdiği saçma sapan entryler bile çok fazla oylanır. uzun lafın kısası kendi çalıp kendi oynayan insan davranışıdır.
devamını gör...
güne bir söz bırak
ne çok gulmusumdur,
içinde binlerce kötülük bulunan,
ama kendini iyi biri zanneden zayiflara.
nietzsche
içinde binlerce kötülük bulunan,
ama kendini iyi biri zanneden zayiflara.
nietzsche
devamını gör...
sözlük mağazası
buradan bir şey almaya çalışmak asgari ücret biriktirerek rezidans almaya benziyor.
devamını gör...
bilgisayar kamerasını bantlamak
benim yaptığım gibi hafif bir bant bulmak yerine siyah bantla bastıra bastıra mal gibi bantlarsa kamerasına elveda diyecek insandır. aynı zamanda bunu yüksek lisans dersinde sınıfa sunum yapacağı zamana denk getirdiyse kameranın artık buğulu göstermesinden dolayı kendisi gibi bir saz arkadaşı tarafından sınıf whatsapp grubunda "devotee tost makinasıyla mı bağlanıyosun ehuhehehe" mesajına maruz kalacak insandır.
en temizinden bi maskeyi kamerayı kapatacak şekilde gerin ekranın iki yanına, kafanız rahat olsun sözlük.
en temizinden bi maskeyi kamerayı kapatacak şekilde gerin ekranın iki yanına, kafanız rahat olsun sözlük.
devamını gör...
hayır diyemeyen insan
eskiden bu bendim. çevremdeki insanları kırmamak için hayır demez, diyemezdim. baktım ki bu durum onların umrunda değil, evet denmesiyle ilgileniyor ve kırmaktan ya da ezmekten çekinmiyorlar, bir yerde yanlış yaptığımı anladım.
bu yüzden hayır demeye başladığım günden beri daha mutluyum, daha huzurluyum. şimdi onlar düşünsün.
bu yüzden hayır demeye başladığım günden beri daha mutluyum, daha huzurluyum. şimdi onlar düşünsün.
devamını gör...
nihil
susuz bir denizde yüzmeye benziyor
sessizlik...
su yok, suyun kaldırma kuvveti de yok.
hatırlıyorum ellerimi ama ne kadar uzak…
bir buluta yazmışlar adımı
görmedin mi beni?
yedinci dem şiiridir.
sessizlik...
su yok, suyun kaldırma kuvveti de yok.
hatırlıyorum ellerimi ama ne kadar uzak…
bir buluta yazmışlar adımı
görmedin mi beni?
yedinci dem şiiridir.
devamını gör...
