“insan 16 yaşındayken dünyayı değiştireceğini düşünür. 18 olduğunda düşünceleri sert bir kayaya çarpar. 20 yaşına geldiğinde hiçbir şey değiştiremeyeceğini anlar. 25 yaşında dünyanın onu değiştirdiğini fark eder. ve insan 25 yaşında ölür, 75 yaşında gömülür.”

yukardaki sözün sahibi rus yönetmen, yazar ve aktördür. kendisinin yukardaki sözünü çok düşündüm. kendi düşüncelerimle karşılaştırdım ve aynı fikirde olmadığımı farkettim.
dünyayı değiştiremeyeceğimi biliyorum, bu kimine göre erken farkındalık ismini taşıyabilir. bana göre tamamen düşünce yapısı ile ilgili. dünyayı değiştirmek yerine herkes kendine çeki düzen verse ortada sorun kalmayacak aslında. ama her insanı kendimize göre düzeltemeyeceğimiz için işe kendimizle başlayabiliriz. değil dünyayı, insanları bile değiştirmeye gücüm yetmeyebilir. ama dünyayı kendi merceğimden izlediğim için aslında merceğimi değiştirdiğimde dünyamı değiştirmiş oluyorum. her insan kendi dünyasını değiştirebilir yani, bakış açınızı değiştirdiğiniz an gerçekleşecek olandır. bu benim naçizane düşüncem.
sonuç olarak sayın yönetmenin "insan ne zaman ölür" tanımına saygı duymakla beraber katılmıyorum.
devamını gör...

ne kadına ne de erkeğe bunu yakıştırmıyorum. denk gelir belki edersin ama her 3 kelimede 1 adet küfür varsa çok hoş karşılayamıyorum bu durumu.
devamını gör...

(bkz: bana silivri yolları)
devamını gör...

tanım: yalnızlık kafasına vurmuş olan bir arkadaşın yapmaya çalıştığı aktivite.
şahsi yorum: kalkışmayın böyle şeylere.
devamını gör...

japon imparatorlugunda kara kuvvetleri generali. kendisine malaya kaplanı denmektedir bunu sebebi ingilizlerin elindeki malay yarımadasını ve singapuru neredeyse kayıp olmadan ele geçirmesidir. 30.000 japon askeri yaklaşık üçte bir kayıpla toplam 130.000 ingiliz, hint ve avustralyalı askerlerden oluşan bir askeri gücü teslim almayı başardı. ingiltere'nin askeri tarihindeki bu en büyük ve utanç verici teslimiyetin mimarı olan yamashita" malaya kaplanı" lakabını aldı. savaş sonunda yargılanıp idam edilmiştir.
devamını gör...

bir doğum kontrol yöntemi.

genellikle bir kutusunun içerisinde 21 tane vardır ve 7 gün ara verilerek kullanılır. bazı kutularda ise 28 adet bulunur. 7 adeti vitamin ve gıda takviyesi içerikli ilaçlardır.

bu doğum kontrol yöntemi kişiyi yalnızca gebeliğe karşı korurken cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamaz.

düzenli kullanımda koruyuculuğu çok yüksektir.* zamanında alınmayan doğum kontrol hapının iki hapı aynı anda içmek anlamına gelse bile içilmesi tavsiye edilir. *

doğum kontrolü yanında polikistikover sendromu ve kadınlarda aşırı kıllanma durumları başta olmak üzere hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
bu minicik hapı eskiden devlet karşılamakta iken geldiğimiz noktada hastalık tedavisi için dahi olsa karşılamamakta. (geçtiğimiz aylarda bir kutu yasmin 40 tl civarındaydı) bu durumu devletin doğum kontrolü politikasının ipucu olarak görebiliriz sanırım.

tüm bunların yanında doğum kontrol hapı kadının gebeliğini planlayabilmesi, erken ve istenmeyen gebeliklerin önüne geçilmesi açısından kadının çalışma hayatına ve sosyal hayata katılımı açısından devrim niteliğinde bir çalışma olmuştur. kendisine teşekkürü borç biliriz.
devamını gör...


prof. dr. naci görür yaptığı açıklamada paylaştığı harita ile uyarılarda bulundu. görür'ün harita ile yaptığı deprem uyarısında van ve çevresindeki değişimler gösterildi.
görür, "arkadaşlar, dünden beri van gölü'nün doğusu hareketli. arısu-tuşba/van, çitören-tuşba/van, mollakasım/ van yörelerinde 2,0-3,5 aralığında depremler oluyor. bu depremler gölün doğusundaki bindirme fayları ile ilgili. burası yavaş yavaş yükseliyor. biliyorsunuz van ilimiz deprem kenti. tarihsel dönemlerde çok sayıda şiddeti vı-ıx arasında değişen deprem var. aletsel dönemde bu bölgede 1976 7,3 çaldıran ve 2011 7,2 van depremi var. şu anda olan depremler yerleri itibariyle daha büyük depremleri tetikleyebilir diye beni pek endişelendirmiyor." ifadelerini kullandı.


buradan

umarım bir şey olmadan enerjisini atar. gerekli tedbirler alınır. he hükümet yapar mı öyle bir şey. zor. yangınlardan ders aldık mi almadık haliyle deprem olmadan önlem almayız.
edit: hoca diyor ki; 3 şiddetindekiler suan önemsemiyorum ama ortada yükselmekte olan bir levha var bunun da enerji atması(deprem) olası.
devamını gör...

ayda en az birkaç doz alınması gereken the rolling stones parçası.

form geçici klas kalıcıdır.
devamını gör...

yanlış çağda yaşamanın stresindendir.
devamını gör...

islam bülbülleri de bu durumu desteklemektedir.
çıkmış islam bülbülleri öter allah deyu deyu.
devamını gör...

ben artık reis-i cumhurumuzun yıllardır dediği gibi şahlanmak istemiyorum.

ben dıgıdık dıgıdık yürümek istiyorum. tıpkı almanlar gibi bastığım yeri hissetmek ve güven duymak istiyorum.
bıktım, şahlanıp şahlanıp uçuruma yuvarlanmaktan.


eyyy jokey!!! beceremiyorsun bırak başkası mihmandarlık etsin, azad et bizi.

edit: bu kadar seviyeyi düşürmek istemezdim lakin çapsız birinin laf sokmak için galiz ve hakaretamiz tanımını #757215">#757215 görmek üzücü. bakınca yaşı da var, lakin vicdani yok. yaş alıp ar almamış biri...
devamını gör...

son derece doğru önermedir. sanat tabii ki de toplum için, topluma bir şeyler katmak içindir. sanatçı, kişiliğiyle, yaşamıyla ve kalemiyle halka örnek olması gereken bir öğretmendir para avcısı değil! sanat eserinin amacı güzel bir üslupla, doğruları estetik güzelliğe serpiştirmek suretiyle doğruları insanları yormadan, onları sıkmadan, onlara estetik bir duyguyla insan hayatının bir parçası haline getirmektir. öğretici bir metin halkın büyük çoğunluğu için sıkıcıdır genel anlamda zira çok yoğundur, insanı yorar, akıcı değildir. ancak sanat sağlam bir fikrin estetik bir güzelliğin içine güzel bir üslupla eleştirilmesidir. sözgelimi hemen hemen kimse kaşığı pul bibere daldırıp yemek istemez çünkü bu çok yoğun bir acı verip insanın dilini yakacak ve hatta insanı öksürtecektir. ama aynı bir kaşık pul biberi bir kebabın içine katarsanız kebaba lezzet katacaktır hem lezzetli bir yemek yemiş olursunuz hem de o biberi yemiş olursunuz.
devamını gör...

yakin arkadasla uzun bi yolda yururken konuşup konuştugunuz her şeyde gulecek bişey bulup gülme krizine girmek.
devamını gör...

büyük can baba’nın yalçın küçük için söylediği sözü adına uyarlayabileceğimiz gazeteci taklidi yapan garip bir adamdır.

cem küçük’tür ama mide bulandırır.

kendisi amerikan kültürü mezunu olan bu arkadaşımız aslında kötü bir çevirmen değildir, hatta carpe diem yayınları tarafından piyasaya sürülen ne demiş kafka kitabını yayına hazırlayan de kendisidir. bu anlamda büyük bir kafka hayranı olduğum için benden bir artı puan alır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ancak medyada güçlü olanın yanında bulunmak için sürekli bir yarış içinde olan bu kardeşimiz ani manevralar yaparak yer ve yön değiştirebilir. belli konularda ise korkutucu bir hıza ulaşıp en iyi tur zamanını elde ettiği olmuştur.

adnan oktar’ın medyadaki has adamlarından biri olduğunu bildiğimiz cem küçük sonradan her zamanki hızını kullanmak bu konuda da kendini sağlama almayı başarmıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

boş konuşma konusunda birçok meslektaşından üstün olan gazeteci nagehan alçı ile yarışının burun farkıyla kaybetmiştir.

sürekli birilerinin hedef göstermeye çalışmanın yanı sıra muktedirlerin hoşuna gitmek için yapmayacağı şey, söylemeyeceği söz, yazamayacağı yazı yoktur.

can baba her zaman haklıdır.
devamını gör...

abd'nin düşman devletlere göz dağı verme amacıyla yaptığını iddia ettiği fantastik deney. deneyin amacında filodaki gemileri düşman radarına yakalatmadan düşman kara sularına sokma amacı vardı tabi ki ışınlayarak. devamında böyle bir şeyin zaten mümkün olamayacağını bildikleri halde deneyi ampirik olarak yürütmeye devam ettiler. manipüle edilmiş zaten hali hazırda uydurulmuş sonuçları yalan yanlış gazetelerde paylaşılmasına izin verdiler. ikinci dünya savaşının arifesine denk gelen 1943 yılında yapılan bu deneylerde tesla ve einstein gibi adamların isimleri de bolca anılıp inandırıcılığı artırıldı. günümüzde ise komplo teorisyenlerinin en ağzını sulandıran konuların başında gelen bir efsaneden başka bir şey olmadan yoluna devam etmektedir.
devamını gör...

ismini güney afrika cumhuriyeti'nin başkentinen alan tuhaf görünümlü bir kurbağa türü. cape yağmur kurbağası, brevicipitidae familyasına aittir. bu kurbağalar 45mm uzunluğa kadar ulaşabilir. puslu ve nemli koşullarda görülür.

bu hayvanlar solucanlarla ve küçük böceklerle beslenir. kalın ve güçlü bacakları vardır. bu sayede toprağı kazar ve kendisini gömer. ancak yüzemezler ve suya konulunca boğulurlar.

ınternational union for conservation of nature(dünya doğa ve doğal kaynakları koruma birliği) tarafından tehlikeli türler arasında alınan bu hayvanlar, kentsel yayılma ve tarımı da tehdit eder.
kaynak
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

islamiyet öncesi arap toplumunda var olan gelenek.

bu geleneğin islamiyet öncesi arap toplumuna sirayet etme hikayesi şöyledir;

iki kabile arasında haraç verme meselesi yüzünden savaş çıkar. bu savaşın sonunda galip gelen kabile, yenilen kabilenin kadınlarını ve genç kızlarını rehin alır. savaşın üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra, savaşı kaybeden kabile reisi, anlaşmaya varmak için diğer kabile reisi ile görüşmeye gidince, kızlarından birinin kabile reisinin akrabalarından biri ile evlendiğini ve geri dönmek istemediği durumu ile karşılaşır.

bu olayın akabinde, kabile reisi doğacak bütün kız çocuklarını öldüreceğini ahdeder. kabile reisi bu ahdine sadık kalarak bir rivayete göre 8, başka bir rivayete göre 13 kız çocuğunu diri diri toprağa gömer. kabile reisinin bu caniliği, önce kendi kabilesine, daha sonra üç kabileye daha sirayet eder. bu kabilenin temimoğulları kabilesi olduğu bazı kaynaklarda zikredilmiştir.

kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesinin başka bir nedeni ise; geçim kaygısıdır. bazı arap kabileleri, kız çocuklarının bakım ve geçimini temin etmek yerine, öldürmenin daha kolay bir çıkış olduğunu düşünüyordu. bu durum yüzünden, kız çocuğu, baba için bir utanç vesilesi haline gelmişti. yani toplumun büyük bir kesimi tarafından, kız çocuklarını öldürmenin toplum tarafından yadırganmadığı, aksine öldürmenin normal karşılandığı bir durum söz konusuydu.

bu töreyi reddeden ve uygulamayan akıllı insanlar ve kabileler de vardı. peygamberimizin (saa) dedesi abdulmüttalip bu çirkin töreyi eleştirir ve uygulanmasına hep karşı çıkardı.

bazı kabileler ise fakirlik korkusuyla diri diri toprağa verilmekte olan kız çocuklarını babalarından deve karşılığında satın alarak bakımlarını bizzat üstlenirdi. ünlü arap şairi farazdak ın kabilesi ve ceddi olan sasaa ibn naciye, 280 kız çocuğunu kurtardığını peygamberimize (saa) söylemiştir.

peygamberimiz (saa), bir grup medine li ile yaptığı ilk akabe antlaşmasında, kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmemesi şartını bu anlaşmanın maddeleri arasına almıştır.

mekke fethedildikten sonra, peygamberimiz (saa) mekkeli kadınlardan biat alırken, kız çocuklarını artık öldürmemeleri üzerinden biat almıştır.
devamını gör...

sadece kendi yaşam tarzları olduğu müddetçe, başkasına zararı dokunmayan her türlü yaşam tarzı gibi veganlık da dibine kadar özgürlüktür.

bunun dışında insanlara zorla dayatılan her şeye faşizm diyoruz zaten bir bütün olarak; veganlık dayatılsa bile bunların arasında bir virgül olabilir ancak.

ama elbette iş başkasının hayatına karışmaya ve dayatmada bulunmaya gelince bu boyuta varan her davranış gibi bu da zorbalık ve hatta ileri boyutlara ulaştığında suç kapsamına alınabilir. bugüne kadar vegan olmadığı için bir başkasını öldüren vegan haberi duymadık hiç ve bence bu ancak çok istisnai bir düzeyde kalacak; olsa bile. benim asıl korktuğum başlığın ilk entrysinde değinilen çocuk; daha doğrusu vegan bireylerin velayet veya vesayeti altında bulunan veyahut birinci dereceden akrabası olan bireyler. veganlık tamamen kişisel tercihe dayalı bir yaşam biçimi. kendi çapındaki ahlaki normlar doğrultusunda kendi isteğiyle bir takım gereksinim, yaşam ve beslenme biçimlerinden vaz geçişi ifade ediyor. buradaki kilit nokta "kendi isteğiyle" kısmı tahmin edebileceğiniz üzere. özgür irade ekseninde bir olay bu. ve hem yasal hem de en önemlisi biyolojik olarak bir insanın kendi hür iradesiyle karar verip bunu uygulamaya geçirebilmesi için çocuk sıfatından sıyrılıp yetişkinliğe erişmesi şart. aynı şey çocuk olmayıp başkasının bakım ve denetimine tabi olanlar için de geçerli. yalnız çocuklarla ilgili ayırt edici husus, henüz tamamlanmamış gelişim evrelerindeki zaruri ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda çocuk açısından doğacak telafisi olmayan yapsal hasarlar ve hatta hayatın kaybedilmesi riski. belirli bir süre önce bir aile yenidoğan bebeklerini vegan beslemeye çalışırken ölümüne sebep olmuştu yanlış hatırlamıyorsam. bakın yetişkin ve akıl ve iradesi yerinde bir insan için veganlık sonuna kadar özgürlük bunu tartışmaya bile gerek yok ancak yukarıda bahsettiğim örnek vaka tartışmasız olarak insanlık suçu; cinayet. hatta bilinçli bir şekilde gerçekleştirilen bir çeşit evlat katli.
neresinden tutarsan tut elinde kalıyor bu. taksir falan da yok; böyle taksir mi olur zaten alüminyum. veganlık?

tüm bunların dışında bitkilerin de birer canlı ve hatta çoğu zaman ekosistem bazında hayvanlardan bile daha yararlı canlılar olmalarını bir kenara bırakacak olursak hayvansal besinlerin insanlar için ne kadar önemli olduğu, erken gelişim dönemlerinde eksiklikleri nedeniyle ortaya çıkan feci sonuçlardan belli zaten.

t: geneli itibariyle son derece saçma olup özele inilip spesifik konu başlıkları altında incelendiğinde mantıklı olabilen önerme.
(ama bu haliyle kafayı yemiş vegan dostlarınızın etçil versiyonu gibisiniz benden söylemesi; olmaze böyle.)

güzel bir nokta yakalamışım buradan düz devam edeyim editi:
bence çocuklarla ilgili bu tür konulardaki genel sorun onların velayet altında bulunuyor olsalar dahi birer birey olarak kabul edilmeleri gerektiğinin öneminin ve bunun ihlalinden doğabilecek kimi zararların ve bunların bazen ölümcül olabileceğinin idrak edilememesi veya edimek istenmemesi. bunun en bariz iki örneği yukarıdaki vegan beslenme ve şuan da gündemde olan aşı mevzusu. (aşıdan bahsederken yapılan bilimsel araştırmalar neticesinde onay almış ve yine ilgili otorilerce çocuklara uygulanabilir olduğu resmi kanallardan belirtilmiş olanları kast ediyorum.) ve biyolojik açıdan bir tehlike oluşturmuyor gibi görünse de (aşı karşıtlığını besleyen önemli bir kaynak olması hariç mesela. gerçi bu kadar önemli bir sorunu nasıl hariç tutacağız ona da anlamadım ya ben neyse.) yine bu konuda dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri olan din ve inanç konusu büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor burada.

insanların anlayamadığı, anlamamakta direndiği nokta, çocukların bir şeylere, biyolojik açıdan tam bir yetişkin olana değin "tam anlamıyla" karar veremiyor olduğu. bu kabaca şu demek: çocuklar aldıkları kararları etraflarında gözlemledikleri olay ve davranışlara ek olarak özellikle kendilerine yakın olduğunu "hissettikleri"* bireylerin son derece yoğun etkisi altında kalarak verip uygulamaya çalışırlar. işin özü taklitten geçer anlayacağınız. bu sebeple siz bir çocuğun ve özellikle de kendi çocuğunuzun bir karar verdiğini düşünürken çocuk bunu kendisinin doğru bulduğu şeylerden ziyade sizin doğru bulduğunuz ve ona o şekliyle öğrettiğiniz şeyler ekseninde yapıyor aslında. ve benim şahsi görüşüme göre* bu olay başlı başına insanın haklarının çaktırmadan gasp edilmesi hadisesi.
bu noktada, ebeveynlerin çocuklarını özgürce yetiştirme "hakkı" olduğunu savunanlar olacaktır ama ben de diyorum ki: hak ve özgürlükler başkasınınkini* ihlal ettiği yerde biter.

işte tam da bu yüzden "çocok ostoyorom bon" şeklinde nefes alanlara diyoruz bu, dünyanın en meşakkatli işi diye. yapılması gereken şey teoride çok basit aslında: fikri ve vicdanı hür, irade ve iyi ahlak sahibi bireyler yetiştirmek... ama bunun ucu o kadar açık ve o kadar dallı budaklı bir konu ki... offf neyse mq benim yazarken içim şişti; siz okurken beni dövmek isterseniz kızmam hani swh.

neyse gachtım ben.
devamını gör...

bir tenturdiyot ukdesi.

klasik tiyatrodan farklı olarak oyunculuk yeteneğine ek olarak hızlı düşünme ve yaratıcılık da gerektiren konuyu ve/veya oyunun gidişatını seyircinin belirlediği, seyirciden gelen aksiyonlarla şekillenen tiyatro dalıdır. (sevdiğim bir doğaçlama tiyatro grubu tiyatro sporu da demekteydi)

ülkemizde mahşer-i cümbüşle ünlendiğini ve geliştiğini düşünmekteyim.
devamını gör...

işveren çıkarına çalışan işçi sendikalarına verilen isim.

ismini duyar duymaz yandaş olduklarını anlasak da "bunlar neden sarı" diye de kendimize soruyoruz elbette. diğerleri 'kızıl' sendika olduğundan mı sarılar? yoksa binaları sarıydı da oradan mı çıktı?

yirminci yüzyılın başlarında fransa'da sarılar hareketi isimli bir hareketin faaliyet alanı olarak ilk kez ortaya çıkmış kuruluşlardır sarı sendikalar. sarılar, sınıf mücadelesini aslında bir 'mücadele' olarak görmeyip uzlaşmacı, diyalogcu yöntemleri savunur. bu sendikalar, onu kuran güçlere ve sonraki sahiplenici veya yürütücülerine bakıldığında milliyetçi gruplar tarafından idare edilmiştir ve edilmektedir diyebiliriz. dolayısıyla 1900'lerin fransa'sında da günümüz dünyasında da işçi hareketlerini ve özellikle en büyük kozu olan grev hakkını baltalamak için tetikçilikten ibaret faaliyetleriyle işçi değil patron, yurttaş değil devlet çıkarlarını gözetmişlerdir. daha sendikal hakların kazanımını doğru dürüst tadamamış işçi sınıfının ortasına konan bu 'hain' kurumlar o dönemde patron/devlet eliyle yönlendirilmemiş (ki buna inanmak güç) olsa dahi buna oldukça uygun bir anlayışta olduklarından işveren güdümünde yıllardan beri varlıkları devam eder. hareketin ilk yıllarında da mali ve fikri açıdan işverenlerle arasında bulunan organik bağ da sosyalist düşünceye karşı oluşturulduklarını anlamamızı sağlıyor. sendikal faaliyetin amacı ile bağdaşmayan grev kırıcılık, patron sözcülüğü gibi sevdalarından dolayı her dönemde onursuzluklarıyla anılacaklar.

genel olarak 'sarı' tabiri, hareketin adından geliyor denilse de bunu gerçekten binalarının renginin sarı olması veya kızıl'la bir karşılaştırma sonucunda daha uzlaşmacı ve apolitik bir renk olmasından ötürü böyle isimlendirildiklerini söyleyen kaynaklar da mevcut. sarılar'ın işçi sınıfının sosyalizmle özdeşleştirilmesini reddetmesi, sınıf mücadelesinde kullanılan araçlarda işverenden yana tavır alması sebebiyle kızıl ile yapılan kıyasın da pek yanlış olduğunu söyleyemeyiz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim