bir zamanlar amerikan kovboylarının, rock müzisyenlerinin, serserilerin sembolü iken günümüzde de para içinde yüzen kadınların gözdesi olmuştur.
asya'da bu yüzden yarım milyona yakın piton yılanı vahşi yöntemlerle öldürülüp derileri de alman, fransız, italyan, japon modaevlerine bazen yasal yollarla, bazen de karaborsa olarak ihraç ediliyor.
devamını gör...

doğal şartlar altında gelişen olayların oluşturduğu ortama “doğal ortam ya da doğal unsur” denir.
(kaynak: coğrafya defterim.)
devamını gör...

2013 tarihli güney kore yapımı komedi, dram filmi.
yönetmenliğini lee hwan-kyung, oyunculuklarını ise, ryu seung-ryong, kal so-won, park shin-hye yapıyor.
bundan sonra spoi verilebilir. takınılı olanlar, başka tarafa kafalarını çevirsin.

''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''

şimdiye kadar izlediğim en muhteşem filmlerden biri, bir dakika içinde hem ağlatıp, hem yarıla yarıla gülmenizi sağlayabiliyor. o derece etkili...

henüz bir çocukken, babası idam edilen bir kız çocuğu, avukat olduktan sonra babasına itibarını geri kazandırmak için karara itiraz eder.
aslında, baba- kız hikayesi bu.
olay örgüsü bu kadar basitken, babanın 6 yaşında bir çocuğun aklına sahip olduğu gerçeği ise insanın içini burkmakta.

bong joon-ho 'nun 2009 yapımı mother'inde de engelli bir oğlanın, suçlu olup olmadığının tereddünü yaşamıştık.

ancak, burada tereddüt yok, adam öldürmedi. ama idam edilecek... tüm cezaevi çalışanları birlik olup onun masumiyetini kanıtlamaya çalışacaklar. kollektif bir şekilde gerçekleştiren bu çalışmaya bizde katılacağız.
son ana kadar, bu karara itiraz edeceğiz.
haksız karar sebebi ile, adalet duygumuzun sarsılacağı bir film, bir o kadar da güzel.


devamını gör...

her şey demeyelim de tanışma isteğini etkileyen en önemli faktörlerden ilki diyelim. fakat bu durum kendi içinde farklı bir konu. çünkü buradaki dış görünüşten kasıt, erkeğin/kadının dünya standartlarında manken gibi ya da dünya güzeli olması anlamında değil. herkesin hoşuna giden tip, tarz, aura farklıdır. kimisinin yeşil göz hoşuna gider, kimisinin uzun saç, kısa saç, kimisinin sakal, kimisinin sakal olmaması vs. şimdi bunlar zaten bilinçaltımıza kodlanmış beğeniler ve birisini gördüğümüzde hoşumuza gitmesi saniyelik oluyor. yoksa bir ortama girip, bi' bakayım yeşil gözlü birisi var mı? varsa hoşlanayım demiyorsun. ama görünce saniyelik hoşlanıyorsun. sonra belki tanışma aşaması vs. bu ilk adım. tanıştıktan sonra eğer karakteri size uymuyorsa o güzel gördüğün adam/kadın cazibesini yitiriyor. ya da şanslıysan, karakteri de size uygunsa hem tipini beğendiğin hem de kişiliği size göre doğru olan kişiyle ilişki yaşıyorsun.
ne demişler: insanlar kıyafetiyle karşılanır, fikirleriyle uğurlanır.

bu durum eğer ki hali hazırda tanıdığın ve belki arkadaşın olan kişiye zamanla aşık olup ilişki yaşadığın durumlar için geçerli değil tabi. o zaman tamamen kişilik devreye girmiş oluyor.

çetrefilli bir konu yani.
devamını gör...

öyle bükük bakma bana çam kolonyası getirdim sana, kokla.
onur akın tarafından çok güzel yorumlanmış bir şarkıdır.
devamını gör...

pasajında sesi büzüşesiceler olduğu rivayet edilir.*
devamını gör...

ülkemde mülteci istemiyorum evet. ama bunlar çocuk arkadaşlar. bizim derdimiz yetişkinlerle hatta onları ülkeye alanlarla ama çocuklarla değil. çocuklar masumdur. aralarında suriyeli diye ayrımcılık yapılması onları derinden etkiler. çünkü bu olayda en suçsuz çocuklardır. ben de mülteci istemiyorum ama bu mesele suriyeli çocukları ayrıştırırak, başkalarının hatalarını onlardan çıkararak, ırkçılık yaparak çözülmez. merhamet önemli bir erdemdir. fazlası zarar getirir doğru ama çocuklara ettiğiniz merhametten maraz doğmaz merak etmeyin.
devamını gör...

börekten yapılanı.

t: sigara böreği.
devamını gör...

iki seviniyoruz üç üzülüyoruz..taraftarı mutlu etme ve kanser etme arasındaki ince çizgidir fenerbahçe..
devamını gör...

en son vergi dairesine 460 tl borç ödedim. trafik cezasıydı. bana bi hafifleme geldi sorma yani kuş gibi kaldım.
devamını gör...

şarkının hikayesi:

“1928 yılında paul whiteman orkestrası c.o.n.s.t.a.n.t.i.n.o.p.l.e adlı bir şarkı yapıyor ve öyle bir yapıyorlar ki her bir harfini inadına tek tek söylüyorlar ve 1953 yılında irlandalı bir besteci bu şarkıya cevaben istanbul not constantinople şarkısını yazıyor. şarkıyı da kanadalı bir grup söylüyor.”

c.o.n.s.t.a.n.t.i.n.o.p.l.e:


istanbul not constantinople:

devamını gör...

umut erkeğin ekmeğidir diyerek hareket eden insandır.
devamını gör...

bebek gibi hissediyorum. kahvemi içtikten sonra pop mix eşliğinde hazırlanacağım. oooh bugün ve bundan sonraki günler benim çünküüüü kurtuluyorum burdann!
devamını gör...

güzel yaşadım, kimseyi bilerek isteyerek incitmedim, sevdiklerimi hep önde tuttum, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım, benden bu kadar.
devamını gör...

eskiden ara ara izlediğim, hoşlandığım şimdilerde ise daha fazla izlemeye çalıştığım oldukça zevkli ve stratejik bir spor olan amerikan futbolunun en üst düzey ligi. izleye izleye kuralların çoğunu öğrendim diyebilirim fakat kadroları say desen sayamam, hadi qb'lerin wr'ların falan bir kısmını biliyorum ama savunma oyuncularına dair bir fikrim yok. çok oyuncu var ve pozisyonların da hepsine aşina değilim henüz.

oyunun en ilginç tarafı oyunun setler üzerinden oynanması. yani ya savunmadasınız ya da hücumda. association futbol'da olduğu gibi kontra atak mantığı yok. yani var ama çok nadiren oluyor. en güzel tarafı her golün zorluk derecesine göre bir puanı olması. futbolda penaltı da atsan 10 kişiyi çalımlayarak da atsan eşit değerde. fakat field goal denen 3 puanlık oyun gördüğüm kadarıyla aşırı kolay. yani %95 falan gol oluyor, nadiren kaçıyor. futbolda 11 metreden atılan penaltının bile gol olma oranı daha düşük. çok daha zor olan touchdown ekstra puanları saymazsak sadece 6 puan. 1:2'lik oran bana dengesiz gibi geldi, bilemiyorum. field goal kasarak da maçlar kazanılabilir gibime geliyor.

iyi bir qb'niz yoksa bu oyunda bir hiçsiniz. öyle geriye yaslanayım, büyük takıma karşı kapanayım, duran toptan atar kazanırım tarzı association futbol'u çok daha bilinemez yapan şeyler bu sporda yok. futbolda 10 numarasız da oynarsınız hatta modern futbolda artık 10 numara kalmadı. bu sporda ise bin yıl da geçse qb domine edecek. hücum etmek zorundasınız ve bunun için qb lazım.

neyse görebildiğim kadarıyla patrick mahomes bu ligin en iyi oyuncusu. adamın tv karşısında verdiği güveni en son hagi veriyordu öyle söyleyeyim. yaşı da genç. bir de yaşlı kurtlar var. aaron rodgers çok iyi oyuncu 37 yaşında. bir de tom brady var 43 yaşında olduğunu öğrenince yuh demiştim. kastan ziyade beyin gerektiren bir pozisyon olduğu için sanıyorum kariyerleri uzun olabiliyor qb'lerin.

eyorlamam bu kadar, şu sıra play off'lar oynanıyor. hafta sonu yarı final maçları var, bir sonraki hafta ise final maçı yapılacak (amerikan sporlarının bir güzelliği de şampiyonu final maçıyla belirlemesi) mahomes geçen maç kafasına ciddi bir darbe aldı umarım izleyebiliriz kendisini.

henüz bir takım tutmuyorum. nba'de san antonio'luyum ama nfl'de bir san antonio takımı yok. küçük pazar diyeceğim ama kansas city san antonio'dan bile küçük. ilginçtir kansas da nfl'i şu aralar domine ediyor tıpkı san antonio'nun yıllarca yaptığı gibi.
devamını gör...

rus fotoğrafçı anton balazh tarafından nasa fotoğraflarından yola çıkarak 3 boyutlu olarak hazırlanmış. müthişler.

not: "nasa tarafından çekilen müthiş fotoğraflar" olarak internette dolaşan beyan doğru değildir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görsel kaynağı
devamını gör...

tam tersine çevremdeki herkes sevgilisinden ayrılıyor. uğursuz muyum neyim?
devamını gör...

çıktığı dönemde artan intiharların sorumlusu sayılan şarkı.

intihar sayısındaki artışı geçtim, olur olmaz her şeye "o şarkıyı dinledim de yaptım" diyenler nedeniyle murat kekilli epey zor zamanlar geçirmiş ve memleketi adana'ya dönmüştü müziği falan bırakıp.

--- alıntı ---

- psikolojik olarak yük mü oldu size?

- ister istemez çünkü öyle enteresan olaylar gelişti ki… ali kırca'nın programına çıkmıştım. hayatımda sadece bir kere unkapanı'nda karşılaştığım biri programa bağlandı ve yalan yanlış şeyler anlattı. neyin içine düştüğümü anlayamıyordum. güya ben ona 1.000 lira verip kendimi ayağımdan vurdurmuşum… olanları aklım almıyordu. benim cebimde o zaman para yoktu ki sana 1.000 lira vereyim…"

haberler. com'dan alıntı:

--- alıntı ---

bence çok güzel bir şarkıdır. çok sıkıntılı zamanlarımda bile dinlemişliğim ve keyif almışlığım vardır. intiharı kafasına koymuş kişi bu durumdan kurtarılmadığı sürece herhangi bir şeyi bahane edebilir. faturanın bu şarkıya kesilmesi üzücü olmuştu.
devamını gör...

tanımlarına kelimenin tam anlamıyla bayıldığım,sohbeti de kendisi de aşırı tatlı bi yazar. sözlükte oylama ve favorileme için engel olmasa kesinlikle okuduğum her tanımını oylardım ama yine de elimden geldiğince fırsat buldukça okuyorum kendisini.

umarım hep çok mutlu olur ve yazmaya devam eder tatlı yazarımız* .
devamını gör...

ah lou ah…

bizim pos bıyıklı filozofumuz nietzsche’yi ağlatmış, freud’u perişan etmiş, rilke’yi peşinden diyar diyar sürüklemiş, friedrich carl andreas’ı intiharın eşiğine getirmiş, ozgur1ey’i yamultmuş kadın filozoftur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
rus asıllı zengin bir ailenin protestan kızı olan lou, felsefe ve edebiyat eğitimi almıştır. avrupa’da o dönemler kadınların felsefe eğitimi alması pek hoş karşılanmaz ancak lou kimseyi takmaz. öyle de başına buyruktur. niçe ile felsefe, din ve siyaset üzerine uzun uzun sohbetler yapar. freud ile 50 yaşında tanışır ancak 25 yıl boyunca mektuplaşırlar. freud “kim ü’len bu hatun?” der ve zekasına hayran olur, tanıştıklarında ise aşık. friedrich andreas bir doğa bilimcidir ve lou’ya takıntılı bir aşk duyar. “ya benimle evlenirsin ya da kendimi boğaz köprüsünden aşağı atarım” der. lou, yıllar sonra bu evliliğin, bir insanın hayatını kurtarmak için olduğunu söyler.

çok zeki, biraz narsist, az biraz dik kafalı lou, abayı rilke’ye yakar. rilke için “gerçek aşk” bu olmalı der.

efendim çok yazılır hakkında ama uzatmayalım yazıyı. hayatını anlatan çok iyi bir film yapılmıştır ancak fragmanını türkçe, ingilizce bulamadım. ayrıca bu filmde niçe’yi kim oynamışsa helal olsundur. dünya gözüyle niçe’yi göreyim diyorsanız,
almanca buyrunuz;


ganımı gaynatan gaynaklar: k1tr k2alm

ah lou ah.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim