bu listede de yokum. *
devamını gör...

tamer karadağlı öyle güzel açıklamıştır ki konuyu üstüne bir şey söylemeye gerek bile yok kanımca. olay bitmiştir. nihal yalçın'ı haklı bulanlar çok iyi düşünmelidir.

devamını gör...

giritadasında bir şehir. "görürsün hanya'yı konya'yı " sözünde bahsi geçen şehirdir.
devamını gör...

her köyün, kendine has olan evidir.
günümüzde, asortik anlamda kullanılan villa tabiri yani village’den evrilen, köy evi diye tabir edilen evlerdir.
ben kendi köy evimden bahsetmek istiyorum. kafanızda iyice canlanabilsin diye, kendi köy evimin görsellerini kullandım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kocaman ahşap bir kapısı olur köy evlerinin. o kocaman kapı, sabah günün ilk ışığı ile açılır, akşam günün son ışığına kadar açık kalırdı. evden uzaklara gidilince, o koca kapının koca anahtarı, emin bir yere saklanırdı.
ev iki katlı olurdu.
alt kat ineklerin ahırı, ineklerin yediği otların yığıldığı merek ve ineklerin altına sermek için kullanılan yapraklar için organize edilen 3 bölmeye ayrılmıştı.
ineklerin olduğu ahıra ulaşmak kolay olsun diye dış kapının haricinde, evin içinden merdivenli bir giriş daha olurdu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yaşama ünitesi olan birinci katta, hem mutfak, hem oturma odası, hem evin büyüğünün yatak odası, hem evin büyük çocuklarının yatak odası olarak kullanılan büyük bir oda olurdu.
büyük odanın diğer yanında genç çiftlerin yatak odası olurdu. küçük çocuklarda orda yatardı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

evin en serin odası, buzdolabı ve elektrik olmadığı zamanlarda hem erzak odası hem misafir odası olarak kullanılırdı.
odaların arasında, kuzey ve güney çıkışı olan iki kapılı uzun ve geniş bir mabeyin olurdu.
tuvalet, ahşap korkuluklarla çevrili, yöresel adı hayat olan balkondan geçilen, dışarının içinde, bu günkü tuvaletlerle pek alakası olmayan, biraz açık bir tuvalet idi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ahşap ve kerpiç karması evler, yazın serin kışın sıcak olurdu.
ne güzeldi o evler, romantizmi yapamayacak kadar çok yaşadım o evlerde. tahtakuruları tarafından ısırılmışlığım, sırtımdan fare geçmişliği bile var. üzerine bastığım böcekleri, kurbağaları saymıyorum bile.
kamp hayatı sevenlere göre evlerdir. uzungöl’de pansiyon olarak kullanılanı mevcuttur. ankara’da altınköy’de birebir aynısı görülebilir.
devamını gör...

mesela sürekli dalga sesinden uyuyamıyorsun.
devamını gör...

merhaba kamaşmış diş
biletlerim var en önden tek gidiş
kafa dağıtmak için denesen mi nakış dikiş
barış yaptığımda anlamadılar benim ki haklı bir direniş.
devamını gör...

san marinolu eurovisiondaki serhat mısın?
almışsın mikrofonu eline caz yaparsın
operada daha çok iş varmış oraya koşturasın
kuzguncuğa gelme ha coplanırsın.
devamını gör...

türk dil kurumuna göre bildiğimiz fabl kelimesinin karşılığı ve bu şekilde tdk sözlüğüne geçmiş. öykünce demek bana çok itici ve yapmacık geliyor açıkçası.
devamını gör...

hera, zeus'un hem kardeşi hem de karısıdır.

titan soyundan gelir ve 12 olympos tanrısı arasında yer alır.

çok sevilen bir figür değildir. inatçı, haset, kavgacı ve kinci bir karaktere sahiptir. hera vaktinin büyük bölümünü zeus'un çapkınlıklarını ortaya çıkartmaya, zeus'un ilişkisi olan kadınları veya onlardan doğan çocukları cezalandırmaya ayırır.

oluşan karakterinde zeus'un payı vardır. zeus ile olan evliliğinde hera, birçok sadakatsizliğe uğramış olmasına karşın kadınların, evliliğin ve doğumun tanrıçası olarak bilinir.

hera'nın 4 evladı vardır. oğulları ares ve hephaistos'la, kızları hebe ve eileithyia.

hera, baş tanrının karısı olarak hemen her zaman başında bir diadem veya taç ve elinde de bir asayla, bakımlı bir kadın olarak, değerli takılarıyla gösterilir. fakat hera'nın tanınmasını sağlayan şey bu atribülerden ziyade, sürekli yanında olan tavus kuşudur.

ufak bi' hikaye;

zeus'un çapkınlığı malum. hera, kocasını lo'yla yaşadığı kaçamak sırasında yakalar ve zeus karısının hışmından korumak için lo'yu beyaz bir ineğe çevirir. hera beyaz inek lo'yu kendine hediye olarak ister ve başına da nöbetçi olarak argos'u diker.

zeus, lo'yu hera'nın elinden almak için önce argos'u egale etmesi gerektiğini bilir ve onu oyalaması için habercisi hermes'i gönderir.

hermes lafazandır. güzel konuşur, tatlı dillidir ve kendini dinleyeni hemen kandırır. çok güzel lir ve flüt çalar. hikayeye göre hermes, argos'u anlattığı hikaye ve müziğiyle büyüler ve uykuya dalmasını sağlar, uyuyan argos'un başını keser...
devamını gör...

bildiğim birkaç yazar var. tanımlarının çoğu copy/paste. önce kontrol ediyorum sonra moderatörlere şutluyorum.
devamını gör...

dershanede bir kere pencereden aşağıya düştüm.
dershanede bir deneme sınavı esnasında uyuya kalarak herkes tarafından tanındım.
dershaneye sürekli geç giden kızdım, uyku problemi yaşıyordum. yine bir gün sınava çok yakın bir tarihte, bahar döneminde yaz saati uygulamasına geçilmiş,ahhh o eski türkiye ve mükemmel uygulamaları benim tabi haberim yok. türkiye geneli sınava tam bir saat geç kaldım. hocalar bana leyla diye seslenirdi.
dershanede bir gün abla-kız kardeş ikilisinden dayak yedim, bildiğiniz saçlarımı yoldular, parçaladırlar beni, hiç bir arkadaşım araya girip beni ellerinden almadığı için bütün dershane arkadaşlarımı sildim. (büyük kıza salak dedim diye dövmüşlerdi beni, gerçekten salaktı ama)
türkiye derecesi yaparak ismimi-fotoğrafımı dershanenin üzerine asılması skandalı yaşadım. nasıl yaptığımı bende bilmiyorum, başarılıydım da bu kadarını hiç kimse beklemiyordu karma is a biççç bence.
memlekete gittiğimde arada karşılaştığım dershane arkadaşlarım oluyor, selam verip geçiyorum. hepsi evlendi, çoluk-çocuğa karıştı, eminim beni görünce ( eeee o kadar okudun da nolduuuuu diyorlardır). küçük bir şehirde yaşadığımız için kim nerede-napıyor-kimle evlenmiş bilgileri çok hızlı yayılıyor.
dershane de dershane arkadaşlığı da gereksizdir benim hayatımda.
devamını gör...

misafir gelecek diye kendimi aşmışım.
mercimek çorbası+bamya+kıymalı börek+bulgur pilavı+etimek tatlısı
kendi tarifim olan limonata.
bu menü muhtemelen bir daha
bir sene sonra çıkar.
nasıl bir aşka geldiysem.
arada içimden beş yıldızlı otel aşçısı çıkıyor.
allah'tan geldiği gibi de gidiyor.
yorar böyle yemek yapmak beni.
ben yemek için kendini yoracak biri değilim.
devamını gör...

gönlümüzün kara kutusu.

bu gece bir msj aldım.

affetmeliymişim, insan ruhunu öldüren celladı affedebilir mi?
vicdanıma dönüp baktım süt liman.
ama adalet istiyor yüreğim.
bir yerlerimi paramparça edenlerin bir yerleri paramparça olsun istiyorum.
cehennem varsa şayet, dünyada bulsunlar istiyorum.
merhametli, kimseye kıyamayan, bir yanı hep vicdan banu' yu, gömdükleri çukura onlar da girsin istiyorum.

hep gülüp eğlenmeyeceğiz bugün geçmişten gelen kara bir haberin şokundayım. yarın yine laylaylom... *
devamını gör...

iddiasıdır o, gerçeği değildir.
devamını gör...

1923-1963 arası nüfus artış hızını arttırma politikaları

türkiye birinci dünya savaşında ve kurtuluş savaşında çok fazla şehit verdiğinden ötürü erkek nüfus azalmış
o zaman fazla nüfusum askeri ve siyasi güç olarak görülmesi
sanayide makineleşmenin yaygın olmadığından ötürü erkek iş gücü açığa çıkmıştır.
bu dönemde benin en çok şaşırdığım şey de çocuk ve üstüne sahip olanlara tarım alanı ve altın madalya verilmesi ve üstüne vergilerden muaf olmalarıdır.

1963-2014 arası nüfus artış hızını azaltama politikaları

artık sadece 2 çocuk için devlet ödenek sunuyor
çalışan annelere artı bir izin imkanı tanınmadı
50'li yıllardan itibaren sanayi devrimi ile büyük göç dalgası yaşanmış kırsal alanda işsizlik artmış.
sağlık ocakları yaygınlaşmış doğum kontrolü üzerine kadınları bilgilendirmiş kürtaj ve doğum kontrol hapı serbest yapılmaya başlanıyor.

2014-günümüze nüfus arttırma politikaları

artık devlet çalışan annelere izin ve 3 çocuğa kadar ödenek ödüyor
çalışan annelere erken emeklilik imkanı veriliyor
bakıcı yardımı yapılıyor.

düzensiz göç almamızı bir kenara bırakırsak önümüzdeki iki yıl içinde nüfusun yarısından fazlası 34 yaşının üstünde olacak. o yüzden de çocuk nüfusu azalacaktır, çocuk nüfusunun geriden gelmemesi de artık her ailede maksimum 3 çocuk olunması maddi yetersizlikten hayat pahalılığından ötürü de arkadan yeni bir nesil daha az geliyor. ve artık ırk karışması yani önümüzdeki yıllarda biliyoruz ki ülkemize gelen vatandaşlar üreme ve evlenme sürecini türkler ile de yapmaya başlayacak nüfus karma olacak. şanlıurfa töre olayları ve erken evlilikte birinci sırada olması en fazla çocuğun orda olmasını da getiriyor. karabük ise sanayi şehri olmasından kaynaklı ve karabük emekli şehri olarak geçer en az çocuksa karabük'tedir.
devamını gör...

bu yazıyı yazmaya başladığım şu anda cep telefonumun saati 09:32, bilgisayarımın saati 09:34, trt’nin saati 09:30 ve kol saatim inadına 09:35… allahım bu ne büyük bir azaptır, bundan bir kurtuluş yok mudur? hangisine inanayım? hangi saate güveneyim? kaybettiğim bu kadar zamanın vebalinin altından nasıl kalkarım? bu kadar büyük bir karmaşadan beni kurtaracak bir halit ayarcı’ya şu an bile ne kadar da ihtiyacım var!

saat deyip geçmeyiniz efendim saatler zamanın bizimle konuşma organıdır. onlar olmasa birçok şeyden mahrum kalırdık ya da en azından yarım yamalak yapardık yaptığımız şeyleri. “allah’ı bulmanın en kolay yolu saattir.” ezan, ramazanda oruç hep saatle. işimizde gücümüzde insanlarız ya, nasıl bileceksin ne zaman nereye gideceğini, ne zaman bitirceğini. ahmet hamdi tanpınar olmasaydı, hayri irdal ve halit ayarcı da olmayacaktı ve o zaman biz zamana ihanetimizin farkında olmadan, kaybettiğimiz onca zamanın günahıyla yaşayıp gidecektik. halit ayarcı’nın keskin zekasının ürünü olan saatleri ayarlama enstitüsü lağvedilmeseydi eğer, şimdi zaman karmaşası yaşamayacaktık. onun önce bir isim bulup sonra içini doldurma fikri bana şu sözü hatırlattı nedense;
“nerde ki kavram yoktur, tam zamanında bir kelime imdada yetişir.kelimelerle mükemmel tartışılabilir. sistemler kurulabilir. kelimeye pek ala iman edilebilir. ve ondan bir tek harf çıkarılamaz.” hatırladınız mı eski dostumuz mefisto’yu. saatleri ayarlama ensitütüsünün kendisinin, böümlerinin, müdürlüklerinin ve diğer bütün parçalarının mefisto’nun bu sözünden etkilenilmiş gibi ortaya çıkması size de ilginç gelmedi mi? doğrusu odur ki s.a.e. nin çalışanları ayarcı ve irdal’ın akrabalarından, eşinden, dostundan ve dahi diğer tavsiyelerden saçilmeliydi, öyle de oldu. fakirlikten bir anda sıyrılıp erfaha eren insanlar, ölümden dönen, mezardan çıkanlar, bir anda gerçek aşkı bulanlar o zamana kadar manasız gördükleri enstitüye aşkla bağlandılar. ey mübarek sen olmasaydın, ahmet zamani efendi de olmayacaktı, enstitünün yeni binası senin kendine güvenli sesin, mağrur duruşunla var oldu. sen öyle bir saattin ki her evde bir tane olmalı, gençler bayram sabahları elini öpmeli ,sana adaklar adamalıdır. hayri irdal senin alelade bir aat olduğunu düşünmüş olabilir bir zamanlar ama inandıktan sonra o da emin olmasa da kabul etmiş görünmedi mi senin kerametlerini?

avrupa’dan amerika’dan gelen heyetler bu ne yaptığı tam belli olmayan enstitüye hayran kaldıkları anda artık dünüşü olmayan bir yola giren enstitü, herkesi şaşırtma, imkansıza yönelme yoluna girdiğinde elleri alkışlamaktam kızaranlar arasında sen değilsen bile dedelerinden bir yok muyu ey okur!

tatlı bir kızın yolda seni durdurup saatini ayarlmasını istemez misin içinde bulunduğumuz şu sanal yüzyılda bile.
ahmet hamdi tanpınar üstün bir zeka ürünün oalrak saatleri ayarlama enstitüsü koymamış olsaydı bu başyapıtın adını böyle bir fikir deler miydi zihnimizi?

bu yazıyı bitirmeye hazırlandığım şu anda cep telefonumun saati 09:51, bilgisayarımın saati 09:53, trt’nin saati 09:39 ve kol saatim inadına 09:54… ne kadar sürede yazdım bu yazıyı bilemiyorum, bu sabah kaçta uyandım, ne kadar zaman yitirdim daha sabahın bu vakitlerinde? çıldırmak işten değil!!!
pazar gecesi saatlerinizi 1 saat geri almayı unutmayın! hayri irdal ve halit ayarcı yoksa da artık, saatleri ayarlama enstitüsü lağvedilmiş olsa da, mübarek’in kerametleri sorgulanmakta olsa da, ben fahri bir s.a.e. çalışanı olarak nakdi ceza uygulamak için sizi kontrole geliyor olacağım…
devamını gör...

incredible.
halbuki karşı komşuya kalmalı değil mi?
o kadar yıldır karşı komşum var, biri olsun bana miras bırakmadı.
biri bıraksa bende sonrakine bırakırdım.
bende mecbur çocuğuma bırakacam.
devamını gör...

aşk
abartacaksanız saygıyı abartın lan. belki bir şeyler düzelir.
devamını gör...

dünyayı ele geçirmek istiyoruz ama lanet olsun ki müslimanlar buna engel. o uçsuz bucaksız kültürleri, kelimelerle anlatılamayacak kadar zeki, çevik ve güzel olmaları, hele o hayata bakışlarındaki engin anlayış, herkesi kucaklayış ve entelektüel tutumları... çıldırtıyor bizi anlıyor musun? deliriyoruz.
devamını gör...

başlık sahibinin heyecanı gülümsetti. mutluluklar dilerim fuzzy lee.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim