yoldan geçen ata üf derken kızın üzerine alınması
vicdan gelişimi. antisosyal kişilik bozukluğu. daha küçük bir çocuğu sopalarla vurarak öldürüp "çok zevkliydi vurmak" diyebilen çocuk çeteleri. kendisinden başkasının acı çekebildiğini istese de algılayamayan çocuk çeteleri. 9 ilâ 11 yaşından küçük çocukların vicdan olgusunun olmayışı. vicdanın bol bol verilen sevgiyle değil de belli bir yaştan sonra yanlışın doğru yöntemlerle cezalandırılmasıyla oluşması falan işte.
biraz da uzaktan eğitim nedeniyle okul ortamından uzakta büyüyen ve bir çoğu toplumsal yaptırımdan azade manyaklara dönüşen veletler. öğretmenlerin tatillerde maaş alması, diye çemkiren çok bilmiş ebeveynlerin yetiştirdiği s***ların anca bu kadar olması. bunların başımıza fena bela olacak olması...evlerde süs olsun diye yetişkinler var ama çocuklar adeta sineklerin tanrısı adlı muhteşem eserde olduğu gibi: kendi aralarında kendi kurallarını yarattıkları kendi medeniyetlerini(!) kuruyorlar pandemi sürecinde.
ek: şuraya lafı uzatan bir ilave yapmak istedim. naçizane bilebildiğim kadarıyla.
diğer canlıları ve tüm dünyayı başlangıçta kendisiyle bir bütün gibi algılayan çocuğun, herhangi bir canlıya zarar verdiğinde bunun neden kötü bir şey olduğunu anlaması imkansızdır. çünkü her şey benim uzantım bunu yaptığımdaysa kendi canım yanmıyor demek ki sorun da yok der. henüz kendisi dışındakilerin bir canı olduğunu bile anlayamayacak kadar küçük yaşlardaki bir çocuğa; yasak, ayıp, günah, kötü gibi toplumsal bakış açılarını öğretmek de bu nedenle neredeyse olanaksızdır. mesela 4 yaşındayken karıncaları ayağıyla ezen bir oğlana "yapma onlara da yazık" demek beyhudedir. anlamaz çünkü. 4 yaşındaki bir talihsiz çocuğa yakınlarının ölümünü de anlatabilmek imkansızdır. çünkü kendisiyle birleşik algılıyor koca dünyayı.
9-11 yaş aralığında yasak, ayıp, günah, kötü vesaire gibi kavramlar üzerinden çocuğa doğru davranışlar öğretilebilir çünkü dünyanın kendi uzantısı olmadığının ayrımına varmıştır artık. başka canlıların da acı duyabildiğini anlayabilir. dahası hatalı bir şey yaptığında başkalarının onu "kınaması" bir anlam ifade eder çünkü başkalarından ayrı biri olduğunun yavaş yavaş ayırdına varabilmektedir. yahut başkalarından takdir görmeyi de kavrayabilir.
işte böyle böyle; davranışlarımıza verdiği tepkilerle iyi ve kötü olanı öğretir bize ebeveynimiz. zamanla bunları içselleştirip tutumlara dönüştürürüz. kimse söylemese de yanlış olduğu bize öğretilen bir şeyi yaptığımızda suçluluk duyarız: yani vicdanımız oluşmuştur sonunda! başımızda annemiz olmasa bile kediye vurmayız. hatta 11-12 yaşında evrensel olarak kötü kabul edilen bir çok şeyi ayıplamayı, kınamayı da öğrenmiş oluruz.
ne yaparsa yapsın sürekli alkışlanan bir çocuğun maalesef iyi ve kötünün ayırdına varması çok zordur. tutarsız bir şekilde ebeveynin bir davranışı keyfine göre kah onaylayıp kah yerdiği durumlardaysa çocuk yine öğrenemez neyin doğru olduğunu. ana ve babanın aynı davranışa farklı tepkiler vermesi ise bu anlamda tam bir faciadır çünkü zihninde yoğun bir karmaşaya neden olur çocuğun. doğru bulunan davranışları öğrenip kendi tutumlarını yani kendi vicdanını oluşturamazsa bir daha yaşamı boyunca suçluluk duygusu hissetmeyen biri olabilir. salt kendi varlığı üzerinden dünyayı yorumlayan bir adet dr.lecture çıkabilir o şanssız çocuktan.
biraz da uzaktan eğitim nedeniyle okul ortamından uzakta büyüyen ve bir çoğu toplumsal yaptırımdan azade manyaklara dönüşen veletler. öğretmenlerin tatillerde maaş alması, diye çemkiren çok bilmiş ebeveynlerin yetiştirdiği s***ların anca bu kadar olması. bunların başımıza fena bela olacak olması...evlerde süs olsun diye yetişkinler var ama çocuklar adeta sineklerin tanrısı adlı muhteşem eserde olduğu gibi: kendi aralarında kendi kurallarını yarattıkları kendi medeniyetlerini(!) kuruyorlar pandemi sürecinde.
ek: şuraya lafı uzatan bir ilave yapmak istedim. naçizane bilebildiğim kadarıyla.
diğer canlıları ve tüm dünyayı başlangıçta kendisiyle bir bütün gibi algılayan çocuğun, herhangi bir canlıya zarar verdiğinde bunun neden kötü bir şey olduğunu anlaması imkansızdır. çünkü her şey benim uzantım bunu yaptığımdaysa kendi canım yanmıyor demek ki sorun da yok der. henüz kendisi dışındakilerin bir canı olduğunu bile anlayamayacak kadar küçük yaşlardaki bir çocuğa; yasak, ayıp, günah, kötü gibi toplumsal bakış açılarını öğretmek de bu nedenle neredeyse olanaksızdır. mesela 4 yaşındayken karıncaları ayağıyla ezen bir oğlana "yapma onlara da yazık" demek beyhudedir. anlamaz çünkü. 4 yaşındaki bir talihsiz çocuğa yakınlarının ölümünü de anlatabilmek imkansızdır. çünkü kendisiyle birleşik algılıyor koca dünyayı.
9-11 yaş aralığında yasak, ayıp, günah, kötü vesaire gibi kavramlar üzerinden çocuğa doğru davranışlar öğretilebilir çünkü dünyanın kendi uzantısı olmadığının ayrımına varmıştır artık. başka canlıların da acı duyabildiğini anlayabilir. dahası hatalı bir şey yaptığında başkalarının onu "kınaması" bir anlam ifade eder çünkü başkalarından ayrı biri olduğunun yavaş yavaş ayırdına varabilmektedir. yahut başkalarından takdir görmeyi de kavrayabilir.
işte böyle böyle; davranışlarımıza verdiği tepkilerle iyi ve kötü olanı öğretir bize ebeveynimiz. zamanla bunları içselleştirip tutumlara dönüştürürüz. kimse söylemese de yanlış olduğu bize öğretilen bir şeyi yaptığımızda suçluluk duyarız: yani vicdanımız oluşmuştur sonunda! başımızda annemiz olmasa bile kediye vurmayız. hatta 11-12 yaşında evrensel olarak kötü kabul edilen bir çok şeyi ayıplamayı, kınamayı da öğrenmiş oluruz.
ne yaparsa yapsın sürekli alkışlanan bir çocuğun maalesef iyi ve kötünün ayırdına varması çok zordur. tutarsız bir şekilde ebeveynin bir davranışı keyfine göre kah onaylayıp kah yerdiği durumlardaysa çocuk yine öğrenemez neyin doğru olduğunu. ana ve babanın aynı davranışa farklı tepkiler vermesi ise bu anlamda tam bir faciadır çünkü zihninde yoğun bir karmaşaya neden olur çocuğun. doğru bulunan davranışları öğrenip kendi tutumlarını yani kendi vicdanını oluşturamazsa bir daha yaşamı boyunca suçluluk duygusu hissetmeyen biri olabilir. salt kendi varlığı üzerinden dünyayı yorumlayan bir adet dr.lecture çıkabilir o şanssız çocuktan.
devamını gör...
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
olsun, yine de değer...
devamını gör...
normal sözlük dislike butonu
insanlar takdir etmede cimri, yermede ise olabildiğince bonkördür. bu sebeple eksi butonu olmasa da olur.
devamını gör...
sözlükte siyaset istemiyoruz
bu şey gibi.
nefes darlığı çekiyorum ama bunun üzerine gitmemeliyim.
ülkecek nefes darlığı çektiğimiz bu dönemde bazı şeylerin dile gelmesi gerekiyor ki astım olmayalım. belki ilacını bilen biri çıkar, doktora rastlarız.
nefes darlığı çekiyorum ama bunun üzerine gitmemeliyim.
ülkecek nefes darlığı çektiğimiz bu dönemde bazı şeylerin dile gelmesi gerekiyor ki astım olmayalım. belki ilacını bilen biri çıkar, doktora rastlarız.
devamını gör...
türkan saylan türk milletini temsil eden biri değildir
kime göre neye göre? 
bu nereyi temsil ediyor o halde ? ankara'da halen var mı bilmiyorum ama yıllarca bu ve buna benzer saçma sapan sokak ve cadde isimleri vardı.
izmir alsancak'ta gönül yazar sokağı var, o temsil ediyor mu o zaman ? izmir'de yine bir kaç farklı semtte türkan saylan caddesi, sokağı, parkı vs biliyorum. bu sokak ve cadde isimlerine neden sürekli siyasiler karar veriyor, bence o sokakta yaşayan insanlar ya da mülki amirler karar vermeli. ayrıca yıllarca ayrımcılık yaşadık vs diye yırtınan insanlar güç ellerine geçince aynı şeyi yapması tam bir cehalet. bunun partiyle bir ilgisi de yok. hangi parti olsa aynı şeyi yapar.

bu nereyi temsil ediyor o halde ? ankara'da halen var mı bilmiyorum ama yıllarca bu ve buna benzer saçma sapan sokak ve cadde isimleri vardı.
izmir alsancak'ta gönül yazar sokağı var, o temsil ediyor mu o zaman ? izmir'de yine bir kaç farklı semtte türkan saylan caddesi, sokağı, parkı vs biliyorum. bu sokak ve cadde isimlerine neden sürekli siyasiler karar veriyor, bence o sokakta yaşayan insanlar ya da mülki amirler karar vermeli. ayrıca yıllarca ayrımcılık yaşadık vs diye yırtınan insanlar güç ellerine geçince aynı şeyi yapması tam bir cehalet. bunun partiyle bir ilgisi de yok. hangi parti olsa aynı şeyi yapar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının sözlük hesaplarının şifresi
başlık bana şifremi unuttuğumu hatırlattı, teşekkürler efendim.
devamını gör...
edebiyatçıların ilginç ölümleri
ahmet haşim bir süredir hasta olarak yattığı yatağından, bir gün bir anda telaşla fırlar. kendisine bakmakta olan ve maaşını kendisine bırakmak maksadıyla yakın bir dönemde evlenmiş olduğu eşi, onun yatağından hasta hasta kalktığını görünce hemen terliklerini getirir. ahmet haşim "canım, şimdi sırası mı!" diye bağırır ve yatağa yığılıp kalır. son sözleri bunlar olmuştur.
devamını gör...
eşinizde gördüğünüzde sizi ona tekrar aşık eden özellik
bu tanım eşim olduğunda düzenlenecektir. eşim bana gülümsediğinde düzenlenecektir. eşim bana kitap okuduğunda düzenlenecektir. eşim bana gelişimim için öğüt verdiğinde düzenlenecektir. eşim bana derdini anlattığında düzenlenecektir. eşim bana iyi ki eşim sensin dediğinde düzenlenecektir.
devamını gör...
tom ve jerry'de haklı olan hangisidir sorunsalı
kedi haklı abi hep fare gelip sataşıyor.
tom'da onunla uğraşınca ortalık haliyle dağılıyor, dağıtan yine fare,ev sahibi tom a kızıyor. o köpekte fareyle kankicilik faliyeti gösteriyor zaten. garibim tom ne yapsın tek başına??
ben bu diziyi ne zaman izlesem sinirlerim bozuluyor beş dakikadan fazla izleyemiyorum.
tom'da onunla uğraşınca ortalık haliyle dağılıyor, dağıtan yine fare,ev sahibi tom a kızıyor. o köpekte fareyle kankicilik faliyeti gösteriyor zaten. garibim tom ne yapsın tek başına??
ben bu diziyi ne zaman izlesem sinirlerim bozuluyor beş dakikadan fazla izleyemiyorum.
devamını gör...
tütsüleme
eski çağlardan beri gıda saklama yöntemi olarak da kullanılan, dumanın ürün yüzeyine uygulanması yöntemidir.
devamını gör...
özgür demirtaş'ın günde 3 uyuması
özgür demirtaş'ın, "günde ne kadar uyuyorsunuz?" sorusuna verdiği cevabı içeren başlık.
3
evet arkadaşlar 3 uyuyormuş. dakika da olabilir, saat de olabilir, yıl da olabilir. fakat bence 3 nanosaniyedir o. çünkü ne kadar az uyursanız o kadar zekisiniz biliyorsunuz.
3
evet arkadaşlar 3 uyuyormuş. dakika da olabilir, saat de olabilir, yıl da olabilir. fakat bence 3 nanosaniyedir o. çünkü ne kadar az uyursanız o kadar zekisiniz biliyorsunuz.
devamını gör...
sözlüğe nesilciliğin gelmesi
kucaklarım hepinizi!
devamını gör...
insan sevmeli
sevgi gerçekten çok güzel bir şeydir. bu hayatın olmazsa olmazıdır. insanın içi baharda açan çiçekler gibi olur, gözleri gece parlayan yıldızlar misali.
insan bir kokuyu sevmeli, bir çiçeği, içtiği sıcacık kahveyi, sevdiği müziği, yemeği... insan insanı sevince harap olup üzülecekse bu kısa dünyada onu yapmamalıdır. insan birinin acı verişini bile sevmemelidir. ahh duygular esir etme beni desem de sarmalanmışım.
insan bir kokuyu sevmeli, bir çiçeği, içtiği sıcacık kahveyi, sevdiği müziği, yemeği... insan insanı sevince harap olup üzülecekse bu kısa dünyada onu yapmamalıdır. insan birinin acı verişini bile sevmemelidir. ahh duygular esir etme beni desem de sarmalanmışım.
devamını gör...
geçgeç
başka işi olmayan türk dil kurumunun tv zaplama kelimesine bulduğu karşılıktır. tdk sözlüğüne geçgeç yazarsanız ; seyredilecek uygun bir program aramak amacıyla televizyon kanallarını tarama karşılığını bulursunuz.
devamını gör...
türk kızı
müslüman görünümlü ataerkil bir toplumda yaşamaya çalışan ve maalesef ki orta doğu topraklarında çürüyen kız türüdür.
devamını gör...
6 mart 2021 iki siyasi partinin hukuki varlığının sona ermesi
anayasa mahkemesi, engelsiz türkiye partisi ile büyük türkiye partisinin kongre süreçlerine ilişkin yasal yükümlülükleri yerine getirmedikleri gerekçesiyle kendiliğinden dağılmış sayılarak hukuki varlıklarının sona erdiğine ve tüm mallarının hazineye geçmesine hükmetti.
haberin devamı için
devamını gör...
o kişiyi bulamayacağını düşünmek
bir sonraki adım olarak: bulsan da sana bakmayacağını düşünmek olur herhalde.
devamını gör...
türklere özgü davranışlar
müşteri: ekmek var mı?
satıcı: maalesef kalmadı.
müşteri: "hiç mi yok?"
satıcı: maalesef kalmadı.
müşteri: "hiç mi yok?"
devamını gör...
yazarların en sevdiği mfö şarkısı
devamını gör...
