mesleki deformasyondan dolayı artık insanlara normal yaklaşamadığımdan dertlileri hatta özellikle çocukluk travması olanları bekliyorum.

şaka şaka benim travmalarım bana yetiyor. kettle’daki suyun kaynamasını beklerken kendi çocukluğuma iniyorum zaten her gün.

bak yine aklıma geldi. siz benim rapunzel saçlarımı niye erkek gibi kestirdiniz?!
devamını gör...

vay be eğlenilecek adam olduğumu öğrendiğim başlık. eğlenin benimle kızlar yeah! (bkz: sısısısı)
devamını gör...

devamını gör...

though it never felt right, my little versailles. sufjan stevens'ın annesinin de adını taşıyan carrie & lowell albümünde bulunan ve sufjan'ın annesinin kanserden ölmesi üzerine yazdığı parça. şarkı sufjan ve carrie arasındaki ikili diyaloglar ile geçiyor. tillamook orman yangını gibi veya bağımsızlık günündeki kutlamalar gibi; görkemli, hızlıca yanıp sönen ve göğe karışan bir şarkı. we're all gonna die.

" kötülük bir hastalık gibi yayıldı
o gece sen öldüğünde, ateşböceğim.
seni ölümden döndürebilmek için ne söyleyebilirdim?
gökyüzün olabilir miydim temmuz'un dördünde?"


"pekala, yeterince konuştun
benim küçük atmacam, neden ağlıyorsun?
söyle bana, ne öğrendin tillamook yangınından
ya da temmuz'un dördünden?
hepimiz öleceğiz..."


"başında bir hale ile yatağında oturuyordun
hepsi birer kostüm/ kılık değiştirme miydi, ortaokul gösterilerindeki gibi?
her şeyin kurgu, gelecek ve tahminlerden ibaret olduğu
şimdi neredeyim ben, kaybolup giden gereksinimim?"


"yeterince sevilmedin mi benim
küçük güvercinim, neden ağlıyorsun?
seni terk ettiğim için çok üzgünüm ama en iyisi buydu
her ne kadar doğru hissettirmese bile,
benim küçük versay'ım."


"hastane cesedin atılıp atılmayacağını sordu
ben veda etmeden hemen önce, gökyüzündeki yıldızım.
seni kumaşa sarma fikri ne tuhaf
bunu doğru buluyor musun yusufçuğum?"


" ay'ı izleyelim mi minik dalgıç kuşum,
neden ağlıyorsun?
hayatını yaşa,
hala yaşanabilirken ve her şey aydınlıkken..."
devamını gör...
(tematik)

yabancıların "steel string" dedikleri enstrüman. klasik gitar ile çok karıştırılır.
ikisinin de çalınma mantığı akustiktir, ancak akıllının biri böyle adlandırmıştır.*

gelelim ikisinin arasındaki farklara,

akustik gitarın telleri çeliktir. metaldir yani. klasik gitarın ise plastiktir. yine yabancılar klasik gitara bu yüzden "nylon string" derler.

headstock denen kısımlara bakın, mesela bu klasik bu da akustik.
akustik gitarların headstocklarında boşluk olmaz.

köprülere bakın, mesela bu klasik bu da akustik. klasik gitarda teller düğüm atarak köprüye sabitlenir. akustik gitarda ise, ne deniyor bilmiyorum, farklı bir yöntem kullanılır.
devamını gör...

ilk düşünen bu komboyu nasıl bağdaştırdı diye merak ettiğim bir deyimdir.

her şey süt liman.
her şey yolunda.
devamını gör...

er gazinosu. orada dönen cehaletin şokuyla kendine gelemez bir süre insan.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu kare çok ünlüdür. ayakta olan muhammed ali, yerde yatan ise alinin en sağlam rakibi sonny liston. ali burda liston'u yendiği için sevinmiyor. ona ayağa kalkması için bağırıyor. liston mafyaya fena halde borcu olan, belaya bulaşmış bir boksör. alinin karşısında ilk roundda nakavt olursa yüklü para alacaktı. liston gibi sağlam bir boksörün daha ilk roundda kendini yere attığını görünce, alinin zoruna gidiyor. kalk dese de liston kalkmıyor. oysa liston 54 maçın sadece 4 tanesini kaybetmiş. kaybettiği maçlarıda satmış bir boksör. bu kare yıllarca azmin zaferi olarak sunuldu, ali azimli bir boksördü. liston ise hayatın köşeye sıkıştırdığı sıradan biriydi. muhammed alinin, onu kendisiyle maça çıkmak için kışkırttığı zaman, liston kuru sıkı tabancasını cebinden çıkarınca ali koşarak kaçmıştı. liston aliyle karşılaşmak istemiyordu. maçı satması gerekeceğini biliyordu. olan oldu sonunda. liston unutuldu gitti. ali hafızalara kazındı. ali bir efsaneye dönüştü. liston boksu hapishanede öğrenmiş, babasından sürekli dayak yiyen 14 kardeşten biriydi. liston 38 yaşında evinde karısı tarafından ölü bulundu. eroinden overdose olmuştu. aliye karşı nakavt olduğu maçın parasını alamadı. ışte tanrının bize sunduğu hayatlar...
devamını gör...

sigara ve diğer tütün ürünlerinin çok fazla ekonomik getirisi olduğu için gerçekleşmesi mümkün olmayan durumdur.
devamını gör...

heinz kohut'un çalışmaları sonucu ortaya çıkan, özgüven üzerine kurulu, psikanalizdeki son gelişmeye verilen isimdir. (self psychology)
annesi tarafından yeterince takdir edilen çocuğun, kendini beğenme ihtiyacı karşılanmış olur.
zamanla kendisi gibi idealize ettiği annesinin de eksikleri olduğunu anlayarak “kendisini beğenme ile kimi eksikleri olma” arasındaki dengeyi kuracak biçimde kendiliğini geliştirir.
eğer yeterince gelişemez,olgunlaşamazsa ve kendi mükemmelliğine yönelik bir saplantı içinde kalırsa bu durumda narsist de olabilir.
devamını gör...

bayramlarda aile ile yaptığım kahvaltının eğlencesi üst düzey benim için.
durum böyle olduğunda katılmadığım başlıktır.
devamını gör...

körü körüne inanan biri değilim. neye inanıp neye inanmadığımı; neye, ne kadar inanmam gerektiğini de bilmiyorum. benim inanç sistemime göre iyi bir insan olmak her şeyden daha mühim. tüm dinlerin özünde bu olmalı. kendim için hep “işine geldiğinde ve işine geldiğince müslüman” diye düşündüm.

yine de beni yönlendiren bi iç ses hep oldu. ciddi hatalar yapmaktan uzaklaştıran, birini üzmemeye, kırmamaya, hep hoş tutmaya çalışan bir iç ses. beni iyi insan olmaya iten, sevme duygusu aşılayan, enerji veren bir iç ses. buraya kadar her şey normal.

kendim için çok bir şey istemedim. insanın kendi için bir şeyler isteme aşaması; dua kısmı olmalı. kendim için dua etmeyi çoğu zaman unuttum. etsem bile sınırlı, standart, olması gereken şeyleri diledim.

ben bu kadar eksikken etrafımdaki insanların benim için dua etmesi bana tuhaf geliyor. iş yerine inanma sınırları belli olan biri geliyor, “yine çok güzel olmuşsun (ki o olay öyle değil. güzel gören kendisi) allah senin karşına senin gibi güzel, nahîf, iyi ve kibar bir insan çıkarsın.” diyor.

o kişiyi boynum bükük uğurluyorum. durup düşünüyorum. imkansızlıklara gebeyim. mutlulukla karışık bir hüznüm var. ve bu mevsime en çok hüzün yakışıyor…

ortaya karışık bir şeyler çıkarttım. yazdıklarımdan daha karışık olmalıyım.

ve aklımda tüm gün boyunca dolaşan cemal süreya şiiri…


fotoğraf

“durakta üç kişi
adam kadın ve çocuk

adamın elleri ceplerinde
kadın çocuğun elini tutmuş

adam hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

kadın güzel
güzel anılar gibi güzel

çocuk
güzel anılar gibi hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi güzel…
devamını gör...

19. yüzyılın ortalarında rasathane-i amire adıyla kurulan, birkaç defa yer değiştiren ve kandilli rasathanesi ve deprem araştırma enstitüsü adını aldıktan sonra, özellikle deprem araştırmalarıyla ön plana çıkan rasathane.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günümüzde hakkında bolca efsaneler olan bu ünlü bölgeye bir göz atalım.

-bermuda şeytan üçgeni, kuzey atlantik okyanusu'nun (kabaca) abd, bermuda ve büyük antiller adaları (küba, hispaniola, jamaika ve porto riko) ile sınırlı bir bölgedir.

-bermuda şeytan üçgeni'nin kesin sınırları evrensel olarak kabul edilmemiştir. toplam alanın yaklaşık değerleri 500.000 ile 1.510.000 mil kare (1.300.000 ve 3.900.000 kilometrekare) arasında değişmektedir. tüm yaklaşımlara göre, bölge belirsiz üçgen bir şekle sahiptir.

-bermuda şeytan üçgeni herhangi bir dünya haritasında görünmüyor ve abd coğrafi adlar kurulu, bermuda şeytan üçgeni'nü atlantik okyanusu'nun resmi bölgesi olarak tanımıyor.

-bölgede açıklanamayan olayların raporları 19. yüzyılın ortalarına kadar olsa da, “bermuda şeytan üçgeni” ifadesi 1964 yılına kadar kullanılmamıştır. ifade ilk olarak vincent gaddis'in one pulp(derginin ismi yanlış olabilir.) dergisinde ki makalesinde yer aldı ve bu ifade "yüzlerce gemi ve uçağı iz bırakmadan yok eden" üçgen bir bölgeyi tanımlamak için kullanıldı.

-ününe rağmen, bermuda şeytan üçgeni'nde kaybolma sıklığı fazla değildir. kayıplar bermuda şeytan üçgeni'nde atlantik okyanusu'ndaki diğer karşılaştırılabilir bölgelere göre daha sık görülmez.

ek: sözün özü, sıradan bir coğrafi bölge.
devamını gör...

yüzyıllarca süren sürgünün insanları, toprağın değerini çok iyi kavramıştır.
israil'in kuruşu araplardan sadece toprak satın alınarak olmadı.
1909 yılında başlayan kibbutz örgütlenmeleri ile israil sağlam temellere oturtulmuştur.
ayrıca israil'in toprağa verdiği önem için ülkemizden bir örnek verelim...*

2010 yılında türkiye-suriye sınırının, mayınlardan temizlenmesi projesi başlatıldı.
arap baharının arefesi ve suriye iç savaşından biraz daha önce....
tabi o günler açılımlar, referandumlar, sivil toplum hikayeleri ile dolu dolu geçmekteydi.....
ülkemizin güzide şehirlerinin birinde, tam sınırda bir şehirde bulunmaktaydım. şehrin her yerinde bulunan billboardlarda mavi arka planlı reklamlar ve üzerinde türkiye- suriye sınırında bulunan mayınlar israil tarafından temizlenecek ve
sınır toprakları işlenmesi amacıyla 49 yıllığına israil'ı kiralanmıştır.
...
o gün için şehirde şu konuşulmaktaydı;
70 küsur yıldır işlenmemiş olan bu topraklar, ki bu topraklar verimli hilal topraklarıdır, ürün yetiştirmek için muazzam bir alandı.
şimdi bu toprakları mayından temizlenmesi için israil'e peşkeş çeken yöneticilerin, mescid-i aksa ağlamalarına, politikalarına aldanmayın arkadaşlar!
sonuç olarak israil, toprağa gereken değeri veren ve ektiğini biçen bir ülkedir. hatta bunu sınırlarının ötesinde yapabilmektedir.
bunlara orta açanlara bakmak gerekmez mi?

bonus: bugün türkiye-suriye sınırına duvar örme projesi var, inşaat balonu patlamış olabilir fakat birileri çimento aracılığı ile yine ve yeniden para kazanmalı....
devamını gör...

umarım şizofrenimdir
ve hepiniz hayal ürünüsünüzdür.
devamını gör...

gece dışarı çıkardım. saatler boyu yürürdüm. sonra sahilde oturur boş boş etrafı izlerdim.
devamını gör...

kendi kendini yiyen yılan paradoksunun en güzel örneği insan türü aslında.

1930lu yıllarda dünyayı etki altına almış, daha çok avrupa ve kuzey amerika gibi endüstrileşmiş bölgeleri süründürmüş ekonomik bunalım.
1. dünya savaşının dolaylı sonuçlarından biri olan bu krizle beraber 50 milyon insan işsiz kalmış, üretim %42 oranında azalmış.

bu yıllar dünya edebiyatına leziz katkılar yapmaktan geri durmamış tabii ki. her bunalımın, savaşın , çilenin, acıların sonunda trajediler , romanlar, öyküler dünya edebiyatına katılıyor.
(bkz: gazap üzümleri)
(bkz: angela'nın külleri)
(bkz: fareler ve insanlar)
(bkz: to kill a mockingbird) )

sinema dünyası da boş durmaz tabii
(bkz: cinderella man)
(bkz: the purple rose of cairo)

devamını gör...

(bkz: alkollüyken sözlüğe girmek) eyleminin bir sonucu olarak açılmış olabileceğine inandığım başlık.
devamını gör...

hacı polislere bi çıtlatsan çatur çutur yaparlardı ya niye şapıyosun ki. (bkz: işte bunlar hep reklam)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim