kadınların sorunlu erkekleri sevip onları düzeltmek istemeleri
evet, bu başlığı uzun zamandır açmak istiyordum. çünkü çevremdeki hemcinslerimde bu davranışı ve isteği çok görüyorum. yalan olmasın, ergenlik dönemlerimde benim de hoşuma giden bir düşünceydi. öncelikle gözlemlerime dayanarak bu gibi kızlar için genellemelerde bulunmak istiyorum*: bu gibi kızlar genelde ailevi sorunlar yaşamış olan, psikolojik sorunları da olması muhtemel kızlar olabilirler. çünkü çok acı çekmişlerdir bu yüzden karşısındaki erkekte kendisini görmek ister. kendine yardım edemediği için ona yardım etmek ister. ama istisnalar haricinde* partnerine yardım etmeyi geçtim kendi psikolojisini geri döndürülemez biçimde bozar.çünkü bu gibi kişilerin uzman kişiler tarafından tedavi edilmesi gerekir.
lütfen kızlar bu hatayı yapmayın, siz rehabilitasyon merkezi değilsiniz. ben yapmıştım ve çok zor zamanlar geçirdim. sonradan anladım ki ben bir iyilik meleği ya da rehabilitasyon merkezi değilim, ben kendi kendime bile yardım edemezken hangi kibirle karşımdaki insanın "doktoru" olmaya çalışayım ki? ben zaten uçurumdan düşüyorsam benim gibi düşen birini nasıl kurtarayım? hiçbir sorununuz olmasa bile sizin uzmanlık alanınız psikoloji değil zaten, karşınızdaki erkeğe en fazla destek olup sorunlarını dinleyebilirsiniz. çözüm için mutlaka bir uzmana gitmesi gerekir. lütfen kendinize herkese yardım edemeyeceğinizi sizin de sadece sıradan bir insan olduğunuzu hatırlatın.
edit: evet başlıkta anlatım bozukluğu yapmışım nasıl düzeltilir bilmiyorum.
edit 2: güzel kardeşim dark triad dediğin şeyin tanımına baktım ve bu dediğin şey kesinlikle baskın karakter meselesi değil. bir insanın karakterinde narsisizim, makyavelizm ve psikopati varsa duble sorunludur. bunu romantikleştirmeye çalışmayın lütfen. kimse sizin kafanızda kurduğunuz iğrenç özellikleri çekici falan bulmuyor.
edit 3: allah kahretsin alta kızlar bad boy seviyo ya ühüü diyen konuyla alakasız yorum yapan tipler dolmuş yine. işte böyle yanlış anlaşılacağını bildiğim için başlık açmakta kararsız kalmıştım. pfff ne diyeyim ki?
lütfen kızlar bu hatayı yapmayın, siz rehabilitasyon merkezi değilsiniz. ben yapmıştım ve çok zor zamanlar geçirdim. sonradan anladım ki ben bir iyilik meleği ya da rehabilitasyon merkezi değilim, ben kendi kendime bile yardım edemezken hangi kibirle karşımdaki insanın "doktoru" olmaya çalışayım ki? ben zaten uçurumdan düşüyorsam benim gibi düşen birini nasıl kurtarayım? hiçbir sorununuz olmasa bile sizin uzmanlık alanınız psikoloji değil zaten, karşınızdaki erkeğe en fazla destek olup sorunlarını dinleyebilirsiniz. çözüm için mutlaka bir uzmana gitmesi gerekir. lütfen kendinize herkese yardım edemeyeceğinizi sizin de sadece sıradan bir insan olduğunuzu hatırlatın.
edit: evet başlıkta anlatım bozukluğu yapmışım nasıl düzeltilir bilmiyorum.
edit 2: güzel kardeşim dark triad dediğin şeyin tanımına baktım ve bu dediğin şey kesinlikle baskın karakter meselesi değil. bir insanın karakterinde narsisizim, makyavelizm ve psikopati varsa duble sorunludur. bunu romantikleştirmeye çalışmayın lütfen. kimse sizin kafanızda kurduğunuz iğrenç özellikleri çekici falan bulmuyor.
edit 3: allah kahretsin alta kızlar bad boy seviyo ya ühüü diyen konuyla alakasız yorum yapan tipler dolmuş yine. işte böyle yanlış anlaşılacağını bildiğim için başlık açmakta kararsız kalmıştım. pfff ne diyeyim ki?
devamını gör...
ayrımsal damıtma
kaynama noktası farklı olan sıvıları ayırmaya yarayan yöntem.
hava üzerinden örnek vereyim. ayrıştırmayı uygulayacağımız yer içerisine biraz hava dolduralım. bu gaz karışımını biraz sıkıştıralım ve bunu azot ünitesi denen yere alarak -200 santigrat dereceye kadar soğutalım. böylece havayı sıvılaştırmış oluruz. bu esnada hava içerisindeki su buharı ve karbondioksit de bu sıcaklıkta katılaşmış olur. böylece katılaşan bu iki maddeyi kolaylıkla ortamdan alabiliriz.
geriye azot ile oksijenden meydana gelmiş olan sıvı kalır. bunlar tekrar az miktarda ısıtılarak genleştirilir. azot hızlıca gaza dönüşerek buharlaştığından, bunu bir boru aracılığıyla başka bir bölmede toplamak mümkün olur. oksijen ise henüz gaz haline dönememiştir, yani sıvıdır. o da ayrı bir bölmeye alınır. bu işlemler ile hava içerisindeki azot, oksijen, su buharı ve karbondioksit kolaylıkla birbirinden ayrılmış olur.
hava üzerinden örnek vereyim. ayrıştırmayı uygulayacağımız yer içerisine biraz hava dolduralım. bu gaz karışımını biraz sıkıştıralım ve bunu azot ünitesi denen yere alarak -200 santigrat dereceye kadar soğutalım. böylece havayı sıvılaştırmış oluruz. bu esnada hava içerisindeki su buharı ve karbondioksit de bu sıcaklıkta katılaşmış olur. böylece katılaşan bu iki maddeyi kolaylıkla ortamdan alabiliriz.
geriye azot ile oksijenden meydana gelmiş olan sıvı kalır. bunlar tekrar az miktarda ısıtılarak genleştirilir. azot hızlıca gaza dönüşerek buharlaştığından, bunu bir boru aracılığıyla başka bir bölmede toplamak mümkün olur. oksijen ise henüz gaz haline dönememiştir, yani sıvıdır. o da ayrı bir bölmeye alınır. bu işlemler ile hava içerisindeki azot, oksijen, su buharı ve karbondioksit kolaylıkla birbirinden ayrılmış olur.
devamını gör...
tanımını beğendiğin yazarın beğenileriyle geri dönmesi
beğendiğim bütün tanımları okuyorum. içiniz rahat olsun canlarım.*
devamını gör...
yılmaz güney’in öldürdüğü hakim
"dişi serçenin bile yanında erkeğini sinirlendirecek işlerden kaçınacaksın!"
o yüzden ölmeyi hakediyordu yani? bu lafı edenler cinsiyet eşitliğinden falan bahseden, imkanı olsa toprak ağası olup 4 eş-kuma alacak olan hıyarlar. insanın en temel hakkı olan yaşam hakkı, solcu değilsen elinden alınabiliyor yani? sizin ben ataerkilliğinize, maskülinitenize sokayım poster solcuları sizi.
ayrıca laf attıysa delikanlı yılmaz niçin delikanlı gibi suçu kabul etmek yerine suçu para karşılığı akrabasına yıkıp topukladı? hani şu korkunca bütün solcu dostlarını bir bir satan yılmaz'dan, başkasının yaptığı filmle caka satan hırsız yılmaz'dan bahsediyorum.
geçiniz arkadaş. bu kadar ikiyüzlülük olmaz. utanmadan bunun için başlık açmış bir de.
o yüzden ölmeyi hakediyordu yani? bu lafı edenler cinsiyet eşitliğinden falan bahseden, imkanı olsa toprak ağası olup 4 eş-kuma alacak olan hıyarlar. insanın en temel hakkı olan yaşam hakkı, solcu değilsen elinden alınabiliyor yani? sizin ben ataerkilliğinize, maskülinitenize sokayım poster solcuları sizi.
ayrıca laf attıysa delikanlı yılmaz niçin delikanlı gibi suçu kabul etmek yerine suçu para karşılığı akrabasına yıkıp topukladı? hani şu korkunca bütün solcu dostlarını bir bir satan yılmaz'dan, başkasının yaptığı filmle caka satan hırsız yılmaz'dan bahsediyorum.
geçiniz arkadaş. bu kadar ikiyüzlülük olmaz. utanmadan bunun için başlık açmış bir de.
devamını gör...
belgeselci vicdansızlığı
doğanın dengesini bozmamak adına sadece gözlemci olunan belgeselcilik anlayışı bana etik geliyor. ama yukarıdaki videodaki gibi sırf onları gözlemlemek için aralarına ajan sokmak onların enerjilerini duygularını sömürmek çok hatalı bence. magazinsel belgeselcilik gibi bir şey.
devamını gör...
başlık engellemek
(bkz: kakadan buhar çıkması) gibi yüksek kültüre dayalı başlıklara benim cahil kafam çalışmadığı için meşgul etmemek adına uyguladığım uygulama.
yapanlardan allah razı olsun.
yapanlardan allah razı olsun.
devamını gör...
dünya klasiklerinin tek cümle ile özeti
varoluşunu sorguluyordu cebinde kalan son rubleyle ekmek aldıktan sonra.
devamını gör...
volvo
kaç yıl önce, kazalarda insanların güvenli bir şekilde araçtan çıkabilmesi için bunu yapan, bu gün ne yapmaz, diye sorduktan otomobil markası.
www.instagram.com/reel/CN8I...
www.instagram.com/reel/CN8I...
devamını gör...
dm'den fingirdeşen yazarlar
devamını gör...
golden brown
snatch adlı filmin soundtrack albümünde bulunan şarkı. lakin benim için çok farklı bir anlamı var ilk dinleyişimden beri, ne filmi ne de göndermelerini bilmediğim ilginç bir tesadüfün fon müziği olduğu andan bu yana...
üniversite son sınıftayım, bir yandan part-time çeviri/yazı işleri yapıyorum, okul bitmek üzere ve para kazanmam gerek. serde gençlik var, o dönemki tek eğlencem tiyatrodan geri kalmak istemiyorum, işleri ve ödevleri tamamlamak için uykudan çalıyorum. o sıralarda, ömrüm boyu ağzıma sürmediğim kahveye başlamışım, filtre kahve sabah sekiz kırk dersleri için en iyi çözümüm. sabaha karşı çalışmak için oturduğumda en iyi eşlikçim radyolar. o zamanlar çok sevdiğim, son derece özgün bir üniversite radyosu olan radyo odtü de geceleri şurup gibi bir çalma listesi yayınlıyor, yorulduğumu hiç hissettirmiyor bana. bir gün tam güneşin doğmak üzere olduğu bir anda bu şarkı çalmaya başlıyor, perdenin ardından sızan ışık beni pencereye çekiyor. bozkırın üzerine güneş doğmuş, öyle güzel bir renk var ki ortalıkta, sanki doğa şarkıya, şarkı doğaya uymuş beni birkaç dakikalığına sakinleştirmek için sözleşmişler. ne gelecek kaygısını, ne mezuniyeti düşündüm o birkaç dakikada, sadece gördüğüm renklerin şarkıya eşlik edişi hiç ummadığım kadar dinlendirmişti beni. o zamandan beri çalma listelerimin bir köşesinde mutlaka bulunur bu şarkı; bazen günün doğduğu anda, bazen de bir sahilde güneşin deniz üzerinde batarken bıraktığı kızıllıkta hazır olsun diye.
*
üniversite son sınıftayım, bir yandan part-time çeviri/yazı işleri yapıyorum, okul bitmek üzere ve para kazanmam gerek. serde gençlik var, o dönemki tek eğlencem tiyatrodan geri kalmak istemiyorum, işleri ve ödevleri tamamlamak için uykudan çalıyorum. o sıralarda, ömrüm boyu ağzıma sürmediğim kahveye başlamışım, filtre kahve sabah sekiz kırk dersleri için en iyi çözümüm. sabaha karşı çalışmak için oturduğumda en iyi eşlikçim radyolar. o zamanlar çok sevdiğim, son derece özgün bir üniversite radyosu olan radyo odtü de geceleri şurup gibi bir çalma listesi yayınlıyor, yorulduğumu hiç hissettirmiyor bana. bir gün tam güneşin doğmak üzere olduğu bir anda bu şarkı çalmaya başlıyor, perdenin ardından sızan ışık beni pencereye çekiyor. bozkırın üzerine güneş doğmuş, öyle güzel bir renk var ki ortalıkta, sanki doğa şarkıya, şarkı doğaya uymuş beni birkaç dakikalığına sakinleştirmek için sözleşmişler. ne gelecek kaygısını, ne mezuniyeti düşündüm o birkaç dakikada, sadece gördüğüm renklerin şarkıya eşlik edişi hiç ummadığım kadar dinlendirmişti beni. o zamandan beri çalma listelerimin bir köşesinde mutlaka bulunur bu şarkı; bazen günün doğduğu anda, bazen de bir sahilde güneşin deniz üzerinde batarken bıraktığı kızıllıkta hazır olsun diye.
*
devamını gör...
ingiliz anahtarı
küçükken sadece ingilizlerin kullandığı ev anahtarı zannettiğim bir araç.
devamını gör...
tabnit lahdi
mö. 6. yüzyıla tarihlenen ve sidon (sayda) kralı tabnit'e ait olan, istanbul arkeoloji müzesi'nde bulunan lahit.
osman hamdi bey'in yürüttüğü sayda kral nekropolü'nden çıkan lahitlerin en eskisidir. diğerleri için (bkz: iskender lahdi) ve (bkz: ağlayan kadınlar lahdi)
kaynak: wikimedia
lahit üzerindeki mısır hiyeroglif yazısı bize bu lahdin daha önce başka birine, penephtah isimli bir mısır komutanına ait olduğunu söylüyor. lahdin ikinci sahibi sayda kralı tabnit. lahdin ayak ucunda bu lahdi çok ilginç kılan, fenike alfabesiyle yazılmış olan tabnit'in beddua yazıtını görüyoruz.
“ben astarte rahibi ve sidonluların kralı tabnit, bu lahdin içinde gömülüyüm. ey benim mezarımı bulan kimse her kim olursan ol benim lahdimi açma ve benim huzurumu bozma. çünkü yanımda ne gümüş ne altın ne de define vardır. bu lahitte yalnızca yatmaktayım. bana mezar olan bu lahdi açma, bu türlü hareket astarte'ye karşı büyük bir hakarettir. eğer tembihimin aksine bu lahdi açarsan ve benim huzurumu kaçıracak olursan, yaşayan insanlar arasında ve güneş altında nesilden ve nesepten mahrum kal ve ölüler arasında yatacak yer bulma!"
kral tabnit'in mumyası müzede cam fanus içerisinde sergilenmekte. bu bedduayı okuyup yine de mumyayı lahitten çıkarmak gerçekten ironik ama kimsenin başına bir şey gelmemiş, kimse lanetlenmemiş. yine de mumyaları açık olarak sergilemek gerçekten etik mi, düşündürücü.
kaynak: istanbul arkeoloji müzesi'nde bulunan eser etiketi.
osman hamdi bey'in yürüttüğü sayda kral nekropolü'nden çıkan lahitlerin en eskisidir. diğerleri için (bkz: iskender lahdi) ve (bkz: ağlayan kadınlar lahdi)
kaynak: wikimedialahit üzerindeki mısır hiyeroglif yazısı bize bu lahdin daha önce başka birine, penephtah isimli bir mısır komutanına ait olduğunu söylüyor. lahdin ikinci sahibi sayda kralı tabnit. lahdin ayak ucunda bu lahdi çok ilginç kılan, fenike alfabesiyle yazılmış olan tabnit'in beddua yazıtını görüyoruz.
“ben astarte rahibi ve sidonluların kralı tabnit, bu lahdin içinde gömülüyüm. ey benim mezarımı bulan kimse her kim olursan ol benim lahdimi açma ve benim huzurumu bozma. çünkü yanımda ne gümüş ne altın ne de define vardır. bu lahitte yalnızca yatmaktayım. bana mezar olan bu lahdi açma, bu türlü hareket astarte'ye karşı büyük bir hakarettir. eğer tembihimin aksine bu lahdi açarsan ve benim huzurumu kaçıracak olursan, yaşayan insanlar arasında ve güneş altında nesilden ve nesepten mahrum kal ve ölüler arasında yatacak yer bulma!"
kral tabnit'in mumyası müzede cam fanus içerisinde sergilenmekte. bu bedduayı okuyup yine de mumyayı lahitten çıkarmak gerçekten ironik ama kimsenin başına bir şey gelmemiş, kimse lanetlenmemiş. yine de mumyaları açık olarak sergilemek gerçekten etik mi, düşündürücü.
kaynak: istanbul arkeoloji müzesi'nde bulunan eser etiketi.
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
eğer bir gün kitap yazarsam giriş cümlesi "bu bir giriştir" olacak.
devamını gör...
normal sözlük yıkama yağlama timi
hangi tost? pardon dostmuş, nicki görünce dost alakasız geldi.(bkz: lol) ya isteyen istediğin yağlasın ballasın kime ne ? sen keyif aldığın tanımlara başlıklara bak! senden beklediğimiz sadece kaliteli trollük sen nelerlen uğraşıyosun, oralet fabrikasına müdür yaptık gene olmadı dediğim serzeniş.
devamını gör...
yavruağzı
kavuniçi ile pembe arasında bir renktir. çok hoş bir tonu vardır. normal sözlük'ün turuncusunun doygunluğu biraz azaltılsa, bu renge oldukça benzeyen bir ton elde edilir. ne tam kavuniçidir, ne de tam pembedir. 2 rengin arasında bir renk skalasındadır.
rengin ismi yeni doğan ördek yavrularının ağızlarından esinlenilmiştir.
rengin ismi yeni doğan ördek yavrularının ağızlarından esinlenilmiştir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının genelde zengin ve ofis insanı olmaları
yaaaa zengin olduğumu neden daha önce söylemediniz çok kırıldım, küstüm oynamıyorum ben.
devamını gör...
uykusuzkahve
bonservisi elinde genç yetenek.
kafa sözlük yönetimi durur mu? kaptı hemen.
kafa sözlük yönetimi durur mu? kaptı hemen.
devamını gör...
top secret!
türünün en iyi örneklerinden biri olan 1984 yapımı amerikan filmi. o dönemin meşhur oyuncularından val kilmer, ömer şerif gibi isimler var başrollerde.
üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ aklıma estikçe izler ve gülerim. günümüzde komedi maksatlı yapılan birçok filmden birkaç adım önde olduğunu düşünüyorum.
üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hâlâ aklıma estikçe izler ve gülerim. günümüzde komedi maksatlı yapılan birçok filmden birkaç adım önde olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

