spontane radyo yayını
yayına aniden başlama hikayesinin kaydı ile başlamış yayındır..
devamını gör...
emine pir zola
bu ne arkadaşım diye sorduğum yazar.

şimdi olay şu, dün gece bu yazar arkadaş bana mesaj attı, normal sözlük entellerinin arasına girmek, sabah akşam paso milleti baymak istiyorsan beni inceden bir görmen lazım diye.
arayıp bulamadığım şey, düşünsene tüm gün in aşağı sokrates çık yukarı dostoyevski, ortama bak? arka planda orotaryolar çalıyor, pencereden sokağa bakıyorsun hayatlar singing in the rain tadında, şarabından bir yudum alıyorsun allaaaah yaşasın varoluş sancıları!
tamam, borcum ne kadar yenge dedim, 100 dolar dedi, valla üzerimde yok az önce arkadaşa verdim dedim, tamam sen 100 kağıt ateşle, geri kalanı cari hesaba yazarım dedi, şüphelenmedim verdim.
biraz önce mesaj attı, al üye kartın diye. karta bakıyorum, kart kart değil, böyle özensiz, böyle ötekileştirilmiş, böyle esrik, böyle tuhaf bişi daha önce daha görmedim.
sonra "kim yav bu kadın, kimin nesidir?" diye nickaltına baktım, bir üstte kuzguncuktaki vişne..
o an anladım tüm olan biteni ama maalesef artık çok geçti.
keşke, keşke daha önce baksaydım bunun arkadaşı kimdir diye..
bi de borçluyum ya işin kötüsü, bugün yarın paranın geri kalanını vermezsem üstüme whatsapp kitap okuma kulübü atar bu, hahahahhahhaha.

şimdi olay şu, dün gece bu yazar arkadaş bana mesaj attı, normal sözlük entellerinin arasına girmek, sabah akşam paso milleti baymak istiyorsan beni inceden bir görmen lazım diye.
arayıp bulamadığım şey, düşünsene tüm gün in aşağı sokrates çık yukarı dostoyevski, ortama bak? arka planda orotaryolar çalıyor, pencereden sokağa bakıyorsun hayatlar singing in the rain tadında, şarabından bir yudum alıyorsun allaaaah yaşasın varoluş sancıları!
tamam, borcum ne kadar yenge dedim, 100 dolar dedi, valla üzerimde yok az önce arkadaşa verdim dedim, tamam sen 100 kağıt ateşle, geri kalanı cari hesaba yazarım dedi, şüphelenmedim verdim.
biraz önce mesaj attı, al üye kartın diye. karta bakıyorum, kart kart değil, böyle özensiz, böyle ötekileştirilmiş, böyle esrik, böyle tuhaf bişi daha önce daha görmedim.
sonra "kim yav bu kadın, kimin nesidir?" diye nickaltına baktım, bir üstte kuzguncuktaki vişne..
o an anladım tüm olan biteni ama maalesef artık çok geçti.
keşke, keşke daha önce baksaydım bunun arkadaşı kimdir diye..
bi de borçluyum ya işin kötüsü, bugün yarın paranın geri kalanını vermezsem üstüme whatsapp kitap okuma kulübü atar bu, hahahahhahhaha.
devamını gör...
dea tacita
alfabenin kırılmamış kilidi
göğü sağsam
kiri damlıyor sözcüklerin
aynı ağızdan tükürülmüş
bulutların içinde
lanet bir cehennem
soyunup düş ırmaklarına
öpsem alnından
söz eskiyor önce
güvercinlerin tünediği
pencere önü boynum
uzak kimine göre
yabancı ve sessiz
deniz de içer kendini fakat
dem’inde değilim sesin
henüz
öl
me
di
m
yedinci dem şiiridir.
göğü sağsam
kiri damlıyor sözcüklerin
aynı ağızdan tükürülmüş
bulutların içinde
lanet bir cehennem
soyunup düş ırmaklarına
öpsem alnından
söz eskiyor önce
güvercinlerin tünediği
pencere önü boynum
uzak kimine göre
yabancı ve sessiz
deniz de içer kendini fakat
dem’inde değilim sesin
henüz
öl
me
di
m
yedinci dem şiiridir.
devamını gör...
bisküviyi çaya batırıp yemek
çayın sıcak ve bisküvinin taze olması ile imkansızlığını üst seviyeye çıkaracak ve kişiyi umut sarıkaya tipi mutsuzluk tanımlarına konu yapabilecek eylem.
devamını gör...
yaşlanma belirtileri
durduk yere uzaklara dalıp gitmek. şaka lan şaka dalıyorsanız aşıksınızdır.
devamlı geçmişten bahsediyorsanız yaşlanıyor olabilirsiniz.
devamlı geçmişten bahsediyorsanız yaşlanıyor olabilirsiniz.
devamını gör...
ekşi sözlük’te çaylak olmak vs normal sözlük’te çaylak olmak
ekşi sözlükte, değersiz bir insan topluluğu olan çaylaklar, kafa sözlük’te baş tacı edilmiştir. çok değerlilerdir. sözlüğü geliştirecek ve yüceltecek olanlar onlardır.
devamını gör...
klasik müzik sevenler için film önerileri
klasik müzik ve sinemaseverler için senfonilerin, konçertoların, aşkın ve entrikaların havalarda uçuştuğu bir liste bırakalım.
“çok sıkıldım ben ne etsem?” demeyin.
gelelim filmlere:
1- amadeus 1984 yapımı film, her ne kadar tarihi hatalarla dolu olsada, bir film olarak müthiştir. mozart’ın ömrünün son 10 yılını anlatan film, kesinlikle izlenmeli. mozart’ın nasıl bir dahi olduğunu anlamak için film değil, üzerine biraz okumak gerekiyor. film, mozart’ın yakın arkadaşı ünlü bestekar saliari’nin gözünden aktarılır. tanrı ile hesaplaşma sahneleri etkileyicidir. 8 dalda oskarı hüpletmiştir. konu ile ilgili yazmıştım. #639367 yanlış aktarılan ama içinde doğru kesitlerinde olduğu bir yaşam hikayesini aktaran film, mozart sevenler için gelsin.
2-beethoven’i anlamak ünlü besteci beethoven’nın ünlü bestesi “9. senfoni” üzerinedir. bu filmde işitme sorunu olan bir bestekarın inanılmaz hırsı, filme çok iyi aktarılmıştır. hırs sevenler için önerilir. bu filmde malesef tarihi hatalar içerir. ancak öyle bir detay var ki, adı diane kruger. anna holz karakterini canlandıran oyuncu için bile izlenir bu film. hem diane hem kruger var filmde! anneme durumu anlattım. “bir çiçek bir çikilata gider isteriz” dedi. hadi hayırlısı.
3- venedik prensi vivaldi 2006 italya yapımı film. hem papaz hem bestekar olan ve bir yetimhanede büyüyen vivaldi’nin hayatı konu edilmiştir. konçertoların kralı demek yanlış olmaz. beşyüzden fazla bestesi olan vivaldi’yi daha çok “dört mevsim” keman konçertosuyla tanırız. bu film ise, ağır dram sevenler için gelsin.
4- hiç ummazken 1991 yapımı film, genç piyanist frederich chopen ile yazar george sand üzerine kuruludur. filmin karşılıklı diyalogları çok etkileyicidir. romantizim sevenlere önerilir.
5- farinelli 1994 yapımı film klasik müzik barok dönemini anlatır. 17.yy da erkek çocukların sesi üst oktavlara çıkabilsin diye hadım edildiği bilinir. bu çocuklardan biri olan carlo broschi’nin, farinelli takma adıyla avrupa’da ünlenmesini konu eder. bu önerimiz de hadım severlere gelsin.
ve son olarak;
6- dünyanın bütün sabahları bir kitap uyarlamasıdır. karısını yitirdikten sonra çiftliğine çekilmiş olan besteci ve viyola virtüözü saint-colombe'un yaşam öyküsünü konu ediniyor. filmi yukarı taşıyan detay ise müzikleridir. filmin müziklerini, barok müzik üstadı ve viola de gamba sanatçısı jordi savall düzenleyip seslendirmiştir. bu film ise müzik severlere gelsin.
sizlere iyi seyirler.
kaynak: beynimin sol lobu. giderken solda, dönerken solda.
“çok sıkıldım ben ne etsem?” demeyin.
gelelim filmlere:
1- amadeus 1984 yapımı film, her ne kadar tarihi hatalarla dolu olsada, bir film olarak müthiştir. mozart’ın ömrünün son 10 yılını anlatan film, kesinlikle izlenmeli. mozart’ın nasıl bir dahi olduğunu anlamak için film değil, üzerine biraz okumak gerekiyor. film, mozart’ın yakın arkadaşı ünlü bestekar saliari’nin gözünden aktarılır. tanrı ile hesaplaşma sahneleri etkileyicidir. 8 dalda oskarı hüpletmiştir. konu ile ilgili yazmıştım. #639367 yanlış aktarılan ama içinde doğru kesitlerinde olduğu bir yaşam hikayesini aktaran film, mozart sevenler için gelsin.
2-beethoven’i anlamak ünlü besteci beethoven’nın ünlü bestesi “9. senfoni” üzerinedir. bu filmde işitme sorunu olan bir bestekarın inanılmaz hırsı, filme çok iyi aktarılmıştır. hırs sevenler için önerilir. bu filmde malesef tarihi hatalar içerir. ancak öyle bir detay var ki, adı diane kruger. anna holz karakterini canlandıran oyuncu için bile izlenir bu film. hem diane hem kruger var filmde! anneme durumu anlattım. “bir çiçek bir çikilata gider isteriz” dedi. hadi hayırlısı.
3- venedik prensi vivaldi 2006 italya yapımı film. hem papaz hem bestekar olan ve bir yetimhanede büyüyen vivaldi’nin hayatı konu edilmiştir. konçertoların kralı demek yanlış olmaz. beşyüzden fazla bestesi olan vivaldi’yi daha çok “dört mevsim” keman konçertosuyla tanırız. bu film ise, ağır dram sevenler için gelsin.
4- hiç ummazken 1991 yapımı film, genç piyanist frederich chopen ile yazar george sand üzerine kuruludur. filmin karşılıklı diyalogları çok etkileyicidir. romantizim sevenlere önerilir.
5- farinelli 1994 yapımı film klasik müzik barok dönemini anlatır. 17.yy da erkek çocukların sesi üst oktavlara çıkabilsin diye hadım edildiği bilinir. bu çocuklardan biri olan carlo broschi’nin, farinelli takma adıyla avrupa’da ünlenmesini konu eder. bu önerimiz de hadım severlere gelsin.
ve son olarak;
6- dünyanın bütün sabahları bir kitap uyarlamasıdır. karısını yitirdikten sonra çiftliğine çekilmiş olan besteci ve viyola virtüözü saint-colombe'un yaşam öyküsünü konu ediniyor. filmi yukarı taşıyan detay ise müzikleridir. filmin müziklerini, barok müzik üstadı ve viola de gamba sanatçısı jordi savall düzenleyip seslendirmiştir. bu film ise müzik severlere gelsin.
sizlere iyi seyirler.
kaynak: beynimin sol lobu. giderken solda, dönerken solda.
devamını gör...
artı oy vermede cömert olan yazarlar
caylaklarin halinden anlayan yazarlardir. kendilerine tesekkuru bir borc bilirim (gulucuk).
devamını gör...
13 mayıs 2021 normal sözlük bayramlaşması
şeker gibi bir bayram geçirmeniz dileğiyle. herkese iyi bayramlar..
devamını gör...
ezberlenen en saçma şey
"hergele necip arsız karısını kesip rendeledi"
sırf 2 net çıkarabilmek için bir ömür aklımda tuttuğum saçmalık.
sırf 2 net çıkarabilmek için bir ömür aklımda tuttuğum saçmalık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
daha fazla kandıramazdım kendimi
bu kadarı yeterdi.
ümitlenmek beterdi.
kabullenmek gerekti.
artık kilitli kapılarım.
anahtarları denizin taa dibinde.
ve tüm çilingirler kapalı.
isimleri kayıplar listesinde.
uykuya sığıntı bir yüreğim var.
düşlerim yastığa düğümlü.
çığlıklarım sağır.
içimde bir kahır.
dumanlı hava sahalarım var artık,
bir çırpıda beni boğan.
yokluğunun sesini duyarken,
yaşadığım sensizlik zehirli.
bu kadarı yeterdi.
ümitlenmek beterdi.
kabullenmek gerekti.
artık kilitli kapılarım.
anahtarları denizin taa dibinde.
ve tüm çilingirler kapalı.
isimleri kayıplar listesinde.
uykuya sığıntı bir yüreğim var.
düşlerim yastığa düğümlü.
çığlıklarım sağır.
içimde bir kahır.
dumanlı hava sahalarım var artık,
bir çırpıda beni boğan.
yokluğunun sesini duyarken,
yaşadığım sensizlik zehirli.
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
efsane 90'lar türkçe pop müzik şarkılarından ben bir tane değil de birkaç tane bırakıyım şuraya.
bu arkadaşlarda ayrıca çok iyi söylüyorlar.
her izledigimde bu videoyu o masada bende olmak istiyorum.
bu arkadaşlarda ayrıca çok iyi söylüyorlar.
her izledigimde bu videoyu o masada bende olmak istiyorum.
devamını gör...
abalımın cepkeni
ege türküsü, efe türküsü, zeybek.
hemşerim ve türkiye adını veren kişi olan abalı zeybek çavuş hasan efe, 1897 yılında girit’te doğmuş, izmir, tire’de büyümüştür.
tire’de yerli rumlar ile bir kavgaya karışıp, nefsi müdafaa için üç kişiyi vurmuş ve dağa çıkarak zeybek olmuştur. sırtına giydiği abadan dolayı abalı zeybek olarak tanınmıştır. beşparmak dağları ve bozdağlar civarında on dört yıl zeybeklik yapan çavuş hasan efe, bir gün giritli on iki zaptiye tarafından pusuya düşürülmüş ve bu pusuda yaralanmasına rağmen sırtına giydiği abası sayesinde sağ olarak kurtulmuştur.
abalı zeybek, zeybeklik günlerinde efelik töresine bağlı hareket ettiği için yörede sevilip, sayılan ve desteklenen bir zeybek olmuştur. yöre gençlerinin düğünlerine, sünnetlerine, köylülerin çeşitli sorunlarına ve anlaşmazlıklarına yardım etmiş, aydın ve izmir yörelerinde yıllarca köylere musallat olan soyguncu çeteler ile de mücadele etmiştir.milli mücadele günlerinde kuvayı milliye’ye katılarak akıncı olan abalı zeybek çavuş hasan efe, özellikle gökçen hüseyin efe ve poslu mestan efe gibi yöresinin önde gelen efeleri ile birlikte hareket ederek işgalcilere karşı savaşmıştır. ayrıca tire, ödemiş, akhisar, nazilli mıntıkalarında da zeybekler ile birlikte hareket ederek, işgal kuvvetlerinin karakollarına yapılan baskınlarda kahramanca savaşmış bir kuvayı milliye efesidir.
zaferden sonra atatürk, abalı zeybek hasan çavuş efe’yi yanına almış ve sakarya isimli atını abalı zeybeğe emanet etmiştir.
türkü / zeybeğin sözleri;
"abalımın cepkeni safi sırma ilikli
abalımı vuranlar on iki de giritli
abalım abalım başı aman belâlım
abalım abalım gözleri elalım
yandım da efeler yandım abalı da zeybeğe
yandım da dostlar yandım abalı da zeybeğe
beşparmak dağından gece ben geçtim
anadan babadan yardan vazgeçtim
abalım abalım başı aman belâlım
abalım abalım gözleri elalım
yandım da efeler yandım abalı da zeybeğe
yandım da dostlar yandım abalı da zeybeğe"
bizim köölü tolga çandar yorumu;
zeynep bakşı karatağ yorumu;
/ hastasıyız bu alemlerin /
hemşerim ve türkiye adını veren kişi olan abalı zeybek çavuş hasan efe, 1897 yılında girit’te doğmuş, izmir, tire’de büyümüştür.
tire’de yerli rumlar ile bir kavgaya karışıp, nefsi müdafaa için üç kişiyi vurmuş ve dağa çıkarak zeybek olmuştur. sırtına giydiği abadan dolayı abalı zeybek olarak tanınmıştır. beşparmak dağları ve bozdağlar civarında on dört yıl zeybeklik yapan çavuş hasan efe, bir gün giritli on iki zaptiye tarafından pusuya düşürülmüş ve bu pusuda yaralanmasına rağmen sırtına giydiği abası sayesinde sağ olarak kurtulmuştur.
abalı zeybek, zeybeklik günlerinde efelik töresine bağlı hareket ettiği için yörede sevilip, sayılan ve desteklenen bir zeybek olmuştur. yöre gençlerinin düğünlerine, sünnetlerine, köylülerin çeşitli sorunlarına ve anlaşmazlıklarına yardım etmiş, aydın ve izmir yörelerinde yıllarca köylere musallat olan soyguncu çeteler ile de mücadele etmiştir.milli mücadele günlerinde kuvayı milliye’ye katılarak akıncı olan abalı zeybek çavuş hasan efe, özellikle gökçen hüseyin efe ve poslu mestan efe gibi yöresinin önde gelen efeleri ile birlikte hareket ederek işgalcilere karşı savaşmıştır. ayrıca tire, ödemiş, akhisar, nazilli mıntıkalarında da zeybekler ile birlikte hareket ederek, işgal kuvvetlerinin karakollarına yapılan baskınlarda kahramanca savaşmış bir kuvayı milliye efesidir.
zaferden sonra atatürk, abalı zeybek hasan çavuş efe’yi yanına almış ve sakarya isimli atını abalı zeybeğe emanet etmiştir.
türkü / zeybeğin sözleri;
"abalımın cepkeni safi sırma ilikli
abalımı vuranlar on iki de giritli
abalım abalım başı aman belâlım
abalım abalım gözleri elalım
yandım da efeler yandım abalı da zeybeğe
yandım da dostlar yandım abalı da zeybeğe
beşparmak dağından gece ben geçtim
anadan babadan yardan vazgeçtim
abalım abalım başı aman belâlım
abalım abalım gözleri elalım
yandım da efeler yandım abalı da zeybeğe
yandım da dostlar yandım abalı da zeybeğe"
bizim köölü tolga çandar yorumu;
zeynep bakşı karatağ yorumu;
/ hastasıyız bu alemlerin /
devamını gör...
psikolojik şiddet
fiziksel şiddetten çok daha tehlikeli ve yıkıcı olan şiddet türüdür.
vücut yarası geçer ama kalp yarası geçmezmiş.
vücut yarası geçer ama kalp yarası geçmezmiş.
devamını gör...
cem adrian
inanılmaz bir ses, fazıl say’la olan konserlerini izleyip hayran kalmıştım kendisine. yorumlarıyla yaratmış olduğu hissiyat anlatılmaz.
şimdi de yine karşıma çıktı kendisi güzel yüreğiyle.
sanatçı insan topluma ışık olmalı, cem adrian da en güzel örneklerinden biri.
bir köy okulunda onun köşesi var, ne güzel.
şimdi de yine karşıma çıktı kendisi güzel yüreğiyle.
sanatçı insan topluma ışık olmalı, cem adrian da en güzel örneklerinden biri.
bir köy okulunda onun köşesi var, ne güzel.
devamını gör...
kadınların sürekli sınıflandırılması
sürekli bir kadın sınıflaması var ve bu aşırı rahatsız edici bir durum. buyurun hemcinslerim söz sizin.
devamını gör...
termodinamiğin ikinci yasası
buzdolabı yasasıdır efem..
bir bardak buza sıcak kahve koyalım...buz erirken ,kahve soğur... peki sıcak kahve buzun sıcaklığını daha da alıp neden buzu dahada soğutmuyor?!!
ısının sıcak nesnelerden, soğuk nesnelere doğru gittiğini tersi yöne gitmediğini söyleyen şey bir fizik kanundur.....ikinci yasadır efem..
e o halde buzdolabı nasıl çalışır? dolaba koyduğumuz limonata nasıl soğuyor?
ikinci yasa der ki; bu limonatayı soğutma işlemini bazı özel durumlarda yapabilirsin..limonatayı soğutmak için ,yan ürün olarak bolca ısı üretirsin... bana, benim gibi koskoca 'ikinci yasaya' inanmıyorsan dolabın arkasına dokunda bak sıcaklığına!!!
bundan ,buz dolabı ve çevresindekilerin enerjilerini toplamının bu yasayı ihmal etmedikleri sonucu çıkar efenim...
ısı
ısı düzensizliğin bir ölçüsüdür arkadaşlar...bu düzensizliğin miktarına entropi denir...
yalıtılmış bir sistem içinde entropi sürekli artar hiç bir zaman azalmaz..soğuk nesnelerin atomları,sıcak nesnelerin atomlarından daha çok titreşir ...bu nedenle soğuklar daha çok düzen içindedir.
bir sistemin bütününe baktığımızda ise sistemin entropisinin artığını görürüz..
limonataya geri dönecek olursak,limonata soğurken ,buzdolabının yaydığı sıcakla dengelenir..hatta ısınan havadaki entropi artışı ,soğuma ile gerçekleşen entropi düşmesinden fazla olur...
kısacası entropi her zaman artmış olur...buda yasayı doğrular zaten..
şimdi efem yalıtılmış sistemlerde buna evrende dahildir; enerji korunur ve entropisi sürekli artmalıdır.bazı bölgelerde soğuma yaşansada ,entropide düşüşler görünsede ; buzdolabı gibi başka bölgelerde yaşanan ısınmayla entropi artışıyla telafi edilir..
böylece toplam entropi artar...
bu ne demektir efem...
ikinci yasa derki evrendeki tüm atomlar benzer şekilde daha da düzenleşecektir. tüm maddeler paket makarna gibi eninde sonunda dağılacaktır...evren o atomlarla dolacaktır...tüm evren ve uzayda güneş yıldızlar filan gri bir atom denizine dönüşecektir der...hatta atomlar bile atom altı parçacıklara parçalanacaktır...bu sonun adı 'ısı ölümü' dür
bir bardak buza sıcak kahve koyalım...buz erirken ,kahve soğur... peki sıcak kahve buzun sıcaklığını daha da alıp neden buzu dahada soğutmuyor?!!
ısının sıcak nesnelerden, soğuk nesnelere doğru gittiğini tersi yöne gitmediğini söyleyen şey bir fizik kanundur.....ikinci yasadır efem..
e o halde buzdolabı nasıl çalışır? dolaba koyduğumuz limonata nasıl soğuyor?
ikinci yasa der ki; bu limonatayı soğutma işlemini bazı özel durumlarda yapabilirsin..limonatayı soğutmak için ,yan ürün olarak bolca ısı üretirsin... bana, benim gibi koskoca 'ikinci yasaya' inanmıyorsan dolabın arkasına dokunda bak sıcaklığına!!!
bundan ,buz dolabı ve çevresindekilerin enerjilerini toplamının bu yasayı ihmal etmedikleri sonucu çıkar efenim...
ısı
ısı düzensizliğin bir ölçüsüdür arkadaşlar...bu düzensizliğin miktarına entropi denir...
yalıtılmış bir sistem içinde entropi sürekli artar hiç bir zaman azalmaz..soğuk nesnelerin atomları,sıcak nesnelerin atomlarından daha çok titreşir ...bu nedenle soğuklar daha çok düzen içindedir.
bir sistemin bütününe baktığımızda ise sistemin entropisinin artığını görürüz..
limonataya geri dönecek olursak,limonata soğurken ,buzdolabının yaydığı sıcakla dengelenir..hatta ısınan havadaki entropi artışı ,soğuma ile gerçekleşen entropi düşmesinden fazla olur...
kısacası entropi her zaman artmış olur...buda yasayı doğrular zaten..
şimdi efem yalıtılmış sistemlerde buna evrende dahildir; enerji korunur ve entropisi sürekli artmalıdır.bazı bölgelerde soğuma yaşansada ,entropide düşüşler görünsede ; buzdolabı gibi başka bölgelerde yaşanan ısınmayla entropi artışıyla telafi edilir..
böylece toplam entropi artar...
bu ne demektir efem...
ikinci yasa derki evrendeki tüm atomlar benzer şekilde daha da düzenleşecektir. tüm maddeler paket makarna gibi eninde sonunda dağılacaktır...evren o atomlarla dolacaktır...tüm evren ve uzayda güneş yıldızlar filan gri bir atom denizine dönüşecektir der...hatta atomlar bile atom altı parçacıklara parçalanacaktır...bu sonun adı 'ısı ölümü' dür
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
vazgeçtiği halde seven insandır.
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
“seviyorum seni
denizi uçakla ilk defa geçer gibi.
istanbul’da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
seviyorum seni
yaşıyoruz çok şükür!’ der gibi.”
seviyorum seni.
devamını gör...
