21 ocak 2021 sivasspor fenerbahçe maçı
spor toto süper ligde 20.haftanın heyecanlı geçecek maçlarından birtanesi. mücadeleyi yaşar kemal uğurlu yönetecek ve yardımcılıklarını, serkan olguncan ile serkan çimen yapacak. mücadelenin dördüncü hakemi ise burak pakkan. müsabakanın var hakemi hüseyin göçek onun yardımcılığını ise ekrem kan yapacak.
devamını gör...
nefesin kesildiği anlar
merdiven çıkmak
yokuş çıkmak
çıkmak.*
yokuş çıkmak
çıkmak.*
devamını gör...
ensest ilişki yaşama özgürlüğü
annene, babana , kardeşine ,teyzene, yeğenine vs de istek duymazsın. ailen o senin. normal bir insan için bu kişiler aşk yaşanacak kişiler değildir. değil türkiye avrupa, amerika her yerde bu böyledir. normal karşılanacak bir durum değildir.
devamını gör...
sigmund freud
kitapları naziler tarafından yakılıp yok edildiğinde arkadaşı ernest jones'a," şu ilerlemeye bak! orta çağda olsak direkt beni yakarlardı. şimdi en azından kitaplarımla yetiniyorlar," diyen, bardağın dolu tarafını gören bilim insanı.
devamını gör...
oturaklı bir yazarla konuşurken tanımlardan utanmak
oluyor oluyor. sadece özel mesaj ile konuşmaktan ötürü de değil. sözlüğün güzel abileri ablaları, şöyle profilimde baştan aşağı tanım okumaca yapacak da çok affedersiniz yazmayıp * tanımları görecek diye çekinmiyor değilim. millet, milyar milyon tanım girmiş, 200'lerde kalmışım.* halbuki ben hepinizden çok okuyorum.*
bazen güzel güzel yazıyorum böyle, yani en azından bir şeye benziyor. bazen de veled* modumu açıyorum, şöyle başlıklara boş spitleyesim* geliyor ama tanımı yazıyorum, henüz göndermeden diğer bir başlığa sıçrıyorum; canım sözlük uyarıyor: bak gider bu yazdıkların, sıçramanı iyi yap.* bakıyorum bir şey yazmamışım, * yazmamışım yani.
şunun da derdini yanam şuralardan, biraz bağdaşıyor: arkadaş sözlükte bana mesaj atan adamlar* niye ben istanbul beyefendisiymişim hâlet-i ruhiyesine giriyor.* tamam, kabul ediyorum kibar bir beyefendi olabilirim,* şikayetçi değilim bu yanımdan. kibarlık güzeldir, kibar olunuz* ancak çok acayip şeyler oluyor sözlük: hemen, aman efendim hoş geldiniz beş gittiniz, muhterem beyefendi falan. olgun dolgun bir tarafım olmakla beraber* gayet çocuk ruhlu genç bir adamım ben yahu! lütfen kendinize geliniz.*
(bkz: yıktın formatı eyledin viran)
bazen güzel güzel yazıyorum böyle, yani en azından bir şeye benziyor. bazen de veled* modumu açıyorum, şöyle başlıklara boş spitleyesim* geliyor ama tanımı yazıyorum, henüz göndermeden diğer bir başlığa sıçrıyorum; canım sözlük uyarıyor: bak gider bu yazdıkların, sıçramanı iyi yap.* bakıyorum bir şey yazmamışım, * yazmamışım yani.
şunun da derdini yanam şuralardan, biraz bağdaşıyor: arkadaş sözlükte bana mesaj atan adamlar* niye ben istanbul beyefendisiymişim hâlet-i ruhiyesine giriyor.* tamam, kabul ediyorum kibar bir beyefendi olabilirim,* şikayetçi değilim bu yanımdan. kibarlık güzeldir, kibar olunuz* ancak çok acayip şeyler oluyor sözlük: hemen, aman efendim hoş geldiniz beş gittiniz, muhterem beyefendi falan. olgun dolgun bir tarafım olmakla beraber* gayet çocuk ruhlu genç bir adamım ben yahu! lütfen kendinize geliniz.*
(bkz: yıktın formatı eyledin viran)
devamını gör...
minyon ve gamzesi olan kadın
saat daha öğlen 3 ne yiyip içiyorsunuz siz?
devamını gör...
yazarların yaşadığı en utanç verici anı
hiç unutamadığım bir anı geliyor, kemerlerinizi bağlayın dostlarım:
sene 2015, üniversitedeyim o zamanlar. ünlü opera sanatçısı luciano pavarotti'nin öğrencisi olan hakan aysev'in konseri varmış o nedenle babam bu haftasonu memlekete gel diye arıyor. çok merak ettiğim, sevdiğim bir sanatçı kendisi ve tabi ki gidiyorum. babam ailecek almış biletleri akşam gidiyoruz salona yerimizi alıyoruz.
hakan bey çıkıyor sahneye selamını veriyor güler yüzüyle ve bir anda başlıyor türkü söylemeye. ilk bir dk anlam veremiyorum herhalde ses açıyor falan diyorum, daha önce operaya da gitmediğim için. göz ucuyla bizimkilere bakıyorum hallerinden memnun gibiler, babama fısıldıyorum:
-baba bu adam niye türkü söylüyor? operacı değil mi?
-türkü gecesi yapmışlar bugün oğlum, baksana bilette yazıyor.
bir bilete bir babama bir de hakan aysev'e bakıyorum. ne kadar oyalandım bilmiyorum biletin üstünde buralarda bir yerlerde opera kısmı vardır şaka olmalı diye. bu arada arkadaşlar yanlış anlamayın türkü de dinlemeyi severim ama bu nasıl bir durum biliyor musunuz, serdar ortaç'ın nothing else matters söylediği videoyu hatırlayın, sokılovs nomedır havfaaar diye girdiği aynen. şimdi bu adamı akabinde enter sandman söylerken hayal edin. işkence değil mi? tam olarak katlandığım şey buydu sevgili dostlar. dakikalar geçmek bilmedi, ailemle geldiğim için salonu terk edemedim ve telefonuma gömüldüm. o zamana kadar twitter'ı bir okuyucu olarak kullanan ben bu anın isyanını paylaşmak istedim ve birazdan beni yerin dibine sokacak o hareketi yaptım;
"#hakanaysev, opera diye geldik, türkü gecesi çıktı. sen de bozdun çizgini."
şimdi ara ara aklıma geldikçe diyorum ulan jakstat sen kimsin adamın kariyeri hakkında böyle dehşet-ül vahşet yorum yapıyorsun? ayrıca sanane lan? sana mı soracaktı? nasıl sinirlenmiş, sıkılmışsam gönderdim gitti. aklıma da hiç kötü bir şey gelmiyor dinlemeye devam ettim. 10 dakika mola verildi, geri döndüğünde hakan aysev'in dudaklarından başımdan aşağı kaynar sular döken o kelimeler çıkıverdi;
-jakstat bey aramızda mı?
-...
(seyirci ışıkları açılır, hakan aysev bir eliyle alnını siper ederek karayı görmeye çalışan miço edasıyla kalabalığı tarar, ailem hafifçe doğrulup bana bakar.)
beynimden vurulmuşa döndüm. kıpkırmızı olduğumu hissediyordum. tek yapabildiğim ufak bir el hareketiyle bizimkilere sus işareti yapmak oldu. kendisi hakkımda şunu yazmış diyerek tivitimi okudu ve ekledi;
-yani bu gece bir dostumun daveti üzerine türkü gecesi diye kararlaştırdık biletlerde de yazıyor sevmiyorsanız neden geldiniz, bu gece hep birlikte eğlendiğimiz bir gece, değil mi dostlar!!
(kalabalık kahkaha ve alkışla onaylar.)
bir yandan babam sırıtarak konuşsana oğlum hadi diyor, önümdeki yanımdaki insanlar twitter pp'me zoom yaparak etrafı tarayıp beni bulmaya çalışıyorlar. o sırada yok olmak istedim ve sadece önüme bakarak ölü taklidi yaptım. o anın bitmesini bekledim.
-neyse, sanırım jakstat bey devre arasında çıkmış biz devam edelim, nerede kalmıştık?
gecenin sonuna kadar tek bir noktaya bakıp hiç kıpırdamadım. bu arada tivit epey "evet ya ben de beğenmedim" tarzı menşınlar aldı ama ben "babamın kurbanı oldum kusura bakmayın opera diye biliyordum" diye ekledim. gördü mü bilmiyorum ama okuduysa da bi güzel sövmüştür içinden. velhasıl kelam siz siz olun, bir şov bitmeden hakkında tivit atmayın. birini eleştirirken de sığ yorumlarda bulunmayın. yaşayarak öğreniyoruz işte.*
sene 2015, üniversitedeyim o zamanlar. ünlü opera sanatçısı luciano pavarotti'nin öğrencisi olan hakan aysev'in konseri varmış o nedenle babam bu haftasonu memlekete gel diye arıyor. çok merak ettiğim, sevdiğim bir sanatçı kendisi ve tabi ki gidiyorum. babam ailecek almış biletleri akşam gidiyoruz salona yerimizi alıyoruz.
hakan bey çıkıyor sahneye selamını veriyor güler yüzüyle ve bir anda başlıyor türkü söylemeye. ilk bir dk anlam veremiyorum herhalde ses açıyor falan diyorum, daha önce operaya da gitmediğim için. göz ucuyla bizimkilere bakıyorum hallerinden memnun gibiler, babama fısıldıyorum:
-baba bu adam niye türkü söylüyor? operacı değil mi?
-türkü gecesi yapmışlar bugün oğlum, baksana bilette yazıyor.
bir bilete bir babama bir de hakan aysev'e bakıyorum. ne kadar oyalandım bilmiyorum biletin üstünde buralarda bir yerlerde opera kısmı vardır şaka olmalı diye. bu arada arkadaşlar yanlış anlamayın türkü de dinlemeyi severim ama bu nasıl bir durum biliyor musunuz, serdar ortaç'ın nothing else matters söylediği videoyu hatırlayın, sokılovs nomedır havfaaar diye girdiği aynen. şimdi bu adamı akabinde enter sandman söylerken hayal edin. işkence değil mi? tam olarak katlandığım şey buydu sevgili dostlar. dakikalar geçmek bilmedi, ailemle geldiğim için salonu terk edemedim ve telefonuma gömüldüm. o zamana kadar twitter'ı bir okuyucu olarak kullanan ben bu anın isyanını paylaşmak istedim ve birazdan beni yerin dibine sokacak o hareketi yaptım;
"#hakanaysev, opera diye geldik, türkü gecesi çıktı. sen de bozdun çizgini."
şimdi ara ara aklıma geldikçe diyorum ulan jakstat sen kimsin adamın kariyeri hakkında böyle dehşet-ül vahşet yorum yapıyorsun? ayrıca sanane lan? sana mı soracaktı? nasıl sinirlenmiş, sıkılmışsam gönderdim gitti. aklıma da hiç kötü bir şey gelmiyor dinlemeye devam ettim. 10 dakika mola verildi, geri döndüğünde hakan aysev'in dudaklarından başımdan aşağı kaynar sular döken o kelimeler çıkıverdi;
-jakstat bey aramızda mı?
-...
(seyirci ışıkları açılır, hakan aysev bir eliyle alnını siper ederek karayı görmeye çalışan miço edasıyla kalabalığı tarar, ailem hafifçe doğrulup bana bakar.)
beynimden vurulmuşa döndüm. kıpkırmızı olduğumu hissediyordum. tek yapabildiğim ufak bir el hareketiyle bizimkilere sus işareti yapmak oldu. kendisi hakkımda şunu yazmış diyerek tivitimi okudu ve ekledi;
-yani bu gece bir dostumun daveti üzerine türkü gecesi diye kararlaştırdık biletlerde de yazıyor sevmiyorsanız neden geldiniz, bu gece hep birlikte eğlendiğimiz bir gece, değil mi dostlar!!
(kalabalık kahkaha ve alkışla onaylar.)
bir yandan babam sırıtarak konuşsana oğlum hadi diyor, önümdeki yanımdaki insanlar twitter pp'me zoom yaparak etrafı tarayıp beni bulmaya çalışıyorlar. o sırada yok olmak istedim ve sadece önüme bakarak ölü taklidi yaptım. o anın bitmesini bekledim.
-neyse, sanırım jakstat bey devre arasında çıkmış biz devam edelim, nerede kalmıştık?
gecenin sonuna kadar tek bir noktaya bakıp hiç kıpırdamadım. bu arada tivit epey "evet ya ben de beğenmedim" tarzı menşınlar aldı ama ben "babamın kurbanı oldum kusura bakmayın opera diye biliyordum" diye ekledim. gördü mü bilmiyorum ama okuduysa da bi güzel sövmüştür içinden. velhasıl kelam siz siz olun, bir şov bitmeden hakkında tivit atmayın. birini eleştirirken de sığ yorumlarda bulunmayın. yaşayarak öğreniyoruz işte.*
devamını gör...
ölmedim ama hafif sürünüyorum (yazar)
en yaratıcı kullanıcı adlarından birine sahip sıcakkanlı yazar.
devamını gör...
fakir depresyonu vs zengin depresyonu
zengin depresyona girdiğinde single malt viskisini tek dikişte çakıp yarım kilo kristal viski bardağını duvara çalar, fakir depresyona girdiğinde taksitle aldığı telefonunu duvara vurup kırık ekranla hayatına devam eder.
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
hayatın her evresi belki de ufacık bir anı bile olabilir .. istediğin yerde istemediğin hayatı yaşıyorsan .. o kalıplara katlanmak bile artık ölüm gelir insana.
devamını gör...
kendini ispatlayan genç iş bulur
kendini ispatlamak değil o, akp'li bir milletvekilinin tanıdığı olduğunu ispatlamak.
devamını gör...
sorgu meleğine öyle bir şey söyle ki seni cennete alsın
"yirmi sene evli kaldım. "
bırak cenneti sırtıma immortal diye damga basıp dünyaya geri yollamazsa n'olayım..
bırak cenneti sırtıma immortal diye damga basıp dünyaya geri yollamazsa n'olayım..
devamını gör...
mank
sinema tarihinin önemli filmlerinden yurttaş kane’ in senaristi herman mankiewicz’i konu eden, 2020 yapımı, siyah beyaz bir david fincher filmi. bu yıl oscar ödüllerinin güçlü adayı olan film, david fincher yönetmenliğindeki gary oldman’ ı izleme şansı vermesiyle ayrıca sevilesidir.
devamını gör...
iran sineması
inanılmaz bir sinemadır.
1997 yapımı cennetin çocukları
1999 yapımı cennetin rengi/allah 'ın rengi
2004 yapımı kaplumbağalar da uçar
filmlerini izlemeniz tavsiyemdir. fakat hepsi bol miktarda dram içerir dikkat ediniz. moraliniz çok yüksekse sizi diplere düşürür, zaten moraliniz bozuksa daha da dibe çeker haberiniz olsun. fakat mutlaka izleyiniz.
1997 yapımı cennetin çocukları
1999 yapımı cennetin rengi/allah 'ın rengi
2004 yapımı kaplumbağalar da uçar
filmlerini izlemeniz tavsiyemdir. fakat hepsi bol miktarda dram içerir dikkat ediniz. moraliniz çok yüksekse sizi diplere düşürür, zaten moraliniz bozuksa daha da dibe çeker haberiniz olsun. fakat mutlaka izleyiniz.
devamını gör...
bilgili ve kibar insanı aşağılayan anadolu çomarlığı
onlarca sene bilgili ve kibar olarak yaşadım anadolu'da. aşağılanmadım ancak adamı kullanmaya çalışıyorlar bunu söyleyebilirim.
devamını gör...
sağlık çalışanlarına 2 bin 500 ile 5 bin tl arası zam yapılması
yapacakları şey 4500 tl pratisyen hekim maaşı+2500 tl sabit ek ödemeyi tek kalemde verip maaşa 2500 lira zam yapmış olarak göstermek. bir de biz doktorlara şu kadar zam yaptık, şu kadar para veriyoruz diyerek halka hedef göstermek. birkaç güne poliklinikte karşılığını alırız sözlü veya fiziksel şiddetle. şu dönemde keşke gerçekten herkese zam yapılsa. işin aslına bakmadan orda burda "biz öğretmeniz sınıf tıka basa dolu bize yapılması lazım." gibi yorumlar gördüm. bence de herkesin geliri düzenlensin ama güzel kardeşim bizle de kıyaslamayın kendinizi. vallahi en son nöbetimde 2 doktor 450 hasta baktık. ben de gitmenin yollarına bakıyorum. çalıştığım yerde 3 doktor almanya yolcusu oldu, gitmek için uğraşanlar da var hala. üzgünüm ama mesele para pul da değil. herkes insanca yaşamak, çalışmak ve insanca muamele görmek istiyor.
devamını gör...
iyi erkeklerin nerede olduğu problemi
yıllardır yuvarlanıp kapağını bulamayan tencerem, sana da yazıklar olsun.
devamını gör...
bugün sözlüğün biraz şey olması
tükendik ey halkım affedin bizi.
devamını gör...
faruk tınaz
üzdü.
çok güzel şarkıları vardı.
allah rahmet eylesin.
çok güzel şarkıları vardı.
allah rahmet eylesin.
devamını gör...
