niccolo machiavelli
1469 yılında floransa'da dünyaya gelen machiavelli rönesans hareketinin önemli isimlerinden. babası avukat bundan ötürü hukuki bilgisi var, devlet işlerinden falan anlıyor. 29 yaşından başlayarak 14 yıl boyunca devletine hizmet ediyor, almanya fransa ile ilişkileri yürütüyor. 1512 yılına gelindiğinde yönetim el değiştiriyor ve machiavelli yönetime komplo kurduğu gerekçesiyle hapsediliyor.
esas olay bundan sonra başlıyor, yani esas machiavelli günümüzde bundan sonra yaptıklarıyla anılıyor. yoksa kim ne yapsın latince bilip bilmediğini. her neyse.
machiavelli hapsedilince saygınlığını iyice kaybediyor, haliyle sıradanlaşıyor. 1513 yılında bir kitap yazıyor, adı prens(kitap), bu kitabı yazdığı dönemlerde italya pek iyi bir durumda değil zaten bu kitabın amaçlarından birisi, belki de en önemlisi, yöneticilere yol göstermek, diyor olm böyle böyle yapın şunları yapmayın etmeyin, birlik olun vsvs. bu kitabın bir diğer önemi ise makyavelizm'in temelleri oluşturmasıdır.
öldükten sonra değeri biraz olsun anlaşılıyor, 1527'de ölüyor, kitapları bestseller raflarına falan konuyor, çoğu kimse tarafından kitabı baş ucu kitabı yapılıyor. böyle böyle günümüze kadar geliyor işte.
esas olay bundan sonra başlıyor, yani esas machiavelli günümüzde bundan sonra yaptıklarıyla anılıyor. yoksa kim ne yapsın latince bilip bilmediğini. her neyse.
machiavelli hapsedilince saygınlığını iyice kaybediyor, haliyle sıradanlaşıyor. 1513 yılında bir kitap yazıyor, adı prens(kitap), bu kitabı yazdığı dönemlerde italya pek iyi bir durumda değil zaten bu kitabın amaçlarından birisi, belki de en önemlisi, yöneticilere yol göstermek, diyor olm böyle böyle yapın şunları yapmayın etmeyin, birlik olun vsvs. bu kitabın bir diğer önemi ise makyavelizm'in temelleri oluşturmasıdır.
öldükten sonra değeri biraz olsun anlaşılıyor, 1527'de ölüyor, kitapları bestseller raflarına falan konuyor, çoğu kimse tarafından kitabı baş ucu kitabı yapılıyor. böyle böyle günümüze kadar geliyor işte.
devamını gör...
sarhoş uyumak
uyumadan önce su içilmesi ertesi oluşacak baş ağrısının önüne geçer, dikkate almanız şiddetle önerilir.
devamını gör...
hollanda
kalvinizim`in ana vatanıdır. bizden hediye gitme lale soğanlarını önce bildiğin soğan sanıp tadan, sonradan ise çaprazlama bir şekilde çoğaltıp biribirilerine fahiş fiyatlar ile satan, bir ara fiyatları binlerce gulden etmeye başlayan soğanların aslında o kadar da değerli olmadığı anlaşılınca da lale devri çöküşünü yaşayan insanların yaşadığı, dolayısıyla da yeniçağın ilk küresel ekonomik krizine sahne olmuş batı avrupa ülkesidir.
devamını gör...
aşırı soğuk mu daha kötüdür aşırı sıcak mı sorunsalı
bence aşırı sıcak daha kötü. aşırı soğukta en azından donarak ölme ve böylelikle bir tür kurtuluş umudu var.
devamını gör...
uzun saçlı'nın yeri
şahsen tanırım.bayram tatilinde rezervasyon için aramıştım.eşini trafik kazasında kaybedince yıprandı haliyle.
çayının sırrı, suyunun kaynak suyu olması ve meşe odununda demlenmesidir.bir çok ünlü ile çekilmiş fotoğrafı vardır mekanda.
yol üstündeki bu rota yerine merdivenlerden inip aşağıda kahvaltıyı tercih ederdim.manzaranın güzelliği anlatılmaz, yaşanır.
çayının sırrı, suyunun kaynak suyu olması ve meşe odununda demlenmesidir.bir çok ünlü ile çekilmiş fotoğrafı vardır mekanda.
yol üstündeki bu rota yerine merdivenlerden inip aşağıda kahvaltıyı tercih ederdim.manzaranın güzelliği anlatılmaz, yaşanır.
devamını gör...
bir insanı gözlerinden öpmek
derler ki bir insanı gözlerinden öpmek ayrılık getirir.
inanır mısın bilmem buna? batıl inançların var mı onu da bilmiyorum. yani gece tırnak keser misin? hava karardıktan sonra ıslık çalmaya korkar mısın bilmem. ters dönmüş bir terlik görünce bu içine korku salar mı onu bile bilmiyorum. geceleri bir su birikintisi üzerinden atlamaya cesaretin var mıdır? arefe günü banyo yapıp boyunun bir arpa boyu uzayıp uzamadığın ölçer misin? ya da birisi üzerinden atlarsa sen yerde otururken, boyum kısa kalacak diye korkup ağlar mısın? bıçak verebilir misin elden ele, kavga etmekten korkmadan?
işte bunların hiçbirini bilmiyorum ben. senin hakkında o kadar çok şey bilmiyorum ki dünyada kimseyi seni tanıdığım kadar tanımadığımı hissediyorum. çünkü içim bir tezat kuyusu, ay ışığı vurdukça daha da karanlık olan.
ne anlatıyordum ben? ne anlatmaktı niyetim? evet, birini gözlerinden öpmek ayrılık getirirmiş. hiçbir batıl inanca düşmemiş aklımla gözlerinden öpsem mi?
benim için bir insanı gözlerinden öpmek sezai karakoç şiiridir. merhametin ta kendisi olan gözlerinden öpmek ve deli köşemde beklerken seni izlemek. beklemek benim dinim. hep bekledim, hep beklerim.
alışkanlık oldu bende beklemek. kimsenin olmadığı, hiçbir otobüsün uğramadığı otogarlara gidip beklerim ben. bankalarda sıraya girerim makineden üzerinde sıra yazan kağıtlardan almadan. belli bir günün gelmesini beklerim, o gün ne olacağını bilmeden.
madem sen güzel bir şey bulamıyorsun söyleyecek, o zaman ben söylerim. güzel bir şey söylemeden önce bazı saçmalamalara ihtiyaç duyarım ben. ordu’da lahanaya pancar denir, rize’de getirmek ve götürmek birbirinin yerine kullanılan fiillerdir, ankara’da bebe derler herkese ve izmirliler çekirdeğe çiğdem derler.
saçmalamadan duramayan ve asla yazar olamayan bir yazıcı olarak güzel bir şey söylüyorum şimdi sana:
gözlerinden öperim!
inanır mısın bilmem buna? batıl inançların var mı onu da bilmiyorum. yani gece tırnak keser misin? hava karardıktan sonra ıslık çalmaya korkar mısın bilmem. ters dönmüş bir terlik görünce bu içine korku salar mı onu bile bilmiyorum. geceleri bir su birikintisi üzerinden atlamaya cesaretin var mıdır? arefe günü banyo yapıp boyunun bir arpa boyu uzayıp uzamadığın ölçer misin? ya da birisi üzerinden atlarsa sen yerde otururken, boyum kısa kalacak diye korkup ağlar mısın? bıçak verebilir misin elden ele, kavga etmekten korkmadan?
işte bunların hiçbirini bilmiyorum ben. senin hakkında o kadar çok şey bilmiyorum ki dünyada kimseyi seni tanıdığım kadar tanımadığımı hissediyorum. çünkü içim bir tezat kuyusu, ay ışığı vurdukça daha da karanlık olan.
ne anlatıyordum ben? ne anlatmaktı niyetim? evet, birini gözlerinden öpmek ayrılık getirirmiş. hiçbir batıl inanca düşmemiş aklımla gözlerinden öpsem mi?
benim için bir insanı gözlerinden öpmek sezai karakoç şiiridir. merhametin ta kendisi olan gözlerinden öpmek ve deli köşemde beklerken seni izlemek. beklemek benim dinim. hep bekledim, hep beklerim.
alışkanlık oldu bende beklemek. kimsenin olmadığı, hiçbir otobüsün uğramadığı otogarlara gidip beklerim ben. bankalarda sıraya girerim makineden üzerinde sıra yazan kağıtlardan almadan. belli bir günün gelmesini beklerim, o gün ne olacağını bilmeden.
madem sen güzel bir şey bulamıyorsun söyleyecek, o zaman ben söylerim. güzel bir şey söylemeden önce bazı saçmalamalara ihtiyaç duyarım ben. ordu’da lahanaya pancar denir, rize’de getirmek ve götürmek birbirinin yerine kullanılan fiillerdir, ankara’da bebe derler herkese ve izmirliler çekirdeğe çiğdem derler.
saçmalamadan duramayan ve asla yazar olamayan bir yazıcı olarak güzel bir şey söylüyorum şimdi sana:
gözlerinden öperim!
devamını gör...
iyi aile yoktur
nihan kaya’nın 2018 yılında çıkardığı, aile üzerinden tüm kutsal değerleri sorguladığı kitabıdır.
geçen sene pandemiye ara verilen haziran ayında aldım bu kitabı. son on yılda oluşturduğum doğrularımın bir kısmının altını çizdi, bir kısmını güncelledi bu kitap.
nihan kaya ülkemizde ve dünyada trend olan iyi aile olma iyi aile olmayı, içine mecburi eğitimi de alacak kadar kapsamlı sorguluyor.
mecburi eğitimin sanayi devrimi icadı olduğundan bahsediyor. bizlerin yerlere göklere sığdıramadığımız mecburi eğitim, sanayi devrimi sonrası ağır şartlarda çalışmak istemeyen, hiç bir cezadan korkmayan işçilerin, itaatkar kılınması için aristokratların ürettiği bir projedir. en alıcı zamanlarında, çocuklara öğretmen ve idareciler tarafından dayatılan, otoriteye itaatin yüklendiği kurumlardır okullar.
ne kadar manidar. o zaman sadece karnını doyurmak, başına bir çatı kondurmak için çalışan işçiler, şu zamanda kapitalizmin onlara pazarladığı tüketim endeksli yaşamdan eksik kalmamak için gece gündüz çalışıyor.
çalışmak değil sıkıntılı olan, sıkıntılı olan harcayarak var olmak için çalışmak merakı.
nihan kaya tüm otoriteler karşı duran bir yazar. haliyle dine de karşı duruyor. kurban üzerinden tanrıyı sorguluyor. tanrının bu isteği ona çok mantıklı gelmiyor.
din dışındaki tüm fikirleri bana da çok yakın geldiği için, bir tek ayrılık beni kitaptan uzaklaştırmadı.
nihan kaya’nın, sorunları çözmek yerine kabul etmeliyiz minvalinde bir yaklaşımı var. sorunlar genelde kabul edildiğinde, kendiliğinden çözülebilir. müdahalenin sanıldığı gibi iyi bir şey olmadığından dem vuruyor. içinde potansiyel barındıran çocuklara müdahale ederek onları sadece istediğimiz gibi yaparak sadece kendimizi rahatlattığımızı, bunun bencilce bir şey olduğunu, bu yüzden çocuklarımızı bir ömür mutsuz insanlara dönüştürdüğümüzü yazıyor.
tam da lgs sınavına günü için bir kitap aslında.
çocuğundan bir şey öğrenmeye açık olmayan çocuğuyla ilişkisinde karşılıklı bir rıza ve etkileşimle değişmeyen hiç bir anne baba, iyi anne baba olamaz. dışarıdan ne kadar müşfik sevecen, anlayışlı görünürlerse görünsünler.
hatta ne kadar iyi anne baba olduğunuzun en önemli göstergesi, çocuğunuza ne kadar çok şey öğretebildiğiniz değil
çocuğunuzdan ne kadar çok şey öğrenebildiğinizdir.
geçen sene pandemiye ara verilen haziran ayında aldım bu kitabı. son on yılda oluşturduğum doğrularımın bir kısmının altını çizdi, bir kısmını güncelledi bu kitap.
nihan kaya ülkemizde ve dünyada trend olan iyi aile olma iyi aile olmayı, içine mecburi eğitimi de alacak kadar kapsamlı sorguluyor.
mecburi eğitimin sanayi devrimi icadı olduğundan bahsediyor. bizlerin yerlere göklere sığdıramadığımız mecburi eğitim, sanayi devrimi sonrası ağır şartlarda çalışmak istemeyen, hiç bir cezadan korkmayan işçilerin, itaatkar kılınması için aristokratların ürettiği bir projedir. en alıcı zamanlarında, çocuklara öğretmen ve idareciler tarafından dayatılan, otoriteye itaatin yüklendiği kurumlardır okullar.
ne kadar manidar. o zaman sadece karnını doyurmak, başına bir çatı kondurmak için çalışan işçiler, şu zamanda kapitalizmin onlara pazarladığı tüketim endeksli yaşamdan eksik kalmamak için gece gündüz çalışıyor.
çalışmak değil sıkıntılı olan, sıkıntılı olan harcayarak var olmak için çalışmak merakı.
nihan kaya tüm otoriteler karşı duran bir yazar. haliyle dine de karşı duruyor. kurban üzerinden tanrıyı sorguluyor. tanrının bu isteği ona çok mantıklı gelmiyor.
din dışındaki tüm fikirleri bana da çok yakın geldiği için, bir tek ayrılık beni kitaptan uzaklaştırmadı.
nihan kaya’nın, sorunları çözmek yerine kabul etmeliyiz minvalinde bir yaklaşımı var. sorunlar genelde kabul edildiğinde, kendiliğinden çözülebilir. müdahalenin sanıldığı gibi iyi bir şey olmadığından dem vuruyor. içinde potansiyel barındıran çocuklara müdahale ederek onları sadece istediğimiz gibi yaparak sadece kendimizi rahatlattığımızı, bunun bencilce bir şey olduğunu, bu yüzden çocuklarımızı bir ömür mutsuz insanlara dönüştürdüğümüzü yazıyor.
tam da lgs sınavına günü için bir kitap aslında.
çocuğundan bir şey öğrenmeye açık olmayan çocuğuyla ilişkisinde karşılıklı bir rıza ve etkileşimle değişmeyen hiç bir anne baba, iyi anne baba olamaz. dışarıdan ne kadar müşfik sevecen, anlayışlı görünürlerse görünsünler.
hatta ne kadar iyi anne baba olduğunuzun en önemli göstergesi, çocuğunuza ne kadar çok şey öğretebildiğiniz değil
çocuğunuzdan ne kadar çok şey öğrenebildiğinizdir.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
benim de içinde aktif olarak bulunduğum kitle. pandemi sağolsun iki yıldır ne uyku kaldı ne düzeni.* işsiz gibi burada yazan 203 tanımın hepsini de okudum, şimdi benden hızlı davranıp yazan yoksa ben bu başlığa 204. tanımı gireceğim.** yine boş yapmışım kusuruma bakmayın. hep ciddilik de olmaz ama şimdi * neyse bu başlıktaki tanımları okudum, çoğuna çok güldüm, keyfim yerine geldi güzel insanlar sayenizde. neyse, kafa sözlüğün gececi yazarlarına iyi geceler diliyorum.*
edit: tühh imla hatası yapmışım*, hemen düzelteyim.
edit: tühh imla hatası yapmışım*, hemen düzelteyim.
devamını gör...
maslahatgüzar
televizyonda haber izlerken, makale okurken ve dış politika konusundan tanıdık bir sözcük.
bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülkeden çıkması halinde veya o ülkeye gelmeden önce kendisine vekalet eden diplomasi görevlisine verilen isim.
bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülkeden çıkması halinde veya o ülkeye gelmeden önce kendisine vekalet eden diplomasi görevlisine verilen isim.
devamını gör...
spin-off'u yapılması gereken karakterler
devamını gör...
zırcahil
delinin en ötesine zırdeli dendiği gibi, cahilliğe layık görülmeyen kişiye, cahilden de öte anlam taşıyan bir hakaret sözü.
devamını gör...
bir ömür nasıl heba edilir sorunsalı
kadere karşı gelmeye çalışarak ya da boşa kürek çekerek diyebilirim. olmuyorsa olmuyordur...
devamını gör...
friends
himym’dan iyi olduğu sanılan dizi değil, himym’dan çok daha iyi olan dizi.
devamını gör...
arolium
tanımlarını severek okuduğum ve beğenileriyle mutlu eden yazarımızdır kendisi.
tanımlarında her çeşit bilgiye ulaşabilirsiniz. severek takip ediyoruz efendim, kaleminiz kuvvetli, bu güzel tanımlarınız daim olsun
tanımlarında her çeşit bilgiye ulaşabilirsiniz. severek takip ediyoruz efendim, kaleminiz kuvvetli, bu güzel tanımlarınız daim olsun
devamını gör...
bazı yazarların hiç uyumaması
devamını gör...
ülkeye hiçbir hayrı dokunmayacak meslek grupları
yasam koçları olabilir...
devamını gör...
yamoussoukro
afrika'nın batısında bulunan fildişi kıyısı ülkesinin başkentidir.
devamını gör...
mor hint kurbağası
nasikabatrachus sahyadrensis olarak da adlandırılan, sooglossidae familyasına mensup bir kurbağa türüdür. mor hint kurbağası veya domuz burunlu kurbağa olarak da adlandırılır. aynı zamanda bilinen en çirkin canlılardan biridir. hem suda hem karada yaşayan bu kurbağanın ana vatanı ise hindistan.
devamını gör...
18 yaşındayım ilk ilişkime girdim çok mutlu oldum
yemin ediyorum ülke açık hava tımarhanesi.
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
yok böyle bir şey. vazgeçiyorsa haklı nedeni yoktur, sevmiyordur yeterince. seven vazgeçmez. diğer sığınılan her bahane teferruattır. bitti gitti. the end.
devamını gör...
