mobbing
türkçe karşılığı olarak işyerinde yapılan psikolojik taciz. psikolojik taciz de bir insanlık suçu. tüm dünya bunu böyle kabul ediyor. türkiye'de mobbing ile ilgili kanun yok, yalnız başbakanlık genelgesi bulunuyor.
devamını gör...
sözlükteki kan aranıyor duyuruları
çok değerli bir başlık.
yazar arkadaşı kutluyorum.
kan bulmak zordu, pandemiyle birlikte daha da zorlaştı.
umarım faydalı olacak bir başlık olur ki, birazcık duyarlı olmak yetecektir bunun için.
yazar arkadaşı kutluyorum.
kan bulmak zordu, pandemiyle birlikte daha da zorlaştı.
umarım faydalı olacak bir başlık olur ki, birazcık duyarlı olmak yetecektir bunun için.
devamını gör...
spinoza huzuru
spinoza için tanrı ve doğa aynı şeyi ifade ediyordu. doğanın kendine has yasaları vardı. doğa asla bu yasaların dışında hareket etmezdi. ona göre insan da mutlak olarak doğanın bir parçasıydı. ve mutlak bir nedensellikle doğaya bağlıydı.
buradan, doğa bazı yasalara göre hayatını devam ettiriyorsa, o zaman doğaya mutlak olarak bağlı olan insanın da, onun kurallarına aykırı hareket edemeyeceği sonucunu çıkarabiliriz.
bu çıkarım bizi, insanın mutlak bir özgürlüğe sahip olmadığı sonucuna ulaştırır.
bundan sonra söylenilecek en önemli şey, insan olarak mutlak özgür değilsek, bu kölelikten kurtulup kurtulamayacağız sorusudur.
ona göre bu köleliği özgürlüğe dönüştürmek mümkündür. peki bunu nasıl başarabiliriz?
o, rasyonalist bir filozof olduğu için bunun ancak akıl yoluyla mümkün olduğuna inanır.
doğanın yasalarını bilmek, doğanın ve tanrı nın aynı şeyler olduğunu idrak edebilmek, doğa ve insanlar arasındaki nedensellik zincirini anlayabilmek, işte bunların hepsi ona göre bilgiyle mümkün olabilmektedir.
insanın başına gelen kötü şeylerin doğadaki nedensellik kavramından dolayı olduğu bilgisini unutmazsak eğer bu bu tür durumları daha sakin ve daha huzurlu bir şekilde atlatabiliriz.
ben, bu durumu şöyle düşünmenin daha faydalı olacağına inanıyorum.
değiştiremeyeceğimiz şeyler için üzülmekten vazgeçmeden huzur bulamayız. peki, değiştiremeyeceğimiz şeylerin tespitini nasıl yapmalıyız?
işte buna cevap olarak, spinoza kısaca aklınızı kullanın diyor. bunun içinse bol bol okumak gerekiyor galiba.
o, sınırlı bir canlı olan insanın, başına gelen kötü olaylar sonucunda çektiği acıları bireysel olarak düşünmekten vazgeçip, doğa kavramıyla beraber bir bütün olarak düşünmeye başladığı an huzuru bulmaya yaklaşacağına inanır.
buradan, doğa bazı yasalara göre hayatını devam ettiriyorsa, o zaman doğaya mutlak olarak bağlı olan insanın da, onun kurallarına aykırı hareket edemeyeceği sonucunu çıkarabiliriz.
bu çıkarım bizi, insanın mutlak bir özgürlüğe sahip olmadığı sonucuna ulaştırır.
bundan sonra söylenilecek en önemli şey, insan olarak mutlak özgür değilsek, bu kölelikten kurtulup kurtulamayacağız sorusudur.
ona göre bu köleliği özgürlüğe dönüştürmek mümkündür. peki bunu nasıl başarabiliriz?
o, rasyonalist bir filozof olduğu için bunun ancak akıl yoluyla mümkün olduğuna inanır.
doğanın yasalarını bilmek, doğanın ve tanrı nın aynı şeyler olduğunu idrak edebilmek, doğa ve insanlar arasındaki nedensellik zincirini anlayabilmek, işte bunların hepsi ona göre bilgiyle mümkün olabilmektedir.
insanın başına gelen kötü şeylerin doğadaki nedensellik kavramından dolayı olduğu bilgisini unutmazsak eğer bu bu tür durumları daha sakin ve daha huzurlu bir şekilde atlatabiliriz.
ben, bu durumu şöyle düşünmenin daha faydalı olacağına inanıyorum.
değiştiremeyeceğimiz şeyler için üzülmekten vazgeçmeden huzur bulamayız. peki, değiştiremeyeceğimiz şeylerin tespitini nasıl yapmalıyız?
işte buna cevap olarak, spinoza kısaca aklınızı kullanın diyor. bunun içinse bol bol okumak gerekiyor galiba.
o, sınırlı bir canlı olan insanın, başına gelen kötü olaylar sonucunda çektiği acıları bireysel olarak düşünmekten vazgeçip, doğa kavramıyla beraber bir bütün olarak düşünmeye başladığı an huzuru bulmaya yaklaşacağına inanır.
devamını gör...
elektrokardiyografi
kalbin elektrik dipol momentine (bkz: bileşke vektör) ait şiddet ve vektörel yönü inceleyerek gerekli teşhis bilgisinin elde edilebildiği tıbbi kayıt metodu. ekg trasesi ismi verilen grafik kalbin farklı anatomik bölgelerinin oluşturduğu birden fazla elektriksel sinyali içerir. her bir dalganın oluşum süresi, aralarındaki zaman farkı ve büyüklükleri kendisine karşılık gelen anatomik bölgenin durumuyla ilişkilidir. ancak kalp elektriksel aktivitesi yüksek bir organdır ve ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerekir.
kalpte elektriksel sinyaller sağ atriumda sinoatrial düğüm ismi verilen bölgede özelleşmiş hücreler tarafından başlatılır. bu sinyal ile ilk olarak kulakçıklar kasılır ve sinyal kısa bir gecikmeyle karıncıklara geçer. böylece kalbin sağ kulakçığından başlayarak en alt noktasına (bkz: kalp apeksi) doğru bir bileşke vektör olarak kalbin dipol momenti oluşur. bu dipol momentinin büyüklüğü ve yönü kalbin sağlığıyla ilgilidir. örneğin sağlıklı bir kalbin dipol momenti düşey düzlemde normal ile yaptığı açı kalbin bir bölgesinde iletimin kaybolmasıyla veya azalmasıyla hasarlı bölgeden uzaklaşarak sağlıklı bölgeye doğru kayar (bkz: vektörel toplama). bu dipol momentinin büyüklüğünü ve doğrultusunu tespit etmek amacıyla göğse ve uzuvlara bağlanan yüzeysel elektrotlar kullanılır. birden fazla yönden yapılan ölçümlerle farklı kalbin dipol momentinin bileşenleri ayrı ayrı incelenir .
kalpte elektriksel sinyaller sağ atriumda sinoatrial düğüm ismi verilen bölgede özelleşmiş hücreler tarafından başlatılır. bu sinyal ile ilk olarak kulakçıklar kasılır ve sinyal kısa bir gecikmeyle karıncıklara geçer. böylece kalbin sağ kulakçığından başlayarak en alt noktasına (bkz: kalp apeksi) doğru bir bileşke vektör olarak kalbin dipol momenti oluşur. bu dipol momentinin büyüklüğü ve yönü kalbin sağlığıyla ilgilidir. örneğin sağlıklı bir kalbin dipol momenti düşey düzlemde normal ile yaptığı açı kalbin bir bölgesinde iletimin kaybolmasıyla veya azalmasıyla hasarlı bölgeden uzaklaşarak sağlıklı bölgeye doğru kayar (bkz: vektörel toplama). bu dipol momentinin büyüklüğünü ve doğrultusunu tespit etmek amacıyla göğse ve uzuvlara bağlanan yüzeysel elektrotlar kullanılır. birden fazla yönden yapılan ölçümlerle farklı kalbin dipol momentinin bileşenleri ayrı ayrı incelenir .
devamını gör...
alıngan erkek çekiciliği
yere batsin dedigim çekicilik. sürekli içine atip saçma sapan yerlerde parlar. net ol be koca adam bu tavırlar ne? ne kadar gıcık olduğum tip varsa hepsi alıngan onu fark ettim.
devamını gör...
goriot baba
le père goriot, türkçesiyle goriot baba kitabı honore de balzac'ın insanlık komedyası adlı eserinin ilk kitabıdır. önceden zengin olan ve daha sonra hayatında 2 kızından başka zenginliği olmayan goriot babanın bir pansiyona yerleşmesinden itibaren olaylar başlıyor. zengin olduğu dönemlerde kızları tarafından nasıl sevildiğini ve kabul gördüğünü ama daha sonra zenginliğinin bitmesi ile kızlarının ilgisinin de bittiği anlatılıyor. sadece kızları değil pansiyondaki diğer insanlar tarafından da aşağılanıyor çoğu kez. sessiz, yardımsever ve kibar olan goriot babanın kızlarına olan sevgisi, her şeyi kabul edici tavırları, kendisini onlara adaması en dikkat çekici nokta. bu ilgiye, sevgiye hiçbir zaman kızları layık olamıyor. bencillik, doyumsuzluk ve kendini adamışlık duygularını hissettiren hüzünlü bir hikaye.
--- alıntı ---
aynı masanın etrafında toplanan bu onsekiz kişinin arasında kolejlerde olduğu gibi türlü alaylara maruz kalan çaresiz biri vardı. bu biçare adam goriot baba'ydı. eğer bu topluluğun tarihi yazılacağı yerde, resmi çizilecek olsaydı bütün ışık bu adamın üzerinde toplanırdı. bu kinle karışık küçümsemenin, bu merhamete karışmış eziyetlerin, acılara merhamet göstermeyişin, bu en eski kiracıyı hedeflemesi acaba hangi tesadüfün eseri olabilirdi? bu duruma kendisi mi sebep olmuştu? bu sorular bir sürü toplumsal haksızlıklarla yakından alakalıdır.
zorluklara, alçakgönüllülükten, zaaftan ve kayıtsızlıktan dolayı tahammül eden insanları, her şeye katlanmak zorunda bırakmak belki de insan tabiatının bir gereğidir. gücümüzü bir insan veya bir şeyin karşısında ispat etmeyi hepimiz sevmez miyizi?
--- alıntı ---
--- alıntı ---
aynı masanın etrafında toplanan bu onsekiz kişinin arasında kolejlerde olduğu gibi türlü alaylara maruz kalan çaresiz biri vardı. bu biçare adam goriot baba'ydı. eğer bu topluluğun tarihi yazılacağı yerde, resmi çizilecek olsaydı bütün ışık bu adamın üzerinde toplanırdı. bu kinle karışık küçümsemenin, bu merhamete karışmış eziyetlerin, acılara merhamet göstermeyişin, bu en eski kiracıyı hedeflemesi acaba hangi tesadüfün eseri olabilirdi? bu duruma kendisi mi sebep olmuştu? bu sorular bir sürü toplumsal haksızlıklarla yakından alakalıdır.
zorluklara, alçakgönüllülükten, zaaftan ve kayıtsızlıktan dolayı tahammül eden insanları, her şeye katlanmak zorunda bırakmak belki de insan tabiatının bir gereğidir. gücümüzü bir insan veya bir şeyin karşısında ispat etmeyi hepimiz sevmez miyizi?
--- alıntı ---
devamını gör...
z kuşağına gereksiz yüklenilmesi
kendi ergenliklerini unutanlar tarafından yapılanlardır. biz de ergenken saçma sapan şeyler yapıyorduk, ancak neyse ki sosyal medya bu kadar yaygın değildi. * zamanlar değişiyor, kabullenmek gerek. ve z kuşağı ne yazık ki çok kötü ülkeleri devralacaklar. ben lisedeyken dolar 2 lira bile değildi, rahat rahat teknolojik alet alabiliyorduk harçlıklarımızı biriktirip. hayat daha ucuzdu, ailemizden aldığımız harçlıkla dışarıda rahatça gezip yemek yiyorduk. şimdi maaşımız olduğu halde bunları yapamıyoruz, e ne yapsın bu çocuklar?
devamını gör...
kütle
fizikte cisimlerin, bir kuvvet karşısında ivmelenmeye direnç göstermesini sağlayan madde miktarına verilen ad.
ayrıca (bkz: kütle ve ağırlık farkı)
ayrıca (bkz: kütle ve ağırlık farkı)
devamını gör...
akıp giden başlığa entry girince birden entrylerin kesilmesi
her zaman başıma gelen durum.
mükemmel bir başlık buluyorum, yüzlerce entry girilmiş. şakalar, komiklikler havada uçuşuyor, kimisi çok akıllıca şeyler yazıyor. her entry'nin altı onlarca beğeni dolu...
hemen aklıma mükemmel bir şaka, müthiş bir tespit geliyor. ben de yazayım, beni de oylasınlar, "sir mükemmel bir entry yazmışsın, altına imzamı atarım" diye mesaj atsınlar istiyorum.
entry'i yazarken heyecanlanıyorum, imla hatası yapmış mıyım diye tekrar tekrar kontrol ediyorum. yazdığım şeyi baştan okuyorum ve diyorum ki "ahahah kesin bin tane beğeni alır bu"
entry'i girip sayfayı otuz saniyede bir yeniliyorum ama ne bir beğeni var ne de bir mesaj. hatta artık o başlığa entry bile girilmiyor. bir anda herkes ofline sanki. "geldi yine tipini s..tiğim" diyorlar ve dağılıyorlar gibi.
mükemmel giden bir partiyi bok eden sosyopat gibi hissediyorum kendimi. partiye dans ede ede, elimde buzlu bir viskiyle geliyorum, müzik birden duruyor, herkes tiksintiyle bana bakıyor ve evlere dağılıyorlar.
neden böyle yapıyorsunuz lan? ben size nettim?
mükemmel bir başlık buluyorum, yüzlerce entry girilmiş. şakalar, komiklikler havada uçuşuyor, kimisi çok akıllıca şeyler yazıyor. her entry'nin altı onlarca beğeni dolu...
hemen aklıma mükemmel bir şaka, müthiş bir tespit geliyor. ben de yazayım, beni de oylasınlar, "sir mükemmel bir entry yazmışsın, altına imzamı atarım" diye mesaj atsınlar istiyorum.
entry'i yazarken heyecanlanıyorum, imla hatası yapmış mıyım diye tekrar tekrar kontrol ediyorum. yazdığım şeyi baştan okuyorum ve diyorum ki "ahahah kesin bin tane beğeni alır bu"
entry'i girip sayfayı otuz saniyede bir yeniliyorum ama ne bir beğeni var ne de bir mesaj. hatta artık o başlığa entry bile girilmiyor. bir anda herkes ofline sanki. "geldi yine tipini s..tiğim" diyorlar ve dağılıyorlar gibi.
mükemmel giden bir partiyi bok eden sosyopat gibi hissediyorum kendimi. partiye dans ede ede, elimde buzlu bir viskiyle geliyorum, müzik birden duruyor, herkes tiksintiyle bana bakıyor ve evlere dağılıyorlar.
neden böyle yapıyorsunuz lan? ben size nettim?
devamını gör...
kıymeti bilinmeyenler
devamını gör...
setlocalelcallturkish
tamamen gönüllülük esasına dayanan, çok ciddi emek isteyen, sosyal hayatınızdan hayvan gibi zaman vermeniz gereken bir görevi "kabul etmeyi" torpille ilişkilendirecek kadar moderatör olmak konusunda istekli, gözü dönmüş yazar. #1069363
yoldaş bir el atıver şu arkadaşa. hay allahım neler neler ya...
yoldaş bir el atıver şu arkadaşa. hay allahım neler neler ya...
devamını gör...
cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün yeni anayasada laiklik olmasın
işte bu tip şeyleri öne çıkaran zevatların hepsi, zamanında isyan edip, yüce atatürk'ün istiklal mahkemelerinde sallandırdığı sarıklı operasyon çocuklarının vasıfsız nesilleri.
ecdadınız neydi ki sizden ne bekleyeceğiz, be hey cahili cühela?
ecdadınız neydi ki sizden ne bekleyeceğiz, be hey cahili cühela?
devamını gör...
pandemiden kazançlı çıkan sektörler
nalbur, hırdavat,boya malzemeleri , bitki, çiçekçilik, ve fidancılık yapanlar, ve en önemlisi hobi bahçesi adı altında insanlara toprak parçası kiralayanlar, bunlar zaten o yerlere tapu veremez güya hisse veriyorlar ama hukuken hiç bir hakları yok , zaten çoğu arazide 2b arazisi, ama oraya ortak olanlar bilmiyor farkında değiller.
bunlar parayı çok güzel götürdü.
bunlar parayı çok güzel götürdü.
devamını gör...
anthropos
yunanca insan anlamına gelen kelime. ayrıca gnostik terim olan anthropos, tanrısal varlık tarafından yaratılmış, maddeden farklı saf zihinden oluşan göksel bir insan prototipidir.
"bu 'daha aşağı' ruh, physis'te hapsedilmiş, iran kökenli, doğasından ötürü ikicinslikli zamansal olarak ilk insandır. o, zamanın başlangıcında ve sonunda görünen ve kendi başlangıcı ve sonu olan göksel, yani kusursuz insandır. o cinslerin bölünmesinin ötesinde olan ve ancak erkekle dişi bir haline geldiğinde ulaşılabilecek olan, insanın bütünlüğüdür. bu daha yüksek anlamın açığa çıkması, 'uğursuz' temasın yarattığı sorunu çözer ve kaotik karanlıktan lumen quod superat omnia lumina'yı (tüm ışıkların üstünde yükselen ışığı) üretir.
(bkz: carl gustav jung)
(bkz: the psychology of the transference)
anthropos'un açığa çıkması olağan herhangi bir dinsel duyguyla ilişkili değildir; hristiyanlığa inananlar için mesih görünüşüyle neredeyse aynı şeydir. bununla birlikte o, ex opere divino (tanrısal bir eylemin sonucu olarak) değil, ex opere naturae (doğanın eyleminin bir sonucu olarak) yukarıdan değil, kendisi kötüye yakın olan ve pagan vahiy tanrısının adını taşıyan hades'ten, bir gölgenin dönüşümünün ürünüdür."
"simyada yumurta, usta tarafından kavranan kaosu, tutsak-dünya ruhunu içeren prima materia'yı sembolize eder. yuvarlak pişirme kabıyla sembolize edilen yumurtanın içinden, kartal ya da physis'in kollarında tutsak kalan anthropos'la özdeş zümrüdüanka, yani azat edilmiş ruh çıkacaktır.
(bkz: carl gustav jung)
(bkz: rüyalar)
"bu 'daha aşağı' ruh, physis'te hapsedilmiş, iran kökenli, doğasından ötürü ikicinslikli zamansal olarak ilk insandır. o, zamanın başlangıcında ve sonunda görünen ve kendi başlangıcı ve sonu olan göksel, yani kusursuz insandır. o cinslerin bölünmesinin ötesinde olan ve ancak erkekle dişi bir haline geldiğinde ulaşılabilecek olan, insanın bütünlüğüdür. bu daha yüksek anlamın açığa çıkması, 'uğursuz' temasın yarattığı sorunu çözer ve kaotik karanlıktan lumen quod superat omnia lumina'yı (tüm ışıkların üstünde yükselen ışığı) üretir.
(bkz: the psychology of the transference)
anthropos'un açığa çıkması olağan herhangi bir dinsel duyguyla ilişkili değildir; hristiyanlığa inananlar için mesih görünüşüyle neredeyse aynı şeydir. bununla birlikte o, ex opere divino (tanrısal bir eylemin sonucu olarak) değil, ex opere naturae (doğanın eyleminin bir sonucu olarak) yukarıdan değil, kendisi kötüye yakın olan ve pagan vahiy tanrısının adını taşıyan hades'ten, bir gölgenin dönüşümünün ürünüdür."
"simyada yumurta, usta tarafından kavranan kaosu, tutsak-dünya ruhunu içeren prima materia'yı sembolize eder. yuvarlak pişirme kabıyla sembolize edilen yumurtanın içinden, kartal ya da physis'in kollarında tutsak kalan anthropos'la özdeş zümrüdüanka, yani azat edilmiş ruh çıkacaktır.
(bkz: rüyalar)
devamını gör...
otobiyografinize yazacağınız son cümle
bir şiir alıntısı ile bitire bilirdim sanırım
karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim.
karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim.
devamını gör...
televizyon öldüren eğlence
orwell* kitapları yasaklayacak olmalarından korkuyordu. huxley’in* korkusu ise kitapları yasaklamaya gerek duyulmayacağı, çünkü artık kitap okumak isteyecek kimsenin kalmayacağı şeklindeydi. orwell hakikatın bizden gizlenmesinden, huxley hakikatin umursamazlık denizinde boğulmasından korkuyordu.
ben oyumu huxley’den yana kullanıyorum.
ben oyumu huxley’den yana kullanıyorum.
devamını gör...
doğalgaz faturası
bana gelmeyen faturadır. kalsa kalsa 5 yıl ömrüm kaldı. doğayı mı düşüneceğim bu emekli maaşıyla? kömüre devam.
devamını gör...
newland archer
the age of innocence filminin protagonisti. 34 yapımı olan filmi izlemedim, yalnızca scorsese'nin filmi üzerine yorum yapabilirim. ayrıyetten kitabı da okumadım.
93 yapımı scorsese filmi tam bir romantik dram. romantik dramların da dolayısıyla vazgeçilmezidir trajedi.
newland archer aşkına ölene dek sadık bir erkektir. onun anısına saygısız etmez. fakat toplum yüzünden bir araya da gelemez aşkı kontes olenska'yla. birbirlerini severler lakin toplum onları ayırmıştır. çaresizdir archer. ve bu sürede nişanlı olduğu kadını da bitirmemek için o'nun peşinden gidemez. çünkü nişanlısı olduğu kadın may welland, archer'a aşıktır. tıpkı archer'ın kontes ellen olenska'ya aşık olduğu gibi. archer aşkı bildiğinden, aşkının peşinden koşamaz. geride acı bırakmak yerine içinde acısını büyütmeyi seçer. bir iyilik abidesi olarak görülebilir bu yüzden.
şahsen böyle bir durumda ben pek uzun süre yaşayamazdım. mutluluğun yalnızca onunla gerçekleşebileceğini bilen bizler için de bu böyle olmalı.
gün doğar. güneş kapanır gecenin üstüne. ve ben beklerim. ta ki yüreğim dayanamayıp çekip gidinceye kadar.
93 yapımı scorsese filmi tam bir romantik dram. romantik dramların da dolayısıyla vazgeçilmezidir trajedi.
newland archer aşkına ölene dek sadık bir erkektir. onun anısına saygısız etmez. fakat toplum yüzünden bir araya da gelemez aşkı kontes olenska'yla. birbirlerini severler lakin toplum onları ayırmıştır. çaresizdir archer. ve bu sürede nişanlı olduğu kadını da bitirmemek için o'nun peşinden gidemez. çünkü nişanlısı olduğu kadın may welland, archer'a aşıktır. tıpkı archer'ın kontes ellen olenska'ya aşık olduğu gibi. archer aşkı bildiğinden, aşkının peşinden koşamaz. geride acı bırakmak yerine içinde acısını büyütmeyi seçer. bir iyilik abidesi olarak görülebilir bu yüzden.
şahsen böyle bir durumda ben pek uzun süre yaşayamazdım. mutluluğun yalnızca onunla gerçekleşebileceğini bilen bizler için de bu böyle olmalı.
gün doğar. güneş kapanır gecenin üstüne. ve ben beklerim. ta ki yüreğim dayanamayıp çekip gidinceye kadar.
devamını gör...

