nahif kelimesini ısrarla naif şeklinde yazmak
sözlükte son kaç gündür bu kelimenin kullanıldığı her başlıkta sürekli olarak karıştırılan yahut yanlış bilinen naif şeklinde kullanılması bana illallah ettirmis, bu başlığı açtırmıstır artık. inanın birçok yerde belki ben yanlış anlıyorum belki gerçekten "tecrübesiz, toy" anlamındaki naifi kullanıyorlar dedim ama o da yok, ne kadar dikkat ettiysem de kullanılan cümlelerde o karşılığı asla vermiyor. neyse bu vesileyle bu başlığın altına buna benzer, artık illallah ettiren, sık karıştırılan ilgili bazı kelimeleri ekleyebiliriz. umarım faydası olur.
düzeltme: kelime
(bkz: nahif)
(bkz: naif)
düzeltme: kelime
(bkz: nahif)
(bkz: naif)
devamını gör...
progeria hastalığı
halk arasında erken yaşlanma hastalığı olarak bilinen hastalık, kişinin hızlı bir şekilde yaşlanmasına neden olur. nadir ve ölümcül olan bir genetik hastalıktır. rahatsızlığın farklı varyasyonları vardır, fakat klasik tipi hutchinson-gilford progeria sendromu (hgps) olarak isimlendirilir. bu tip, hastalığı ingiltere'de ilk defa tanımlayan dr. jonathan hutchinson ve dr. hastings gilford'un adıyla anılmaktadır.
erken yaşlanma hastalığından kişinin spesifik bir geninde bulunan tek bir hata sorumludur. bu hata progerin veya lamin a olarak adlandırılan gende yer alır ve anormal bir protein oluşumuna sebep olur. doku ve organları oluşturan hücreler, progerin adı verilen bu anormal proteini kullandıkları zaman, daha hızlı ve kolay parçalanan bir özelliğe bürünür. ve böylece progerin geni erken yaşlanma hastası çocuğun birçok hücresinde hızlı bir yaşlanmaya sebep olur.
atardamarlarda erken yaşlardan itibaren meydana gelen sertleşme (ateroskleroz) gelişimi sebebiyle erken yaşlanma hastalığı ile dünyaya gelen çocukların çoğunluğu ne yazık ki 14 yaşını doldurmadan hayatını kaybetmektedir. hastalık her iki cinsiyette ve bütün ırklarda hiçbir ayrım gözetmeksizin, eşit oranda görülmektedir. dünya üzerindeki her 4 milyon kişiden yaklaşık olarak 1'i bu hastalıkla dünyaya gelir.
kafa çapları ve gözlerin normalden büyük olması, alt çenenin küçük olması, yavaş ve anormal diş gelişimin olması, kırışmış çökmüş veya dar bir yüz yapıları olması çocuklarda görülen ilk belirtilerden birkaçıdır. doğduklarında sağlıklı görünseler bile zamanla (10 ila 24 ay) bu belirtiler baş göstermeye başlar.
bu hastalık çoğunlukla kalıtımsal değildir, bu nedenle çocuğa ebeveynlerinden aktarılmaz diyebiliriz. bununla birlikte ailede progeria olan bir çocuk varsa, durumun yineleme olasılığı %2 - 3 oranına çıkar. hasta çocukların ebeveynlerinde herhangi bir belirti görülmese bile mutasyonlu gen bulunabilir. genetik test yapılarak ebeveynin hastalıkla bağlantılı mutasyona sahip olup olmadığını bilgisine ulaşılabilmektedir.
progerianın ne yazık ki bilinen kesin bir tedavisi yoktur fakat; bulunan tedavi, hastanın belirtilerini kontrol altına almak için yapılır. lonafarnib adı verilen bir ilaç, ortalama 14 yıllık ömür beklentisini 1,6 yıl kadar uzatabilmektedir.
erken yaşlanma hastalığından kişinin spesifik bir geninde bulunan tek bir hata sorumludur. bu hata progerin veya lamin a olarak adlandırılan gende yer alır ve anormal bir protein oluşumuna sebep olur. doku ve organları oluşturan hücreler, progerin adı verilen bu anormal proteini kullandıkları zaman, daha hızlı ve kolay parçalanan bir özelliğe bürünür. ve böylece progerin geni erken yaşlanma hastası çocuğun birçok hücresinde hızlı bir yaşlanmaya sebep olur.
atardamarlarda erken yaşlardan itibaren meydana gelen sertleşme (ateroskleroz) gelişimi sebebiyle erken yaşlanma hastalığı ile dünyaya gelen çocukların çoğunluğu ne yazık ki 14 yaşını doldurmadan hayatını kaybetmektedir. hastalık her iki cinsiyette ve bütün ırklarda hiçbir ayrım gözetmeksizin, eşit oranda görülmektedir. dünya üzerindeki her 4 milyon kişiden yaklaşık olarak 1'i bu hastalıkla dünyaya gelir.
kafa çapları ve gözlerin normalden büyük olması, alt çenenin küçük olması, yavaş ve anormal diş gelişimin olması, kırışmış çökmüş veya dar bir yüz yapıları olması çocuklarda görülen ilk belirtilerden birkaçıdır. doğduklarında sağlıklı görünseler bile zamanla (10 ila 24 ay) bu belirtiler baş göstermeye başlar.
bu hastalık çoğunlukla kalıtımsal değildir, bu nedenle çocuğa ebeveynlerinden aktarılmaz diyebiliriz. bununla birlikte ailede progeria olan bir çocuk varsa, durumun yineleme olasılığı %2 - 3 oranına çıkar. hasta çocukların ebeveynlerinde herhangi bir belirti görülmese bile mutasyonlu gen bulunabilir. genetik test yapılarak ebeveynin hastalıkla bağlantılı mutasyona sahip olup olmadığını bilgisine ulaşılabilmektedir.
progerianın ne yazık ki bilinen kesin bir tedavisi yoktur fakat; bulunan tedavi, hastanın belirtilerini kontrol altına almak için yapılır. lonafarnib adı verilen bir ilaç, ortalama 14 yıllık ömür beklentisini 1,6 yıl kadar uzatabilmektedir.
devamını gör...
film önerileri
1-) başlat: ready player one (bilim kurgu/macera)
2-) aşk ve canavarlar( bilim kurgu/fantastik/komedi)
3-) akıl oyunları (biyografi)
4-) kingsman: gizli servis (aksiyon/komedi)
5-) pokémon: dedektif pikachu (animasyon/macera)
6-) bugün aslında dündü (romantik komedi)
7-) umudunu kaybetme (dram)
8-) focus (romantik/suç)
2-) aşk ve canavarlar( bilim kurgu/fantastik/komedi)
3-) akıl oyunları (biyografi)
4-) kingsman: gizli servis (aksiyon/komedi)
5-) pokémon: dedektif pikachu (animasyon/macera)
6-) bugün aslında dündü (romantik komedi)
7-) umudunu kaybetme (dram)
8-) focus (romantik/suç)
devamını gör...
püf deyince soğuk hoh deyince sıcak hava gelmesi
sayesinde düşük bütçeli klima yapılmasına olanak veren tespit.
afrika' da kavurucu sıcaklardan dolayı insanlar şöyle bir çözüm bulmuş: pencere büyüklüğünde bir tahtayı alıyorsunuz, şişenin sığabileceği boyutta çembersel oyuklar açıyorsunuz, şişeyi ortadan ikiye bölüp ağız kısmı bir tarafa gelecek şekilde yeterli sayıda şişeyi o tahtaya monteliyorsunuz sonra evin pencere açıklığına o tahtayı şişelerin ağız kısmı içe gelecek şekilde sabitliyorsunuz. dışarıdan gelen sıcak hava şişenin geniş tarafından giriyor, dar tarafından çıkarken bernolli prensibi gereği hızlanıyor, hızlanınca da soğuyor ( neden soğuduğuna dair bir fikrim var ancak doğruluğundan emin değilim. aşağıya yazıyor olacağım.). bu sayede evin içini dışarıya göre 3-4 derece daha soğuk tutabiliyorlar.
anlaşılabilmesi için basit çizim.
şimdi hızlanırken neden soğur? sorusuna şöyle bir cevabım var: her maddenin bir enerjisi var. burada da hava kütlesinin sıcaklığından ve hızından kaynaklanan e(s)+e(h) ' lik bir enerjisi var. bu bir kenarda dursun. bernolli prensibi kabaca der ki: akışkanlar dar kesitli bir boşluktan geçerken hızlanır. eğer ki hava kütlesi hızlanması gerekiyorsa gerekli olan enerjiyi enerji korunumu gereği kendi enerjisinden karşılamalı (enerji kaybı olmayan optimum bir ortam düşünüyorum) bu durumda da e(s) azalır e(h) artar. sonuç olarak sıcaklığından meydana gelen enerjisi azaldığına göre sıcaklığı da azalır.
naçizane bir tahmin. böyle olmadığını iddia eden arkadaşlar turuncuya boğabilir.
afrika' da kavurucu sıcaklardan dolayı insanlar şöyle bir çözüm bulmuş: pencere büyüklüğünde bir tahtayı alıyorsunuz, şişenin sığabileceği boyutta çembersel oyuklar açıyorsunuz, şişeyi ortadan ikiye bölüp ağız kısmı bir tarafa gelecek şekilde yeterli sayıda şişeyi o tahtaya monteliyorsunuz sonra evin pencere açıklığına o tahtayı şişelerin ağız kısmı içe gelecek şekilde sabitliyorsunuz. dışarıdan gelen sıcak hava şişenin geniş tarafından giriyor, dar tarafından çıkarken bernolli prensibi gereği hızlanıyor, hızlanınca da soğuyor ( neden soğuduğuna dair bir fikrim var ancak doğruluğundan emin değilim. aşağıya yazıyor olacağım.). bu sayede evin içini dışarıya göre 3-4 derece daha soğuk tutabiliyorlar.
anlaşılabilmesi için basit çizim.
şimdi hızlanırken neden soğur? sorusuna şöyle bir cevabım var: her maddenin bir enerjisi var. burada da hava kütlesinin sıcaklığından ve hızından kaynaklanan e(s)+e(h) ' lik bir enerjisi var. bu bir kenarda dursun. bernolli prensibi kabaca der ki: akışkanlar dar kesitli bir boşluktan geçerken hızlanır. eğer ki hava kütlesi hızlanması gerekiyorsa gerekli olan enerjiyi enerji korunumu gereği kendi enerjisinden karşılamalı (enerji kaybı olmayan optimum bir ortam düşünüyorum) bu durumda da e(s) azalır e(h) artar. sonuç olarak sıcaklığından meydana gelen enerjisi azaldığına göre sıcaklığı da azalır.
naçizane bir tahmin. böyle olmadığını iddia eden arkadaşlar turuncuya boğabilir.
devamını gör...
dünyanın en çok söylenen iki yalanı
dünyada en çok hangileri söyleniyor şuan kestiremiyorum ama bizim evde stabil iki yalan var.
- paramız yok alamayız. (çocuklara)
- ben daha çok yorgunum. (eşime)
- paramız yok alamayız. (çocuklara)
- ben daha çok yorgunum. (eşime)
devamını gör...
yorum yaparken tanım katmamak
tanım: yorum yapmanın yanında tanım da yapabileceğimize inanmamızı isteyen moderatör arkadaşın açtığı başlık.
dilek, istek, önerilerimizi yansıtırken bilgilerimizle de zenginlik katalım.
bilgi paylaştıkça çoğalır.
dilek, istek, önerilerimizi yansıtırken bilgilerimizle de zenginlik katalım.
bilgi paylaştıkça çoğalır.
devamını gör...
kur’an’ı anlayamazsınız
akla "kraldan çok kralcı olmak" deyimini getiren cümle.
düzgün bir şekilde okumak ve özümsemek ile dünya üzerinde anlaşılamayacak bir şey yoktur.
ayrıca dinimizdeki ilk emir de, "oku"dur.
düzgün bir şekilde okumak ve özümsemek ile dünya üzerinde anlaşılamayacak bir şey yoktur.
ayrıca dinimizdeki ilk emir de, "oku"dur.
devamını gör...
renkli mahlas alıp kendini üstün zannetmek
benim aklıma hiç öyle şey gelmiyor dedirten başlıktır. adamın karma puanı var harcamış işte.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
bir süredir devlet kurumları vesair halkın vergileriyle yapılan alınan şeyleri ve onları korumamız gerektiğini anlatıyorum. (tamam, ilginç bu yaşta ama soruyor napim)
bu sabah hastanenin önünden geçerken
- anne, bu hastane devletin mi?
- evet paşam, ihtiyacı olan para vermeden gidebilsin diye.
- ama para kazanmıyorlar mı?
- devlet maaş veriyor.
- peki geçen hafta gittiğimiz hastane?
- oraya biz para ödedik. okul gibi düşün, benim maaşımı devlet veriyor. senin okulununsa patronu var, oranın sahibi maaş veriyor.
bir beş dakika sessizlik ve günün bombası
- anne bizim ev bizim ev mi?
- ahhaaahhhaaa evet bizim.
- devletin değil di mi? sadece bizim di mi?
- evet oğlum, taksit taksit ödedik parasını verdik.
- oh, sevindim.
kamu malına zarar vermemeyi öğrendi ama korkarım ev bizim diye aklına eseni yapabilir:)
bu sabah hastanenin önünden geçerken
- anne, bu hastane devletin mi?
- evet paşam, ihtiyacı olan para vermeden gidebilsin diye.
- ama para kazanmıyorlar mı?
- devlet maaş veriyor.
- peki geçen hafta gittiğimiz hastane?
- oraya biz para ödedik. okul gibi düşün, benim maaşımı devlet veriyor. senin okulununsa patronu var, oranın sahibi maaş veriyor.
bir beş dakika sessizlik ve günün bombası
- anne bizim ev bizim ev mi?
- ahhaaahhhaaa evet bizim.
- devletin değil di mi? sadece bizim di mi?
- evet oğlum, taksit taksit ödedik parasını verdik.
- oh, sevindim.
kamu malına zarar vermemeyi öğrendi ama korkarım ev bizim diye aklına eseni yapabilir:)
devamını gör...
lehçe
bir süre oturup öğrenmeye çalıştığım, azıcık da yol katettiğim ama tembellikten bıraktığım, polonya'nın resmi dili.
geriye kalan bir kaç kelime. bir de leh memleketini arşınlarken her fırsatta söylediğim 'nie mówię po polsku' var. o da lehçe konuşamıyorum demek zaten.
geriye kalan bir kaç kelime. bir de leh memleketini arşınlarken her fırsatta söylediğim 'nie mówię po polsku' var. o da lehçe konuşamıyorum demek zaten.
devamını gör...
nükleer fizik
ilk olarak askeri alanda silah üretmek amacıyla kullanılmış olan bilim dalıdır.
sivil alanda ilk kez kullanımı ise elektrik üretimi için olmuştur.
sivil alanda ilk kez kullanımı ise elektrik üretimi için olmuştur.
devamını gör...
güne iyi başlatan şeyler
uyanmadan hemen önce görülen güzel bir rüya, sonrasında özel birinden günaydın mesajı ardından kahvaltıda patates kızartması ve simit.
bayram günü gibi adeta*
bayram günü gibi adeta*
devamını gör...
ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü
kendisiyle mesajlaşmışım, sağolsun kutlama mesajı atmış bana.
nickaltına da klişe yazmak istemiyorum ama denk geldikçe oylamaya çalışıyorum.
düşündüklerini direkt yazdığından da eminim.
umarım irtibatımız daimi olur.
nickaltına da klişe yazmak istemiyorum ama denk geldikçe oylamaya çalışıyorum.
düşündüklerini direkt yazdığından da eminim.
umarım irtibatımız daimi olur.
devamını gör...
parmak bir yeri işaret ederken parmağa bakan aptaldır
fransız atasözü.
bir gerçekliğin kim tarafından ifade edildiği değil, ifade edilen gerçeklik önemlidir anlamına gelir.
önyargı yıkıcı bir cümledir.
bir gerçekliğin kim tarafından ifade edildiği değil, ifade edilen gerçeklik önemlidir anlamına gelir.
önyargı yıkıcı bir cümledir.
devamını gör...
allah'a inanıp çin komünist partisinden aşı almak
peygamberimizin "ilim çin'de olsa, gidip alınız" (uzaklık kastediliyor) hadisini bilmeyen yazarın ironisi.
devamını gör...
petroglif
yunanca kaya anlamına gelen petra ve oyma anlamına gelen glyphein kelimeleriden türetilmiş, kaya yüzeyinin bir kısmını kazarak, oyarak veya boyayarak oluşturulan resim veya şekil demektir.
insanoğlu doğası gereği her zaman kendini bir şekilde ifade etme gereği duymuştur. çok eski çağlarda yazının icadından önce bunun en kolay yolu günlük hayatlarında tanık oldukları olayları kayalara çizmekti. atalarımız yaşayış tarzlarını, avlanmalarını hatta kayan yıldızları bile kayalara çizerek bunların sonraki nesilllere aktarılmasında pay sahibi olmuşlardır.
konu ile ilgil türkçe video:
insanoğlu doğası gereği her zaman kendini bir şekilde ifade etme gereği duymuştur. çok eski çağlarda yazının icadından önce bunun en kolay yolu günlük hayatlarında tanık oldukları olayları kayalara çizmekti. atalarımız yaşayış tarzlarını, avlanmalarını hatta kayan yıldızları bile kayalara çizerek bunların sonraki nesilllere aktarılmasında pay sahibi olmuşlardır.
konu ile ilgil türkçe video:
devamını gör...
otobüste koltuğu sonuna kadar yatıran tipler
arkadaki yolcudan rica etmelidir aksi halde her türlü küfürü hak eder.
devamını gör...


