son zamanlarda çok fazla bok demeye başladım, yazılarıma da yansıyor bok. en tatlı boklar, tabiki bebek olunca başlar.

hala bebeğimi görünce, ne ara baba oldum lan ben hissiyle çalkalanıyorum. 8 aylık dişleri yeni filizlenmiş bir oğlum var. biraz sinir bozucu snob bi tip. şaklabanlık etmedikçe ilgisini çekemiyorum. sadece teatral soytarılıklarla ilgileniyor. her zaman aptal bir köpek taklidi yapamıyorum. bir şey anlıyormuş gibi nesneleri parmaklarıyla inceleyip, önemli bebek işleri yaparken ne kadar seslensemde dönüp bakmaz. bilerek umursamaz davranır çoğu zaman. hiç sevmediğim bir hareket, babanım lan ben senin, bok bezlerini ve mamanı tedarik işiyle ilgilenen bir ayakçı değilim.

her neyse biraz büyüyünce arkamdan ağlayacağına olan inancım tam. gelelim bok dansına, bebek kakalayınca evde bok alarmı verilir. bezi, pudrası, alt değiştirme zımbırtıları, ıslak mendiller, temiz kıyafetler, (bok bezden sızar ve elbiseleri boka bulanır) kirli bez ve mendiller için poşet, ılık su vs. bok seremonisi için her şey hazırdır. altını açıp bezi çıkardığımızda rahatlayan bebek yerinde durmaz ve kıçındaki bokla dans etmeye başlar bir yandan onu tutup bir yandan temizlemek gerçekten zordur. elinizden bir kaçarsa her şeye bok bulaştırabilir. bok dansını engellemenin bir yolu yok ama bulaştırmamanın tek yolu, tek elle iki ayaktan tutup sallanan popoyu havada tutmaktır. yaşamın bokla fazla haşır neşir olunan bu kısmıyla karşılaşmaya hazır değildim ama insan hayatında her şeye yer açabiliyor bir şekilde.
devamını gör...

kapanması hangi akla hizmettir anlaşılmayan eğitim kurumları.

düşünsene bundan 60-70 yıl önce bugün eşek düdüklenen köylerde çocuklar keman çalıp beethoven falan biliyordu.
devamını gör...

müsait olunca beni arar mısın?
devamını gör...

acun bey savcı hakim olmadığı için o genci mahkemeye çıkarır gibi milletin önüne atmak ağlamasını izletmek son derece üzücü bir davranıştı. o beyefendi basın açıklaması yapar olayı kapatırdı. gerek yoktu bu kadar vahim bir durumu ortaya koymaya televizyonda 50 yıl sonra bile önüne çıkacak bir konuyu bu adama yaşatmak çok iğrenç bir davranış.
devamını gör...

neye inandığını bilmeden takip etmek. düşünmemek. oysaki kuran'da bile hiç düşünmez misiniz yazar.
devamını gör...

cahil.

'cehalet şehrine uğradi yolum
nadanlar anlamaz pula çevrilir'

perişan güzel
devamını gör...

okunan e-kitap için şu ana kadar hiç ağaç kesilmemiştir.
devamını gör...

ev işi yapamama bireysel bir yetersizliktir. işi yapmak, yaptırmak, yapılmasını organize etmek yerleşik düzene geçmiş insan için temel seviye bir ihtiyaçtır. cinsiyet fark etmeksizin bir ev içinin düzenini öğrenmek ve tesis etmek temel yaşam biçmidir. evli olun ya da olmayın bu durum fark gözetmez. kişi birey olarak temel yaşamsal ihtiyaçlarını temin etmekten sorumludur. yaşadığı evin nasıl düzenlendiğini bilmeyen insanın başka konularda yetkin olabileceğine inanmak artık mümkün değil. ev işi için ücretle hizmet bile alsanız, iş hakkında bir fikriniz yoksa dolandırılırsınız.
devamını gör...

ben 52 yaşındayım ve keyifle yazıyorum sözlükte. eskiden 50 yaş diyince, elim ayağım tutmayacak kadar yaşlı bir insan olunacak sanırdım ama hiç öyle olmuyormuş. hala dipdiri bir çıtır gibi hissediyorum kendimi. umarım bizi kınayan bu genç yavrucak da benim yaşlarımda böyle olabilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bütün kedilere yapılması önerilmeyen harekettir.
bazılarının hoşuna gitmeyip, yüzünüzü dünya haritasına çevirme ihtimalleri vardır.
devamını gör...

düşebilen bir şeydir.

edit: dolgu sadece çürük varlığında yapılmaz. çürüksüz lezyonlar dediğimiz; abrazyon, erozyon, abfraksiyon veya kırık durumlarında yaşanan form kaybında da dolgu bir tedavi seçeneğidir.
devamını gör...

sık sık gelen istek.
her sabah daha kötü bir olaya uyanıyoruz; gündemde sürekli yeni aksiyonlar, yeni facialar, yeni skandallar...
su hiç durulmuyor ve bunun getirdiği yorgunluk hiç dinmiyor.
en çok da insanlar yoruyor. anlatmaya çalışmak, ısrarla anlamamaya özen göstermeleri; insanı sanki bir cehennem çukurunun içine sürüklüyor.
böyle bir dünyada içte biriken sıkıntıyı söküp atmanın en rahatlatıcı, belki de en ilkel yöntemi avazımız çıktığı kadar bağırmak.

nadiren güzel şeyler için de gelir bu istek. o zaman kanatlanıp uçuvermek istersiniz, yerlere göklere sığamazsınız.

umarım size hep ikincisi için uğrar ve hiç terk etmez.

ben de yakında (bkz: lanet olsun böyle düzene diyerek çöpü tekmeleyen dayı) gibi olurum büyük ihtimal, yolda rastlarsanız kendi halime bırakınız lütfen. *
devamını gör...

hayırlısıyla..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

friends dizisindeki favori karakterim. son sezonlara doğru karaktere özen göstermemişler. ilk sezonlardaki hali yok.

i make jokes when i am uncomfortable

resmen kendimi görüyorum burada. bir de oynayan oyuncunun alkol ve uyuşturucu bağımlılığından dolayı erken yaşlanmasını net olarak görmek üzer.
devamını gör...

dönem şartlarını göz önünde bulundurduğumda her istenen kızın aşağılandığını düşünmüyorum ama, sosyal-tarihsel altyapısı kesinlikle kadını edilgenleştirmek, alınan- verilen iradesiz bir obje olarak görmek üzerine kurulu.bu ülkenin yakın geçmişinde başlık parası diye bir gerçek mevcut mesela.bildiğiniz babası kadının o yaşına kadar yediğinin içtiğinin parasını çıkarmaya çalışıyor, onu geçtim üzerinde tasarruf hakkı olan bir mal gibi ondan kazandığı parayla öküze falan yatırım yapıyor. evladına fiyat biçiyor resmen ya anlamak çok zor. bu eril düzende erkek egemen şartlarda kız isteme geleneğinde iyi niyet aramak da biraz gerçeklere göz kapamak kolaya kaçmak gibi geliyor bana.
devamını gör...

istanbul'da 8 mart feminist gece yürüyüşü'ne katılan çok sayıda kadın, 'cumhurbaşkanına hakaret' suçlamasıyla evlerinden gözaltına alındı.

taksim'de düzenlenen 19. feminist gece yürüyüşü'ne katılan çok sayıda kadın "cumhurbaşkanı'na hakaret" gerekçesiyle ev baskınları ile gözaltına alındı. gözaltına alınan 10 kadının istanbul vatan il emniyet müdürlüğü'ne götürüldüğü bildirildi.

çağdaş hukukçular derneği (çhd) yaptığı duyuruda, ev baskınlarının gerçekleştiğini ve kadınlara yöneltilen suçlamanın “cumhurbaşkanı’na hakaret” olduğunu kaydetti.

yapılan açıklamada, “8 mart feminist gece yürüyüşü’ne katılan müvekkillerimiz ev baskınları ile gözaltına alınıyor. henüz gözaltı kararını görmemekle birlikte müvekkillerimize cumhurbaşkanına hakaret suçlamasının yöneltildiği bilgisini edindik” ifadelerine yer verildi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
haber linki
devamını gör...

hakikat esintileri taşıyan bir film. belki her şeyin hakikat esintisi dediğim husustan pay aldığından ötürü böyledir bu durum. lakin filmin insanlara anlattığı ve onlarda uyandırdığı hisler, dürtüler paha biçilemez de. açıkçası filmi izlediğim süreç boyunca güldüğüm, kahkaha attığım da oldu. fakat insan şöyle diyebilir bu duruma: "böyle bir filme nasıl gülebilir, kahkaha atabilirsin?" - "neden güldün?" - "ağlamaktan, korkmaktan başka nasıl gülebilecek bir şey buldun?"

açıkça bilmiyorum diyebilirim bu soruların cevabına. şahsım adına konuşacak olursam, bu filmde kendimde bir şey gördüm. filmin içeriğinden bahsetmiyorum elbette, bir şey öğrendim demek istiyorum kendimle ilgili. ben olanca hassaslığımı gözler önüne sererken aslında edebiyat tutkusu içinde yanıp tutuşan bir bireyin yaptıklarına benzer davranıyormuşum. yani sanırım. belki diyeceklerim gücendirici olabilir ama kendimde görmeyi umduğum derinliği bu filmde apaçık görebilme fırsatı buldum. belki film varoluşa hitap ediyordur da. ki bence öyle... yahut gülmemin hatta kahkaha atmamın sebeplerinden birisi insan denilen yaratığın özünde ne kadar da vahşi, ne kadar da acımasız olduğudur. hatırlıyorum da final sahnesinde oturduğum yerden dikelmiştim. ağzım açık bir şekilde ekrana bakıyordum. "bu da mı?" gibi bir yorumum oldu o esnada.

dünya bir trajedi mekanı. "hayatın dehşetine karşı verilebilecek tek zekice taktik ona karşı küstahça gülmektir." diyen kierkegaard'a selam veriyorum. özünde bu gogolvari davranıştır belki de yaptığım.

film korkunç muydu? evet! yani kısmen olsa da korkunçtu. pek çok insan bakmak istemeyecektir ve anında filmi kapatacaktır. konuşulanlardan bazılarını aşağıda paylaşacağım az sonra. onu da lütfen okumayın eğer rahatsız olacaksanız. fakat bir anlam bulma umuduyla okuyacak olanlarınız varsa da kendilerini hazırlasın.

film güzel miydi? fena değildi. ama güzel miydi? hayır, sanıyorum. alt metinden bazı çıkarsamalar edinebilirsiniz ve belki benim yaşadıklarımı yaşayabilirsiniz. yani özünde benim gibi bir insan -ki övünüyor gibi olmayayım, normal bir insan işte-sadece görmek istediğim hakikati, yani bilgiye karşı koyamadığım o doyumsuzluğu göz önüne alıyorum- benim gibi bir insan özünü görme şansını yakaladı. bu öz neydi? işte bunu kimsecikler cevaplandıramaz benlikleri için. sanıyorum hayattaki en zor işlerden biridir. belki sibirya'ya sürgüne gidersek fyodor mihayloviç dostoyevski gibi, anca öyle görme şerefine erişebiliriz kendimizi.

belki beni psikopat olarak nitelendirecek olacaktır filmi izledikten sonra. ki mutlaka olacaktır, böyle insanları tanıyorum. fakat onları sevgiyle kucaklıyorum. belki benim gibi bir bedbaht (çok affedersiniz) böyle bir çukura düşerekten kendi varoluşuna hakaret ediyor. "hanımlar! baylar!" diyerekten üslubumu pekiştireyim öyleyse. edebiyat yapmaya gelmediğimin pekala farkında olsam da hislerimi olanca açıklığıyla sizlere gösterebilme derdindeyim. af buyurunuz.

kısaca şunu diyebilirim sanırım, filmin sinematografisini beğenmedim. diyaloglar da pek oturaklı değildi. fakat alt metinden çok yararlandım.

son olarak bu filmi izlemenizi önerir miyim? belki film kültürünüz oturduktan sonra evet, ondan önce hayır. böylesine basit anlatılmış ve bir noktada da anlatılamamış bir gerçeği izlemenizi ilk etapta önermiyorum.

filmde dikkatimi çeken bir şey de bunca zalimliği sergilemekten geri durmayan adamların, kadınların friedrich nietzsche, charles baudelaire gibi insanlardan bahsedebilmeleri. entelektüel bir birikimlerinin olduğu izlenimi verilmiş olduğunu düşünmekteyim. aynı zamanda hakikati kendilerince keşfettiklerini. çünkü:

ağlamaktansa gülmeyi tercih ederler. şeytana uyuyoruz, günah işliyoruz ama bunda ağlanacak bir şey yok ki, gibi bir düşüncedeler. önemli olan mutlu olmak. "mutlu olun! gülün" diye bağırılır...

şimdi alıntılar.

--- alıntı ---

bölüm isimleri:
antinferno - girone delle manie - girone della merda - girone del sangue

"her şeyin aşırısı iyidir."

"yetişme çağını yaşarken, yalnızca aşkla yatıp aşkla kalkar kızlar. radyo dinleyip çaylarını içerler ve umursamazlar özgür olmanın anlamını. ve hiçbir zaman düşünmezler, burjuvazi tereddüt etmeden neden öldürür çocuklarını."

"değerli arkadaşlar birbirimizin kızlarıyla evlenerek, yazgılarımızı sonsuza dek bir kılıyoruz."

"yazgıları, zevkimize uşaklık etmekten ibaret olan güçsüz yaratıklar. dış dünyanın bahşettiği o özgürlük denen saçmalığı umarım burada bulmayı beklemiyorsunuzdur. herhangi bir yasal hakka sahip olmaktan uzaksınız. dünya üzerinde hiç kimse burada olduğunuzu bilmiyor. dünyanın ilgisinden o kadar uzaksınız ki, bu açıdan zaten ölüsünüz. işte yaşamlarınıza hükmedecek kurallar:

saat tam 6.00'da, tüm grup içinde hikaye anlatıcılarının olduğu ve bunların sırayla oturup belirlenen bir konu üzerine seri öyküler anlatacağı, adına alem odası denilen yerde toplanmak zorundadır.
arkadaşlarımız herhangi bir anında toplantıyı bölebilirler ve bunu mümkün olduğunca sık yapmayı severler. hikayelerin amacı da zaten hayal gücünü harekete geçirmektir. her çeşit müstehcenlik serbesttir. akşam yemeğinden sonra, beyler, genellikle baküs alemi olarak bilinen seks partisini yöneteceklerdir. alem gereğince salon ve diğer odalar şehvet ateşiyle tutuşmuş olacaktır. tüm katılımcılar ritüele uygun bir biçimde giyinmiş olarak koridorda hazır bulunacaklardır. takip eden süreçte, pozisyon değiştirerek, eş değiştirerek karışık halde ve ensest türde olmak üzere hayvanlar gibi çiftleşilecek, zina ve anal seks yapılacaktır. bu şekilde bunu her gün sürdüreceğiz. eğer bir erkek bir kadınla seks yaparken yakalanırsa bir uzvunu kaybedecek şekilde cezalandırılacaktır. en büyük saygısızlık olması bakımından, dini bir davranışta bulunan herhangi biri ölümle cezalandırılacaktır."

"bazıları yalnızca tutkuları onları zorladıklarında kötülük yapabilirler. bazıları daima mutsuzdur ve onların hayatlarının tamamı bir gece önce yaptıklarından ötürü her sabah yaşadıkları pişmanlıktır."

"görkemli olan ne varsa kökeni kanla yıkanmıştır. ve bununla birlikte, dostlarım, belleğim beni yanıltmıyorsa, evet, öyle. 'kan dökmeden, merhamet olmaz. kan dökmeksizin.' "

--- alıntı ---

hakikati kanla mı haykırıyor bu film yoksa? sanmıyorum. sadece kendinize bir şey katabilirsiniz belki benim gibi. ki önemli olan kendinize bir şey katmak da değil. önemli olan duyumsamaktır. varlığı ve vahşeti duyumsamak. bu da sezgiyle olacaktır elbette.

gördüklerim... hiçbir şeydi özünde. ama kendimi gördüm bir şekilde. akıl sarayımın zindanlarına gizlediğim kendimi gördüm. creepy? nope. o ben çoktan zindandan kaçmıştı belki de. benliğim ikiye bölünmüştür yahut. gülücükler.
devamını gör...

gaa trinükleotit tekrarı ile karakterize genetik bir hastalıktır.
genellikle 10 yaşından önce başlayan progresif ataksi görülür.
hastalarda vibrasyon ve pozisyon duyusu alınamaz.
romberg belirtisi ,babinski refleksi pozitif iken derin tendon refleksleri kaybolmuştur.
hastalar genellikle patlayıcı tarzda konuşurlar.
pes kavus, kifoskolyoz gibi iskelet deformiteleri görülür.
ölümün en sık nedeni hipertrofik kardiyomiyopati'dir.

zamaninda izlediğim çok sevimli bir arkadaşımız youtube üzerinden serüvenini anlatmış, izlemek isteyenler için buraya ekliyorum

devamını gör...

türkü yayınıyla şu evde kaldığımız günde tam bir pazar günü atmosferi yaşatmaktadır, çok yaşasındır! *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim