amerika tarihinin uğur ışılak'ı olabilir bu adam. o nasıl keskin bir dönüştür aslanım, o nasıl bir "r" yapmakdır.*
devamını gör...

huy olarak birbirimizin sınırlarını test ederiz. 'acaba ne kadar ileri gidebilirim" deriz. kişi ile olan ilişkilerimizi buna göre ilerletiriz.

bu noktada hayır diyemeyen insanın sınırları test edildiğinde kendisinden bir çok şey koparılacağı anlaşılır ve bingo.! hayatı taviz vermekle geçecektir.

malesef değişemiyorlar.
devamını gör...

insanoğlu için bir haktır. ciddi psikiyatrik hastalıkları yok ise, yani temiz bir akıl ile karar verilmiş ise saygı duyulması, yerine getirilmesi gerekmektedir. yaşamak bir hak olduğu gibi yaşamamayı seçmek de bir tercih ve haktır. saygı duyulması gerekir.
devamını gör...

az önce çıktım. 3 tezlik bir uğraş sarf ettiğim tezimi kovidli kovidli savundum. bakın, iddaa ediyorum, gazi osman paşa plevneyi böyle savunmamıştır.

hocam benimle gurur duydu, gördüm gözündeki parıltıyı. hatta şey dedi, "ben ona hiç yardım etmedim, o hepsini inat etti kendi yaptı. kendisini huzurlarınızda tebrik ederim."

bitti be. valla bitti.
devamını gör...

eylül
turşu ayıdır eylül
konsere ayıdır
reçel ayıdır
pekmez ayıdır
hazırlık ayıdır.
yazın bolluklarının
kışlık olmasıdır
tarlalarını, bostanların, bağların, pazarların
kavanoz kavanoz
bidon bidon lezzet olmasıdır.
kış sofrasında yazdan kalma tattır,
dostlara hediyeliktir,
yaz mevsiminin kışa paylaşılmasıdır.
elma kokan salon
devamını gör...

tam bir yaz dizisi. tutmaması mümkün değil. kız bıcır bıcır, patron karizma. ortaya da 2-3 garip arkadaş serp tamamdır.
devamını gör...

kalemine güvenen çıksın etsin iki kelam
davete icap edeceklere benden selam
er meydanında yedirtirim elma değil ayva
dinle ey oğul seversin sen de mirkelam
devamını gör...

güney afrika cumhuriyeti'nin en meşhur futbol takımıdır. on siyahtan sekizi bu takımı tutar. (saydınmı diye sormayın, salladım ama gerçekten taraftarı çoktur). johannesburg'da kurulmuştur. çevre ülkelerde bile çok taraftarı vardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

asıl başlık: macaristan'da eşcinselliğin çocuklar için teşvikini yasaklayan yasa tasarısının kabul edilmesi.

macaristan'da iktidar partisinin çocuk istismarının önüne geçmek için hazırladığı yasa tasarısı, mecliste 1 hayır oyuna karşı 157 evet oyuyla kabul edildi. yasaya göre 18 yaş altındaki kişileri eşcinselliğe ve cinsiyet değişikliğine teşvik eden herhangi bir içeriğin gösterimi yasaklandı. yasanın ihlali durumunda verilecek ceza ise henüz belli değil.

kişisel görüşüm ise böyle bir yasanın gerekli olduğu. batıda ana akım medya artık öyle bir hale geldi ki heteroseksüelliği utanılacak bir şey gibi yansıtıyorlar. zaten batı medyası bu olayı "eşcinsellik yasaklanıyor" gibi provokatif şekilde haber ederek yine gerçek yüzünü gösterdi. daha temel cinsiyet rolleri oturmamış çocuklara bu tip şeyler ciddi zararlar verir. kişi erişkin olana kadar kendi biyolojik cinsiyeti neyse ona göre yetiştirilir, erişkinlikten sonra ise tabiri caizse kendi yoluna gider. inkar edilemez bir gerçek ki lgbt grupları çocukları fazlası ile suistimal etti.

eylemlerde küçücük çocuklarla öpüşen insanları unutmadık. bu suistimalin bitmesi dileğiyle.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


edit: bizim ne olduğumuzdan size ne diyenler, heh işte bizde onu diyoruz bize ne kendi halinizde takılın insanların gözüne sokmayı ve sürekli bununla ön plana çıkmaya çalışmayı bırakın. eşcinsel dostlar yanlış anlamasın lakin çevremde eşcinsel olduğunu göstermek için uğraşmayan sadece bir kişi gördüm, kendisinin durumunuda şans eseri öğrenmiştim. eşcinsellerin çoğu genelde "hmm bu yemek çok güzel olmuş bu arada ben eşcinselim" tarzı takılıyor. sürekli bu tip şeylerle kendinizi toplumdan ayırmaya çalışıp sonra gelip dışlanıyoruz demek saçma.

yasaya içeriğine gelince bu yasa yetişkinlere dair hiçbir kısıtlama getirmiyor. sadece çocuklara yönelik yapılan şeylerde lgbt öğelerine izin verilmesine engel oluyor. bu doğuştan gelircilere ithafen, hepimiz biliyoruz ve o yollardan geçtik ki ergenler genelde su katılmamış salak olurlar. sıradan olmak istemezler marjinal farklı olmak isterler ve işte bu durumdaki bir çocuk sırf farklı olma tutkusundan ötürü bu tip şeylere maruz kalınca peşine takılıp gidebilir ve uzun vaadede psikolojik çok ciddi zararlar görebilir.
devamını gör...

“anlayış” anlamına gelen kelimedir. genellikle nizam kelimesi ile çok karıştırılır.
devamını gör...

2021 itibarıyla hala daha en iyi türk bilim kurgu filmi. vizyona girdiği 2004'ten bu yana onlarca bilimsel buluşa şahit olduk, bir kara deliğin fotoğrafını dahi gördük; görsel efekt imkanları resmen çağ atladı, gerçekçilikten de öte bir boyuta ulaştı ama hala daha iyisini yapamadık. gerek komedi dili, gerek verdiği mesajları, gerek dilimize yerleştirmeyi başardığı lügatla harika bir eser gora.

"uzaylı da olsa insan insandır."

her şeyden önce harika bir tahayyül. olası dünya dışı yaşam formlarının insanları keşfetmesi ve köleleştirmesi gibi aslında klişe bir konu üzerine gördüğüm en sıra dışı fikir yürütme. düşünsenize, bütün bunlar 14 temmuz 1789'da aksaray'da komutan kubar'ın* robotuna tecavüz eden türk köylüsü yüzünden.

"dünyalılardan tiskiniyorum."

böyle bir klişeyi komikle bağdaştıran ve izlenebilir kılan esas şey karakterlerin müthiş şekilde başarılı yaratılması bana kalırsa. şark kurnazı esnaf arif ışık, sinemaya küsmüş bilim kurgu yazarı bob marley faruk, dünyalılara özenen uzaylı genç kız ceku, kör havacı pilot garavel, gezegenin başına geçmeye hevesli genç komutan logar ve onun ekürisi, koskoca erşan kuneri ve daha niceleri. ve bir de robot 216.

"speaking english? i live in english. it's not only language to me. it's totally best way of expressing my own. you know, sometimes i'm dreaming of a world, all people understand each other perfect. yes, i have a dream. imagine all the people dancing and touching each other, communicate in a joyful harmony. (çırağa döner) oğlum çay söyle, bakma sığır gibi. (müşterilere döner) tea? ("no thanks" cevabını alır, tekrar çırağa) sen söyle, s*kt*r et."

çocukluğumda show tv deli gibi yayınlardı. hemen hemen her bayramda mesela ya da yayın akışlarına koyacak bir şey bulamadıkları her gün. ilk izlediğimden beri vurulmuştum resmen. istisnasız her çıktığında izlerdim. o zaman internet, dvd falan öyle bildiğim teknolojiler değil. gördüğüm en ileri teknoloji vcd'ye taktığım cd'lerle oynadığım çakma atari oyunları. hayrete düşerdim haliyle. bizden çok daha uzaklarda bir yerlerde yaşam olabileceği, bir şekilde oralara seyahat edebileceğimiz ve hatta onlarla iletişim kurabileceğimizin düşüncesi bile çok garip gelirdi. herhalde bugün bilim kurguya ve ondan etkilenerek uzaya olan merakımın herhalde en büyük sebebidir.

tamam da niye oradasın?

bugün cem yılmaz hala daha bilim kurguya meraklı tek senaristimiz ve yönetmenimiz gibi görünüyor. en son karakomik filmler'de mesela böyle bir deneme görmüştük iyi kötü. öyle saçmasapan büyülü tılsımlı fantastik işlerden bahsetmiyorum elbette, türleri karıştırmamak gerek. her neyse. halbuki, uzayla ilgili bir şey anlatmak amacı dahi gütmeyen böyle bir film bile ne kadar ufkunu açabiliyor insanın, kendi örneğimden yola çıkarak özellikle çocukların.

ufo gören masum köylü, koçum benim!

sinema insanların hayal gücünü genişletebilmek, onlara yeni şeyler gösterebilmek, vizyonlarını genişletebilmek adına en etkili araçlardan biri. bizse hala daha "çocuklar etkileniyor" bahanesiyle aptal saptal sansürler uyguluyor, kısıtlıyoruz bir şeyler yaratmaya çalışan insanları. aslında kendilerini özgür hissetseler, gerekli maddi desteği alarak gelir kaygısı yerine mesaj kaygısı gütseler, dertlerini anlatabilseler belki nice şeyler anlatacaklar daha.

"bir de diyorlar ki 'uzayda hayat yok', al."

dedim ya, çocuktum. hiç de etkilenmedim öyle. "aa anne bak filmde küfretti ben de edicem eheh" diye gezinmedim de ortalıkta gerizekalı gibi. aksine, gora'ya çok ama çok şey borçluyum. hem mizah, hem de bakış açısı konusunda çok şey kazandırmıştır bana. çocuğunuz bildiğin uzaya çıkılan bir filmi izlerken o kadar şeyi atlayıp küfüre dikkatini veriyorsa, resmen gerizekalıdır. filmin bir suçu yok. çok şey yapmayın yani.

"hadi bakim!"

devamını gör...

daha saçmasını görene kadar benim için en saçma başlık budur.
devamını gör...

benim.
şöyle dünyaya bir bakıyorum da herkeste bir herkesleşme çabası var. erkeklere empoze edilen düşünce şu kaslı olursam çok yakışıklı olurum. aynı şekilde kadınlara empoze edilen düşünce de ne kadar güzel olursam o kadar çok beğenilirim. kızlarda hep aynı tür makyaj erkeklerde desen vücut yapma hırsı. şimdi söyleyin bana herkes bu kadar herkesken ben nasıl dış görünüşe bakabilirim. bana içi lazım. düşünceleri lazım.
o yüzden ben tüm dünyaya inat iç güzelliğin dış güzellikten daha önemli olduğunu savunacağım.
devamını gör...

bir (bkz: erkin koray) şarkısı.
şarkı sözlerinde kendini bulanlara, arayıp ta bulamayanlara, her gün ayrı bir rüya görenlere, durmadan ağlayanlara...

/ bahtsız gelmişim dünyaya
her günüm ayrı bir rüya
bahtsız gelmişim dünyaya
her günüm ayrı bir rüya

sensiz...
ya beni güldür allah'ım
ya beni öldür allah'ım
ya beni güldür allah'ım
ya beni öldür allah'ım

ağlıyorum ben durmadan
gülmedim ki hiçbir zaman
ağlıyorum ben durmadan
gülmedim ki hiçbir zaman

ya beni güldür allah'ım
ya beni öldür allah'ım
ya beni güldür allah'ım
ya beni öldür allah'ım

sensiz her gün divaneyim
bambaşka bir alemdeyim
sensiz her gün divaneyim
bambaşka bir alemdeyim

ya beni güldür allah'ım
ya beni öldür allah'ım
ya beni güldür allah'ım
ya beni öldür allah'ım

kaderde varmış ayrılık
ölüm bana bir aydınlık
kaderde varmış ayrılık
ölüm bana bir aydınlık

ya beni güldür allah'ım
ya beni öldür allah'ım

sensiz her gün divaneyim
bambaşka bir alemdeyim
sensiz her gün divaneyim
bambaşka bir alemdeyim

ya beni güldür allah'ım
ya beni öldür allah'ım
ya beni güldür allah'ım
ya beni öldür allah'ım

ya beni güldür allah'ım
ya beni öldür allah'ım
ya beni güldür allah'ım
ya beni öldür allah'ım/

open.spotify.com/track/3ddR...
devamını gör...

neler gelmiyor ki dediklerimdir.
hayırsever insanların sokak aralarında dağıttırdığı lokmalar(o lokmaların tadı hiçbir lokmada yok),
ramazanda iftar vakti atılan toplar (eve dönme vakti)
tarihi camiler; muradiye cami, sultan cami...
merkez efendi, mesir macunu(şenlikte şemsiyeyle mesir macunu yakalamaya çalışmak, mahallede gurur vesilesiydi)
şehzadeler,
tarzan,
sarı bina(akıl hastanesi),
salihli odun köfte( yolunuz düşerse deneyin, adının aksine lokum gibidir),
seyyarların sattığı izmir şambalisi,
tuğba kuruyemiş(çekirdek değil çiğdem!!!),
spil dağı,
sabahtan akşama kadar sokakta geçen vakitler,
kandil günleri kızkaçıran, torpil, mantarlı tabanca,
vestel manisaspor...
devamını gör...

dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır. doğan bebek havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız. yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir. bir gün son nefesimizi verdiğimizde bize yapılan ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş oluruz. savaş bitmiştir.
devamını gör...

gurur ve önyargı (bazı yayınlarda aşk ve gurur diye geçer) ingiliz yazar jane austen 'in ikinci romandır.bir aşk romanı olarak geçen fakat arka planda dönem ve sistem eleştirisi yapan toplumsal cinsiyet eşitsizliğine değinen bir klasiktir. aynı zamanda iki gençten birinin gurur'u diğerininde ön yargısıyla sınanmasına birbirleriyle tatlı sert çatışmasına şahit oluruz. herkes'in kendinden bir parça bulabileceği eserdir. başlarda sıksada ben okunmaya değer buldum.
devamını gör...

hapse atılmasına sebep olan şiir:


hey anavatandan ayrılmayanlar
bulanık dereler durulmuş mudur?
dinmiş mi olukla akan o kanlar?
büyük hedeflere varılmış mıdır?
asarlar mı hâlâ hakka tapanı?
mebus yaparlar mı her şaklabanı?
köylünün elinde var mı sabanı?
sıska öküzleri dirilmiş midir?
cümlesi belî der enelhak dese,
hâlâ taparlar mı koca terese?
ismet girmedi mi hâlâ kodese?
kel ali'nin boynu vurulmuş mudur?
koca teres kafayı bir çekince
iskendere bile dudak bükünce
hicabından yerler yarılmış mıdır?


bu da hapishaneden sonra yazdığı şiir:


bir kalemin ucundan hislerimiz akınca
bir ince yol onları sıkıyor, daraltıyor;
beni anlayamazsan gözlerime bakınca
göğsümü parçala bak kalbim nasıl atıyor.

daha pek doymamışken yaşamanın tadına
gönül bağlanmaz oldu ne kıza, ne kadına…
gönlüm yüz sürmek ister yalnız senin katına.
senden başka her şeyi bir mangıra satıyor.

sensin, kalbim değildir, böyle göğsüme vuran,
sensin “ülkü” adıyla beynimde dimdik duran.
sensin çeyrek asırlık günlerimi dolduran;
seni çıkarsam, ömrüm başlamadan bitiyor.

hem bunları ne çıkar anlatsam bir dizeye?
hisler kambur oluyor dökülünce yazıya.
kısacası gönlümü verdim ulu gazi’ye.
göğsümde şimdi yalnız onun aşkı yatıyor.
devamını gör...

sevdiği bir insana sarılmak; onun kalp atışlarını duymak, hissetmek. sessizlik...
devamını gör...

apartman, market gibi yerlere girip çıkarken arkanızdan biri geliyorsa kapıyı tutmak, laps diye kapıyı üstüne bırakmamak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim