seni sen yapan cümlelerin
insan işte.
biri iyi bir şey yaptığında insani tarafını vurgulamak için kullanıyorum, kötü bir şey yaptığında ise nefsini/şeytani tarafını vurgulamak için kullanıyorum. iyi bir şey mi diyorsun kötü bir şey mi anlamıyorum diyen oldu, eh onu da sen anla. *
biri iyi bir şey yaptığında insani tarafını vurgulamak için kullanıyorum, kötü bir şey yaptığında ise nefsini/şeytani tarafını vurgulamak için kullanıyorum. iyi bir şey mi diyorsun kötü bir şey mi anlamıyorum diyen oldu, eh onu da sen anla. *
devamını gör...
delirmekten korkmak
başlık aklıma şu klişe sözü getirdi: "müziğin sesini duymayanlar, dans edenleri deli sanırlar."
(bkz: friedrich nietzsche)
(bkz: friedrich nietzsche)
devamını gör...
evde terlik giyme bağımlılığı
ben terlik giymeyi sevmezdim ama annem bana alıştırdı, yaz kış ayağımda terlikle gezmeye başladım. işin kötüsü terliklerim ailemizin kavga konusu olacak kadar takılıyor evimde. terlik giyiyorum, babam ve abim yazdan kendimi terliğe alıştırırsam kışın hasta olacağımı öne sürüp bana kızıyorlar, çıkartıyorum, bu sefer annem ayakların üşüyecek diye bir azarlıyor beni. her gün azarlanıyorum öyle böyle. babamlara annem giydirdi bu terliği bana diyorum bu sefer başlıyorlar annemle tartışmaya, annem laf etse babamlar kızıyor çekemem onları n’apayım çıkarttım terliğimi diyorum bu sefer annem başlıyor bık bık. ev halkı olarak tüm sorunlarımızı bıraktık, benim terliklerim üzerine tartışıyoruz. en sevdiğim terliğimin tabanı kalın diye bana terliği giydirmiyorlar, annem de desteklemeye başladı bu durumu, ben de nalet olsun diyerek terlik giymeyi bıraktım. şimdi bu hikaye ne alaka, sen ne diyorsun kızım kafasına girecekler olacak, inanın ben de bilmiyorum, anlatasım geldi. ve ciddiyim, keşke anlattıklarım şaka olsa. azarlana azarlana bir hal oldum yaa!
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
hüzünlü müzik dinlemeyi bırakmak
ciddi ciddi yapmayı düşündüğüm bir hamledir.
her şey duşa girerken müzik dinlemeye başlamam ile başladı. hüzünlü olduğum günlerde hüznüme hüzün katsın diye arabesk parçalar çalıyordum. mutlu iken ise daha keyifli melodiler dinliyordum, en başta da sevdiğim bazı jazz parçaları...
ama sonra iyice bir düşündüm ve içimden dedim ki: "yahu ben niye bok var gibi kendimi daha çok üzüyorum. hep şöyle neşeli şeyler dinlesem ya..." ama gerçekten de, niye kendime böyle bir işkence yapıyordum ki?
bunu düşüneli yanılmıyorsam 5-6 gün oldu, o kısa zamandan beri de hiç hüzünlü bir müzik açmadım. her ne kadar bu kadar kısa bir süre içerisinde büyük bir değişim geçirdiğimi iddia edemesem de, sanki kendimi şimdiden ufaktan da olsa daha mutlu hissediyor gibiyim. sevdim ben bu işi ya...
her şey duşa girerken müzik dinlemeye başlamam ile başladı. hüzünlü olduğum günlerde hüznüme hüzün katsın diye arabesk parçalar çalıyordum. mutlu iken ise daha keyifli melodiler dinliyordum, en başta da sevdiğim bazı jazz parçaları...
ama sonra iyice bir düşündüm ve içimden dedim ki: "yahu ben niye bok var gibi kendimi daha çok üzüyorum. hep şöyle neşeli şeyler dinlesem ya..." ama gerçekten de, niye kendime böyle bir işkence yapıyordum ki?
bunu düşüneli yanılmıyorsam 5-6 gün oldu, o kısa zamandan beri de hiç hüzünlü bir müzik açmadım. her ne kadar bu kadar kısa bir süre içerisinde büyük bir değişim geçirdiğimi iddia edemesem de, sanki kendimi şimdiden ufaktan da olsa daha mutlu hissediyor gibiyim. sevdim ben bu işi ya...
devamını gör...
normal sözlük bağımlılığı
2-3 gündür boş olan ya da oldurulan bütün vakitlerimin sözlükte geçmesi sonucu dâhil olduğum bağımlılık türüdür. kafa sözlük'e kaydolduğumdan beri sabaha karşı 5 gibi yatıp en geç 9 da "hadi hadi kalk, daha sözlüğe bakacaksın" diye kaldırıyorum kendimi. üstüne bir de artık rüyalarıma girmeye başladı. mesela bu gece* gördüğüm rüya şöyleydi, belli bir miktar tanım girebilmek için önce belli bir miktar artılamak ya da favorilemek gerekiyordu. çok tanım girmek isteyen rastgele artılayıp geçmesin diye çözüm olarak da hangi tanımı neden artıladığımızı liste halinde gerekçelerini yazıyorduk. fakat olay yöneticilerinin* tanımlarını artılıyorsak gerekçe göstermeye gerek yok. çünkü onlar zaten formata uygun tanım girdiklerinden artılanmalarında sorun olmazmış* evet ben önceden de normal rüyalar görmezdim, uçuk kaçık olurdu ama canım sözlük hakkında daha 2. günden böyle komplike bi rüya görmek açıkçası hoşuma gitti. bilinçaltımın sözlük ve sorunlarıyla dolduğunu fark ettim resmen. yol kurucumuz yoldaş benjamin frankline* selam olsun.
devamını gör...
belalı beddualar
yurdum insanının bunaltanlara ettiği beter eden beddualar.
allah dert versin kaşımaya tırnak vermesin.
allah dert versin kaşımaya tırnak vermesin.
devamını gör...
sözlük kütüphanesi için ne dediler
yoldaş'ın eğer destekte bulunmazsan 'anchorwoman'ı kaldırıp oraya 'cimri' yazarım tehditinden mütevellit benim de destek vereceğim oluşumdur. *
devamını gör...
diyafram solunumu
nefes kontrolünün diyafram kası ile sağlanmasıdır. diyafram solunumunda nefes alırken karın şişer, verirken normal haline döner.
doğumdan itibaren aslında içgüdüsel olarak diyafram solunumu yaparız ancak türkiye'de çocuklara verilen yetersiz eğitim ve insanların bu konuda bilinçli olmamasından dolayı bir süre sonra solunum şekli göğüs solunumuna evriliyor. bu da nefes kontrolünün yetersiz sağlanmasına yol açabiliyor.
batılı toplumlarda kiliselerde şarkı/ilahi okutmayla başlayan süreçte çocuklara diyafram solunumu öğretiliyor.* bu yüzden birçoğu seslerinin kontrolünü etkili bir şekilde sağlayabiliyor büyüdüklerinde. bizim de bu konuda çocukları ve hatta şimdi yetişkinleri de bilinçlendirmemiz gerekiyor. bu konu ile alakalı olarak #345399 no'lu tanımda da olayın öneminin anatomik ve fizyolojik alt yapısından anlaşılacak düzeyde bahsetmeye çalıştım.
bol diyaframlı günler.*
doğumdan itibaren aslında içgüdüsel olarak diyafram solunumu yaparız ancak türkiye'de çocuklara verilen yetersiz eğitim ve insanların bu konuda bilinçli olmamasından dolayı bir süre sonra solunum şekli göğüs solunumuna evriliyor. bu da nefes kontrolünün yetersiz sağlanmasına yol açabiliyor.
batılı toplumlarda kiliselerde şarkı/ilahi okutmayla başlayan süreçte çocuklara diyafram solunumu öğretiliyor.* bu yüzden birçoğu seslerinin kontrolünü etkili bir şekilde sağlayabiliyor büyüdüklerinde. bizim de bu konuda çocukları ve hatta şimdi yetişkinleri de bilinçlendirmemiz gerekiyor. bu konu ile alakalı olarak #345399 no'lu tanımda da olayın öneminin anatomik ve fizyolojik alt yapısından anlaşılacak düzeyde bahsetmeye çalıştım.
bol diyaframlı günler.*
devamını gör...
olmayacak şeylerin hayalini kurmak
inanmak başarmanın yarısıdır sözünü akıllara getiren başlık.olmayacak hayal yoktur,uğrunda uğraşmaya tenezzül etmeyen insan vardır.basaramasam bile uğrunda ölürüm yani buda bişey.
devamını gör...
miyopizma
sürekli kısa mesafelere odaklanmanın oluşma riskini arttırdığı bir görme kusuru.
kitap okuma, masa başı çalışma, iç mekanlarda bulunma vb nedenlerle hep kısa mesafelere odaklanıyorsanız arada bir pencereden dışarı uzaklara bakarak gözlerinizi dinlendirin. eskimolarda miyopi pek görülmüyor (avlanırken vb hep uzaklara odaklanıyorlar), aksine hipermetropi daha çok oluyormuş (artık yaşam tarzları değiştiği için bu da değişmiştir tabii). göz merceği odaklanabilmemiz için kasların kasılmasıyla incelir veya tombikleşir. hep yakına veya hep uzağa odaklanınca kaslar hep belli şekilde çalışır ve kaslar buna alışır (aynı şöyle: hep göğüs çalışıp sırt çalışmayınca kamburlaşırsınız. hep topuklu ayakkabı giyerseniz bacağınızın arkasındaki kaslar kısalır ve artık düz ayakkabı giyemezsiniz çünkü ağrı yapar) bu yüzden uzaklara bakabilmeleri için çocukları her fırsatta bahçeye gönderirim. pandemi nedeniyle evde kalan çocuklarda miyopiye rastlanma oranının ort. 2 kat kadar arttığını okuyunca* doğru yaptığımı anladım.
lazerle görme kusurunu düzelttirenlere de bir uyarı. doktorla bağınızı koparmayın. sonuçta gözünüzün yapısı aynen durduğu için (korneanızın incelmesi hariç) retina hastalıkları, göz tansiyonu vb riskler devam ediyor. üstüne üstlük göz kuruluğu riskiniz ameliyatla arttı ve kuruluğun belirtileri olan acı ve yanmayı sinirlerinizin kesilmiş olması nedeniyle hissedemiyor olabilirsiniz (bulanık görme nedeniyle hastaneye gidince doktorum bana gözlerimin çok kuru durumda olduğunu ama acıyı hissedemediğim için kontrole geç geldiğimi söylemişti).
kitap okuma, masa başı çalışma, iç mekanlarda bulunma vb nedenlerle hep kısa mesafelere odaklanıyorsanız arada bir pencereden dışarı uzaklara bakarak gözlerinizi dinlendirin. eskimolarda miyopi pek görülmüyor (avlanırken vb hep uzaklara odaklanıyorlar), aksine hipermetropi daha çok oluyormuş (artık yaşam tarzları değiştiği için bu da değişmiştir tabii). göz merceği odaklanabilmemiz için kasların kasılmasıyla incelir veya tombikleşir. hep yakına veya hep uzağa odaklanınca kaslar hep belli şekilde çalışır ve kaslar buna alışır (aynı şöyle: hep göğüs çalışıp sırt çalışmayınca kamburlaşırsınız. hep topuklu ayakkabı giyerseniz bacağınızın arkasındaki kaslar kısalır ve artık düz ayakkabı giyemezsiniz çünkü ağrı yapar) bu yüzden uzaklara bakabilmeleri için çocukları her fırsatta bahçeye gönderirim. pandemi nedeniyle evde kalan çocuklarda miyopiye rastlanma oranının ort. 2 kat kadar arttığını okuyunca* doğru yaptığımı anladım.
lazerle görme kusurunu düzelttirenlere de bir uyarı. doktorla bağınızı koparmayın. sonuçta gözünüzün yapısı aynen durduğu için (korneanızın incelmesi hariç) retina hastalıkları, göz tansiyonu vb riskler devam ediyor. üstüne üstlük göz kuruluğu riskiniz ameliyatla arttı ve kuruluğun belirtileri olan acı ve yanmayı sinirlerinizin kesilmiş olması nedeniyle hissedemiyor olabilirsiniz (bulanık görme nedeniyle hastaneye gidince doktorum bana gözlerimin çok kuru durumda olduğunu ama acıyı hissedemediğim için kontrole geç geldiğimi söylemişti).
devamını gör...
kitabı baskıdan okumak vs telefondan okumak
kitabı fiziki olarak okumak daha güzeldir. ancak yüzlerce, binlerce e-kitabı telefonumun içine sığdırabilirim. çalışırken, sıra beklerken vs her an çıkarıp okuyabilirim. öyle uygulamalar var ki sayfaya gitme, arama, seslendirme vs.. fiziki kitap okuma takıntım olsaydı şu ana kadar okuduklarımın ancak üçte birini okumuş olurdum.
devamını gör...
128 milyar dolarla yapılabilecekler
- 8 milyon üniversite öğrencisine, 2.000 ay boyunca kyk bursu verilebilir
- 10 milyon asgari ücretliye 36 ay boyunca maaş ödenebilir.
- 84 milyon vatandaşın her birine 1500 dolar ödeme yapılabilir
- 10 milyon asgari ücretliye 36 ay boyunca maaş ödenebilir.
- 84 milyon vatandaşın her birine 1500 dolar ödeme yapılabilir
devamını gör...
indie
aslen indipentend olarak bilinmektedir. kisaca kendine ait tarzi olan, ozgun demektir. bu terimi modadan tutun, tv program sektorune, oradan muzik sektorune, kisacasi her alanda kullanilabiliriz.
ben biraz muzik alanindaki acilimina deginecegim; indie muzik genellikle bir muzigin dali olarak bilinir ama esasen hic alakasi yoktur. indie bir eylem, bir tercihtir. nasil bir tercihtir; buyuk plak sirketleriyle (universal, sony bla bla bla) calismayi tercih etmemekdir. onlarin basma kalip muzik kulturlerinden de uzak durmaktir. ciddi butceli kliplere gerek duymamaktir. daha cok kucuk sirketlerle, akimlardan mumkun mertebe uzak durarak kendi tarzlarini yaratmaya calismaktir. genel itibariyla "şöhreti" degil de, daha cok sanatini on plana cikarmayi hedeflemektir.
indie'nin bir kac dali vardir bu arada; pop, rock, folk gibi (belki daha fazla vardir, cok fazla bilgi sahibi degilim). ve ayni zamanda indie gruplari da mevcuttur. bu tarzi bunyesinde barindiran sanatcilar kimlerdir acikcasi cok emin degilim ki ben genellikle youtube uzerinden kesfetmekteyim. ayrica indie air adindaki youtube kanali bu konuda derya deniz modunda, ilgileneceklere tavsiye edebilirim.
ben biraz muzik alanindaki acilimina deginecegim; indie muzik genellikle bir muzigin dali olarak bilinir ama esasen hic alakasi yoktur. indie bir eylem, bir tercihtir. nasil bir tercihtir; buyuk plak sirketleriyle (universal, sony bla bla bla) calismayi tercih etmemekdir. onlarin basma kalip muzik kulturlerinden de uzak durmaktir. ciddi butceli kliplere gerek duymamaktir. daha cok kucuk sirketlerle, akimlardan mumkun mertebe uzak durarak kendi tarzlarini yaratmaya calismaktir. genel itibariyla "şöhreti" degil de, daha cok sanatini on plana cikarmayi hedeflemektir.
indie'nin bir kac dali vardir bu arada; pop, rock, folk gibi (belki daha fazla vardir, cok fazla bilgi sahibi degilim). ve ayni zamanda indie gruplari da mevcuttur. bu tarzi bunyesinde barindiran sanatcilar kimlerdir acikcasi cok emin degilim ki ben genellikle youtube uzerinden kesfetmekteyim. ayrica indie air adindaki youtube kanali bu konuda derya deniz modunda, ilgileneceklere tavsiye edebilirim.
devamını gör...
fetanet
hz peygamber sıfatlarından birisidir.
aklı başında, akıllı zeki kimse için söylenir.
eskiden bilhassa muhafazakar ailelerin kız çocuklarına daha sık verilirmiş fetanet ismi.
şimdi bu kadar kullanılmıyor.
aklı başında, akıllı zeki kimse için söylenir.
eskiden bilhassa muhafazakar ailelerin kız çocuklarına daha sık verilirmiş fetanet ismi.
şimdi bu kadar kullanılmıyor.
devamını gör...
iş hayatının insana kazandırdıkları
kendi paranı kendi kazanmanın sonucu paranın değerini bilmek ve bir takım sorunlu insanlar.
devamını gör...
750 bin lise mezununun çözemediği matematik sorusu
bu eğitim sistemiyle normal olan sonuç.
bir arkadaşım mekatronik mühendisliğinde okuyordu. matematik derslerinden birinde hocaya "hocam bu neden böyle oluyor, mantığı nedir bunun?" diye sormuş. gelen cevap "boş ver mantığını, böyle ezberle!" olmuş. bu kafayla gidip sonra "öğrenciler yapamıyor" diye eleştirmek gülünç (başlık sahibi için demiyorum elbette. eğitim camiasındaki bu tip hocalardan bahsediyorum.)
insanlara doğru dürüst bir şey öğrettiğimiz falan yok. hep ezber, hep ezber... ezbere karşı olduğunu söyleyen kurumların hazırladığı ders kitaplarını bir kez okumanız yeterli. mesela liseler için hazırlanmış biyoloji kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum. bakın bakalım o konuları akılda tutmanın ezberden başka yolu var mı.
bir arkadaşım mekatronik mühendisliğinde okuyordu. matematik derslerinden birinde hocaya "hocam bu neden böyle oluyor, mantığı nedir bunun?" diye sormuş. gelen cevap "boş ver mantığını, böyle ezberle!" olmuş. bu kafayla gidip sonra "öğrenciler yapamıyor" diye eleştirmek gülünç (başlık sahibi için demiyorum elbette. eğitim camiasındaki bu tip hocalardan bahsediyorum.)
insanlara doğru dürüst bir şey öğrettiğimiz falan yok. hep ezber, hep ezber... ezbere karşı olduğunu söyleyen kurumların hazırladığı ders kitaplarını bir kez okumanız yeterli. mesela liseler için hazırlanmış biyoloji kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum. bakın bakalım o konuları akılda tutmanın ezberden başka yolu var mı.
devamını gör...



