kız kıza çıkılan ilk tatil, deniz kum güneş ve gün batımı, insan nasıl huzur dolmaz ki.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bunca zaman bu meslekle ilgili bu kadar az tanım girilmesine şaşırdığım başlıktır. kendilerini sever sayarız.
devamını gör...

sadece yazmak ve okumak istiyordur. yalnızlık hoşuna gidiyordur. bir şeyleri tartışmak istemiyor da olabilir. önceden dm'de tecrübe ettiği kalitesiz durumlar da buna sebep olmuş olabilir. hepsinden öte depresyon bile olabilir. ama güzel karardır. kaldı ki açıkken mesaj yağıyor muydu sanki derseniz, öyle değildi tabi ama ben yağdırıyordum. mesaj alımını kapatınca aynı zamanda atamıyorum bu sayede bazı yazılarda çok müdahale edesim, sataşasım gelse de hem kendime hem bana çatan yazar arkadaşlara çıkaracağım huzursuzluğun önüne de geçiyorum.
devamını gör...

fransız şair yves bonnefoy tarafından kaleme alınmış ve sıklıkla aynı şairin lieu de la salamandre şiiri ile karıştırılan şiir. bonnefoy tarafından 50'li yıllarda yayımlanmış olan du mouvement et de l'immobilité de douve'un bir parçası olan şiir ne yazık ki çeviri sırasında parçalara ayrılmış ve eksiltilmiş durumda. zaten doğru düzgün bonnefoy çevirisi bulmak mümkün değilken olanının da bu kadar eksiltilmiş olması gerçekten can sıkıcı bir durum. sait maden tarafından dilimize semender ismi ile kazandırılmıştır aynı zamanda. du mouvement et de l'immobilité de douve zaten başlı başına okuyucuyu dibi olmayan bir kuyuya atlıyormuş gibi hissettirmek için yazılmışken - ki bana kalırsa bonnefoy l’acte et le lieu de la poésie'de söylediklerini resmen canlı bir biçimde yaratmış- la salamandre'de pek farklı sayılmaz. şiire dair hoş bir ismet özel detayı var ki onu da not düşeyim*:

"değil mi ki albatrosu baudelaire'den
yves bonnefoy'dan semenderi öğrendim
bir gün bakarsınız
şu güzelim bilgiç beynimi kırıp
teneşir tahtası olarak kullanabilirim."

- ismet özel, akla karşı tezler

la salamandre, sait maden çevirisi ile:


ve douve’sun işte sen şimdi son odasında yazın.
bir semender duvarda kaçıp gitmede. o güzel
insan başı yaymada yaz ölümünü. “yok
olmak isterim sende, dar yaşayış” diye haykırıyor douve.
boş şimşek dudaklarıma koş, içime işle!

“bak bana, bak bana, koştum ben! ”

yanındayım senin, douve, ısıtıyorum seni.
aramızda yalnız bu çakıldan lamba var, bu
dinmiş biraz gölge, ellerimiz ki gölge
bekleyip durur. şaşırmış semender, kalmışsın
kımıltısız.

yaşamış olmakla ânını bilgiye dönüşen en yakın tenin.

semender yeniden göründüğünde, güneş
daha yeryüzünde pek alçaktaydı,
o parlayan gövdeyle bezenmişti yol taşlarıysa.

daha yeni koparmıştı son
bağlantıyı ki gölgede dokunulan yürektir o.

yarattı yarası, o kayalar görünümü,
bir ölüm vadisini kımıltısız bir gök altında.
dönüp gene bütün camlara, yüzü
ışıdı yıllanmış ölüm ağaçlarıyla.


yazıldığı dilde:


ı

et maintenant tu es douve dans la dernière chambre d’été.

une salamandre fuit sur le mur. sa douce tête d’homme répand la mort de l’été. « je veux m’abîmer en toi, vie étroite, crie douve. éclair vide, cours sur mes lèvres, pénètre-moi !

« j’aime m’aveugler, me livrer à la terre. j’aime ne plus savoir quelles dents froides me possèdent. »

ıı

toute une nuit je t’ai rêvée ligneuse. douve, pour mieux t’offrir à la flamme. et statue verte épousée par l’écorce, pour mieux jouir de ta tête éclairante.

éprouvant sous mes doigts le débat du brasier et des lèvres : je te voyais me sourire. or, ce grand jour en toi des braises m’aveuglait.

ııı

« regarde-moi, regarde-moi, j’ai couru ! »

je suis prés de toi, douve, je t’éclaire. ıl n’y a plus entre nous que cette lampe rocailleuse, ce peu d’ombre apaisé, nos mains que l’ombre attend. salamandre surprise, tu demeures immobile.

ayant vécu l’instant où la chair la plus proche se mue en connaissance.

ıv

ainsi restions-nous éveillés au sommet de la nuit de l’être. un buisson céda.

rupture secrète, par quel oiseau de sang circulais-tu dans nos ténèbres ?

quelle chambre rejoignais-tu, où s’aggravait l’horreur de l’aube sur les vitres

quand reparut la salamandre, le soleil
était déjà très bas sur toute terre,
les dalles se paraient de ce corps rayonnant.
et déjà il avait rompu cette dernière
attache qu’est le cœur que l’on touche dans l’ombre

sa blessure créa, paysage rocheux, une combe où mourir sous un ciel immobile. tourné encor à toutes vitres, son visage s’illumina de ces vieux arbres où mourir.

cassandre, dira-t-il, mains désertes et peintes, regard puisé plus bas que tout regard épris, accueille dans tes mains, sauve dans leur étreinte ma tête déjà morte où le temps se détruit.

l’ıdée me vient que je suis pur et je demeure dans la haute maison dont je m’étais enfui. oh pour que tout soit simple aux rives où je meure resserre entre mes doigts le seul livre et le prix.

lisse-moi, farde-moi. colore mon absence. désœuvré ce regard qui méconnaît la nuit. couche sur moi les plis d’un durable silence, éteins avec la lampe une terre d’oubli.
devamını gör...

devamını gör...

düşündürdü yine beni gözlerin ile de bilinen haluk levent şarkısıdır.

düşündürdü yine beni gözlerin
her bakışın içimde ateş olur
beni benden alır senin sözlerin,
biri biter ötekisi dert olur.
geçmişte kaldı artık mutlu günler
deli gönlüm sana hala vurgundur
yeter artık yeter gönül feryat et
bir bakarsın düşlerin gerçek olur
yeter artık yeter gönül feryat et
düşünüp susmak içine dert olur
yeter artık yeter gönül feryat et
bir bakarsın düşlerin gerçek olur
devamını gör...

şu anda fark ettiğim hede.
düşünsenize gün gelecek bayramda eli öpülmeye gelinilen kişi olacaksınız. çocuklarınız sizinle kavga edecek, hiçbir şeyden anlamayan bunak birisi olduğunuzu düşünecek. arkadaşlarınız ölmüş olacak ve yanlız kalacaksınız. çünkü jenerasyon değişmiş olacak. o günün teknolojisine ayak uyduramayacaksınız.
acaba 45 yaşına gelince kendimi mi assam?
devamını gör...

yoros kalesi, istanbul'da anadolukavağı sırtlarında, doğu roma döneminden kalma ve eski dönemlerde kutsal sayılan bir kaledir. adının antik çağ tanrılarından zeus'un sıfatı olan "uygun rüzgarlar" anlamına gelen ourios'tan geldiği iddia edilir. "dağ" anlamındaki oros'tan geldiği de düşünülmektedir. kalenin deposunda tutulan 661 tarihî eser 2 şubat 2015'te çalınmıştı.
tarihi kaleyi ziyaret eden bazı ziyaretçiler, duvarlara sprey boyalarla yazılar yazdı. kalenin içinde çöplerin oluşturduğu kirlilik göze çarparken, meşrubat kutuları, cam şişeler ve plastik atıkların fazlalığı tarihi alanın hoyratça kullanıldığını gösteriyor.kaynak haber ve video
sadece bu kaleye değil birçok tarihi esere yazı yazanlar madem ki yazı yazmaya meraklısınız sanal ortamda yazın. kalenin eski bir videosu.
devamını gör...

dizi boyunca da yaptığım yorumları içimden ingilizce yapıyorum. zaten içimden ingilizce konuşurken benden iyisi yok.
devamını gör...

benim için: sürekli negatif olması.
ruhu emer bunlar. hayat enerjini bitirir. gereksiz insanlardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bana, "uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın" dizesini hatırlatan eylem.

o vedalaşmalar, bir parça daha sığsın diye fermuarı üzerine oturularak kapatïldığı belli valizler, sevgilisini uğurlayan genç kadın ya da adamlar, çocuğunu uğurlayan umutlu ve gururlu bakışlar... son sarılış, son öpüş, acele akan birkaç damla göz yaşı. otobüsün buğulu camından dışarıya, içeriye sallanan eller. otobüs hareket edinceye kadar, "bak, sen gidinceye kadar ben gitmiyorum." der gibi bekleyen yolcu yakınları.

ağlayan bebekler kaçınılmaz. ben çok severim bebek ağlamasını uzun yolculuklarda. uyuyan yolcular kıpırdanır, homurdanır bazısı ama bebek işte, yapacak bir şey yok. hiçbir şeye gösterilemeyen o anlayış, bu minik insanlara sunulur. sonra çay kahve servisleri. yarı dolu bardaklardan bir şeyler içerek geçen bir zaman olur. en az bir yolcunun muhakkak susmayan bir telefonu vardır. en az bir yolcu belli aralıklarla öksürür. bir kişiyi yolculuk tutar, cam kenarı bilet aldığını sanarak koridordan bilet almıştır, yerini değiştirmek ister usulca. genç bir yolcu vardır, kulaklığından taşan sesi birkaç yolcu muhakkak duyuyordur.

ihtiyaç molaları vardır, bir de daha uzun ihtiyaç molaları. ilkinde otobüsten iner, ben nerede neyden indim diye şöyle bir arkama bakarım. geceyse muhteşem bir ayazdır. kimsenin sigarasına davrandığı kadar hızlı tuvalete gitmediğine şaşarım bazen. sanki o sigara henüz merdivenleri inerken herkesin dudağına konar. oysa tuvalet öyle mi? ona koşarak giden çok az insan görürüm. süre bitti mi hızlıca yere atılıp siyah kunduralar altında ezilir o sigaralar. bir hışım ama, seninle işim bitti der gibi atılırlar beş dakika önce tutulan ellerden. yolculuğa devam edileceği anons edilir, çok az yolcu dışarıda kalmıştır zaten.

her yerden, renkten insan bir dikdörtgen kutu içine doluşmuş bir yerlere gideriz. bu kadar farklı insan belki ancak ulaşım sebebiyle bir araya gelebiliyordur, birbirine tahammül edebiliyordur.

acil bir işim olmadıkça ben şehirden şehire otobüslerle yolculuk etmeyi severim. o yolculuklarda en azından tabelalar, evler, sokaklar, yollar, ağaçlar görürüm. aynı aracı paylaştığım insanlarla sözlü olmasa da bir iletişimde olduğumu hissederim. uçakta kendimi yolculuk ediyormuş gibi hissetmiyorum.
devamını gör...

hdp terör örgütünün meclis uzantısıdır. kurucuları gerilla kıyafeti giyip aponun fotoğrafı altında 32 dişini göstererek fotoğraf çektirmiştir. kürsüye çıkıp pkk ya övgülerde bulunan parti üyeleri mevcuttur.

edit: hdp ye her terörist diyen de akpartili değildir arkadaşlar şunu kafanıza sokun!
devamını gör...

müslüman olan ilk sahabilerden biri. ayrıca servet birikimi hakkındaki görüşleriyle ünlenmiştir. günümüzde en ünlü sahabilerden biridir. hz. ebu zer, diğer sahabelerin aksine kur'an-ı kerim'deki serveti biriktirip de allah yolunda sarfetmeyenleri bir azap bekliyor gibi ayetlere dayanarak, ihtiyaç fazlası olan malın allah yolunda harcanması gerektiğine inanırdı. fakat diğer bazı sahabeler bu görüşü reddeder ve az önce söylediğim tipte ayetlerin, zekât ayetlerinin indirilmesiyle beraber neshedildiğini söylerdi. fakat çoğunluk sahabeler ise, az önce söylediğim tipte ayetlerin, zekât vermeyenleri kastettiğini söylüyordu. fakat bazı rivayetlere göre, hz. ebu zer, resulullah'ın da kendisi gibi düşündüğünü söylüyordu. muaviye, ilgili ayetlerde kastedilenin ehli-kitap olduğunu söylerken, hz. ali, ilgili ayetlerin 4.000 dirhemden fazla malı olan kimsenin allah yolunda harcamayıp biriktirenler hakkında indiğine inanırdı. ki bu konu daha fazla araştırılmalıdır, bu anlattıklarım, konunun sadece bir kısmıdır.

günümüzde, hz. ebu zer, pek çok insanın dikkatini çeken bir sahabedir. ki kendi zamanında da dikkatleri üzerine çekmişti, bundan olsa gerek, bazen hakkında bazı haberler de uydurulmuştu.

resulullah'ın, hz. ebu zer'e, dünyaya hiç değer vermediği için, elinde bulunanla yetine bildiği için, "mesîh-ül-islâm" lakabını verdiği söylenir. hz. ebu zer, fakir ve yalnız yaşardı. resulullah, tirmizi ve ibn mace hadisine göre şöyle buyurmuştur:

"gökkubbenin altında ve yeryüzünün üstünde ebu zer'den daha doğru sözlü kimse yoktur." (tirmizi bu hadis'in hasen, yani sahih hadisle zayıf hadis arasında, fakat sahih'e daha yakın olan bir hadis olduğunu söylemiştir).

resulullah, tirmizi hadisine göre şöyle buyurmuştur:

"konuşma tarzı (lehçe) sahibi olarak, meryem oğlu isa'nın benzeri, ebu zerr'den daha doğru ve daha vefalı birini ne gök kubbesi altında barındırmış ne de yeryüzü sırtında taşımıştır." hz. ömer, imreniyormuşcasına, "ey allah'ın rasulü! onu bu şekilde tanıyor musun?" dedi. bunun üzerine resulullah, "evet" dedi ve ardından, "siz de onu öylece tanıyın." buyurdu. -- tirmizi bu hadis'in hasen garip olduğunu söylemiştir, fakat "hasen garip" ne demek, bunu açıklamamıştır, daha fazla bilgi için bkz.

bir tirmizi hadisine göre, resulullah şöyle buyurmuştur:

"ebu zer, yeryüzünde meryem oğlu isa'nın zahidliği gibi yaşayıp gitmiştir."

ayrıca tebük seferi ile ilgili şöyle bir olay da anlatılır,

"hz. ebu zer anlatıyor:

"devem yaşlı olduğu için, tebük seferinde arkada kaldım. onu biraz besledikten sonra resulullah'a yetişirim diye düşünmüştüm. birkaç gün besledikten sonra yola devam ettim. fakat yolda iyice benimle inatlaştı. yerinden hiç kımıldamadı. eşyalarımı sırtıma atıp şiddetli sıcaklara rağmen yaya olarak yoluma devam ettim. birgün öğle vakti resulullah'a yetişebildim. susuzluğumun son haddine varmıştım. gözcülerden biri beni görünce, resulullah'a şöyle dedi:

"ya resulullah! bir adam yol üstünde tek başına yürüyor!"
resulullah şöyle buyurdu: "ebu zer mi? ebu zer olmasını isterdim."
dedi: "ya resulullah! vallahi, ta kendisi!"
resulullah buyurdu: "allah ebu zer'e rahmet etsin! o yalnız başına yürür, yalnız başına ölür, yalnız başına diriltilir!"

resulullah'ın yanına vardım. neden geciktiğimi sordu. devemin durumunu anlattım. bana, "ey ebu zer! bana gelip kavuşuncaya kadar allah, senin attığın her adımına karşılık bir günahını bağışlasın!" diye dua buyurdu."
devamını gör...

birinin her konuda fikri olması aslında olumlu bir şeydir. sıkıntı olan ise, her şeyi bilircesine davranan kişilerdir. oysa onlar hiç bir şeyi derinlemesine bilmezler. beyinleri sathi bilgilerle dolup taşmıştır. çerezlik bilgilerle malumatfuruşluk yaparak, kendilerini ordinaryüs profesör kalıbına sokmaya bayılan kişilerdir onlar.
devamını gör...

candan erçetin o patlamayı yapalı yaklaşık 30 yıl oldu dostum. ve ben kendisini o zamandan beri zevkle takip ederim.
son zamanlarda çok üretken olmadığı doğru ama bunu dert ettiğini de zannetmiyorum. takip edersen youtube'de pırasa böreği tarifi verdiği bir kanalı var. kırklareli'nde kendi çiftliğinde gönlüne göre yaşayıp senede 3-5 konser vererek gül gibi yaşayıp gidiyor kadın. sebebi nedir bilmiyorum ama bazı sanatçılar bir süre sonra tükeniyor. bunu zamanında fark edenler saygınlığını koruyor, fark edemeyenler ise ben saksı değilim! diye bağıran erol büyükburç'a dönüyor.
ne yapsın kadın bu saatten sonra? sandalyeye ters oturup klip mi çeksin?
devamını gör...

evet sayın yazarlar hepinizden pratik bir yemek tarifi bekliyorum. ben başlıyorum (bkz: çılbır) ile:

çılbır tarifi malzemeleri:
6 bardak su
3 yumurta
1 kaşık üzüm sirkesi
3 kaşık yoğurt
1 diş sarımsak
2 tatlı kaşığı tereyağ
pulbiber - kekik - tuz

1. suyu derin bir kaba ekleyin ve fokurdamaya başlar başlamaz altını kısın.

2. kaynayan suya sirke ekleyin ve kaşık yardımıyla bir girdap. oluşturarak içine yumurtaları kırın.

3. yumurtaların eşit bir şekilde pişmesi için ara ara karıştırarak beyazları yumurtanın etrafına toplayın.

4. yumurta sarıları sulu beyazlar tam pişmiş olmalıdır. 3-4 dakika pişirmeniz yeterli olacaktır.

5. yumurtaları servis tabağına alın.

6. bir kasede yoğurdu karıştırın ve sarımsakları rendeleyerek içine ekleyin.

7. küçük bir tavada tereyağını ekleyin ve içine nane ve pulbiberi ekleyin.

8. pişmiş olan poşe yumurtaların üzerine önce yoğurdu sonra da tereyağı ekleyin

9. işte hazır.

kaynak.
devamını gör...

genelde çok şiddetli yaşadığım,göz bebeklerimi bile zorlayan azap.bir iki kez kafamı duvara vurma noktasına gelmiştim.majezik olmasa dayanmak mümkün değil.
devamını gör...

baston.

son bir şarkı dinleme şansın olsa hangisini dinlerdin ?
devamını gör...

bir azerbaycan türküsü. farklı seslendirmeleri mevcut türkünün sözleri:

dut ağacı boyunca
dut yemedim doyunca
yari halvette gördüm
danışmadım doyunca

menim balam kime neyler
körpe balam kime neyler
menim balam ay balam
körpe balam ay balam

kızıl üzüm siyahladı
verdim anam sahladı
anama kurban olum
meni tez adahladı

gedirdim yavaş yavaş
ayağıma değdi taş
senden mene yar olmaz
gel olah bacı gardaş


her ne kadar müziğin dili olmasa da türkü hakkında doğru yorum yapabilmek için türkçede de bir anlama sahip olan sözcüklerin aslında söylendiği dile bakmak gerekiyor. örneğin "danışmak" eylemi azerbaycan dilinden türkçeye "demek, söylemek" şeklinde çevriliyor.

dut ağacının mitolojik kökleri ise türküye farklı bir hikaye kazandırıyor ki türküde de bu hikayeye göndermeler mevcut. dut nihayetinde meyvesinin lekesinin en iyi koruk dutlar ile temizlenebildiği, ağacı ise bağlama başta olmak üzere farklı çalgıların gövdesini oluşturan bir bitki.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim