normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
başlığa bak bee tüm tutti frutti'ciler toplanmışız.
devamını gör...
sevilen latince deyişler
nemo surdior est quam is qui non audiet
"hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır değildir." anlamına geliyor.
"hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır değildir." anlamına geliyor.
devamını gör...
esther kira
ester handali adı ile de bilinen ve kanuni sultan süleyman döneminde saray ile sıcak ilişkiler kurmuş yahudi bir kadın komisyoncuydu. yarım asır kadar bir zamandan beri yahudiler saray'a komisyonculuk gibi işler ve ticaretten anlamaları sayesinde girmişler ve büyük para kazanmışlardı. son zamanlarda ise bu akımın öncüsü esther kiray'dı. bu kadın biraz ileri gitmiş ve bazı paşalar üzerinde rüşvet ve benzeri şeylerle etkili olmaya başlamıştı.
gümüş akçeleri toplayıp kenarlarını yontarak piyasaya süren bu kadının istanbul halkının nefretini kazanması da uzun sürmedi. nihayet bu kenarı yontulmuş değeri düşük gümüş akçeler kapıkulu sipahilerine de dağıtılınca sipahiler ayaklanıp sadrazam halil paşadan ayak divanın da esther kira'nın kellesini istediler. bütün bunlar olurken herşeyden habersiz divan-ı humayunun önünden geçmekte olan esther kira sipahiler tarafından parçalandı. bunun üzerine yaptıkları da ortaya çıkınca esther'in 4 oğluda ertesi gün asılarak idam edlldi. yalnızca küçük oğlunun müslüman olup canını kurtardığı söylenir.
gümüş akçeleri toplayıp kenarlarını yontarak piyasaya süren bu kadının istanbul halkının nefretini kazanması da uzun sürmedi. nihayet bu kenarı yontulmuş değeri düşük gümüş akçeler kapıkulu sipahilerine de dağıtılınca sipahiler ayaklanıp sadrazam halil paşadan ayak divanın da esther kira'nın kellesini istediler. bütün bunlar olurken herşeyden habersiz divan-ı humayunun önünden geçmekte olan esther kira sipahiler tarafından parçalandı. bunun üzerine yaptıkları da ortaya çıkınca esther'in 4 oğluda ertesi gün asılarak idam edlldi. yalnızca küçük oğlunun müslüman olup canını kurtardığı söylenir.
devamını gör...
meja (yazar)
astronom olduğunu düşündüğüm güzide bir yazarımız. sözlüğü art arda bilgi içerikli tanımlar girerken dikkatimi çekti ve abandım takip tuşuna. tabi tanımlarında kaybolurken içimde bir ukde olarak kalan fizik okumak arzumu da hatırlatıp beni derin düşüncelere gark etti.
devamını gör...
en iyi 36 yazarın kolajı
ben de teşekkürlerimi sunuyorum. iyi olmak için yazıyorum elbette.
ama önemli olan kimsenin arkamdan kötü bir şey düşünmemesidir. eğer öyleyse hatam, kusurum, eksiğim vardır.
burada like almak için değil, gönül almak için yazıyorum.
siz değerli yazarlar da teveccüh ediyorsunuz.
inanın başka bir derdim yok.
hepinizi saygıyla selamlıyorum, iyi ki varsınız.
ama önemli olan kimsenin arkamdan kötü bir şey düşünmemesidir. eğer öyleyse hatam, kusurum, eksiğim vardır.
burada like almak için değil, gönül almak için yazıyorum.
siz değerli yazarlar da teveccüh ediyorsunuz.
inanın başka bir derdim yok.
hepinizi saygıyla selamlıyorum, iyi ki varsınız.
devamını gör...
viyana filarmoni orkestrası
an itibariyle yaz gecesi konseri ile trt 2'de canlı yayınla arz-ı endam etmekte olan orkestradır.
devamını gör...
sözlüğün müslüman kaynaması
allah başlık açmış dediğim durum.
devamını gör...
uğur mumcu
türkiyede araştırmacı gazeteciliği hakkı ile yapan 24 ocak 'ta arabasına konan bir bomba ile haince öldürülen cumhuriyet gazetesi yazarı.
ilk okudugum kitabı sakıncalı piyade olmalı. askerlik zamanlarında orduda solcu olduğu için yaşadığı zorlukları komik bir şeklide anlatır.
tekrar tekrar okunması gereken türkiye' nın erken kaybettiği değeri.
ilk okudugum kitabı sakıncalı piyade olmalı. askerlik zamanlarında orduda solcu olduğu için yaşadığı zorlukları komik bir şeklide anlatır.
tekrar tekrar okunması gereken türkiye' nın erken kaybettiği değeri.
devamını gör...
asaf halet çelebi
adını yazmanın bile insana bir şiir gibi geldiği şairdir. şairliği bir yana bence insanlığı ile de bambaşka biri çelebi. sadece şunu sormak isterdim çelebiyi görsem: “ gönlümüzü put sanıp kıran kim?”
devamını gör...
ford mustang
1967 model shelby gt500'ünü aşırı derecede seksi bulduğum araba markası. evet, gerçekten seksi buluyorum, şaka değil.
bir de mat siyah yapmışlar ki uff!

görselin kaynağı
bir de mat siyah yapmışlar ki uff!

görselin kaynağı
devamını gör...
normal sözlük'te çıkacak ilk tartışma
küfürsüz olmasını umduğumdur. kendini düzgünce ifade edip seviyeyi koruyabilenler arasında olması misirimizi kolamizi yanımıza alıp izlettirir.
devamını gör...
hayatınızı mahveden şeyler
şöyle bir bakıyorum da, hayatımı mahveden tek şey kendim. ne kadar etken olursa olsun hayatımda, kendi hatalarım başı çekiyor. topluyoruz bakalım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bağırsam bağıramam öyle bir hal, oysa o ilk feryat çıksa ağzımdan gerisi gelecek gibi, böyle kırık dökük kalmayacak hiçbişi..
ona bakıyorum, o benden daha ürkek ve milyar kat aşina bana, kuş masalından kış masalına geçiş yapan bana bakıyor, elimi tutuyor sanki, gözleri bana mı dikili onun? kelimeleri nerde peki? bu muyum ben? o mu bu kadar olan? anlamıyorum.
nerede durmam gerekiyor? nereye kadar gitmem gerekiyor bilmiyorum, tutsana ya elimi hadi? "olur öyle bazen" tarzı değil ama, saçlarımı okşasana, saçma bile olsa "geçecek" desene?
saçma olduğunu bile bile inansam sana, kış mevsiminde değiliz ki masalında yiteyim diyeyim, korkuyorum lan, anlasana!!!
ona bakıyorum, o benden daha ürkek ve milyar kat aşina bana, kuş masalından kış masalına geçiş yapan bana bakıyor, elimi tutuyor sanki, gözleri bana mı dikili onun? kelimeleri nerde peki? bu muyum ben? o mu bu kadar olan? anlamıyorum.
nerede durmam gerekiyor? nereye kadar gitmem gerekiyor bilmiyorum, tutsana ya elimi hadi? "olur öyle bazen" tarzı değil ama, saçlarımı okşasana, saçma bile olsa "geçecek" desene?
saçma olduğunu bile bile inansam sana, kış mevsiminde değiliz ki masalında yiteyim diyeyim, korkuyorum lan, anlasana!!!
devamını gör...
eski tanımlara oy gelmesi
girilen tanımı hatırlamaya, tanımı tekrardan okumaya yarar.
eski tanımlarımın daha kaliteli olduğunu farketmemi de sağlıyor. bir nevi farkındalık.
eski tanımımı oylayan, günyüzüne çıkartan, sözlüğün karanlık sularında unutulmaya mahkum bırakmayan yazara/yazarlara ekstra teşekkür ederim.
eski tanımlarımın daha kaliteli olduğunu farketmemi de sağlıyor. bir nevi farkındalık.
eski tanımımı oylayan, günyüzüne çıkartan, sözlüğün karanlık sularında unutulmaya mahkum bırakmayan yazara/yazarlara ekstra teşekkür ederim.
devamını gör...
balına 1.nesil yazar olup çaylaklara ustalık taslayanlar
gerçekçi olalım ki pek çoğumuz orhan veli veya yaşar kemal değiliz. balına yeni bir sözlük olan kafa sözlüğe üye olduk. azimle klavyelediğimiz için 1. nesil yazar olduk. çaylak arkadaşlar arasında da illaki bizden daha yetenekli olanlar var. ekşici gibi davranıp lütfen azimlerini şey etmeyelim.
bazılarınız napayım kral, onlarda cingöz mütahit gibi doluşsaydı diyebilir. doğru, çakal olsalardı onlarda 1.nesil olabilir, benjamin reyiz ile aynı kayıkta yol alabilirdi. ama olmadı, yeni girişimlerde şansınız bol olsun.
bazılarınız napayım kral, onlarda cingöz mütahit gibi doluşsaydı diyebilir. doğru, çakal olsalardı onlarda 1.nesil olabilir, benjamin reyiz ile aynı kayıkta yol alabilirdi. ama olmadı, yeni girişimlerde şansınız bol olsun.
devamını gör...
rüyada sözlük yazarını görmek
her zamanki yaptığım rutin işlerimi tamamlayıp dönüşe geçtiğim ve önünden geçtiğim manavın tabelasındaki bir ayrıntıya gözümün ilişmesi sonucu bir anda tabelaya dikkat kesildim. manavın tabelasında ıvan milinski'nin yeri yazıyordu. düşündüm, taşındım ve kendi kendime bu ivan milinski yoksa şu bizim ivan milinski mi? diye mırıldanmaya başladım. aslında önceden de aşina olduğum işyeri sahibinin karşısına geçip kulağına fısıldar şekilde:
merhabalar, siz kafa sözlük'te yazan ivan milinski bey siz misiniz? diye sordum ve aldığım cevap teyit edilince büyük bir heyecanla :
aynı sözlükte yazan örnek vatandaş bey var, işte o benim dedim. tanışma ve kaynaşma faslına geçemeden rüya bitiverdi.
yazar görüşü: şimdi merak edip yazarın eşkalini isteyenler olacaktır. rüyamda gördüğüm ıvanmilinski bey alnı hafiften açık, saçları kahverengi ve geriye taranmış, normal tıraşlı, tıknaz boylu, hafiften göbekli klasik tarzda bir vatandaştı. bu tarif hayalinizdeki ıvanmilinski ile örtüşüyor mu bilemem?
merhabalar, siz kafa sözlük'te yazan ivan milinski bey siz misiniz? diye sordum ve aldığım cevap teyit edilince büyük bir heyecanla :
aynı sözlükte yazan örnek vatandaş bey var, işte o benim dedim. tanışma ve kaynaşma faslına geçemeden rüya bitiverdi.
yazar görüşü: şimdi merak edip yazarın eşkalini isteyenler olacaktır. rüyamda gördüğüm ıvanmilinski bey alnı hafiften açık, saçları kahverengi ve geriye taranmış, normal tıraşlı, tıknaz boylu, hafiften göbekli klasik tarzda bir vatandaştı. bu tarif hayalinizdeki ıvanmilinski ile örtüşüyor mu bilemem?
devamını gör...
dindarları cahil yobaz gerici sanmak
hiç şüphesiz, inanmayanların %90'ı böyle düşünür, hatta belki oran daha fazladır.
ama aslında durum böyle değil..
mesela gazali, herhangi bir felsefeciden çok daha fazla felsefe bilgisi vardır ama benimsediği görüşler ve inançları yüzünden hep gerici diye lanse edilir.
dindarlar ve en azından elinden geldiği kadar dindar olmaya çalışanlar genellikle
bu ve bu tür önyargılara sürekli maruz kalıyor ve buna maruz kalmasının en büyük nedeni inançları..
sorsan herkes ileirici ama basit bir inancı bile anlayamıyor..
ama aslında durum böyle değil..
mesela gazali, herhangi bir felsefeciden çok daha fazla felsefe bilgisi vardır ama benimsediği görüşler ve inançları yüzünden hep gerici diye lanse edilir.
dindarlar ve en azından elinden geldiği kadar dindar olmaya çalışanlar genellikle
bu ve bu tür önyargılara sürekli maruz kalıyor ve buna maruz kalmasının en büyük nedeni inançları..
sorsan herkes ileirici ama basit bir inancı bile anlayamıyor..
devamını gör...
veba geceleri
orhan pamuk’un 40 yıl düşünüp 5 senede yazdığım dediği romanıdır.
pamuk okuyuculara hayali bir ada olan minger adasında geçen “veba gecelerini” anlatıyor.
1901 yılında osmanlının minger adası’nda veba salgını ve salgının getirdikleri ustalıkla anlatılmış severek okudum.
öncelikle kitabın 2017 yılında çıkması bekleniyordu ama bir türlü çıkmadı ve ertelenip durdu herkes merakla bekliyordu ve sonunda 2021 yılında okuyucularla buluştu.
orhan pamuk harika bir dünya yaratmış hayranlıkla okudum minger adası ve içinde yarattığı dünya acayip lezzetli.
dönemi bütün gerçekliğiyle anlatması her kısmına özenmesi kitabın arkasında büyük bir emek olduğunu gösteriyor.
yarattığı dünyayı bu kadar iyi tasvir etmiş olması kitaptan alınan keyfi büyük miktarda arttırıyor. ayrıca ada için harita çizmesi fotoğraflar oluşturması okurken romanı daha anlaşılır yapıyor.
kitapta anlatıcı kişi mina mingerli adında bir kişi orhan pamuk yazarken daha iyi bir konfora sahip olmak için böyle bir şey tercih etmiş olmalı sanırım romanı yazarken kendisini daha özgür hissetmek için anlatıcı pozisyonunda mina mingerli adında bir hanımefendi bulunuyor.
orhan pamuk bu kitabında okuyucuya hem tarihi hem masalsı bir hikâye vadediyor. kitabı eline alan kişi zırhlı bir landoya atlayıp minger adasında hoş bir gezintiye çıkıyor. (bkz: lando)
ayrıca orhan pamuk’un bu kitabında kendisinden beklendiği üzere sık sık hatalar bulunuyor. devrik cümleler ve eksik virgüller bolca karşımıza çıkıyor. ben şahsen pek umursamam öyle şeyleri ama dikkat edip kitaptan soğuyacak kişiler olduğunu biliyorum ve tahmin ediyorum.
tabii orhan pamuk kitabı denince akla gelen bir başka mevzu ise siyasi göndermeler.
kitapta sık sık siyasi göndermeler bulunuyor ama orhan pamuk’un bir söyleşide bahsettiği gibi bu durum romanın dengesini bozmamış.
ben şahsen okuyucu olarak 100 yıl önce bulunan cahillikle şu an hala devam eden cahillik arasında bir fark göremedim ve bu duruma çok üzüldüm.
kitapta hoşuma en çok giden kısım ise yaratılan karakterlerin çok fazla detaylı olmasıydı. dediğim gibi karakterler üzerine çok düşünülerek yaratılmış ve hepsi okuma iştahını arttırıyor.
kitapta beğenmediğim kısımları spoiler bölümünde anlatacağım.
sonuç olarak orhan pamuk demlenmiş hatta yeterince demlenmiş güzel bir roman ortaya çıkarmış ben keyif alarak ve severek okudum.
kitaptan hoşuma giden bir kaç alıntıyı ekleyeyim.
karantina, halka rağmen halkı eğitip onlara kendi kendini koruma hünerini öğretme işidir.
bir tarih kitabındaki kişileri sevmemiz ya da onlardan nefret etmemiz zordur. ama romanları okurken bu duygulara kapılabilirsiniz.
insanların birbirleriyle ilişkileri zayıflamıştı, dostlukları ve yeni bir şeyleri öğrenme, yeni söylentilere öfkelenme isteği de azalmıştı. herkesin yeterince korkusu, yarası, telaşı vardı.
insan felaketin daha büyümeyeceğine, en sonunda bütün salgınlar gibi bunun da sönüp gideceğine, kimsenin görmediği bir köşede, hiç dışarı çıkmadan bir süre oturup beklerse başına bir şey gelmeyeceğine kendini inandırabilirdi.
tarihi hikayeler ne kadar “romantik” iseler, o kadar doğru değildirler ve ne kadar “doğruysalar” -ne yazık ki- o kadar da romantik değildirler.
kitapta geçen doktor nuri ve pakize sultan aşkı bu kitabı birçok bakış açısıyla değerlendirmemi sağladı. pakize sultan 1901 döneminde kadın olmanın ve sultan olmanın zorluklarını çekerken doktor nuri bilgili, namuslu ve mesleğine aşık biri olmanın zorluklarını çekiyor.
dönemin gelenekleri, yaşam koşulları, dini inançlar, ırk ayrımı, milliyetçilik, tarikatlar gibi konular arasında ve minger adasında sıkışıp kalan doktor nuri ve eşi pakize sultan romanda en sevdiğim karakterler oldular.
orhan pamuk’un bu kitabında sevmediğim kısımlar ise karakterlerin az oluşuydu. harika bir ada yaratmışsın çok güzel betimlemelerle anlatmışsın ama karakter sayısı bir elin parmağını geçmiyor bu durum beni büyük hayal kırıklığına uğrattı.
bir başka konu ise veba konusuydu yazar veba konusunu yeterince detaylı anlatmamış veya anlatmayı tercih etmemiş. ayrıca adada yaşayan insanların yaşadığı ürkü (topluluğu saran korku) çok iyi yansıtılmamış.
yazarın sık sık parantez içine bir şeyler eklemesi bir başka canımı sıkan konuydu sanırım bunları yapmak istediği için anlatıcıyı başka birisi yapmış bilmiyorum hoşuma gitmedi.
ayrıca tarihi bir kitap diye yapıldı sanırım ama kitap size spoiler veriyor çok rahatsız oldum 100. sayfada kim ölecek kim kalacak öğrenmiş oldum.
kitabın arkasında bulunan gösterişli ifadeler hoşuma gitmedi (satış mevzusuyla alakalı ticari bir konu sanırım) “pamuk yaşayan en büyük yazar” orhan abi bu cümleyi keşke koydurmasaydın yahu.
kitapla ilgili sevmediğim son olay ise kitapta bulunan yıllar sonra kısmıydı bence biraz gereksiz ve fazla olmuş.
kitapta sevdiğim kısımlar ise az bulunan karakterlerin mükemmele yakın şekilde oluşturulmasıydı.
öncelikle orhan pamuk’un bu romanında aşk kavramı çok güzel ve gerçek şekilde anlatılıyor. ölüm korkusu ve ölüm korkusunun insana neler yaptıracağı çok başarılı şekilde anlatılıyor.
minger adasının başlarda cennet gibi tasvir edilip zamanla cehenneme dönmesi bence bu romanın en başarılı kısmıydı.
dönemin tarihinin her iki bakış açısıyla ele alınması hoşuma giden bir başka detaydı.
anlatılan minger adasının kitapta harita şeklinde bulunması gerçekten çok hoşuma gitti haritayı incelemek incelerken hikâyeyi okumak çok keyifliydi.
bir başka konu orhan pamuk’un ölüme bakış açısıydı kitapta ölen karakterlerin ölümü abartılmadan gerçek şekilde anlatılmış. pamuk ölenle ölünmez niyetiyle ölümleri anlatmış ve anlamsızca çok hoşuma gitti.
büyük emek verilmiş bu romanı bizlerle geç de olsa buluşturduğu için orhan pamuk abiye buradan teşekkürlerimi iletiyorum. minger adasında çok güzel gezintilere çıkardın beni sağ ol orhan abi
not: 537 sayfalık bir kitabı hızlı şekilde okuduğum için unuttuğum veya yanlış değerlendirdiğim kısımlar olmuş olabilir kusura bakmayın.
pamuk okuyuculara hayali bir ada olan minger adasında geçen “veba gecelerini” anlatıyor.
1901 yılında osmanlının minger adası’nda veba salgını ve salgının getirdikleri ustalıkla anlatılmış severek okudum.
öncelikle kitabın 2017 yılında çıkması bekleniyordu ama bir türlü çıkmadı ve ertelenip durdu herkes merakla bekliyordu ve sonunda 2021 yılında okuyucularla buluştu.
orhan pamuk harika bir dünya yaratmış hayranlıkla okudum minger adası ve içinde yarattığı dünya acayip lezzetli.
dönemi bütün gerçekliğiyle anlatması her kısmına özenmesi kitabın arkasında büyük bir emek olduğunu gösteriyor.
yarattığı dünyayı bu kadar iyi tasvir etmiş olması kitaptan alınan keyfi büyük miktarda arttırıyor. ayrıca ada için harita çizmesi fotoğraflar oluşturması okurken romanı daha anlaşılır yapıyor.
kitapta anlatıcı kişi mina mingerli adında bir kişi orhan pamuk yazarken daha iyi bir konfora sahip olmak için böyle bir şey tercih etmiş olmalı sanırım romanı yazarken kendisini daha özgür hissetmek için anlatıcı pozisyonunda mina mingerli adında bir hanımefendi bulunuyor.
orhan pamuk bu kitabında okuyucuya hem tarihi hem masalsı bir hikâye vadediyor. kitabı eline alan kişi zırhlı bir landoya atlayıp minger adasında hoş bir gezintiye çıkıyor. (bkz: lando)
ayrıca orhan pamuk’un bu kitabında kendisinden beklendiği üzere sık sık hatalar bulunuyor. devrik cümleler ve eksik virgüller bolca karşımıza çıkıyor. ben şahsen pek umursamam öyle şeyleri ama dikkat edip kitaptan soğuyacak kişiler olduğunu biliyorum ve tahmin ediyorum.
tabii orhan pamuk kitabı denince akla gelen bir başka mevzu ise siyasi göndermeler.
kitapta sık sık siyasi göndermeler bulunuyor ama orhan pamuk’un bir söyleşide bahsettiği gibi bu durum romanın dengesini bozmamış.
ben şahsen okuyucu olarak 100 yıl önce bulunan cahillikle şu an hala devam eden cahillik arasında bir fark göremedim ve bu duruma çok üzüldüm.
kitapta hoşuma en çok giden kısım ise yaratılan karakterlerin çok fazla detaylı olmasıydı. dediğim gibi karakterler üzerine çok düşünülerek yaratılmış ve hepsi okuma iştahını arttırıyor.
kitapta beğenmediğim kısımları spoiler bölümünde anlatacağım.
sonuç olarak orhan pamuk demlenmiş hatta yeterince demlenmiş güzel bir roman ortaya çıkarmış ben keyif alarak ve severek okudum.
kitaptan hoşuma giden bir kaç alıntıyı ekleyeyim.
karantina, halka rağmen halkı eğitip onlara kendi kendini koruma hünerini öğretme işidir.
bir tarih kitabındaki kişileri sevmemiz ya da onlardan nefret etmemiz zordur. ama romanları okurken bu duygulara kapılabilirsiniz.
insanların birbirleriyle ilişkileri zayıflamıştı, dostlukları ve yeni bir şeyleri öğrenme, yeni söylentilere öfkelenme isteği de azalmıştı. herkesin yeterince korkusu, yarası, telaşı vardı.
insan felaketin daha büyümeyeceğine, en sonunda bütün salgınlar gibi bunun da sönüp gideceğine, kimsenin görmediği bir köşede, hiç dışarı çıkmadan bir süre oturup beklerse başına bir şey gelmeyeceğine kendini inandırabilirdi.
tarihi hikayeler ne kadar “romantik” iseler, o kadar doğru değildirler ve ne kadar “doğruysalar” -ne yazık ki- o kadar da romantik değildirler.
kitapta geçen doktor nuri ve pakize sultan aşkı bu kitabı birçok bakış açısıyla değerlendirmemi sağladı. pakize sultan 1901 döneminde kadın olmanın ve sultan olmanın zorluklarını çekerken doktor nuri bilgili, namuslu ve mesleğine aşık biri olmanın zorluklarını çekiyor.
dönemin gelenekleri, yaşam koşulları, dini inançlar, ırk ayrımı, milliyetçilik, tarikatlar gibi konular arasında ve minger adasında sıkışıp kalan doktor nuri ve eşi pakize sultan romanda en sevdiğim karakterler oldular.
orhan pamuk’un bu kitabında sevmediğim kısımlar ise karakterlerin az oluşuydu. harika bir ada yaratmışsın çok güzel betimlemelerle anlatmışsın ama karakter sayısı bir elin parmağını geçmiyor bu durum beni büyük hayal kırıklığına uğrattı.
bir başka konu ise veba konusuydu yazar veba konusunu yeterince detaylı anlatmamış veya anlatmayı tercih etmemiş. ayrıca adada yaşayan insanların yaşadığı ürkü (topluluğu saran korku) çok iyi yansıtılmamış.
yazarın sık sık parantez içine bir şeyler eklemesi bir başka canımı sıkan konuydu sanırım bunları yapmak istediği için anlatıcıyı başka birisi yapmış bilmiyorum hoşuma gitmedi.
ayrıca tarihi bir kitap diye yapıldı sanırım ama kitap size spoiler veriyor çok rahatsız oldum 100. sayfada kim ölecek kim kalacak öğrenmiş oldum.
kitabın arkasında bulunan gösterişli ifadeler hoşuma gitmedi (satış mevzusuyla alakalı ticari bir konu sanırım) “pamuk yaşayan en büyük yazar” orhan abi bu cümleyi keşke koydurmasaydın yahu.
kitapla ilgili sevmediğim son olay ise kitapta bulunan yıllar sonra kısmıydı bence biraz gereksiz ve fazla olmuş.
kitapta sevdiğim kısımlar ise az bulunan karakterlerin mükemmele yakın şekilde oluşturulmasıydı.
öncelikle orhan pamuk’un bu romanında aşk kavramı çok güzel ve gerçek şekilde anlatılıyor. ölüm korkusu ve ölüm korkusunun insana neler yaptıracağı çok başarılı şekilde anlatılıyor.
minger adasının başlarda cennet gibi tasvir edilip zamanla cehenneme dönmesi bence bu romanın en başarılı kısmıydı.
dönemin tarihinin her iki bakış açısıyla ele alınması hoşuma giden bir başka detaydı.
anlatılan minger adasının kitapta harita şeklinde bulunması gerçekten çok hoşuma gitti haritayı incelemek incelerken hikâyeyi okumak çok keyifliydi.
bir başka konu orhan pamuk’un ölüme bakış açısıydı kitapta ölen karakterlerin ölümü abartılmadan gerçek şekilde anlatılmış. pamuk ölenle ölünmez niyetiyle ölümleri anlatmış ve anlamsızca çok hoşuma gitti.
büyük emek verilmiş bu romanı bizlerle geç de olsa buluşturduğu için orhan pamuk abiye buradan teşekkürlerimi iletiyorum. minger adasında çok güzel gezintilere çıkardın beni sağ ol orhan abi
not: 537 sayfalık bir kitabı hızlı şekilde okuduğum için unuttuğum veya yanlış değerlendirdiğim kısımlar olmuş olabilir kusura bakmayın.
devamını gör...
hale
meleklerin kafasının üstündeki o parlak halkaya verilen isim
devamını gör...
