dünyanın en samimiyetsiz cümlesi
yeni bir topluluğa dahil olunca genelde söylenen '' hoş geldin, biz sana çok değer veriyoruz, iyi ki varsın '' gibi sözlerdir.
devamını gör...
dünyanın en pahalı yemekleri
nusret'in altın kaplama steaki. görgüsüzlüğe doymayan arap itemidir bu ayrıca.
devamını gör...
beğeniyi kimin verdiği belli olmasın kampanyası
hatta kimse kimseyi görmesin.
sayfaya gelince herkes sadece kendini görsün diyerek arttırıyorum .
sayfaya gelince herkes sadece kendini görsün diyerek arttırıyorum .
devamını gör...
sevilen filmlerin sevilen replikleri
“intikam iyi bir şey değil mathilda, inan. unutmak daha iyi “
leon
leon
devamını gör...
6 kelimelik hikayeler
sen kimsin dedim kendime, baktı tanıyamadı.
devamını gör...
kalbe zarar veren iki şey
kin + haset
devamını gör...
görsel yapımlarla şiddetin normalleştirilmesi
kişi, okuduğu ve izlediği materyallere aşırı odaklandığı zaman, beyninin objektif, sorgulayan, hayal ile gerçeği ayırt eden, sunulanın doğru-yanlış analizini gerçekleştiren mantıklı bilinç tarafını kısmen de olsa devreden çıkarır. genelde ergenlik öncesi çocuklarda bu eğilim daha fazladır, doğal olarak.
ve algıladığı pek çok şey bilinçaltına istemeden de olsa giriverir. film yapımcıları, reklam sektörü bunu zaten iyi bilirler ve beynin bu özelliğini kullanıp, çeşitli tekniklerden de yararlanarak kişi üzerinde istedikleri türden etkileri yaratabilirler.
beynin bilinçaltı kısmının bilinçten çok daha büyük yer kapladığı ve bilinçli yaptığımızı "sandığımız" birçok şeyin bilinçaltı şartlandırmalar neticesinde ortaya çıktığı psikiyatride bilinen bir olgu. evet, insanların yüzde yüzü ya da çoğunluğu şiddet içerikli eserleri okur ya da izlerse tamamen etkilenir, kendini iyice kaptırır, normalleştirir demek çok iddialı bir sav olur lakin bir kişinin bile bu yönde etkilenmesi, bu tip eserler hakkında durup düşünmek için sebeptir: şiddeti ne yönde ve ne kadar vermeliyiz?
ve algıladığı pek çok şey bilinçaltına istemeden de olsa giriverir. film yapımcıları, reklam sektörü bunu zaten iyi bilirler ve beynin bu özelliğini kullanıp, çeşitli tekniklerden de yararlanarak kişi üzerinde istedikleri türden etkileri yaratabilirler.
beynin bilinçaltı kısmının bilinçten çok daha büyük yer kapladığı ve bilinçli yaptığımızı "sandığımız" birçok şeyin bilinçaltı şartlandırmalar neticesinde ortaya çıktığı psikiyatride bilinen bir olgu. evet, insanların yüzde yüzü ya da çoğunluğu şiddet içerikli eserleri okur ya da izlerse tamamen etkilenir, kendini iyice kaptırır, normalleştirir demek çok iddialı bir sav olur lakin bir kişinin bile bu yönde etkilenmesi, bu tip eserler hakkında durup düşünmek için sebeptir: şiddeti ne yönde ve ne kadar vermeliyiz?
devamını gör...
yazarların çektiği kedi fotoğrafları

apartmanımıza sığınan anne kedinin bebeklerinden biri. komşularımızdan biri ramazan ayında annelerini bir caminin önüne attı. geri dönmeye çalışırken araba çarpmış kuzuma.* hayatımda gördüğüm en güzel kedilerden biriydi, herkese kendini sevdirirdi. anne kediyi atan komşularımız bebekleri 10 gün içinde sahiplendirmezsek hepsini atacaklarını söylemişti. biz sözümüzü tuttuk ama onlar tutmadı ve dolaylı yoldan da olsa bir canın ölümüne sebep oldular.
fotoğraftaki bebek ise çok güzel bir yuvada. geçen aylarda bir yaşına girdi. diğer kardeşleri de farklı yuvalarda ve mutlular.
devamını gör...
kendi kendine konuşmak
insanın içine atmamak için en güvenilir kişiyle konuşması durumudur. gayet normaldir. yalnız yaşayan insanlarda bu hadise daha sık görülür. mevzu ciddiyse aynanın karşısında konuşma yapmakta fayda vardır. ha değilse evin odalarında yürüyüş halindeyken de gayet kendi kendine konuşulabilir.
ona buna anlatıp emin olamayacağımız akıllar almaktansa kendimize anlatıp rahatlamak en iyisi dostlar.
ona buna anlatıp emin olamayacağımız akıllar almaktansa kendimize anlatıp rahatlamak en iyisi dostlar.
devamını gör...
meritokrasi
meritokrasi, yönetim gücünün, yetenek ve kişilerin bireysel üstünlüğüne yani liyakata dayandığı yönetim biçimidir.
meritokratik bir düzende yönetim gücü, üstün yetenekli olan ve çaba gösteren kişilere verilir. gerekli yeteneğe sahip olmadan bir mensupluk kayırmacılığı ile görevlendirme yapılmaz. insanlara, çaba ve çalışkanlığın karşılığı verilir. yani meritokrasi, “yetenek ve çabanın” söz sahibi olduğu sistemin adıdır. bu yönetim şeklinde idare gücü, üstün özellikleri olduğu düşünülen kişiler arasında paylaştırılmaktadır, kayırma yoktur. özellikle kamu yönetiminde daha bilgili ve yetenekli kişilerin seçilmesi ve yine hizmet içindeki ilerleme ve yükselmelerinin bilgi, başarı ve yetenek kıstaslarına göre yapılmasını amaçlar.
meritokrasi, bilimsel ve objektif değerlendirmeler yoluyla belirlenecek kriterlere göre; insanlara, yeteneklerine dayalı olarak görevlendirmelerine ve sorumluluklar almalarına atıfta bulunur. bu sistem, bir devlet veya başka bir tür örgütlenmeler için söz konusu olabilir.
meritokratik kültüre sahip olan bir ülke, herkes için fırsat eşitliğini temin etmek adına sürekli gelişim halindedir. çünkü hakkaniyetsizlikler ve kaynaklara/fırsatlara erişimdeki eşitsiz durum; herkesin sağlayamayacağı bazı fırsatlara özel erişimi olan seçkin gruplar yaratmaktadır. meritokrasi, bu durumu önlemeyi amaçlar. yetenek sahibi olmamasına karşın karar verici konumda olan (konumunu, yeteneği ve uzmanlığıyla kazanmamış olan) özel seçkin grupların oluşmasının engellenmesi ve fırsat eşitliğinin sağlanması; meritokrasinin özüdür.
ingiltere merkezli meritocracy party, beş maddeden oluşan bir manifesto yayımlamıştır. bu maddeler şu şekildedir:
kayırmacılık yoktur: ailenizin değil, sizin kim olduğunuz önemlidir.
yandaşçılık yoktur: başkalarının sizin için ne yapabildiği değil, sizin ne yapabildiğiniz önemlidir.
ayrımcılık yoktur: cinsiyet, ırk, din, yaş, geçmiş önemsizdir. yetenek her şeydir.
eşit imkânlar: herkesle aynı noktadan başlar ve yeteneklerinizin sizi götürdüğü yere gidersiniz.
tatminkar erdemler: en başarılı insanlar, en yüksek tatmine erişirler.
sosyal bilimciler, farklı sosyal sınıflardan, etnik kökenlerden ve farklı alanlarda yaşayan öğrencilerin eğitimde farklı seviyelerde deneyim yaşadıklarını göstermiştir. bu doğrultuda her durumda geçerli eksiksiz ve genelgeçer bir meritokrasi tanımı söz konusu değildir. ancak meritokratik niteliği arttıran ve süreklilik arz eden bir gelişim çalışması içerisinde bulunmak, meritokratik felsefenin temelidir.
yani bu yönüyle yalnızca servete veya salt siyasi vb. erke/ayrıcalığa sahip olanlar yerine; ilgili konuda gerekli işi en iyi yapacak kimseyi belirlemek maksadıyla ortaya konulan kriterlere göre; hak sahibi olanların (yeteneği ve/veya entelektüel birikimi olup, çaba gösterenlerin) iktidarı kullanmayı hak ettiğini düşünen bir tür yönetişim sistemidir.
özellikle sonuçlarının belirgin bir şekilde görülebildiği; güvenlik, sağlık, mülkiyet gibi alanlarda, (meritokratik açıdan) başarı sağlıklı bir şekilde ölçülebilir. buna karşın kapsamlı bir eğitim sisteminin, uzun vadeli makro ekonomik faaliyetlerin sonuçları vb.; uzun süreçte ve bir çok dışsal değişkene bağlı olarak ortaya çıktığından, meritokratik ölçümün netlik derecesi son derece düşüktür.
meritokrasinin yararları
meritokratik sistemdeki bireyler; yeteneklerinin ve kapasitesinin bilindiğine inanır, kendini hangi konumda olursa olsun değerli hisseder ve mesleki performansını iyileştirmeye teşvik edilmiş olur.
böyle bir bağlamda, bireyler daha adil bir tecrübe deneyimi yaşamış olur. şahsiyetleri, çalışma arkadaşları ve yapılan çalışmalar hakkında nispeten daha fazla güven duyar.
bu şartlar altında; bireylerin daha yüksek motivasyon seviyelerine sahip olmaları, daha işbirlikçi davranışlarda bulunmaları, zorluklara karşı daha fazla dayanıklılık göstermeleri olasıdır.
ayrıca bu sistemin bir diğer amacı da, kurumların içindeki genel hazırlık seviyesini arttırmak için, bireylerin becerilerini ve bilgilerini geliştirmeleri yolunda motive etmektir.
meritokratik bir düzende yönetim gücü, üstün yetenekli olan ve çaba gösteren kişilere verilir. gerekli yeteneğe sahip olmadan bir mensupluk kayırmacılığı ile görevlendirme yapılmaz. insanlara, çaba ve çalışkanlığın karşılığı verilir. yani meritokrasi, “yetenek ve çabanın” söz sahibi olduğu sistemin adıdır. bu yönetim şeklinde idare gücü, üstün özellikleri olduğu düşünülen kişiler arasında paylaştırılmaktadır, kayırma yoktur. özellikle kamu yönetiminde daha bilgili ve yetenekli kişilerin seçilmesi ve yine hizmet içindeki ilerleme ve yükselmelerinin bilgi, başarı ve yetenek kıstaslarına göre yapılmasını amaçlar.
meritokrasi, bilimsel ve objektif değerlendirmeler yoluyla belirlenecek kriterlere göre; insanlara, yeteneklerine dayalı olarak görevlendirmelerine ve sorumluluklar almalarına atıfta bulunur. bu sistem, bir devlet veya başka bir tür örgütlenmeler için söz konusu olabilir.
meritokratik kültüre sahip olan bir ülke, herkes için fırsat eşitliğini temin etmek adına sürekli gelişim halindedir. çünkü hakkaniyetsizlikler ve kaynaklara/fırsatlara erişimdeki eşitsiz durum; herkesin sağlayamayacağı bazı fırsatlara özel erişimi olan seçkin gruplar yaratmaktadır. meritokrasi, bu durumu önlemeyi amaçlar. yetenek sahibi olmamasına karşın karar verici konumda olan (konumunu, yeteneği ve uzmanlığıyla kazanmamış olan) özel seçkin grupların oluşmasının engellenmesi ve fırsat eşitliğinin sağlanması; meritokrasinin özüdür.
ingiltere merkezli meritocracy party, beş maddeden oluşan bir manifesto yayımlamıştır. bu maddeler şu şekildedir:
kayırmacılık yoktur: ailenizin değil, sizin kim olduğunuz önemlidir.
yandaşçılık yoktur: başkalarının sizin için ne yapabildiği değil, sizin ne yapabildiğiniz önemlidir.
ayrımcılık yoktur: cinsiyet, ırk, din, yaş, geçmiş önemsizdir. yetenek her şeydir.
eşit imkânlar: herkesle aynı noktadan başlar ve yeteneklerinizin sizi götürdüğü yere gidersiniz.
tatminkar erdemler: en başarılı insanlar, en yüksek tatmine erişirler.
sosyal bilimciler, farklı sosyal sınıflardan, etnik kökenlerden ve farklı alanlarda yaşayan öğrencilerin eğitimde farklı seviyelerde deneyim yaşadıklarını göstermiştir. bu doğrultuda her durumda geçerli eksiksiz ve genelgeçer bir meritokrasi tanımı söz konusu değildir. ancak meritokratik niteliği arttıran ve süreklilik arz eden bir gelişim çalışması içerisinde bulunmak, meritokratik felsefenin temelidir.
yani bu yönüyle yalnızca servete veya salt siyasi vb. erke/ayrıcalığa sahip olanlar yerine; ilgili konuda gerekli işi en iyi yapacak kimseyi belirlemek maksadıyla ortaya konulan kriterlere göre; hak sahibi olanların (yeteneği ve/veya entelektüel birikimi olup, çaba gösterenlerin) iktidarı kullanmayı hak ettiğini düşünen bir tür yönetişim sistemidir.
özellikle sonuçlarının belirgin bir şekilde görülebildiği; güvenlik, sağlık, mülkiyet gibi alanlarda, (meritokratik açıdan) başarı sağlıklı bir şekilde ölçülebilir. buna karşın kapsamlı bir eğitim sisteminin, uzun vadeli makro ekonomik faaliyetlerin sonuçları vb.; uzun süreçte ve bir çok dışsal değişkene bağlı olarak ortaya çıktığından, meritokratik ölçümün netlik derecesi son derece düşüktür.
meritokrasinin yararları
meritokratik sistemdeki bireyler; yeteneklerinin ve kapasitesinin bilindiğine inanır, kendini hangi konumda olursa olsun değerli hisseder ve mesleki performansını iyileştirmeye teşvik edilmiş olur.
böyle bir bağlamda, bireyler daha adil bir tecrübe deneyimi yaşamış olur. şahsiyetleri, çalışma arkadaşları ve yapılan çalışmalar hakkında nispeten daha fazla güven duyar.
bu şartlar altında; bireylerin daha yüksek motivasyon seviyelerine sahip olmaları, daha işbirlikçi davranışlarda bulunmaları, zorluklara karşı daha fazla dayanıklılık göstermeleri olasıdır.
ayrıca bu sistemin bir diğer amacı da, kurumların içindeki genel hazırlık seviyesini arttırmak için, bireylerin becerilerini ve bilgilerini geliştirmeleri yolunda motive etmektir.
devamını gör...
motor kilitlenmesi
yıllar yıllar önceydi. 64 model bir tosbaa almıştım. yeni alt takım yapılmış, boyanmış vs şirin mi şirindi. bir ay kadar sonra arkadaşlarla doluştuk içine tam 7 kişi. izmir'den kuşadası kadınlar denizine plaja gidicez. müzik ve 7 kafadan ses yolda güle oynaya gidiyoruz. hatta tosbaa'ya 7 kişi binice arka 4 ön kişi olmasından dolayı önde ortada oturan arkadaş otomatik vites görevini istemeden de olsa üstlenmiş oldu. 1 tmm 2 tmm 3 tmm, çek 2 'ye tmm 3 ' e at tmm lay lay lom gidiyoruz. selçuğu geçtik araba silkelemeye başladı. 4' ten 3'e çek tmm silkelemeye devam ediyor 2'ye çek hala silkeleniyor gaz veriyorum araba gaz yemiyor bir kaç yüz mt böyle debelenirken müziği kapattım, gelen sesler hiç normal değil hoop sağa çektim. motor stop etti. marş bas ı- ıhh yok. indik arabadan bir iki arkadaş ön kaputu açıp motor ararken ben arka kaputu açtım görünür de bişey yok kayışlar sağlam kabloların soketleri yerinde sıkı duruyor. derken dedik haraket yaptı herhalde (hava soğutmalı) biraz böyle soğusun. 5-10 dakika geçti bir daha marşa bastık yok, bir daha bir daha yok yok.
selçuk merkeze yaklaşık 1 km mesafedeyiz sanayi de merkeze çok yakın dedik sanayiye gidip bir usta bulalım.
şortlar terliklerle 3 arkadaş gittik sanayiye ilk gördüğümüz tamirciye daldık dedim araba yolda kaldı.
usta; araba ne ?
ben; tosbaa
usta; biz tosbaa ' ya bakmıyoruz sanayinin sonunda vosvos'cu var. ona gidin.
gittik vosvos'cuya "kolay gelsin hayırlı işler " bizim tosbaa yolda kaldı çalışmıyor.
vosvoscu; kaç model ?
ben; 64
vosvoscu; nerde kaldınız?
ben; yaklaşık 1km pamucak yolunda
vosvoscu; tmm dedi bir takım çantası aldı birde akü, kablo vs. kapının önündeki anadol kamyonete koydu atlayın dedi. ben önde 2 arkadaş kasa da gittik tosbaa' nın yanına. diğer 4 arkadaş yayılmış yol kenarındaki ağacın altına bizi görünce kalktılar.
usta baktı motora sonra geçti direksiyona kontak aç kapa vs. dedi ki bunun yağ lambası yanmıyor.
???
marşa bastı tık yok.
muhtemelen yağlama pompası mili kesti motor yağsız kalınca yatak sardı dedi vosvoscu. ister burada yaptırın isterseniz izmir'e götürün.
kaça patlar bu bize dedim. önce söküp bakmak lazım kafadan fiyat olmaz dedi vosvoscu.
mahallede lise arkadaşımın kuzeni 1. sanayide çalışıyordu çalıştığı yerin yanında da bir vosvoscu vardı. vosvoscu' ya dedim biz izmir'e götürelim en iyisi, borcumuz ne ?
vosvoscu; at bişey dedi.
20 bin lira verdim gitti. (paradan altı sıfır atılmamıştı 20 bin lira o zaman çok delikanlı paraydı bir paket yerli sigara 900 lira 1000 lira civarıydı)
kaldık 7 arkadaş ve tosbaa başbaşa. napıcaz şimdi dedim. arkadaşlardan birinin abisi nakliyecilik yapıyordu. dedi abimi arayalım çekelim arabayı izmir'e sanayiye. süper.
bu sefer onlar 2 kişi düştüler yola merkezde telefon klübesinden telefon etmek için.
biz 5 kişi attık kendimizi ağacın altındaki gölgeye, yattım otların üzerine yılanbalığının boyunu hesaplıyorum. ne kadar kaçtı acaba?
yarım saat sonra geldi elemanlar. abisinin işi varmış akşam üzeri anca gelebilirmiş. neyse çok parlak bir durum olmasa da en azından gelecek. evden çıkışımızdan beri 4 saat geçti karnımız acıktı neyse yanımızda nevale var biraz. çantaları döktük ortaya yedik içtik mayıştık içeceklerde bitti, hava sıcak ortalık yanıyor. koyunlar gibi gölgenin altındayız, azimutu takip ediyoruz. susuzluk artmaya başlayınca hadi kısa çöp çeken gitsin su alsın muhabbeti başladı. kibrit kutusundan çıkardık 7 kibrit birinin başını kopartıp koyduk kutuya. saklayıp karıştırdık, çektim bir çöp sağlam oh yırttım. ilâhi adalet iki turda hiç gitmeyen bir arkadaşa vurdu. ama başladı mızıklamaya ben yalnız gitmem vs vs mızık mızık. ne yapalım bir çıkartıp yeniden karıştırdık diğer talihli için. çektim bir çöp gene yırttım. kısa çöp bu sefer telefon etmeye giden arkadaşa refakat eden arkadaşa çıktı. mızık mızık ( burada mızık mızık yazan yerlere küfürün bini bi para diyerek doldurabilirsiniz).
azimutu takip ediyoruz artık gölgeler uzamaya başladı. saat 5 falan gözler hep yolda ha şimdi gelir ha geldi ha gelecek.
bu beklentiyle 1,5 saat daha geçti gözler yolda.
saat 6,5 gibi arkadaşın abisi geldi 5-10 dakika muhabbetten sonra bağladık tosbaa'yı kamyonetin arkasına neyse akü sağlam dörtlüler yanıyor müzik te açtık dönüyoruz izmir'e.
bu kez tosbaa da 3 kişi kamyonetin önde 2 kişi kasasında 3 kişi.
dur kalklarda 2 kere halat kopardık ama vardık izmir'e 1. sanayiye akşam saat 9 arkadaşın kuzeninin çalıştığı tamirhanenin önüne kapadık. kamyonetin kasasına doluşup mahalleye kahveye geldik. kahve ahalisisin tosbaa ya attığı laflar ve gülüşmelerden sonra çaylar bitince evlere dağıldık.
ertesi gün pazar, kahvede yine milyon tane tosbaa esprisine maruz bir gün geçirdikten sonra ptesi sabah düştüm yola sanayiye gittim. selam sabahtan sonra baktık tosbaa 'ya usta dedi motor sarmış.
kısa bir sessizlikten kaça çıkar dedim. usta iki gün önce sıfır motor yaptıkları tosbaa nın 7,5 milyona çıktığını söyledi. yutkundum, arabayı bir ay önce 22,5 milyona aldım dedim. vosvoscu usta bunların yan sanayisi yok parçalar ithal dedi.
7,5 milyon yok motor yaptırmak için ne yapıcaz şimdi. usta dedi bu haliyle 15 milyona satalım. biraz düşündükten sonra tamam dedim satalım. 2 gün sonra sattık tosbaa'yı. 1 aylık kiralama bedeli 7,5 milyon tl artı alım satım ruhsat masrafları cabası.
uzun lafın kısası patlak yağ lambası ampülünün bana verdiği zarar 7,5 milyon tl. benim yaşadığım motor kitlenmesi böyle bir hadisedir.
1 sene kadar arabasız kitlenmiştim.
edit; 20 bin lira verdim gitti. (paradan altı sıfır atılmamıştı 20 bin lira o zaman çok delikanlı paraydı bir paket yerli sigara 900 lira 1000 lira civarıydı)
20 lira yazmışım düzelttim.
selçuk merkeze yaklaşık 1 km mesafedeyiz sanayi de merkeze çok yakın dedik sanayiye gidip bir usta bulalım.
şortlar terliklerle 3 arkadaş gittik sanayiye ilk gördüğümüz tamirciye daldık dedim araba yolda kaldı.
usta; araba ne ?
ben; tosbaa
usta; biz tosbaa ' ya bakmıyoruz sanayinin sonunda vosvos'cu var. ona gidin.
gittik vosvos'cuya "kolay gelsin hayırlı işler " bizim tosbaa yolda kaldı çalışmıyor.
vosvoscu; kaç model ?
ben; 64
vosvoscu; nerde kaldınız?
ben; yaklaşık 1km pamucak yolunda
vosvoscu; tmm dedi bir takım çantası aldı birde akü, kablo vs. kapının önündeki anadol kamyonete koydu atlayın dedi. ben önde 2 arkadaş kasa da gittik tosbaa' nın yanına. diğer 4 arkadaş yayılmış yol kenarındaki ağacın altına bizi görünce kalktılar.
usta baktı motora sonra geçti direksiyona kontak aç kapa vs. dedi ki bunun yağ lambası yanmıyor.
???
marşa bastı tık yok.
muhtemelen yağlama pompası mili kesti motor yağsız kalınca yatak sardı dedi vosvoscu. ister burada yaptırın isterseniz izmir'e götürün.
kaça patlar bu bize dedim. önce söküp bakmak lazım kafadan fiyat olmaz dedi vosvoscu.
mahallede lise arkadaşımın kuzeni 1. sanayide çalışıyordu çalıştığı yerin yanında da bir vosvoscu vardı. vosvoscu' ya dedim biz izmir'e götürelim en iyisi, borcumuz ne ?
vosvoscu; at bişey dedi.
20 bin lira verdim gitti. (paradan altı sıfır atılmamıştı 20 bin lira o zaman çok delikanlı paraydı bir paket yerli sigara 900 lira 1000 lira civarıydı)
kaldık 7 arkadaş ve tosbaa başbaşa. napıcaz şimdi dedim. arkadaşlardan birinin abisi nakliyecilik yapıyordu. dedi abimi arayalım çekelim arabayı izmir'e sanayiye. süper.
bu sefer onlar 2 kişi düştüler yola merkezde telefon klübesinden telefon etmek için.
biz 5 kişi attık kendimizi ağacın altındaki gölgeye, yattım otların üzerine yılanbalığının boyunu hesaplıyorum. ne kadar kaçtı acaba?
yarım saat sonra geldi elemanlar. abisinin işi varmış akşam üzeri anca gelebilirmiş. neyse çok parlak bir durum olmasa da en azından gelecek. evden çıkışımızdan beri 4 saat geçti karnımız acıktı neyse yanımızda nevale var biraz. çantaları döktük ortaya yedik içtik mayıştık içeceklerde bitti, hava sıcak ortalık yanıyor. koyunlar gibi gölgenin altındayız, azimutu takip ediyoruz. susuzluk artmaya başlayınca hadi kısa çöp çeken gitsin su alsın muhabbeti başladı. kibrit kutusundan çıkardık 7 kibrit birinin başını kopartıp koyduk kutuya. saklayıp karıştırdık, çektim bir çöp sağlam oh yırttım. ilâhi adalet iki turda hiç gitmeyen bir arkadaşa vurdu. ama başladı mızıklamaya ben yalnız gitmem vs vs mızık mızık. ne yapalım bir çıkartıp yeniden karıştırdık diğer talihli için. çektim bir çöp gene yırttım. kısa çöp bu sefer telefon etmeye giden arkadaşa refakat eden arkadaşa çıktı. mızık mızık ( burada mızık mızık yazan yerlere küfürün bini bi para diyerek doldurabilirsiniz).
azimutu takip ediyoruz artık gölgeler uzamaya başladı. saat 5 falan gözler hep yolda ha şimdi gelir ha geldi ha gelecek.
bu beklentiyle 1,5 saat daha geçti gözler yolda.
saat 6,5 gibi arkadaşın abisi geldi 5-10 dakika muhabbetten sonra bağladık tosbaa'yı kamyonetin arkasına neyse akü sağlam dörtlüler yanıyor müzik te açtık dönüyoruz izmir'e.
bu kez tosbaa da 3 kişi kamyonetin önde 2 kişi kasasında 3 kişi.
dur kalklarda 2 kere halat kopardık ama vardık izmir'e 1. sanayiye akşam saat 9 arkadaşın kuzeninin çalıştığı tamirhanenin önüne kapadık. kamyonetin kasasına doluşup mahalleye kahveye geldik. kahve ahalisisin tosbaa ya attığı laflar ve gülüşmelerden sonra çaylar bitince evlere dağıldık.
ertesi gün pazar, kahvede yine milyon tane tosbaa esprisine maruz bir gün geçirdikten sonra ptesi sabah düştüm yola sanayiye gittim. selam sabahtan sonra baktık tosbaa 'ya usta dedi motor sarmış.
kısa bir sessizlikten kaça çıkar dedim. usta iki gün önce sıfır motor yaptıkları tosbaa nın 7,5 milyona çıktığını söyledi. yutkundum, arabayı bir ay önce 22,5 milyona aldım dedim. vosvoscu usta bunların yan sanayisi yok parçalar ithal dedi.
7,5 milyon yok motor yaptırmak için ne yapıcaz şimdi. usta dedi bu haliyle 15 milyona satalım. biraz düşündükten sonra tamam dedim satalım. 2 gün sonra sattık tosbaa'yı. 1 aylık kiralama bedeli 7,5 milyon tl artı alım satım ruhsat masrafları cabası.
uzun lafın kısası patlak yağ lambası ampülünün bana verdiği zarar 7,5 milyon tl. benim yaşadığım motor kitlenmesi böyle bir hadisedir.
1 sene kadar arabasız kitlenmiştim.
edit; 20 bin lira verdim gitti. (paradan altı sıfır atılmamıştı 20 bin lira o zaman çok delikanlı paraydı bir paket yerli sigara 900 lira 1000 lira civarıydı)
20 lira yazmışım düzelttim.
devamını gör...
alınan artı oy
şimdilik 5700 olandır.
verilen ise 13...
verilen ise 13...
devamını gör...
normal sözlük'ün en muhteşem yazarı
bana mı seslendiniz kardeşlerim. dinliyorum evet.
devamını gör...
sınav haftası
azap başlangıcı. sonu gelmeyen girdap. büyük stres kaynağı.
devamını gör...
fetö
bundan 10-15 sene önce fethullahçılar konusunda "bu adamlar çetedir, terör örgütüdür, anayasal düzeni yıkmak istiyorlar" yazdığımda (ki kayıtları hala elimde mevcut), özel mesajdan gelip "sen hocaefendi ile nasıl konuşuyorsun şerefsiz" diye hesap soranların hepsi şu anda ona küfür ediyorlar
tanıdık gelmiştir muhtemelen.
çünkü bundan 3-4 sene sonra da aynısını akp'liler yapacaklar.
her devrin adamı olmak böyle bir şey çünkü.
tanıdık gelmiştir muhtemelen.
çünkü bundan 3-4 sene sonra da aynısını akp'liler yapacaklar.
her devrin adamı olmak böyle bir şey çünkü.
devamını gör...
değerini kaybedince anladığımız bir şey
diş.
devamını gör...
dr oetker’in yıllardır doçent olamaması
intihal sebebiyle soruşturması vardır ve henüz dava sonuçlanmamıştır.
devamını gör...
birini tanımanın en iyi yolu
bebek severkenki haline tavırlarına sozlerine bakabilirsiniz..
devamını gör...
1000kitap
okuduğum kitapları takip açısından sevdiğim bir uygulama. çok detaylı bir kullanıcısı değilim ama sanal kütüphane gibi kullanıyorum.
devamını gör...
