çocuğu ölsün diye çatıdan atlayan hamile kadın
yav bu insanlar bir aile planmasını öğrenemedi gitti. hasta birinin 4 çocuğu var iken hali hazırda 5. çocuğa nasıl cüret eder. hadi hanımefendi bunu düşünmeyecek durumda ya eşi?
devlet prezervatifleri kendisi mi taksın, kadınların burnunu kapatıp ağzına hapı mı atsın? git bir asmye versinler de kullan.
*
devlet prezervatifleri kendisi mi taksın, kadınların burnunu kapatıp ağzına hapı mı atsın? git bir asmye versinler de kullan.
*
devamını gör...
allah
ard arda dört kere denilirse ardından "bu nasıl sevmek" getirilmesi farzdır.
devamını gör...
chip tuning
chip tuning, aracın beyni olarak bilinen ecu’ya yapılan bir yazılım müdehalesidir. elektronik kontrol ünitesi denen ve kısaltması ecu olan konu hakkında bir yazı yazmıştım. #1079259
konuyu önce ikiye ayıralım. otomobil ve motor. motor bir makinadır. otomobil ise pazarlanan bir araç.
motorun performans değerini artırmak için yapılır. bir bilgisayar ile ecu’nun soket girişinden bağlanılır ve üretici firmanın, o motor için girdiği değerler değiştirilir. performans için tork limit ayarları, subaplar, hava yakıt dengesi, emisyon salınım değerleri gibi bir çok noktaya yeni değerler verilir. yıllar önce kullandığım bir araca bu işlemi yaptırmıştım. yaklaşık bir yıldır kullandığım araca ise geçtiğimiz günlerde yazılım yüklemesi yaptırdım. avrupa’da bu işlem sıkça yapılır. ülkemizde de bu işi hakkıyla yapan servisler vardır (lisanslı ürünler kullanan). yetkili servislerde bu uygulamayı yapıyor. ancak 3 katı fiyatına. birkaç yerden fiyat almıştım. ankara’da yaşayanlar için çayyolunda bir servis önerebilirim. ben orada yaptırdım. çünküüüüüü bana yakındı.
sıkça sorulan sorulara gelelim;
işlemin motora zarar verdiği doğru değildir. siz bir değil, on yazılım yükleyin motorun üreteceği değer, zaten kendisiyle sınırlıdır. yani motora, yapamayacağı bir şeyi zaten yaptıramazsınız.
örnek ile açıklayalım;
üretici firma 1600 cm3 hacminde turbo beslemeli dizel bir motor üretir. bu motor yaklışık 150 hp ve 320 nm tork değerine sahip olabilir. üretici firma, bu motoru hangi modele, hangi vergi dilimine (vergi sistemi avrupa’da başkadır. motor hacmi üzerinden değil, motorun hp değeri üzerinden yapılır), ve hangi müşteri alıcısına hitap edecegini belirlemek için bir pazar araştırması yapar. işte motor ile otomobil arasında ki fark budur. ve bu aracı 120hp güç ile piyasaya sürer. olay tamamen marketing meselesidir.
her motorun performansı aynı değildir. bu işlemi düşünüyorsanız, öncelikle konu hakkında bilgi alın. 10-15 hp değerinde yükselmeyi, aracı kullanırken hissetmezsiniz. yaptırmayın! 25hp üzeri ve tork değişiminde ciddi bir yükselme ise size performansı yaşatır. bazı servisler 60-70 hp ve 100 nm tork artımından bahsederler. ciddiye bile almayın. yok böyle bir olay. örnek olarak 2.0 litre dizel motor 190hp, işlem sonrası 228hp. gerçek değerdir.
son olarak yakıt tüketimine gelelim. işlemi uygulayan servisler, yakıt tüketiminde yüzde 15-20 tasarruf olacağını söyler ancak bu bilgi doğru değildir. sanırım bunların yüzdelik hesaplarından haberi yok. zaten bu değerde bir yakıt tasarrufu oluyorsa koşa koşa gidin yapın. ben işlem için 900 tl ödedim. basit bir hesaplama ile 5 depo yakıtla verdiğiniz para, 6. depoda kârdasınız. 7. depoda meyhaneye gideriz. yok böyle bir durum tabiki. olumlu yönde kazanım vardır ancak aman aman değildir.
sözlerimizi almanların otomobiller için söylediği bir söz ile bitirelim.
rahatına düşkün olan mercedes
hava atmak isteyen bmw
akıllı adam* audi kullanır.
konuyu önce ikiye ayıralım. otomobil ve motor. motor bir makinadır. otomobil ise pazarlanan bir araç.
motorun performans değerini artırmak için yapılır. bir bilgisayar ile ecu’nun soket girişinden bağlanılır ve üretici firmanın, o motor için girdiği değerler değiştirilir. performans için tork limit ayarları, subaplar, hava yakıt dengesi, emisyon salınım değerleri gibi bir çok noktaya yeni değerler verilir. yıllar önce kullandığım bir araca bu işlemi yaptırmıştım. yaklaşık bir yıldır kullandığım araca ise geçtiğimiz günlerde yazılım yüklemesi yaptırdım. avrupa’da bu işlem sıkça yapılır. ülkemizde de bu işi hakkıyla yapan servisler vardır (lisanslı ürünler kullanan). yetkili servislerde bu uygulamayı yapıyor. ancak 3 katı fiyatına. birkaç yerden fiyat almıştım. ankara’da yaşayanlar için çayyolunda bir servis önerebilirim. ben orada yaptırdım. çünküüüüüü bana yakındı.
sıkça sorulan sorulara gelelim;
işlemin motora zarar verdiği doğru değildir. siz bir değil, on yazılım yükleyin motorun üreteceği değer, zaten kendisiyle sınırlıdır. yani motora, yapamayacağı bir şeyi zaten yaptıramazsınız.
örnek ile açıklayalım;
üretici firma 1600 cm3 hacminde turbo beslemeli dizel bir motor üretir. bu motor yaklışık 150 hp ve 320 nm tork değerine sahip olabilir. üretici firma, bu motoru hangi modele, hangi vergi dilimine (vergi sistemi avrupa’da başkadır. motor hacmi üzerinden değil, motorun hp değeri üzerinden yapılır), ve hangi müşteri alıcısına hitap edecegini belirlemek için bir pazar araştırması yapar. işte motor ile otomobil arasında ki fark budur. ve bu aracı 120hp güç ile piyasaya sürer. olay tamamen marketing meselesidir.
her motorun performansı aynı değildir. bu işlemi düşünüyorsanız, öncelikle konu hakkında bilgi alın. 10-15 hp değerinde yükselmeyi, aracı kullanırken hissetmezsiniz. yaptırmayın! 25hp üzeri ve tork değişiminde ciddi bir yükselme ise size performansı yaşatır. bazı servisler 60-70 hp ve 100 nm tork artımından bahsederler. ciddiye bile almayın. yok böyle bir olay. örnek olarak 2.0 litre dizel motor 190hp, işlem sonrası 228hp. gerçek değerdir.
son olarak yakıt tüketimine gelelim. işlemi uygulayan servisler, yakıt tüketiminde yüzde 15-20 tasarruf olacağını söyler ancak bu bilgi doğru değildir. sanırım bunların yüzdelik hesaplarından haberi yok. zaten bu değerde bir yakıt tasarrufu oluyorsa koşa koşa gidin yapın. ben işlem için 900 tl ödedim. basit bir hesaplama ile 5 depo yakıtla verdiğiniz para, 6. depoda kârdasınız. 7. depoda meyhaneye gideriz. yok böyle bir durum tabiki. olumlu yönde kazanım vardır ancak aman aman değildir.
sözlerimizi almanların otomobiller için söylediği bir söz ile bitirelim.
rahatına düşkün olan mercedes
hava atmak isteyen bmw
akıllı adam* audi kullanır.
devamını gör...
birçok yazarın siyasi başlıklara değinmemesi
'sen yanmazsan ben yanmazsam biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa ' demiş nazım.
haa, kimse yanmasın, insanlık olması gerektiği gibi kardeşce yaşasın, ama bu çoğu kez mümkün olmuyor maalesef.
birileri düşünmeli ve konuşmalı arkadaşlar, ama bu birileri hep başkaları oluyor nedense.
peki normal mi bu durum , o konuşan, haksızlık karşısında, yanlış karşısında cesurca fikrini söyleyen kişinin hayatı, sorumlulukları, geleceği, sizinkinden daha mı değersiz ?
ya da şöyle bakarsak yanlış mı olur ,
bana göre herşeyi göze alıp, iyilik güzellik eşitlik özgürlük için fikrini açıkça söyleyen kişi, 'silivri soğuktur ' esprisini şiar edinmiş kişiye 10 basar.
ınandığı doğrunun peşinde mücadele eden kişidir o, diğeri gibi oturup ne ayranım dökülsün muhabbetini gütmeyen kişidir.
sizce hangisi daha anlamlı ve kıymetli ?
hakaret etmeden, yalan yanlış bilgi vermeden, önemli haber ve gelişmelerde kaynak vererek yazmak konuşmak çok da zor değil, hatta toplumsal bir gelişim, daha iyi, daha güzel, daha özgür, daha insanca yaşama sahip olmak için, demokratik rejimlerde durum değerlendirmesi yapıp , bunu seni yönetme görevine talip olmuş siyasi erge göstermek, duyurmak, hissettirmek de bana göre sadece benim senin değil, bu topraklarda insanca yaşam isteyen her vatandaşın görevi.
sen konuşmaz, ben konuşmazsam, değerli yöneticilerimiz nasıl görecek anlayacak yanlışlarını ?
haa, burada bilerek bir silah verdim okuyana , 'demokratik rejimlerde' dedim yukarıda,
bunu okuyan bazı yazarlar,
' ülkede demokrasi mi kaldı ' diye düşünüyor olabilirler,
demokrasi, kağıt üzerinde dökümü yapılmış bir yönetim anlayışıdır.
ancak önemli olan kâğıtta ne yazdığı değil, bireyin gerçekte ne yaşadığıdır.
bunun da sağlanması bazen ve genellikle toplumun gösterdiği tepkide gizlidir. yönetimler bu tepkilere göre izledikleri yolu dizayn ederler.
bu açıdan konuşmak, fikrini uygun zemin ve şekilde ortaya koymak aslında her vatandaşın bir görevidir.
haa, kimse yanmasın, insanlık olması gerektiği gibi kardeşce yaşasın, ama bu çoğu kez mümkün olmuyor maalesef.
birileri düşünmeli ve konuşmalı arkadaşlar, ama bu birileri hep başkaları oluyor nedense.
peki normal mi bu durum , o konuşan, haksızlık karşısında, yanlış karşısında cesurca fikrini söyleyen kişinin hayatı, sorumlulukları, geleceği, sizinkinden daha mı değersiz ?
ya da şöyle bakarsak yanlış mı olur ,
bana göre herşeyi göze alıp, iyilik güzellik eşitlik özgürlük için fikrini açıkça söyleyen kişi, 'silivri soğuktur ' esprisini şiar edinmiş kişiye 10 basar.
ınandığı doğrunun peşinde mücadele eden kişidir o, diğeri gibi oturup ne ayranım dökülsün muhabbetini gütmeyen kişidir.
sizce hangisi daha anlamlı ve kıymetli ?
hakaret etmeden, yalan yanlış bilgi vermeden, önemli haber ve gelişmelerde kaynak vererek yazmak konuşmak çok da zor değil, hatta toplumsal bir gelişim, daha iyi, daha güzel, daha özgür, daha insanca yaşama sahip olmak için, demokratik rejimlerde durum değerlendirmesi yapıp , bunu seni yönetme görevine talip olmuş siyasi erge göstermek, duyurmak, hissettirmek de bana göre sadece benim senin değil, bu topraklarda insanca yaşam isteyen her vatandaşın görevi.
sen konuşmaz, ben konuşmazsam, değerli yöneticilerimiz nasıl görecek anlayacak yanlışlarını ?
haa, burada bilerek bir silah verdim okuyana , 'demokratik rejimlerde' dedim yukarıda,
bunu okuyan bazı yazarlar,
' ülkede demokrasi mi kaldı ' diye düşünüyor olabilirler,
demokrasi, kağıt üzerinde dökümü yapılmış bir yönetim anlayışıdır.
ancak önemli olan kâğıtta ne yazdığı değil, bireyin gerçekte ne yaşadığıdır.
bunun da sağlanması bazen ve genellikle toplumun gösterdiği tepkide gizlidir. yönetimler bu tepkilere göre izledikleri yolu dizayn ederler.
bu açıdan konuşmak, fikrini uygun zemin ve şekilde ortaya koymak aslında her vatandaşın bir görevidir.
devamını gör...
yazarların zengin olduklarında yapacakları şeyler
bir yazlık alırdım akyaka taraflarinda. bahçesine birkaç sey dikerim. iki katlı olurdu. üst katını kütüphane yapardım. bir tane kafe açardım. kitap kafe de olabilir. onunla da gecimimı sürdürürdüm.
devamını gör...
evlatlık olduğunuzu öğrenseniz biyolojik ailenizi arar mısınız sorunsalı
insan doğası gereği köklerini merak ettiği,soy kavramının özellikle bizim toplumumuzda önemli bir yeri olduğu için böyle bir durum olsa ben de öğrenmek isterdim.
devamını gör...
sümeyye boyacı
2003 yılında sümeyye boyacı 2 kolu olmadan ve kalça kemiği çıkık bir şekilde doğdu. 4 yaşında ayağıyla resim yapmaya başladı. alexander pushkin'in altın balık adlı ünlü kitabının türkçe çevirisi için yaptığı resim başta olmak üzere resim dalında birçok ödül aldı. 5 yaşında gittiği bir akvaryumda gördüğü “balıkların kolları olmadan yüzebilmesinden etkilenerek” yüzmeye başladı. 6 yaşında sulu boya eserleri moskova'da sergilendi. 11 yaşında iken ayakları ile yaptığı ebru sanatı çalışmaları ile dikkatleri üstüne çekti. 2018 yılında avrupa paralimpik yüzme şampiyonası'nda kazandığı altın madalya ile ülkemize büyük bir gurur yaşattı.
aynı sene brezilya'da düzenlenen açık yüzme dünya şampiyonası'nda dünya şampiyonu olan sümeyye boyacı 2019 yılındaki dünya şampiyonasında ise gümüş madalyayı kazandı. katıldığı birçok uluslararası yarışmada ülkemize altın madalyalar getirdi. barbie bebeklerini üreten mattel sümeyye’yi 8 mart dünya kadınlar günü onuruna 2020 yılı barbie bebeklerinin “kadın kahramanı” olarak seçti. “kendi potansiyelinin farkında olmayan kız çocuklarının hayali duvarını ortadan kaldırmak için “rol modeli” olarak benimsenen sümeyye boyacı tüm dünyada engellilerin umut ışığı oldu. geleceğe yön veren kadınlardan biri olarak uluslar arası birçok konferansa katıldı. engelin fizikte değil yürekte olduğunu dünyaya bir kez daha kanıtladı. bir yarışmada 60.000 tl kazanıp sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumuna bağışlayarak takdir topladı.
“istiklal marşımızı tüm dünyaya dinletirsem, bununla birlikte sporumuza gerekli değerin verildiğini görürsem ve insanların kalbine minicik de olsa dokunup umut verebilirsem benden mutlusu yok” dedi.
kolları doğuştan olmamasına rağmen hiçbir bahane bulmadan çalışarak türkiye’nin ismini dünyaya başarıyla duyurdu. sümeyye'nin, engellilere bir mesajı var: "engellilerin de diğer insanlardan hiçbir farkı yok, bunu anlamaları gerekiyor. çok çalıştığı zaman herkes istediğini başarabilir. kolunun olmaması, bacağının olmaması, bunlar başarmak için kesinlikle engel değil. her şeyin bir çözüm yolu vardır. kendilerine mutlaka bir uğraş bulsunlar. bir şeyleri başarabildiklerini görünce “aaa ben bunu başarabildim, başka şeyleri de başarabilirim" diyebilirler. ben her işi ayaklarımla yapabiliyorum. günlük işlerimi yapabiliyorum. yazı yazıyorum, resim yapıyorum, yemek yapıyorum, dikiş dikebiliyorum. kollarımın olmaması hiçbir şeye engel değil. tüm engellilerin böyle düşünmesi ve hayata sıkı sıkı sarılmasını istiyorum."
insana kendi hayatını sorgulatan koca yürekli şampiyon gönlümüzü fethettin.
aynı sene brezilya'da düzenlenen açık yüzme dünya şampiyonası'nda dünya şampiyonu olan sümeyye boyacı 2019 yılındaki dünya şampiyonasında ise gümüş madalyayı kazandı. katıldığı birçok uluslararası yarışmada ülkemize altın madalyalar getirdi. barbie bebeklerini üreten mattel sümeyye’yi 8 mart dünya kadınlar günü onuruna 2020 yılı barbie bebeklerinin “kadın kahramanı” olarak seçti. “kendi potansiyelinin farkında olmayan kız çocuklarının hayali duvarını ortadan kaldırmak için “rol modeli” olarak benimsenen sümeyye boyacı tüm dünyada engellilerin umut ışığı oldu. geleceğe yön veren kadınlardan biri olarak uluslar arası birçok konferansa katıldı. engelin fizikte değil yürekte olduğunu dünyaya bir kez daha kanıtladı. bir yarışmada 60.000 tl kazanıp sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumuna bağışlayarak takdir topladı.
“istiklal marşımızı tüm dünyaya dinletirsem, bununla birlikte sporumuza gerekli değerin verildiğini görürsem ve insanların kalbine minicik de olsa dokunup umut verebilirsem benden mutlusu yok” dedi.
kolları doğuştan olmamasına rağmen hiçbir bahane bulmadan çalışarak türkiye’nin ismini dünyaya başarıyla duyurdu. sümeyye'nin, engellilere bir mesajı var: "engellilerin de diğer insanlardan hiçbir farkı yok, bunu anlamaları gerekiyor. çok çalıştığı zaman herkes istediğini başarabilir. kolunun olmaması, bacağının olmaması, bunlar başarmak için kesinlikle engel değil. her şeyin bir çözüm yolu vardır. kendilerine mutlaka bir uğraş bulsunlar. bir şeyleri başarabildiklerini görünce “aaa ben bunu başarabildim, başka şeyleri de başarabilirim" diyebilirler. ben her işi ayaklarımla yapabiliyorum. günlük işlerimi yapabiliyorum. yazı yazıyorum, resim yapıyorum, yemek yapıyorum, dikiş dikebiliyorum. kollarımın olmaması hiçbir şeye engel değil. tüm engellilerin böyle düşünmesi ve hayata sıkı sıkı sarılmasını istiyorum."
insana kendi hayatını sorgulatan koca yürekli şampiyon gönlümüzü fethettin.
devamını gör...
capgras sendromu
capgras sendromu, tanıdık kişilerin yerine, onlara çok benzeyen sahtekarların geçmiş olduğuna, kişinin kendisini karmaşık bir komplonun içinde hissettiğinde dair sanrılarla karakterize bir sendromdur.
hasta, kendisini oldukça karmaşık bir komplonun içinde hissediyor ve çevresindekilerin farkında olmaksızın değiştirildikleri düşüncesinin rahatsızlığını yaşıyor.
sendrom, nadiren saf bir şekilde ortaya çıkar ve genelde şizofreni veya organik psikozla birliktedir. bu az görülen psikiyatrik sendromun kökenine ilişkin kesin bir açıklama getirilememiştir.
adını ilk kez 1923 yılında fransız psikiyatr capgras tarafından detaylı bir şekilde tanımlanarak almıştır.
psikiyatr, mirasına konabilmek ve mülkünü elinden alabilmek amacıyla önce kocasının ve sonra kızının yerini alan sahtekârlardan söz eden bir kadının vakasını kayda geçirmiştir.
devamını gör...
radyal simetri
ışınsal simetridir. vücudu boydan ikiye böldüğünüzde her iki tarafın eşit şekilde bölündüğü simetri. deniz anası ve hidra bu simetriye sahip canlılardır.
edit: maple uyardı. eğer olur da karıştıran olursa diye vikipediden asıl tanımı da koyuyorum.
vücuttan diklemesine (yere paralel olarak) geçen tüm düzlemlerin, vücudu eşit iki parçaya ayırdığı simetri tipi, ışınsal simetri. bazı derisi dikenliler ve sölenterelerde görülür.
burada bilateral simetri de var ama onu başka zaman açıklarım ya da beni beklemeyin siz araştırın.
radyal simetri
edit: maple uyardı. eğer olur da karıştıran olursa diye vikipediden asıl tanımı da koyuyorum.
vücuttan diklemesine (yere paralel olarak) geçen tüm düzlemlerin, vücudu eşit iki parçaya ayırdığı simetri tipi, ışınsal simetri. bazı derisi dikenliler ve sölenterelerde görülür.
burada bilateral simetri de var ama onu başka zaman açıklarım ya da beni beklemeyin siz araştırın.
radyal simetri
devamını gör...
duyulan en iyi hazırcevaplar
deniz gezmiş idamla yargılandığı mahkemede birden gülmeye başlar. hakim "neye gülüyorsun?" diye sorduğunda "duvarda adalet yazıyor ona gülüyorum." der.
hayatım boyunca bundan daha iyi bir cevap duyacağımı zannetmiyorum. hatta bundan dolayı bir mahkemeye çıksam kesin aklıma gelir gülmeye başlarım.
şunu da şuraya bırakayım.
hayatım boyunca bundan daha iyi bir cevap duyacağımı zannetmiyorum. hatta bundan dolayı bir mahkemeye çıksam kesin aklıma gelir gülmeye başlarım.
şunu da şuraya bırakayım.
devamını gör...
yavuz turgul
türk sinema tarihinin en efsane senarist ve yönetmenlerinden biridir.
şener şen özellikle son zamanlar da sadece onunla çalışıyor.
5-6 yılda bir senaryo yazıyor ama filmi ses getiriyor.
şener şen özellikle son zamanlar da sadece onunla çalışıyor.
5-6 yılda bir senaryo yazıyor ama filmi ses getiriyor.
devamını gör...
çevrim içi yazarlar
hayaletlerden oluşan yazarlardır. hepsi hayalet.
futbol başlığı açarız yazmazlar.
seks başlığı açarız yazmazlar.
tanım okurlar ama okumuyor numarası yaparlar.
ne biçim çevrimiçi yazarsınız lan siz!
futbol başlığı açarız yazmazlar.
seks başlığı açarız yazmazlar.
tanım okurlar ama okumuyor numarası yaparlar.
ne biçim çevrimiçi yazarsınız lan siz!
devamını gör...
ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler
biber dolmasının biberini yiyemiyordum. son 2 3 senedir alıştım yiyorum.
devamını gör...
kız çocuklarını üniversiteye gönderen babalar cehennemliksiniz
bir ara diploma sevdasını bırakın deyip kız çocuğunun evde oturması gerektiğini tembih ediyorlardı. şimdi de bunu söylüyorlar demek. bu tipin eşi için kadın jinekolog aradığına emin olabilirsiniz. hep dediğim gibi müslümanlar hep çelişkiler içinde yaşıyorlar.
devamını gör...
başa gelen iğrenç olaylar
sahiplenemediğim bir olayım var, hazır anonimken yazayım.
lisedeyken bir kahvaltıya davet edilmiştik, ama öyle böyle değil. aklına gelen ve gelmeyen her şey var. oturduk saatlerce yedik, bir buldum deyip midemizin canına okuduk. o sıralarda da mezuniyet hazırlıkları var, kıyafet denemeye gidelim diye fikir birliğine vardık. ben kabine girdim denemek için üstümü çıkardım ama öyle bir kusmuşum ki kabinin dışı dahil mağaza büyük oranda nasiplendi. herkese rezil olduğum iğrenç bir anımdır. uzun zaman utandım şimdilerde gülerek anlatabilirim.
buradan didaktik bir çıkarım yapmak gerekirse; ne kadar rezil hissedersek hissedelim bir gün gülerek hatırlayacağımız için canımızı sıkmayalım.
lisedeyken bir kahvaltıya davet edilmiştik, ama öyle böyle değil. aklına gelen ve gelmeyen her şey var. oturduk saatlerce yedik, bir buldum deyip midemizin canına okuduk. o sıralarda da mezuniyet hazırlıkları var, kıyafet denemeye gidelim diye fikir birliğine vardık. ben kabine girdim denemek için üstümü çıkardım ama öyle bir kusmuşum ki kabinin dışı dahil mağaza büyük oranda nasiplendi. herkese rezil olduğum iğrenç bir anımdır. uzun zaman utandım şimdilerde gülerek anlatabilirim.
buradan didaktik bir çıkarım yapmak gerekirse; ne kadar rezil hissedersek hissedelim bir gün gülerek hatırlayacağımız için canımızı sıkmayalım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
35 yaşında koca koca bireylerin saklambaç oynaması sorunsalı
sizin içiniz geçmiş ne var bunda caaanım.
devamını gör...
varoş hediyeler
iki tarafı da mutlu etmeyen hediyelere denir.
alakasız çikolataları kalpli kutunun içine tıkıştırmak ise en büyük örneklerindendir.
alakasız çikolataları kalpli kutunun içine tıkıştırmak ise en büyük örneklerindendir.
devamını gör...


