bekir sıtkı sezgin
1 temmuz 1936-10 eylul 1996 arasında yaşamış türk sanat müziği bestekarı ve yorumcusu. müziğe karşı yeteceği küçük yaşlarda annesi ve babası tarafından fark edilmiş. temel eğitimini de annesi ve babasından almıştır. babası hafız hüseyin efendi, annesi feride hanım'dır. 1943 yılında kocamustafapaşa’da hekimoğlu ali paşa ilkokuluna başlayan bekir sıtkı sezgin babasını etkisiyle 7 yaşına da tüm makamları ayırt edebilecek şekilde bir müzik eğitimine başlamıştır . 1952’de istanbul’da pertevniyal lisesi’nden mezun oldu. babasının etkisi ile başarılı bir sınavdan sonra istanbul belediye konservatuvarı’na girdi ve buradan mezun oldu.istanbul belediye konservatuvarı’ndaki eğitimi sırasında aralarında mesut cemil tel, şefik gürmeriç, ferdi şatatzer, münir nurettin selçuk, nevzad atlığ, sadettin kaynak gibi isimlerin bulunduğu ustalardan eğitim almış bu onun kendi tarzını bulmasında önemli bir rol oynamıştır.
izmir’de bulunan teyzesinin yanına gittiği zamanlarda buradaki hisar camii’nde ünlü bestekar rakım elkutlu ile tanıştı ve bu onun hayatında önemli bir dönüm noktası oldu.
1959’da girdiği izmir radyosu’nda iki yıl sonra solist ses sanatçısı oldu. bu görevini türkiye radyo ve televizyon kurumu (trt) bünyesinde devam ettirdi. 1965’te birinci sınıf ses sanatçısı oldu. iki yıl sonra izmir radyosu’nda sanatçı adaylarına repertuvar ve üslûp hocalığı yaptı. 1974’te izmir radyosu klasik koro şefliğine getirildi.
1975-1976 ders yılında istanbul’da öğrenime açılan türk musikisi devlet konservatuvarı’nın şan bölümünde repertuvar hocalığına tayin edildi. bu görevi sebebiyle izmir'den istanbul'a taşındı.
1978’de istanbul radyosu’ndaki vazifesine "küçük koro" ve "kadınlar topluluğu" şefliğiyle "repertuvar kurulu" üyeliği, ayrıca türkiye radyo ve televizyon kurumu merkez denetleme kurulu üyeliği ilâve edildi. 1981 yılı sonunda türkiye radyo ve televizyon kurumu’ndan emekli oldu.
1982’de istanbul teknik üniversitesi’ne bağlanan türk musikisi devlet konservatuvarı’ndaki görevi ölümüne kadar devam etti.
bekir sıtkı sezgin, 10 eylül 1996'da hayata gözlerini yumdu.
alaeddin yavaşça bekir sıtkı'ya ithafen yazdığı hüzzam bir şarkıda şöyle tanımlamıştır kendisini:
"üslûbu güzeldi şakıyan bir başkaca sesti, sezgin bir lûtf u ilahi özge nefesti, feryatlarının afakı tutan nağmelerinde, rüzgâr gibi cümle makamat sonsuzluğa esti"
türkiyede ilk tasavvufi konseri kendisi vermiştir.
izmir’de bulunan teyzesinin yanına gittiği zamanlarda buradaki hisar camii’nde ünlü bestekar rakım elkutlu ile tanıştı ve bu onun hayatında önemli bir dönüm noktası oldu.
1959’da girdiği izmir radyosu’nda iki yıl sonra solist ses sanatçısı oldu. bu görevini türkiye radyo ve televizyon kurumu (trt) bünyesinde devam ettirdi. 1965’te birinci sınıf ses sanatçısı oldu. iki yıl sonra izmir radyosu’nda sanatçı adaylarına repertuvar ve üslûp hocalığı yaptı. 1974’te izmir radyosu klasik koro şefliğine getirildi.
1975-1976 ders yılında istanbul’da öğrenime açılan türk musikisi devlet konservatuvarı’nın şan bölümünde repertuvar hocalığına tayin edildi. bu görevi sebebiyle izmir'den istanbul'a taşındı.
1978’de istanbul radyosu’ndaki vazifesine "küçük koro" ve "kadınlar topluluğu" şefliğiyle "repertuvar kurulu" üyeliği, ayrıca türkiye radyo ve televizyon kurumu merkez denetleme kurulu üyeliği ilâve edildi. 1981 yılı sonunda türkiye radyo ve televizyon kurumu’ndan emekli oldu.
1982’de istanbul teknik üniversitesi’ne bağlanan türk musikisi devlet konservatuvarı’ndaki görevi ölümüne kadar devam etti.
bekir sıtkı sezgin, 10 eylül 1996'da hayata gözlerini yumdu.
alaeddin yavaşça bekir sıtkı'ya ithafen yazdığı hüzzam bir şarkıda şöyle tanımlamıştır kendisini:
"üslûbu güzeldi şakıyan bir başkaca sesti, sezgin bir lûtf u ilahi özge nefesti, feryatlarının afakı tutan nağmelerinde, rüzgâr gibi cümle makamat sonsuzluğa esti"
türkiyede ilk tasavvufi konseri kendisi vermiştir.
devamını gör...
orkid'in 34 tl olması
"okey'in 65 tl olması" adlı başlığın habercisi olan başlık.
devamını gör...
roboski katliamı
o dönem şırnakta görev yaptım işin aslının öyle olmadığına defalarca şahit oldum.. keşke medyada yansıtılan gibi olsa herşey..
devamını gör...
mesajınız var turuncusu
içinden genelde "abi yarıldım şu tanımına yav" çıkan belirteç. yarıl kardeşim yarıl da, biraz da hanımlar mı yarılsa???
not: şaka.
ikinci not: belki de değil.
not: şaka.
ikinci not: belki de değil.
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
19 yaşında sınava hazırlanan birisi olarak, katıldığım tespittir. sözlüğün şuan ekşi sözlük'ten hiçbir farkı yok. bu konuyu birkaç defa tanımlarımda da bahsettim; karma puan konusunda enlerde olan yazarların girmiş olduğu girdi türleri:
- lise düzeyi başlıkta espri kasmak
- başlığa cevap entry
- aptal aptal duyar kasmak
hal böyle olunca yazma hevesiniz kırılıyor. aktif olarak ekşi'de de hesabım var, burada yazmak için herhangi bir artı yönünü göremiyorum kafa'nın. 100 tanıma ulaştığımda kısa bir mektupvari tanım ile uzaklaşacağım zaten.
- lise düzeyi başlıkta espri kasmak
- başlığa cevap entry
- aptal aptal duyar kasmak
hal böyle olunca yazma hevesiniz kırılıyor. aktif olarak ekşi'de de hesabım var, burada yazmak için herhangi bir artı yönünü göremiyorum kafa'nın. 100 tanıma ulaştığımda kısa bir mektupvari tanım ile uzaklaşacağım zaten.
devamını gör...
red dead redemption 2
bir yandan amerikan tarihini öğrendiğiniz, bir yandan harika senaryosu ile ilerlediğiniz ve ilk oyundaki john marston karakteri kadar karizmatik efsane arthur morgan ile oynadığınız rock star games yapımı oyun. oynun atmosferi ayrı övülesidir ayrıca.
devamını gör...
en yakındaki kitabın 17. sayfasının 3. cümlesi
"her şey, her şey güzeldi, gözyaşı, dünya, zaman..." **
devamını gör...
her yazar bir çaylak sahipleniyor
ne zaman ki star wars rozeti gelir , işte o zaman padavanımı bulur , gücün öğretilerine başlarız.
devamını gör...
forrest gump
yıllardır en sevdiğim film olma statüsünde bulunan mükemmel yapım. amerikan yakın tarihini bu kadar güzel bir dil ve kurguyla eleştirebilmek büyük bir başarı. her izleyişimde forrest için üzülür, kendimi bir an için onun yerine koyarım. ne vardı jenny'de bu kadar ısrarcı olunacak desem de aşk dedikleri böyle bir şey işte. teğmen dan'in trajik hikayesinin sonunda tanrıyla barışması da oldukça güzel bir anektotdu.
devamını gör...
2 bira içince sarhoş olan insan
az yakıp, çok kaçan insan modeli. bunun fiat grubundaki muadili 1.3 mjet.
devamını gör...
yks 2021
geçen seneki yığılmaları bu senenin matematik sorularını zorlayarak mı önleyeceklerini düşündü acaba sayın ösym kurumu? o sorular neydi öyle? her iki soruda bir soru atlıyordum resmen. pandemi yüzünden okul da dershaneler de sürekli kapalıydı zaten. ben kimya öğretmenimi tanımıyorum, yüzünü bile görmedim hiç. okula bile gittiğimi hatırlamıyorum. çoğu konuyu kendim çalıştım videolarla, denemelerle pekiştirdim. bir sene daha yaşamak istemiyorum bunları. bu sene de herkesin matematikte 15-25 netlerde kaldığı bir yığılma ile karşılaşacağız. neyi amaçlıyorlar, bize ne yapmak istiyorlar anlamış değilim.
devamını gör...
yaşanan şehrin en güzel yanı
ufacık olması ve her yere yürüyerek gidilebilmesi.
yaşadığım şehir merkezi 15 km'ye 15 km uzunluğunda. istediğim yere arabayla 5 dakikada, yürüyerek ortalama 20 dakikada gidebiliyorum. ayrıca nüfus az olduğu için devlet dairelerinde sıra beklemiyorum. fakat ufak olması nedeniyle aktivite yapabilecek mekan sayısı az. yani biraz sıkıcı.
yaşadığım şehir merkezi 15 km'ye 15 km uzunluğunda. istediğim yere arabayla 5 dakikada, yürüyerek ortalama 20 dakikada gidebiliyorum. ayrıca nüfus az olduğu için devlet dairelerinde sıra beklemiyorum. fakat ufak olması nedeniyle aktivite yapabilecek mekan sayısı az. yani biraz sıkıcı.
devamını gör...
unesco dünya mirası listesinde olması gereken yerler
(bkz: ishak paşa sarayı)
ağrı ilinin doğubeyazıt ilçesine 7 km uzaklıkta olan sarayın yapımına 1685 yılında başlanmış ve 99 yıl sonra 1784'te tamamlanmıştır.mimarı, ahıskalı ustalardır.7 bin 600 metre karelik bir alan üzerine inşa edilen sarayın bazı kısımları tek, bazı kısımları iki, bodrum dahil bazı kısımları üç katlı olarak yapılmıştır.116 odalı sarayda harem, aşevi, hamam,mahkeme salonu, camii,uşak ve seyis odaları,muhafız koğuşları, cezaevi gibi çeşitli hizmet odaları ve yapı bulunmaktadır.avrupa’daki şato tipi yapıların ülkemizde rastlanmayan en iyi örneğidir.dünya üzerinde merkezi ısıtma sisteminin kullanıldığı ilk yapıdır.2018 yılında 121.094 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.


ağrı ilinin doğubeyazıt ilçesine 7 km uzaklıkta olan sarayın yapımına 1685 yılında başlanmış ve 99 yıl sonra 1784'te tamamlanmıştır.mimarı, ahıskalı ustalardır.7 bin 600 metre karelik bir alan üzerine inşa edilen sarayın bazı kısımları tek, bazı kısımları iki, bodrum dahil bazı kısımları üç katlı olarak yapılmıştır.116 odalı sarayda harem, aşevi, hamam,mahkeme salonu, camii,uşak ve seyis odaları,muhafız koğuşları, cezaevi gibi çeşitli hizmet odaları ve yapı bulunmaktadır.avrupa’daki şato tipi yapıların ülkemizde rastlanmayan en iyi örneğidir.dünya üzerinde merkezi ısıtma sisteminin kullanıldığı ilk yapıdır.2018 yılında 121.094 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.


devamını gör...
fake friend
devamını gör...
ülkemizde matematiğin sevilmeme nedeni
insan başarısız olduğu, çabasının takdir edilmediği, varlığının önemsenmediği alandan veya insanlardan uzak duracaktır. bu sorunun o kadar çok sebebi var ki, o kadar.
-matematiği sevmeyen, bilmeyen ve matematikten anlamayan öğretmenlerin matematik öğretmeni olması (bunu söyleyip buna neyin sebep olabileceği konusunda düşünmemek çok acımasızca lütfen yapmayın). insanların ilgileri, yetenekleri doğrultusunda meslek seçimi yapabilmelerine izin vermeyen ekonomik, sosyal, kültürel bir sistemin varlığından söz edilebilir diye düşünüyorum. matematik bilen, seven, ilgi duyan insanlar neden matematik öğretmenliğini tercih etmiyorlar bu önemli bir soru bana kalırsa.
-mezun olup da atanma şerefine nail olan (çünkü güzel ülkemizde bu da deveye hendek atlatmaktan daha zor olabiliyor) bir öğretmenin mesleğine dair heyecan duymaması, duyamaması. bir yığın derdi var insanın. bir öğretmeni, diğer kimliklerinden sıyırıp sadece öğretmen olarak düşünmek doğru değil. her şeyden önce bahsedilen kişi bir insan ve her insan üzerinde ülkenin refah düzeyinin etkisi var.
-eleştirmeye çoğu zaman izin verilmemesi. dolayısıyla eleştirinin öğretilmemesi, sözel becerilerin gelişmemesi. kitap okumuyor oluşumuz. okuyan adama da madalya takılmıyor zaten son 10 yıldır. okumak elbette içsel motivasyon gerektiren bir eylemdir ancak bir çocuğa bu alışkanlığı kazandırabilmeniz için zaman zaman takdir etmeniz, ödüllendirmeniz yani öncelikle dışsal motivasyon sunmanız gerekebilir.
-matematiği neden öğrendiğimizi bilmememiz, bunun anlatılamaması
-öğretmenin kullandığı öğretim yöntemleri, bir canlının nasıl öğrenebileceğinin anlaşılamamış olması
-kalabalık sınıflar
-teknolojik yetersizlikler
-ilgisiz ebeveyn. "hocam benim çocuğum matematiği bir türlü yapamıyor" genellikle bu cümleyi anne kurar (çünkü çocuktan kadın sorumludur). o da dönemde bir kez geldiği (yani geliyorsa) veli toplantısında.
çoğunlukla edilgen cümleler kurduğumun farkındayım ama bazı şeyleri bireysel çabaların insafına bırakmak bana doğru gelmiyor. "ülkemizde matematiğin sevilmemesi" bir sistem sorunudur. bu sadece matematiğin sevilmemesi değildir. fiziğin sevilmemesi, tarihin sevilmemesi, geometrinin sevilmemesi, türkçenin sevilmemesi şeklinde listelenip uzatılabilir ancak hepsinin kaynağı aynıdır.
bireysel çabalar için bir öneri; çocuğun yapabilirim hissiyatını geliştirmek fayda sağlayabilir. her insanın farklı bir becerisi olduğu fikrinden yola çıkarak, kişinin bir alandaki yetkinliğini geliştirirseniz diğer alanlarda da başarılı olabileceğine dair kendisine güven duymasını sağlayabilirsiniz ve bu inancı yıkmadığınız sürece, ilgi ve destekle matematikte başarılı olacak ve başarılı olduğunu hissettiği alanı sevecektir.
-matematiği sevmeyen, bilmeyen ve matematikten anlamayan öğretmenlerin matematik öğretmeni olması (bunu söyleyip buna neyin sebep olabileceği konusunda düşünmemek çok acımasızca lütfen yapmayın). insanların ilgileri, yetenekleri doğrultusunda meslek seçimi yapabilmelerine izin vermeyen ekonomik, sosyal, kültürel bir sistemin varlığından söz edilebilir diye düşünüyorum. matematik bilen, seven, ilgi duyan insanlar neden matematik öğretmenliğini tercih etmiyorlar bu önemli bir soru bana kalırsa.
-mezun olup da atanma şerefine nail olan (çünkü güzel ülkemizde bu da deveye hendek atlatmaktan daha zor olabiliyor) bir öğretmenin mesleğine dair heyecan duymaması, duyamaması. bir yığın derdi var insanın. bir öğretmeni, diğer kimliklerinden sıyırıp sadece öğretmen olarak düşünmek doğru değil. her şeyden önce bahsedilen kişi bir insan ve her insan üzerinde ülkenin refah düzeyinin etkisi var.
-eleştirmeye çoğu zaman izin verilmemesi. dolayısıyla eleştirinin öğretilmemesi, sözel becerilerin gelişmemesi. kitap okumuyor oluşumuz. okuyan adama da madalya takılmıyor zaten son 10 yıldır. okumak elbette içsel motivasyon gerektiren bir eylemdir ancak bir çocuğa bu alışkanlığı kazandırabilmeniz için zaman zaman takdir etmeniz, ödüllendirmeniz yani öncelikle dışsal motivasyon sunmanız gerekebilir.
-matematiği neden öğrendiğimizi bilmememiz, bunun anlatılamaması
-öğretmenin kullandığı öğretim yöntemleri, bir canlının nasıl öğrenebileceğinin anlaşılamamış olması
-kalabalık sınıflar
-teknolojik yetersizlikler
-ilgisiz ebeveyn. "hocam benim çocuğum matematiği bir türlü yapamıyor" genellikle bu cümleyi anne kurar (çünkü çocuktan kadın sorumludur). o da dönemde bir kez geldiği (yani geliyorsa) veli toplantısında.
çoğunlukla edilgen cümleler kurduğumun farkındayım ama bazı şeyleri bireysel çabaların insafına bırakmak bana doğru gelmiyor. "ülkemizde matematiğin sevilmemesi" bir sistem sorunudur. bu sadece matematiğin sevilmemesi değildir. fiziğin sevilmemesi, tarihin sevilmemesi, geometrinin sevilmemesi, türkçenin sevilmemesi şeklinde listelenip uzatılabilir ancak hepsinin kaynağı aynıdır.
bireysel çabalar için bir öneri; çocuğun yapabilirim hissiyatını geliştirmek fayda sağlayabilir. her insanın farklı bir becerisi olduğu fikrinden yola çıkarak, kişinin bir alandaki yetkinliğini geliştirirseniz diğer alanlarda da başarılı olabileceğine dair kendisine güven duymasını sağlayabilirsiniz ve bu inancı yıkmadığınız sürece, ilgi ve destekle matematikte başarılı olacak ve başarılı olduğunu hissettiği alanı sevecektir.
devamını gör...
seksi asal
aralarındaki fark 6 olan iki asal sayıya seksi asal sayı denir. örneğin 5 ve 11, 7 ve 13 seksi asallardır. olayın, sayıların cinsel bir çekiciliğinin olması ile alakası yok yani*, aralarındaki farkın 6 (six) olması ile bir alakası var.
devamını gör...
cumhurbaşkanı erdoğan'dan kendini alkışlamayanlara sitem
adam orada bir performans sergiliyor.
tabi sahnede soytarı olduğu için, alkış gelmeyince abes karşılanması çok normal.
tabi sahnede soytarı olduğu için, alkış gelmeyince abes karşılanması çok normal.
devamını gör...
yazarların yaşlandıklarını hissettiği ilk an
ak düşmüş saçlarım var. teşekkürler hayat. *
devamını gör...
10 yıl öncesine gitseniz ne yapardınız sorunsalı
deli gibi çalışır dolar alırdım. yapılacak en mantıklı hareket bence bu.
devamını gör...
