elektronik müzik, elektronik enstrümanlar yardımıyla yapılan müzik türüne verilen bir isimdir. elektromekanik enstrüman ile elektronik enstrümanlar birbirine karıştırılmamalıdır. elektromekanik enstrümanlara elektro gitarı örnek verebiliriz. elektro gitardan çıkan ses elektronik müzik demek değildir. elektronik enstrümanlara da theremin, synthesizer ve bilgisayar örnekleri verilebilir.
devamını gör...

tadı yavandır. çok lezzetli olduğu söylenemez. domuzun bir senede yaptığı yavru sayısıyla doğru orantılı olarak fiyatı çok düşüktür. türkiye'de dinsel nedenlerden ötürü tüketilmesi yasak olmasaydı ekonomik nedenlerden büyük bir kesimin temel gıdası olma yolunda emin adımlarda ilerlerdi.
devamını gör...

can -iş bankası-yky-ayrıntı-iletişim-sel-ithaki-everest başlıca bunlar
devamını gör...

çeşitli başlıkların üzerinde bulunan tüy ve/veya mücevherlerden yapılan süslere verilen isimdir.

eski birçok türk devletinde ve müslüman devletlerde başta yöneticilerin başlıklarında olmak üzere başlıklarda sorguçlar kullanılmıştır.

yeniçeri gibi askerlerin başlıklarındaki uzun sorguçlar padişahın korunmasında siper görevi görmüştür.tehdit anında yeniçerilerin, bu uzun sorguçlu başlıklarla padişahın çevresini sarmaları sonucunda padişahın kamuflajı sağlanmış böylelikle görülemediği için okçu saldırılarından korunabilmiştir.

padişahlar tarafından devlet adamlarına sorguç hediye edilmesi çok büyük bir iltifat olarak kabul edilmiştir.ayrıca yabancı devlet adamlarına sorguçlar gönderilip hediye edilmiştir.( sanırım o dönemde sorguçlar madalya yerine kullanılıyor)

kaynak :
islamansiklopedisi.org.tr/s...
devamını gör...

günümüzde evrim denince ilk akla gelen isim, ingiliz doğa bilimci. tam adı charles robert darwin'dir.

kendisi evrim fikrini ilk ortaya atan kişi olmamakla birlikte -bu fikrin izlerine antik yunan'da dahi rastlanır- modern evrim kuramının temelini 1859 yılında yayımlamış olduğu türlerin kökeni isimli eserinde atmıştır. günümüzde evrimin birçok farklı mekanizması keşfedilmiş olsa da ortaya koyduğu doğal seçilim temelli evrim anlayışı bugünkü canlı çeşitliliğinin önemli bölümünü açıklamak için yeterlidir. yalnızca doğal seçilimle kalmayıp bugün evrimsel psikologların da bir hayli ilgilendiği cinsel seçilim kavramını da yine darwin ortaya koymuştur.

kimileri katılmayacak olsa da, kanımca yeryüzünden geçmiş en önemli bilim insanıdır.
devamını gör...

eveeet, bu tam olarak bahse konu olan entryim oluyor.
kâhya! atımı getir.
devamını gör...

yardım ettiğim turist çiftin bana dürüm getirmesi.medeniyetini sevdiklerim.
devamını gör...

1) şeyyad hamza:

asıl mesleği duvar ustalığı olduğu için ‘’şeyyad’’ mahlasını kullanmıştır.

ahmet fakih etkisinde kalmıştır.

‘’yusuf ile züleyha’’ isimli eseri, türk edebiyatının anadolu sahasındaki ilk yusuf ile züleyha mesnevisidir.


2) ahmed-i dai:

anadolu’da çağatay türkçesiyle ürün veren ilk şairdir.

‘’’çengname’’ isimli mesnevisinde ‘’çeng’’ adı verilen, türklere özgü bir müzik aletinin yapısını alegorik ve mistik bir biçimde anlatmıştır.


3) gülşehri:

kırşehir’de mevlevi tarikatını tanıtmak amacıyla bir tekke kurmuştur.

ahilik anlayışının aksayan yönlerini eleştirmiştir.
şiirlerinde mahlas kullanan ilk divan şairidir.

anadolu’da farsçadan çeviri eser geleneğini başlatan gülşehri, farsça eserlerden hikaye tercüme eden ilk şairdir.

feridüddin attar’ın ‘’mantıku’t tayr’’ isimli eserini aynı isimle türkçeye çevirmiştir.

‘’aruz risalesi’’ isimli eseri, anadolu’da yazılmış ilk şiir bilgisi kitabıdır.

‘’felekname’’, ‘’keramat-ı ahi evran’’ ve ‘’kuduri tercümesi’’ isimli eserler de bu şaire aittir.


4) aşık paşa

asıl adı ali’dir.

tasavvufa olan ilgisinden dolayı kendisini ‘’hak aşığı’’ olarak nitelendirmiş ve ‘’aşık’’ mahlasını kullanmıştır.

bilinçi ilk türkçeci olan şair, ‘’türkçeyle eser yazılmaz.’’ görüşüne karşı çıkarak eserlerini türkçe yazmıştır.

‘’garipname’’ isimli eseri ile ünlü olan şair bu eserinde dini-tasavvufi konuları işlemiştir.


5) hoca mesud:

hoca ahmet yesevi’den sonra ‘’hoca’’ lakabı ile anılan ikinci şairdir.

‘’süheyl ü nevbahar’’ isimli eseri, türk edebiyatında beşeri aşk konusunda yazılmış olan ilk mesnevidir.

‘’ferhengname-i sadi’’ isimli eser de bu şaire aittir.


6) kadı burhaneddin:

hükümdar şairlerden biridir.

‘’tuyuğ’’ nazım şeklini bulan ve en çok kullanan şairdir.

şiirlerinde mahlas kullanmamıştır.

türk beyleri içinde divan sahibi olan ilk şairdir.


7) seyyit nesimi:

azeri türkçesinin fuzuli’den sonra en önemli temsilcisidir.

önceleri ‘’hüseyni’’ mahlasını kullanmış, daha sonra ‘’nesimi’’ mahlasını kullanmaya başlamıştır.

hurufilik’i yayma çalışmalarından dolayı halep şehrinde idam edilerek öldürülmüştür.

türkçeyi çok iyi kullanmasından dolayı‘’divan edebiyatının yunus emre’si’’ olarak da bilinir.

alevilik-bektaşilik geleneğinin ‘’yedi ulu ozan’’ıından biridir.

türk edebiyatında müstezat nazım biçimini kullanan ilk şairdir.

‘’elifname’’ yazan şairlerden biridir.

edebiyatımızda ‘’akis’’ sanatını kullanan ilk şairdir.

‘’murabba’’ nazım biçimini kullanan ilk şairdir.

‘’mukaddimetü’l hakayık’’ isimli eser bu şaire aittir.


8) ahmedi:

divan şiirinin kurucularından biridir.

türklüğe ait ögelere şiirlerinde yer vermiştir.

türk edebiyatının ilk şehir kasidesi olan ‘’bursa kasidesi’’ni yazmıştır.

türk edebiyatının ilk iskendernamesi olarak bilinen ‘’iskendername’’ eserini yazmıştır.

‘’destan-ı tevarih-i mülük-i al-i osman’’ isimli eseri, manzum (mesnevi) şeklinde yazılmış olan ilk osmanlı tarihidir.

mevsimleri kasidelerinde işleyen ilk şairdir.

anadolu’da terkibibent nazım biçimini kullanan ilk şairdir.

‘’cemşid u hurşid’’ isimli eseri, türk edebiyatında yazılmış olan ilk cemşid u hurşid mesnevisidir.

‘’mirkatü’l edep’’ isimli eseri, anadolu’da yazılmış olan ilk manzum sözlüktür.


9) erzurumlu kadı mustafa darir:

doğuştan görme engelli olmasından dolayı şiirlerinde ‘’gözsüz, kör, gözü görmeyen’’ anlamlarına gelen ‘’darir’’ mahlasını kullanmıştır.

‘’siretü’n nebi’’ isimli eseri, anadolu’da yazılan ilk türkçe siyerdir.



10) şeyhoğlu mustafa:

şiirlerinde didaktik (öğretici) bir üslup kullanmıştır.

halk sözlerine ve atasözlerine eserlerinde geniş yer vermiştir.

‘’kenzü’l kübera ve muhekkü’l ulema’’ isimli eseri, yusuf has hacib’in ‘’kutadgu bilig’’ isimli eserinden sonra yazılmış olan ikinci siyasetnamedir.


tanım: 14. yüzyıl divan şairleri hakkında yükseköğretim kurumları sınavı'na yönelik bilgi içeren başlıktır.

kaynak: edebiyat notlarım.
devamını gör...

2 dakika öncesi. aha 3 oldu
devamını gör...

ne güzel herkes bayramlasmis, okurken sevinçle doldum. herkese sevdikleriyle sağlıklı ve mutlu nice bayramlar diliyorum.
devamını gör...

bi yanım çok mutlu olsa da diğer yanım çok kırgın hayata. bu kadar kötü ve nankör insan varken iyi olanların onların yanında solup gitmelerine, hep üzülen taraf olmalarına anlam veremiyorum ama yine de kötü ve beni üzen insan kadar hayatımda olan beni destekleyen iyi insanların da olduğunu bilmek beni mutlu ediyo, hayata umutla bakıyorum yine onlar sayesinde*.
devamını gör...

#25912 "uzun süredir görmedigi biriyle ilk karsilasmasinda o kisinin dış görünüsüyle
ilgili olumsuz/ kirici bir yorum yapmak."

evet, bunu yapıyoruz. çünkü aradan geçen o zamanı birisi çok iyi değerlendirmiş ise; kendini geliştirmiş,
terfi almış, yurt dışında tatile gitmiş, evlenmiş ya da çocuk doğurmuş ise sosyo-kültürel olarak o iki kişi arasında
bir denksizlik oluyor. işte karşıdaki kişi kendini bir halt sanmasın, beni yargılamasın,
ezmesin diye türkler bunu çok yapar. hatta bir süre sonra ben de buraya gittim, ben de onu yaptım, ben de terfi aldım gibi yarışa girerler.

#44938 "kim o? ben" klişesi de "beni sesimden tanır" diye düşündükleri için. bizler avrupa toplumları gibi yüzlerce yıldır
ad-soyad kullanmıyoruz. eskiden doğduğun kente (karamani, aksarayi gibi), dedenin toplumsal bir başarısı varsa dedene atıf yaparak (cemalettin diye bir imamsa cemali gibi) soy belirtilirdi. türklerde daha çok lakap önemliydi. meslek (nakkaş mustafa gibi), fiziksel sakatlık (topal ahmet gibi), yaşanmış bir olaya, mizaca, bağlı olduğu millete (laz cemal, çerkez ethem gibi) göre lakap alınırdı. 1934 yılında soyadı kanunu çıkartıldı. ancak anadolu türk toplumu halen bireyselleşemedi. ahilik geleneği yüzünden olduğunu düşünmekteyim.

ya aslında şu başlıkda saydığınız çoğu özellik türk ulusunda toprak ağalarının marka algısının olmamasından kaynaklanıyor. şöyle demek istiyorum: abd ve avrupa'da toprak ağaları
zenginleştiğinde lobi faaliyetleri yapardı. belirli bir siyasi nüfuz kazanınca kendi topraklarına hizmet götürdüler. tabii ki bu hizmetler toprağa bağlı çalışan ve o derebeyinin malı sayılan
köylüler için değildi. daha çok zenginleşebilmek için, daha yoğun lobi faaliyetleri yapabilmek için, misafirlerini iyi ağırlayabilmek için, nüfuzunu gösterebilmek için şatolar, köprüler, at arabaları için tretuar yollar, yaptılar. at arabalarında daha az sallantılı ve güvenli bir seyahat için bir zenginin ayak basabileceği her yere döşeme yol yapılmıştı.

peki osmanlı devleti'nde nasıl oldu? tımar sistemi vardı. tımar ağası, topraklarında köylüleri çalıştırıyordu. sefere çıkılacağı zaman padişahın ordusu o köyden geçerken tımar ağası eğittiği köylüleri orduya dahil ediyordu.
yollar ve köprüler yalnızca padişah sefere çıkacağı zaman yapılıyordu. osmanlı ekonomisi sefer odaklıydı. zaten toprakları genişlettikçe bu sefer odaklı ekonomi modeli büyük bir sorun oldu. kanuni sultan süleyman, vergiler sistemli toplanamadığı için iltizam kanununu çıkardı. bu da yüz yıl içinde osmanlı devleti hazinesi gelirleri azalırken gaddar sermayedarların serveti arttı. bu sermayedarlar ilerde padişaha borç verecek güce ulaştı. tıpkı avrupa'da olduğu gibi.
ikinci abdülhamit'e borç veren fransız tüccarlar, borca karşılık midilli adası'nı istediler. fransa donanması midilli adası'nın gümrüğüne el koymuştu.

yani makro-perspektiften bakıldığında monarşilerin sonu hep aynı olmuş: borç içinde batmışlar.
ama avrupa toprak ağaları kiliseler, yollar, köprüler, kentler inşa ederken bizim toprak ağaları asker basmış sadece. bir de anadolu'da ahşap materyal kullanıldığı için bazı konaklar yanmış gitmiş. doğu anadolu'da taş konaklar var ama onların da asıl sahipleri birinci dünya savaşı'nda kaçmışlar. yerlerine kürt şeyhleri, ağaları yerleşmiş. benim bildiğim kadarıyla doğu anadolu'da çok yoğun süryani, ermeni, türkmen nüfus varmış. orta doğu'da fransa ve ingiltere milliyetçi sınır politikaları için isyanları teşvik edince iran'da yaşayan türkmenler doğu anadolu'ya göç ediyorlar. kürtlerin bazıları o arada kaynıyor işte. soyadı kanunu çıkınca ermeniler, kürtler falan türk adları ve soyadları alıyorlar hükümetten korktukları için.
kürtler asimile olmuyorlar. bunun sebebi çok kadim bir kürt kültürü ve dili olduğu için değil eğitilemedikleri için. kürtler çocuklarını cumhuriyet döneminde okula göndermiyorlardı. osmanlı devleti'ndeki gibi tekke usulü eğitim görüyorlardı. bu yüzden günümüzde hala sağcı-islamcı partilere en çok oy iç anadolu ve doğu anadolu'dan çıkıyor.
21 yüzyılda vatandaşı olduğun ülkenin dilini bilmiyorsun. burada ayıp sende mi, bende mi, devlette mi? bir konutta 11 çocuk, 2 kuma, 15 yakın akraba, 15 uzak akraba yaşıyorsunuz. demokrasi'de her insana 1 oy hakkı düşüyor, benim hanemden 4 oy çıkarken kürdün hanesinden 46 oy çıkıyor. mantıklı mı?

sonra türkiye her 10 yılda bir ekonomik krize girer tabi. 500 yıldır yapılmayan planlamayı 100 yıla sığdırmaya çalışırsanız olacağı budur. hem sosyolojik hem ekonomik hem kültürel hem insani hem ahlaki hem dini hem cinsel hem varoluşsal kriz yaşıyoruz, herkes farkında ama kimse çözüm üretemiyor.
devamını gör...

kaynak bulmuşken, yeni başlık açmak yerine bu başlık altında toplanması daha doğru olacağını düşündüm.


fare

tıptaki keşiflerin %90'ı laboratuvar kemirgenlerinden kaynaklanmaktadır. tanınmış ilaçların ilk "tadımcısı" olan onlardı, antibiyotikler üzerlerinde test edildi, onlar sayesinde alkol, uyuşturucu, radyasyonun insan vücudunu nasıl etkilediğini öğrendik ... neden sıçanlar?

neye benziyor: bir sıçan, kan bileşimi ve doku yapısı açısından şaşırtıcı bir şekilde bir kişiyle çakışıyor; insan gibi soyut düşünceye sahip tek hayvandır. bu hayvanların bu kadar inatçı olmasına izin veren sonuç çıkarma yeteneğidir.

domuz

madagaskar adasında büyük domuz başlı lemurların - megaladapis - fosil iskeletleri bulundu. domuz toynakları yerine beş parmaklı "insan" elleri vardı. insan embriyolarını taşımak için taşıyıcı anneler olarak kullanılacak geniş kapsamlı planlar var ... domuzlar.

nasıl benzer: bir domuz embriyosunun beş parmaklı bir eli ve insan yüzüne benzer bir yüzü vardır - toynakları ve domuz yavrusu doğumdan hemen önce gelişir; domuzun fizyolojisi en çok insanla tutarlıdır. domuz organlarının karaciğer, böbrek, dalak ve kalp nakli için kullanılması sebepsiz değildir.

yunus

profesör a. portman (isviçre) hayvanların zihinsel yetenekleri üzerine araştırmalar yaptı. test sonuçlarına göre, ilk sırada bir erkek - 215 puan, ikincisi yunus - 190 puan, üçüncü sırada fil ve dördüncü sırada - maymun yer aldı.

neye benziyor: insanlar ve yunuslar en gelişmiş beyinlere sahiptir. beynimiz yaklaşık 1,4 kg ağırlığında, 1.7'ye sahipler ve aynı maymunda üç kat daha az var. yunusun serebral korteksinde bizimkinin iki katı kıvrım vardır. bu nedenle, bir yunus bir insandan 1,5 kat daha fazla bilgiyi özümseyebilir.

büyük maymun

dört türü vardır: en büyüğü ve en güçlüsü goril, sonra orangutan, bir sonraki en büyüğü şempanze ve son olarak en küçüğü jibon.

neye benziyor: insana benzer bir iskelet yapısı; dik yürüme yeteneği; başparmak kenara çekildi (sadece ellerde değil, bacaklarda da doğru); aile hayatı ve kural olarak, yavru ancak potansiyel bir eşle tanıştıktan sonra ayrılır.

bir balık

görünüşe göre, neredeyiz ve balıklar nerede? biz sıcak kanlıyız. soğukkanlılar, karada yaşıyoruz, sudalar ama...

nasıl benzer: balık kollajeni (vücudun bağ dokusunun temelini oluşturan bir protein - tendonlar, kemikler, kıkırdak, deri, gücünü ve elastikiyetini sağlar) bir insanla neredeyse aynı protein molekülüne sahiptir. bu özellik genellikle kozmetikte krem ​​üretiminde kullanılır.

kaynak: buradan
devamını gör...

kimseyi yargılama, yadırgama fakat yanında tutmak istemediğin kimsenin çizgiyi aşmasına müsaade etme..
devamını gör...

iğrenç bir eşofman çeşididir. bunun kadar kötü olan bir de cepleri fermuarsız eşofmandır.

eşofman dediğin cepli olur, cebi de fermuarlı olur.
devamını gör...

travmaları
çocukluğu
ve hayalleridir.

ya da sevdikleri.
devamını gör...

kafa rahatlığıyla bir ömrü huzurla yaşayacak olan insandır. özendiğim insan tipidir.
devamını gör...

ispanyolca bilince portekizce söylenenleri anlayamazsınız. bu şehir efsanesidir. yazılanları daha çok anlarsınız ama söylenenleri basit günlük ifadeler dışında anlayamazsınız. zaten anlayabilseydiniz portekizce diye bir dil olmaz, ispanyolcanın bir ağzı ya da lehçesi olurdu.

tanım: telaffuzu slavik dilleri andıran bir romans dili
devamını gör...

çok özendiğim ama hiç yapmadığım bir eylemdir.

yapanları tebrik ediyorum.
devamını gör...

kemal sunal'ın zübük filminde demokrasi için kullandığı ifadedir.

demokrasi öyle bir şeydir ki tadından yenmez

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim