ibn haldun (yazar)
(bkz: kadir mısıroğlu'nun bildiği yabancı diller) başlığını açmıştır. #84866 nolu entryde kadir mısıroğluna (bkz: üstat) sıfatını yakıştırmış yazardır.
(bkz: atatürk büyük harfle başlasın seçeneği) başlığında #84223 nolu entrysi "kesinlikle olmalı. müslümanların allahı büyük harfle başlıyor. kemalistlerin ilahının nesi eksik(!)?" olan yazardır.
(bkz: bazı insanların atatürk'ü sevmeme sebebi) başlığında #85548 nolu entryde "10 kasım'da put gibi dikeleceksin" diyerek türkiye cumhuriyeti devleti'nin kurucusuna hakaret etmiş yazardır.
(bkz: kadir mısıroğlu) hakkında #102857 nolu entryde "ilminin zekatını verse sözlüğü abad edecek mertebede bir alim" demiş yazardır.
arap sevici, islami rönesans hayalleri olan vahabi köpeği, kimin izinden gittiği belli olan yazar. işin tuhaf yanı bazı moderatörler ve yazarların desteğini almaktadır. kendi sınıfının insanıdır. ifade özgürlüğü böyle oluyorsa ben cahil kalmışım demek ki.
edit: yazarın uyarısı üzerine "(bkz: atatürk'e ilah benzetmesi yapanlar) başlığını açmıştır." ibaresi silinmiştir. bir okuma hatası yapmışım.
(bkz: atatürk büyük harfle başlasın seçeneği) başlığında #84223 nolu entrysi "kesinlikle olmalı. müslümanların allahı büyük harfle başlıyor. kemalistlerin ilahının nesi eksik(!)?" olan yazardır.
(bkz: bazı insanların atatürk'ü sevmeme sebebi) başlığında #85548 nolu entryde "10 kasım'da put gibi dikeleceksin" diyerek türkiye cumhuriyeti devleti'nin kurucusuna hakaret etmiş yazardır.
(bkz: kadir mısıroğlu) hakkında #102857 nolu entryde "ilminin zekatını verse sözlüğü abad edecek mertebede bir alim" demiş yazardır.
arap sevici, islami rönesans hayalleri olan vahabi köpeği, kimin izinden gittiği belli olan yazar. işin tuhaf yanı bazı moderatörler ve yazarların desteğini almaktadır. kendi sınıfının insanıdır. ifade özgürlüğü böyle oluyorsa ben cahil kalmışım demek ki.
edit: yazarın uyarısı üzerine "(bkz: atatürk'e ilah benzetmesi yapanlar) başlığını açmıştır." ibaresi silinmiştir. bir okuma hatası yapmışım.
devamını gör...
hemşirelerin ağlak olması
başlık sahibinin bir kuyruk acısı olmasından başka açıklaması olmayan durumdur.
ben de hemşireyim ve puanım diğer bölümlere yetmediği ya da az zeki olduğum için seçmedim. sevdiğim ve küçük yaştan beri istediğim için seçtim. bütün tercih haklarımı da bu yönde kullandım.
başlık sahibi yazar bir gün olsun hemşirelik yapmamış ise bu başlığı ve tanımı son derece boştur. bir o kadar da hadsiz ve kendini bilmezcedir.
hemşirelerin şikayetlerini kamuya karşı dile getirmelerinin sebebi, muhataplarının doğrudan vatandaş olmasıdır.
gel gelelim her mesleğin zorlukları vardır. hatta o çok zeki olan ve daha çok çalışıp doktor olan vatandaşlar bile mobinge, hasta yakını şiddetine, fazla mesaiye maruz kalıp, şartların zorluğunu dile getirirken ne hikmetse yazarın gözüne hemşireler batmıştır.
sanırım kendisi çift örgülü bir pollyannadır ve kendi seçimi olan hiçbir şeyden asla şikayetlenmemektedir.
kendisine bütün mesleklerin görev tanımlarında ifade edildikleri üzere olan pembe dünyasında hiç hemşire yüzü görmek zorunda kalmayacağı bir ömür dilerim.
bir de daha zeki olsaydınız diyor, iq seviyesini herhangi bir sayıyla kağıt kalem kullanmadan çarpabildiğim *
ben de hemşireyim ve puanım diğer bölümlere yetmediği ya da az zeki olduğum için seçmedim. sevdiğim ve küçük yaştan beri istediğim için seçtim. bütün tercih haklarımı da bu yönde kullandım.
başlık sahibi yazar bir gün olsun hemşirelik yapmamış ise bu başlığı ve tanımı son derece boştur. bir o kadar da hadsiz ve kendini bilmezcedir.
hemşirelerin şikayetlerini kamuya karşı dile getirmelerinin sebebi, muhataplarının doğrudan vatandaş olmasıdır.
gel gelelim her mesleğin zorlukları vardır. hatta o çok zeki olan ve daha çok çalışıp doktor olan vatandaşlar bile mobinge, hasta yakını şiddetine, fazla mesaiye maruz kalıp, şartların zorluğunu dile getirirken ne hikmetse yazarın gözüne hemşireler batmıştır.
sanırım kendisi çift örgülü bir pollyannadır ve kendi seçimi olan hiçbir şeyden asla şikayetlenmemektedir.
kendisine bütün mesleklerin görev tanımlarında ifade edildikleri üzere olan pembe dünyasında hiç hemşire yüzü görmek zorunda kalmayacağı bir ömür dilerim.
bir de daha zeki olsaydınız diyor, iq seviyesini herhangi bir sayıyla kağıt kalem kullanmadan çarpabildiğim *
devamını gör...
güne bir şiir bırak
"yarayla alay eder yaralanmamış olan
bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden
sen çok daha parlaksın çünkü...
sen tüm göklerdeki yıldızların ilki
sen aydınlatırsın geceyi."
william shakespeare
bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden
sen çok daha parlaksın çünkü...
sen tüm göklerdeki yıldızların ilki
sen aydınlatırsın geceyi."
william shakespeare
devamını gör...
yazarların kendine yakıştırmadığı bir hareket
sözü sakınmamak. bundan genelde* pişman olmamak. bazen özleyince de özür dileyerek telafi edebileceğimi sanmak.bu hastalıktan kurtulamamak.
devamını gör...
ruj süren erkek
babamdır. ben küçükken, dudak kremlerinin çok yaygın olmadığı zamanlarda kışın dudakları çok kuruyup çatladığında evde annemin rujlarından sürerdi. kırmızı kırmızı dudağını görünce çok gülmüştüm, o da bir sonraki sefer ne renk süreyim diye bana sormuştu.
devamını gör...
şimdi değil ise ne zaman düşüncesi
konfor alanımızdan çıkmaya cesaret edebildiğimiz zaman. o cesaret nasıl gelir, onu bulmak lazım önce. bunun için belki bir motivasyon kaynağı şarttır. bir de sonrası için yol haritası çizmek lazım. yoksa konfor alanını terk edip, amacım ne benim, nereye gidicem, ne yapıcam derken var olanı da bozma durumu olabilir.
devamını gör...
sözlük radyosu istek listesi
açın oradan erkin baba kulağımızın pası silinsin... bize de bir gün kader güler güler inşallah.
devamını gör...
kendisine verilen tableti satan öğrenci
milletvekillerine verilen milyonluk saatler için de aynı hassasiyeti görmek isteriz. onların elinden de geri alınsın.
iş vermiyor aş vermiyor 10 yaşındaki çocuğa dava açıyor hey güzel ülkem!
iş vermiyor aş vermiyor 10 yaşındaki çocuğa dava açıyor hey güzel ülkem!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği yazar
john steinbeck
devamını gör...
ensest ilişki yaşama özgürlüğü
çüşşş, kusura bakan da baksın, git anana bacina hallen, hayvanlaş bilader bize ne? gelip burda yazmayın böyle şeyler, kimse sizin hayvanlasmanizi görmek zorunda değil.
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
erkek değilim ama taso, misket ve gazoz kapakları koleksiyonum vardı.
dokunmayın ağlarım
dokunmayın ağlarım
devamını gör...
hulk vs superman
devamını gör...
pis kokuyormuş gibi duran ünlüler
aklıma ilk can yaman geldi nedense
devamını gör...
göz teması kuramayan insan
gözler ruhun aynasıdır.*
çok şey anlatırlar. göz teması kurmamak, kaçmaktır kendini anlatmaktan. anlaşılamamak duygusuna götürür insanı.
çok şey anlatırlar. göz teması kurmamak, kaçmaktır kendini anlatmaktan. anlaşılamamak duygusuna götürür insanı.
devamını gör...
büyük sözlüklerin kötü yanı
kimsenin kimseyi tanımamasıdır, deyip başladığım hede.
yazar sayısı arttıkça insanların birbirlerini tanıma oranları da azalıyor. kaynaşayım derken uzaklaşıyoruz büsbütün yanisi.
edit: düşünüyorum öyleyse yokum ile ortak başlıktır.
yazar sayısı arttıkça insanların birbirlerini tanıma oranları da azalıyor. kaynaşayım derken uzaklaşıyoruz büsbütün yanisi.
edit: düşünüyorum öyleyse yokum ile ortak başlıktır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının favori yara izleri
üniversite zamanı ve çile dolu günlerden bir gün...
soğuğuyla meşhur bir ilde olduğumuz ve asla soğuk sevmediğim için bir elektrikli battaniye aldım. süper bir icat ama! serdim yatağa sıcacık yapıyor erken saat bile olsa içinde oturuyorum falan her şey yolunda.
bir gece gene bunu bir saat önceden yaktım mis gibi sonra yattım. sabah bacağımda bir kaşıntıyla uyandım erkenden. hayır bacağım açık falan da değil baya sibirya'ya gider gibi yatıyorum. neyse şöyle bir doğruldum ki battaniye yanmış kablosu dışarda, o nevresimi yakmış, bacağıma da temas edince mis gibi bir yanık izini gördüm. sonra bu su topladı ama ben battaniyeye ağlıyorum ne yapacağım şimdi diye. hala hafif bir izi bulunur ama baktıkça insan duygulanıyor tabii.
bu arada sonradan öğrendim ki battaniye yatağı ısıtınca kapatmak lazımmış.
soğuğuyla meşhur bir ilde olduğumuz ve asla soğuk sevmediğim için bir elektrikli battaniye aldım. süper bir icat ama! serdim yatağa sıcacık yapıyor erken saat bile olsa içinde oturuyorum falan her şey yolunda.
bir gece gene bunu bir saat önceden yaktım mis gibi sonra yattım. sabah bacağımda bir kaşıntıyla uyandım erkenden. hayır bacağım açık falan da değil baya sibirya'ya gider gibi yatıyorum. neyse şöyle bir doğruldum ki battaniye yanmış kablosu dışarda, o nevresimi yakmış, bacağıma da temas edince mis gibi bir yanık izini gördüm. sonra bu su topladı ama ben battaniyeye ağlıyorum ne yapacağım şimdi diye. hala hafif bir izi bulunur ama baktıkça insan duygulanıyor tabii.
bu arada sonradan öğrendim ki battaniye yatağı ısıtınca kapatmak lazımmış.
devamını gör...
ortostatik proteinüri
genç erişkinlerde görülen ve genelde 1 gramdan daha az olan idrarda protein atılmasına verilen isimdir.
gece yattıktan sonra sabah idrarında protein saptanamaz ancak gün içerisinde ayakta olmakla beraber proteinüri görülür.
tanısı 12 saatlik idrar toplama yöntemi ile konulabilir.
herhangi bir sorun teşkil etmez, prognozu iyidir.
gece yattıktan sonra sabah idrarında protein saptanamaz ancak gün içerisinde ayakta olmakla beraber proteinüri görülür.
tanısı 12 saatlik idrar toplama yöntemi ile konulabilir.
herhangi bir sorun teşkil etmez, prognozu iyidir.
devamını gör...
vincent van gogh
hollandalı, post empresyonist ressam.
en ünlü tablosu olan yıldızlı gece'nin hikayesi ise şöyledir:
van gogh çeşitli zihinsel rahatsızlıkları sebebiyle akıl hastahanesinde tedavi görmektedir. odasında, önünde parmaklık bulunan ufacık bir penceresi vardır. van gogh her gün o parmaklıklara yapışarak gördüğü manzarayı izlemektedir. işte o manzara yıldızlı gece'yi yaratacak olan saint remy de provence manzarasıdır. van gogh, daracık penceresinde gördüğü bu kendinden çerçeveli tabloyu tuvaline aktarır, elbette van gogh farkıyla.. işte yıldızlı gece ortaya çıkmıştır: saint remy de provence şehrinin düşsel bir yorumu.
uzun araştırmalar sonunda, tablonun 25 mayıs 1889, saat 04:40’taki gökyüzünü gösterdiği tespit edilmiştir. ay’ın henüz ilk hilal biçiminde olması ve venüs gezegeninin ufukta görüntülenmiş olmasından yola çıkılarak tablodaki yıldız ve gezegenlerin gün doğarken resmedildiği anlaşılmıştır. van gogh, kardeşi theo'ya yazdığı mektupta bu resimle alakalı şöyle diyor:
"demir parmaklıklı penceremde adeta bir buğday tarlası görüyorum. sabahları ise gün doğumunu tüm ihtişamıyla izliyorum."
"yıldızlara bakmak beni daima hayal dünyasına daldırır. kendime sorarım, fransa haritasındaki noktalar arasında seyahat edip belli bir noktaya ulaşıyoruz da neden gökyüzündeki bu parlak noktalara ulaşamıyoruz? nasıl trene atlayıp tarascon’a ya da rouen’e gidiyorsak yıldızlara ulaşmak için de ölebiliriz."
van gogh'un yıldızlara olan bu hayranlığı sadece yıldızlı gece olarak bilinen o tabloda ortaya çıkmış değildir. pek bilinmese de van gogh, birden fazla yıldızlı gece tasviri çizmiştir.
kuşkusuz ki yıldızlı gece sanat tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. insanoğlunda da, sadece tanrının sahip olduğu yaratım yeteneğinin kırıntılarının olduğunu bize göstermiştir.
en ünlü tablosu olan yıldızlı gece'nin hikayesi ise şöyledir:
van gogh çeşitli zihinsel rahatsızlıkları sebebiyle akıl hastahanesinde tedavi görmektedir. odasında, önünde parmaklık bulunan ufacık bir penceresi vardır. van gogh her gün o parmaklıklara yapışarak gördüğü manzarayı izlemektedir. işte o manzara yıldızlı gece'yi yaratacak olan saint remy de provence manzarasıdır. van gogh, daracık penceresinde gördüğü bu kendinden çerçeveli tabloyu tuvaline aktarır, elbette van gogh farkıyla.. işte yıldızlı gece ortaya çıkmıştır: saint remy de provence şehrinin düşsel bir yorumu.
uzun araştırmalar sonunda, tablonun 25 mayıs 1889, saat 04:40’taki gökyüzünü gösterdiği tespit edilmiştir. ay’ın henüz ilk hilal biçiminde olması ve venüs gezegeninin ufukta görüntülenmiş olmasından yola çıkılarak tablodaki yıldız ve gezegenlerin gün doğarken resmedildiği anlaşılmıştır. van gogh, kardeşi theo'ya yazdığı mektupta bu resimle alakalı şöyle diyor:
"demir parmaklıklı penceremde adeta bir buğday tarlası görüyorum. sabahları ise gün doğumunu tüm ihtişamıyla izliyorum."
"yıldızlara bakmak beni daima hayal dünyasına daldırır. kendime sorarım, fransa haritasındaki noktalar arasında seyahat edip belli bir noktaya ulaşıyoruz da neden gökyüzündeki bu parlak noktalara ulaşamıyoruz? nasıl trene atlayıp tarascon’a ya da rouen’e gidiyorsak yıldızlara ulaşmak için de ölebiliriz."
van gogh'un yıldızlara olan bu hayranlığı sadece yıldızlı gece olarak bilinen o tabloda ortaya çıkmış değildir. pek bilinmese de van gogh, birden fazla yıldızlı gece tasviri çizmiştir.
kuşkusuz ki yıldızlı gece sanat tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. insanoğlunda da, sadece tanrının sahip olduğu yaratım yeteneğinin kırıntılarının olduğunu bize göstermiştir.
devamını gör...

