el yapımı patlayıcı
güvenlik literatüründe el yapımı patlayıcılar için kullanılan kısaltmasıyla "eyp"
dünyanın hemen her döneminde ve yerinde çoğunlukla terör örgütleri ya da bireysel anarşistler tarafından kullanılmakta olan patlayıcı türü. tercih edilmesinin başlıca sebebi, evde bulunabilecek muhtelif malzemeler ve temel düzeyde kimya/elektrik bilgisi ya da tecrübe ile imal edilebilmesidir. tabii bir de satın alımlardan izinin sürülememesi.
nispeten basit elektrik düzenekleri ya da kimyasal tepkimelerden faydalanılarak aktifleştirilen eyp, yapımında kullanılmış malzemelerden beklenmeyecek düzeyde bir tesire sebebiyet verebilmektedir.
yapısında, çoğunlukla belli iş alanlarında kullanılan ve çok masum görünen konserve kutular, basit bakır teller, gübre, artık kullanılmayan cihazlardan sökülmüş olan elektronik aksamlar gibi malzemeler, yer alabileceklerin yalnızca ufak bir kısmıdır.
asıl nokta, kolay temin edilebilir malzemelerin içindeki etken maddelerden faydalanmaktır. bu maddelerin, kendilerine nazaran zor temin edilen diğer kimyasallarla karıştırılması sonucu çok daha büyük etkiler gözlemlenebilir.
potasyum nitrat, nitrogliserin, nitroglikol, sodyum nitrat, trinitrotoluen , pikrik asit veya cıva fülminat...
oldukça tehlikeli amaçlara hizmet edebilecek kimyasalların bu kadar kolay ve şüphe çekmeden temin edilebiliyor olması ne tuhaf değil mi?
değil. niyeti zarar vermek olan ne yapar ne eder bunu dener zaten. tarihteki en tehlikeli icatlar başta hep barışın elçisi olmak ve insanlığa huzur getirmek için icat edilmemiş midir?
dünyanın hemen her döneminde ve yerinde çoğunlukla terör örgütleri ya da bireysel anarşistler tarafından kullanılmakta olan patlayıcı türü. tercih edilmesinin başlıca sebebi, evde bulunabilecek muhtelif malzemeler ve temel düzeyde kimya/elektrik bilgisi ya da tecrübe ile imal edilebilmesidir. tabii bir de satın alımlardan izinin sürülememesi.
nispeten basit elektrik düzenekleri ya da kimyasal tepkimelerden faydalanılarak aktifleştirilen eyp, yapımında kullanılmış malzemelerden beklenmeyecek düzeyde bir tesire sebebiyet verebilmektedir.
yapısında, çoğunlukla belli iş alanlarında kullanılan ve çok masum görünen konserve kutular, basit bakır teller, gübre, artık kullanılmayan cihazlardan sökülmüş olan elektronik aksamlar gibi malzemeler, yer alabileceklerin yalnızca ufak bir kısmıdır.
asıl nokta, kolay temin edilebilir malzemelerin içindeki etken maddelerden faydalanmaktır. bu maddelerin, kendilerine nazaran zor temin edilen diğer kimyasallarla karıştırılması sonucu çok daha büyük etkiler gözlemlenebilir.
potasyum nitrat, nitrogliserin, nitroglikol, sodyum nitrat, trinitrotoluen , pikrik asit veya cıva fülminat...
oldukça tehlikeli amaçlara hizmet edebilecek kimyasalların bu kadar kolay ve şüphe çekmeden temin edilebiliyor olması ne tuhaf değil mi?
değil. niyeti zarar vermek olan ne yapar ne eder bunu dener zaten. tarihteki en tehlikeli icatlar başta hep barışın elçisi olmak ve insanlığa huzur getirmek için icat edilmemiş midir?
devamını gör...
köpek sahibi olmak
evinde kaplumbağa, papağanlar, pirana ve çeşitli balıklar, kediler beslemiş biri olarak köpek beslemek bunların hiçbirisi ile kıyaslanamaz.tek yaşamanın da verdiği bir hevesle evime ben bir arkadaş alıyım kafasıyla barınaktan kurtardığım bir alman kurdu ile aynı evi paylaşıyorum. hayvan bakımı konusunda bu kadar tecrübeli olmama rağmen ben bile zorlanıyorum, sabah işe gitmeden önce 20 dakika gezdir, akşam işten döndükten sonra 20-25 dakika yürüyüş yap gibi.
herkesin girebileceği bir sorumluluk değil, inanın değil.
herkesin girebileceği bir sorumluluk değil, inanın değil.
devamını gör...
güneş sisteminde sadece güneş ve dünyanın işe yaraması
çaktırmadan astronot arkadaşım olduğunu nasıl söylerim temalı başlık.
bir arkadaş uğruna ne güneş sistemleri hiç edildi ya rab!*
bir arkadaş uğruna ne güneş sistemleri hiç edildi ya rab!*
devamını gör...
ordu
türkiye'nin ölmeden önce mutlaka görülmesi gereken şehirlerinden biri.
doğa ile şehir iç içedir bu şehirde. son zamanlarda da bayağı gelişim göstermiştir. türkiye'nin en çok yaylaya sahip olan şehridir aynı zamanda.
gezilecek görülecek çok yeri vardır. ama merkezi yani altınordu 'da gezmek için sadece fidangör caddesi ve boztepe vardır.
bu şehri gezmek için altınızda bir araba olmalı o zaman bu şehri 10 gün doya doya gezebilirsiniz.
size en çok tavsiye edebileceğim yer ise ulubey ilçesinde bulunan ulugöl tabiat parkıdır. fotoğrafı aşağıdadır. eğer ordu'ya yolunuz düşerse mutlaka buraya da bir uğrayın derim.
doğa ile şehir iç içedir bu şehirde. son zamanlarda da bayağı gelişim göstermiştir. türkiye'nin en çok yaylaya sahip olan şehridir aynı zamanda.
gezilecek görülecek çok yeri vardır. ama merkezi yani altınordu 'da gezmek için sadece fidangör caddesi ve boztepe vardır.
bu şehri gezmek için altınızda bir araba olmalı o zaman bu şehri 10 gün doya doya gezebilirsiniz.
size en çok tavsiye edebileceğim yer ise ulubey ilçesinde bulunan ulugöl tabiat parkıdır. fotoğrafı aşağıdadır. eğer ordu'ya yolunuz düşerse mutlaka buraya da bir uğrayın derim.
devamını gör...
bi bitmediniz dedirtenler
0850'li damacana su ve internet reklami yapıp zırt pırt arayan numaralar.
devamını gör...
başörtüsüyle okumak isteyenler arabistan'a gitsin
bunun gibi laflar yüzünden şimdi başörtüsünün siyasi malzeme olarak kullanıldığı bir siyaset ortamı var.
bunun gibilerin eksende simetrisi: inanmayan ve istemeyen kişilere başörtüsünü dayatan ahlak bekçileridir.
ikiside birbirini var ediyor
bacımın örtüsü batmışsa zalimin gözüne,
billah acırım tükürüğe,tükürsem yüzüne,
m. akif ersoy
bunun gibilerin eksende simetrisi: inanmayan ve istemeyen kişilere başörtüsünü dayatan ahlak bekçileridir.
ikiside birbirini var ediyor
bacımın örtüsü batmışsa zalimin gözüne,
billah acırım tükürüğe,tükürsem yüzüne,
m. akif ersoy
devamını gör...
moderatörlerin açtığı başlıklarda özgürce görüş belirtmekten çekinmek
yaşamadığım durumdur. özgürce görüşünü belirtemediğini düşünüyorsan; burada zaman kaybedilmemesini tavsiye ederim.
devamını gör...
insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders
devamını gör...
18 yaş
kalp kırıklığı çok olur mu bu yaşta?
ölmek isteği sonra boşvermişlik ve yorgunluk..
alıp başını gitme hissi ve en önemlisin yaşamak için bir neden bulamamak?
büyümek canımı acıtıyor, 18 olucam neden lanet bir ergenin geçtiği ve hafif atlatığı dönemimde iğrenç hissediyorum.
eğer varsan tanrım ben bunu hiç hak etmedim.
edit: aslında o kadar da iğrenç değil.
bu tamamen benim kafamda kurduğum bir şey.
mutlu olmak ve gülmek için çok sebebim var.
ölmek isteği sonra boşvermişlik ve yorgunluk..
alıp başını gitme hissi ve en önemlisin yaşamak için bir neden bulamamak?
büyümek canımı acıtıyor, 18 olucam neden lanet bir ergenin geçtiği ve hafif atlatığı dönemimde iğrenç hissediyorum.
eğer varsan tanrım ben bunu hiç hak etmedim.
edit: aslında o kadar da iğrenç değil.
bu tamamen benim kafamda kurduğum bir şey.
mutlu olmak ve gülmek için çok sebebim var.
devamını gör...
hayatından boş arkadaşları çıkarta çıkarta hiçbir arkadaşının kalmaması
şu an farkına vardığım durum. tüm hayatıma zarar veren boş arkadaşlarımı çıkartıyorum ama hiç arkadaşım kalmadığını hissediyorum sizce doğru mu yapıyorum çok düşünüyorum bu konuyu.
devamını gör...
barınamıyoruz hareketi
başka şehirde çocuğunu okutan bir anne olarak yürekten destekliyorum.
üniversite açmanın ön koşulu barınma ile ilgili yatırımların olmasıdır.
kyk yurdunda kalsın, henüz çıkmadı.
ev tutun, bulamıyoruz.
özel yurtta kalsın, karşılayamıyoruz.
tarikat yurdu, asla olmaz.
nerede kalacak bu çocuk peki?
üniversite açmanın ön koşulu barınma ile ilgili yatırımların olmasıdır.
kyk yurdunda kalsın, henüz çıkmadı.
ev tutun, bulamıyoruz.
özel yurtta kalsın, karşılayamıyoruz.
tarikat yurdu, asla olmaz.
nerede kalacak bu çocuk peki?
devamını gör...
yazarların sürekli aldığı sorular
kilo mu aldın sen? evet ala ala kilo aldım.
devamını gör...
dunyalikisi
daha önce kendisine nickaltı girip girmediğimi bilmiyorum lakin uzun zamandır takip ettiğimi belirtmek istiyorum. her defasında nickini dünyatilkisi olarak okumaktan da kendimi alamıyorum.* anlaşılan uzunca bir süre daha onu, dünya tilkisi olarak görmeye devam edeceğim gibi görünüyor.
tanımları gerçekten kaliteli. pek eğlencesine tanım yaptığına, arada troll denediğine hiç şahit olmadım. yorum yapacağı alanı iyice araştırır, görsellerle zenginleştirir ve öyle yorumlar.
hatta bazı tanımlarının kokusu vardır.
misal ; az önce çam ağaçlı bir tanım yapmış. buram buram çam kokuyordu.
kendisine güzel vakitler diliyorum. ve konunun beni bağlar tarafıyla ilgili bir de gif bırakarak uzuyorum efnm, saygılar...
tanımları gerçekten kaliteli. pek eğlencesine tanım yaptığına, arada troll denediğine hiç şahit olmadım. yorum yapacağı alanı iyice araştırır, görsellerle zenginleştirir ve öyle yorumlar.
hatta bazı tanımlarının kokusu vardır.
misal ; az önce çam ağaçlı bir tanım yapmış. buram buram çam kokuyordu.
kendisine güzel vakitler diliyorum. ve konunun beni bağlar tarafıyla ilgili bir de gif bırakarak uzuyorum efnm, saygılar...
devamını gör...
kapanmak zorunda kalacağız
karadeniz teknik üniversitesi tıbbi mikrobiyoloji ana bilim dalı başkanı prof. dr. faruk aydın'ın uyarısı.
prof. dr. faruk aydın, 'kış çok ağır geçecek. kapatmamak için direniyoruz ama önlemlerimizi almaz, vaka sayılarını düşüremezsek kapanmak zorunda kalacağız' dedi.
kaynak: bundle.app/fLM0K9TB
prof. dr. faruk aydın, 'kış çok ağır geçecek. kapatmamak için direniyoruz ama önlemlerimizi almaz, vaka sayılarını düşüremezsek kapanmak zorunda kalacağız' dedi.
kaynak: bundle.app/fLM0K9TB
devamını gör...
hayattan çıkarılmış en önemli ders
yapmayı planladığın bir şeyi kesin olarak gerçekleşene kadar kimseye, hatta en yakınına bile söyleme.
devamını gör...
erdoğan'ın bu ülkede gençlere her şey veriliyor demesi
bu ülkede gençlere bir sey veriliyor da ne olduğunu söylersem ortalık karışır.
devamını gör...
30 yaş üstü olduğunu tek cümle ile anlatmak
toplu taşımada yer verenler oluyor.
devamını gör...
ülkeler hakkında ilginç bilgiler
çeşitli ülkeler hakkında girdiğimiz değişik bilgileri içeren başlık.
bunlardan biride afganistan'da yaşanmış ve belki hala daha yaşanmakta olan olaylar. afganistan'da akut gastroenterit hastalığına halk arasında türk hastalığı denmektedir.
özellikle ülkeye yeni ayak basmış her türkün ilk yakalandığı hastalıktır bu. hele ki yanılıp yazılıp dışarıda yemek yediyseniz. bakın dışarıda yani bayağı bayağı sokakta.
sokak satıcıları vardı. patates kızartıyor, adını bilmediğimiz bir takım yemekler yapıp satıyorlardı. eller ah o eller, sağa sola sürelen eller, oralarına buralarına sürülen eller, kirden rengi değişmiş eller...
kasaplarda dolap yok oralarda. etler yolların kenarlarında asılı. yani umarım hala öyle değildir ama. benim orada bulunduğum senelerde hijyen konusu bayağı sıkıntılıydı. sokaklardaki kokular, etlerin üzerlerilerinde uçuşan sinekler, pis akan sular, koyunlar çöplerde otluyordu daha neler neler...
biz tabi çok dikkat ediyorduk. yemeye içmeye. okulda bize özel aşçılar olmasına ve her şey bizim hijyen şartlarımıza uygun olmasına rağmen biz yinede yemekhane yemeklerini yemiyorduk. kendi mutfağımızda kendimiz hazırlıyorduk.
bir gün bir veli ziyaretinde mecburi ikram edilen yiyeceklerden yedik. sonraki bir iki gün benim için işkenceydi. elimi kaldıramıyor, önümdeki suyu içemiyordum. koko alıp hastaneye götürdü. kan testi, muayne vs derken eve dönerken sordum kokoya 'hijyen nist hemşire türko hastalik' deyip sırıttı. sizin bünyeler çok zayıf derdi hep.
kusur bizdeydi onlara göre biz zayıftık o şartlara uygun değildik. üç sene kaldım o ülkede iki kez yakalandım bu hastalığa. ikisindede koko hep dalga geçti benimle. bazı öğretmenlerin bünyeleri okadar zayıf oluyordu ki rapor alıp tayin istiyorlardı.
bakın 'bu ülke bu kişinin yaşam şartlarına uygun değil' raporu gördü bu gözler. hey gidi hey daha neler neler yaşandı. aklama geldikçe yazar sizlerle de paylaşırım.
not: yaklaşık on yıl öncesine ait anılar, bilgiler bunlar. değişim olmuşsa ne ala hala aynıysa vah vah...
bunlardan biride afganistan'da yaşanmış ve belki hala daha yaşanmakta olan olaylar. afganistan'da akut gastroenterit hastalığına halk arasında türk hastalığı denmektedir.
özellikle ülkeye yeni ayak basmış her türkün ilk yakalandığı hastalıktır bu. hele ki yanılıp yazılıp dışarıda yemek yediyseniz. bakın dışarıda yani bayağı bayağı sokakta.
sokak satıcıları vardı. patates kızartıyor, adını bilmediğimiz bir takım yemekler yapıp satıyorlardı. eller ah o eller, sağa sola sürelen eller, oralarına buralarına sürülen eller, kirden rengi değişmiş eller...
kasaplarda dolap yok oralarda. etler yolların kenarlarında asılı. yani umarım hala öyle değildir ama. benim orada bulunduğum senelerde hijyen konusu bayağı sıkıntılıydı. sokaklardaki kokular, etlerin üzerlerilerinde uçuşan sinekler, pis akan sular, koyunlar çöplerde otluyordu daha neler neler...
biz tabi çok dikkat ediyorduk. yemeye içmeye. okulda bize özel aşçılar olmasına ve her şey bizim hijyen şartlarımıza uygun olmasına rağmen biz yinede yemekhane yemeklerini yemiyorduk. kendi mutfağımızda kendimiz hazırlıyorduk.
bir gün bir veli ziyaretinde mecburi ikram edilen yiyeceklerden yedik. sonraki bir iki gün benim için işkenceydi. elimi kaldıramıyor, önümdeki suyu içemiyordum. koko alıp hastaneye götürdü. kan testi, muayne vs derken eve dönerken sordum kokoya 'hijyen nist hemşire türko hastalik' deyip sırıttı. sizin bünyeler çok zayıf derdi hep.
kusur bizdeydi onlara göre biz zayıftık o şartlara uygun değildik. üç sene kaldım o ülkede iki kez yakalandım bu hastalığa. ikisindede koko hep dalga geçti benimle. bazı öğretmenlerin bünyeleri okadar zayıf oluyordu ki rapor alıp tayin istiyorlardı.
bakın 'bu ülke bu kişinin yaşam şartlarına uygun değil' raporu gördü bu gözler. hey gidi hey daha neler neler yaşandı. aklama geldikçe yazar sizlerle de paylaşırım.
not: yaklaşık on yıl öncesine ait anılar, bilgiler bunlar. değişim olmuşsa ne ala hala aynıysa vah vah...
devamını gör...
yakışıklı olmayan ama yakışıklı gibi de olan erkekler
en tehlikeli erkektir. neyseniz o olun! kafa karıştırmaya gerek yok.
devamını gör...
