ben değilim bu. sıkılıyorum ya. üşeniyorum falan.* hevesim kaçıyor. mücadele etmek bir yerden sonra çok sıkıyor. istikrarlı bir insan değilim. öyle olsaydım hayatım daha güzel olabilirdi..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"yalnız, benim omuzlarımın bunca ağır bir yükü kaldıracak kadar geniş olmadığını vurgulamam gerek..."
(bkz: theo'ya mektuplar)
devamını gör...

pandeminin en çok özlettiği performans.
sanat kadar iyi gelen var mı?
bir kaç tane bozuk parayla keyfe dalmak.
alan razı satan razı.
o vakit,
kardeş olun ey insanlar.
devamını gör...

iki insanın birlikte yaşaması için, birbirleriyle yaptıkları her şeyin ortak olduğunu, kanunen ortaya çıkacak maddi, manevi ve insani sonuçların ikisinin ortak sonucu olduğunun devlet nezdinde bir akit ile denetim altına alınmasıdır.

buradaki amaç genelde sevgi diye adlandırılsa da aslında değildir. zaten evliliğin birbirini seven iki insan arasında olacağına o kadar şartlamışız ki kendimizi sırf evlenmek için seviyor/sevdiğimizi sanıyor ya da söylüyoruz. biliyoruz ki sevmiyor olsak evlenmemeliyiz bu şekilde evlenmek doğru değil diye bir algı olduğundan evlenmek istediğimiz herkesi bir sebepten seviyor görünüyoruz. görücü usülü ile evlendiğimizde de daha önce hiç görmediğimiz tanımadığımız insana aşık olduğumuzu iddia ediyoruz hatta.

her sevgililik evlilik yolunda karşındaki insanı tanımak amacı gütmeyebilir ama günümüzde insanlar sevgili olduklarında ve yaşları da müsaitse hemen evlilik konuşmaya başlıyor. seviyor olmak evlenmek için yeterli ve geçerli bir sebepmiş gibi anlatılıyor ve insanlar evlilik düşüncesinde olmadıklarında ilişkiyi ''ciddi'' olarak tanımlamıyor bile. buradaki ''ciddi ilişki'' kavramı da zaten evlilik düşünüp düşünmediğinin bir göstergesi halini aldı ne yazık ki.

ilişkilerde amaç sevdiğin insanla olmak yerine evlenmekmiş gibi anlatıldığından günümüzde her türden insani iletişim evliliğe varacak korkusu ya da isteği oluşturuyor. evlenmeyecek olsanız da sevebilirsiniz, sevseniz de evlenmeyebilirsiniz. her şeyi evliliğe dayandırmayın ki ilişki yaşamayı öğrenin.
devamını gör...

beğenmedim butonunun gelmesi, el emeği göz nuru tanımların ayrıyeten bir portalda sergilenmesi. rakı seven kadın, sevgiliye nude atmak gibi zırva başlıkların engellenmesi ve bu tarz başlık açan yazarların uçurulması.
devamını gör...

yazacaklarım makro bir perspektifte yazılmış olup, futboldaki iç durumumuz kadar dünyada ve avrupada şu an geldiğimiz duruma bakış açısını da yansıtmaktadır.

•ortalama 10-15 sene öncesinde ilgi pik seviyelere çıktı çünkü umut vardı, alınan anlık başarılar her yıl artarak devam edecek gibi düşünülüyordu ve aynı zamanda türk futbolu’nun yıllar geçtikçe gelişeceği de düşünülüyordu, şimdi o umut bitti çünkü;

taraftarı mutlu etmek adına yıllarca yapılan gereksiz transfer harcamaları kulüpleri borç batağına soktu, alt yapılara hiçbir şekilde önem verilmemesi doğrultusunda sadece transfer ile başarının gelmeyeceğinin anlaşılması ve aslında başarının “gerçek” uzun dönemli topyekün yönetim sistemine endeksli olması fakat kendi pr’ı adına günü kurtarma peşinde olan yöneticilerin bu basireti gösterememesi ve bundan böyle de göstermeyeceğinin taraftarlar tarafından da idrak edilmesi taraftarların umudunu ve istikrarlı başarının geleceği inancını yok etti.

bu umut ve inancın yok olması “başarının gelmeyeceği” ve aslında iyi olmadığımız bir sporu izlemenin de gereken hazzı vermemesi durumunu yaratmıştır bu hazzın olmaması sonuç olarak ilginin azalması olarak karşımıza çıkmıştır.

aslında yazılacak çok fazla alt başlık ve etken var, bir kısmını yazmaya çalıştım...
devamını gör...

şahsen ben tıpatıp aynı olabileceklerini düşünmüyorum. ikisi de farklı kavramlar. kırgınlık ve kızgınlık gibi. diyelim ki bir kaza geçirdik ve kolumuz kırıldı. kolumuzun kırıldığı için hissettiğimiz acı ile sevdiğimiz birini kaybettiğimizde yaşadığımız acı aynı değil. fiziksel acı gelip geçici ama duygusal acı kalıcı olabiliyor. bazen ortak yönleri olabiliyor. bununla ilgili şöyle bir şey okumuştum. '' elinizi yakarsanız, bir süre sonra iyileşmeye başlar. ancak kabuğunu kopartıp durursanız yara kendini tekrarlar. duygusal olarak da insanlar yıkıcı ilişkilere ve durumlara maruz kaldıkça kendini tekrarlayan yaralar açık kalacaktır.''
devamını gör...

sigara - kahve.
devamını gör...

bir ekonominin normal çalışma seviyesindeyken mevcut olan işsizlik düzeyine verilen isimdir. genellikle bu oran %5'tir.
devamını gör...

genelde ilk birkaç dakika huyuna gidecek şekilde davranır, derdinin ne olduğunu anlamaya çalışırım. sorunu bulduğumuzda ise o konu hakkında düşünmesini ve algısını başka bir noktaya yöneltmeye çalışırım.
devamını gör...

2011 fransa yapımı aksiyon filmi. yönetmen koltuğunda olivier megaton oturuyor. başrolleri ise zoe saldana, amandla stenberg ve michael vartan paylaşıyor.


9 yaşında cataleya adındaki küçük bir kız 1992 yılında kolombiya'da ailesinin öldürülmesine şahit olur ve kendisi de canını zor kurtarır. tanınmış bir gangster olan amcası emilio'nun koruyuculuğunda abd'ye göç eder.

cataleya, intikam ateşiyle büyüyüp artık genç ve güzel bir kadın olduğunda, amcasının kiralık katillerinden birine dönüşür. fakat geçen bu sürede anne ve babasının katledilişini asla unutmaz ve öldürdüğü insanların göğsüne bir orkide çiçeği çizerek, her cinayetin ardında kendisinden bir iz bırakır. cataleya intikamı sonuna kadar götürmeye yemin etmiştir.
devamını gör...

kebap.
evet kedinin ismi kebap.
devamını gör...

asosyalin dibiyim gençler, hatta biliyor musunuz hiç discord kullanmadım ve kullanmayı da düşünmüyorum..
devamını gör...

bu başlığa "sağlıklı bir adamla evli, engelli bir kadın" olarak cevap vereyim:
zor bir durum bu, hem onun hem de benim için. sürekli tanıştığımız insanlara açıklama yapmak zorunda kalıyoruz. hâlâ "evli misin?" sorusuna evet deyince ikinci soru "peki eşinin engeli ne?" sorusu oluyor. bir engeli yok deyince de "zengin falansın herhalde" gibi abuk subuk yorumlarla karşılaşıyorum.
ilk çağlarda askerlik, tarım, hayvancılık, vs. işlerde çalışamadıklarından boşuna beslememek için; orta çağda engellilik halinin engelli kişinin ailesinin cadılık-büyücülük faaliyetleri ve şeytanla anlaşma yapmasının kanıtı olduğuna inanıldığı için öldürülmüşler. (bkz: engellilik sosyolojisi)
yine bu günümüze de şükür, ne diyeyim...
devamını gör...

üç nokta fazla uzun geldiği için yaptığım eylem. hem iki nokta daha asil değil mi sizce de? bence öyle..

iki nokta koydum tam şuraya
bize benziyorlar,
biri sen diğeri ben.
yan yanalar, birbirlerinden destek alıyorlar sanki
ve hiç ayrılmayacak gibiler
hep öyle kalsınlar..
devamını gör...

tweette kuytulcular denmiş, furkan vakfı üyeleri. anlaşıldı neden bu muameleye maruz kaldıkları. iktidara sallıyor çünkü hocaları alpaslan kuytul ve çevresi. zannetmiyorum ki iktidara yakın bir tarikata böyle bir muamele yapılsın. hülasa camide bile ayrımcılık. soran olursa akp dindar dersiniz.
devamını gör...

valla bize her yer trabzon olduğu için, haliyle o gün de öyle olacak olan gün.
devamını gör...

1960'larda ortaya çıkan vücut sanatı akımının (body art) önemli bir temsilcisidir. abramović performanslarıyla fiziksel ve zihinsel potansiyelin sınırlarını zorlayan ve araştıran bir sanatçıdır. bir vücut sanatçısı olarak, kendini parçalara ayırmış, kırbaçlamış, buz kütleleri üzerinde vücudunu dondurmuş, psikoaktif ürünler ve hafıza kaybına uğramasına yol açan kas kontrol ürünleri almıştır. performanslarının birinde alev alan bir perdenin altında boğularak ölme tehlikesi atlatmıştır.


en bilinen performansı (bkz: rhythm 0) beni en çok etkileyendir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



abramoviç’in bu gösteriyi tasarlamasındaki amacı insan ırkının sınırlarını keşfetmek ve o sınırları zorlamak. gösterinin başlangıcında abramoviç sahnede cansız heykel gibi duruyor. önceden yanında duran masaya, kendisine serbestçe uygulanmak üzere birtakım nesneler bırakıyor. masada gül, tüy, bal, kek, şarap gibi korkutucu olmayan nesnelerin yanı sıra bıçak, makas, neşter, zincir, jilet, silah ve kurşun gibi işkence aletleri de bulunuyor.

bu aletlerin kendisi üzerinde serbestçe uygulanabileceğini ve asla hareket etmeyeceğini seyircilere söylüyor. seyirciler ilk iki saat herhangi bir objeyi kullanmadan yalnızca abramoviç’ i seyrediyorlar. yaklaşık iki saatin sonunda sanatçının gerçekten de hareket etmediğini gören izleyiciler nesneleri yavaş yavaş kullanmaya başlıyorlar. başta sanatçıya nazik ve utangaç davranan seyirciler, ona gül veriyor ve saçını okşuyorlar.

saatler ilerledikçe bu utangaçlık yerini vahşete bırakıyor. bir seyircinin sanatçıya tokat atması ve hiçbir karşılık almaması üzerine diğer seyircilerin bir kısmı abramoviç’ in kıyafetlerini yırtmaya başlıyor. yarı çıplak hale getirdikleri sanatçıyı taciz etmeye başlıyorlar. artık abramoviç’ i bir insan olarak görmektense obje olarak gören izleyiciler, sanatçıya zarar vermekten çekinmiyorlar. vücuduna jilet yardımıyla çeşitli kesikler atıyor, hatta kanayan yerlerini emmeye çalışıyorlar. başlarda nazik davranan seyircilerden eser kalmıyor. şiddet, taciz, işkence ve daha birçok korkutucu davranışlara maruz kalan abramoviç, gözyaşlarını tutamasa da hareketsiz kalmaya devam ediyor.

masada duran fotoğraf makinesiyle sanatçının fotoğraflarını çekiyorlar ve eline tutuşturarak kendi vahşet eylemlerini ölümsüzleştiriyorlar. seyircilerden birisinin masada duran dolu silahı abramoviç’ e doğru dayaması üzerine işler iyice çirkinleşiyor. insanların sınırlarını keşfeden sanatçı artık performansın başındaki haline hiç benzemiyor, bedenindeki kesikler adeta vahşeti simgeliyor. abramoviç’in gözlerinden akan yaşlara dayanamayan bir kadın, sanatçıya yaklaşıyor. cebinden çıkardığı mendille gözyaşlarını siliyor ve ona sarılıyor. yapılanlardan rahatsız olan birkaç seyirci de araya giriyor. azınlık kesim sanatçının yaralarını temizliyor, üstünü örtüyor ve ona sigara ikram ediyor.

6 saatlik süren bu performansın ardından abramoviç, salonda hareket etmeye başlıyor. izleyiciler karşılarındaki savunmasız bir objenin hareket etmesi üzerine yaptıklarıyla yüzleşemedikleri için alanı kaçarak terk ediyorlar. güçsüz gördükleri bir nesnenin yeniden insan formatına dönüşmesi onları korkutuyor.

kötülüğün bulaşıcı olduğunu ve insanların birbirlerinden cesaret aldığını kanıtlayan performans sanatçısı abramoviç, insanlığın içinde yatan acımasızlığı gözler önüne seriyor. aslında basit bir performansmış gibi gözüken bu gösteri çarpıcı bir sosyal deneye dönüşüyor. abramoviç performansın ardından bir röportajında bizlere şunları söylüyor:

“gösterinin başında herkes çok utangaç ve yumuşaktı, bana güller veriyorlardı. daha sonra kıyafetlerimi makasla ile yırtmaya, bıçakla boğazımı kesip kanımı içmeye başladılar. herkes delirmişti. 6 saat sonra gösteri bitmişti, performansımdan çıkıp kendim olmaya başladım. yarı çıplaktım, her yerimde kan vardı. gözlerim yaşarmıştı. izleyicilerin arasında hareket etmeye başladım. kaçtılar. hepsi kaçtı. artık kendim olmama katlanamıyorlardı. otele gidip aynaya baktığımda kendi kendime "halk seni öldürebilir, gerçekten" dediğimi hatırlıyorum."

kaynak

şu linkten olayın görüntülerini izleyebilir abramoviç'in kendi ağzından olaylar dinleyebilirsiniz.
vimeo.com/channels/67720/71...

inanılmaz bir karakter. gördüğüm en etkili sosyal deney. (bkz: rhythm 0) bana hep karşılık vermediğinde tepki göstermediğinde insanların sana neler yapabileceğini hatırlatıyor. o yüzden hiç aklımdan çıkaramadığım bir gösteri. içime işledi. yapılan şey çok saçma geliyor ama sonuca bakınca insana çok şey öğretiyor.
devamını gör...

boşver, geçer, takma kafana.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim