sosyoloji veya sosyal bilimlerde, etnik azınlıklar, mülteciler veya toplumları oluşturan ana akım dışında kalan, sosyal haklardan mahrum bırakılmış bir topluluğun veya azınlık gruplarının hareketlerine verilen isimdir.
bir toplumdaki çeşitli unsurların nasıl olup da bir araya geldiği ve birbirini destekler mahiyette çalıştığı özellikle auguste comte ve emile durkheim gibi ilk sosyologların anlamaya çalıştığı önemli sorunlardan biri olmuştur. buna göre bir toplumun devamı ve istikrarı toplumu oluşturan birey ve grupların bütünleşmesine bağlıdır. bütün toplumlar şu ya da bu şekilde bütün unsurlarıyla birlikte,içerdiği çatışmaları asgari düzeye indirgeme ve tolere etme kapasitesine sahiptir. sosyolojide bu durum toplumsal bütünleşme kavramıyla ifade edilmektedir.
devamını gör...

bazı olaylara kendi pencerenizden bakamazsınız.

şiddet gördüğüm zaman evliliğime devam etmem. aldatırsam yine boşanırım. ancak şiddet gören ya da aldatılan bazı kadınların evliliğine devam ediyor olması hakkında herhangi bir olumsuz yorum yapamam. gurursuz, onursuz, şiddet görmek demek hoşuna gidiyor, diyemem.

yaşadığınız ülkeden haberiniz olsun. cihangir solculuğu yapmanın, varoşlardan, cehaletten, eğitimsizlikten tiksinmenin de bir sınırı olmalı.

4 çocuğu olan ve bir mesleği olmayan kadınları eleştiremeyiz. ona boşan baskısı yapamayız. o kadına çay taşıma işini yükleyip asgari ücretle al bakalım 4 çocuğuna bak diyemeyiz. o kadının kültürü, öldürülme korkusu, o..pu derler çekinmesi, güçsüzlüğü yeni bir başlangıç yapmasına izin vermiyor diye evliliğine devam etmesi, bu durumdan hoşnut olduğu anlamına da gelmez.

yeni evlenip ilk günden şiddet gören kadını yeni bir başlangıç yapmıyor diye yine suçlayamayız. bu eve bu noktadan sonra kefeninle dönebilirsin diyen bir ailenin içinde 19 sene geçirmiş bir kadını rahat koltuklarımızda oturup eleştiremeyiz.

türkiye'de toptan değişmesi gereken şeyleri mağdur ve güçsüz kadınların, çocukların ve erkeklerin üzerine yüklemek asıl cehalettir. siyasilerin değiştirmesi gereken bir sistemi, çoğunluğun oyları ile değişecek çoğu şeyi yoksul bir ülke içinde kadınlara yüklemenin altında da ciddi bir kadın düşmanlığı yatıyor. daha onemlisi bu iğrenç kendine güven ve kendini bir bok zannetmek benim anlayabileceğim şeyler değil.

genelin yaptığı yanlışları, kültürel saçmalıkları, sorunları konuşmak mümkün, hatta gerekiyor ama boşanma davası açtıktan sonra öldürülen bunca kadın haberi varken böyle şımarık bir bakış açısı geliştirmek çok ilginç geliyor bana. şiddet görüyor ve boşanmıyor mu, o zaman şudur! o zaman budur! altta yatan toplumsal sorunları konuşan kimse yok. memesini açıp, erkekler ölsün yazıp, orada 14 saat dikilerek kadın haklarını korumaya çalışan köyünden geleli 5 sene olmuş feminist kafasına sahibiz çoğumuz.

hayır isveç vatandaşı olsak anlayacağım sahiden. ortalık boşanma davası açıp öldürülen, yakılan, şiddet gören kadın dolu hâlâ olayları nerelere bağlıyoruz. pes.
devamını gör...

“kitap okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum.”
devamını gör...

nobel edebiyat ödülü sahibi olga tokarczuk‘un kadimzamanlar ve diğer vakitler isimli romanında geçen bir tespittir. yazar içinde bulunduğumuz ve hiçbirimizin bu durumdan memnun olmadığı bu çağda yaşamın insani olmayan bir şekilde ilerlediğini savunur bu sözün geçtiği paragrafta. ama maalesef ki ben yazarla aynı fikirde değilim. yaşamın ilerleyişi tam da insani bir şekildedir. yazarla aramızdaki ihtilafın nedeni ise “insani” sıfatına yüklediğimiz anlamlardır ve ben artık biliyorum ki sözcükler bizim yüklediğimiz anlamlara gelir.*

insani; insanca, insana dair, insanlığa yakışır olan, iyilik olarak yapılan, merhamet ve şefkat dolu bir tavırla anlamlarına gelirken olga tokarczuk da bu tanımı kabul ederek bu şekilde bir tespitte bulunmuş ve benim itirazım da tam bu noktada. insani sözü o kadar da olumlu anlamlar içermemektedir bana göre.

insani dediğimiz duyguları genelde olumlu anlamlar içeren sözcüklerden seçiyoruz. merhamet bu duygulardan biri ama insanların en yoksun olduğu duygu da bu aslında. insanoğlunun merhamet diye düşündüğü şey aslında anlık bir acıma duygusu olmaktan öteye geçemiyor. şefkati ya bize ait olduğunu düşündüğümüz insanlara karşı ya da kendimizden güçsüz olduğunu düşündüklerimize karşı gösteriyoruz. hak bilirlik ise burda bahsedilmesine bile gerek olmayan bir duygu, bir tavır.

insani tavırlar olarak isimlendirdiklerimizin çoğu bize kısa zamanda fayda sağlayacağını umduğumuz şeyler. geri dönüşü olmayacak hiçbir iyilik insanlık için bir anlam ifade etmiyor. cesaret gösterdiğimiz anlarda bile tehlikenin boyutunu hesaplıyoruz önce. kendimizi güvende hissettiğimiz an cesur bir insana dönüşmek bize çok kolay geliyor.

insan yaptığı her şeyi insani bir şekilde yapıyor. yaşam da tam insanın hak ettiği şekilde akıp gidiyor. insani ilerleyişinde yaşam bize en çok kan ve göz yaşı sunuyor. bizim ise fazlasını istemeye hakkımız yok. bu tepetaklak yürüyüşte yaşam bize önceden yaptığımız her şey sonucunda bize ayrılmış olan koltuğa kadar eşlik ediyor. elindeki fenerle bize gösterdiği koltuk hak ettiğimiz yer, fenerin ucuz pille zayıflamış ışığı görüp görebileceğimiz tek aydınlık. yer göstermelerde bahşiş mecburi.

yaşamın insani olmayan ilerleyişinde size ait olduğu kadarını alın. üstü kalsın.
devamını gör...

türk dil kurumunda bazı kesin kurallara bağlı rahip veya rahibelerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadıkları yapı, (b: keşişhane ) şeklinde açıklanmış sözcük. türkiye'deki rum ortodoks manastırlarına örnek olarak sümela manastırını, süryani ortodoks manastırlarına örnek olarak da mor gabriel manastırını gösterebiliriz.
devamını gör...

kötü olayları zaman/mekan/eşyayla bağdaştırma. örneğin; kötü bir olay yaşadığım gün üzerimde olan kıyafetleri tekrar giydiğim zaman yine kötü olaylar yaşarım diye hissetmek ya da gittiğim bir yerde olumsuz bir şey yaşanmışsa o yere tekrar gittiğimde mutlaka yine olumsuz bir şeyler olacak diye hissedip gitmek istememek.
devamını gör...

değeri sonradan bilinen yazardır. hemen hemen bütün eserleri çok güzeldir okunmaya değerdir. türk edebiyatını etkileyen bir figürdür. kuyucaklı yusuf , kürk mantolu madonna, içimizdeki şeytan gibi eserleriyle tanınır.
devamını gör...

frank mccourt-angelanın külleri ve devam kitabı olan umuda doğru.tamamen kendi hayatını anlattığı bu iki kitap dünya çapında tanınmasına ve 50 yaşından sonra şöhret olmasına yol açtı..
devamını gör...

tecrübelerimizin hepsinin aslında birer hatadan ibaret olmasını hatırlatan atasözü.
devamını gör...

a.b.d'nin kuzey doğusunda yaşayan, algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
beyazlar geldiğinde maine eyaleti ve civarında yaşıyorlardı. wabanaki topluluğunun bir üyesi olarak, ingiliz'ler ve onların ittifakları iroquoi'lerle savaştılar. yoğun beyaz nüfus karşısında direnemeyip, önce ingilizlerle, sonra amerikalılarla anlaşıp, belli bir bölgede yaşamayı kabul ettiler.
bugün, a.b.d'nin maine ve kanada'nın new brunswick eyaletlerinde yaşıyorlar.
devamını gör...

run forrest run!

bir romandan sinemaya uyarlanmış 1994 yapımı filmdir ve başrolünde tom hanks oynamaktadır.
başarılı olmak veya aşkı hissetmek için dahi olmamız gerekmediğini gözler önüne seren bir film. film, flashback yani geçmişe dönüş ile başlıyor. bir kutu çikolatayla bankta oturan forrest, bize çocukluğunu, aile ilişkisini, sevdiği kişiyi, başından geçen her şeyi tane tane anlatmaya koyuluyor. ıq'su 75 olan forrest gump'ın (otizm spektrum bozukluğuna sahip) adından her yerde nasıl söz ettirdiğine, annesinin ve sevdiği kızın sözünü dinleyerek nasıl ilerlediğine şahit oluyoruz. ve bunu hep mavi kareli gömleği eşliğinde izliyoruz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kaynak.

başta yürümekte zorluk çeken forrest, bir de bakmışız ki amerikan futboluna katılmış hatta o da yetmemiş, hiç durmaksızın 3 yıl, 2 ay, 14 gün koşmuş, sonra bir anda durmaya karar vermiş*.
filmde aynı zamanda fazla tarihsel gönderme var.

forrest'ın duyguları güzel işlense de yukarıda kısaca bahsettiğime benzer daha birçok olaydan ötürü fazla abartıya kaçan film. fakat yine de bu şekliyle bile keyifli ve anlamlı gelmişti bana.

--- alıntı ---
why don't u love me, jenny?
i'm not a smart man, but i know what love is.
devamını gör...

(bkz: sagopa kajmer)
devamını gör...

bana bu saatte "sen bana aşık mısın?" diye mesaj atmış yazar. namusumu beş paralık etti. manevi tazminat davası açmayı düşünüyorum. sözlükte avukat varsa benimle iletişime geçsin.
devamını gör...

sürekli gerçekleştiremeyeceği hedefler koyup şüphesiz gerçekleştirememek.
yetersizlik, beceriksizlik ve öz güvensizlik duygusunu da beraberinde getirir.
devamını gör...

eroin öyle bir maddeki onu bırakmak için kullandığınız ilacı bırakmak için de ilaç kullanmanız gerekir.
devamını gör...

atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramımız kutlu olsun. mustafa kemal atatürk'ün ortaya koyduğu ilkeler ve türk milleti için çizdiği vizyon geçen bunca yıla rağmen gerçekleşmemiştir. ne yazık ki bazı şeylerin değerini kaybetmeden anlamıyoruz. kadın hakları, laiklik, sosyal devlet, basın özgürlüğü... bu tür kazanımların arkasında duracak bilinçli bir halk yoksa bir kere sağlanması yeterli olmuyor. daha güzel günlerde bu güzel bayramı kutlamak dileğiyle.
devamını gör...

yok yok yok. lütfen bu isteği kafanızdan atıp hemen oradan uzaklaşın.
devamını gör...

pisipisi ile tanışmamız 2009 oktoberfest'e dayanıyor.

dönemin munich belediye başkanı christian ude'nin davet etmesiyle 25 ekim 2009 fenerbahçe - galatasaray derbisi için loca koltuğumu boş bırakmış, evcil rakunum remzi ile yollara düşmüştüm.

bilen bilir, en sevdiğim hobi mavi ekran verdirmek.

hostes: chicken or beef?
60: yes please.
eööö...

3.5 saat kadar süreç saçma sapan bir yolculuğun ardından havalimanına vardık, pasaport kuyruğu sırasına girdik ve pisipisi ile orada karşılaştım.

p:what is the purpose of your trip?
60:was?
p:was ist der zweck ihrer reise? warum bist du hier?
60: ich spreche kein deutsch...

gibi dünyanın neresinde olursak olalım sadece iki türk'ün içinde bulunabileceği kadar saçma bir dialog sayesinde ismini pisi olduğunu öğrendiğim bu yazar arkadaşımızla tanıştım.

14 günlük munich pisi ve tabii ki christian ude sayesinde 10 numara geçti. hele remzi, ertesi gün canım çıktı uyandırana kadar. tabii bu süre zarfında yıllık iznini apar topar kullandığı için pisipisi amirleri tarafından biraz rahatsız edildi ama, olsun.

umarım bir oktoberfestte daha görüşürüz, remzi'nin çok ama çok selamı var.
devamını gör...

sosyal medya kullanmayan insan karizması ile meşhur insandır. sözlükler olmasa benim de dahil olacağım gruptur. evet çok az var bizden.*
devamını gör...

büyüklenme sanrılarıdır. kişi kendisini gerçekle uyumsuz şekilde büyük, önemli kişi görür.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim