kitap okumanın çok abartılması
-hiç bitmeyecek mi senin bu okuman?
+bitmeyecek.
-hiç mi?
+hiç.
-niyetin katip olmak mı yani?
+hayır.
-ya?
+insan olmak.
orhan kemal
+bitmeyecek.
-hiç mi?
+hiç.
-niyetin katip olmak mı yani?
+hayır.
-ya?
+insan olmak.
orhan kemal
devamını gör...
moderasyona soru sor
öncelikle belirteyim, konu başlığı moderasyon'a soru sor
--! alıntı !--
malum artık her yanımız siyaset oldu.
ya bizdensin ya onlardan durumu.
sosyal medya araçları da artık bu furyadan nasibini alıyor ve karşımıza farklı grupların tekeline geçmiş, farklı siyasi duruşu benimsemiş bir çok araç çıkıyor.
x platformu şu görüşte
y platformu bu görüşte gibi.
sizin yani kafa sözlüğün böyle bir tercihi var mı ?
--! alıntı !--
yukarıdaki soruların muhatabı moderasyon değil, bizzat yöneticidir.
bu tür soruları olan yazarlar gelen kutuma meraklarını bırakabilirler.
yine de soruyu cevapsız bırakmak istemem.
sözlüğün doğrudan politik bir pozisyon alması teknik olarak mümkün olan bir durum değildir.
sözlük yazarlardan oluşan interaktif bir mecradır. her yazar, kendi hür düşüncesinden sorumludur.
kafa sözlük yönetimi olarak bizlerin amacı, bütün ideolojik düşüncelere eşit mesafede yaklaşarak, yazarlarına kendilerini ifade edebilecekleri özgür bir ortam yaratmaktır.
bunun haricinde siyasi bir yönelim hali sözlük var olduğu sürece olmayacak olandır.
--! alıntı !--
malum artık her yanımız siyaset oldu.
ya bizdensin ya onlardan durumu.
sosyal medya araçları da artık bu furyadan nasibini alıyor ve karşımıza farklı grupların tekeline geçmiş, farklı siyasi duruşu benimsemiş bir çok araç çıkıyor.
x platformu şu görüşte
y platformu bu görüşte gibi.
sizin yani kafa sözlüğün böyle bir tercihi var mı ?
--! alıntı !--
yukarıdaki soruların muhatabı moderasyon değil, bizzat yöneticidir.
bu tür soruları olan yazarlar gelen kutuma meraklarını bırakabilirler.
yine de soruyu cevapsız bırakmak istemem.
sözlüğün doğrudan politik bir pozisyon alması teknik olarak mümkün olan bir durum değildir.
sözlük yazarlardan oluşan interaktif bir mecradır. her yazar, kendi hür düşüncesinden sorumludur.
kafa sözlük yönetimi olarak bizlerin amacı, bütün ideolojik düşüncelere eşit mesafede yaklaşarak, yazarlarına kendilerini ifade edebilecekleri özgür bir ortam yaratmaktır.
bunun haricinde siyasi bir yönelim hali sözlük var olduğu sürece olmayacak olandır.
devamını gör...
yardım hesabı açıldı milletimiz cömerttir
sizin gibilere para bağışlayacağıma tema vakfına bağış yaparım.
devamını gör...
likit radyo yayını
bu kez hem dinleyip hem konuşacağım yayın olduğu için iki kat heyecanla beklediğim haftalık favori aktivitem. umarım fazla yüklenmezler. *
devamını gör...
deyip mi diyip mi ikilemi
deyip diye yazılır, diyip diye okunur. rica ederim efenim.
devamını gör...
tavuk dönercinin tek dürüm mü çift dürüm mü diye sorması
lavaştır o, dürüm olsa duramazdın.
devamını gör...
intihar eden sevgilisinin ardından otobüse binip giden kadın
niye kadın diyerek başlık açılıyor? ben mesela başlığı şu şekilde açardım; sevgilisinin gazına gelip intihar eden geri zekalı diye. burada bi geri zekalı varsa o da intihar edendir. lan hiç mi aklı yokmuş da hemen tetiği çekmiş? rahmetli hakikaten manyakmış he.
devamını gör...
hiç kazıklı maria izlememiş insan
sadece kazıklı maria' yı değil hiçbir yutubırı izlemediğimi beyan ederek arttırıyorum. buyurun. hatta hayatıma hiçbir yutubırı sokmamaya da kesin kararlıyım.
bu ne tapınmadır arkadaşlar, sevin, izleyin tamam. izlemeyeni niye dövüyorsunuz.
bu ne tapınmadır arkadaşlar, sevin, izleyin tamam. izlemeyeni niye dövüyorsunuz.
devamını gör...
beni öp sonra doğur beni
altı yaşında annesini kaybederek annesiz büyüyen cemal süreya'nın sevdiği her kadında anne sevgisini aradığını şu sözleri ile de anlayabileceğimiz şiiridir:
annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.
1973 yılında yazılmıştır.
beni öp sonra doğur beni ismiyle yapı kredi yayınları'nın cemal süreya'nın seçme şiirlerini oluşturduğu 75 sayfalık şiir kitabı da mevcuttur.
aldığım ilk şiir kitabıydı aynı zamanda.
annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.
1973 yılında yazılmıştır.
beni öp sonra doğur beni ismiyle yapı kredi yayınları'nın cemal süreya'nın seçme şiirlerini oluşturduğu 75 sayfalık şiir kitabı da mevcuttur.
aldığım ilk şiir kitabıydı aynı zamanda.
devamını gör...
çift lavaşlı zurna dürümü yiyebilen kadın
bugün öğlen yedim daha ahshahahdhahhahaha. hem de iki tane.... ohh, çok güzeldi..
edit :buna rağmen 45 kiloyum...
edit :buna rağmen 45 kiloyum...
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
her şeyi kendi başıma çözmeye çalışıyorum. ama bu imkansız. yardım almamak için de elimden geleni yapıyorum. bu da büyük aptallık.
devamını gör...
sedat peker
bu adam erdoğan ın memleketi(!) rize de miting yaptı miting. muhalefete saldırdı ağzına geleni saydı. vatan millet sakarya edebiyatı yaptı. kan banyosu tehdidinde bulundu. bilin bakalım kim askerlik yapmadı? evet yine bu şarlatan.
yeğeniyim diye ortalarda gezen kekolar da çok. hepsinde bıçak var, madde var. peki bilin bakalım kim vatan haini? evet biz, sen, hepimiz.
yeğeniyim diye ortalarda gezen kekolar da çok. hepsinde bıçak var, madde var. peki bilin bakalım kim vatan haini? evet biz, sen, hepimiz.
devamını gör...
biz çocukken
ben posta kutularını açar, herkesin faturalarını, evraklarını birbirine karıştırırdım. birinci kattaki teyzenin göz büyütmelerine rağmen defalarca ve korkusuzca balkonuna top kaçırır, düşme pahasına balkonuna çıkardık. iki apartman arasına ip bağlar, yol ortasında araba kornalarına inat voleybol oynardık. mahalle bizimdi sanki. teyzeler amcalar bize kızar, yeter kafa bırakmadınız derdi ama dizimi yaralayıp bir ağlamaya başlasam hepsi telaşlanır, ah yavrum deyip başıma gelirlerdi. ben süslendim deyip bütün boncukları kulağıma tıkıştırdığımda, beni ilk hastaneye götüren komşumuz vesile teyzeydi. dedem beni gördüğünde 'vay eşşek sıpası, yine ne yapmış bizim kız' diye gülerek, o anki korkumun yönünü değiştirmişti.
hava karardığında annem adımla mahalleyi inletirdi. her gün aynı korkuyla dalga geçerdim. basamakları inşallah bugün çok azar işitmem diyerek titreyerek çıkar,bir yandan da mahalledeki köpek için yaptığım besteyi söylerdim. bazen babamı bekler ona annemi şikayet edip mağdur rolü oynardım. bakkala gidip, kaç defa şeker zehirlenmesi yaşadığımı ayrıntılarıyla anlatmak istemem.
şimdi ne mi değişti? geri dönüşüm oluyor. o mahalledeki binalar teker teker yıkılıyor. en son önünden geçtim sitenin bizim binada yıkılmaya başlamış. ağlamadım ama bir hüzünlendim. dönüşüyoruz artık dedim bir de ben galiba, o çocukluğumdaki umursamazlığı özledim. korkak oldum ben gün geçtikçe. zamanımı keyfince yaşamamaya başladım. kendimi bir kutunun içine aldım. oysa eskiden koca mahalle benimdi ve ben istediğimi oynardım. oyun bitti, heves gitti... keşke dönüşmeseydik...
hava karardığında annem adımla mahalleyi inletirdi. her gün aynı korkuyla dalga geçerdim. basamakları inşallah bugün çok azar işitmem diyerek titreyerek çıkar,bir yandan da mahalledeki köpek için yaptığım besteyi söylerdim. bazen babamı bekler ona annemi şikayet edip mağdur rolü oynardım. bakkala gidip, kaç defa şeker zehirlenmesi yaşadığımı ayrıntılarıyla anlatmak istemem.
şimdi ne mi değişti? geri dönüşüm oluyor. o mahalledeki binalar teker teker yıkılıyor. en son önünden geçtim sitenin bizim binada yıkılmaya başlamış. ağlamadım ama bir hüzünlendim. dönüşüyoruz artık dedim bir de ben galiba, o çocukluğumdaki umursamazlığı özledim. korkak oldum ben gün geçtikçe. zamanımı keyfince yaşamamaya başladım. kendimi bir kutunun içine aldım. oysa eskiden koca mahalle benimdi ve ben istediğimi oynardım. oyun bitti, heves gitti... keşke dönüşmeseydik...
devamını gör...
kapı ziline isminin yanına mesleğini yazan insan
üniversitede bir hocam vardı doktorasını yapınca zile "dr." yazdı diye mahalleli kapısına gelip hastalıklarını anlatmaya başlamış. kadın evden taşınana kadar kurtulamamış.
devamını gör...
hasret gültekin
türküsünde dediği gibi: "harcanıp gidiyor ömür dediğin". izin vermediler yaşamana seni harcadılar üstad. huzurlu uyu.
devamını gör...
arundhati roy
1961 doğumlu hintli yazar ve aktivist. kendisi yazarlığı harici, kadın hakları savunucusu,siyasi bir aktivist olarak da tanınır.
kendisi asıl mimarlık mezunu. mimarlık okuduğu sırada ilk eşiyle tanıştı ve evlendi. ama evlilikleri çok uzun sürmedi ve 1982’de boşandılar. sonrasında ‘ulusal kentsel işler enstitüsü’nde iş bulan roy, o sırada ikinci eşi olacak film yapımcısı pradip krishen ile tanıştı. film endüstrisine katılımı da onun sayesinde oldu. 1989 yapımı in what it that ones ve 1992 yapımı electric moon adlı filmlerin senaryolarını yazdı ve oynadı.
phoolan devi hakkında tartışmalı bir senaryo yazdı. phoolan devihakkında ‘haydutlar kraliçesi’ adlı bir kitap da bulunmakta. hintli kadınlarca kahraman kabul edilen, kadın robin hood’dur kendisi.
sonrasında film sektörüne ara verdi ve kitap yazmaya başladı. onu üne kavuşturan ve tüm dünyada bestseller olan kitabı ‘küçük şeylerin tanrısı’ kitabıdır. 1997 yılında bu kitabı ‘booker ödülü’ne layık görüldü. bu ödülü alan ilk hintli kadındır.
sonrasında siyasi kitaplar yazdı,hindistan başbakanı modi’ye muhalif faaliyetler yürüttü, hatta gandhi’yi kast sistemini savunduğu için eleştirdiği için de neredeyse tutuklanacaktı.
lanan kültürel özgürlük ödülü ve sydney barış ödülü’nü kazandı. dünyadaki en önemli düşünürlerden biri kabul edilir.
kaynakça : en.m.wikipedia.org/wiki/Aru...
kendisi asıl mimarlık mezunu. mimarlık okuduğu sırada ilk eşiyle tanıştı ve evlendi. ama evlilikleri çok uzun sürmedi ve 1982’de boşandılar. sonrasında ‘ulusal kentsel işler enstitüsü’nde iş bulan roy, o sırada ikinci eşi olacak film yapımcısı pradip krishen ile tanıştı. film endüstrisine katılımı da onun sayesinde oldu. 1989 yapımı in what it that ones ve 1992 yapımı electric moon adlı filmlerin senaryolarını yazdı ve oynadı.
phoolan devi hakkında tartışmalı bir senaryo yazdı. phoolan devihakkında ‘haydutlar kraliçesi’ adlı bir kitap da bulunmakta. hintli kadınlarca kahraman kabul edilen, kadın robin hood’dur kendisi.
sonrasında film sektörüne ara verdi ve kitap yazmaya başladı. onu üne kavuşturan ve tüm dünyada bestseller olan kitabı ‘küçük şeylerin tanrısı’ kitabıdır. 1997 yılında bu kitabı ‘booker ödülü’ne layık görüldü. bu ödülü alan ilk hintli kadındır.
sonrasında siyasi kitaplar yazdı,hindistan başbakanı modi’ye muhalif faaliyetler yürüttü, hatta gandhi’yi kast sistemini savunduğu için eleştirdiği için de neredeyse tutuklanacaktı.
lanan kültürel özgürlük ödülü ve sydney barış ödülü’nü kazandı. dünyadaki en önemli düşünürlerden biri kabul edilir.
kaynakça : en.m.wikipedia.org/wiki/Aru...
devamını gör...
kırmızı oje
kullanması güzel çıkarması eziyettir. bu eziyeti azaltmak adına ojeyi sürmeden önce parlatıcı sürmenizi öneririm.
devamını gör...
y kuşağının z kuşağını küçümsemesi
z kuşağının başlangıcı olarak görülen 2000'lilerin üzerinde büyük bir yük ve sorumluluk olduğunu düşünüyorum. sonuçta daha özgür yetişen, teknolojiyle diğer kuşaklara göre daha erken tanışan bir nesil ve birçok şeyin farkındalar. hayalleri daha büyük ve daha özgüvenliler fakat bu diğer kuşaklar için nedense kendini bilmezlik ve açgözlülük olarak algılanıyor. o ünlü "iş beğenmiyorlar" sözü bunlardan biri mesela.
ayrıca bu nesil teknoloji imkânlarını kullanarak kamuoyu oluşturmada tam bir usta. haksızlığa diğer kuşaklardan daha çok ses çıkarttıklarını düşünüyorum. "susup oturalım" ya da "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışı barındırmıyorlar.
iyi özelliklerinin yanında elbet olumsuz özellikleri de var. sonuçta z kuşağı dediğimiz 2000 ve sonrasını kapsıyor. 2006'da da 2016'da da doğan z kuşağı oluyor. küçücük çocukların bu kadar internetle içli dışlı olması, tüm gününü telefon, bilgisayar başında geçirmesi, siber zorbalık yapması veya siber zorbalığa uğraması örnek olarak gösterilebilir. fakat bunu eleştirmeden önce z kuşağı öncesinde doğan aileleri de biraz eleştirmek gerekli. sonuçta günümüzün getirisi internet ve bu süreyi ayarlamak ailelere düşüyor. küçücük çocuk sırf biraz ses yapıyor diye eline telefon veya tablet vermek ve sonra bağımlısı olduğu için eleştirmek bana hiç adil bir davranış olarak gelmiyor. hem devir berbat bir devir. dışarıda oynasın deseniz her zaman gözünüzü çocuğunuzdan ayırmamanız gerekiyor. tamam bu çocuklar telefondan başını kaldırmıyor da, onlara başlarını kaldırıp çevreyi keşfedebilecekleri güzel bir dünya bırakmadınız ki.
ayrıca bu nesil teknoloji imkânlarını kullanarak kamuoyu oluşturmada tam bir usta. haksızlığa diğer kuşaklardan daha çok ses çıkarttıklarını düşünüyorum. "susup oturalım" ya da "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışı barındırmıyorlar.
iyi özelliklerinin yanında elbet olumsuz özellikleri de var. sonuçta z kuşağı dediğimiz 2000 ve sonrasını kapsıyor. 2006'da da 2016'da da doğan z kuşağı oluyor. küçücük çocukların bu kadar internetle içli dışlı olması, tüm gününü telefon, bilgisayar başında geçirmesi, siber zorbalık yapması veya siber zorbalığa uğraması örnek olarak gösterilebilir. fakat bunu eleştirmeden önce z kuşağı öncesinde doğan aileleri de biraz eleştirmek gerekli. sonuçta günümüzün getirisi internet ve bu süreyi ayarlamak ailelere düşüyor. küçücük çocuk sırf biraz ses yapıyor diye eline telefon veya tablet vermek ve sonra bağımlısı olduğu için eleştirmek bana hiç adil bir davranış olarak gelmiyor. hem devir berbat bir devir. dışarıda oynasın deseniz her zaman gözünüzü çocuğunuzdan ayırmamanız gerekiyor. tamam bu çocuklar telefondan başını kaldırmıyor da, onlara başlarını kaldırıp çevreyi keşfedebilecekleri güzel bir dünya bırakmadınız ki.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
yokluğun manas destanı içimde, bir de manasız.
evet, olsaydın güleceğin aptalca kelime tellerinden geçiyorum, o tellerdeki mavi muhabbet kuşlarının çok selamı var sana.
sonra kedilerimin de selamı var.
dediğin bişi, bi ima geliyor aklıma benim zilli kıza her baktığımda, kedilerimin aslında seninle ortak çalışan canlılar olduğu. bana bakışları "iyi bok yedin" gibi oluyo bazen, o zaman iyice inanıyorum.
hava şımarıkça, zalimce sıcak yine, çay hararet hariç her şeyi alıyor, ha bi de hasreti almıyor, ondan eminim, alkol de almıyor, uyku da almıyor, şarkılar da almıyor, bunların tam zıddı olan her şey de almıyor, o öylece askıda duruyor.
askıda hasret olsa nasıl olurdu acaba, hiç alıcısı çıkmazdı sanırım, aklım almıyor, aklım karışık.
tam unuttum diyorum, tam unutuyorum diyorum, tam karşıma "bak bu unutturacak onu" diye birini oturtup efes içiyorum ama olmuyor.
bak, efes içecek kadar zor durumdayım, anla beni.*
niye anlamadın ya sen beni, zakkum anladı, kedi anladı, kaldırım taşları anladı, ot anladı, bok anladı bi sen anlamadın.
neyse, mavi renkli muhabbet kuşu didem madak şiirinin içine kaçtı ben böyle tuhaf şeyler söyleyince gördün mü?
bak, tekrar söylüyorum, o sorunun cevabı yok, sen yokken kimse bakmıyor, o soru öylece süzülüyor, o soru öylece süzülecek, o soruya senden başka kimse muhattap olmayacak, sahi ya kadın ;
mutsuza kim bakacak?
evet, olsaydın güleceğin aptalca kelime tellerinden geçiyorum, o tellerdeki mavi muhabbet kuşlarının çok selamı var sana.
sonra kedilerimin de selamı var.
dediğin bişi, bi ima geliyor aklıma benim zilli kıza her baktığımda, kedilerimin aslında seninle ortak çalışan canlılar olduğu. bana bakışları "iyi bok yedin" gibi oluyo bazen, o zaman iyice inanıyorum.
hava şımarıkça, zalimce sıcak yine, çay hararet hariç her şeyi alıyor, ha bi de hasreti almıyor, ondan eminim, alkol de almıyor, uyku da almıyor, şarkılar da almıyor, bunların tam zıddı olan her şey de almıyor, o öylece askıda duruyor.
askıda hasret olsa nasıl olurdu acaba, hiç alıcısı çıkmazdı sanırım, aklım almıyor, aklım karışık.
tam unuttum diyorum, tam unutuyorum diyorum, tam karşıma "bak bu unutturacak onu" diye birini oturtup efes içiyorum ama olmuyor.
bak, efes içecek kadar zor durumdayım, anla beni.*
niye anlamadın ya sen beni, zakkum anladı, kedi anladı, kaldırım taşları anladı, ot anladı, bok anladı bi sen anlamadın.
neyse, mavi renkli muhabbet kuşu didem madak şiirinin içine kaçtı ben böyle tuhaf şeyler söyleyince gördün mü?
bak, tekrar söylüyorum, o sorunun cevabı yok, sen yokken kimse bakmıyor, o soru öylece süzülüyor, o soru öylece süzülecek, o soruya senden başka kimse muhattap olmayacak, sahi ya kadın ;
mutsuza kim bakacak?
devamını gör...
espri yaptığınız zaman ortamın bir süre sessizleşmesi
3 meslektaşımla birlikte mecburiyetten kurduğumuz bir telegram grubu var. her şey ama her şey konuşuluyor, en saçma sorunlar dile getiriliyor ama gel gelelim ben ne zaman hafiften esprili bir şey yazsam iki üç gün ses çıkmıyor gruptan.
yaa arkadaşım stand-up yapmıyorum size, derdimi esprili bir dille ifade ediyorum. hemen hepsi çevrimdışı oluyor, görüldüler atılıyor. bana gülerseniz kendinizi güldüren kızlardan hoşlandığınızı falan düşünmeyeceğim..
hayır mesele gülmeleri de değil. soruma cevap alamıyorum. üstelik kimseyi kıracak bir şey de söylemiyorum. sadece yazdığımın sonunda emoji olacak kadar minicik bir espri havasına bile tahammülleri yok.
ay çok sinirlendim.
yaa arkadaşım stand-up yapmıyorum size, derdimi esprili bir dille ifade ediyorum. hemen hepsi çevrimdışı oluyor, görüldüler atılıyor. bana gülerseniz kendinizi güldüren kızlardan hoşlandığınızı falan düşünmeyeceğim..
hayır mesele gülmeleri de değil. soruma cevap alamıyorum. üstelik kimseyi kıracak bir şey de söylemiyorum. sadece yazdığımın sonunda emoji olacak kadar minicik bir espri havasına bile tahammülleri yok.
ay çok sinirlendim.
devamını gör...