nev'in sen gibi albümünde yer alan bir şarkısı.


böyle mi geçer bu rüya
çok mu sevdin kederleri
hangi günahın bedelisin
sen mühürlü kaderim
hep mi cefa gördüğün reva
yok mu sende hiç vefa
mühürlü kaderim ben gibi erir misin
gün olur bu rüyadan ben de geçerim
o gün sen de bitersin
eyvallah der o şarabı ben de içerim
o gün sen de bitersin
olmuyor ne yapsam olmuyor
çok mu gördün hevesleri
hasret senden yana
sevda senden yana
değişmedin kaderim
hep mi hüsran
bana hep mi veda
yok mu sende hiç deva
devamını gör...

aslında yakaladıkları canavarların insan olduğu çizgi dizidir.

aşıladığı anafikri, asıl canavarların insan olduğudur.

devamını gör...

the cranberries - zombie
what's up ? - 4 non blondes
devamını gör...

her şey kadınla ilgilidir. yaratılış mitleri, saça sürülen jöle, içilen biranın köpüğünde bile rastlanır.

kadın bu serüvendeki o muazzam motivasyon kaynağıdır. bir kadından doğarız, başka bir kadına dönmeye çalışırız.

amaç hiç bir zaman sex değildir. sex bir ateşleme mekanizmasıdır. bir kadının içine yerleşme arzusunun saçılma halidir. kök salmaktır. bir gezegenin başka bir gezegene galaksilerce kendini gömmesidir.

kadın üzerinde savaşılan mühim bir meseledir. aşka düşen kadına sarılır, kadın bir sığınak halidir. yüklenmek istemez asla taşınmak ister. serçe parmağının etrafında dönen samanyolunu sever. kadın, varoluşun kapıda karşılayan sıcak yüzüdür.

erkek onun gölgesidir. ışığın kırılıp içe gömülmüş hali kadar değersiz ama ayarında bir yerlerde.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

up! başlığı takibe aldım. başlık sahibi yazara teşekkürler.
devamını gör...

ekşi sözlük kültürünün temcit pilavı misali ürettiği tespitlerin/tartışmaların karşısında duran slogan.
devamını gör...

ne zaman geleceği belli olmayan, geldi mi insanda ölücekmiş hissi uyandıran , bitince de acaba tekrar yaşar mıyım kaygısıyla insanı kanser eden rahatsızlık. küçük yaştan beri anksiyete bozukluğuyla uğraştığım gibi kendisiyle de iki senedir uğraşıyorum. ilk başlardaki gibi bayılacak gibi olmuyorum artık geldiğinde kendimi telkin ederek kontrol altına alabiliyorum. ama sadece atak sırası değil benim için öncesi ve sonrası da çok sıkıntılı bir süreç. ayrıca meditasyon yapmak ataklarımı baya azalttı.
devamını gör...

barış manço ile farklı görüşte olsalar dahi yakın dostlarmış, günümüzde siyasiler için düşman kesilen kardeşler varken, insan olmanın ne olduğunu bize gösteren büyük üstatlardandır kendisi.
devamını gör...

''meja dili ve edebiyatı'' adı altında sözlükte yeni bir bölüm açılacağını duydum. faydalı olacaktır diye düşünüyorum. kendisinin açtığı bazı başlıklar bana bir kaç ışık yılı uzakta oluyor. zira ilgi alanlarıma girmiyor. tabi onları anlayacağım diye kırk takla atarken, kabuğumun üzerinde ters dönüyorum ki, vay halime. neyse işi çözdüm ama, yavaş yavaş öğreniyorum. yakında kaplumbağalar ve yapay zeka adında bir makale yayınlamak niyetindeyim.

işin latifesi bir yana kalemi daim olsun diyelim. okuyoruz, öğreniyoruz fazlasına ne hacet.
devamını gör...

bilimsel gerçekliği pek de olmayan bir iddia.
devamını gör...

hemen her konuda sayılara takıntım var sözlük.
bu takıntı dürtüsellik yapıyor bende.
mesela, uyumak için alarm kuruyorum, normal insanlar güzel güzel saatlere kurarlar yarımlı, tamlı, çeyrekli değil mi? ben ne yapıyorum arasında ilişki olan iki sayının saatine kuruyorum. en basitinden bugün 18.30 civarında uyanmam gerekiyor ama yok! 18.81 diye bir saat olmadığına göre 18.36'ya kuruyorum, neden çünkü iki katı. ertelenme saati kaç bilin bakalım? evet 18.54, neden çünkü üç katı.
yine başka bir örnek, sözlükteki başlıklarda tanım girerken yuvarlanması gereken bir sayı var mı diye bakıyorum önce. mesela 9 tanım girildiyse 10. tanıma, 98 tanım girildiyse 100. tanıma yetişmeye çalışıyorum. çoğu zaman başarılı olamıyorum ama önemli olan niyet sözlük. evet biliyorum, sağlıklı bir düşünce tarzı değil. ama huy dedik garip dedik, daha ne olabilir ki?
siz bırakmadan ben kendi butonumu bırakayım aşağıya.*
(bkz: derdini seveyim butonu)
devamını gör...

benim bildiğim kadarıyla* 4 yaşımdan beri her yaz gittiğim, bütün okul tatillerimin büyük bi kısmını geçirdiğim ilçe. insanlar genelde karabük’ten çok safranboluyu bilirler zaten çünkü kendisi evleriyle, lokum çeşitleriyle, safran çiçeğiyle, son zamanlarda daha da bilinmeye başlayan mükemmel manzarasıyla insanı kendine hayran bırakan ama yüksekliğinden dolayı da biraz korkutan cam terası ve tokatlı kanyonuyla ünlenmiş turistik açıdan önemli bi yerdir. hayatınızda bi kere de olsa 2 günlük minik bi turu hak eden bu tarihi yeri gezmelisiniz bence. etrafında zonguldak,bartın, amasra ve kastamonu gibi yerler olmasından dolayı güzel ve tercih edilen bi uğrak noktasıdır.*
devamını gör...

online listesinde denk geldiğimde üzüldüğüm ibare.
çaylaklar insan değil mi eyy yönetim? iktidar böyledir işte, köylü kısmını hiç düşünmez...

kendileri burjuvadır, aristokrattır.
biz yazarlar orta sınıfızdır.
çaylaklar da köyüne elektrik varmayan, tarla işçisi köylü...
devamını gör...

senaryosunu engin günaydın'ın yönetmenliğini taylan biraderler'in yaptığı 2009 yapımı festival filmidir. başrollerini engin günaydın ve binnur kaya paylaşmaktadır. film, engin günaydın'ın memleketi tokat erbaa'da geçmektedir.

ayrıca vavien, elektrikçilik terimidir. elektrik kablosunda yapılan bir işçilikle iki farklı anahtardan * elektriğin kesilmesi veya iletilmesi işi yapılmasıdır.
devamını gör...

pantolonla yatanla kapışır
devamını gör...

zaman gerçekten çok hızlı imiş, doktorluk yapıyorum şu an. şaka gibi tıp fakültesi bitmiş!
devamını gör...

lütfen bu başlığa daha önce ölenler yazsın.
devamını gör...

gulaş çorbası macaristan'ın geleneksel yemeklerinden biridir. dana eti, soğan, kırmızı biber ve biberden yapılır. gulaşın kökeni, 9. yüzyılda macar çobanların yediği bir haşlama yemeğidir. yemeğin adı, macarcada "sığır güden kişi, çoban" anlamına gelir. damak tadımıza aşırı uygun olan bu çorbayı , denk gelirseniz kesinlikle denemenizi tavsiye ederim.
devamını gör...

bir daha söyle!
devamını gör...

uzun zaman sonra öğrendiğim için heyecanlandığım bir bilgi.
artık yüz altmış sekiz kenkenquagintilyon dört yüz on bir kattuorkenquagintilyon üç yüz yirmi beş kenquagintilyon beş yüz elli sekiz dotrigintilyon yedi yüz kırk iki novemdesilyon sayısını gördüğümde yine okuyamayacağım ama en azından neyi okuyamadığım hakkında bir fikrim olarak okuyamayacağım.
ya da en azından biri bu sayıyı okurken sayının ne olduğunu anlayamayacağım ama okuyanın bir sayı okuduğunu anlayacağım.
teşekkürler meja*.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim