clytie (yazar)
#1101801
kesinlikle katılıyorum. oh baby diyen arkadaş; her oh baby görünce dalma bence, ses getirirler!
bir kadının nickaltına yazıyorsunuz edebinizle yazsanız keşke!
kesinlikle katılıyorum. oh baby diyen arkadaş; her oh baby görünce dalma bence, ses getirirler!
bir kadının nickaltına yazıyorsunuz edebinizle yazsanız keşke!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
sol el bileğim, sağ el parmaklarımın ilk boğumları, sol dizimin sağa doğru üst kısmı ve ve sağ dizimin sola doğru altı kısmında ağrı hissediyorum. dizlerim muhtemelen moraracak. çünkü düşme anımı anlatarak kendi kendime nazar ettim ve bugün yine düştüm.
tam hava yeni karardı ve ben sigaramı bitirip balkondan içeri girdim, iki koltuğun arasından hızlıca geçerken dün gece ayaklarımı uzattığım pufa önce adımımla tekme attım. hızımı alamayıp pufun üstüne bastım ve bingoooo yine salonun diğer uçtaki kapısına doğru iki metrelik bir uçuştan sonra yüzüstü dümdük yere çakıldım boylu boyunca. aaaaah! dedim. bir süre öyle yatıp kendimi dinledim. sonra dönüp biraz da sırt üstü yattım. sonra kalktım kızçemi basketbol antrenmanına getirdim. böyleyken böyle oldu.
tam hava yeni karardı ve ben sigaramı bitirip balkondan içeri girdim, iki koltuğun arasından hızlıca geçerken dün gece ayaklarımı uzattığım pufa önce adımımla tekme attım. hızımı alamayıp pufun üstüne bastım ve bingoooo yine salonun diğer uçtaki kapısına doğru iki metrelik bir uçuştan sonra yüzüstü dümdük yere çakıldım boylu boyunca. aaaaah! dedim. bir süre öyle yatıp kendimi dinledim. sonra dönüp biraz da sırt üstü yattım. sonra kalktım kızçemi basketbol antrenmanına getirdim. böyleyken böyle oldu.
devamını gör...
öğle uykusu
biraz öğle kestirmesi diye yatılan, dozunu ayarlayamayınca akşam ezanında kalkılan, tatlıyı tuzluya çeviren aktivite. arkası da sersemlik, baş ağrısı, gece uykusundan mahrumiyet ve derin bir pişmanlık.
devamını gör...
yoldaş sizi takip etmeye başladı
sevindirik olmamla birlikte '' aaaa ben yoldaşı takip etmiyor muşum!'' diye utanmama vesile olan durum.
bugün tüm kızanlara pamuk şeker dağıtıyor resmen yoldaş.*
bugün tüm kızanlara pamuk şeker dağıtıyor resmen yoldaş.*
devamını gör...
dana yetiştiren insan benim gözümde sanatçıdır
desene bütün ülke sanatçı.
devamını gör...
normal sözlük premium üyelik
aylık 5000 kafacoin'e kafa sözlüğün ek özelliklerini elde edebileceğiniz üyelik. ilk ay ücretsiz olduğu bilinmekle birlikte mahlaslarınızın yanıda premium olduğunuzu gösteren rozette bulunacakmış. premium paketin içeriği şöyle olacak;
-kişisel ileti
-gizli gezinme
-takipçileri görme
-premium entrylere erişim
-sözlük radyosunun podcastlerine erişim*
-üyelere özel canlı yayın
-ketçap ve mayonez
1 marttan itibaren başlıyacakmış. ayrıca öğrencilere %50 indirim varmış.*
-kişisel ileti
-gizli gezinme
-takipçileri görme
-premium entrylere erişim
-sözlük radyosunun podcastlerine erişim*
-üyelere özel canlı yayın
-ketçap ve mayonez
1 marttan itibaren başlıyacakmış. ayrıca öğrencilere %50 indirim varmış.*
devamını gör...
karşı cinsi çekici kılan detaylar
üst yazar vahşi hayvan istiyor evcilleştirmek için.
t: derinliği.
t: derinliği.
devamını gör...
karambol (yazar)
3 ay boyunca kafa sözlük moderatörlük görevini layığı ile yapmış yazarımız.
biraz yorulmuş ki "mola" istedi.
artık sözlük kariyerine yazar olarak devam edecek.
(bkz: tişikkirlir)
biraz yorulmuş ki "mola" istedi.
artık sözlük kariyerine yazar olarak devam edecek.
(bkz: tişikkirlir)
devamını gör...
roswell vakası
1947 yılında, new mexico'nun roswell adlı kasabasında yaşayan bir çiftin, garip şeyler gördüğünü yetkililere bildirmesi ile ortaya çıkan ve o günden beri dillere pelesenk olan, ufo'larla ilişkilendirilmiş olan olay.
çiftin ihbarından sonra bir kişi daha yetkilileri aradı ve garip bir şeyin parçalarını gördüğünü söyledi. yetkililer bölgeye gelerek enkazı topladı ve olay kapandı.
ancak insanlar bunun bir ufo kalıntısı olduğu, hatta içinden dünya dışından gelen 3 adet yaratığın çıktığı söylentisini yaymaya başlayınca hükümet bir açıklama yaptı ve enkazın bir meteoroloji balonuna ait olduğunu söyledi.
***
fakat dedikodular durmadı. rivayete göre 3 yaratıktan biri kaza anında ölmüş, diğeri ağır yaralı olduğundan biraz daha sonra ölmüş, bir tanesi de "sorguya alınmış"tı. sonra ne hikmetse basına sızan otopsi videoları türedi. bu arada yeri gelmişken söyleyeyim, videoların sahte olduğu daha sonra kanıtlandı.
***
1944'te bir itiraf geldi: o dönemler sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği olarak bildiğimiz rusya, nükleer denemeler yapıyordu ve amerika'da bunu izlemek için bir casus hava aracı tasarlamıştı. bu casus balon, casusluk peşinde koşarken düşmüştü ve enkaz ona aitti. ancak bu durum, cesetlerin varlığını açıklamıyordu.
cesetlerin, bir yakıt takviye uçağının patlamasıyla ölen uçuş personeline ait olduğu ve roswell vakasıyla birleştirilip servis edildiği söylendi.
tabii ki bu kadar çelişkili söylemler, insanların kafasını hepten bulandırdı ve ufo gerçeğini saklamak için uydurulduğu iddialarını pekiştirdi.
***
yıllar sonra tony braglia adlı bir araştırmacı çıktı ve esas itiraf kendisinden geldi. "uzaylı" diye basına servis edilen fotoğraf, zamanında (gbkz: mesa verde'de yaşamış bir kabilenin üyesi olan yerli bir çocuğun mumyalanmış cesediydi.)
hassas kişiler bakmasın
kaza alanında görülen gerçek cesetlerin de gerçek olmadığı, paraşüt test mankenleri olduğu 1997'de kapsamlı bir raporla açıklandı.
***
şahsi yorumum şu şekilde:
new mexico'ya 2 eyalet uzakta olan california eyaletinde 1933'ten beri faaliyet gösteren edwards air force base adlı bir yer var. burada çeşitli savaş teknolojileri geliştiriliyordu ki 51. bölge de, ulaşımı buradan daha zor olan, yani gözlerden daha ırak diye seçildi daha sonra. büyük ihtimalle savaş dönemleri olan bu yıllarda amerika yeni bir şeyler deniyordu ve bazı şeyler ters gidince bir kaza gerçekleşti. olay ulusal güvenlik ve gizli askeri projelerle ilgili olduğundan, bunun anlaşılmasındansa, "uzaylılar geldi" diye konuşulması işlerine geldi ve olayı "balondu şuydu buydu" diyerek kapatmaya çalıştılar. zira insanlar işin içine uzaylı mevzusu girdiğinde gerçekleri sorgulamayı bırakıyor ve o konunun peşinden gitmeyi tercih ediyor. böylece askeri projelerin peşini de bırakmış olacaklardı ve tam da düşünüldüğü gibi oldu.
çiftin ihbarından sonra bir kişi daha yetkilileri aradı ve garip bir şeyin parçalarını gördüğünü söyledi. yetkililer bölgeye gelerek enkazı topladı ve olay kapandı.
ancak insanlar bunun bir ufo kalıntısı olduğu, hatta içinden dünya dışından gelen 3 adet yaratığın çıktığı söylentisini yaymaya başlayınca hükümet bir açıklama yaptı ve enkazın bir meteoroloji balonuna ait olduğunu söyledi.
***
fakat dedikodular durmadı. rivayete göre 3 yaratıktan biri kaza anında ölmüş, diğeri ağır yaralı olduğundan biraz daha sonra ölmüş, bir tanesi de "sorguya alınmış"tı. sonra ne hikmetse basına sızan otopsi videoları türedi. bu arada yeri gelmişken söyleyeyim, videoların sahte olduğu daha sonra kanıtlandı.
***
1944'te bir itiraf geldi: o dönemler sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği olarak bildiğimiz rusya, nükleer denemeler yapıyordu ve amerika'da bunu izlemek için bir casus hava aracı tasarlamıştı. bu casus balon, casusluk peşinde koşarken düşmüştü ve enkaz ona aitti. ancak bu durum, cesetlerin varlığını açıklamıyordu.
cesetlerin, bir yakıt takviye uçağının patlamasıyla ölen uçuş personeline ait olduğu ve roswell vakasıyla birleştirilip servis edildiği söylendi.
tabii ki bu kadar çelişkili söylemler, insanların kafasını hepten bulandırdı ve ufo gerçeğini saklamak için uydurulduğu iddialarını pekiştirdi.
***
yıllar sonra tony braglia adlı bir araştırmacı çıktı ve esas itiraf kendisinden geldi. "uzaylı" diye basına servis edilen fotoğraf, zamanında (gbkz: mesa verde'de yaşamış bir kabilenin üyesi olan yerli bir çocuğun mumyalanmış cesediydi.)
hassas kişiler bakmasın
kaza alanında görülen gerçek cesetlerin de gerçek olmadığı, paraşüt test mankenleri olduğu 1997'de kapsamlı bir raporla açıklandı.
***
şahsi yorumum şu şekilde:
new mexico'ya 2 eyalet uzakta olan california eyaletinde 1933'ten beri faaliyet gösteren edwards air force base adlı bir yer var. burada çeşitli savaş teknolojileri geliştiriliyordu ki 51. bölge de, ulaşımı buradan daha zor olan, yani gözlerden daha ırak diye seçildi daha sonra. büyük ihtimalle savaş dönemleri olan bu yıllarda amerika yeni bir şeyler deniyordu ve bazı şeyler ters gidince bir kaza gerçekleşti. olay ulusal güvenlik ve gizli askeri projelerle ilgili olduğundan, bunun anlaşılmasındansa, "uzaylılar geldi" diye konuşulması işlerine geldi ve olayı "balondu şuydu buydu" diyerek kapatmaya çalıştılar. zira insanlar işin içine uzaylı mevzusu girdiğinde gerçekleri sorgulamayı bırakıyor ve o konunun peşinden gitmeyi tercih ediyor. böylece askeri projelerin peşini de bırakmış olacaklardı ve tam da düşünüldüğü gibi oldu.
devamını gör...
yazarların en türk özelliği
yok. güya türk özellikleri sayılan saçma sapan ve gülünç, varoşluk kokan hareketleri milliyetime mal ederek övünme gibi bir huyum da yok iyi ki. zerre komik değil.
ha eğer ille de osurmak, ekmek banmak gibi şeyler yazarak özürlü olduğumu belli etmeden bir türk özelliğimi belirtecek olursam bu şüphesiz mustafa kemal atatürk'ün çocuklarından biri olmaktır.
ha eğer ille de osurmak, ekmek banmak gibi şeyler yazarak özürlü olduğumu belli etmeden bir türk özelliğimi belirtecek olursam bu şüphesiz mustafa kemal atatürk'ün çocuklarından biri olmaktır.
devamını gör...
erkekte uzun saç
sahip olduğumdur. omuzlarımı hafif geçecek kadar daha uzatmayı planlıyorum.
düdüt: evet, bakımı çok zor. her gün uzun uzun duş almayı ve taramayı gerektiriyor.
düdüt: evet, bakımı çok zor. her gün uzun uzun duş almayı ve taramayı gerektiriyor.
devamını gör...
erkekleri itici yapan detaylar
erkek olmaları.
hepsinden tiksiniyorum.
hepsinden tiksiniyorum.
devamını gör...
kadınların çok açık giyinmesi
başlığı açan yazar,hangi ölçülerde giyinmemiz gerektiğini söylerse çözülecek olan sorundur.
söylesin ki o ölçülerden katbekat daha fazla açık giyinelim.
söylesin ki o ölçülerden katbekat daha fazla açık giyinelim.
devamını gör...
arekolin
catechu bitkisinin sert kabuklu meyvelerinden elde edilen, santral sinir sisteminde öğrenmek ve bellek ile ilgili öfori oluşturan parasempatomimetik ajandır.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
bugün çocukların mezuniyeti için fotoğraf çekimleri vardı. çekim için ücretleri aileleri bana teslim ediyor ben de kağıda not alıyordum. fotoğrafçı gelmeden listeyi kontrol edip paraları saydım ve liste ile zarfın içine koydum.
o sırada a (diyelim) yanıma geldi.
a: öğretmenim sen zengin oldun biz fakir olduk.
ben: aa o niye ki?
a: e sen bizim paralarımızı aldın, bir sürü paran oldu da ondan.
ben: ee ama ben bu paraları fotoğrafçıya vereceğim benim değil ki bunlar!
a: şimdilik zenginsin öğretmenim o zaman. biz şimdi de fakiriz. *
kalakaldım. bir süre eee, uuu, iii dedim.
sonra etrafım kalabalıklaştı, diğerleri yanıma geldi. bir tanesi "öğretmenim o paralarla parka gidip dondurma yiyelim mi?" dedi.
"çocuğum, evladım, yavrum o paralar bizim değil, fotoğrafçı abiye vereceğim." dedim.
fotoğrafçı geldi, fotoğrafları çekti, hepimiz sıcaktan piştik tabi.
çocukların gözü önünde parayı teslim ettim ki beni zengin sanmasınlar. dondurma soran tekrar yanıma geldi, "ee öğretmenim dondurma paraları gitti! sen de fakir mi oldun?". sıcaktan pişmiş bir öğretmene bu denir mi? "yooo" dedim, "kim demiş gitti diye! hadi markete girip alalım" dedim. o dondurmalar alındı, parkta sere serpe yendi. fakir dondurmasının tadı bir farklı oluyor, benden söylemesi.*
o sırada a (diyelim) yanıma geldi.
a: öğretmenim sen zengin oldun biz fakir olduk.
ben: aa o niye ki?
a: e sen bizim paralarımızı aldın, bir sürü paran oldu da ondan.
ben: ee ama ben bu paraları fotoğrafçıya vereceğim benim değil ki bunlar!
a: şimdilik zenginsin öğretmenim o zaman. biz şimdi de fakiriz. *
kalakaldım. bir süre eee, uuu, iii dedim.
sonra etrafım kalabalıklaştı, diğerleri yanıma geldi. bir tanesi "öğretmenim o paralarla parka gidip dondurma yiyelim mi?" dedi.
"çocuğum, evladım, yavrum o paralar bizim değil, fotoğrafçı abiye vereceğim." dedim.
fotoğrafçı geldi, fotoğrafları çekti, hepimiz sıcaktan piştik tabi.
çocukların gözü önünde parayı teslim ettim ki beni zengin sanmasınlar. dondurma soran tekrar yanıma geldi, "ee öğretmenim dondurma paraları gitti! sen de fakir mi oldun?". sıcaktan pişmiş bir öğretmene bu denir mi? "yooo" dedim, "kim demiş gitti diye! hadi markete girip alalım" dedim. o dondurmalar alındı, parkta sere serpe yendi. fakir dondurmasının tadı bir farklı oluyor, benden söylemesi.*
devamını gör...
trake
- eklem bacaklılarda bulunan solunum kanalları.
- soluk borusu.
- soluk borusu.
devamını gör...
bisiklete biskilet diyen tip
piskılet diyenlerin yanında alt tarafı bir harfi değiştirerek fazla dikkat çekmeyendir.
devamını gör...
i am melting lannn melting
yeni üyeler pek bilmezler eskiden kafa sözlük diye bir mekan vardı. * kafa sözlüğün izbe ve karanlık sokaklarında, elinden elma şekeri alınmışçasına sağa sola koşuşturan ve elma şekerini arayan küçük bir kız çocuğu, parmağını gözümüze gözümüze sokarak, ortada arzı endam ederdi. pek yerinde duramazdı. türlü türlü yaramazlıkları oldu. bazıları ona kızdı. bazıları bir şeyleri anlamasını istedi. bazıları ise onu savundu. ama hiç birinin ona faydası olmayacaktı. insanlar konuşurlar; yaptıklarınız, ettikleriniz, söyledikleriniz, yazdıklarınız ve çizdikleriniz üzerinden hüküm verirler. aynısı bu kız çocuğunun da başına geldi. elma şekerine küstü. kendisi hakkındaki hükmü ise hep geriye bıraktı. neden sonra bir anda ''puf'' diyerek ortadan kayboldu. sonrasında yeniden döndü kafa sözlüğün izbe ve dar sokaklarına... dedikodusu, pohpohlaması, yıkaması, yağlaması bol olan müdavimlerin arasından geçip gidemedi. belki de pamuk şeker cezbetmişti bu sefer onu. oysa her adımında klavyelerden damlayan sahteliğin ve maskelerin farkına varıyordu. sıkılmaya başladı. aynı teraneler bulvarından geçerken eskisi kadar huzurlu değildi. kendi şarkısını mırıldanmaya başladı. artık içinden gelen sesi daha net duyuyor ve şarkısını daha yüksek sesle söylüyordu. eleştiriye tahammül edemeyen insanlar gördü. canım cicimlerin arkasındaki; acımasız, vahşi, kaotik ve hiç kimse olamamış, kimsesizlerin nasıl kıvrandıklarını fark etti. o anda yaktı belki de kendi içerisindeki farkındalık ateşini. o andan itibaren de olgunlaştı. büyüdü. tespit tanelerini gerçekten büyük bir maharetle dizdi. yaptığı gözlemler sonrasında vardığı sonuçları paylaştığında ise artık olanca yalınlığı ile gerçekleri dile getiriyor olmuştu. esasen ben bu kız çocuğunu hiç tanımadım. ona elma şekeri almadım. onunla konuşmadım. ama onu hep gördüm. düştüğünde nasıl ayağa kalktığını, o yapışkan sokaklardan geçerken nasıl bunalmaya başladığını izleme fırsatım oldu. ve en nihayetinde haykırışını da duydum. yüzümü bir gülümseme kapladı.
geldiğimiz noktada; melting, bu sanal mecrada (ne kadar önemlidir bilinmez ama) gösterdiği değişim ve gelişim ile benim saygımı kazandı. hayatta her daim, bir şeyleri fark edebilen ve değiştirebilen insanların başarılı olduğunu gördüm. insan, tavırlarını değiştirebiliyorsa, hatalı gördüğü yönlerini törpüleyebiliyorsa, hayat yolculuğu o denli kaliteli bir noktaya doğru süratle evriliyor. kişisel devrim dediğiniz şey böyle bir şey. ben her daim şuna inandım; insanlar sizi tanımasa da, sizin yaşamınızı bilmese de, hangi mecrada olursanız olun ortaya kendinizden bir şeyler koyarsınız. pek çok insan anonimliğin arkasına sığınarak aslında ruhlarında yer alan küçük canavarları bu izbe sokaklara salıyor. kimisi beğenilme ihtiyacını gideriyor. kimisi yaşamdaki kırgınlıklarının, yılgınlıklarının, başarısızlıklarının acısını, sözde rahatlamak kılıfı altında tanımadığı insanlardan çıkarmaya çalışıyor. bunların yanında bir de melting gibi aynı şekilde yolculuğa başlayıp, tüm bu tiyatronun farkına varanlar oluyor ki işin en keyifli yanını onlar oluşturuyor. umarım bu mecrada yeni meltingler görürüz. * inatla bu sahteliği besleyenlerin değil de, samimi olarak düşündüklerini söyleyenlerin ve eleştirmekten/eleştirilmekten korkmayanların mekanı olur bu mecra. buna dair pek umudum olmazsa da * böyle küçük ama önemli şeyler görmek bile bazen iyi gelir insana... evet birazdan benjamin butonun düğmesine basıp, buradan çıkıp gideceğim. buraya dair olumsuz tespitlerimde puf diye yok olacak. ama heybeme her daim; olumlu davranış, düşünce ve en önemlisi bilgileri çaktırmadan atarım. onlar kazançtır. bunu unutmamak gerek. *
bilbo baggins'in söylediği gibi; ''içinizden en az yarısını, arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum; ve yarınızdan azını hak ettiğinizin ancak yarısı kadar sevebiliyorum.''
bu da öyle bir şey. * esasen çok yoğun ve yorucu bir gün geçirmiştim. sözlüğe de yazmak için değil okumak için giriş yapmıştım. ama melting'in bir tespitini okuyunca içimden yazmak geldi. sonraya bırakmayayım dedim ve yazmış bulundum. biraz hızlıca ve palas pandıras yazdığım için de eksik, gedik, hata vesaire falan varsa, onları da görmeyiveriniz artık. * bu kadarını yapabileceğinizi tahmin ediyorum. *
ha unutmadan şunu da şerh düşeyim; elbette yorumlarım bu mecrada gördüklerimle ilintilidir. gerçek kişileri ve kurumları bağlamaz. *
geldiğimiz noktada; melting, bu sanal mecrada (ne kadar önemlidir bilinmez ama) gösterdiği değişim ve gelişim ile benim saygımı kazandı. hayatta her daim, bir şeyleri fark edebilen ve değiştirebilen insanların başarılı olduğunu gördüm. insan, tavırlarını değiştirebiliyorsa, hatalı gördüğü yönlerini törpüleyebiliyorsa, hayat yolculuğu o denli kaliteli bir noktaya doğru süratle evriliyor. kişisel devrim dediğiniz şey böyle bir şey. ben her daim şuna inandım; insanlar sizi tanımasa da, sizin yaşamınızı bilmese de, hangi mecrada olursanız olun ortaya kendinizden bir şeyler koyarsınız. pek çok insan anonimliğin arkasına sığınarak aslında ruhlarında yer alan küçük canavarları bu izbe sokaklara salıyor. kimisi beğenilme ihtiyacını gideriyor. kimisi yaşamdaki kırgınlıklarının, yılgınlıklarının, başarısızlıklarının acısını, sözde rahatlamak kılıfı altında tanımadığı insanlardan çıkarmaya çalışıyor. bunların yanında bir de melting gibi aynı şekilde yolculuğa başlayıp, tüm bu tiyatronun farkına varanlar oluyor ki işin en keyifli yanını onlar oluşturuyor. umarım bu mecrada yeni meltingler görürüz. * inatla bu sahteliği besleyenlerin değil de, samimi olarak düşündüklerini söyleyenlerin ve eleştirmekten/eleştirilmekten korkmayanların mekanı olur bu mecra. buna dair pek umudum olmazsa da * böyle küçük ama önemli şeyler görmek bile bazen iyi gelir insana... evet birazdan benjamin butonun düğmesine basıp, buradan çıkıp gideceğim. buraya dair olumsuz tespitlerimde puf diye yok olacak. ama heybeme her daim; olumlu davranış, düşünce ve en önemlisi bilgileri çaktırmadan atarım. onlar kazançtır. bunu unutmamak gerek. *
bilbo baggins'in söylediği gibi; ''içinizden en az yarısını, arzuladığımın yarısı kadar bile tanımıyorum; ve yarınızdan azını hak ettiğinizin ancak yarısı kadar sevebiliyorum.''
bu da öyle bir şey. * esasen çok yoğun ve yorucu bir gün geçirmiştim. sözlüğe de yazmak için değil okumak için giriş yapmıştım. ama melting'in bir tespitini okuyunca içimden yazmak geldi. sonraya bırakmayayım dedim ve yazmış bulundum. biraz hızlıca ve palas pandıras yazdığım için de eksik, gedik, hata vesaire falan varsa, onları da görmeyiveriniz artık. * bu kadarını yapabileceğinizi tahmin ediyorum. *
ha unutmadan şunu da şerh düşeyim; elbette yorumlarım bu mecrada gördüklerimle ilintilidir. gerçek kişileri ve kurumları bağlamaz. *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
birinden şüpheleniyorsam az da olsa bir acaba varsa haklı çıkarım, 6. hissim kuvvetlidir.
hayalini kurduğum bir felaket on yıl da geçse başıma gelir. tam da düşündüğüm kadar korkunç olur.
genelde şanslıyımdır ama şansız olduğum günler bir ölüp üstüme toprak atmadıkları kalır. her şeyi yaşarım, başıma inek düşse şaşırmam.
sakarlığım asla tek seferle kalmaz. tepsiyi mi düşürdüm? bardaklar kırılmadı mı? toplarken tekar düşürür kesinlikle o bardakları kırarım üstüne elimi keserim.
hayalini kurduğum bir felaket on yıl da geçse başıma gelir. tam da düşündüğüm kadar korkunç olur.
genelde şanslıyımdır ama şansız olduğum günler bir ölüp üstüme toprak atmadıkları kalır. her şeyi yaşarım, başıma inek düşse şaşırmam.
sakarlığım asla tek seferle kalmaz. tepsiyi mi düşürdüm? bardaklar kırılmadı mı? toplarken tekar düşürür kesinlikle o bardakları kırarım üstüne elimi keserim.
devamını gör...
