kürtçeden türkçeye geçen şarkılar
kürtçe eserleri türkçe okuyan sanatçılar: celal güzelses, mukim tahir, kel hamza, cemil cankurt gibi sanatçılardır. bu isimlere zamanla mahmut güzelgöz, kazancı bedih, birecikli nuri sesigüzel, ibrahim tatlıses, burhan çaçan, izzet altınmeşe gibi sanatçılar eklenmiştir.
şimdi de “derlenen” parçalara bir göz atalım. öncelikle şivan perwer’den başlayalım:
“de lorî ” adlı parçayı güler ışık yıllarca kulaklarımıza “şey yani ” olarak fısıldadı.
daha çok ilyas salman‘ın oynadığı yeşilçam filmlerinden aşina olduğumuz ve ibrahim tatlıses’in “bir mumdur iki mumdur” adlı parça aslında yılar önce “mumik” olarak biliniyor, dinleniliyordu.
“hinê bînin li destê kin” adlı parça da bu coğrafyada gelinin kına gecesinde söylenen ve gelinin annesi tarafından gözyaşları eşliğinde dinlenilen “kınayı getir anne” olarak çevrilmişti.
“di dinê de sê tişt hene” adlı parça da sonraları ibrahim tatlıses tarafından “bu dünyada üç şey vardır” olarak dillendirilmişti.
yine , “lawo destê min berde” adlı parçasını yurdun muhtelif sanatçıları “makaram sarı bağlar” diye dillendirmişlerdi.
türk sinema tarihinin belki de en acıklı filmlerini yapan ve küçük emrah olarak ünlenen, seksenli yıllarda filmleri izlenen her evde gözyaşlarının sel olup aktığı filmlerden bildiğimiz “ben yetim, ben öksüz” adlı parçayı, şivan perwer ondan çok daha önce ” lê dotmam” olarak okumuştu.
yine “peşmerge” adlı parçasını ibrahim tatlıses, kendisini de katarak “zurnacı ibo dayı” olarak bir güzel söylemiş. canê canê”yi şivan perwer tanıttıktan sonra ibrahim tatlıses de gazinolarda, düğün salonlarında “caney caney” olarak okumuştur.
heycanê mukrîyanî’nin söylediği vakit insanın içinden bir şeylerin kopup gittiğini fark ettiğimiz “ez kevokim” adlı parçayı zamanın tatlıses’i olan celal güzelses “hele yar zalim yar” şeklinde değiştirerek kulaklarımızın kirini silmeye yetmemişti.
bazı kaynaklara göre zahid brifkani’nin bazı kaynaklara göre ise anonim bir kirdkî (zaza) olduğu söylenen “leyla ” parçasını da, özcan deniz alıp bir güzel söyledi. üstelik özcan deniz, ünlü dengbêjlerden şakiro’nun öz yeğenidir.
bir dönem dillere düşen ve bülent serttaş’ın dillendirdiği “ağlama yar” adlı parça aslında “seyran mengî” dir. bu parçanın aslının süryanice olduğunu ve yıllar sonra kürtlerin şarkıyı kürtçeye çevirdiğini de söyleyenler vardır.
yine sahneye izzet altınmeşe çıkar. “lê nazê ” adlı parçayı “naze ” olarak seslendirir , “lê xanimê” yı da “le hanım” olarak müzikseverlere seslendirmiştir.
anonim olarak bilinen ve hemen hemen her halayda mutlaka müziğiyle halay çekilen bir başka parça da “lorke lorke”dir. ve sahneye yine tanıdık bir isim çıkar: ibrahim tatlıses.
“cotkar” isimli kürtçe eser tahsin taha tarafından söylenip, biliniyordu. mehmet özbek, eseri alıp “beyaz gül, kırmızı gül” diye çevirmişti.(5)
yine gülistan perwer’den bildiğimiz (daha önce söyleyen de olmuştur) “zara” adlı parçayı, günümüzün sinemacısı, ve “çok yönlü kişiliğiyle” bilinen, mahsun kırmızıgül “öleyim” olarak çevirmiş ve bizlere dinletmişti.
hızlarını bir türlü alamayan mümtaz sanatçılarımızdan olan ceylan ve azer bülbül, şivan perwer’in “xanê û xwedêde” adlı parçasını kendilerine göre çevirmişlerdi. ceylan bu parçayı : “ben anayım” olarak, azer bülbül ise bu parçayı : “ben babayım” olarak cinsiyet isteklerine göre şekillendirmişlerdir.
yine anonimlerden olan
“çavit civana leyla” parça: “çavuş kızı leyla” olarak
“lo berde” adlı parça: “makaram sarı bağlar” olarak
“lorke lorke” adlı parça: “diyarbakır güzel bağlar” olarak
“sînemê” adlı parça: “zap suyu” olarak
“esmera min” adlı parça: “kibar yarim esmerim” olarak çevrilmiştir.
kemal sunal’ın bir filminde seslendirdiği ve türkçe’ye“ay akşamdan ışıktır” olarak çevrilen parçanın aslı da “edlê yemman” adlı parçadır.
yine ilyas salman’ın filmlerinden birinde bu tepe kumlu tepe adlı şarkının da aslı nabikeve adlı parçadır.
türk halk müziği topluluğu’nun korosunda sıklıkla söylenen “toycular” adlı parça da nizamettin ariç’in de söylediği porzerîn adlı şarkı olduğunu belirtmek lazım.
daha fazlası var mı bilemem ama şimdilik bu kadarını derleyebildim burda asla bir art niyet olmadığını belirtmek isterim sadece bilgi amaçlı girilmiş tanımdır.https:buradan
anormal bir olay değildir tam tersi normaldir bunu paylaşmak kadar normal bir şey yok. ayrıca kürtçe şarkıların türkçeye uyarlanması hoşuma gider ama nerdeyse hiçbirinin kime ait olduğu belirtilmemiş, bildiğimiz çalıntı yoksa öbür türlü ancak gurur duyabilirim. paylaşma amacımda kesinlikle art niyet değil farkındalık yaratmak eğer bunlar yapılacaksa kime ait olduğu da yazılmalıdır eser altına.
şimdi de “derlenen” parçalara bir göz atalım. öncelikle şivan perwer’den başlayalım:
“de lorî ” adlı parçayı güler ışık yıllarca kulaklarımıza “şey yani ” olarak fısıldadı.
daha çok ilyas salman‘ın oynadığı yeşilçam filmlerinden aşina olduğumuz ve ibrahim tatlıses’in “bir mumdur iki mumdur” adlı parça aslında yılar önce “mumik” olarak biliniyor, dinleniliyordu.
“hinê bînin li destê kin” adlı parça da bu coğrafyada gelinin kına gecesinde söylenen ve gelinin annesi tarafından gözyaşları eşliğinde dinlenilen “kınayı getir anne” olarak çevrilmişti.
“di dinê de sê tişt hene” adlı parça da sonraları ibrahim tatlıses tarafından “bu dünyada üç şey vardır” olarak dillendirilmişti.
yine , “lawo destê min berde” adlı parçasını yurdun muhtelif sanatçıları “makaram sarı bağlar” diye dillendirmişlerdi.
türk sinema tarihinin belki de en acıklı filmlerini yapan ve küçük emrah olarak ünlenen, seksenli yıllarda filmleri izlenen her evde gözyaşlarının sel olup aktığı filmlerden bildiğimiz “ben yetim, ben öksüz” adlı parçayı, şivan perwer ondan çok daha önce ” lê dotmam” olarak okumuştu.
yine “peşmerge” adlı parçasını ibrahim tatlıses, kendisini de katarak “zurnacı ibo dayı” olarak bir güzel söylemiş. canê canê”yi şivan perwer tanıttıktan sonra ibrahim tatlıses de gazinolarda, düğün salonlarında “caney caney” olarak okumuştur.
heycanê mukrîyanî’nin söylediği vakit insanın içinden bir şeylerin kopup gittiğini fark ettiğimiz “ez kevokim” adlı parçayı zamanın tatlıses’i olan celal güzelses “hele yar zalim yar” şeklinde değiştirerek kulaklarımızın kirini silmeye yetmemişti.
bazı kaynaklara göre zahid brifkani’nin bazı kaynaklara göre ise anonim bir kirdkî (zaza) olduğu söylenen “leyla ” parçasını da, özcan deniz alıp bir güzel söyledi. üstelik özcan deniz, ünlü dengbêjlerden şakiro’nun öz yeğenidir.
bir dönem dillere düşen ve bülent serttaş’ın dillendirdiği “ağlama yar” adlı parça aslında “seyran mengî” dir. bu parçanın aslının süryanice olduğunu ve yıllar sonra kürtlerin şarkıyı kürtçeye çevirdiğini de söyleyenler vardır.
yine sahneye izzet altınmeşe çıkar. “lê nazê ” adlı parçayı “naze ” olarak seslendirir , “lê xanimê” yı da “le hanım” olarak müzikseverlere seslendirmiştir.
anonim olarak bilinen ve hemen hemen her halayda mutlaka müziğiyle halay çekilen bir başka parça da “lorke lorke”dir. ve sahneye yine tanıdık bir isim çıkar: ibrahim tatlıses.
“cotkar” isimli kürtçe eser tahsin taha tarafından söylenip, biliniyordu. mehmet özbek, eseri alıp “beyaz gül, kırmızı gül” diye çevirmişti.(5)
yine gülistan perwer’den bildiğimiz (daha önce söyleyen de olmuştur) “zara” adlı parçayı, günümüzün sinemacısı, ve “çok yönlü kişiliğiyle” bilinen, mahsun kırmızıgül “öleyim” olarak çevirmiş ve bizlere dinletmişti.
hızlarını bir türlü alamayan mümtaz sanatçılarımızdan olan ceylan ve azer bülbül, şivan perwer’in “xanê û xwedêde” adlı parçasını kendilerine göre çevirmişlerdi. ceylan bu parçayı : “ben anayım” olarak, azer bülbül ise bu parçayı : “ben babayım” olarak cinsiyet isteklerine göre şekillendirmişlerdir.
yine anonimlerden olan
“çavit civana leyla” parça: “çavuş kızı leyla” olarak
“lo berde” adlı parça: “makaram sarı bağlar” olarak
“lorke lorke” adlı parça: “diyarbakır güzel bağlar” olarak
“sînemê” adlı parça: “zap suyu” olarak
“esmera min” adlı parça: “kibar yarim esmerim” olarak çevrilmiştir.
kemal sunal’ın bir filminde seslendirdiği ve türkçe’ye“ay akşamdan ışıktır” olarak çevrilen parçanın aslı da “edlê yemman” adlı parçadır.
yine ilyas salman’ın filmlerinden birinde bu tepe kumlu tepe adlı şarkının da aslı nabikeve adlı parçadır.
türk halk müziği topluluğu’nun korosunda sıklıkla söylenen “toycular” adlı parça da nizamettin ariç’in de söylediği porzerîn adlı şarkı olduğunu belirtmek lazım.
daha fazlası var mı bilemem ama şimdilik bu kadarını derleyebildim burda asla bir art niyet olmadığını belirtmek isterim sadece bilgi amaçlı girilmiş tanımdır.https:buradan
anormal bir olay değildir tam tersi normaldir bunu paylaşmak kadar normal bir şey yok. ayrıca kürtçe şarkıların türkçeye uyarlanması hoşuma gider ama nerdeyse hiçbirinin kime ait olduğu belirtilmemiş, bildiğimiz çalıntı yoksa öbür türlü ancak gurur duyabilirim. paylaşma amacımda kesinlikle art niyet değil farkındalık yaratmak eğer bunlar yapılacaksa kime ait olduğu da yazılmalıdır eser altına.
devamını gör...
işe gitmemek için evdekilere söylenen saçma bahaneler
işe gitmemek için evdekilere bahane söyleyen aile holdinginde çalışıyodur..
devamını gör...
kitapyurdu
ne yazık ki kitapların stok adetleri konusunda manipülatif hareketlerde bulunarak kitapseverleri yanıltmakta olan bir online kitap satış sitesidir.
şöyle ki : hiç satmayan ya da çok az satan bir kitabın stok adedini genelde 1 maksimum 3 olarak gösteriyorlar.
hal böyle olunca insan refleks olarak ya zaten 15 lira dur alayım demek ki çok okunuyor diyiveriyor.
sen kitabı alıyorsun hoop 12 saat sonra yine aynı stok adedinde duruyor.
şöyle ki : hiç satmayan ya da çok az satan bir kitabın stok adedini genelde 1 maksimum 3 olarak gösteriyorlar.
hal böyle olunca insan refleks olarak ya zaten 15 lira dur alayım demek ki çok okunuyor diyiveriyor.
sen kitabı alıyorsun hoop 12 saat sonra yine aynı stok adedinde duruyor.
devamını gör...
her şeyden ve herkesten uzaklaşma isteği
halihazırda herkesle mesafemi en başından koruduğum için bütünüyle gerçekleştirmemin çok da zor olmayacağı istek; daha doğrusu hedef.
devamını gör...
fakirliğini tek cümleyle anlat
tüm mal varlığım cebimde olan.
devamını gör...
ya annen ya ben diyen eş
yanlış insanla evlendiğinizi size gösteren eştir.
devamını gör...
boş ders
sadece öğrencileri değil öğretmenleri de ilgilendiren başlıktır. çok güzel ve verimli bir şekilde değerlendirilebilir.
benim boş ders için tercih ettiğim çeşitli etkinlikler vardır ve emin olun öğretmenler de öğrenciler kadar mutlu olur bu ders saatlerinde.
boş derste tercih ettiğim ilk aktivite öğrencilerle spor salonunda ilk tercih olarak futbol ama duruma göre voleybol ya da basketbol oynamak bunlardan biridir. ama maalesef okul idarecileri genelde öğretmenlerin boş derslerde böyle etkinliklerden uzak durmasını istiyorlar. zira kan ter içinde kalmış bir öğretmenin derse girmesi hoş bir şey olarak görülmüyor.
diğer bir etkinlik ise kitap okumak. okulun arkasındaki yeşillik alanda kahvemi yanıma alarak yapmaya çalıştığım bu etkinlik boş dersi olan bir başka öğretmen ya da “ hocam sorum vardı” diyerek fellik fellik beni arayıp bulan bir öğrenci gelene kadar sürebilir.
üçüncüsü en keyifsiz etkinlik. hazırlanması gereken evraklar, atılması gereken imzalar ve benzeri işler. ben bunları katip bartleby’den özenerek “ yapmamayı tercih ederim” şeklinde geçiştirip bir şekilde idarecilere unutturmaya çalışıp her seferinde de başarılı oluyorum.
dördüncü etkinlik ise öğrenciler için en keyifsiz etkinlik olmalı çünkü boş dersi olan bir sınıfın dersine giren boş dersi olan öğretmen sevilmez ve sevinmez. bundan kaçınmak için her türlü hile ve desiseye başvururum.
eğer bir okulda iseniz ve söz konusu boş ders ise gerisi teferruattır.
benim boş ders için tercih ettiğim çeşitli etkinlikler vardır ve emin olun öğretmenler de öğrenciler kadar mutlu olur bu ders saatlerinde.
boş derste tercih ettiğim ilk aktivite öğrencilerle spor salonunda ilk tercih olarak futbol ama duruma göre voleybol ya da basketbol oynamak bunlardan biridir. ama maalesef okul idarecileri genelde öğretmenlerin boş derslerde böyle etkinliklerden uzak durmasını istiyorlar. zira kan ter içinde kalmış bir öğretmenin derse girmesi hoş bir şey olarak görülmüyor.
diğer bir etkinlik ise kitap okumak. okulun arkasındaki yeşillik alanda kahvemi yanıma alarak yapmaya çalıştığım bu etkinlik boş dersi olan bir başka öğretmen ya da “ hocam sorum vardı” diyerek fellik fellik beni arayıp bulan bir öğrenci gelene kadar sürebilir.
üçüncüsü en keyifsiz etkinlik. hazırlanması gereken evraklar, atılması gereken imzalar ve benzeri işler. ben bunları katip bartleby’den özenerek “ yapmamayı tercih ederim” şeklinde geçiştirip bir şekilde idarecilere unutturmaya çalışıp her seferinde de başarılı oluyorum.
dördüncü etkinlik ise öğrenciler için en keyifsiz etkinlik olmalı çünkü boş dersi olan bir sınıfın dersine giren boş dersi olan öğretmen sevilmez ve sevinmez. bundan kaçınmak için her türlü hile ve desiseye başvururum.
eğer bir okulda iseniz ve söz konusu boş ders ise gerisi teferruattır.
devamını gör...
normal sözlük’e bir teşekkür bırak
teşekkür az gelir. dedesinin ruhuna hayır duası ve rahmet gönderiyorum.
devamını gör...
jeff bezos'un amazon ceo'luğunu bırakması
bazen bir son yeni bir baslangici olusturur. jeff bezos'ta benim gibi dusunenlerden...oncelikle bu abimizin ceo'luktan azad olmasi amazon'dan elini ayagini cektigi anlamina gelmesin, cunku amazon'da ciddi bir hisseye sahip dolayisiyla hala sirket icerisinde soz sahibi. peki neden birakti? cunku gozunu tipki elon musk gibi uzay ve uzay turizmine cevirdi/mis. bu amacla spacex'e rakip bizzat kendisinin kurdugu sirketi (bkz: blue origin) bile bulunmakta. amaci bu sirkete daha cok zaman ayirip, uzay turizmine acılmak. elon musk'la bu alanda ortaklasa isler bile yapacagi soyleniyor ama bakalim...
daha fazla bilgi icin
daha fazla bilgi icin
devamını gör...
tarihçilerden başka bir hikaye
editörlüğünü ebru aykut, nurçin ileri ve fatih artvinli'nin yaptığı, can yayınları'ndan çıkan tarihi öykü derlemesi. tarih ile edebiyatı, gerçek ile kurguyu bağdaştıran şahane bir metodu vardır. tarihçilerin, buldukları gerçek tarihi kaynakları (arşiv belgeleri, hatıratlar, gazete haberleri) kurgulayarak öyküleştirmesiyle meydana gelmiştir. ilginç bir tarih yazımı denemesi olduğu kadar, gerçek hikayelere dayanması bakımından dikkat çekici bir edebi eserdir de.
esasen tarihi ilgi çekici kılan da geçmişin insanları değil midir zaten? gelmiş geçmiş milyarlarca insanın bir o kadar hikayesi var. biz de kendimizi öne çıkan bir iki tanesinin hikayesini bilmekle avutup duruyoruz. yalnızca kitleleri etkileyebilmiş ya da herhangi bir şekilde iz bırakabilmiş bir avuç tarihi kişilikten haberdarız aslında. peki ya diğerleri, senin benim gibi normal insanlar? düşünen, hisseden, kaygılanan, sevinen, öfkelenen, hayal kuran, plan yapan; bizim gibi doğan ve bizim öleceğimiz gibi ölen, basbayağı yaşayan insanlar. onların hikayeleri değil mi aslında bizi etkilemesi gereken? basit insanların basit hayatlarından da çıkmaz mı güzel hikayeler?
elbette bu kitapta da gene bir şekilde kağıda geçebilmiş insanlarla yetiniyoruz. bir şekilde kadı sicilleri, gazete haberleri ya da zamanında tutulan günlükler gibi belgelerde adı geçen insanlar ve olaylarla karşılaşıyoruz. özellikle de ötekinin tarihi anlatılıyor bize. ezelden beri çile çeken kadınların, örselenen çocukların hikayeleri bunlar. ya da bu sefer eşkıyalık yapan çocuklarla karşılaştığımız bir hikaye de var mesela. hep bir ayrı kalmış gayrimüslimlerin hikayeleri var. suçlar, polisler, doktorlar, hizmetçiler var. herkesin biraz bahsedilmiş de olsa kendisini bulabileceği bir karakter var.
"tarihçilerden başka bir hikaye", böyle bir kitap işte. ismiyle müsemma. okumak için tarih sevmeye de gerek yok, bir tarih kitabı değil bu zira; normal, yaşayan insanların anlatıldığı bir kitap. tarihte geçiyor sadece. geçmiş gitmiş. bizim de olacağımız gibi.
esasen tarihi ilgi çekici kılan da geçmişin insanları değil midir zaten? gelmiş geçmiş milyarlarca insanın bir o kadar hikayesi var. biz de kendimizi öne çıkan bir iki tanesinin hikayesini bilmekle avutup duruyoruz. yalnızca kitleleri etkileyebilmiş ya da herhangi bir şekilde iz bırakabilmiş bir avuç tarihi kişilikten haberdarız aslında. peki ya diğerleri, senin benim gibi normal insanlar? düşünen, hisseden, kaygılanan, sevinen, öfkelenen, hayal kuran, plan yapan; bizim gibi doğan ve bizim öleceğimiz gibi ölen, basbayağı yaşayan insanlar. onların hikayeleri değil mi aslında bizi etkilemesi gereken? basit insanların basit hayatlarından da çıkmaz mı güzel hikayeler?
elbette bu kitapta da gene bir şekilde kağıda geçebilmiş insanlarla yetiniyoruz. bir şekilde kadı sicilleri, gazete haberleri ya da zamanında tutulan günlükler gibi belgelerde adı geçen insanlar ve olaylarla karşılaşıyoruz. özellikle de ötekinin tarihi anlatılıyor bize. ezelden beri çile çeken kadınların, örselenen çocukların hikayeleri bunlar. ya da bu sefer eşkıyalık yapan çocuklarla karşılaştığımız bir hikaye de var mesela. hep bir ayrı kalmış gayrimüslimlerin hikayeleri var. suçlar, polisler, doktorlar, hizmetçiler var. herkesin biraz bahsedilmiş de olsa kendisini bulabileceği bir karakter var.
"tarihçilerden başka bir hikaye", böyle bir kitap işte. ismiyle müsemma. okumak için tarih sevmeye de gerek yok, bir tarih kitabı değil bu zira; normal, yaşayan insanların anlatıldığı bir kitap. tarihte geçiyor sadece. geçmiş gitmiş. bizim de olacağımız gibi.
devamını gör...
bursa'da atatürk heykeline baltalı saldırı
kendine zarar vermiştir. taştan korkan adam mı olur? heykel onarılır ama bu zihniyet onarılmaz.
devamını gör...
ingiltere'nin sürü bağışıklığına geçecek olması
hatali baslik. ingiltere suru bagisikligina gecmiyor. hizli ve basarili asilama politikasi sayesinde aralik ayindan bu yana o kadar cok insan asilandi ki (48.2%), londra üniversitesi akademisi'nin (ucl) yaptığı modelleme nufustaki toplam bagisiklik oraninin 73.4%'e ulastigini hesapliyor.
ote yandan uzmanlar suru bagisikliginin gecerliligini sorgulamaya basladi. basta toplumun 60% - 70% civarinin bagisiklik kazanmasi suru bagisikligi icin esik deger olarak goruluyor, bu noktadan sonra virusun yavas yavas yok olacagi dusunuluyordu. fakat ortaya cikan yeni variantlara karsi asilarin daha dusuk koruma gostermesi, asilamanin virusun yayilmasini tamamen durdurmamasi, ulkeler arasi asilama hizindaki buyuk fark, bagisikligin zamanla azalmasi gibi sebeplerden oturu, suru bagisikligina ulasmanin sanildigi kadar kolay olmayacagi dusunuluyor. kisaca asilama virusun yayilmasini cok ciddi miktarda yavaslatsa da, kisa vadede tamamen durduracak gibi durmuyor. bu yuzden virusle mucadelemiz biraz daha uzayacak gibi gorunuyor. five reasons why covıd herd immunity is probably impossible
ote yandan uzmanlar suru bagisikliginin gecerliligini sorgulamaya basladi. basta toplumun 60% - 70% civarinin bagisiklik kazanmasi suru bagisikligi icin esik deger olarak goruluyor, bu noktadan sonra virusun yavas yavas yok olacagi dusunuluyordu. fakat ortaya cikan yeni variantlara karsi asilarin daha dusuk koruma gostermesi, asilamanin virusun yayilmasini tamamen durdurmamasi, ulkeler arasi asilama hizindaki buyuk fark, bagisikligin zamanla azalmasi gibi sebeplerden oturu, suru bagisikligina ulasmanin sanildigi kadar kolay olmayacagi dusunuluyor. kisaca asilama virusun yayilmasini cok ciddi miktarda yavaslatsa da, kisa vadede tamamen durduracak gibi durmuyor. bu yuzden virusle mucadelemiz biraz daha uzayacak gibi gorunuyor. five reasons why covıd herd immunity is probably impossible
devamını gör...
günün sözü
"yalnızca aşk ve ölüm her şeyi değiştirebilir.."
halil cibran
halil cibran
devamını gör...
leyla ile mecnun'dan akılda kalanlar
gidenler bizden hep bir parça götürürler.
o parçanın yerinde de derin izler kalır.
herkesin bir yara izi vardır,
insanlardan gizlemeye çalıştığı saklamak için çok uğraştığı bir yara izi!
herkesin bir yara izi vardır,
kimseye dokundurtmayacak kadar güzel olan
baktıkça nefes alabiliyor olmanın kıymetini anlamanı sağlayacak bir yara izi.
bu izlerle yaşamaya alışırsın
bir sabah belki gün doğarken baktığında dışarı yaşamayı yeniden sevebilirsin
ve bir gün elbet birileri o yara izlerine dokunur
acın da biraz olsun hafiflemeye başlar.
o parçanın yerinde de derin izler kalır.
herkesin bir yara izi vardır,
insanlardan gizlemeye çalıştığı saklamak için çok uğraştığı bir yara izi!
herkesin bir yara izi vardır,
kimseye dokundurtmayacak kadar güzel olan
baktıkça nefes alabiliyor olmanın kıymetini anlamanı sağlayacak bir yara izi.
bu izlerle yaşamaya alışırsın
bir sabah belki gün doğarken baktığında dışarı yaşamayı yeniden sevebilirsin
ve bir gün elbet birileri o yara izlerine dokunur
acın da biraz olsun hafiflemeye başlar.
devamını gör...
game of thrones replikleri
ilk akla gelen;
winter is coming.
winter is coming.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
sen 3 milyar 750 milyor milyon parayı ne yaptın.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
"bir damlana razıydım, yağmur oldun"
erenköy / 2017 / del'hastanesi, randevu sonrası oralarda bi bahçe.
erenköy / 2017 / del'hastanesi, randevu sonrası oralarda bi bahçe.
devamını gör...
geç kalmışlık hissi
neye başlamak istesen bir bacağından tutup "dur ya, nereye gidiyorsun? gidenler geri döndü bile," diyen histir.
geç kalmışlık hissi kötüdür fakat geç bile kalamayacağınız hatta o yere hiç varamayacağınız hissi daha yıkıcıdır.
bir şeye geç kalmışsanız, en kötü %1 ihtimaliniz vardır ve %1 her şeydir. onu geliştirmek size kalmıştır çünkü.
oysa o yere geç dahi kalmama yani orada hiç var olamama duygusunun tarifi yoktur. %1'in yoktur. hiçbir ihtimal yoktur.
geç kalmışlık hissi kötüdür fakat geç bile kalamayacağınız hatta o yere hiç varamayacağınız hissi daha yıkıcıdır.
bir şeye geç kalmışsanız, en kötü %1 ihtimaliniz vardır ve %1 her şeydir. onu geliştirmek size kalmıştır çünkü.
oysa o yere geç dahi kalmama yani orada hiç var olamama duygusunun tarifi yoktur. %1'in yoktur. hiçbir ihtimal yoktur.
devamını gör...
normal sözlük dertleşecek yazarlar veri tabanı
benim derdim bana yeter , kimse yazmasın.boşverin anlatmayın siz de kalsın ne fayda gelir elden ?
devamını gör...