son zamanlarda okunan en güzel cümle
"elalem değil elli âlem de konuşsa, ben kendimden eminsem, el alkışlar, âlem izler."
sevgili mortaks'ın bir tanımında okumuştum. çok haklı.
sevgili mortaks'ın bir tanımında okumuştum. çok haklı.
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
gelecek için planların neler ?
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
babamla birlikte dükkanda çalışırken yanımıza bir adam geldi ve çakmak sordu. ben de dükkanda varolan tek bir çakmağı aramaya koyuldum. zaten göt kadar dükkan bulurum diye düşündüm. dakikalarca aradım ama bulamadım. kusura bakmayın dedim adama, bulamadım. peki teşekkürler dedi ve gitti. sonra babam da bana seslenip , kafamın içine kazıdığım o muhteşem* hayat dersini verdi:
'lan olum bu kadar yorulma, sanane adamın sigarasından, bok yemek isteyen kaşığını yanında taşıyacak, başkasında aramayacak.'
'lan olum bu kadar yorulma, sanane adamın sigarasından, bok yemek isteyen kaşığını yanında taşıyacak, başkasında aramayacak.'
devamını gör...
sözlükte takılmanın insan gelişimine katkıları
okumak yazmak dinlemek susmak
farklılıklar empati hoşgörü bakış açıları
saygı üslup içerik düşünce
kendin ve başkaları için notlar bırakmak
farklılıklar empati hoşgörü bakış açıları
saygı üslup içerik düşünce
kendin ve başkaları için notlar bırakmak
devamını gör...
kahvenin yolculuğu
her sabah değişmeyen iki rutinim vardır.
ilki sevgilime “günaydın” demek.
ikincisi sabah kahvesini içmek. kahveyi içtikten sonra ayılıyorum ve bir sevgilim olmadığını anlıyorum. (ulen ben her sabah kime günaydın diyorum?)
güne ayılarak, dost ile içilince kırk yıl hatır bırakacak olan kahvenin yolculuğuna bakalım;
kahvenin anavatanı etiyopya'nın kaffa bölgesidir. kaffa'daki ormanlarda yetişen arabika kahve ağaçları, çekirdekleri işlenen ilk kahveler olarak bilinir. ilk keşifin 8. yy olduğu söylenir. iki ayrı bilgi vardır kahvenin ilk keşfi için. ilki “kaldi” adında bir çobanın, hayvanları otlatırken kırmızı renkli bir meyveyi yedikten sonra düz duvara tırmanacak kadar hareketli olmalarını görmesidir.
diğeri ise; (bana daha mantıklı gelen)
etiyopya'da o dönem köle ticareti yapılan yol üstünde yaya olarak yolculuk eden ve yorulan köleler, yol kenarındaki kahve ağaçlarının kırmızı meyvelerini çiğneyerek tükürürdü. çiğnenen bu kırmızı meyve, kölelere enerji verir ve yolculuklarına devam etmelerini sağlardı. bu durumu gören bazı tüccarlar da ağaçlardaki meyveleri ve meyvenin içindeki kahve çekirdeklerini toplayarak ticaretini yapmaya başlamalarıdır.
bakınız kırmızı;

demek ki kahvenin keşfi, benim durumumla aynı. mesele ayılmak!
kahvenin osmanlı’ya gelişi
kaffa kelimesi arapça'ya qahwah olarak geçer. 15. yüzyılda yavuz sultan selim döneminde yemen valisi olan özdemir paşa, yemen'de içtiği ve çok sevdiği kahveyi istanbul'a getirir. kahve, burada çok sevilir. öyle ki sarayda 'kahveci başı' rütbeli bir çalışan bile olur. padişahın kahvesini pişirmekle görevli olan kahveci başı, sır tutmasını bilen bilge kişiler arasından seçilirdi. bugün ki anlamıyla bilinen “kafe” ilk olarak 16.yy istanbul’da açılmıştır. sonrasında venedik, londra ve viyana.
kahvenin avrupa’ya göçü
bu konu hakkında iki bilgi mevcut.
1600'lü yıllarda türkiye'ye gelen venedikli tüccarlar, kahveyle tanışır ve kahvenin avrupa'ya taşınması bu şekilde gerçekleşir. diğeri ise ikinci viyana kuşatmasında geri çekilmek zorunda kalan osmanlının bıraktığı kahve çuvallarıdır. viyana kayıtlarında 500 çuval kahve çekirdeğinden bahsedilir. viyanalılar kahveyi ilk defa içtiklerinde “bu biraz acı mı? içine süt koysak ya” derler ve ilk defa sütlü kahve 17. yy viyanasında yapılır. o döneme kadar kahveye şeker ya da süt katılmazdı.
bundan sonrasını zaten biliyorsunuz. kahve çekirdeği aynı, ama kapitalizm rahat durur mu? capicino dedi, espresso dedi, püsküresso (tam kahveyi hüpletirken kişinin püskürtmesi) dedi, latte dedi, içine karamel koydu, çikileta koydu, beni koydu.
adına ne denirse densin, hepsi aynı kahve çekirdeğinden yapılır. ister soğuk için ister ideal sıcaklık olan 70-80 derecede için, malzeme aynı.
hüpletin efendim!
kaynak: bilgilerin bir kısmı, yazar stewart lee allen “kahvenin hikayesi” kitabındandır.
türkçekaynak
gavurcagaynak
ilki sevgilime “günaydın” demek.
ikincisi sabah kahvesini içmek. kahveyi içtikten sonra ayılıyorum ve bir sevgilim olmadığını anlıyorum. (ulen ben her sabah kime günaydın diyorum?)
güne ayılarak, dost ile içilince kırk yıl hatır bırakacak olan kahvenin yolculuğuna bakalım;
kahvenin anavatanı etiyopya'nın kaffa bölgesidir. kaffa'daki ormanlarda yetişen arabika kahve ağaçları, çekirdekleri işlenen ilk kahveler olarak bilinir. ilk keşifin 8. yy olduğu söylenir. iki ayrı bilgi vardır kahvenin ilk keşfi için. ilki “kaldi” adında bir çobanın, hayvanları otlatırken kırmızı renkli bir meyveyi yedikten sonra düz duvara tırmanacak kadar hareketli olmalarını görmesidir.
diğeri ise; (bana daha mantıklı gelen)
etiyopya'da o dönem köle ticareti yapılan yol üstünde yaya olarak yolculuk eden ve yorulan köleler, yol kenarındaki kahve ağaçlarının kırmızı meyvelerini çiğneyerek tükürürdü. çiğnenen bu kırmızı meyve, kölelere enerji verir ve yolculuklarına devam etmelerini sağlardı. bu durumu gören bazı tüccarlar da ağaçlardaki meyveleri ve meyvenin içindeki kahve çekirdeklerini toplayarak ticaretini yapmaya başlamalarıdır.
bakınız kırmızı;

demek ki kahvenin keşfi, benim durumumla aynı. mesele ayılmak!
kahvenin osmanlı’ya gelişi
kaffa kelimesi arapça'ya qahwah olarak geçer. 15. yüzyılda yavuz sultan selim döneminde yemen valisi olan özdemir paşa, yemen'de içtiği ve çok sevdiği kahveyi istanbul'a getirir. kahve, burada çok sevilir. öyle ki sarayda 'kahveci başı' rütbeli bir çalışan bile olur. padişahın kahvesini pişirmekle görevli olan kahveci başı, sır tutmasını bilen bilge kişiler arasından seçilirdi. bugün ki anlamıyla bilinen “kafe” ilk olarak 16.yy istanbul’da açılmıştır. sonrasında venedik, londra ve viyana.
kahvenin avrupa’ya göçü
bu konu hakkında iki bilgi mevcut.
1600'lü yıllarda türkiye'ye gelen venedikli tüccarlar, kahveyle tanışır ve kahvenin avrupa'ya taşınması bu şekilde gerçekleşir. diğeri ise ikinci viyana kuşatmasında geri çekilmek zorunda kalan osmanlının bıraktığı kahve çuvallarıdır. viyana kayıtlarında 500 çuval kahve çekirdeğinden bahsedilir. viyanalılar kahveyi ilk defa içtiklerinde “bu biraz acı mı? içine süt koysak ya” derler ve ilk defa sütlü kahve 17. yy viyanasında yapılır. o döneme kadar kahveye şeker ya da süt katılmazdı.
bundan sonrasını zaten biliyorsunuz. kahve çekirdeği aynı, ama kapitalizm rahat durur mu? capicino dedi, espresso dedi, püsküresso (tam kahveyi hüpletirken kişinin püskürtmesi) dedi, latte dedi, içine karamel koydu, çikileta koydu, beni koydu.
adına ne denirse densin, hepsi aynı kahve çekirdeğinden yapılır. ister soğuk için ister ideal sıcaklık olan 70-80 derecede için, malzeme aynı.
hüpletin efendim!
kaynak: bilgilerin bir kısmı, yazar stewart lee allen “kahvenin hikayesi” kitabındandır.
türkçekaynak
gavurcagaynak
devamını gör...
fenilasetat
fenilketonüri hastalarındaki karakteristik idrar kokusu olan küf kokusunu (fare idrarı olarak da benzetilmektedir.) oluşturan ara üründür.
aynı zamanda glutamin ile birleşerek fenilasetilglutamin oluşturarak atılımı sağlanır.
aynı zamanda glutamin ile birleşerek fenilasetilglutamin oluşturarak atılımı sağlanır.
devamını gör...
madonna
an itibarı ile karşıma düşmüş, kendisini dinleten efsane.
devamını gör...
sultana ne kadar yakın olursanız ateş o kadar yakıcı olur
sultandan kasıt bellidir. ama bu günler geçecek bu devran tekrar dönecek o zaman göreceğiz.
devamını gör...
çayı süt ile içmek
her gün yaptığım iş.
bu tür şeylerin güzelliği ya da yapılabilirliği kişiden kişiye değişir. ben de düz çaydan nefret ediyorum mesela ama herkes bayıla bayıla içiyor. zevk işte...
bu tür şeylerin güzelliği ya da yapılabilirliği kişiden kişiye değişir. ben de düz çaydan nefret ediyorum mesela ama herkes bayıla bayıla içiyor. zevk işte...
devamını gör...
cuma günleri masa örtülerini eve götürüp yıkatmış nesil
bu örtüleri sıraya sabitlemek için iki ucu birbirine düğümlenmiş uzun bir don lastiği kullanırdık.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
dünyanın ilk mikrop müzesi micropia hollanda/amsterdam'dadır.
detaylı incelemek isteyenler için linkler;
micropia museum

detaylı incelemek isteyenler için linkler;
micropia museum

devamını gör...
bubbles of death
kendisini sözlükte ne zamandır görmediğimden eksikliğini hissettiğim (gerçi sanırım artık dönmüş ama bilemiciim), kitap edebiyat kulübü'nün ilgili üyelerinden biri, tanımlarını okumayı sevdiğim sözlük yazarı ayrıca.
umarım her şey yolundadır, sağlıkla kal bubble.
umarım her şey yolundadır, sağlıkla kal bubble.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
izin günüm.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın pıtırcıklarım*
sevgi,umut ve bir sürü olumlu şey doluyum şu an,heyecandan uyuyamamış,çok erken kalkmış*olsam da,her gün neredeyse 3 saat yol gidecek olmanın bilinciyle iş hayatının beni yutmamasını talep ediyorum.
sigara ile kahvaltı yapan insan gördüm ya,tabi siz bunu bilirsiniz,iç babacım tarhanayı missss.
herkese perşembe bana pazartesi olacak bugün ve yarım gün-sanki ilkokul deneme sınıfı*- neyse.
şimdi bir sürü uykulu ve mutsuz hatta yersiz bir şekilde bu saatte süslü olan insanlarla yolculuk yapacağım.güzel günler*.
sevgi,umut ve bir sürü olumlu şey doluyum şu an,heyecandan uyuyamamış,çok erken kalkmış*olsam da,her gün neredeyse 3 saat yol gidecek olmanın bilinciyle iş hayatının beni yutmamasını talep ediyorum.
sigara ile kahvaltı yapan insan gördüm ya,tabi siz bunu bilirsiniz,iç babacım tarhanayı missss.
herkese perşembe bana pazartesi olacak bugün ve yarım gün-sanki ilkokul deneme sınıfı*- neyse.
şimdi bir sürü uykulu ve mutsuz hatta yersiz bir şekilde bu saatte süslü olan insanlarla yolculuk yapacağım.güzel günler*.
devamını gör...
bir şehri sevmemek için sebepler
ait olduğun kişinin şehirde olmamasıdır.
devamını gör...
el nino
2-7 senelik peryotlarla dünyanın extrem hava olayları ile sarsılması durumudur.
17 yy'da ispanyol balıkçılar, noel zamanı suyun aşırı ısındığını ve balıkların soğuk bölgelere göç ettiğini farketmişler.
ortada balıkta kalmamış alıkta... isa çocuk şerefine bu olaya el-nino demişler.
bu bir iklim arkadaşlar. belli bir peryotta gerçekleşiyor.
güney pasifik okyanusu extrem şekilde ısınıyor. pasifikte ısınan bu güney akıntıları doğru pasifike doğru bir akış oluşturuyor.
bu extrem durum boyunca dünya'da atmosfer, sıcaklıklık , rüzgarlar, nem miktarı, ve okyanus akıntılarında değişiklik oluyor.
el nino'un olmadığı normal zamanlarda,doğudan batıya esen elize rüzgarları sıcak suyu pasifiğin batısına itiyor, pasifiğin doğusunda derinlerde bulunan soğuk suyun ise yukarı çıkmasını sağlıyor.
işte el nino zamanı, bu akışı sağlayacak rüzgar kesiliyor ve batıya gelen sıcak su, pasifiğin yüzeyini kaplıyor. yaklaşık 1 derce artan okyanus sıcaklığı nemi etkiliyor. bu extrem durum, dünya'da atmosfer basıncı , sıcak, rüzgar, nem miktarı ve okyanus akıntıları gibi olayların değişmesine neden oluyor.
ani sıcaklık değişimleri, ani yağışların artmasına veya kuraklığın oluşmasına neden olur. anormal yağış alan bazı yerlerde, sivrisinek üremesine ortam sağlanır. kuraklıkta ise, var olan akarsuların çekilmesine bu durumda sivrisineklerin daha iyi yumurtlamasına olanak sağlayan yerlerin oluşmasına neden olur. buda salgın hastalıkların artmasına neden olur.
rüzgarların şiddetinin artması üreyen bu sivrisineklerin, rüzgarın etkisiyle uzaklara gitmesine neden olur. hastalıklar daha da yayılır.
birinci fotoda normal durum, ikinci fotoda ise el nino dönemindeki pasifik sıcaklığı verilmiştir.
1 normal durum:
''
''
2 durum el-nino durumu:
''
''
17 yy'da ispanyol balıkçılar, noel zamanı suyun aşırı ısındığını ve balıkların soğuk bölgelere göç ettiğini farketmişler.
ortada balıkta kalmamış alıkta... isa çocuk şerefine bu olaya el-nino demişler.
bu bir iklim arkadaşlar. belli bir peryotta gerçekleşiyor.
güney pasifik okyanusu extrem şekilde ısınıyor. pasifikte ısınan bu güney akıntıları doğru pasifike doğru bir akış oluşturuyor.
bu extrem durum boyunca dünya'da atmosfer, sıcaklıklık , rüzgarlar, nem miktarı, ve okyanus akıntılarında değişiklik oluyor.
el nino'un olmadığı normal zamanlarda,doğudan batıya esen elize rüzgarları sıcak suyu pasifiğin batısına itiyor, pasifiğin doğusunda derinlerde bulunan soğuk suyun ise yukarı çıkmasını sağlıyor.
işte el nino zamanı, bu akışı sağlayacak rüzgar kesiliyor ve batıya gelen sıcak su, pasifiğin yüzeyini kaplıyor. yaklaşık 1 derce artan okyanus sıcaklığı nemi etkiliyor. bu extrem durum, dünya'da atmosfer basıncı , sıcak, rüzgar, nem miktarı ve okyanus akıntıları gibi olayların değişmesine neden oluyor.
ani sıcaklık değişimleri, ani yağışların artmasına veya kuraklığın oluşmasına neden olur. anormal yağış alan bazı yerlerde, sivrisinek üremesine ortam sağlanır. kuraklıkta ise, var olan akarsuların çekilmesine bu durumda sivrisineklerin daha iyi yumurtlamasına olanak sağlayan yerlerin oluşmasına neden olur. buda salgın hastalıkların artmasına neden olur.
rüzgarların şiddetinin artması üreyen bu sivrisineklerin, rüzgarın etkisiyle uzaklara gitmesine neden olur. hastalıklar daha da yayılır.
birinci fotoda normal durum, ikinci fotoda ise el nino dönemindeki pasifik sıcaklığı verilmiştir.
1 normal durum:
''
2 durum el-nino durumu:
''
devamını gör...
kadına şiddet uygulayan erkek
kadına şiddet uygulayan erkek rezalet iğrenç bir insandır. erkeğe şiddet uygulayan kadın rezalet iğrenç bir insandır. şiddet rezalet bir olaydır. mecbur kalınca başvurulmalıdır. şiddetin her türlüsü vahim bir durumdur. bir insan sizden zayıfsa ona şiddet uygulamak insan olmamaktır canavarlaşmaktır.
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
yazın otobüsteydim, eve geçiyordum, yanı boş olan tek kişi ben olduğum için amcanın biri yanıma oturdu. (o zaman yan yana oturmak yasaktı koronadan dolayı ama ben dahil kimsenin iplediği pek söylenemezdi) ben de kulaklıktan şarkı dinliyordum ama amca biraz yaşlı olduğundan, muhtemelen konuşmak isteyeceğini bildiğimden kabalık olmasın diye kulaklığı çıkardım. tam da tahmin ettiğim gibi oldu, ben kulaklığı çıkarınca amca sohbet etmeye başladı. fakat tahmin ettiğimin aksine klasik amca muhabbetine değil, daha 'normal' bir muhabbetin içine dahil oldum. yarım saat boyunca adam şehrin tarihinden, halktan, geçmişinden bahsetti, ineceği durağa yakın ise "ben aslında poker şampiyonuyum, şu gün şurada maçım var, ailen izin verirse gelip izlersen sevinirim" dedi ve indi.
amcanın kafası biraz güzeldi herhalde, ya da yaşlılıktan dolayı artık hafif bulanmalar yaşıyordu ama yine de ne zaman hatırlasam gülümsüyorum bu anıyı.
amcanın kafası biraz güzeldi herhalde, ya da yaşlılıktan dolayı artık hafif bulanmalar yaşıyordu ama yine de ne zaman hatırlasam gülümsüyorum bu anıyı.
devamını gör...

