marx'ın ''din toplumların afyonudur'' sözünde olduğu gibi eksiklik ihtiva eden bir önerme. zira çokları tarafından marx'ın sözünün önü arkası kesilir ve anlatılmak istenilen sekteye uğratılır. din temel olarak kitlelerin afyonu olarak değerlendirilemez.

ne zaman kitlelerin afyonu haline gelir ?

egemen yapı, kendi siyasi ve toplumsal dizayn sürecinde dini kullanmaya başladığı andan itibaren kırmızı çizgi geçilmiş olur. o ana kadar din kişisel bir özgürlük alanıdır. insanların kendi özelidir. siz bunu yeni bir siyasal yapının inşası için kullanmaya başladığınızda ve hayatın her alanına zerk etmeye çalıştığınızda mesele değişir ve işler karışır.

futbol da böyledir. temel olarak insanların kişisel eğlence alanlarından birisidir. siz futbolu da kendi egemen yapınızı kuvvetlendirmek için kullanmaya başladığınızda, o da afyon haline gelir. yukarıdaki iletilerden birinde arkadaşımız değinmiş. salazar ve franco dönemleri bunun için en güzel örnektir.

lakin mevzu salt bu dönemlerle sınırlı değil ki. futbolun doğuşunda ve gelişmesinde pek çok farklı hikaye karşınıza çıkar. misal liman işçilerinin kendilerini ifade etmek ve egemen sınıfa karşı bende buradayım demek için kurduğu liverpool'un doğuş hikayesini nereye koyacağız ?

veyahut ''kızıl kıttiler'' lakabı ile anılıp, faşistlerle mücadele eden, ciddi bedeller ödeyen, bu uğurda ölen, işkenceler gören roma taraftarını bu mevzunun neresine oturtacağız ?

ya da, franco yönetimi ile açıktan açığa papaz olan athletic bilbao camiası ne olacak ?

brezilya'daki faşist yönetime karşı “savunmacılara çalım atmak diktatörlere çalım atmaktan daha kolay… siz zoru başaracak, brezilya’ya demokrasi şampiyonluğunu getireceksiniz.” diyen dr.sokrates ne olacak ? ya metin kurt ?

futbol bunun gibi binlerce hikayeyi içerisinde barındırır. gün gelmiştir, isyanın ve direnişin sesi olmuştur. futbolu tek taraflı bir bakış açısı ile değerlendirir ve hikayenin bu kısmını görmezden gelirseniz doğru analiz yapamazsınız.

evet başlıkta söylendiği gibi bugün özellikle az gelişmiş ülkelerde futbol, toplumu derin bir uyuşukluğa ve tepkisizliğe sevk etmek için kullanılıyor. ama futbolu ve kulüplerin tarihini bilenler şunu da iyi bilir ''futbol sadece futbol değildir''. ve tribünler ne zaman meşaleleri yakar kimse bunu kestiremez.

bu sebeple başlıktaki genellemeye katılmam mümkün değil. zira futbolun sadece kendi yarı sahasına bakan dilimine değinilmiş. oysa bu oyunun bir de diğer yarı sahası var.

özetle şunu söylemek isterim ki; futbol maçları izleyenleri hor görebilirsiniz, daha düşük zekalı insanlar olarak değerlendirebilirsiniz, koyun sürüsü olarak niteleyebilirsiniz. bu size haz verebilir. kendinizi daha gelişmiş bireyler olarak görüp egonuzu okşayabilirsiniz. * lakin kazın ayağı asla öyle değil. futbolu bir topun peşinde 22 adam koşuyor diye değerlendirdiğinizde baltayı taşa vurmuş olursunuz.

son olarak peşinen şu şerhi de koyayım; sözlerim burada düşüncelerini ifade eden arkadaşların hiç birisine yönelik değildir. mevzuya dair düşüncelerimi yazmak istedim. kimsenin kırılmasını üzülmesini istemem.
devamını gör...

utanmazlıkta arşa çıkmak. artık bu soruyu duyduğumda 'istemiyoruz çocuk' cevabı asla kesmediği için 'olmuyor, yapamıyoruz, kısırız' diyorum.
devamını gör...

adını albert einstein, boris podolsky ve nathan rosen adlı bilim insanlarının soyadlarının baş harflerinden alan, einstein - podolsky - rosen paradoksu olarak da bilinen ve kuantum dolanıklık adlı fiziksel olayın, niels bohr ve werner heisenberg'e ait kopenhag yorumu'nu geçersiz kıldığını iddia eden çalışma.

***

meraklısına biraz detay...

1- işin özüne gelmeden bilmemiz gereken 2 önemli konudan ilki süperpozisyon.

iki olasılıklı bir olay düşünün; örneğin bilgisayarlardaki bitlerin değerleri... bu bitler ya 0 ya da 1 değerine sahip olabilir. başka bir seçenekleri yoktur.

fakat atom altı parçacıklardan bahsederken durum değişir. bu parçacıklar, mesela iki olasılıklı bir olayda "ya şudur ya da budur" mekanizmasıyla çalışmazlar. bu parçacıklar "aynı anda hem şudur hem de budur." yani olasılıkların ikisine de aynı anda sahiptirler. örneğin kuantum bilgisayarı dediğimiz aletlerdeki kübitler, bitlerin aksine hem 0 hem de 1 değerini aynı anda alır.

bu konu özellikle spin adlı kavram üzerinden anlatılır. spin basitçe, parçacığın kendi ekseni etrafındaki dönüşüdür. burada +1/2 ve -1/2 spinleri üzerinden devam edelim konuya ve + olanı yukarı spin, - olanı aşağı spin olarak adlandıralım ki kolaylık olsun.

şimdi elimizde bu bilgi var artık: parçacığımız her iki spin durumuna da aynı anda sahip ve biz bu duruma süperpozisyon adını veriyoruz.

2- bilmemiz gereken ikinci konu, ölçüm denen eylem. biz örneğin bir parayı atmadığımız sürece onun yazı mı tura mı geleceğini bilemeyiz. bu nedenle parayı atıp sonucu almak, bir ölçüm yapmak anlamına gelir. aynı şekilde, süperpozisyon durumundaki bir parçacık hakkında da bir ölçüm yapabilir ve onun aynı anda sahip olduğu tüm durumları tek bir duruma indirebilirsiniz ki buna da süperpozisyonun çökmesi denir.

***

şimdi gelelim işin özü dediğim şeye.

kuantum dolanıklık adını verdiğimiz olaya göre, birbiriyle dolanık olan 2 parçacıktan biri ile ilgili bir gözlem yaptığınızda, anında diğer parçacıkla ilgili bilginiz olur. nasıl? şöyle:

spini 0 olan dolanık bir sistem düşünelim. yukarıda bahsettiğim yukarı ve aşağı spinlerin matematiksel değerini düşünürseniz, bu ikisinin toplamının 0 olduğunu göreceksiniz. o halde elimizde bir tane yukarı, bir tane de aşağı spinli dolanık parçacıklar olursa, bunların toplam spininin 0 olacağı bilgisi cepte.

şimdi biliyoruz ki bu 2 parçacıktan birinin spin durumunu ölçer ve onun süperpozisyon durumunu çökertirsek, diğer parçacığın spin durumuyla ilgili anında bilgi sahibi olacağız. yani ölçüm sonucumuz yukarı spin olursa bileceğiz ki diğer parçacık aşağı spinli; ölçümümüz aşağı spinli olursa bileceğiz ki diğer parçacık yukarı spinli.

bu durum, parçacıklar arasındaki mesafeden bağımsızdır. yani parçacığın biri dünyada, diğeri andromeda galaksisi'nde olsa da durum değişmez ve birini ölçtüğümüz anda diğeri hakkında bilgimiz olur. zira bunların ikisi de aynı dalga fonksiyonu ile temsil edilmektedir.

*** burada parçacıkların ayrı ayrı ölçülmesi durumunda, klasik fiziktekinden farklı bir sonuç var. normal şartlarda 2 parayı fırlattığınızda bunların ayrı ayrı yazı veya tura gelmeleri ihtimali, kendi içlerinde %50'şer ihtimaldir. fakat dolanık parçacıklardan birini ölçtüğünüzde mesela yukarı spin gelirse ve diğer parçacığı ayrıca ölçmeye kalkarsanız, onu mutlaka aşağı spinli ölçersiniz. başka şans yoktur zira dalga fonksiyonları ortak olduğundan, birinin süperpozisyonu çökünce diğerininki de çökmüş olur. evet almanya yenilince diğer parçacık da yenilmiş sayılıyor yani. ***

***

ve bingo! aklımıza "ışıktan hızlı bilgi mi ilettik?" sorusu gelir. zira ışığın oradan buraya ya da buradan oraya seyahati için yaklaşık 2,5 milyon yıl gerekirken, biz anında bilgi sahibi oluverdik.

işte epr paradoksu bu duruma karşı çıktı ve bunun özel görelilik postülalarına aykırı olduğunu savundu çünkü hiçbir şeyin ışıktan hızlı seyahat edemeyeceği biliniyordu. bunun yerine epr paradoksu şöyle bir iddia attı ortaya: aslında parçacıklar başından beri bir iş birliği içerisindeydi ve sahip olacakları durumlar önceden belirlenmişti. bu nedenle birbirlerinden ayrılmaları durumunda aralarında bir iletişim olması gerekmeksizin ölçüm sonuçları önceden belliydi. ölçtüğümüz bilgilerin başından beri parçacıkların içinde gizli olduğu ve adına "yerel gizli değişkenler" denilen bir özellik...

1964'e kadar bu durumun doğru ya da yanlış olduğu kanıtlanamadı. ta ki john bell sahneye çıkana kadar... bell teoremi ya da bell eşitsizliği adı verilen ve burada detaylarına girerek kafa karıştırmak istemediğim basit bir matematiksel düşünce ile durum açıklığa kavuşmuş oldu. gözlemsel durumlar ve bell eşitsizliği birlikte göz önüne alındığında, gerçek durumun "yerel gizli değişkenler"in varlığına izin vermediği görüldü.
devamını gör...

çok güzel geçen bir kim milyoner olmak ister mülakatımda duyduğum sözdür.
hayatım boyunca çok fazla mülakata girdim ve az buçuk sonucu kestirebilen birisiyim ancak yanılmıştım.



nedenini bilememekle beraber umuyorum bu bizden çok para alır diye elemişlerdir, yoksa üzülürüm.*
belkide marjinal bir tip değildim reyting için, kim bilir..
devamını gör...

odaklanamadığım için yaptığım eylem bir de sabırsızım çok.
devamını gör...

"küs değiliz inşallah?" diye mesaj attığımda beni engellediğini üzülerek gördüğüm yazar. gönlünü almama fırsat vermedi.

bunu da görmeyecek ama ben yine de yazacağım. bilmeden, istemeden kırdığım için kendisinden özür diliyorum. umarım küslüğü devam etmez.
devamını gör...

memleketçilik yapan, dıdısının dıdısını tanıdığı için senin o kişiden şikayetçi olamayacağını düşünen ve memleketlisini korumak için açık açık tehdit eden insanların olduğu ortamda "savcı" ile başlayan bir cümle kurduğunuz zaman memleketçilik biter, tehditler hiç edilmemiş gibi sevgi ortamı oluşur. herkes resmen çiçek olur. adamlar komşusunun uzak akrabasını korumak için karşına dikilirken afedersiniz kendi anasını savunamayacak hale gelir savcı denildiği an.

bu anlamda oldukça saygı duyarım. savcılar kalp siz ben ve bizler.
devamını gör...

tarimdir tarım.
toprağın ırzına geçmekle o kadar meşgul ki şu an insan o toprağın ne kadar daha mecali kaldı uyuşmuş afyonlu kafasından dolayı farkında değil. verilen kimyasallarla abomination ürünler elde edile edile millet şu an fellik fellik doğal ürün arıyor. üstünde tavuk boku gördüğü zaman aaa ne kadar doğal diyor garibim.
doğal ürün bir zaman altın değerinde olacak ve yatırım yapan yine sektörü elinde tutup onun da hilesini hurdasini çıkarana kadar devam ettirecek. sonra da umarım allah topumuzin belasını verip yeryüzünden silecek.
devamını gör...

çocukluğumda oynadığımız gazoz kapağı oyunu.
kampüsün lojmanlarında yaşıyorduk.
kampüste bir kantin vardı.
gazoz alanın gazoz kapağını bizim için saklardı.
bir kutuda biriktirirdim o kapakları.
birde özel bir taşım vardı.
o taş için kavgalar bile ederdik.
rengarenk, yaz kokan, heyecanlı günlerdi.
devamını gör...

insanlar birbirini sever ve evlenirler. bu normal bir şeydir. peki evliliğinizde işler yolunda gitmediğinde eşiniz bambaşka bir insana dönüşseydi? film ne bir kadının ne kadar şeytanca şeyler yapabileceğini ne de bir erkeğin nasıl mağdur edilebileceğini anlatıyor. film zeki bir insanın -ister iyi ister kötü olsun- medyayı kullanarak insanların algısını yönetmesini anlatıyor. (teknoloji çıktı mertlik bozuldu) eğer insanlara doğru şeyleri gösterirseniz sizin tecavüz mağduru olduğunuza ya da failken mağdur olduğunuza inanmamaları için hiçbir neden olmaz. bu film günümüzde de hemen her şeye inanmamamız gerektiğini bize bir kez daha hatırlatıyor. filmin ilk dakikaları daha çok polisiye gibi başlamış olsa da sonunda yorgun bir beyinle muhteşem bir film bitirmiş oluyorsunuz. temposunu hiç kaybetmeyen bu film sonuyla da iyilerin her zaman kazanamadığını, kötülerin genellikle kötülük yapmaya devam ettiğini bize hatırlatıyor. mutlaka izlenmesi gereken bir film.



kadını kocasının öldürmediğini filmin en başından biliyordum ama böyle şeyler izlemek beni çok şaşırttı. kadının adamın idamına sebep olarak ondan intikam alacağını beklerken o adamı kendine öyle bir mecbur bıraktı ki şok oldum. şeytan ağzı açık izlemiştir bu filmi. adam filmin sonunda kadından korkmakla sonuna kadar haklı. ben olsam öyle bir psikopatla aynı evde yaşadığım için akıl sağlığımı kaybederim herhalde.

devamını gör...

sözlüğün sürprizlerle dolu olduğunu öğreten yazar.

her şey bir fotoğrafla başladı. sonra mevzu çok başka yerlere gitti. "ara bul whis, hadi" dedi.
"tamam imp!! o iş bende" dedim.

başladım yola koyulmaya. sherlock kesildim birden. dıdısının dıdısına sordum. dağları deldim tek başıma falan.
"fazla azimli çıktın sen, önüne engel koyacağım" dedi. arada güzel de trolledi. sonra "çok yaklaştın bana ha gayret" dedi.

tabi whis'ten kaçar mi bunlar? bi uçan bi kaçan zaten. elimle koymuş gibi buldum kendisini.

fotoğrafın sırrı çözüldü sonra. bazen gözümüzün önündeki şeyleri göremeyiz ya. bu olayda tam o türdendi.
hayatta ne fırsatları, güzellikleri kaçıyoruz bi bilseniz zaten.
kısacası gözünün önünde işte yeter ki bakmasını bil.

kafa iznine çıkmış imp! üstelik sifreli bir mesajla.
yeni bi çözülmesi gereken olay diye atıyorum hemen müge anli'ya. "beni çıldırtmak mi istiyorsun sen ? iki kaşık badem sütü kreması al, kokusunu takip et bulursun diyor. "
" arama kurtarma köpeği paşa mıyım ben müge,kapat telefonu" diyorum. kapatıyor yüzüme çekik gözlüm.

anlayacaginiz bana bana yine tozlu raflar göründü. dereler,tepeler de göründü ayneenn. bekle beni imp seni bulacağım!

ya sen dönersin ya da ben yine sherlock kesilir bulurum seni imp!
gizli mesaj

*çok gerekli bilgi: kafa iznine sadece whis çıkabilir diye rozet istiyorum. tüm üyelere 0 karma puanla satılsın.
devamını gör...

toprağa basınca bir rahatlama gelir. hele bir de içine girsem kim bilir nece rahatlarım
devamını gör...

meslekler parayı hak etmez, insanlar hak eder.
devamını gör...

musevilik ve hristiyanlığa göre adem'in ilk eşi. belli mecralara göre ilk feminist, bazılarına göre ise kadın iblis.

efsanelere göre:

lilith adem'e eş olarak adem ile denk yaratılan yani kilden yaratılmış bir kadın. durum böyle olunca adem lilith ile eşit olmayı gururuna yediremiyor ve lilith'ten sevgisini esirgiyor. lilith de bir sinirle adem ve cenneti terk edip yeryüzüne iblisin yanına gidiyor ve iblisle ilişkiye girip her gün 100'er çocuk doğuruyor. lilith'in terk edişiyle birlikte yalnız kalan adem'e tanrı bu sefer başka bir kadın yaratıyor ama bu sefer aynı hatayı yapmıyor ve adem'in kaburgalarından türetiyor bu kadını. ve işte karşınızda havva.

havva ile adem'in mutlu olduğunu gören lilith yeryüzünde cinnet geçiriyor ve bir gün iblisin kılığına girerek cennete gidiyor. adem ile havva'nın aklını çelerek elma'yı yemelerini sağlıyor. adem ile havva cennetten atılınca lilith de intikam almanın vermiş olduğu hafiflikle yeryüzüne dönüyor.

ama yeryüzünde de adem ile havva'yı rahat bırakmıyor lilith, çocuklarını adem ve havva'nın çocuklarını öldürmeleri için görevlendiriyor. ama tanrı bu duruma müdahale etmek istiyor ve yeryüzüne 3 melek gönderiyor lilith'e de diyor ki "eğer onları rahat bırakmazsan bu melekler de her gün senin bir çocuğunu öldürecek."

lilith kabul etmiyor tabii ve kendisi de çocukları öldürmeye başlıyor bu sefer. erkek çocukları 8, kız çocukları 20 günde öldürüyor.
ve bazı geceler erkeklerin rüyasına girerek onların boşalmasını sağlıyor ve spermlerini çalıp onlardan çocuk doğuruyor.

istiklal marşı ve kapanış
devamını gör...

herkes kendine dikkat etsin kimse emmniyette değil dediğim başlık. belki de son tanımım kapadım gözlerimi bekliyorum. geliyor mu giyotin..*
edit 1:hala uçmadım.
devamını gör...

bu ülke psikolojimi bozacak artık.
adamın yaşadığı travmayı düşünmeden edemiyorum. hadi tüm aileyi dolandırdın diyelim, adamdan ne istiyorsun da bir ormana götürüp önce kıyafetini çıkarıp foto çekiyorsun sonra şantaj yapıp tecavüz ediyorsun ki? dolandırmanın bile bir üslubu varmış onu gördüm.

psikoloji-sosyoloji-hukuk, bu üç alan birlikte çalışmadığı sürece daha neler göreceğiz kim bilir...
devamını gör...

elini korkak alıstıran yazardır, tıklayınca alısıyosun hocam rahat ol.
devamını gör...

sen kimsin.
devamını gör...

çöpü market poşeti değil de çöp poşetiyle atmak. zengin gösteriyor bence.
devamını gör...

mısır'a ait bir şehir var adı gazze...
bu gazze'nin kıyısına gazze şeridi deniliyor.
işte bu gezze şeridini 1967'de 6 gün savaşları'nda israil kontrolüne geçiyor.
akdeniz'e kıyısı olan, uzunluğu 41 km, genişliği ise ortalama 8 km olan gazze şeridini şu anda israil yönetmektedir.
gazze ise, bu şerdin arkasında bulunan, 5000 yıllık bir şehirdir.
dünyada ''mülteci'' olarak, başka ülkelerde yaşayan en büyük nüfusa sahiptir.
nasıl olmasındır?
eskiden beri, romalılar, bizanslılar, müslümanlar, haçlılar, moğol akınları, her defasında içinden geçildi yani..

gazze birinci dünya savaşı sırasında, ingiliz kuvvetlerine teslim oldu ve o andan itibaren ingiliz sömürgesi olarak, filistin’in bir parçası haline geldi.
1967'de (bkz: altı gün savaşı)'da israil yönetimine geçmiştir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim