yazarların unutamadığı film replikleri
devamını gör...
haluk levent
haluk abimizdi, hızır acilimiz oldu.
devamını gör...
üniversitelerde terörist istemiyoruz
engel list detected.
devamını gör...
rahatsız’ın enfes ukdeleri
bazen o kadar mükemmel oluyorlar ki ne yazacağını bulamıyorsun.
muhteşem bir sütlü tatlı, tam kararında bir baklava, enfes bir çiğköfte gibi..
acıktım sanırım ama mevzuyu anlatabildiğimi düşünüyorum.
jiletle okuyunuz başlıklarını.
muhteşem bir sütlü tatlı, tam kararında bir baklava, enfes bir çiğköfte gibi..
acıktım sanırım ama mevzuyu anlatabildiğimi düşünüyorum.
jiletle okuyunuz başlıklarını.
devamını gör...
yasak
cengiz han'ın yasa metninin ismidir. o zamanlar yasag diye geçermiş. moğolca'da yasaya yasag denmiş. sözcük anlamıyla yasanın geçerli olduğu yer demekmiş. sonradan yapılmaması gerekenler için de kullanılmış. zamanla da bugünkü anlamına ulaşmış sözcük.
devamını gör...
ankara'da deniz olmaması
yine yüzüme tokat gibi vuran bir gerçektir. sigara içmediğim için üzüldüğüm zaman kıyısında dolaşacağım bir denizin olmaması beni üzüyor.
deniz istiyoruz mansur başkan.
deniz istiyoruz mansur başkan.
devamını gör...
sosyal medyada sürekli rakı sofrası paylaşan kişi
altına da rakı dili ve edebiyatı'ndan methiyeler düzerse tamamdır :)
kim nasıl mutlu olacaksa öyle yaşasın. bana ne dediğimdir.
kim nasıl mutlu olacaksa öyle yaşasın. bana ne dediğimdir.
devamını gör...
moderatörler özel mesajları okuyamıyor
ayıptır.
özel mesaj moderatörü olmak istiyorum.*
taktik vermek ya da bir durum olduğunda anında müdahale etmek istiyorum.
gerçi bu hassaslık ile ben bunu yapamam,geceleri köşelerde ağlarım. bunu başkası yapsın, bana başka bir iş daha çok yakışır.
özel mesaj moderatörü olmak istiyorum.*
taktik vermek ya da bir durum olduğunda anında müdahale etmek istiyorum.
gerçi bu hassaslık ile ben bunu yapamam,geceleri köşelerde ağlarım. bunu başkası yapsın, bana başka bir iş daha çok yakışır.
devamını gör...
yazarların olmak istedikleri dizi karakterleri
leyla ile mecnun'dan metonya kralı metin olmak isterdim. adam kral daha ne olsun.
devamını gör...
çok iyi yalan söylemek
sağlam hafıza, üstün bir zeka ve şiddetli karaktersizlik gerektirir.
devamını gör...
10 yaşındaki çocuğun üzerine kolonya dökülüp yakılması
çocuklarını yamyamlara emanet eden ailelerdir bu gibi vahşetlerin sorumlusu.
devamını gör...
görüldü atan insan
bunu sürekli yapan kişilere karşı kullanılabilecek bir yöntem. kendi silahlarıyla vurmak güzel oluyor.
devamını gör...
semiha berksoy
semiha berksoy 1910 doğumlu sanatçıdır.
tarihte ilklerle anılan türk kadınlarından biridir.
annesi fatma saime ressam ve heykeltraş, babası rıza cenap berksoy şairdir. okullarının tamamını birincilikle bitirmiştir. annesini erken yaşta kaybeden berksoy, babasının tekrar evlenmesi üzerine amcasının yanında yaşadı.
ilk öykülerini ilkokulda yazmaya başladı...ortaokulda ise bir şan hocasından şan dersleri aldı...
liseyi istanbul kız lisesinde okudu... o sıralarda istanbul konservatuvarı kurulunca orada şan çalıştı...
1929 da ilk konserini verdi bu konserde nikolay rimski korsakov'un sadko operasından değişik aryalar seslendirken kendisine eşlik eden isim cemal reşit rey dir.
aynı dönemde güzel sanatlar akademisini de kazandı. resim, heykel ve seramik çalıştı...
sahne sanatlarına ağırlık verince güzel sanatlara ara vermek zorunda kaldı...
tepeden tırnağa sanatçı olan bu kadının hayatının asıl dönüm noktası olan operayla tanışması ise şöyledir.
darülbedayide tiyatro sınavını kazandı...1931'da muhsin ertuğrul ''istanbul sokakları'' filmini çekmektedir. bu ilk sesli türk filmidir. kendisi semiha rolünü oynamaktadır... çekimler için paris'e gidince orda bir opera dinledi ve operaya aşık oldu...
bu arada darülbedai'yi'de bitirmiştir. okulun mezun ettiği tek kız öğrencidir.
bu aşamadan sonra bir çok müzikal, tiyatro da sahne aldı...
ama asıl önemli olayı ise avrupa'da opera sahnesine çıkan ilk türk sanatçı ünvanını aldığı oyundur. bakınız altını çizerim; kadın demiyorum sanatçı diyorum.
1939 yılında berlin operasında ariande auf naxos isimli eserde rol alarak avrupada opera sahnesine çıkan ilk türk olmuştur.
ilk türk operası olan oyundada kendisi oynamıştır. tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9...
nazım hikmetin yazdığı bir çok oyunda yer aldı. hatta nazım kendisi için bir rüyadır isimli eseri yazdı.. tabiki başrolünü kendisi oynadı...tosca operasında başrolken nazımın cezaevinde ziyaretine gitti...
nazımla mektuplaşmaları ''nazım hikmet ve toscası semiha berksoy'' ismiyle kitaplaştı...
daha resim çalışmalarına devam etti o işide hakkını vererek yaptı...
yani arkadaşlar bu kadının hayatı böyle yazmakla bitmez...
geriside imece usulü gelir zaar...
şimdilik benden bu kadar...
''
''
tarihte ilklerle anılan türk kadınlarından biridir.
annesi fatma saime ressam ve heykeltraş, babası rıza cenap berksoy şairdir. okullarının tamamını birincilikle bitirmiştir. annesini erken yaşta kaybeden berksoy, babasının tekrar evlenmesi üzerine amcasının yanında yaşadı.
ilk öykülerini ilkokulda yazmaya başladı...ortaokulda ise bir şan hocasından şan dersleri aldı...
liseyi istanbul kız lisesinde okudu... o sıralarda istanbul konservatuvarı kurulunca orada şan çalıştı...
1929 da ilk konserini verdi bu konserde nikolay rimski korsakov'un sadko operasından değişik aryalar seslendirken kendisine eşlik eden isim cemal reşit rey dir.
aynı dönemde güzel sanatlar akademisini de kazandı. resim, heykel ve seramik çalıştı...
sahne sanatlarına ağırlık verince güzel sanatlara ara vermek zorunda kaldı...
tepeden tırnağa sanatçı olan bu kadının hayatının asıl dönüm noktası olan operayla tanışması ise şöyledir.
darülbedayide tiyatro sınavını kazandı...1931'da muhsin ertuğrul ''istanbul sokakları'' filmini çekmektedir. bu ilk sesli türk filmidir. kendisi semiha rolünü oynamaktadır... çekimler için paris'e gidince orda bir opera dinledi ve operaya aşık oldu...
bu arada darülbedai'yi'de bitirmiştir. okulun mezun ettiği tek kız öğrencidir.
bu aşamadan sonra bir çok müzikal, tiyatro da sahne aldı...
ama asıl önemli olayı ise avrupa'da opera sahnesine çıkan ilk türk sanatçı ünvanını aldığı oyundur. bakınız altını çizerim; kadın demiyorum sanatçı diyorum.
1939 yılında berlin operasında ariande auf naxos isimli eserde rol alarak avrupada opera sahnesine çıkan ilk türk olmuştur.
ilk türk operası olan oyundada kendisi oynamıştır. tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9...
nazım hikmetin yazdığı bir çok oyunda yer aldı. hatta nazım kendisi için bir rüyadır isimli eseri yazdı.. tabiki başrolünü kendisi oynadı...tosca operasında başrolken nazımın cezaevinde ziyaretine gitti...
nazımla mektuplaşmaları ''nazım hikmet ve toscası semiha berksoy'' ismiyle kitaplaştı...
daha resim çalışmalarına devam etti o işide hakkını vererek yaptı...
yani arkadaşlar bu kadının hayatı böyle yazmakla bitmez...
geriside imece usulü gelir zaar...
şimdilik benden bu kadar...
''
''
devamını gör...
karşı cinste hayran olunan özellik
efendilik.
devamını gör...
yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi
devamını gör...
moderasyona soru sor
hepinize kucak dolusu selam söyleyebilir miyim?
*
*
devamını gör...
herkesin her şeyi bilmesi
tam olarak bu nicki alma olayım buydu, herkesin her şeyi bilmesine gönderme olarak seçilmişti *
şu sanal alemde büyük resim görmeyen yok.
bu kadar aşırı farkındalık ve bilgelik yormuyor mu insanları acaba diye düşünüyorum her akşam.
beni varoluşsal sancılara ötelemeyin arkadaşlar, çok acı çekiyorum.
şu sanal alemde büyük resim görmeyen yok.
bu kadar aşırı farkındalık ve bilgelik yormuyor mu insanları acaba diye düşünüyorum her akşam.
beni varoluşsal sancılara ötelemeyin arkadaşlar, çok acı çekiyorum.
devamını gör...
günaydın sözlük
şu sıralar günaydın mesajının verdiği o garip mutluluğa hasretim.
o yüzden bu tanımı okuyan günaydın mesajı almamış, ya da tek n'li kuru kuru günaydın mesajı almış, günü aymış ya da aymamışlara kısacası tüm sözlük halkına "günaydıııın sözlük" diyorum. umarım gününüz güzel geçer.
o yüzden bu tanımı okuyan günaydın mesajı almamış, ya da tek n'li kuru kuru günaydın mesajı almış, günü aymış ya da aymamışlara kısacası tüm sözlük halkına "günaydıııın sözlük" diyorum. umarım gününüz güzel geçer.
devamını gör...
afrodisias antik kenti
aydın'ın karacasu ilçesinin geyre köyünde bulunan afrodisias kent geçmişi milattan önce beş binli yıllara dek uzanıyor. kent bir vadiye kurulu ve uzun bir süre de tarihi kalıntılar halkın hayatıyla bir bütün oluşturuyor. şimdilerde evler boşaltılmış durumda ve kent yerleşime kapalı. kentte gerçek kazıların başlatıldığı 1960'lı yıllara kadar yapıların iyi korunmasının en büyük nedeni ise konumu diyebiliriz.
kentin tam görünümü:

imparator augustus, afrodisias kenti için "bütün asya içinden kendime bu kenti seçtim." diyerek kenti himayesi altına alıp korumuştur.
kentin öne çıkan özelliklerinden biri heykel okulu olmasıdır. yakınında bulunan mermer ocağı sayesinde burada heykeltraşlar yetişiyor ve pek çok heykel yine burada şekilleniyordu.
tetrapylon
afrodisias'ın sembolü olan bu yapı kentin kapısıdır. birkaç kez yıkıldığı tespit edilen yapı, kente ilk bakışta en çok dikkat çekebilecek inşalardan biri.

afrodit tapınağı
milattan sonra 6. yüzyılda hristiyanlığın bölgeye gelmesiyle afrodit tapınağı kiliseye dönüştürülmüştür. tapınakta bir tuzlu su kuyusu da bulunur.

stadyum
geleneksel sporlar, hayvan dövüşleri ve gladyatör savaşlarının yapıldığı çok büyük bir arenadır. bu stadyum tahmin edilen kent nüfusuna oranla epey büyük bir yapı, 270 metre uzunluğunda 30 sıralıktır. hipodrom 30.000 kişilikken kentin 15.000 kişilik olduğu bilinmektedir. bu da bize kentte düzenlenen etkinliklere dışarıdan epey yüksek bir katılım olduğunu, etkinliklere ilgi olduğunu gösteriyor.

kentte yazışmaların yer aldığı ve halkın haberdar olmasının sağlandığı bir arşiv duvarı vardır.
milattan sonra 2. yüzyılda odeon inşa edilmiştir.

roma mimarisinde önemli bir yeri olan hamamlar bu kentte de mevcuttur, adrian hamamı olarak isimlendirilmiştir.
heykellerde mitolojik karakterler göze çarpıyor: dionyssos, herakles, apollon, akhilleus bu isimlerden bazıları. yanı sıra imparator neron ve augustus da yer alıyor. prometheus'un cezaya çarptırıldığı dağda ellerindeki kelepçelerin herakles tarafından çözülmesinin tasvir edildiği bir heykel bulunuyor. aeneas'ın roma'yı kurma sürecini anlatan kabartmalar vardır. bütün bu heykeller ve kabartmalar aydın'da afrodisias müzesinde sergileniyor.
afrodit heykeli
bu heykel sayesinde aslında mitolojideki afroditle afrodisyas kentinde tapılan tanrıçanın aynı olmadığı anlaşılmıştır. heykelde alıştığımız çıplak afroditin aksine bir örtü mevcuttur. heykel üzerinde yukarıdan başlanarak sırasıyla üç güzeller, selene ve helios, afrodit, üç adet eros yer alır. bunun dışında genel tasvirine benzer nitelikte bir afrodit heykeli de mevcuttur.

heykeller hristiyan inancının gelmesiyle birlikte tahrip edilmiş olsa da varlıklarını büyük oranda korumuşlardır.
fotoğraf kaynağı: türkiye cumhuriyeti kültür varlıkları ve müzeler genel müdürlüğü
kent 2017 yılında unesco kültür mirası listesine alınıyor. aslında 1800'lü yıllardan itibaren kent yabancı gezginler tarafından inceleniyor fakat dikkatleri üzerine yeterince çekmiyor. ilk kazı 1904 yılında bir fransız olan paul gaudin tarafından yapılıyor, sonrasında da avrupalı farklı milletlerden insanlar tarafından kazılar yapılsa da hep kısa soluklu oluyor, ta ki kenan erim'in kazılarına kadar.
ara güler'in kenti keşif öyküsü:
bir gün ara güler adnan menderes'in de katılacağı kemer barajının açılışı için önceden fotoğraf çekimi için aydın'a gidiyor. dönemin valisinden bir araç ve şoför istiyor, yola çıkıyorlar. baraj alanına vardıklarında ara güler bakıyor ki ışık ters, kapkaranlık çıkıyor fotoğraflar. mecburen akşamı bekliyorlar ve ancak bir dağa çıkarak istediği fotoğraflara ulaşabiliyor. şoför de bu sırada geç vakitten epey sinirli. hır gür içinde dönüş yoluna geçiyorlar fakat bu sefer de şoför kestirmeden gidelim derken dağın taşın arasında kayboluyorlar. en sonunda bir köyde durup kahveye giriyorlar. bu köy antik kentin bulunduğu aydın'ın karacasu ilçesindeki geyre köyü. ara güler fark ediyor ki köylülerin oyun oynamak için kullandıkları masa dahi roma döneminin sütun başları. bölge halkı lahitler içinde üzüm ezip şıra çıkarıyor, çamaşır yıkıyor. ara güler renkli filmlerini çoktan baraj fotoğrafları için kullanmış fakat siyah beyaz filmlerle çekim yapıyor. bu şahit olduklarıyla ilgili "tarihin içinde yaşayan bir şehir buldum." diyor. istanbul'a döndüğünde fotoğrafı basından önemli kişilere gösteriyor, durumdan söz ediyor fakat ilgi gösteren olmuyor. ara güler bu olayın metnini yazacak insan arıyor fakat kime sorsa yok oğlu yok. metni kendisi yazıyor, eşi de ingilizce'ye çeviriyor. yazı amerika'da bir dergide yayımlanıyor. horizon dergisi de çalışmayı yayımlamak için ara güler'e ulaşıyor ve fotoğrafların renkli baskılarını da göndermesini istiyorlar. tabii renkli baskı fotoğraf yok elinde. ara güler hemen aydın'a yola çıkıyor ve aynı valiyle görüşerek aynı şöförle geyre köyüne gidiyor ve bu kez üç gün sürecek bir fotoğraflama başlıyor. istanbul'a dönüp rüstem doyuran'a durumu anlatıyor. dergi için yazı hazırlayacak insan arıyorlar. doyuran, new york üniversitesinde hoca olan kenan erim'den bahsediyor. görüşmeler sonucu kenan erim türkiye'ye geliyor ve ara güler ile bölgeyi geziyorlar. bu şekilde bölge büyük bir kitlenin dikkatini çekerek kenan erim'in çalışmalarıyla pek çok kıymetli eser ortaya çıkarıyor.
ayrıca (bkz: kenan erim), (bkz: umut doğan), (bkz: afrodisias öyküleri), (bkz: karia).
kentin tam görünümü:

imparator augustus, afrodisias kenti için "bütün asya içinden kendime bu kenti seçtim." diyerek kenti himayesi altına alıp korumuştur.
kentin öne çıkan özelliklerinden biri heykel okulu olmasıdır. yakınında bulunan mermer ocağı sayesinde burada heykeltraşlar yetişiyor ve pek çok heykel yine burada şekilleniyordu.
tetrapylon
afrodisias'ın sembolü olan bu yapı kentin kapısıdır. birkaç kez yıkıldığı tespit edilen yapı, kente ilk bakışta en çok dikkat çekebilecek inşalardan biri.

afrodit tapınağı
milattan sonra 6. yüzyılda hristiyanlığın bölgeye gelmesiyle afrodit tapınağı kiliseye dönüştürülmüştür. tapınakta bir tuzlu su kuyusu da bulunur.

stadyum
geleneksel sporlar, hayvan dövüşleri ve gladyatör savaşlarının yapıldığı çok büyük bir arenadır. bu stadyum tahmin edilen kent nüfusuna oranla epey büyük bir yapı, 270 metre uzunluğunda 30 sıralıktır. hipodrom 30.000 kişilikken kentin 15.000 kişilik olduğu bilinmektedir. bu da bize kentte düzenlenen etkinliklere dışarıdan epey yüksek bir katılım olduğunu, etkinliklere ilgi olduğunu gösteriyor.

kentte yazışmaların yer aldığı ve halkın haberdar olmasının sağlandığı bir arşiv duvarı vardır.
milattan sonra 2. yüzyılda odeon inşa edilmiştir.

roma mimarisinde önemli bir yeri olan hamamlar bu kentte de mevcuttur, adrian hamamı olarak isimlendirilmiştir.
heykellerde mitolojik karakterler göze çarpıyor: dionyssos, herakles, apollon, akhilleus bu isimlerden bazıları. yanı sıra imparator neron ve augustus da yer alıyor. prometheus'un cezaya çarptırıldığı dağda ellerindeki kelepçelerin herakles tarafından çözülmesinin tasvir edildiği bir heykel bulunuyor. aeneas'ın roma'yı kurma sürecini anlatan kabartmalar vardır. bütün bu heykeller ve kabartmalar aydın'da afrodisias müzesinde sergileniyor.
afrodit heykeli
bu heykel sayesinde aslında mitolojideki afroditle afrodisyas kentinde tapılan tanrıçanın aynı olmadığı anlaşılmıştır. heykelde alıştığımız çıplak afroditin aksine bir örtü mevcuttur. heykel üzerinde yukarıdan başlanarak sırasıyla üç güzeller, selene ve helios, afrodit, üç adet eros yer alır. bunun dışında genel tasvirine benzer nitelikte bir afrodit heykeli de mevcuttur.

heykeller hristiyan inancının gelmesiyle birlikte tahrip edilmiş olsa da varlıklarını büyük oranda korumuşlardır.
fotoğraf kaynağı: türkiye cumhuriyeti kültür varlıkları ve müzeler genel müdürlüğü
kent 2017 yılında unesco kültür mirası listesine alınıyor. aslında 1800'lü yıllardan itibaren kent yabancı gezginler tarafından inceleniyor fakat dikkatleri üzerine yeterince çekmiyor. ilk kazı 1904 yılında bir fransız olan paul gaudin tarafından yapılıyor, sonrasında da avrupalı farklı milletlerden insanlar tarafından kazılar yapılsa da hep kısa soluklu oluyor, ta ki kenan erim'in kazılarına kadar.
ara güler'in kenti keşif öyküsü:
bir gün ara güler adnan menderes'in de katılacağı kemer barajının açılışı için önceden fotoğraf çekimi için aydın'a gidiyor. dönemin valisinden bir araç ve şoför istiyor, yola çıkıyorlar. baraj alanına vardıklarında ara güler bakıyor ki ışık ters, kapkaranlık çıkıyor fotoğraflar. mecburen akşamı bekliyorlar ve ancak bir dağa çıkarak istediği fotoğraflara ulaşabiliyor. şoför de bu sırada geç vakitten epey sinirli. hır gür içinde dönüş yoluna geçiyorlar fakat bu sefer de şoför kestirmeden gidelim derken dağın taşın arasında kayboluyorlar. en sonunda bir köyde durup kahveye giriyorlar. bu köy antik kentin bulunduğu aydın'ın karacasu ilçesindeki geyre köyü. ara güler fark ediyor ki köylülerin oyun oynamak için kullandıkları masa dahi roma döneminin sütun başları. bölge halkı lahitler içinde üzüm ezip şıra çıkarıyor, çamaşır yıkıyor. ara güler renkli filmlerini çoktan baraj fotoğrafları için kullanmış fakat siyah beyaz filmlerle çekim yapıyor. bu şahit olduklarıyla ilgili "tarihin içinde yaşayan bir şehir buldum." diyor. istanbul'a döndüğünde fotoğrafı basından önemli kişilere gösteriyor, durumdan söz ediyor fakat ilgi gösteren olmuyor. ara güler bu olayın metnini yazacak insan arıyor fakat kime sorsa yok oğlu yok. metni kendisi yazıyor, eşi de ingilizce'ye çeviriyor. yazı amerika'da bir dergide yayımlanıyor. horizon dergisi de çalışmayı yayımlamak için ara güler'e ulaşıyor ve fotoğrafların renkli baskılarını da göndermesini istiyorlar. tabii renkli baskı fotoğraf yok elinde. ara güler hemen aydın'a yola çıkıyor ve aynı valiyle görüşerek aynı şöförle geyre köyüne gidiyor ve bu kez üç gün sürecek bir fotoğraflama başlıyor. istanbul'a dönüp rüstem doyuran'a durumu anlatıyor. dergi için yazı hazırlayacak insan arıyorlar. doyuran, new york üniversitesinde hoca olan kenan erim'den bahsediyor. görüşmeler sonucu kenan erim türkiye'ye geliyor ve ara güler ile bölgeyi geziyorlar. bu şekilde bölge büyük bir kitlenin dikkatini çekerek kenan erim'in çalışmalarıyla pek çok kıymetli eser ortaya çıkarıyor.
ayrıca (bkz: kenan erim), (bkz: umut doğan), (bkz: afrodisias öyküleri), (bkz: karia).
devamını gör...
