trikotillomani
saç yolma hastalığı. sadece çekenin bileceği türden, ilginç olduğu kadar illet bir durum.
trikotillomani kısaca saç yitimi ile sonuçlanacak biçimde, kişinin yineleyici olarak saçını yolması olarak tanımlanır. çoğu kişi bunun hastalık olduğunun farkında değildir. durumdan rahatsızlık duysa da kendisine engel olamaz çünkü saçı kopardığı anda duyduğu haz bu rahatsızlıktan fazladır. ismi saç koparma hastalığı olarak bilinse de sadece saç ile sınırlı değildir. kaş, kirpik ve vücuttaki diğer kılları koparanlar da vardır.
trikotillomani kısaca saç yitimi ile sonuçlanacak biçimde, kişinin yineleyici olarak saçını yolması olarak tanımlanır. çoğu kişi bunun hastalık olduğunun farkında değildir. durumdan rahatsızlık duysa da kendisine engel olamaz çünkü saçı kopardığı anda duyduğu haz bu rahatsızlıktan fazladır. ismi saç koparma hastalığı olarak bilinse de sadece saç ile sınırlı değildir. kaş, kirpik ve vücuttaki diğer kılları koparanlar da vardır.
devamını gör...
pame radyo yayını
"καίγομαι καίγομαι
ρίξε κι άλλο λάδι στη φωτιά
πνίγομαι πνίγομαι
πέτα με σε θάλασσα βαθιά"
yanarak dinlemelik program, diğer arkadaşlar kusura bakmasın ama en çok sevdiğim program ayrıca.
başarılar komşu kızı.
ρίξε κι άλλο λάδι στη φωτιά
πνίγομαι πνίγομαι
πέτα με σε θάλασσα βαθιά"
yanarak dinlemelik program, diğer arkadaşlar kusura bakmasın ama en çok sevdiğim program ayrıca.
başarılar komşu kızı.
devamını gör...
olgunluk belirtileri
gerektiğinde alttan almayı, geri adım atmayı bilmek.
devamını gör...
genç bir doktorun anıları
mihail bulgakov'un dokuz öyküsünden oluşan tıp fakültesinden yeni mezun olmuş genç bir doktorun yaşadıklarını anlatan harika bir kitaptır.
kitap devrim zamanında geçmektedir. yeni mezun olmuş doktor, uzak bir kasabaya atanır. çoktan unutulmuş geleneklerin hüküm sürdüğü, kışın kasabanın her zerresini ele geçirdiğini bir dönemdir. genç doktor hem batıl inançlarla hem hastalıkla hem de imkansızlıklarla kara kışta çetin bir sınav verir.
dilinin oldukça sade ve akıcı olduğu, samimi bir üslubun hakim olduğu kitap sizleri ilk sayfadan itibaren içine hapsediyor. doğumda, ameliyatta, hastaya yetişmek için çıkılan o karlı yolculukta sanki siz de ordaymışsınız gibi geziniyorsunuz satırlar arasında. kesinlikle okunmasını düşündüğüm harika bir kitap.
kitap devrim zamanında geçmektedir. yeni mezun olmuş doktor, uzak bir kasabaya atanır. çoktan unutulmuş geleneklerin hüküm sürdüğü, kışın kasabanın her zerresini ele geçirdiğini bir dönemdir. genç doktor hem batıl inançlarla hem hastalıkla hem de imkansızlıklarla kara kışta çetin bir sınav verir.
dilinin oldukça sade ve akıcı olduğu, samimi bir üslubun hakim olduğu kitap sizleri ilk sayfadan itibaren içine hapsediyor. doğumda, ameliyatta, hastaya yetişmek için çıkılan o karlı yolculukta sanki siz de ordaymışsınız gibi geziniyorsunuz satırlar arasında. kesinlikle okunmasını düşündüğüm harika bir kitap.
devamını gör...
sözlük yazarlarından alınan ilginç mesajlar
bir iki ay önce biri “daha fazla konuşamayız şartlardan dolayı” tarzı bi mesaj atmıştı ve ilk defa mesaj atışıydı bu. yani daha önce hiç konuşmamışken daha fazla nası konuşamayacağımızı sormuştum kendisine ama işte açıklayamamıştı da doğal olarak. ilginçti gerçekten ya.*
devamını gör...
atatürk'ün anzak askerlerinin annelerine yazdığı mektup
bu memleketin toprakları üstünde,
kanlarını döken kahramanlar!
burada dost bir vatanın toprağındasınız!
huzur ve sükun içinde uyuyunuz.
sizler mehmetçiklerle yan yana,
koyun koyunasınız.
uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!
gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız
bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler
ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır
onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra
artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.
mustafa kemal atatürk, 1934
kanlarını döken kahramanlar!
burada dost bir vatanın toprağındasınız!
huzur ve sükun içinde uyuyunuz.
sizler mehmetçiklerle yan yana,
koyun koyunasınız.
uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!
gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız
bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler
ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır
onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra
artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.
mustafa kemal atatürk, 1934
devamını gör...
yabancı dizi önerileri
(bkz: the wire)
(bkz: band of brothers)
(bkz: six feet under)
(bkz: the sopranos)
(bkz: game of thrones)
(bkz: spartacus)
(bkz: band of brothers)
(bkz: six feet under)
(bkz: the sopranos)
(bkz: game of thrones)
(bkz: spartacus)
devamını gör...
karma puan formülü
çok basit. önceliğiniz tanım girmek olmayacak. olay seri beğeni çetesine dahil olmak. gözleminizi iyi yapıp bunların kim olduğunu çözeceksiniz. sonra bu kişilerin yazdıklarına bakmadan beğeniyorsunuz, favorileri de eksik etmiyorsunuz. arada bir de karma puanını yüksek gördüklerinize takip atıyorsunuz. çünkü onlar kimin takip ettiğini görüyordur. bu kişilerde beni xxxx takip etti diye diğer arkadaşlarına söylüyor ve bingo. artık siz de rahatlıkla karma puanı kasabilirsiniz.
devamını gör...
her şeyi açıklayan en kısa söz
“fazla tevazunun sonu, vasat insandan nasihat dinlemektir.”
devamını gör...
pardon
yıllardır kullandığım değişmez (bkz: ferhan şensoy) repliği "diyycekmiş gibi bi psikoz oldum"u bana kazandıran efsane muhteşör kara mizah filmimiz.
devamını gör...
4 mayıs 2021 çiftçilerin mahsüllerini çöpe dökmesi
edito: genelgesi de taze çıktı. buradan
şimdi üretici çöpten mi toplasın emeğini..
aferin size...
bugün haber akışımda birkça kez önüme çıkan durum. pazarları da kapatarak iyi yaptınız çünkü kapalı marketlere doluşan insanlar virüs bulaştırmıyorlar, yerseniz..
buradan
kimisi çöpe dökerken kimisi etraftaki insanlara dağıtıyor. yazıktır yahu, daha neler göreceğiz!? bazı belediyelerin toptan alıp dağıttığını da duydum ama böyle bir sorunun çözümü belediyenin alıp yardım diye dağıtması olamaz. yarın kapanma bittiğinde markette domates biberi kaça alacağız biz?
tesk başkanı adamın vizyonu kadar işte ülkeyi yönetenlerin vizyonu da. neymiş haksız rekabet yüzünden esnaftan satılan ürünler markette satılmayacakmış, bak bak kafaya bak. tekelleşmenin önüne geçilecekmiş. e bu çiftçiye reva görülenle sebzede meyvede marketler nasıl tekelleşmeyecek şunu bir anlatsanıza..
ekleme editi: bazı bölgelerden pazar var diyen arkadaşlar var lütfen yazın başlığın altına, genelgelerde pazar kurulması yasak mı değil mi emin değilim bunu bilen birileri varsa kaynak paylaşabilir. teşekkür ederim.
şimdi üretici çöpten mi toplasın emeğini..
aferin size...
bugün haber akışımda birkça kez önüme çıkan durum. pazarları da kapatarak iyi yaptınız çünkü kapalı marketlere doluşan insanlar virüs bulaştırmıyorlar, yerseniz..
buradan
kimisi çöpe dökerken kimisi etraftaki insanlara dağıtıyor. yazıktır yahu, daha neler göreceğiz!? bazı belediyelerin toptan alıp dağıttığını da duydum ama böyle bir sorunun çözümü belediyenin alıp yardım diye dağıtması olamaz. yarın kapanma bittiğinde markette domates biberi kaça alacağız biz?
tesk başkanı adamın vizyonu kadar işte ülkeyi yönetenlerin vizyonu da. neymiş haksız rekabet yüzünden esnaftan satılan ürünler markette satılmayacakmış, bak bak kafaya bak. tekelleşmenin önüne geçilecekmiş. e bu çiftçiye reva görülenle sebzede meyvede marketler nasıl tekelleşmeyecek şunu bir anlatsanıza..
ekleme editi: bazı bölgelerden pazar var diyen arkadaşlar var lütfen yazın başlığın altına, genelgelerde pazar kurulması yasak mı değil mi emin değilim bunu bilen birileri varsa kaynak paylaşabilir. teşekkür ederim.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
"güya ki yaprağın biri
düşmüş de,
ağaç kökünden sarsılmış gibi"
hilmi yavuz
düşmüş de,
ağaç kökünden sarsılmış gibi"
hilmi yavuz
devamını gör...
akhenaton
m.ö. 1353-1336 yıllları arasında babası ııı. amenhotepten sonra tahta geçen yeni mısır 18. hanedanının mısır firavunu. tahta geçtiği ilk yıllarda adı amenhotep'i akhenaton olarak değiştirdi. geleneksel çok tanrılı mısır dinini yasakladı ve tek tanrılı aten dinini kurdu. mısır'ın başkenti olan teb'i terk ederek bugün tel el amarna olarak bilinen topraklards yeni bir başkent kurmaya karar verdi.
islam dünyası tarafından hz yusuf peygamberin zamanında yaşayan mısır firavunu olduğu iddia edilmektedir.
akhenaton’un tanrısı aton’a yazdığı şiiri
tanrı, uludur, birdir, tektir.
ondan başkası yoktur.
bir tanedir,
o’dur her varlığı yaratan.
bir ruhtur tanrı, görünmeyen bir ruh…
ta başlangıçta vardı tanrı.
tek varlıktı o.
hiçbir şey yokken o vardı.
herşeyi o yarattı…
ezelden beri gelen varlığı,
ebediyete kadar sürecek.
gizlidir tanrı, kimse görmemiştir onu.
insanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman…
islam dünyası tarafından hz yusuf peygamberin zamanında yaşayan mısır firavunu olduğu iddia edilmektedir.
akhenaton’un tanrısı aton’a yazdığı şiiri
tanrı, uludur, birdir, tektir.
ondan başkası yoktur.
bir tanedir,
o’dur her varlığı yaratan.
bir ruhtur tanrı, görünmeyen bir ruh…
ta başlangıçta vardı tanrı.
tek varlıktı o.
hiçbir şey yokken o vardı.
herşeyi o yarattı…
ezelden beri gelen varlığı,
ebediyete kadar sürecek.
gizlidir tanrı, kimse görmemiştir onu.
insanlara ve yarattıklarına sır kalır her zaman…
devamını gör...
markette küçük çocuğu taciz eden sapık
ruh hastası pislik!
küçücük bir kız çocuğuna dokunabilecek kadar aşağılık bir canavar bir de takkeli ve sarıklı! seni s.k.k pislik! küçücük çocuk lan o mk evladı, ne istiyorsunuz lan siz bu çocuklardan, kadınlardan! yettiniz artık be, yettiniz! çocukcağız irkilerek uzaklaşıyor, ne olduğunu çözemese de korktuğu, ürktüğü o kadar açık!
buradan
ekleme editi: bu tipler dinci, yobaz vs demekle çözülmüyor gençler. takkeli, sarıklı diye eklememin sebebi müslüman, mümin görünümlerinin arkasına çok kolay saklanabilmeleri ya da cemaatlerinden vs destek görmeleri ve olayların üstünün kapatılması, görmezden gelinmesinin önüne geçmek. kimin neye inandığı ve ne giydiği zerre umrumda değil ama senin bu şekilde giyiniyor olman müslümanlığını görünür kılmaktır bana göre. bu canavar, insan demeye dilim varmıyor, suçludur! bu kadar!
editiki: modlar düzeltene kadar daha önce açılmış başlığı kafasozluk.com/b/kucuk-bir-...
küçücük bir kız çocuğuna dokunabilecek kadar aşağılık bir canavar bir de takkeli ve sarıklı! seni s.k.k pislik! küçücük çocuk lan o mk evladı, ne istiyorsunuz lan siz bu çocuklardan, kadınlardan! yettiniz artık be, yettiniz! çocukcağız irkilerek uzaklaşıyor, ne olduğunu çözemese de korktuğu, ürktüğü o kadar açık!
buradan
ekleme editi: bu tipler dinci, yobaz vs demekle çözülmüyor gençler. takkeli, sarıklı diye eklememin sebebi müslüman, mümin görünümlerinin arkasına çok kolay saklanabilmeleri ya da cemaatlerinden vs destek görmeleri ve olayların üstünün kapatılması, görmezden gelinmesinin önüne geçmek. kimin neye inandığı ve ne giydiği zerre umrumda değil ama senin bu şekilde giyiniyor olman müslümanlığını görünür kılmaktır bana göre. bu canavar, insan demeye dilim varmıyor, suçludur! bu kadar!
editiki: modlar düzeltene kadar daha önce açılmış başlığı kafasozluk.com/b/kucuk-bir-...
devamını gör...
kitapların kitaplıktaki diziliş şekli
ben bir ara renk uyumuna göre dizmiştim, güzel duruyor. denenebilir.
devamını gör...
vali
erdal beşikçioğlu'nu "amirim"den önce seyirciye tanıtan köprü dizisinin devam filmi. ünlü vali recep yazıcıoğlu'nun son günlerinde geçen filmde şebnem dönmez, uğur polat, ismail hacıoğlu, hakan boyav ve özgür çevik gibi isimler rol almıştı.
köprü'nün finalinde merkeze atanan vali faruk* nihayet bir taşra ilinde kızaktan inmiş, denizli valisi olarak halka hizmet etmektedir. bugünlerde, karahayıt mta arazisinin amerikalı bir şirkete devri konusunda önüne bazı evraklar gelir. evraklar için, çok ünlü bir politikacıyla yatak odasından tanışan müsteşar natocu ceyda* bastırmaktadır. ancak vali bu evrakları imzalamaz, zira mta şefi ve çocukluk arkadaşı ömer* burada uranyum minerallerinin olduğunu ve kesinlikle türk nükleer enerjisi için saklanması gerektiğini belirtmiştir, vali de bu kanıdadır.
aynı günlerde, ömer'in yardımcısı şüpheli bir trafik kazasında ölünce istanbul'dan kardeşi* ve bu kardeşin sevgilisi gelerek madende işe girerler. ancak esrarengiz kız arkadaş işe geldiği gün bu sefer de ömer bir iş kazasında ölür. şüpheler, kızın yabancı bir servis* ajanıyla ölü bulunmasıyla artar.
nihayet tüm olan biteni vali ankara'da anlatmaya karar verir, ankara girişinde bir trafik kazasında o da ölür, belgeler kaybolur.
başta belirttiğimiz gibi erdal beşikçioğlu esasen bu filmin öncülü köprü ile geniş bir seyirci kitlesi tarafından tanınmıştı. yoksa barda'da tecavüzcülerin en az konuşanı olarak ya da iyi kadrosuna rağmen benim bile anlamadığım eve giden yol 1914'ten pek hatırlayan olacağını sanmam. filmden iki yıl sonra da zaten behzat ç. ile kariyerinin zirvesine çıktı.
diğer yandan filmde özellikle bir sahne bayağı kurguya bulanmış:
vali ankara'ya 0001 plakalı makam otosuyla, yalnızca şoförü yanında olarak gidiyor. hâlbuki makam aracıyla başka bir şehire yolculuk, recep yazıcıoğlu gibi birine yakışacak şey değildi. zaten gerçekte, denizli ziraat odası başkanının arabasıyla gidiyorlardı ve kazada bu oda başkanı olay yerinde ölmüştü. ayrıca vali ankara'ya sağlık sorunları için gittiğini çevresine açıklamış, oda başkanını da bir okul yapımı için hükümetle toplantıya katmak üzere götürmüş deniyordu. filmde karısı ve özel kalem müdürü dışında kimseye "mühendis cinayetleriyle ilgili sunum yapacağım" dedi mi bilmem, gösterilmiyor.
son olarak bakan rolünde, melike ipek yalova'nın devlet bakanlığı da yapmış babası yüksel yalova arz-ı endam etmektedir.
köprü'nün finalinde merkeze atanan vali faruk* nihayet bir taşra ilinde kızaktan inmiş, denizli valisi olarak halka hizmet etmektedir. bugünlerde, karahayıt mta arazisinin amerikalı bir şirkete devri konusunda önüne bazı evraklar gelir. evraklar için, çok ünlü bir politikacıyla yatak odasından tanışan müsteşar natocu ceyda* bastırmaktadır. ancak vali bu evrakları imzalamaz, zira mta şefi ve çocukluk arkadaşı ömer* burada uranyum minerallerinin olduğunu ve kesinlikle türk nükleer enerjisi için saklanması gerektiğini belirtmiştir, vali de bu kanıdadır.
aynı günlerde, ömer'in yardımcısı şüpheli bir trafik kazasında ölünce istanbul'dan kardeşi* ve bu kardeşin sevgilisi gelerek madende işe girerler. ancak esrarengiz kız arkadaş işe geldiği gün bu sefer de ömer bir iş kazasında ölür. şüpheler, kızın yabancı bir servis* ajanıyla ölü bulunmasıyla artar.
nihayet tüm olan biteni vali ankara'da anlatmaya karar verir, ankara girişinde bir trafik kazasında o da ölür, belgeler kaybolur.
başta belirttiğimiz gibi erdal beşikçioğlu esasen bu filmin öncülü köprü ile geniş bir seyirci kitlesi tarafından tanınmıştı. yoksa barda'da tecavüzcülerin en az konuşanı olarak ya da iyi kadrosuna rağmen benim bile anlamadığım eve giden yol 1914'ten pek hatırlayan olacağını sanmam. filmden iki yıl sonra da zaten behzat ç. ile kariyerinin zirvesine çıktı.
diğer yandan filmde özellikle bir sahne bayağı kurguya bulanmış:
vali ankara'ya 0001 plakalı makam otosuyla, yalnızca şoförü yanında olarak gidiyor. hâlbuki makam aracıyla başka bir şehire yolculuk, recep yazıcıoğlu gibi birine yakışacak şey değildi. zaten gerçekte, denizli ziraat odası başkanının arabasıyla gidiyorlardı ve kazada bu oda başkanı olay yerinde ölmüştü. ayrıca vali ankara'ya sağlık sorunları için gittiğini çevresine açıklamış, oda başkanını da bir okul yapımı için hükümetle toplantıya katmak üzere götürmüş deniyordu. filmde karısı ve özel kalem müdürü dışında kimseye "mühendis cinayetleriyle ilgili sunum yapacağım" dedi mi bilmem, gösterilmiyor.
son olarak bakan rolünde, melike ipek yalova'nın devlet bakanlığı da yapmış babası yüksel yalova arz-ı endam etmektedir.
devamını gör...
jethro tull
grup adını, aslında avukat olan 1674-1741 tarihleri arasında yaşamış ingiltere' de icat ettiği insan gücüne dayanmayan mekanik tarım aletleri ile yeni tarım teknikleri geliştiren jethro tull isimli ingiliz tarım öncüsünden alır. tohum delici ve atlı çapa gibi icatları ile modern ve çok daha verimli ingiliz tarımının temellerini atmıştır. geliştirdiği tarım yöntemini, 1731 yılında yayımlanan atla çapalama tarımcılığı adındaki kitabında anlatmıştır.
grubun beyni ian anderson adı nereden aldıklarını meşhur olduktan sonra şöyle anlatmış:
1968 yılının şubatında londra’da değişik barlar ve klüplerde sahne alarak kendimizi ispatlamaya, ünlü ve zengin olmaya çalıyorduk. o kadar kötüydük ki aynı mekanda iki kez üst üste çıkabilmek için grubumuzun adını hemen hemen her hafta değiştirmek zorunda kalıyorduk. londra’daki ünlü marquee club’dan ikinci kez sahneye çıkma teklifini aldığımız performansımızda grubumuzun adı jethro tull idi ve artık bu ismi değiştirmek için çok geçti. jethro tull ismini daha önce tarih eğitimi almış o dönemki menejerimiz teklif etmişti.
grubun beyni ian anderson adı nereden aldıklarını meşhur olduktan sonra şöyle anlatmış:
1968 yılının şubatında londra’da değişik barlar ve klüplerde sahne alarak kendimizi ispatlamaya, ünlü ve zengin olmaya çalıyorduk. o kadar kötüydük ki aynı mekanda iki kez üst üste çıkabilmek için grubumuzun adını hemen hemen her hafta değiştirmek zorunda kalıyorduk. londra’daki ünlü marquee club’dan ikinci kez sahneye çıkma teklifini aldığımız performansımızda grubumuzun adı jethro tull idi ve artık bu ismi değiştirmek için çok geçti. jethro tull ismini daha önce tarih eğitimi almış o dönemki menejerimiz teklif etmişti.
devamını gör...
normal sözlük'te açılan başlıkların birçoğunun boş olması
mesela bu başlıkta onlardan biri.*
devamını gör...
şu an sözlükte kadın olması
çok ilginç bir bilgi. nasıl olur böyle bir şey diye sorarlar bir...
devamını gör...
umrumda degil
#587862 bu tanımı ile saatler öncesinden derbinin berabere biteceğini, hatta 1-1 biteceğini kendinden emin bir ifade ile dile getirmiş, sözlüğün bir müneccim kazandığını bizlere ispat etmiştir.*
bahis işlerine tövbe etmiş olmasam bir kupon yap dalak böbrek basalım derdim*
maç günleri yeni tanımlarını bekliyor olacağım değerli yazar.*
bahis işlerine tövbe etmiş olmasam bir kupon yap dalak böbrek basalım derdim*
maç günleri yeni tanımlarını bekliyor olacağım değerli yazar.*
devamını gör...