beğeni garantili başlık açma taktikleri
benimkilere bakın, tam tersini açın dediğim taktik.
devamını gör...
tanımını düzeltirken düzeltme sebebine düzeltme yazmak
bana çok komik gelen durumdur. tanım düzenlemesinden sonra düzeltme sebebi diye bir yer var ve oraya düzeltme yazılabiliyor. sizce de komik değil mi?
+neymiş düzeltme sebebi baktın mı?
-düzeltmeymiş efendim.
+ha olur o zaman.
+neymiş düzeltme sebebi baktın mı?
-düzeltmeymiş efendim.
+ha olur o zaman.
devamını gör...
tam kapanma bitince yapılacaklar
bu yasak bir bitsin ilk fırsatta koşa koşa gidip sarılacağım özlediğime*. valla zaten virüsten dolayı kimse ile yan yana olamıyoruz. güya tam kapanma ama herkes dışarıda ben hep evdeydim. bir güncük bir kerecik dışarıya çıkacağım. zaten ben evde olmayı seviyorum. ayda yılda bir çıkıyorum. bu sefer de ben biraz sevineyim yahu hep ev hep ev sıkıldım ama. özledim de. bir gün de biz garibanın yüzü gülsün be*.
"gözlerinden öperim canım. en çok da burnundan. gülme, ciddi söylüyorum.
yarı parçan"
bu sefer de ahmed arif söylemiş içimden geçenleri. leyla erbil'e yazmış olduğu mektuplarda...
"gözlerinden öperim canım. en çok da burnundan. gülme, ciddi söylüyorum.
yarı parçan"
bu sefer de ahmed arif söylemiş içimden geçenleri. leyla erbil'e yazmış olduğu mektuplarda...
devamını gör...
geceye bir söz bırak
bir insan bir yere bakıyorsa, orada ilgilendiği bir şey vardır. bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey kesinlikle vardır.
- sigmund freud -
- sigmund freud -
devamını gör...
potlaç
üretim fazlası olan artı değerin, gerçekleşen bayramlarda dağıtılması etkinliğidir. devletsiz, ilkel olarak adlandırılabilecek toplumlarda görülürdü. en fazla hediyeleşen kişi, yani en çok fakirleşen kişi bir anlamda en çok saygı duyulan kişi konumuna gelirdi. kabile şefinden en fazla hediyeyi vermesi beklenirdi. böyle bir uygulamanın temel sebebi, o topluluk içerisindeki eşitlikçi düzeni korumak isteğidir. eğer üretim fazlası birikirse eşitlikçi düzen ortadan kalkar ve kaos meydana gelir.
potlaç o kadar önemlidir ki o toplumun toplum sözleşmesi olduğu düşünülür.
potlaç o kadar önemlidir ki o toplumun toplum sözleşmesi olduğu düşünülür.
devamını gör...
spawn
gif lord. hesabı en az 10 gb depolama alanı kaplıyordur. *
devamını gör...
dünyada acı varsa cehennem neden var
acıyla boğuşanın cehennemiyle, acıyla boğuşturanın cehennemi bir olur mu hiç.
devamını gör...
fikret mualla
fikret, berlin güzel sanatlar akademisinde, resim eğitimi aldığı sırada, hocası alman imparatorluk ressamı, arthur kampf, atatürk tarafından portresini yaptırmak için istanbula davet edilir. arthur kampf, tercümanlık yapması için yanında 24 yaşındaki öğrencisi fikret muallayı da götürür. ne yazıkki ressam için önceden bir tercüman ayarlandığı için fikret mualla atatürk'e tercümanlık yapamaz.
arthur kampf, atatürk'ün bir çok portresini ve tablosunu yapar, bunlar atatürk'ü alman subayı gibi gösterdiği için daha sonra türk ressamların yaptığı resimlerle değiştirilir. kampf'ın yaptığı tablolara baktığınızda alman subaylarını andıran atatürk portrelerine tablolarına şaşırabilirsiniz.
yıllar sonra bir mekanda fazlaca alkol alan fikret mualla, mekanda asılı olan arthur kampf'ın yaptığı atatürk portresine bakıp hocasının sanatına küfreder. mekandakiler fikretin atatürk'e küfrettiğini zannedip kendisiyle tartışırlar, karakola düşen fikret'i ressam arkadaşı abidin dino komiserlerle görüşüp yanlış anlaşılmayı izah ederek karakoldan çıkarır.
arthur kampf, atatürk'ün bir çok portresini ve tablosunu yapar, bunlar atatürk'ü alman subayı gibi gösterdiği için daha sonra türk ressamların yaptığı resimlerle değiştirilir. kampf'ın yaptığı tablolara baktığınızda alman subaylarını andıran atatürk portrelerine tablolarına şaşırabilirsiniz.
yıllar sonra bir mekanda fazlaca alkol alan fikret mualla, mekanda asılı olan arthur kampf'ın yaptığı atatürk portresine bakıp hocasının sanatına küfreder. mekandakiler fikretin atatürk'e küfrettiğini zannedip kendisiyle tartışırlar, karakola düşen fikret'i ressam arkadaşı abidin dino komiserlerle görüşüp yanlış anlaşılmayı izah ederek karakoldan çıkarır.
devamını gör...
din tüccarı
kendi inancını karşısındakine kabul ettirmeye (bazen zorla) çalışan kişidir. teknoloji çağındayız, doğru kaynaklara ulaşabilirlik oldukça kolay. aklı selim insanlar olduğumuzu da varsayarsak, bırakın herkes özgür iradesiyle aklıyla inanacağı dini bulsun.
devamını gör...
istanbul
taşı toprağı altın olan şehir.
bir kaç ayda bir görmesem nevrim dönüyor.
kalan ömrümü geçirmek istediğim şehir.
bekle beni istanbul.
hatta,
bekle bizi istanbul
bir kaç ayda bir görmesem nevrim dönüyor.
kalan ömrümü geçirmek istediğim şehir.
bekle beni istanbul.
hatta,
bekle bizi istanbul
devamını gör...
uğur mumcu
onun gibi gerçek vatansever, gerçek gazeteci, gerçek araştırmacı ve gerçek atatürkçüler artık neredeyse yok gibi. çünkü hepsini öldürdüler. bunun olacağını bildiği halde kendisi yılmadan üzerine düşeni en mükemmel şekilde yaptı. seni unutmayacağız, içimiz yanıyor ve bu yangın hiç sönmeyecek.
devamını gör...
hayat
hayat ; kişiye daha önceden yazılmış olanları, kişiye bahşedilen bazı insani özelliklerle birlikte tercih ve seçimlerden ibaret bir hale getirme oyunu sanki. bazen nefs ile bazen acı ya da tatlı tecrübelerle bir gökkuşağı edası gibi rengarenk bir şekle bürüme hali de ayrıca. kişi bu hayatının gökkuşağındaki renklerini çoğu kez kendi tercihleriyle boyuyor. bazen tüm olumsuzluklar birleşip tüm renkleri alıyor insan hayatından ve simsiyah bir hale eviriyor. ama o siyahlık baki mi ?
hiçbir şeyin baki olamayacağı gibi değil elbette. renklendirmek tekrar kendi ellerimizde. sürekli bir yokuşta hissedersek kendimizi o yokuşun bir inişi de olacağının idrakını yitiriveririz birden ve gökkuşağımızın karartısı devam eder. yaşadığımız anımızdan çalarız, bir daha geri gelmeyecek olan günlerimizden yeriz. anı yaşamayı öğrenmek, hayatın dümdüz bir yoldan ibaret olmadığını bilmek ve bu yolda bir taşa takılsak da aklımızı takıldığımız taşta bırakmamak bize anı yaşama yeteneğini bahşetmez sadece. aynı zamanda olgunluk merdivenlerimize bir basamak daha eklememize vesile olur.
zaman zaman kendimizi bir denizin içinde boğulmaya ramak kalmış bir halde de hissedebiliriz, ama bilmeliyiz ki çıkmak için çırpınmadığımız sürece boğulur ve duygusal yok oluşlarımıza bir de bedenen bir son ekleriz. o yüzden çırpınmaya devam etmeliyiz. ve bilmeliyiz ki biz çırpındıkça bize el uzatanlar da çok olacaktır.
şunu unutmamalı, dünya yuvarlak ve bizler istesek de kendi köşemize çekilemeyiz. iş, okul hayatı, ailemiz, sosyal çevremiz, toplum bizi hep iç içe yaşamaya zorlar. her ne kadar bazen kendimizi kalabalıklar içinde yalnız hissetsek de yazarak tüm duygularımızı, maskelerimizin altında gizlediklerimizi, hatalarımızı, keşkelerimizi, neden, nasıl ve niçinlerimizi bembeyaz bir kağıda dökerek bembeyaz sayfalar açabiliriz hayatlarımıza.
yazmak, çorak kalan topraklarımıza içimizdekileri bir yağmur gibi dökerek tekrar filizlendirmektir hayatı. unutmamalısın umutsuz ve mutsuz insan; mutsuzluk da mutluluk da öfke de kırgınlık da sevinç ve umut kadar yaşanılası kılar hayatı.
hiçbir şeyin baki olamayacağı gibi değil elbette. renklendirmek tekrar kendi ellerimizde. sürekli bir yokuşta hissedersek kendimizi o yokuşun bir inişi de olacağının idrakını yitiriveririz birden ve gökkuşağımızın karartısı devam eder. yaşadığımız anımızdan çalarız, bir daha geri gelmeyecek olan günlerimizden yeriz. anı yaşamayı öğrenmek, hayatın dümdüz bir yoldan ibaret olmadığını bilmek ve bu yolda bir taşa takılsak da aklımızı takıldığımız taşta bırakmamak bize anı yaşama yeteneğini bahşetmez sadece. aynı zamanda olgunluk merdivenlerimize bir basamak daha eklememize vesile olur.
zaman zaman kendimizi bir denizin içinde boğulmaya ramak kalmış bir halde de hissedebiliriz, ama bilmeliyiz ki çıkmak için çırpınmadığımız sürece boğulur ve duygusal yok oluşlarımıza bir de bedenen bir son ekleriz. o yüzden çırpınmaya devam etmeliyiz. ve bilmeliyiz ki biz çırpındıkça bize el uzatanlar da çok olacaktır.
şunu unutmamalı, dünya yuvarlak ve bizler istesek de kendi köşemize çekilemeyiz. iş, okul hayatı, ailemiz, sosyal çevremiz, toplum bizi hep iç içe yaşamaya zorlar. her ne kadar bazen kendimizi kalabalıklar içinde yalnız hissetsek de yazarak tüm duygularımızı, maskelerimizin altında gizlediklerimizi, hatalarımızı, keşkelerimizi, neden, nasıl ve niçinlerimizi bembeyaz bir kağıda dökerek bembeyaz sayfalar açabiliriz hayatlarımıza.
yazmak, çorak kalan topraklarımıza içimizdekileri bir yağmur gibi dökerek tekrar filizlendirmektir hayatı. unutmamalısın umutsuz ve mutsuz insan; mutsuzluk da mutluluk da öfke de kırgınlık da sevinç ve umut kadar yaşanılası kılar hayatı.
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
fransa kraliçesi marie antoinette - (bkz: pastanın ekmekten daha doyurucu olması)
devamını gör...
girişi güzel olan şarkılar
ac/dc - back ın black buradan
devamını gör...
kısa şiirler
durakta üç kişi
adam kadın ve çocuk
adamın elleri ceplerinde
kadın çocuğun elini tutmuş
adam hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü
kadın güzel
güzel anılar gibi güzel
çocuk güzel anılar gibi hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi güzel
(bkz: cemal süreya)
adam kadın ve çocuk
adamın elleri ceplerinde
kadın çocuğun elini tutmuş
adam hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü
kadın güzel
güzel anılar gibi güzel
çocuk güzel anılar gibi hüzünlü
hüzünlü şarkılar gibi güzel
(bkz: cemal süreya)
devamını gör...
jimi hendrix
omzumda ve sol göğsümde dövmesini taşıdığım "guitar hero".
devamını gör...
türkiye'de 2 sayfa kitap okumuş insana düşman olunduğu gerçeği
sadece kitap okuyana değil. eğitimli, medeni, topluma ve bireylere saygılı, kanunlara uyan, nezaket sahibi, düşünen, sorgulayan, hakkını arayan, kendisinin ve aynı topraklar üstünde yaşayan herkesin insanca yaşaması için çabalayan, ülkesinin sözde değil gerçekten gelişmesini isteyen, yaşadığı topluma katma değer sağlayan insanlara düşman olunan tek ülkede yaşıyoruz.
devamını gör...
jennifer lopez'in çıplak pozları
+1 ile beğeniyi yapıştırdığım pozlardır.
yahu sanat eseri gibi kadın.
yahu sanat eseri gibi kadın.
devamını gör...

