şehzade alaeddin
şehzade alaeddin ya da alaeddin paşa, bilinen ilk osmanlı sadrazamı’dır. osmanlı devleti’nin kurucusu osman gazi ile bala hatun’un oğlu,orhan gazi’nin kardeşidir.
bölge paylaşımı, tabii ki devletin teşkilat kanununun ve devlet idaresinin öncelikle islam hukukuna, hadislere, sünni kurallara ve dört büyük imamın ya da islam’ın dört mezhep kurucularının kararlarına ve orhan gazi zamanında, islam kanunlarında muhtemel boşlukları ve eksiklikleri, zamanın ihtiyaçlarına uygun olarak çıkartılan özel düzenlemelerle doldurmak ve kapatmak gibi, osmanlı devleti için çıkartılan bu türdeki ilk kanunlar, orhan gazi’nin ilk hükümdarlık yıllarına ait olup, kardeşi alaeddin’in eseridirler.
çok zeki ve siyasetle askeri alnda çok derin bilgiye sahip bir adam olan alaeddin, osman gazi’nin ölümünden hemen sonra, gönüllü olarak babasından miras kalan bütün paylarından feragat ederek, bursa yakınlarındaki kite ovasında bir köye yerleşmiş ve görünüşe göre kendini burada ağabeyinin gözleri önünde büyüyen devletinin amaca uygun olarak düzenlenmesine dair düşüncelere adamıştı. ancak izmit alındıktan kısa bir süre sonra, yapılan son fetihlerini kutlamak ve aynı zamanda devletin bağımsızlığı, sürekliliği ve genişletilmesi için önemli saydığı bazı debvlet kurumlarının gerekliliğine dikkat çekmek üzere, ağabeyinin sarayına geldi. dikkat çektiği konular, para basma, kıyafet ve ordu düzeniydi.
orhan gazi, kardeşinin fikir ve önerilerini derhal kabul etti. bunların yürütülmesi ve uygulanması konusunda kardeşinden yardım beklediği için, osmanlı imparatorluğu’nda ilk kez olmak üzere kardeşine vezir rütbesi verdi. alaeddin paşa’nın öncelikle para basma konusuna verdiği önemin nedeni, islam’da hükümdarın adının cuma hutbelerinde okunmasının yanı sıra, ilk sırada para basma hakkının geldiği egemenlik haklarına dayanıyordu. bu egemenlik haklarından biri olan cuma hutbelerinde, hükümdarın adının geçmesinin, selçuklulardan osmanlı’ya ne zaman intikal ettiği tam olarak bilinmemektedir.
1328 yılında alaeddin paşa’nın girişimleri ile orhan gazi’nin adını taşıyan ilk altın ve gümüş sikke basıldı ve osmanlı devleti’nin her yerine dağıtıldı. nasıl ki alaeddin paşa egemenlik hakkının önemli bir kısmını oluşturduğu için para basma hakkının kullanımına önem veriyorsa, belirli bir kıyafet düzeninin uygulanmasıyla ilgili çabaları da, muhtemelen yükselmekte olan osmanlı devleti’nin en temel direklerinden biri olarak gördüğü mevkilrin ve sınıfların sıkı ayrımı hakkındaki görüşleriyle bağlantılıydı.
özellikle kıyafet aracılığıyla harici bir ayrım ayrıca doğu geleneklerinde vardı ve alaeddin paşa muhtemelen rumlarla sık sık gerçekleşen temasların ve bizans imparatorluğu’nun görkemli başkentinin yakınlığının, halkının eski ciddiyeti ve sadeliği üzerinde olumsuz bir etki bırakmaya başladığı için, kıyafet düzenlemesinde o denli ısrar etmek zorunda olduğunu düşünüyordu. görünüşe göre zengin süslemeli, değerli bizans kıyafetleri, başlıkları osmanlılar arasında çok erken dönemde kullanılmaya başlanmıştı ve bu konularda yozlaşmayı önlemek için, alaeddin paşa muhtemelen sınıf ayrımına bir düzen ve ordunun kıyafetlerine bir birlik ve “yekdüzelik” getirmek amacıyla kıyafetlerde tam bir reform yapmak istiyordu.
alaeddin paşa, idaresi sırasında dikkat ettiği üçüncü ve belki de en önemli konu, unsurları açısından hala ertuğrul gazi’nin ilk zaferlerini ve fetihlerini borçlu olduğu eski göçebe topluluklarını andıran orduya bir düzen getirmesiydi. bugüne kadar bu vahşi askerlerin kaba yiğitliklerini amacına uygun bir düzenleme ile artırma, meydan muharebelerinde ve kalelerin kuşatılmasında düzenli bir savaş yönetimi için daha yararlı hale getirme çabası içine girilmemişti.
osmanlı ordusunun çekirdeği bu yüzden halen tımar hizmetlerinden ve ganimet tutkusundan dolayı birbirlerine çok zayıf bağlarla bağlı olup, şiddetleri kırsal halkın korkuya ve dehşete kapılmasına neden olan ama iyi tahkim edilmiş şehirlerin surlarına karşı çok az ya da hiçbir şey yapamayan hafif atlı sipahilerden oluşuyordu ve bu birliklerin kuşattığı kalelerin çoğu genelde açlıktan ya da susuzluktan teslim oluyordu. tamda burada alaeddin paşa, müstahkem mevkilerinin zabtının ancak iyi organize edilmiş bir piyade sınıfı ile mümkün olabileceğini kolayca fark etti ve derhal böyle bir teşkilatın kurulmasını orhan gazi’ye önerdi. orhan gazi bunu onayladı ve uygulama aşamasında daha da emin olmak için savaş konusunda çok tecrübeli bir adama, bilecik kazaskeri çandarlı kara halil’e de danıştı.
sonunda aynı silahlarla donatılacak ve iyi bir ücret alacak seçkin genç türklerden oluşacak bir birlik kurarak, ilk denemeyi yapmaya karar verdiler. çandarlı kara halil, bu teşkilatı yönetmeyi üstlendi. muhtemelen bunun için bizans piyadelerini örnek almıştı. aldıkları ücret adam başı 1 akçe olarak belirlendi. ama sadece aktif savaş halinde oldukları zaman ödeniyordu, zira sayıları 20 bin kişiye kadar çıkan bu birlikler, en azından sürekli olarak silah altında olmamaları açısından daimi bir orduyu oluşturmuyorlardı. sefer bittiğinde terhis edililerdi, ücretleri kesilirdi ve vergiden tamamen muaf tutulan topraklarını işlemelerine izin verilirdi. bunun yanında odu yollarının tamiri ve muhafazası, ordu erzaklarının ve eşyalarının taşınması gibi küçük hizmetlerde yardımcı oluyorlardı. bu durum onları daha kurulduklarında kendine özgü bir paralı asker teşkilatına dönüştürdü ve belki de içlerinde çok geçmeden tamamen tasfiye edilmelerine neden olacak direniş ve isyan ruhunun gelişmesine neden oldu.
zira görünüşe göre, teşkilat kurulduktan birkaç ay sonra, muhtemelen aldıkları ücretlerden dolayı cesaretlenerek, çok ağır taleplerde bulunmaya başlamışlar ve orhan gazi’de ne savaşta, ne de barışta yararlı kullanılamayacaklarına dair bir kanaat bırakmışlardı. bu yüzden tasfiye edildiler ama en azından gelirlerini yani tımarlarını işletmeye devam ettiler. ilk zamanlarda başarısız gibi görünen bu deneyim, yeniçeri teşkilatına bir örnek oluşturmuş ve avrupa da osmanlı şanını ve büyüklüğünü yayacak bir teşkilatın öncüsü olmuştu.
şehzade alaeddin ya da vezir alaeddin paşa net bilinmemekle birlikte 1331 yılında vezirliği bırakıp, 1333 yılında bursa, kükürtlü de vefat etti. naaşı osman gazi türbesine defnedilmiştir.
bölge paylaşımı, tabii ki devletin teşkilat kanununun ve devlet idaresinin öncelikle islam hukukuna, hadislere, sünni kurallara ve dört büyük imamın ya da islam’ın dört mezhep kurucularının kararlarına ve orhan gazi zamanında, islam kanunlarında muhtemel boşlukları ve eksiklikleri, zamanın ihtiyaçlarına uygun olarak çıkartılan özel düzenlemelerle doldurmak ve kapatmak gibi, osmanlı devleti için çıkartılan bu türdeki ilk kanunlar, orhan gazi’nin ilk hükümdarlık yıllarına ait olup, kardeşi alaeddin’in eseridirler.
çok zeki ve siyasetle askeri alnda çok derin bilgiye sahip bir adam olan alaeddin, osman gazi’nin ölümünden hemen sonra, gönüllü olarak babasından miras kalan bütün paylarından feragat ederek, bursa yakınlarındaki kite ovasında bir köye yerleşmiş ve görünüşe göre kendini burada ağabeyinin gözleri önünde büyüyen devletinin amaca uygun olarak düzenlenmesine dair düşüncelere adamıştı. ancak izmit alındıktan kısa bir süre sonra, yapılan son fetihlerini kutlamak ve aynı zamanda devletin bağımsızlığı, sürekliliği ve genişletilmesi için önemli saydığı bazı debvlet kurumlarının gerekliliğine dikkat çekmek üzere, ağabeyinin sarayına geldi. dikkat çektiği konular, para basma, kıyafet ve ordu düzeniydi.
orhan gazi, kardeşinin fikir ve önerilerini derhal kabul etti. bunların yürütülmesi ve uygulanması konusunda kardeşinden yardım beklediği için, osmanlı imparatorluğu’nda ilk kez olmak üzere kardeşine vezir rütbesi verdi. alaeddin paşa’nın öncelikle para basma konusuna verdiği önemin nedeni, islam’da hükümdarın adının cuma hutbelerinde okunmasının yanı sıra, ilk sırada para basma hakkının geldiği egemenlik haklarına dayanıyordu. bu egemenlik haklarından biri olan cuma hutbelerinde, hükümdarın adının geçmesinin, selçuklulardan osmanlı’ya ne zaman intikal ettiği tam olarak bilinmemektedir.
1328 yılında alaeddin paşa’nın girişimleri ile orhan gazi’nin adını taşıyan ilk altın ve gümüş sikke basıldı ve osmanlı devleti’nin her yerine dağıtıldı. nasıl ki alaeddin paşa egemenlik hakkının önemli bir kısmını oluşturduğu için para basma hakkının kullanımına önem veriyorsa, belirli bir kıyafet düzeninin uygulanmasıyla ilgili çabaları da, muhtemelen yükselmekte olan osmanlı devleti’nin en temel direklerinden biri olarak gördüğü mevkilrin ve sınıfların sıkı ayrımı hakkındaki görüşleriyle bağlantılıydı.
özellikle kıyafet aracılığıyla harici bir ayrım ayrıca doğu geleneklerinde vardı ve alaeddin paşa muhtemelen rumlarla sık sık gerçekleşen temasların ve bizans imparatorluğu’nun görkemli başkentinin yakınlığının, halkının eski ciddiyeti ve sadeliği üzerinde olumsuz bir etki bırakmaya başladığı için, kıyafet düzenlemesinde o denli ısrar etmek zorunda olduğunu düşünüyordu. görünüşe göre zengin süslemeli, değerli bizans kıyafetleri, başlıkları osmanlılar arasında çok erken dönemde kullanılmaya başlanmıştı ve bu konularda yozlaşmayı önlemek için, alaeddin paşa muhtemelen sınıf ayrımına bir düzen ve ordunun kıyafetlerine bir birlik ve “yekdüzelik” getirmek amacıyla kıyafetlerde tam bir reform yapmak istiyordu.
alaeddin paşa, idaresi sırasında dikkat ettiği üçüncü ve belki de en önemli konu, unsurları açısından hala ertuğrul gazi’nin ilk zaferlerini ve fetihlerini borçlu olduğu eski göçebe topluluklarını andıran orduya bir düzen getirmesiydi. bugüne kadar bu vahşi askerlerin kaba yiğitliklerini amacına uygun bir düzenleme ile artırma, meydan muharebelerinde ve kalelerin kuşatılmasında düzenli bir savaş yönetimi için daha yararlı hale getirme çabası içine girilmemişti.
osmanlı ordusunun çekirdeği bu yüzden halen tımar hizmetlerinden ve ganimet tutkusundan dolayı birbirlerine çok zayıf bağlarla bağlı olup, şiddetleri kırsal halkın korkuya ve dehşete kapılmasına neden olan ama iyi tahkim edilmiş şehirlerin surlarına karşı çok az ya da hiçbir şey yapamayan hafif atlı sipahilerden oluşuyordu ve bu birliklerin kuşattığı kalelerin çoğu genelde açlıktan ya da susuzluktan teslim oluyordu. tamda burada alaeddin paşa, müstahkem mevkilerinin zabtının ancak iyi organize edilmiş bir piyade sınıfı ile mümkün olabileceğini kolayca fark etti ve derhal böyle bir teşkilatın kurulmasını orhan gazi’ye önerdi. orhan gazi bunu onayladı ve uygulama aşamasında daha da emin olmak için savaş konusunda çok tecrübeli bir adama, bilecik kazaskeri çandarlı kara halil’e de danıştı.
sonunda aynı silahlarla donatılacak ve iyi bir ücret alacak seçkin genç türklerden oluşacak bir birlik kurarak, ilk denemeyi yapmaya karar verdiler. çandarlı kara halil, bu teşkilatı yönetmeyi üstlendi. muhtemelen bunun için bizans piyadelerini örnek almıştı. aldıkları ücret adam başı 1 akçe olarak belirlendi. ama sadece aktif savaş halinde oldukları zaman ödeniyordu, zira sayıları 20 bin kişiye kadar çıkan bu birlikler, en azından sürekli olarak silah altında olmamaları açısından daimi bir orduyu oluşturmuyorlardı. sefer bittiğinde terhis edililerdi, ücretleri kesilirdi ve vergiden tamamen muaf tutulan topraklarını işlemelerine izin verilirdi. bunun yanında odu yollarının tamiri ve muhafazası, ordu erzaklarının ve eşyalarının taşınması gibi küçük hizmetlerde yardımcı oluyorlardı. bu durum onları daha kurulduklarında kendine özgü bir paralı asker teşkilatına dönüştürdü ve belki de içlerinde çok geçmeden tamamen tasfiye edilmelerine neden olacak direniş ve isyan ruhunun gelişmesine neden oldu.
zira görünüşe göre, teşkilat kurulduktan birkaç ay sonra, muhtemelen aldıkları ücretlerden dolayı cesaretlenerek, çok ağır taleplerde bulunmaya başlamışlar ve orhan gazi’de ne savaşta, ne de barışta yararlı kullanılamayacaklarına dair bir kanaat bırakmışlardı. bu yüzden tasfiye edildiler ama en azından gelirlerini yani tımarlarını işletmeye devam ettiler. ilk zamanlarda başarısız gibi görünen bu deneyim, yeniçeri teşkilatına bir örnek oluşturmuş ve avrupa da osmanlı şanını ve büyüklüğünü yayacak bir teşkilatın öncüsü olmuştu.
şehzade alaeddin ya da vezir alaeddin paşa net bilinmemekle birlikte 1331 yılında vezirliği bırakıp, 1333 yılında bursa, kükürtlü de vefat etti. naaşı osman gazi türbesine defnedilmiştir.
devamını gör...
seninle başlamadı
özellikle bahsettikleri ' çekirdek dil' rahatsız olduğumuz şeyi dile getirirken kullandığımız kelimelere odaklanıyor.
'uyursam donacağım' diyen kadın uyku problemi nedeniyle başvurduğu klinikte çekirdek dil önergesi ile travmasını fark ediyor. amcasının yıllar önce elektrik arızası nedeniyle karlı bir kış günü evden ayrılması ve donarak hayatını kaybetmesi buna örnek. olay travmatik olduğu için aile içinde pek konuşulmuyor ama travma olarak dna'sına işleniyor.
'uyursam donacağım' diyen kadın uyku problemi nedeniyle başvurduğu klinikte çekirdek dil önergesi ile travmasını fark ediyor. amcasının yıllar önce elektrik arızası nedeniyle karlı bir kış günü evden ayrılması ve donarak hayatını kaybetmesi buna örnek. olay travmatik olduğu için aile içinde pek konuşulmuyor ama travma olarak dna'sına işleniyor.
devamını gör...
miraç kandili
miraç, kelime olarak "yükselme" anlamına gelir. recep ayının 26. günü peygamber efendimiz hz. muhammed(sav)ın göğe yükselerek allah'ın huzuruna kabul edilmesi miraç gecesi olarak anılmaktadır.
devamını gör...
küfür
(bkz: alevi sevgilinin yanında mum söndürmekten çekinmek) gelde etme şimdi al.
devamını gör...
babaların garip huyları
bir yere gidilecekse sabah 5'te ayağa dikmesi.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
ex'in evinde kaldığım bir gün, erkenden uyandım. güzel bir kahvaltı hazırlamayı planladım. neden insan gibi yataktan inip yürümediğimi bilmiyorum....kendi rekorumu kıracağım ya...tek hamlede, yatağın en ucana kadar zıplayarak çıkmayı düşündüm*... hayvanca zıpladım.saniyelik salaklık net. kafam avizeye çarptı ve avize havada kırıldı.
o an yaşadığım utancı asla unutmayacağım. çocukcağızın gürültüye uyanıp yaşadığı şok hali ve bana kafanda bir sıkıntı yok, öyle değil mi? diye sorması ve saçlarımın arasından cam parçaları çıkarması skandalı.....
uyuduğun odaya sarkıt avize takmazsın yahu diyerek üste çıkmaya çalışmam skandalı....
neyse aylarca dansözkiller'ın kafası çok sağlamdır, avizeye kafa atarak parçaladı muhabbeti döndü dolaştı.
o an yaşadığım utancı asla unutmayacağım. çocukcağızın gürültüye uyanıp yaşadığı şok hali ve bana kafanda bir sıkıntı yok, öyle değil mi? diye sorması ve saçlarımın arasından cam parçaları çıkarması skandalı.....
uyuduğun odaya sarkıt avize takmazsın yahu diyerek üste çıkmaya çalışmam skandalı....
neyse aylarca dansözkiller'ın kafası çok sağlamdır, avizeye kafa atarak parçaladı muhabbeti döndü dolaştı.
devamını gör...
neden yapıldığı anlaşılamayan şeyler
at yarışı esnasında ganyan bayisinde tv başında bağrışan tipler. atlar seni duymuyor az sakin.
devamını gör...
pame radyo yayını
yeterince sıkıldığımız şu günlerde hayatın öyle ya da böyle devam ettiğini hatırlatan hareketli şarkılar dinledik pame'de. sürç-i lisan ettikse affola.
gelenlere, dinleyenlere, kendinden bir şeyler bulanlara, tüm müzikseverlere çok teşekkür ederim. *
pame radyo yayını'nın 2 mayıs 2021'de yayınlanan bir buçuk saatlik bu bölümünde dinlediğiniz şarkıların sıralı tam listesi için:
youtube.com/playlist?list=P...
gelenlere, dinleyenlere, kendinden bir şeyler bulanlara, tüm müzikseverlere çok teşekkür ederim. *
pame radyo yayını'nın 2 mayıs 2021'de yayınlanan bir buçuk saatlik bu bölümünde dinlediğiniz şarkıların sıralı tam listesi için:
youtube.com/playlist?list=P...
devamını gör...
candan erçetin
bir ara beyazıt öztürk ile atışırlardı her hafta cuma onlari beklerdim ne güzel zamanlardı
devamını gör...
kışın güneş gözlüğü takan tip
ben bir tipitipim sözlük. evet, çiğneyin beni. şöyle biraz da kulunçlarıma doğru.
yavrucum sen şu an havanın nasıl olduğunun farkında mısın? bulut yok la havada? napalım? sen mutlu ol diye gözlerimizi elimize mi alalım? havalı mavalı demiş bi de ya ahaha. bu nasıl bir komplekstir abi.
mevsime göre değil günleşin durumuna göre davranan tiptir. rasyonelisttir.
yavrucum sen şu an havanın nasıl olduğunun farkında mısın? bulut yok la havada? napalım? sen mutlu ol diye gözlerimizi elimize mi alalım? havalı mavalı demiş bi de ya ahaha. bu nasıl bir komplekstir abi.
mevsime göre değil günleşin durumuna göre davranan tiptir. rasyonelisttir.
devamını gör...
zamanın rengi
mavidir, deniz mavisi zaman.
devamını gör...
yoldaş ile sahur programı
bu gece o güzel sürprizi bekleyeceğim. televizyon çalışmıyor nihat hatipoğlu izleyemiyorum. gecemi şenlendir yoldaş!
devamını gör...
biz böyleyiz
caner özyurtlu'nun çekip de keyif almadığım bir filmi yok sanırım, filmlerinde sanat yönetmenliğini kim yapıyorsa hepsi de hakkını veriyorlar. başarılı ve başarısız noktaları arasındaki fark çok da keskin değil, bu yönü ile büyük bir eleştiriyi hak etmiyor.
filmde emrah ve neziş kesinlikle rollerinin haklarını verip, öyle bir oynamışlardı ki sanki gerçek hayatta emrah ve neziş vardı. filmde oyunculuğun ve rolün hissiyatını veren, dinamik tutan, gülümseten en iyi ikiliydiler.
filmin sonunda yaşananların bir döngü içerisine girecek olması ve klişe sonlarla bitmemesi beni çok sevindirdi. her filmde her aşk mutlu bitiyor klişesi artık baymıştı, hayatın gerçek çizgisinden bu yönüyle uzaklaşmamış olması çok güzeldi.
film bir kez daha berrak tüzünataç'ın canlandırdığı emre karakteri ile bana gösterdi ki; yaş kaç olursa olsun bir şeylerden kaçmak adına yapılan her eylem kişiyi o yönde çok çocukça gösteriyor. filmde aşırı absürt karakterler de yoktu. her yerde gördüğümüz, görebileceğimiz, dolaylı veya doğrudan tanıdığımız insanlardı. en azından bana yabancı olan herhangi bir karakter yoktu ortada. o yüzden de değişik olmuş.
tunç bey'in canlandırmasını yapacak olan tiyatrocu adamın herhangi bir şekilde kılık kıyafet değiştirmeden olduğu gibi gelmesi de taktiri hak ediyor. çünkü genellikle diğer film ve dizilerde bu tür durumlarda kılık değiştiriliyor. beğendim bunu.
yan rollere odaklanacak olursak eğer, eşlerin rolleri de çok güzeldi. mesela burak altay'ın canlandırdığı eş davranışı her yerde var. kendisi adına söz hakkı doğmaz, eşi ne derse onu onu yapar, her iş eşinin onayı doğrultusunda yapılır vs.
aynı şekilde candaş, efsun'un canlandırdığı ''medeni insan''ın tamamlanması için vardı.
bir gece yarısı gelen itiraflar da güzeldi. film her şeyi bir anda vermek yerine veya bir öncesi bir de şu an gitmek yerine böyle taze taze, belli bir düzende bütün sırlarını bize açmış olması beni filmden sıkılmamam için daha da çok kendisine bağladı.
film biraz fransız film tadını verse de kendi içerisinde orijinalliğini koruyup, türk sineması adına tat bırakan bir film olmuş. be-ğen-dim!
filmde emrah ve neziş kesinlikle rollerinin haklarını verip, öyle bir oynamışlardı ki sanki gerçek hayatta emrah ve neziş vardı. filmde oyunculuğun ve rolün hissiyatını veren, dinamik tutan, gülümseten en iyi ikiliydiler.
filmin sonunda yaşananların bir döngü içerisine girecek olması ve klişe sonlarla bitmemesi beni çok sevindirdi. her filmde her aşk mutlu bitiyor klişesi artık baymıştı, hayatın gerçek çizgisinden bu yönüyle uzaklaşmamış olması çok güzeldi.
film bir kez daha berrak tüzünataç'ın canlandırdığı emre karakteri ile bana gösterdi ki; yaş kaç olursa olsun bir şeylerden kaçmak adına yapılan her eylem kişiyi o yönde çok çocukça gösteriyor. filmde aşırı absürt karakterler de yoktu. her yerde gördüğümüz, görebileceğimiz, dolaylı veya doğrudan tanıdığımız insanlardı. en azından bana yabancı olan herhangi bir karakter yoktu ortada. o yüzden de değişik olmuş.
tunç bey'in canlandırmasını yapacak olan tiyatrocu adamın herhangi bir şekilde kılık kıyafet değiştirmeden olduğu gibi gelmesi de taktiri hak ediyor. çünkü genellikle diğer film ve dizilerde bu tür durumlarda kılık değiştiriliyor. beğendim bunu.
yan rollere odaklanacak olursak eğer, eşlerin rolleri de çok güzeldi. mesela burak altay'ın canlandırdığı eş davranışı her yerde var. kendisi adına söz hakkı doğmaz, eşi ne derse onu onu yapar, her iş eşinin onayı doğrultusunda yapılır vs.
aynı şekilde candaş, efsun'un canlandırdığı ''medeni insan''ın tamamlanması için vardı.
bir gece yarısı gelen itiraflar da güzeldi. film her şeyi bir anda vermek yerine veya bir öncesi bir de şu an gitmek yerine böyle taze taze, belli bir düzende bütün sırlarını bize açmış olması beni filmden sıkılmamam için daha da çok kendisine bağladı.
film biraz fransız film tadını verse de kendi içerisinde orijinalliğini koruyup, türk sineması adına tat bırakan bir film olmuş. be-ğen-dim!
devamını gör...
kargo açmak
çok eğlenceli bir aktivitedir. sırf bunu için alışveriş yapılr.
devamını gör...
feminist kitap önerileri
mary wollstonecraft, kadın haklarının gerekçelendirilmesi. (trivia: bahsettiğim yazar hepimizin bildiği frankenstein’in yazarı mary shelley’in annesidir.)
devamını gör...
tıbbi sekreterlik
uykum kaçtı, sol frame'de yazacak bir şey yok bari size mesleğimi anlatayım.
tibbi sekreterlik, hastane vb. sağlık kuruluşlarında veri girme, veri işleme, arşivleme, sekreterya gibi görevleri yerine getiren sağlık personelleridir.
tıbbi sekreter unvanına sahip olunabilmesi için, üniversitelerin sağlık meslek yüksekokullarının tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik programlarından mezun olunması gerekmektedir.
fark edilmese bile hastane işleyişinde, evrakların takibi ve hazırlanmasında oldukça önemli bir rol üstlenen tıbbi sekreterler; hasta kayıttan arşiv birimine, raportörlükten idari birimlere kadar birçok birimde görev yapmaktadırlar. örneğin ben maaş biriminde (bkz: mutemetlik) görev yapmaktayım.
sağlık sektöründe dijitalleşmenin artmasıyla birlikte veri girişi yapabilen, veri işleyebilen ve bu verileri dosyalanmasını sağlayabilen kalifiye personele olan ihtiyaç gün geçtikçe artış göstermektedir. bu bakımdan tıbbi sekreterlik sektörde önemli bir meslek haline gelmiştir.
özel sağlık kurumlarında iş imkanı bulunmakla birlikte v.h.k.i (veri hazırlama ve kontrol işletmeni) veya sağlık teknikeri (tibbi sekreter) olarak kpss sınavı ile atanarak kamuda görev yapabilmektedirler.
tibbi sekreterlik, hastane vb. sağlık kuruluşlarında veri girme, veri işleme, arşivleme, sekreterya gibi görevleri yerine getiren sağlık personelleridir.
tıbbi sekreter unvanına sahip olunabilmesi için, üniversitelerin sağlık meslek yüksekokullarının tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik programlarından mezun olunması gerekmektedir.
fark edilmese bile hastane işleyişinde, evrakların takibi ve hazırlanmasında oldukça önemli bir rol üstlenen tıbbi sekreterler; hasta kayıttan arşiv birimine, raportörlükten idari birimlere kadar birçok birimde görev yapmaktadırlar. örneğin ben maaş biriminde (bkz: mutemetlik) görev yapmaktayım.
sağlık sektöründe dijitalleşmenin artmasıyla birlikte veri girişi yapabilen, veri işleyebilen ve bu verileri dosyalanmasını sağlayabilen kalifiye personele olan ihtiyaç gün geçtikçe artış göstermektedir. bu bakımdan tıbbi sekreterlik sektörde önemli bir meslek haline gelmiştir.
özel sağlık kurumlarında iş imkanı bulunmakla birlikte v.h.k.i (veri hazırlama ve kontrol işletmeni) veya sağlık teknikeri (tibbi sekreter) olarak kpss sınavı ile atanarak kamuda görev yapabilmektedirler.
devamını gör...
kargo açmak
terapi niteliğindedir. bu pandemi döneminde sık sık yaptığım eylem olmuştur.
devamını gör...
assos
çanakkale'ye bağlı ayvacık'ta yer alan, eşsiz turistik yöre, körfezin göz bebeği antik kent. tarihte yunanlılar, makedonlar, persler ve daha pek çok medeniyetin yerleşim bölgesi olmuştur. aziz pavlus'un da vakt-i zamanında bu kıyılara uğramış olduğu efsanesiyle birlikte hristiyanlar burayı kutsal mekanlarından biri olarak kabul etmişlerdir. kentin en tepesindeki athena tapınağı mutlaka gezilesidir.
devamını gör...

