genç werther'in acıları
bu kitap ilk çıktığında okuyan insanlar avrupada werheri o kadar içsellestirmişler ki intihar oranları artmış, ortalıkta sari pantolon, mavi ceketle gezen werthervari kişiler peyda olmuştur. ben okuduğumda bu kadar etkilenmesem de güzel bir kitaptır.
devamını gör...
15 temmuz 2021 melih bulu'nun görevden alınması
boğaziçi üniversitesi rektörü melih bulu'nun cumhurbaşkanı kararnamesi ile görevden alınması olayıdır. haber sitelerine az önce düştü.
buradan
buradan
devamını gör...
insanlardan soğuma nedenleri
sanki kendilerinin de hataları ve saçmaladıkları noktalar yokmuşçasına, diğer insanları hataları ve kusurları sebebiyle küçük görüp aşağılamalarıdır.
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
güçsüzüm.elimden geleni yapamıyorum hiç.hep eksik hep eksik.
devamını gör...
dindarları cahil yobaz gerici sanmak
eğer ben "spiderman'e tapınmayanların yaşamaya hakkı yok" dersem benim için ne düşünürsünüz? ben de dindar insanlar için aynısını düşünüyorum.
edit: aslında spiderman daha inanılır bir varlık.* yehova, uçan spagetti canavarı, allah vs daha fictional karakterler. cinler, büyüler, görünmez varlıklar, ışınlanma falan.... bu gibi masallar yüzünden insanlar binlerce yıldır birbirini kesiyor.
-olum hz muhammet bir atın sırtına binip mescidi aksa'ya ordan da evrenin en tepesine gitti. orada allah'la konuştu.
-sana inanmıyorum.
-kafir! chop!*
-isa tanrının oğlu olum! o da tanrı!
-kardeşim kalk git işine ya, gerçek tanrı odin'dir bi kere!
-kafir! chop!
hahahhahaa çok komik lan. spiderman daha inandırıcı değil mi? adamı görüyoruz, bu bir. sonra iyi kalpli, öyle öç alayım, beni sevmeyenleri yakayım derdi yok. inananlar spiderman'in tanrı olmadığından nasıl eminseler, ben de herhangi bir şeyin tanrı olmadığından çok eminim. özellikle en sevdiği kulunun uçkurunu düşünen, öç almaya yeminler içen bir şeyin tanrı olmadığına en çok eminim.
edit: aslında spiderman daha inanılır bir varlık.* yehova, uçan spagetti canavarı, allah vs daha fictional karakterler. cinler, büyüler, görünmez varlıklar, ışınlanma falan.... bu gibi masallar yüzünden insanlar binlerce yıldır birbirini kesiyor.
-olum hz muhammet bir atın sırtına binip mescidi aksa'ya ordan da evrenin en tepesine gitti. orada allah'la konuştu.
-sana inanmıyorum.
-kafir! chop!*
-isa tanrının oğlu olum! o da tanrı!
-kardeşim kalk git işine ya, gerçek tanrı odin'dir bi kere!
-kafir! chop!
hahahhahaa çok komik lan. spiderman daha inandırıcı değil mi? adamı görüyoruz, bu bir. sonra iyi kalpli, öyle öç alayım, beni sevmeyenleri yakayım derdi yok. inananlar spiderman'in tanrı olmadığından nasıl eminseler, ben de herhangi bir şeyin tanrı olmadığından çok eminim. özellikle en sevdiği kulunun uçkurunu düşünen, öç almaya yeminler içen bir şeyin tanrı olmadığına en çok eminim.
devamını gör...
kırkyama
bu bir thedansözkiller ukdesidir.
kırkpare olarak ta ifade edilir.
fakirliğin gözü kör olsun efenim, fakirin, fukaranın elbiselerini uzun zaman giymeleri üzerine elbiselerde yırtılır. peki elbiseler atılır mı? tabi ki hayır ... ''yama'' adında elbiselerin ömrünü uzatan metod kullanılır. sevgili dostlar bu ''yama'' ev ekonomisi dehaları olan kadınların aklına ''ulan ben bunu birleştirirsem harika battaniye olur'' düşüncesini doğurur. bu birleştirilen kumaşların, görsel olarak harika bir desen oluşturması ise ''kırkyama sanatı''nın doğmasına sebep olur.
çeşitli ''küçük'' kumaşların birleştirilerek farklı şekillerde dikilmesi ile elde edilen bir sanata kırkyama denir.
mesele burada ''arta kalan'' kumaşların rastgele dikilmesi değildir; onu ''sanat'' yapan şey yaratılan desenlerdir.
örtü, giyim, battaniye, çanta, şapka, nevresim, yastık, yatak örtüsü hatta mobilya döşemelerinde kullanılmaktadır.
yoksulluğun var olduğu tüm yıllarda var olan yama işi, özellikle 1929 buhranıyla birlikte artış gösterdi.
sevgili dostlar, 1929- 1939 yılında yoksul kadınların un çuvallarından çocuklarına elbise diktiğini fark eden bazı un fabrikaları çiçekli çuvallar ürettiler. bunu yoksulluğun boyutunu anlayabilmeniz için yazıyorum.
''
''
''
''
özellikle büyük savaşlardan sonra artış gösteren kırkyama, ikinci dünya savaşı sonlarında artık bir moda akımı haline gelecektir.
adına da patchwork deniliyor.
inanmayacaksınız romare bearden diye bir adam var ve 1970'te yaptığı kırkyama, new york modern sanatlar müzesinde sergilenmektedir.
ahanda şu;
''
''
bitti mi? bir çok alanda uygulanmaya başlamıştır kırkyama...
bunlardan en önemlisi kırkyamayı seramik sanatına uygulayanzoe hillyard'tır.
kim derdi ki, yokluğun, yoksulluğun sembolü olan ''yama'' müzelerde milyonlar ödenen bir sanat akımı olacak...
hey gidi hey...
''
''
kırkpare olarak ta ifade edilir.
fakirliğin gözü kör olsun efenim, fakirin, fukaranın elbiselerini uzun zaman giymeleri üzerine elbiselerde yırtılır. peki elbiseler atılır mı? tabi ki hayır ... ''yama'' adında elbiselerin ömrünü uzatan metod kullanılır. sevgili dostlar bu ''yama'' ev ekonomisi dehaları olan kadınların aklına ''ulan ben bunu birleştirirsem harika battaniye olur'' düşüncesini doğurur. bu birleştirilen kumaşların, görsel olarak harika bir desen oluşturması ise ''kırkyama sanatı''nın doğmasına sebep olur.
çeşitli ''küçük'' kumaşların birleştirilerek farklı şekillerde dikilmesi ile elde edilen bir sanata kırkyama denir.
mesele burada ''arta kalan'' kumaşların rastgele dikilmesi değildir; onu ''sanat'' yapan şey yaratılan desenlerdir.
örtü, giyim, battaniye, çanta, şapka, nevresim, yastık, yatak örtüsü hatta mobilya döşemelerinde kullanılmaktadır.
yoksulluğun var olduğu tüm yıllarda var olan yama işi, özellikle 1929 buhranıyla birlikte artış gösterdi.
sevgili dostlar, 1929- 1939 yılında yoksul kadınların un çuvallarından çocuklarına elbise diktiğini fark eden bazı un fabrikaları çiçekli çuvallar ürettiler. bunu yoksulluğun boyutunu anlayabilmeniz için yazıyorum.
''
''''
''özellikle büyük savaşlardan sonra artış gösteren kırkyama, ikinci dünya savaşı sonlarında artık bir moda akımı haline gelecektir.
adına da patchwork deniliyor.
inanmayacaksınız romare bearden diye bir adam var ve 1970'te yaptığı kırkyama, new york modern sanatlar müzesinde sergilenmektedir.
ahanda şu;
''
''bitti mi? bir çok alanda uygulanmaya başlamıştır kırkyama...
bunlardan en önemlisi kırkyamayı seramik sanatına uygulayanzoe hillyard'tır.
kim derdi ki, yokluğun, yoksulluğun sembolü olan ''yama'' müzelerde milyonlar ödenen bir sanat akımı olacak...
hey gidi hey...
''
''
devamını gör...
ida
ülkemizde batı anadolu'da edremit körfezi üzerinde bulunan doğa harikası kaz dağları'nın mitolojik dönemlerdeki ismi.
devamını gör...
lüzumsuz
lüzumsuz ise söndür, lüzumsuz ise kapat.
türkiye'de lüzumsuz insan bolluğu var, keşke onları da kapatabilseydik.
türkiye'de lüzumsuz insan bolluğu var, keşke onları da kapatabilseydik.
devamını gör...
the lord of the portakals
o kadar güzel olmuş ki gülerken sahne kaçıracağım korkusunda kahkalarımı* biriktirip videonun sonunda patlatıyorum *
devamı kesinlikle gelmesi gereken bir montaj olmuş* kafasına kalp atarım ki ben bunun*
devamı kesinlikle gelmesi gereken bir montaj olmuş* kafasına kalp atarım ki ben bunun*
devamını gör...
entel feridun
"yine seks hikayesi mi yazıyorsun feridun abi" sorusuna muhatap olan genel kültür seviyesi yüksek kişi.
devamını gör...
lise aşkıyla evlenmek
hayatının aşkını erkenden bulmuş çifttir. çok tatlı geliyorlar bana.
devamını gör...
kadınların eskisi kadar zor olmaması
biraz terslese, naz yapsa kezban, sağlıklı bir insan gibi hoşlandığı kişiye karşılık verince de basit diyorsunuz dediğim başlıktır.
kadınların bazı davranışlarını eleştiriyoruz ama bu konuda biz erkekler sanki ne istediğimizi bilmiyor gibiyiz.
kadınların bazı davranışlarını eleştiriyoruz ama bu konuda biz erkekler sanki ne istediğimizi bilmiyor gibiyiz.
devamını gör...
aziz vasil katedrali
1555-1561 yılları arasında rus devletinin kazan ve astrahan hanlıklarına karşı kazandığı zaferleri kutlamak amacıyla korkunç ivan tarafından yaptırılmıştır.

katedral italyan mimar barma tarafından inşa edilmiş. bilinen bir efsaneye göre, bu eserin bir örneğini başka yerde inşa etmemesi için korkunç ivan'ın mimar barma'nın gözlerini dağlandığı söylenmekte.
toplamda 8 kubbesi bulunan katedral, merkezdeki şefaat kilisesinin etrafında bulunan sekiz ayrı kilisenin toplamından oluşmaktadır. katedralin her bir kubbesinin uzunluğu birbirinden farklıdır.
sekiz farklı kubbesi birbirlerinden farklı zaferleri sembolize eder. en yüksek kubbenin tepesi altın işlemelidir. oldukça ilginç bir görüntüye sahip olan soğan kubbelerde, islam mimarisinin etkileride görülür.
20. yüzyılın ortalarında aziz vasil katedrali müze olarak kullanılmaya başlanmış. 1934 yılında devletin tarihsel müzesi olarak kabul edilmiş. müze tapınakta 16. ve 17. ait yaklaşık 400 simge, portreler, peyzaj boyama ve süsleme örnekleri bulunmaktadır. günümüzde bir müze olarak hizmet veren aziz vasil katedrali unesco dünya listesinde bulunmaktadır.
16. ve 17. yüzyıla ait 400 aşkın eser barındıran bu müzenin en ilginç parçası 17.yüzyıldan kalma çar aleksey mihayloviç'e ait kadeh.


katedral italyan mimar barma tarafından inşa edilmiş. bilinen bir efsaneye göre, bu eserin bir örneğini başka yerde inşa etmemesi için korkunç ivan'ın mimar barma'nın gözlerini dağlandığı söylenmekte.
toplamda 8 kubbesi bulunan katedral, merkezdeki şefaat kilisesinin etrafında bulunan sekiz ayrı kilisenin toplamından oluşmaktadır. katedralin her bir kubbesinin uzunluğu birbirinden farklıdır.
sekiz farklı kubbesi birbirlerinden farklı zaferleri sembolize eder. en yüksek kubbenin tepesi altın işlemelidir. oldukça ilginç bir görüntüye sahip olan soğan kubbelerde, islam mimarisinin etkileride görülür.
20. yüzyılın ortalarında aziz vasil katedrali müze olarak kullanılmaya başlanmış. 1934 yılında devletin tarihsel müzesi olarak kabul edilmiş. müze tapınakta 16. ve 17. ait yaklaşık 400 simge, portreler, peyzaj boyama ve süsleme örnekleri bulunmaktadır. günümüzde bir müze olarak hizmet veren aziz vasil katedrali unesco dünya listesinde bulunmaktadır.
16. ve 17. yüzyıla ait 400 aşkın eser barındıran bu müzenin en ilginç parçası 17.yüzyıldan kalma çar aleksey mihayloviç'e ait kadeh.

devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
bugün sizlere ön raffaelloculuk akımını kısaca anlatmak istiyorum ama önce...
yazıma başlamadan önce, sizlere iki resim göstereceğim.

john everett millais'in ophelia'sı

john william waterhouse'un shallot leydisi
bu iki güzel resmi birçok yerde gördünüz değil mi? hatta birçoğunuz bu resimler sonrası john everett millais'i john william waterhouse'u araştırıp yaptığı resimleri hayranlıkla izledi...
işte, ön raffaelloculuk birçoğumuzun aşina olduğu, hayranlık duyduğu ama hakkında pek bilgi sahibi olmadığı bir resim akımı.
nedir bu ön raffaelloculuk, kimlerdir bu ön raffaellocular önce bundan bahsedelim.
ön raffaelloculuk veyahut özgün adıyla pre-raphaelita art, cennet vatan ingiltere'de, 1848 yılında ortaya çıkan sanat ve edebiyat akımıdır. bu sanat akımının isminin pre-raphalite art olma sebebi ise, raffaello öncesi sanatın daha saf, daha bilgelik ve donanım gerektirdiği düşündükleri için, o saf ve bilge sanatı geri getirmeyi amaçladıklarından dolayı pre-raphaelite art, yani ön raffaelloculuk olarak kararlaştırılmıştı.
gelelim en güzel ve en önemli kısma, kimdi bu ön raffaellocular?
bu akımın çekirdek kadrosu, ingiltere'nin kraliyet akademisinin belki de en donanımlı öğrencileri içerisinde yer alan william holman hunt, john everett millais ve dante gabriel rossetti'dir.

rosetti'nin leydi lilith'i.

william holman hunt'ın dünyanın ışığı.

john everett millais'in mariana'sı.
daha sonraları, james collinson, william michael rossetti, frederic george stephens ve bir heykeltıraş olan thomas woolner'ın da katılması ile, yedi kişilik ön raffaellocu kardeşler tamamlanmış oldu.
bu ön raffaellocuların tablolarında nelerden esinlendikleri, neleri resmettikleri ve o resimlerde neler anlatmak istediklerinden de kısaca bahsedelim madem.
başlarda kutsal kitaplardaki metinleri resmediyor ve bunu olabildikçe saf bir biçimde tuvale aktarmayı deniyorlardı. ama daha sonraları, arkeolojik kazılar neticesinde gerek antik yunan-roma, gerek orta çağ efsanelerine de bir şekilde bulaşmış oldular ve bu kısım, ilk başta aktarmayı denedikleri kutsal kitaplardaki metinlerden birkaç tık daha öne geçti.
antik yunan ve roma efsanelerinden, kral arthur efsanesine... orta çağ'ın epik şiirlerine ve hatta shakespeare'ın eserlerine kadar birçok şeyi resmettiler.


bunları resmederken ise, simgecilik üzerine kurulu üsluplarını hem daha da süslediler, hem de daha çarpıcı renkler ile bizlere aktardılar.
bu akıma kesin olarak bağlı diyemeyeceğimiz ama eserlerine belirgin bir biçimde ön raffaelloculuk sezilen sanatçılardan da birkaç örnek vermek isterim.
yazının en başında örneğini verdiğim sevgili john william waterhouse

frederic leighton


sophie gengembre anderson
charles william mitchell

ve son olarak girdiyi dante gabriel rosetti'nin bu akımı sürdürmüş şiirlerinden biri ile noktalıyorum.
"the ark of the lord of hosts
whose name is called by the name of him
who dwelleth between the cherubim.
o thou that in no house dost dwell,
but walk'st in tent and tabernacle.
for god of all strokes will have one
ın every battle that is done.
lancelot lay beside the well:
(god's graal is good)
10 oh my soul is sad to tell
the weary quest and the bitter quell;
for he was the lord of lordlihood,
and sleep on his eyelids fell.
lancelot lay before the shrine;
(the apple tree's in the wood)
there was set christ's very sign,
the bread unknown and the unknown wine
that the soul's life for a livelihood
craves from his wheat and vine."
yazıma başlamadan önce, sizlere iki resim göstereceğim.

john everett millais'in ophelia'sı

john william waterhouse'un shallot leydisi
bu iki güzel resmi birçok yerde gördünüz değil mi? hatta birçoğunuz bu resimler sonrası john everett millais'i john william waterhouse'u araştırıp yaptığı resimleri hayranlıkla izledi...
işte, ön raffaelloculuk birçoğumuzun aşina olduğu, hayranlık duyduğu ama hakkında pek bilgi sahibi olmadığı bir resim akımı.
nedir bu ön raffaelloculuk, kimlerdir bu ön raffaellocular önce bundan bahsedelim.
ön raffaelloculuk veyahut özgün adıyla pre-raphaelita art, cennet vatan ingiltere'de, 1848 yılında ortaya çıkan sanat ve edebiyat akımıdır. bu sanat akımının isminin pre-raphalite art olma sebebi ise, raffaello öncesi sanatın daha saf, daha bilgelik ve donanım gerektirdiği düşündükleri için, o saf ve bilge sanatı geri getirmeyi amaçladıklarından dolayı pre-raphaelite art, yani ön raffaelloculuk olarak kararlaştırılmıştı.
gelelim en güzel ve en önemli kısma, kimdi bu ön raffaellocular?
bu akımın çekirdek kadrosu, ingiltere'nin kraliyet akademisinin belki de en donanımlı öğrencileri içerisinde yer alan william holman hunt, john everett millais ve dante gabriel rossetti'dir.

rosetti'nin leydi lilith'i.

william holman hunt'ın dünyanın ışığı.

john everett millais'in mariana'sı.
daha sonraları, james collinson, william michael rossetti, frederic george stephens ve bir heykeltıraş olan thomas woolner'ın da katılması ile, yedi kişilik ön raffaellocu kardeşler tamamlanmış oldu.
bu ön raffaellocuların tablolarında nelerden esinlendikleri, neleri resmettikleri ve o resimlerde neler anlatmak istediklerinden de kısaca bahsedelim madem.
başlarda kutsal kitaplardaki metinleri resmediyor ve bunu olabildikçe saf bir biçimde tuvale aktarmayı deniyorlardı. ama daha sonraları, arkeolojik kazılar neticesinde gerek antik yunan-roma, gerek orta çağ efsanelerine de bir şekilde bulaşmış oldular ve bu kısım, ilk başta aktarmayı denedikleri kutsal kitaplardaki metinlerden birkaç tık daha öne geçti.
antik yunan ve roma efsanelerinden, kral arthur efsanesine... orta çağ'ın epik şiirlerine ve hatta shakespeare'ın eserlerine kadar birçok şeyi resmettiler.


bunları resmederken ise, simgecilik üzerine kurulu üsluplarını hem daha da süslediler, hem de daha çarpıcı renkler ile bizlere aktardılar.
bu akıma kesin olarak bağlı diyemeyeceğimiz ama eserlerine belirgin bir biçimde ön raffaelloculuk sezilen sanatçılardan da birkaç örnek vermek isterim.
yazının en başında örneğini verdiğim sevgili john william waterhouse

frederic leighton


sophie gengembre anderson
charles william mitchell

ve son olarak girdiyi dante gabriel rosetti'nin bu akımı sürdürmüş şiirlerinden biri ile noktalıyorum.
"the ark of the lord of hosts
whose name is called by the name of him
who dwelleth between the cherubim.
o thou that in no house dost dwell,
but walk'st in tent and tabernacle.
for god of all strokes will have one
ın every battle that is done.
lancelot lay beside the well:
(god's graal is good)
10 oh my soul is sad to tell
the weary quest and the bitter quell;
for he was the lord of lordlihood,
and sleep on his eyelids fell.
lancelot lay before the shrine;
(the apple tree's in the wood)
there was set christ's very sign,
the bread unknown and the unknown wine
that the soul's life for a livelihood
craves from his wheat and vine."
devamını gör...
anın fotoğrafı
/ izmir bugün bir garip, ben de öyle.
uyumsuzluklar, uykusuzluklar
ah düşünceler, düşünceler
beni bitirmekteler
nefes alamıyorum
hem mecazen hem fiziksel
öksürüklerim karışıyor düşüncelerime
hem cigaradan hem de gripten
susmuyor beynim susmuyor
anladım artık
izmir bugün garip, ben de öyle... /
uyumsuzluklar, uykusuzluklar
ah düşünceler, düşünceler
beni bitirmekteler
nefes alamıyorum
hem mecazen hem fiziksel
öksürüklerim karışıyor düşüncelerime
hem cigaradan hem de gripten
susmuyor beynim susmuyor
anladım artık
izmir bugün garip, ben de öyle... /
devamını gör...
güne psikolojik bir tespit bırak
benim değil ama, aziz nesin'in soyadı tespitidir. kişilerin özelliklerinin soyadlarının tam tersi olduğudur.
dünyanın en cimrileri ‘eli açık’, dünyanın en korkakları ‘yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘çalışkan’ gibi soyadları aldılar. her türlü yağmada hep sona kaldığım için, güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime ‘nesin’ soyadını aldım. herkes ‘nesin’ diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.”
dünyanın en cimrileri ‘eli açık’, dünyanın en korkakları ‘yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘çalışkan’ gibi soyadları aldılar. her türlü yağmada hep sona kaldığım için, güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime ‘nesin’ soyadını aldım. herkes ‘nesin’ diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.”
devamını gör...
kendine bir not bırak
evden çıkarken ütünün fişini kontrol et. yok bu o değildi. sağlıklı ve hareketli yaşa diyorum.
devamını gör...
hayatı çizgi film tadında yaşamak
en büyük fantezilerimden birisi.
herkes ve her şey çok ciddi.
herkes ve her şey çok ciddi.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
ya okumuyor işte alüminyum hayal de bile! diyelim ki diye iç mi dökülür ekşi özentiliğinizi ayrı sizi ayrı şaapıcam sonunda !
herkes romantik tospaa .
herkes romantik tospaa .
devamını gör...


