devamını gör...

burhan doğançay'ın tablosunun ismi. müzisyen kamran ince de aynı isimli beste ile birbirlerini destekleyerek güzel sanatlardaki farklı disiplinlerin işbirliğine güzel bir örnek oluşturmuştur.
devamını gör...

aziz nesin ve haldun taner mesela,hicivli mizahları mükemmeldir.oğuz aral ve gırgır;derginin tirajı bir zamanlar 500 bine dayanmıştı.ayrıca leman dergisi ve ardından kurulan uykusuz ve penguenin de ekol olarak babası sayılır.sürekli olmasada pek çok zaman takip etmişimdir.
devamını gör...

geçen gün yaşadığım ve ardından panik atak geçirmeme sebep olan olay. bir anda kendi bedenim benim bedenim değilmiş; vücudum, kollarım benim değilmiş gibi hissettim. sanki başka bir dünyadanmışım da bu bedene hapsolmuşum gibi, bir ekrandan yaşanan olayları izliyormuşum gibi bir his. biliyorum anlatması çok zor. ama bir o kadar da korkutucu ve değişik bir his.
kendimi çıldıracak ya da delirecekmişim gibi hissettim. kalp krizi geçiriyorum sandık bi' an. sonucunda kendimi hastanede buldum. bir sakinleştirici iğne beni kendime getirdi.
aman diyim siz çok düşünmeyin.
devamını gör...

gider uyurum, aç kalırım.
devamını gör...

t: kul hakkı nedir öğrenememiş cahil insan örneği.
devamını gör...

aşık olduğum kitaplara bir yenisi daha eklendi. bir anne olduğum için mi beni bu kadar etkiledi bilmiyorum ama çok sevdim. evlilik dışı hamile kalan bir kadının bebeğine yazdığı mektuplardan oluşuyor kitap. sırf bu yüzden herkes -erkek kadın ayırmadan herkes- okuyabilir bu kitabı. siz daha annenizin karnındayken onun size yazdığı mektuplar gibi düşünebilirsiniz. buradaki kadın ne kadar kariyer sahibi bir kadın olsa da her hamilelik süreci kendi içinde çalkantılar barındırır. tüm anneler böyle duygular yaşamıştır diyebilir miyiz? ya da yaşamışsa bile bunları dile getirecek kadar cesur olmuş mudur? daha doğmadan annenizin size karşı bu kadar dürüst olması size ne hissettirirdi? doğmaktan vazgeçer miydiniz yoksa yine de iyisiyle kötüsüyle bu hayatı yaşar mıydınız? kısa, akıcı ama muhteşem bir kitap. mutlaka okuyun.


kitabın pek çok baskısı var. elimde olanda ise isim doğmamış bir çocuğa mektup. ve bence en güzel kapak bu baskıya ait. kitap şu an yine can yayınları tarafından kısamodern serisi kapsamında basılıyor.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ve işte birkaç alıntı.



..., o hep beklenen yarının aslında dün olduğunu birden kavramaya hazır mısın?



gerçeklerin en korkuncunu görmedin daha; dünya değişir ve hep aynı kalır.



yüzyıllar, bin yıllar geçti dünya kurulalı, ama insanlar hâlâ belirsiz bir yarına inanarak çocuk yapıyorlar, çocuklarının kendilerinden daha iyi bir yaşam süreceğini umarak.



yaşamı sürdürebilmek şiddetin ta kendisi.


yalnızca çok ağlamış olanlar yaşamı tüm güzelliği içinde algılayabilir, keyifle gülebilirler.
devamını gör...

muhabir arkadaşın bir suçu olmadığı durumdur. yöneticilerinden aldığı emir genelde bu şekildedir. (bkz: osuruktan teyare) bir kanaldır cnn türk, vatandaşın sorunlarını gözlemlemek istiyorsanız gerçekten özgür habercilik yapan nice tv kanalı, nice youtube kanalı vardır.
devamını gör...

belki de yaşadığı, yetiştiği ortamdan öğrendiği budur? inancının isteği budur belki?
geri kafalılık... sen bunu yazarken ilerde mi sanıyorsun kendini?
devamını gör...

1. başlık falso. böyle başlık açılmaz. olması gereken ilgili girinin kafa sözlük moderasyonu ya da kafa sözlük başlıklarına yazılmasıydı.
2. giride tam 3 tane yazım yanlışı, 2 anlatım bozukluğu, 8 noktalama yanlışı var.* genel anlamda paragraf herhangi bir bütünlük teşkil etmiyor. herhalde bir ilkokul öğrencisi düşüncelerini yazıya dökmek konusunda daha başarılı olabilirdi. böyle yazı da yazılmaz.
3. işbu giri de dahil olmak üzere böyle bir başlık, doğası gereği sözlük formatına uygun tanım içeremez. zira başlı başına yanlış.

"kafa sözlük", ismiyle müsemma, bir interaktif sözlük. ve bir zamanlar çok popüler olan formatsız sözlüklerin aksine bir kurallar dizisi de söz konusu. aksini isteyen insanlar için inci sözlük gibi opsiyonlar hala açık. değerli yazara bu tür platformları öneriyorum. ayrıca ne yalan söyleyeyim ben moderatör olsam; şu başlığı komple siler, yazarı da çaylak ederdim. profilini henüz incelemedim ama olayı tam anlamamış olsa gerek herhalde.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

daha önceki yazılarımı okuyup da bu entrye denk gelen yazar dostum için öncelikle tolstoy hastası olduğum anlaşılmıştır diye düşünüyorum. açıkçası sivastopol’da yazarın ilk eserlerinden birisi olmasına rağmen benim okuma sıramda sona denk gelen eserlerden birisidir. açıkçası yazarın yaşlılık dönemi eserlerinden gençliğine doğru gitmek daha enteresan oluyor. karakterin nerden nereye evrildiğini görmek çok çarpıcı. neyse lafı uzatmadan kitaba geçelim.

her zaman olduğu gibi bu kitabı da iş bankası kültür yayınlarının hasan ali yücel klasikleri dizisi altında mazlum beyhan çevirisi ile okumayı tercih ettim. bu arada mazlum beyhan ın başka çevirilerini de okuma fırsatı bulmuş birisi olarak kendisine saygımı bir kez daha buradan belirtmek isterim. bu arada kitap sadece 196 sayfadan oluşurken içerisinde aralıkta sivastopol, mayısta sivastopol, 1855 ağustosunda sivastopol bölümlerini barındırmaktadır.

açıkçası ilk defa tolstoy un bir kitabından istediğim etkiyi alamadım. sanırım nedeni en başta da belirttiğim tersten okuma sıram. tolstoy bu kitabında savaş ortamını oldukça gerçekçi ve derinlemesine yansıtmayı tercih etmiş. ancak bunu bireyler üzerinden, daha doğrusu onların üzerindeki etkilerinden yola çıkarak yapıyor. bir de şu var, tostoy un anlattığı olaylar bize yabancı değil, en azından babası asker olan benim gibi birisi için savaş, askerlik kavramları gözümü korkutacak kadar büyük şeyler değil. 90 lı yıllarda çocuktum ama babamın her an ölme ihtimalini kanıksamıştım.

özetle okuyun, güzel anlatmış tolstoy başkan.
devamını gör...

attila ilhan olabilir bu insan
“aysel git başımdan seni seviyorum”
(bkz: aysel git başımdan)
devamını gör...

bir hafta diyet yapıp tartıda aynı kiloyu görmek. yahu 100 gram da olsa bir haftada artı veya eksi fark olmaz mı? resmen diyeti bırakmam için beni sabote ediyor ama bu sefer bırakmayacağım, hadi bakalım hodri meydan.*
devamını gör...

ananı da al gitt dünyanın en güzel küfürlerinden biridir. 78 milyona aynı anda küfretmeyi bilmiştir beyefendiler
devamını gör...

cemil meriç, kendini; “yazar ve hocayım. başlıca işim düşünmek ve düşündüklerimi cemiyete sunmaktır” diye tanımlayan özgün bir fikir adamıdır. 1916 hatay doğumludur, 3 haziran 1987 de vefat etmiştir.

ilk telif eseri balzac üzerine küçük bir incelemeydi. hint edebiyatı(1964) daha sonra bir dünyanın eşiğinde başlığıyla iki kez daha basıldı.saint simon,ilk sosyolog ilk sosyalist,1967’de çıktı.1974’den sonra yayımlanan kitapları şunlardır:
bu ülke(1974), umrandan uygarlığa(1974), mağaradakiler(1978), kırk ambar(1980), bir facianın hikayesi,(1981), işık doğudan gelir(1984), kültürden irfana(1985).
fransız edebiyatından yaptığı çevirilerin yanı sıra, uriel heyd'in ziya gökalp, türk milliyetçiliğinin temelleri (1980), thornton wilder'in köprüden düşenler (1981) ve maxime rodinson'un batı'yı büyüleyen islam (1983) adlı eserlerini de türkçeye kazandırdı.

kendisinden bazı alıntılar;


''her yüzyılda birkaç kişi düşünür, diğerleri ise onların düşündüğünü düşünür.''

"benim trajedim şu bir kaç satırda: sevebileceklerim dilsiz, dilimi konuşanlarla konuşacak lakırdım yok. yani, dilimle, zevklerimle, heyecanlarımla, yarımla 'büyük doğu' kadrosundanım. düşüncelerimle, inançlarımla 'yön'e yakınım. bu bir kopuş, bir parçalanış."

"sol, geniş kalabalıkların refahını, ışığa kavuşturulmasını, fizik ve moral kalkınmasını ister. sabırsızdır, gençtir. zafer uğrunda birçok fedakarlıkları göze alır. tecrübesizdir. devrimin ve büyük reformların bütün haksızlıklara son vereceğine inanır.

sağ, sayıya değil değere önem verir. daha önce kazanılmış hakların devamını ister. kalabalıkları yok sayar, vesayet bulundurulmalarına taraftardır. yerleşmiş kuvvetlerle oynanmasına razı olmaz, karamsardır. devrimlerin faydadan çok zarar getireceğine inanırlar.

insan, bazı bahislerde sağdır, bazılarında sol. bu itibarla bu kelimeleri aşmak lazım."

"anlıyorum ki, zalim ve kıyıcı bir gerçekten kurtulmanın tek çaresi, reel dünyadan kitaplar dünyasına sığınmak."

"izmler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir."
devamını gör...

imza isteyen hayranları yüzünden sakladık biz onu. *
endişeye mahal yok. kendisi her an her yerde olma kabiliyetine sahiptir.

(bkz: eyluling bizi gizliden izliyor)
devamını gör...

bu sonucun pek sağlam kaynaklardan çıktığını düşünmüyorum. okumuştum böyle bir yazı ardından araştırma yaptığımda aslında böyle bir gen aktarımı olmadığı belli oldu. zekayı belirleyen genleri 500 kadar diye belirliyor bilim insanları ve sadece anneden geldiğine dair bir durum yoktur. zekanın genetiği genellikle yumurta döllendikten sonra olan varyantlarla belirleniyor. tabi çevre faktörü, ebeveyn davranışları, anne sütü, annenin beslenmesi gibi daha birçok faktör var. sadece anneden çocuklara geçen mitokondriyal dna dır. zeka genlerinin hepsinin de mitokondriyal dna da olduğuna dair bir bilgiye rastlamadım.
devamını gör...


(bkz: cem yılmaz) ın yazıp (bkz: ali taner baltacı) ile beraber yönettiği 2008 yapımı bilim kurgu ve fantastik,komedi türünde filmdir.
imdb puanı 7,4'tür. gora filminin devamı olarak düşünülse de başlı başına ayrı bir filmdir diyor cem yılmaz.
filmin oyuncuları:
(bkz: cem yılmaz), (bkz: özge özberk), (bkz: ozan güven),(bkz: zafer algöz), (bkz: hasan kaçan), (bkz: nil karaibrahimgil).

cem yılmaz ın (bkz: arif ışık) karakterini canlandırdığı filmde yine cem yılmaz'ın canlandırdığı (bkz: komutan logar) 1 milyon yıl önceye yani taş devrine yolluyor. gurbet acısıyla yanıp tutuşan arif memleketine dönebilmenin yollarını arıyor. bu sırada yerli halkla karşılaşıyor. yerli halka bikdiklerini öğreterek zamanı hızlandırmaya çalışıyor. arif yerli halkı mevcut medeniyet düzeyine çıkarmaya çalışırken bir yandan da yerli halkla düşman olan ve yerli halka göre güçlü olan kabile arifin yeniliklerini ortadan kaldırıyor. arif yaptıkça kötü kabile yıkıyor. arif çeku'nun ( arifin zaman yolculuğu yapmadan önce eşi) aşkına ve gurbet acısına daha fazla dayanamayıp kolasına maça giriyorlar. bildiğimiz 11'e 11 futbol oynuyorlar. maçı kazanan hem kola alır hem de karşı tarafa sataşmayı bırakır. maçı zar zor da olsa kazanan arif ışık ve yerli halk terli terli soğuk buz gibi kolalarını içerken çeku zaman makinasıyla gelir. arifi alır tekrar yaşadığı zamana götürür.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim