basiret
arapça "basar" yani görmek sözcüğünden gelir. basiret, insanın sadece gözüyle görmemesi kalp gözüyle de görebilmesidir. insanın kalp gözüyle, br şeyi anlaması, kavraması ve idrak etmesi anlamına gelir. basiret, uzağı görüş sağgörü, seziş anlamlarına da gelir
ayrıca dilimizde, gerçeği kavrayamama ve ileriyi görememe, doğru karar verememe anlamına gelen basireti bağlanmak deyimi de yer alır.
ayrıca dilimizde, gerçeği kavrayamama ve ileriyi görememe, doğru karar verememe anlamına gelen basireti bağlanmak deyimi de yer alır.
devamını gör...
sma hastalarına yardım kampanyaları
moderasyon tarafından üstte tutulmasını rica ettiğim başlık.
daha yakın zamanda bir evladımızı kaybettik zaten; birini daha kaybetmeyelim lütfen.
(bkz: up)
daha yakın zamanda bir evladımızı kaybettik zaten; birini daha kaybetmeyelim lütfen.
(bkz: up)
devamını gör...
entellerin küfür dağarcığının dar olması
sözlükte bir entel muhabbeti var ki sormayın! bir kavram bu kadar mı zemininden koparılır!
bunun bir de arkadaşları var; sol, solcu, solcu entel.
demişler ki sizin göreviniz işbu içeriğine vâkıf olmadığınız ne olduğu hakkında en ufak bilginizin ve nihayetinde fikrinizin olmadığı kavramları kullanmak!
bunlar da marifet bellemişler, entel aşağı entel yukarı! laf ola beri gele
diyorlar ki siz enteller ne anlarsınız küfretmekten!
vallahi ben anlamam entelden entelektüelden!
günlük hayatımda da yeri gelir küfrederim*. fakat yazı dilindeki küfürlü ifadeleri de hoş karşılamam.
işte enteller de küfürlü ifadeleri pek tabi biliyorlardır da kullanmak istemiyor olabilirler. olsun o kadar bi zahmet değil mi?
bunun bir de arkadaşları var; sol, solcu, solcu entel.
demişler ki sizin göreviniz işbu içeriğine vâkıf olmadığınız ne olduğu hakkında en ufak bilginizin ve nihayetinde fikrinizin olmadığı kavramları kullanmak!
bunlar da marifet bellemişler, entel aşağı entel yukarı! laf ola beri gele
diyorlar ki siz enteller ne anlarsınız küfretmekten!
vallahi ben anlamam entelden entelektüelden!
günlük hayatımda da yeri gelir küfrederim*. fakat yazı dilindeki küfürlü ifadeleri de hoş karşılamam.
işte enteller de küfürlü ifadeleri pek tabi biliyorlardır da kullanmak istemiyor olabilirler. olsun o kadar bi zahmet değil mi?
devamını gör...
josef stalin
çocukluğumuzun efsane ansiklopedisi olan meydan larouse'da kendisi ile ilgili şöyle bir bilgi mevcuttur:
"lenin vasiyetinde stalin'in partinin başına geçmesini istemiyordu."
başka bir söze gerek yok bence. türkiye'de halen bu herifi savunanlar var ya ben bir de onlara yanıyorum. ayrıca, başka kaynaklar isterseniz:
(bkz: the death of stalin)
(bkz: iki diktatörlük altında: stalin ve hitler'in mahkumu (kitap))
"lenin vasiyetinde stalin'in partinin başına geçmesini istemiyordu."
başka bir söze gerek yok bence. türkiye'de halen bu herifi savunanlar var ya ben bir de onlara yanıyorum. ayrıca, başka kaynaklar isterseniz:
(bkz: the death of stalin)
(bkz: iki diktatörlük altında: stalin ve hitler'in mahkumu (kitap))
devamını gör...
rurouni kenshin (yazar)
değer verdiği yazarlar hakkında tamamen kendi tarzını yansıtan uzun inceleme yazıları ile meşhur, türk anime karakteri, kezban paris'te, istanbul beyefendisi, yazar, at ve psikopattır.
benimle ilgili yazdığı değerli giri sözlük yazarları tarafından yanlış yorumlanmış, çok üzücü. ilgili yazar çalışma arkadaşımdır, uzun süredir bir proje hakkında beraber çalışıyoruz. hatta onu buraya sürükleyen bendim. mesai saatlerinde farklı işler ile ilgilendiğini ispatlar, işten atılmasını sağlayabilirim diye düşünmüştüm, olmadı. tehdit etti beni, sözlükte herkeklerle gelinliğini giyip mesajlaştığını herkeslere söylerim dedi. bühühü.
kendisi tek başına iş yavaşlatma eylemidir. size zahmet şu dosyayı x bey'in masasına koyar mısınız derseniz şirket sahibi olan değil mi diye sorar. zaten şirkette başka bir x bey yok derseniz, emin olmak istiyorum sadece der ve ekler. bu dosyayı koyacağım değil mi? o dosya, x bey, şirket tarihi ve beynin vücudu oha nasıl hareket ettirebildiği ile ilgili tüm bilgileri alır, detaycıdır, garanticidir. ancak ikna olmaz dosyayı götürmez.
kimseyi kıramayan, oldukça kibar, sahiden sözlük geyiklerine bu şekilde malzeme olamayacak kadar düzgün bir insandır. ha beni isterseniz boynuma bir tasma takıp kabataş meydanında dizlerimin üzerinde vura vura gezdirin, bunu hem hakediyorum hem de sahiden çok hoşuma gider. bu ortamda birini linç etmek mi istiyorsunuz? beni edin! birini sözlük geyiklerine mi malzeme edeceksiniz? yine beni edin! bana kötü davranın efendiler! vurun banaaa.
evet. çok sevdiğim değerli yazarımızı buradan sevgi ve saygı ile selamlıyorum. hasta olduğunuz 1 ay boyunca her gün soran vefalı bir psikopattır. böyle insanları kırmamak lazım.
beni kırın.
benimle ilgili yazdığı değerli giri sözlük yazarları tarafından yanlış yorumlanmış, çok üzücü. ilgili yazar çalışma arkadaşımdır, uzun süredir bir proje hakkında beraber çalışıyoruz. hatta onu buraya sürükleyen bendim. mesai saatlerinde farklı işler ile ilgilendiğini ispatlar, işten atılmasını sağlayabilirim diye düşünmüştüm, olmadı. tehdit etti beni, sözlükte herkeklerle gelinliğini giyip mesajlaştığını herkeslere söylerim dedi. bühühü.
kendisi tek başına iş yavaşlatma eylemidir. size zahmet şu dosyayı x bey'in masasına koyar mısınız derseniz şirket sahibi olan değil mi diye sorar. zaten şirkette başka bir x bey yok derseniz, emin olmak istiyorum sadece der ve ekler. bu dosyayı koyacağım değil mi? o dosya, x bey, şirket tarihi ve beynin vücudu oha nasıl hareket ettirebildiği ile ilgili tüm bilgileri alır, detaycıdır, garanticidir. ancak ikna olmaz dosyayı götürmez.
kimseyi kıramayan, oldukça kibar, sahiden sözlük geyiklerine bu şekilde malzeme olamayacak kadar düzgün bir insandır. ha beni isterseniz boynuma bir tasma takıp kabataş meydanında dizlerimin üzerinde vura vura gezdirin, bunu hem hakediyorum hem de sahiden çok hoşuma gider. bu ortamda birini linç etmek mi istiyorsunuz? beni edin! birini sözlük geyiklerine mi malzeme edeceksiniz? yine beni edin! bana kötü davranın efendiler! vurun banaaa.
evet. çok sevdiğim değerli yazarımızı buradan sevgi ve saygı ile selamlıyorum. hasta olduğunuz 1 ay boyunca her gün soran vefalı bir psikopattır. böyle insanları kırmamak lazım.
beni kırın.
devamını gör...
crispr cas9 enzimi
crıspr insan dna’sındaki genlerin tıpkı bilgisayara yazı yazar gibi kes-kopyala-yapıştır yöntemiyle yeniden düzenlenmesini sağlıyor.nasıl bilgisayarda word kelime işlemcisi varsa, genetik biliminde de crıspr cas9 gen işlemcisi vardır. bu enzim insan dna’sında bulunan genetik alfabedeki harfleri silmeye ve yeni harfler eklemeye izin vermektedir.cas9 enzimi sayesinde kök hücre tedavisinde önemli gelişmeler kaydedeceğiz. örneğin, laboratuarda karaciğer yetmezliğine karşı sağlıklı karaciğer hücreleri klonlayacak ve ardından biyoprinterda kendimize sağlıklı bir karaciğer basacağız.
buradan
dipnot: kopyala yapıştır yaptım çünkü sayfadaki yazıyı da ben yazdım linçlemeyin.
buradan
dipnot: kopyala yapıştır yaptım çünkü sayfadaki yazıyı da ben yazdım linçlemeyin.
devamını gör...
yavru kedilerime isim buluyoruz kampanyası
fikret, gayret, saffet.
devamını gör...
saçı kazıtmak
bugün yaptırdığım olay. şöyle jason statham'a benzemek isterken atakan özyurt'un saçlarını kazıttığı haline benzedim.
şaka bir yana, sınava hazırlanan herkese tavsiye ederim. çünkü kitaba bakarken elinizi saçınıza götürdüğünüzde o telin kopup sayfanın üzerine düşmesi odak noktanızı dersten başka yöne kaydırıyor. kazıtın, kafanız rahat olsun. ki zaten pandemiden dolayı hep evdeyiz. sınav maratonu bitince yine uzun uzun takılırsınız.
şaka bir yana, sınava hazırlanan herkese tavsiye ederim. çünkü kitaba bakarken elinizi saçınıza götürdüğünüzde o telin kopup sayfanın üzerine düşmesi odak noktanızı dersten başka yöne kaydırıyor. kazıtın, kafanız rahat olsun. ki zaten pandemiden dolayı hep evdeyiz. sınav maratonu bitince yine uzun uzun takılırsınız.
devamını gör...
her aferine koşan tazının bacağı çabuk kırılır
güzel laflara ve iltifatlara kanarak olur olmaz yerlerde "gaza gelmenin" kişinin başına hoş olmayan işler açacağını anlatan cümle.
devamını gör...
yalan
hayatın bir gerçeğidir. bazen bir kurtarıcıdır, bazen nefret edilesidir.
konuşacak pek bir konunuz olmadığı biriyle mecburi bir muhabbete girdiyseniz konuşmayı bitirmek için başvuracağınız yoldur ayrıca.
konuşacak pek bir konunuz olmadığı biriyle mecburi bir muhabbete girdiyseniz konuşmayı bitirmek için başvuracağınız yoldur ayrıca.
devamını gör...
wings (kısa film)
bir casey mcdonald kısa animasyon filmidir.

herkesin kalbinin en derinlerinde sakladığı ve kimseye göstermek istemediği bir hayali ve bir korkusu vardır. bazı durumlarda, hatta aslında birçok durumda bu hayal ve korku birbirini tetikleyebilecek şeylerdir.
insanoğluna verilen en büyük hediye ve insanoğlunun elini kolunu bağlayan en büyük lanet umuttur. ve bu hediyeye, lanete o kadar bağımlıyız ki bazen umut ederken sınırları belirlemekte zorlanabiliyoruz.
yine hayalleri ve umutları sınırsız tutmak ve imkansız gibi görünse de onları gerçekleştirmek için çabalamak en iyi yaşama yöntemidir.
aklımızda tutmamız gereken şeylerden bir tanesi hayatımızı doğru bildiğimiz şeyleri yaparak geçirmeye gayret etmek zorunda olduğumuzdur. korkularımızı alt edip doğruya ve iyiye meyledersek hayatımızın kurgusu buna göre şekil alacaktır. en azından büyük ihtimalle öyle olacaktır.
mesela küçük bir fare iseniz ve en büyük tutkunuz bir gün uçabilmekse hayatınıza kast edebileceğini düşündüğünüz birine yardımcı olma şansı karşınıza çıktığında cesaretinizi toplayın ve doğru olduğunu düşündüğünüz şey neyse onu yapın. hayat size bunun karşılığını öyle ya da böyle verecektir.
wings

herkesin kalbinin en derinlerinde sakladığı ve kimseye göstermek istemediği bir hayali ve bir korkusu vardır. bazı durumlarda, hatta aslında birçok durumda bu hayal ve korku birbirini tetikleyebilecek şeylerdir.
insanoğluna verilen en büyük hediye ve insanoğlunun elini kolunu bağlayan en büyük lanet umuttur. ve bu hediyeye, lanete o kadar bağımlıyız ki bazen umut ederken sınırları belirlemekte zorlanabiliyoruz.
yine hayalleri ve umutları sınırsız tutmak ve imkansız gibi görünse de onları gerçekleştirmek için çabalamak en iyi yaşama yöntemidir.
aklımızda tutmamız gereken şeylerden bir tanesi hayatımızı doğru bildiğimiz şeyleri yaparak geçirmeye gayret etmek zorunda olduğumuzdur. korkularımızı alt edip doğruya ve iyiye meyledersek hayatımızın kurgusu buna göre şekil alacaktır. en azından büyük ihtimalle öyle olacaktır.
mesela küçük bir fare iseniz ve en büyük tutkunuz bir gün uçabilmekse hayatınıza kast edebileceğini düşündüğünüz birine yardımcı olma şansı karşınıza çıktığında cesaretinizi toplayın ve doğru olduğunu düşündüğünüz şey neyse onu yapın. hayat size bunun karşılığını öyle ya da böyle verecektir.
wings
devamını gör...
yazarların favori peynir markaları
muratbey.
devamını gör...
bayram temizliği
sözlükte ben ve sevgili @bengaripsengüzeldünyaumutlu tarafından 2-3 gündür yapılandır. ne zamandır temizlenmiyorsa artık, ovalıyorum ovalıyorum çıkmıyor! bizi bu hallere düşüren utanır mı hiç sanmam.
(bkz: overlok makinası ayağınıza geldi)
(bkz: overlok makinası ayağınıza geldi)
devamını gör...
normal sözlük köy okuluna kitap yardımı etkinliği
duygulandıran.
+1 ile mutlaka yanınızda olduğum.
+1 ile mutlaka yanınızda olduğum.
devamını gör...
akedük
su üzerinde olan viyadüklere akedük denir. burada ake, latince "aqua=su" kelimesinden, ductus "ileten, nakleden"kelimelerinden gelir. ayrıca (bkz: viyadük)
devamını gör...
three billboards outside ebbing missouri
geçenler de yayın açıp arkadaşlarımla aynı anda izledik bu filmi. dikkat! izlediyseniz okumaya devam ediniz zira:
eşinden şiddet görmesinin de etkisi olacak ki, başrol annemiz üzgün, depresif bi modla gündelik hayatını yaşarken kızı evden çıkmadan önce kavga ederler ve “bu evde yaşayacağıma tecavüze uğramayı tercih ederim” minvalinde bi cümle kullanır. bunun üstüne sinirlenen fakat umursamaz görünen anne: “umarım tecavüze uğrarsın” der. kızı ile kurduğu son iletişimin bu olduğunu bilmeksizin. *
başrol annenin ondokuz yaşındaki kızı tecavüz edilerek öldürülür. yedi ay boyunca bu davaya bakılır fakat zanlı bulunamaz, sonuç elde edilemez.
başrolün yerinde kim olsa psikolojik olarak çökerdi diye düşünüyorum çünkü evlat acısı hiç bir şeye benzemez. keşke ben ölsem dersin.
başrol karakterimiz kızının davasının adalete kavuşmadan kapanmasını kabullenmez ve olaylar gelişir.
filmde annemizin günah keçisi ilan ettiği polis ise kanserle mücadelesinin son evresindedir. mükemmel bir gün yaşatır ailesine. eve dönüp herkesi uyuttuktan sonra ailesinin aklında “güzel anılarla” kalmak, her geçen gün daha da sürünmemek ve ailesini daha da üzmemek adına intihar eder.
bu kısım da bana dokundu. adama o kadar hak verdim ki. karısı her ne kadar onu sevse de acı çekicekti eşinin durumu ilerledikçe. nitekim çok cesur bi eylem. takdir ettim. ben olsam bencillik yapar, son anıma kadar sevdiklerimle kalmak isterdim.
ucu açık ve tatmin etmeyen bi sonla bitti. yarıdamı kesildi acaba diye baktım, yuuoo kesilmemiş. ikinci filmi de yok. sevemedik sonunu ama yine de insanı dumura uğratan güzel bi drama idi. zaman ayırmanıza değicek bir film.
imbd: 8,1.
eşinden şiddet görmesinin de etkisi olacak ki, başrol annemiz üzgün, depresif bi modla gündelik hayatını yaşarken kızı evden çıkmadan önce kavga ederler ve “bu evde yaşayacağıma tecavüze uğramayı tercih ederim” minvalinde bi cümle kullanır. bunun üstüne sinirlenen fakat umursamaz görünen anne: “umarım tecavüze uğrarsın” der. kızı ile kurduğu son iletişimin bu olduğunu bilmeksizin. *
başrol annenin ondokuz yaşındaki kızı tecavüz edilerek öldürülür. yedi ay boyunca bu davaya bakılır fakat zanlı bulunamaz, sonuç elde edilemez.
başrolün yerinde kim olsa psikolojik olarak çökerdi diye düşünüyorum çünkü evlat acısı hiç bir şeye benzemez. keşke ben ölsem dersin.
başrol karakterimiz kızının davasının adalete kavuşmadan kapanmasını kabullenmez ve olaylar gelişir.
filmde annemizin günah keçisi ilan ettiği polis ise kanserle mücadelesinin son evresindedir. mükemmel bir gün yaşatır ailesine. eve dönüp herkesi uyuttuktan sonra ailesinin aklında “güzel anılarla” kalmak, her geçen gün daha da sürünmemek ve ailesini daha da üzmemek adına intihar eder.
bu kısım da bana dokundu. adama o kadar hak verdim ki. karısı her ne kadar onu sevse de acı çekicekti eşinin durumu ilerledikçe. nitekim çok cesur bi eylem. takdir ettim. ben olsam bencillik yapar, son anıma kadar sevdiklerimle kalmak isterdim.
ucu açık ve tatmin etmeyen bi sonla bitti. yarıdamı kesildi acaba diye baktım, yuuoo kesilmemiş. ikinci filmi de yok. sevemedik sonunu ama yine de insanı dumura uğratan güzel bi drama idi. zaman ayırmanıza değicek bir film.
imbd: 8,1.
devamını gör...
goriot baba
honore de balzac'ın 1834'de aylık olarak yayınlanmaya başlayan ve 1842'de tam olarak yayınlanan romanı. sadece fransız realizminin değil, 19.yüzyıl fransız edebiyatının en meşhur örneklerinden biridir*. balzac'ın 100'e yakın eserden oluşan insanlık komedyası serisinin scènes de la vie privée (özel hayattan sahneler) bölümündedir.
romanın başkarakteri goriot baba değil, köyden paris'e hukuk okumaya gelen eugène de rastignac'tır. derslerinde başarılı olmanın haricinde, paris yüksek sosyetesine girme hayalleri kuran genç rastignac katıldığı balolarda goriot baba'nın iki kızı ile tanışır. romanın ana konusu mantıksız bir seviyeye çıkan baba sevgisidir. goriot baba, kızları için bütün serveti harcarken kızları damatlarının bahanesiyle onu terketmektedir. goriot baba da en sonunda vahından ölür*. aslını söylemek gerekirse sonsuza dek süren girişi ve klişe konusu ile sıkıcı gözükebilir. bundan mütevellit bu kitabın neden bu kadar meşhur olduğunu sorabilirsiniz. balzac, baba goriot'nun hikayesinin arka fonunda, paris sosyetesini ve şehrin bütün sosyal sınıflarını anlatmaktadır. hatta anlatmaktan çok betimelemek de diyebiliriz. en fakir proleteryadan, yüksek sosyetenin parçası yüksek burjuvazi ve büyük soylulara kadar paris sosyetesinin bütün sosyal gruplarını değinir balzac. bu anlatım da sonradan fransız realizminin imzası haline gelecek olan bir edebi stil ile yapılmaktadır: her sosyal grup kendi sosyal çevresine yerleştirilir yani her sosyal grup bir mekan ile özdeşleştirilir. o yüzden bir bakıma sadece paris halkının değil, paris'in kendisinin de bir betimlemesidir.
söylediklerim ile pek alakası yok lakin kitapta beni en çok etkilemiş söz söyledir:
« vous saurez alors ce qu’est le monde, une réunion de dupes et de fripons. ne soyez ni parmi ni parmi les autres. ». "o zaman dünyanın ne olduğunu bileceksiniz: saflarla dolandırıcıların bir buluşması. siz ne saf, ne de dolandırıcı olun."
romanın başkarakteri goriot baba değil, köyden paris'e hukuk okumaya gelen eugène de rastignac'tır. derslerinde başarılı olmanın haricinde, paris yüksek sosyetesine girme hayalleri kuran genç rastignac katıldığı balolarda goriot baba'nın iki kızı ile tanışır. romanın ana konusu mantıksız bir seviyeye çıkan baba sevgisidir. goriot baba, kızları için bütün serveti harcarken kızları damatlarının bahanesiyle onu terketmektedir. goriot baba da en sonunda vahından ölür*. aslını söylemek gerekirse sonsuza dek süren girişi ve klişe konusu ile sıkıcı gözükebilir. bundan mütevellit bu kitabın neden bu kadar meşhur olduğunu sorabilirsiniz. balzac, baba goriot'nun hikayesinin arka fonunda, paris sosyetesini ve şehrin bütün sosyal sınıflarını anlatmaktadır. hatta anlatmaktan çok betimelemek de diyebiliriz. en fakir proleteryadan, yüksek sosyetenin parçası yüksek burjuvazi ve büyük soylulara kadar paris sosyetesinin bütün sosyal gruplarını değinir balzac. bu anlatım da sonradan fransız realizminin imzası haline gelecek olan bir edebi stil ile yapılmaktadır: her sosyal grup kendi sosyal çevresine yerleştirilir yani her sosyal grup bir mekan ile özdeşleştirilir. o yüzden bir bakıma sadece paris halkının değil, paris'in kendisinin de bir betimlemesidir.
söylediklerim ile pek alakası yok lakin kitapta beni en çok etkilemiş söz söyledir:
« vous saurez alors ce qu’est le monde, une réunion de dupes et de fripons. ne soyez ni parmi ni parmi les autres. ». "o zaman dünyanın ne olduğunu bileceksiniz: saflarla dolandırıcıların bir buluşması. siz ne saf, ne de dolandırıcı olun."
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
farklı illerde kamp yapıp fotoğraflar çekmek, çizim yapmak ve deniz kabuğu boyamak.
devamını gör...

