duşa çıplak giren insan
takım elbiseyle mi giriliyor normalde
devamını gör...
sözlükte cahil yazar artışı
cahilliği tayin ya da tespit edecek dayanak noktası olduğunu düşünen yazar beyanı.
devamını gör...
türk insanının atatürk ile osmanlı'yı ayrı ayrı benimsemesi
türk insanının tarihini kendi çabasıyla okuyup öğrenmeyi zahmet olarak görmesinden ve tarihini tarihçilerden değil de genelde dincilerden öğrenmeye kalkmasından kaynaklıdır.
ideoloji yobazlarını da unutmamak gerek.
ideoloji yobazlarını da unutmamak gerek.
devamını gör...
book frenzy
üniversite yıllarında uygulamaya başladığım ve hala da zaman zaman yaptığım movie frenzy etkinliği ile eşzamanlı başlattığım etkinliktir.
book frenzy’nin movie frenzy’den daha keyifli olduğunu söyleyebilirim. tek günlük bir etkinlik olan book frenzy’yi gerçekleştirmek için kişinin ihtiyaç duyacağı şeyler bir günlük bir zaman dilimi, yeterli miktarda para ve boş bir sırt çantasıdır.
bu etkinlik için ufak bir ön çalışma olarak şehirdeki kitapevleri ve sahaflar belirlenirse daha az yorulmak mümkün olacaktır.
book frenzy için özellikle sahafları gezmeye başlıyoruz mümkün olan en erken saatte. ve beğendiğimiz kitapları satın alarak sırt çantası dolana kadar bu yolculuğa devam ediyoruz.
her görülen kitabın alınmamasında fayda var elbette çünkü etkinlik sırt çantasının kapasitesi ile sınırlı olacak. gün sonunda yeterince sahaf gezilip sırt çantası tıka basa kitapla dolduktan sonra tercihen sessiz ve tenha bir kafede ganimetler elden geçirilerek book frenzy tamamlanabilir.
insanı yenileyen ve özgür bırakan bir etkinlik olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. kafa sözlük rütbem olan bibliyofil unvanını kazanmayı hak etmemde bu etkinliğin büyük payı olduğunu söyleyebilirim.
book frenzy’nin movie frenzy’den daha keyifli olduğunu söyleyebilirim. tek günlük bir etkinlik olan book frenzy’yi gerçekleştirmek için kişinin ihtiyaç duyacağı şeyler bir günlük bir zaman dilimi, yeterli miktarda para ve boş bir sırt çantasıdır.
bu etkinlik için ufak bir ön çalışma olarak şehirdeki kitapevleri ve sahaflar belirlenirse daha az yorulmak mümkün olacaktır.
book frenzy için özellikle sahafları gezmeye başlıyoruz mümkün olan en erken saatte. ve beğendiğimiz kitapları satın alarak sırt çantası dolana kadar bu yolculuğa devam ediyoruz.
her görülen kitabın alınmamasında fayda var elbette çünkü etkinlik sırt çantasının kapasitesi ile sınırlı olacak. gün sonunda yeterince sahaf gezilip sırt çantası tıka basa kitapla dolduktan sonra tercihen sessiz ve tenha bir kafede ganimetler elden geçirilerek book frenzy tamamlanabilir.
insanı yenileyen ve özgür bırakan bir etkinlik olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. kafa sözlük rütbem olan bibliyofil unvanını kazanmayı hak etmemde bu etkinliğin büyük payı olduğunu söyleyebilirim.
devamını gör...
sami hazinses
gerçek adı samuel agop uluçyan olan, yüzlerce yeşilçam filmlerinde oynamış diyarbakırlı bir ermeni.
ismini değiştirmiş, ermeni olduğunu yıllarca saklamış. bu gerçeği yakın zaman kendisiyle röportaj yapana itiraf etmiş ve bu gerçeği öldükten sonra yazmasını istemiş.
ismini değiştirmiş, ermeni olduğunu yıllarca saklamış. bu gerçeği yakın zaman kendisiyle röportaj yapana itiraf etmiş ve bu gerçeği öldükten sonra yazmasını istemiş.
devamını gör...
12 yaşındaki kızın hayatına son vermesi
küçücük çocukların omzuna hiç taşıyamayacağı sorumluluklar yükleniyor çoğu zaman. tabii bu demek değildir ki her stresli olan çocuk intihar eder. intihar o kadar karmaşık bir konu ki, hele söz konusu çocuklar ise daha karmaşık bir hal alıyor.
bu habere bakacak olursak; anne ve babanın, çocuğun üzerinde oluşturdukları baskı, çocuğu hayal kırıklığına uğratmış olabilir, depresyona sokmuş ve/veya onu öfkelendirmiş olabilir. tabii o öfkeyi de bedenine yansıtıp ani bir kararla böyle bir girişimde bulunmuştur. belki de travma yaşamıştır. direkt ''baba kızdı diye böyle oldu'' demek babayla empati kurdurduğundan kalbimi acıtıyor fakat çocuğun üzerinde ister istemez baskı kurulduğu da bir gerçek.
bundan sonrasında neler yapılmalı peki biraz da bilgim dahilinde ona bakalım; türkiye'de ve dünyada çocuklarda en çok görülen intihar yaş aralığı 15-19 olarak kaydedilmiş. fakat ne yazık ki bu yaş 9'a da düşmekte, bu örnekte gördüğümüz gibi 12 olarak da görülmekte. ilk olarak, çocukla güvenilir bir ilişki kurmak çok önemli. her şeyinde onu korkutmamak, kısıtlamamak gerekiyor. tabii ki devir kötü ve aileler çocuğunu koruma içgüdüsü duyuyor fakat bu, çocuk üzerinde baskı kurmadan yapmaya çalışılmalı.
ikinci olarak, her şey not ve ders değil! küçücük çocuklara bunun için kızmak hatta psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamak, geri alamayacağınız büyük sorunlara yol açabilir. disiplin adı altında çocukta baskı kurulmamalıdır, onlar sadece çocuk. konuşarak anlatmaya çalışılmalı bazı şeyler, ve hep konuşulmamalı. çocuğun da konuşmasına izin verilmeli. anlattıkları dinlenmeli ve anlatmadığı şeyler için ısrar edilmemeli. başka bir gün tekrardan tatlı bir şekilde öğrenmek istediğinizi sorabilirsiniz ya da çocuğunuzda bir sorun olduğunu, bazı şeyleri içine attığını düşünüyorsanız psikoloğa da götürebilirsiniz.
üçüncü olarak, bir çocuğun intiharı düşündüğü; ölüm veya intihar hakkında sıklıkla konuşmasından, aile ve arkadaş çevresinden uzaklaşmasından, suçlu-değersiz hissetmesinden, depresyona girmesinden anlaşılabilir. tekrar belirtme ihtiyacı duyuyorum, bu tarz şeyleri gösteren herkes intihar edecek diye bir şey mümkün değil, zaman zaman hepimiz yaşıyoruz çünkü. fakat çocukta bu şeyler gözlemlendiğinde daha dikkatli davranmak, önlem almak ve psikoloğa götürmekte kesinlikle fayda var.
bu habere bakacak olursak; anne ve babanın, çocuğun üzerinde oluşturdukları baskı, çocuğu hayal kırıklığına uğratmış olabilir, depresyona sokmuş ve/veya onu öfkelendirmiş olabilir. tabii o öfkeyi de bedenine yansıtıp ani bir kararla böyle bir girişimde bulunmuştur. belki de travma yaşamıştır. direkt ''baba kızdı diye böyle oldu'' demek babayla empati kurdurduğundan kalbimi acıtıyor fakat çocuğun üzerinde ister istemez baskı kurulduğu da bir gerçek.
bundan sonrasında neler yapılmalı peki biraz da bilgim dahilinde ona bakalım; türkiye'de ve dünyada çocuklarda en çok görülen intihar yaş aralığı 15-19 olarak kaydedilmiş. fakat ne yazık ki bu yaş 9'a da düşmekte, bu örnekte gördüğümüz gibi 12 olarak da görülmekte. ilk olarak, çocukla güvenilir bir ilişki kurmak çok önemli. her şeyinde onu korkutmamak, kısıtlamamak gerekiyor. tabii ki devir kötü ve aileler çocuğunu koruma içgüdüsü duyuyor fakat bu, çocuk üzerinde baskı kurmadan yapmaya çalışılmalı.
ikinci olarak, her şey not ve ders değil! küçücük çocuklara bunun için kızmak hatta psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamak, geri alamayacağınız büyük sorunlara yol açabilir. disiplin adı altında çocukta baskı kurulmamalıdır, onlar sadece çocuk. konuşarak anlatmaya çalışılmalı bazı şeyler, ve hep konuşulmamalı. çocuğun da konuşmasına izin verilmeli. anlattıkları dinlenmeli ve anlatmadığı şeyler için ısrar edilmemeli. başka bir gün tekrardan tatlı bir şekilde öğrenmek istediğinizi sorabilirsiniz ya da çocuğunuzda bir sorun olduğunu, bazı şeyleri içine attığını düşünüyorsanız psikoloğa da götürebilirsiniz.
üçüncü olarak, bir çocuğun intiharı düşündüğü; ölüm veya intihar hakkında sıklıkla konuşmasından, aile ve arkadaş çevresinden uzaklaşmasından, suçlu-değersiz hissetmesinden, depresyona girmesinden anlaşılabilir. tekrar belirtme ihtiyacı duyuyorum, bu tarz şeyleri gösteren herkes intihar edecek diye bir şey mümkün değil, zaman zaman hepimiz yaşıyoruz çünkü. fakat çocukta bu şeyler gözlemlendiğinde daha dikkatli davranmak, önlem almak ve psikoloğa götürmekte kesinlikle fayda var.
devamını gör...
minnet beklemeden yardım eden insan
gözümde o insandan daha iyisi yoktur. yardım ederken kendini mahcup hissetmemen için elinden gelen her şeyi yapar asla yardımını esirgemez ve genellikle içinin güzelliği dışına vurur.*
devamını gör...
normal sözlük bağımlılığı
öncelikle bağımlılık ne demek onu irdelemek gerekiyor. bağımlılık bir maddeye eşyaya kişiye bir varlığa veya sözlüğe duyulan önlenemez istektir. sözlüğe kayıt olduğumdan beri ne dizi izleyebiliyorum ne kendime vakit ayırabiliyorum çünkü burada çok eğleniyorum çok öğreniyorum kendimi sözlükten uzak tutamıyorum tutmaya da çalışmıyorum sizde bu durumdaysanız eğer tebrikler kafa sözlük bağımlısı olmuşsunuz. ayrıca kafa sözlüğe duyulan isteğe kafa sözlük bağımlılığı denir. iyi sözlükler efenim.
devamını gör...
ben malım demenin alternatif yolları
"bizim zamanımızda bu imkanlar yoktu, kıymetini bilin." tarzındaki cümleler ile acıtasyon yapanlar ben malım demese de olur... ulan kardeşim banane senin zamanından? şuan benim zamanımdayız ve artık hiçbir şey eskisi gibi değil. artık yıldım gerçekten böyle saçma sapan konuşmalardan. bizi bi salın çok sayın amcalar, teyzeler, dayılar, dedeler, nineleer. sizin yaşadığınız yoklukların sorumlusu biz gençler değiliz!
devamını gör...
insanlardaki nezaket eksikliği
ağır otur da molla desinler gibi bir havası var yurdum insanının. kaba olmayı, gülmemeyi, şakalaşmamayı ya da ne bileyim en ufak ''teşekkür ederim''i bile söylememeyi ağırlık, hatta onların gözüyle ''erkek adamlık'' olarak görüyor çoğu kişi. gerçi yanlış anlaşılmasın, nezaketsizlik erkeklere özgü değil, kadınlarda da çok fazla görülüyor, dediğim gibi yurdum insanının yaygın özelliği bu.
ülkedeki kaba hareketlere, saygısızlığa, sıramın alınmasına falan o kadar alışmışım ki, en ufak teşekkür ederim sözü ya da ne bileyim gülümseyerek söylenen günaydın sözü bile içimi sıcacık yapıyor, tüm gün o olayı düşünüyorum. mesela bir keresinde aldığım kıyafeti yerine koyunca oradaki personel bana teşekkür etmişti. teşekkür edilecek bir şey yapmamıştım halbuki fakat belki de o personel o kadar kaba ve düşüncesiz hareketlerle karşılaşıyor ki, benim zaten yapmam gereken şeyi yaptığımı gördüğünde bunu bir kibarlık olarak algıladı ve teşekkür etme gereği duydu.
ülkedeki kaba hareketlere, saygısızlığa, sıramın alınmasına falan o kadar alışmışım ki, en ufak teşekkür ederim sözü ya da ne bileyim gülümseyerek söylenen günaydın sözü bile içimi sıcacık yapıyor, tüm gün o olayı düşünüyorum. mesela bir keresinde aldığım kıyafeti yerine koyunca oradaki personel bana teşekkür etmişti. teşekkür edilecek bir şey yapmamıştım halbuki fakat belki de o personel o kadar kaba ve düşüncesiz hareketlerle karşılaşıyor ki, benim zaten yapmam gereken şeyi yaptığımı gördüğünde bunu bir kibarlık olarak algıladı ve teşekkür etme gereği duydu.
devamını gör...
ingiltere'den bir takım alma ihtimalim var
payam vay amca payam vay, geyi döneceyim.
yoksa baslayım ingilteyesine.
yoksa baslayım ingilteyesine.
devamını gör...
erkeklerin tahammül edilemeyen hareketleri
hiçbir şeyi kafaya takmıyormuş gibi umursamaz davranmaları. asla tahammül edilemiyor.
devamını gör...
ağzı laf yapan insan
(bkz: laf ebesi)
devamını gör...
orgazmdan daha zevkli anlar
uzun süredir tutulan çişi özgürlüğüne kavuşturmak.
devamını gör...
prens
hayatımı mahvetmiş kitap. 16. yüzyılın 2. çeyreğinde göçüp gitmiş adamı 21. yüzyılda savunmakla geçti ömrüm. kitabı üstünkörü okuyan niccolo machiavelli gömüyor hatta daha beteri yanlış anladığı durumu övüyor. kitapta sözü geçen her şey bu kitap yazılmadan çok daha önce uygulanan şeylerdi zaten ki machiavelli de bundan kaynaklı olarak bu çıkarımları yapabilmiştir. ideal olana ulaşmak için gereken şey durum tespiti yapabilmektir ve bu kitap açıkça bir durum tespitidir aslında ve hatta yergi olarak bile kabul edilebilir ki zaten jean-jacques rousseau bu eserin bir yergi olduğunu belirtmiştir. rousseau du contrat social ou principes du droit politique 'de aşağı yukarı şöyle diyor:
"machiavel était un honnête homme et un bon citoyen : mais attaché à la maison de médicis il était forcé dans l’oppression de sa patrie de déguiser son amour pour la liberté. le choix seul de son exécrable héros manifeste assez son intention secrète et l’opposition des maximes de son livre du prince à celles de ses discours sur tite-live et de son histoire de florence démontre que ce profond politique n’a eu jusqu’ici que des lecteurs superficiels ou corrompus. la cour de rome a sévèrement défendu son livre, je le crois bien ; c’est elle qu’il dépeint le plus clairement.
(edition de 1782)
("machiavelli was a proper man and a good citizen; but, being attached to the court of the medici, he could not help veiling his love of liberty in the midst of his country's oppression. the choice of his detestable hero, cesare borgia, clearly enough shows his hidden aim; and the contradiction between the teaching of the prince and that of the discourses on livy and the history of florence shows that this profound political thinker has so far been studied only by superficial or corrupt readers. the court of rome sternly prohibited his book. ı can well believe it; for it is that court it most clearly portrays.")
yani şu şekilde ifade edebiliriz bunu; bu kitap hükümdarlara ders vermek adı altında halkı nasıl yönetildiklerine karşı uyarma amacı güdüyor. machiavelli, bu zulmün altında ezilmiş olan halkı uyandırma çabasında. bu düşünceye sahip olan yalnızca rousseau değil elbette, baruch spinoza, denis diderot, francis bacon ve pek çok isim bu hususta görüşler ortaya koymuştur. hatta şunu da not düşmek gerekir il principe'in anahtar kitaplar yayınevinden çıkan baskısının arka kapağında da özellikle not düşülmüştür bu durum hakkında ve alıntılara yer verilmiştir. bütün bu ironiyi anlamamakta diretmek için kör olmak gerekiyor. esasında okuyan çoğu insanın çok yanlış anladığı bir eser. ki yine toplum sözleşmesinin başka bir bölümünde rousseau prens/hükümdar kitabının cumhuriyetçilerin kitabı olduğuna dair benzer cümleler kullanmıştır:
c’est ce que samuel représentait fortement aux hébreux ; c’est ce que machiavel a fait voir avec évidence. en feignant de donner des leçons aux rois il en a donné de grandes aux peuples. le prince de machiavel est le livre des républicains.
("this is what samuel put strongly before the hebrews, and what machiavelli has clearly shown.
he professed to teach kings; but it was the people he really taught. his prince is the book of republicans.")
eh ama zaten kendisi de il principe'de diyor:
"herkes, seni göründüğün gibi algılar, sadece bazıları gerçekte ne olduğunu tecrübe ederler."
"machiavel était un honnête homme et un bon citoyen : mais attaché à la maison de médicis il était forcé dans l’oppression de sa patrie de déguiser son amour pour la liberté. le choix seul de son exécrable héros manifeste assez son intention secrète et l’opposition des maximes de son livre du prince à celles de ses discours sur tite-live et de son histoire de florence démontre que ce profond politique n’a eu jusqu’ici que des lecteurs superficiels ou corrompus. la cour de rome a sévèrement défendu son livre, je le crois bien ; c’est elle qu’il dépeint le plus clairement.
(edition de 1782)
("machiavelli was a proper man and a good citizen; but, being attached to the court of the medici, he could not help veiling his love of liberty in the midst of his country's oppression. the choice of his detestable hero, cesare borgia, clearly enough shows his hidden aim; and the contradiction between the teaching of the prince and that of the discourses on livy and the history of florence shows that this profound political thinker has so far been studied only by superficial or corrupt readers. the court of rome sternly prohibited his book. ı can well believe it; for it is that court it most clearly portrays.")
yani şu şekilde ifade edebiliriz bunu; bu kitap hükümdarlara ders vermek adı altında halkı nasıl yönetildiklerine karşı uyarma amacı güdüyor. machiavelli, bu zulmün altında ezilmiş olan halkı uyandırma çabasında. bu düşünceye sahip olan yalnızca rousseau değil elbette, baruch spinoza, denis diderot, francis bacon ve pek çok isim bu hususta görüşler ortaya koymuştur. hatta şunu da not düşmek gerekir il principe'in anahtar kitaplar yayınevinden çıkan baskısının arka kapağında da özellikle not düşülmüştür bu durum hakkında ve alıntılara yer verilmiştir. bütün bu ironiyi anlamamakta diretmek için kör olmak gerekiyor. esasında okuyan çoğu insanın çok yanlış anladığı bir eser. ki yine toplum sözleşmesinin başka bir bölümünde rousseau prens/hükümdar kitabının cumhuriyetçilerin kitabı olduğuna dair benzer cümleler kullanmıştır:
c’est ce que samuel représentait fortement aux hébreux ; c’est ce que machiavel a fait voir avec évidence. en feignant de donner des leçons aux rois il en a donné de grandes aux peuples. le prince de machiavel est le livre des républicains.
("this is what samuel put strongly before the hebrews, and what machiavelli has clearly shown.
he professed to teach kings; but it was the people he really taught. his prince is the book of republicans.")
eh ama zaten kendisi de il principe'de diyor:
"herkes, seni göründüğün gibi algılar, sadece bazıları gerçekte ne olduğunu tecrübe ederler."
devamını gör...
ruhsar
dün gece geç saatlerden beri aklıma takılan, sabaha karşı uyuduğum halde uykumun neredeyse her anını paylaştığım nedim dizelerinde geçen sözcük:
"haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana
mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana"
aman tanrım, adamdaki inceliğe bakar mısınız? nezaket ki, kendisi zaten soyut bir kavramdır, işte o nezaket bile tekrar uzun uğraşlarla inceltilip sevgilinin boyu bosu oluyor, şarap da süzüle süzüle öyle bir renk alıyor ki, tam sevgilinin yanağının rengini alıyor.
sevgilinin 'ruhsar'ı, yani yanağı öyle bir renk ki, en nadide şaraplar bile sevgilinin yanağının rengiyle aşık atamaz efendim. şiirin devamında şair sevgilisini övmelere devam ededursun, başka bir şair ondan yüz küsur yıl önce yaşamış fuzuli nam büyük şair, bakalım ruhsar sözcüğünü nece kullanmış:
"gül-i ruhsârına karşı gözümden kanlı akar su
habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı"
ah! yine yanak ve yine renk. amma bu sefer yanak şaraba değil güle benzetilmiş. sevgilinin, gülün o tatlı pembeliği içindeki yanağına karşı, şairin de gözlerinden bu yanak rengiyle aynı renkte kanlı gözyaşları dökülüyormuş.
(bu beyitten ne edebi sanatlar bulunur, edebiyat öğretmenlerinin ne çok sevdiği bir beyittir bu, bir bilseniz.) beyitimize döner isek, şairimiz sevgilinin yanağının rengine karşın, ona ulaşamamanın ızdırabı içinde ağlamakta, gözlerinden akan kanlı gözyaşları, ilkbaharda coşkun akan ırmaklara karışmakta, ırmağın rengi bile, şairin gözyaşlarının rengiyle bulanmaktadır.
ah mine'l-aşk! sen nelere kadirsin!
-işbu girdi, sözlükte son zamanlarda 'aşk' ilen ilgili çok fazla yorumun dikkat çekmesinden kelli, rüyalara bile tasallut etmesinden mütevvellit yazılmıştır. ilgilenenlere duyurulur.
"haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana
mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana"
aman tanrım, adamdaki inceliğe bakar mısınız? nezaket ki, kendisi zaten soyut bir kavramdır, işte o nezaket bile tekrar uzun uğraşlarla inceltilip sevgilinin boyu bosu oluyor, şarap da süzüle süzüle öyle bir renk alıyor ki, tam sevgilinin yanağının rengini alıyor.
sevgilinin 'ruhsar'ı, yani yanağı öyle bir renk ki, en nadide şaraplar bile sevgilinin yanağının rengiyle aşık atamaz efendim. şiirin devamında şair sevgilisini övmelere devam ededursun, başka bir şair ondan yüz küsur yıl önce yaşamış fuzuli nam büyük şair, bakalım ruhsar sözcüğünü nece kullanmış:
"gül-i ruhsârına karşı gözümden kanlı akar su
habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı"
ah! yine yanak ve yine renk. amma bu sefer yanak şaraba değil güle benzetilmiş. sevgilinin, gülün o tatlı pembeliği içindeki yanağına karşı, şairin de gözlerinden bu yanak rengiyle aynı renkte kanlı gözyaşları dökülüyormuş.
(bu beyitten ne edebi sanatlar bulunur, edebiyat öğretmenlerinin ne çok sevdiği bir beyittir bu, bir bilseniz.) beyitimize döner isek, şairimiz sevgilinin yanağının rengine karşın, ona ulaşamamanın ızdırabı içinde ağlamakta, gözlerinden akan kanlı gözyaşları, ilkbaharda coşkun akan ırmaklara karışmakta, ırmağın rengi bile, şairin gözyaşlarının rengiyle bulanmaktadır.
ah mine'l-aşk! sen nelere kadirsin!
-işbu girdi, sözlükte son zamanlarda 'aşk' ilen ilgili çok fazla yorumun dikkat çekmesinden kelli, rüyalara bile tasallut etmesinden mütevvellit yazılmıştır. ilgilenenlere duyurulur.
devamını gör...
ya annen ya ben diyen eş
yanlış insanla evlendiğinizi size gösteren eştir.
devamını gör...
evinizde bulunmasından en çok keyif aldığınız eşya
yatağım* ve puf minderim.
devamını gör...
amazon
dünyanın en uzun nehirlerinden bir tanesi.
jeff bezosun şirketine bu ismi vermesinin sebebi ise sözlükte şirketine isim ararken bu kelimenin hoşuna gitmesi ve a harfi ile başlayan bir ismin internet aramalarında daha avantajlı olacağını dusunmesidir.
jeff bezosun şirketine bu ismi vermesinin sebebi ise sözlükte şirketine isim ararken bu kelimenin hoşuna gitmesi ve a harfi ile başlayan bir ismin internet aramalarında daha avantajlı olacağını dusunmesidir.
devamını gör...
manoel francisco dos santos
namı diğer garrincha. brezilyalılara pele mi büyük? garrincha mı? diye sorarsanız alacağınız cevap çok hoşunuza gider. pele büyüktür ama garrincha daha büyüktür. bunun en önemli nedeni ise bu adamın tabiri caizse tek başına 1962 dünya kupasını kaldırmış olmasıdır. zaten dünya üzerinde bu tarz bir performansı sadece (!) maradona da görebilirsiniz. ha pele mi? o garrincha ile birlikte 1958 dünya kupasını kaldırdı. 1962'de ise sakatlandı ve herkesin kararlar bağladığı dönemde ortaya ''küçük kuş'' çıktı. küçük kuş garrincha'nın lakabıdır bu arada.
peki neden pele dünya yıldızı oldu da garrincha sadece brezilyalıların gözünde büyük olarak kaldı? diye sorarsanız, bu hikayenin tüm ayrıntılarını, ruy castro'nun yazdığı'' garrincha: the triumph and tragedy of brazil's forgotten footballing hero'' adlı kitapta bulabilirsiniz.
ama özetle şu söylenebilir ki, garrincha keyif adamıdır. sahada eğlence için bulunur. hatta botafogo taraftarları, onun rakiplerini sirk maymununa çevirdiğini söyler ki, bunun sebebi de şu; adam aynı adamı defalarca çalımlar hıncını alamazsa bir kaç kere daha madara edermiş. kalecileri geçer topu çizgi de tutar, defans oyuncularının hamle yapmasını beklermiş. yani özetle adam eğlenmek için oynamış futbolu. seyirciyi de eğlendirmiş ama lakaytlığı başına bela olmuş. hayat hikayesi ise cidden trajiktir, futbolun hikaye kısmına da ilginiz varsa muhakkak okuyun derim. cidden büyük futbolcuymuş ve hikayesini okurken insan cidden üzülüyor. tabi beni tanıyanlar muhakkak tahmin edeceklerdir, evet kendisi ile sohbet imkanım olmuştu onu da ayrıca yazarım *
küçük kuşun cenazesinde mahşeri bir kalabalık varmış ve şöyle bir pankart açılmış; ''garrincha sen herkese gülmeyi öğrettin; oysa şimdi herkes senin için ağlıyor.''
eeee böyle adamların arkasından herkes ağlar lakin ağlayanların kahir ekseriyetinin gözünde başkaları kahramandır. bu da işin dramatik kısmı...
peki neden pele dünya yıldızı oldu da garrincha sadece brezilyalıların gözünde büyük olarak kaldı? diye sorarsanız, bu hikayenin tüm ayrıntılarını, ruy castro'nun yazdığı'' garrincha: the triumph and tragedy of brazil's forgotten footballing hero'' adlı kitapta bulabilirsiniz.
ama özetle şu söylenebilir ki, garrincha keyif adamıdır. sahada eğlence için bulunur. hatta botafogo taraftarları, onun rakiplerini sirk maymununa çevirdiğini söyler ki, bunun sebebi de şu; adam aynı adamı defalarca çalımlar hıncını alamazsa bir kaç kere daha madara edermiş. kalecileri geçer topu çizgi de tutar, defans oyuncularının hamle yapmasını beklermiş. yani özetle adam eğlenmek için oynamış futbolu. seyirciyi de eğlendirmiş ama lakaytlığı başına bela olmuş. hayat hikayesi ise cidden trajiktir, futbolun hikaye kısmına da ilginiz varsa muhakkak okuyun derim. cidden büyük futbolcuymuş ve hikayesini okurken insan cidden üzülüyor. tabi beni tanıyanlar muhakkak tahmin edeceklerdir, evet kendisi ile sohbet imkanım olmuştu onu da ayrıca yazarım *
küçük kuşun cenazesinde mahşeri bir kalabalık varmış ve şöyle bir pankart açılmış; ''garrincha sen herkese gülmeyi öğrettin; oysa şimdi herkes senin için ağlıyor.''
eeee böyle adamların arkasından herkes ağlar lakin ağlayanların kahir ekseriyetinin gözünde başkaları kahramandır. bu da işin dramatik kısmı...
devamını gör...