üniversite aşkı
aşk demeyelim ona çünkü aşk bir kere olur. hoşlanma diyelim, sevgi diyelim.
gelelim konuya. henüz üniversiteye başlamadığım için bilemeyeceğim bir durumdur. eğer başlarsam ve olursa editlerim.
bir öğretmenin şöyle derdi : 'üniversite kantinini görmeden kimseye söz vermeyin'.
gelelim konuya. henüz üniversiteye başlamadığım için bilemeyeceğim bir durumdur. eğer başlarsam ve olursa editlerim.
bir öğretmenin şöyle derdi : 'üniversite kantinini görmeden kimseye söz vermeyin'.
devamını gör...
hiç bilinen türk ressam olmaması
(bkz: nuri iyem)
(bkz: komet)
(bkz: taner ceylan)
(bkz: malik aksel)
(bkz: mehmet güleryüz)
(bkz: aliye berger)
(bkz: abidin dino)
(bkz: ibrahim çallı)
(bkz: nurullah berk)
(bkz: komet)
(bkz: taner ceylan)
(bkz: malik aksel)
(bkz: mehmet güleryüz)
(bkz: aliye berger)
(bkz: abidin dino)
(bkz: ibrahim çallı)
(bkz: nurullah berk)
devamını gör...
ataol behramoğlu
bilincin ve vicdanın sesi
bugün katıldığım bir kitap fuarında bu şekilde anons edildi değerli şair. şiir sever olmamak ne mümkün böyle şairleri görünce. hemen bir kaç satır bir şeyler okuyasın geliyor. şiir ile arası olmayan ben, şiir kitaplarına nasıl düştüm, çıkamadım içinden. yaptığı söyleşide en belirgin kullandığı iki ifade vardı. umudunu kaybetme, iyimser ol... yalnız iyimserliğini bilgiye dayandır.
yıllar önce aydınlarla birlikte kaldığı cezaevinde, buradan çıkamayacağız diyenlere, deme öyle karamsar olup moral bozma, içinden çıkamıyorsan çözüm üret demeyi ihmal etmemiş bu cesur yürekler.
söyleşi derken öyle tek taraflı konuşmayı sevmezmiş şairimiz. interaktif bir konuşmaydı beklentisi. herkesin arasına karışıp, sorun bana ne istiyorsunuz?
hangi şiirimi okuyayım? sorun yahu! ne tatlı samimiyet! önce ses seda çıkmadı sonra insanlar bir açıldı pir açıldı. soran sorana.. tatlı mı tatlı bir çocuk ele geçirdi mikrafonu, kaç tane şiirin var? bu masum soruya cevap geçikmedi. çokk..çook.. saymadım ki?
şair; genci, yaşlısı herkese içten hitabı ile iyimserliğini bulaştırdı. ne güzel insanlar yaşar bu memlekette diye düşünmeme sebep oldu. bir mücadelenin ve vicdanın sesi olan bu güzel şairimize bir kitap imzalatmak üzerimize vazife oldu.

aydınlık güzel günlere...

öğreneceğiz yürümeyi...
bugün katıldığım bir kitap fuarında bu şekilde anons edildi değerli şair. şiir sever olmamak ne mümkün böyle şairleri görünce. hemen bir kaç satır bir şeyler okuyasın geliyor. şiir ile arası olmayan ben, şiir kitaplarına nasıl düştüm, çıkamadım içinden. yaptığı söyleşide en belirgin kullandığı iki ifade vardı. umudunu kaybetme, iyimser ol... yalnız iyimserliğini bilgiye dayandır.
yıllar önce aydınlarla birlikte kaldığı cezaevinde, buradan çıkamayacağız diyenlere, deme öyle karamsar olup moral bozma, içinden çıkamıyorsan çözüm üret demeyi ihmal etmemiş bu cesur yürekler.
söyleşi derken öyle tek taraflı konuşmayı sevmezmiş şairimiz. interaktif bir konuşmaydı beklentisi. herkesin arasına karışıp, sorun bana ne istiyorsunuz?
hangi şiirimi okuyayım? sorun yahu! ne tatlı samimiyet! önce ses seda çıkmadı sonra insanlar bir açıldı pir açıldı. soran sorana.. tatlı mı tatlı bir çocuk ele geçirdi mikrafonu, kaç tane şiirin var? bu masum soruya cevap geçikmedi. çokk..çook.. saymadım ki?
şair; genci, yaşlısı herkese içten hitabı ile iyimserliğini bulaştırdı. ne güzel insanlar yaşar bu memlekette diye düşünmeme sebep oldu. bir mücadelenin ve vicdanın sesi olan bu güzel şairimize bir kitap imzalatmak üzerimize vazife oldu.

aydınlık güzel günlere...

öğreneceğiz yürümeyi...
devamını gör...
çeviri
edebiyatta yeri çok ayrıdır. yabancı yazarların eserlerini kendi dilinizde hakkıyla okuyabilmek, yazarın vermek istediklerini yakalayabilmek için iyi bir çeviriden dolayısıyla iyi bir çevirmenden okumak çok çok önemlidir. ayrıca yazıldığı dilden yapılan çeviriler her zaman daha makbuldür. kısacası o kitabı dilinizde vezir de rezil de edebilecek kişi çevirmendir.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
son günlerde sözlük genelinde bulunan gergin ortam sebebiyle, sözlüğün bir yazarı olarak bu başlığa yazma sorumluluğu hissettim.
benim gözümde kafa sözlük, çeşitli diğer sözlük yönetimlerinin yanlış politikaları ve yazar kalitesinin düşüklüğünden dem vurarak ortaya çıkmış; bir tepkinin somutlaştırılmış hali. lakin bu yalnızca çıkışı, ilerleyişinde yine bu yolu izlemek zorunda değil. bazen düzeni sağlamak için yanlış yapmak da gerekir.
yönetimin yaptığı büyük bir iş var ortada. gerek yoldaş'ın almış olduğu radikal kararın güçlüğü, iko'nun teknik anlamda yaptıkları olsun, gerek diğer moderasyon ekibinin kendi alanlarındaki sorumluluklarını yerine getirmesi olsun. bunların hepsine saygı duyuyorum. duymadığım gün burada olmam zaten.
ama gel görelim, sözlükteki huzur ortamını korumak adına taviz verdikleri davranışlar huzursuzluğun asıl sebebi. evet, teoride burası düşüncelerimizi özgürce ifade edebileceğimiz ve günlük hayatın stresinden uzak vakit geçirebileceğimiz bir sanal ortam. ütopik anlamda çok güzel olsa da, realiteye döndüğümüzde anlaşmazlıklar ve taşkınlıklar hep yaşanır. bence tahammül sınırlarını biraz daha aşağı çekmeli, aman tadımız kaçmasın davranışlarını sürdürmemeliler.
eğer bu şekilde davranılırsa eleştiri yağmuruna tutulacak, evet. kendi eleştirdikleri zihniyetten bir farkları kalmayacak, hayır. orada bir duracaksınız işte. diğer platformlarda görünmezden hallice olup, sesini duyuramayan kimseler, burada küçük de olsa bir kitlenin yazdıklarını okuduğunu, yer yer beğendiğini ve hatta interaktif ilişkilere girdiğini görünce şımarıp hadsizlik yapıyorlar. her şeyin bir sınırı var. kaç yaşında insanlara hak ve özgürlüğün tanımını yazacak değiliz sonuçta.
burada mevzubahis fikir ayrılıkları yaşanması ve bu konuda ortaya çıkan zıtlıklar değil. bunlar özgür düşüncenin güzel yanları zaten. burada olay, moderasyonun sabrının denenmesi. arkadaşlar, siz sanıyor musunuz ki bu insanların sınırını görüp, ona göre sınırlarda geziyorsunuz? siz o sınıra her yaklaştığınızda, nirengi biraz daha yukarıya çıkıyor. nafile çabalarınız yalnızca sözlük yazarlarının göz zevkini bozuyor, o kadar. insan yerine konulup tepki aldınız diye ateşi harlayıp durmayın. yangınlar içinde uyanırsınız.
sözlük, evet güzel sözcük. bu konuda da birkaç sözüm var.
şimdi öncelikle burası bir sözlük, yani her ne kadar etkileşim halinde olan bir sözlük olup yazarların güzel düşünceleri, anıları ve yorumlarına yer veriliyor olsa da temel amaçlarından biri de bilgi platformu olarak kullanılmaya açık olması. eğer her dilediğinizi, dilediğiniz jargonla ifade edebileceğiniz bir ortam hayaliniz varsa bulunduğunuz muhitlerin kıraathaneleri, ucuz publarına ya da evinin kapısını aralayıp dışarıya çıkacak kadar bile özgüveniniz yoksa forumlar başta olmak üzere bu amaca hizmet eden siber platformlara yönelebilirsiniz.
moderasyonun daha büyük bir kitleye hitap etmek istemesini nedeniyle bazı şeyleri haddinden fazla tolere ettiği açık. haklılar çünkü buraya büyük bir emek vermişler/veriyorlar ve haliyle emeklerinin layık olduğu karşılığı da somut olarak görmek istiyorlar. insanların iyi niyetini suistimal etmeyin. şu kafadaki insanların içten içe aşağılanmaya ve baskı görmeye eğilimli olduğunu izah etmek istemiyorum. ki inanın ederim, yapmayın.
gelelim küfür hususuna. küfür etmeden alttan alttan birbirini hakaret yağmuruna tutan çok insan var. hatta ben de bu yazarlardan biriyim. nefret söylemi, birkaç küfürden çok daha kötü bu konuda anlaşalım. iki taviz verirseniz üçüncüsünü isteyecek, görmezden gelseniz tepenize çıkacak şebeklerin eğlencesi olmayın. değmez, değmiyor. hiçbir zaman da değmeyecek.
e madem öyle, madem böyle durumlar da var, neden yasak? şimdi küfür etmek yasak evet, harika. küfür, işte bu seviyesizler yüzünden yasak. bildikleri küfür ve hakaretleri çıkardığınızda on yedi kelimeden oluşan dağarcıklarıyla cümle kurup kendilerini ifade etmeleri oldukça zorlaşan ilgili kitlenin bundan rahatsızlık duymasının yegane sebebi de bu. ben de isterim yeri geldiğinde rahat rahat küfür kullanabileyim ama işte bazen katı kurallar almak gerekiyor. bu ülkede samimiyet çizgilerinden ve sağlıklı iletişimden bihaber, hödük gelmiş hödük gidecek insan sayısı hiç de azımsanacak düzeyde değil. o yüzden yasak.
önünüze gelen emekçiye alenen hakaret edemezsiniz. o insanlar sizin yazdıklarınızı görüyor, belki aralarında konuşuyor ve uygun olan dönüte beraber karar veriyorlar. sağda solda anasına sövseniz gıkı çıkmayan site yöneticileri var ya, rahat olduklarından değil; onların gözünde karıncadan farksız olduğunuzdan tepkisiz kalıyorlar. yazdıklarınızın hiçbirinden haberdar bile değiller. burada gördüğünüz değer burnunuzu o kadar kaldırmasın.
en nihayetinde bir sanal ortam deyip umursamayanlarınız da, buraya herhangi bir siteden daha çok değer verenleriniz de elbet vardır. değer gördüğünüz yerde saltanatınız yoktur arkadaşlar. onun bir parçasısınızdır ve sizi bütünün içinde gören bir topluluğa karşı bu kadar duyarsız olmamak gerekir. bilirsiniz, kan gitmeyen kol kangren olur. kangren de kesip atılır. sonra sağda solda gözyaşlarınızla mektuplar yazarsınız da dönüp okuyan olmaz.
"küçük, sevimli bir tatil kasabası" diyoruz ya... en iyi ihtimalde biter sizin tatil, önceki değer görmediğiniz ve varlığınızın bir anlam ifade etmediği yerlerde karalamaya devam edersiniz. size yalnızca bir sayı gözüyle bakmayan herkese temel seviyede de olsa bir saygınız olsun. yoksa bir yazar eksik, bir yazar fazla. "kafa" rahatlar.
saygılarımla.
benim gözümde kafa sözlük, çeşitli diğer sözlük yönetimlerinin yanlış politikaları ve yazar kalitesinin düşüklüğünden dem vurarak ortaya çıkmış; bir tepkinin somutlaştırılmış hali. lakin bu yalnızca çıkışı, ilerleyişinde yine bu yolu izlemek zorunda değil. bazen düzeni sağlamak için yanlış yapmak da gerekir.
yönetimin yaptığı büyük bir iş var ortada. gerek yoldaş'ın almış olduğu radikal kararın güçlüğü, iko'nun teknik anlamda yaptıkları olsun, gerek diğer moderasyon ekibinin kendi alanlarındaki sorumluluklarını yerine getirmesi olsun. bunların hepsine saygı duyuyorum. duymadığım gün burada olmam zaten.
ama gel görelim, sözlükteki huzur ortamını korumak adına taviz verdikleri davranışlar huzursuzluğun asıl sebebi. evet, teoride burası düşüncelerimizi özgürce ifade edebileceğimiz ve günlük hayatın stresinden uzak vakit geçirebileceğimiz bir sanal ortam. ütopik anlamda çok güzel olsa da, realiteye döndüğümüzde anlaşmazlıklar ve taşkınlıklar hep yaşanır. bence tahammül sınırlarını biraz daha aşağı çekmeli, aman tadımız kaçmasın davranışlarını sürdürmemeliler.
eğer bu şekilde davranılırsa eleştiri yağmuruna tutulacak, evet. kendi eleştirdikleri zihniyetten bir farkları kalmayacak, hayır. orada bir duracaksınız işte. diğer platformlarda görünmezden hallice olup, sesini duyuramayan kimseler, burada küçük de olsa bir kitlenin yazdıklarını okuduğunu, yer yer beğendiğini ve hatta interaktif ilişkilere girdiğini görünce şımarıp hadsizlik yapıyorlar. her şeyin bir sınırı var. kaç yaşında insanlara hak ve özgürlüğün tanımını yazacak değiliz sonuçta.
burada mevzubahis fikir ayrılıkları yaşanması ve bu konuda ortaya çıkan zıtlıklar değil. bunlar özgür düşüncenin güzel yanları zaten. burada olay, moderasyonun sabrının denenmesi. arkadaşlar, siz sanıyor musunuz ki bu insanların sınırını görüp, ona göre sınırlarda geziyorsunuz? siz o sınıra her yaklaştığınızda, nirengi biraz daha yukarıya çıkıyor. nafile çabalarınız yalnızca sözlük yazarlarının göz zevkini bozuyor, o kadar. insan yerine konulup tepki aldınız diye ateşi harlayıp durmayın. yangınlar içinde uyanırsınız.
sözlük, evet güzel sözcük. bu konuda da birkaç sözüm var.
şimdi öncelikle burası bir sözlük, yani her ne kadar etkileşim halinde olan bir sözlük olup yazarların güzel düşünceleri, anıları ve yorumlarına yer veriliyor olsa da temel amaçlarından biri de bilgi platformu olarak kullanılmaya açık olması. eğer her dilediğinizi, dilediğiniz jargonla ifade edebileceğiniz bir ortam hayaliniz varsa bulunduğunuz muhitlerin kıraathaneleri, ucuz publarına ya da evinin kapısını aralayıp dışarıya çıkacak kadar bile özgüveniniz yoksa forumlar başta olmak üzere bu amaca hizmet eden siber platformlara yönelebilirsiniz.
moderasyonun daha büyük bir kitleye hitap etmek istemesini nedeniyle bazı şeyleri haddinden fazla tolere ettiği açık. haklılar çünkü buraya büyük bir emek vermişler/veriyorlar ve haliyle emeklerinin layık olduğu karşılığı da somut olarak görmek istiyorlar. insanların iyi niyetini suistimal etmeyin. şu kafadaki insanların içten içe aşağılanmaya ve baskı görmeye eğilimli olduğunu izah etmek istemiyorum. ki inanın ederim, yapmayın.
gelelim küfür hususuna. küfür etmeden alttan alttan birbirini hakaret yağmuruna tutan çok insan var. hatta ben de bu yazarlardan biriyim. nefret söylemi, birkaç küfürden çok daha kötü bu konuda anlaşalım. iki taviz verirseniz üçüncüsünü isteyecek, görmezden gelseniz tepenize çıkacak şebeklerin eğlencesi olmayın. değmez, değmiyor. hiçbir zaman da değmeyecek.
e madem öyle, madem böyle durumlar da var, neden yasak? şimdi küfür etmek yasak evet, harika. küfür, işte bu seviyesizler yüzünden yasak. bildikleri küfür ve hakaretleri çıkardığınızda on yedi kelimeden oluşan dağarcıklarıyla cümle kurup kendilerini ifade etmeleri oldukça zorlaşan ilgili kitlenin bundan rahatsızlık duymasının yegane sebebi de bu. ben de isterim yeri geldiğinde rahat rahat küfür kullanabileyim ama işte bazen katı kurallar almak gerekiyor. bu ülkede samimiyet çizgilerinden ve sağlıklı iletişimden bihaber, hödük gelmiş hödük gidecek insan sayısı hiç de azımsanacak düzeyde değil. o yüzden yasak.
önünüze gelen emekçiye alenen hakaret edemezsiniz. o insanlar sizin yazdıklarınızı görüyor, belki aralarında konuşuyor ve uygun olan dönüte beraber karar veriyorlar. sağda solda anasına sövseniz gıkı çıkmayan site yöneticileri var ya, rahat olduklarından değil; onların gözünde karıncadan farksız olduğunuzdan tepkisiz kalıyorlar. yazdıklarınızın hiçbirinden haberdar bile değiller. burada gördüğünüz değer burnunuzu o kadar kaldırmasın.
en nihayetinde bir sanal ortam deyip umursamayanlarınız da, buraya herhangi bir siteden daha çok değer verenleriniz de elbet vardır. değer gördüğünüz yerde saltanatınız yoktur arkadaşlar. onun bir parçasısınızdır ve sizi bütünün içinde gören bir topluluğa karşı bu kadar duyarsız olmamak gerekir. bilirsiniz, kan gitmeyen kol kangren olur. kangren de kesip atılır. sonra sağda solda gözyaşlarınızla mektuplar yazarsınız da dönüp okuyan olmaz.
"küçük, sevimli bir tatil kasabası" diyoruz ya... en iyi ihtimalde biter sizin tatil, önceki değer görmediğiniz ve varlığınızın bir anlam ifade etmediği yerlerde karalamaya devam edersiniz. size yalnızca bir sayı gözüyle bakmayan herkese temel seviyede de olsa bir saygınız olsun. yoksa bir yazar eksik, bir yazar fazla. "kafa" rahatlar.
saygılarımla.
devamını gör...
hoşgörü paradoksu
"kötüye yapılan iyilik, iyiliğe yapılan kötülüktür" sözüyle paralel olan teori.
devamını gör...
biryudumkitap
hepimizin, hayatın yoğun koşuşturmacası içerisinde kitap okumaya yeterince vakit ayıramadığımız dönemleri oluyor. biryudumkitap, her sabah saat 08:00’de e-posta kutunuza, çeşitli romanlardan derlenmiş ve birkaç dakikada okuyabileceğiniz pasajlar ve seçkiler gönderen ince ruhlu, sanatsal bir hareket.
uygulama marketlerinde yer alan mobil uygulamaları üzerinden sesli kitap hizmeti de sunuyorlar fakat bildiğim kadarıyla bu servis ücretli.
meraklıları için linkini buraya bırakıyorum.
uygulama marketlerinde yer alan mobil uygulamaları üzerinden sesli kitap hizmeti de sunuyorlar fakat bildiğim kadarıyla bu servis ücretli.
meraklıları için linkini buraya bırakıyorum.
devamını gör...
muhafazakar ailenin kızı olmak
hayat boyu korkuyla yaşamaktır.
güzel bir lise kazanmam için beni sürekli yüreklendiren ve o yola kanalize eden ailem, okula başlamadan önce zaten onlar yüzünden insanları tanıma fırsatı bulamamış olan bana öyle şeyler söylediler ki, kendi yaşıtlarımdan korkuyor, onları sürekli arkamdan iş çevirecek yalancı insanlar olarak görüyordum. bu nedenle lisede arkadaşım olamadı, en iyi arkadaşım ise annemin kafa yapısına uymadı. ve annem o arkadaşımı arayıp benimle arkadaşlık etmemesini söyledi! başkaları bin türlü yalvarmak zorunda kalmadan istediği yere gidebildi. bense tek tük bir yere gittiğim zaman eve ya da yurda dönene dek defalarca kez arandım. sürekli sevgilin olmayacak diye tehdit edildiğim için erkeklerle konuşamadım bile. sonuç olarak 23 yaşına geldiğim halde bir ilişkim olmadı. insanları tanımıyorum. nasıl konuşulması gerektiğini bilmiyorum. en karakteristik özelliğim en olmadık zamanlarda yanlış kelimeler kullanmaktır bu yüzden. bunun sonucunda da insanlar benden hoşlanmıyor. bu durumun tek sorumlusu beni insanlardan uzaklaştıran annemdir. o hala doğruyu yaptığını sanarak kendini ikna ediyor ama benim hayatım mahvoldu. bu yaşıma dek istediğim şeyleri yapamadan bomboş yaşadım. bundan sonrası için ne yapabileceğimi ise artık inanın bilmiyorum.
güzel bir lise kazanmam için beni sürekli yüreklendiren ve o yola kanalize eden ailem, okula başlamadan önce zaten onlar yüzünden insanları tanıma fırsatı bulamamış olan bana öyle şeyler söylediler ki, kendi yaşıtlarımdan korkuyor, onları sürekli arkamdan iş çevirecek yalancı insanlar olarak görüyordum. bu nedenle lisede arkadaşım olamadı, en iyi arkadaşım ise annemin kafa yapısına uymadı. ve annem o arkadaşımı arayıp benimle arkadaşlık etmemesini söyledi! başkaları bin türlü yalvarmak zorunda kalmadan istediği yere gidebildi. bense tek tük bir yere gittiğim zaman eve ya da yurda dönene dek defalarca kez arandım. sürekli sevgilin olmayacak diye tehdit edildiğim için erkeklerle konuşamadım bile. sonuç olarak 23 yaşına geldiğim halde bir ilişkim olmadı. insanları tanımıyorum. nasıl konuşulması gerektiğini bilmiyorum. en karakteristik özelliğim en olmadık zamanlarda yanlış kelimeler kullanmaktır bu yüzden. bunun sonucunda da insanlar benden hoşlanmıyor. bu durumun tek sorumlusu beni insanlardan uzaklaştıran annemdir. o hala doğruyu yaptığını sanarak kendini ikna ediyor ama benim hayatım mahvoldu. bu yaşıma dek istediğim şeyleri yapamadan bomboş yaşadım. bundan sonrası için ne yapabileceğimi ise artık inanın bilmiyorum.
devamını gör...
ağrı'da altın ve gümüş rezervleri tespit edilmesi
ege'nin bergama, soma , alaşehir, ödemiş arasında ve akhisar taraflarına kadar uzanan dağlık bölgelerinde, yoğun pırlanta ormanları tespit edildi hasad çalışmaları 2023 yılında başlanacak , ilk hasad cumhuriyetin 100 yılına yetiştirilecek dendi ...
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
kendini şişleyen tarikatı hatırlayan yok herhalde. bir ara haberlerde -ki bu zaman dilimi doksanlara tekabül eder- orasını burasını şişleyen adamlar peydah olmuştu. kanamazdı yaraları, acıyor gibi de durmazlardı. garip bir olaydı. sesleri yok yıllardır.
devamını gör...
müzik
müzik bir ifade biçimidir bana göre. söylenenlerden hariç hissedilenlerin de ifade edildiği bir alandır. araçtır ayrıca. insanların evrensel anlamda birleştiği, duygudaş olduğu kapsama alanıdır. insanlık tarihinin tanığıdır. hep var olmalıdır.
devamını gör...
nasıl usta yazar olunur sorunsalı
okuyarak , araştırarak ve yaşayıp öğrenerek . aynı zamanda yazarlık insanın içinde de olmalı tabii
devamını gör...
sma kampanya sahiplerine hakaret etmek
bu kampanyalara hakaret etmek kimsenin haddine değildir.
hele ki sizin hiç haddinize değildir fahrettin bey, siz sağlık bakanısınız.
sizin yapmanız gereken insanlarımızın sağlıklı olmaları için çalışmak ve o çocuklarımızın ve ailelerinin hepsine ama hepsine haklarını teslim etmektir.
hele ki sizin hiç haddinize değildir fahrettin bey, siz sağlık bakanısınız.
sizin yapmanız gereken insanlarımızın sağlıklı olmaları için çalışmak ve o çocuklarımızın ve ailelerinin hepsine ama hepsine haklarını teslim etmektir.
devamını gör...
pdf kitap bulabileceğimiz siteler
telegram uygulamasında çok güzel e-kitap grupları var hızlı şekilde ulaşabilir ve çoğu aradığınız kitabı bulabilirsiniz. kitapları elinize alıp dokusuyla her şeyiyle hissederek okumak o kokuyu hissetmek kanlı canlı elinizde taşımak var tabi bir yanda ama diğer yandan şu durum söz konusu bazen kitap okumanız sağlıksal açıdan uygun olmayabilir sizi zorluyor olabilir bu durumda kindle vb. alarak gözünüz yorulmadan kitap okumaya devam edebilirsiniz. elinize aldığınız zaman hissettiğiniz o zevki vermeyebilir ama sonuç olarak kitaplardan uzak kalmamak daha önemlidir kendimce.
devamını gör...
by the sea
devamını gör...




