diyanet'in çok uzun zamandır para ve cinsellik dışında yaptığı yorum.

çok şaşkınım.
devamını gör...

kendi seçiyor bir de haspam..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın sözlük, bugün iyi uyandım ama yine pespaye yine pizzayı kaçta sipariş etsemin en büyük derdim olduğu gündeyim. kötü havalarda bile koşan, smoothiesini içip granola barıyla mutluluk yaşayan insanlara sevgiler saygılar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kadın günlerinin kısır gibi vazgeçilmesi, ortamların yeşilli arananıdır. patır kütür götürülüp yine de doyulmayanıdır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en sevdiğim: suat suna - aramızda uçurumlar buradan
devamını gör...

baştan bir uyarı yapmak isterim, spoiler içeren uzun bir yazı okuyacaksınız. filmi izlemeyen kişiler lütfen okumasın, teşekkürler.

yılların eskitemediği, birden çok izlenebilecek nadir filmlerden biri.

filmi izlemeye başladığım ilk anda, yani filmle ilgili henüz hiçbir fikrim yokken, o minik kuş tüyünün forrest'ın ayağının ucuna düşmesi ve onu alıp elindeki çantasına koyması bana kendi anı kutumu hatırlatmıştı. bir gün ben de önüme çıkan her şeyi saklayan biri olur muyum diye düşünmüştüm. o kuş tüyünün neyi ifade ettiğini filmin sonunda anladım, üzücüydü.

jenny ile arasındaki ilişki bana herkesin herkese öğretebileceği bir şeylerin olabileceğini düşündüren ilk deneyimlerimden biriydi sanırım, deneyim denirse tabii. herkes birilerinden bir şey öğrenebilir ve bence insanlar bir şeyler öğrendikleri ve öğretebildikleri kişilerin yanında daha huzurlu ve mutludur.

forrest'ın koşmaya başladığı ilk anda insanların hayatında her zaman var olan ama farkında olamadıkları engeller geliyor akla. bu engelleri görmek bazen uzun yıllar sürüyor, bazen hiç göremiyoruz. engellerden kurtulmak, özgür olmak için bazen çok sevdiğimiz ya da bizi çok seven birinin iki kelimesi ya da minicik bir dokunuşu yeterli olabiliyor.

jenny'nin forres'ta sen sevgi nedir bilmiyorsun dediği an sevgiyi bilmeyen forrest mı yoksa kendini normal olarak addeden bizler miyiz diye düşünmeden edemiyor insan. çünkü sanırım çoğu insan saf sevgiyi genç yaşında unutmaya başlıyor. hem zeki bir adam olmasa da sevginin ne olduğunu çok iyi biliyor forrest.

forrest'ın bubba'yı bulmak için koşup durması, hedefe kitlenme şekli ve çoğu insanın herhangi bir hedefinin bile olmaması. bubba'nın son sözleri... "eve gitmek istiyorum."

forrest'ın kendisine yapılan zorbalıkları algılamıyor olması, dünya üzerinde kötü denen şeyden haberdar olmaması ne kadar güzel ama hüzünlü. keşke ben de bazı kötülükleri anlamasaydım, keşke kötü diye bir şey hiç olmasaydı.

kaçımız verdiğimiz sözleri gerçekten tutabiliyoruz hayatta? forrest tuttu, forrest her şeye rağmen karides teknesi kaptanı olmayı başardı, forrest pek çok şey başardı.

"hayat bir kutu çikolataya benzer forrest, içinden ne çıkacağını bilemezsin." annesi gerçekten de bir şeyleri forrest'ın anlayacağı şekilde anlatmayı çok güzel başarıyordu.

tüm bunlar olurken, hayatı değişirken, bir sürü paranın içinde yüzerken bile her şeye rağmen jenny'yi düşünmeye devam etmek. sevgi ya da aşk, adı neyse işte, sanırım böyle bir şey.

bazen yeterince taş bulunmuyor...

neden döndüğünü bilmiyordum ama umurumda değildi diyor ya forrest, bunun sevince olduğundan çok eminim.

'beni neden sevmiyorsun jenny? zeki bir adam değilim ama sevmenin ne olduğunu biliyorum.'

koşmak, koşmak ve koşmak. her şeye rağmen hiçbir şey bilmeden ve bir sürü insana umut olarak koşmak. "hayatta devam edebilmek için geçmişi arkada bırakmak gerekir."

"babasının adı da mı forrest" saflık böyle bir şey mi? çocuğuyla ilgili sorduğu ilk sorunun "zeki mi yoksa..." diye başlaması...

annesinin yattığı o yatakta aynı şekilde jenny'yi görmek kim bilir neler hissettirmiştir. ölüm de hayatın bir parçası ve jenny bir kuş olmayı başardı sonunda. bir tüy olup ayakucuna kondu ve bir tüy hafifliğinde savrulup gitti.
devamını gör...

valla günümüzde yüzlerce meslek var hala bişey olamadım. orta çağı hayal dahi edemem. sanırım köle olurdum
devamını gör...

yeni bir insanla tanışmaya üşenmek demek doğru olmaz sanırım. üşenmek değil çünkü bu eylemlerin ana metni. bunalmışlık veya bitkinlik desek daha doğru gibi.
size aynı şeyleri belirli aralıklarla yeniden yapmanız istense ilk başlarda yapar sonraları salarsınız ya hani. bu da böyle bir durum. bıkıyorsunuz aynı şeyleri tekrar tekrar yapmaktan.
sonra benim gibi kalıyorsunuz yalnız başınıza. yılbaşını tek geçiriyorsunuz 1+0 evde. en azından manzarası var evin. yukarıdan bakıyorum şehr-i istanbul'a. ama o bana bakmıyor.
yoksa bakmaya mı üşeniyor?
devamını gör...

grup yorum'un şarkışla isimli parçasında geçen bir cümle. buyrun;
devamını gör...

o bir caylakligimda bot sanıp selamına karşılık vermedigimdir. sonra özür diledim tabi. kendisi yedi yıldızlı otelin 7 dil bilen saçları arkaya toplanmış ve kırmızı fulari ile güven veren resepsiyon görevlisi gibidir.
devamını gör...

cipe binen mütesettire hanım
konforlu mu cipinizin sürüşü?
bir lahzada kaynadı kanım
görünce yüzünüzdeki gülüşü

cipe binen mütesettire hanım
biter mi cipinizin mazotu?
biterse sizi ben bırakırım
paylaşırız aynı oksijeni, azotu

cipe binen mütesettire hanım
salacak’ta bir çay içsek olur mu?
size ödetmem, ben ısmarlarım
zedeletmem böylece gururumu

cipe binen mütesettire hanım
közde türk kahvesi içelim mi?
size şanlı ecdadımızı anlatırım
anarız birlikte sultan hamid’i

cipe binen mütesettire hanım
bırakıp gideceksin değil mi?
ürkütecek seni beynamazlığım
bırakacaksın bir gün ellerimi

cipe binen mütesettire hanım
bil ki .... seni unutmayacak
bir cuma vakti kılınacak namazım
ve fatiha’lar ruhumu doyurmayacak
devamını gör...

sevgili yazarlar,

gerek isim değişikliği sürecinin, gerekse 'normal sözlük' isminin, birçoğunuzun içine sinmediğinin farkındayım.

bu isme gelene kadar 120 adet ismi değerlendirdiğimizi bilmenizi isterim.
kimisi için tekrar patent ile alakalı sorunlar çıkması muhtemeldi, kimisi daha önce açılmış kapanmış sözlük isimleriydi (20 senede 100 üzerinde farklı isimle sözlük açıldı), kimisi ise içimize sinmedi.

kafa türevlerini düşündük. kaskafa, kafadar vb. gibi.
hatta ilk etapta, enkafasozluk.com domainini dahi satın almıştık. kararımız da bu yöndeydi.
karşı grup ile de bunun müzakeresini yaptık. ancak olmuyor, olmadı sevgili yazarlar.
sistem ve süreç burada yazılanlar kadar basit değil. eğer oluru olsaydı, emin olun ki herkesten çok ben isterdim.

bazılarımız, niçin bize sorulmadı; oylama yapılmadı? demiş.
önceden bahsedip isim oylaması yapsak kötü niyetli birileri bizden önce gidip öne çıkan isimlere patent başvurusu yapıp bizi yeniden zor duruma sokabilirdi, bu sefer böyle bir riski almak istemedik.

lütfen bu konu ile alakalı daha fazla deformasyon olmasın.

normal sözlük ismini seçerken, ilk birkaç gün kimseler tarafından benimsenmeyeceğinin, olumsuz karşılanacağının da net olarak bilincindeydik.
seçmiş olduğumuz ismin zamanla oturup, benimsenecek olduğu kanısındayız.
biz tam 1 hafta kadar bu ismi nadasa yatırdık, sonrasında dönüp "olur bu ya" dedik.

iyisi ile kötüsü ile normal sözlük ismini seçtik. bu konu artık bitti.
'sözlük tekrar isim değiştirsin, şöyle olsun böyle olsun' gibi girişimlerin hiçbir faydası yok.

içinde bulunduğumuz geçiş süreci oldukça meşakkatli.
bazılarımız yaratılan bu kaotik ortam ve oldukça acımasız eleştiriler ile süreci çok daha zorlaştırıyor.
buna gerek var mı?

biraz sakin olmaya ihtiyacımız var.

bazıları için amaç, üzüm yemekse bizlere birkaç gün müsaade edin, bırakın işimizi yapalım.
amaç bağcıyı dövmekse, buyurun devam edin, ona da lafımız yok.

normal benjamin franklin
devamını gör...

kayserili kurnazlığı ve trabzonlu özgüveni içeriyor.
ben masum yörük, "kesin dolandırır bu beni" deyip topuk.
devamını gör...

"her şey yolunda gidiyorsa, kesin bir terslik vardır." cümlesiyle hayatımı özetleyen yasa.
devamını gör...

türk kadınlarını bi rahat bırakın. sözlükte bari nefes alsınlar.
devamını gör...

kimi ölüler bize ne kadar yakın ve yaşayanların çoğu ne kadar da ölü..

~uğur mumcu
devamını gör...

istanbul üniversitesi profesörü ahmet murat sezenkişi'dir.

1926 yılında bir seminerde arka odada laflıyoruz herr freud'la. kendisi bir nörolog amma velakin aklı sürekli erkliğe çalışıyor. bir ara dayanamadım muhabbete dâhil oldum. "neden dimağ denilen karmaşık olguyu sürekli şeye bağlıyorsun?" diye sordum. "ehem, anlamadım herr sezenkişi? biraz daha açık olsanız kuzum." dedi. o anda cevvallenerek: "oğlum" dedim, "sen de eviriyon çeviriyon her şeyi o işe getiriyon" o anda anlayarak bir muzip kahkahadır patlattı. bereket versin bende oracıkta güldüm. ama yine de güvenmiyorum bu herife, müstehzi kahkahalar fırlatıyor oraya buraya.. bakalım göreceğiz."

kaynak: ist. üni. nürnberg 4. nürnberger doktorandenkonferenz / hatıratlar - 1926 pr. dr. a. m. sezenkişi
devamını gör...

koca evrende bir başıma gibiyim. sanki tüm bedenim yalnızlık ve gözyaşı ile dolu. ben kendimi bile anlayamazken birilerinin beni anlamasını beklemek oldukça bencilce sanırım.
devamını gör...

yapılmadan önce yüzlerce hatta binlerce kez düşünülmesi gereken eylem.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim