kitle psikolojisi
kitle psikolojisi en iyi şekilde propaganda aracılığıyla kontrol altına alınır. bu propagandayı bazen din adamları, bazen devlet adamları, bazen büyük şirketler, çoğunlukla da hepsi birlikte yapar.
hemen bir örnekle açıklayayım. sene 2004'te ingiltere; abd-ırak savaşına asker gönderme kararı alıyor. ingiliz halkı bu karara, yapılan anketlerde %70'in üzerinde olumsuz görüş belirtiyor, asker gönderilmesini istemiyor. daha sonra ırak'ta bulunan resmi bir belgede ırak'ın yani saddam hüseyin'in ingiltere'ye nükleer başlıklı füzeyle saldırı planladığı ortaya çıkıyor. bu belge bir anda ingiltere'deki bütün televizyon ve radyo kanallarında hızla yayılıyor. ingiliz halkı çok kısa bir süre içerisinde asker gönderme kararına %70'in üzerinde olumlu bakıyor bu sefer. ingiltere hükümeti asker gönderiyor, savaşta etkin rol alıyor ve sonra bu belgenin sahte olduğu ortaya çıkıyor.
tarih boyunca kitleyi etkilemek, teker teker bireyleri etkilemekten her zaman daha kolay olmuştur. bunun için örnekte gördüğümüz gibi küçücük bir kağıt parçası yeterli olmuştur. sahte de olsa.
hemen bir örnekle açıklayayım. sene 2004'te ingiltere; abd-ırak savaşına asker gönderme kararı alıyor. ingiliz halkı bu karara, yapılan anketlerde %70'in üzerinde olumsuz görüş belirtiyor, asker gönderilmesini istemiyor. daha sonra ırak'ta bulunan resmi bir belgede ırak'ın yani saddam hüseyin'in ingiltere'ye nükleer başlıklı füzeyle saldırı planladığı ortaya çıkıyor. bu belge bir anda ingiltere'deki bütün televizyon ve radyo kanallarında hızla yayılıyor. ingiliz halkı çok kısa bir süre içerisinde asker gönderme kararına %70'in üzerinde olumlu bakıyor bu sefer. ingiltere hükümeti asker gönderiyor, savaşta etkin rol alıyor ve sonra bu belgenin sahte olduğu ortaya çıkıyor.
tarih boyunca kitleyi etkilemek, teker teker bireyleri etkilemekten her zaman daha kolay olmuştur. bunun için örnekte gördüğümüz gibi küçücük bir kağıt parçası yeterli olmuştur. sahte de olsa.
devamını gör...
belçika'da cinsel ilişki rıza yaşının 14 olması
yalnız çok komik entryler bulunuyor, zannediyorlar ki bir belçikalı genç 14 yaşındaki türk genci gibi, belçikalı en iyi şeyleri yerken türk genci kuru ekmeğe tamah ediyor, yani fiziksel olarak çok farklı ve olgunlar, ama tabii ki bu 14 yaşının çok küçük olduğunu değiştirmiyor.
ki bu legal olmasa bile avrupalı gençlerin pek çoğu cinsel hayata 14-15 yaşlarında atılıyor.
ki bu legal olmasa bile avrupalı gençlerin pek çoğu cinsel hayata 14-15 yaşlarında atılıyor.
devamını gör...
anne ve babanın çocuğuna yapabileceği en büyük iyilik
ona ne yapacağını söylemek yerine bol bol araştırmaya teşvik etmeli .böylece çocuk kendi yolunu seçebilir . ayrıca hatalar yapsa bile ona destek olmalı,varlığını hep hissettirmeli.
devamını gör...
islamda kadına verilen değer
doğru sandığımız haksız davranışları bir kenara koyar ve iyi bir anlayış tutumu öğrenilirse, diğer cinsiyet insanı kadar değerli olduğu anlaşılır. asıl, islam'ın kadına değer vermediği sanısı, bilgisizlikten ve dogmatiklikten doğmuştur.
islam evrensel bir dindir. istanbul gibi metropolik bir bölgede yaşayan biri için de, amerika gibi özgür ve ileri bir ülkede yaşayan biri için de, doğunun en ücra köşesinde bir köyde yaşayan insan için de geçerlidir. bu saydığım üç yerde yaşayış ve değer anlayışları birbirinden farklıdır. ama islam'ın yaptığı bu noktalarda yaşam konusunda haksızlığa uğrayacak insanların hakkını korumaktır.
kadın erkeğin malıdır diye bir sanı var mesela. bu, açıkça söyleyebilirim ki, tamamen yanlıştır. kadın tek başına bir bireydir, erkek tek başına bir bireydir. ikisi de başlangıç olarak eşit seviyede kuldur. üstünlük ancak takvadadır.* ikisi de allah tarafından yaratılmıştır. birinin sevabını/günahını, bir diğeri üstlenemez. düşününce, allah'ın yarattığı aynı tür canlıya farklı cinsiyetlerde yarattı diye farklı değerler vermesi mantıklı değildir. hiçbir cinsiyet tanrılığa daha yakın değildir, yalnızca insandırlar.
kadının işi evidir diye bir sanı da var ki bu da doğru değildir. aile bir kurumdur ve ev içinde yapılması gereken işler vardır ama kadın bu ev işlerinin hiçbirini yapmak zorunda değildir. ne yazık ki evdeki erkek birey bu konuda daha çok yükümlülüğe sahiptir ve evin ihtiyaçlarını bir şekilde karşılamak zorundadır, kural olarak. tabii bu kural olduğu için, ama karşılıklı birbirini seven iki insan bir aile kurmuşlarsa iki birey de zorunda hissetmeden işleri ortaklaşa yapacaktır. *
başka bir yanlış anlaşılmanın aksine, kadın çalışıp kendi parasını kazanabilir * ve kendi rızası dışında hiçbir alanda harcamak zorunda değildir. bu noktada da yine, erkek birey karısının ve ailesinin maddi ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür ve karısının parasını talep edemez, kural olarak. kadın isterse ailesiyle parasını paylaşabilir pek tabii. sanıyorum ki metreopolik bölgelerde yaşayan aydın insanların hiçbiri kocam kazansın ben harcayayım şeklinde düşünmeyecektir, kimse de böyle düşünecek biriyle hayatını birleştirmek zorunda değildir. yine de islam anlayışı olarak kadın, kendi kazandığı parayı ailesi adına harcamak zorunda değildir, kimse tarafından zorlanamaz.
erkeklerin dört kadınla evlenebilmeleri hakkında: bu bir izindir, islam'da vardır ve bir müslümanın kuran'ın devamı gibi iman etmesi gereken bir kaidedir. yalnız, çoklu nikah tavsiye edilmemiştir. hatta bir erkeğin bunu yapabilmesi için adaletli davranması gerekir ve kuran'da açıkça yazar ki bu adaleti sağlamak ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın mümkün değildir *. ama yine de izindir. peki neden izindir? belki gerçek nedenini bilemeyiz ama normalüstü anlarda gerekebilir: kadın popülasyonunun aşırı artması gibi ya da insan popülasyonunun çok azalması sebepli nüfusu daha çok arttırabilmek için.
gelelim bunun kadınla bağlantısına. bir kadın evlenme akdinde kocasının başka evlilik yapmayacağını talep edebilir, kocası da bunu kabul ederse söz vermiş olur. verilen sözü tutmak bir kul hakkıdır. verdiği söze karşı başka evlilik yapar ise en büyük günahlardan olan kul hakkına girmiş olur. ve karısı, bu durumu kabul etmek zorunda da değildir, mahkemeye gidip boşanabilir.
çok (dörde kadar) evliliğin hak olduğuna inanmak imanın gereğidir. ancak, buna inanmak kadının, kocasının kendi üzerine evlenmesini onaylayarak rıza göstermesi, tasvip etmesi zorunluluğunu getirmez. link sorularla islamiyet
genel anlamda bir kadın istemediği biriyle evlenmek zorunda da değildir, kimse tarafından da zorlanamaz. gerektiği taktirde de boşanabilir *.
boşanma hakkında da yine nikahta kadın kocasının üç boşama hakkından birini talep edebilir. kocası razı olursa verir, verildiyse geri alınamaz. vermediyse de kadın nikahı gerçekleştirmek zorunda değildir. (bu konular genelde nikah öncesinde konuşulur tabii.) neden iki tanesini isteyemiyor diye düşünmeye gerek yok bence, zira bunun asıl amacı tek bir kişide toplanan gücü bölmektir.
mehir, denen bir şey vardır ve kadının inkar edilemez hakkıdır. nikahta erkek birey bu mehir miktarını kabul ederek evlenmişse, artık kadın ne kadar ne istediyse, bunu temin edip karısına vermek erkeğin sorumluluğudur. kadının erkeğe mehir verme gibi bir zorunluluğu yoktur.
miras konusunda çok ayrıntı var. ama erkek kardeşin 2 pay, kız kardeşin 1 pay almasında adaletsizlik var gibi görünüyor. yalnız, kadın evlendiğinde kocası tarafından ihtiyaçları karşılanmak zorunda olduğu için, kız kardeş kocası tarafından ihtiyaç halinde bırakılmayacak zaten. ve erkek kardeş de kendi karısının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda. kız kardeş evlenmese de erkek kardeş tarafından ihtiyaçları karşılanmak durumunda. hiçbir durumunda kadın çalışmak zorunda kalmadan ihtiyaç halinde bırakılamaz zaten. ki öncesinde dediğimiz ve modern dünyada da dememiz gerektiği gibi hiçbir kadın bir erkeğe muhtaç değildir ve kendi emeğiyle çalışıp kazanabilir. evet, bir kadın bir erkeğe muhtaç değildir ama ihtiyacı olan durumlarda yakınlık derecesine göre erkekler tarafından ihtiyacının karşılanması o erkeklerin sorumluluğudur.
şiddet konusunda: allah'ın verdiği vicdanı kullanan herkes bir insana fiziksel, psikolajik, maddi-manevi herhangi bir şiddet uygulamanın yanlış olduğunu bilir, hisseder. bu konuda ayette* geçen "dövün" ifadesi iyi irdelenmelidir. herhangi sinirli olunan bir durumda yapılabilir gibi bir algı oluşmasın, çünkü bu doğru değil. kadının kocasına karşı aşırı kötü bir şey yapması lazım. ona rağmen öncelik uyarmada ve yatakları ayırmadadır. dövmenin boyutu da asla toplum tarafından aşağılayıcı olarak nitelendirilen boyutta olamaz, buna bağlı olarak bir tokat dahi bizim kültürümüzde yanlış kabul edildiğinden, bu dövme ifadesini, haberlerde gördüğümüz olayların bir izni olarak düşünemeyiz. tefsircilerden ata, tüm hadislerle birlikte ayeti anlayarak "koca, karısını dövemez." demiştir. tefsir için sonuç olarak islam erkeğe şiddet uygulama hakkını vermez. iyi niyetli, kendini kontrol edebilen bir insan da, bu hak verilmiş olsa dahi, bir insanı incitemez, incitmeyi vicdanına yediremez.
cinsellik konusunda herhangi bir ayrım yoktur. çiftlerinin birbirini sevmesine dayanır. hayır, hayırdır. karşılıklı rıza yoksa tecavüz vardır. insan olan bunu anlar. bu konuyla alakalı hadis, seksi emelleri için kullanmaya çalışacak insanlar içindir. açıklamalı link sorularla islamiyet
şahitliğinin kabul edilmemesi gibi bir durum da yoktur. *
kadın bu bakımdan da ikinci sınıf ve dereceden bir insan olarak algılanmadığı içindir ki, “erkek bulunmadığı takdirde” denilmemiş, erkek bulunsa bile kadınların tanıklığı kabul edilmiştir. âyetin ifadesine dikkat edildiğinde anlaşılacağı üzere iki kadının şahitliğinde tanıklık eden yine bir kadındır; yani nisabı (şahitlik için gerekli sayı) doldurma bakımından bir kadın, bir erkek gibidir. diğer kadının işi, hemcinsinin unutması veya yanılması halinde ona hatırlatmaktan, hatırlamasına yardımcı olmaktan ibarettir. kaynak
peki nedir bu erkek > kadın algısı? ayette şöyle geçiyor: "erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. yalnız, erkekler için onların üzerinde bir derece vardır. allah´ın izzeti var, hikmeti var." *
ayette geçen “erkeklerin onların üzerindeki hakları bir derece daha fazladır.” mealindeki ifadeden maksat, mirastaki farklılık ve cihatla mükellefiyettir. güzel bir açıklama sorularla islamiyet
----
ben burada kadının islam'da ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışmadım zira en başında dediğim gibi üstünlük ancak takvadadır. "islam kadına değer vermiyor." algısının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım. başka şeyler aklıma gelirse eklerim.
islam evrensel bir dindir. istanbul gibi metropolik bir bölgede yaşayan biri için de, amerika gibi özgür ve ileri bir ülkede yaşayan biri için de, doğunun en ücra köşesinde bir köyde yaşayan insan için de geçerlidir. bu saydığım üç yerde yaşayış ve değer anlayışları birbirinden farklıdır. ama islam'ın yaptığı bu noktalarda yaşam konusunda haksızlığa uğrayacak insanların hakkını korumaktır.
kadın erkeğin malıdır diye bir sanı var mesela. bu, açıkça söyleyebilirim ki, tamamen yanlıştır. kadın tek başına bir bireydir, erkek tek başına bir bireydir. ikisi de başlangıç olarak eşit seviyede kuldur. üstünlük ancak takvadadır.* ikisi de allah tarafından yaratılmıştır. birinin sevabını/günahını, bir diğeri üstlenemez. düşününce, allah'ın yarattığı aynı tür canlıya farklı cinsiyetlerde yarattı diye farklı değerler vermesi mantıklı değildir. hiçbir cinsiyet tanrılığa daha yakın değildir, yalnızca insandırlar.
kadının işi evidir diye bir sanı da var ki bu da doğru değildir. aile bir kurumdur ve ev içinde yapılması gereken işler vardır ama kadın bu ev işlerinin hiçbirini yapmak zorunda değildir. ne yazık ki evdeki erkek birey bu konuda daha çok yükümlülüğe sahiptir ve evin ihtiyaçlarını bir şekilde karşılamak zorundadır, kural olarak. tabii bu kural olduğu için, ama karşılıklı birbirini seven iki insan bir aile kurmuşlarsa iki birey de zorunda hissetmeden işleri ortaklaşa yapacaktır. *
başka bir yanlış anlaşılmanın aksine, kadın çalışıp kendi parasını kazanabilir * ve kendi rızası dışında hiçbir alanda harcamak zorunda değildir. bu noktada da yine, erkek birey karısının ve ailesinin maddi ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür ve karısının parasını talep edemez, kural olarak. kadın isterse ailesiyle parasını paylaşabilir pek tabii. sanıyorum ki metreopolik bölgelerde yaşayan aydın insanların hiçbiri kocam kazansın ben harcayayım şeklinde düşünmeyecektir, kimse de böyle düşünecek biriyle hayatını birleştirmek zorunda değildir. yine de islam anlayışı olarak kadın, kendi kazandığı parayı ailesi adına harcamak zorunda değildir, kimse tarafından zorlanamaz.
erkeklerin dört kadınla evlenebilmeleri hakkında: bu bir izindir, islam'da vardır ve bir müslümanın kuran'ın devamı gibi iman etmesi gereken bir kaidedir. yalnız, çoklu nikah tavsiye edilmemiştir. hatta bir erkeğin bunu yapabilmesi için adaletli davranması gerekir ve kuran'da açıkça yazar ki bu adaleti sağlamak ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın mümkün değildir *. ama yine de izindir. peki neden izindir? belki gerçek nedenini bilemeyiz ama normalüstü anlarda gerekebilir: kadın popülasyonunun aşırı artması gibi ya da insan popülasyonunun çok azalması sebepli nüfusu daha çok arttırabilmek için.
gelelim bunun kadınla bağlantısına. bir kadın evlenme akdinde kocasının başka evlilik yapmayacağını talep edebilir, kocası da bunu kabul ederse söz vermiş olur. verilen sözü tutmak bir kul hakkıdır. verdiği söze karşı başka evlilik yapar ise en büyük günahlardan olan kul hakkına girmiş olur. ve karısı, bu durumu kabul etmek zorunda da değildir, mahkemeye gidip boşanabilir.
çok (dörde kadar) evliliğin hak olduğuna inanmak imanın gereğidir. ancak, buna inanmak kadının, kocasının kendi üzerine evlenmesini onaylayarak rıza göstermesi, tasvip etmesi zorunluluğunu getirmez. link sorularla islamiyet
genel anlamda bir kadın istemediği biriyle evlenmek zorunda da değildir, kimse tarafından da zorlanamaz. gerektiği taktirde de boşanabilir *.
boşanma hakkında da yine nikahta kadın kocasının üç boşama hakkından birini talep edebilir. kocası razı olursa verir, verildiyse geri alınamaz. vermediyse de kadın nikahı gerçekleştirmek zorunda değildir. (bu konular genelde nikah öncesinde konuşulur tabii.) neden iki tanesini isteyemiyor diye düşünmeye gerek yok bence, zira bunun asıl amacı tek bir kişide toplanan gücü bölmektir.
mehir, denen bir şey vardır ve kadının inkar edilemez hakkıdır. nikahta erkek birey bu mehir miktarını kabul ederek evlenmişse, artık kadın ne kadar ne istediyse, bunu temin edip karısına vermek erkeğin sorumluluğudur. kadının erkeğe mehir verme gibi bir zorunluluğu yoktur.
miras konusunda çok ayrıntı var. ama erkek kardeşin 2 pay, kız kardeşin 1 pay almasında adaletsizlik var gibi görünüyor. yalnız, kadın evlendiğinde kocası tarafından ihtiyaçları karşılanmak zorunda olduğu için, kız kardeş kocası tarafından ihtiyaç halinde bırakılmayacak zaten. ve erkek kardeş de kendi karısının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda. kız kardeş evlenmese de erkek kardeş tarafından ihtiyaçları karşılanmak durumunda. hiçbir durumunda kadın çalışmak zorunda kalmadan ihtiyaç halinde bırakılamaz zaten. ki öncesinde dediğimiz ve modern dünyada da dememiz gerektiği gibi hiçbir kadın bir erkeğe muhtaç değildir ve kendi emeğiyle çalışıp kazanabilir. evet, bir kadın bir erkeğe muhtaç değildir ama ihtiyacı olan durumlarda yakınlık derecesine göre erkekler tarafından ihtiyacının karşılanması o erkeklerin sorumluluğudur.
şiddet konusunda: allah'ın verdiği vicdanı kullanan herkes bir insana fiziksel, psikolajik, maddi-manevi herhangi bir şiddet uygulamanın yanlış olduğunu bilir, hisseder. bu konuda ayette* geçen "dövün" ifadesi iyi irdelenmelidir. herhangi sinirli olunan bir durumda yapılabilir gibi bir algı oluşmasın, çünkü bu doğru değil. kadının kocasına karşı aşırı kötü bir şey yapması lazım. ona rağmen öncelik uyarmada ve yatakları ayırmadadır. dövmenin boyutu da asla toplum tarafından aşağılayıcı olarak nitelendirilen boyutta olamaz, buna bağlı olarak bir tokat dahi bizim kültürümüzde yanlış kabul edildiğinden, bu dövme ifadesini, haberlerde gördüğümüz olayların bir izni olarak düşünemeyiz. tefsircilerden ata, tüm hadislerle birlikte ayeti anlayarak "koca, karısını dövemez." demiştir. tefsir için sonuç olarak islam erkeğe şiddet uygulama hakkını vermez. iyi niyetli, kendini kontrol edebilen bir insan da, bu hak verilmiş olsa dahi, bir insanı incitemez, incitmeyi vicdanına yediremez.
cinsellik konusunda herhangi bir ayrım yoktur. çiftlerinin birbirini sevmesine dayanır. hayır, hayırdır. karşılıklı rıza yoksa tecavüz vardır. insan olan bunu anlar. bu konuyla alakalı hadis, seksi emelleri için kullanmaya çalışacak insanlar içindir. açıklamalı link sorularla islamiyet
şahitliğinin kabul edilmemesi gibi bir durum da yoktur. *
kadın bu bakımdan da ikinci sınıf ve dereceden bir insan olarak algılanmadığı içindir ki, “erkek bulunmadığı takdirde” denilmemiş, erkek bulunsa bile kadınların tanıklığı kabul edilmiştir. âyetin ifadesine dikkat edildiğinde anlaşılacağı üzere iki kadının şahitliğinde tanıklık eden yine bir kadındır; yani nisabı (şahitlik için gerekli sayı) doldurma bakımından bir kadın, bir erkek gibidir. diğer kadının işi, hemcinsinin unutması veya yanılması halinde ona hatırlatmaktan, hatırlamasına yardımcı olmaktan ibarettir. kaynak
peki nedir bu erkek > kadın algısı? ayette şöyle geçiyor: "erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. yalnız, erkekler için onların üzerinde bir derece vardır. allah´ın izzeti var, hikmeti var." *
ayette geçen “erkeklerin onların üzerindeki hakları bir derece daha fazladır.” mealindeki ifadeden maksat, mirastaki farklılık ve cihatla mükellefiyettir. güzel bir açıklama sorularla islamiyet
----
ben burada kadının islam'da ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışmadım zira en başında dediğim gibi üstünlük ancak takvadadır. "islam kadına değer vermiyor." algısının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım. başka şeyler aklıma gelirse eklerim.
devamını gör...
din
kurallar bütünüdür. toplumu düzen içinde tutmanın yollarından biridir. içinde bolca emirler ve yasaklar bulunması da bunun kanıtıdır. insan üstü varlık tarafından oluşturulduğuna inanmak ve inandirilmak ise bu kurallara ihtiyacın ne kadar fazla olduğunu kanıtlar. insan için yapılmayacak ya da yapmaya değer görülmeyecek her şey din tarafından rahatlıkla yaptırılabilir. günümüz için bilgiye ulaşmak kolaylastikca dine duyulan ihtiyaç azalır. (bkz: deizm) kavramı son 30 yılda çok fazla kullanılır oldu. bu da şu demek oluyor kitaplar yalan yaratıcı gerçek. insanın evrilmis mi yoksa çamurdan dirilmis mi olduğuna karar veremediğimiz için bir milat olmadığı için, daha doğrusu hala havada duran bir su balonu. ne zaman patlar bilemeyiz. inanç noktasında ise inanclilarin inancsizlara ya da inancsizlarin inançlara yaklaşımı rahatsız edici. insan bireysellikten uzaklaştığı andan beri inanmak zorunda bırakılmıştır. yani inanç bir toplumsal dayatmadir. bu nedenle altından kalkamadigimiz bir yük haline dönüşmektedir. son geldiğinde hepimiz rahatlayacagiz. dayatmalar ile toplum normalleri ile maalesef insan an be an korelmeye ureticiligini kaybetmeye devam ediyor. bilim gelişirken sanatın yok olmasi da buna güzel bir kanittir. diyeceksiniz ki daldan dala atlamış uzatmissin, doğru. ne zaman kendi kendime konuşsam hep uzuyor. altından kalmayinca da saçmalamaya başlıyorum. ama bunu kuralları belirleyenler sayesinde yaptığımı unutmuyorum. bu değilim. fazlasıyim ama susturuluyorum. isyan edecek yaşım da geçti. çaresiz kabullenme, toplumun istediği gibi yaşama ve buna benzer türlü saçmalıklar ile sıradaki olacakları bekliyorum. şunu da belirtmek isterim ki sanayi devrimi öncesi bir çağda yaşamış olsaydım keşke. söyleyeceklerim bu kadar.
devamını gör...
yaprak sarma
koca bir tencere hiç üşenmeden sarar hemencecik pişirir ertesi güne kalmadan afiyetle bitiririm. valla cnm çekti yazarken hemen yapasım geldi.
devamını gör...
okuldan eve gelip kapı önünde bir sürü ayakkabı görmek
oh karnımız doydu tepkisi vermektir.
yapılacak en kıyak hamle hoşgeldiniz deyip odaya gitmektir. sonra poğaça kısır kurabiye tatlı pasta börek yenilmelidir.
yapılacak en kıyak hamle hoşgeldiniz deyip odaya gitmektir. sonra poğaça kısır kurabiye tatlı pasta börek yenilmelidir.
devamını gör...
beraber olsun
çok güzel davet cümlesidir. buyurun birlikte yiyelim, içelim anlamına gelir.
devamını gör...
how i met your mother'dan akılda kalanlar
marshall ve ted’in kasedin takılı kalmasıyla tüm yol boyunca dinledikleri “500 miles” şarkısı im gonna be
en yakın arkadaşımla buluştuğumuzda onlar gibi arabada bunu açıp bağırarak söyleriz :)
en yakın arkadaşımla buluştuğumuzda onlar gibi arabada bunu açıp bağırarak söyleriz :)
devamını gör...
el fatiha dendikten 2 saniye sonra yüzünü silen tip
hocanın ne zaman el fatiha diyeceğini bilip 2 dka önceden başlayan tipi tip olsa gerek.
devamını gör...
duş alıp temiz nevresim serilmiş yatağa yatmak
bir de kömür sobalı odada kalıyorsanız ve dışarıda buz gibi soğuk varsa mü-kem-mel bir huzurdasınızdır demektir.
devamını gör...
anosognosia
türkçe karşılığı geçici unutkanlık.
60 yaş üzerindeki insanlarda rastlanan bir durum. yani beyni bilgisayar gibi var sayarsak, bilgi her zaman beyinde kayıtlı, ama işlemcide sorun var. arada sırada görevini tam yerine getiremiyor.
eğer ki bu yaşlarda birinde rastlarsanız yani unuttuğunun farkındaysa fazla endişelenmeye gerek yok, çünkü alzheimer değil. mesela seyahate giderken bavuluna pantolonunu koymayı unuttuysa ve bunu unuttuğunu sonradan hatırladıysa sorun değil, kişi unuttuğunun ve bilincinin farkında. ama öteki türlü düşünülürse, yani pantolonu giymeyi unutur ve unuttuğunun hiç farkında olamazsa o zaman sorun başlıyor demektir.
60 yaş üzerindeki insanlarda rastlanan bir durum. yani beyni bilgisayar gibi var sayarsak, bilgi her zaman beyinde kayıtlı, ama işlemcide sorun var. arada sırada görevini tam yerine getiremiyor.
eğer ki bu yaşlarda birinde rastlarsanız yani unuttuğunun farkındaysa fazla endişelenmeye gerek yok, çünkü alzheimer değil. mesela seyahate giderken bavuluna pantolonunu koymayı unuttuysa ve bunu unuttuğunu sonradan hatırladıysa sorun değil, kişi unuttuğunun ve bilincinin farkında. ama öteki türlü düşünülürse, yani pantolonu giymeyi unutur ve unuttuğunun hiç farkında olamazsa o zaman sorun başlıyor demektir.
devamını gör...
tüm yazarların karma puanlarını artırıyoruz kampanyası
lütfen. saçma sapan tanımlar yazmama rağmen beni takip eden 48 kişiyi çok merak ediyorum. bu gidişle anca 5 yıl sonra kim olduklarını görürüm.
devamını gör...
shima enaga
bu şirin mi şirin, tam ısırmalık küçük kuş, japonya'daki hokkaido'da yaşayan bir baştankara kuşudur. pamuk toplarına benzeyen bu kuş türü japonlar tarafından da seviliyormuş.*




devamını gör...
sevdiğin filmi adını söylemeden anlat
düğün gününde öldüresiye dövülen gelinin intikamı.
devamını gör...



