gurney kanadı
ingilizce "gurney flap".
1970'li yılların başında ünlü amerikalı yarış pilotu dan gurney tarafından bulunan, bir kanadın arka tarafından kanada dik bir şekilde çıkan küçük çıkıntıdır.. ve genelde kanat boyunun %1 yada %2'si kadar boydadır..
aerodinamik tasarımlarda sadece gurney kanadı ile, bu kanat kullanılmadan yapılmış karmaşık aerodinamik çalışmalar kadar verim alınabilir..

ilk olarak "open wheels" yani açık tekerlekli denilen formula 1 araçları gibi tekerleri araç gövdesinin dışında olan yarış araçlarının arka kanadında kullanılmıştır.. arka kanadın uyguladığı yere basma kuvvetini oldukça artırır ve havanın aracın ve kanadın üzerinden kolayca akmasına da yardımcı olan önemli bir unsurdur..
motor sporlarında zafer sonrası şampanya patlatma adetini de başlatmış olan, formula 1'de indycar'da, nascar'da yarışlar kazanarak adını tarihe yazdırmış olan dan gurney bu icadını 1971 yılında, kendi aracının arka kanadının ucuna kanada dik olarak küçük metal bir plaka montajlaması ile hem virajlarda arka kanadın verimini, dolayısıyla yere basma kuvvetini artırarak yol tutuşunu artırdığını, hem de düzlüklerde daha hızlı gidebildiğini farketmiştir..

ancak bunu gurney 1971'de yarış pilotluğunu bırakıp takım direktörlüğüne geçtiğinde farketti..
eski takım arkadaşı, yeni takımının pilotu bobby unser'in aracının performansından memnun olmaması onu yenilikler getirmeye zorlamıştı ve geçmişte, 1950'lerde takımların yaptıkları aerodinamik yeniliklere bir göz attı.. ama o zamanların pek de ilham verici olduğu söylenemezdi, çünkü o zamanlarda bırakın gurney flap'ını, arka kanadın bile arabayı ölümcül kazalara sebep olabilecek seviyede aracı dengesizleştirdiği düşünülüyordu..
ama dan gurney burada ince görmeyi başardı ve unser'in aracının arka kanadının üstüne küçük, dikine bir kanat daha eklettirdi.. bu işlem 1 saat bile sürmemişti.. testlere başlandı, bobby unser'in tur süreleri inanılmaz kötüydü.. bobby unser tam "yapacağınız işin... diye sövmeye başlayacaktı ki, dan gurney sözünü keserek "arka kanat o kadar çok basma kuvveti uyguluyor ki araç dönemiyor, yani understeer denilen durum oluyor, bundan dolayı tur sürelerin kötü" dedi.. kanat işe yarıyordu, tek yapılması gereken, ön taraftaki basma kuvvetini buna göre dengelemekti..
gurney bir kaç yıl daha bu yeniliği kimseye duyurmadan yarışlarda kullanmayı başardı.. "dışarıda görünebilen bir yenilik, nasıl sakladı" diye düşünebilirsiniz, hemen söyleyeyim, saklamayarak.. evet, açıkta bıraktı, soranlara "arka kanadın arka tarafı çok keskin, iterken ellerimizi kesmesin diye böyle düz bir plaka koyduk, önemli bir şey değil yani" dedi.. bazıları inandı, bazıları işkillendi, hatta çalmaya çalıştı, geliştireceğim ayağına gurney kanadını ters tarafa koydu, berbat bir sonuç aldı, ama tüm bunlar sürerken, gurney, bu yeniliğini paragrafın başında belirttiğim gibi bir kaç yıl daha tek başına kullanabilmişti.. pilotu bobby unser, bu kanadın değerini o kadar anlamıştı ki, kendisi gibi bir yarış pilotu olan kardeşi, alfred unser'den bile saklamıştı..
bu bir kaç yılın ardından gurney, bu fikrini douglas aircraft company isimli amerikalı havacılık şirketinde bir uçak kanadı tasarımcısı olan bob liebeck ile paylaştı.. bob liebeck, bu fikri simetrik bir kanat profili üzerinde, kanadın %1,25'i büyüklüğünde bir gurney kanadı koyarak test etti, doğruladı.. işe yarıyordu.. 1976 yılında, ses hızının altındaki hızlarda giden uçak kanatlarının tasarımları üzerine yazdığı makalesinde gurney kanadını, aerodinamik tasarım camiasına tanıttı..

dan gurney, bu icadının patent haklarını douglas aircraft company'e devretti.. ama bu buluşun patenti alınabilir değildi.. dan gurney daha doğmadan 10 gün önce, 1931 yılında bu buluşa çok benzer hareketli bir mikro kanat tasarımının patenti alınmıştı..
tarih dersi bittiğine göre şimdi de fizik dersine geçelim..

resmin kaynağı
"low angle attack" (düşük açılı kanat) resmindeki düz bir kanat açısı, yere basma kuvveti uygulayan bir kanattan çok, uçaklardaki kanatlar gibi bir kaldırma kuvveti uygulamaktadır..
"high angle of attack" (yüksek açılı kanat) resminde ise yüksek açılı olan kanat yere basma kuvveti uygulamakta, ancak kanadın altından geçen hava düzgün bir şekilde kanadın alt yüzeyini takip edemez ve türbilansa girer ve kanadın aerodinamik verimini düşürür.. yere basma kuvveti elde edilemez, sadece sürtünme kuvveti olur, araç için bir çeşit engel olur..
"high angle of attack with gurney flap" (gurney kanadı ile yüksek açılı kanat) resminde ise yüksek açılı kanada gurney kanadı eklendiğinde, alttan geçen havayı yukarı doğru çeken bir çeşit emme kuvveti oluşur.. bu sayede alttan geçen hava, bu emme kuvveti ile kanadın alt tarafına doğru çekilir, kanadın alt tarafını takip eder ve türbilansa girmeden düzgün bir şekilde akar.. böylece verimli bir şekilde daha fazla yere basma kuvveti elde edilmiş olur..
farkını görmek için yapılmış amatör bir deneme (aoa: angle of attack, kanat açısı)
gurney kanadı günümüzde motor sporlarında hala kullanılmaktadır..

formula 1'i 7 senedir domine eden mercedes petronas'ın güncel aracı w11'in resminde arka kanadının üstündeki "petronas yazısının üstündeki siyah boyalı kısım bir gurney kanadıdır..

redbull aracı

bir le mans aracı (peugeot 908) arka kanada dikkat

mazda 787b, arka kanadın üstündeki siyah çıkıntıya dikkat, o bir gurney kanadı
gurney kanadı, tarihte araçların sadece arka kanatlarında kullanılmadı..

1980'li yıllarda lancia martini isimli le mans takımının lc2 modelinin kaputunun üstündeki boşluğun ağzına bakın.. "martini yazısının hemen üstünde, yatay şekilde, siyaha boyalı, şerit gibi bir çıkıntı var.. o çıkıntı gurney kanadı.. ön taraftaki boşluktan, radyatöre giren hava buradan çıkarken bu küçük kanat sayesinde türbülansa uğramadan düzgün bir şekilde ön camın üstünden akarak geçiyor..
gurney kanadı, sadece arabalarda da kullanılmadı..

bir helikopterin arka kuyruğunda gurney kanadı..

bir başka helikopterde arka kuyrukta gurney kanadı

bir uçak kanadında gurney kanadı görselin kaynağı
1970'li yılların başında ünlü amerikalı yarış pilotu dan gurney tarafından bulunan, bir kanadın arka tarafından kanada dik bir şekilde çıkan küçük çıkıntıdır.. ve genelde kanat boyunun %1 yada %2'si kadar boydadır..
aerodinamik tasarımlarda sadece gurney kanadı ile, bu kanat kullanılmadan yapılmış karmaşık aerodinamik çalışmalar kadar verim alınabilir..

ilk olarak "open wheels" yani açık tekerlekli denilen formula 1 araçları gibi tekerleri araç gövdesinin dışında olan yarış araçlarının arka kanadında kullanılmıştır.. arka kanadın uyguladığı yere basma kuvvetini oldukça artırır ve havanın aracın ve kanadın üzerinden kolayca akmasına da yardımcı olan önemli bir unsurdur..
motor sporlarında zafer sonrası şampanya patlatma adetini de başlatmış olan, formula 1'de indycar'da, nascar'da yarışlar kazanarak adını tarihe yazdırmış olan dan gurney bu icadını 1971 yılında, kendi aracının arka kanadının ucuna kanada dik olarak küçük metal bir plaka montajlaması ile hem virajlarda arka kanadın verimini, dolayısıyla yere basma kuvvetini artırarak yol tutuşunu artırdığını, hem de düzlüklerde daha hızlı gidebildiğini farketmiştir..

ancak bunu gurney 1971'de yarış pilotluğunu bırakıp takım direktörlüğüne geçtiğinde farketti..
eski takım arkadaşı, yeni takımının pilotu bobby unser'in aracının performansından memnun olmaması onu yenilikler getirmeye zorlamıştı ve geçmişte, 1950'lerde takımların yaptıkları aerodinamik yeniliklere bir göz attı.. ama o zamanların pek de ilham verici olduğu söylenemezdi, çünkü o zamanlarda bırakın gurney flap'ını, arka kanadın bile arabayı ölümcül kazalara sebep olabilecek seviyede aracı dengesizleştirdiği düşünülüyordu..
ama dan gurney burada ince görmeyi başardı ve unser'in aracının arka kanadının üstüne küçük, dikine bir kanat daha eklettirdi.. bu işlem 1 saat bile sürmemişti.. testlere başlandı, bobby unser'in tur süreleri inanılmaz kötüydü.. bobby unser tam "yapacağınız işin... diye sövmeye başlayacaktı ki, dan gurney sözünü keserek "arka kanat o kadar çok basma kuvveti uyguluyor ki araç dönemiyor, yani understeer denilen durum oluyor, bundan dolayı tur sürelerin kötü" dedi.. kanat işe yarıyordu, tek yapılması gereken, ön taraftaki basma kuvvetini buna göre dengelemekti..
gurney bir kaç yıl daha bu yeniliği kimseye duyurmadan yarışlarda kullanmayı başardı.. "dışarıda görünebilen bir yenilik, nasıl sakladı" diye düşünebilirsiniz, hemen söyleyeyim, saklamayarak.. evet, açıkta bıraktı, soranlara "arka kanadın arka tarafı çok keskin, iterken ellerimizi kesmesin diye böyle düz bir plaka koyduk, önemli bir şey değil yani" dedi.. bazıları inandı, bazıları işkillendi, hatta çalmaya çalıştı, geliştireceğim ayağına gurney kanadını ters tarafa koydu, berbat bir sonuç aldı, ama tüm bunlar sürerken, gurney, bu yeniliğini paragrafın başında belirttiğim gibi bir kaç yıl daha tek başına kullanabilmişti.. pilotu bobby unser, bu kanadın değerini o kadar anlamıştı ki, kendisi gibi bir yarış pilotu olan kardeşi, alfred unser'den bile saklamıştı..
bu bir kaç yılın ardından gurney, bu fikrini douglas aircraft company isimli amerikalı havacılık şirketinde bir uçak kanadı tasarımcısı olan bob liebeck ile paylaştı.. bob liebeck, bu fikri simetrik bir kanat profili üzerinde, kanadın %1,25'i büyüklüğünde bir gurney kanadı koyarak test etti, doğruladı.. işe yarıyordu.. 1976 yılında, ses hızının altındaki hızlarda giden uçak kanatlarının tasarımları üzerine yazdığı makalesinde gurney kanadını, aerodinamik tasarım camiasına tanıttı..

dan gurney, bu icadının patent haklarını douglas aircraft company'e devretti.. ama bu buluşun patenti alınabilir değildi.. dan gurney daha doğmadan 10 gün önce, 1931 yılında bu buluşa çok benzer hareketli bir mikro kanat tasarımının patenti alınmıştı..
tarih dersi bittiğine göre şimdi de fizik dersine geçelim..

resmin kaynağı
"low angle attack" (düşük açılı kanat) resmindeki düz bir kanat açısı, yere basma kuvveti uygulayan bir kanattan çok, uçaklardaki kanatlar gibi bir kaldırma kuvveti uygulamaktadır..
"high angle of attack" (yüksek açılı kanat) resminde ise yüksek açılı olan kanat yere basma kuvveti uygulamakta, ancak kanadın altından geçen hava düzgün bir şekilde kanadın alt yüzeyini takip edemez ve türbilansa girer ve kanadın aerodinamik verimini düşürür.. yere basma kuvveti elde edilemez, sadece sürtünme kuvveti olur, araç için bir çeşit engel olur..
"high angle of attack with gurney flap" (gurney kanadı ile yüksek açılı kanat) resminde ise yüksek açılı kanada gurney kanadı eklendiğinde, alttan geçen havayı yukarı doğru çeken bir çeşit emme kuvveti oluşur.. bu sayede alttan geçen hava, bu emme kuvveti ile kanadın alt tarafına doğru çekilir, kanadın alt tarafını takip eder ve türbilansa girmeden düzgün bir şekilde akar.. böylece verimli bir şekilde daha fazla yere basma kuvveti elde edilmiş olur..
farkını görmek için yapılmış amatör bir deneme (aoa: angle of attack, kanat açısı)
gurney kanadı günümüzde motor sporlarında hala kullanılmaktadır..

formula 1'i 7 senedir domine eden mercedes petronas'ın güncel aracı w11'in resminde arka kanadının üstündeki "petronas yazısının üstündeki siyah boyalı kısım bir gurney kanadıdır..

redbull aracı

bir le mans aracı (peugeot 908) arka kanada dikkat

mazda 787b, arka kanadın üstündeki siyah çıkıntıya dikkat, o bir gurney kanadı
gurney kanadı, tarihte araçların sadece arka kanatlarında kullanılmadı..

1980'li yıllarda lancia martini isimli le mans takımının lc2 modelinin kaputunun üstündeki boşluğun ağzına bakın.. "martini yazısının hemen üstünde, yatay şekilde, siyaha boyalı, şerit gibi bir çıkıntı var.. o çıkıntı gurney kanadı.. ön taraftaki boşluktan, radyatöre giren hava buradan çıkarken bu küçük kanat sayesinde türbülansa uğramadan düzgün bir şekilde ön camın üstünden akarak geçiyor..
gurney kanadı, sadece arabalarda da kullanılmadı..

bir helikopterin arka kuyruğunda gurney kanadı..

bir başka helikopterde arka kuyrukta gurney kanadı

bir uçak kanadında gurney kanadı görselin kaynağı
devamını gör...
tanımların sonuna nokta koyma gerekliliği
normalde de cümlelerin sonuna nokta geldiği için sözlüğün bu hassasiyeti hoşuma gitti.
t: tanımların sonuna nokta koyma gerekliliğinin bahsedildiği başlık.
t: tanımların sonuna nokta koyma gerekliliğinin bahsedildiği başlık.
devamını gör...
insanın yaşlandığını anladığı anlar
gençlikteki muhabbetlerini anımsadığı andır.
benim için bir kaç sene önceye tekabül eder.
avrupa ve asya'nın en güzide otellerinden birinde çalışıyorum... otelin personel kantinine hiç uğramadığımı farkettim. "ne yoz adammış" demesinler diye gençlerin oturduğu masaya oturdum. ooo abi hoşgeldin, beş gittin muhabbetinden sonra gençler, sohbetlerine kaldıkları yerden devam etmeye başladılar. hani diyorum "sorular bildiğim yerden gelse de ben de muhabbet etsem" . ama sorular hep bilmediğim yerlerden geliyor. "fenomen olmak, takipçi kasmak, organik fallower"... herhalde 45 dakika oturdum ama muhabbete hiç katılamadım. iki çaylarını içip ortamdan uzaklaştım. bilmediğim bir dil konuşuluyordu. hepsi de pırıl pırıl, zeki, güzel, seçmece çocuklar.
dimdik yürüyen benim, başım önüme düştü.
ırahmetli babaannem, anneannem, dedemle yaptığım muhabbetler aklıma geldi. atatürk'ün öldüğü gün nasıl ağlaştıklarını, dedemin savaş anılarını dinleyişimi anımsadım. hepsinin kemiği çoktan toz olmuştu.
lisede, üniversitede yaşıtlarımla yaptığım sohbetleri hatırladım. ne internet vardı o zamanlar ne facebook. inanır mısınız; lisedeyken fikirleri, felsefeyi tartışır, uzayan konular için birimizin evinde açık oturum tarzı toplantılar düzenlerdik. koministi, liberali, muhafazakarı saygıyla söz sırası beklerdik. "la gomünist, hooop mürteci, kafatasçı! eyyy liboş" gibi kelimelerle birbirimizi ünlesek bile kimsenin kalbi kırılmazdı. mine urgan, didem madak, ipek ongun okuyan kızlarla dalga geçerdik.*
okumak öyle mutat bir şeydi ki o zamanlar internet olsa bile o konudan bahsedilmez, kitap fotoğrafı çekilmezdi. (kitabın fotoğrafını çekmek istesek bile 24lük veya 36lık pozun dolmasını ve tab edilmesini beklemek lazımdı.
yaşım 140 falan değil gençler. 39-40 yaşındayım. aramızda çok fark yok. eskiden yüzyıllar süren kuşak farkı artık bir kaç yıla indi. tuvaletteki sifonu lüks olarak gören ben, bugün elimde akıllı telefonla entry giriyorum.
ama kabul ediyorum... (gbkz: yaşlandım)
benim için bir kaç sene önceye tekabül eder.
avrupa ve asya'nın en güzide otellerinden birinde çalışıyorum... otelin personel kantinine hiç uğramadığımı farkettim. "ne yoz adammış" demesinler diye gençlerin oturduğu masaya oturdum. ooo abi hoşgeldin, beş gittin muhabbetinden sonra gençler, sohbetlerine kaldıkları yerden devam etmeye başladılar. hani diyorum "sorular bildiğim yerden gelse de ben de muhabbet etsem" . ama sorular hep bilmediğim yerlerden geliyor. "fenomen olmak, takipçi kasmak, organik fallower"... herhalde 45 dakika oturdum ama muhabbete hiç katılamadım. iki çaylarını içip ortamdan uzaklaştım. bilmediğim bir dil konuşuluyordu. hepsi de pırıl pırıl, zeki, güzel, seçmece çocuklar.
dimdik yürüyen benim, başım önüme düştü.
ırahmetli babaannem, anneannem, dedemle yaptığım muhabbetler aklıma geldi. atatürk'ün öldüğü gün nasıl ağlaştıklarını, dedemin savaş anılarını dinleyişimi anımsadım. hepsinin kemiği çoktan toz olmuştu.
lisede, üniversitede yaşıtlarımla yaptığım sohbetleri hatırladım. ne internet vardı o zamanlar ne facebook. inanır mısınız; lisedeyken fikirleri, felsefeyi tartışır, uzayan konular için birimizin evinde açık oturum tarzı toplantılar düzenlerdik. koministi, liberali, muhafazakarı saygıyla söz sırası beklerdik. "la gomünist, hooop mürteci, kafatasçı! eyyy liboş" gibi kelimelerle birbirimizi ünlesek bile kimsenin kalbi kırılmazdı. mine urgan, didem madak, ipek ongun okuyan kızlarla dalga geçerdik.*
okumak öyle mutat bir şeydi ki o zamanlar internet olsa bile o konudan bahsedilmez, kitap fotoğrafı çekilmezdi. (kitabın fotoğrafını çekmek istesek bile 24lük veya 36lık pozun dolmasını ve tab edilmesini beklemek lazımdı.
yaşım 140 falan değil gençler. 39-40 yaşındayım. aramızda çok fark yok. eskiden yüzyıllar süren kuşak farkı artık bir kaç yıla indi. tuvaletteki sifonu lüks olarak gören ben, bugün elimde akıllı telefonla entry giriyorum.
ama kabul ediyorum... (gbkz: yaşlandım)
devamını gör...
pame radyo yayını
pame'de bu hafta dilekler şarkılara dökülüyor.
yeni ayın ilk gününü, içimizde ve çevremizde her şeyin birazcık olsun iyiye gitmesi için en kalpten dileklerimizi dileyerek tamamlayacağımız, sakin ve huzurlu şarkıların da bizlere eşlik edeceği yunan müziği temalı programımız saat 22:30'da sözlük radyosunda. bekliyoruz.
yeni ayın ilk gününü, içimizde ve çevremizde her şeyin birazcık olsun iyiye gitmesi için en kalpten dileklerimizi dileyerek tamamlayacağımız, sakin ve huzurlu şarkıların da bizlere eşlik edeceği yunan müziği temalı programımız saat 22:30'da sözlük radyosunda. bekliyoruz.
devamını gör...
flamingo
(bkz: allı turna).
dünya üzerinde bulundukları yerler aşağıdaki haritada görülebilmektedir. yolu sarımsaklı, ayvalık veya gömeç'e düşenler için de güzel bir sürprizdir ayrıca çünkü çoğu kişi bu yerlerde flamingo göreceğini tahmin etmez. ancak o sürpriz de pek kalmayacak gibi çünkü sarımsaklı'da bir hafta önce gördüğüm flamingo sürüsü sayıca çok azdı. gömeç tarafında ise göç yollarının sonradan üzerine inşaat vs. yapılmak üzere çöplerle* doldurulması yüzünden neredeyse hiç rastlanılmamaya başladı. yazık.
dünya üzerinde bulundukları yerler aşağıdaki haritada görülebilmektedir. yolu sarımsaklı, ayvalık veya gömeç'e düşenler için de güzel bir sürprizdir ayrıca çünkü çoğu kişi bu yerlerde flamingo göreceğini tahmin etmez. ancak o sürpriz de pek kalmayacak gibi çünkü sarımsaklı'da bir hafta önce gördüğüm flamingo sürüsü sayıca çok azdı. gömeç tarafında ise göç yollarının sonradan üzerine inşaat vs. yapılmak üzere çöplerle* doldurulması yüzünden neredeyse hiç rastlanılmamaya başladı. yazık.
devamını gör...
fuzûlî
mahlasının değişik bir hikayesi olan divan şairidir.
o dönemde fuzuli, başka bir mahlasla yazan ünlü bir şair olduğu için onun mahlasını çalan oldukça fazla insan varmış. tabii ki o zamanlar telif hakkı falan olmadığı için bir çare bulamamış bizim fuzuli de bu duruma. sonra ‘’fuzuli’’ mahlasını almaya karar vermiş. bu mahlasın anlamının ‘’gereksiz, boş iş’’ anlamına geldiğini bilen o ‘’mahlas hırsızı’’ şairler de artık bu bizim fuzuli’nin mahlasını çalmamaya karar vermişler.
oysa ki fuzuli, aynı zamanda ‘’faziletli, güzel’’ anlamına da geliyormuş.
o dönemde fuzuli, başka bir mahlasla yazan ünlü bir şair olduğu için onun mahlasını çalan oldukça fazla insan varmış. tabii ki o zamanlar telif hakkı falan olmadığı için bir çare bulamamış bizim fuzuli de bu duruma. sonra ‘’fuzuli’’ mahlasını almaya karar vermiş. bu mahlasın anlamının ‘’gereksiz, boş iş’’ anlamına geldiğini bilen o ‘’mahlas hırsızı’’ şairler de artık bu bizim fuzuli’nin mahlasını çalmamaya karar vermişler.
oysa ki fuzuli, aynı zamanda ‘’faziletli, güzel’’ anlamına da geliyormuş.
devamını gör...
v for vendetta
v for vendetta, yakın geçmişte britanya'da liderlik koltuğunda olan baskıcı ve sindirici yönetimi ve o hükümeti yerle yeksan etmeyi kendine görev bilmiş, ismini "v" koyan bir şahsı konu almakta. v'nin amacı kendi tanımlamalarından anlaşılacağı kadarıyla hiç bir zaman halka zarar vermek olmamıştır. aksine halkı güçlü kılmayı amaçlayıp, devletin halka muhtaç hissetmesi gerektiğini söylemiştir. tam doğru halini hatırlayamıyor olsam da filmde geçen bir replikte"halklar hükümetlerden korkmamalı, hükümetler halklardan korkmalı" şeklinde bir cümle geçmekteydi. v'nin halkla olan ilişkisi, halkı bulunan duruma karşı uyarmak ve halkı yönetimin yanlışlarına karşı tek vücut olup ayaklandırmak girişimi üzerinedir. simsiyah kıyafetlere bürünmüş ve guy fawkes maskesi takmış, film sayesinde bambaşka bir figür haline gelmiştir v.
v for vendetta’nın konusu başlı başına özgürlük, eşitlik, sosyal devlet ve v'nin kendisinin anarşi ve vandallık ile olan ilişkisidir. şu vaziyette bir soru sormak gerek; gerçek özgürlüğü nasıl tanımlarız ? kabaca basit şekilde özgürlük, kişinin isteklerini yapabilme durumudur. ancak gerçek özgürlük nedir ? gerçek özgürlük bu tanımdan çok çok daha fazlasıdır. kişinin kendini cehalet ve zayıflıktan, eziklikten azat etmesinden geçer. gerçek özgürlük bu bakımdan zorlu bir süreçtir. vatandaşlar hükümetlerin ve yönetimlerin oluşturduğu baskıcı zihniyetten ve bu sebeple zihinlerinde oluşan sınırlamalardan, duvarlardan kurtarılmalıdır.
filmde v'nin sürekli okuyor olması, öğrendikleriyle yetinmeyip daha yeni ufuklara doğru bilginin peşinden koşmasının sebebi budur. bir gece ansızın hükümet polislerinin elinden aldığı, kurtardığı evey hammond'a işkence yapması ise bu sebeptendir. amacı evey'i zayıflıklarından, mutluluk arayışından, körü körüne bağlılıklarından kurtarmaktır.
filmin ana karakteri v olsa da hakkında neredeyse hiç bir bilgi sunulmamıştır seyirciye. kimdir, nereden gelmiştir, nasıl görünmektedir ? bu sorular cevapsız birer muammadır. aslında bunlara değinilmemesi, v'nin fikirlerinin vurgulanması isteğidir. fikirleri vurgulayabilmek amacıyla dış görünüşlere, öz geçmişlere, biyografilere yer verilmemiş sadece fikrin ne olduğu aşılanmak istenmiştir. yalnızca baskıcı hükümetin ilk zamanlarında, v'nin ve bazı figüran karakterlerin tabiri caizse "getto" şeklindeki toplama kamplarından birine hapsedildiği ve insanlar üzerinde deneyler yapıldığı görülmektedir.
ki bu deneyler sayesinde v sıradan insanlardan daha güçlü bir hale gelmiştir. bu belirsizlikler silsilesi izleyici bir bakıma özgür kılar. çünkü v amacına ulaşmak için her yolu uygulamaya çalışan biridir. bu da onun bir aktivist mi yoksa tamamen aklını yitirmiş bir terörist mi olduğunu muallakta bırakır. seyircinin kendi kafasında buna karar vermesi gerekir.
filmde uygulanan bu metod sayesinde v filmin ana karakteri olmasına rağmen kişi olmaktan çıkar. fikirlerinin bedene gelmiş hâli olur. savunduğu fikirler ise baskıcı rejime karşı anarşiyi savunmaktadır. zaten v for vendetta'nın temeli budur; "devlet faşizmi ve halk anarşizmi arasındaki amansız çekişme. ve bunlardan hangisi toplum için faydalıdır?" sorusunun cevabının bulunması amaçlanmaktadır.
film 5 kasım 1605'e ithafen çekilmiştir. bu tarih guy fawkes'in ingiltere parlamento binasının havaya uçurma girişiminin olduğu tarihtir. film 2006'da gösterime girmiştir. başrollerini usta oyuncu hugo veawing (v) ve natalie portman (evey hammond) paylaşmaktadır.
bu tanımı girmek içinse 5 kasım 2021'i beklemiş olmam ayrı bir güzelliktir.
v for vendetta’nın konusu başlı başına özgürlük, eşitlik, sosyal devlet ve v'nin kendisinin anarşi ve vandallık ile olan ilişkisidir. şu vaziyette bir soru sormak gerek; gerçek özgürlüğü nasıl tanımlarız ? kabaca basit şekilde özgürlük, kişinin isteklerini yapabilme durumudur. ancak gerçek özgürlük nedir ? gerçek özgürlük bu tanımdan çok çok daha fazlasıdır. kişinin kendini cehalet ve zayıflıktan, eziklikten azat etmesinden geçer. gerçek özgürlük bu bakımdan zorlu bir süreçtir. vatandaşlar hükümetlerin ve yönetimlerin oluşturduğu baskıcı zihniyetten ve bu sebeple zihinlerinde oluşan sınırlamalardan, duvarlardan kurtarılmalıdır.
filmde v'nin sürekli okuyor olması, öğrendikleriyle yetinmeyip daha yeni ufuklara doğru bilginin peşinden koşmasının sebebi budur. bir gece ansızın hükümet polislerinin elinden aldığı, kurtardığı evey hammond'a işkence yapması ise bu sebeptendir. amacı evey'i zayıflıklarından, mutluluk arayışından, körü körüne bağlılıklarından kurtarmaktır.
filmin ana karakteri v olsa da hakkında neredeyse hiç bir bilgi sunulmamıştır seyirciye. kimdir, nereden gelmiştir, nasıl görünmektedir ? bu sorular cevapsız birer muammadır. aslında bunlara değinilmemesi, v'nin fikirlerinin vurgulanması isteğidir. fikirleri vurgulayabilmek amacıyla dış görünüşlere, öz geçmişlere, biyografilere yer verilmemiş sadece fikrin ne olduğu aşılanmak istenmiştir. yalnızca baskıcı hükümetin ilk zamanlarında, v'nin ve bazı figüran karakterlerin tabiri caizse "getto" şeklindeki toplama kamplarından birine hapsedildiği ve insanlar üzerinde deneyler yapıldığı görülmektedir.
ki bu deneyler sayesinde v sıradan insanlardan daha güçlü bir hale gelmiştir. bu belirsizlikler silsilesi izleyici bir bakıma özgür kılar. çünkü v amacına ulaşmak için her yolu uygulamaya çalışan biridir. bu da onun bir aktivist mi yoksa tamamen aklını yitirmiş bir terörist mi olduğunu muallakta bırakır. seyircinin kendi kafasında buna karar vermesi gerekir.
filmde uygulanan bu metod sayesinde v filmin ana karakteri olmasına rağmen kişi olmaktan çıkar. fikirlerinin bedene gelmiş hâli olur. savunduğu fikirler ise baskıcı rejime karşı anarşiyi savunmaktadır. zaten v for vendetta'nın temeli budur; "devlet faşizmi ve halk anarşizmi arasındaki amansız çekişme. ve bunlardan hangisi toplum için faydalıdır?" sorusunun cevabının bulunması amaçlanmaktadır.
film 5 kasım 1605'e ithafen çekilmiştir. bu tarih guy fawkes'in ingiltere parlamento binasının havaya uçurma girişiminin olduğu tarihtir. film 2006'da gösterime girmiştir. başrollerini usta oyuncu hugo veawing (v) ve natalie portman (evey hammond) paylaşmaktadır.
bu tanımı girmek içinse 5 kasım 2021'i beklemiş olmam ayrı bir güzelliktir.
devamını gör...
yıldıztozu
ozbi'nin en sevdiğim şarkılarından birini kendine mahlas edinmiş yazar kişisi.
devamını gör...
gazi mahmut yaşargil
dünya tarihinde ilk (bkz: beyin bypass ameliyatı)nı yapan çok değerli bilim insanı. ayrıca şair (bkz: can yücel)in çocukluk arkadaşıdır.
devamını gör...
cumhurbaşkanı erdoğan'ın halktan helallik istemesi
hadi helal ettik diyelim, allah kabul eder mi? bunca olay, bunca yanlış, ölüm, geçinme problemi bir kaç helal etme ile geçip gider mi?
devamını gör...
çiftçiye verilmeyen paranın nostaljik radyoya yatırılması
hediye, promosyon devri çoktan bitti , özelikle siyaset yapanların hediye alıp vermesi kesinlikle yasaklanmalı, kaldı ki işi köylüyü , çiftçiyi, ormancı yi kalkındırmak olan bir bakanlığın, halkın parasını çarçur etmesi, normal olmamalı.
senin köylünün, çiftçinin durumu berbat , iflas etmiş, batmış durumda ama sen hala rüşvet ile oy peşinde sin.
o para ile nice borç ödenir di, binlerce köylü nefes alırdı.
neyse hayırlı haftalar , hayırlı günler diliyorum kafa arkadaşların tümüne.
senin köylünün, çiftçinin durumu berbat , iflas etmiş, batmış durumda ama sen hala rüşvet ile oy peşinde sin.
o para ile nice borç ödenir di, binlerce köylü nefes alırdı.
neyse hayırlı haftalar , hayırlı günler diliyorum kafa arkadaşların tümüne.
devamını gör...
günaydın sözlük
görüyorum ki seda sayanca güüüünayyydınnnn 'ımı taklit edenler var.. o günaydın bana özel onu söyleyeyim de baştan. taklitler ancak aslını yaşatır hahahahahahaha
neyse, öhöm tavşan kanı çayı doldururken "kahvaltı hazııır!" sesiyle uyandırıldığınız, yavruları tarafından öpülerek uyandırıldığınız bir pazar olsun canlar!
o zaman.. güüüünayyydınnnn !
neyse, öhöm tavşan kanı çayı doldururken "kahvaltı hazııır!" sesiyle uyandırıldığınız, yavruları tarafından öpülerek uyandırıldığınız bir pazar olsun canlar!
o zaman.. güüüünayyydınnnn !
devamını gör...
güzel kadın
şimdi bir kadın eşine gülşen bubikoğlu gibi görünürken eşinin çevresine safinaz gibi görünebilir ya da annesine türkan şoray gibi görünürken annesinin hadsiz ve kıtipiyoz arkadaşlarına safinaz gibi görünebilir. bu göreceli kavram. kadının güzelliğinde ortak kanaate kadının girdiği ortamın elektriğini değiştirmesi ve bütün bakışları üzerine çekmesi hususunda hemfikir olmakla varılabilir.
devamını gör...
yazarların yazar takip etme kriterleri
rastık çekeni, bade süzeni, sekerek gideni takip ediyorum ben.
kışın sıcak tutuyor evin içini. güneş de alıyor hem güneyden?
kışın sıcak tutuyor evin içini. güneş de alıyor hem güneyden?
devamını gör...
9 mart 2021 büyüyüp günahkar olmasın diye oğlunu öldüren baba
konya'da dün akşam saatlerinde 10 yaşındaki oğlunu boğarak öldürüp, kendisini polise şikayet eden cani baba. gerçi baba demeye dilim varmıyor ama neyse...
konya'da dün akşam saatlerinde 10 yaşındaki oğlunu boğarak öldürüp, kendisini polise şikayet eden cani babanın ifadesi ortaya çıktı. cinayeti 2 haftadır planlandığını söyleyen cani, 'insan ne kadar yaşarsa o kadar günahkar oluyor. günaha girmesin diye öldürdüm. öpüp özür diledim, ellerimde can çekişti' ifadeleri pes dedirtti.
kaynak: www.haberler.com/oglunu-bog...
konya'da dün akşam saatlerinde 10 yaşındaki oğlunu boğarak öldürüp, kendisini polise şikayet eden cani babanın ifadesi ortaya çıktı. cinayeti 2 haftadır planlandığını söyleyen cani, 'insan ne kadar yaşarsa o kadar günahkar oluyor. günaha girmesin diye öldürdüm. öpüp özür diledim, ellerimde can çekişti' ifadeleri pes dedirtti.
kaynak: www.haberler.com/oglunu-bog...
devamını gör...
öldürmeyip süründüren şeyler
reflü. gece uyutmaz, yediklerini burnundan getirir.kahve içemezsin.
devamını gör...
sütyenin günlük hayatta kullanıldığı alanlar
kışın kulaklık niyetine.
devamını gör...
defalarca pişman olunup yine de yapılan hareketler
kâkül kestirmek.
devamını gör...
kahvaltıda çorba içen tip
kışın içi ısıtıp mideyi rahatlatması yönünden muazzamdır.
devamını gör...
çok kısa bir hayatımız olduğu gerçeği
hiçbir şeyi değiştirmez. bu sözde kısa hayatınızda her şeyi deneyimleyemeniz mümkün değildir, ancak bu kötü bir şey olmak zorunda değil. her şeyi rahatlıkla deneyimlemeye, yaşamaya, öğrenmeye yetecek uzunlukta bir ömrünüz olsaydı bile, bunu siz kendiniz istemezdiniz. bu yüzden her şey için bu kadar geniş yelpazeler mevcut. farklı insanlar farklı arayışlara yönelir, farklı arayışlar da farklı deneyimlerle sonuçlanır. kendinizi ortada kalmış, bir şeylere yetişememiş hissediyorsanız, belki de kendinize yeterince özen göstermiyor, vakit ayırmıyorsunuzdur. siz de özgünlüğünüze hürlük, hürlüğünüze güven katın, kendi yolunuzu çizin. ne azını isteyin, ne fazlasını. hiçbir şeyin azıyla yetinemez, fazlasını da kaldıramazsınız. yaptığınız her işte akılcı bir basitliğe sığının.
ruh halinize göre geçici felsefeler yaratmaktan vazgeçin, karar alma yetinizi kötü etkileyebilir.
alt tarafı insanız. ne abartıya geliriz, ne de yergiye.
ruh halinize göre geçici felsefeler yaratmaktan vazgeçin, karar alma yetinizi kötü etkileyebilir.
alt tarafı insanız. ne abartıya geliriz, ne de yergiye.
devamını gör...