favori kahvaltılık
büyük oğlumun yaptığı çıtır çıtır peynirli börek. an itibari ile yediğim börek.
devamını gör...
koronavirüs tedavisi gören hastanın oksijen tüpüyle arkadaşını öldürmesi
haberden;
''abd'nin california eyaletinde yeni tip koronavirüs (kovid-19) tedavisi gören kişi, aynı odayı paylaştığı diğer hastayı oksijen tüpüyle öldürdü.
los angeles polisi, cinayet ve nefret suçuyla suçlanan 37 yaşındaki jesse martinez'in, 82 yaşındaki oda arkadaşı dua etmeye başlayınca sinirlerinin bozulduğu yönünde ifade verdiğini açıkladı.''
haber linki
''abd'nin california eyaletinde yeni tip koronavirüs (kovid-19) tedavisi gören kişi, aynı odayı paylaştığı diğer hastayı oksijen tüpüyle öldürdü.
los angeles polisi, cinayet ve nefret suçuyla suçlanan 37 yaşındaki jesse martinez'in, 82 yaşındaki oda arkadaşı dua etmeye başlayınca sinirlerinin bozulduğu yönünde ifade verdiğini açıkladı.''
haber linki
devamını gör...
diş ağrısı
eğer ağrı pulpa inflamasyonu noktasında ise yani diş kanalındaysa kesinlikle gösterilmesi ve kanal tedavisinin yapılması gerekir.
kanal tedavisi yapılmadığı takdir de kalp krizi ve pıhtı atma ihtimali doğabilir.
kanal tedavisi yapılmadığı takdir de kalp krizi ve pıhtı atma ihtimali doğabilir.
devamını gör...
gece 02.14 gibi tüm yazarlara gelen ağlama hissi
harbiden neden herkes ağlıyor? benden gizli bir espri mi yaptı biri anlamadım. ühühhüüh.
devamını gör...
hasan sabbah
tarihin en esrarengiz kişiliklerinden birisidir hasan sabbah. dönemin önemli devlet adamlarına düzenlenen suikastleri ile bilinen haşhaşiler tarikatının kurucusu ve lideridir. birçok alanda çok derin bilgi sahibi ve otoriter bir liderdir. sabbah keskin zekalı, becerikli, aritmetik düşünebilen bir lider olmasının yanı sıra astronomi ve büyü gibi alanlarda da yetkin biri olarak bilinirdi. "suikast"in atası olan hasan sabbah, tarihin ilk teröristlerini yetiştiren kişi olarak da tanınır. yetiştirdiği amansız suikastçiler ve 34 sene boyunca dışına çıkmadan yaşadığı ünlü alamut kalesi, sabbah'ı tarih sahnesinde farklı yapan etkenlerdir.
sabbah, kum şehrinde dünyaya gelmiştir. sabbah, hayatını anlattığı sergüzeşt-i seyyidina adlı eserinde himyerî krallığı'nın soyundan geldiğini belirtmektedir. babası ali bin muhammed oniki imam şiiliğinin önemli isimlerinden birisiydi. oğlu hasan'ın felsefe, kelam, mantık, fıkıh ve riyaziyyat alanlarında iyi eğitim almasını sağlamıştır.
sabbah hakkındaki en ünlü riyavetlerden birisi hasan sabbah, ömer hayyam ve nizamülmülk, aynı zamanda eğitim görmüş okul arkadaşları olduğudur. birbirlerine verdikleri sözlere göre, içlerinden hangisi başarılı olursa, diğerlerine yardımcı olacaktır. nizamülmülk devlet kademelerinde tepelere çıktıktan sonra, bu sözünü tutmuştur. ömer hayyam ondan kendine emeklilik maaşı bağlanarak serbest ve rahat bir hayat sürmek istemiştir. hasan sabbah ise saray içinde çok daha yüksek bir makama gelmek istemiştir. vezirlik mevkisine gelmeyi arzulayan hasan'ın ayağını kaydırmak adına, vezir tarafından şerefine laf getirici söylentiler çıkarılmıştır. bunun üzerine hasan sabbah, mısır'a yerleşmiştir. fakat anlatılan bu hikaye, efsane olmaktan öteye geçememiştir. çünkü nizamülmülk ile hasan ve hayyam arasında, yaklaşık 30 senelik bir fark bulunmaktadır. bu yüzden hikayenin gerçeklik payı yok denecek kadar azdır.
din alimi olmak isteyen sabbah tahsilini devam ettirmek için rey şehrine gitmiştir. on yedi yaşına kadar bağlı kaldığı oniki imam şiiliğinden, karşılaştığı fatımî daisinin etkisiyle ismaililik mezhebine geçiş yaptı. hasan sabbah'ın isfahan, azerbaycan, silvan, mezopotamya, suriye ve filistin kıyılarından geçerek mısır'a ulaştığı anlatılmaktadır. yaklaşık 3 yıl boyunca mısır'da kalan sabbah, daha sonra ise kuzey afrika'ya sürülmüştür. buradan da suriye'ye gitmiş ve 10 haziran 1081 tarihinde isfahan'a tekrar ulaşmıştır. hizmet için de 9 sene boyunda iran'ı dolaşmıştır. sabbah iran'ın kuzey taraflarında yer alan deylem bölgesi ile fazlaca ilgilenmiştir. bunun sebebi ise bu bölgenin islam dinini kılıç zoru ile kabul etmemiş olması ve sahip olduğu toprakları çok zor fethedilen, savaşçı insanlara sahip ve köklü geleneklerini sürdürebilen yerli halkın kontrolü altındaydı.
hasan sabbah, aradan geçen bir süre sonra, dikkatini çeken deylem bölgesinde faaliyetlerde bulunabilmek adına kazvin'e göçmüştür. yerleştiği bölgede, yerli halkın arasından çok sayıda mürit bulan sabbah, elbruz dağları'nda bulunan alamut kalesi'ne uzun süreli yerleşmeye karar vermiştir. alamut kales çok geniş bir vadiyi gören bir kayalık alan üzerindedir. yüksekliği iki bin metreyi bulur. oldukça sert, sarp ve dolambaçlı bir yolu vardır. bu yüzden ulaşılması zor bir kaleydi.
sabbah kaleye vardığında, alevi mehdi isimli hükümdar, kalenin hakimiydi. halkı kendi tarafına çekmeyi başaran hasan sabbah, kaleyi almak için çalışmalara başladı. 4 eylül 1090 tarihine, gizli bir çalışmayla kale ele geçirildi. kaleye hükmeden alevi mehdi, kaleyi terk etmek zorunda kaldı. bir kısım iranlı tarihçilere göre sabbah, mehdi'ye büyük bir meblağ değerinde altın vermiştir. fakat bu noktada önemli olan, sabbah'ın bu tarihten itibaren haşhaşin tarikatını kurmuş olmasıdır.
sabbah'ın alamut kalesi'ne yerleştiğinden itibaren toplam 34 yıl boyunca kaleden neredeyse hiç çıkmadığı, hatta kale içindeki odasını bile çok az terk ettiği rivayet edilmektedir. alamut kalesi'ni aldıktan sonra, büyük selçuklu devleti ve abbasiler'e karşı planlar yapan sabbah, yetiştirdiği haşhaşlı suikastçiler ile yalnızca kendi döneminde neredeyse 50'ye yakın suikast gerçekleştirmiştir. bu suikastlerin bazı kaynaklara göre ilki nizamülmülk'ün öldürülmesi olayıdır. diğer suikastler ise, büyük selçuklu devleti'nin üst kademedeki yöneticileri ve abbasiler'in önemli din adamlarına yönelik olarak gerçekleştirilen suikastlerdir.
devamını gör...
erdoğan'ın kanal istanbul’a karşı çıkanlar atatürk ve cumhuriyet düşmanıdır sözü
ooo bakıyorum da devreler iyice yanmış, niiiiice!
devamını gör...
safran çiçeği
safran bitkisinin bilimsel adı crocus sativus. bitkinin orijini doğu akdeniz ve anadolu coğrafyasıdır. ülkemizin soğanlı bitkileri entelektüel dünyada çok meşhurdur. taaa ingiltere'den botanik merakı olan turistler doğu karadeniz turlarına gelir. sırf çiğdemlerin çiçeklerinin fotoğraflarını çekebilmek için. ne yazık ki ülkemizin kültür seviyesi çok düşük.
bitkinin ticari değeri olan kısımları: çiçekteki kızıl renkli 3 adet dişi organ (stigmalar) ve çoğaltım materyali olan soğanları
= safranbolu şehri adını safran bitkisinden alır. cumhuriyet tarihine bakıldığında sadece şanlıurfa ve safranbolu şehirlerinde yetiştirildiği görülür. selçuklular döneminde safranbolu kalesini türkler fethetmeden önce şehrin ismi dadybra'dır. türkler bu şehre zalifre adını vermişler. osmanlı döneminde tapu ve tağrir defterlerinde şehrin adı taraklıborlu olarak kayıt edilmiştir.

-safran sözcüğünün etimolojik kökeni-
antik mezopotamya dillerinde azupiru olarak geçmektedir.
arapça sfr kökünden türetilen sözcükler
arapça safra : öd salgısı
arapça asfar : koyu sarı renk
arapça surf : bakır, pirinç
arapça safran : çiçeği sarı boyar bitki, crocus sativus
arapça asfur : çiçeği sarı boyar bitki, yaban safranı, aspir, carthamus tinctorius
eski ibranice'de safran veya aspir bitkisinden karkom olarak eski ahit’te bahsedilmektedir.
arapça kurkum sözcüğü sarı renkli başka bir baharat olan ve hint safranı olarak da bilinen zerdeçal bilimsel adı: curcuma longa için kullanılmaktadır.
eski yunanca krokus sözcüğü safran için kullanılmıştır.
yukarıda da görüldüğü üzere aspir, safran, zerdeçal gibi bitkilerin isimlendirilmesinde bir karmaşa var. bir agronomi öğrencisi olarak yorumum şöyle;
eski dünya'da bitkiler botanik özelliklerine isimlendirilmiyordu. hayatımızda nasıl yer aldığına göre isimlendirilirdi. hastalıkların tedavisinde bitkiler dualarla birlikte kullanılıyordu. çünkü insan hayatını olumsuz etkileyen doğal olaylar için tanrıların laneti olduğuna inanılıyordu. hastanın başında tütsü yakmak, hastaya bazı bitkisel drogları birayla birlikte içirmek, ana tanrıçaya dua etmek, kurban kesmek, kurban kanıyla bir yeri işaretlemek, günahlarını başka bir hayvana veya insana devretmek gibi ritüeller vardı.
dahası, antik dünya'da bitkilerin nasıl çoğaldığı ve ürediği tam olarak bilinmiyordu. antik dünya hakkında yazılan kaynaklardan bildiğimiz kadarıyla antik yunan filozofu aristoteles doğayı sistematik olarak inceleyebilen ilk insanlardandır. bitkilerde üreme ve çoğaltım ile ilgili çeşitli fikirler üretmiştir ve o dönemde kabul edilen fikirleri değerlendirmiştir.
buradan anlıyoruz ki antik dünya'da çoğu tıbbi, aromatik ve boya bitkisinin ticari kaynağı olan coğrafya hindistan'dır. biz türkler o ülkeye hindistan desek de gerçek adı bharat (parat). yani baharat yolu (parat yolu) aslında hindistan yoludur.
buğdaygillerin ve baklagillerin tarımı diğer bitkilerle kıyaslandığında kolaydır. tohumu atarsınız toprağa ve sularsınız. kendi kendine büyür gelişir. çok ciddi bir tarla faaliyeti gerektirmez. oysa tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımı o kadar kolay değildir. ya tohumları toz kadar küçüktür (örn. kekik); ya yumru, soğan, rizom ile çoğaltılması gerekir; ya çelik alınarak çoğaltılması gerekir.
yani antik dünya'da tarım vardı evet ama insanlar bugün ki kadar geniş yelpazede bitki yetiştiremiyordu. arpa, buğday, darı gibi buğdaygiller ve bakla, nohut gibi baklagiller dışında diğer bitkiler (böğürtlen, çilek, narenciye, elma, nar, kekik, fesleğen, aspir, safran, çiğdem, lale gibi) doğadan toplanıyordu.
bitkinin ticari değeri olan kısımları: çiçekteki kızıl renkli 3 adet dişi organ (stigmalar) ve çoğaltım materyali olan soğanları
= safranbolu şehri adını safran bitkisinden alır. cumhuriyet tarihine bakıldığında sadece şanlıurfa ve safranbolu şehirlerinde yetiştirildiği görülür. selçuklular döneminde safranbolu kalesini türkler fethetmeden önce şehrin ismi dadybra'dır. türkler bu şehre zalifre adını vermişler. osmanlı döneminde tapu ve tağrir defterlerinde şehrin adı taraklıborlu olarak kayıt edilmiştir.

-safran sözcüğünün etimolojik kökeni-
antik mezopotamya dillerinde azupiru olarak geçmektedir.
arapça sfr kökünden türetilen sözcükler
arapça safra : öd salgısı
arapça asfar : koyu sarı renk
arapça surf : bakır, pirinç
arapça safran : çiçeği sarı boyar bitki, crocus sativus
arapça asfur : çiçeği sarı boyar bitki, yaban safranı, aspir, carthamus tinctorius
eski ibranice'de safran veya aspir bitkisinden karkom olarak eski ahit’te bahsedilmektedir.
arapça kurkum sözcüğü sarı renkli başka bir baharat olan ve hint safranı olarak da bilinen zerdeçal bilimsel adı: curcuma longa için kullanılmaktadır.
eski yunanca krokus sözcüğü safran için kullanılmıştır.
yukarıda da görüldüğü üzere aspir, safran, zerdeçal gibi bitkilerin isimlendirilmesinde bir karmaşa var. bir agronomi öğrencisi olarak yorumum şöyle;
eski dünya'da bitkiler botanik özelliklerine isimlendirilmiyordu. hayatımızda nasıl yer aldığına göre isimlendirilirdi. hastalıkların tedavisinde bitkiler dualarla birlikte kullanılıyordu. çünkü insan hayatını olumsuz etkileyen doğal olaylar için tanrıların laneti olduğuna inanılıyordu. hastanın başında tütsü yakmak, hastaya bazı bitkisel drogları birayla birlikte içirmek, ana tanrıçaya dua etmek, kurban kesmek, kurban kanıyla bir yeri işaretlemek, günahlarını başka bir hayvana veya insana devretmek gibi ritüeller vardı.
dahası, antik dünya'da bitkilerin nasıl çoğaldığı ve ürediği tam olarak bilinmiyordu. antik dünya hakkında yazılan kaynaklardan bildiğimiz kadarıyla antik yunan filozofu aristoteles doğayı sistematik olarak inceleyebilen ilk insanlardandır. bitkilerde üreme ve çoğaltım ile ilgili çeşitli fikirler üretmiştir ve o dönemde kabul edilen fikirleri değerlendirmiştir.
buradan anlıyoruz ki antik dünya'da çoğu tıbbi, aromatik ve boya bitkisinin ticari kaynağı olan coğrafya hindistan'dır. biz türkler o ülkeye hindistan desek de gerçek adı bharat (parat). yani baharat yolu (parat yolu) aslında hindistan yoludur.
buğdaygillerin ve baklagillerin tarımı diğer bitkilerle kıyaslandığında kolaydır. tohumu atarsınız toprağa ve sularsınız. kendi kendine büyür gelişir. çok ciddi bir tarla faaliyeti gerektirmez. oysa tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımı o kadar kolay değildir. ya tohumları toz kadar küçüktür (örn. kekik); ya yumru, soğan, rizom ile çoğaltılması gerekir; ya çelik alınarak çoğaltılması gerekir.
yani antik dünya'da tarım vardı evet ama insanlar bugün ki kadar geniş yelpazede bitki yetiştiremiyordu. arpa, buğday, darı gibi buğdaygiller ve bakla, nohut gibi baklagiller dışında diğer bitkiler (böğürtlen, çilek, narenciye, elma, nar, kekik, fesleğen, aspir, safran, çiğdem, lale gibi) doğadan toplanıyordu.
devamını gör...
celebrant
kader iki insanı işte böyle bir araya getirir dediğim, en sevdiğim arkadaşlarımdan.
bilen bilir, ben türkiyenin en başarılı uçak mühendislerinden biriyim.
ya 2018, ya da 2013, ikisinden biri, suriye'ye bir yardım uçağı kalkacak ancak arka flaplardan birini kontrol eden dişlide sorun mevcut. tüm mekanizmayı değiştirmek aylar sürece, e bu da seçim öncesi oy kaybı falan demek, bizim en yakın zamanda o kargo uçağını uçuşa hazır hale getirmemiz gerek.
cumartesi günüydü hiç unutmam, yok yere mesai yapmışım, aramış taramış ama gerekli parçayı bulamamışım. çıldıracağım. saat akşam 11 gibi havalimanından ayrıldım ve hiç sektirmeden beni tanıdıklarından tek girişte sorun yaşamadığım kadife sokak karga'ya giriş yaptım.
tam cin toniğimi alacağım, ne göreyim? barda elinde anahtarlık sallayan bir adam. ve o anahtarlıkta benim son 2 haftadır aradığım dişli. celebrant ile tanışmamızın hikayesi budur.
ayakkabılarından açtığım ufak sohbette dişlinin hikayesini sordum, yıllar önce emekli olan albay dedesinin hediyesiymiş. durumu anlattım, güzel de karşıladı sağ olsun. dişlinin kalıbını almak için kendisinden 3 günlüğüne ödünç aldım, 3 gün sonra aynı yerde buluşmak üzere sözleştik.
gerçekten özür dilerim celebrant. gelmedim, gelemedim. rahmetli dedenin sana emaneti iyi ellerde ancak, suriyeye çok büyük yardım yaptık sayende. sorunu sana söyleyemedim ama önemli olan kalıp değil, kalıp bizim database'imizde de var, onu dökebilecek bir sanayi yok burada.
ama kazara sana yakalanırsam 2 bira ısmarlayacağım. umarım cuma ya da cumartesi gecesi, saat 2'den sonra denk geliriz, nasip tabii.
bilen bilir, ben türkiyenin en başarılı uçak mühendislerinden biriyim.
ya 2018, ya da 2013, ikisinden biri, suriye'ye bir yardım uçağı kalkacak ancak arka flaplardan birini kontrol eden dişlide sorun mevcut. tüm mekanizmayı değiştirmek aylar sürece, e bu da seçim öncesi oy kaybı falan demek, bizim en yakın zamanda o kargo uçağını uçuşa hazır hale getirmemiz gerek.
cumartesi günüydü hiç unutmam, yok yere mesai yapmışım, aramış taramış ama gerekli parçayı bulamamışım. çıldıracağım. saat akşam 11 gibi havalimanından ayrıldım ve hiç sektirmeden beni tanıdıklarından tek girişte sorun yaşamadığım kadife sokak karga'ya giriş yaptım.
tam cin toniğimi alacağım, ne göreyim? barda elinde anahtarlık sallayan bir adam. ve o anahtarlıkta benim son 2 haftadır aradığım dişli. celebrant ile tanışmamızın hikayesi budur.
ayakkabılarından açtığım ufak sohbette dişlinin hikayesini sordum, yıllar önce emekli olan albay dedesinin hediyesiymiş. durumu anlattım, güzel de karşıladı sağ olsun. dişlinin kalıbını almak için kendisinden 3 günlüğüne ödünç aldım, 3 gün sonra aynı yerde buluşmak üzere sözleştik.
gerçekten özür dilerim celebrant. gelmedim, gelemedim. rahmetli dedenin sana emaneti iyi ellerde ancak, suriyeye çok büyük yardım yaptık sayende. sorunu sana söyleyemedim ama önemli olan kalıp değil, kalıp bizim database'imizde de var, onu dökebilecek bir sanayi yok burada.
ama kazara sana yakalanırsam 2 bira ısmarlayacağım. umarım cuma ya da cumartesi gecesi, saat 2'den sonra denk geliriz, nasip tabii.
devamını gör...
mitolojik kitap önerisi
1) mitoloji sözlüğü - azra erhat
2) antik dünya - susan wise bauer / alfa yayınları
3) mısır, yunan ve roma - charles freeman / dost yayınları
4) antik mısır ve babil tanrıları - a. h. sayce
5) ege'nin antik öyküleri - ahmet semih tulay
6) antik yunan efsaneleri ve roma mitleri - e. m. berens
7) antik mısır'da ölüm sonrası yaşam ve tanrılar - wallis budge
8) ilyada ve odysseia - homeros
9) percy jackson & olimposlular seti (genç arkadaşlara yönelik)
10) theogonia & işler ve günler - hesiodos
11) zincire vurulmuş prometheus - aiskhylos
12) masallar - aisopos (ezop)
13) tanrı'nın tarihi - karen armstrong
14) eski yakındoğu sümer'den kutsal kitaba - jean bottero
15) akdeniz mitologyasından efsaneler - yaşar atan
16) mısır mitolojisi - geraldine pinch
17) eski mısır - toby wilkinson
18) vedanta sutra / tantra / purana (budist öğretilere sahip hindu inançlar ile ilgili metinlerdir, belli bir seviyede mitoloji okumamış arkadaşlara başlangıç aşamasında önermiyorum, sıkıcı gelebilir.)
19) eski metinlere göre budizm - walter ruben
20) iskandinav mitleri - r. i. page
21) iskandinav hikayeleri antolojisi - yekta ataman
22) çin ve japon mitolojisi - donald a. mackenzie
23) japon mitolojisi - michael ashkenazi
24) iran, yunan ve roma mitolojisi - nimet yıldırım
25) zerdüşt dini iran mitolojisi - mehmet korkmaz
2) antik dünya - susan wise bauer / alfa yayınları
3) mısır, yunan ve roma - charles freeman / dost yayınları
4) antik mısır ve babil tanrıları - a. h. sayce
5) ege'nin antik öyküleri - ahmet semih tulay
6) antik yunan efsaneleri ve roma mitleri - e. m. berens
7) antik mısır'da ölüm sonrası yaşam ve tanrılar - wallis budge
8) ilyada ve odysseia - homeros
9) percy jackson & olimposlular seti (genç arkadaşlara yönelik)
10) theogonia & işler ve günler - hesiodos
11) zincire vurulmuş prometheus - aiskhylos
12) masallar - aisopos (ezop)
13) tanrı'nın tarihi - karen armstrong
14) eski yakındoğu sümer'den kutsal kitaba - jean bottero
15) akdeniz mitologyasından efsaneler - yaşar atan
16) mısır mitolojisi - geraldine pinch
17) eski mısır - toby wilkinson
18) vedanta sutra / tantra / purana (budist öğretilere sahip hindu inançlar ile ilgili metinlerdir, belli bir seviyede mitoloji okumamış arkadaşlara başlangıç aşamasında önermiyorum, sıkıcı gelebilir.)
19) eski metinlere göre budizm - walter ruben
20) iskandinav mitleri - r. i. page
21) iskandinav hikayeleri antolojisi - yekta ataman
22) çin ve japon mitolojisi - donald a. mackenzie
23) japon mitolojisi - michael ashkenazi
24) iran, yunan ve roma mitolojisi - nimet yıldırım
25) zerdüşt dini iran mitolojisi - mehmet korkmaz
devamını gör...
kobalttan korunmak için kendine iron man zırhı oluşturan bakteri
bakteriler belki basit yaşam formları gibi görünebilirler fakat muhteşem yetenekleriyle bilim insanlarını şaşırtmaya devam ediyorlar. geobacter sulfurreducens adlı bakterinin toksik(zehirli) kobalt zehirlenmesine karşı, etrafına aynı ıron man gibi bir metalden bir kalkan ördüğü keşfedildi. geobacter soyundaki bakteriler bazı yararlı özelliklere sahip. pası soluyarak, iletken nanoteller üretebilir ve hatta elektrik üretebiliyor. yani mikrobiyal yakıt hücreleri üretmede bu bakteriler oldukça faydalı olabilir. michigan state üniversitesi’nden bilim insanları bakterinin yeni bir kabiliyetini keşfetti. öyle görünüyor ki; geobacter sulfurreducens , bir çok organizma için zehirli olan kobalttan kendini koruma kabiliyetine sahip. bakteriler pastaki kobalt madenini alarak, dış zarlarına bir kalkan gibi örerek, kobaltın içeri girmesini engelliyor. “yüzeylerinde kobalt nanoparçacıklar oluşturuyorlar. böylece kendilerine metalden bir kalkan yaparak koruyorlar. bu sanki ıron man’in kalkanını giymesine benziyor,” diyor araştırmanın baş yazarı gemma reguera.
araştırmacılar bakterinin bu kabiliyetinin gösterebilmek için geobacteri yüksek miktarda kobalta maruz bıraktı. kaydedilen mikroskop görüntülerinde bakterilerin metalden bir katman oluşturarak, yaşamaya devam ettiği anlaşıldı. ekip bakterinin bu yeni keşfedilen yeteneği sayesinde geri dönüşümdeki lityum-iyon pillerden, kobaltın ayrıştırılabileceğini düşünüyor. araştırmacılar geobakterinin kadmiyum gibi diğer toksik metalleri ayrıştırıp, ayrıştıramayacağını araştırıyor.
kaynak : araştırma frontiers in microbiology dergisinde yayınlandı.
araştırmacılar bakterinin bu kabiliyetinin gösterebilmek için geobacteri yüksek miktarda kobalta maruz bıraktı. kaydedilen mikroskop görüntülerinde bakterilerin metalden bir katman oluşturarak, yaşamaya devam ettiği anlaşıldı. ekip bakterinin bu yeni keşfedilen yeteneği sayesinde geri dönüşümdeki lityum-iyon pillerden, kobaltın ayrıştırılabileceğini düşünüyor. araştırmacılar geobakterinin kadmiyum gibi diğer toksik metalleri ayrıştırıp, ayrıştıramayacağını araştırıyor.
kaynak : araştırma frontiers in microbiology dergisinde yayınlandı.
devamını gör...
dunning kruger etkisi
dunning kruger sendromu kısacası cahil olma sendromudur.justin kruger ve david dunning'in ortaya attığı bu sendrom ilginç bir olaya dayanmaktadır. 1995 yılında 44 yaşındaki mcarthur wheeler ismindeki adam limon suyunun "tuhaf" olarak tanımladığı kimyasıyla derin bilgilere sahip olduğu iddiasıyla yüzünü limon suyuna bulayıp 2 bankayı üst üste soymaya kalkışmış. iddisına göre limon suyunun görünmez yazılar yazmayı sağlayan kimyasının yüzünü de görünmez sağlayacağını düşünmüş. ve böylece yüzünün görünmez olacağını ve kameralarda yüzünün görünmeyeceğini, tanınmayacağını sanmış ve bankaları soymuş. ancak kameralarda yüzü tespit edilen wheeler polisler tarafından aynı gün yakalanmış. derin bir cehalete sahip olduğunun ama bunun farkında olmayışının en güzel örneği.
devamını gör...
keşke bana yazılsaydı dediğiniz şarkı
benzemez kimse sana..
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
bakmayın siz benim kuru bir yaprak gibi sallandığıma…
köküm sağlamdır, sarsılsam da kopmam dalımdan…
öyle kolay değil, rüzgarın önüne kapılıp gitmem…
son ana kadar vazgeçmem yaşamaktan…
ne fırtınalar koptu, benim hayat dallarımda…
hiç birinde vazgeçmedim umutlarımdan…
içimde kıyametler kopsa da.
ben baharıyım yarınlarımın,
çiçek açarım her kışın ardından! !
nazım hikmet.
köküm sağlamdır, sarsılsam da kopmam dalımdan…
öyle kolay değil, rüzgarın önüne kapılıp gitmem…
son ana kadar vazgeçmem yaşamaktan…
ne fırtınalar koptu, benim hayat dallarımda…
hiç birinde vazgeçmedim umutlarımdan…
içimde kıyametler kopsa da.
ben baharıyım yarınlarımın,
çiçek açarım her kışın ardından! !
nazım hikmet.
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
“sana bakan gözlerinde beni görür,
çünkü ben ebediyen gözlerine sürgünüm...”
çünkü ben ebediyen gözlerine sürgünüm...”
devamını gör...
içli köfte
en güzelini kesinlikle babaannemin yaptığını iddia ettiğim hem haşlama olanını hem de kızartılmış halini gerçekten çok sevdiğim harika bi aperitif.
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
bir şeyin garip olması için bir şeyle kıyaslanabilir olması gerekir. misal biri için garip davranıyor derseniz bu, o kişinin alışılagelmiş hareket tarzının dışında davrandığını ifade eder.
kedilerin bir standardı yoktur. velhasıl kedilere özgü bir gariplik olsa olsa vejetaryen olması olabilir. doğasına aykırı olarak.
bize garip gelen kedi davranışları olarak bakarsak ben en çok şunu merak ediyorum. sizi dişliyor ama o kadar ayarında dişliyor ki, az daha batırsa delecek.
acaba nasıl anlıyor sensör mü var hayvanda. önce ısırıp sonra yalaması da ayrı bir ilginç.
kedilerin bir standardı yoktur. velhasıl kedilere özgü bir gariplik olsa olsa vejetaryen olması olabilir. doğasına aykırı olarak.
bize garip gelen kedi davranışları olarak bakarsak ben en çok şunu merak ediyorum. sizi dişliyor ama o kadar ayarında dişliyor ki, az daha batırsa delecek.
acaba nasıl anlıyor sensör mü var hayvanda. önce ısırıp sonra yalaması da ayrı bir ilginç.
devamını gör...
futboldan pek anlamayan kadın
aslında erkeklerde pek anlamıyor. anlasalar 90 dakika süren bir maçın pozisyonlarını 1 hafta tartışmazlardı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
asla okunmaması gereken kitaplar
(bkz: çevirisi kötü kitaplar)
devamını gör...

