mesleki yalan bırak
kazası değişeni yok, yürüyeninde hiç bir sıkıntı yok abicim. ekspertiz!e falan niye para vericen bin git arabana garantisi benim diyorum. (iyi aile çocuğu olan galerici yalanı)
devamını gör...
ankara gar katliamı
cumhuriyet tarihinin en büyük katliamıdır. ışid tarafından gerçekleştirilmiştir ve devletin açık ihmali vardır. barış için haykirmaya giden onlarca arkadaşımız öldü orada. içimiz hâla ilk günkü gibi yangın yeri. size söz; er ya da geç barış gelecek.
devamını gör...
marina ginestà
barselona'da hotel colon'un çatısında sırtındaki m1916 ispanyol mavzeriyle -ilk ve son kez silah tutmuştur- çekilen fotoğrafıyla ispanya devrimi'nin ruhunu ölümsüzleştirmiş; iç savaşın sembolü haline gelmiş 17'lik devrimci, milis, gazeteci ve tercüman.

(1936 barselona - juan guzmán)
marina, 19 ocak 1919'da fransa'nın toulouse şehrinde sol görüşlü bir ailede dünyaya geldi. henüz 11 yaşındayken ailesiyle birlikte barselona'ya taşındı. takip eden yıllarda katalonya birleşik sosyalist partisi'ne katıldı (partido socialista unificado de cataluña). iç savaş başladığında sovyet gazetesi pravda'da muhabirlik yapan mikhail koltsov'un yanında muhabirlik ve çevirmenlik yaptı. pravda'ya yeni katılmasına karşın sovyet politikalarında yanlış giden bir şeyler olduğunu anlamıştı ve daha sonraları fikirleri birleşik marksist işçi partisi'ne (partido obrero de unificacion marxista) yaklaştı. savaş bitmeden yaralanınca montpellier'e gönderildi. fransa nazilerce işgal edildikten sonra dominik cumhuriyeti'ne gitmek zorunda kaldı. 1946'da diktatör rafael trujillo'nun baskılarından kaçarak venezuela'ya göç etti. 1952'de barselona'ya, 1978'de de paris'e taşındı. marina ginestà, ocak 2014'te paris'teyken; savaşı kaybetmiş olsa da temiz bir ruh ve mazlumlar için savaşmış olmanın verdiği onurla son nefesini verdi.
şimdi, marina'nın pravda için çalışırken pek de yanılmadığını gösteren, daha sonraları faşist franco'nun ilerlemesini kolaylaştıran ve sonrasında da zaferini pekiştiren dünya ölçekli komünist basının devrimi nasıl haince katlettiğine bakalım. yeterli kaynakların olmaması barselona çarpışmaları hakkında kesin ve tarafsız konuşmayı imkansızlaştırıyor, çarpışmaların gerçek öyküsünü maskeliyor.
fakat yine de genel bir portre çizebilmek adına fraksiyonlardan ve komünist basından bahsedelim.
3 mayıs tarihli hükümet kararı ve telefon santrali baskını:
barselona çarpışmalarının başlangıcı olarak hükümetin özel silahların toplanması ve siyaset üstü bir polis gücü kurulmasına yönelik aldığı 3 mayıs 1937 tarihli kararı kabul edebiliriz. 3 mayıs'ta hükümet c.n.t.'li işçilerin çalıştığı telefon santralini ele geçirmeye karar verdi. gerekçeleri kötü yönetim, resmi konuşmaların dinlenmesi ve görüşmelerin banda alındığı iddialarıydı. polis şefi salas -polisler caddeleri kontrol altına alırken- üç kamyon dolusu güvenlik askerini santrale gönderdi. santralin yanı sıra çeşitli stratejik binalar da ele geçirildi. genel kanı bu eylemin c.n.t.'ye karşı güvenlik askerleri ve p.s.u.c. tarafından yapılacak bir saldırının işareti olduğuydu. caddelerde ve sokaklarda silahlı anarşistler devriye atmaya başladı, dükkanlar kapandı; hemen ardından çatışmalar patlak verdi. o günün gecesi ve ertesi gün barikatlar kurulmuştu, çatışmalar 6 mayıs sabahına kadar sürdü. 7 mayıs'ta şartlar normalde döndü.

(barikatların lokasyonlarına dair bir harita)

(bir c.n.t. barikatı)
komünist basında barselona çarpışmalarının sorumluluğu p.o.u.m.'un üzerine yıkılmıştır. bütünüyle p.o.u.m. tarafından organize edilmiş bir isyan, hatta daha da ileri giderek; faşist çıkarlar için düzenlenmiş, bir iç savaş başlatarak hükümeti devre dışı bırakma amacını amaçlayan bir dümen idi. bu iddiaların devamında p.o.u.m. "franco'nun beşinci kolu" olmak ve ihanetle suçlanıyordu.
11 mayıs tarihli (ingiliz komünist partisi'nin yayın organı) daily worker'a göre:
"dördüncü enternasyonal kongresini" "hazırlamak" için barselona'ya akın eden alman ve italyan ajanların büyük bir görevi vardı. bu görev şuydu:
yerel troçkistlerle işbirliği yaparak kargaşalı ve kanlı bir ortam hazırlayacaklar, alman ve italyanlar da barselona'da hüküm süren karışıklıklar yüzünden "katalonya kıyılarını deniz egemenliği altında tutmaya olanakları kalmadığını ve bu yüzden barselona'ya asker çıkartmaktan başka çareleri olmadığını" ilan edivereceklerdi.
başka bir ifadeyle, alman ve italyan hükümetlerin katalonya kıyılarına açıktan açığa kuvvet çıkarabileceği ve bunu "düzeni korumak için yaptığını" ilan edebileceği bir ortam hazırlanıyordu.
...
bütün dalaverenin aracı, troçkist bir örgüt görünümündeki p.o.u.m. olarak alman ve italyanlar için hazırdı.
meşhur sabıkalı unsurlarla ve anarşist örgütlerdeki belli diğer yanlış yola sürüklenmiş kişilerle işbirliği içinde hareket eden p.o.u.m., cephe gerisinde ve cephede bilbao'ya yapılan hücumla aynı zamanda getirilen bir saldırı planlamış ve örgütlemiştir...
yazının sonlarına doğru barselona çarpışması "p.o.u.m. saldırısı" haline gelir ve aynı sayıdaki bir başka yazıda katalonya'da kan dökülmesenin sorumluluğunun p.o.u.m.'a ait olduğu belirtilir.
yine 11 mayıs tarihli daily worker'a göre:
solcu katalan kamu güvenliği bakanı aiguade ve birleşik sosyalist kamu düzeni genel komiseri rodrique salas, çoğunluğu c.n.t. sendikaları üyesi olan görevlilerin silahlarını almak üzere, telefonica binasına silahlı devlet polisi gönderdiler.
29 mayıs tarihli inprecor:
öğleden sonra saat 3'te kamu güvenliği komiseri yoldaş salas, bir gece önce p.o.u.m.'un elli üyesi ve birkaç ipini koparmış kimse tarafından işgal edilen telefon santraline gitti.
yazılanların birbirleriyle nasıl çeliştiği ortadadır. p.o.u.m.'un elli milisine dair başka bir kayıt yoktur -dikkate değer bir hadise olmasına rağmen-.
peki p.o.u.m. gerçekte ne yaptı ve 7 mayıs'tan sonra ne oldu?
4 mayıs'ta küçük bir troçkist grup tarafından dağıtılan bildiride söylenenler kabaca şöyleydi: "herkes barikatlara gitsin -savaş sanayi dışındaki bütün sanayi kollarında genel grev yapılsın".
fakat p.o.u.m. önderleri tereddüt içerisindeydiler. franco'ya karşı savaşları bitmeden ve savaş kazanılmadan önce ayaklanmaya karşılardı. yine de emekçiler sokağa döküldü ve p.o.u.m. emekçilerin yanında yer almak zorunda kaldı. herhangi bir binaya saldırı emrini asla vermediler, eylemlerini savunma ile sınırlamak için gayret ettiler. la battala ayrıca barikatların terk edilmemesi gerektiğini yayımladı. p.o.u.m.'un sorumluluğu, herkesi biraz daha ayakta tutmaktan ibarettir. daha sonra p.o.u.m. önderleriyle kişisel ilişkileri olanlar: "onların bu durumdan rahatsız olduğunu fakat yine de katılmak zorunda kaldıklarını" söylediler.
birbiri ardına eklenen tonla dezenformasyon souncunda p.o.u.m. 15-16 haziran'da lağvedildi, p.o.u.m.'la ilişkisi olan herkes tutuklandı.
sonuç olarak zaten fraksiyonlara ayrılmış olan devrim: sürekli olarak hükümet değişikliğini deneyimlerken p.o.u.m.'u ihanetle suçlamış ve yine sol, kendi uzuvlarından birini koparıp atmıştır. franco'nun başarısında p.o.u.m.'un kurban edilmesinin payının olduğunu söylersek yanılmış olmayız.
sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.

(1936 barselona - juan guzmán)
marina, 19 ocak 1919'da fransa'nın toulouse şehrinde sol görüşlü bir ailede dünyaya geldi. henüz 11 yaşındayken ailesiyle birlikte barselona'ya taşındı. takip eden yıllarda katalonya birleşik sosyalist partisi'ne katıldı (partido socialista unificado de cataluña). iç savaş başladığında sovyet gazetesi pravda'da muhabirlik yapan mikhail koltsov'un yanında muhabirlik ve çevirmenlik yaptı. pravda'ya yeni katılmasına karşın sovyet politikalarında yanlış giden bir şeyler olduğunu anlamıştı ve daha sonraları fikirleri birleşik marksist işçi partisi'ne (partido obrero de unificacion marxista) yaklaştı. savaş bitmeden yaralanınca montpellier'e gönderildi. fransa nazilerce işgal edildikten sonra dominik cumhuriyeti'ne gitmek zorunda kaldı. 1946'da diktatör rafael trujillo'nun baskılarından kaçarak venezuela'ya göç etti. 1952'de barselona'ya, 1978'de de paris'e taşındı. marina ginestà, ocak 2014'te paris'teyken; savaşı kaybetmiş olsa da temiz bir ruh ve mazlumlar için savaşmış olmanın verdiği onurla son nefesini verdi.
şimdi, marina'nın pravda için çalışırken pek de yanılmadığını gösteren, daha sonraları faşist franco'nun ilerlemesini kolaylaştıran ve sonrasında da zaferini pekiştiren dünya ölçekli komünist basının devrimi nasıl haince katlettiğine bakalım. yeterli kaynakların olmaması barselona çarpışmaları hakkında kesin ve tarafsız konuşmayı imkansızlaştırıyor, çarpışmaların gerçek öyküsünü maskeliyor.
fakat yine de genel bir portre çizebilmek adına fraksiyonlardan ve komünist basından bahsedelim.
3 mayıs tarihli hükümet kararı ve telefon santrali baskını:
barselona çarpışmalarının başlangıcı olarak hükümetin özel silahların toplanması ve siyaset üstü bir polis gücü kurulmasına yönelik aldığı 3 mayıs 1937 tarihli kararı kabul edebiliriz. 3 mayıs'ta hükümet c.n.t.'li işçilerin çalıştığı telefon santralini ele geçirmeye karar verdi. gerekçeleri kötü yönetim, resmi konuşmaların dinlenmesi ve görüşmelerin banda alındığı iddialarıydı. polis şefi salas -polisler caddeleri kontrol altına alırken- üç kamyon dolusu güvenlik askerini santrale gönderdi. santralin yanı sıra çeşitli stratejik binalar da ele geçirildi. genel kanı bu eylemin c.n.t.'ye karşı güvenlik askerleri ve p.s.u.c. tarafından yapılacak bir saldırının işareti olduğuydu. caddelerde ve sokaklarda silahlı anarşistler devriye atmaya başladı, dükkanlar kapandı; hemen ardından çatışmalar patlak verdi. o günün gecesi ve ertesi gün barikatlar kurulmuştu, çatışmalar 6 mayıs sabahına kadar sürdü. 7 mayıs'ta şartlar normalde döndü.

(barikatların lokasyonlarına dair bir harita)

(bir c.n.t. barikatı)
komünist basında barselona çarpışmalarının sorumluluğu p.o.u.m.'un üzerine yıkılmıştır. bütünüyle p.o.u.m. tarafından organize edilmiş bir isyan, hatta daha da ileri giderek; faşist çıkarlar için düzenlenmiş, bir iç savaş başlatarak hükümeti devre dışı bırakma amacını amaçlayan bir dümen idi. bu iddiaların devamında p.o.u.m. "franco'nun beşinci kolu" olmak ve ihanetle suçlanıyordu.
11 mayıs tarihli (ingiliz komünist partisi'nin yayın organı) daily worker'a göre:
"dördüncü enternasyonal kongresini" "hazırlamak" için barselona'ya akın eden alman ve italyan ajanların büyük bir görevi vardı. bu görev şuydu:
yerel troçkistlerle işbirliği yaparak kargaşalı ve kanlı bir ortam hazırlayacaklar, alman ve italyanlar da barselona'da hüküm süren karışıklıklar yüzünden "katalonya kıyılarını deniz egemenliği altında tutmaya olanakları kalmadığını ve bu yüzden barselona'ya asker çıkartmaktan başka çareleri olmadığını" ilan edivereceklerdi.
başka bir ifadeyle, alman ve italyan hükümetlerin katalonya kıyılarına açıktan açığa kuvvet çıkarabileceği ve bunu "düzeni korumak için yaptığını" ilan edebileceği bir ortam hazırlanıyordu.
...
bütün dalaverenin aracı, troçkist bir örgüt görünümündeki p.o.u.m. olarak alman ve italyanlar için hazırdı.
meşhur sabıkalı unsurlarla ve anarşist örgütlerdeki belli diğer yanlış yola sürüklenmiş kişilerle işbirliği içinde hareket eden p.o.u.m., cephe gerisinde ve cephede bilbao'ya yapılan hücumla aynı zamanda getirilen bir saldırı planlamış ve örgütlemiştir...
yazının sonlarına doğru barselona çarpışması "p.o.u.m. saldırısı" haline gelir ve aynı sayıdaki bir başka yazıda katalonya'da kan dökülmesenin sorumluluğunun p.o.u.m.'a ait olduğu belirtilir.
yine 11 mayıs tarihli daily worker'a göre:
solcu katalan kamu güvenliği bakanı aiguade ve birleşik sosyalist kamu düzeni genel komiseri rodrique salas, çoğunluğu c.n.t. sendikaları üyesi olan görevlilerin silahlarını almak üzere, telefonica binasına silahlı devlet polisi gönderdiler.
29 mayıs tarihli inprecor:
öğleden sonra saat 3'te kamu güvenliği komiseri yoldaş salas, bir gece önce p.o.u.m.'un elli üyesi ve birkaç ipini koparmış kimse tarafından işgal edilen telefon santraline gitti.
yazılanların birbirleriyle nasıl çeliştiği ortadadır. p.o.u.m.'un elli milisine dair başka bir kayıt yoktur -dikkate değer bir hadise olmasına rağmen-.
peki p.o.u.m. gerçekte ne yaptı ve 7 mayıs'tan sonra ne oldu?
4 mayıs'ta küçük bir troçkist grup tarafından dağıtılan bildiride söylenenler kabaca şöyleydi: "herkes barikatlara gitsin -savaş sanayi dışındaki bütün sanayi kollarında genel grev yapılsın".
fakat p.o.u.m. önderleri tereddüt içerisindeydiler. franco'ya karşı savaşları bitmeden ve savaş kazanılmadan önce ayaklanmaya karşılardı. yine de emekçiler sokağa döküldü ve p.o.u.m. emekçilerin yanında yer almak zorunda kaldı. herhangi bir binaya saldırı emrini asla vermediler, eylemlerini savunma ile sınırlamak için gayret ettiler. la battala ayrıca barikatların terk edilmemesi gerektiğini yayımladı. p.o.u.m.'un sorumluluğu, herkesi biraz daha ayakta tutmaktan ibarettir. daha sonra p.o.u.m. önderleriyle kişisel ilişkileri olanlar: "onların bu durumdan rahatsız olduğunu fakat yine de katılmak zorunda kaldıklarını" söylediler.
birbiri ardına eklenen tonla dezenformasyon souncunda p.o.u.m. 15-16 haziran'da lağvedildi, p.o.u.m.'la ilişkisi olan herkes tutuklandı.
sonuç olarak zaten fraksiyonlara ayrılmış olan devrim: sürekli olarak hükümet değişikliğini deneyimlerken p.o.u.m.'u ihanetle suçlamış ve yine sol, kendi uzuvlarından birini koparıp atmıştır. franco'nun başarısında p.o.u.m.'un kurban edilmesinin payının olduğunu söylersek yanılmış olmayız.
sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir.
devamını gör...
uymaca akıllı
başkası ne söylüyorsa davranışlarını ona göre uyduran, kendine has bir düşüncesi olmayan kişi.
devamını gör...
sevgilin ya da eşin tarafından aldatılsan affeder misin sorunsalı
beni aldatacak kadar cesareti varsa varsın başkasına gitsin.benim de onu unutacak kadar dirayetim olur.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
yazarların asla yapmam dediği bir şey
twitch yayıncılarını kesinlikle izlemem..
devamını gör...
hellblade

psikoz yaşayan vikingler tarafından katliama uğramış bir kelt halkından bir kadının hikayesini yazmışlar ve bulmaca oyunu haline de getirmişler.
grafikleri de bir o kadar gerçekçi ve ayrıntılı.
imkanınız varsa kesinlikle oynamalısınız diyebileceğim bir oyun.
psikoz yaşayan kişileri daha iyi anlayabilirsiniz.
tabii oyunu oluştururken psikoz yaşamış kişilerden yardım da almışlar, hikayelerini dinlemişler ve adamlara helal olsun: 3d ses sistemi de yapmışlar.
hastaların durumunu resmen bize yaşattılar.
hastalar da artık bu kadar da anlatılması inanılmaz diyerek oyunu yapanları kutluyorlar.
burada daha ayrıntılı bir şekilde anlatılmış.
devamını gör...
tiktok hesabı olmayan ezik insan
tiktok esra erol'da çıkan kadınların tanımadıkları erkeklerle düet yaparak tanıştıkları, evden kaçmak için kullandıkları uygulamaydı değil mi? ben almayayım canım sağol..
devamını gör...
normal sözlük şikayet hattı
bazı durumlara geç reaksiyon verebiliyoruz. kiminize ayıp gelen şey, aslında normal dünya düzenine ait olabiliyor. orta yolu bulmak için birkaç tartışmaya giriyoruz kendi içerimizde ister istemez. o yüzden palazlananları görmekte gecikebiliyoruz. yazılan her girdiyi okuyup, değerlendirmeye çalışıyoruz. sol framede ister istemez gözden kaçmalar yaşanabiliyor.
--! spoiler !--
art arda açılan şarkı başlıkları
--! spoiler !--
o yüzden siz kıymetli yazarlarımızdan bunlara prim vermemenizi, şahısları parlatarak sözlükte göz önüne çekmemenizi dileriz. eksik, hatalı, aşırı gördüğünüz şeyleri başlık açmak yerine şikayet ederseniz trollerimiz ön plana gelip aradığı ilgiyi bulamamış olur.
saygılarımla, gece kartalı hate.
--! spoiler !--
art arda açılan şarkı başlıkları
--! spoiler !--
o yüzden siz kıymetli yazarlarımızdan bunlara prim vermemenizi, şahısları parlatarak sözlükte göz önüne çekmemenizi dileriz. eksik, hatalı, aşırı gördüğünüz şeyleri başlık açmak yerine şikayet ederseniz trollerimiz ön plana gelip aradığı ilgiyi bulamamış olur.
saygılarımla, gece kartalı hate.
devamını gör...
madem evlenmeyecektik beni neden favladın sorusu
sözlük butonlarına olduğundan çok daha fazla anlam yükleyip, gerçeklerle yüzleşince acı içinde feryat eden yazar beyanı.
zalım kızlar favlayıp kafa karıştırmayın işte üzülüyor çocuklar.
zalım kızlar favlayıp kafa karıştırmayın işte üzülüyor çocuklar.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
şöyle kerem bursin'in dediği gibisinden
sılaaaaaaksınnn.
sılaaaaaaksınnn.
devamını gör...
yazarların uyumama sebepleri
sahur var guzum. yiyip yatacaz
devamını gör...
şey
belgisiz zamirdir.
kimi zaman tasnifte zorlanıldığından kimi zaman da belirsizliği korumak için kullanılır. arapçadan dilimize geçmiştir.
bir de slogan hali mevcuttur. her "şey" ayrı yazılır. yanına yakıştırmaz hiç kimseyi. bu yüzden ayrı mı bitişik mi yazılır kararsızlığı da olmaz. bağımsızlığını tek başına ilan etmiş bir kelimedir. önündekilerin hepsi ancak onu belirten sıfatlardır.
kimi zaman tasnifte zorlanıldığından kimi zaman da belirsizliği korumak için kullanılır. arapçadan dilimize geçmiştir.
bir de slogan hali mevcuttur. her "şey" ayrı yazılır. yanına yakıştırmaz hiç kimseyi. bu yüzden ayrı mı bitişik mi yazılır kararsızlığı da olmaz. bağımsızlığını tek başına ilan etmiş bir kelimedir. önündekilerin hepsi ancak onu belirten sıfatlardır.
devamını gör...
hecalet
utanma, çekinme anlamlarında kullanılan arapça kökenli bir söz.
hecalet etme, haydi buyur sofraya.
hecalet etme, haydi buyur sofraya.
devamını gör...
çocukların sorduğu garip sorular
özel eğitim merkezinde otizme sahip bireylerle çalışıyorum. bir tanesi ile (yaş 7) aramızda geçen konuşma şöyledir:
ben: nasılsın bugün, iyi misin?
x: hiç iyi değilim. (surat düşer, ağlamaklı olunur)
ben: neden? bir şey olduysa anlatmak ister misin?
x: büyüyünce trafik olan yerlerde cam silmek istiyorum ben ama annem izin vermedi. yasak mı bu?
bir de şu vardı: "neden insan olarak doğuyoruz? ben baymak'taki sincap olmak istiyorum."
ben: nasılsın bugün, iyi misin?
x: hiç iyi değilim. (surat düşer, ağlamaklı olunur)
ben: neden? bir şey olduysa anlatmak ister misin?
x: büyüyünce trafik olan yerlerde cam silmek istiyorum ben ama annem izin vermedi. yasak mı bu?
bir de şu vardı: "neden insan olarak doğuyoruz? ben baymak'taki sincap olmak istiyorum."
devamını gör...
sözlüğün ölmüş olması
el faaaaatihaaaa!!!
devamını gör...
ilyada
bir yanımda artemis, bir yanımda aphrodite vardı. ön taraflardan hektor'un sesini duyuyordum, "bu ilk değil!" diye bağırıyordu. "sonuncusu da olmayacak! bu bereketli doğu toprakları, her zaman batının kan döktüğü yerler oldu!" diye devamını getirmişti.
kapının ardından akhalıların seslerini duyabiliyordum, gökyüzünü mavi yapan ışığın nedenini de biliyordum oysa ki...
athena onların yanındaydı, tıpkı hera, poseidon, hephaistos, hermes gibi. athena en sevdiğim tanrıça olmasına rağmen, ona karşı gelmek beni öylesine ürpertiyordu ki, hemen yanımda bulunan, ismini bilmediğim bir troyalının, bana "kazanacağız!" demesini bile zar zor duyuyordum.
ve işte, tam o anda, tüm troyalıları çıldırtan bir şey oldu. gökyüzünü kırmızıya boyamış bir varlık, bulunduğumuz yere iniyordu. kırmızı gözleri, giydiği savaş kaskından bile daha korkutucuydu.
ares, en ön kısma indiğinde, herkes çılgın gibi savaşmak için can atıyordu. birazdan ya kan dökecek ya da ölecektik ve bunun sebebi tek bir kadındı...
ah helen...
önce herkes sessiz oldu, sonra kapıların açılma sesini duydum...
işte böyle başladı büyük bir savaş, mottom bile hazırdı.
doğunun çocukları, batıya karşı geliyordu.
kapının ardından akhalıların seslerini duyabiliyordum, gökyüzünü mavi yapan ışığın nedenini de biliyordum oysa ki...
athena onların yanındaydı, tıpkı hera, poseidon, hephaistos, hermes gibi. athena en sevdiğim tanrıça olmasına rağmen, ona karşı gelmek beni öylesine ürpertiyordu ki, hemen yanımda bulunan, ismini bilmediğim bir troyalının, bana "kazanacağız!" demesini bile zar zor duyuyordum.
ve işte, tam o anda, tüm troyalıları çıldırtan bir şey oldu. gökyüzünü kırmızıya boyamış bir varlık, bulunduğumuz yere iniyordu. kırmızı gözleri, giydiği savaş kaskından bile daha korkutucuydu.
ares, en ön kısma indiğinde, herkes çılgın gibi savaşmak için can atıyordu. birazdan ya kan dökecek ya da ölecektik ve bunun sebebi tek bir kadındı...
ah helen...
önce herkes sessiz oldu, sonra kapıların açılma sesini duydum...
işte böyle başladı büyük bir savaş, mottom bile hazırdı.
doğunun çocukları, batıya karşı geliyordu.
devamını gör...

