diğer öğrenciler maskelerini indirdi diye sınavı terk eden öğrenci
normal bir ülke de olsa desteklenecek ama türkiye de ayıplanacak bir davranış.halk olarak, doğru ya da yanlış çoğu kişi aynı şeyi yapıyorsa sende onu yapmak zorundasın gibi bir algımız var.çocuk kendi sağlını düşünmüş ve çıkmıştır sınavdan. türkiyede herkes böyle bir düşünce yapısına sahip olsaydı çok daha farklı bir yerde olabilirdik.
devamını gör...
eren bülbül
4 yıl önce bugün pkk'lı şerefsizler tarafından şehit edilen çocuk,sen her zaman bizimlesin.keşke herkes senin kadar cesur olabilse.
devamını gör...
tarihteki ilk reklam panosu
devamını gör...
normal sözlük'ten erkek düşürmek
hep kız mı düşürülecek bırakın da biraz da erkek düşürelim. şimdi siz düşünün sözlüğümüzün güzide erkekleri.
devamını gör...
gece gelen açlık hissi
neredeyse buzdolabını dürüp büküp ekmek arası yapıp yedikten sonra kahrola ola, yumruklarını sıka sıka, ağlayarak üzerine yeşil çay içip kilo almayı engellesin diye dua ettiren, sonu düşünmeden yapılan eyleme sebep olan his.
(bkz: sonunudüşünenkahramanolamaz)
(bkz: sonunudüşünenkahramanolamaz)
devamını gör...
kuymak
has mısır unundan* has trabzon tereyağından, has trabzon telli peynirinden, ehil elden yenince tadından doyulmayan, tok tutan, zinde tutan kahvaltılık.
aslında çok kolaydır.
bir kaşık yağ, bir kaşık un, az tuz, puding kıvamı olacak kadar su karıştırılacak. kaynayınca 5 dakika pişecek ardından 1 kaşık için yaklaşık 50 gr telli peynir eklenecek, karıştırılacak, sonra ocak kapanacak. az soğuyunca yenilecek.
kaşık sayısı artırılıp miktarı artırılabilir. peynir miktarı da arzuya göre artırılabilir.
aslında çok kolaydır.
bir kaşık yağ, bir kaşık un, az tuz, puding kıvamı olacak kadar su karıştırılacak. kaynayınca 5 dakika pişecek ardından 1 kaşık için yaklaşık 50 gr telli peynir eklenecek, karıştırılacak, sonra ocak kapanacak. az soğuyunca yenilecek.
kaşık sayısı artırılıp miktarı artırılabilir. peynir miktarı da arzuya göre artırılabilir.
devamını gör...
yeni gelen yazarların sözlüğü sahiplenmesi
o sahiplenmezse,sen sahiplenmezsen, ben sahiplenmezsem nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.
devamını gör...
dubai
yakın zamana kadar çölün ortasında boş bir yer olan ancak sonrasında milyarlarca dolar yatırım alarak( kaynağı abd ve finans şirketleridir) ortadoğunun serbest ticaret merkezine dönüşen bir şehir.

lüks tüketimin korkunç derecede yüksek olduğu, lan hani müslümandınız dedirtecek derecede şaşaa bağımlılarıyla dolu, arka sokaklarında uyuşturucu ve alkol partilerinin yapıldığı, gökdelenlerinde kokainlerin pudra şekeri gibi böreklerin üstüne dökülüp yenildiği ilginç bir mekan.
lüks ve zenginlik diyoruz, bu yer görgüsüzlüğün ve kendini bilmezliğin adeta tapınağıdır. ticaret yapmanız çok kolaydır, ancak sabır ve medeniyetsizlik gerektirir.
çoğu firma vadeli çalışır, görüşme için gittiğinizde kapıdan eliyle 2 işareti yapar, anlamazsınız ne diyor bu diye, şunu diyordur: ''2 ay vade veriyorsan gel''. oldu, sen o iki ayda kaplanını besle, lamborghinine bin ve duvarlara tükür. evet duvarlara tükür.
bir gökdelende girdiğim görüşmede duvarda sarı sarı izler gördüm. dedim herhalde rutubet falan çöl iklimi. sonra bi kaç yerde daha gördüm. dedim o kadar paranız var, bi duvar boyayamıyor musunuz (içimden tabi).
meğersem bu arkadaşlar tütün çiğneyip bitince duvara tükürüyorlarmış. manyak mısınız olum siz.
adam beni havalimanından dodge charger'ı ile aldı, ofisine gittik duvarlara tütün tükürüyor.
gelir adaletsizliği had safhadadır. ülke vatandaşları sadece ofislerde çalışır. temizlik, yemek vs gibi işleri yemen lübnan gibi civar ülkelerden gelen insanlar yapar. fena ırkçılığa uğrarlar. insan gibi görülmezler. hani kölelik yoktu lan? biraz arap sosu ile siz de köleliği izleyebilirsiniz.
dubai, hassas vicdanlı insanlar için cehennemdir.

lüks tüketimin korkunç derecede yüksek olduğu, lan hani müslümandınız dedirtecek derecede şaşaa bağımlılarıyla dolu, arka sokaklarında uyuşturucu ve alkol partilerinin yapıldığı, gökdelenlerinde kokainlerin pudra şekeri gibi böreklerin üstüne dökülüp yenildiği ilginç bir mekan.
lüks ve zenginlik diyoruz, bu yer görgüsüzlüğün ve kendini bilmezliğin adeta tapınağıdır. ticaret yapmanız çok kolaydır, ancak sabır ve medeniyetsizlik gerektirir.
çoğu firma vadeli çalışır, görüşme için gittiğinizde kapıdan eliyle 2 işareti yapar, anlamazsınız ne diyor bu diye, şunu diyordur: ''2 ay vade veriyorsan gel''. oldu, sen o iki ayda kaplanını besle, lamborghinine bin ve duvarlara tükür. evet duvarlara tükür.
bir gökdelende girdiğim görüşmede duvarda sarı sarı izler gördüm. dedim herhalde rutubet falan çöl iklimi. sonra bi kaç yerde daha gördüm. dedim o kadar paranız var, bi duvar boyayamıyor musunuz (içimden tabi).
meğersem bu arkadaşlar tütün çiğneyip bitince duvara tükürüyorlarmış. manyak mısınız olum siz.
adam beni havalimanından dodge charger'ı ile aldı, ofisine gittik duvarlara tütün tükürüyor.
gelir adaletsizliği had safhadadır. ülke vatandaşları sadece ofislerde çalışır. temizlik, yemek vs gibi işleri yemen lübnan gibi civar ülkelerden gelen insanlar yapar. fena ırkçılığa uğrarlar. insan gibi görülmezler. hani kölelik yoktu lan? biraz arap sosu ile siz de köleliği izleyebilirsiniz.
dubai, hassas vicdanlı insanlar için cehennemdir.
devamını gör...
barış manço şarkılarında geçen etkileyici sözler
unutmak kolay demiştin, alışırsın demiştin
öyleyse sen unut beni, yeter ki benden isteme
gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni
unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni
öyleyse sen unut beni, yeter ki benden isteme
gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni
unutamadım, unutamadım, ne olur anla beni
devamını gör...
tabula rasa
epistemoloji yani bilgi felsefesi konusunda ismi john locke ve david hume ile birlikte anılan kavram.
"insan zihni doğuştan boş bir levha gibidir; zihinde bulunan her şeyin, tüm izlenim, kavram ve düşüncelerin temelinde dış dünyanın beş duyu yoluyla algılanması vardır." diye söyler tabula rasa. doğuştan bilgi getirilmediğini savunur. doğru bilgi kaynağı deney ve gözlemdir diyerek tecrübeyi aklın önüne koyar. böylece rasyonalizmin karşısında yer alır.
ancak yapılan birçok araştırma bu tezin yanlış olduğunu kanıtlamıştır. insan zihni doğuştan boş bir levha değil, birçok konuya meyilli olarak meydana gelir. yapılan araştırmalar insanların doğuştan ben merkezci, ırkçı ve teizme meyilli, olduğunu göstermiştir. ayrıca evrimsel süreç ile kazanılan yetiler, güdüler, dürtüler vs. de bu teze ters düşer
"insan zihni doğuştan boş bir levha gibidir; zihinde bulunan her şeyin, tüm izlenim, kavram ve düşüncelerin temelinde dış dünyanın beş duyu yoluyla algılanması vardır." diye söyler tabula rasa. doğuştan bilgi getirilmediğini savunur. doğru bilgi kaynağı deney ve gözlemdir diyerek tecrübeyi aklın önüne koyar. böylece rasyonalizmin karşısında yer alır.
ancak yapılan birçok araştırma bu tezin yanlış olduğunu kanıtlamıştır. insan zihni doğuştan boş bir levha değil, birçok konuya meyilli olarak meydana gelir. yapılan araştırmalar insanların doğuştan ben merkezci, ırkçı ve teizme meyilli, olduğunu göstermiştir. ayrıca evrimsel süreç ile kazanılan yetiler, güdüler, dürtüler vs. de bu teze ters düşer
devamını gör...
lev troçki
ekim devrimini yapan iki isimden biridir, diğeri lenin.
troçki, devrim öncesinde kızıl orduyu kuran, sonrasında ise başkomutan olarak görevini sürdüren bir isimdir. dolayısıyla ekim devrimi'nde 2. adam olsa da silahlı kuvvetlerin birinci adamı olarak görülürdü. dahası lenin'in ölümü sonrasında stalinle iktidar mücadelesine girmiş, kaybetmiştir. kızıl ordu'nun üst düzeyleri tarafından "ordu sizin yanınızda ne yapmamızı istersiniz?" dendiği rivayet olunur. kurucusu olduğu düşünülürse bu rivayet çok da yanlış-yalan durmamaktadır.
üstüne döneminde ki bir çok savaş gören komutan gibi "savaştan nefret" etmektedir. ordu yanında olmasına rağmen bir kalkışma/darbe yapmamasından ve kabaca diğer ülkelere asker yollamak yerine, o ülkelerdeki komünist-sosyalistleri destekleyelim argümanlarını savunmuştur. stalin'le en büyük ayrışmalarından biride budur. devamında stalin orta asya ve bazı balkan ülkelerine harekat düzenleyecektir.
stalin'e diğer bir eleştiriside aralarındaki gerilim daha kavga olmadığı dönem bazı yetkilerini stalin'in kendi eline alması, merkezileşmesine karşı eleştiri getirmesinden kaynaklanmaktadır. zaten troçki sonrası stalin daha da durumu abartacak/arttıracaktır.
sözün özü burada yazılan oldukça kaba-sığ eleştiriler olmakla birlikte, devamında kaçak olarak gittiği ülkelerde stalin özelinde sert eleştiriler getirmeye devam etmiş, batı medyası tarafından da bu eleştirileri ssbc'ye karşı kullanılmıştır. bundan dolayı kimi marksistler tarafından "hain", "maşa", "satılmış" vb. sert eleştiriler alırken kimi marksistlerce de "doğruyu söyleyen", "haklı" olan vb. argümanlarla anılır.
sözün özü güneşle ilgili sözü popüler olsa da bana kalırsa en değerli sözü: "sbbc, ne yazık ki uzun zaman önce yıkıldı. ne zaman mı? devrimci devrimciyi vurduğu zaman" dediğini nerede olduğu hatırlamasamda söylediği rivayet olunan bir sözdür. eğer söz ona aittse haklıdır.
kendisini anlamak için bana kalırsa "her devrim kendi çocuğunu yer" (danton) ya da "körün gözü açıldığında ilk kırdığı şey bastonudur" sözündeki gibi bir duruma düştüğüne inandığım şahıstır. ve yazık ki tarihe kendisini "gri" olarak kabul ettirememiş, bir kısma göre "beyaz/bembeyaz" bir kısıma göre "kara/ kapkara" bir karakterdir.
tarih doğası gereği bitendir ancak bir şekilde stalin-troçki optimum noktada uzlaşılabilselerdi: ssbc ya daha uzun ömürlü olurdu ya da daha güçlü olurdu.
edit: dizisini izlemedim, netflix'e güven duymadığım için.. ancak dizide kadın düşkünü olarak resmedilmiş.. bu doğrudur-yanlıştır? bilemiyorum. işin aslı umrumda da değil, kızıl ordu'yu kuran bir zihin benim daha çok ilgimi çekiyor.
troçki, devrim öncesinde kızıl orduyu kuran, sonrasında ise başkomutan olarak görevini sürdüren bir isimdir. dolayısıyla ekim devrimi'nde 2. adam olsa da silahlı kuvvetlerin birinci adamı olarak görülürdü. dahası lenin'in ölümü sonrasında stalinle iktidar mücadelesine girmiş, kaybetmiştir. kızıl ordu'nun üst düzeyleri tarafından "ordu sizin yanınızda ne yapmamızı istersiniz?" dendiği rivayet olunur. kurucusu olduğu düşünülürse bu rivayet çok da yanlış-yalan durmamaktadır.
üstüne döneminde ki bir çok savaş gören komutan gibi "savaştan nefret" etmektedir. ordu yanında olmasına rağmen bir kalkışma/darbe yapmamasından ve kabaca diğer ülkelere asker yollamak yerine, o ülkelerdeki komünist-sosyalistleri destekleyelim argümanlarını savunmuştur. stalin'le en büyük ayrışmalarından biride budur. devamında stalin orta asya ve bazı balkan ülkelerine harekat düzenleyecektir.
stalin'e diğer bir eleştiriside aralarındaki gerilim daha kavga olmadığı dönem bazı yetkilerini stalin'in kendi eline alması, merkezileşmesine karşı eleştiri getirmesinden kaynaklanmaktadır. zaten troçki sonrası stalin daha da durumu abartacak/arttıracaktır.
sözün özü burada yazılan oldukça kaba-sığ eleştiriler olmakla birlikte, devamında kaçak olarak gittiği ülkelerde stalin özelinde sert eleştiriler getirmeye devam etmiş, batı medyası tarafından da bu eleştirileri ssbc'ye karşı kullanılmıştır. bundan dolayı kimi marksistler tarafından "hain", "maşa", "satılmış" vb. sert eleştiriler alırken kimi marksistlerce de "doğruyu söyleyen", "haklı" olan vb. argümanlarla anılır.
sözün özü güneşle ilgili sözü popüler olsa da bana kalırsa en değerli sözü: "sbbc, ne yazık ki uzun zaman önce yıkıldı. ne zaman mı? devrimci devrimciyi vurduğu zaman" dediğini nerede olduğu hatırlamasamda söylediği rivayet olunan bir sözdür. eğer söz ona aittse haklıdır.
kendisini anlamak için bana kalırsa "her devrim kendi çocuğunu yer" (danton) ya da "körün gözü açıldığında ilk kırdığı şey bastonudur" sözündeki gibi bir duruma düştüğüne inandığım şahıstır. ve yazık ki tarihe kendisini "gri" olarak kabul ettirememiş, bir kısma göre "beyaz/bembeyaz" bir kısıma göre "kara/ kapkara" bir karakterdir.
tarih doğası gereği bitendir ancak bir şekilde stalin-troçki optimum noktada uzlaşılabilselerdi: ssbc ya daha uzun ömürlü olurdu ya da daha güçlü olurdu.
edit: dizisini izlemedim, netflix'e güven duymadığım için.. ancak dizide kadın düşkünü olarak resmedilmiş.. bu doğrudur-yanlıştır? bilemiyorum. işin aslı umrumda da değil, kızıl ordu'yu kuran bir zihin benim daha çok ilgimi çekiyor.
devamını gör...
2002 yılındaymış gibi yazmak
az önce doğdum selamlar.
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
yakılarak öldürülen 2 asker ve geçenlerde gara'da öldürülen 13 kişi...
ha bir de rusya'nın attığı bomba sonrasında hayatını kaybeden 36 askerimiz var. o sorunun çözülmesi için rusya'ya giden erdoğan'ın saatlerce bekletilmesi var... bir zamanlar sürekli patlayan bombalar var..
kısaca çok şey var da hangi birini söyleyelim ki..
ha bir de rusya'nın attığı bomba sonrasında hayatını kaybeden 36 askerimiz var. o sorunun çözülmesi için rusya'ya giden erdoğan'ın saatlerce bekletilmesi var... bir zamanlar sürekli patlayan bombalar var..
kısaca çok şey var da hangi birini söyleyelim ki..
devamını gör...
ruhban
insanlardan uzaklaşıp inzivaya çekilerek dünya zevklerini terkeden ve kendini aşırı bir şekilde ibadete veren kişilere verilen isimdir. rahip kelimesi ve ruhban kelimesi arapça aynı kökten gelen sözcüklerdir.
devamını gör...
cajamarquilla mumyası
peru’nun cajamarquilla kentinde bir yeraltı sığınağında bulunan mumyadır.

mumyanın yaklaşık olarak 800 yaşında olduğu tahmin edilirken cinsiyeti henüz belirlenememiş. bazı kaynaklar erkek olduğunu söylese de okuduğum birçok yabancı haber sitesinde kadın olduğu söylenmekte.
yedi basamakla inilen bir yeraltı mağarasında bulunan mumya bu zamana kadar bulunan bütün mumyalardan farklı. açıkçası ben fotoğrafını gördüğümde biraz ürktüm.
tüm vücudu bir iple bağlanmış olan mumyanın elleri ile ağzını, belki de yüzünü kapattığı görülüyor.
mumyanın yanında aksesuarlar, seramik eşyalar ve sebze ve meyve kalıntıları da bulunmuş. bunun ölümden sonra hayatın devam ettiğine dair bir inanışa sahip olan medeniyetin dini bir ritüeli olabileceği düşünülebilir.
bana dini bir ritüelden çok bir cezalandırma yöntemi gibi göründü aslında ilk bakışta. sanki erken dönem bir domuz bağı gibi. insan ırkının vahşetine, acımasızlığına şaşırmamaya alıştım ama bu mumya ile aklıma gelen şeyler korkutucu.
bakalım gelecekte bulacaklarımız insanın en vahşi yaşam formu olması konusunda ne gibi kanıtlar getirecek bize.

mumyanın yaklaşık olarak 800 yaşında olduğu tahmin edilirken cinsiyeti henüz belirlenememiş. bazı kaynaklar erkek olduğunu söylese de okuduğum birçok yabancı haber sitesinde kadın olduğu söylenmekte.
yedi basamakla inilen bir yeraltı mağarasında bulunan mumya bu zamana kadar bulunan bütün mumyalardan farklı. açıkçası ben fotoğrafını gördüğümde biraz ürktüm.
tüm vücudu bir iple bağlanmış olan mumyanın elleri ile ağzını, belki de yüzünü kapattığı görülüyor.
mumyanın yanında aksesuarlar, seramik eşyalar ve sebze ve meyve kalıntıları da bulunmuş. bunun ölümden sonra hayatın devam ettiğine dair bir inanışa sahip olan medeniyetin dini bir ritüeli olabileceği düşünülebilir.
bana dini bir ritüelden çok bir cezalandırma yöntemi gibi göründü aslında ilk bakışta. sanki erken dönem bir domuz bağı gibi. insan ırkının vahşetine, acımasızlığına şaşırmamaya alıştım ama bu mumya ile aklıma gelen şeyler korkutucu.
bakalım gelecekte bulacaklarımız insanın en vahşi yaşam formu olması konusunda ne gibi kanıtlar getirecek bize.
devamını gör...
bir yerden tanıdık gelen yazarlar
okurken size de oluyor mu bilmiyorum ama bana bazen burada yazan yazarlar gerçek hayatımdaki kişileri hatırlatıyor. geçen mahallenin berberinin burada yazar olduğunu düşündürdü birisi bana. bunlar hep çok okumaktan işte ben yatayım artık.
devamını gör...
ilyada
batı edebiyatının temel taşlarından, insanlık tarihindeki bazı olaylara çok ilginç şekillerde etki etmiş, homeros zamanında yazıya geçirilmiş ve bugünkü hali yaklaşık 16 bin dizeden oluşan lirik destan.
yazarı homeros olarak bilinse de homeros'un lirik bir ozan olduğunu hatırladığımız takdirde aslında homeros'tan çok daha eski bir sözlü geleneğin ürünü olması olasıdır. homeros'a atfedilmesinin nedeni ise ilk kez homeros zamanında yazıya geçirilmiş olması olabilir. destanın günümüze dek tamamının korunmadığı düşünülür. çünkü konusu troya savaşı olsa da, destan dokuz yıllık savaşın sonlarındaki hepi topu 51 günü konu alır.
bu destanda troya savaşına dair neredeyse herkesin bildiği troya prensi paris'in hakemlik yaptığı güzellik yarışması, helen'in paris tarafından kaçırılması, şehrin tahta at hilesi ile alınması, akhilleus'un* topuğundan vurularak ölmesi gibi detaylar anlatılmaz. çünkü bu olaylar ilyada'da yer alan olaylardan ya çok önce yaşanmıştır ya da çok sonra. homeros bize savaşın içinden sunduğu bir kesitle bir yiğitlik destanı anlatır. bu nedenle ilyada, sevgilisi elinden alınan akhilleus'un öfkesi ile başlar ve hektor'un cenazesi ile sona erer.
bu eserde hektor, paris, akhilleus gibi isimlerin yanında ismi geçen çok büyük başka kahramanlar da vardır. zaten olaylar da hesiodos'un theogonia'da bahsettiği kahramanlar çağında geçmektedir, yani günümüz insanlığından bir önceki ve büyük kahramanların ve yarı-tanrıların yaşadığı kuşakta. bu nedenle bu destanda adı geçen karakterlerin günümüzde yaşayan insanlarla kıyaslanması mümkün değildir. onlar başka bir insan soyunun mensubudur.
kimdir bu karakterler?
yunanistan'dan gelen işgalciler olan akhalar tarafında:
- kralların kralı, bütün yunanistan'ın hakimi kral agamemnon;
- agamemnon'un kardeşi, helen'in kocası, sparta kralı menelaos;
- tanrılara kafa tutan, ares'i bile yaralayıp acılar içinde kıvrandıran büyük savaşçı diomedes;
- pylos'un bilge kralı ve akhaların en yaşlısı nestor;
- akhaların en zekisi, tahta at'ın mucidi, akhilleus'un dostu, homeros'un tabiriyle "çok akıllı odysseus";
- myrmidonların kralı, bir gözyaşının uğruna akhaların veba salgını çektiği, en büyük savaşçı, yarı tanrı akhilleus;
- akhilleus'un can yoldaşı patroklos,
- ve büyük savaşçılar telamon oğlu büyük aias(ajax) ile küçük aias(ajax).
diğer tarafta ise troya kentini denizin karşı yakasından gelen işgalcilere karşı savunan troyalılar ve onları destekleyen büyük anadolu ittifakı tarafında:
- troya'nın son kralı, paris ve hektor'un babası, ebeveynleri herakles* tarafından katledilen priamos ve karısı kraliçe hekabe;
- daha doğmadan önce kahinlerin kente yıkım getireceğini öngördüğü, doğar doğmaz kentten atılan, ida dağında* tanrıçalara güzellik yarışması hakemliği yapan, helen'in aşığı, troya'nın baş belası ve akhilleus'un katili paris;
- troya'nın veliaht prensi, priamos'un büyük oğlu, halkın gözbebeği ve şampiyonu hektor;
- troya'nın prensesleri, apollon tarafından lanetlenen, sözüne inanılmayan kahin kassandra (bkz: kassandra kompleksi) ve savaşın sonunda güvenle eve dönüş yapabilmek için rüzgar tanrılarına kurban edilen polyxena ((i: destanda isimleri geçmez));
- troya'nın yakılmasından sonra hayata kalanları kurtaran ve italya'ya gidip roma'nın kurucuları remus ve romulus'a atalık edecek olan prens aineias not: destanda adı geçmez, vergilius'un aeneis isimli eserinde anlatılır. ;
- likya'dan gelip kahramanca savaşan glaukos ve likya kralı sarpedon.
peki destanda anlatılan savaş gerçekten yaşanmış mıdır? yazıdan önceki devirleri anlatan bir hikaye olması nedeniyle bunu kesin olarak teyit edebilmenin bir olanağı yok. ancak troya kentinde yapılan kazılarda m.ö. 1200 civarına tarihlenen bir yangın tabakası bulunmuştur. bu yangın tabakasından sonra kentte bir önceki kültürün devam etmediği, batıya has bazı keramiklerin bulunduğu bilinmektedir. bundan, bu yangın tabakasının bir savaş sonucu oluşan bir yıkımı gösterdiği ve kente de yabancı bir bir işgalcinin hakim olduğu yorumları çıkarılmaktadır. yani troya savaşı gerçekten yaşandıysa, buna en yakın şey eldeki bu veridir. yine de kesin bir şey söylemek mümkün değil tabii.
gelecek entrylerde 24 bölüm ve 16 bin dizelik bu destanı okumak isteyip de gözü korkanlar ve üşenenler için ufak bir özet koyacağım diyerek entry'yi burada bitirelim.
yazarı homeros olarak bilinse de homeros'un lirik bir ozan olduğunu hatırladığımız takdirde aslında homeros'tan çok daha eski bir sözlü geleneğin ürünü olması olasıdır. homeros'a atfedilmesinin nedeni ise ilk kez homeros zamanında yazıya geçirilmiş olması olabilir. destanın günümüze dek tamamının korunmadığı düşünülür. çünkü konusu troya savaşı olsa da, destan dokuz yıllık savaşın sonlarındaki hepi topu 51 günü konu alır.
bu destanda troya savaşına dair neredeyse herkesin bildiği troya prensi paris'in hakemlik yaptığı güzellik yarışması, helen'in paris tarafından kaçırılması, şehrin tahta at hilesi ile alınması, akhilleus'un* topuğundan vurularak ölmesi gibi detaylar anlatılmaz. çünkü bu olaylar ilyada'da yer alan olaylardan ya çok önce yaşanmıştır ya da çok sonra. homeros bize savaşın içinden sunduğu bir kesitle bir yiğitlik destanı anlatır. bu nedenle ilyada, sevgilisi elinden alınan akhilleus'un öfkesi ile başlar ve hektor'un cenazesi ile sona erer.
bu eserde hektor, paris, akhilleus gibi isimlerin yanında ismi geçen çok büyük başka kahramanlar da vardır. zaten olaylar da hesiodos'un theogonia'da bahsettiği kahramanlar çağında geçmektedir, yani günümüz insanlığından bir önceki ve büyük kahramanların ve yarı-tanrıların yaşadığı kuşakta. bu nedenle bu destanda adı geçen karakterlerin günümüzde yaşayan insanlarla kıyaslanması mümkün değildir. onlar başka bir insan soyunun mensubudur.
kimdir bu karakterler?
yunanistan'dan gelen işgalciler olan akhalar tarafında:
- kralların kralı, bütün yunanistan'ın hakimi kral agamemnon;
- agamemnon'un kardeşi, helen'in kocası, sparta kralı menelaos;
- tanrılara kafa tutan, ares'i bile yaralayıp acılar içinde kıvrandıran büyük savaşçı diomedes;
- pylos'un bilge kralı ve akhaların en yaşlısı nestor;
- akhaların en zekisi, tahta at'ın mucidi, akhilleus'un dostu, homeros'un tabiriyle "çok akıllı odysseus";
- myrmidonların kralı, bir gözyaşının uğruna akhaların veba salgını çektiği, en büyük savaşçı, yarı tanrı akhilleus;
- akhilleus'un can yoldaşı patroklos,
- ve büyük savaşçılar telamon oğlu büyük aias(ajax) ile küçük aias(ajax).
diğer tarafta ise troya kentini denizin karşı yakasından gelen işgalcilere karşı savunan troyalılar ve onları destekleyen büyük anadolu ittifakı tarafında:
- troya'nın son kralı, paris ve hektor'un babası, ebeveynleri herakles* tarafından katledilen priamos ve karısı kraliçe hekabe;
- daha doğmadan önce kahinlerin kente yıkım getireceğini öngördüğü, doğar doğmaz kentten atılan, ida dağında* tanrıçalara güzellik yarışması hakemliği yapan, helen'in aşığı, troya'nın baş belası ve akhilleus'un katili paris;
- troya'nın veliaht prensi, priamos'un büyük oğlu, halkın gözbebeği ve şampiyonu hektor;
- troya'nın prensesleri, apollon tarafından lanetlenen, sözüne inanılmayan kahin kassandra (bkz: kassandra kompleksi) ve savaşın sonunda güvenle eve dönüş yapabilmek için rüzgar tanrılarına kurban edilen polyxena ((i: destanda isimleri geçmez));
- troya'nın yakılmasından sonra hayata kalanları kurtaran ve italya'ya gidip roma'nın kurucuları remus ve romulus'a atalık edecek olan prens aineias not: destanda adı geçmez, vergilius'un aeneis isimli eserinde anlatılır. ;
- likya'dan gelip kahramanca savaşan glaukos ve likya kralı sarpedon.
peki destanda anlatılan savaş gerçekten yaşanmış mıdır? yazıdan önceki devirleri anlatan bir hikaye olması nedeniyle bunu kesin olarak teyit edebilmenin bir olanağı yok. ancak troya kentinde yapılan kazılarda m.ö. 1200 civarına tarihlenen bir yangın tabakası bulunmuştur. bu yangın tabakasından sonra kentte bir önceki kültürün devam etmediği, batıya has bazı keramiklerin bulunduğu bilinmektedir. bundan, bu yangın tabakasının bir savaş sonucu oluşan bir yıkımı gösterdiği ve kente de yabancı bir bir işgalcinin hakim olduğu yorumları çıkarılmaktadır. yani troya savaşı gerçekten yaşandıysa, buna en yakın şey eldeki bu veridir. yine de kesin bir şey söylemek mümkün değil tabii.
gelecek entrylerde 24 bölüm ve 16 bin dizelik bu destanı okumak isteyip de gözü korkanlar ve üşenenler için ufak bir özet koyacağım diyerek entry'yi burada bitirelim.
devamını gör...
14 şubat 2021 13 vatandaşımızın şehit edilmesi
kelimeler kifayetsiz....
13 can.... 13 şehit....
başımız sağ olsun.. şehitlerimize allah tan rahmet, ailelerine sabırlar dilerim....
13 can.... 13 şehit....
başımız sağ olsun.. şehitlerimize allah tan rahmet, ailelerine sabırlar dilerim....
devamını gör...
ev erkeği
idealimdir eşim çalışsın ben ev işlerini yapayım böyle oluyorsa. çocuğu emzirmek dışında her işin altından kalkabileceğimi düşünüyorum.
devamını gör...

