türkiye’de insanların sinirli olmasının nedenleri
ben de sebebinin hem parasal hem cinsel açıdan eksiklik olduğunu düşünürüm. ama bir başka açıdan da sebebi, türkiye'de sakin ve kibar kimselerin ciddiye alınmaması durumudur. benim de sinirlerimi bozan budur. dişini göstermezsen insanlar hakkını yemeye kalkışıyor.
devamını gör...
kısa şiirler
çizik
geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.
(bkz: özdemir asaf)
geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.
(bkz: özdemir asaf)
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
radyoda en sevdiğin şarkıya denk gelmek.
devamını gör...
imre lakatos
macaristanlı matematikçi, iktisatçı ve bilim felsefecisi. popper'in öğrencisidir kendileri. biyografisinde yazmasına gerek yok, zaten kuramlarından popperyenlik akar. feyerabend'le uzun uzadıya atışmaları vardır. sürekli birbirlerine mektup, makale gönderirler, dergilerde yayınlar yaptırırlarmış. feyerabend son darbeyi vurmuş* ancak bunu görmeye lakatos'un ömrü vefa etmemiş. zaten hayatı popper çizgisinde, kuhn'la bi orta nokta bulmaya çabalayıp, feyerabend'e cevap vermeye çalışarak geçmiş.
lakatos amcamız, öncelikle yanlışlamacılığı eleştirir, ancak yanlışlamacılığın ruhunu her zaman taşır. ona göre, bir kuramı reddedebilmek için; yeni kuramın, eskisinin açıkladığı her şeyi ve daha fazlasını açıklaması gerektiğini söyler. a teorisi b'den fazla bilgi açıklıyorsa, b teorisi kabul edilmeye başlanır. buna göre kuramlar arasında bir süreklilik vardır. birbirleriyle çelişmezler. birbirlerini içerirler. bu tanımla kuhn'un paradigma kavramını da reddeder ve yerine 'araştırma programlarını' ikame eder.( kuhn'un paradigmasında bilim birikimle değil, irrasyonel devrimlerle ilerler) burada ilginç olan, lakatos'un şunu da söylemesidir: 'mümkün bilimsel gözlemin nesnel olarak (ampirist bilgi kuramında olduğu gibi) yapılması gereklidir.'*
hadi tamam, kuramlar arası süreklilik tanımına bi şey demedik, yeni teori eskisinde fazla şey açıklar zırvana da bi şey demedik. ama bu son söylediğini ufak atması gerekir ki civcivler yesindir efendim. bilimsel gözlemin nesnel yapılması! bu pozitivizmin naiv bi inancıdır sevgili yazarlar. önyargılardan arınmış, tüm önceki değer, bilgi, inanç ve ya zihinde geçmişle ilgili sizi 'özne' yapan ne varsa hepsini paranteze alabilmiş bi şekilde deney yapabilmek... böyle bi şeyin konuşulduğu yerde ciddiyet olamaz efendiler.
lakatos'un disipline kattığı pek çok kavram var. en önemlilerinden biri 'rational reconstruction'. tarih yazımının kronolojiden ibaret olmadığını ifade etmekle yetinmez, bilimin gelişiminde bireylerin irrasyonel yenilikleri olsa da, tarihin, tüm irrasyonelliği “düzleyerek” günün sonunda rasyonel olarak ilişkilenen önermelerden oluşan bir evrimi göz önüne serdiğini iddia eder. dolayısıyla, bu evrimi takip edebilmek için, bilim insanlarının çalışmalarına epistemoloji penceresinden bakılmalı, ortaya attıkları tezler arasındaki epistemolojik ilişkiler tespit edilmelidir. her bilim tarihçisi kendi metodolojisini seçer, bu metodolojinin epistemolojik ilkeleri doğrultusunda tarihsel kayıtları ilişkilendirir ve “rasyonel olarak yeniden yapılandırılmış" bir tarih anlatısı üretir. burada lakatos bilimin rasyonelliğinin güvencesinin teminatı olarak bilim tarihçilerini gösterir. bilim adamının deney sürecinde rasyonel olmak zorunda olmadığını da söyler. her ne kadar lakatos bilim adamına ''saf görü'yü layık görse de, kuhn'un da dediği gibi, gözlem yapabilmek için önce bir kavramsal sistemin benimsenmesi gerektiğinden, ve bakış açısı değiştikçe fark edilen hatalar ve uyumsuzluklar da değişeceği için, kuramların birikerek gelişmesi mümkün değildir.
lakatos amcamız, öncelikle yanlışlamacılığı eleştirir, ancak yanlışlamacılığın ruhunu her zaman taşır. ona göre, bir kuramı reddedebilmek için; yeni kuramın, eskisinin açıkladığı her şeyi ve daha fazlasını açıklaması gerektiğini söyler. a teorisi b'den fazla bilgi açıklıyorsa, b teorisi kabul edilmeye başlanır. buna göre kuramlar arasında bir süreklilik vardır. birbirleriyle çelişmezler. birbirlerini içerirler. bu tanımla kuhn'un paradigma kavramını da reddeder ve yerine 'araştırma programlarını' ikame eder.( kuhn'un paradigmasında bilim birikimle değil, irrasyonel devrimlerle ilerler) burada ilginç olan, lakatos'un şunu da söylemesidir: 'mümkün bilimsel gözlemin nesnel olarak (ampirist bilgi kuramında olduğu gibi) yapılması gereklidir.'*
hadi tamam, kuramlar arası süreklilik tanımına bi şey demedik, yeni teori eskisinde fazla şey açıklar zırvana da bi şey demedik. ama bu son söylediğini ufak atması gerekir ki civcivler yesindir efendim. bilimsel gözlemin nesnel yapılması! bu pozitivizmin naiv bi inancıdır sevgili yazarlar. önyargılardan arınmış, tüm önceki değer, bilgi, inanç ve ya zihinde geçmişle ilgili sizi 'özne' yapan ne varsa hepsini paranteze alabilmiş bi şekilde deney yapabilmek... böyle bi şeyin konuşulduğu yerde ciddiyet olamaz efendiler.
lakatos'un disipline kattığı pek çok kavram var. en önemlilerinden biri 'rational reconstruction'. tarih yazımının kronolojiden ibaret olmadığını ifade etmekle yetinmez, bilimin gelişiminde bireylerin irrasyonel yenilikleri olsa da, tarihin, tüm irrasyonelliği “düzleyerek” günün sonunda rasyonel olarak ilişkilenen önermelerden oluşan bir evrimi göz önüne serdiğini iddia eder. dolayısıyla, bu evrimi takip edebilmek için, bilim insanlarının çalışmalarına epistemoloji penceresinden bakılmalı, ortaya attıkları tezler arasındaki epistemolojik ilişkiler tespit edilmelidir. her bilim tarihçisi kendi metodolojisini seçer, bu metodolojinin epistemolojik ilkeleri doğrultusunda tarihsel kayıtları ilişkilendirir ve “rasyonel olarak yeniden yapılandırılmış" bir tarih anlatısı üretir. burada lakatos bilimin rasyonelliğinin güvencesinin teminatı olarak bilim tarihçilerini gösterir. bilim adamının deney sürecinde rasyonel olmak zorunda olmadığını da söyler. her ne kadar lakatos bilim adamına ''saf görü'yü layık görse de, kuhn'un da dediği gibi, gözlem yapabilmek için önce bir kavramsal sistemin benimsenmesi gerektiğinden, ve bakış açısı değiştikçe fark edilen hatalar ve uyumsuzluklar da değişeceği için, kuramların birikerek gelişmesi mümkün değildir.
devamını gör...
sinameki
karagöz'ün bir oyununda da bahsi geçen bitkidir.
devamını gör...
tıbbi içerikli tanım girmek
sadece bilgisi olanların yapabildiğidir. şahsen ben okurken hiçbir şey anlamıyorum. ama yine de belki anlarım diye okumaktan da geri kalmıyorum. sonuç hüsran...
"zart zurt reseptörlerinin migliyedis ile bağlantılı ciguli korteksinde immunal kotanjuri ile zirzop edilmesidir." tarzında yazdığınız tanımların güzel türkçemizdeki anlamlarını da izah ederseniz; ben de ameliyata girecek değilim ama üç beş bir şeyler kapmış olurum diye düşünüyorum.
hani el yazını okuyamayız eyvallah ama, (bkz: doktor yazısı) arial fontunda yazılmışını da okuyabilelim lütfen. hepimiz için win-win bir durum olacaktır. öptüm sizi beyaz önlüklü yazarlarımız.
"zart zurt reseptörlerinin migliyedis ile bağlantılı ciguli korteksinde immunal kotanjuri ile zirzop edilmesidir." tarzında yazdığınız tanımların güzel türkçemizdeki anlamlarını da izah ederseniz; ben de ameliyata girecek değilim ama üç beş bir şeyler kapmış olurum diye düşünüyorum.
hani el yazını okuyamayız eyvallah ama, (bkz: doktor yazısı) arial fontunda yazılmışını da okuyabilelim lütfen. hepimiz için win-win bir durum olacaktır. öptüm sizi beyaz önlüklü yazarlarımız.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
sözlüğe seyahat/gezi benzeri bir kategori eklense (bilgi kategorisinin alt kategorisi de olabilir) ne güzel olur diye düşündüm az önce. birçok tarihi yapı, turistik mekan, müze, ören yeri, doğal güzellik ile ilgili tanım ve başlık giriliyor fakat hepsini bir arada görebileceğimiz işlevde bir kategori yok. bu tür başlıklar bir arada olsa ilgilisine daha çok hitap eder ve daha ulaşılabilir olur diye düşünüyorum. hem de güzel bir gezi rehberi olur.
devamını gör...
normal sözlük'teki karma puanlarını vasiyetinde eşit dağıtmayan baba
bir çaylak arkadaşımızın ricası üzerine belirtmek istediğim duyurudur.
merhabalar. bu başlığı gündeme taşırsanız sevinirim. öncelikle 16 mayıs 2034 yılında başımızdan sıkıntılı bir olay geçti. rahmetli babam normalde annem, teyzem ve dayımı asla ayırmaz, hepsini eşit olarak severdi. biraz mal varlığı, anneannemin ziynet eşyaları, bankada birikmişi, bitcoini ve kafa sözlük'teki karma puanlarını yazığı kağıtta vasiyet etmiş. ancak dayım olacak kişi de kafa sözlük hesabının yazdığı belgeyi katakulliye getirip kafasını karıştırarak dedeme imzalatmış. dedemin son zamanlarda durumu yerinde değildi ve bu da fırsatı kullandı. diğerleri değil de, en çok dedemin o kadar entry girip attığı favlar ile kendi alın teri ve sözlük birikimiyle kazandığı kafa puanını da üç kardeşe eşit olarak dağıtmak istemesi üzüyor beni. dayım olacak kişi şu anda dedemin 3000 karma puanına sahip olmuş durumda. halbuki dedem tam bir pearl jam hayranıydı, rozetine sahip olamadan göçüp gitti dünyadan. onun uktesiydi ve yerine getirmek istiyordum. ancak hesap şu anlık dayımın elinde. sözlüğe kaydolup yoldaş 3. benjamin'e mesaj attım, bu konu ile yakından ilgileneceklerini söyledi. ayrıca hukuksal olarak ne yapabiliriz bilmiyorum. burada müşkül bir duruma düştük. sözlükteki duyarlı yazarlarımızın bizi desteklemesini istiyoruz. umarız kimsenin başıma gelmez böyle bir şey.
merhabalar. bu başlığı gündeme taşırsanız sevinirim. öncelikle 16 mayıs 2034 yılında başımızdan sıkıntılı bir olay geçti. rahmetli babam normalde annem, teyzem ve dayımı asla ayırmaz, hepsini eşit olarak severdi. biraz mal varlığı, anneannemin ziynet eşyaları, bankada birikmişi, bitcoini ve kafa sözlük'teki karma puanlarını yazığı kağıtta vasiyet etmiş. ancak dayım olacak kişi de kafa sözlük hesabının yazdığı belgeyi katakulliye getirip kafasını karıştırarak dedeme imzalatmış. dedemin son zamanlarda durumu yerinde değildi ve bu da fırsatı kullandı. diğerleri değil de, en çok dedemin o kadar entry girip attığı favlar ile kendi alın teri ve sözlük birikimiyle kazandığı kafa puanını da üç kardeşe eşit olarak dağıtmak istemesi üzüyor beni. dayım olacak kişi şu anda dedemin 3000 karma puanına sahip olmuş durumda. halbuki dedem tam bir pearl jam hayranıydı, rozetine sahip olamadan göçüp gitti dünyadan. onun uktesiydi ve yerine getirmek istiyordum. ancak hesap şu anlık dayımın elinde. sözlüğe kaydolup yoldaş 3. benjamin'e mesaj attım, bu konu ile yakından ilgileneceklerini söyledi. ayrıca hukuksal olarak ne yapabiliriz bilmiyorum. burada müşkül bir duruma düştük. sözlükteki duyarlı yazarlarımızın bizi desteklemesini istiyoruz. umarız kimsenin başıma gelmez böyle bir şey.
devamını gör...
#teravihyasağınıkaldırın
devamını gör...
turkish english isim soyad kombinasyonu
komik olan kombinasyondur efenim.
örnek vermek gerekirse;
erol cloud
şenol sun
aykut the great
ibrahim sweetvoice
mahsun redrose
binali lightning
abdullah rose.
örnek vermek gerekirse;
erol cloud
şenol sun
aykut the great
ibrahim sweetvoice
mahsun redrose
binali lightning
abdullah rose.
devamını gör...
cennet cehennem mağarası
mersin civarında, gezenlerin çok yakından bildiği mağaranın ismi. dev obruklardan oluşan ve içlere doğru giren mağaralar vardır. bu mağaraların 128 metreyi bulan derinliği vardır. şimdi asansör yapılmış, tartışma konusu olmuş. doğal yapıyı bozduğu ve çirkin görüntü verdiği söyleniyor. fotoğrafa bakan düşüncesini netleştirebilir.
devamını gör...
don't feed the troll
troll'ü besleme.
dikkat troll.
troll beyanıdır, dikkate almayınız.
gibi anlamlar içeren söz öbeği.
dikkat troll.
troll beyanıdır, dikkate almayınız.
gibi anlamlar içeren söz öbeği.
devamını gör...
kişinin kendini en özgür hissettiği an
sıcak bir havada yemyeşil bir ağacın gölgesinde çimlere uzanırken ağacın hafif rüzgarla sallanan yapraklarının arasından sızan güneş ışıkları seyrederken ve kuş cıvıltılarını dinlerken başka hiçbir şey aklıma gelmiyor.
devamını gör...
bilge karasu
canım bilge karasu sohbetinden bir kesit:
"kendim olmak gibi bir kaygım yok galiba. (gülerek) işte nasıl yazıyorsam öyleyimdir diyorum herhalde. bu da yine imgelere getirecektir bizi ama, kendim olmak diye bir kaygım yok, onu anlatmak çok güç. nasıl tasarlıyorsam, nasıl yaşıyorsam öyle oluyor. kendim olmak, başka bir şey değil ki, çünkü onun dışında, onun ötesinde bir kendimlik yok ki, kendimlik burada söylediğimde, yazdığımda, yaptığımda.
kendim olmak diyorduk ya, zaten öyle olunuyor, kendim olayım diye değil, birtakım cendereler yarattığım için kendime."
bilge karasu, [1993], "bitmemiş bir konuşmadan"
"kendim olmak gibi bir kaygım yok galiba. (gülerek) işte nasıl yazıyorsam öyleyimdir diyorum herhalde. bu da yine imgelere getirecektir bizi ama, kendim olmak diye bir kaygım yok, onu anlatmak çok güç. nasıl tasarlıyorsam, nasıl yaşıyorsam öyle oluyor. kendim olmak, başka bir şey değil ki, çünkü onun dışında, onun ötesinde bir kendimlik yok ki, kendimlik burada söylediğimde, yazdığımda, yaptığımda.
kendim olmak diyorduk ya, zaten öyle olunuyor, kendim olayım diye değil, birtakım cendereler yarattığım için kendime."
bilge karasu, [1993], "bitmemiş bir konuşmadan"
devamını gör...
çayı şekersiz içenler terör örgütü
en büyük silahımız çay kaşığını çıkarıp kenara koymaktır. *
devamını gör...
siyamatik
seslerin görsel karşılıklarını öğrenmeye yönelik olan bir bilim alanıdır.
siyamatik bilimini, ilk kez alman bir fizikçi olan ernest chlandi insan hayatına koymuştur. 1680 yılında yaptığı araştırmalarla bu bilimi öne çıkaran chlandi, demir bir cismi kum altına gömer ve yay yardımıyla titreşimler gönderir, böylece ses desenleri elde eder. bu deneylerde kum yerine su ve nişasta gibi materyaller de kullanılmıştır.
chaldi'den sonra bu alanı araştıran ve siyamatik bilimine ismini veren kişi isviçreli doğa bilimci hans jenny'dir. jenny, 1967 yılında siyamatiği net hale getirmiştir. insan vücudundaki suları sesler ile yönlendirerek hücre içi tedavinin mümkün olacağını ileri sürmüştür.
siyamatik bilimini, ilk kez alman bir fizikçi olan ernest chlandi insan hayatına koymuştur. 1680 yılında yaptığı araştırmalarla bu bilimi öne çıkaran chlandi, demir bir cismi kum altına gömer ve yay yardımıyla titreşimler gönderir, böylece ses desenleri elde eder. bu deneylerde kum yerine su ve nişasta gibi materyaller de kullanılmıştır.
chaldi'den sonra bu alanı araştıran ve siyamatik bilimine ismini veren kişi isviçreli doğa bilimci hans jenny'dir. jenny, 1967 yılında siyamatiği net hale getirmiştir. insan vücudundaki suları sesler ile yönlendirerek hücre içi tedavinin mümkün olacağını ileri sürmüştür.
devamını gör...
suç olmadığı halde yaparken öyle hissettiren durumlar
doğum günü için ya da başka bir kutlama olayı için alınmış veya yapılmış pastadan kalan son dilimi yemek.
devamını gör...


