bir sözlük yazarına aşık olmak
kafasozluk.com/entry/274870 şu tanımımda yazdığım tutkulu şiirde de görülebilecek üzere başıma gelmiş korkunç durumdur. ah yoldaş, sarhoş ettin beni güzelliğinle. elbet bir gün biz de kavuşacağız, admin olsan da...
devamını gör...
karavandaki adam
severek, aşkla takip ettiğim youtube kanalı. güzel diksiyonlu bir kitap kurdunun kanalıdır.
kendilerinin blog hesabı da vardır.
katılmak, destek olmak istediğim tek kanal olabilir.
çok naif ve mütevazi kanal sahibi ve videolarına konuk olan muazzam sesli arkadaşının güzel videoları insana huzur veriyor resmen.
takip edin, hemen. pişman olmazsınız.
kendilerinin blog hesabı da vardır.
katılmak, destek olmak istediğim tek kanal olabilir.
çok naif ve mütevazi kanal sahibi ve videolarına konuk olan muazzam sesli arkadaşının güzel videoları insana huzur veriyor resmen.
takip edin, hemen. pişman olmazsınız.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
o bize çektiği fotoğraflar ile köy havasını hissettiren nadide bir çiçek.. kaliteli yazıları ile okurken keyiflendiren güzel mi güzel insan. daim olsun!
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
hafta:
türkçede sıkça kullanılan hafta sözcüğü farsça heft sözcüğünden gelmektedir. heft farsça'da 7 anlamındadır yani haftanın 7 gününü temsil etmektedir.
pençe:
farsça'daki beş yani "penç" sözcüğünden gelmektedir. bir eldeki 5 parmağı ifade eder ve pençe sözcüğü 5 sayısından türemiştir.
türkçede sıkça kullanılan hafta sözcüğü farsça heft sözcüğünden gelmektedir. heft farsça'da 7 anlamındadır yani haftanın 7 gününü temsil etmektedir.
pençe:
farsça'daki beş yani "penç" sözcüğünden gelmektedir. bir eldeki 5 parmağı ifade eder ve pençe sözcüğü 5 sayısından türemiştir.
devamını gör...
yazarların sempati duyduğu kötü karakter
devamını gör...
meriç damgası yemeden kadın haklarını savunmak
aslında zor iştir.
siz kadın hakları hakkında konuşurken her an mal değneğinin biri size meriç diyebilir. neden mi? keşke ben de bilsem.
böyle zamanlarda insanın ağzına yumruğu çakası geliyor.
her neyse, sonuca gelirsek kadınları savunmak meriçlik değildir. tam tersini savunanları bir kaşık suda boğmak gerekir.
siz kadın hakları hakkında konuşurken her an mal değneğinin biri size meriç diyebilir. neden mi? keşke ben de bilsem.
böyle zamanlarda insanın ağzına yumruğu çakası geliyor.
her neyse, sonuca gelirsek kadınları savunmak meriçlik değildir. tam tersini savunanları bir kaşık suda boğmak gerekir.
devamını gör...
yeraltından notlar
"duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa kendimi parçalayacak değilim elbette. ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabullenemem"
yer altından notlar kitabında altı çizilecek bir çok cümlesi var dostoveyski'nin buda benim altını çizdiğim cümlelerden birisi.
devamını gör...
mjölnir
iskandinav mitolojisinde baş tanrı olan odin’ in oğlu gökgürültüsü tanrısı thor'un gücüne güç katan çekicidir. kelime anlamı “parçalayıcı” demek olup thor bu çekiçle yıldırımlar, fırtınalar, depremler yaratabilir hatta uçabilir.
devamını gör...
çalıntı tanım girmek
çalıntı ya da hırsız ağır ithamlar. kaynak belirtmeden/alıntı yapmadan tanım girmek diyebiliriz.
bahsi geçen yazarın sözlükten gitmesine üzüldüm ama evernevergreen'in haksız olduğunu söyleyemeyiz. tamamen haklı da değil.
bir yazarın tanımlarının neredeyse çoğu copy/paste idi. adını hatırlamıyorum. kullanılan siteyi ve örnek tanımları moderatöre gönderdim. tanımlarına kaynak eklemesi yaptı.
basit bir şekilde çözülecek şeylerin linç kültürüyle dallanıp budaklanması hoş değil.
bahsi geçen yazarın sözlükten gitmesine üzüldüm ama evernevergreen'in haksız olduğunu söyleyemeyiz. tamamen haklı da değil.
bir yazarın tanımlarının neredeyse çoğu copy/paste idi. adını hatırlamıyorum. kullanılan siteyi ve örnek tanımları moderatöre gönderdim. tanımlarına kaynak eklemesi yaptı.
basit bir şekilde çözülecek şeylerin linç kültürüyle dallanıp budaklanması hoş değil.
devamını gör...
ateroskleroz
damar sertleşmesi olarak tanımlanır. damar sertleşmesi yaşayan kişilerin sigara içen,şeker hastalığı bulunan ve yüksek kiloya sahip olan kişilerde sıklıkla görülür. kalp damarları ve bacaklarda sık seyretmektedir.
devamını gör...
nusret'te artistlik yapmaya çalışan garson
haline üzüldüğüm garsondur. o da bir emekçi sonuçta muhtemelen oldukça dalgındı. ama yine de sakinliğini koruması olumsuzluğu yok etmiştir bence. baklava sonuçta ha açık yemişsin ha kapalı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
…
çocuğun içini huzur kapladı. sebebi , servi ağaçlarından dökülüp yeşil dallar arasından geniş maviliğe doğru savrulan polenler değildi. zaten onların ismi polen de değildi. pamuktu.
huzurunun ve mutluluğunun sebebi, ilerde bir taşın üstünde bastonuna dayanıp oturan ve yayılan iki koyununu izleyen mahallenin yaşlı adamına biraz sonra yapacağı iyiliklerdi. dakikalarca onu izlemişti.
yalnız ve yaşlı bir adam…
belki çok fakirdir diye söylenerek hızla mutfağa koştu.
‘’dişleri yoktur’’ diye düşündü, çünkü yaşlıların dişleri olmazdı.
bir bardak süt ve ekmek içi…
ihtiyar adamın yanına gidip sütü ve ekmeği ona verdi. adamcağız minnet duygusuyla çocuğa bakarken cebinden kanlı bir mendil çıkardı ve ağzını sildi. hastaydı.
‘’sen ölecek misin?’’ diye sordu çocuk.
‘’sen dua edersen ölmem’’ dedi yaşlı adam.
yaşlı adam diğer sene servi ağaçlarından gökyüzüne doğru savrulan o pamukları göremedi.
‘’tanrı beni duymadı’’ diye düşündü çocuk. gözleri doldu.
…
çocuk, sırtı parçalanmış ölü tavşanını komşularının bahçesinde toprağa yarı gömülü halde buldu. hızlı hızlı nefes alıp vermeye başladı. koca kulak bir haftadır en iyi arkadaşıydı. diğer arkadaşları onu öldürmüştü.
meğer köpekler tavşanları sevmezmiş, o gün öğrendi.
suçluluk duyuyordu. keşke beni parçalasalardı diye düşünerek sessizce ağladı. tavşan ‘ekşi’ kokuyordu, toprak da öyle. buna anlam veremedi.
toprağa düşen yağmur taneleri burnuna ekşi kokular taşıyordu. ihmalinin bedelini en sevdiği arkadaşını kaybederek ödemişti. onu tekrar canlandırması için tanrıya dua etti.
hiçbir şey olmadı.
‘’tanrı beni duymadı’’ diye düşündü çocuk, gözleri doldu.
…
o günden sonra kimseden bir şey isteyemedi. küsmekten korktu.
bir morg odasından çıktığında , bir mezarlık ziyaretinde , insanların ve tabiatın karanlık yüzlerine tanık olduğunda , bir kadını sevdiğinde , parmağı bir silahın metal tetiğini okşadığında ya da bir barda kravatını gevşetip kafayı çektiğinde …
tanrı ona seslendi.
çocuk, tanrıyı duymadı.
çocuğun içini huzur kapladı. sebebi , servi ağaçlarından dökülüp yeşil dallar arasından geniş maviliğe doğru savrulan polenler değildi. zaten onların ismi polen de değildi. pamuktu.
huzurunun ve mutluluğunun sebebi, ilerde bir taşın üstünde bastonuna dayanıp oturan ve yayılan iki koyununu izleyen mahallenin yaşlı adamına biraz sonra yapacağı iyiliklerdi. dakikalarca onu izlemişti.
yalnız ve yaşlı bir adam…
belki çok fakirdir diye söylenerek hızla mutfağa koştu.
‘’dişleri yoktur’’ diye düşündü, çünkü yaşlıların dişleri olmazdı.
bir bardak süt ve ekmek içi…
ihtiyar adamın yanına gidip sütü ve ekmeği ona verdi. adamcağız minnet duygusuyla çocuğa bakarken cebinden kanlı bir mendil çıkardı ve ağzını sildi. hastaydı.
‘’sen ölecek misin?’’ diye sordu çocuk.
‘’sen dua edersen ölmem’’ dedi yaşlı adam.
yaşlı adam diğer sene servi ağaçlarından gökyüzüne doğru savrulan o pamukları göremedi.
‘’tanrı beni duymadı’’ diye düşündü çocuk. gözleri doldu.
…
çocuk, sırtı parçalanmış ölü tavşanını komşularının bahçesinde toprağa yarı gömülü halde buldu. hızlı hızlı nefes alıp vermeye başladı. koca kulak bir haftadır en iyi arkadaşıydı. diğer arkadaşları onu öldürmüştü.
meğer köpekler tavşanları sevmezmiş, o gün öğrendi.
suçluluk duyuyordu. keşke beni parçalasalardı diye düşünerek sessizce ağladı. tavşan ‘ekşi’ kokuyordu, toprak da öyle. buna anlam veremedi.
toprağa düşen yağmur taneleri burnuna ekşi kokular taşıyordu. ihmalinin bedelini en sevdiği arkadaşını kaybederek ödemişti. onu tekrar canlandırması için tanrıya dua etti.
hiçbir şey olmadı.
‘’tanrı beni duymadı’’ diye düşündü çocuk, gözleri doldu.
…
o günden sonra kimseden bir şey isteyemedi. küsmekten korktu.
bir morg odasından çıktığında , bir mezarlık ziyaretinde , insanların ve tabiatın karanlık yüzlerine tanık olduğunda , bir kadını sevdiğinde , parmağı bir silahın metal tetiğini okşadığında ya da bir barda kravatını gevşetip kafayı çektiğinde …
tanrı ona seslendi.
çocuk, tanrıyı duymadı.
devamını gör...
az bilinen yazım yanlışları
az bilinen yazım yanlışlarını kamuoyuna sunacağımız başlık.
(bkz: boş ver) (doğru)
(bkz: boşver) (yanlış)
(bkz: veri tabanı) (doğru)
(bkz: veritabanı) (yanlış)
(bkz: iki yüzlü) (doğru)
(bkz: ikiyüzlü) (yanlış)
(bkz: mütevazı) (doğru)
(bkz: mütevazi) (yanlış)
(bkz: köpek balığı) (doğru)
(bkz: köpekbalığı) (yanlış)
(bkz: balıg köpegisi) (yanlış) *
(bkz: boş ver) (doğru)
(bkz: boşver) (yanlış)
(bkz: veri tabanı) (doğru)
(bkz: veritabanı) (yanlış)
(bkz: iki yüzlü) (doğru)
(bkz: ikiyüzlü) (yanlış)
(bkz: mütevazı) (doğru)
(bkz: mütevazi) (yanlış)
(bkz: köpek balığı) (doğru)
(bkz: köpekbalığı) (yanlış)
(bkz: balıg köpegisi) (yanlış) *
devamını gör...
vincent van gogh
doctor who dizisinin 5. sezonunun 10. bölümünde işlenen ressam. oldukça güzel bir bölümdü.
devamını gör...
mecburiyet
(bkz: stefan zweig) in en sevdiğim uzun öykülerinden biri olan kitap. özgürlük için ülkelerinden başka bir ülkeye kaçmış olan antimilitarist bir çiftten ferdinand'ın ülkesi tarafından askerlik görevini yapmak üzeri geri çağrılması ile başlar. kitabın konusunu da bu durum oluşturur. ferdinand barışçıl ve özgürlüğüne düşkün bir ressamdır. karısı da aynı şekilde savaş karşıtı barışçıl birisidir. bu özelliği ferdinand'ın bir dilemmada kalmasına ikileme düşmesine sebep olur. karar vermekte çok zorlanır. kendisi ve ailesi için en doğru olan nedir?kitap boyunca cesaret-korku, gitmek-kalmak, özgürlük-esaret gibi dilemmalarla çatışmak zorunda kalır. ve yine yeniden her büyük eser ve yazarda olduğu gibi bu kitapta da varoluşçuluktan izler görmekteyiz. ferdinand kendi özgür iradesiyle mi karar vermek istiyor yoksa konformist bir şekilde toplumsal kurallar üzerinden mi karar vermesi gerekiyor? kendisi otantik olarak savaş karşıtı ve özgürlüğüne düşkün bir insan aynı zamanda resim sanatına aşık üretmeyi çok seven bir sanatçı. ancak gitmemek acaba kaçmak mı korkmak demek mi diye düşünüyor. neden böyle düşünüyor peki? işte burda konformizm devreye giriyor. bizdeki karşılığı toplum baskısı, elalem ne der? korkak mı der? vatanın için savaşmaya gitmemek korkaklık mıdır? insanlar orada savaşta iken ben burda resim yapmalı mıyım? gibi sorular sürekli aklını kurcalar durur. hepimiz için geçerli değil mi bu durum? hepimiz kararlarımızı alırken bu ikilemlere düşmüyor muyuz? işte varoluşçuluk insanın anlamlı bir hayat yaşayabilmesi için otantik yaşaması gerektiğini, kendi seçimlerini kendi özgür iradesi ile kendi fenomenolojisi ile alması gerektiğini ve kendi kararlarının da sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini söylüyor. zweig da kitapta bu durumu şu cümle ile özetliyor
insan bir amaç uğruna kendinden vazgeçebilir, fakat başkalarının çılgınca fikirleri uğruna değil."
ben çok beğenerek okudum. herkesin tek oturuşta okuyabileceği mükemmel bir kitap.
insan bir amaç uğruna kendinden vazgeçebilir, fakat başkalarının çılgınca fikirleri uğruna değil."
ben çok beğenerek okudum. herkesin tek oturuşta okuyabileceği mükemmel bir kitap.
devamını gör...
makro fotoğrafçılık
makro fotoğrafçılık günlük hayatımızda rastladığımız, dikkatimizi bile çekmeyen veya görmeye pek alışık olmadığımız detayların yanı sıra çiçek, böcek veya diğer canlıların 1:1 veya daha büyüterek kadraj içine alarak fotoğraf üretilmesine verilen isimdir. genel olarak doğa fotoğrafçılığı içinde yer aldığı düşünülür ama doğadaki canlılar dışında da fotoğraflındığı için ( örneğin su damlası, duman vb) ayrı bir fotoğraf dalı olarak değerlendirilmelidir. makro fotoğrafı diğer fotoğraflar gibi çarpıcı yapan detaylar kompozisyon, renk uyumu ve tabii ki tekniktir. öncelikle teknik ekipmanda prime lensler veya zoom lensler makro için uygundur. bunun yanında close-up filtreler, uzatma tüpleri, halkalar, körükler, objektifi ters bağlama aparatları ( en yaygın olanı 18-55 mm lensi ters bağlamaktır) kullanılsa da hiçbir zaman bir prime lens ile elde edilen görüntü kalitesi elde edilmez. buna ek olarak ring ve twin flaşlar, yüksek iso da düşük gren oluşturan orta düzey bir makina, monopod ve tripodlar ile uzaktan tetikleyicilerin yanı sıra doğada olumsuz hava şartlarında makinayı koruyacak ekipmanda yanınızda bulundurulmalıdır. genelde diyafram olarak 9-11 tercih edilen çekim tarzında odak uzaklığını iyi ayarlamak, eğer canlı çekiyorsak canlının davranış biçimine bağlı olarak 1/250sn , 1/400 sn altına enstantane hızını düşürmemek (kabaca ıso ya yüklenerek elde edersiniz) başarılı kareler elde etmenizi sağlar.
yeni başlayanlar için model durduğu için güzel kareler elde edebileceği bir fotoğraf dalıdır.
not: unutmazsam yakında bir çektiğim kareyide örnek olarak buraya eklerim.
yeni başlayanlar için model durduğu için güzel kareler elde edebileceği bir fotoğraf dalıdır.
not: unutmazsam yakında bir çektiğim kareyide örnek olarak buraya eklerim.
devamını gör...
bu ülkeden gideceğim diyen ama gidemeyen insan sorunsalı
parasızlıktan gidemiyordur.
devamını gör...



