sözlük yazarlarının yetenekli olduğu konular
"kanka ya beni çizsene " repliğine sürekli maruz kalmama sebeb olan yetenek
devamını gör...
içine atmak
içimi açsalar katran akar oluk oluk. yıllardır bıkmadan yaptığım eylem.
devamını gör...
zenofobi
t: yabancı korkusu ve düşmanlığı anlamına gelen bir fobidir.
içerisinde zenofobik bireyler barındırmayan toplum yoktur herhalde. kişiler doğal olarak alıştıkları çevreye uyum sağlarlar yıllarca, dışarıdan gelen bir kimseyi tehdit olarak algılarlar bu yüzden. somutlaştırırsak, örneğin, günümüzde türkiye'de suriyeli, zamanında greklerin barbar düşmanlığını ve macarların anti mülteci tavırlarını söyleyebiliriz.
içerisinde zenofobik bireyler barındırmayan toplum yoktur herhalde. kişiler doğal olarak alıştıkları çevreye uyum sağlarlar yıllarca, dışarıdan gelen bir kimseyi tehdit olarak algılarlar bu yüzden. somutlaştırırsak, örneğin, günümüzde türkiye'de suriyeli, zamanında greklerin barbar düşmanlığını ve macarların anti mülteci tavırlarını söyleyebiliriz.
devamını gör...
bluetooth kulaklıkların kablolulara göre daha yaygın olması
henüz bu teknoloji yeni sayıldığı ve üzerinde yeterli araştırma yapılmadığı için fazla kullanmamanızı tavsiye ettiğim bir alete ilişkin tespit.
kızılöte dalgaların insan vücuduna bazı olumsuz etkileri biliniyor. uzun vadede ne olacağı ise henüz pek iyi bilinmiyor. o yüzden çok gerekli olmadığı hallerde kullanmayın derim şahsen. pişmanlık getirebilir.
kızılöte dalgaların insan vücuduna bazı olumsuz etkileri biliniyor. uzun vadede ne olacağı ise henüz pek iyi bilinmiyor. o yüzden çok gerekli olmadığı hallerde kullanmayın derim şahsen. pişmanlık getirebilir.
devamını gör...
toplumdan izole edilmesi gereken insanlar
hiçbir şeyden memnun olmayanlar. resmen hayat enerjinizi emerler.
devamını gör...
aşının içinde çip yerine ne olmasını isterdin
ütopik bir soru.
sağlam bi kas gevşetici olsa fena olmazdı. muscoril olur. efenim işte adeleks olur. biraz da dideral lütfen...
sağlam bi kas gevşetici olsa fena olmazdı. muscoril olur. efenim işte adeleks olur. biraz da dideral lütfen...
devamını gör...
louvre müzesi'nin eserlerinin sanal ortama açılması
çok güzel haber. umarım türkiye'den götürülen üç güzeller mozaği'ni de görebiliriz. yoksa başka türlü görebilecek gibi değiliz.
devamını gör...
sözlüğün içinden geçmeye çalışanlar
forumsal olmadığı sürece her türlü şeyin belli bir çerçevede yazılabileceğini bilen yazarların yanlış anlaşılmasıdır.
interaktif sözlüğün ilk amacı bir kelime veya olayı herhangi biçimde tanımlamaktır, isteyen veya başarabilen içine biraz espri biraz anı ve başka şeyler katabilir zaten direk bir olayı tanımlarsak wikipedia olurduk. bu yüzden yakın zamanda forumsal yazıların önce düzeltilmesi istenecek ardından düzeltme olmazsa silinecektir.
interaktif sözlüğün ilk amacı bir kelime veya olayı herhangi biçimde tanımlamaktır, isteyen veya başarabilen içine biraz espri biraz anı ve başka şeyler katabilir zaten direk bir olayı tanımlarsak wikipedia olurduk. bu yüzden yakın zamanda forumsal yazıların önce düzeltilmesi istenecek ardından düzeltme olmazsa silinecektir.
devamını gör...
mendelssohn is on the roof
çek yazar jiři weil tarafından 15 yıl boyunca üzerinde çalışılmış ve ölmeden hemen önce 1959 yılında tamamlanmış olan eser. littérature de la shoah ve/veya holokost edebiyatının önemli isimlerinden biri olan weil'in kendine has muazzam bir üslup geliştirdiğinin en kesin kanıtlarından biridir bu roman. rus edebiyatına yoğun ilgisi -ki doktora tezi dahi gogol üzerinedir- yaptığı vladimir mayakovski ve marina tsvetaeva çevirileri ile birlikte rus edebiyatına yatkın olmasının yanı sıra, 18. yüzyıl ingiliz edebiyatının da izleri eserde kendine bir parça yer buluyor ki busta básníkova'da sıkça sözünü ettiği sergei alexandrovich yesenin'in izlerini de weil'in kaleminde rahatlıkla seçebilmek mümkün.
weil'in kurgusu tamamen antisemitizm ekseninde dönüyor. işgal altındaki prag'da nazilerin varlığıyla değişen sıradan hayatların şiddetli ve alaycı bir tasvirini ortaya koyuyor ve her karakterini acımasız bir son ile buluşturuyor. reinhard heydrich prag'ın konser salonunda don giovanni performansına katıldığında, yahudi bir aileden gelen besteci felix mendelssohn'un heykelinin görüntüsünden rahatsız olur ve kaldırılmasını emreder. bu iş için görevlendirilen belediye yetkilisi ve ss adayı julius schlesinger, kaldırılması gereken heykellerin hangisi olduğunu çözemez ve bu yüzden patronu krug, bazı anlaşmazlıklardan sonra bilgili bir yahudi bulması için ss'nin elit muhafızlarına gider daha sonra hikayeye dahil olan dr. rabinovich ile olaylar gelişir. tamamen alaycı, acınası bir üzüntü ve aşağılama dolu bir hikayedir esasında. bu hikaye ile açılan eser daha sonra birbirine bağlantılı olan diğer hikayeler aracılığı ile devam eder. her bir hikayede öne çıkan detay weil'in özellikle sanat ve heykellerin üzerinde durmasıdır.
all that remains for him is music; it always helps when he feels tired; it offers peace and contentment; the tensions of the day melt away in it. he remembers listening to beethoven's fourth after the night of the long knives, remembers how it gave him strength to carry on, to continue interrogating enemies and beating confessions out of them. the music cleansed everything that time, even the blood.
weil'in kurgusu tamamen antisemitizm ekseninde dönüyor. işgal altındaki prag'da nazilerin varlığıyla değişen sıradan hayatların şiddetli ve alaycı bir tasvirini ortaya koyuyor ve her karakterini acımasız bir son ile buluşturuyor. reinhard heydrich prag'ın konser salonunda don giovanni performansına katıldığında, yahudi bir aileden gelen besteci felix mendelssohn'un heykelinin görüntüsünden rahatsız olur ve kaldırılmasını emreder. bu iş için görevlendirilen belediye yetkilisi ve ss adayı julius schlesinger, kaldırılması gereken heykellerin hangisi olduğunu çözemez ve bu yüzden patronu krug, bazı anlaşmazlıklardan sonra bilgili bir yahudi bulması için ss'nin elit muhafızlarına gider daha sonra hikayeye dahil olan dr. rabinovich ile olaylar gelişir. tamamen alaycı, acınası bir üzüntü ve aşağılama dolu bir hikayedir esasında. bu hikaye ile açılan eser daha sonra birbirine bağlantılı olan diğer hikayeler aracılığı ile devam eder. her bir hikayede öne çıkan detay weil'in özellikle sanat ve heykellerin üzerinde durmasıdır.
all that remains for him is music; it always helps when he feels tired; it offers peace and contentment; the tensions of the day melt away in it. he remembers listening to beethoven's fourth after the night of the long knives, remembers how it gave him strength to carry on, to continue interrogating enemies and beating confessions out of them. the music cleansed everything that time, even the blood.
devamını gör...
herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
ben kimseyi tanımıyorum burda siz tanıyor musunuz ? neler oluyor biri bana anlatsın.
devamını gör...
genç werther'in acıları
goethe, yaşamı benzer şekilde ve nedenle sonlanan bir arkadaşından esin alarak yazmış kitabı. tabii goethe'nin kendi aşk hayatında da sürekli farklı kişilerle düştüğü karşılıksız bir aşk girdabı var. karşılıksız, olmaz aşkların bir tutkunu resmen. werther ile yazarın başka ortak noktaları da var, hassas bir ruh, durumları olduğunun dışında yorumlamaya gönüllü bir zihin. yine de haklı çıkma gücüne sahip, en azından haklılığını anlatma gücüne.
werther, senin aşkın için intihar ettiğine mi inanmalıyım? yoksa albert ve lotte için mi? yoksa sadece daha en baştan içinde arzusunu taşıdığın intiharını aşk ile gerekçelendirmek mi istedin? keşke bir prens olsaydın.
werther, senin aşkın için intihar ettiğine mi inanmalıyım? yoksa albert ve lotte için mi? yoksa sadece daha en baştan içinde arzusunu taşıdığın intiharını aşk ile gerekçelendirmek mi istedin? keşke bir prens olsaydın.
devamını gör...
yakışıklılığının farkında olan erkek
bunu çevresindeki insanlardan işitiyorsa elbette farkında olacaktır.
10 kişi oturduğu masada tek kesik alansa ya da kahvaltı yaparken yan yana oturan iki kız tarafından süzülüyorsa,güzel olmasına rağmen karşı cinsten"ben seninle baş edemem"sözünü duyuyorsa ve bunları belirli aralıklarla yaşıyorsa tabi ki bilecek.
sakal bıyık bırakmaz genelde,gerek kalmaz.
sürekli dile getirmiyor ve kasılmıyorsa sorun yok.
10 kişi oturduğu masada tek kesik alansa ya da kahvaltı yaparken yan yana oturan iki kız tarafından süzülüyorsa,güzel olmasına rağmen karşı cinsten"ben seninle baş edemem"sözünü duyuyorsa ve bunları belirli aralıklarla yaşıyorsa tabi ki bilecek.
sakal bıyık bırakmaz genelde,gerek kalmaz.
sürekli dile getirmiyor ve kasılmıyorsa sorun yok.
devamını gör...
var olduğu bilinmeyen ülkeler
doğu timor
endonezya'dan bağımsızlığını kazanıp ülke olalı 20 sene olmuş ama varlığı ya da yokluğu tanım başlığına tam uyuyor. sonradan ülke olduğu için de eski atlaslarda bulunmuyor.
endonezya'dan bağımsızlığını kazanıp ülke olalı 20 sene olmuş ama varlığı ya da yokluğu tanım başlığına tam uyuyor. sonradan ülke olduğu için de eski atlaslarda bulunmuyor.
devamını gör...
vişneizm
yazılarını paylaşımlarını ilgiyle takip ettiğim değerli bir yazar. ayrıca mahlası kulağa hoş geliyor. beğenileri için de teşekkür ederim.
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
hem insanlık adına, hem müslümanlar adına lanetlenecek bir eylemdir. insanlar ibadetlerini yaparken onlara saldırmak, onları sakat bırakmak ki dünyadan çekindikleri için ateşli silah kullanmıyorlar yoksa siyonistler için kutsal olan yaşam sadece kendilerine aittir ve diğer insanların canları, malları, namusları önemsizdir ve istediklerinde alabilirler. insanların evlerini ellerinden alıp yahudi vatandaşlarını yerleştiriyorlar, şüphelendikleri insanları kadın, erkek, çocuk demeden vurup öldürüyorlar. kudüste yaşayan müslümanlara ambargo uygulanıyor, ilaç bile bulmakta zorluk çekiyorlar. kafalarına göre istedikleri evi, hastaneyi uzaktan bombalıyorlar. ve kudüs halkı doğumlarından ölümlerine kadar bu zulmü çekiyor. hakkaniyetli yahudiler dahi bu terörist eylemlere karşı durmaktadırlar.
“kılıç hakkı” denilmiş, “kuranı kerimde söyleniyor siyonistlere vaat edilmiş topraklar” denilmiş. belli ki konuyla alakanız yok. o zaman yorum yapmasanız daha iyi olur.
bir zümre müslümanlara olan nefretiyle “kim müslümanın karşısındaysa onu kutsarım” mantığı ile hakkaniyetten vazgeçiyor, insanlığını bir kenara bırakıp nefretinin esiri oluyor. bu zulümü hakkı göstermeye çalışanlar dilerim ki insanlıkları galip gelir hatalarından dönerler. bugün baktığımızda dünyaca ünlü yıldızlar bile israilin bu yaptığı zulmü alenen eleştiriyorlar, kınıyorlar, lanetliyorlar. çünkü tarafsız bir gözle bakınca ne olursanız olun eğer insanlık vasıflarınız gelişmişse ortada bir zulüm olduğu apaçık bellidir.
“kılıç hakkı” denilmiş, “kuranı kerimde söyleniyor siyonistlere vaat edilmiş topraklar” denilmiş. belli ki konuyla alakanız yok. o zaman yorum yapmasanız daha iyi olur.
bir zümre müslümanlara olan nefretiyle “kim müslümanın karşısındaysa onu kutsarım” mantığı ile hakkaniyetten vazgeçiyor, insanlığını bir kenara bırakıp nefretinin esiri oluyor. bu zulümü hakkı göstermeye çalışanlar dilerim ki insanlıkları galip gelir hatalarından dönerler. bugün baktığımızda dünyaca ünlü yıldızlar bile israilin bu yaptığı zulmü alenen eleştiriyorlar, kınıyorlar, lanetliyorlar. çünkü tarafsız bir gözle bakınca ne olursanız olun eğer insanlık vasıflarınız gelişmişse ortada bir zulüm olduğu apaçık bellidir.
devamını gör...
como gölü
italya'nın kuzey kısmında lombardiyo bölgesinde milano şehrine bağlı bir çok küçük,
temiz ve sakin kasabaya ve köye kıyısı olan bir göldür.
nietzsche'nin yürüdüğü o meşhur alp dağları ile çevrili büyük ama sade bir göl, mavi ile yeşilin muhteşem uyumu, ve akdeniz'in ılıman iklimi huzuru bulmak isteyenlere şiddetle tavsiye edilir. yazın çok kalabalık oluyor,ilk baharda gidilmelidir.
temiz ve sakin kasabaya ve köye kıyısı olan bir göldür.
nietzsche'nin yürüdüğü o meşhur alp dağları ile çevrili büyük ama sade bir göl, mavi ile yeşilin muhteşem uyumu, ve akdeniz'in ılıman iklimi huzuru bulmak isteyenlere şiddetle tavsiye edilir. yazın çok kalabalık oluyor,ilk baharda gidilmelidir.
devamını gör...
korsan33 adlı yazarın aşırı çekici olması
(bkz: başkası adına utanmak)
devamını gör...
çocukken hayal edilen meslek vs sahip olunan meslek
anaokulunda astronot ile başlayıp lisede tıp veya biyoloji ile devam edip yks öncesi psikolojiye doğru kayan*, son olarak da üniversitede sosyal hizmet ile noktalanan süreçtir.
üniversite bittiğinde ise tıbbi ve psikiyatrik sosyal hizmet alanında çalışmaya başlayarak hepsini bir arada toplamayı planlıyorum dhfjhkbkbjjbjbkbj.*
geriye boşta kalan tek şey astronotluk oldu ama beynim sürekli uzay boşluğuna doğru uçuş modunda olduğu için onu da bir yerden karşılıyorum sanırsam. swh.
üniversite bittiğinde ise tıbbi ve psikiyatrik sosyal hizmet alanında çalışmaya başlayarak hepsini bir arada toplamayı planlıyorum dhfjhkbkbjjbjbkbj.*
geriye boşta kalan tek şey astronotluk oldu ama beynim sürekli uzay boşluğuna doğru uçuş modunda olduğu için onu da bir yerden karşılıyorum sanırsam. swh.
devamını gör...
kız kıza takılmak
bir kadın için hangi yaşta olursa olsun yerine başka bir şey koyulamayacak faaliyettir.
dedikodusu, kıyafet denemesi, çayı, laklağı ve kikirdemesi bolca olandır.*
dedikodusu, kıyafet denemesi, çayı, laklağı ve kikirdemesi bolca olandır.*
devamını gör...
back to 1942
feng xiaogang'ın yönettiği 2012 tarihli bir çin tarihi filmidir. liu zhenyun 'ın romanından uyarlanmış tır.kasım 2012'de filmin ilk gösterimi yapıldı. başrollerde tim robins ve adrian brody var ama aslında film guoli zhang'ın başarısına kurulmuş.
film 1942 yılında çin'in henan eyaletinde meydana gelen kıtlık ve japonya ile yapilan savaş döneminde, yaşanan göç neticesinde 3 milyondan fazla insanın ölümünü anlatan filmdir.
filmde fan isminde zengin bir adamın kıtlık başladığı andan itibaren ailesi ve yardimcilari ile yasadigi zorlu yolculuğu anlatırken bir yandan da gazeteci theodore h. white'ın kıtlığı çinli yetkililer ve dunyaya duyurma çabaları anlatılmaktadır.
filmde açlık, kendi ülkende mülteci olma, rüşvet, emanet, inanç sorgulaması, aileye bağlılık, namus gibi kavramlar incelenmektedir.
2.5 saat gibi uzun süren bir film. siyasi çekişmeler, merkez siyasi yapı ile halkın arasındaki derin uçurum gereksiz uzatılmış. ancak yine de karakterlerin ve öykülerin birbirine bağlanması, halkın cahilliğinin ve çaresizliğinin sunumu oldukça düşündürücü.
filmi izlerken aklıma osmanlı'nın son dönemlerinde ve kurtuluş savaşı sırasında yaşanılan yoksulluk, kıtlık ve okuduğumuz hikayeler geldi. yine padişaha ya da cumhuriyet doneminde yalakalık yapmak isteyen memurların yönetime herşeyi güllük gulistanlik göstermesi (ki bugün de aynı şeyin devam ettiğini görüyorum) aklıma geldi. bugün 150 ülkeye yardım ettiği söylenen bir ülkede yaşıyoruz. buna rağmen her geçen gün alım gücümüz azalıyor. pandemi ülke ekonomisine gerçekten büyük darbeler vurdu. peki biz allah korusun birgün kıtlık veya yokluk ile imtihan olursak neler yaşardık, ne tür hikayeler ile karşılaşirdık bunu düşündüm. bu noktada israf, şükür, adalet, yardımlaşma kavramlarını daha sık dusunmeliyiz diye düşünmekteyim. allah yardımcımız olsun.
film 1942 yılında çin'in henan eyaletinde meydana gelen kıtlık ve japonya ile yapilan savaş döneminde, yaşanan göç neticesinde 3 milyondan fazla insanın ölümünü anlatan filmdir.
filmde fan isminde zengin bir adamın kıtlık başladığı andan itibaren ailesi ve yardimcilari ile yasadigi zorlu yolculuğu anlatırken bir yandan da gazeteci theodore h. white'ın kıtlığı çinli yetkililer ve dunyaya duyurma çabaları anlatılmaktadır.
filmde açlık, kendi ülkende mülteci olma, rüşvet, emanet, inanç sorgulaması, aileye bağlılık, namus gibi kavramlar incelenmektedir.
2.5 saat gibi uzun süren bir film. siyasi çekişmeler, merkez siyasi yapı ile halkın arasındaki derin uçurum gereksiz uzatılmış. ancak yine de karakterlerin ve öykülerin birbirine bağlanması, halkın cahilliğinin ve çaresizliğinin sunumu oldukça düşündürücü.
filmi izlerken aklıma osmanlı'nın son dönemlerinde ve kurtuluş savaşı sırasında yaşanılan yoksulluk, kıtlık ve okuduğumuz hikayeler geldi. yine padişaha ya da cumhuriyet doneminde yalakalık yapmak isteyen memurların yönetime herşeyi güllük gulistanlik göstermesi (ki bugün de aynı şeyin devam ettiğini görüyorum) aklıma geldi. bugün 150 ülkeye yardım ettiği söylenen bir ülkede yaşıyoruz. buna rağmen her geçen gün alım gücümüz azalıyor. pandemi ülke ekonomisine gerçekten büyük darbeler vurdu. peki biz allah korusun birgün kıtlık veya yokluk ile imtihan olursak neler yaşardık, ne tür hikayeler ile karşılaşirdık bunu düşündüm. bu noktada israf, şükür, adalet, yardımlaşma kavramlarını daha sık dusunmeliyiz diye düşünmekteyim. allah yardımcımız olsun.
devamını gör...