kelebek gibi uçar arı gibi sokarım
bir küçük bir zebellah ukdesidir.
dünyanın gelmiş geçmiş en büyük boksörü olan muhammed ali’ye ait olan sözdür ve orijinali “float like a butterfly, sting like a bee.”dir.

muhammed ali sadece boksör olarak olağan dışı yeteceğiz ile değil karakterli ve omurgalı duruşu ve söz söyleme yeteneği ile de birçok sporcudan çok farklı bir yerdeydi.
konuşmalarındaki kibir gibi görünen şey aslında bir özgüven ifadesi ve bir meydan okumaydı. belki bunun nedeni sürekli olarak azınlıkta kalması idi ve belki de bu iddialı ifadelerinin nedeni de bu sürekli azınlıkta kalma duygusu idi.
muhammed ali, amerika’da müslümanlığı seçerek kendini bir azınlığa dahil ettiğinde zaten afro-amerikalı olarak başka bir azınlığın içindeydi. boks gibi büyük bir çoğunluğun spor olarak kabul etmediği bir dal ile haşır neşir olması da onu başka bir azınlığa dahil ediyordu. savaş karşıtı olarak belki azınlıkta değildi ama ününün zirvesinde savaş karşıtı olduğunu açık açık söyleyerek başka bir cesur azınlığa daha girmiş oldu gönüllü olarak.
muhammed ali’nin maçlarını izlediyseniz eğer o ringde bokstan fazlası olduğunu görürdünüz. o ringde bir dans gösterisi sunardı adeta, evet tam da söylediği gibi zarif bir kelebek havasında süzülürdü. ancak yumruklarını sertliği ve zamanlaması zaman ayarlı balyoz acımasızlığında idi, evet arı gibi de sokardı.
muhammed ali’nin son olarak dahil olduğu azınlık ise dünyanın yüzde birlik bir diliminde görülen parkinson hastalığına yakalanmış olmasıydı.
o zaman soralım bir de what’s my name?
dünyanın gelmiş geçmiş en büyük boksörü olan muhammed ali’ye ait olan sözdür ve orijinali “float like a butterfly, sting like a bee.”dir.

muhammed ali sadece boksör olarak olağan dışı yeteceğiz ile değil karakterli ve omurgalı duruşu ve söz söyleme yeteneği ile de birçok sporcudan çok farklı bir yerdeydi.
konuşmalarındaki kibir gibi görünen şey aslında bir özgüven ifadesi ve bir meydan okumaydı. belki bunun nedeni sürekli olarak azınlıkta kalması idi ve belki de bu iddialı ifadelerinin nedeni de bu sürekli azınlıkta kalma duygusu idi.
muhammed ali, amerika’da müslümanlığı seçerek kendini bir azınlığa dahil ettiğinde zaten afro-amerikalı olarak başka bir azınlığın içindeydi. boks gibi büyük bir çoğunluğun spor olarak kabul etmediği bir dal ile haşır neşir olması da onu başka bir azınlığa dahil ediyordu. savaş karşıtı olarak belki azınlıkta değildi ama ününün zirvesinde savaş karşıtı olduğunu açık açık söyleyerek başka bir cesur azınlığa daha girmiş oldu gönüllü olarak.
muhammed ali’nin maçlarını izlediyseniz eğer o ringde bokstan fazlası olduğunu görürdünüz. o ringde bir dans gösterisi sunardı adeta, evet tam da söylediği gibi zarif bir kelebek havasında süzülürdü. ancak yumruklarını sertliği ve zamanlaması zaman ayarlı balyoz acımasızlığında idi, evet arı gibi de sokardı.
muhammed ali’nin son olarak dahil olduğu azınlık ise dünyanın yüzde birlik bir diliminde görülen parkinson hastalığına yakalanmış olmasıydı.
o zaman soralım bir de what’s my name?
devamını gör...
kılıçdaroğlu'nun lgbti türk aile yapısını bozmaz demesi
devamını gör...
troller yokken sözlüğün çok sıkıcı olması
(bkz: ermolettin fan club)
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
twitterdan çıkıyorum instaya giriyorum.instadan çıkıp sözlüğe. aşkı memnu beşir gibi oldum hiçbir şeyi kaçırmıyorum.karantina modu mehhh
devamını gör...
fakirleri avutmak için uydurulmuş şeyler
budizmdeki karma yasası sırf bunun için uydurulmuş olabilir. maalesef o kast sistemini hala ayakta tutabiliyor.
devamını gör...
rus edebiyatı vs fransız edebiyatı
fransız edebiyatının tüm çeşitliliğiyle birlikte belli ortak özellikler, eğilimler olarak ortaya çıkar. fransızcayı rus edebiyatıyla karşılaştırırken daha belirgin hale gelirler. bu edebiyatlar neredeyse aynı anda ortaya çıktı, ancak ülkelerin tarihlerindeki farklılıklar, dillerin özellikleri ve nihayet fransızların ve rusların karakteri, psikolojisi, her iki edebiyatın da özgünlüğünü tamamen farklı şiveler belirledi.
rus edebiyatını dünyadaki diğer edebiyatlardan ayıran çeşitli değişimlere dirençli bir özgünlüğü vardır. burada toplumsal ve tarihsel nedenler önemli bir rol oynamıştır. başlangıçta, rus edebiyatı çok dar bir okuryazarlık çemberine yönelik bir yönelimle ortaya çıktı.
aksine, fransız edebiyatı çok akıcı ve daha çeşitlidir. 12. yüzyıldan bu yana, şövalyelerin eğitimi için mahkeme talebi ortaya çıktığında ve sonraki tüm yüzyıllarda, nüfusun farklı kesimlerinin okuryazarlık seviyesi arttı, bu da kitaplara erişimin genişlediği anlamına geliyor. folklorun önemi azaldı ve edebiyatın seküler karakteri arttı. bu süreçlerin sonuçlarından biri, dini edebiyatın ahlaki temellerinin yerini seküler edebiyatın estetik kriterlerinin almasıdır.
rus edebiyatını dünyadaki diğer edebiyatlardan ayıran çeşitli değişimlere dirençli bir özgünlüğü vardır. burada toplumsal ve tarihsel nedenler önemli bir rol oynamıştır. başlangıçta, rus edebiyatı çok dar bir okuryazarlık çemberine yönelik bir yönelimle ortaya çıktı.
aksine, fransız edebiyatı çok akıcı ve daha çeşitlidir. 12. yüzyıldan bu yana, şövalyelerin eğitimi için mahkeme talebi ortaya çıktığında ve sonraki tüm yüzyıllarda, nüfusun farklı kesimlerinin okuryazarlık seviyesi arttı, bu da kitaplara erişimin genişlediği anlamına geliyor. folklorun önemi azaldı ve edebiyatın seküler karakteri arttı. bu süreçlerin sonuçlarından biri, dini edebiyatın ahlaki temellerinin yerini seküler edebiyatın estetik kriterlerinin almasıdır.
devamını gör...
tanımadığınız bir şahsın aniden pardon bakar mısınız demesi
hayatta en çok korktuğum şey. kim bilir bunun ardından nasıl bir felaket gelecek diye düşünürüm hep. bilmem neredeki bir katliamın sorumlusu olmakla suclanmaktan korkarım. meğer parasını ödediğim bir şeyi unutmuşum kasada. hay aksi. yapmayın ya şunu.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
profil resmin iğrenç olmuş: koca, kara bi bukalemuna benziyorsun. değiştir.*
devamını gör...
marka adıyla anılan ürünler
başlık sahibi bize de birkaç tane bıraksaymış dedirtmiştir.
devamını gör...
kitap alıntıları
"söylendiğine göre, insanların yüzde doksan dokuzu doğdukları anda kendilerini kitleye satarlarmış. oysa zihin insanı ne olursa olsun doğduğu anda kitleyle mücadeleye başlamalıymış, kitleye karşı koymak, onunla baş etmek, sırf bu bile bir zihin insanı olduğunun kanıtıymış. her kim bu kitleye teslim olursa ve bu belli bir noktada gerçekleşirse, bir zihin insanı olarak pes etmiş olurmuş ve artık zihin insanı sayılmazmış." *
"toplum -insan toplumunu kastediyordu- genç insanları dolambaçlı yollara itecek, onları tahrip ve yok edecek şekilde kurulmuş ve çevremize baktığımızda gerçekten de neredeyse sırf böyle dolambaçlı yollara itilmiş, tahrip ve yok edilmiş genç insanlar görürmüşüz. pek az insan gerçekten anne babasına karşı mücadeleye girişir, bu mücadeleyi sonuna kadar götürür, kazanır, öğretmenleriyle mücadele eder, kazanır, toplumla mücadele eder, kazanır ve böylelikle bir zihin insanı olarak her şeyi kazanırmış." *
(bkz: thomas bernhard) - (bkz: ucuzayiyenler (kitap))
"toplum -insan toplumunu kastediyordu- genç insanları dolambaçlı yollara itecek, onları tahrip ve yok edecek şekilde kurulmuş ve çevremize baktığımızda gerçekten de neredeyse sırf böyle dolambaçlı yollara itilmiş, tahrip ve yok edilmiş genç insanlar görürmüşüz. pek az insan gerçekten anne babasına karşı mücadeleye girişir, bu mücadeleyi sonuna kadar götürür, kazanır, öğretmenleriyle mücadele eder, kazanır, toplumla mücadele eder, kazanır ve böylelikle bir zihin insanı olarak her şeyi kazanırmış." *
(bkz: thomas bernhard) - (bkz: ucuzayiyenler (kitap))
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının dizi önerileri
(bkz: da vinci's demons)
--- alıntı ---
tarihsel fantezi diyebileceğimiz fantezi dizisinde bir yandan da vinci'nin 25 yaşındayken hiç anlatılmamış hikâyesini, geleceği "icat etme"sini anlatıyor, bir yandan da "fikirlerin ve inançların kontrol edildiği tarihi bir zamanda tek adamın, fikirleri özgür kılma mücadelesi" işleniyor.
hikâyede, "ona bir hediye olarak sunulmuş insanüstü zekası, dinin yalanlarını ortaya çıkarmak gibi sapkın bir inanca sahip olması, seçkinci bir toplumun düzenini bozmak isteyen isyancılardan oluşu, babasının meşru oğlu olmak için yanıp tutuşan bir piç çocuk olması" genç da vinci'ye kendi iç karanlığıyla boğuşurken işkence etmektedir.
(vikipedi'den alıntıdır)
--- alıntı ---
--- alıntı ---
tarihsel fantezi diyebileceğimiz fantezi dizisinde bir yandan da vinci'nin 25 yaşındayken hiç anlatılmamış hikâyesini, geleceği "icat etme"sini anlatıyor, bir yandan da "fikirlerin ve inançların kontrol edildiği tarihi bir zamanda tek adamın, fikirleri özgür kılma mücadelesi" işleniyor.
hikâyede, "ona bir hediye olarak sunulmuş insanüstü zekası, dinin yalanlarını ortaya çıkarmak gibi sapkın bir inanca sahip olması, seçkinci bir toplumun düzenini bozmak isteyen isyancılardan oluşu, babasının meşru oğlu olmak için yanıp tutuşan bir piç çocuk olması" genç da vinci'ye kendi iç karanlığıyla boğuşurken işkence etmektedir.
(vikipedi'den alıntıdır)
--- alıntı ---
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
bedenin işlevini yerine getirdiği sürece onun ne kadar büyük bir düşman olabileceğini fark edemiyorsun, ama ona bir an için karşı koymaya kalkınca, yenildiğimi görüyorum.
devamını gör...
telaffuz edilmesi güzel kelimeler
müteşekkir oldum efendim.
devamını gör...
klasikleşmiş bayram olayları
bayram namazı sırasında hocanın bana fake atmasi ve tüm gün boyunca abimlarin benimle dalga geçmesi.
bir keresinde ayakkabılarım çalındığını sandığım için uzun bir süre egilik şekilde kaldım. oradan ayakkabıların calinmadigini görünce geri kalktım birde ne göreyim? şöyle bi 2-3 kişi de beni taklit ettiği için hemen benden sonra kalktılar.
şu ana kadar yaşadığım en sansasyonel anı bu olabilir. birde geçen sene namaza yetisemedigimiz halde eve gelince herkese namaza yetiştik demiştik. bizden biraz sonra babam gelince yalanimiz ortaya çıkmıştı. baya bı utanmıştım.
elini kesen kasap ve firar eden danalar.
bir keresinde ayakkabılarım çalındığını sandığım için uzun bir süre egilik şekilde kaldım. oradan ayakkabıların calinmadigini görünce geri kalktım birde ne göreyim? şöyle bi 2-3 kişi de beni taklit ettiği için hemen benden sonra kalktılar.
şu ana kadar yaşadığım en sansasyonel anı bu olabilir. birde geçen sene namaza yetisemedigimiz halde eve gelince herkese namaza yetiştik demiştik. bizden biraz sonra babam gelince yalanimiz ortaya çıkmıştı. baya bı utanmıştım.
elini kesen kasap ve firar eden danalar.
devamını gör...
rozet resmini indirip profil yapan yazar
düzenin insanı olmayı reddeden yazardır.
böyle böyle kapitalizmin çarkına çomak sokacağız işte.
böyle böyle kapitalizmin çarkına çomak sokacağız işte.
devamını gör...
domestic hıyar
peeehh kaç gün ceza almış yazar? yani tamam sivri dilli, bazen de iplemiyor falan ama... sözlüğün en güzel yazanlarından.
devamını gör...
gökten yıldızları koparıp saçına takacağım diyen sevgili
rahmetli barış manço idi. hem vaatleri hem de yanıtı şarkıda var.
saçlarına yıldızlardan taç yapayım yar
bir nefeste güneşleri söndüreyim yar
çıra gibi uğrunda ben yanayım yar
canım iste, canım bile sana kurban yar
yıldızlar yerinde güzel bırak dursun yar
saçlarımı ellerinle okşa yeter yar
gönlüm senden bir şey ister, nasıl desem yar?
alla beni, pulla beni, al koynuna yar
saçlarına yıldızlardan taç yapayım yar
bir nefeste güneşleri söndüreyim yar
çıra gibi uğrunda ben yanayım yar
canım iste, canım bile sana kurban yar
yıldızlar yerinde güzel bırak dursun yar
saçlarımı ellerinle okşa yeter yar
gönlüm senden bir şey ister, nasıl desem yar?
alla beni, pulla beni, al koynuna yar
devamını gör...


