kızgınlıkta intikam vardır. kırgınlıkta ise sadece suskunluk.
devamını gör...

öğretmenler: "tamam".
devamını gör...

yumurta bili bili, sözlüğe girdim şimdi.
devamını gör...

kendisi olmaktır, hele ki yaşadığımız kadınlara binbir yafta ülkesinde.
devamını gör...

--- alıntı ---

gözler her şeyi göremez, gönül bunun içindir

--- alıntı ---
bazen bir bakışından bazen sarıldığında saçlarını koklamasından , bazen konuşmayıp uzun uzun susuşlarından anlarsınız. bazen de sadece hissedersiniz gönlünüzle, en özeli de o değil midir zaten
devamını gör...

yunanca 'ele geçiren ve kavrayan' anlamındadır.
gerçekleşmesi halinde çizgili kasların iradeli kasılma gücü ve hisler geçici olarak devre dışı kalır*. vücut fonksiyonları durma noktasına gelir*. vücut ısısı düşer, nabız ve soluk alışı azalır*. yüz donuk bir ifade alır*. vücut kaskatı olur, kaslar sertleşir ve kişi hiçbir şekilde dış etkenlere karşılık veremez*. bunlarla birlikte acınız bir anda yok olur*.

bir merkezi sinir sistemi bozukluğu olarak da bilinen bu rahatsızlık genel olarak katatonik şizofrenide görülmektedir. ancak parkinson, epilepsi, aşırı duygu durum değişikliği, ani şok etkisi yaratan travmatik durumlar ve antipsikotik ilaçların yan etkileri gibi nedenlerle de gerçekleşebilmektedir.

bu geçici nörolojik durumun süresi değişken olmakla birlikte günler, haftalar hatta bazen aylar sürebilmektedir. zamanında bu hastalığın semptomları bilinmediği için katalepsiye maruz kalan insanların öldü sanılarak canlı canlı gömüldükleri bilinmektedir.

not: ilk paragraftaki *lar renk katmak adınadır. hastalığın seyri yıldızlardaki gibi değildir.

balıksız bir akvaryumun suyunu temizleme çabası eşliğinde düşüncelerimdeki sıvılaşmayı grafitle kağıt üzerinde katılaştırmaya çalışırken ben ve sen kontrolsüz salınımlarının anlamsız koşuşturma çabasında iken, sessizce gelecek zamanı..

o akvaryum ne zaman balığına kavuşur ve sen ne zaman anlamsız koşuşturmacalarını bir sevi’ye ulaşmak için bi’ istasyonda anlamlandırırsın, işte o zaman anlaşılır bunun derinliği..

bu düşünebileceklerinden çok öte ve hat safhada farkı. bunu ancak hissizleştiğinde hissedebiliyor insan. acının doruğa ulaştığı yerde gözyaşı gelmezmiş gözlerden, bu buna benziyor. bazen bazı şeyleri o kadar fazla hissedersin ki sonra birden bütün hissini alır ve gider..


geriye ne mi kalır?*

balıkla su birleşmeden, içinizdeki öfke dinmeyip hislerinizi geri vermeden, kurtulamayacağınızı bilirsiniz bu hissizliğin verdiği acı histen.
kırpamaz olursunuz gözlerinizi, içinizin vermediği gözyaşlarınızı kapaklarınızın azad etmemesi için gözlerinizden..

sonra uyursunuz sessiz ve derinden...

- aro -
devamını gör...

istanbul'a şehir bile denmez ki,

ankara'ya gidişinden başka ne güzelliği olabilir,

denizi varmış, ne yapayım denizi,
insanı olmadıktan sonra,

sahi nerede ankara'nın hanımefendileri beyefendileri,

griymiş ankara,

istanbul renkli de ne oluyor,

rahat bir nefes mi aldırıyor ki,

kimsenin ne yaptığını bilmediği,

acımasızca saldırdığı,

sonra da kurtulmayı beklediği...

bu ne açgözlülüktür, yavaş olun biraz,

kime diyorum ama değil mi?

sahi sizin aceleniz vardı,

tutmayayım ben sizi,

önemli işleriniz aksamasın,

biz ankaralıların önemli ne işi olabilir ki,

bakın yine unuttum türkiye'nin merkeziydi burası,

sana sesleniyorum istanbul,

düş artık bu ülkenin yakasından,

önce şu yakalarını birleştir,

uslu ol biraz.

nedir senden çektiğimiz,

her ders tahtaya senin ismin yazılıyor,

maşallah torpillisin

olan yine sınıfın kalanına oluyor,

senin yüzünden bütün sınıf cezalı,

zil çalsa da evimize gitsek!

evet istanbul'daki evimize.
devamını gör...

ne yapalım yani gömmeyelim de yiyelim mi allah allah ya.
devamını gör...

merhaba pek sevgili, potansiyel kafa sözlük mafya organizasyon'u üyeleri;

geçen günlerin birinde saygıdeğer patronuzum şöyle bir entari görüvermiş: #777175. o pek takmamış ama mafya'nın üyeleri durur mu? sormuş soruşturmuşlar. lucifer denen bu acar* kendisini baba diye tasvir ederek sizlerin kafasında minnoş bir profil çizmeye çalışıyor. neymiş efendim "babaymış"? bak bak bak, laflara bak.

organizasyonumuzdan haberi olan tüm yoldaşlar bilir ki asıl baba homeros'tur. bu madde anayasanın ilk üç maddesi gibidir.

değişmez.
değiştirilemez.
değişmesi teklif dahi edilemez.
••

şimdi o acarı arıyoruz. muhtemelen göbek deliğinden zeytin yediği ve süper ince siyah külotlu çorabıyla ona hava atan flörtüyle birliktedir. onu bulup getirenlere patrondan kelle başı 6 btc parası.
gören olursa ya bana ya da homeros babaya ulaşıversin.
••
mafya psikoloğu sundu.
xxx.xxxmars
devamını gör...

formüle gerek yok. dünyayı iyilik kurtaracak.
devamını gör...

saçlarımı özgürce savurabilmektir!

evet 1993 doğumlu bir gencin gözlerini açtığı andan itibaren doğduğu coğrafyaya karşı verdiği savaş bu.
ortaokula geçmemle bayramdan bayrama alınan pantolonları alınmamaya başlandı önce, sonra yeni bir tshirt bakmadık hiç.. olanlara da eskisin diye bakılıyordu, sistematik olarak bir çocuğun zorunlu başının örtülüşüydü bu aslında.kimse bu konuda fikrimi sormuyordu sormasına ama ne annem ne de babam islamiyet için değil adeta köydeki rutin bir süreç için başımın kapalı olmaısını istiyorlardı. bunu yıllar sonra artık başımı kapatmayacağımı söylediğimde" köye geldiğinde kapat bari"dediklerinde daha iyi anlayacaktım..zamana ihtiyacım vardı, 3-5 yıl değil üstelik eğitim hayatıma devam edebilmem için şarttı başımın kapalı olması.. yetti mi? yetmedi işe başlamak için şehir değiştirmemden tutun,kendi paramı kazanıyor olduğumda dahi korkumdan açamıyorum başımı.alıştığım, başka ihtimalim olmadığını sandığım için, korktuğum için istemeye istemeye hergün başımı örtmeye devam ediyordum.. çünkü 11 yaşımdan 21 yaşıma kadar gördüğüm sistematik baskının kölesi olmuştum.dahası benim o istemeyerek başımı örttüğüm örtüyü çıkarırsam köye gidemeyeceğimi düşünüyordum..lise son sınıfta başım açık olursa okula göndermeyeceğini söyleyen,her itirazımda ölümüne dayaklar yediğim babamın telefonunda iğrenç mesajlar yakaladım defalarca tanımadığı kadınlarla pis muhabbetlere giriyordu ki o zamanlar görüntülü arama vs yok, muhtemelen karşıdakinin kadın olduğunu sanıp annemi aldatıyordu, ağzından küfür kesilmiyor sağa sola uçan kuşa küfrediyordu ama benim başımın kapalı olmasını istiyordu. kendi belki benden 2 yaş büyük bir kız düşürme hayali yaşarken onun kızı edep, ahlak abidesi olacak hatta mümkünse aldığı eğitimler dini taraftan seçilecekti(hafızlık okulu , imamhatip lisesi vs).
ne büyük hayal ama ne büyük günahlardan arınma projesi.. çocuk değil adeta onu cennete götürecek amellerdik(!)ilkokul mezunu olmaları değil yaşama, ahlaka bakışlarının yanlış olmasıydı sorun.. evet benim kendi babam mini etek giydiysen tecavüzü hakedensin fikrine sahip, evet o ayıplayıp değiştirmeye çalıştığımız zihniyetin elinde esir büyüdüm ben.. onun kanından dünyaya geldim.. makyaj yaparsam erkek aradığımı söylerdi çünkü kendi bakımlı kadınlara düşüyordu.. aslında kendiyle, sapık zihniyetiyle savaşıyordu.. neyse ki tek kızdım.. bir ablam ölmüş daha 20 günlükken kim bilir benim kadar katlanamayacak,belki de daha asi olup daha çok eziyet görecekti.. şimdi düşününce ona hep kurtulmuş gözüyle baktığımı hatırlıyorum.. evet istemediğim bir yaşam tarzıyla nefes alıp veriyorken ölümü kurtuluş kabul ediyordum.. okumak için üstelik.. tüm çabam, gayretim o evden, köyden koşarak uzaklaşmaktı.. babamın her bakımlı kadının potansiyel tacizcisi olduğu evden olabildiğince uzakta yaşamak için çabalıyordum.. başardım da, gittim ama bir türlü kafamı açamıyordum babamın anlattığı gibi saçımı açınca, makyaj yapınca bir erkek için değil kendim için istediğimi biliyor ama yinede ikna edemiyordum kendimi.. sonra eşimle tanıştım,kendimi anlattım, istediklerimi başımın neden kapalı olduğunu vs.. öyle şefkatli öyle anlayışlıydı ki yadırgamadan uzun uzun anlattı, nasıl istiyorsan öyle yaşa ahlak bir başörtüden ibaret değil, seni ahlaklı yapmadığı gibi çıkarınca da ahlaksız olmayacaksın dedi.. kırmadan incitmeden.. çünkü problem asla başörtüsü değildi problem babamın tavrıydı.. gördüğüm baskıydı.. aldığım tehditler, kafamı yere vurarak yediğim dayaklardı.onca yıl sonunda ilk kez eşimle(ki o zaman sözlenmiştik) başım açık köye gidebildim.. başımı o zamanlar açsam arkamdan o***u olmuş diyecek dedikodunun allahını yapıp yediğimiz ekmeği boğazımızdan getirecek köy halkı şimdi kocası düşünsün artık onun sözü geçer diye lafını etmiyor..ne büyük ikiyüzlülük (!) başörtmeyi din dışında kullanan başka yerleşim yeri/topluluk var mı bilemiyorum ama geçen yaz katıldığım bir nikah töreninde yine kendi köyümde başı açık reşit olmuş 3 kadından biriydim.. koca köy ve bir diğerinin misafir olduğunu varsayarsak geriye başörtü mücadelesini kazanmış genc bir kız kalıyordu.. hiç tanımadığım halde gidip tebrik ettim bile :) ben başaramamıştım çünkü.. biraz zaman geçince ortamdan bulunan 7-8 kız "abla bizde evlenince açılacağız" dedi.. yapmayın bunu insanlara! diye bağırasım geldi..neden bu ısrarcılık, insanlar istemeye istemeye başını neden kapatsın ki.. ahlak, edep, başörtü ile kazanılan yahut kaybedilen birşey değil ki... niye bu kadar cahiliz, anadolunun bağrında nasıl bu kadar geride kalabildik hayret ediyorum.. ne olurdu medeni bir köy olsak, babam ç*küne sahip çıkmadığı için ben cezalandırılmasaydım mesela.. ne olurdu bu ortadoğu cahiliyetine denk gelmeden çocukluğumu yaşayabilseydim.. çok mu zor yahu bu seviyeye gelmek.. yüce yaradan alplerin eteğine serpiştirecek kadarda mı sevmiyor bizi. ne için bu kadar bilimsiz, eğitimsiz kaldık böyle ve yıllar geçmesine rağmen hala aynı anlayış devam ediyor.. baskıyla, dayakla, sistematik eziyetlerle darbelerle büyüyoruz.. sizin adını dahi duymadığınız şehrin bir köyünde kızlar doğmasaydım keşke diye uyanıyor sabahlara.. 2021 yılında hala evlenince başımı açacağım umudu taşıyorlar.. siz, pis iğrenç ruhlu sapık adamlar yüzünden kadınlar daha çocukken sen suçlusun sen kapan diye azarlanıyor..
devamını gör...

buradan bir şey almaya çalışmak asgari ücret biriktirerek rezidans almaya benziyor.
devamını gör...

kısaca nmh, yaklaşık 20 yıl önce psikodelik esintiler içeren alternatif/bağımsız müzik ve indie rock türünde başarılı albümler yayınlamalarına rağmen bir süre sonra sessizce ortadan kaybolan kendine has müzik grubudur.ilk albümleri 1996 yılında piyasaya çıkardıkları on avery island 'dır. 1998'de ise benim de favorim olan in the aeroplane over the sea albümünü çıkarmışlardır.bu albümün giriş şarkısı olan king of carrot flowers part 1'ı elbette ki unutmamalıyız zira nmh'in her şarkısı özeldir ama bu şarkı cidden bir başkadır.
ilk dinleyişinizde melodileri size hitap etmeyebilir ama her bir şarkıyı eğer çevirisi eşliğinde dinlerseniz inanıyorum ki sevmeyi geçelim,en saygı duyduğunuz gruplardan biri olacaktır neutral milk hotel.
in the aeoplane over the sea;


holland,1945 (enerji ve mutluluk yüklemesi yapıyormuş gibi kulağa gelen melodisi sizi aldatmasın. zira naziler tarafından katledilen yahudi çocuklarından, silahlardan ve üzerine sinekler konmuş ölü bedenlerden bahsediyor)


bu ise king of carrot flowers part 1,buyrun;
devamını gör...

şu dünyada sadece altı kişiyiz. sen, ben, o, siz, biz, onlar. hepsine kolayca geçiş yapabilirim ama biz hariç o çok özeldir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gomercan haber olmuşsun.
devamını gör...

sadece türklerin değil orada gördüğüm kadarıyla da amerikalıların da büyük bir eğlencesidir bence hakketen eğlencelidir ayrıca biz çok paramız olduğunda da kuzu keser çeviririz, bizim sorunumuzun parayla ilgili olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...

1978 yılında , bugün başlayan (19 aralık), 120 alevî vatandaşın ölümü ile sonuçlanan, evlerin yakıldığı ve iş yerlerinin tahrip edilip yağmalandığı kanlı olaydır. eylem 7 gün sürmüştür. olayın failleri ülkü ocaklı, türkeş'in militanlarıdır.
devamını gör...

1859-1935 yılları arasında yaşamış, amerikan empresyonist ressam.
eserlerinde şehrin günlük hayatından kareleri broadway and 42nd street (1902), notre dame cathedral, paris (1888),
kırsal ve deniz manzaralarını the south ledges, appledore (1913), coast scene, isles of shoals (1901),
ve çok çok güzel çizilmiş çiçekleri görüyoruz. the water garden (1909),room of flowers (1894)
resimleri bana claude monet'yi hatırlatmakla beraber renklerin pastel tonları, çizdiği çiçeklerin ve manzaraların güzelliği baktıkça insana huzur veriyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel summer evening, paris (1889)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel poppies on the ısles of shoals (1890)

tüm eserlerini incelemek isterseniz buradan
devamını gör...

momo kitabının baş karakterine benzettiğim çizgi film karakteri.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim