anna seghers
alman kadın yazardır. gerçek adı netty reiling olan yazar, lise yıllarında heinrich heine kitapları ile tanışır ve edebiyata yönelir. heidelberg üniversitesi sanat tarihi öğrenimi görür. kitaplarında kadın haklarından, sınıf çatışmasına, yoksulluktan, toplumsal sorunlara değinir. seghers takma adıyla yazdığı ilk roman “saint barbaralı balıkçıların ayaklanması” ile kleist ödülünü kazanır.
sosyalist bir bakışa sahip olan yazar, 1928 yılında komünist parti üyesi olur. ancak bir süre sonra nazi görüşü almanya’da komünist avına başlayınca, anna seghers ülkesini terk etmek zorunda kalır. savaş sonrasında kısa adı dac olarak bilinen demokratik almanya cumhuriyeti yazarlar birliği başkanı olur. “ölüler geç kalır” adlı kitabı sinemaya uyarlanır.
dünyada iyi kadın yazarlar yoktur diyenler henüz anna seghers’i okumamış olanlardır. alman edebiyatında önemli yeri olan yazar “karar” adlı kitabında, ikinci dünya savaşı yıllarında ikiye bölünmüş toplumu yazar. bu kitabı ile ödüller alır. transit, güven, yedinci şafak, ödül gibi kitapları türkçeye çevrilmiştir.
anna seghers 19 kasım 1900 yılında doğar ve 1 haziran 1983 hayata veda eder.
çok daha fazlası için
bir kitabını mutlaka okuyunuz. aha başlık burada, ben buradayım. eminim çok beğeneceksiniz.
sosyalist bir bakışa sahip olan yazar, 1928 yılında komünist parti üyesi olur. ancak bir süre sonra nazi görüşü almanya’da komünist avına başlayınca, anna seghers ülkesini terk etmek zorunda kalır. savaş sonrasında kısa adı dac olarak bilinen demokratik almanya cumhuriyeti yazarlar birliği başkanı olur. “ölüler geç kalır” adlı kitabı sinemaya uyarlanır.
dünyada iyi kadın yazarlar yoktur diyenler henüz anna seghers’i okumamış olanlardır. alman edebiyatında önemli yeri olan yazar “karar” adlı kitabında, ikinci dünya savaşı yıllarında ikiye bölünmüş toplumu yazar. bu kitabı ile ödüller alır. transit, güven, yedinci şafak, ödül gibi kitapları türkçeye çevrilmiştir.
anna seghers 19 kasım 1900 yılında doğar ve 1 haziran 1983 hayata veda eder.
çok daha fazlası için
bir kitabını mutlaka okuyunuz. aha başlık burada, ben buradayım. eminim çok beğeneceksiniz.
devamını gör...
geceye kendine ait bir şiir bırak
zamanı böldüler
yıllara, aylara, günlere
dünyayı böldüler
kıtalara, ülkelere, şehirlere
sonra insanları böldüler, ırklara, dinlere, soylara, burjuva ve fakir
her şeyi böldü de insanoğlu
bölüşmeyi bilemedi…
kuseyra
yıllara, aylara, günlere
dünyayı böldüler
kıtalara, ülkelere, şehirlere
sonra insanları böldüler, ırklara, dinlere, soylara, burjuva ve fakir
her şeyi böldü de insanoğlu
bölüşmeyi bilemedi…
kuseyra
devamını gör...
dopamin detoksu
dopamin orucu da denir geleneksel tabirle.
--hamişimsi: yazdığım bu yazı, profilimi daha önce ziyaret etmeyen bazı kimselerce başka bir yerden copy-paste olarak anlaşılmıştır. lakin bu hiç de doğru değildir. detoksu yapmayı düşündüğüm sırada birçok yerden okumalar, izlemeler yapmaya çalıştım. o yüzden beyhan budak'tan kopyala yapıştır yapmışsın, hiç kendine ait bir düşünceye sahip değilsin gibi sözler sarf eden kimseleri ciddiye alamıyorum. aynı şekilde falanca kişiden, siteden almışsın diyenleri de... spesifik olarak kaynak vermeyi gerekli görmedim çünkü dediğim üzere birçok kaynaktan yararlandım. elbette bu kaynak vermemenin gerekçesi olamaz. fakat kaynak vermeye de gerek bulmuyorum. burada bu detoksu kendimin bulduğunu iddia etmiyorum, zaten bu bellidir ve pratikte de imkansızdır. illaki internetten yararlanacağım, detoks hakkında kitabım da yok. bu bağlamda beyhan budak'ın videosundan da büyük ölçüde yararlandığımı açık yüreklilikle söyleyebilirim. ayrıca sözlüklerde bunun olağan karşılanması gerektiğini düşünüyorum.
önyargı böyle bir şey. ve çoğunlukla -sözüm meclisten dışarı- gösteriş merakı içerisinde, insanlara sitem etmeyi marifet bilir bu insanlar. günlük hayatta karşılaşırız zaten böyleleriyle. nitekim bu tarz insanlar; hakkında bir şey söylemeye niyetlendiği kişi hakkında "hiçbir şey bilmeden" atıp tutmayı marifet bilirler. "sahne insanları" derler, lakin kendilerinin sahnede olduklarının da farkında değildirler. ya da farkındalardır ama umursamayacak kadar basittirler. veyahut farkında olma potansiyelini içinde taşımaz. farkındalık sahibi bir insan değildir çünkü.
öbür yandan böyle insanların sitem etmesine hak verilebilir de. herkese hakkını verelim: usulsüz alıntı sorunu bu denli fazlayken, hele de akademisyenler arasında, haklı-haksız sitemler arada patlayıveriyor olabilir. doğaldır diyorum. doğal olmayansa dediğim gibi önyargı ve gösteriş, bir şey söylemek ihtiyacı. belki de hayatları boyunca bir şey söyleyemedikleri için böylelerdir. işin psikolojik yanına girmeyelim. diğer bir komik olan şey önyargıyla yaklaşan insanlara da bu denli bir sitemde bulunur böyle insanlar. ne kadar çelişik değil mi?--
bugün denediğim lüzumlu şeydir kendisi. ne olduğundan kısaca, ama bilimsel olmayan bir şekilde, bahsetmeme izin verin.
vücut ne kadar fazla dopamin alırsa, yani fazla dopamine maruz kalırsa, dopamin üretimi azalıyormuş. ve reseptörlerin dopamin alma kapasitesi sınırlanıyormuş. ve bu durum sürekli gerçekleşince "dopamin koşullanması" adı verilen meret ortaya çıkıyormuş. bu da kişinin dikkatinin çok dağınık olmasına ve odaklanamamasına sebep oluyor. çünkü vücut hemen ödüllendirilmek ister. biz ise birazdan aşağıda sayacağım stufflar ile bu ödüllendirmeyi hızlıca sağlıyoruz. o yüzden de emek gerektiren şeyleri yapamıyoruz.
ki gözlemlerime göre bende bu meret çoktandır vardı...
en basitinden kitap okumak istediğimde (doktrinsel kaynakları okumayı saymıyorum bile) vücudum o kadar sıkılıyordu ki kendime hayret ediyordum. ayaklarım titriyor, sinirden kasılıyorum. rahatlamam gerek benim baylar! e o zaman napmalıyım diye düşündüm. hem de epey düşündüm. ve çareyi dopamin detoksunda buldum.
beni bu rehavet haline ne getirmiş olabilirdi? pandemi elbette bir etken ama, diğer koşulları da göz önünde bulunduralım bir. öncelikle bedensel zevkleri saymama gerek yoktur herhalde, bunun haricinde sigara kullanmıyorum zaten. e uyuşturucu, alkol desen o da yok şimdiki süreçte.(pandemi yokken de uyuşturucu yoktu canım. biraz dengesiz yazdığımın farkındayım ama.) bilgisayar oyunları var. kadınlar var. youtube var. müzik var! evet, evet bunların hepsi yasaklandı bana. tam 24 saat! dile kolay... bir de yapmaya çalışın.
yapılmaması gereken şunlardan;
-sosyal medyadan, telefondan, oyunlardan, bilgisayardan,
-abur cubur yemekten, bol tuzlu, tatlı, kalorili yiyeceklerden, bol etli yiyeceklerden,
-online yemek siparişlerinden,
-sevdiğin müziklerden(ben sevmediğimi bile dinlemedim ama anlatacağım yeri gelince),
-erotik uyaranlardan, mastürbasyondan, pornografik filmden,
-pc'de surfing yapmaktan, videolar izlemekten,
-sigara ve alkolden(e doğal olarak esrar da alamayız),
-arkadaşlarla eğlenceli ortamlarda gezmekten, kafelerden, geyik muhabbetin döndüğü her yerden, grupla sosyal etkinliklerden,
-kafa sözlükten, *
uzak duruyoruz.
yapılabilecek şeyler ise (simple),
-yürümek,
-oturup düşünmek,
-evin içinde her türlü duvarla bakışma, gözlem, balkondan uzaklara bakma, derin derin iç çekme,
-ibadet yapmak,
-meditasyon, yoga,
-yazı yazmak, kitap okumak,
-resim çizmek, kendi resmini çizdirmek,
-egzersiz yapmak, havada takla atmak,
olarak sıralanabilir.
gelgelelim ben n'aptım. gece 1.00'da başlattım orucumu. ve tam 24 saat sonra yani 25.11'de saat 1.00'da yine bitirdim. ve söylenen kurallara uydum.
ve fark ettim ki beynim bunlarla uğraşmayınca daha mantıklı çalışıyormuş. yalan söylemeyeceğim, burada dopamin detoksunun sponsorluğunu yapacak halim yok. mantıklı çalışıyordu evet. geçmişte yaşadığım tüm ilişkilerim gözümün önünden film şeridi gibi geçti desem yeridir. geçmişteki bütün sevgililerim, arkadaşlarım, dostlarım, kavgalı olduğum kim varsa işte; hepsi aklıma geldi. işte zaman bol olunca böyle oluyor. güya ben o kapkalın hukuk kitaplarını bitirecektim. gerçi onlarda da epey yol katettim. o yüzden mutluyum. sonracığıma epey okuma kitabı da okudum. ayrıca yürüyüşe çıktım ve sohbet ettim babamla uzun uzun.
epey uzun bi entry oldu farkındayım, sıkmamaya çalışacağım.*
whatsapp'ı, instagram'ı cart curt sessize aldım elbette. silmedim henüz 24 saat olduğu için. ama ileride bunun 1 haftalık versiyonunu yapacağım(aralıkta). o zaman silerim muhakkak. yoksa durur mu insan? insan yoksunluk krizine giriyormuş dedikleri gibi. ne yapıp edip bir şeylerle uğraşmak istiyor insan. ileriki deneyimlerimi de burada paylaşırım. şimdilik bu kadar kesiyorum. biraz özensiz de olmuş olabilir kusura bakmayın lütfen. oradan buradan yaptığım alıntıların hakları saklıdır. kendime mal etmiyorum öğrendiklerimi.
peki, en son detoks bitince n'aptım? kafa sözlük'e girip bunları yazdım işte. *
--hamişimsi: yazdığım bu yazı, profilimi daha önce ziyaret etmeyen bazı kimselerce başka bir yerden copy-paste olarak anlaşılmıştır. lakin bu hiç de doğru değildir. detoksu yapmayı düşündüğüm sırada birçok yerden okumalar, izlemeler yapmaya çalıştım. o yüzden beyhan budak'tan kopyala yapıştır yapmışsın, hiç kendine ait bir düşünceye sahip değilsin gibi sözler sarf eden kimseleri ciddiye alamıyorum. aynı şekilde falanca kişiden, siteden almışsın diyenleri de... spesifik olarak kaynak vermeyi gerekli görmedim çünkü dediğim üzere birçok kaynaktan yararlandım. elbette bu kaynak vermemenin gerekçesi olamaz. fakat kaynak vermeye de gerek bulmuyorum. burada bu detoksu kendimin bulduğunu iddia etmiyorum, zaten bu bellidir ve pratikte de imkansızdır. illaki internetten yararlanacağım, detoks hakkında kitabım da yok. bu bağlamda beyhan budak'ın videosundan da büyük ölçüde yararlandığımı açık yüreklilikle söyleyebilirim. ayrıca sözlüklerde bunun olağan karşılanması gerektiğini düşünüyorum.
önyargı böyle bir şey. ve çoğunlukla -sözüm meclisten dışarı- gösteriş merakı içerisinde, insanlara sitem etmeyi marifet bilir bu insanlar. günlük hayatta karşılaşırız zaten böyleleriyle. nitekim bu tarz insanlar; hakkında bir şey söylemeye niyetlendiği kişi hakkında "hiçbir şey bilmeden" atıp tutmayı marifet bilirler. "sahne insanları" derler, lakin kendilerinin sahnede olduklarının da farkında değildirler. ya da farkındalardır ama umursamayacak kadar basittirler. veyahut farkında olma potansiyelini içinde taşımaz. farkındalık sahibi bir insan değildir çünkü.
öbür yandan böyle insanların sitem etmesine hak verilebilir de. herkese hakkını verelim: usulsüz alıntı sorunu bu denli fazlayken, hele de akademisyenler arasında, haklı-haksız sitemler arada patlayıveriyor olabilir. doğaldır diyorum. doğal olmayansa dediğim gibi önyargı ve gösteriş, bir şey söylemek ihtiyacı. belki de hayatları boyunca bir şey söyleyemedikleri için böylelerdir. işin psikolojik yanına girmeyelim. diğer bir komik olan şey önyargıyla yaklaşan insanlara da bu denli bir sitemde bulunur böyle insanlar. ne kadar çelişik değil mi?--
bugün denediğim lüzumlu şeydir kendisi. ne olduğundan kısaca, ama bilimsel olmayan bir şekilde, bahsetmeme izin verin.
vücut ne kadar fazla dopamin alırsa, yani fazla dopamine maruz kalırsa, dopamin üretimi azalıyormuş. ve reseptörlerin dopamin alma kapasitesi sınırlanıyormuş. ve bu durum sürekli gerçekleşince "dopamin koşullanması" adı verilen meret ortaya çıkıyormuş. bu da kişinin dikkatinin çok dağınık olmasına ve odaklanamamasına sebep oluyor. çünkü vücut hemen ödüllendirilmek ister. biz ise birazdan aşağıda sayacağım stufflar ile bu ödüllendirmeyi hızlıca sağlıyoruz. o yüzden de emek gerektiren şeyleri yapamıyoruz.
ki gözlemlerime göre bende bu meret çoktandır vardı...
en basitinden kitap okumak istediğimde (doktrinsel kaynakları okumayı saymıyorum bile) vücudum o kadar sıkılıyordu ki kendime hayret ediyordum. ayaklarım titriyor, sinirden kasılıyorum. rahatlamam gerek benim baylar! e o zaman napmalıyım diye düşündüm. hem de epey düşündüm. ve çareyi dopamin detoksunda buldum.
beni bu rehavet haline ne getirmiş olabilirdi? pandemi elbette bir etken ama, diğer koşulları da göz önünde bulunduralım bir. öncelikle bedensel zevkleri saymama gerek yoktur herhalde, bunun haricinde sigara kullanmıyorum zaten. e uyuşturucu, alkol desen o da yok şimdiki süreçte.(pandemi yokken de uyuşturucu yoktu canım. biraz dengesiz yazdığımın farkındayım ama.) bilgisayar oyunları var. kadınlar var. youtube var. müzik var! evet, evet bunların hepsi yasaklandı bana. tam 24 saat! dile kolay... bir de yapmaya çalışın.
yapılmaması gereken şunlardan;
-sosyal medyadan, telefondan, oyunlardan, bilgisayardan,
-abur cubur yemekten, bol tuzlu, tatlı, kalorili yiyeceklerden, bol etli yiyeceklerden,
-online yemek siparişlerinden,
-sevdiğin müziklerden(ben sevmediğimi bile dinlemedim ama anlatacağım yeri gelince),
-erotik uyaranlardan, mastürbasyondan, pornografik filmden,
-pc'de surfing yapmaktan, videolar izlemekten,
-sigara ve alkolden(e doğal olarak esrar da alamayız),
-arkadaşlarla eğlenceli ortamlarda gezmekten, kafelerden, geyik muhabbetin döndüğü her yerden, grupla sosyal etkinliklerden,
-kafa sözlükten, *
uzak duruyoruz.
yapılabilecek şeyler ise (simple),
-yürümek,
-oturup düşünmek,
-evin içinde her türlü duvarla bakışma, gözlem, balkondan uzaklara bakma, derin derin iç çekme,
-ibadet yapmak,
-meditasyon, yoga,
-yazı yazmak, kitap okumak,
-resim çizmek, kendi resmini çizdirmek,
-egzersiz yapmak, havada takla atmak,
olarak sıralanabilir.
gelgelelim ben n'aptım. gece 1.00'da başlattım orucumu. ve tam 24 saat sonra yani 25.11'de saat 1.00'da yine bitirdim. ve söylenen kurallara uydum.
ve fark ettim ki beynim bunlarla uğraşmayınca daha mantıklı çalışıyormuş. yalan söylemeyeceğim, burada dopamin detoksunun sponsorluğunu yapacak halim yok. mantıklı çalışıyordu evet. geçmişte yaşadığım tüm ilişkilerim gözümün önünden film şeridi gibi geçti desem yeridir. geçmişteki bütün sevgililerim, arkadaşlarım, dostlarım, kavgalı olduğum kim varsa işte; hepsi aklıma geldi. işte zaman bol olunca böyle oluyor. güya ben o kapkalın hukuk kitaplarını bitirecektim. gerçi onlarda da epey yol katettim. o yüzden mutluyum. sonracığıma epey okuma kitabı da okudum. ayrıca yürüyüşe çıktım ve sohbet ettim babamla uzun uzun.
epey uzun bi entry oldu farkındayım, sıkmamaya çalışacağım.*
whatsapp'ı, instagram'ı cart curt sessize aldım elbette. silmedim henüz 24 saat olduğu için. ama ileride bunun 1 haftalık versiyonunu yapacağım(aralıkta). o zaman silerim muhakkak. yoksa durur mu insan? insan yoksunluk krizine giriyormuş dedikleri gibi. ne yapıp edip bir şeylerle uğraşmak istiyor insan. ileriki deneyimlerimi de burada paylaşırım. şimdilik bu kadar kesiyorum. biraz özensiz de olmuş olabilir kusura bakmayın lütfen. oradan buradan yaptığım alıntıların hakları saklıdır. kendime mal etmiyorum öğrendiklerimi.
peki, en son detoks bitince n'aptım? kafa sözlük'e girip bunları yazdım işte. *
devamını gör...
friedrich nietzsche sözleri
dindar insanlarla tokalaştıktan sonra ellerimi yıkamam gerekiyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
geçen sene 12 yıllık çocukluk arkadaşımla tüm iletişimimi kesmiştim. o zamanlar ona çok kızgın olduğum için iyi hissettirmişti ama şimdi köpek gibi pişmanım. evet kırdı beni ama yine de ona yaptığım muameleyi asla haketmedi. özür diledi, defalarca kez aradı açmadım, mesaj attı her yerden engelledim. birkaç gündür aklıma geliyor. acayip vicdan azabı çekiyorum. bazen sevdiklerime karşı çok acımasızca davranıyorum sonra niye böyle yaptım diye kendimi parçalayasım geliyor. hayır normalde son derece mantıklı şeyler yapan fevri olmayan biriyim ama beni sevenlere neden böyle davranıyorum bilmiyorum. ona o kadar kötü davrandım ki hatırladıkça üzülüyorum. hangi kafayla yaptım onu da bilmiyorum. özür dilemek istiyorum ama şu an farklı şehirlerdeyiz ve açıkçası özür dilemeye yüzüm yok. özür dilemeye bile utanıyorum. kendime bir söz veriyorum artık. bir daha asla kimseye suçunun üstünde, haketmediği bir tepki vermeyeceğim. en azından bunu deneyeceğim. elimden geleni yapacağım.
neyse duygusal entryler girmeyi sevmiyorum ama birkaç gündür çektiğim vicdan azabını birine anlatmam lazımdı, buraya yazdım.
neyse duygusal entryler girmeyi sevmiyorum ama birkaç gündür çektiğim vicdan azabını birine anlatmam lazımdı, buraya yazdım.
devamını gör...
ever dream
bir nightwish şarkısı. sözleri tuomas holopainen'e ait.
bu abimiz grubun klavyecisi ve fikir babası imiş aynı zamanda.
şarkı bir aşk şarkısı. her zamanki gibi masalsı tarafları var.
zaten nightwish şarkılarının çoğu başka bir diyardan geliyor sanki.
fakat bu şarkının diğer nightwish şarkılarından bir farkı var.
şarkının grubun eski vokalisti tarja turunen için yazıldığı söyleniyor.
fan dedikodusu bu mesele ama konserin birinde şarkının introsundan sonra bir es veriliyor. o anlarda tuomas abimiz duygulanıyor ve ellerini yüzüne götürüyor gözyaşları görülmesin diye. fanlarımız da bunun üzerine diyor ki 'bak gördün mü doğruymuş söylentiler aşıkmış tarja'ya.
o anlarda da sahnede tarja var. zalım tarja eleman arkada duygulanıyor o da seyircilere gülümsüyor.* şu videonun ilk dakikasında gerçekleşiyor bu elim hadise.
sözleri de hoşuma gitti açıkçası. sonra dedim ki neden bir çeviri denemesi yapmayayım?
sonra da hazır çevirmeye çalışıyorum öyle dümdüz çevirmeyeyim hani çok güzel çeviriyorum ya dedim ki biraz şiirsel olsun rapçilerin deyimiyle lirikaliteyi muhafaza edeyim. dolayısıyla kelimelerle biraz oynamış oldum. umarım tuomas abimiz bir şey demez, gerçi sevdiğine kavuşamamış umurunda olacağını zannetmiyorum.* tarja sonra başkasıyla evlenmiş arkadaşlar onu söylemeyi unuttum.
her ne kadar tarja'nın sesine göre yazılmışsa da floor jansen çok daha güzel söylüyor. bu kadının sesi zaten.. ölmeden duyarız inşallah.
ever felt away with me
kendini hiç benimle uzaklarda hissettin mi
just once that all ı need
tek ihtiyacım olan şey
entwined in finding you one day
seni bulacağım* günle sarmaş dolaş olmak
ever felt away without me
hiç kendini uzaklarda bensiz hissettin mi
my love, it lies so deep
(oysa) benim aşkım çok derinlerde
ever dream of me
hiç beni düşledin mi
would you do it with me
heal the scars and change the stars
benimle yaraları iyileştirir
yıldızları değiştirir miydin
would you do it for me
turn loose the heaven within
benim için
içindeki cenneti serbest bırakır mıydın
ı’d take you away
castaway on a lonely day
bosom for a teary cheek
ben seni uzaklara götürürdüm
ıssız bir günde mahsurken
yaşlar akan yüzünü
bağrıma basardım
my song can but borrow your grace
şarkılarım ancak ödünç alabilir zarafetini
come out, come out wherever you are
çık hadi çık her neredeysen
so lost in your sea
kayboldum denizlerinde
give in, give in for my touch
for my taste for my lust
teslim ol dokunuşlarım
şehvetim
tadına bakmam için
your beauty cascaded on me
ın this white night fantasy
güzelliğin bir şelale gibi üzerime döküldü
bu beyaz gece düşünde
(dream of me)
düşle beni...
evet ablamız döktürmüş mest olduk. inanılmaz. o değil de bu kadın sahnede güzelleşiyor resmen. röportajlarda böyle değil mesela.*
bu abimiz grubun klavyecisi ve fikir babası imiş aynı zamanda.
şarkı bir aşk şarkısı. her zamanki gibi masalsı tarafları var.
zaten nightwish şarkılarının çoğu başka bir diyardan geliyor sanki.
fakat bu şarkının diğer nightwish şarkılarından bir farkı var.
şarkının grubun eski vokalisti tarja turunen için yazıldığı söyleniyor.
fan dedikodusu bu mesele ama konserin birinde şarkının introsundan sonra bir es veriliyor. o anlarda tuomas abimiz duygulanıyor ve ellerini yüzüne götürüyor gözyaşları görülmesin diye. fanlarımız da bunun üzerine diyor ki 'bak gördün mü doğruymuş söylentiler aşıkmış tarja'ya.
o anlarda da sahnede tarja var. zalım tarja eleman arkada duygulanıyor o da seyircilere gülümsüyor.* şu videonun ilk dakikasında gerçekleşiyor bu elim hadise.
sözleri de hoşuma gitti açıkçası. sonra dedim ki neden bir çeviri denemesi yapmayayım?
sonra da hazır çevirmeye çalışıyorum öyle dümdüz çevirmeyeyim hani çok güzel çeviriyorum ya dedim ki biraz şiirsel olsun rapçilerin deyimiyle lirikaliteyi muhafaza edeyim. dolayısıyla kelimelerle biraz oynamış oldum. umarım tuomas abimiz bir şey demez, gerçi sevdiğine kavuşamamış umurunda olacağını zannetmiyorum.* tarja sonra başkasıyla evlenmiş arkadaşlar onu söylemeyi unuttum.
her ne kadar tarja'nın sesine göre yazılmışsa da floor jansen çok daha güzel söylüyor. bu kadının sesi zaten.. ölmeden duyarız inşallah.
ever felt away with me
kendini hiç benimle uzaklarda hissettin mi
just once that all ı need
tek ihtiyacım olan şey
entwined in finding you one day
seni bulacağım* günle sarmaş dolaş olmak
ever felt away without me
hiç kendini uzaklarda bensiz hissettin mi
my love, it lies so deep
(oysa) benim aşkım çok derinlerde
ever dream of me
hiç beni düşledin mi
would you do it with me
heal the scars and change the stars
benimle yaraları iyileştirir
yıldızları değiştirir miydin
would you do it for me
turn loose the heaven within
benim için
içindeki cenneti serbest bırakır mıydın
ı’d take you away
castaway on a lonely day
bosom for a teary cheek
ben seni uzaklara götürürdüm
ıssız bir günde mahsurken
yaşlar akan yüzünü
bağrıma basardım
my song can but borrow your grace
şarkılarım ancak ödünç alabilir zarafetini
come out, come out wherever you are
çık hadi çık her neredeysen
so lost in your sea
kayboldum denizlerinde
give in, give in for my touch
for my taste for my lust
teslim ol dokunuşlarım
şehvetim
tadına bakmam için
your beauty cascaded on me
ın this white night fantasy
güzelliğin bir şelale gibi üzerime döküldü
bu beyaz gece düşünde
(dream of me)
düşle beni...
evet ablamız döktürmüş mest olduk. inanılmaz. o değil de bu kadın sahnede güzelleşiyor resmen. röportajlarda böyle değil mesela.*
devamını gör...
model şarkılarında geçen en güzel sözler
"kamaşıyor gözlerim bebeğim,
öyle gülmek olur mu gözünü seveyim?"
model grubunun mey şarksında geçen cümlelerdir.
öyle gülmek olur mu gözünü seveyim?"
model grubunun mey şarksında geçen cümlelerdir.
devamını gör...
düğününüzde terk edilmek
ted mosbynin başına gelendir. benim başıma gelse ancak bu kadar zoruma giderdi * allah affetsin stellaya karşı hala büyük kinim var.
devamını gör...
türkçe isimlerin yabancılardaki karşılığı
jacob=yakup
devamını gör...
ölmesi gereken türk gelenekleri
sünnet olan minik çocuga amcalara göster bakalım demeleri.
devamını gör...
iko (yazar)
kendisi yani şahsım sözlüğün kodlamasından yani teknik işlerinden sorumlu olup, moderasyon işleri ile ilgilenmemektedir. lütfen "tanımım neden silindi?" "ben neden ceza aldım?" gibi soruları bana yöneltmeyin, zira cevabını ben de bilmiyorum.
eğer online moderatör yoksa ve başlık düzeltmek gibi ufak mevzular varsa elim boştaysa yardımcı olabilirim elbette.
eğer online moderatör yoksa ve başlık düzeltmek gibi ufak mevzular varsa elim boştaysa yardımcı olabilirim elbette.
devamını gör...
yazarların en büyük eksikliği
beynim. evet beyin eksikliği yaşıyorum.
devamını gör...
sinüs fonksiyonu
düzenli olarak, yani periyodik şekilde tekrarlanan olayların analizinde kullanılan matematiksel bir ifade.
basitçe f(x) = sinx şeklinde ifade edilir. tanım kümesi tüm reel sayılardır. görüntü kümesi ise [-1, 1] aralığıdır.
sinüs fonksiyonu tek fonksiyondur. yani fonksiyonda x değerinin yerine -x değerini yazdığımızda;
sin (-x) = - sin(x)
sonucunu elde ederiz. bu nedenle fonksiyonun grafiği orijine göre simetriktir.

görselin kaynağı
basitçe f(x) = sinx şeklinde ifade edilir. tanım kümesi tüm reel sayılardır. görüntü kümesi ise [-1, 1] aralığıdır.
sinüs fonksiyonu tek fonksiyondur. yani fonksiyonda x değerinin yerine -x değerini yazdığımızda;
sin (-x) = - sin(x)
sonucunu elde ederiz. bu nedenle fonksiyonun grafiği orijine göre simetriktir.

görselin kaynağı
devamını gör...
dindarları cahil yobaz gerici sanmak
öyle dindar insanlar tanıyorum ki kendini aydın sanan inancsizlara pabucunu ters giydirir. aynı şekilde tam tersi de var tabiii yani insanları asla bu şekilde bir kalıba sığdıramayız. bu ön yargı oluşturur. yanlış karar vermemiz sebep olur
devamını gör...
muhafazakar ailenin kızı olmak
okurken burnumun direği sızladı..
bizi hep bu kaygı dolu yaşamlar mahvetti..
40 yaşına geldim, hala mahalle baskisini hatırlatan bir validem var..
hayatın en değerli anlarını özgürce yaşayabilmek dileğiyle..
bizi hep bu kaygı dolu yaşamlar mahvetti..
40 yaşına geldim, hala mahalle baskisini hatırlatan bir validem var..
hayatın en değerli anlarını özgürce yaşayabilmek dileğiyle..
devamını gör...
maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi
maslow, tüm dünyada kabul görmüş ihtiyaçlar hiyerarşisinde gıda,güven,sevme, sevilme ve ait olma ihtiyacı gerçekleşmemiş birey ve toplumların bir sonraki level olan kendini gerçekleştirme aşamasına geçemeyeceğini vurgular.
toplumlar da bireyler gibi temel ihtiyaçlara sahiptirler. bazılarımıza göre refah günler bazılarımıza göre medeniyet inşası dediğimiz bu yolculukta, sınırsız ihtiyaca yetersiz cevap bölümünde boğulmuş durumdayız.
toplumlar da bireyler gibi temel ihtiyaçlara sahiptirler. bazılarımıza göre refah günler bazılarımıza göre medeniyet inşası dediğimiz bu yolculukta, sınırsız ihtiyaca yetersiz cevap bölümünde boğulmuş durumdayız.
devamını gör...
türküm özür dilerim
bence bu slogan yerine "hala aşı sıram gelmedi" yazılı maskelerle yapılsa daha anlamlı olacaktır.
sırayla aşı yapıyorsunuz herhangi bir yaş grubu 2 ay sürüyor.
sırayla aşı yapıyorsunuz herhangi bir yaş grubu 2 ay sürüyor.
devamını gör...
bir evi daha yaşanılır kılan detaylar
-kedi
-kaliteli ışık
-geniş mutfak
-kaliteli ışık
-geniş mutfak
devamını gör...

