ülkemizde işçiyseniz uygulanmayan hatta ve hatta işveren tarafından iç edilen bir şeydir öğle arası. son zamanlar da çıkarılmaya çalışılan kanunlarla bunu daha nasıl esnetiriz onun derdine düşmüş bir hükümet herkesin malumu.
devamını gör...

sanat eserini yorumlamakta önem arz eden şey, bence sanat tüketicisinin kendisidir. duygusal etki kuramı bağlamında bir eseri yorumlamak nasıl olmalı ?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu fotoğrafta en önemli imge, kuşkusuz, yere saçılan hamburger ve patates cipsleri.

ikinci önemli unsur ise cadde ve yağmur suyu ızgarası.

kadrajın ortasına, bağrı açık, baygın halde yatan bir erkek ve ona yatak odasında uyuyormuşçasına sarılan bir kadın koyarak, kompozisyonu başarıyla tamamlamış sanatçı.

tam olarak sanat tüketicisine hitap eden bir eser bu.

fast food yaşam tarzının insan ilişkilerindeki rolü, diye bir başlık açıp değerlendirebiliriz bu eseri.

ınsanların insanlarla olan ilişkisi,

vucutların vucutlarla olan ilişkisi,

kadın erkek ilişkilerindeki; partnerini tüketme arzusu,

ılişkilerdeki saplantılı eğilimler,

herşeyin maddiyata endeksli olduğu toplumsal yaşamda, yalnızca cinsellikle karşılanan haz alma paradigması,

samimiyet ve bağlılık mı? yoksa simbiyotik ilişkiler ve eğlence mi?

gibi alt başlıklar açarak değerlendirmeler yapılabilir. ayrıca kadrajdaki imgeler arasında farklı metaforlarda kurgulanabilir.
devamını gör...

yazar kişilerinin ilişki kötülemesi. (güzelleme aradım ama bulamadımdı.)

ben 'kuzey ışıkları' na talibim.

biri kapmadıysa yani tüm tanımları okuyamadım çünküm içim karardı.

olacaksa böyle olsun yoksa olay molay istemem, ben oynamıyorum, ben küstüm.
devamını gör...

bir insan.

başlık beni niye bu kadar sarstı ki şimdi?
ben oldum olası yalnız ağlarım. özellikle yalnız kalınca ağlarım. biriktirir biriktirir yalnızken ağlarım. birisinin yanında -en yakınlar dahil- ağlamamak için kırk takla atarım.
ve şimdi başlıkla fark ettim ki ağlamak için birisine ihtiyaç duyuyormuş insanlar.
benim ki mazoşistlik gibi hissettim. kendimi yıpratmak, acımı kendimle yaşamak, kendime duvar örmemi sağlıyormuş gibi hissettim.
mesela bugün kötü bir gün geçirdim. bitişi nirvana. şu an içime akıtıyorum göz yaşlarımı. odama gidip yatağa yatmayı bekliyorum ağlamak için.
yoruyorum sanırım kendimi böyle.
devamını gör...

hasret'i okurken nasıl bir duygu durumunda olduğunu merak ettiğim efsane sanatçı. şarkıyı öyle içten öyle naif okuyor ki dinlerken boğazıma bir yumru oturuyor.
devamını gör...

yeni bilgiler öğrenmeyi seven yazardır.
devamını gör...

ne zaman ki onlara onlar gibi yaklaşmaya başladım ve bıraktım, çabanın sadece benim tarafımdan zorla yürütüldüğünü fark ettiğim an çoğu şey için geç kalmıştım. üzgünüm. artık görüşmeyip geride bırakarak önümüze bakmak en doğrusu.
devamını gör...

sertaç ordar.
devamını gör...

6-7 yaşında, anneden haksız yere dayak yerken babaya sığınmak isteyip tekme tokat onun da giriştiği andır.
devamını gör...

hayatım her açıdan, tamamen alt üst oldu desem yeterli olur mu ?
devamını gör...

zeytinyağı polifenol içeren tek bitkisel yağdır. önemli bir antioksidandır. kansere, alzheimera ve daha birçok hastalığa iyi gelir. e vitamini açısından zengindir. gençlik iksiri olarak bilinir.

zeytin ne kadar yeşilken sıkılırsa, polifenol o kadar yüksektir. soğuk sıkım zeytinyağının kıymetli olmasının sebebi de, zeytin sıkılırken içine verilen su 27 dereceyi geçmemesidir. çünkü 27 dereceyi geçtiğinde içerisindeki polifenoller azalmaya başlar, asit oranı da artar.

zeytinyağının içerisinde 50 ppm üzeri polifenol bulunması normal, 100 ppm üzerinde bulunması mükemmel, 200 ppm üzeri de ilaç olarak kabul edilir. türkiye’de bulunan zeytinyağları ise 300 ppm’den 800 ppm’ye kadar çıkabilmektedir.

bundan dolayı da dünyanın en iyi zeytinyağının ülkemizde çıktığını söylemek yanlış olmaz. en iyi zeytin yağı da kuzey ege’de yetişen zeytinlerden üretilir. bundaki en önemli faktör ise iklimdir.

not: bu yazı zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden dinlediğim bilgileri içermektedir.
devamını gör...

halil cibran'ın ustalık eseri olarak kabul edilmektedir. ermiş'in devamı ise ermişin bahçesi'dir.

ince bir kitap olmasına rağmen öyle hemen okuyup bitirerek bir kenara atabileceğiniz bir kitap değil kesinlikle. bir kere felsefi özellikler taşıyor ve birçok konuya değiniyor, çok değerli öğütler veriyor. bu yüzden kitap bitse de okuyucunun bilgileri sindirmesi zaman alıyor.

el mustafa, doğduğu adaya dönmeden önce 12 yıl boyunca birlikte yaşadığı orphalese sakinlerinin hakikat isteklerine yanıt verir ilk kitabında. sakinler ''bizi bize göster, doğumla ölüm arasındakileri bize anlat'' der. daha sonrasında ise el mustafa söze başlar, aşka, evliliğe, çocuklara, vermeye- almaya, yemeye içmeye, çalışmaya, yasalara, özgürlüğe, dostluğa yani kısacası doğumla ölüm arasında ne varsa hepsine dair bildiklerini aktarmaya başlar.

mesela, çocukların, aileleri aracılığı ile dünyaya gelmelerine rağmen ailelerinin malı olmadığını hiç kırmadan aktarması bile öyle değerli ki.

herkesin kendince bir şeyler bulduğu kitapları gerçekten seviyorum ben. bu yüzden kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum.
çok sevdiğim bir alıntıyı yazarak tanımımı sonlandırayım öyleyse:

yazılanı silecek olan sadece alın terinizdir.
devamını gör...

sağlık bölümleri. özellikle tıp ve diş hekimliğinde belirgin bir hiyerarşi bulunmakta. asansörde hocaya yer vermedi diye azar yiyen insanlar biliyorum ki hocalar bir kat çıkacaktı azar yiyen ise 3 kat çıkacaktı artı olarak elinde alet çantası vardı.
devamını gör...

bir kasa buz gibi bira eşliğinde ufak bir tekne ile denizin ortası. karşımda güzel bir manzara ve sessizlik arada belki huzurlu deniz sesi. gelen olursa da insan uzaylı farketmez ikram ederim bir bira takılırız.
devamını gör...

bir cisim üzerine etki eden kuvvetler ve cismin hareketi arasındaki ilişkileri ortaya koyan üç yasadır. ilk kez modern fiziğin babası olan isaac newton tarafından 5 temmuz 1687 tarihinde yayımlanan philosophiae naturalis principia mathematica adlı çalışmada ortaya konmuştur.bu yasalar klasik mekaniğin temelini oluşturmuş, bizzat newton tarafından fiziksel nesnelerin hareketleri ile ilgili birçok olayın açıklanmasında kullanılmıştır.

newton'ın birinci yasası: eylemsizlik yasası olarak geçer. tüm cisimler bir kuvvet etkisi tarafından durumunu değiştirmeye zorlanmadıkça düzgün doğrusal hareketini veya durağanlığını korur. yani duran bir cisim durmaya devam etmek, hareket eden bir cisimde hareketine devam etmek ister.)

newton'un ikinci yasası: dinamiğin temel prensibi olarak geçer. fizik kitaplarında en basit hali ile f= m x a olarak geçer. bir cisim üzerindeki net kuvvet, cismin kütlesi ile ivmesinin çarpımına eşittir olarak açıklanabilir.

newton'un üçüncü yasası: etki-tepki yasası olarak geçer. her kuvvete karşılık, her zaman eşit ve ters bir tepki kuvveti vardır: veya iki cismin birbirine uyguladığı kuvvetler her zaman eşit ve zıt yönelimlidirler.
devamını gör...


* sen hiç ateş böceği gördün mü
+ hayır, görmedim.
- göremezsin, göstermiyorlar ki. herkes de göremez zaten.
+ anlamadım?
- kıymetini bil. anlasaydın yalnızlık çekerdin.
devamını gör...

kapıya ayak koyma tekniği olarak da bilinir.

ricada bulunulan kişinin ilk önce ricada bulunduğunuzda kabul etmeyeceği şeyi, önce küçük bir ricada bulunduktan sonra sunduğunuzda kabul etme eğiliminin fazla olduğunu belirten fenomendir. sosyal psikolojide var olan ikna yöntemlerinden biridir.

door in the face technique'in tam tersidir. door in the face tekniğinde önce büyük, sonrasında küçük bir ricada bulunulur. foot in the door fenomeninde ise önce kabul edilebilirliği yüksek ricadan sonra asıl ve büyük ricada bulunulur.

biz insanlar için bağlılık ve tutarlılık önemlidir. zaten bize kabul edilebilecek küçük ricada bulunanların amacı da budur; bağlı hissedip tutarlı davranma gereksinimi duymamız. bir kere gönüllü olduğumuzda diğer büyük ricayı da yerine getirmek isteriz.

bu teknik elbette satış görevlileri tarafından fazlasıyla kullanılsa da tarikatlarda da kullanılır. o kadar çok duyup görüyoruz ki bunun örneklerini, örnek vermek hiç de zor değil: küçük bir toplantı daha sonrasında büyük bağışlara dönüşebilir. burada sadece foot in the door tekniği değil low ball technique yani git gide artan ricalar tekniği de devreye girer. yani önce kabul edilebilecek bir rica ve ardından asıl kabul edilmesini istediği noktaya kadar kademe kademe ricaları artırmak.

kitap önerisi: robert b. cialdini - iknanın psikolojisi.
devamını gör...

henüz inandığı değer ve görüşleri yansıtan bir siyasetle karşılaşmayan ya da şu anda mevcut siyasi toplulukların kendisini temsil etmediğine inanan insanın geldiği noktadır.

(bkz: apolitik)
devamını gör...

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim