her şeyi açıklayan en kısa söz
yaptık bi' hata.
devamını gör...
kendini yetersiz hissetmek
bazı insanların başına dönem dönem musallat olabilen karanlık his. her ne kadar kendini geliştirmeye teşvik etse de insanı üzdüğü için karanlık diyorum.
bilim konusunda çok ama çok yetersiz hissediyorum kendimi. dünyadaki her bilgiyi -bu imkansız da olsa- bilmeyi, bildiklerimi herkesin anlayabileceği şekilde, son derece basite indirgeyerek ifade edebilmeyi ve bu konularda sürekli keşifler, icatlar yapabilmeyi çok isterdim.
bunları yapamadığım için sözlükte yazıyorum harıl harıl. 1 kişi bile benden bir şey öğrense kendimi harika hissediyor, diğer yazarlardan 1 tane yeni bir şey öğrensem "yaşasın!" diyorum.
keşke ortalama ömrümüz 500 yıl falan olsaydı da daha çok şey öğrenebilseydik şu hayatta, ölmeden önce.
bilim konusunda çok ama çok yetersiz hissediyorum kendimi. dünyadaki her bilgiyi -bu imkansız da olsa- bilmeyi, bildiklerimi herkesin anlayabileceği şekilde, son derece basite indirgeyerek ifade edebilmeyi ve bu konularda sürekli keşifler, icatlar yapabilmeyi çok isterdim.
bunları yapamadığım için sözlükte yazıyorum harıl harıl. 1 kişi bile benden bir şey öğrense kendimi harika hissediyor, diğer yazarlardan 1 tane yeni bir şey öğrensem "yaşasın!" diyorum.
keşke ortalama ömrümüz 500 yıl falan olsaydı da daha çok şey öğrenebilseydik şu hayatta, ölmeden önce.
devamını gör...
ümit yılbar
türk rock grubu olan (bkz: pentagram) grubunun ‘‘uzun saçlı ve satanist’’ diyenlere inat vatan aşkıyla gönüllü komando olarak askere gidip şehit düşen rock gitaristi.
şehit mezarı
askerlik fotoğrafı
--- alıntı ---
pentagram grubunu, özellikle rock dinleyicileri iyi bilir. türkiye’nin gelmiş geçmiş en köklü ve en efsane ‘‘heavy metal’’ gruplarından biridir. hele bazı şarkıları, ağızlarda neredeyse marş gibi olmuştur.grubun tarihi, belki de birçoğumuzun çocukluğundan eski. zaten ümit’in gruba girişi de hemen hemen o yıllara denk geliyor.
1984 yılında bursa’da bir lise grubu olarak cenk ünnü, hakan utangaç, kaan bozoğlu tarafından kuruluyor pentagram. henüz kimsenin metal müziği tam olarak bilmediği zamanlar hatta. iki yıl sonra hakan utangaç gruptan çıkıyor ve yerinde tarkan gözübüyük geliyor. böylece pentagram’ın kemik kadrosu da oluşuyor ama tabii daha gruba eklenecekler var: mesela ümit yılbar.
bir heavy metal grubunun bağcılar’daki düğün salonunda 200 kişilik konser verdiğini söylesek herhalde pek inanmazsınız ama gerçekten de durum bu.
pentagram’ın ilk konseri, bir düğün salonunda gerçekleşiyor. sene 1988. öyle bir izdiham oluyor ki, düğün salonunda sandalyeler havada uçuşuyor ve salon, konserden sonra ciddi bir tadilata giriyor. bu konserden sonra da ikinci bir gitarist arayışı doğuyor ve nihayet ümit yılbar, pentagram’a giriş yapıyor.
daha ilkokul çağlarındayken eline gitar alıp çalan bir adamın müzik aşkını tahmin edebilirsiniz. fakat o, sadece iyi bir müzisyen olarak yoluna devam etmiyor.
iktisat fakültesini bitiriyor bir kere. disk atma dalında milli atlet oluyor, aynı zamanda da kayak yapıyor. yetenek kelimesi ümit’in bedeninde bir kere daha hayat buluyor.
gitaristliği aynı zamanda eğitmenliğe de dönüşüyor. athena grubundan tanıdığımız gökhan ve hakan özoğuz gibi birçok sanatçının da gitar hocalığını yapıyor.
dönem öyle bir dönem ki, uzun saçlı olan bütün erkekler “kız gibi”; sert müzikler dinleyip siyah giyinenler ise “satanist”. ümit de bu kesin hükümlerden nasibini alıp metanetle yoluna devam edenlerden.
yetenek ve başarının toplum tarafından kimsenin umurunda olmadığı bir zaman dilimi. hatta bu sebepten tartaklanıp hakarete maruz kalanlar bile oldu. tüm bu baskı dolu atmosfere rağmen ne yaptığı müzikten ne de yeteneklerinden vazgeçti ümit yılbar. ama önce yapması gereken daha önemli bir işi vardı: askere gitmek!
kariyerinin en üst noktasındayken gruptan ayrılıp askere gitmeyi kafasına koymuştu bir kere. hem de komando olarak!
terör belasının ciğerleri dağladığı bir dönemde, bazı kişilerin bir kılıf bularak askerlikten “yırtmanın” yollarını aradığı zamanlardan bahsediyoruz.
öyle ki, yedek subay sınavına gözlüklerini evde bırakıp lenslerini takarak gidiyor ve orada da gönüllü olarak komando seçiliyor.
eğitimde dereceye girmesine rağmen güneydoğu’ya gidebilmek için derecesini düşürüyor ve istediği oluyor: siirt’in eruh ilçesi bağgöze jandarma komutanlığı’na komando olarak gidiyor.
hep yaptığı gibi, annesine gülen yüzü ile çekilmiş bir fotoğraf göndermeyi ihmal etmiyor çünkü herkes onu sürekli gülen o meşhur ifadesiyle tanımış, öyle bilmiş.
annesinin oğlunun hasretine dayanmasındaki en büyük güç ise oğlunun vatan için teröristlerle çatışmaktan onur duyması.
ümit bunu annesine sık sık dile getirmiş. vatan aşkı böyle bir şey!
17 kasım 1993’de terhis olup evine dönecek, yeniden müzik çalışmalarına başlayacak diye beklenirken 25 eylül’de teröristlerle girdiği çatışma sonrası şehit düşüyor ümit.
bilmiyordum dağların bu kadar dik olduğunu
bilmiyordum gecelerin bu kadar uzun olduğunu
bilmiyordum zamanın bu kadar yavaş geçtiğini
ama biliyordum içimdeki vatan sevgisini
biliyordum içimdeki aşkı.
kanımı istersin toprağım
yoksa cesedimi mi
yeter ki sen susa
suyun olurum senin
tasmasından bağlanmış çılgın köpek gibiyim
salıvermiyorlar ki gideyim
bilmiyorlar mı ki ben türk evladıyım
bırakın ben ölmeye gideyim
ben koymuşum bu yola baş
isterse düşsün kafama taş
vazgeçmem bu yoldan arkadaş
gelsin yedi düvel ezerim hepsini.
ümit yılbar
14.05.1993
bağgöze/siirt
--- alıntı ---
şehit mezarı
askerlik fotoğrafı
--- alıntı ---
pentagram grubunu, özellikle rock dinleyicileri iyi bilir. türkiye’nin gelmiş geçmiş en köklü ve en efsane ‘‘heavy metal’’ gruplarından biridir. hele bazı şarkıları, ağızlarda neredeyse marş gibi olmuştur.grubun tarihi, belki de birçoğumuzun çocukluğundan eski. zaten ümit’in gruba girişi de hemen hemen o yıllara denk geliyor.
1984 yılında bursa’da bir lise grubu olarak cenk ünnü, hakan utangaç, kaan bozoğlu tarafından kuruluyor pentagram. henüz kimsenin metal müziği tam olarak bilmediği zamanlar hatta. iki yıl sonra hakan utangaç gruptan çıkıyor ve yerinde tarkan gözübüyük geliyor. böylece pentagram’ın kemik kadrosu da oluşuyor ama tabii daha gruba eklenecekler var: mesela ümit yılbar.
bir heavy metal grubunun bağcılar’daki düğün salonunda 200 kişilik konser verdiğini söylesek herhalde pek inanmazsınız ama gerçekten de durum bu.
pentagram’ın ilk konseri, bir düğün salonunda gerçekleşiyor. sene 1988. öyle bir izdiham oluyor ki, düğün salonunda sandalyeler havada uçuşuyor ve salon, konserden sonra ciddi bir tadilata giriyor. bu konserden sonra da ikinci bir gitarist arayışı doğuyor ve nihayet ümit yılbar, pentagram’a giriş yapıyor.
daha ilkokul çağlarındayken eline gitar alıp çalan bir adamın müzik aşkını tahmin edebilirsiniz. fakat o, sadece iyi bir müzisyen olarak yoluna devam etmiyor.
iktisat fakültesini bitiriyor bir kere. disk atma dalında milli atlet oluyor, aynı zamanda da kayak yapıyor. yetenek kelimesi ümit’in bedeninde bir kere daha hayat buluyor.
gitaristliği aynı zamanda eğitmenliğe de dönüşüyor. athena grubundan tanıdığımız gökhan ve hakan özoğuz gibi birçok sanatçının da gitar hocalığını yapıyor.
dönem öyle bir dönem ki, uzun saçlı olan bütün erkekler “kız gibi”; sert müzikler dinleyip siyah giyinenler ise “satanist”. ümit de bu kesin hükümlerden nasibini alıp metanetle yoluna devam edenlerden.
yetenek ve başarının toplum tarafından kimsenin umurunda olmadığı bir zaman dilimi. hatta bu sebepten tartaklanıp hakarete maruz kalanlar bile oldu. tüm bu baskı dolu atmosfere rağmen ne yaptığı müzikten ne de yeteneklerinden vazgeçti ümit yılbar. ama önce yapması gereken daha önemli bir işi vardı: askere gitmek!
kariyerinin en üst noktasındayken gruptan ayrılıp askere gitmeyi kafasına koymuştu bir kere. hem de komando olarak!
terör belasının ciğerleri dağladığı bir dönemde, bazı kişilerin bir kılıf bularak askerlikten “yırtmanın” yollarını aradığı zamanlardan bahsediyoruz.
öyle ki, yedek subay sınavına gözlüklerini evde bırakıp lenslerini takarak gidiyor ve orada da gönüllü olarak komando seçiliyor.
eğitimde dereceye girmesine rağmen güneydoğu’ya gidebilmek için derecesini düşürüyor ve istediği oluyor: siirt’in eruh ilçesi bağgöze jandarma komutanlığı’na komando olarak gidiyor.
hep yaptığı gibi, annesine gülen yüzü ile çekilmiş bir fotoğraf göndermeyi ihmal etmiyor çünkü herkes onu sürekli gülen o meşhur ifadesiyle tanımış, öyle bilmiş.
annesinin oğlunun hasretine dayanmasındaki en büyük güç ise oğlunun vatan için teröristlerle çatışmaktan onur duyması.
ümit bunu annesine sık sık dile getirmiş. vatan aşkı böyle bir şey!
17 kasım 1993’de terhis olup evine dönecek, yeniden müzik çalışmalarına başlayacak diye beklenirken 25 eylül’de teröristlerle girdiği çatışma sonrası şehit düşüyor ümit.
bilmiyordum dağların bu kadar dik olduğunu
bilmiyordum gecelerin bu kadar uzun olduğunu
bilmiyordum zamanın bu kadar yavaş geçtiğini
ama biliyordum içimdeki vatan sevgisini
biliyordum içimdeki aşkı.
kanımı istersin toprağım
yoksa cesedimi mi
yeter ki sen susa
suyun olurum senin
tasmasından bağlanmış çılgın köpek gibiyim
salıvermiyorlar ki gideyim
bilmiyorlar mı ki ben türk evladıyım
bırakın ben ölmeye gideyim
ben koymuşum bu yola baş
isterse düşsün kafama taş
vazgeçmem bu yoldan arkadaş
gelsin yedi düvel ezerim hepsini.
ümit yılbar
14.05.1993
bağgöze/siirt
--- alıntı ---
devamını gör...
ıssız adaya düşsen yanına alacağın 3 şey sorusundan birine şarj makinesi diyen kız
diğer 2 cevabına göre mantıklı olabilecek cevaptır.
misal :güneş enerji ünitesi + telefon + şarj (çekmiyorsa da oyun oynar)
ya da : jeneratör + bilgisayar + şarj (çekme derdi olmadığından, oyun oynar)
hatta : jeneratör + şarjlı epilasyon cihazı + şarj (eninde sonunda kurtarmaya gelenlere babun gibi mi gözüksün)
misal :güneş enerji ünitesi + telefon + şarj (çekmiyorsa da oyun oynar)
ya da : jeneratör + bilgisayar + şarj (çekme derdi olmadığından, oyun oynar)
hatta : jeneratör + şarjlı epilasyon cihazı + şarj (eninde sonunda kurtarmaya gelenlere babun gibi mi gözüksün)
devamını gör...
ekonomiyi eleştiren kara çarşaflı kadın
yalnız zaten başlıkta "kara çarşaflı kadın" diyerek kadının giyiminden kuşamından dininin müslüman olduğu ve kafasının gerici olduğunu düşündürtmeye çalışmışsınız ki bana göre asıl saçmalık bu.
devamını gör...
corona biterken sözlüğün entübe olması
sözlük resmen marmara gibi birden müsülaj oldu.sahile iniyorsun şöyle bir nefes alayım deniz göreyim diyerekten birden bir koku çalıyor burnuna hemen uzaklaşmak istiyorsun...bakıyorum madalya olayından sonra herkes uzun uzadıya bir bilgi girme,madalya sahibi olma çabalarına girdi sanki,hiç eğlenceli başlıklar göremez olduk,ben daha çok eğlenmek için giriyorum,tanımları okudukça önceden daha çok gülümsüyor,hatta kahkaha attığım oluyordu,şimdilerde ise aynı başlıklar dönüyor sürekli.iğneyi önce kendime batırmam lazım tabi ,lafın özü ben de aynı hissiyattayım malesef.
devamını gör...
piyale
orta asya ülkelerinde çay doldurulan minik kase. özellikle özbek kültüründe çay içme bardağıdır. asya'da piyale ile çay içme kültürü, anadolu'da ince belli küçük bardaklara dönüşmüştür.
devamını gör...
samuel beckett
mezar taşında ''bundan sonraki yıllardan da hiçbir şey beklemiyorum, görüş ve önerilerim yok.'' yazan nobel edebiyat ödüllü yazar.
devamını gör...
kara sevda
t:çok güçlü, karşılık görmeyen, umutsuz, olanaksız aşk.
dizi: 2015 yılında star tv de yayımlanmaya başlanan dizinin başrollerinde ;burak özçivit, neslihan atagül doğulu ve kaan urgancıoğlu yer almaktadır. yapımcılığını kerem çatay'ın üstlendiği dizinin yönetmen koltuğunda hilal saral bulunmaktadır.
bu dizi dışarıdan klişe ve çok bilindik bir konusu varmış gibi görünse de özellikle kaan urgancıoğlu’nun repliklerini kimin yazdığını merak etmeme neden olmuştur.bu yüzden;kötü rolde olmasına karşın , sadece akılcı ve sarcastic tarzından dolayı ,role süper bir enerji katan kaan urgancıoğlu için izlemiştim.
dizi: 2015 yılında star tv de yayımlanmaya başlanan dizinin başrollerinde ;burak özçivit, neslihan atagül doğulu ve kaan urgancıoğlu yer almaktadır. yapımcılığını kerem çatay'ın üstlendiği dizinin yönetmen koltuğunda hilal saral bulunmaktadır.
bu dizi dışarıdan klişe ve çok bilindik bir konusu varmış gibi görünse de özellikle kaan urgancıoğlu’nun repliklerini kimin yazdığını merak etmeme neden olmuştur.bu yüzden;kötü rolde olmasına karşın , sadece akılcı ve sarcastic tarzından dolayı ,role süper bir enerji katan kaan urgancıoğlu için izlemiştim.
devamını gör...
türk kızlarının etli butlu olmasının nedeni
erkeklerin şişman olması ile aynı nedenlerdir.
1. genetik olabilir
2. bok boğazlı olup her şeyi yeme sevdası
3. depresyon, stres kaynaklı
4. nasıl olsa olan oldu battı balık yan gider denilmesi
1. genetik olabilir
2. bok boğazlı olup her şeyi yeme sevdası
3. depresyon, stres kaynaklı
4. nasıl olsa olan oldu battı balık yan gider denilmesi
devamını gör...
siyasiler normal sözlük'te yazar olsa alacakları nickler
çokomel ya da son dolar bükücü*(bkz: berat albayrak)
devamını gör...
eurovision
eurovision, bildiğimiz şarkı yarışmasının yanı sıra aynı zamanda avrupalı ülkeler arası yayın alışverişi servisinin adıdır. "eurovision network" ismi ile kurulan bu organizayon şu an "eurovision services" adıyla avrupa yayın birliği (european broadcasting union (ebu)) iştirakı olarak uluslararası haber, spor, kültür-sanat, güncel belgesel gibi pek çok alanda ülkelerin birbirleriyle yayın paylaşmasını sağlamaktadır. örneğin, akşam ana haber bülteninde ingiltere başbakanı (bkz: boris johnson)'un pandemi ile ilgili son açıklamalarını (bkz: bbc)'nin eurovision servisi ile görüntü paylaşmasından dolayı (bkz: trt)'den izleyebiliyoruz.
ebu, aynı zamanda üye ülkeleri adına uluslararası organizasyonların yayın hakları ihalelerine katılır ve üyelerinden topladığı aidatlarla, üyeleri adına yayın anlaşmaları imzalar. ebu üyeleri de avrupa (kuzey afrika dahil) ülkelerinin kamu yayıncılarıdırlar. bu doğrultuda bu yaz gerçekleştirilecek 2020 avrupa futbol şampiyonası'nı kamu yayıncımız olan trt'den izleyeceğiz.
şarkı yarısması olan "eurovision şarkı yarışması"nın da yapılma amacı, zannedildiği gibi avrupa'nın her yıl en iyi şarkısını seçmek değil, avrupa'daki radyo ve televizyon istasyonlarının ortak yayın yapabilme kabiliyetini artırmaktır. eurovision yarışmaları da kendi içinde 4'e ayrılmaktadır. birincisi hepimizin bildiği ve 1956 yılında ilk olarak (bkz: isviçre)'nin lugano kentinde yapılmaya başlanan, eurovisionlar'ın babası eurovision şarkı yarışması'dır. 2003'ten beri yapılan ve eurovision'daki 16 yaş sınırının altındaki çocuk ve gençlerin katıldığı "junior eurovision şarkı yarışması", en iyi genç dansçıların yarıştığı "eurovision young dancers", yılın korosunun seçildiği "eurovision choir" ve genç müzisyenlerin enstrüman çalma yeteneklerinin oylandığı "eurovision young musicians" da diğer eurovision yarışmalarını oluşturmaktadır.
ebu, aynı zamanda üye ülkeleri adına uluslararası organizasyonların yayın hakları ihalelerine katılır ve üyelerinden topladığı aidatlarla, üyeleri adına yayın anlaşmaları imzalar. ebu üyeleri de avrupa (kuzey afrika dahil) ülkelerinin kamu yayıncılarıdırlar. bu doğrultuda bu yaz gerçekleştirilecek 2020 avrupa futbol şampiyonası'nı kamu yayıncımız olan trt'den izleyeceğiz.
şarkı yarısması olan "eurovision şarkı yarışması"nın da yapılma amacı, zannedildiği gibi avrupa'nın her yıl en iyi şarkısını seçmek değil, avrupa'daki radyo ve televizyon istasyonlarının ortak yayın yapabilme kabiliyetini artırmaktır. eurovision yarışmaları da kendi içinde 4'e ayrılmaktadır. birincisi hepimizin bildiği ve 1956 yılında ilk olarak (bkz: isviçre)'nin lugano kentinde yapılmaya başlanan, eurovisionlar'ın babası eurovision şarkı yarışması'dır. 2003'ten beri yapılan ve eurovision'daki 16 yaş sınırının altındaki çocuk ve gençlerin katıldığı "junior eurovision şarkı yarışması", en iyi genç dansçıların yarıştığı "eurovision young dancers", yılın korosunun seçildiği "eurovision choir" ve genç müzisyenlerin enstrüman çalma yeteneklerinin oylandığı "eurovision young musicians" da diğer eurovision yarışmalarını oluşturmaktadır.
devamını gör...
jagdpanzer iv
bu sefer önce yakışıklımızı görelim.
burada bir insanın boyuyla kıyaslama yapabilirsiniz. sturmgeschütz iii [stug iii] gibi tepesi düz, yaklaşık olarak bir insan boyunda yüksekliğe sahip bir tank.

bu da deutsches panzermuseum'dan bir kare. sanırım replika.
gelelim tanımaya. öncelikle jagdpanzer iv, tıpkı stug iii gibi tank avcısı sınıfındaki anti-tank tanklarından biri. stug iii'den daha üst model.
adından ise başlayalım. jagd [hunt] ve panzer [tank] kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. iv ise roma rakamıyla 4, fakat neden 4? panzer iv şasesi üzerine inşa edildiği için iv.
resmi adı sd. kfz. 162. aslında 3 ana varyant şeklinde üretilen tankın bu şekilde (fixed turret anti-tank) üretilmesini isteyen kişi general der panzertruppe (zırhlı birlikler generali) heinz guderian. adam demiş ki, "ulan biz zaten savaşta çok büyük cephelerde çarpışıyoruz, tankları da zamanla geliştiriyoruz (panzer i, panzer ii, panzer iii...), üretimi tekrar bölmeye gerek yok. panzer iv üretimini zaten yapıyorken bunu da stug iii mantığıyla yapalım, panzer iv şasesi üzerine oturtturalım." akıllıca düşünmüş bence. peki neden illa fixed turret, neden anti-tank olacak; çünkü general guderian'a göre stug iii ve stug iv zaten görevlerini güzel yapıyorlardı fakat yeni ve daha güçlü versiyonlarla değiştirilmeleri gerekiyordu.
stug iii tam bir fiyat/performans tankı idi, çok geniş cephelerde, çok büyük mücadele verirken kaynak yönetimi inanılmaz önemlidir. maus gibi devasa tanklarla kaynak israf edemezsiniz. panzer iii şasesi üzerine inşa edilen stug iii, panzer iii sınıfı tanklarla karşılaştırılınca nasıl ki çok daha ucuz fakat etkili bir araç ortaya çıkıyorduysa; jagdpanzer iv ile panzer iv sınıf tanklar kıyaslanınca da jagdpanzer daha ucuz ve etkili görünüyordu. işte bu yüzden anti-tank sınıf bir model üretimi yapılmasını istemişti general guderian.
stalingrad muharebesi'nden sonra, eylül 1942'de wehrmacht'ın ar-ge birimi waffenamt, yeni bir proje üzerinde çalıştığını duyurdu: önden 100mm yanlardan 40-50mm kalınlığında bir zırh, daha geniş paletler ve en düşük ateş pozisyonuna (düşmanların zarar verebileceği minimum pozisyon) sahip yeni bir saldırı tankı. bu yeni panzerjäger [tank hunter], jagdpanther ile aynı 75mm topa sahip olacaktı: pak42 l/70.
tasarım olarak bakarsak, marder serisinden bu yana anti-tank denemelerinin küçük şasiye büyük top monte etme çalışmaları stug iii ile birlikte değişime uğramıştı. marder'in mürettebatı tamamen kapatmayan zırhının aksine stug iii tamamiyle kapalı bir kutuydu. jagdpanzer iv de stug iii gibi tamamiyle kapalı bir tasarıma sahiptir. bununla birlikte, üzerine inşa edildiği panzer iv şasesinin özelliklerini büyük oranda korurken ön zırh yapısı daha eğimli hale getirilmiştir. eğimli ön zırh kaplaması, atılan tank mermileri ve roketatar mermilerinin zırhı delmektense sekmesini sağlar.

marder iii
zırhın eğimli hale getirilmesiyle birlikte tankın iç hacminde meydana gelen yer yetersizliğinden dolayı yakıt tankı ve mühimmat raflarının yeri değiştirildi, onun dışında panzer iv dizaynını neredeyse bire bir korudu (zırhın eğimli hale getirilmesi dışında ana gövde, hareketli aksam, motor, elektrikli aksam vs). yakıt tankı ana silahın altına, radyo operatörünün yakınına konumlandırıldı, ek bir yakıt tankı da ana silah motoruna yakın bir noktaya konuşlandırıldı. mühimmat rafları da zeminden yukarı alındı.
bunun dışında ufak tefek birkaç değişiklik daha yapıldı, mesela mürettebat için havalandırma sistemi büyük oranda motor soğutma sistemine bağlandı. kaçış kapağı, silah operatörünün üzerine konumlandırıldı, ilk başta 100mm olarak tasarlanan ön zırh, 60mm* kalınlığa düşürüldü ve 40 derece eğimli olacak şekilde ayarlandı (ki bu da 90mm kalınlıktaki bir zırhla hemen hemen aynı efektif korumayı sağlıyor). 1944 yılında aracın önüne 14 parça yedek palet eklendi fakat yılın ilerleyen zamanlarında bu yedek paletler tankın arkasına alındı, ön süspansiyonlara düşen ağırlığı azaltmak için. ayrıca bu düzenlemeyle birlikte bir çift yedek makara da eklendi. tüm bunlara rağmen, tankın önünde bulunan devasa namlunun ağırlığına ek olarak sürücü ve radyo operatörünün ağırlığını dengelemek için motor arkaya yerleştirilmişti fakat 11800 litrelik, 265 beygir gücündeki devasa motor bile ağırlık merkezini ortaya çekmeye yetmemiş.
* vikipedide 80mm zırh kalınlığı olduğu yazıyor fakat ben 60mm olduğuna dair iki farklı kaynaktan okuyorum şu an. hatta kaynaklardan biri upper hull 60mm, lower hull 50mm zırh kalınlığındaydı diye yazmış.
gelelim tarihsel öyküsüne. waffenamt stug iii'lerin yerini alacak daha gelişmiş tankını duyurdu, adını da sturmgeschutz neuer art mit 7.5cm pak l/48 auf fahrgestell pzkpfw iv (sd. kfz. 162) olarak açıkladı fakat jagdpanzer e 39 ya da bizim daha çok bildiğimiz ismiyle jagdpanzer iv olarak da anılıyor bu tank. hatta yanlış hatırlamıyorsam jagdpanzer ismi bizzat hitler tarafından verilmiş.
1943ün başlarından mayısına kadar vomag [vogtländische maschinenfabrik] proje üzerinde çalıştı, eylül 1943'te tahtadan bir model üretip hitler'in huzuruna çıkardı. izni kapan firma 1 ay sonra ilk çelik modeli de üretmişti. aralık 1943'te son çelik prototipi de üretip hitler'in onayını alan firma siparişi aldı, çalışmaya başladı.
ilk üretilen jagdpanzer serisi, jagdpanzer iv 0-serie, daha yuvarlak hatlara sahipti ve ana silah olarak 75mm pak 39 l/43 taşıyordu, ve namlunun ucunda muzzle break adı verilen delikler yoktu.
ocak 1944'te ilk jagdpanzer iv (0-serie değil artık. 0-serie olanlar prototip gibi bişey), pzkpfw iv ausf f şasesi üzerine yerleştirildi. daha hafif bir panzer iv ürettikleri için jagdpanzer iv ausf f (sd.kfz.162) olarak isimlendirdiler. 75mm pak 39 l/48 ana silaha ve namlusunun ucunda muzzle break deliklerine sahipti. daha sonraki tasarımlarda muzzle break yavaş yavaş kaldırıldı, ya da tankın mürettebatı tarafından söküldü, çünkü namlunun görece yere yakın olmasından ve güçlü top atışından dolayı yerdeki bütün tozu toprağı havaya kaldırıp hem tankın yerini belli ediyor, hem de tankın görüşünü kapatıyordu. bu ilk jagdpanzer ayrıca 2 adet 7.92mm mg42 makineli tüfeğe de sahipti. 75mm ve 70 kalibre (75mm pak 42 l/70) toplarla üretimi zor olduğu için geçici olarak 48 kalibre toplarla üretime başlandı.
yavaş üretimi ve acil anti-tank tanklarına ihtiyaçtan dolayı stug iii tanklarının yapıları da bir yandan modifiye edilmeye başlanıp stug iv tanklarının ortaya çıkmasını sağladı. panzer iv şasesi üzerine oturtulan stug iii modelleriyle ortaya çıkan stug iv tankları, aynı kardeşi stug iii gibi, saldırı amacıyla kullanıldı [blitzkrieg].
ana silah olarak pak 42 l/70 ile üretilmesi planlanan tank, top sayısının yetersizliği dolayısıyla öncelikle 75mm pak 39 l/43 ile pre-production (0-serie), 75mm pak 39 l/48 ile de ilk üretim aşamasına alındı. pak 42'den daha kısa ve daha güçsüz olan bu topların yerini zamanla pak 42 l/70 aldı ve tankın yeni bir modeli ortaya çıkmış oldu: jagdpanzer iv/70(v) veya jagdpanzer iv/70(a). buradaki 70, 70 kalibrelik pak 42 topunu kullandığını gösterir. (v) ve (a) tasarımcılarının isimlerini refere eder, vomag ve alkett
pak 42 ile çok daha yüksek atış ve yok etme gücüne ulaşan tank, topun aşırı ağırlığından dolayı bozuk arazilerde kullanılması çok zor bir hal almaya başladı. bu sebeple tank mürettebatları tarafından guderian-ente (guderian'ın ördeği) ismi takılmaya başlandı :) hatta bu ağırlık o kadar can sıkıcı olmaya başlamıştı ki, lastik tekerlekli makaralar sonraki modellerde kayıp yerlerinden çıkmasın diye çelik olanlarla değiştirildiler.
düz yolda 40km/h, arazide 15km/h hıza ulaşabilen tank, 25 ton civarındadır. 4 kişilik mürettebatı vardır [sürücü, radio operatör/makineli tüfekçi, silah operatörü -gunner- ve yükleyici -loader-]. 79 tane 75mm top mermisi ve 1200 tane 7.92mm makineli tüfek mermisinden oluşan bir cephaneye sahiptir.
hayatta kalan jagdpanzer iv görmek isterseniz eğer,
- jagdpanzer iv 0-serie için deutsches panzermuseum (münster almanya),
- jagdpanzer iv l/48 için yine deutsches panzermuseum, musée des blindés (saumur, fransa), thun tank museum (isviçre) (bunun 80mm zırhı var, daha yeni modellerden), bi tane de bulgaristanda varmış ama akıbeti pek belli değil. savunma bakanının emriyle müzeye koyulması ya da koleksiyoncu birine satılması yönünde karar çıkmış.
- panzer iv l/70 (v) için national museum of military history (sofya, bulgaristan), kubinka tank museum (rusya), united states army ordnance museum (aberdeen, maryland, amerika), patton museum (fort knox, kentucky, amerika), canadian war museum (ottawa, canada)
- ve panzer iv l/70 late (a) için musée des blindés (saumur, fransa) ziyaret edilebilir.
bir tane de hurda halde armoured warfare museum (poznan, polonya) sergiliyormuş, fakat hurdası nasıldır bilemiyorum.
burada bir insanın boyuyla kıyaslama yapabilirsiniz. sturmgeschütz iii [stug iii] gibi tepesi düz, yaklaşık olarak bir insan boyunda yüksekliğe sahip bir tank. 
bu da deutsches panzermuseum'dan bir kare. sanırım replika.
gelelim tanımaya. öncelikle jagdpanzer iv, tıpkı stug iii gibi tank avcısı sınıfındaki anti-tank tanklarından biri. stug iii'den daha üst model.
adından ise başlayalım. jagd [hunt] ve panzer [tank] kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. iv ise roma rakamıyla 4, fakat neden 4? panzer iv şasesi üzerine inşa edildiği için iv.
resmi adı sd. kfz. 162. aslında 3 ana varyant şeklinde üretilen tankın bu şekilde (fixed turret anti-tank) üretilmesini isteyen kişi general der panzertruppe (zırhlı birlikler generali) heinz guderian. adam demiş ki, "ulan biz zaten savaşta çok büyük cephelerde çarpışıyoruz, tankları da zamanla geliştiriyoruz (panzer i, panzer ii, panzer iii...), üretimi tekrar bölmeye gerek yok. panzer iv üretimini zaten yapıyorken bunu da stug iii mantığıyla yapalım, panzer iv şasesi üzerine oturtturalım." akıllıca düşünmüş bence. peki neden illa fixed turret, neden anti-tank olacak; çünkü general guderian'a göre stug iii ve stug iv zaten görevlerini güzel yapıyorlardı fakat yeni ve daha güçlü versiyonlarla değiştirilmeleri gerekiyordu.
stug iii tam bir fiyat/performans tankı idi, çok geniş cephelerde, çok büyük mücadele verirken kaynak yönetimi inanılmaz önemlidir. maus gibi devasa tanklarla kaynak israf edemezsiniz. panzer iii şasesi üzerine inşa edilen stug iii, panzer iii sınıfı tanklarla karşılaştırılınca nasıl ki çok daha ucuz fakat etkili bir araç ortaya çıkıyorduysa; jagdpanzer iv ile panzer iv sınıf tanklar kıyaslanınca da jagdpanzer daha ucuz ve etkili görünüyordu. işte bu yüzden anti-tank sınıf bir model üretimi yapılmasını istemişti general guderian.
stalingrad muharebesi'nden sonra, eylül 1942'de wehrmacht'ın ar-ge birimi waffenamt, yeni bir proje üzerinde çalıştığını duyurdu: önden 100mm yanlardan 40-50mm kalınlığında bir zırh, daha geniş paletler ve en düşük ateş pozisyonuna (düşmanların zarar verebileceği minimum pozisyon) sahip yeni bir saldırı tankı. bu yeni panzerjäger [tank hunter], jagdpanther ile aynı 75mm topa sahip olacaktı: pak42 l/70.
tasarım olarak bakarsak, marder serisinden bu yana anti-tank denemelerinin küçük şasiye büyük top monte etme çalışmaları stug iii ile birlikte değişime uğramıştı. marder'in mürettebatı tamamen kapatmayan zırhının aksine stug iii tamamiyle kapalı bir kutuydu. jagdpanzer iv de stug iii gibi tamamiyle kapalı bir tasarıma sahiptir. bununla birlikte, üzerine inşa edildiği panzer iv şasesinin özelliklerini büyük oranda korurken ön zırh yapısı daha eğimli hale getirilmiştir. eğimli ön zırh kaplaması, atılan tank mermileri ve roketatar mermilerinin zırhı delmektense sekmesini sağlar.

marder iii
zırhın eğimli hale getirilmesiyle birlikte tankın iç hacminde meydana gelen yer yetersizliğinden dolayı yakıt tankı ve mühimmat raflarının yeri değiştirildi, onun dışında panzer iv dizaynını neredeyse bire bir korudu (zırhın eğimli hale getirilmesi dışında ana gövde, hareketli aksam, motor, elektrikli aksam vs). yakıt tankı ana silahın altına, radyo operatörünün yakınına konumlandırıldı, ek bir yakıt tankı da ana silah motoruna yakın bir noktaya konuşlandırıldı. mühimmat rafları da zeminden yukarı alındı.
bunun dışında ufak tefek birkaç değişiklik daha yapıldı, mesela mürettebat için havalandırma sistemi büyük oranda motor soğutma sistemine bağlandı. kaçış kapağı, silah operatörünün üzerine konumlandırıldı, ilk başta 100mm olarak tasarlanan ön zırh, 60mm* kalınlığa düşürüldü ve 40 derece eğimli olacak şekilde ayarlandı (ki bu da 90mm kalınlıktaki bir zırhla hemen hemen aynı efektif korumayı sağlıyor). 1944 yılında aracın önüne 14 parça yedek palet eklendi fakat yılın ilerleyen zamanlarında bu yedek paletler tankın arkasına alındı, ön süspansiyonlara düşen ağırlığı azaltmak için. ayrıca bu düzenlemeyle birlikte bir çift yedek makara da eklendi. tüm bunlara rağmen, tankın önünde bulunan devasa namlunun ağırlığına ek olarak sürücü ve radyo operatörünün ağırlığını dengelemek için motor arkaya yerleştirilmişti fakat 11800 litrelik, 265 beygir gücündeki devasa motor bile ağırlık merkezini ortaya çekmeye yetmemiş.
* vikipedide 80mm zırh kalınlığı olduğu yazıyor fakat ben 60mm olduğuna dair iki farklı kaynaktan okuyorum şu an. hatta kaynaklardan biri upper hull 60mm, lower hull 50mm zırh kalınlığındaydı diye yazmış.
gelelim tarihsel öyküsüne. waffenamt stug iii'lerin yerini alacak daha gelişmiş tankını duyurdu, adını da sturmgeschutz neuer art mit 7.5cm pak l/48 auf fahrgestell pzkpfw iv (sd. kfz. 162) olarak açıkladı fakat jagdpanzer e 39 ya da bizim daha çok bildiğimiz ismiyle jagdpanzer iv olarak da anılıyor bu tank. hatta yanlış hatırlamıyorsam jagdpanzer ismi bizzat hitler tarafından verilmiş.
1943ün başlarından mayısına kadar vomag [vogtländische maschinenfabrik] proje üzerinde çalıştı, eylül 1943'te tahtadan bir model üretip hitler'in huzuruna çıkardı. izni kapan firma 1 ay sonra ilk çelik modeli de üretmişti. aralık 1943'te son çelik prototipi de üretip hitler'in onayını alan firma siparişi aldı, çalışmaya başladı.
ilk üretilen jagdpanzer serisi, jagdpanzer iv 0-serie, daha yuvarlak hatlara sahipti ve ana silah olarak 75mm pak 39 l/43 taşıyordu, ve namlunun ucunda muzzle break adı verilen delikler yoktu.
ocak 1944'te ilk jagdpanzer iv (0-serie değil artık. 0-serie olanlar prototip gibi bişey), pzkpfw iv ausf f şasesi üzerine yerleştirildi. daha hafif bir panzer iv ürettikleri için jagdpanzer iv ausf f (sd.kfz.162) olarak isimlendirdiler. 75mm pak 39 l/48 ana silaha ve namlusunun ucunda muzzle break deliklerine sahipti. daha sonraki tasarımlarda muzzle break yavaş yavaş kaldırıldı, ya da tankın mürettebatı tarafından söküldü, çünkü namlunun görece yere yakın olmasından ve güçlü top atışından dolayı yerdeki bütün tozu toprağı havaya kaldırıp hem tankın yerini belli ediyor, hem de tankın görüşünü kapatıyordu. bu ilk jagdpanzer ayrıca 2 adet 7.92mm mg42 makineli tüfeğe de sahipti. 75mm ve 70 kalibre (75mm pak 42 l/70) toplarla üretimi zor olduğu için geçici olarak 48 kalibre toplarla üretime başlandı.
yavaş üretimi ve acil anti-tank tanklarına ihtiyaçtan dolayı stug iii tanklarının yapıları da bir yandan modifiye edilmeye başlanıp stug iv tanklarının ortaya çıkmasını sağladı. panzer iv şasesi üzerine oturtulan stug iii modelleriyle ortaya çıkan stug iv tankları, aynı kardeşi stug iii gibi, saldırı amacıyla kullanıldı [blitzkrieg].
ana silah olarak pak 42 l/70 ile üretilmesi planlanan tank, top sayısının yetersizliği dolayısıyla öncelikle 75mm pak 39 l/43 ile pre-production (0-serie), 75mm pak 39 l/48 ile de ilk üretim aşamasına alındı. pak 42'den daha kısa ve daha güçsüz olan bu topların yerini zamanla pak 42 l/70 aldı ve tankın yeni bir modeli ortaya çıkmış oldu: jagdpanzer iv/70(v) veya jagdpanzer iv/70(a). buradaki 70, 70 kalibrelik pak 42 topunu kullandığını gösterir. (v) ve (a) tasarımcılarının isimlerini refere eder, vomag ve alkett
pak 42 ile çok daha yüksek atış ve yok etme gücüne ulaşan tank, topun aşırı ağırlığından dolayı bozuk arazilerde kullanılması çok zor bir hal almaya başladı. bu sebeple tank mürettebatları tarafından guderian-ente (guderian'ın ördeği) ismi takılmaya başlandı :) hatta bu ağırlık o kadar can sıkıcı olmaya başlamıştı ki, lastik tekerlekli makaralar sonraki modellerde kayıp yerlerinden çıkmasın diye çelik olanlarla değiştirildiler.
düz yolda 40km/h, arazide 15km/h hıza ulaşabilen tank, 25 ton civarındadır. 4 kişilik mürettebatı vardır [sürücü, radio operatör/makineli tüfekçi, silah operatörü -gunner- ve yükleyici -loader-]. 79 tane 75mm top mermisi ve 1200 tane 7.92mm makineli tüfek mermisinden oluşan bir cephaneye sahiptir.
hayatta kalan jagdpanzer iv görmek isterseniz eğer,
- jagdpanzer iv 0-serie için deutsches panzermuseum (münster almanya),
- jagdpanzer iv l/48 için yine deutsches panzermuseum, musée des blindés (saumur, fransa), thun tank museum (isviçre) (bunun 80mm zırhı var, daha yeni modellerden), bi tane de bulgaristanda varmış ama akıbeti pek belli değil. savunma bakanının emriyle müzeye koyulması ya da koleksiyoncu birine satılması yönünde karar çıkmış.
- panzer iv l/70 (v) için national museum of military history (sofya, bulgaristan), kubinka tank museum (rusya), united states army ordnance museum (aberdeen, maryland, amerika), patton museum (fort knox, kentucky, amerika), canadian war museum (ottawa, canada)
- ve panzer iv l/70 late (a) için musée des blindés (saumur, fransa) ziyaret edilebilir.
bir tane de hurda halde armoured warfare museum (poznan, polonya) sergiliyormuş, fakat hurdası nasıldır bilemiyorum.
devamını gör...
türkiye’de asla değişemeyecek şeyler
yobazlık.
devamını gör...
saniyelik salaklıklar
az önce kahvaltı öncesi kendime türk kahvesi yapayım dedim. ne kadar güzel, hem pazar hem uykumu aldım hem de dünkü baş ağrısından eser yok diye kendimi de motive ediyorum bir yandan. diğer yandan da kahvaltıda neler yerim diye aklımdan geçiriyorum.
her neyse iki ayrı cezve var evde; biri yumurta haşlamak diğeri kahve yapmak için. dolaptan bir tane yumurta çıkardım, yumurta haşlama cezvesine koydum, daha kahvaltı etmeyeceğim için de tezgahın üzerinde bıraktım.
sıra geldi türk kahvesi yapmaya, dedim damla sakızlı yapayım sabah sabah mis gibi koksun ev. ölçtüğüm suyu ve kahveyi cezveye koydum ve ocağın altını yaktım. tam kahveyi karıştırayım derken takır tukur ses geldi cezveden. bilin bakalım kim yumurta cezvesinde türk kahvesi yapmaya çalışıyor?!
hayır hepsi gözünün önünde be kadın! yumurta cezvesine kahveyi koyarken yumurtayı da görüyorsun bu nasıl bir bilinçsizlik hali!! utanmadan karıştırıyorsun bir de. yoo hayır çatlamadı yumurta falan, gelmesin gözünüzün önüne yumurtalı damla sakızlı türk kahvesi karışımı. iğrenç çünkü.*
her neyse iki ayrı cezve var evde; biri yumurta haşlamak diğeri kahve yapmak için. dolaptan bir tane yumurta çıkardım, yumurta haşlama cezvesine koydum, daha kahvaltı etmeyeceğim için de tezgahın üzerinde bıraktım.
sıra geldi türk kahvesi yapmaya, dedim damla sakızlı yapayım sabah sabah mis gibi koksun ev. ölçtüğüm suyu ve kahveyi cezveye koydum ve ocağın altını yaktım. tam kahveyi karıştırayım derken takır tukur ses geldi cezveden. bilin bakalım kim yumurta cezvesinde türk kahvesi yapmaya çalışıyor?!
hayır hepsi gözünün önünde be kadın! yumurta cezvesine kahveyi koyarken yumurtayı da görüyorsun bu nasıl bir bilinçsizlik hali!! utanmadan karıştırıyorsun bir de. yoo hayır çatlamadı yumurta falan, gelmesin gözünüzün önüne yumurtalı damla sakızlı türk kahvesi karışımı. iğrenç çünkü.*
devamını gör...
gece sözlükte oluşan elit ortam
ben mesai yapıp yeni bir özellik kazandırdığım zaman daha da fazla hissedilen ortamdır.
ps: test amaçlı tanım girmem gerek fakat saçmalayacak başlık bulamıyorum.
ps: test amaçlı tanım girmem gerek fakat saçmalayacak başlık bulamıyorum.
devamını gör...
interaktif sözlükler mayıs 2021 sıralaması
önceleri alexa sitesinden sıralamalara bakıyorduk. sonra sözlük sıralama listesini artık yayınlanmayacağı duyurulunca da hangi sözlük kaçıncı sırada bihaber kaldık. listeyi tekrardan görmek sevindirdi. sözlüğümüz tahmin ettiğim gibi ikinciliğe yerleşmiş ve kararlı adımlarla yolunda ilerliyor.
devamını gör...
pişmanlık
başını taştan taşa vurduğu söylenen kişinin yaşadığı duygu.
devamını gör...
eşine 12 lira bırakarak canına kıyan genç
bizden yana kendisine 1 kuruş hakkımız varsa helal olsun.
bakalım aynı seyleri insanların gözünün içine baka bak dalga geçer gibi açıklama yapanlar için kaç kişi söyleyecek arkalarından.
bakalım aynı seyleri insanların gözünün içine baka bak dalga geçer gibi açıklama yapanlar için kaç kişi söyleyecek arkalarından.
devamını gör...
