biz çocukken
her şeyin kıymeti daha çok vardı. okulun, arkadaşın, tatilin, yemeğin, ailenin, çizgi filmin, sokakta oynamanın, denizin, şarkıların her şeyin. şimdi her şey saniyelik yaşanıp, bitiyor sanki. herkes çocukluktan itibaren, bencil artık. dünyanın başı dönüyor, insanlara yetişemiyor.
devamını gör...
girift radyo yayını
çok teşekkür ederim. efsanesiniz ne diyim. kalbim eriyor…
devamını gör...
30 yaşına gelip de dişi hiç çürümemiş insan
diş patojenleri iki farklı temel gruba ayrılabilir. bir grup çürük oluşturur ve diş tedavi edilmediği takdirde pulpal enflamasyona yol açıp, dişin kanal tedavisine gitmesine sebep olurken; diğer grup ise diş taşı oluşumuna sebep olur, tedavi edilmediği takdirde diş eti çekilir ve dişin etrafındaki kemiğin yıkımı, dolayısıyla dişlerde sallanma gözlenir. bu patojenlerin varlığı ağız bakımıyla ve doğru diyetle minimalize edilebilir ancak genetik yatkınlığınız sizi daha şanslı veya daha şanssız yapacaktır. bu bakterilerin ağzınıza yerleşmesi tükürük akış hızınız, tükürüğünüzün niteliği, dişlerinizin yapısı gibi birçok genetik faktöre bağlıdır. ağzınızda hem çürük hem de yoğun tartar oluşumu da gözlenebilir, böyle bir durumda bakıma diğer insanlardan çok daha fazla önem vermeniz gerekir. ama genel olarak çürük olan ağızda diş eti problemleri, diş eti problemi gözlenen ağızda da çürük oluşumu neredeyse hiç gözlenmeyebilir çünkü etkenleri farklıdır.
devamını gör...
nickaltı savaşları
benim nickaltımda nedense olmuyor öyle şeyler. biri troll dedi sadece.
devamını gör...
uğur mumcu
selda bağcan'ın uğurlar olsun şarkısının hikayesinin baş karakteridir.
araştırmacı gazetecidir. evinin önündeki aracına yerleştirilen bir bombanin patlaması ile hayata veda etmiştir.
araştırmacı gazetecidir. evinin önündeki aracına yerleştirilen bir bombanin patlaması ile hayata veda etmiştir.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
“bir işi doğru yapmak neden yanlış yapıldığını açıklamaktan daha az zaman alır. “
henry wadsworth longfellow
henry wadsworth longfellow
devamını gör...
nilgün marmara
"hepimizin yerine balkondan düşeni hatırla
şiir bazen öyle de çarpabilir hayata."
haydar ergülen
şiir bazen öyle de çarpabilir hayata."
haydar ergülen
devamını gör...
marketlerdeki en cazip reyon
deterjan reyonu?!?!?
devamını gör...
tokalaşmak isterken elin havada kalması
“abdestlisiniz herhalde” tepkisini hemen yapıştırırım. siyasal islamdan ayrı olarak islamın mezheplere göre kuralları vardır.
şafi mezhebine bağlı/ait/mensup olan insanlar, karşı cinsin tenine değdiği zaman abdestleri bozuluyor. burunları kanayınca o abdest bozulmuyor.
bir diğer mezhep olan hanefiler de ise iğne ucu kadar kan aktığında misal sivilce patlatınca abdest bozuluyor. arkadaşlar sivilcelerinizi patlatmayın, hanefi olan arkadaşlar “abdestim bozulursa bozulsun, dayanamıyorum bu sivilce patlayacak, o kan akacak” triplerine girmeyin. özellikle alın ve yanaklarda çıkan sivilceler, beynin hava almasını sağlayan kanalların geçtiği yerlerde bulunduğundan dolayı çok tehlikelidir.
hanefiler karşı cinsin elini sıkıyor, enseye tokat patlatıyor ama abdest bozulmuyor, ilginç.
hanefi ve şafiliğin birbirine bu denli zıt kurallar barındırması her zaman ilgimi çekmiştir.
yazılı olmayan görgü kuralı diye biliyorum, size uzatılan eli sıkacaksınız. elim havada kaldığında “abdesti arada tazelemek şart” cümlesi ile devam edip insanı bezdiriyorum. görgü önemli arkadaşlar, evet tatlı su oranı çok düşük suyu boşuna harcamamak lazım fakat buzullar da eriyor. küresel ısınma ile su buharlaşıyor olabilir fakat teemmüm edersiniz, ne olacak ki!
şafi mezhebine bağlı/ait/mensup olan insanlar, karşı cinsin tenine değdiği zaman abdestleri bozuluyor. burunları kanayınca o abdest bozulmuyor.
bir diğer mezhep olan hanefiler de ise iğne ucu kadar kan aktığında misal sivilce patlatınca abdest bozuluyor. arkadaşlar sivilcelerinizi patlatmayın, hanefi olan arkadaşlar “abdestim bozulursa bozulsun, dayanamıyorum bu sivilce patlayacak, o kan akacak” triplerine girmeyin. özellikle alın ve yanaklarda çıkan sivilceler, beynin hava almasını sağlayan kanalların geçtiği yerlerde bulunduğundan dolayı çok tehlikelidir.
hanefiler karşı cinsin elini sıkıyor, enseye tokat patlatıyor ama abdest bozulmuyor, ilginç.
hanefi ve şafiliğin birbirine bu denli zıt kurallar barındırması her zaman ilgimi çekmiştir.
yazılı olmayan görgü kuralı diye biliyorum, size uzatılan eli sıkacaksınız. elim havada kaldığında “abdesti arada tazelemek şart” cümlesi ile devam edip insanı bezdiriyorum. görgü önemli arkadaşlar, evet tatlı su oranı çok düşük suyu boşuna harcamamak lazım fakat buzullar da eriyor. küresel ısınma ile su buharlaşıyor olabilir fakat teemmüm edersiniz, ne olacak ki!
devamını gör...
zaman
''zaman lazım sadece, unutacaksın! nasıl unuttuysan çocukluğunu, kırılan oyuncaklarını... kırılan kalbini de öyle unutacaksın''
-mecit ömür öztürk
-mecit ömür öztürk
devamını gör...
başörtüsüyle okumak isteyenler arabistan'a gitsin
cahilce bir sözdür. müslüman değilim ancak başkasının dini veya siyasi görüşüne saygısızlık etmek her şekilde aşağılık bir davranıştır. eğer seni rahatsız eden veya kurallara aykırı bir davranışı yoksa karışamazsın. bir insanın başındaki kumaş parçasının başkasını ilgilendirdiğini sanmıyorum.
devamını gör...
nöro ekonomi
nöro pazarlama ile karıştırılabilecek, ekonomik kararların verilmesini anlamaya çalışan; sinirbilim pazarlama ekonomi psikoloji gibi pek çok konuyla ilişkili interdisipliner bir alandır. örneğin markete süt almaya gittiniz ve karşınızda iki tane markanın ürünü var. burada dikkatinizi çeken nokta nedir? sizin vereceğiniz cevap haliyle objektif olmanın ötesinde sübjektif olacaktır çünkü önce gördüm, sonra aklımdaki bilgileri işledim gibi zihnin arkaplanında dönen olaylar zincirini açıklayamayız.
işte nöro ekonomide tam bu noktada devreye girer ve sinirbilim üzerine şekillenmiş teoriler, sinirbilimde kullanilan mri vb. cihazlarla bilimsel açıdan anlamlı sonuçlar elde eder. e şimdi bizim markette karar verdiğimizi nasıl deney ortamında gerçekleştiriyorlar diye sorabilirsiniz. iş bu noktada neyi araştırdığınıza ve elinizdeki imkanlara göre değişebileceğinden basitçe söylemek gerekirs etraflıca işin metodolojik boyutu araştırılır ve olabilecek yanılgıları minimize edecek şekilde araştırma oluşturulur.
peki bu sonuçlar nerede kullanılır? genel olarak yapılan araştırmalar akademik seviyededir denilebilinir. günün sonunda sizin hangi ürünü seçtiğinizden öte işin arkaplanı anlaşılmak istenendir. araştırma bulgularından edilen sonuçlar elbet bir noktada piyasadaki düşünce biçimini etkileyebiliyor. ama bu süreç oldukça uzun olur genelde çünkü bir araştırma işin bir noktasını irdeler ve bu diğer araştırmalara gebe olur.
tanımımı kapatmadan sinirbilim yani işin nöro kısmı neden önemlidir diye soracak olursanız insanlar olarak aslında nöronlardan ibaretiz. ve biz beyin hücrelerimizi daha iyi anlarsak onları teknoloji sayesinde modelleyebilir ve üzerinde test edebiliriz. yani iyi bir modelleme gelecekte şunu sağlayabilir. örneğin insanın oksipital lobunu kapatalım da haydi bakalım görme işlemi nasıl olacak diye bir test yapamazsınız. ancak zihnin gerçekçi bir örneğini tasarlayarak oradaki oksipital lobu aynı bir bilgisayar butonu gibi kapatabilir ve gözlemleyebilirsiniz. beyni ne kadar çok anlarsanız psikolojide de o kadar objektiflik sağlarsınız.
ülkemizde freud klinik psikoloji dışındaki alanlar çok bilinmek istenmese de psikoloji okuyanlara ağabeyinizden tavsiyem alanın genişliğini kavrayıp psikolojinin farklı alanlarına da odaklanmanızdır.
işte nöro ekonomide tam bu noktada devreye girer ve sinirbilim üzerine şekillenmiş teoriler, sinirbilimde kullanilan mri vb. cihazlarla bilimsel açıdan anlamlı sonuçlar elde eder. e şimdi bizim markette karar verdiğimizi nasıl deney ortamında gerçekleştiriyorlar diye sorabilirsiniz. iş bu noktada neyi araştırdığınıza ve elinizdeki imkanlara göre değişebileceğinden basitçe söylemek gerekirs etraflıca işin metodolojik boyutu araştırılır ve olabilecek yanılgıları minimize edecek şekilde araştırma oluşturulur.
peki bu sonuçlar nerede kullanılır? genel olarak yapılan araştırmalar akademik seviyededir denilebilinir. günün sonunda sizin hangi ürünü seçtiğinizden öte işin arkaplanı anlaşılmak istenendir. araştırma bulgularından edilen sonuçlar elbet bir noktada piyasadaki düşünce biçimini etkileyebiliyor. ama bu süreç oldukça uzun olur genelde çünkü bir araştırma işin bir noktasını irdeler ve bu diğer araştırmalara gebe olur.
tanımımı kapatmadan sinirbilim yani işin nöro kısmı neden önemlidir diye soracak olursanız insanlar olarak aslında nöronlardan ibaretiz. ve biz beyin hücrelerimizi daha iyi anlarsak onları teknoloji sayesinde modelleyebilir ve üzerinde test edebiliriz. yani iyi bir modelleme gelecekte şunu sağlayabilir. örneğin insanın oksipital lobunu kapatalım da haydi bakalım görme işlemi nasıl olacak diye bir test yapamazsınız. ancak zihnin gerçekçi bir örneğini tasarlayarak oradaki oksipital lobu aynı bir bilgisayar butonu gibi kapatabilir ve gözlemleyebilirsiniz. beyni ne kadar çok anlarsanız psikolojide de o kadar objektiflik sağlarsınız.
ülkemizde freud klinik psikoloji dışındaki alanlar çok bilinmek istenmese de psikoloji okuyanlara ağabeyinizden tavsiyem alanın genişliğini kavrayıp psikolojinin farklı alanlarına da odaklanmanızdır.
devamını gör...
aşık olunan kişi reddederse alınacak pozisyon
bir penaltı kaçıran forvet, o gün için maçın seyrini değiştirememiş olabilir....
amma forvet olmayı bırakmaz, önündeki maçlara bakar, daha çok gol kovalar. sonuçta averajlar önemli, o kadar önemli ki yıl sonunda şampiyonluğu etkileyecek derecede....
amma forvet olmayı bırakmaz, önündeki maçlara bakar, daha çok gol kovalar. sonuçta averajlar önemli, o kadar önemli ki yıl sonunda şampiyonluğu etkileyecek derecede....
devamını gör...
çocukken kendinizi en havalı hissettiğiniz an
havalı hissetmeme rağmen uzun bir süre acısını duyduğum andır.
mahallede bir serseri vardı o zamanlar. adı sultan’dı. ailesinin böyle bir gerizekalıya neden sultan adını verdiğini o zaman da anlamamıştım, şimdi de anlamam.
bu sultan denen mahluk mahalleyi haraca kesmiş, kendinden küçükleri döven, ona buna bulaşan bir ergendi. ben de o zamanlar çelimsiz bir çocuktum. 10 yaşlarında falandım.
yine bir gün mahallede benden küçük çocuklar ve kardeşimle otururken bir duvarın üstünde, birden sultan çıkıverdi ortaya. elinde ince bir çubukla fişuuuuv fişuuuuv diye sesler çıkarak bize yaklaştı. sonra elindeki çubukla çocukların bacaklarına vurup yoluna devam etti.
ama karşısındakilerin hepsi ezik değildi. no sir. daha bir gece önce back to the future’u izlemiştim ve marty mcfly’ın babası george mcfly’ın biff tannen’ı bir yumrukta yere serdiği sahne zihnimde dönüp duruyordu.
o hırsla arkasını dönüp gitmekte olan ve benden yaklaşık 20 santim uzun olan sultan’a doğru koştum ve iki yumruğumla sırtına vurarak kavgayı başlattım.
aslında ben kavgayı başlattığımı düşündüm çünkü böyle bir dayağın bir başlangıcı olmalı ve sonsuza kadar çocuklara masal formunda anlatılmalıdır.
yediğim şey dayaktan öte bir şeydi. bütün enstrümanları bedenimde olan bir senfoni orkestrasıydı sanki. sürekli depremler ve dev dalgalarla boğuşan bir güney asya ülkesi gibiydim. uzaydan dünyaya bırakılan korumasız bir felix baumgartner’dım.
bu dayak bana o kadar iyi gelmişti ki varoluşsal kaygılarım ve kemalettin tuğcu acılarımı bir hafta kadar unuttum.
ama o gün o çocukların kahramanı oldum ve unutmayın kimse bana tavuk diyemez.
mahallede bir serseri vardı o zamanlar. adı sultan’dı. ailesinin böyle bir gerizekalıya neden sultan adını verdiğini o zaman da anlamamıştım, şimdi de anlamam.
bu sultan denen mahluk mahalleyi haraca kesmiş, kendinden küçükleri döven, ona buna bulaşan bir ergendi. ben de o zamanlar çelimsiz bir çocuktum. 10 yaşlarında falandım.
yine bir gün mahallede benden küçük çocuklar ve kardeşimle otururken bir duvarın üstünde, birden sultan çıkıverdi ortaya. elinde ince bir çubukla fişuuuuv fişuuuuv diye sesler çıkarak bize yaklaştı. sonra elindeki çubukla çocukların bacaklarına vurup yoluna devam etti.
ama karşısındakilerin hepsi ezik değildi. no sir. daha bir gece önce back to the future’u izlemiştim ve marty mcfly’ın babası george mcfly’ın biff tannen’ı bir yumrukta yere serdiği sahne zihnimde dönüp duruyordu.
o hırsla arkasını dönüp gitmekte olan ve benden yaklaşık 20 santim uzun olan sultan’a doğru koştum ve iki yumruğumla sırtına vurarak kavgayı başlattım.
aslında ben kavgayı başlattığımı düşündüm çünkü böyle bir dayağın bir başlangıcı olmalı ve sonsuza kadar çocuklara masal formunda anlatılmalıdır.
yediğim şey dayaktan öte bir şeydi. bütün enstrümanları bedenimde olan bir senfoni orkestrasıydı sanki. sürekli depremler ve dev dalgalarla boğuşan bir güney asya ülkesi gibiydim. uzaydan dünyaya bırakılan korumasız bir felix baumgartner’dım.
bu dayak bana o kadar iyi gelmişti ki varoluşsal kaygılarım ve kemalettin tuğcu acılarımı bir hafta kadar unuttum.
ama o gün o çocukların kahramanı oldum ve unutmayın kimse bana tavuk diyemez.
devamını gör...
insanları itici yapan detaylar
yandaş olması en büyük etken.
devamını gör...
introsunu geçemediğiniz diziler
devamını gör...
altın elbiseli adam
o kadar çok motorcuda, motosiklet kullanıcısında emeği vardır ki... kıymetli birikimleri youtube videoları aracılığıyla yol yordam göstermeye devam ediyor hala. anlatımı çok keyifli ve eğlenceli, anlattıkları ise benim için hayat kurtarıcıdır. her motosiklet kullanıcısının ve kullanıcı adayının izlemesi gerektiğini düşünüyorum kendisini.
motosiklet kullanmayı öğrenirken anlatan kişi gözümün önünde uygulayarak gösterse dahi anlamaz, altın elbiseli adam'ı izleyerek öğrenirdim. bunu neden yapıyoruz, yapmazsak ne olur, x durumunda ne yapmak gerekir gibi pek çok soruyu mantıklı bir şekilde izah edip güzel güzel çözüm yollarını anlatır. motorun yanına oturup kaç kez onun youtube videolarını izlemişimdir bilmiyorum. ondan pek çok şey öğrendim, kendisine minnet duyuyorum.
motosiklet kullanmayı öğrenirken anlatan kişi gözümün önünde uygulayarak gösterse dahi anlamaz, altın elbiseli adam'ı izleyerek öğrenirdim. bunu neden yapıyoruz, yapmazsak ne olur, x durumunda ne yapmak gerekir gibi pek çok soruyu mantıklı bir şekilde izah edip güzel güzel çözüm yollarını anlatır. motorun yanına oturup kaç kez onun youtube videolarını izlemişimdir bilmiyorum. ondan pek çok şey öğrendim, kendisine minnet duyuyorum.
devamını gör...
tüm yazarların karma puanlarını artırıyoruz kampanyası
an itibarıyla başlattığım kampanyadır. bu başlıktaki tüm tanımları beğenerek yazarların karma puanlarını arttırıyoruz.
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
bir çok kişi tahammülün, yaşama sevincinin, güvenin azaldığından dem vurmuş. sanırım biraz daha yaş alınca değişecek bir durum zira bende öyle oldu. hırçınlığım, güvensizliğim, huzursuzluğum, isteksizliğim yerini olgunluğa bıraktı. çocuk yanım hala benimle, evet hala huysuzum ve hala şaşırabiliyorum.
on sene önce yaşamak ya da ölmek umrumda değildi, şimdi ise yaşamak, kalan zamanımı sevdiklerimle en kaliteli şekilde geçirmek istiyorum. yaşlandığımda hatırlayacaksam güzel zamanları hatırlamak isterim.
böyle bir zamanda, böyle bir dünyada, böyle bir ülkede umudunu yitirmemek için hepimizin motivasyona ihtiyacı olduğu çok açık. belki hala bir şeyleri değiştirebiliriz umudu. belki çocuklara gerçekten daha güzel bir dünya bırakabiliriz umudu. belki ölmeden "başardık, artık huzurla gidebiliriz bu dünyadan" diyebilme umudu.
on sene önce yaşamak ya da ölmek umrumda değildi, şimdi ise yaşamak, kalan zamanımı sevdiklerimle en kaliteli şekilde geçirmek istiyorum. yaşlandığımda hatırlayacaksam güzel zamanları hatırlamak isterim.
böyle bir zamanda, böyle bir dünyada, böyle bir ülkede umudunu yitirmemek için hepimizin motivasyona ihtiyacı olduğu çok açık. belki hala bir şeyleri değiştirebiliriz umudu. belki çocuklara gerçekten daha güzel bir dünya bırakabiliriz umudu. belki ölmeden "başardık, artık huzurla gidebiliriz bu dünyadan" diyebilme umudu.
devamını gör...
kişide kaçma isteği uyandıran sözcükler
"aynen"
konuşma bitirici, sohbet baltalayıcı, "oldu o zaman kalkalım" dedirten bir sözcüktür.
konuşma bitirici, sohbet baltalayıcı, "oldu o zaman kalkalım" dedirten bir sözcüktür.
devamını gör...