günümüz trendine rağmen metal müzik yapmaya çalışan türk grubu, bateristi tam bi manyak. tek sorun isminde. daha kolay unutulabilen bi isim olamaz heralde, koysana havalı bi isim alla alla...

halil ibrahim sofrası
eşkiya dünyaya hükümdar olmaz
devamını gör...

t.c. sağlık bakanlığı'nın internet adresinden beden kitle indeksinizi hesaplayarak bulabileceğiniz orandır.
devamını gör...

yoldas'in salmadigi yayin.

meja'cigim geride kaldi, birak da kizcagiz konussun luci'yle.

*
devamını gör...

merak.
acaba bu mükemmel yazarın başka hangi kitapları var?
devamını gör...

insan vücudu ile ilgili sadece aynada gördüğü kadar bilgisi olanların fikir beyan edip, hekimi eleştirdiği başlık.

tabi ki aşılarla çip takılmıyor, zaten en mükemmel çip her gün ellerimizde olan telefonlar. ekstra bir çipe ihtiyaçları yok insanları kontrol etmek için. ama ben de coronavirus'un küresel çapta fazla abartıldığını düşünenlerdenim. yeni bir düzen oluşturmaya çalıştıkları o kadar aşikar ki. bu fikrimizi söylemeye bile korkar olduk artık.
devamını gör...

şarkılar söyleye söyleye, dans ede ede gideceğin yere hazırlanmak.
devamını gör...

turşu suyu, yemek yerken falan turşunun altında kalan suyunu içerim ve tabiki de çok kötü susarım.
devamını gör...

baktığımız anda da bizi takip eden hayaletin bir sokak arasına saklanma kurgusuyla devam eden sanrıdır. çoğu kişi bu hayalet tarafından takip edilmiştir. eve normalden daha hızlı gitmemizi sağlar. acaba bu psikolojinin bir ismi var mıdır?
devamını gör...

kara cehaletin kız çocukları üzerinde vuku bulmuş hali..
devamını gör...

biz filozof hakkımızı imamlarda kullandık.
kota bitti!
devamını gör...

80'lerin o devasa synthesizer ve ses sistemleriyle ilkleri başaran, jean michel jarre ile elektronik müziğin bugünkü temellerini atan güzide grup. o dönemde yine ismini duyurmuş olan çok sevdiğimiz giorgio moroder ve cerrone'un aksine disko tarzına yönelmemişlerdir. birinin sonu diğerinin başı olan iki ünlü parçasıyla tanımımıza son verelim:

(bkz: sirius)
aynı zamanda chicago bulls'un majestelerinin olduğu dönemi de kapsayan sahaya çıkış müziğidir.

(bkz: eye in the sky)
devamını gör...

poyraz ve ayşegül bence ya ya da monica ve chandler !!
devamını gör...

sosyal zekam baya azaldı. yüz yüze nasıl konuşulurdu unuttum.
devamını gör...

dalga geçilmemesi gereken bir olaydır. bir erkek kadar geçmişim olmasına rağmen daha düşük bir mevkide çalıştırılmama, daha düşük maaş almama sebep olan gerçektir bu eşitsizlik. 21. yüzyıl toplumunda "keşke bunu konuşuyor olmasaydık" dediğim sayısız şeylerden bir tanesidir.
devamını gör...

belki de kiz erkek farketmeksizin bir çoğumuzun başına gelen o an çocukluk aklıyla adlandıramadıgımız bir şey iken şimdi ise büyüyüp aklımızın ermesiyle insan zihnine üşüşen anılar.

küçücüksün,masumsun, her şeyden önce saf ve temizsin. parkta oyun oynarsın gözüyle taciz eder, geçerken eliyle taciz eder. laf atar diliyle taciz eder. pis zihniyetli çünkü. kız,erkek çocuk/kadin demeden yapar bunu.

küçükken hatırlıyorum. o zamanlar bir apartman dairesinde oturuyorduk. mahalle de bir kiz arkadaşım vardı. onların da gecekondusu bizim evin hemen karşısındaydı. tahmini 7 yaşlarında falanım. bu kiz arkadaşımın da görme engelli bir babası vardı. her onlara oyun oynamaya gittiğimde babası beni öpmek isterdi. oldu bitti kendi ailemde dahil kimseye kendimi öptürmeyi sevmezdim.

ilk başta ayıp olmasın dedim ve yanaklarımdan öpmesine izin verdim. gel zaman git zaman her onlara gidişimde yanaklarımdan sürekli öpmek istiyordu, diyorum ya 7 yaşındayım, izin vermedim önce. sonra kolumdan tuttu ve dudağımdan öpmeye çalıştı. görme engelli olduğu için yine çocuk aklı yanlışlıkla oldu herhalde diye düşünüp o öpmeden hemen geri çekildim ve koşarak ordan uzaklaştım. bir daha da ne o kızla oyun oynadım ne de onlara gittim. aileme de bir şey anlatmadım.dışarı bile çıkmak istemedim.

şimdi olsa güpegündüz taciz dersin. büyüdün artık bir şeylerin farkındasın. çocukluk aklın da yok." ya geri cekilmeseydin? ya öpseydi seni?, ya daha ileri gitseydi?, daha önce neden yanaklarindan öpmesine izin verdin ki ? seni hangi curetle öpüyor,öpmeye çalışıyor? " diye kendime çok sordum durdum yıllarca . simdi olsa bunları yapmaya çalışsa dünyayı yerinden oynatmıştım. görme engelli oluşuymuş, erkek oluşuymuş, yanlış anlaşılma vs değil. taciz tacizdir. kime, neye, nasıl yapıyorsa, bunun adı tacizdir. "taciz".bu kadar net.
devamını gör...

adalete ve hukuka olan güvensizlik.

polisin salmış olduğu korku.

yani yarın iş yerinde veya kamusal bir alanda tacize uğrasam, yahut trafik cezamı ödediğim halde ikinci kere ödemek zorunda kalsam derdimi hiç kimseye anlatamayacağımı bilmek bana kendimi çok aciz ve mutsuz hissettiriyor.

diğerlerinin hepsi bir yana bana göre bir ülkeyi en yaşanmaz kılan şeyler bunlar. eminim kimse yalnızlıktan parklarda kar manzarası ya da kilise, köprü fotoğrafları paylaşmak için göç etmiyordur avrupa'ya ya da abd'ye...
devamını gör...

gitmek için hevesli olunmayan, mecburen gitmek zorunda kalınan ortamlarda yaşanan his.
devamını gör...

hayat, büyük aşklar, büyük zaferler ve büyük acılar değildir zaten. hayat tuhaf ve ışık hızında çakıp giden ayrıntılarda sakladığımız hasret ve kırgınlıklarımızla yüklü bir bohça, bir sırt çantasıdır. içinde rüyalarımıza senaryo olacağını bilmediğimiz hayallerimiz ve arzularımız...*

buket uzuner - uyumsuz defne kaman'ın maceraları toprak
devamını gör...

beşiktaş/ortaköy
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tekirdağ/kumbağ
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


-zamanla güncellenecektir.
devamını gör...

kitapçıda öyle bakınırken çarptı gözüme:
‘ispanya’da don kişot’tan sonra en çok satan kitap’ yazıyordu üstünde.bense miguel de cervantes ’ i carlos ruiz zafón’ dan sonra tanıdım, ama olsun.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

birkaç kez başlasam da bir türlü ilerleyemedim, kitaplığımda durdu öylece. ta ki pandemi bizleri eve hapsedinceye değin.işte buydu aradığım kitap !
bazen bir kitabın hak ettiği değeri bulması bazen çok uzun sürüyormuş.elime alınca da bitmesin lütfen, diye okudum. akıcılığı, olay örgüsü, kurgusu beni çok etkiledi. umberto eco ve dan brown gibi tarihsel olaylara kurgusal yaklaşan yazarların kitaplarını seviyorsanız, tam da aradığınız rüzgarın gölgesi olabilir. kişi tasvirleri o kadar derin ki hem fiziksel hem de içsel görünüşleri duyumsuyorsunuz iyi bir yönetmenin bir filmini izler gibi.heyecanla sayfaları çevirirken yeni bir ipucu bulma ve olayları aydınlatma peşine düşen o dedektif sizsiniz artık.
konusu :
daniel sempere babası tarafından çok az kişinin bildiği bir kitaplığa götürülür : unutulmuş kitaplar mezarlığı.
çocuğun dünyası artık eskisi gibi olmayacaktır, gözü gibi bakması gereken bu kitap sayesinde nice insanlar katılacaktır hayatına; kimileri de çoktan göçmüştür bu dünyadan, kimileri de kıl payı yanından geçecektir.
kitabın adı rüzgarın gölgesidir.
gizemli bir adam sempere’nin bu değerli hazinesini yakıp yok etme peşindedir.
öykünün içinde başka öykü(ler) sürüp gider.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim