telsizci hamdi
attilâ ilhan'ın ben sana mecburum kitabında bulunan, şairin bizatihi kendisine yazdığı şiir.
istanbul üniversitesi hukuk fakültesinde okurken mesleğini sevmemektedir şair, ekonomik olarak da sıkıntıdadır o sıralar. bu sıkıntılardan kurtulmak için de telsiz eğitimi alıp telsizci olmayı kafasına koyar. fakat hiçbir zaman gerçekleştirmez bu düşüncesini.
hamdi ise attilâ ilhan'ın 2. ismidir. dedesi mehmet hamdi efendi'den almıştır bu ismi, nüfusa da "attilâ hamdi ilhan" diye kayıtlıdır.
şair, hayatı boyunca bu ismi neredeyse hiç kullanmamış olsa da şiirlerinde kendisinden sık sık "hamdi/gözlüklü hamdi" diye bahseder.
***
ayın yirmi dördünde nairobi'de ol
ilk yağmurlarla birlikte geleceğim.
eğer ben gelemezsem yağmurlar gelecek
otelin penceresinden duyabilirsin.
akdeniz polisi telsizci hamdi'yi arıyor,
dün gece şu masada beraber içmiştiniz
hani cebinde hiç büyük para taşımayan,
boynunun üstünde başı fevkalâde eğreti.
hani gözlükleri lüzumundan fazla temiz.
tek kelime ispanyolca bilmediği halde
antonio machado'dan şiir okuyan adam.
cebinde üçüncü mevki bir vapur bileti.
işte yirmi sekizinci defa luna lunera
bir bardak madensuyu soğutulmuş.
yirmi sekizinci defa yalnızım otelde.
nedense muslukları hep açık bırakıyorlar,
nedense artık ölmek istemiyorum.
***
işte yirmi sekiz defa çalan luna lunera:
ekleme: şairin bu şiiri hakkında şöyle der:
benim ilk adımın hamdi olduğunu bilmeyenler için bu şiir ozanın imgeleminden yarattığı bir seriven şiiridir. buna iki şeyi daha eklemeliyim: beni uzun yıllar etkilemiş olan afrika tutkusu, bir de siyasal marifetlerimden dolayı hukuk fakültesini bitiremeyeceğimi anladığım günlerde, bir ara, o sırada yaygın olan telsiz kurslarından birisine girip telsizci olmayı tasarladığımı! devrimci uğraş, politika falan iyiydi hoştu ama, dehşetli para sıkıntısı çekiyordum, doğru dürüst işe yarar bir mesleğim de yoktu. meslek dendi mi, nedense teknik meslekler gelmiştir hep aklıma, bir yerde liseden sonra matrmatik/astronomiyr girmeyi düşündüğümü, zira astronom olmak istediğimi yazmıştım sanırım. telsizcilik de öyle bir heves olabilirdi. iyice köşeye kıstırılmış bir adamın imgeleminde bütün bu tasarımlar birleşince böyle "telsizci hamdi" gibi bir şiir oluyor işte.
istanbul üniversitesi hukuk fakültesinde okurken mesleğini sevmemektedir şair, ekonomik olarak da sıkıntıdadır o sıralar. bu sıkıntılardan kurtulmak için de telsiz eğitimi alıp telsizci olmayı kafasına koyar. fakat hiçbir zaman gerçekleştirmez bu düşüncesini.
hamdi ise attilâ ilhan'ın 2. ismidir. dedesi mehmet hamdi efendi'den almıştır bu ismi, nüfusa da "attilâ hamdi ilhan" diye kayıtlıdır.
şair, hayatı boyunca bu ismi neredeyse hiç kullanmamış olsa da şiirlerinde kendisinden sık sık "hamdi/gözlüklü hamdi" diye bahseder.
***
ayın yirmi dördünde nairobi'de ol
ilk yağmurlarla birlikte geleceğim.
eğer ben gelemezsem yağmurlar gelecek
otelin penceresinden duyabilirsin.
akdeniz polisi telsizci hamdi'yi arıyor,
dün gece şu masada beraber içmiştiniz
hani cebinde hiç büyük para taşımayan,
boynunun üstünde başı fevkalâde eğreti.
hani gözlükleri lüzumundan fazla temiz.
tek kelime ispanyolca bilmediği halde
antonio machado'dan şiir okuyan adam.
cebinde üçüncü mevki bir vapur bileti.
işte yirmi sekizinci defa luna lunera
bir bardak madensuyu soğutulmuş.
yirmi sekizinci defa yalnızım otelde.
nedense muslukları hep açık bırakıyorlar,
nedense artık ölmek istemiyorum.
***
işte yirmi sekiz defa çalan luna lunera:
ekleme: şairin bu şiiri hakkında şöyle der:
benim ilk adımın hamdi olduğunu bilmeyenler için bu şiir ozanın imgeleminden yarattığı bir seriven şiiridir. buna iki şeyi daha eklemeliyim: beni uzun yıllar etkilemiş olan afrika tutkusu, bir de siyasal marifetlerimden dolayı hukuk fakültesini bitiremeyeceğimi anladığım günlerde, bir ara, o sırada yaygın olan telsiz kurslarından birisine girip telsizci olmayı tasarladığımı! devrimci uğraş, politika falan iyiydi hoştu ama, dehşetli para sıkıntısı çekiyordum, doğru dürüst işe yarar bir mesleğim de yoktu. meslek dendi mi, nedense teknik meslekler gelmiştir hep aklıma, bir yerde liseden sonra matrmatik/astronomiyr girmeyi düşündüğümü, zira astronom olmak istediğimi yazmıştım sanırım. telsizcilik de öyle bir heves olabilirdi. iyice köşeye kıstırılmış bir adamın imgeleminde bütün bu tasarımlar birleşince böyle "telsizci hamdi" gibi bir şiir oluyor işte.
devamını gör...
acaba şu an ne yapıyor düşüncesi
o şimdi ne yapıyor
şu anda şimdi, şimdi?
evde mi, sokakta mı,
çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
kolunu kaldırmış olabilir,
- hey gülüm,
beyaz, kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi!...-
o şimdi ne yapıyor,
şu anda, şimdi, şimdi?
belki dizinde bir kedi yavrusu var,
okşuyor.
belki de yürüyordur, adımını atmak üzredir,
- her kara günümde onu bana tıpış tıpış getiren
sevgili, canımın içi ayaklar!...-
ve ne düşünüyor
beni mi?
yoksa
ne bileyim
fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi?
yahut, insanların çoğunun
neden böyle bedbaht olduğunu mu?
o şimdi ne düşünüyor,
şu anda, şimdi, şimdi?...
nazım hikmet
şu anda şimdi, şimdi?
evde mi, sokakta mı,
çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?
kolunu kaldırmış olabilir,
- hey gülüm,
beyaz, kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi!...-
o şimdi ne yapıyor,
şu anda, şimdi, şimdi?
belki dizinde bir kedi yavrusu var,
okşuyor.
belki de yürüyordur, adımını atmak üzredir,
- her kara günümde onu bana tıpış tıpış getiren
sevgili, canımın içi ayaklar!...-
ve ne düşünüyor
beni mi?
yoksa
ne bileyim
fasulyanın neden bir türlü pişmediğini mi?
yahut, insanların çoğunun
neden böyle bedbaht olduğunu mu?
o şimdi ne düşünüyor,
şu anda, şimdi, şimdi?...
nazım hikmet
devamını gör...
yazarların çektiği çiçek fotoğrafları
benim bu çiçeklerle başım dertte. hepsi beni çek beni çek diye bağırıyor.ben hepinize yetişemem ki sevdiceklerim.
bahar neşeleri bunlar...
devamını gör...
ferdan ergut
orta doğu teknik üniversitesi ekonomi bölümünde lisans eğitimi almıştır. boğaziçi üniversitesi tarih bölümünde yüksek lisans eğitimine başlayıp, new york'ta new school for social research 'da tamamlamıştır. doktorasını yine aynı okulda, siyaset bilimi ve tarihsel çalışmalar alanında, state and the social control the police in the late ottoman empire and early republican turkey: 1839-1939 tezi ile tamamlamıştır. bu çalışmasını geliştirip kitaplaştırarak, iletişim yayınlarından modern devlet ve polis ismi ile yayınlaşmıştır. milliyetçilik kavramı üzerine eğitimini, eric hobsbawm'dan alma şansına erişmiştir. ayrıca kısa 20. yüzyıl tarihi, 1914-1991 aşırılıklar çağı kitabına katkıda bulunmuştur. bugün hala odtü'de lisans, master ve doktora öğrencilerine tarih metodolojisi dersi vermektedir. marx, max weber, engels'i anlatmaz yaşatır, troçki hayranıdır, çin devrimini öğrencinin içine işler. ömer lütfi barka'nın ''osmanlı feodal bir toplumdu'' tezi ile haklı olarak dalga geçer. ayrıca feodal toplumu ve akdeniz tarihini fernand braudel'i okutarak öğretir. theda skocpol kitapları üzerinden ''karılaştırmalı devrimi'' sosyolojiye dayanarak anlatır. ingiltere işçi sınıfını edward thompson üzerinden anlatır.
zaman zaman tarih vakfında konuşmalara katılır. ankara'da herhangi bir tarih, sosyoloji veya felsefe seminerinde karşınıza çıkabilir. academia'da makalelerinden bir kısmına ulaşabilir, birikim dergisi arşivinde yazılarını bulabilirsiniz.
zaman zaman tarih vakfında konuşmalara katılır. ankara'da herhangi bir tarih, sosyoloji veya felsefe seminerinde karşınıza çıkabilir. academia'da makalelerinden bir kısmına ulaşabilir, birikim dergisi arşivinde yazılarını bulabilirsiniz.
devamını gör...
advertorial
reklam gibidir ama değil de gibidir. tanıtım reklamı gibidir ama daha çok uzun soluklu olduğunu için de bilgi içeriklidir. editorial kelimesinden mevzuatı delmek suretiyle türetilmiş bir kelime oyunu olabilir.
iko ukdesidir.
iko ukdesidir.
devamını gör...
yks
yeni nesil soruları ile insanın kafasını allak bullak ediyor.
devamını gör...
oğlunuz zeki ama çalışmıyor
bir eğitimci yalanı. özel okullarda söylerler daha çok bu lafı. ama yanlış yapıyorlar, peki neden?
herkesin erişebileceği bir kapasite var nihayetinde, herkes okumak zorunda da değil. bu yalanı söyleyerek bir nevi çocuğun geleceğini kararttıklarını düşünüyorum para düşkünü eğitimcilerin.
ailelerin yaptıkları yanlış ise şu: herkes çocuğunu iyi kötü tanır, ne yapabileceğini ne yapamayacağını yani kapasitesini iyi kötü tahmin eder. olmuyorsa zorlama kardeşim ver güzel bir zanaata hiç değilse geleceği kurtulsun.
ama böyle yapmıyorlar, çünkü falanın çocuğu okudu, bizimki neden okumasın? neyi eksik? bu köhnemiş düşünce yüzünden arafta büyüyen ne yaptığını bilmeyen çocuklar var.
kaç milyon tane 2 yıllık işletme mezunu var aramızda? sırf üniversite okumuş olmak için okunan bölümler. türkiye de bu kadar işletme yok zaten anasını satayım.
odtü işletme falan okursun anlarım da bilecik şeyh edebali işletme ne lan? ne olmayı amaçlıyorsun oradan mezun olarak, sabancı da ceo falan mı?
herkesin erişebileceği bir kapasite var nihayetinde, herkes okumak zorunda da değil. bu yalanı söyleyerek bir nevi çocuğun geleceğini kararttıklarını düşünüyorum para düşkünü eğitimcilerin.
ailelerin yaptıkları yanlış ise şu: herkes çocuğunu iyi kötü tanır, ne yapabileceğini ne yapamayacağını yani kapasitesini iyi kötü tahmin eder. olmuyorsa zorlama kardeşim ver güzel bir zanaata hiç değilse geleceği kurtulsun.
ama böyle yapmıyorlar, çünkü falanın çocuğu okudu, bizimki neden okumasın? neyi eksik? bu köhnemiş düşünce yüzünden arafta büyüyen ne yaptığını bilmeyen çocuklar var.
kaç milyon tane 2 yıllık işletme mezunu var aramızda? sırf üniversite okumuş olmak için okunan bölümler. türkiye de bu kadar işletme yok zaten anasını satayım.
odtü işletme falan okursun anlarım da bilecik şeyh edebali işletme ne lan? ne olmayı amaçlıyorsun oradan mezun olarak, sabancı da ceo falan mı?
devamını gör...
la bu islam ne etti size
güzel ülkemi bataklığa soktu, bir daha çıkartmamak üzere.
devamını gör...
19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı
nice nice 19 mayısları 29 ekimleri 23 nisanları kutlamak dileğiyle... kutlu olsun efenim.
devamını gör...
konusu açıldığında strese sokan şeyler
kanser, şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon mevzusu.
devamını gör...
yürümek
ilham arıyorsanız ve detayları fark ediyorsanız dünyanın en güzel ve en acı aktivitesidir. öyle ki bir zaman sonra uzun mesafelerde otobüse binmek size zulüm gibi gelecektir.
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
“ beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. tedirgin etme beni. ”
oğuz atay (bkz: tutunamayanlar)
oğuz atay (bkz: tutunamayanlar)
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
ikinci sezon heyecanıdır bu. sezon tatilinden dönen radyonun ilk gününde sevdiğim programın olması ekstra mutlu etti ve elbette orada olacağım. ıyi yayınlar hepimize madem.
devamını gör...
korku filminden korkamama sorunsalı
helal olsun diyeceğim insanlar.
fragmanı bile çığlık atmama yeter.
fragmanı bile çığlık atmama yeter.
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
---ler diye genişleterek;
hayatın hiçbir zorluğuyla yüzyüze kalmasına izin vermemek,
her istediğini, ihtiyacından önce önüne koymak,
onu çok güzel veya yakışıklı olduğuna inandırmak*,
baba parasının her kapıyı açacağına inandırmak,
haddinden fazla ilgiyle, kendini sadrazamın sol bacağına en yakın konumda gibi hissetmesini sağlamak,
şeklinde sıralanabilir.
hayatın hiçbir zorluğuyla yüzyüze kalmasına izin vermemek,
her istediğini, ihtiyacından önce önüne koymak,
onu çok güzel veya yakışıklı olduğuna inandırmak*,
baba parasının her kapıyı açacağına inandırmak,
haddinden fazla ilgiyle, kendini sadrazamın sol bacağına en yakın konumda gibi hissetmesini sağlamak,
şeklinde sıralanabilir.
devamını gör...
moderasyonun yazar kayırması
ayan beyan ortada olan durumdur.
(bkz: lucifer)
bizi en ufak entry nedeniyle 2 gün uzaklaştıran yönetim bu arkadaşa nedense sürekli torpil geçiyor. şu başlıkları biz açsak kışkırtma diye silik atarlar, şaka gibi lan.
(bkz: lucifer)
bizi en ufak entry nedeniyle 2 gün uzaklaştıran yönetim bu arkadaşa nedense sürekli torpil geçiyor. şu başlıkları biz açsak kışkırtma diye silik atarlar, şaka gibi lan.
devamını gör...
uzun saç
'ah çiçeğim, seni çok özledim*' dediğim saç. kıvırcık kız methodunu uyguluyucam diye kafayı bozduğumdan bir gün delirdim ve kestim o güzelim uzun saçlarımı.
devamını gör...
fransız ihtilali
hanneh arendt'e göre kitlelerin maddi açıdan refahını sağlama amacını güttüğü için başarısız olan devrimdir. arendt bunun karşısında mesela amerikan devrimi'ni örnek gösterir; orada ülkenini büyük olması, devasa toprakları ve doğal kaynakları ile zaten belirli bir maddi zenginlik seviyesi tutturulmuştur, bu sebeple amerikan devrimi kitlelerin maddi sıkıntılarına odaklanmamıştır ve yalnızca iyi işleyecek bir politik düzen kurma işine soyunmuştur. bana kalırsa arendt burada ağzındaki baklayı çıkarmamaktadır. söylediklerinin şöyle bir alt metnine inince, fransız devriminin, ayak takımının hınç (nietzcshe ressentiment derdi) duyguları ile gerçekleştirdiği bir devrim olduğunu düşündüğü anlaşılıyor. dolayısı ile bu çok büyük ve rasyonel olmayan kitle devrimin ana motorunu oluşturmuştur ve bu gücü kontrol etmek imkansız olduğu için zamanın şartlarına göre oraya buraya savrularak bir zincirleme reaksiyon yaratmıştır. bastil'in basılması, versailles'ın basılıp kral ve ailesinin zorla tuileries'e götürülmesi, sonra tuileries'nin de basılıp kralın öldürülmesi, grondin'lerin meclisten toplanıp idam edilmeleri, aristokratlara karış gerçekleştirilen cadı avı, hapishanelerde bulunan monarşistlerin katledilmesi, meşhur jakobin terörü, fransız devriminin savaş yolu ile tüm dünyaya yaygınlaştırılmaya çalışılması, termidor reaksiyonu ve bu sefer jakobenlerin katledilmeye başlanması vb. vs. bir zincirleme reaksiyon gibi birbirini takip eden bu olaylar, hep bu hınç, kıskançlık ve nefret duyguları (bu duyguların tümünü en iyi karışlayan kelime ressentiment) ile hareket eden irrasyonel kalabalıkların zamanın şartlarına göre bir o bir bu cenah tarafından harekete geçirilmesi ile gerçekleştirilmiştir.
devamını gör...
profil ve kapak resmini boş bırakan yazarlar
'neden biliyor musun? çok basit sadece canım istemedi' diye bir replik geçiyordu şahsiyet dizisinde. aklıma onu getirdi başlık.
devamını gör...
