2017 ilkbaharından beri vücudumda konaklayan yorgunluktur. misafirliğe diye gelip “ya çok iyi muhabbetin varmış, az daha durayım” diyerek nisan ikibinyirmibir itibariyle dördüncü yaşına girmiştir. kaldı ki doğum günü kutlamasını şöyle bir onüç saat uyku ile gerçekleştirmiş, ofise gitmeyerek kendisini iyice şımartmıştır. hoş bu konaklamanın uzun soluklu olacağını birinci hafta dolduğu gün sabah iki yumurta kırıp kahvaltı hazırladığında anlamıştım da yine de gider diye umudum var idi. konaklamasının ilk ayında bir kez laf arasında “sen bir arkadaşa gidecektin ya naptı o geçmedi mi daha yeni evine, yanlış anlama rahatsız değilim senden, istediğin kadar kalabilirsin de arkadaşı merak ettim.” diye sorunca “daha dün konuştuk ya bikaç güne tamamdır, ben de zaten yük olmaktan çekiniyorum size, bikaç güne geçerim” cevabını almıştım. bu muhabbeti bi on defa falan yaptıktan sonra bana kiraya ortak olma teklifiyle geldiğinde, sifonu çekerek sinirden ağladığımı kendisinden gizlemiş olduğumu umuyorum. duyarlılığına nasıl minnettarım bilemezsiniz. bu sıralar halen ne zaman gidecek diye dört gözle bekliyorum. gittiği gün onüç saatlik derin bir uyku ile kutlama planlarım var.*
devamını gör...

benim hayalim oto sanayide bir dükkan açmak. yani, tükan. o sayılır mı? belki emekliliğimde açarım. böyle önüne iskemle atıp çay içmelik, önüne hortumla su tutup ıslatmalık, çırağı börekçiye gönderip kıymalı kol böreği aldırmalık bir dükkan.

ciddiyim ya. eski arabaları restore falan etmelik bir hayal.
devamını gör...

yeri gelir ekmeğini bölüşürsün, yeri gelir silgini... derslerde sıkıldığınız zamanda can yoldaşı olur size kendisi. tenefüslerde çay veya kahve ikilisiyle edilen on dakikalık kısa bir zaman sıkıştırılan sohbetler bir başkadır tabi. moralinizin bozulduğuna tanık olan ilk insandır. modunuz düştüğü an anlar.
benim sıra arkadaşım böyleydi, hâlâ da böyle. aradan seneler geçti ama bırakmadık birbirimizi. canım dostum hep var ol.
devamını gör...

nerden, ne zaman, hangi amaçla geldi hatırlamıyorum ama bu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tıbbın en sofistike, diğer branş hekimleri tarafından en az hakim olunan alanıdır.
devamını gör...

(bkz: ağzıma yüzüme)

tanım : mis gibi hadise.
devamını gör...

afiş harika olmuş, program da öyle olacak şüphem yok* ama domestic hıyar mahlaslı dostum, sevgili yayın ortağım robnaja hanımefendiyle arama girerek nasıl bir mesaj vermek istemekte çözemedim.

bi sonraki programda sovyet marşları çalmamızı istiyorsanız mesajla falan uğraşmayın yani eğer afişi hazırlayan sevgili gomercan böyle uygun görüyorsa ben mis gibi sovyet marşları çalarım ancak muhterem yoldaş benjamin franklin beyefendi nick'ini yoldaş josef stalin olarak değiştirmek zorunda kalır demedi demeyin.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hayır tam altımızda da hitler'li profil fotoğrafıyla sayın fuzzy lee arzı endam etmekte. ikinci dünya savaşı mı çıkarmak istiyosunuz anlamadım?
devamını gör...

1963 yılından sonra sovyetler birliği'nin vostok uzay aracına, uzayda yürüyüş için tasarlanmış bir kabin ekleyerek aracı modifiye etmesiyle ortaya çıkan uzay aracı.

araçtaki kozmonotların, vostok'takinden farklı olarak, paraşütlerle değil aracın kendisiyle birlikte yere inmesi planlanmıştı. iniş modülü üzerine yedek bir katı yakıt bölmesi de eklenmişti. ancak kalkış anındaki ve daha sonraki acil durumlar için bir fırlatma (ya da kaçış) sistemi bulunmuyordu. yani aslında bununla uzaya insan göndermek bir kumardı ancak sovyetler birliği bu riski göze almıştı. üstelik bu kez vostok görevlerindeki gibi tek kişiden değil 2 ya da daha fazla mürettebattan oluşan görevler tasarlanmıştı.

voskhod son kez 1965'te fırlatıldı ve daha sonra vostok-voskhod efsanesi, yerini soyuz'a bıraktı.
devamını gör...

insanın özü var mıdır ? yok mudur ?

ideallerimiz mıdır ? mutluluk mudur ? merhamet midir ? sevgi midir ? antartika da yaşayan insanda da afrika da asya avrupa'da amerika bulunan veya hiç modern hayatla tanışmamış insanın ortak paydası nedir ?

her insanda bulunan insanı insan yapan öz nedir ?
devamını gör...

katran.
devamını gör...

ot gibi yaşasam da hep günlük tutarım yazarım. önemli olan gün içinde ne yaptığımı değil ne hissettiğimi yazmak.
devamını gör...

tüketim toplumunun "insan tüketme" noktasına ulaşmasının bir sonucudur. sosyal medyanın hayatımızın her alanını ele geçirmesi, insanlara empoze edilen ilişki algıları artık tahammülsüz birer bireye dönüştürdü. insanlar her şeyi tükettikleri gibi artık birbirlerini tüketiyor.
devamını gör...

maymun iştahlı kişilerin heves alma, kullanma ve bir köşeye atma durumudur. bunu yapmalarının sebebi kendi egolarını tatmin etmektir. kendilerini öyle ezik hissederler ki sizi aşağılayarak, kısıtlayarak kendilerini yücelttiklerini sanırlar. günün sonunda, ağlayan kendileri olurlar.
devamını gör...


stockholm sendromu, ilk kez 1973 yılında yaşanan bir olaydan ismini almaktadır. isveç'in başkenti stockholm' da yaşanan olayda, banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan banka görevlisi bir kadın duygusal olarak suçluya bağlanır. hastalık ilk defa psikiyatr bejerot tarafından tanımlanmıştır.

olay 23 ağustos 1973 günü stockholm'de soyguncular bir bankayı soymak için basarlar, bankada 4 banka görevlisini 6 gün boyunca 131 saat rehin tutarlar. soyguncular, rehinelere iyi davranır aralarında iyi ilişkiler oluşur. polisin bankaya operasyon düzenleyeceğini fark eden rehineler, soyguncuları uyarırlar. rehineler olay sonrasında yakalanan rehineler aleyhine ifade vermekten kaçındıkları gibi, soyguncuların avukatlık ve savunma giderlerini karşılamak için aralarında para toplarlar. günün gazeteleri bu olay üzerine ' soyguncular bankadan para çalamadılar, ama bazı insanların kalbini çaldılar' diye manşet atar. rehinelerden stockholm sendromuna yakalanan bir görevli serbest kaldıktan sonra nişanlısını terk ederek, banka ilgi duyduğu banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler ve onunla evlenir.

bu olaydan sonra 1974 yılında patty heartst adında bir kadın terörist bir grup tarafından kaçırılır. milyoner olan kadın, 2 ay sonra kendisini kaçıran teröristlerle birlikte bir banka soygununda yakalanır. avukatları stockholm sendromu'nu savunmada mahkemeye sunarlar, ancak mahkeme bu savunmayı yeterli bulmayarak hapis cezasına çarptırılmistir.
devamını gör...

küçük çocuklara göre anneleridir.
köpeklerden çok korktuğum halde, çocuklar küçükken köpek görünce anlamasın korkmasın diye çaktırmamaya çalışmaktan köpek korkumu yendim.
devamını gör...

53.000 karakterlik ellerimle yazdığım ve tek bir alıntı içermeyen devil may cry tanımım var sözlük bana devil may cry rozetini bile çok gördü ben bu konuda daha fazla yorum bile yapmak istemiyorum. yoldaşı da mundus'a havale ediyorum, underworld'e kadar yolun var sözlük.

edit: ayrıca dante var vergil yok. hayır neden yok mantıklı bile değil ki. adamlar ikiz zaten koy kenara mavilisini kim anlayacak. hayatınızda hiç judgement cut atmamış gibi kötüsünüz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın sözlük, çayın ardı felan hep güneş, hep güzellik..
valla bak?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim