dünyanın külünün parçasıyım ben, hiçbir şeyin büyümeyeceği, hiçbir şeyin çiçek açmayacağı, meyve vermeyeceği bir şeyim.

sylvia plath- günlükler
devamını gör...

-yazarlar sözlüğe sırayla yazsınlar, yazarlara bankalardaki gibi numaralar verilsin ve sırası gelen yazsın.
devamını gör...

kendisi en sevdiğim bilim insanlarından. akademik kariyeri dışında acıklı bir hayat öyküsüne sahiptir.
--- alıntı ---

1887 mart ayında planck, marie merck (1861-1909) ile evlendi. bu evliliğinden dört tane çocukları oldu. berlin-grunewald, wangenheimstrasse 21’de bir villada yaşamaya başladılar. o bölgede birçok profesör oturuyordu. planck’ların evi, yakın zamanda kültür ve sosyal merkezine dönüştü. albert einstein, otto hahn ve lise meitner gibi çok sayıda tanınmış bilim adamlarıyla birlikte muazzam bir şekilde müzik çalarak eğlenirlerdi. bu mutlu yılların ardından, trajik bir şekilde planck, karısının ve tüm çocuklarının ölüm acılarını yaşadı. karısı marie, 1909’da tüberkülozdan öldü. karl, 1916’da 1. dünya savaşı sırasında savaşta öldürüldü. grete 1917’de doğum sırasında öldü, ardından emma 1919’da doğum sırasında öldü. erwin, 1945’te naziler tarafından bir komplo planındaki şüpheli rolü nedeniyle idam edildi.

1909’ da ilk eşini kaybettikten sonra max planck 1911’in mart ayında marga von hoesslin (1882-1948) ile evlendi. aralık ayında beşinci çocukları hermann dünyaya geldi. 1944’ün başlarında, max’ın berlin’deki evi bir müttefik hava saldırısına uğradı. tüm kişisel belgeleri ve bilimsel kayıtları imha edildi. mayıs 1945’te avrupa’da savaş sona erdiğinde planck, karısı ve kalan oğlu hermann, ünlü alman üniversite şehri göttingen’de bir akrabasına sığındı. iki yıl sonra max planck, 4 ekim 1947’de 89 yaşında hayata veda etti. bugün kabri marga ve hermann ile birlikte göttingen’in eski şehir mezarlığı’nda bulunuyor.

--- alıntı ---
buradan
devamını gör...

ruhun mu ateş yoksa
o gözler mi alevden
bilmem bu yanardağ
ne biçim korla tutuştu
pervane olan kendini
gizler mi alevden
sen istedin ondan
bu gönül zorla tutuştu.
devamını gör...

günaydın sözlük! bengaripsengüzeldünyaumutlu'daki garip benim şu an. akşam vay programa bak, vay şarkıya bak, vay yazardaki sese bak deyip hancıııı bira getir nidaları atarkene bugün böyle bön bön bakacak desenli halı ararsın kaymak!(bkz: swh) gene olsa gene yaparım bee de bunu öğleden sonra konuşalım.(bkz: sısısısı)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

galiba yazarımız, istanbul'daki kuştepe, gültepe gibi semtlere gitmemiş.
devamını gör...

içi geçmiştir.
devamını gör...

kimin yaktığını bilmem ama kimin söndürtmediği apaçık. en sonunda ülkeyi pek bayıldıkları arapların lanet ülkesi misali çöl yapacak soysuzlar. buradan malum* ve yalamalarına en sövgülü dileklerimle...
devamını gör...

(bkz: allah'ı kim yarattı sorunsalı)*
devamını gör...



cemali~şimdi hayallerdesin.

90'lı yılların benim için en özel en güzel şarkılarından biri.
devamını gör...

yarasa seneca ukdesi.

ukde sahibi senecacığım ne demek istemiş hemen açıklayalım. diyelim ki birkaç gün üst üste nude almadınız. o zaman bu özlemi çekebilirsiniz. ben hiç çekmedim açıkçası. her günüm bereketli geçti çok şükür.

ikinci olarak da... nude alınmayan zamanlara hasret çekmek olabilirli. ama biri niye buna özlem duydun ki? çok saçma.
devamını gör...

olmasından beş dakika önce başlık açıp tanım giren arkadaşları tebrik ettiğim depremdir.

ayrıca @hazall ile bir meseleyi enine boyuna konuşurken yakalandım. bu da anımız olsun diye tarihe not düşüyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gittikçe boğuluyorum sözlük. aydınlığı gördüğümü sanırdım. ama boğuluyorum. yoruldum. konuşmaya gücüm kalmadı. küfürler etmek istiyorum. bir kez olsun merhametli davranmayıp hak edenlere hak ettikleri gibi davranmayı isterdim. ama imkanı yok. kendimi ifade etmeyi isteyemez miyim? suçluluk duygusundan kurtulmayı isteyemez miyim? çok mu şey istiyorum? ben de bir insanım. zaman zaman kontrolü kaybedip canavarca davrandığım düşünülse de ben de bir insanım. bir canavar olsam bile yaşama hakkım yok mudur? hem biliyorum, canavar değilim ben. olsaydım zaten bu kadar karanlıkta bırakılamazdım.
devamını gör...

allam şükürler olsun, asla dışlanmayacağımı öğrendim.
cehalet sadece mutluluk değilmiş, ayrıca dışlanmamakmış.
devamını gör...

2020 senesinin başında açılmış 4 milyon basılı kaynak, milyonlarca elektronik kaynak ile türkiye'nin en geniş dermesine sahip kütüphanelerinden biridir.

mesleğin içinden biri olarak söylüyorum, inanılmaz donanımlar satın alındı. kurulan teknolojik sistemin, güvenlik önlemlerinin, ödünç iade işlem kabiliyetinin, akıllı raf, raf asansörü, kitap bandı vb maliyetlerin haddi hesabı yok. olmasın da. yatırım yapılacaksa ülkenin kütüphanesine yapılsın, diyanetine değil o ayrı. işletecek firma için de bir şeyler söyleyeyim; rüşdünü ispat etmiş, bunun altından kalkabilecek bir güçte. sistem çalışır yani. patlamaz o kesin.

ancaaaak;

bir ancak olmasa şaşardık di mi?*
kütüphanenin kütüphanecilik hizmetlerini gerçekleştirmesini, yayınların bibliyografik kayıtlarının oluşturulmasını ve düzenlenmesini, kayıt kalitesini ve dahi dermenin kendisini dünya ile paylaşacak marc standartlarını sağlayacak olan program "yerli ve milli" olduğu iddiası güden* boşluk doldurmaca esasına dayalı bir program. inanılmaz bir seçim gerçekten. yani şu mesleki olarak o kadar komik ki tam olarak ifade edebildim mi durumu emin değilim.

dünyanın en pahalı dış donanımına sahip bir şahin iç aksamı düşünün. motoru, freni falan. öyleli. yani.
devamını gör...

çuha kaplı dikdörtgen bir masa üzerinde, isteka ve toplarla oynanan oyun.

dünya çapında turnuvaları düzenlenen bir spor bilardo. izlemesi de oynaması kadar keyifli ama izledikçe "olsa da oynasam" diye yerinde duramamak var işin ucunda.

amerikan ve üç top olmak üzere başlıca iki türü var ama bunlar da kendi içlerinde çeşitli farklı isim ve şekillerde oynanıyor. amerikan genel olarak çoğu kişinin oynadığı, üzerinde sayıları yazan 15 topla ve delikli masayla oynanan versiyonu. toplar çizgili ve düz olmak üzere iki çeşit. rakiplerden biri düzü, diğeri çizgilileri seçer ve kendisine ait olanları sırasıyla deliklere sokmaya çalışır. en son 8 numaralı siyah top atılır.

üç top ise insanlara, amerikan'a kıyasla biraz daha zor gelebilen tür. bunda sadece 3 tane top var ve masada delik yok. amaç, topun birinin, diğer ikisine çarptırılması. tabi epey hesap kitap gerektiren durumlar var ve bana göre daha zevkli diğerine kıyasla.

9 topla, 4 topla oynanan çok farklı versiyonlar da var, dediğim gibi.

***

bir zamanlar her gün oynardım. ablam öğretmişti bana üç topu. ben de kuzenime öğretmiştim. kendi aramızda turnuvalar bile yapardık salonda. en çok duyduğumuz cümle de "kızlar 3 top oynar mıymış?" cümlesiydi ama bunu söyleyip yenilenlerin suratını görmek müthiş bir duyguydu.

keşke eski ortamımız olsa da yine oynasak...
devamını gör...

tolga oyunu gibidir.
devamını gör...

başında beklenen hiç bir şey kaynamaz.
devamını gör...

neyse ki idam falan kalktı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim