her şeyi bildiğini sanan insan tipi
bildiği şeyden bile yalan yanlış konuşmamak için şüphe eden biri olduğumdan dolayı, nasıl bu kadar kendine güvendiğini anlayamadığım insan tipi. sinir bozar.
devamını gör...
normal sözlük moderatör alımı
sevindiren gelişme.
elden ele uzatalım duymayan ve istekli yazarların haberi olsun.
oh be !
kulak başına düşen çınlama sonunda azalıcak.
elden ele uzatalım duymayan ve istekli yazarların haberi olsun.
oh be !
kulak başına düşen çınlama sonunda azalıcak.
devamını gör...
ölüm
birkaç hafta öncesine kadar yaratılışın hatası olarak gördüğüm gerçekti. hiçbir zaman korkmamış olsam da hep karmaşık ve anlamsız gelmiştir ölüm.
yakın bir zamanda izlediğim birkaç şey ve okuduğum birkaç kitapla ise bakış açım değişti diyebilirim. eğer bir bitiş çizgisi olmasaydı koşmaya da zahmet etmezdik. yani, hayatı anlamlı kılan aslında bitiyor olmasındaki gizem değil mi? sanırım bir hatadan çok, yaşamın kilit taşıymış.
özetle ölüm, dalganın okyanusa geri dönüşüdür.
yakın bir zamanda izlediğim birkaç şey ve okuduğum birkaç kitapla ise bakış açım değişti diyebilirim. eğer bir bitiş çizgisi olmasaydı koşmaya da zahmet etmezdik. yani, hayatı anlamlı kılan aslında bitiyor olmasındaki gizem değil mi? sanırım bir hatadan çok, yaşamın kilit taşıymış.
özetle ölüm, dalganın okyanusa geri dönüşüdür.
devamını gör...
the truman show
ne kadar ütopik gelse de bu gün benzer televizyon programlarında gözlemlenen olguları işleyen ve insanı sorgulayan (bkz: jim carrey) filmi.
devamını gör...
rasyonalizm
ampirizme göre , insan bilgiye yalnız deneyimlediği zaman ulaşabilir. doğuştan bir bilgi getiremez. bir şeyi de deneyimlemedikçe bilemez. bu düşünce çok mantıksız. çünkü halihazırda şuan yaşadığımız dönemde bir bilgiyi deneyimlemeden bilmek çocuk oyuncağı. en basitinden : seks. seks yapmadan seksin ne olduğunu bilmek mümkün müdür. tabiki mümkündür. sonuçta dünyada evrensel bir şekilde insanların genel deneyimleri aynıdır bu konuda ve hiç seks yapmamış insan bu bilgileri öğrenebilir. demek ki ampirizm burada çöker. ancak burada şöyle bir deneyimcilik olabilir ; dünyada seksin nasıl yapıldığı , hangi pozisyonda yapılabildiği ve ortalama kadınların ve erkeklerin ne sürede boşalacağı gibi konular genel olarak bilinir ve bunlar için ampirizme gerek yoktur. lakin , kişi kendi deneyiminde neler yaşayacağını yapmadan bilemez. böylece deneyimcilik kısmen haklıdır. bu yüzden en mantıklı olan akılcılıktır. akılcılık , insanın bilgiyi duyular yoluyla değil doğuştan getirdiğini ve zihinde mevcut olduğunu söyler. bu doğrudur çünkü deneyim şartı olsaydı , tarihteki ilk seksi yapanlar bunu yapamazlardı. dolayısıyla içgüdüler bile doğuştan , zihinde kategorize bir şekilde geliyor olmalıdır. sadece bu bilgileri ortaya çıkarmak için insan zihni bunlara sıfatlar takıp somutlaştırmak zorundadır.
devamını gör...
tanımlarını kimin oyladığını kontrol eden yazar
açık oy verildiği için gayet normal biridir. biri ilk defa oy vermişse bakılır bu kim diye. sanki mahalleye yeni taşınmış komşu gibi...arada oylayan varsa da yine bakılır, mahallede neler olmuş bitmiş ondan öğrenilir.
devamını gör...
insan neden okumalı sorunsalı
kitaplar insanlara oturdukları yerde başka dünyaların kapılarını aralama fırsatı hatta gözleme imkanı sunar yüzlerce hatta binlerce insanla tanışır onların tecrübelerine bizzat şahit olursunuz .. sokağa çıkıp ilk gördüğün insana soru sorsan belki cevap alamazsın ama kitaplar sizlere bencilce davranmazlar kitaplar kalbinizle ve beyninizle konuşurlar belki olayları kitabı bitirip kapattıgınızda hatırlamayacaksınız tam olarak ama kalbiniz asla unutmayacaktır.. okuyun ne bulursanız okuyun çünkü ruhun gıdalarından biri de okumaktır..
devamını gör...
kudüs'e asker gönderelim
gidip savaşmak isteyene kapı açık, madem bu kadar heveslisiniz kahramancılık oynamaya buyurun, önden buyurun. türk askeri şamar oğlanı mı lan? ne zaman orta doğu'da bir olay olsa 'hülooo goş askerim goş' yok ya?
devamını gör...
islamda kadına verilen değer
islam kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü topraklara gelmiştir. kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü dönem kızına; "babasının annesi" diye hitap eden bir yol göstericinin getirdiği dindir islam.
kadının soyunması özgürlük anlayışı ise; evet islam bunu kabul etmez.
kadının gece kulüplerinde erkek masasına meze olması ise; evet islam bunu kabul etmez.
kadının sadece görselliğinin ön planda olduğu bir düzeni islam kabul etmez.
islam kadına şeref vermiştir. insan mı, başka tür bir canlı mı olduğu tartışılan toplumun kadına vermediği değeri, islam vermiştir. islam ın kadına verdiği değeri tartışanlar, kadınların aşağılandığı pornografi sitelerinin sahiplerine bir baksınlar. en büyük kadın hakları savunuculuğu yaptıklarını göreceklerdir.
kadının soyunması özgürlük anlayışı ise; evet islam bunu kabul etmez.
kadının gece kulüplerinde erkek masasına meze olması ise; evet islam bunu kabul etmez.
kadının sadece görselliğinin ön planda olduğu bir düzeni islam kabul etmez.
islam kadına şeref vermiştir. insan mı, başka tür bir canlı mı olduğu tartışılan toplumun kadına vermediği değeri, islam vermiştir. islam ın kadına verdiği değeri tartışanlar, kadınların aşağılandığı pornografi sitelerinin sahiplerine bir baksınlar. en büyük kadın hakları savunuculuğu yaptıklarını göreceklerdir.
devamını gör...
cesur yeni dünya
aldous huxley'in 1932 yılında yayınlanmış, distopya edebiyatının önde gelen eseri. george orwell’in 1984 isimli romanıyla sıklıkla kıyaslanır. bana sorarsanız eser, edebi yönden ve kurgusal olarak 1984’ün gerisinde kalmasına rağmen, yazarın öngörüsü bakımından aldous huxley, george orwell’dan fersah fersah öndedir. bu konuya ilişkin olarak sevgili gökhan yavuz demir hocamızın medya ve etik isimli makalesinden mükemmel bir alıntı yapmak istiyorum;
“tam burada iki büyük distopyayı, bin dokuz yüz seksen dört’ü ve cesur yeni dünya’yı zikretmek gerekir (orwell, 2010; huxley, 1999). genel kabulün aksine, orwell’ın ve huxley’in distopyaları aynı şeyden bahsetmez. orwell dıştan dayatılan bir baskının bize boyun eğdireceğinden bahseder. huxley’e göreyse bunun için “büyük birader”e ihtiyaç yoktur; çünkü insanlar süreç içinde üzerlerindeki baskıdan hoşlanmaya, düşünme melekelerini felce uğratan teknolojileri yüceltmeye başlayacaklardır. ray bradbury’nin fahrenheit 451’indeki (bradbury, 2007) gibi orwell da kitapların yasaklanacağından korkuyordu; huxley ise kitapların yasaklanmasına gerek olmadığı, çünkü kitap okumak isteyen kimsenin kalmayacağı bir dünyadan korkuyordu. orwell bizi enformasyonsuz bırakacaklarından; huxley ise bizi pasifliğe mahkûm edecek kadar çok enformasyon bombardımanına uğratacaklarından korkuyordu.
orwell hakikatin gizlenmesinden; huxley hakikatin umursamazlık okyanusunda boğulmasından korkuyordu. çünkü huxley’in aksine, orwell ve başkaları “insanın neredeyse sonsuz eğlenme açlığını” hesaba katmamışlardı. huxley’in cesur yeni dünyası’nda, orwell’ın bin dokuz yüz seksen dört’ünün aksine, insanlar hazza boğularak denetlenmektedir. orwell bizi nefret ettiğimiz şeylerin mahvedeceğinden korkarken, huxley bizi tam da sevdiğimiz/haz aldığımız şeylerin mahvedeceğinden korkar (postman, 2010). 1984’ü geçeli çok oldu; yıl 2011, ve orwell’ın değil huxley’in dünyasında, cesur yeni dünya’daki haz dünyasında yaşıyoruz. postman’ın meşhur kitabının başlığındaki gibi sadece televizyon değil, cep telefonları, internet, twitter, playstation ve benzerleriyle topyekûn medya bizi eğlendirerek, eğlenceye mahkûm ederek öldürüyor.”
“tam burada iki büyük distopyayı, bin dokuz yüz seksen dört’ü ve cesur yeni dünya’yı zikretmek gerekir (orwell, 2010; huxley, 1999). genel kabulün aksine, orwell’ın ve huxley’in distopyaları aynı şeyden bahsetmez. orwell dıştan dayatılan bir baskının bize boyun eğdireceğinden bahseder. huxley’e göreyse bunun için “büyük birader”e ihtiyaç yoktur; çünkü insanlar süreç içinde üzerlerindeki baskıdan hoşlanmaya, düşünme melekelerini felce uğratan teknolojileri yüceltmeye başlayacaklardır. ray bradbury’nin fahrenheit 451’indeki (bradbury, 2007) gibi orwell da kitapların yasaklanacağından korkuyordu; huxley ise kitapların yasaklanmasına gerek olmadığı, çünkü kitap okumak isteyen kimsenin kalmayacağı bir dünyadan korkuyordu. orwell bizi enformasyonsuz bırakacaklarından; huxley ise bizi pasifliğe mahkûm edecek kadar çok enformasyon bombardımanına uğratacaklarından korkuyordu.
orwell hakikatin gizlenmesinden; huxley hakikatin umursamazlık okyanusunda boğulmasından korkuyordu. çünkü huxley’in aksine, orwell ve başkaları “insanın neredeyse sonsuz eğlenme açlığını” hesaba katmamışlardı. huxley’in cesur yeni dünyası’nda, orwell’ın bin dokuz yüz seksen dört’ünün aksine, insanlar hazza boğularak denetlenmektedir. orwell bizi nefret ettiğimiz şeylerin mahvedeceğinden korkarken, huxley bizi tam da sevdiğimiz/haz aldığımız şeylerin mahvedeceğinden korkar (postman, 2010). 1984’ü geçeli çok oldu; yıl 2011, ve orwell’ın değil huxley’in dünyasında, cesur yeni dünya’daki haz dünyasında yaşıyoruz. postman’ın meşhur kitabının başlığındaki gibi sadece televizyon değil, cep telefonları, internet, twitter, playstation ve benzerleriyle topyekûn medya bizi eğlendirerek, eğlenceye mahkûm ederek öldürüyor.”
devamını gör...
murat soner
youtubeda kaliteli bir şekilde dizi ve film eleştirerek kendi emeği ile yükselen kişidir.
devamını gör...
hayatınız bir film olsaydı şarkısı ne olurdu sorunsalı
hayat dediğin bir döngüdür, iyi anlara sahip oldurttuğu kadar kötü saydığımız çaresizlik ve huzursuzluklarla dolu olduğumuz anların da sahibi oldurtur. o yüzden tek bir şarkı değil, yüzlerce şarkı gerekli insan denilen basit makinelerin duygularını açıklamak için. şarkısı denilerek tek bir şarkıdan bahsedildiği, birçok şarkıdan bahsedilmediği için gözlerimdeki yaşlarla köşeme, mutfak masasının en sonundaki sandalyeye geçiyorum.
iyi hoş da sen neden bunun edebiyatını yaptın? şarkı at geç yeğenim derseniz de keyfimin kahyası değil sultanı buna karar verdi. saygılar.
iyi hoş da sen neden bunun edebiyatını yaptın? şarkı at geç yeğenim derseniz de keyfimin kahyası değil sultanı buna karar verdi. saygılar.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
değişmeyen tek şey değişimin kendisi zaten,
bırak nizanim de değişsin, hâl böyleyken
siz azıcık tek durun ki
"ne fenaymış bunlar" demesin uzaktan gören.
bırak nizanim de değişsin, hâl böyleyken
siz azıcık tek durun ki
"ne fenaymış bunlar" demesin uzaktan gören.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
sabah sabah göbek atıyorum, çünkü deliyim çünkü bir deliye uydum. iyi stres attırıyor yalnız.
devamını gör...
söylenecek çok şey varken susmayı tercih etmek
kırk cümle kuruyorsun, agzını açmadan vazgeçiyorsun. incinme değil bu, insana olan inancını yitirme...
şükrü erbaş
şükrü erbaş
devamını gör...







