21 mart 2021 tus
14.45 te başlayan ikinci oturumuyla birlikte sonlanan tıpta uzmanlık sınavıdır.
girmiş olan arkadaşlara geçmiş olsun, sınav hakkında görüşleriniz, fikirlerini dile getirmek isteyen arkadaşlar mesaj atabilirler, mukayese yapabiliriz.
girmiş olan arkadaşlara geçmiş olsun, sınav hakkında görüşleriniz, fikirlerini dile getirmek isteyen arkadaşlar mesaj atabilirler, mukayese yapabiliriz.
devamını gör...
gideceği yere kadar eşlik etmek
genelde eğer aynı yol üzerinde bulunan ama bir kişinin muhtemelen daha uzağa gittiği durumlarda sunulan, yolda sıkılmamak adına da gayet mantıklı olan eylemdir.
devamını gör...
kafede yalnız başına oturan insan
kendi halinde kafasını dinlemek isteyen insandır. hem belki sadece tek başına zaman geçirmekten hoşlanıyor olabilir. belkide sosyopat falandır. rahatsız edilmemesi gerekir.
devamını gör...
alice pagani
19 şubat 1998’de italya’nın verona kentinde dünyaya gelen kadın oyuncu, manken ve aynı zamanda yazardır.
sanat dünyasına model olarak milano’da adım atmıştır. oyunculukla tanışması ise ilginç bir şekilde şans eseri olmuştur. milano’da iş çıkışı bir metroya binerken yeni yüzler arayan bir sanatçı grubu tarafından durdurulan pagani, bu grubun italya’nın en ünlü aktör okulu olduğunu öğrenir ve onlar için çalışmaya başlar. oyunculuğa küçük yaşlarda küçük rollerle adım atmıştır.
rol aldığı en büyük projeleri,2016 yılında permesso adlı dizide ludmila karakterine , ıl permesso – 48 ore fuori ludmila(2017), loro 1 stella, loro 2 (2018), classe z (2017) dizisinde viola chiaretti karakterini canlandırmıştır. en son projesi netflix baby dizisinde -ludovica (2018 kasım ayında başladı- 16 eylül 2020 tarihinde bitmiştir).
kendisinin en popüler dizisi netflix de olan baby dizisinde izleyip tanıma fırsatım olmuştur. baby dizisinin kısa saçlı,renkli gözlü ve çilli oyuncusu olduğu için oldukça dikkatleri üstüne çekmiştir. baby dizisinde asi ve güzel ludo'su (ludovica) başına sürekli bela açan ve deyim yerindeyse rahatlık batan bir liseli kızı canlandırmıştır. amaçları sıradan giden hayatlarına biraz eğlence ve renk katmaktır. ama başlarına gelmeyen kalmamıştır.

dünyaca ünlü bir çok marka ile çalışmıştır. bunlar; moncler, armani, armani beauty, casadei, act store, dolce & gabbana, flamingo, chanel, der aesthetik, giovanni gibi markalardır.
alice pagani ayrıca istanbul sözleşmesine destek veren ve türkiye'yi oldukça seven bir oyuncudur. oyunculuğun ve mankenliğin yanı sıra yakın zamanda ophelia adını verdiği ve 2021 yılında yayınladığı kitabıyla da yazarlığını konuşturmuştur. kitabını gotik bir tarz ve üslupla yazdığını, kitabının sinematik karakterlerle bütünleştiğini, kitabındaki karakterlerin her birinin bir korkuyu temsil ettiğini, ophelia'nın hayatında en büyük etkiye sahip olanın ise kesinlikle annesi olduğunu, ve annesinin karakterlerle kahramanın bağ kurup bir figüran haline geldiğini ve annesini hayal kırıklığına uğratmak istemediğini belirtiyor. kitabın ne yazık ki türkçe basımı yok.

oynadığı filmler arasındaki en son projesi de ,yakın zamanda yönetmenliğini andrea sıca'nın yaptığı " korku, gerilim tarzında olan non mi uccidere- beni öldürmeyin "filminde başrol olarak oynamış, film 21 nisan 2021 tarihinde vizyona girmiştir. filmin konusu ise;
19 yaşındaki mirta, sevgilisi robin ile aşırı dozda uyuşturucudan ölür. daha sonra mirta tek başına dirilir ve yaşamaya devam eder. hayatta kalabilmek için tıpkı bir zombi gibi insanları yemeye başlar. robin'in ölümüyle oldukça sarsılır ve artık tek başınadır ve hayatta kalma mücadelesi vermektedir.filmin fragmanı
sanat dünyasına model olarak milano’da adım atmıştır. oyunculukla tanışması ise ilginç bir şekilde şans eseri olmuştur. milano’da iş çıkışı bir metroya binerken yeni yüzler arayan bir sanatçı grubu tarafından durdurulan pagani, bu grubun italya’nın en ünlü aktör okulu olduğunu öğrenir ve onlar için çalışmaya başlar. oyunculuğa küçük yaşlarda küçük rollerle adım atmıştır.
rol aldığı en büyük projeleri,2016 yılında permesso adlı dizide ludmila karakterine , ıl permesso – 48 ore fuori ludmila(2017), loro 1 stella, loro 2 (2018), classe z (2017) dizisinde viola chiaretti karakterini canlandırmıştır. en son projesi netflix baby dizisinde -ludovica (2018 kasım ayında başladı- 16 eylül 2020 tarihinde bitmiştir).
kendisinin en popüler dizisi netflix de olan baby dizisinde izleyip tanıma fırsatım olmuştur. baby dizisinin kısa saçlı,renkli gözlü ve çilli oyuncusu olduğu için oldukça dikkatleri üstüne çekmiştir. baby dizisinde asi ve güzel ludo'su (ludovica) başına sürekli bela açan ve deyim yerindeyse rahatlık batan bir liseli kızı canlandırmıştır. amaçları sıradan giden hayatlarına biraz eğlence ve renk katmaktır. ama başlarına gelmeyen kalmamıştır.

dünyaca ünlü bir çok marka ile çalışmıştır. bunlar; moncler, armani, armani beauty, casadei, act store, dolce & gabbana, flamingo, chanel, der aesthetik, giovanni gibi markalardır.
alice pagani ayrıca istanbul sözleşmesine destek veren ve türkiye'yi oldukça seven bir oyuncudur. oyunculuğun ve mankenliğin yanı sıra yakın zamanda ophelia adını verdiği ve 2021 yılında yayınladığı kitabıyla da yazarlığını konuşturmuştur. kitabını gotik bir tarz ve üslupla yazdığını, kitabının sinematik karakterlerle bütünleştiğini, kitabındaki karakterlerin her birinin bir korkuyu temsil ettiğini, ophelia'nın hayatında en büyük etkiye sahip olanın ise kesinlikle annesi olduğunu, ve annesinin karakterlerle kahramanın bağ kurup bir figüran haline geldiğini ve annesini hayal kırıklığına uğratmak istemediğini belirtiyor. kitabın ne yazık ki türkçe basımı yok.

oynadığı filmler arasındaki en son projesi de ,yakın zamanda yönetmenliğini andrea sıca'nın yaptığı " korku, gerilim tarzında olan non mi uccidere- beni öldürmeyin "filminde başrol olarak oynamış, film 21 nisan 2021 tarihinde vizyona girmiştir. filmin konusu ise;
19 yaşındaki mirta, sevgilisi robin ile aşırı dozda uyuşturucudan ölür. daha sonra mirta tek başına dirilir ve yaşamaya devam eder. hayatta kalabilmek için tıpkı bir zombi gibi insanları yemeye başlar. robin'in ölümüyle oldukça sarsılır ve artık tek başınadır ve hayatta kalma mücadelesi vermektedir.filmin fragmanı
devamını gör...
favori kahvaltılık
çay. bana çay verin onla da doyarım ama çaysız olmaz!
devamını gör...
sorusu olanlar gelen kutuma portakal atabilir
portakalı soydum yoldaş benjamine attım.
devamını gör...
başlık açmayı hobi edinmiş yazar
içinde olduğum toplumdur. başlık açmazsa asla içinin rahat etmeyeceğine inanır.
(bkz: sen kafanda kurmuşsun)
(bkz: sen kafanda kurmuşsun)
devamını gör...
24 ocak 2022 trendyol express işçilerinin eylemi
kuryelerin işi çok zor, kar kış demeden o yollarda motorların üzerinde canları pahasına bizim sacma sapan siparislerimizi gününde yetistirmeye çalışıyorlar. maaşları ne kadar bilmiyorum ama bu pahalılıkta yüzde 11 zam gercekten cok komik. umarım eylemleri ses verir keske onlar icin bir sey yapabilsek. bütün motokuryelik yapan calısanlara cok saygı duyuyorum isleri cok zor.
devamını gör...
yılmaz özdil
'atatürk üzerinden para kazanan yazar ' tanımına nail olmuş, cesur , cumhuriyetçi, özgürlükçü yazarımız.
ne demek atatürk üzerinden para kazanmak, anlamış değilim.
geçen yıllarda çıkardığı bir kitap üzerinden yaftalanan yazarın bu kitabı,
farklı bir anlam katmak için 1881 adeti koleksiyon kategorisinde dizayn edip piyasaya sürüldü. fiyatı 2500 lira idi.
bu ülkede 1881 tane atatürk sevgisi, atatürk hayranı, bunu farklı biçimde gösterme arzusunda olan kişi olamaz mı? eğer param olsaydı, kağıdı, baskısı, dizaynı, her şeyi farklı ve özel olan bu kitabı ben de alıp kitaplığımda sergilemekten mutlu olurdum doğrusu.
ıçerik olarak aynı kitap, normal baskı haliyle 22 lira şu anda hala satılıyor piyasada .gittim ondan aldım, bu kadar basit.
haa, tüm kitap o şekilde çıkar ve piyasaya sürülürdü, tüm eleştirilere ben de katılırdım .
ayrıca kitabın çıktığı andan iki aylık süre içinde rekor kirarak 1 milyon 150 bin adet sattığını da dikkatlere sunmak isterim .
adam milyonlarca satan bir kitaba imza atti, sembolik 1881 tanesi olay oldu.
ayrıca bu kitabın ozel serisinden elde edilen gelirle, köy okullarına çocuk kitapları gönderileceğini de söylemesine rağmen,
yapılanı sırf karalamak adına yola çıkanların, kulaktan dolma dedikodularla yorum yaptığı başlık.
buradan
ne demek atatürk üzerinden para kazanmak, anlamış değilim.
geçen yıllarda çıkardığı bir kitap üzerinden yaftalanan yazarın bu kitabı,
farklı bir anlam katmak için 1881 adeti koleksiyon kategorisinde dizayn edip piyasaya sürüldü. fiyatı 2500 lira idi.
bu ülkede 1881 tane atatürk sevgisi, atatürk hayranı, bunu farklı biçimde gösterme arzusunda olan kişi olamaz mı? eğer param olsaydı, kağıdı, baskısı, dizaynı, her şeyi farklı ve özel olan bu kitabı ben de alıp kitaplığımda sergilemekten mutlu olurdum doğrusu.
ıçerik olarak aynı kitap, normal baskı haliyle 22 lira şu anda hala satılıyor piyasada .gittim ondan aldım, bu kadar basit.
haa, tüm kitap o şekilde çıkar ve piyasaya sürülürdü, tüm eleştirilere ben de katılırdım .
ayrıca kitabın çıktığı andan iki aylık süre içinde rekor kirarak 1 milyon 150 bin adet sattığını da dikkatlere sunmak isterim .
adam milyonlarca satan bir kitaba imza atti, sembolik 1881 tanesi olay oldu.
ayrıca bu kitabın ozel serisinden elde edilen gelirle, köy okullarına çocuk kitapları gönderileceğini de söylemesine rağmen,
yapılanı sırf karalamak adına yola çıkanların, kulaktan dolma dedikodularla yorum yaptığı başlık.
buradan
devamını gör...
ismail hakkı uzunçarşılı
başlığının bu zamana kadar açılmamış olması, başta ben olmak üzere tüm sözlük tarihçilerinin ayıbıdır. ileride editlemek kaydıyla şu görseli bırakmak istiyorum.

türk tarihçiliginin efsane ismidir. muhtemelen kütüphanede başka kitapları da var, fakat şu an bulamadım.
dikkatli okuyucular, en alttaki kitabın orada ne işi var diyebilir, mübahat hoca o efsanevi kitabı yazarken, on sözünde ismail hocasına teşekkür ederek başlatıyor kitabı. bu yeterli sanırım, biliyorsunuz mübahat kutukoglu ismail hakkı uzuncarsılı'nın öğrencisi.

türk tarihçiliginin efsane ismidir. muhtemelen kütüphanede başka kitapları da var, fakat şu an bulamadım.
dikkatli okuyucular, en alttaki kitabın orada ne işi var diyebilir, mübahat hoca o efsanevi kitabı yazarken, on sözünde ismail hocasına teşekkür ederek başlatıyor kitabı. bu yeterli sanırım, biliyorsunuz mübahat kutukoglu ismail hakkı uzuncarsılı'nın öğrencisi.
devamını gör...
peeling
yüz, dudak, vücut için genellikle cildi ölü deriden arındırma amacıyla kullanılan parçacıklı ürünler.
birçok peeling mikroplastik içermesiyle deniz ve deniz yaşamını tehlikeye atıyor ancak parçacıklı yapısı çeşitli meyvelerin kabuğu veya çekirdeğinden oluşturulan doğa dostu peelingler de mevcut.
birçok peeling mikroplastik içermesiyle deniz ve deniz yaşamını tehlikeye atıyor ancak parçacıklı yapısı çeşitli meyvelerin kabuğu veya çekirdeğinden oluşturulan doğa dostu peelingler de mevcut.
devamını gör...
90'lar aşığı yazarlar
inadı bırak ağlamana bak,
içindeki hisleri gözlerinden nasıl ele verecek nasıl ele verecek nasıl ele verecek ta derinden...
içindeki hisleri gözlerinden nasıl ele verecek nasıl ele verecek nasıl ele verecek ta derinden...
devamını gör...
mutsuz uyumak
eğer mutlu uyuyacak olmanız tek bir mesaja bağlıysa beklemeyin atın o mesajı dedirten başlık. dostlar belki yıllar önce olsa birisiyle iletişime geçip aklımızdaki tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmak için mektup yazmamız gerekirdi hem de karşı taraftan mektup alabilmek için belki aylarca bile beklememiz gerekebilirdi fakat şuan yaşamakta olduğumuz dönemde birisiyle iletişime geçmek için saniyeler bile yetebiliyor. haydi ne duruyorsunuz atın o mesajı ve sizi üzen belirsizlikler yaşamanıza sebep olan bu durumdan kurtulun. hayat kısa kuşlar uçuyor ve dünyada bizlerden daha değerli hiçbir şey yok kimsenin de bizleri üzmeye hakkı yok.. atın o mesajı..
devamını gör...
ayçiçek yağı fiyatlarının uçması
bir ara reklamlarda çok fazla ayçiçek yağına yönelik reklamlar vardı. ayçiçek yağı çok hafif olduğu için işte "uçuran lezzet" vb. şekilde tanımlanıyordu. slogan: tüm türkiye'yi uçuran hafiflik idi. sanırım çok önceden mesajları vermişler bize her zamanki gibi. çipleri böyle takmışlar zaten...
fiyatlarla birlikte biz de uçuyoruz, cebimizdeki paralar da uçuyor.
fiyatlarla birlikte biz de uçuyoruz, cebimizdeki paralar da uçuyor.
devamını gör...
birçok yazarın siyasi başlıklara değinmemesi
bir tespit.
anladığım kadarıyla insanlar bıktı. düşünsenize; bazı haber kanallarında her akşam siyasi tartışmalar var. haberlerde genellikle benzer konular yer alıyor. okullarımızda, iş yerlerimizde, hatta futbolda bile siyasetin varlığı hissediliyor. kutuplaşma deseniz adım başı... konuşanların, tüm bunların değişmesine katkısı olmuyor, olamıyor... senelerdir laf anlatmaya çalıştığınız eş, dost, akrabanızın hâlâ aynı argümanlarla aynı noktada durduğuna, size aynı kişileri aynı aşkla savunduğuna tanık oluyorsunuz, gücünüz tükeniyor vesaire...
siyasette bir şeyler değiştirmek için konuşma, anlatma eşiği çoktan geçildi bence. icraat olmadıkça isterseniz sabaha kadar konuşun. bu ülkede yıllardır yapılan ve hiçbir çözüm üretmeyen şey de bu zaten. icraat dediğim öyle sokaklarda eylem yapmak falan değil. siyaset bilimleri mezunlarının, yani gençlerin artık siyasete el atması, bu işleri aynı kişilere muhtaçmışız algısıyla devam ettirenlere fırsat vermemesi lazım. ne yazık ki onun önü de "zengin olmayanın siyasette işi ne" türü bir durumla kesilmiş.
bir başka icraat da şu olabilir; insanların tek tek kapısına, ayağına giden, bazı şeyleri anlatıp gözlerini açmaya çalışan partilerden bağımsız bir ekip. bizimki gibi "ben başta olayım", "hayır, lider ben olmalıyım" kavgaları peşinde koşan tiplerin çoğunlukta olduğu ülkelerde öyle bir ekip kurma işi de yaş. yapacağı işe değil, kendi makamına, mevkisine bakıyor herkes.
ne kalıyor geriye? içimizden sövüp sayıp hayatımıza devam etmek, dışarıda denk geldiğimiz insanlara bazı konular hakkında -varsa- bildiklerimizi anlatıp onları uyandırmaya çalışmak. burada yazıp, bir şeylere değinip olan biteni değiştirebilecek olsak bu çoktan başarılmış olurdu diye düşünüyorum. ekşi'de, ulu'da ve başka sözlüklerde de senelerdir yazılıp çiziliyor çünkü. fakat gördüğünüz gibi hâlâ aynı noktadayız. yazan da, okuyan da hep aynı kesim.
bu konuda, başlıkta da yazıldığı gibi, birçok farklı düşünce türü var. hepsine de saygım var. ancak kendi adıma konuşmam gerekirse, siyasetten de, ister bizimkiler, ister yabancılar olsun siyasetçilerden de bıktım usandım. duymak bile istemiyorum artık hiçbirini. elimden bir şey gelmedikçe sinir küpü oluyorum çünkü.
anladığım kadarıyla insanlar bıktı. düşünsenize; bazı haber kanallarında her akşam siyasi tartışmalar var. haberlerde genellikle benzer konular yer alıyor. okullarımızda, iş yerlerimizde, hatta futbolda bile siyasetin varlığı hissediliyor. kutuplaşma deseniz adım başı... konuşanların, tüm bunların değişmesine katkısı olmuyor, olamıyor... senelerdir laf anlatmaya çalıştığınız eş, dost, akrabanızın hâlâ aynı argümanlarla aynı noktada durduğuna, size aynı kişileri aynı aşkla savunduğuna tanık oluyorsunuz, gücünüz tükeniyor vesaire...
siyasette bir şeyler değiştirmek için konuşma, anlatma eşiği çoktan geçildi bence. icraat olmadıkça isterseniz sabaha kadar konuşun. bu ülkede yıllardır yapılan ve hiçbir çözüm üretmeyen şey de bu zaten. icraat dediğim öyle sokaklarda eylem yapmak falan değil. siyaset bilimleri mezunlarının, yani gençlerin artık siyasete el atması, bu işleri aynı kişilere muhtaçmışız algısıyla devam ettirenlere fırsat vermemesi lazım. ne yazık ki onun önü de "zengin olmayanın siyasette işi ne" türü bir durumla kesilmiş.
bir başka icraat da şu olabilir; insanların tek tek kapısına, ayağına giden, bazı şeyleri anlatıp gözlerini açmaya çalışan partilerden bağımsız bir ekip. bizimki gibi "ben başta olayım", "hayır, lider ben olmalıyım" kavgaları peşinde koşan tiplerin çoğunlukta olduğu ülkelerde öyle bir ekip kurma işi de yaş. yapacağı işe değil, kendi makamına, mevkisine bakıyor herkes.
ne kalıyor geriye? içimizden sövüp sayıp hayatımıza devam etmek, dışarıda denk geldiğimiz insanlara bazı konular hakkında -varsa- bildiklerimizi anlatıp onları uyandırmaya çalışmak. burada yazıp, bir şeylere değinip olan biteni değiştirebilecek olsak bu çoktan başarılmış olurdu diye düşünüyorum. ekşi'de, ulu'da ve başka sözlüklerde de senelerdir yazılıp çiziliyor çünkü. fakat gördüğünüz gibi hâlâ aynı noktadayız. yazan da, okuyan da hep aynı kesim.
bu konuda, başlıkta da yazıldığı gibi, birçok farklı düşünce türü var. hepsine de saygım var. ancak kendi adıma konuşmam gerekirse, siyasetten de, ister bizimkiler, ister yabancılar olsun siyasetçilerden de bıktım usandım. duymak bile istemiyorum artık hiçbirini. elimden bir şey gelmedikçe sinir küpü oluyorum çünkü.
devamını gör...
edgar allan poe
1841'de yazdığı "şeytan'la asla kafan üstüne bahse girme" öyküsünden bir bölüm:
"o korkunç kaybından sonra fazla yaşamadı. doktorlar ona fazla ilaç vermedi, verdikleri ilaçları da arkadaşım almakta tereddüt etti. bu yüzden durumu kötüleşti ve sonunda öldü. bu bütün asi karaciğerlere bir dersti. mezarını gözyaşlarımla ıslattım. armalı aile kalkanının üstüne bir demir çubuk resmi eklettim. cenaze masraflarını ödedim ve oldukça mütevazıca olan faturamı transandantalistlere gönderdim. o hergeleler bunu ödemeyi reddetti. bu yüzden hemen bay dammit'i mezarından çıkarttırdım ve onu köpek eti olarak sattım."
poe hayatı boyunca yazdıklarından para kazanamamış, tarihin gördüğü en serseri, başıboş alkoliklerden biriydi ve bu öyküyü yazdıktan sekiz yıl sonra öldüğünde cenaze törenine sadece dört kişi katılmıştı.
"is all that we see or seem
but a dream within a dream?"
"o korkunç kaybından sonra fazla yaşamadı. doktorlar ona fazla ilaç vermedi, verdikleri ilaçları da arkadaşım almakta tereddüt etti. bu yüzden durumu kötüleşti ve sonunda öldü. bu bütün asi karaciğerlere bir dersti. mezarını gözyaşlarımla ıslattım. armalı aile kalkanının üstüne bir demir çubuk resmi eklettim. cenaze masraflarını ödedim ve oldukça mütevazıca olan faturamı transandantalistlere gönderdim. o hergeleler bunu ödemeyi reddetti. bu yüzden hemen bay dammit'i mezarından çıkarttırdım ve onu köpek eti olarak sattım."
poe hayatı boyunca yazdıklarından para kazanamamış, tarihin gördüğü en serseri, başıboş alkoliklerden biriydi ve bu öyküyü yazdıktan sekiz yıl sonra öldüğünde cenaze törenine sadece dört kişi katılmıştı.
"is all that we see or seem
but a dream within a dream?"
devamını gör...
insanların zamanla değişmesi
"elimizi ayağımızı bağlayacak,bizi işimizden alıkoyacak tüm nostalji duygularını elimizin tersiyle itelim, demişti cipriano beklenmedik bir canlılıkla,değişimin yönü hep ileridir,bizim ona ayak uydurmaktan başka seçeneğimiz yoktur ve yolun kıyısında oturup bugünlerinden daha iyi olmayan bir geçmiş için gözyaşı dökenler, acınacak halde kalmaya mahkumdur." der jose saramago
değişmek zorundayız.
değişmek zorundayız.
devamını gör...
yatakta kadının yapma dedikçe erkeğin hazza gelmesi
"hayır" demek, "hayır" demektir. bu tip hatalı tespitler; kadının hep istemiyor göründüğü ve zorlanmaktan hoşlandığı gibi bir algı oluşturuyor.
devamını gör...
sanal seks
kişinin iletişim araçları vasıtasıyla karşısındaki kişiye uyarı verme, role sokma biçimi daha deniz kenarına yaklaşıp bilinen ingilizce kelime sayısı 5-10 olunca ismi sexting oluyor.
devamını gör...