kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

insanı telefona kitler. sms gelir, bildirim sesi duyulur, kesin yazdı dersin, bir bakarsın ki, çiçeksepeti mesaj atmış, bir bakarsın ki digitürk ödemeyi hatırlatıyor...

lanet olsun...
devamını gör...

bir an islamiyet öncesi kazanılan şampiyonlukların tescili için mi başvurdu diye düşündüm *
devamını gör...

yaz aylarının vazgeçilmez içeceğidir.
evde yapmak için malzemeler :
1 limon
1 portakal
3lt su
1 su bardağı toz şeker ( şeker oranı tercihe göre değiştirilebilir.)

bir gün önceden portakal ve limonu yıkayıp, dilimleyip buzluğa atın. ertesi sonra çıkartıp yaklaşık on dakika bekleyin. portakal ve limonları doğrayıp robota atın. üzerine 1su bardağı şekeri de ilave edin. robottan geçirdikten sonra bir kaba 3 lt suyu dökün. üzerine de bu karışımı dökün ve hızlı bir şekilde 3-4 dakika kadar karıştırın. karışımı tülbentle süzdükten sonra limonata tarifi başarı ile gerçekleşmiş olacak.
devamını gör...

gördüğüm en harika işletme duyurularından biridir.

yani halı falan yıkanır, hani keyfimize göre canımız isterse.

yada halı veya ona benzer ne varsa hepsini yıkarız da demek istiyor olabilirler.

bilemedim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

-nasılsın
+sekiz bin lira maaşla mı
devamını gör...

“az ötemde dur” dediğim insandır.
üzülüyorum böyle tipleri görünce.
hayat bize de her gün bayram değil.
elbette inişler ve çıkışlarla dolu.
fakat dipte olmayı alışkanlık edinmiş olan insanlar, beni her daim ürkütüyor. bundan haz duyuyorlar, sanırım. ilgi açlığı mıdır, dikkat çekme çabası mıdır…..
“karadeniz’de gemilerin mi battı” diye sorsak, “ahhh keşke armatör olsaydım, benim laz ziyadan ne eksiğim var” diye ağlarlar.
yani mutsuz olmaya yemin etmiş insan, sudan sebepler bulur. hatta ben sudan’a hiç gitmedim ki diye bile ağlayabilebilir…
devamını gör...

saygısızlıktır. ayrıca kime göre çirkin neye göre çirkin? bir insanı rencide etmek cidden büyük karaktersizliktir onu bunu bilmem ben.
devamını gör...

*gülmekten çene kaslarımızın ağrıyacağı yayın.* beklentim yüksek. bakalım kimler "yok artık" dedirtecek. vardır aranızda üniversitedeyken* ağlayarak kürsüyü terk eden? üstelik şiir tahlili yaparken* yok mu? hiç mi? allah allaaaah! nereden duydum ben bunu o zaman?* neyseee, merakla bekliyorum sevgili cenk. bol kahkahalı yayınlar.*

edit: spawn bağırsaklarına zeval gelmesin. çok güldüm.* iyisiniz.
devamını gör...

en ilginç hastaneye gitme nedenim: oğlumun dizlerine deniz kestanesi batmasıdır. denize gitmiştik, oğlum* biraz yüzüp kayalıklara dizini dayayarak denizden çıkmıştı. kayalıklarda da deniz kestanesi varmış, dikenleri oğlumun dizlerine batmıştı. inanılmaz acı çekiyordu, evde cımbızla çıkarmaya çalıştık ama olmadı. sonra hemen hastaneye gittik, pazar günü olduğu için nöbetçi doktor geldi. cımbıza benzer bir aletle yarım saatte çocuğu bağırta bağırta dikenleri çıkarttılar ama o kadar çok ağladı ki ömrümden ömür gitti.. bu olayın üzerinden yıllar geçti ama şimdi hatırlayınca bile içime acı oturdu.
devamını gör...

ben posta kutularını açar, herkesin faturalarını, evraklarını birbirine karıştırırdım. birinci kattaki teyzenin göz büyütmelerine rağmen defalarca ve korkusuzca balkonuna top kaçırır, düşme pahasına balkonuna çıkardık. iki apartman arasına ip bağlar, yol ortasında araba kornalarına inat voleybol oynardık. mahalle bizimdi sanki. teyzeler amcalar bize kızar, yeter kafa bırakmadınız derdi ama dizimi yaralayıp bir ağlamaya başlasam hepsi telaşlanır, ah yavrum deyip başıma gelirlerdi. ben süslendim deyip bütün boncukları kulağıma tıkıştırdığımda, beni ilk hastaneye götüren komşumuz vesile teyzeydi. dedem beni gördüğünde 'vay eşşek sıpası, yine ne yapmış bizim kız' diye gülerek, o anki korkumun yönünü değiştirmişti.
hava karardığında annem adımla mahalleyi inletirdi. her gün aynı korkuyla dalga geçerdim. basamakları inşallah bugün çok azar işitmem diyerek titreyerek çıkar,bir yandan da mahalledeki köpek için yaptığım besteyi söylerdim. bazen babamı bekler ona annemi şikayet edip mağdur rolü oynardım. bakkala gidip, kaç defa şeker zehirlenmesi yaşadığımı ayrıntılarıyla anlatmak istemem.
şimdi ne mi değişti? geri dönüşüm oluyor. o mahalledeki binalar teker teker yıkılıyor. en son önünden geçtim sitenin bizim binada yıkılmaya başlamış. ağlamadım ama bir hüzünlendim. dönüşüyoruz artık dedim bir de ben galiba, o çocukluğumdaki umursamazlığı özledim. korkak oldum ben gün geçtikçe. zamanımı keyfince yaşamamaya başladım. kendimi bir kutunun içine aldım. oysa eskiden koca mahalle benimdi ve ben istediğimi oynardım. oyun bitti, heves gitti... keşke dönüşmeseydik...
devamını gör...

sadece psikolojik değil her türlü şiddeti normalleştiriyorlar. maalesef bu baskıcı zihniyet yüzünden hayalimizdeki* hayatı ya gizli saklı yaşıyoruz ya da aileden bağları kopararak. özellikle de bir kadınsanız en modern ailede bile illa baskı var. dilerim yeni nesil anne-baba olduğunda bu zinciri kırar da çocuklarına eziyet etmez.
devamını gör...

ekstazi ya da ecstasy, vücudun mutluluk hormonu olan serotoninin olağandan fazla salgılanmasına sebep olan uyuşturucu bir madde.
birçok tehlikeli yan etkisi olan, fiziksel ve psikolojik bağımlılık yaratan bu madde temelde beyindeki mutluluk hormonu olan serotoninin aşırı dozda salgılanmasını sağlayan kimyasalları içeren hapa verilen isimdir.
sakın denemeyin, denetmeyin.
devamını gör...

allah size akıl fikir versin, bir de çıkmış yok buna karşı çıkan teröristtir diyor hele bak haspama, ırkçılığa karşı çıkmak ne zamandan beri teröristlik oldu.
devamını gör...

bence bu adam gülcihan'ın eski sevgilisinden olan çocuk. babası da kısık kısık konuşuyor, bilge gibi dikkat ederseniz.
devamını gör...

deneyimleyemeyerek aşılacak sorunsaldır.

ayrıca

(bkz: sensin cemaatle ve tarikatla ilişkisi olan yapı)
devamını gör...

annee gocuğum nerdee?
devamını gör...

dikkatli ısır boğazında kalmasın, kart biri olabilir.
devamını gör...

sürekli kalp kırıklığı yaşamaktan da olabiliyor sanırım: kendi gözlemimle ne kadar kendini tüketirsen beyin de sana etki eden anılara daha çok odaklanıyor. dünyan silikleşiyor. depresyon geçince de beyin kendini rahat bırakmaya başlıyor, içinden çıkamadığınız durum beyninizi kaplamıyor.
eğer depresyon ile alakalı ise ve gezip tozma imkanınız varsa arkadaşlarınızla sosyalleşerek bu durumu aşabilirsiniz. ve ilgi alanları da edinmek güzel bir şey, beyni rahatlatıyor.
devamını gör...

öyleyse kendi gezegenime (venüs) dönüş yapmalıyım.
devamını gör...

bakkal tezgahlarından tanıdığımız leblebi şekeri, kaynana dili, horoz ibiği gibi tuhaf ve korkutucu isimlere sahip şekerler.
80'li yılların püskevitleri ve o püskevit arasına kırmadan yerleştirilen lokum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim