yaşam nedir
(bkz: yaşam nedir) nobel ödüllü fizikçi erwin schrödinger’in 1944 yılında basılan kitabıdır. genelde atom altı parçacıklar üzerine yaptığı çalışmalar ve schrödinger denklemi ile bilinir. kuantum mekaniği söz konusu olduğunda akla gelen ilk isimlerdendir. eserden önce yazarından biraz bahsetmemin sebeplerine gelince ilk olarak bu konuyu bir fizikçi olarak ele alması, ikincisi ise konuya hakim olmayan kişiler için biraz kafa karıştırıcı olabileceğini düşünmem. yazıldığı dönemi göz önüne aldığımızda ise güncel bir alt yapı oluşturmadan başlangıç seviyesinde bir kitap olarak okunmaması kanaatindeyim.
"bir canlı organizmanın uzamsal sınırları içinde meydana gelen olaylar fizik ve kimya disiplinleri ile açıklanabilir mi?" kitabın temel sorusudur. yaşamı ve evrim mekanizmasını istatistiksel fizik yasalarına bağlı bir şekilde yorumlayarak açıklamaya çalışmıştır. canlı organizmaların davranışlarını, daha özel olarak canlı hücrelerinin davranışlarını dönemin fizik kuralları üzerinden yorumlar. sonuçta; her canlı organizma, termodinamik bir sistemde çalışan ve onu bir bütün olarak hayata geçiren organize bir atom sistemidir. hücreler sistemini istatistiksel bir sistem olarak ele alır. atomları ayrı ayrı ele alarak bu sistemi açıklamak olanaksız olsa da, ortalama olasılıklara dayanarak bu yapılar hakkında fikir yürütebileceğimizi iddia eder. entropiye rağmen bir sistemin nasıl canlı kalabileceğini "negatif entropi" kavramını kullanarak açıklamaya çalışır. yine sy 50 ve 70 arasında mutasyonların, kuantum sıçramaları ile karşılaştırılması ve benzerlikleri üzerine durur. küçük bir molekül belki bir çeşit " katı tohumu" olarak adlandırılabilir. böyle küçük bir katı tohumundan yola çıkıldığında, giderek daha büyük atom ortaklıkları kurmanın iki farklı yolu varmış gibi görünüyor. görece daha tekdüze olan bir yol, aynı yapıyı üç yönde de defalarca tekrarlamaktadır. kristalleri büyütürken izlenen yol budur. periyodiklik sağlandığında, oluşturulan yığının boyutu için kesin bir sınır yoktur. öteki yol ise, tekdüze tekrarlama mekanizmasına başvurmadan, her bir aşamada daha da gelişen bir yığın inşa etmektir. her bir atom ve atom grubunun diğerlerinkine bütünüyle eşdeğer olmadığı ( periyodik yapıda ise eşdeğerdirler) ve bireysel bir rol üstlendiği giderek karmaşıklaşan organik moleküllerde durum budur. buna aperiyodik kristal ya da katı diyebilir ve hipotezimizi şöyle ifade edebiliriz: genin, belki de bütün kromozom ipliğinin aperiyodik bir katı olduğuna inanıyoruz. sy 87
kitabın benim için en ilgi çeken kısmı burasıydı. burada bahsedilen "aperiyodik katı" dna ya çok benzer
hatta neredeyse aynı işlevde bir yapıdır. (kitap yayımlandığında henüz dna keşfedilmemişti)
"bir canlı organizmanın uzamsal sınırları içinde meydana gelen olaylar fizik ve kimya disiplinleri ile açıklanabilir mi?" kitabın temel sorusudur. yaşamı ve evrim mekanizmasını istatistiksel fizik yasalarına bağlı bir şekilde yorumlayarak açıklamaya çalışmıştır. canlı organizmaların davranışlarını, daha özel olarak canlı hücrelerinin davranışlarını dönemin fizik kuralları üzerinden yorumlar. sonuçta; her canlı organizma, termodinamik bir sistemde çalışan ve onu bir bütün olarak hayata geçiren organize bir atom sistemidir. hücreler sistemini istatistiksel bir sistem olarak ele alır. atomları ayrı ayrı ele alarak bu sistemi açıklamak olanaksız olsa da, ortalama olasılıklara dayanarak bu yapılar hakkında fikir yürütebileceğimizi iddia eder. entropiye rağmen bir sistemin nasıl canlı kalabileceğini "negatif entropi" kavramını kullanarak açıklamaya çalışır. yine sy 50 ve 70 arasında mutasyonların, kuantum sıçramaları ile karşılaştırılması ve benzerlikleri üzerine durur. küçük bir molekül belki bir çeşit " katı tohumu" olarak adlandırılabilir. böyle küçük bir katı tohumundan yola çıkıldığında, giderek daha büyük atom ortaklıkları kurmanın iki farklı yolu varmış gibi görünüyor. görece daha tekdüze olan bir yol, aynı yapıyı üç yönde de defalarca tekrarlamaktadır. kristalleri büyütürken izlenen yol budur. periyodiklik sağlandığında, oluşturulan yığının boyutu için kesin bir sınır yoktur. öteki yol ise, tekdüze tekrarlama mekanizmasına başvurmadan, her bir aşamada daha da gelişen bir yığın inşa etmektir. her bir atom ve atom grubunun diğerlerinkine bütünüyle eşdeğer olmadığı ( periyodik yapıda ise eşdeğerdirler) ve bireysel bir rol üstlendiği giderek karmaşıklaşan organik moleküllerde durum budur. buna aperiyodik kristal ya da katı diyebilir ve hipotezimizi şöyle ifade edebiliriz: genin, belki de bütün kromozom ipliğinin aperiyodik bir katı olduğuna inanıyoruz. sy 87
kitabın benim için en ilgi çeken kısmı burasıydı. burada bahsedilen "aperiyodik katı" dna ya çok benzer
hatta neredeyse aynı işlevde bir yapıdır. (kitap yayımlandığında henüz dna keşfedilmemişti)
devamını gör...
hilltop

the walking dead evreninde yer alan ve çiftçilikle geçinen bir insan yerleşkesi. tepebaşı demektir. gregory döneminde kurtarıcılara haraç veren bir koloniyken başkan maggie döneminde alexandria ve oceanside ile birlikte kurtarıcıları yenmişlerdir. bir çok kuşatmaya ve saldırıya göğüs germesine rağmen fısıldayanların on binlerce zombilik ordularının saldırısına yenik düşmüş ve yok edilmiştir.
devamını gör...
yusuf göbbels
engellediğim user. yazar demek yazarlara haksızlık olur. user kullanıcıdır her yerde olur ama herkes yazar olamaz.
devamını gör...
antalya'da kadına şiddeti izleyen esnaf
sinir katsayımı yükselten haber türü. yok arkadaş yok bunların önün arkası kesilmez. yardım etmeyenlere de kızıyorum ama yardım etseler de ayrı bir dert. kimyasal atık sürüleri. yok olsalar şu dünyadan.
devamını gör...
duyumculuk
diğer adı sensüalizmdir. beş duyu organının verilerini doğru kabul eden görüştür. duyu algılarının dışındaki bilgi kaynaklarını reddeden görüş, zihnin soyutlama gücüyle elde ettiği kavramların bilgi olduğunu da reddeder. temsilcisi george berkeley condillac'tır.
devamını gör...
güne bir söz bırak
“iyi dostlar, iyi kitaplar bir de huzurlu bir vicdan. işte ideal hayat”
mark twain
mark twain
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın canım sözlüğüm..
devamını gör...
humerus
pazu kemiği olarak da bilinen vücut parçasıdır.
devamını gör...
masallardaki ulaşım araçları
uçan süpürge, uçan halı, kanatlı at, insan taşıyabilen kuşlar örnek olarak verilebilir. bunların hepsinin hava ulaşımı sağlaması ilginçtir. demekki eski insanların en büyük özlemlerinden birisi uçmakmış.
devamını gör...
onlyherstory
sıradan kadınların sıra dışı hikayelerinin anlatıldığı bir tarih projesidir. hikaye konusu olan kadınların hayatları oldukça zorlu geçmiştir.
instagram sayfası
web sitesi
instagram sayfası
web sitesi
devamını gör...
daktilo
yunanca'da parmak anlamına gelen daktila (δάκτυλα) sözcüğünden gelmektedir. kıbrıs'ın beşparmaklar dağı'nın yunanca ismi de yine aynı anlamdaki pentadaktilos (πενταδάκτυλος)'tur.
devamını gör...
yeni kelime öğreniyorum
mütemadiyen = sürekli
devamını gör...
seni memelerimle boğabilirim
radyo yayınında lucifer'a sarf ettiğim ve yarı meşhur olduğunu şimdi gördüğüm cümle.
bol keseden salladım, evet. yapabilir miyim bilemiyorum, hiç denemedim. bir gün başarılı olursam ve ölmeden önce şahsın elinden "ölümümden kimse sorumlu değildir." yazısını almayı başaramazsam, cezaevinden editlerim.
edit: yazıyı vermek için gönüllü biri varmış. yakında başsağlığı dileriz kendisine.
bol keseden salladım, evet. yapabilir miyim bilemiyorum, hiç denemedim. bir gün başarılı olursam ve ölmeden önce şahsın elinden "ölümümden kimse sorumlu değildir." yazısını almayı başaramazsam, cezaevinden editlerim.
edit: yazıyı vermek için gönüllü biri varmış. yakında başsağlığı dileriz kendisine.
devamını gör...
anneliğin kutsallaştırılması
iki çocuğu olan bir anne ve kendi annesiyle halen daha sorunları olan biri olarak yazıyorum.. kutsallık atfedince annelik sorgulanamaz hale geliyor, özellikle ülkemizde anneliğin kutsallaştırılması, aslında annelere büyük bir yük oluyor. "anneler bilir, anneler hata yapmaz, anneler mükemmeldir, anneler öyle giyinmez, anneler oraya gitmez, anneler yemez yedirir, anneler çocuklarına saçını süpürge eder" vs. bunların, bir kadın için ne kadar büyük bir psikolojik yük olduğunu anlayabiliyor musunuz? anneleri gizli gizli öyle bir manipüle ediyorlar ki anneler de anneliğin ekmeğini yemekten hoşlandıklarından dolayı "kutsal" unvanını almakla şereflendirildiklerini düşünüyorlar çünkü hayatta kimliklerini tanımlayabilecekleri başka bir başarıları yok maalesef.. bir kadına kim olduğunu sorduğunuzda ilk olarak "anneyim, 3 çocuk annesiyim vs." kendini tanımlıyorsa, hayattaki tüm enerjisini anneliğe akıtmış, saçını süpürge etmiş ve bundan dolayı da çocuklarına her türlü psikolojik baskıyı yapmaya kendinde hak görür hale gelmiştir.. halbuki kadın, doğumdan önce hangi huylara sahipse doğumdan sonra da aynı.. karakteri değişmez, yalancıysa anne olunca yalancılığı bırakmıyor. dürüstse yine dürüst, narsistse yine narsist... şahsen annem narsist biri olduğundan dolayı kırk senedir çok eziyet çektim, halen daha çekiyorum ama ne zaman acılarım biraz azaldı biliyor musunuz? onu anne olarak değil de "normal bir kadın" olarak görmeye başladığım zaman.. dedim ki onun sadece annelik görevi yok ki.. o da bir insan ve onun da travmaları var ve doğum yapar yapmaz hokus pokus tüm travmaları yok olarak bana annelik yapmadı.. şimdi annemi "kutsal" biri olarak değil, sadece bir kadın olarak görüyorum ve kendisine şefkat beslemeye bile başladım.. size de tavsiye ederim, kendi anneliğimde de kusurlarım çoktur elbet, ama böyle şöyle iyi bir anneyim diye ortalarda dolanmam, annelik kimliğimle kendimi tanımlamam, elimden geleni yaparım, böylesi daha huzur verici..
devamını gör...
germinal
okudukça gerçekçiliği karşısında karnınıza kramplar sokan ve sizi içten içe oyan émile zola kitabı. uzun yıllar boyunca işçi sınıfını temsil etmiştir. determinizmin kıyılarında gezen karakterleri ve sınıf çatışması hakkında en gerçekçi yorumlardan birini ortaya koyması sebebiyle okumaktan en çok keyif aldığım kitaplardan biridir aynı zamanda. zola betimlemeleri birebir çevrilebilecek bir yazar değil ne yazık ki ve bundan dolayı ana dilinde okumuyorsanız bazı durumlarda kopukluklar yaşamanız olası bir durum yine de hamdi varoğlu çevirisi oldukça güzeldir.
--- alıntı ---
les grèves ? des bêtises ! puis, au milieu du silence faché qui s'était fait, il ajouta doucement:
- en somme, je ne dis pas non, si ça vous amuse : ça ruine les uns, ça tue les autres, et c'est toujours autant de nettoyé... seulement de ce train-là, on mettrait bien mille ans pour renouveler le monde. commencez donc par me faire sauter ce bagne où vous crevez tous !
--- alıntı ---
--- alıntı ---
les grèves ? des bêtises ! puis, au milieu du silence faché qui s'était fait, il ajouta doucement:
- en somme, je ne dis pas non, si ça vous amuse : ça ruine les uns, ça tue les autres, et c'est toujours autant de nettoyé... seulement de ce train-là, on mettrait bien mille ans pour renouveler le monde. commencez donc par me faire sauter ce bagne où vous crevez tous !
--- alıntı ---
devamını gör...
insan ruhuna en iyi gelen şey
sevgi.
hissettirilen, üzmeyen, sarıp sarmalayan, çıkarsız sevgi.
hissettirilen, üzmeyen, sarıp sarmalayan, çıkarsız sevgi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının takipçi sayıları
117. hepsine teşekkür ediyorum bu başlık vesilesiyle.
sayıyı önemsemiyorum. her zaman nitelik > nicelik. yine de teşekkür ediyorum hepsine.
sayıyı önemsemiyorum. her zaman nitelik > nicelik. yine de teşekkür ediyorum hepsine.
devamını gör...
türkiye'nin sakin bir ülke olamamasının nedenleri
birincil nedeni, akdeniz ve ortadoğu toplumlarının kesişim kümesinin özelliklerini taşıyor olmamız.
bu coğrafyanın insanı karar alırken duygu süzgecini kullanır, soğuk iklimlerde yerleşmiş toplumlar akıl süzgecini.
her ikisinin de birbirine göre artıları ve eksileri var elbette.
bu coğrafyanın insanı karar alırken duygu süzgecini kullanır, soğuk iklimlerde yerleşmiş toplumlar akıl süzgecini.
her ikisinin de birbirine göre artıları ve eksileri var elbette.
devamını gör...
ben onsuz yaşayamam
çoraplarım. onlar olmadan yapamam. o kadar hızlı üşüyorum ki. beni kalkan gibi koruyorlar. uyurken bile çıkarmam. çok üşüyorum sonra.
devamını gör...
ne iş yaptığı anlaşılamayan arkadaş
hep yuvarlak konuşur, işinden bahsetmez, kılığı kıyafeti imkanları iyi olur. ser verir sır vermez.
devamını gör...