siya siyabend
can evimden vuran grup.
devamını gör...
mesaj alan yazar şaşkınlığı
daha çok mesajın içeriğine göre değişiyor. teşekkür etseler, fikir beyan etseler gayet güzel, insanız sonuçta niye şaşıralım? ama...
entryi yanlış anlayıp yanlış yorumlamışsa, şaşırırım. bakış açısının dar oluşu beni çok üzer.
şaşkınlığın sebebi budur.
entryi yanlış anlayıp yanlış yorumlamışsa, şaşırırım. bakış açısının dar oluşu beni çok üzer.
şaşkınlığın sebebi budur.
devamını gör...
türkiye'de siyasilere çok saygı gösterilmesi
bu tüm dünyada böyledir sayın yazarlar. özellikle geri kalmış ülkelerin geri kalma nedenlerinden biri de budur. yöneticilerin gelip geçici olduğunu unutan cahil halk, onu haşa baki kalacakmış gibi görür. bu da yöneticilerin yavaş yavaş ilahlaştırılmasına neden olur. en sonunda da bazı ülkelerde örneğini gördüğümüz bir durum yaşanır: yönetici haşa peygamber gibi sıfatlar ile karşılanır, karşısında kefen giyilir. saygı tabii ki olmalıdır ama bu saygı dozunu aşarsa, örneğini verdiğimiz gibi putlaştırmaya kadar gider.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük...
ama öyle, evin küçük oğluymuşsunuz ve her sabah abiniz/ablanız tarafından, türlü mel'unluklarla dürtüle dürtüle uykunuzdan uyandırılıp zorla ekmek almaya yollanmışsınız da; sinirle evden çıkıp ayağınıza hırsla geçirdiğiniz annenizin terliklerine takılıp, merdivenin son basamağında tökezleyip düşmüş, ve bakkala kadar uzanan ömrünüzün o en uzun yolunu, içinize doğru sızan gözyaşları ve sızlayan dizinizin acısı ile yürümüşsünüz gibi bir günaydın değil elbet...
fırın dönüşü sıcak ekmeğin kulağını koparıp, o ekmeği kemire kemire, sallana sallana eve doğru yürümüşsünüz gibi bir günaydın...
sevgilisiyle mesajlaşan abilerinizi ablalarınızı 'babama söylerim' tehdidi ile ( söylemeyeceğinizi o da biliyordur elbet) yüklü bir bahşiş vermeye zorlayarak sabahki yuvarlanışın intikamını almışsınız gibi bir günaydın...
fırsatçı bir günaydın...
kindar bir günaydın...
küçük zaferlerle dolu bir günaydın...

fotoğrafı çeken: erdal yazıcı/1989 istanbul
ama öyle, evin küçük oğluymuşsunuz ve her sabah abiniz/ablanız tarafından, türlü mel'unluklarla dürtüle dürtüle uykunuzdan uyandırılıp zorla ekmek almaya yollanmışsınız da; sinirle evden çıkıp ayağınıza hırsla geçirdiğiniz annenizin terliklerine takılıp, merdivenin son basamağında tökezleyip düşmüş, ve bakkala kadar uzanan ömrünüzün o en uzun yolunu, içinize doğru sızan gözyaşları ve sızlayan dizinizin acısı ile yürümüşsünüz gibi bir günaydın değil elbet...
fırın dönüşü sıcak ekmeğin kulağını koparıp, o ekmeği kemire kemire, sallana sallana eve doğru yürümüşsünüz gibi bir günaydın...
sevgilisiyle mesajlaşan abilerinizi ablalarınızı 'babama söylerim' tehdidi ile ( söylemeyeceğinizi o da biliyordur elbet) yüklü bir bahşiş vermeye zorlayarak sabahki yuvarlanışın intikamını almışsınız gibi bir günaydın...
fırsatçı bir günaydın...
kindar bir günaydın...
küçük zaferlerle dolu bir günaydın...

fotoğrafı çeken: erdal yazıcı/1989 istanbul
devamını gör...
çaya şeker atmadan içen kişi
atomu parçalamış gibi bir havası vardır. özellikle belirtir ortamlarda. çaya şeker atmıyorum ya ben. atmayınca tadını anlıyor insan gibi lafları vardır.
devamını gör...
kültürlü olmanın getirdiği zorluklar
her şey hakkında bir fikrin oluşacağı düşüncesidir.
devamını gör...
it happened one night
1934 yapımı romantik komedi tarzında bir frank capra filmi.
başrolde clark gable adeta kadın izleyicileri kendine aşık etmek için oynamış filmde. *
aradan 87 yıl geçmesine rağmen romantik filmlerin bir çoğu bu filmin ekmeğini yemiştir diyerek baya iddialı konuşacağım. hatta yeşilçamdaki bazı romantik komedi filmlerinde bile bu filmden esintiler görebiliriz.
en iyi kadın oyuncu, en iyi erkek oyuncu, en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi senaryo oskarlarını aynı yıl alan ilk film olarak sinema tarihine geçti.
başrolde clark gable adeta kadın izleyicileri kendine aşık etmek için oynamış filmde. *
aradan 87 yıl geçmesine rağmen romantik filmlerin bir çoğu bu filmin ekmeğini yemiştir diyerek baya iddialı konuşacağım. hatta yeşilçamdaki bazı romantik komedi filmlerinde bile bu filmden esintiler görebiliriz.
en iyi kadın oyuncu, en iyi erkek oyuncu, en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi senaryo oskarlarını aynı yıl alan ilk film olarak sinema tarihine geçti.
devamını gör...
sadece türkiye'de karşılaşılabileceği düşünülen şeyler
bir sokakta en az iki tane bulunan çöp kutularına rağmen çöpü yolun ortasına atmak.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
devamını gör...
vincent van gogh
kendi kulağını kesen ressamdır.
van gogh sessiz bir çocuktu. 27 yaşında resim yapmaya başladı ama yaptığı ilk resimler çevresindekiler tarafından fazla beğenilmedi. tekniğini geliştirmeye karar vererek avrupa seyahatlerine çıktı. avrupa'da cemiyetlere katılmaya çalıştı ancak şu an ne resmi ne ismi bilinen, ne idüğü belirsiz birtakım ressamlar tarafından dışlandı. bu ne idüğü belirsizler van gogh'u dışlamakla kalmayıp, hem van gogh'la, hem resimleriyle dalga geçtiler.
yaşamı boyunca kıymeti bilinmedi, sadece bir tablosu satıldı. açlık ve sefalet içinde yaşadı, depresyona girdi ve hatta kulağını kesti.
van gogh sessiz bir çocuktu. 27 yaşında resim yapmaya başladı ama yaptığı ilk resimler çevresindekiler tarafından fazla beğenilmedi. tekniğini geliştirmeye karar vererek avrupa seyahatlerine çıktı. avrupa'da cemiyetlere katılmaya çalıştı ancak şu an ne resmi ne ismi bilinen, ne idüğü belirsiz birtakım ressamlar tarafından dışlandı. bu ne idüğü belirsizler van gogh'u dışlamakla kalmayıp, hem van gogh'la, hem resimleriyle dalga geçtiler.
yaşamı boyunca kıymeti bilinmedi, sadece bir tablosu satıldı. açlık ve sefalet içinde yaşadı, depresyona girdi ve hatta kulağını kesti.
devamını gör...
regl dönemini iğrenç bulan erkek
kadınsızlıktan kafayı yiyip bok atan erkektir.
lan birinizde beni sevin bee kafasıyla takılır sonra olmayınca saldırganlaşır.
geçmiş olsun.
lan birinizde beni sevin bee kafasıyla takılır sonra olmayınca saldırganlaşır.
geçmiş olsun.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
devamını gör...
hastaneye tek başına giden kişi
benimdir defalarca yaşadım, ailem uzakta kendi başıma ilaçlı emarlar, tıp öğrencilerine doppler ultrason mezesi olmalar yaşadım da yaşadım. doktorun hımm çekişlerinde tek başıma, lan gittim kesin çekmeler... ama güzel tecrübe yalnız öleceksin dersi resmen.
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
- beni paketleyip sorguya alıyorlar! halo'yu paketleyip içerden alıyorlar! kim lan bunlar? kim lan bu polat alemdar?
devamını gör...
sabahları neşeli olan tipler
madde kullanıyordur.
devamını gör...
puslu kıtalar atlası
üniversite yıllarında okurken aşırı haz aldığım kitaptır. gerekli değeri görmemiştir aslında bu da net olarak kaliteli olduğunu gösterir.
devamını gör...
türkiye'de unutulamayan olaylar
başkanlığa evet çıkması.
devamını gör...
hakan günday
yurtdışında chuck palahniuk kimse bizim topraklarımızda da yeraltı edebiyatının usta kalemidir. daha, az, azil gibi romanların yazarıdır. şahsiyet dizisini de senaristidir. yeni kitap çıkarsa da okusam diye uzun süredir beklediğim yazardır. ayrıca kinyas ve kayra kitabında geçen şu cümle ile çok da etkilemiştir.
--- alıntı ---
"sorarlarsa, 'ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: yalnız kaldım. kalabildim! altı milyar insanın arasında doğdum. ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."
--- alıntı ---
"sorarlarsa, 'ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: yalnız kaldım. kalabildim! altı milyar insanın arasında doğdum. ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."
devamını gör...
