tunik
antik roma'da hem kadınların hem de erkeklerin giydiği basit bir kıyafettir. genelde daha düşük sınıf tunik giyerken, yüksek sınıf pahalı kumaşlardan yapılmış tunikleri giyerdi. tabii ki yüksek sınıf bu tunikleri sadece alt giysi olarak tercih ederdi.
erkekler statü için tuniklerin üzerine bir de toga giyerken, kadınlar medeni hallerini göstermek için eğer evlilerse tuniklerin üzerine stola giyerlerdi. yani antik roma'da giyim, statü ve medeni durum belirtmek için bir araçtı.
fotoğrafta görülen açık pembe kıyafet bir tunik örneğidir. kadınlarda ayak bileğine kadar uzanmaktadır. kolları ise kolsuz, kısa kollu veya uzun kollu olarak değişiklik gösterirdi. eğer tunik giyen kişi evliyse üzerine stola giyerdi fakat evli olan ya da olmayan kişiler dışarı çıktıklarında üzerlerine palla giyebilirlerdi.

görsel kaynak: link
erkeklerin giydikleri tunik ise kadınlarınkinden biraz daha bol yapılmıştır. uzunlukları dizlerin hemen üzerinden ayak bileklerine kadar değişiklik göstermiştir. ne yazık ki eğer köleyseniz tunik, antik roma'da giyebileceğiniz tek kıyafetti.

görsel kaynak: link
edit: görsellerin süresi dolmuştu.
erkekler statü için tuniklerin üzerine bir de toga giyerken, kadınlar medeni hallerini göstermek için eğer evlilerse tuniklerin üzerine stola giyerlerdi. yani antik roma'da giyim, statü ve medeni durum belirtmek için bir araçtı.
fotoğrafta görülen açık pembe kıyafet bir tunik örneğidir. kadınlarda ayak bileğine kadar uzanmaktadır. kolları ise kolsuz, kısa kollu veya uzun kollu olarak değişiklik gösterirdi. eğer tunik giyen kişi evliyse üzerine stola giyerdi fakat evli olan ya da olmayan kişiler dışarı çıktıklarında üzerlerine palla giyebilirlerdi.

görsel kaynak: link
erkeklerin giydikleri tunik ise kadınlarınkinden biraz daha bol yapılmıştır. uzunlukları dizlerin hemen üzerinden ayak bileklerine kadar değişiklik göstermiştir. ne yazık ki eğer köleyseniz tunik, antik roma'da giyebileceğiniz tek kıyafetti.

görsel kaynak: link
edit: görsellerin süresi dolmuştu.
devamını gör...
son görülmesi ve mavi tiki kapalı insan
ben yani alice. çünkü atılan mesajları unutma gibi bir huyum var. bir ara cevap veririm diyorum aradan 1 hafta geçiyor. ayıp olmasın diye kapattım mecbur. böylelikle insanlar öldüğümü falan düşünüyor. daha makul.
şaka yapmıyorum yine unutmuşum geçenlerde birine cevap vermeyi. aradı sonra kız bir şey oldu sandım dedi. oldu tabii. aklımı yitirdim. daha nolsun.
şaka yapmıyorum yine unutmuşum geçenlerde birine cevap vermeyi. aradı sonra kız bir şey oldu sandım dedi. oldu tabii. aklımı yitirdim. daha nolsun.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
redifli aşık oblomovreis
ati ışık, bizde olmaz ye'is
mehmet akif'ten çaldımsa ne var
kel alâka oynamam tenis
ati ışık, bizde olmaz ye'is
mehmet akif'ten çaldımsa ne var
kel alâka oynamam tenis
devamını gör...
insan zihninde rüyaların oluşumu
basliga insan zihni diyerek basliyorum cunku, bazi hayvanlar da ruya gorurler. ustelik bu durum onlar icin neredeyse hayati oneme sahiptir bile denilebilir. yapilan bir arastirmaya gore, labaratuvar ortaminda turlu bir takim yontemlerle ruyalardan mahrum birakilan hayvanlarin yemeden kesilip acliktan öldüğü farkedilmis ve henuz bir neden de saptanamamis.
keza insan hayati icinde ruyalarin onemi hayli fazla. bilimsel arastirmalarca nasil olustugu konusunda bulgular elde edilse de, nicin olustugu konusu hala biraz muamma....
bu konuyla alakali freud'un bir kurami da bulunmakta. freud'a gore bilincaltimizda bulunan arzu ve isteklerin gündüz donemi bastirilmasiyla geceleri ortaya ciktigini belirtmistir. "rüyalar, bilincaltimiza giden yollardir" diye de eklemistir. bu calismasi hatta aktivasyon sentez kuramı olarak bilinir.
freud'un kurami disinda yapilan bir diger calismanin sonucu ise şoyledir; zihin tipki bir bilgisayar gibi sinir aglarina sahiptir. bu sinir aglari gün icerisinde disaridan aldigi bilgilerle, belirli bir limit sonrasinda doymus hale gelir. sinir aglari bu bilgileri sindirmeye calisirken, anilar rastgele suruklenip birbirleriyle birlesebilir. bu da ruyalarin olusumuna etken olur. yapilan bilimsel calismalar simdilik bu sonucu bir hayli destekliyor gibi.
ruyalarin olusmasinda hipokampus'ün yeri buyuktur. (beyinde anıların biriktigi bölge) ruya esnasinda anılardan olusmus deposundan ruyalar icin onerilerde bulunur. amigdala (duygu denetimi yapan bölum) olarak bilinen bölge de aktiftir. bu bölgenin de calisiyor olmasi demek, korkularimizin ve diger duygularinda ruyalarin icerisinde yeraldigini gosterir.

ancak beynimizin emir merkezi olarak bilinen dorsolateral prefrontal korteks ve orbitofrontal korteks (sosyal davranislarimizi mantik cercevesinde yoneten bolge), ruyalar esnasinda islevsizdir. bu bolgelerin kapali olmasi demek ruyalarda mantigin kurulamadigini, dolayisiyla gercek disi goruntulerin gorulmesinin olasi oldugunu soylemek mumkun.

ekstra eklemeler
* ruya esnasinda vucut dis dunyadan tamamiyla yalitilir. hatta ruya gorurken vucut yari felcli duruma girer. ıste uyku felci olarak bilinen rahatsizlikta, uyanildigi halde devam etmesiyle meydana gelir.
* yasanilan yogun hisler (amigdala korteks etkeni) ruya gormeyi tetikleyebilir.
* ruyalarimiz bir kac saat oncesinde olmus olaylarla ilgili olabilir. fakat genellikle beynimiz bir kac gunluk anilari birlestirmeyi daha cok tercih eder.
* ruyalarin buyuk cogunlugu uyandiktan bir kac dakika sonrasinda zihin tarafindan silinir, dolayisiyla uyanir uyanmaz unuturuz. bu bir nevi zihnin kendi icerisinde yaptigi temizlik gibi.
* geceleri uyurken zihin iki saatini ruya olusturmak icin harcar.
* olusan ruyalar ortalama 5 ila 20 dakika arasidir.
* yine hesaplanan bir diger veriye gore ortalama bir yasam suresince insanlar hayatinin alti yilini ruya gormeye harcarlar...
keza insan hayati icinde ruyalarin onemi hayli fazla. bilimsel arastirmalarca nasil olustugu konusunda bulgular elde edilse de, nicin olustugu konusu hala biraz muamma....
bu konuyla alakali freud'un bir kurami da bulunmakta. freud'a gore bilincaltimizda bulunan arzu ve isteklerin gündüz donemi bastirilmasiyla geceleri ortaya ciktigini belirtmistir. "rüyalar, bilincaltimiza giden yollardir" diye de eklemistir. bu calismasi hatta aktivasyon sentez kuramı olarak bilinir.
freud'un kurami disinda yapilan bir diger calismanin sonucu ise şoyledir; zihin tipki bir bilgisayar gibi sinir aglarina sahiptir. bu sinir aglari gün icerisinde disaridan aldigi bilgilerle, belirli bir limit sonrasinda doymus hale gelir. sinir aglari bu bilgileri sindirmeye calisirken, anilar rastgele suruklenip birbirleriyle birlesebilir. bu da ruyalarin olusumuna etken olur. yapilan bilimsel calismalar simdilik bu sonucu bir hayli destekliyor gibi.
ruyalarin olusmasinda hipokampus'ün yeri buyuktur. (beyinde anıların biriktigi bölge) ruya esnasinda anılardan olusmus deposundan ruyalar icin onerilerde bulunur. amigdala (duygu denetimi yapan bölum) olarak bilinen bölge de aktiftir. bu bölgenin de calisiyor olmasi demek, korkularimizin ve diger duygularinda ruyalarin icerisinde yeraldigini gosterir.

ancak beynimizin emir merkezi olarak bilinen dorsolateral prefrontal korteks ve orbitofrontal korteks (sosyal davranislarimizi mantik cercevesinde yoneten bolge), ruyalar esnasinda islevsizdir. bu bolgelerin kapali olmasi demek ruyalarda mantigin kurulamadigini, dolayisiyla gercek disi goruntulerin gorulmesinin olasi oldugunu soylemek mumkun.

ekstra eklemeler
* ruya esnasinda vucut dis dunyadan tamamiyla yalitilir. hatta ruya gorurken vucut yari felcli duruma girer. ıste uyku felci olarak bilinen rahatsizlikta, uyanildigi halde devam etmesiyle meydana gelir.
* yasanilan yogun hisler (amigdala korteks etkeni) ruya gormeyi tetikleyebilir.
* ruyalarimiz bir kac saat oncesinde olmus olaylarla ilgili olabilir. fakat genellikle beynimiz bir kac gunluk anilari birlestirmeyi daha cok tercih eder.
* ruyalarin buyuk cogunlugu uyandiktan bir kac dakika sonrasinda zihin tarafindan silinir, dolayisiyla uyanir uyanmaz unuturuz. bu bir nevi zihnin kendi icerisinde yaptigi temizlik gibi.
* geceleri uyurken zihin iki saatini ruya olusturmak icin harcar.
* olusan ruyalar ortalama 5 ila 20 dakika arasidir.
* yine hesaplanan bir diger veriye gore ortalama bir yasam suresince insanlar hayatinin alti yilini ruya gormeye harcarlar...
devamını gör...
5000 tl'ye 72 milyon kişinin bilgilerinin satılmasi
düşündüğüm zaman bizi soyup soğana çeviren heriflerin bu kadar vizyonsuz olması, bilgilerimizin birilerine satılmasından daha çok endişe uyandırıyor.
devamını gör...
yeni yazarlar görünce heyecanlanmak
heyecandan elim ayağım boşalıyor diyebilirim. hatta bir iki kere gözüm karardı yeni yazar görünce, tansiyonum düşmüş heyecandan. tuzlu ayran içirdiler.
devamını gör...
ketamin
intravenöz anestezik ilaçlardan birisidir.
nmda reseptör blokajı yapar. güçlü analjezik(ağrı kesici) etkilidir.
bos basıncını artırır ve dissosiyatif anestezi oluşturur
şoktaki hastada iyi bir seçenektir.
miyokard infarktüsünde kullanılmamalıdır.
nmda reseptör blokajı yapar. güçlü analjezik(ağrı kesici) etkilidir.
bos basıncını artırır ve dissosiyatif anestezi oluşturur
şoktaki hastada iyi bir seçenektir.
miyokard infarktüsünde kullanılmamalıdır.
devamını gör...
hz. muhammed
sadece diri diri toprağa gömülen kız çocuklarını bu durumdan kurtarması bile benim kendisine hayranlık ve saygı duymam için yeterde artar bile.
devamını gör...
bir idam mahkumunun son günü
anlatımı o kadar etkili ki sanki kitaptan çıkıp gerçekten o kişiyi yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. okunması gereken mükemmel bir kitap.
devamını gör...
normal sözlük’te tanıdık birilerine rastlamak
bazı yazarları tanımasam da tanıyorum hissi veren başlıktır.
devamını gör...
insan olmasaydın ne olmak isterdin sorunsalı
kalabalık bir meydan olmak isterdim. çokluğun içinde yalnızlığı yaşamayı, üzerimden geçip giden hayatları izlemek isterdim. her gün insanlara hitap etmeyi ama bana çöp atacak, yeri gelince tükürecek nankörlüklerini izlemek isterdim. insanların ne kadar aciz olduklarını bir kez daha görmek isterdim.
devamını gör...
yazarların ilk namaz kılma hikayeleri
ilki hatırlamıyorum ama kandillerde hep şükür namazı kılarım. annemle babam çok ısrar etmişlerdi, ben de kılmıyordum ta ki birkaç ay önceye kadar. ben içim sıkıldığında kalkar yasin falan okurdum, baktım olmuyor namaza başladım. çok şükür birkaç aydır devamı geliyor. belki de okul falan olmadığı için aksatmıyorum. sonrası da gelir inşallahhhh!
devamını gör...
uygur türklerinin aşı karşılığı çin'e sürgün edilmesi
çinle yapılan askeri ve ekonomik anlaşmalar sonucu olması muhtemel hadise.
haber
aşıların pekin'de bekletilmesi de garipti zaten haber
eğer korkulan gerçekleşir ve mazlum uygurlar iade edilirlerse; bugünün türkiye'si, siyasetçisinden seçmenine kadar, en şerefsiz, en namussuz ve en alçak insanlar olarak tarihe geçerler.
seyit tümtürk açıklaması
din kardeşliği sadece lafta değil, icraatla gerçekleştirilir.. ama din kartvizitiyle insanları "kardeşçe" dolandırmak daha basit.
türkçülük; pavyonda bozkurt işareti yapıp, garibana çökmekle, 3. sınıf mafya pozlarıyla olmuyor.
bu olay gerçekleşirse ve ülke topyekün ayaklanmazsa.. bir daha hiç kimse, ne "müslümanım" ve ne de "insanım" diye gezmesin.
haber
aşıların pekin'de bekletilmesi de garipti zaten haber
eğer korkulan gerçekleşir ve mazlum uygurlar iade edilirlerse; bugünün türkiye'si, siyasetçisinden seçmenine kadar, en şerefsiz, en namussuz ve en alçak insanlar olarak tarihe geçerler.
seyit tümtürk açıklaması
din kardeşliği sadece lafta değil, icraatla gerçekleştirilir.. ama din kartvizitiyle insanları "kardeşçe" dolandırmak daha basit.
türkçülük; pavyonda bozkurt işareti yapıp, garibana çökmekle, 3. sınıf mafya pozlarıyla olmuyor.
bu olay gerçekleşirse ve ülke topyekün ayaklanmazsa.. bir daha hiç kimse, ne "müslümanım" ve ne de "insanım" diye gezmesin.
devamını gör...
sözlük radyosu toplantısı
sesi radyocu olmak için doğmuş yazara selam olsun o nasıl bir sesti.
devamını gör...
köylülük belirtileri
ekşiden bu başlıklar yüzünden soğumuştum.şehirde yaşayan bazı dangalakların yaptıkları ise şöyle:
kırmızı yandığı halde kornaya basmak,
asansöre osurmak, camına sümüğünü silmek,dakikalarca asansörü tutmak,
kapı önüne kirli çocuk bezi bırakmak,
otopark giriş-çıkışına, engelli yerine araç park etmek,
kadın sürücüleri taciz etmek,
karşıdan gelirken omuz atarak geçmek,yere tükürmek,
10 liraya aldığı ürünü 3 ay kullanıp beğenmedim diyerek mağazaya iadeye getirmek,
üstü gazeteyle kapalı cesedin olduğu yerde denize girmek,havuza,denize işemek.
piknik,mangal sonrası ortalığı leş gibi bırakmak,wc çıkışında elleri yıkamamak,
kasiyer, garson gibi çalışanları ezmeye çalışmak.
şehirde doğup şehirde yaşayan biri olarak birebir görüp yaşadıklarım.bu liste uzayıp gider.yöneticiler neden kaldırmıyor böyle başlıkları.
kırmızı yandığı halde kornaya basmak,
asansöre osurmak, camına sümüğünü silmek,dakikalarca asansörü tutmak,
kapı önüne kirli çocuk bezi bırakmak,
otopark giriş-çıkışına, engelli yerine araç park etmek,
kadın sürücüleri taciz etmek,
karşıdan gelirken omuz atarak geçmek,yere tükürmek,
10 liraya aldığı ürünü 3 ay kullanıp beğenmedim diyerek mağazaya iadeye getirmek,
üstü gazeteyle kapalı cesedin olduğu yerde denize girmek,havuza,denize işemek.
piknik,mangal sonrası ortalığı leş gibi bırakmak,wc çıkışında elleri yıkamamak,
kasiyer, garson gibi çalışanları ezmeye çalışmak.
şehirde doğup şehirde yaşayan biri olarak birebir görüp yaşadıklarım.bu liste uzayıp gider.yöneticiler neden kaldırmıyor böyle başlıkları.
devamını gör...
saçma sapan mesaj atan yazar
bugün bir tanesine denk geldim. adama ne kadar saygı çerçevesinde konuştuysam bana o kadar agresiflikle yaklaştı. anlam veremiyorum bu sebepsiz nefrete. ya hu ben neden yalan bir şey yazayım yalandan bu kadar nefret ederken?
devamını gör...
bir intihar akşamı üstüne söylenti
insanın kalbini kıran bir turgut uyar şiiri. uyar'ın şiir derlemesi olan büyük saat kitabının 320. sayfasında külçe gibi duruyor. gölge gibi geçip gidenlerin, bir yere ait olmayı beceremeyen, hiçbir fotoğrafta çıkmayanların veda şiiri. ne gerek vardı imla kurallarına, oysa bir hayalet gibi geçip gittiğimiz yaşamda darmadağınık bir şeydi yalnızlık. hani yaşar kemal ince memed kitabında yazmış ya; "demir olsam çürürdüm, toprak oldum dayandım." diye işte toprak olayım derken bataklığa dönüşmenin şiiridir bu. hiç anlamam şairler nasıl hiç tanımadıkları insanları, hiç parçası olmadıkları hayatları cümlelerinde bu kadar net anlatır. turgut uyar beni hiç bilmez ama bu şiir beni tanıyor benim onu tanıdığım gibi.
kısacık yoğun bir akşam
herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam
bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve bir intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam
kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam
neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam
her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kısacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.
kim karıştırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
duraladım ne yapsam
kim karıştırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam
yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serin bir akşam öyle söylediler...
kısacık yoğun bir akşam
herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam
bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve bir intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam
kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam
neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam
her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kısacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.
kim karıştırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
duraladım ne yapsam
kim karıştırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam
yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serin bir akşam öyle söylediler...
devamını gör...
ağzını şapırdatarak yemek yemek
sinirden kanımın çekilip beynime sıçramasına, şu an yazarken bile elimin ayağımın titremesine neden olan olaydır. ağız şapırdatmak vb seslerden rahatsız olanlar bir de tıbben hasta olarak kabul edilmiş ve bu durum misofoni olarak tanımlanmış. hayır rahatsız edilen, huzuru kaçırılan ben iken neden rahatsız eden kişiye hasta denmiyor da benim gibi insanlar yaftalanıyor. bak yine sinirlendim. son sözüm “lütfen yemek yerken ağzınızı şapırdatmayın, lütfen.”
devamını gör...

