lily aldrin
kimse bana küfürlü, cinsiyetçi tanım giriyor demesin ama dizinin en **** karakteridir. marshall gibi adamı sanat/sepet dalgasına hiç düşünmeden terk etmeyi göze alan, ardından başarısız olup döndüğünde bir türlü rahat durmayıp ted'e, marshall'a hayatı zehir eden, çevresindeki insanların yaşamlarına majör/minör müdahelelerde bulunmaktan çekinmeyen, hatasını asla kabul etmeyen, marshall'a aptal saptal yasaklar koyan, aldrin justice adı altında hırsızlıktan vs çekinmeyen, kredi kartı borcunu veya diğer hatalarının ceremesini manipülasyon yolu ile marshall'a yıkan ahlaksız, pis seviştiğini düşündüren bir karakter idi kendisi. hiç sevmedim, sevmeyeceğim. nefretimsin lily aldrin. ted'in sarışın züppe sevgilisi karen'ı bile senden daha çok seviyorum en azından o kadında entelektüel bir birikim var idi.
devamını gör...
kişisel gelişim kitapları zırvalığı
genelde satanların zengin olup kişisel gelişimini tamamladığı kitaplardır.
devamını gör...
atardamar
arterlerdir. kardiyovasküler sistem*in kalpten sonra ki en önemli bölümüdür. pulmoner ve umblikal arterler dışındakiler kalpten aldıkları temiz kanı dokulara ileten, toplardamara göre daha kalın duvarlı, daha yüksek basınçlara dayanabilen damarlardır.
devamını gör...
intihar cesaret midir yoksa korkaklık mı ikilemi
çaresizliktir.
cesaret ya da korkaklık bu eyleme kılıf olabilecek kavramlar değildir.
cesaret ya da korkaklık bu eyleme kılıf olabilecek kavramlar değildir.
devamını gör...
türkiye'de yaşayan kanser hastalarına stresten uzak durun demek
hastayı o an bir anksiyete krizine sokabilecek söz öbeği.
hastanın doktora sinkaflı kelimeler söylemesi ile de sonuçlanabilir.*
hastanın doktora sinkaflı kelimeler söylemesi ile de sonuçlanabilir.*
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
(bkz: casa battlo) ((gbkz: kemiklerin evi))
antoni gaudi'nin baş yapıtlarından biri olan bina barcelona şehir merkezinde yer alır, pencereleri kemik görünümünde olduğu için kemik evi olarak anılmaktadır.

antoni gaudi'nin baş yapıtlarından biri olan bina barcelona şehir merkezinde yer alır, pencereleri kemik görünümünde olduğu için kemik evi olarak anılmaktadır.

devamını gör...
iftar davetini geri çevirmeyen ateist
farklı kültürlere ve başkalarının inancına saygı duyan ateisttir. müslüman arkadaşı için önemli olan iftar davetine katılır, masadaki herkes orucunu açana kadar yemeğine başlamaz. iftar kurallarına elinden geldiğince uymaya çalışır. kültürel farkındalığa sahiptir.
iftar davetini geri çevirmeyen hristiyan ve şükran günü yemeğine katılan müslümanla aynı kategoridedir. hepimiz insanız der, bir başkasının değerine saygı gösterir. o geleneğin dua ve ibadet etme dışındaki bölümlerine katılır.
iftar davetini geri çevirmeyen hristiyan ve şükran günü yemeğine katılan müslümanla aynı kategoridedir. hepimiz insanız der, bir başkasının değerine saygı gösterir. o geleneğin dua ve ibadet etme dışındaki bölümlerine katılır.
devamını gör...
nikolay vasilyeviç gogol
düşsel gerçekçilik akımının kurucu üstadıdır. hem o kadar gerçekçidir, hem o kadar fantazi ürünüdür.
devamını gör...
geceye az bilinen bir şarkı bırak
tabii biliniyordur illaki ama bizim yaş grubu pek bilmez diye düşünüyorum. şöyle buyrun:
devamını gör...
kabil kompleksi
tevrata göre kabil kardeşini* öldürdükten sonra yurdundan uzaklaşır.
çağdaş psikoloji kabil kompleksini büyük kardeşin küçük kardeşe duyduğu kıskançlık olarak adlandırır.
bunun dışında bir anlamı daha vardır cemil meriç'in bu ülke kitabında geçer
"işlediği cinayeti unutmak için vaka mahallinden uzaklaşan, vicdanın sesini yâdellerde unutmaya çalışan bir bedbahtın karanlık ve günahkar duyguları"
her dudakta aynı rezil şikayet: yaşanmaz bu memlekette! neden? efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lağım kokusu, bu insan ve makine uğultusu mu? hayır, onlar türkiye'nin insanından şikayetçi. ınsanından, yani kendilerinden. aynaya tahammülleri yok. vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını "yaşanmaz"laştıranlardır.
türk aydını, kitab-ı mukaddes'in serseri yahudisi... hangi türk aydını? kaçanlar ne türk ne aydın. bu firar bir kabil kompleksi.
sayfa 97
çağdaş psikoloji kabil kompleksini büyük kardeşin küçük kardeşe duyduğu kıskançlık olarak adlandırır.
bunun dışında bir anlamı daha vardır cemil meriç'in bu ülke kitabında geçer
"işlediği cinayeti unutmak için vaka mahallinden uzaklaşan, vicdanın sesini yâdellerde unutmaya çalışan bir bedbahtın karanlık ve günahkar duyguları"
her dudakta aynı rezil şikayet: yaşanmaz bu memlekette! neden? efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lağım kokusu, bu insan ve makine uğultusu mu? hayır, onlar türkiye'nin insanından şikayetçi. ınsanından, yani kendilerinden. aynaya tahammülleri yok. vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını "yaşanmaz"laştıranlardır.
türk aydını, kitab-ı mukaddes'in serseri yahudisi... hangi türk aydını? kaçanlar ne türk ne aydın. bu firar bir kabil kompleksi.
sayfa 97
devamını gör...
neden yapıldığı anlaşılamayan şeyler
kalp kırmak.
devamını gör...
hobaaa3434
aylık puan tablosunda bengaripsengüzeldünyaumutlu’ya karşı sol kulvardan yaptığı atak maalesef yetersiz kalacak yazar.
öngörü:
öngörü:
devamını gör...
sedat peker'in internet sitesine erişimin engellenmesi
hahahaha peki ya youtube?
komiksiniz be sahiden komik.*
komiksiniz be sahiden komik.*
devamını gör...
bir erkeğin en tatlı olduğu an
kitap okurken, o dünyada kaybolduğu andır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
sözlük yazarlarının biraz şey olması
biraz insanız . ama çok az
cimcik kadar! hahahhahahaa.
cimcik kadar! hahahhahahaa.
devamını gör...
ırkın hayatımızdaki önemi
boş küme.
en çok kendimi severim ben sonra da beni sevenleri.*
sevenin ırkına, dinine, cinsiyetine bakmam.
öyle de hümanistim.
en çok kendimi severim ben sonra da beni sevenleri.*
sevenin ırkına, dinine, cinsiyetine bakmam.
öyle de hümanistim.
devamını gör...
the sound of music
aslen 1959 tarihli bir broadway müzikali olup aynı zamanda julie andrews'un başrolünde yer aldığı 1965 yapımı bir müzikal filmdir ve türkçe'ye 'neşeli günler' ismiyle çevrilmiştir. kısaca 'huzurun ve saf sevginin filmi' olmakla beraber çocukluğumuzdan beri kulağımıza çalınmakta olan nice melodinin de kaynağıdır bu film. hem de gerçek bir yaşam öyküsünden esinlenilmiştir. barones maria von trapp , georges ludwig van trapp ve tüm trapp ailesi çocukları gerçekten yaşamıştır bir zamanlar. hatta the trapp family ve the trapp family in america isimli 1956 ve 1958 tarihli başka müzikal filmler dahi mevcuttur.
öyle pek derin bir senaryosu yoktur ama tüm saf duyguları hissettirir size neşeli günler.
filmin adını aldığı giriş şarkısı 'the sound of music';
bu şarkının ismini söylemeye dahi gerek yoktur;
anlaşıldığı üzere maria'nın yaşı oldukça gençtir ve başladığı rahibelik yoluna devam edecek sabır,sükunet gibi birtakım temel meziyetleri henüz yoktur. bu sebeple manastırdaki en tecrübeli rahibeler,onu bir hayat tecrübesi yaşaması ve böylece olgunlaşmasını sağlamak amacıyla yüzbaşı von trapp isimli bir adamın evine dadılık yapması için göndermeyi kararlaştırırlar.
sister maria rahibelik yolundan vazgeçip mürebbiyelik görevine,daha doğrusu yeni bir hayat amacına yol alırken şöyle der;
''...güç rakamlarda değil,güç zenginlikte değil;
güç, huzurlu uykuyla geçen gecelerde.uyandığında,uyuduğunda sağlıklı olmakta...''
sonra çeşitli olaylar sebebiyle başladığı noktaya,sevgili manastırına geri döner maria. ama bilge başrahibe abbes ona şu sözlerle nasihat verir;
''yaşamak için doğduğun hayatı yaşamalısın,maria...''
öyle pek derin bir senaryosu yoktur ama tüm saf duyguları hissettirir size neşeli günler.
filmin adını aldığı giriş şarkısı 'the sound of music';
bu şarkının ismini söylemeye dahi gerek yoktur;
anlaşıldığı üzere maria'nın yaşı oldukça gençtir ve başladığı rahibelik yoluna devam edecek sabır,sükunet gibi birtakım temel meziyetleri henüz yoktur. bu sebeple manastırdaki en tecrübeli rahibeler,onu bir hayat tecrübesi yaşaması ve böylece olgunlaşmasını sağlamak amacıyla yüzbaşı von trapp isimli bir adamın evine dadılık yapması için göndermeyi kararlaştırırlar.
sister maria rahibelik yolundan vazgeçip mürebbiyelik görevine,daha doğrusu yeni bir hayat amacına yol alırken şöyle der;
''...güç rakamlarda değil,güç zenginlikte değil;
güç, huzurlu uykuyla geçen gecelerde.uyandığında,uyuduğunda sağlıklı olmakta...''
sonra çeşitli olaylar sebebiyle başladığı noktaya,sevgili manastırına geri döner maria. ama bilge başrahibe abbes ona şu sözlerle nasihat verir;
''yaşamak için doğduğun hayatı yaşamalısın,maria...''
devamını gör...
art nouveau
bir dönem bütün batı'yı kasıp kavurmuş sanat akımı; 19. yüzyıl sonunda, 1895-1905 arasındaki on yıllık bir süreçte, hem avrupa'da hem de amerika'da resimden mimariye, dekorasyondan tasarıma bir çok alanı etkisine almıştı. bir şiarı vardı bu akımın zarif dekoratif süslemelerin ön planda olduğu bitkisel-eğrisel bezeme, temel dayanağı ise klasisizmin reddiydi. yaygın olmakla birlikte ülkelerin kendi üslupsal yaklaşımıyla zenginleşmiş, farklılaşmış ve yerel özellikler göstermiştir. öyle ki; akım, fransızcada "art nouveau" , almanya'da “jugendstil”, avusturya'da “secession”, ispanya’da "modernista", belçika’da "stile des vingt", italya’da "stile inglese"/"stile liberty" adını almıştır.
akım, 1895 yılında alman tüccar bing’n paris’te açtığı bir galeriden; la maison de l’art nouveau’dan kıvılcım aldı. alfons mucha (1860-1939) ve jules cheret (1836-1932) akımın öncüleriydiler.
alphonse maria mucha:

jules cheret:

dönemin en önemli ressamlarında da art nouveau etkiler görülür. henri de toulouse-lautrec, georges seurat, paul gauguin, félix vallotton, van rysselberghe, resimlerinde ve bir kısmı da afişlerinde art nouveau karakterine uygun simgeci öğeler ve bolca eğrisel çizgi kullandılar.
henri de toulouse-lautrec:

avusturya'da secession adını alan akım, genel çizgiden biraz farklılaştı. çiçekli, bitkisel-eğrimseller yerini, düzleşmiş, geometrikleşmiş formlara bıraktı. en olgun ürünleri gustav klimt, josef koloman moser, mimar otto wagner ve joseph m. obrich'in işlerinde görürüz. bu sanatçılar, modernlik ve özgürlük temeli üzerinde bir araya geldiler. ver sacrum adındaki dergileri ile sanat anlayışlarını yaygınlaştırdılar. onlara göre gündelik yaşam nesneleri de akımın anlayışına göre tasarlanmalıydı. böylelikle akım, yeni bir konstrüksiyon ve dekorasyon anlayışı yarattı. gustav klimt akımın en önemli temsilcilerindendir. karlsplatz istasyonu, mimar otto wagner'in, viyana secession binası ise joseph m. obrich'in bu akımda yarattıkları en önemli yapılardır. secession’un bronz kapısı ve altın renkli bronz yapraklarla süslenmiş kubbesi gustav klimt'e aittir.
gustav klimt:


viyana secession binası:

karlsplatz istasyonu:
akım, 1895 yılında alman tüccar bing’n paris’te açtığı bir galeriden; la maison de l’art nouveau’dan kıvılcım aldı. alfons mucha (1860-1939) ve jules cheret (1836-1932) akımın öncüleriydiler.
alphonse maria mucha:

jules cheret:

dönemin en önemli ressamlarında da art nouveau etkiler görülür. henri de toulouse-lautrec, georges seurat, paul gauguin, félix vallotton, van rysselberghe, resimlerinde ve bir kısmı da afişlerinde art nouveau karakterine uygun simgeci öğeler ve bolca eğrisel çizgi kullandılar.
henri de toulouse-lautrec:

avusturya'da secession adını alan akım, genel çizgiden biraz farklılaştı. çiçekli, bitkisel-eğrimseller yerini, düzleşmiş, geometrikleşmiş formlara bıraktı. en olgun ürünleri gustav klimt, josef koloman moser, mimar otto wagner ve joseph m. obrich'in işlerinde görürüz. bu sanatçılar, modernlik ve özgürlük temeli üzerinde bir araya geldiler. ver sacrum adındaki dergileri ile sanat anlayışlarını yaygınlaştırdılar. onlara göre gündelik yaşam nesneleri de akımın anlayışına göre tasarlanmalıydı. böylelikle akım, yeni bir konstrüksiyon ve dekorasyon anlayışı yarattı. gustav klimt akımın en önemli temsilcilerindendir. karlsplatz istasyonu, mimar otto wagner'in, viyana secession binası ise joseph m. obrich'in bu akımda yarattıkları en önemli yapılardır. secession’un bronz kapısı ve altın renkli bronz yapraklarla süslenmiş kubbesi gustav klimt'e aittir.
gustav klimt:


viyana secession binası:

karlsplatz istasyonu:
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
"kimsenin hikayesini kınamayın, henüz sizinki bitmedi."
devamını gör...
