sinema tarihinin en iyi oyunculuk performansları
(bkz: split (film)) - (bkz: james mcavoy) filmde çoklu kişilik bozukluğu olan ana karakteri kevin wendell crumb'ı canladırmıştır.
filmin ana karakteri kevin’ın 23 farklı kişiliği olduğunu öğrensek de, son sahnede eklenen the beast ile bunun 24’e tamamlandığını söylemek mümkün. beyazperdede ise bahsi geçen 24 karakterin yalnızca 8 tanesinin james mcavoy tarafından canlandırıldığını görürüz. bu 24 farklı karakteri sıralayacak olursak;
barry, jade, orwell, kevin, heinrich, norma, goddard, dennis, hedwig, bernice, patricia, polly, luke, rakel, felida, ansel, jalin, kat, b.t., samuel, mary reynolds, mr. pritchard ve 24. kişilik olarak tanımlayabileceğimiz the beast. jenerikte sıralanan 8 farklı kişilik ise, dennis, patricia, hedwig, the beast, kevin wendell crumb, barry, orwell ve jade olarak karşımıza çıkar. kaynak:buradan
filmin ana karakteri kevin’ın 23 farklı kişiliği olduğunu öğrensek de, son sahnede eklenen the beast ile bunun 24’e tamamlandığını söylemek mümkün. beyazperdede ise bahsi geçen 24 karakterin yalnızca 8 tanesinin james mcavoy tarafından canlandırıldığını görürüz. bu 24 farklı karakteri sıralayacak olursak;
barry, jade, orwell, kevin, heinrich, norma, goddard, dennis, hedwig, bernice, patricia, polly, luke, rakel, felida, ansel, jalin, kat, b.t., samuel, mary reynolds, mr. pritchard ve 24. kişilik olarak tanımlayabileceğimiz the beast. jenerikte sıralanan 8 farklı kişilik ise, dennis, patricia, hedwig, the beast, kevin wendell crumb, barry, orwell ve jade olarak karşımıza çıkar. kaynak:buradan
devamını gör...
erkekler olarak tayt giymek istiyoruz
destekliyorum. bir kadin olarak sokakta taytsiz erkek gormek istemiyorum!
devamını gör...
marie curie
uranyum elementi ile yaptığı deneyler sonucunda radyoaktiviteyi keşfeden, fizik ve kimya alanında nobel ödüllerine sahip olan kadın bilim insanıdır.
aynı zamanda radyoloji biliminin kurucusudur.
nobel ödülünü alan ilk kadın ve bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanıdır.
aynı zamanda radyoloji biliminin kurucusudur.
nobel ödülünü alan ilk kadın ve bu ödülü iki kere alan ilk bilim insanıdır.
devamını gör...
listerine
düzenli olarak koyu mavisini kullanıyorum, gerçekten de hem ağız bakımı için hem de diş plaklarını önlediği için tercihim.
devamını gör...
kyk borcu
şükür hepsini ödedim. umarım silinir ben ödedim herkes ödesin kafasında değilim. durumu kötü olan onlarca insan biliyorum. bence bu işe bir çözüm getirilmeli. ya üniversite sayısını azaltıp kaliteli eğitim vereceksin ya da durumu olmayan gerçekten ihtiyaç sahiplerine bunu geri ödemesiz vereceksin çünkü imkanı olmayana burs çıkmıyor imkanı olana burs çıkıyor.
devamını gör...
druid
ceaser'in anlatılarında druidlerin yargı hükmünden de bahsedilir. adamlar miras hukuku, eşya hukuku, ceza hukuku alanlarını bildiğiniz parsellemişler. bu tarz mevzularla ilgili bütün kararlar druidler tarafından veriliyor. kişi yada kabileler bu kararlara uymadıklarında tabiri caizse ayvayı yiyiyorlar. kişiler aforoz edilip cani damgası yerken, kabileler de kurban kesme ve bazı ritüelleri yerine getirme hakkını kaybediyorlar. aslında bu arkadaşlar dini tandanslı kanaat önderi olmaktan ziyade toplumun gizli yönetim erki haline gelmişler ve tabiri caize kendi toplumlarının bir nevi çanına ot tıkamışlardır. tıpkı diğer dini gruplar gibi de yığınla ayrıcalığa sahiplerdir, askerlik falan yapmazlar, bazı vergilerden muaftırlar. mitolojik anlamda onlara çok fazla önem atfedilse de aslında çok da ahım şahım tipler sayılmazlar. inanç kartını sağlam kullanmışlar ve korku ile karışık bir saygınlığa erişmişlerdir.
bu arada kral arthur'un meşhur merlin'i de kuvvetle muhtemel druiddir. misal tim clarkson bu konuya dikkat çekerken onun ormanlarda yaşayan ve romalılara direniş gösteren keltlerin pagan şamanı olduğundan bahsediyor. bu durum pek uzak ihtimalde sayılmaz. malum efsaneler her daim çeşitli değişimler geçirerek son halini alıyor. büyücü merlin'de kuvvetle muhtemel böyle bir adam. çünkü kendisinden bazı metinlerde ormanda yaşayan yabani adam diye bahsediliyor. bazı efsanevi kelt şiirlerinde de myrddin ismi ile kendisine dikkat çekiliyor falan filan.
tabi bu abiler/ablalar efsanevi ve mitolojik bağlamda yürüyüp gidince fantastik kurgu edebiyatı da bir hayli etkilemiş bulundular. misal benim çerezlik bir seri olarak niteleyebileceğim shannara efsanesi serisinde druidler çok daha farklı bir şekilde betimlenmişlerdir. paranor'u inşa edip, denge unsuru haline gelmişler sonra ise bozmuşlardır. druid brona, kara büyücü lorda dönüşmüş ortalığı toz duman etmiştir. tabi bremen ve allanon karakterleri de druiddir. hatta allanon yeryüzü üzerinde yürüyen son druiddir. druid uykusuna falan yatar. çok hoş bir uyku çeşididir. yeri gelir 300 sene uyur sonra zımba gibi fişek gibi uyanır. tabi orada birde kutsal ağaç ellcrys var. yani druid anlatıları bir şekilde fantastik kurgu türünde yazan yazarları da ciddi şekilde etkilemiştir. böyle bir kaç örnek daha var ama onları da yazmaya kalkarsak sabah olur. *
bu arada kral arthur'un meşhur merlin'i de kuvvetle muhtemel druiddir. misal tim clarkson bu konuya dikkat çekerken onun ormanlarda yaşayan ve romalılara direniş gösteren keltlerin pagan şamanı olduğundan bahsediyor. bu durum pek uzak ihtimalde sayılmaz. malum efsaneler her daim çeşitli değişimler geçirerek son halini alıyor. büyücü merlin'de kuvvetle muhtemel böyle bir adam. çünkü kendisinden bazı metinlerde ormanda yaşayan yabani adam diye bahsediliyor. bazı efsanevi kelt şiirlerinde de myrddin ismi ile kendisine dikkat çekiliyor falan filan.
tabi bu abiler/ablalar efsanevi ve mitolojik bağlamda yürüyüp gidince fantastik kurgu edebiyatı da bir hayli etkilemiş bulundular. misal benim çerezlik bir seri olarak niteleyebileceğim shannara efsanesi serisinde druidler çok daha farklı bir şekilde betimlenmişlerdir. paranor'u inşa edip, denge unsuru haline gelmişler sonra ise bozmuşlardır. druid brona, kara büyücü lorda dönüşmüş ortalığı toz duman etmiştir. tabi bremen ve allanon karakterleri de druiddir. hatta allanon yeryüzü üzerinde yürüyen son druiddir. druid uykusuna falan yatar. çok hoş bir uyku çeşididir. yeri gelir 300 sene uyur sonra zımba gibi fişek gibi uyanır. tabi orada birde kutsal ağaç ellcrys var. yani druid anlatıları bir şekilde fantastik kurgu türünde yazan yazarları da ciddi şekilde etkilemiştir. böyle bir kaç örnek daha var ama onları da yazmaya kalkarsak sabah olur. *
devamını gör...
karma puan yardımlaşması
bi' fav be abim vallaha dilenci değilim.
devamını gör...
güne bir fotoğraf bırak
rob'un "biraz böyle dışarıda, biraz da tek başımayım." dediği benim de "belki yola çıkmıştır sadece?" dediğim sandalyesi bu gün bir çok kez aklıma geldi, neden bilmiyorum.
antitez olarak kullandığım, arada açıp açıp baktığım fotoğrafı buraya da koymak istedim.
hangimiz haklı denilen kavrama daha yakındık / yakınız bilmiyorum ama tahta sandalyelerin biz insanlara anlatacağı çok şey var, ona eminim..*
antitez olarak kullandığım, arada açıp açıp baktığım fotoğrafı buraya da koymak istedim.
hangimiz haklı denilen kavrama daha yakındık / yakınız bilmiyorum ama tahta sandalyelerin biz insanlara anlatacağı çok şey var, ona eminim..*
devamını gör...
japon olmayı arzulamak
bir japonya vatandaşı ile evlenerek bir kaç yıl içinde japon olmasanızda japonya vatandaşı olabilirsiniz.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
birilerine fena rahatsızlık veren sözleşme. daha önce de varla yok arasındaydı ama en azından var diyebiliyorduk.
devamını gör...
yoldaş'ın sesi
merak ettiğim fakat merakımı dindirmek istemediğim konu. merak iyidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
benim sana ne gibi bir katkım olabilir ki?.. durdukça ölüme daha çok çekiliyorum sanki...
kadere inanır mısın prenses?..
yaşadığım çevrede böyle birşeye inanmanın asaletimizi zedeleyeceği söylenirdi. dolayısıyla inanmıyorum!.
ben kader olduğunu düşünüyorum. işin garip yanı prenses, senin ölüme an be an yaklaştığını ben de hissediyorum. fakat bir şekilde her seferinde buraya çekilmiş buluyorum bendimi.
hayır bayım. asalet sahibi insanlar bendlerini aşabilirler. siz halktan olduğunuz için....
bu ağır olmadı mı prenses?..
ya da boş verin açıklamanın manası yok... hoşça kalın prenses. artık evinizdesiniz. lakin şunu unutmayın kader kendinde, kendini gerçekleştirmeye her daim büyük bir kudret bulacaktır.
bu kadar mı? sadece bunu söyleyip sessizce uzaklaştı mı? gerçekten çok kabasın prenses.
ölüme yaklaşan ben değilim ve bunu anladığında belki iş işten geçmiş herkes yerini bulmuş olacak. o an gelene kadar kaderin, asalet tanıdığına ikna olması kafi. .
swhh
kadere inanır mısın prenses?..
yaşadığım çevrede böyle birşeye inanmanın asaletimizi zedeleyeceği söylenirdi. dolayısıyla inanmıyorum!.
ben kader olduğunu düşünüyorum. işin garip yanı prenses, senin ölüme an be an yaklaştığını ben de hissediyorum. fakat bir şekilde her seferinde buraya çekilmiş buluyorum bendimi.
hayır bayım. asalet sahibi insanlar bendlerini aşabilirler. siz halktan olduğunuz için....
bu ağır olmadı mı prenses?..
ya da boş verin açıklamanın manası yok... hoşça kalın prenses. artık evinizdesiniz. lakin şunu unutmayın kader kendinde, kendini gerçekleştirmeye her daim büyük bir kudret bulacaktır.
bu kadar mı? sadece bunu söyleyip sessizce uzaklaştı mı? gerçekten çok kabasın prenses.
ölüme yaklaşan ben değilim ve bunu anladığında belki iş işten geçmiş herkes yerini bulmuş olacak. o an gelene kadar kaderin, asalet tanıdığına ikna olması kafi. .
swhh
devamını gör...
melanie martinez
asıl adı melanie adele martinez olan amerika doğumlu sanatçı. birçok farklı sanat dalında başarılı olsa da şarkıcı olarak akıllarda kalmıştır. 2012 yılında the voice isimli yarışmaya katılarak ün kazanmıştır fakat kendisi yarışmadaki zamanları ile hatırlanmak istemiyor.
kendine has tarzı olan ve hayatının büyük bi kısmında zorbalığa uğrayan ve şarkılarında genellikle zorbalık, toplumsal baskı gibi problemlerden bahseden sanatçı asıl çıkışını cry baby albümündeki dollhouse isimli şarkı ile yapmış, şarkı o dönem popüler olan (bkz: pretty little liars) isimli dizide kullanılmıştır.
onu diğer sanatçılardan ayıran diğer özelliği cry baby isimli albümündeki şarkıların belli bir sırada ve hikayede ilerlemesidir. sanatçı verdiği emeğin karşılığını maddi olarak alamasa da gocunmayıp tüm şarkılarına klip çekmiş bu konuda da saygımı kazanmıştır.
ikinci stüdyo albümü olan k-12'nin promosunu film çekerek yapmış filmde tüm şarkılarını tanıtmıştır. ayrıca zamanında tecavüz suçlamalarına maruz kalsa da aklanmayı başarmıştır. tüm şarkıları güzeldir fakat show and tell isimli şarkısında ünlü olmanın zorluklarını, kendisinin de insan olduğunu, toplum için bir ürün olmadığını anlatarak otoriteye laf söylemekten de çekinmemiştir.
cry baby albümünü dinlemek isteyenler için albümdeki şarkı sıralaması ve hikayesi şu şekildedir.
dollhouse: asıl karakter olan crybaby'nin babasının annesini aldattığını, kardeşinin uyuşturucu problemleri yaşadığını, ailesinin dışarıdan göründüğü gibi mükemmel olmadığını anlatır.
crybaby: sulu göz anlamına gelen şarkıda melanie kurgusal karakter üzerinden kendi uğradığı zorbalıkları anlatarak ağlamanın aslında kötü bir şey olmadığını anlatır.
sippy cup: şarkıda annesinin alkol problemlerinden ve ona yaşattığı travmaları anlatır.
carousel: crybaby'nin karnavalda bir çocukla tanışıp ondan hoşlanmasından sonra yüzüstü bırakılmasını anlatır. şarkıcı bu şarkıyı yazarken favori dizisi olan amerikan horror storyden ilham almıştır. şarkıyı dinlerken o karanlık ve ürkütücü karnaval havasını sezmemek elde değil.
alphabet boy: şarkı, hoşlandığı çocuğun onu yüz üstü bırakması ne kadar kalbini kırsa da kırgınlığının öfkeye dönüşmesini anlatır.
soap: yaşadığı olaylardan sonra johnny isimli arkadaşından hoşlanmaya başlayan cry baby ona bu durumu itiraf eder ve daha sonra pişmanlık yaşar.
traning wheels: johnny'nin de kendisine karşı hisleri olduğunu öğrenen crybaby'nin ciddi bir ilişki istediğini anlatır.
pity party: doğum günü olan cry baby, johnny ve arkadaşlarını doğum gününe davet eder fakat kimse gelmez. yaşadığı hayal kırıklığını ve kendini avutmaya çalışmasını anlatır.
tag you're it: albümün en derin ve en karanlık şarkısıdır fikrimce. şarkıda crybaby'nin bir adam tarafından kaçırılıp tecavüze uğraması anlatılır.
milk and cookies: kaçırılan ve tecavüze uğrayan crybaby, kendisini kaçıran adamı zehirleyip ondan kurtulmayı başarır.
pacify her: olanlardan sonra sevgilisi olan bir başka oğlanla tanışan crybaby, oğlan ile sevgilisinin arasını bozmaya çalışır.
mrs potato head: albümün en anlamlı şarkısı olduğunu düşündüğüm eserde kalıplaşmış güzellik algılarının insan psikolojisine etkisini herkesin kendisiyle barışık olması gerekliliği anlatılır.
mad hatter: albümün son şarkısı olmakla birlikte crybaby'nin delirdiğini ve bunu kabul edip bu şekilde mutlu olduğunu anlatır.
kendine has tarzı olan ve hayatının büyük bi kısmında zorbalığa uğrayan ve şarkılarında genellikle zorbalık, toplumsal baskı gibi problemlerden bahseden sanatçı asıl çıkışını cry baby albümündeki dollhouse isimli şarkı ile yapmış, şarkı o dönem popüler olan (bkz: pretty little liars) isimli dizide kullanılmıştır.
onu diğer sanatçılardan ayıran diğer özelliği cry baby isimli albümündeki şarkıların belli bir sırada ve hikayede ilerlemesidir. sanatçı verdiği emeğin karşılığını maddi olarak alamasa da gocunmayıp tüm şarkılarına klip çekmiş bu konuda da saygımı kazanmıştır.
ikinci stüdyo albümü olan k-12'nin promosunu film çekerek yapmış filmde tüm şarkılarını tanıtmıştır. ayrıca zamanında tecavüz suçlamalarına maruz kalsa da aklanmayı başarmıştır. tüm şarkıları güzeldir fakat show and tell isimli şarkısında ünlü olmanın zorluklarını, kendisinin de insan olduğunu, toplum için bir ürün olmadığını anlatarak otoriteye laf söylemekten de çekinmemiştir.
cry baby albümünü dinlemek isteyenler için albümdeki şarkı sıralaması ve hikayesi şu şekildedir.
dollhouse: asıl karakter olan crybaby'nin babasının annesini aldattığını, kardeşinin uyuşturucu problemleri yaşadığını, ailesinin dışarıdan göründüğü gibi mükemmel olmadığını anlatır.
crybaby: sulu göz anlamına gelen şarkıda melanie kurgusal karakter üzerinden kendi uğradığı zorbalıkları anlatarak ağlamanın aslında kötü bir şey olmadığını anlatır.
sippy cup: şarkıda annesinin alkol problemlerinden ve ona yaşattığı travmaları anlatır.
carousel: crybaby'nin karnavalda bir çocukla tanışıp ondan hoşlanmasından sonra yüzüstü bırakılmasını anlatır. şarkıcı bu şarkıyı yazarken favori dizisi olan amerikan horror storyden ilham almıştır. şarkıyı dinlerken o karanlık ve ürkütücü karnaval havasını sezmemek elde değil.
alphabet boy: şarkı, hoşlandığı çocuğun onu yüz üstü bırakması ne kadar kalbini kırsa da kırgınlığının öfkeye dönüşmesini anlatır.
soap: yaşadığı olaylardan sonra johnny isimli arkadaşından hoşlanmaya başlayan cry baby ona bu durumu itiraf eder ve daha sonra pişmanlık yaşar.
traning wheels: johnny'nin de kendisine karşı hisleri olduğunu öğrenen crybaby'nin ciddi bir ilişki istediğini anlatır.
pity party: doğum günü olan cry baby, johnny ve arkadaşlarını doğum gününe davet eder fakat kimse gelmez. yaşadığı hayal kırıklığını ve kendini avutmaya çalışmasını anlatır.
tag you're it: albümün en derin ve en karanlık şarkısıdır fikrimce. şarkıda crybaby'nin bir adam tarafından kaçırılıp tecavüze uğraması anlatılır.
milk and cookies: kaçırılan ve tecavüze uğrayan crybaby, kendisini kaçıran adamı zehirleyip ondan kurtulmayı başarır.
pacify her: olanlardan sonra sevgilisi olan bir başka oğlanla tanışan crybaby, oğlan ile sevgilisinin arasını bozmaya çalışır.
mrs potato head: albümün en anlamlı şarkısı olduğunu düşündüğüm eserde kalıplaşmış güzellik algılarının insan psikolojisine etkisini herkesin kendisiyle barışık olması gerekliliği anlatılır.
mad hatter: albümün son şarkısı olmakla birlikte crybaby'nin delirdiğini ve bunu kabul edip bu şekilde mutlu olduğunu anlatır.
devamını gör...
27 mayıs 2021 dolar kurunun tarihi rekor kırması
reisimizin liderliğinde daha ne rekorlar göreceğiz.
devamını gör...
telefonu sürekli sessizde olan kişi
neredeyse tamamı gamsız, bencil veya hayatında sevdiği ve değer verdiği tek bir insan dahi olmayan insandır. bu durum tarafımca yeterince gözlemlenmiş olup, benim için tartışmaya kapalıdır.
telefonu tamamen sessizde tutmak başka şeydir, uygulama bildirimlerini kapatmak başka şey. açmak istemediğiniz telefonu açmazsınız olur biter. ama telefonu tamamen sessizde olduğu için annemin öldüğü gün dayıma, öz be öz dayıma ulaşıp haber veremedim ben. ohh ne güzel. sadece ben istedim mi arayayım konuşayım. ama karşımdaki insanın öyle bir hakkı yok. neden? çünkü benim keyfim öyle istiyor. çünkü benim keyfim çok önemli. arayan, ulaşmak isteyen insanın belki bir derdi var, acil bir durumu var kimin umurunda. aman benim keyfim bozulmasın.
kendinizden başka kimseyi umursamamaya devam edin efendim. umarım bir gün siz de o umursanmayanlardan biri olmazsınız.
telefonu tamamen sessizde tutmak başka şeydir, uygulama bildirimlerini kapatmak başka şey. açmak istemediğiniz telefonu açmazsınız olur biter. ama telefonu tamamen sessizde olduğu için annemin öldüğü gün dayıma, öz be öz dayıma ulaşıp haber veremedim ben. ohh ne güzel. sadece ben istedim mi arayayım konuşayım. ama karşımdaki insanın öyle bir hakkı yok. neden? çünkü benim keyfim öyle istiyor. çünkü benim keyfim çok önemli. arayan, ulaşmak isteyen insanın belki bir derdi var, acil bir durumu var kimin umurunda. aman benim keyfim bozulmasın.
kendinizden başka kimseyi umursamamaya devam edin efendim. umarım bir gün siz de o umursanmayanlardan biri olmazsınız.
devamını gör...
vatandaş
tahsin yücel romanıdır.
“dünyanın en döküntü ismine sahiptir şaban baş…”
insanlardan çekinerek yürür yollarda, hep sırtını dayayacağı bir duvar vardır sanki peşi sıra yürüyen… senin gibi biridir o ama, bir haksızlıkla karşılaştığında bir değişiklik olur ki onda, dışarıdan bakınca anlayamazsın belki ama içten içe patlamaya hazırlanan, ilk parti lavları dilinin yardımıyla ağzının içinde dolaştıran bir volkan bulunur bedeninde ve birden o artık bir telefon kulübesine ihtiyacı olmayan bir kahramana dönüşür.
telefon kulübesine ihtiyacı yoktur ama yine de benzer bir ortama ihtiyaç duyar, ordan çıktığı anda yapması gerkeni yapmıştır artık. umumi tuvaletler onun dönüşümünü sağladığı yerlerdir. hela duvalarına kapılarına yazılarını yazmaya başlar ve daha az kötü kokmayan köşelerine sinmiş yazı yazmakta olan köşe yazarlarından daha etkili olmaya başlar vatandaş volkan baş, ya da şaban baş.
bir isyan hareketidir vatandaş’ın yaptığı ve bunnu tüm içtenliğiyle bir meslektaşına anlatır. vatandaş hem sözü dinlenen, yazdıkları merak edilen, hela ücretlerine zam yapılmasına neden olabilecek kadar popüler bir adam olurken bir yandan da sakıncalı bir yazara dönüşür.
tahsin yücel’in 5 yaprağa sığdırmayı umduğu bu öykü, zamanla kendi kalıplarını kırarak bir romana dönüşmeyi başarmıştır. ben hala bu romanın öyküsünün tahsin yücel’e yazımının ise vatandaş’a ait olduğuna inanıyorum. şimdi bu yazıyı okuduktan sonra, çalıştığın yerin tuvaletine gidip vatandaş imzalı bir yazı arayabilirsin, bir umumi tuvalete gidip 50 kuruşa müthiş bir eleştiri yazısı okumayı umabilirsin ya da gider kitabı alırsın ve vatandaş’la tanışırsın. sonra, yani bu kitabı okuduktan sonra tuvalet kapılarındaki yazılara bakışın değişecektir…
“dünyanın en döküntü ismine sahiptir şaban baş…”
insanlardan çekinerek yürür yollarda, hep sırtını dayayacağı bir duvar vardır sanki peşi sıra yürüyen… senin gibi biridir o ama, bir haksızlıkla karşılaştığında bir değişiklik olur ki onda, dışarıdan bakınca anlayamazsın belki ama içten içe patlamaya hazırlanan, ilk parti lavları dilinin yardımıyla ağzının içinde dolaştıran bir volkan bulunur bedeninde ve birden o artık bir telefon kulübesine ihtiyacı olmayan bir kahramana dönüşür.
telefon kulübesine ihtiyacı yoktur ama yine de benzer bir ortama ihtiyaç duyar, ordan çıktığı anda yapması gerkeni yapmıştır artık. umumi tuvaletler onun dönüşümünü sağladığı yerlerdir. hela duvalarına kapılarına yazılarını yazmaya başlar ve daha az kötü kokmayan köşelerine sinmiş yazı yazmakta olan köşe yazarlarından daha etkili olmaya başlar vatandaş volkan baş, ya da şaban baş.
bir isyan hareketidir vatandaş’ın yaptığı ve bunnu tüm içtenliğiyle bir meslektaşına anlatır. vatandaş hem sözü dinlenen, yazdıkları merak edilen, hela ücretlerine zam yapılmasına neden olabilecek kadar popüler bir adam olurken bir yandan da sakıncalı bir yazara dönüşür.
tahsin yücel’in 5 yaprağa sığdırmayı umduğu bu öykü, zamanla kendi kalıplarını kırarak bir romana dönüşmeyi başarmıştır. ben hala bu romanın öyküsünün tahsin yücel’e yazımının ise vatandaş’a ait olduğuna inanıyorum. şimdi bu yazıyı okuduktan sonra, çalıştığın yerin tuvaletine gidip vatandaş imzalı bir yazı arayabilirsin, bir umumi tuvalete gidip 50 kuruşa müthiş bir eleştiri yazısı okumayı umabilirsin ya da gider kitabı alırsın ve vatandaş’la tanışırsın. sonra, yani bu kitabı okuduktan sonra tuvalet kapılarındaki yazılara bakışın değişecektir…
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
son zamanlarda kullanımı oldukça azalmıştır ama her söylediğimde nedense aklıma cumhuriyetin ilk zamanlarındaki takım elbise,şapkalı siyah beyaz fotolar gelir.ah be o zamanlar yaşamak vardı şimdi tipsiz tipsiz dolaşıyoruz
devamını gör...
ela
aklıma cem adrian 'ın seslendirdiği "ela gözlüm" parçası geldi.
"ela gözlüm ben bu
elden gidersem
...
zülfü perişanım
kal melul melul
...
kerem et aklından
çıkarma beni
ağla gözyaşını
sil melul melul..."
göz rengi olarak da kahverengi rengin etrafında yeşilin de dolandığı bir renktir. güneşte çok güzel durur. bazen yeşil renk artar ya da azalır. güzel bir göz rengidir.
"ela gözlüm ben bu
elden gidersem
...
zülfü perişanım
kal melul melul
...
kerem et aklından
çıkarma beni
ağla gözyaşını
sil melul melul..."
göz rengi olarak da kahverengi rengin etrafında yeşilin de dolandığı bir renktir. güneşte çok güzel durur. bazen yeşil renk artar ya da azalır. güzel bir göz rengidir.
devamını gör...
sözlükte bazı yazarların linç etmeye meyilli olması
dikkatimi çekiyor, bir anda organize olumlu şeyler yazabiliyorlar aynı anda birbirlerini gazlayıp olumsuz şeyler yazabiliyorlar. hatta ağır hakaret edebiliyorlar.
devamını gör...
