z kuşağının siyasi tercihinin ak parti olması
yine 'z kuşağı' içeren bir başlık ve yine şu kuşağı ötekileştirme çabası.
şu tabir artık çok canımı sıkmaya başladı. bir kesimi belirtmekten ziyade o kesimi sürekli yaftalamak için kullanılıyor gibi.
başlıkla ilgili fikir beyan etmek istemiyorum. kendi bahçelerinde yapmıştılarsa belki sonuç böyle çıkmıştır.
şu tabir artık çok canımı sıkmaya başladı. bir kesimi belirtmekten ziyade o kesimi sürekli yaftalamak için kullanılıyor gibi.
başlıkla ilgili fikir beyan etmek istemiyorum. kendi bahçelerinde yapmıştılarsa belki sonuç böyle çıkmıştır.
devamını gör...
ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü
(bkz: amme hizmeti)
ağzındaki kanı silip işte şimdi kızan dövüşçü*
canım sözlükdaşlarım, canım yoldaşlarım, canım dünyalı dostlarım, canım canım canımshshahajmjsja...
çok severek kullandığım nickim adına yazasım geldi birden başlık altını görünce. nickim 123abc olsa nickaltım nasıl olurdu merak etmiyor değilim. kendimi görünmez hissettiğimi de saklamayacağım. sadece bir nickim varmış da ondan gayrisi yokmuş gibi. azıcık bu duruma içerlemiyor değilim ama bu benim özleştirim olarak içimdedir. sizlik bir şey yok tabi.
okunsun diye, büyük konuştuğum mahlas değiştirme operasyonu bile geçirip, türkçe karakter eklemesi yaptım. ama bundan fazlası beni aşar. aralara boşluk koymam, esinti olur, üşürüm. tamamen değiştirmemse mümkün değildir diyip, bir büyük konuşmayı daha kayda geçeyim bu vesileyle.
kendi nickaltıma yazmaktan bunca zaman imtina etmeme rağmen, nedense an itibariyle bir tutamadım ya kendimi. onca yazmak istediğim güzel cümleler varken, kendimi durdurup durdurup bunca boş yapmak da bugüne nasipmiş.*
nickimi okuyup, okuyamamanızın çok bir önemi yok aslında. nicki boş verin, yazdıklarımı okuyun. belki seversiniz. ayrıca okunuyor yahu abartmayındhsjms.
ağzındaki kanı silip işte şimdi kızan dövüşçü*
canım sözlükdaşlarım, canım yoldaşlarım, canım dünyalı dostlarım, canım canım canımshshahajmjsja...
çok severek kullandığım nickim adına yazasım geldi birden başlık altını görünce. nickim 123abc olsa nickaltım nasıl olurdu merak etmiyor değilim. kendimi görünmez hissettiğimi de saklamayacağım. sadece bir nickim varmış da ondan gayrisi yokmuş gibi. azıcık bu duruma içerlemiyor değilim ama bu benim özleştirim olarak içimdedir. sizlik bir şey yok tabi.
okunsun diye, büyük konuştuğum mahlas değiştirme operasyonu bile geçirip, türkçe karakter eklemesi yaptım. ama bundan fazlası beni aşar. aralara boşluk koymam, esinti olur, üşürüm. tamamen değiştirmemse mümkün değildir diyip, bir büyük konuşmayı daha kayda geçeyim bu vesileyle.
kendi nickaltıma yazmaktan bunca zaman imtina etmeme rağmen, nedense an itibariyle bir tutamadım ya kendimi. onca yazmak istediğim güzel cümleler varken, kendimi durdurup durdurup bunca boş yapmak da bugüne nasipmiş.*
nickimi okuyup, okuyamamanızın çok bir önemi yok aslında. nicki boş verin, yazdıklarımı okuyun. belki seversiniz. ayrıca okunuyor yahu abartmayındhsjms.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
söyleyeceğim çok mu şey var?
yaşıyorum sonuçta, ne bileyim.
bel kemiğiyim kendi hayatımın,
dilinden de anlamıyorum kendi kendimin.
ama bel kemiğimdeki sızı
içten içe, biliyorum
kurşun gibi, ansızın
beni öldürüyor.
içtenlikle karşılama beni.
içini çekme
ama çek kurtar bu çukurun içinden.
yüzünü çevirme benden dedim,
ne laf anlatabildim
ne hendekten sağ çıktı deve.
yoruldum ben de
ölmeden son bi ağzını öpeyim
yuh, deve!
yaşıyorum sonuçta, ne bileyim.
bel kemiğiyim kendi hayatımın,
dilinden de anlamıyorum kendi kendimin.
ama bel kemiğimdeki sızı
içten içe, biliyorum
kurşun gibi, ansızın
beni öldürüyor.
içtenlikle karşılama beni.
içini çekme
ama çek kurtar bu çukurun içinden.
yüzünü çevirme benden dedim,
ne laf anlatabildim
ne hendekten sağ çıktı deve.
yoruldum ben de
ölmeden son bi ağzını öpeyim
yuh, deve!
devamını gör...
maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim
kişisel iletisine kalbimiz seninle yazan yazar arkadaşımahahahahah...
devamını gör...
ekşi sözlük’ten birebir başlık kopyalamak yasaklansın
bir kafa sözlük yazarı isteğidir. özgün olabilmenin önemini kavrayan, ikinci sınıf imitasyon etkisi yaratan başlıklardan bıkmış her yazarın beni anladığını düşünüyorum. aynı duyguları farklı cümlelerle izah edebilecek kadar zengin bir dilimiz olduğuna inanıyorum.
ekleme : aşağıdaki yazar arkadaşın uyardığı gibi kastım sadece spesifik tanım içeren başlıklar içindir.
ekleme 2 : elbette aynı ülkede aynı gündemi yaşıyoruz. kastım tamamen aynı kelimeler ile başlık açılmamasıdır. gündemdeki bir olayı betimlerken ekşi’nin başlığı ile birebir aynı kelimeleri ihtiva eden başlık açılmaması, yazarın kendi özgün tarifini getirmesidir.
ekleme : aşağıdaki yazar arkadaşın uyardığı gibi kastım sadece spesifik tanım içeren başlıklar içindir.
ekleme 2 : elbette aynı ülkede aynı gündemi yaşıyoruz. kastım tamamen aynı kelimeler ile başlık açılmamasıdır. gündemdeki bir olayı betimlerken ekşi’nin başlığı ile birebir aynı kelimeleri ihtiva eden başlık açılmaması, yazarın kendi özgün tarifini getirmesidir.
devamını gör...
tanımınız forumsal
olabilir, ben böyle zevk alıyorum.
istediğim gibi yazmakta özgürüm. istediğim gibi de yazarım.
ben yazarım sen silersin. umrumda da olmaz merak etme.
ben 2008 yılında yapıyordum moderatörlüğü.
hani sen daha reşit bile değilken.
istediğim gibi yazmakta özgürüm. istediğim gibi de yazarım.
ben yazarım sen silersin. umrumda da olmaz merak etme.
ben 2008 yılında yapıyordum moderatörlüğü.
hani sen daha reşit bile değilken.
devamını gör...
iki gün sonra sana elektrik yok demek
şakire çay yok cümlesi gibi güldürmeyen eylem.
bir ara türkiye'den avustralya'ya yerleşen birinin blog yazılarını, oradaki yaşantısını takip ediyordum.
bir gün elektrik kesintisi olacağı haber verilmiş, hem de epeyce gün (hatta yanlış hatırlamıyorsam birkaç hafta) önce. "şu gün şu saatte, şu kadar süreyle keseceğiz. eğer önemli işleriniz varsa jeneratör talep edebilirsiniz" gibisinden bir duyuru ile. olur ya; evden çalışan insanlar falan vardır. blog sahibi istememiş, yan komşusu istemiş. kesintiden önce gelip jeneratörü kurup gitmişler.
şimdi bunu niye anlatıyorum; insan yerine konmak, vatandaşa saygı duymak diye bir şeyler var. biz tadına pek bakamadık bunun. belli ki bizden sonraki gençler de ne olduğunu pek bilmeyecek. çok mu zordu tüm ülke için bunu istediğimizi anlamak? çok mu zordu böyle bir yaşam isteyenlere terörist demeden onlarla birlik olmak? halkın yarısı diğer yarısına düşmanken bundan sonra daha çooook "bize elektrik yok".
bu kesintileri de yapıp yapıp "bakın dünyada enerji krizi var, zamları da ondan yaptık" diye alakasız şekilde combo yapmazlarsa bir şey bilmiyorum.
hem diyelim ki enerji krizi var. sormazlar mı adama saçma sapan beton binalara yatırdığınız paraları niye güneşin, rüzgârın enerjisinden faydalanacağımız kullanışlı tesislere yatırmadınız zamanında diye? evet sormazlar ve siz de zaten buna güveniyorsunuz.
bir ara türkiye'den avustralya'ya yerleşen birinin blog yazılarını, oradaki yaşantısını takip ediyordum.
bir gün elektrik kesintisi olacağı haber verilmiş, hem de epeyce gün (hatta yanlış hatırlamıyorsam birkaç hafta) önce. "şu gün şu saatte, şu kadar süreyle keseceğiz. eğer önemli işleriniz varsa jeneratör talep edebilirsiniz" gibisinden bir duyuru ile. olur ya; evden çalışan insanlar falan vardır. blog sahibi istememiş, yan komşusu istemiş. kesintiden önce gelip jeneratörü kurup gitmişler.
şimdi bunu niye anlatıyorum; insan yerine konmak, vatandaşa saygı duymak diye bir şeyler var. biz tadına pek bakamadık bunun. belli ki bizden sonraki gençler de ne olduğunu pek bilmeyecek. çok mu zordu tüm ülke için bunu istediğimizi anlamak? çok mu zordu böyle bir yaşam isteyenlere terörist demeden onlarla birlik olmak? halkın yarısı diğer yarısına düşmanken bundan sonra daha çooook "bize elektrik yok".
bu kesintileri de yapıp yapıp "bakın dünyada enerji krizi var, zamları da ondan yaptık" diye alakasız şekilde combo yapmazlarsa bir şey bilmiyorum.
hem diyelim ki enerji krizi var. sormazlar mı adama saçma sapan beton binalara yatırdığınız paraları niye güneşin, rüzgârın enerjisinden faydalanacağımız kullanışlı tesislere yatırmadınız zamanında diye? evet sormazlar ve siz de zaten buna güveniyorsunuz.
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
melting


...still melting, on the left, no-no-no, on the right

hatta şarkısı bilem var: melting lannn meltinggg
bu şarkı insana kötü şeyler yaptırıyor arkadaşlar. yok yok black ice değil, ama bunu da diriliş alarmınız yapmayınız, sonra dinlemek istediğinizde irkiliyorsunuz. bununlan beraber, hortlatıp durmayalım arkadaşlar, tutamıyorum kendimi, bozuşacağım bütün sözlükle.
evet hincime:


...still melting, on the left, no-no-no, on the right

hatta şarkısı bilem var: melting lannn meltinggg
bu şarkı insana kötü şeyler yaptırıyor arkadaşlar. yok yok black ice değil, ama bunu da diriliş alarmınız yapmayınız, sonra dinlemek istediğinizde irkiliyorsunuz. bununlan beraber, hortlatıp durmayalım arkadaşlar, tutamıyorum kendimi, bozuşacağım bütün sözlükle.
evet hincime:
devamını gör...
günaydın sözlük
sabah yetişemiyorum ben bu başlığa, şimdiden günaydın.
devamını gör...
eş cinsel sözlük yazarları
önemli ek o kadar önemli ki en üstte: eşcinsel kelimesini kullanırken lgbtq+ bütün bireyleri temsilen kullandım.
merhabalar efenim, ses veriniz lütfen.
zira koskoca sözlükte gay camiasını temsilen bulunmak bana mı düşüyor. bu beni aktivist yapar mı??
ek: tekrardan merhaba efendiler, bu başlık çok yanlış anlaşılmış. ben bu başlığı açarken "adı mehmet olan yazarlar" tarzında bir düşünce ile açmıştım, kesinlikle bi ayrıştırma düşüncesi ile açmadım. eşcinsel olmayanlar aşırı bozulmuş, aşağıda ağlamışlar hatta homofobi sayılabilecek yorumlar yapmışlar.
sadece goygoy olsun diye açtığım bir başlığa bu kadar içerlenmelerine şaşırdım. ve evet, eşcinsellik gayet normal bir şey ama toplum bunu hâlâ garipsiyor ve çoğunluğun içinde farklı olmamız bizi farklı yapıyor. birisi de "her yerde varız" demeyin, gözümüze sokmayın yazmış. bakma bizim olduğumuz yere, biz varız ve var olacağız, sesimizi çıkaracağız. gidip ağlayarak günlüğünüze yazınız.
merhabalar efenim, ses veriniz lütfen.
zira koskoca sözlükte gay camiasını temsilen bulunmak bana mı düşüyor. bu beni aktivist yapar mı??
ek: tekrardan merhaba efendiler, bu başlık çok yanlış anlaşılmış. ben bu başlığı açarken "adı mehmet olan yazarlar" tarzında bir düşünce ile açmıştım, kesinlikle bi ayrıştırma düşüncesi ile açmadım. eşcinsel olmayanlar aşırı bozulmuş, aşağıda ağlamışlar hatta homofobi sayılabilecek yorumlar yapmışlar.
sadece goygoy olsun diye açtığım bir başlığa bu kadar içerlenmelerine şaşırdım. ve evet, eşcinsellik gayet normal bir şey ama toplum bunu hâlâ garipsiyor ve çoğunluğun içinde farklı olmamız bizi farklı yapıyor. birisi de "her yerde varız" demeyin, gözümüze sokmayın yazmış. bakma bizim olduğumuz yere, biz varız ve var olacağız, sesimizi çıkaracağız. gidip ağlayarak günlüğünüze yazınız.
devamını gör...
orsalesta anafor
sevdiğim yazarlardan.
hani diyorsunuz ya "niye bilgi başlıkları görmüyoruz? niye düzgün tanımlar girmiyor kimse?" diye; bu yazar giriyordu mesela. okuyor muydunuz? yoksa "adını ilk kez görüyorum" diyenlerden misiniz? magazinsel hareketler yapmadığı için olsa gerek, pek de göze batmıyor değil mi? maksadımız üzüm yemek mi yoksa bağcıyı dövmek mi diye düşünüyor insan böyle ortamlarda...
kendisiyle başlıca ortak paydamız bilim. arada sohbet ederiz ama öyle bilime gömülüp sıkıcılaşmayız. her telden çalabiliriz. bir ara kızdırmışım onu farkında olmadan ve istemeden, başka bazı yazarlara da yaptığım gibi... konuştuk, anlaştık, hallettik çünkü dinlemeyi ve "neden yaptın?" sorusunun kafasındakinden farklı bir cevabı olabileceğini bilen biri. kendi düşündüğüne inanıp yargılamaya devam etmek yerine, beni dinlemeyi tercih ettiği için bir kez de buradan teşekkür ederim kendisine.
aşırı özel bir durum olmadıkça nickaltı yazılarını çok uzatmayı sevmem. o nedenle kısa keseceğim. küstürmeyin böyle yazarları lütfen. başlarda "kim giderse gitsin. geride kalanlar sözlüğe yeter" dersiniz ama bir grup yazar vardır ki onların tamamı gittiğinde ortam malum sözlüğe döner ve hepiniz "keşke o eski yazarlar gitmeseydi. zamanında sözlüğe küstürdüler" dersiniz. geç olmadan kıymetini bilin insanların.
hani diyorsunuz ya "niye bilgi başlıkları görmüyoruz? niye düzgün tanımlar girmiyor kimse?" diye; bu yazar giriyordu mesela. okuyor muydunuz? yoksa "adını ilk kez görüyorum" diyenlerden misiniz? magazinsel hareketler yapmadığı için olsa gerek, pek de göze batmıyor değil mi? maksadımız üzüm yemek mi yoksa bağcıyı dövmek mi diye düşünüyor insan böyle ortamlarda...
kendisiyle başlıca ortak paydamız bilim. arada sohbet ederiz ama öyle bilime gömülüp sıkıcılaşmayız. her telden çalabiliriz. bir ara kızdırmışım onu farkında olmadan ve istemeden, başka bazı yazarlara da yaptığım gibi... konuştuk, anlaştık, hallettik çünkü dinlemeyi ve "neden yaptın?" sorusunun kafasındakinden farklı bir cevabı olabileceğini bilen biri. kendi düşündüğüne inanıp yargılamaya devam etmek yerine, beni dinlemeyi tercih ettiği için bir kez de buradan teşekkür ederim kendisine.
aşırı özel bir durum olmadıkça nickaltı yazılarını çok uzatmayı sevmem. o nedenle kısa keseceğim. küstürmeyin böyle yazarları lütfen. başlarda "kim giderse gitsin. geride kalanlar sözlüğe yeter" dersiniz ama bir grup yazar vardır ki onların tamamı gittiğinde ortam malum sözlüğe döner ve hepiniz "keşke o eski yazarlar gitmeseydi. zamanında sözlüğe küstürdüler" dersiniz. geç olmadan kıymetini bilin insanların.
devamını gör...
telefonla konuşmayı sevmeyen insan
konuşmanın hakimiyeti sizdeyse çok yorucu. konuşma aralarında bir sessizlik oluyor ya işte onu sevmiyorum. o boşlukları doldurayım diye canım çıkıyor. en iyisi mesaj yazmak. istediğinde ara ver istediğinde ses kayıdı gönder. telefon çalınca bile ürperiyorum ben sevmiyorum telefonla konuşmayı.
-telefonun başında çaresiz beklemeyenler-
-telefonun başında çaresiz beklemeyenler-
devamını gör...
aşk 101
2. sezonunu az önce bitirdiğim dizi. yukarda arkadaşlar dizi hakkında bilgi vermiş o yüzden direkt yorumlamaya geçiyorum.
bu sezonu ilk sezona göre daha basit, özenilmemiş buldum ama yine de sıkılmadan tek oturuşta izledim. şaka yapmıyorum bölümlerde ara bile vermeden 8 saat boyunca oturup izledim.
bazı bölümleri çok iyi bazı bölümleri çok basit buldum. açıkçası çok fazla gereksiz sahne vardı zaten bölümü 50 dakikalık dizi çekiyorsunuz biraz daha doldurulabilirdi diye düşündüm. yine de yansıttıkları doksanlar havası, soundtrack güzeldi.
ilk olarak osman'ın eşcinsel karakter olduğu iddialarından sonra, üstünü kapatmak amaçlı heteroseksüel ilişki yaşattıklarını düşünüyorum. yaratılan ilişki bana göre basitti. içime işlemedi, ama burcu ve kemal hocanın uzak mesafe ilişkisi yaşayıp her gün birbirlerini aramak için sabırsızlıkla bekledikleri telefon sahnelerinde duygusallaştım.
ikinci olarak bazı sahnelerde günümüz jargonları kullanılıyordu gözüme batmadı değil. dikkat edilebilirdi diye düşünüyorum. zira 90lı yıllarda kimsenin ''valla kemal'in de kokteylini içmeyen de ne biliyim'' gibi bir cümle kuracağını sanmıyorum.
gözüme batan detaylardan sonra biraz da güzel detaylardan bahsetmek istiyorum özellikle sınav stresi, o dönemin korkunçluğu, öğrencilere yapılan ayrımcılık ve baskı çok güzel anlatılmıştı. o dönemleri atlattığım için bir kez daha şükrettim izlerken. sadece isyan sahnesini abartı buldum.
dizi boyunca sinan'ın sahnelerinde üzüldüm de üzüldüm özellikle yangın sahnesinde bıkmışlığını üzüntüsünü hissettikçe karnıma yumru oturdu bi tık ağlamış olabilirim.
yetişkin hallerinin olduğu sahneler de çok hoşuma gitti. açıkçası o deli divane aşktan sonra eda ve kerem'in evlenmiş olabileceğini düşünüyordum. ışık ve sinan'ın evlenmesi şaşırttı çünkü sinan'ın sahnelerinden sonra kafasına sıkma ihtimalinin yüksek olduğu kanısına varmıştım kendimce. sonuç olarak güzel diziydi tadında ve güzel bitti ama ben güzel sonlardan hoşlanan bi insan değilim vurucu bir darbe bekledim gelmedi. olsun. en azından tadında bitirdiler.
bu sezonu ilk sezona göre daha basit, özenilmemiş buldum ama yine de sıkılmadan tek oturuşta izledim. şaka yapmıyorum bölümlerde ara bile vermeden 8 saat boyunca oturup izledim.
bazı bölümleri çok iyi bazı bölümleri çok basit buldum. açıkçası çok fazla gereksiz sahne vardı zaten bölümü 50 dakikalık dizi çekiyorsunuz biraz daha doldurulabilirdi diye düşündüm. yine de yansıttıkları doksanlar havası, soundtrack güzeldi.
ilk olarak osman'ın eşcinsel karakter olduğu iddialarından sonra, üstünü kapatmak amaçlı heteroseksüel ilişki yaşattıklarını düşünüyorum. yaratılan ilişki bana göre basitti. içime işlemedi, ama burcu ve kemal hocanın uzak mesafe ilişkisi yaşayıp her gün birbirlerini aramak için sabırsızlıkla bekledikleri telefon sahnelerinde duygusallaştım.
ikinci olarak bazı sahnelerde günümüz jargonları kullanılıyordu gözüme batmadı değil. dikkat edilebilirdi diye düşünüyorum. zira 90lı yıllarda kimsenin ''valla kemal'in de kokteylini içmeyen de ne biliyim'' gibi bir cümle kuracağını sanmıyorum.
gözüme batan detaylardan sonra biraz da güzel detaylardan bahsetmek istiyorum özellikle sınav stresi, o dönemin korkunçluğu, öğrencilere yapılan ayrımcılık ve baskı çok güzel anlatılmıştı. o dönemleri atlattığım için bir kez daha şükrettim izlerken. sadece isyan sahnesini abartı buldum.
dizi boyunca sinan'ın sahnelerinde üzüldüm de üzüldüm özellikle yangın sahnesinde bıkmışlığını üzüntüsünü hissettikçe karnıma yumru oturdu bi tık ağlamış olabilirim.
yetişkin hallerinin olduğu sahneler de çok hoşuma gitti. açıkçası o deli divane aşktan sonra eda ve kerem'in evlenmiş olabileceğini düşünüyordum. ışık ve sinan'ın evlenmesi şaşırttı çünkü sinan'ın sahnelerinden sonra kafasına sıkma ihtimalinin yüksek olduğu kanısına varmıştım kendimce. sonuç olarak güzel diziydi tadında ve güzel bitti ama ben güzel sonlardan hoşlanan bi insan değilim vurucu bir darbe bekledim gelmedi. olsun. en azından tadında bitirdiler.
devamını gör...
yeryüzünden silinmesini istediğiniz şey
şiddet. canlı olan olmayan karşısındaki varlığa zarar verebilcek her türlü fiziksel ya da psikolojik şiddet yok olsun isterdim.
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
yaklaşık 3 yıl önce 3ü bir arada kahvenin içinde şeker olduğunu öğrenmiştim (ona da şeker atınca yakın bir arkadaşım uyarmıştı zaten şekerli neden daha da atıyorsun diye) o an ne kadar aydınlandığımı anlatamam meğer içinde kahve şeker ve süt tozu olduğu için adı öyleymiş ben de ne zannediyorsam artık
devamını gör...
ağlamamak için yapılanlar
düşünmemek benim için. geçmişi, geleceği, şimdiyi düşünmemek...
devamını gör...
yazarların yaşadıklarını hissettiği anlar
o'nun tarifsiz güzel ela gözlerine baktığım an.
devamını gör...



