hemen kabul edilmemesi gereken istektir.
malum olaylardan sonra konuyu biraz açmak gerek.
birisine niyeti bozdunuz nude mi isteyeceksiniz?
bunun için belirli evrakları istemeniz gerekecektir.

1- nüfus cüzdanının ön ve arkalı fotokopisi.
2- muhtardan kaşeli ikametgah belgesi.
3- sesli veya görüntülü görüşme.
4- sicil ve sabıka kaydı.
5- anlık foto.

bu şartları yerine getirmeyen kimseye ne nude atın ne de isteyin.

hadi selametle.
devamını gör...

içimde ölen biri var.
devamını gör...

affınıza sığınarak belki onlarca saat anlattığım, üzerine yüzlerce sayfa okuduğum ve mütemadiyen yazdığım bir konu olan patriyarka ve kapitalizm ilişkisi üzerine elimden geldiğince kısa tutarak bu başlığa bir izah getirmek istiyorum.

patriyarka esasen erkek egemenliği olarak tarifleyebileceğimiz bir toplumsal örgütlenme, toplumsal ve sosyal bir sistemdir. temeli kadın ve erkekler arasında erkek lehine mütemadi bir ayrımcılık ve eşitsizliğe dayanır.

patriyarkanın binlerce yıllık bir geçmişi vardır, açık ve geniş tarifiyle patriyarka, mülkiyetin/devletin/iş bölümünün/ailenin/dinlerin doğduğu ilk ana kadar gider. ve patriyarka o günden bugüne kendini yeniden üreten ve bütün hayatımızı saran bir sistemdir.
örneğin kadınların evrimimiz henüz sürerken bir takım fiziksel aktivitelerden alıkonulması ve bedenlerinin ufalması sonucu dahi patriyarkaya dayanır.

patriyarka; cinsiyet temelli ezme ezilme ilişkilerininin, kadın beden, emek ve kimliği üzerinde erkekler tarafından kuruldan tahakkümün ve cinsiyet temelli eşitsizliklerin ana kaynağı olarak bugüne kadar kendini taşımıştır.
ayrıca patriyarka toplumsal cinsiyet normları (bkz: cinsiyet belası), dinler ve kültürel hegemonyasını empoze eden televizyondan sanata, sanattan eğitime bütün hayatı kapsayan ikna ve zor mekanizmaları ve devletler eliyle (bkz: devlet ve devrim) kendini sürekli yeniden üretir.

işte bu kadim zorbalık, kapitalizmin doğuşuyla bu yeni üretim tarzına eklemlenir. ve artık patriyarkal kapitalizm dediğimiz sistem karşımıza çıkar.

peki ne demektir kapitalizmle patriyarkanın "evliliği"?
kapitalizm, kendi temel dürtüsü olan sermaye lehine olabilecek olan bütün sosyal sistemleri kendisine katma eğilimi gereği, patriyarkayı burjuvazinin lehine olabilecek bütün yönleriyle kendisine katmış ve desteklemiştir. ve bu pek çok yönüyle kapitalizmi kuvvetlendirmiştir. konuyla ilgili şuraya tatlı ve anlaşılır bir yazı bırakayım da tanımım azıcık kısalsın.*
velhasıl kelam patriyarkal kapitalizm ya da kapitalist patriyarka, bir sistemdir ve hayatımızın her yerindedir. konu bir "tapınılma" meselesinden daha çok, somut durumun somut sonuçlarının görünmesidir.

erkekler; egemen oldukları ve ev içi ücretsiz emek başta olmak üzere, kadın, beden ve emeği üzerindeki tahakkümleriyle avantajlı ve daha "konforlu" yaşamlara kavuştuları için, kapitalizm ise kadınların ücretli ve ücretsiz emekleri üzerindeki sömürü silsilesiyle daha çok kar ettiği ve artı değer üretebildigi için asla ataerkiden vazgeçmek istemezler. (bkz: ailenin, özel mülkiyetin ve devletin kökeni)
bundan mütevellit bu erkekliğe tapınma hali olağan ve tutarlı bir sonuçtur.

peki bu silsile eğitimle, adaletle ve yahutta patriyarkal kapitalizmi yeniden üreten kanalların revize edilmesiyle çözülebilir mi? açık olmak gerekirse bu revizyonlar elbette kadınları güçlendirecek ve patriyarkal kapitalizmin zorbalığının tazyikini biraz olsun kesecektir. ama kesin çözüm mutlaka toplumsal devrimde düğümlenmektedir. feminizmin nihayi zaferi olmaksızın patriyarkadan kurtulmak mümkün değildir.
ayrıyeten, kapitalizmin üretim ilişkileri tamamen dağıtılmadan, yani siyasal devrim gerçekleşmeden, patriyarkadan temelli kurtulmak da mümkün olmayacaltır.
çünkü patriyarka ve kapitalizm ilişkisi dışsal ve yahutta taktiksel değildir, stratejik, organik ve içseldir. (bkz: sosyalist feminizm)

velhasıl ataerkil sisteme tapılması, nesnel bir sonuçtur. ve patriyarkal kapitalizmin yarattığı insan ve üretim ilişkilerinin olağan bir sonucu olarak geniş perspektifte kavranmalıdır. ancak bu noktada kavramalarımız inşa edeceğimiz çözümlere hakiki dayanaklar oluşturabilecektir.

dip not: bu tanım boyunca tariflenen tahliller çoğunlukla sosyalist feminist perspektifle kaleme alınmıştır. niyetim başka feminizmlerin, tahlillerini yok saymak değildir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karnı acıkan erkektir...

arkadaşlar niye elinizde bir ürün varmış da, iş görüşmesinde size "hadi bize bunu sat" demişler gibi kendinizi pazarlıyorsunuz?

açsan kalkar yemeğini yaparsın. bataklıkta mı yetiştiniz?
devamını gör...

aslında ülkece toplanıp, ülkeyi terk edersek sorun falan kalmaz.
sanki bu biraz daha kolay olur gibi.
devamını gör...

bir gök cismi. hakkında çok fazla bilinmeyen olmasına rağmen bilinen az şeyin de toplum tarafından yanlış bilindiği veya abartıldığını düşünüyorum.

görme olayının, görmek istenilen cisimden gözlemciye ışık gelmesi koşulu sağlanmadığı zaman gerçekleşmesi imkansızdır. işte bu yüzden kara delikleri göremiyoruz.
bir gök cisminin çekim kuvvetinden kurtulmak için sahip olunması gereken bir hız vardır, buna kaçış hızı denir. kaçmak isteyen cismin kütlesinden bağımsız, gök cisimlerine göre farklılık gösteren bir hızdır. neyse uzatmayayım, bir kara deliğin kütle çekimi o kadar büyüktür ki belirli bir yakınlıktan sonra kaçış hızı ışık hızından büyük olur. ışık hızı evrenimiz için limit hız olduğu için bu sınırı geçen hiçbir şey geri dönemez. bahsedilen sınıra olay ufku denir.

bir zamanlar bilim adamlarının bir bölümü kara deliklerin bir sistemi tamamen yutabileceği ve hiçbir şey dönemediği için sistemin entropisini de yutacağını böylelikle evrendeki toplam entropinin azalacağını yani termodinamiğin ikinci yasasının ihlal edileceğini söyleyerek böyle bir gök cisminin var olamayacağını söylediler. sonra stephan hawking buldu ki kara delikler vardı ve yasalarla çelişmiyordu: (bkz: hawking radyasyonu).
devamını gör...

en sevdiğim başlık türüüü.*

fritvyv nzngrenfh unxyı nzn ora xıezımı qrğvy qr zniv vfgvlbehz znuynf eratvaqr tömüz ine lbyqnş xsxq arlfr qbğhz tüaüzr qr nm xnyqı vxb ove urqvlr ireve zvv npnon.*
devamını gör...

sözlükte yazılanları okumaya layık görmemekle alakalı herhalde.

kimi yazarlar görüyorum 4 günde 300-400 entri girmiş. hiç beğendiği giri de yok; 0 oylama. emeğine sağlık yememiş içmemiş okumamış yazmış demek ki. kitap için yazıyor belli, kitap okuyacak. kitabı alsınlar durmazlar burda...
devamını gör...

yeni nesil tarafından pek bilinmeyen ülkenin en iyi müzisyenlerinden biridir.

1953 yılında istanbul'da doğmuş, piyano, trombon, kontrbas, flüt, gitar, bas gitar, keman, saksafon, ud* çalabilen yetenekli bir enstrumanist'tir.*

uzun yıllar caz orkestralarında yer aldıktan sonra katıldığı kuşadası altın güvercin şarkı yarışmasını "yol verin a dostlar" şarkısıyla kazanmış, pop müziğe geçiş yapmıştır. caz'dan para kazanamadığı için bu yolu seçtiğini söyler. 90'lı yıllarda çıkardığı albümlerle (ellerim bomboş, penceremden gökyüzüne, sana deliyim) o döneme göre oldukça kaliteli şarkılar yapmıştır.

sensiz olamam

emmoğlu

kör kuyular
devamını gör...

william shakespeare'in hamlet adlı oyununda yer alan talihi makus bir karakterdir.
aynı zamanda kedimin adı.
devamını gör...

allah sahibine bağışlasın ama bağışlamazsa haber ver.
devamını gör...

hoşgörmek, idare etmek, tahammül etmek, katlanmak, müsamaha göstermek, anlamına gelir. sık kullandığım kelimelerdendir. bu kelimeyi en güzel ifade eden sözcük benim nezdimde hoşgörmektir.
devamını gör...

kafa sözlük hesabımı hiç silmeyeceğim. torunlarıma miras bırakıcam. yavrucaklar çaylaklık derdiyle uğraşmasınlar. direkt yazar olarak yazsınlar tanımlarını.
devamını gör...

eylül 2019'da katıldığım tur. hep aklımdaydı ancak (bkz: chernobyl) dizisini izledikten sonra kesin karar verdim. tabii çok çekincelerim vardı, sonuçta hala radyasyonlu bir bölge, sağlığa zarar verebilme olasılığı çok yüksek.

tüm bu tereddütlerime rağmen get your guide sitesinden 1 günlük grup turlardan satın aldım. 3 günlük olan turlar da var ancak kalmaya hiç gerek yok bence. turlar genelde 100 dolar civarında. tabii o zamanlar dolar 5,5 tl'ydi. sanki çok uzun zamandan bahsediyormuşum gibi oldu ama sadece 2 sene öncesi, neyse...

çernobil'e bireysel olarak gidermiyorsunuz çünkü o bölgeye girebilmek için izinler alınması gerekiyor ve sadece tur şirketleri alabiliyor o izinleri. bölgeye girerken de askerler, belgeleri ve pasaportları kontrol ediyorlar, sıkı bir denetim var.

kıyafetlerle ilgili dikkat edilmesi gereken hususlar var hatta tur içeriklerinde de yazıyor; uzun kollu üst giyilmesi ve bacakların da tamamen kapalı olması gerekiyor. ayakkabı olarak da kapalı, kalın tabanlı sneakers ya da bot giymek gerekli. ayakkabıda kalın taban istenmesinin radyasyon dışında bir sebebi var; pripyat terk edilmiş bir bölge ve çok fazla cam kırığı ya da parçalar var. ayaklara batma olasılığı çok yüksek. ben, tur sonrasında ayakkabım da dahil tüm kıyafetlerimi çöpe attım. n'olur n'olmaz.

eğer isterseniz tur boyunca kullanabileceğiniz radyasyon seviyesini ölçen dosimeter kiralayabilirsiniz. radyasyon seviyesi, normalin üzerine çıktığında cihaz sürekli ötüyor. özellikle 4 no'lu reaktöre yani patlayan reaktöre yaklaştığımızda cihazlar deli gibi ötmeye başladı. bu kısım sinir bozucuydu cidden. bir de şöyle bir bilgi öğrendim; radyasyon belirli bölgelerde toplanabiliyor. yani durduğunuz yerde cihazı toprağa yaklaştırdığınızda 0.0020 iken, 2 adım atınca 0.00050 olabiliyor. (radyasyon ölçü birimi sievert) ya da bazı nesnelerde daha fazla olabiliyor. ama en çok topraklı bölgelerdeymiş.

tur kapsamında pripyat şehrini ziyaret ediyorsunuz. çok üzücü manzaralar var. yarım kalmış hayatlar ne demek anlayabiliyorsunuz şehirde. her şey terk edilmiş, yarım bırakılmış. kasvetli ve hüzünlü.
bir binaya ve eve girme şansımız oldu; neredeyse yıkılmış, dökülmüş bir odada tuşları kırık, çürümüş bir piyano vardı. en çok etkileyen manzaralardan biriydi.

turu alırken öğlen yemeği seçeneği olan turu almanızı tavsiye ederim. hala işleyen bir merkez var ve sanki orada çalışıyormuş da öğlen yemeği yiyormuşsunuz, sovyet zamanında yaşayan bir vatandaşmışsınız gibi garip bir his veriyor. sanırım ortamın, tabak, bardak ve çatalların 80'lerden kalmasından dolayı.

çok ilginç bir deneyimdi. tereddütlerim olsa da iyi ki katılmışım, gidip görmüşüm diyorum. (ve tabii iyi ki dolar 5 tl'yken gidebilmişim)
devamını gör...

kara bulutların yüreğimi sardığı şu günlerde bana en iyi gelen insanımın, minik kurbağanın yanına gelmiş olduğum için neşeli kahkahaları ile bulutları dağıtıveriyor ve ben bir nebze de olsa günü güzel yaşıyorum.
yine komik olmayan ama bence harika olan bir anısını şuraya not düşmek istiyorum, unutulmayanlara eklensin diye.
babamın bahçesindeki en güzel eriklere daldık bugün. öyle birkaç tane değil çokça topladık hem de.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
akşam yemekten sonra ağaçta yediklerimizle yetinmeyip bir tabağı doldurup getirdim paşanın isteği üzerine.
elimi uzattım bir tanesini aldım. tam o esnada yarı hin bir ifade ile döndü:
-teyze hani paylaşıldıkça çoğalırdı her şey, bak sen o eriği aldın, ben sadece burada boşluğu görüyorum.
ses etmedim. yemeye devam ettim. bir yandan gözü videoda olduğu için o bakmazken tabağı hızlıca doldurdum. ve döndüm bu sefer o hin gülümseme benim suratımda:
- bak gördün mü? paylaştıkça çoğalıyormuş işte. * *
devamını gör...

sayıları çok büyük veya gerçekte bilinmiyor olması gibi belirsiz (yetersiz) durumlarda semboller (harf veya işaretler) kullanarak matematik problemlerini çözme yöntemidir.
devamını gör...

storytel'de saatleri ayarlama enstitüsü'nü harika seslendirmiş.

abi sen oku biz dinleriz.
devamını gör...

guns n' roses grubunun ritim gitaristi aynı zamanda axl rose'un çocukluk arkadaşı. grubun gerçek maestrosu her zaman izzy idi ve gittiğinde de bu durum ayyuka çıkmıştı. zira kendisinden sonra da slash ve duff mckagan da gruptan ayrılmıştır. kendisi aynı zamanda besteci özelliği ile de ön plana çıkıp solistliğe soyunduğu parçalar da (bkz: double talkin' jive) (bkz: 14 years) olmuştur.

ayrıldıktan sonra kariyerine solo devam etmiş ve 1992 yılında izzy stradlin and the ju ju hounds adında albüm çıkarmıştır. bu albümdeki shuffle it all ve somebody knockin' parçaları çok sevilmiş ve radyolarda en çok çalınan parçalar olmuştur.
devamını gör...

türk dil kurumuna göre ''eğitim bilimci, eğitimci'' anlamlarına gelmektedir. çocuk psikoloğu ile karıştırılmaması gerekir. pedagoglar çocukların psikolojik ve zihinsel gelişimlerini takip ederken aynı zamanda çocuk yetiştirmekle ilgili konularda ebeveynlere de yardımcı olup onlara yol gösterebilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim