ilişkide yapılan yanlışlar
kavgayı ertelemek, üstünü örtmek... "neyse...." diye biten her tartışma geleceğe ertelenmiş kavga demektir. büyür büyür ve zamanı gelince öeeeehhhh diye karşı tarafın yüzüne kusulur. o yüzden kavganızı sıcak sıcak yapın, geleceğe ertelemeyin; yükü daha hafif olur.
devamını gör...
günaydın sözlük
sabah sporu için ayılmaya çalışan bir adet ben koyalım şuraya.

fotoğraf dünden ve ben dün pek yoğundum yazamadım buralara.
güüüüünaaayyyydınnnnn!
haydin sokağa!
başkası çağırsa çıkarsınız ama hahahaha.
aman ağzımızın tadı bozulmasın ali rıza bey. yok ya bu burada değildi.
günaydın demiş miydim?
günaydın efem günaydın.
sabah sporları yapıldı mı acep?
ben 6.30'da sokaklardaydım. hava hafif serin ne serini yaa bildiğin soğuk hele ki sabahın o saatinde aman aman. çıkmayın anacım aklınız varsa aman ya da çıkın be bana ne hahah.
evet evet bazı ruhsal sorunlar yaşıyor olabilirim. yoo ne münasebet sensin deli!
vitaminimi drinklerken az bir sözlükte dolanam bakayım ne var ne yok dedim. yokluğumda neler oldu anlatın bakem? ben bir kayboluyorum buralarda olaylar olaylar malum. sonra yetişemiyorum hıza.
neyse efem keyfim pek yerinde. cokcok bu ara iyi. diğerleri de ehh hallice ee daha ne olsun? sahi ne olsun?
bu arada bir iki gündür sürekli araba çarpmış, hasta, gözünün ucundan ayaklarına kadar uyuz, tümörlü, durumu bayağı fena sokak hayvanlarıyla karşılaşıyorum. aslında bu durum beni uzun zamandır düşündürüyordu ne yapabilirim diye? eskiden rahattım dünyalar tatlısı bir veteriner abim vardı. bulduğumu götürüyor tedavi ettiriyordum. bir çoğundan para bile almıyordu. 4, 5 seneyi böyle geçirdik. benim altın kalpli canım abim aramızdan ayrıldı ve sokak çocuklarım yetim kaldı. şimdilerde bırakın sokak çocuklarını alıp vete götürmeyi kendiminkilere bile yetemiyorum. cokcok'u kliniğe götürdüm. hastalığını buldular ve tedaviye başladılar inanır mısınız kendimi özel hastaneye götürsem o kadar fatura çıkmazdı. yapılan şey tam kan sayımı öyle detaylı bir şeyde yok yani.
neyse efem işte bu durum uzun zamandır düşündürüyordu beni ve ben insanlık için küçük kendim için büyük bir adım atıp laborant ve veteriner sağlık bölümünü yazdım. efendim şimdi siz ne yararı olacak diyebilirsiniz. şöyle izah edeyim. ben uzun yıllar sokak hayvanları için barınaklarda gönüllü çalıştım, çok hasta olanları alıp eve getirip evi klinik gibi kullandım. iğnelerini yapıp, serumlarını taktım falan filan. o zamanlar hasan abi yoktu tabi yine. hasan abi gelince bende bir rahatlama oldu ve gece bile abi yetiş desem hemen kliniğini açıyordu. şimdi yine elde sıfır moduna döndük. ben de dedim ki o zaman kendi canlarıma yine kendim bakarım. okula başladığım yetmedi bir de şimdi veterinerlere yardımcı personel, asistan, sekreter vs. şeklinde başvurularda bulunuyorum. bir iki yerden umutluyum bakalım. neden olmasın değil mi?
neyse işte mutluluğumun bir nedenide bu. yeni bir başlangıç, yeni bir heyecan, yeni bir yaşam gayesi gibi...
şans dileyin bakalım.
mucukss canlar...

fotoğraf dünden ve ben dün pek yoğundum yazamadım buralara.
güüüüünaaayyyydınnnnn!
haydin sokağa!
başkası çağırsa çıkarsınız ama hahahaha.
aman ağzımızın tadı bozulmasın ali rıza bey. yok ya bu burada değildi.
günaydın demiş miydim?
günaydın efem günaydın.
sabah sporları yapıldı mı acep?
ben 6.30'da sokaklardaydım. hava hafif serin ne serini yaa bildiğin soğuk hele ki sabahın o saatinde aman aman. çıkmayın anacım aklınız varsa aman ya da çıkın be bana ne hahah.
evet evet bazı ruhsal sorunlar yaşıyor olabilirim. yoo ne münasebet sensin deli!
vitaminimi drinklerken az bir sözlükte dolanam bakayım ne var ne yok dedim. yokluğumda neler oldu anlatın bakem? ben bir kayboluyorum buralarda olaylar olaylar malum. sonra yetişemiyorum hıza.
neyse efem keyfim pek yerinde. cokcok bu ara iyi. diğerleri de ehh hallice ee daha ne olsun? sahi ne olsun?
bu arada bir iki gündür sürekli araba çarpmış, hasta, gözünün ucundan ayaklarına kadar uyuz, tümörlü, durumu bayağı fena sokak hayvanlarıyla karşılaşıyorum. aslında bu durum beni uzun zamandır düşündürüyordu ne yapabilirim diye? eskiden rahattım dünyalar tatlısı bir veteriner abim vardı. bulduğumu götürüyor tedavi ettiriyordum. bir çoğundan para bile almıyordu. 4, 5 seneyi böyle geçirdik. benim altın kalpli canım abim aramızdan ayrıldı ve sokak çocuklarım yetim kaldı. şimdilerde bırakın sokak çocuklarını alıp vete götürmeyi kendiminkilere bile yetemiyorum. cokcok'u kliniğe götürdüm. hastalığını buldular ve tedaviye başladılar inanır mısınız kendimi özel hastaneye götürsem o kadar fatura çıkmazdı. yapılan şey tam kan sayımı öyle detaylı bir şeyde yok yani.
neyse efem işte bu durum uzun zamandır düşündürüyordu beni ve ben insanlık için küçük kendim için büyük bir adım atıp laborant ve veteriner sağlık bölümünü yazdım. efendim şimdi siz ne yararı olacak diyebilirsiniz. şöyle izah edeyim. ben uzun yıllar sokak hayvanları için barınaklarda gönüllü çalıştım, çok hasta olanları alıp eve getirip evi klinik gibi kullandım. iğnelerini yapıp, serumlarını taktım falan filan. o zamanlar hasan abi yoktu tabi yine. hasan abi gelince bende bir rahatlama oldu ve gece bile abi yetiş desem hemen kliniğini açıyordu. şimdi yine elde sıfır moduna döndük. ben de dedim ki o zaman kendi canlarıma yine kendim bakarım. okula başladığım yetmedi bir de şimdi veterinerlere yardımcı personel, asistan, sekreter vs. şeklinde başvurularda bulunuyorum. bir iki yerden umutluyum bakalım. neden olmasın değil mi?
neyse işte mutluluğumun bir nedenide bu. yeni bir başlangıç, yeni bir heyecan, yeni bir yaşam gayesi gibi...
şans dileyin bakalım.
mucukss canlar...
devamını gör...
nefret edilen insan tipi
nezaketten zerre haberi olmayan, her durumda olayda sadece kendini düşünen ve sadece kendi iyiliği için çabalayan bunun için başka insan veya canlılara kötülük yapmaktan çekinmeyen, yüreğinde her daim kin, nefret olan insandan nefret ederim. kimse sevmez onları zaten. sadece kendileri severler.
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
"buraya bakarlar"olurdu herhalde. ankaralı yazarlar ne demek istediğimi anladı.
devamını gör...
güzel bir kadını çirkin gösteren detaylar
umarım burası da bu ve benzeri başlıklarla kirlenmez. "güzel" kadın, "çirkin" kadın, bilmem ne yapan "tip". insanları yarıştıran, ayrıştıran, bir gruba sokan yada oradan uzaklaştıran, onlarla dalga geçen hatta linç eden başlıklar. bunun için bir sözlük var zaten. "eski"sozluk bunlarla dolu. yeni sozluk olarak daha duyarlı oluruz umarım.
devamını gör...
gelin kayınpeder arasında mangalda tavuk kavgası
mangalda kül bırakmayan kayınpederin az kalsın mangala malzeme olma durumu.
aynı aileden iki insan bu hale gelebiliyorsa sokakları düşünemiyorum. son damla olmuş belli o son damlaya kadar kimseye tahammül etmeyin. kendinizi biraz seviyorsanız size saygısı olmayan insanlara selam bile vermeyin. çok üzücü ve travmatik bir durum. işin aslını bilmediğim için her iki tarafa da hem beden hem ruh sağlığı diliyorum.
aynı aileden iki insan bu hale gelebiliyorsa sokakları düşünemiyorum. son damla olmuş belli o son damlaya kadar kimseye tahammül etmeyin. kendinizi biraz seviyorsanız size saygısı olmayan insanlara selam bile vermeyin. çok üzücü ve travmatik bir durum. işin aslını bilmediğim için her iki tarafa da hem beden hem ruh sağlığı diliyorum.
devamını gör...
koklayınca geçmişi hatırlatan kokular
koklayınca sizi eskilere götüren kokulardır. beyniniz o kokuyla hatırayı kodladığı için başa gelen durumdur. mesela köyde çok sevdiğiniz bir dedeniz varsa tütün kolonyası duyunca dedenizin aklınıza gelmesi örnektir.
devamını gör...
nasipse adayız
film çok başarılı fikrimce.
filmi izlerken ülkemiz siyasetçilerinin siyasi kimliklerini oluştururken yaşadığı/yaşamak zorunda kaldığı süreçlerin hemen hemen tüm aşamalarına birebir şahit olabiliyorsunuz. bu çarklardan geçip bir insanın namuslu ve dürüst kalabilmesi hakkaten zor olsa gerek.
ve siyasi alanda da kadının yerini bir kez daha acı bir şekilde gözümüze sokmuş film maalesef.
ellerine sağlık, tebrikler ercan kesal.
filmi izlerken ülkemiz siyasetçilerinin siyasi kimliklerini oluştururken yaşadığı/yaşamak zorunda kaldığı süreçlerin hemen hemen tüm aşamalarına birebir şahit olabiliyorsunuz. bu çarklardan geçip bir insanın namuslu ve dürüst kalabilmesi hakkaten zor olsa gerek.
ve siyasi alanda da kadının yerini bir kez daha acı bir şekilde gözümüze sokmuş film maalesef.
ellerine sağlık, tebrikler ercan kesal.
devamını gör...
çay ocağı müdavimleri
tuhaf insanlar.

sahipleri de öyle, çay istiyorsun bunu veriyorlar, bir de "senin lohusa kız kapının önünde seni bekliyor, al abi şunları da besle istersen, diğerlerini ben doyurdum ama bu yabani seni bekliyor, yanaşmadı bile bana" diyerek dilimlenmiş sucuk..
yabani işte, babasının kızı.
edit : tavuk sucuğuna burun kıvırdı haspam, markete gidilip yaş mama alındı. önümü yolda kesti, bir kaba filan koymama bile izin vermedi, öyle aç.
şimdi iyiyiz ama.

sahipleri de öyle, çay istiyorsun bunu veriyorlar, bir de "senin lohusa kız kapının önünde seni bekliyor, al abi şunları da besle istersen, diğerlerini ben doyurdum ama bu yabani seni bekliyor, yanaşmadı bile bana" diyerek dilimlenmiş sucuk..
yabani işte, babasının kızı.
edit : tavuk sucuğuna burun kıvırdı haspam, markete gidilip yaş mama alındı. önümü yolda kesti, bir kaba filan koymama bile izin vermedi, öyle aç.
şimdi iyiyiz ama.
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
ya ben canım dün akşam meyve suyu istedi alamadım ya.
devamını gör...
instagram'da yapılan köpek bağışı
ben inanamıyorum bu tür paylaşımlara.bizim insana şov olsun. sorgulamadan bir şeye inanmak ,katılmak olsun yeter ki esas fikri kendisi ortaya atmasın
devamını gör...
ilginç haritalar
benden de bir harita gelsin o halde:
dünya üzerinde kıskanan ve kıskanılan ülkeler haritası.

rivayet odur ki haritayı ilk pîri reis çizmiş olup onu kitâb-ı bahriye'sinin sayfaları arasına saklamış. ölümünden sonra ise kitabı ve dolayısıyla haritayı ele geçiren cenevizli vatan haini ve terörist andrea doria, haritada amerika kıtasının da olduğunu fark edince amerika'ya ayak basan ilk kişinin colomb olmadığını anlamıştır. cenevizli vatan haini terörist bu sırrı hayatı boyunca saklayacağına yemin etmiş fakat kıskançlık krizlerine fazla dayanamayarak 25 kasım 1560'ta çatlayarak ölmüştür.
bu sırrı ortaya çıkaran ise malatya'lı kuruyemişçi celal amca olup, facebook'tan yaptığı bir paylaşımla da bunu bütün dünyaya duyurmuştur.
yürüyedür sen celal amca, bu millet arkanda..
dünya üzerinde kıskanan ve kıskanılan ülkeler haritası.

rivayet odur ki haritayı ilk pîri reis çizmiş olup onu kitâb-ı bahriye'sinin sayfaları arasına saklamış. ölümünden sonra ise kitabı ve dolayısıyla haritayı ele geçiren cenevizli vatan haini ve terörist andrea doria, haritada amerika kıtasının da olduğunu fark edince amerika'ya ayak basan ilk kişinin colomb olmadığını anlamıştır. cenevizli vatan haini terörist bu sırrı hayatı boyunca saklayacağına yemin etmiş fakat kıskançlık krizlerine fazla dayanamayarak 25 kasım 1560'ta çatlayarak ölmüştür.
bu sırrı ortaya çıkaran ise malatya'lı kuruyemişçi celal amca olup, facebook'tan yaptığı bir paylaşımla da bunu bütün dünyaya duyurmuştur.
yürüyedür sen celal amca, bu millet arkanda..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uzun zamandır ilk defa konfor alanından çıktım.
kocaman odamı ardımda bıraktım.
babamla takılıyorum.
cb ve kızı gibiyiz.
bir izzet bir ikram, ama heryer kalabalık.
iğne atsan yere düşmüyor.
mesela, bir akrabamla aynı salonu paylaşarak uyudum ve kapıda sonuna kadar açıktı.
ev insan doluydu.
insan doluydu derken bana göre.
o insanlar evin gençleri idiler.
alayı akraba.
benden büyük olan abla ile sohbet ettik sabaha kadar.
kadın da aynı benim gibi imiş.
küçükken köyde yıldızların altında uyumuş.
ben fındık için dışarda yatardım o koyunlar için yatarmış.
aynı benim gibi keyif alırmış yıldızlara bakmaktan.
en büyük zevki resim çekmekmiş.
tren yolculuğu esnasında çok güzel resimler çekmiş.
dünkü hastalığımdan eser kalmadı.
bir dünya genç akrabam ile tanıştım.
çoğusu doğuda görev yapıyor.
iletişim kurmayı sevdiğimi söylemiştim de mi?
kahvaltıya çağırdılar gidiyorum ben.
ezcümle1:
konfor alanı dışına çıkmak iyi geldi.
ezcümle2:
her insan bir alem. anlatan insan ise yormayan alem. tam sevmelik.
kocaman odamı ardımda bıraktım.
babamla takılıyorum.
cb ve kızı gibiyiz.
bir izzet bir ikram, ama heryer kalabalık.
iğne atsan yere düşmüyor.
mesela, bir akrabamla aynı salonu paylaşarak uyudum ve kapıda sonuna kadar açıktı.
ev insan doluydu.
insan doluydu derken bana göre.
o insanlar evin gençleri idiler.
alayı akraba.
benden büyük olan abla ile sohbet ettik sabaha kadar.
kadın da aynı benim gibi imiş.
küçükken köyde yıldızların altında uyumuş.
ben fındık için dışarda yatardım o koyunlar için yatarmış.
aynı benim gibi keyif alırmış yıldızlara bakmaktan.
en büyük zevki resim çekmekmiş.
tren yolculuğu esnasında çok güzel resimler çekmiş.
dünkü hastalığımdan eser kalmadı.
bir dünya genç akrabam ile tanıştım.
çoğusu doğuda görev yapıyor.
iletişim kurmayı sevdiğimi söylemiştim de mi?
kahvaltıya çağırdılar gidiyorum ben.
ezcümle1:
konfor alanı dışına çıkmak iyi geldi.
ezcümle2:
her insan bir alem. anlatan insan ise yormayan alem. tam sevmelik.
devamını gör...
pascal'ın kumarı
hazreti ali'nin ağzından anlatılan versiyonu daha çok bilinir. pascal'a ait olduğunu öğrenince, daha sonrasında hazreti ali'ye uyarlanmış olduğunu düşünüp gerçekte hazreti ali'nin böyle bir argümanda bulunmadığını düşünmüştüm ama sanırım bu manaya gelen bir sözü var.
pascal olaya pragmatist bir şekilde yaklaşmış. inanç ile pragmatizm yan yana geldiğinde ortaya pek hoş bir şey çıkmıyor bence. bu yolla inanan insanın samimiyetini önce kendi kafamda sorgular sonra da boş verirdim muhtemelen.
son olarak inanç ile ilgili tartışmalarda vazgeçilmez argümanlardan biridir. her tartışmada illa ki "ya varsa..." ile başlayan bir cümle kurulur. cümleyi kuran her ne hikmetse haklı olduğunu düşünüp buna uygun bir tavır takınır. karşı tarafa da ya korkuyla karışık hesap kitap işlerine girer ya da işin samimiyetini sorgular.
pascal olaya pragmatist bir şekilde yaklaşmış. inanç ile pragmatizm yan yana geldiğinde ortaya pek hoş bir şey çıkmıyor bence. bu yolla inanan insanın samimiyetini önce kendi kafamda sorgular sonra da boş verirdim muhtemelen.
son olarak inanç ile ilgili tartışmalarda vazgeçilmez argümanlardan biridir. her tartışmada illa ki "ya varsa..." ile başlayan bir cümle kurulur. cümleyi kuran her ne hikmetse haklı olduğunu düşünüp buna uygun bir tavır takınır. karşı tarafa da ya korkuyla karışık hesap kitap işlerine girer ya da işin samimiyetini sorgular.
devamını gör...
çocukken sahip olmak isteyip sahip olamadığınız şeyler
kendime ait bir oda.
devamını gör...
buzda yürüyüş
werner herzog kitabıdır.
tanıyanlar bilir werner herzog aslında bir yönetmendir. müthiş filmlerle bizi şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükleyen, gerim gerim gerilmemize neden olan büyük bir yönetmendir hem de. ‘ aguirre, tanrının gazabı’ filmini izlerken o kadar sıkmıştım ki kendimi bu film nasıl çekilmiş diye meral etmekten kendimi alıkoyamadım ve bir araştırma yaptım.
herzog, oyuncuları o kadar zorlar ki başta filmin başrol erkek oyuncusu klaus kinski olmak üzere bütün oyuncular çekimlerin kesilmesini ister. kinski, herzog’un karşısına çıkar ve filmi bırakacağını söyler. herzog da bir silah çıkartıp kinski’nin kafasına dayar ve eğer filmi bırakmayı düşünüyorsa o an onu öldüreceğini söyler. kinski, herzog’un dediğini yapacağını bildiği için filme devam eder ve ortaya muazzam bir yapıt çıkar.
işte bahsettiğimiz herzog yakın bir arkadaşının ölmek üzere olduğunu öğrenince münih’ten paris’e yürüyerek arkadaşının yanına gitmeye karar verir. eğer bunu başarırsa arkadaşı ölmeyecektir herzog’un labirentlerle dolu zihnine göre. işte bu kitap bu yolculuğu anlatır.
okumazsanız bu kitabı bir şey eksilmez hayatınızdan ama eğer okursanız çok şey katarsınız kendinize.
tanıyanlar bilir werner herzog aslında bir yönetmendir. müthiş filmlerle bizi şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükleyen, gerim gerim gerilmemize neden olan büyük bir yönetmendir hem de. ‘ aguirre, tanrının gazabı’ filmini izlerken o kadar sıkmıştım ki kendimi bu film nasıl çekilmiş diye meral etmekten kendimi alıkoyamadım ve bir araştırma yaptım.
herzog, oyuncuları o kadar zorlar ki başta filmin başrol erkek oyuncusu klaus kinski olmak üzere bütün oyuncular çekimlerin kesilmesini ister. kinski, herzog’un karşısına çıkar ve filmi bırakacağını söyler. herzog da bir silah çıkartıp kinski’nin kafasına dayar ve eğer filmi bırakmayı düşünüyorsa o an onu öldüreceğini söyler. kinski, herzog’un dediğini yapacağını bildiği için filme devam eder ve ortaya muazzam bir yapıt çıkar.
işte bahsettiğimiz herzog yakın bir arkadaşının ölmek üzere olduğunu öğrenince münih’ten paris’e yürüyerek arkadaşının yanına gitmeye karar verir. eğer bunu başarırsa arkadaşı ölmeyecektir herzog’un labirentlerle dolu zihnine göre. işte bu kitap bu yolculuğu anlatır.
okumazsanız bu kitabı bir şey eksilmez hayatınızdan ama eğer okursanız çok şey katarsınız kendinize.
devamını gör...
ırkın hayatımızdaki önemi
ırkçı ve milliyetçi insanların düşük zekalı olduğu bir gerçektir. ırk hayatımızda pek önemli değildir, değeri 0 falandır.
devamını gör...
hayatından sürekli birilerinin eksilmesi
hayatımızda olması gereken kişiler biz büyük bir çaba sarf etmeden de olacak kişilerdir. onlar iyi ki dediğimiz gruptadır.
diğer eksilen, hayatımızda yeri olmayan kişiler ise onlar için ne yapsak nafile. isterseniz çok sevin, isterseniz gitmemesi için elinizden geleni yapın, bir kılıf bulur gider. böyle kişiler kısa hayatımızda zaman kaybıdır, salın gitsinler, geri dönmeye çalışanlar olacaktır illa ama o eski siz değilsinizdir ve en doğru karar ile iyi ki yoksun iyi ki gittin, dersiniz.
diğer eksilen, hayatımızda yeri olmayan kişiler ise onlar için ne yapsak nafile. isterseniz çok sevin, isterseniz gitmemesi için elinizden geleni yapın, bir kılıf bulur gider. böyle kişiler kısa hayatımızda zaman kaybıdır, salın gitsinler, geri dönmeye çalışanlar olacaktır illa ama o eski siz değilsinizdir ve en doğru karar ile iyi ki yoksun iyi ki gittin, dersiniz.
devamını gör...
yoldaş kafe açarsa olacaklar
*baristanın başına kimi koyacağını biliyorum.*
*muhtemelen 24 saat açık olur.
*kupaların rengi turuncu olur.
*sorun çıkaran müşterileri arka kapıdan çıkarır.
*devamlı gelen müşterilere indirim çeki verir.
*masalarda anket ve yorum yapmak için kağıtlar olur. en çok anket dolduran veya yorum yapana kitap hediye eder.
*ilk 10 gelişte indirim yapmaz. çaylaklık sayar.
*kendine ait ofisinden hiç çıkmaz. kimse göremez yoldaşı.
*muhtemelen 24 saat açık olur.
*kupaların rengi turuncu olur.
*sorun çıkaran müşterileri arka kapıdan çıkarır.
*devamlı gelen müşterilere indirim çeki verir.
*masalarda anket ve yorum yapmak için kağıtlar olur. en çok anket dolduran veya yorum yapana kitap hediye eder.
*ilk 10 gelişte indirim yapmaz. çaylaklık sayar.
*kendine ait ofisinden hiç çıkmaz. kimse göremez yoldaşı.
devamını gör...
tokat etkisi yaratan gerçekler
aramak isteyen arar, yazmak isteyen yazar, görmek isteyen gelir. aslında bu kadar basit.
devamını gör...