vav kuşağı
kuşağınızı seveyim salın artık şu insanları dedirten başlık. bu ülkenin sağcısı ayrı bela solcusu ayrı bela, her kesim gençleri kendi çıkarları için yönlendirme derdinde. birisi der ki bu z kuşağı sizin işinizi bitirecek, diğeri gider vav kuşağı diye bir saçmalık ortaya atar. uzay kuşağı olup uzay boşluğuna karışmak istiyorum, bıktım bu saçma ve suni olan gündemlerden.
devamını gör...
son feci bisiklet
bikinisinde astronomi sarkisinda gecen tamlamalar bircok asigin sevgili kisisine iltifat etmesini saglamistir.
edit: bahsi gecen
edit: bahsi gecen
devamını gör...
mustafa sarıgül'ün anketlerde birçok partiyi geçtik demesi
evde yapılan partileri falan kastediyordur, çok da dikkate almamak lazım bu açıklamaları.
devamını gör...
ekşi sözlük'e geri dönmek
komedi gibi bir durum.
tercihen yazarsınız ya da yazmazsınız gidersiniz. ayrıca başlık açıp gidiyorum demekte nedir ki?
tercihen yazarsınız ya da yazmazsınız gidersiniz. ayrıca başlık açıp gidiyorum demekte nedir ki?
devamını gör...
sözlük dergisi duyuruları
sevgili kafa sözlük yazarları, bugün dergimizi şereflendiren yazarımız martineden ve yazısı güzel bey. kendisine bu güzel yazısı için teşekkür ediyorum. bugün yayınlanan bir başka yazı ise benim kaleme aldığım doğu türkistan dosyası: ıı. bölüm adlı yazı. umuyorum ki yazılarımızı beğenir ve keyifle okursunuz. bir solukta okunacak diğer güzel yazılara buradan ulaşabilirsiniz. sizde yazılarınızı [email protected] adresine göndererek yazınızı sözlük dergisinde yayınlayabilir ve sözlük dergisine katkı sağlayabilirisiniz.
devamını gör...
sözlükte kadın olmak
sabahtan beri solda görüyorum başlığı. okudum her şeyi. az önce yine göz gezdirdim. kendinden emin olmayanlar editlemiş. yazdığını komple silip değiştirenleri kastediyorum, harf hatası yapanları değil. yapılan uygunsuzluklarda iki tarafında eser miktarda payı var. biri yüzde yüz hatta yüzde altmışa/kırk haklı diyebileceğim bir durum yok.
dün doğmadıysan, sanal ortamda herkesin gözünün kadınlara doymuş olmayacağını, herkesin sana kibar yaklaşmayacağını, insan gibi davranmayacağını, seni provoke edebilme potansiyeline sahip olduğunu göz önünde bulundurursun. etki verip tepki almayacağımızı varsayarak ilerleme kaydedemeyiz ahali.
bir kadın yazar olarak bence erkek yazarlarla eşitim. herhangi bir üstünlük veya altta kalma yaşamadım. en başlarından beridir buradayım. iki tane dengesiz ile fikir ayrılığına düştüm. dengesiz diyorum çünkü denge yok. biri kin güdüyordu bana, hiç sebepsiz. diğeri de sataştı, etti, sonradan yazdığım başlıklara destek tanım girmeye başladı, yazdıklarımın bazılarını oylamaya başladı vesaire.
bence ben erkek olsaydım da yaşanırdı bu. bu platforma fiziklerimizle değil fikirlerimizle kaydolduk. diğer sosyal mecralarla kıyaslamayalım lütfen.
çiçek olun.
edit: kelime hatası
dün doğmadıysan, sanal ortamda herkesin gözünün kadınlara doymuş olmayacağını, herkesin sana kibar yaklaşmayacağını, insan gibi davranmayacağını, seni provoke edebilme potansiyeline sahip olduğunu göz önünde bulundurursun. etki verip tepki almayacağımızı varsayarak ilerleme kaydedemeyiz ahali.
bir kadın yazar olarak bence erkek yazarlarla eşitim. herhangi bir üstünlük veya altta kalma yaşamadım. en başlarından beridir buradayım. iki tane dengesiz ile fikir ayrılığına düştüm. dengesiz diyorum çünkü denge yok. biri kin güdüyordu bana, hiç sebepsiz. diğeri de sataştı, etti, sonradan yazdığım başlıklara destek tanım girmeye başladı, yazdıklarımın bazılarını oylamaya başladı vesaire.
bence ben erkek olsaydım da yaşanırdı bu. bu platforma fiziklerimizle değil fikirlerimizle kaydolduk. diğer sosyal mecralarla kıyaslamayalım lütfen.
çiçek olun.
edit: kelime hatası
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük !
kimimiz uyuyamadı bu gece, ya sıkıntıdan ya sıcaktan dönüp durdu.
kimimiz kafamızı uzattık penceremizden, varsa balkona çıktık.
o gecelerden biriydi yıllar önce, dönüp bakalım:
****
henüz günün uyanmadığı bir zaman, ama öyle bir nem var ki eti kemikten ayırmış sıvı hale getirmiş nerdeyse.
kimi evlerin ışıkları yanıyor, uzaktaki bir evden horlamaya benzer bir ses geliyor:
bütün bir mahalleye kendini duyuracak kadar yüksek.
bıyıklı, gıdısı sarkmış koca göbekli bir adam hayal ettim o sesin sahibi diye, grileşmiş atleti hafifçe sıyrılmış, çizgili pijamaları üzerinde uyuyan. diğer yanına dönse belki azalacak horlaması.
benim gibi balkonlarından bakınanların olduğu birkaç ev var, kimse yönü bulamıyor. ses tam bir gizem, bir hayalet belki, belki de boş inşaata yerleşmiş bir meczup.
***
ama yok, kuş bunlar! yıllar sonra öğreniyorum: peçeli baykuş .
didik didik tüylü yavruları da horul horul horluyor, çizgili pijamalı göbekli adamdan daha çok, daha güçlü.

horlayan baykuş yavrucukları
uykusuz ya da yorgunuz, yapacak çok iş var belki ama, bırakmamalı dönüp doğaya bakmayı, onun güzelliğini fark etmeden güne başlamayı.
günaydın o zaman bir kez daha.*)
kimimiz uyuyamadı bu gece, ya sıkıntıdan ya sıcaktan dönüp durdu.
kimimiz kafamızı uzattık penceremizden, varsa balkona çıktık.
o gecelerden biriydi yıllar önce, dönüp bakalım:
****
henüz günün uyanmadığı bir zaman, ama öyle bir nem var ki eti kemikten ayırmış sıvı hale getirmiş nerdeyse.
kimi evlerin ışıkları yanıyor, uzaktaki bir evden horlamaya benzer bir ses geliyor:
bütün bir mahalleye kendini duyuracak kadar yüksek.
bıyıklı, gıdısı sarkmış koca göbekli bir adam hayal ettim o sesin sahibi diye, grileşmiş atleti hafifçe sıyrılmış, çizgili pijamaları üzerinde uyuyan. diğer yanına dönse belki azalacak horlaması.
benim gibi balkonlarından bakınanların olduğu birkaç ev var, kimse yönü bulamıyor. ses tam bir gizem, bir hayalet belki, belki de boş inşaata yerleşmiş bir meczup.
***
ama yok, kuş bunlar! yıllar sonra öğreniyorum: peçeli baykuş .
didik didik tüylü yavruları da horul horul horluyor, çizgili pijamalı göbekli adamdan daha çok, daha güçlü.

horlayan baykuş yavrucukları
uykusuz ya da yorgunuz, yapacak çok iş var belki ama, bırakmamalı dönüp doğaya bakmayı, onun güzelliğini fark etmeden güne başlamayı.
günaydın o zaman bir kez daha.*)
devamını gör...
24 mart 2021 çin'in gözdağı vermesi
aslinda "gozdagi vermek" tabiri yerine bel altindan tehdit etmesi de diyebiliriz bu duruma. gundemi takip edenler bilir, cin'in uygurlara yonelik olusturduklari iskence kamplari her ne kadar dunya basinindan saklanmaya calisilsa da, yaptiklari zulum bir sekilde ortaya dokulmekte. ozellikle bir kac ay once amerika'nin baslattigi kinama ve yaptirimlara sirasiyla kanada, avusturalya, yeni zelenda'da katildi. avrupa ulkelerince basta ingiltere ve hollanda'dan da yaptirimlara destek gelmesiyle bir cok ulke cin'e yaptirim uygulama karari aldi. cin tabii ki bu duruma sessiz kalmadi. gectigimiz gunlerde alinan bu yaptirim kararlari uzerine pekin'den bir aciklama geldi. cin'in disisleri sozcusu, cin'in icislerine karisilmamasi gerektigini belirtti.
"çin artık 120 yıl önceki çin değil. çinliler öfkeli değil, ancak öfkelenirlerse başa çıkmanız zor olacak" diye de ekledi.


haberin devami
"çin artık 120 yıl önceki çin değil. çinliler öfkeli değil, ancak öfkelenirlerse başa çıkmanız zor olacak" diye de ekledi.


haberin devami
devamını gör...
nasa'nın iklim değişikliği fotoğrafları
daha ucuz olduğu için kloroflorokarbon kullanımını ısrarla sonlandırmayan şirketlerin duvarlarına asılması gereken fotoğraflar.
insanın sonunu kendi hırsı, özellikle de para ve onunla ilişkili olan güç hırsı getiriyor. acımıyorum insanoğluna. neyi hak ediyorsa, eliyle neyi hazırlıyorsa onu yaşıyor çünkü.
insanın sonunu kendi hırsı, özellikle de para ve onunla ilişkili olan güç hırsı getiriyor. acımıyorum insanoğluna. neyi hak ediyorsa, eliyle neyi hazırlıyorsa onu yaşıyor çünkü.
devamını gör...
normal sözlük ocak devrimi
çok hisli çocuk olduğum söylenir durur ("ay bende seni düşünüyodum aradın" gibi) dün gece yazdım yazdım sildim yoldaş birşeyler yap heyecan lazım diyecekken yorgunluktan uykuya kaptırdım kendimi. uyandığımda gerçekleşmiş olan devrimin getirdiklerini görmek çok hoş ve kafa sözlüğe olan inancımı arttırdı. şimdi hareket zamanı.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
sensizliğimden vurdun beni,
delik deşik oldu kalbim,
ama ölmedim...
can havliyle yine sana uzandı ellerim,
az önce beni vuran ellerine...
oysa ben kendimi dört duvarı seninle dolu odalara hapsetmiştim gönüllü olarak,
sen olmayınca; boynunu büken, solan çiçekler gibi feri kaçmıştı ömrümün,
zaten ölecektim...
neyseler biriktirmiştim bilmeden,
içine dünyalar sığdırıp,
bu küçücük halimle bir türlü yanında yer bulamadığım...
halbuki sabahlardan birinde unutmuş olarak uyanmak için neler vermezdim seni,
sana rağmen,
senin yüzünden...
hoşça kalamadığım,
geride bırakamadığım,
ah edemediğim,
kızamadığım,
kıyamadığım,
yıldız tilbe'nin dediği gibi;
içimde öyle güzelsin ki
onu kirletmeyeceğim seninle...
dayan yüreğim....
delik deşik oldu kalbim,
ama ölmedim...
can havliyle yine sana uzandı ellerim,
az önce beni vuran ellerine...
oysa ben kendimi dört duvarı seninle dolu odalara hapsetmiştim gönüllü olarak,
sen olmayınca; boynunu büken, solan çiçekler gibi feri kaçmıştı ömrümün,
zaten ölecektim...
neyseler biriktirmiştim bilmeden,
içine dünyalar sığdırıp,
bu küçücük halimle bir türlü yanında yer bulamadığım...
halbuki sabahlardan birinde unutmuş olarak uyanmak için neler vermezdim seni,
sana rağmen,
senin yüzünden...
hoşça kalamadığım,
geride bırakamadığım,
ah edemediğim,
kızamadığım,
kıyamadığım,
yıldız tilbe'nin dediği gibi;
içimde öyle güzelsin ki
onu kirletmeyeceğim seninle...
dayan yüreğim....
devamını gör...
spontane radyo yayını
ahahah dinozor şarkısıyla bir anda ergenliğime döndüğüm yayındır.
devamını gör...
bir hayvan olsaydınız hangi hayvan olurdunuz sorunsalı
ben bir kuş olmak isterdim çünkü;
uçuyorsundur özgürlük
kanat çırpıyorsundur başka diyarlar
bakıyorsundur başka canlılar
bir dala konarsın huzurlu kuş sesleri
bir ev örersin yetenek
bence bir kuş bir kuştan fazlası...
-_-özgürlük-_-
uçuyorsundur özgürlük
kanat çırpıyorsundur başka diyarlar
bakıyorsundur başka canlılar
bir dala konarsın huzurlu kuş sesleri
bir ev örersin yetenek
bence bir kuş bir kuştan fazlası...
-_-özgürlük-_-
devamını gör...
asia minor
progressive rockın bendeki soluğunu oluşturan grup. asia minor'de bu türün en güzel dokunuşları mevcut. türkler ve fransızlar birleşip adeta yeniden yontmuşlar müziği, müzik ise ne yonttukları parça ne de bu parçadan arta kalanlar. müzik doldurul-a-mayandan meydana gelip nüfuz ediyor.
üyeleri eril tekeli, robert kempler, setrak bakirel ve lionel beltrami'den oluşan asia minor kendi devriyle sınırlı kalamayacak kadar zengin ama ulaşılamamış. erişilememesinden onlar değil ulaşamayanlar sorumludur deyip topu boşluğa doğru atıyorum.
"bir ömür boyu sessizlik için gerçek sonsuzluğu aradım"
üyeleri eril tekeli, robert kempler, setrak bakirel ve lionel beltrami'den oluşan asia minor kendi devriyle sınırlı kalamayacak kadar zengin ama ulaşılamamış. erişilememesinden onlar değil ulaşamayanlar sorumludur deyip topu boşluğa doğru atıyorum.
"bir ömür boyu sessizlik için gerçek sonsuzluğu aradım"
devamını gör...
safran çiçeği
safran bitkisinin bilimsel adı crocus sativus. bitkinin orijini doğu akdeniz ve anadolu coğrafyasıdır. ülkemizin soğanlı bitkileri entelektüel dünyada çok meşhurdur. taaa ingiltere'den botanik merakı olan turistler doğu karadeniz turlarına gelir. sırf çiğdemlerin çiçeklerinin fotoğraflarını çekebilmek için. ne yazık ki ülkemizin kültür seviyesi çok düşük.
bitkinin ticari değeri olan kısımları: çiçekteki kızıl renkli 3 adet dişi organ (stigmalar) ve çoğaltım materyali olan soğanları
= safranbolu şehri adını safran bitkisinden alır. cumhuriyet tarihine bakıldığında sadece şanlıurfa ve safranbolu şehirlerinde yetiştirildiği görülür. selçuklular döneminde safranbolu kalesini türkler fethetmeden önce şehrin ismi dadybra'dır. türkler bu şehre zalifre adını vermişler. osmanlı döneminde tapu ve tağrir defterlerinde şehrin adı taraklıborlu olarak kayıt edilmiştir.

-safran sözcüğünün etimolojik kökeni-
antik mezopotamya dillerinde azupiru olarak geçmektedir.
arapça sfr kökünden türetilen sözcükler
arapça safra : öd salgısı
arapça asfar : koyu sarı renk
arapça surf : bakır, pirinç
arapça safran : çiçeği sarı boyar bitki, crocus sativus
arapça asfur : çiçeği sarı boyar bitki, yaban safranı, aspir, carthamus tinctorius
eski ibranice'de safran veya aspir bitkisinden karkom olarak eski ahit’te bahsedilmektedir.
arapça kurkum sözcüğü sarı renkli başka bir baharat olan ve hint safranı olarak da bilinen zerdeçal bilimsel adı: curcuma longa için kullanılmaktadır.
eski yunanca krokus sözcüğü safran için kullanılmıştır.
yukarıda da görüldüğü üzere aspir, safran, zerdeçal gibi bitkilerin isimlendirilmesinde bir karmaşa var. bir agronomi öğrencisi olarak yorumum şöyle;
eski dünya'da bitkiler botanik özelliklerine isimlendirilmiyordu. hayatımızda nasıl yer aldığına göre isimlendirilirdi. hastalıkların tedavisinde bitkiler dualarla birlikte kullanılıyordu. çünkü insan hayatını olumsuz etkileyen doğal olaylar için tanrıların laneti olduğuna inanılıyordu. hastanın başında tütsü yakmak, hastaya bazı bitkisel drogları birayla birlikte içirmek, ana tanrıçaya dua etmek, kurban kesmek, kurban kanıyla bir yeri işaretlemek, günahlarını başka bir hayvana veya insana devretmek gibi ritüeller vardı.
dahası, antik dünya'da bitkilerin nasıl çoğaldığı ve ürediği tam olarak bilinmiyordu. antik dünya hakkında yazılan kaynaklardan bildiğimiz kadarıyla antik yunan filozofu aristoteles doğayı sistematik olarak inceleyebilen ilk insanlardandır. bitkilerde üreme ve çoğaltım ile ilgili çeşitli fikirler üretmiştir ve o dönemde kabul edilen fikirleri değerlendirmiştir.
buradan anlıyoruz ki antik dünya'da çoğu tıbbi, aromatik ve boya bitkisinin ticari kaynağı olan coğrafya hindistan'dır. biz türkler o ülkeye hindistan desek de gerçek adı bharat (parat). yani baharat yolu (parat yolu) aslında hindistan yoludur.
buğdaygillerin ve baklagillerin tarımı diğer bitkilerle kıyaslandığında kolaydır. tohumu atarsınız toprağa ve sularsınız. kendi kendine büyür gelişir. çok ciddi bir tarla faaliyeti gerektirmez. oysa tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımı o kadar kolay değildir. ya tohumları toz kadar küçüktür (örn. kekik); ya yumru, soğan, rizom ile çoğaltılması gerekir; ya çelik alınarak çoğaltılması gerekir.
yani antik dünya'da tarım vardı evet ama insanlar bugün ki kadar geniş yelpazede bitki yetiştiremiyordu. arpa, buğday, darı gibi buğdaygiller ve bakla, nohut gibi baklagiller dışında diğer bitkiler (böğürtlen, çilek, narenciye, elma, nar, kekik, fesleğen, aspir, safran, çiğdem, lale gibi) doğadan toplanıyordu.
bitkinin ticari değeri olan kısımları: çiçekteki kızıl renkli 3 adet dişi organ (stigmalar) ve çoğaltım materyali olan soğanları
= safranbolu şehri adını safran bitkisinden alır. cumhuriyet tarihine bakıldığında sadece şanlıurfa ve safranbolu şehirlerinde yetiştirildiği görülür. selçuklular döneminde safranbolu kalesini türkler fethetmeden önce şehrin ismi dadybra'dır. türkler bu şehre zalifre adını vermişler. osmanlı döneminde tapu ve tağrir defterlerinde şehrin adı taraklıborlu olarak kayıt edilmiştir.

-safran sözcüğünün etimolojik kökeni-
antik mezopotamya dillerinde azupiru olarak geçmektedir.
arapça sfr kökünden türetilen sözcükler
arapça safra : öd salgısı
arapça asfar : koyu sarı renk
arapça surf : bakır, pirinç
arapça safran : çiçeği sarı boyar bitki, crocus sativus
arapça asfur : çiçeği sarı boyar bitki, yaban safranı, aspir, carthamus tinctorius
eski ibranice'de safran veya aspir bitkisinden karkom olarak eski ahit’te bahsedilmektedir.
arapça kurkum sözcüğü sarı renkli başka bir baharat olan ve hint safranı olarak da bilinen zerdeçal bilimsel adı: curcuma longa için kullanılmaktadır.
eski yunanca krokus sözcüğü safran için kullanılmıştır.
yukarıda da görüldüğü üzere aspir, safran, zerdeçal gibi bitkilerin isimlendirilmesinde bir karmaşa var. bir agronomi öğrencisi olarak yorumum şöyle;
eski dünya'da bitkiler botanik özelliklerine isimlendirilmiyordu. hayatımızda nasıl yer aldığına göre isimlendirilirdi. hastalıkların tedavisinde bitkiler dualarla birlikte kullanılıyordu. çünkü insan hayatını olumsuz etkileyen doğal olaylar için tanrıların laneti olduğuna inanılıyordu. hastanın başında tütsü yakmak, hastaya bazı bitkisel drogları birayla birlikte içirmek, ana tanrıçaya dua etmek, kurban kesmek, kurban kanıyla bir yeri işaretlemek, günahlarını başka bir hayvana veya insana devretmek gibi ritüeller vardı.
dahası, antik dünya'da bitkilerin nasıl çoğaldığı ve ürediği tam olarak bilinmiyordu. antik dünya hakkında yazılan kaynaklardan bildiğimiz kadarıyla antik yunan filozofu aristoteles doğayı sistematik olarak inceleyebilen ilk insanlardandır. bitkilerde üreme ve çoğaltım ile ilgili çeşitli fikirler üretmiştir ve o dönemde kabul edilen fikirleri değerlendirmiştir.
buradan anlıyoruz ki antik dünya'da çoğu tıbbi, aromatik ve boya bitkisinin ticari kaynağı olan coğrafya hindistan'dır. biz türkler o ülkeye hindistan desek de gerçek adı bharat (parat). yani baharat yolu (parat yolu) aslında hindistan yoludur.
buğdaygillerin ve baklagillerin tarımı diğer bitkilerle kıyaslandığında kolaydır. tohumu atarsınız toprağa ve sularsınız. kendi kendine büyür gelişir. çok ciddi bir tarla faaliyeti gerektirmez. oysa tıbbi ve aromatik bitkilerin tarımı o kadar kolay değildir. ya tohumları toz kadar küçüktür (örn. kekik); ya yumru, soğan, rizom ile çoğaltılması gerekir; ya çelik alınarak çoğaltılması gerekir.
yani antik dünya'da tarım vardı evet ama insanlar bugün ki kadar geniş yelpazede bitki yetiştiremiyordu. arpa, buğday, darı gibi buğdaygiller ve bakla, nohut gibi baklagiller dışında diğer bitkiler (böğürtlen, çilek, narenciye, elma, nar, kekik, fesleğen, aspir, safran, çiğdem, lale gibi) doğadan toplanıyordu.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
lafı bil de öyle söyle
doluysa ici gel böyle
yazmakla parmak aşınmaz
söylerken doyulmaz güzele
doluysa ici gel böyle
yazmakla parmak aşınmaz
söylerken doyulmaz güzele
devamını gör...
osmanlı türkçesi
fâilâtün / fâilâtün / fâilâtün / fâilün şeklinde anlaşılması zor arapça, farsça , fransızca, türkçe karışımı bir şey. (bkz: şey)
devamını gör...
max planck
alman bilim adamı ve kuantum dünyasının baş mimarı.
devamını gör...

