ısıtılan ya da soğutulan bir kristal üzerinde, sıcaklığın değişimi sonucunda zıt elektrik yükleri oluşturan etki. medikal, askeri sistemler, otomotiv sektörü, bilgisayarlar gibi farklı ve geniş bir kullanım alanı bulunur.
devamını gör...

t: küçükken yuvalarını oymam hasebiyle*, biri kulağımı biri de çenemi ısırmıştı, o gün bugündür sahip olduğum fobi.
ayı gördüm; bozuntuya vermedim, yılan gördüm; kaçmadım, domuz sürüsü gördüm; korkmadım, köpekler tarafından istiklal caddesi'nde kovalandım; umursamadım, bu tırışka mahluku gördüğüm an koşarak türkiye turu atabilirim. yeter ki benden uzak dursun. saygımdan bal yemiyorum, gelip beni bulmayın sevgili arılar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

selçuk/izmir
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1940; bir alman askeri, silah arkadaşının sigarasını "lav silahı" ile yakarken.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görsel kaynağı
devamını gör...

kısaca kalp pili.

kalbe takılan,kaba tabirle kalpteki elektriksel uyarıları düzenlemeye ve yeterli kalp atış hızına ulaşmaya yarayan elektronik cihazlara verilen addır.

pacemaker ya da pacemaker cells ; kalpte bulunan kendi elektriksel uyarısını üretme kabiliyetine sahip hücrelerdir.

ayrıca ingilizce tavşan atlet anlamına da gelir.( pacesetter da denilebilir)
devamını gör...

yan yana geldiklerinde anlamsız görünebilecek gibi olsalar da üçünü bir arada yaşadığımızda ankaradan zonguldak’a gidişimiz esnasında iki arkadaşım ile birlikte bize muazzam bir anı bırakan olaylardır.

bir gece maltepe’de bürodan bozma evde arkadaşım sezgin ile otururken aklımıza konya’ya gitme fikri geldi. hava sıcaktı ama ankara çok daha sıcaktı. bu anlamsız fikir üzerinde uzun uzun tartıştıktan sonra ortak bir kararla zonguldak’a gitmeye karar verdik ama bu esnada saat çoktan 19.30 civarına gelmişti. hemen hazırlandık ve evden çıktık.

dünyadan haberimiz olacak kadar ayık kaldığımız anlarda zaten ben kitap okuduğum, sezgin’de saçma sapan iddialara girmekle meşgul olduğu için ertesi gün yerel seçimler olacağından habersizdik. hemen diğer arkadaşımız sercan’ı aradık ve zonguldak’a gittiğimizi söyledik. beşiktaş’ın kupa maçını izlemek üzere kızılay’da olan sercan hemen geleceğini söyledi. bu kimseye tuhaf gelmedi. ne bizim zonguldak’a gidiyor oluşumuz ne de onun hemen bunu nedenini bile sormadan kabul edişi.

sercan da geldiğinde hemen otostop çekmeye başladık. otostopu tercih etmemizin birkaç nedeni vardı. ilk neden arabamızın olmamasıydı, ikinci neden paramızın olmamasıydı, üçüncü neden ise bu kadar anlamsız bir seyahati daha anlamsız kılma gerekliliği idi.

kızılcahamam’a varana kadar bindiğimiz araçtaki angara bebesi bizi sivil polis olduğuna inandırmak için elinden geleni yaptı. telefonuyla çıkardığı telsiz sesini yemiş gibi yaparak tuhaf sorular sorduk ve kendisi de yeşil kod adlı olduğu için bu soruları geçiştirdi. kızılcahamam’da arabadan inince bir yol üstü lokantada bir çorba ve bolca ekmek istedik çünkü paramız bir çorbaya yetiyordu sadece. lokantacı abi parayı aldı ve bize üç çorba, bir salata ve bir atı doyuracak kadar ekmek verdi.

kızılcahamam’a kadar gelmiş olmak bize bir güç verdi sonuçta bu kadar yolu sadece beş saatte gelmiştik. bir saatlik yolu beş saatte gelince bir özgüven geldi bize ve yol kenarında otostop çekerken bir yandan da patlak bir topla oynamaya başladık. o esnada yanımızda bir araç durdu. camları filmli, arkasında üç hilal olan bir doğan. içindeki bebelerden biri ne yaptığımızı sordu. biz de söyledik. saatten haberimiz olup olmadığını sordu. saate bakıp bir dedik. “nah bir” dedi. “saat iki oğlum, ileri alındı saatler” dedi. sonra orda dolaşmamamız gerektiğini söyledi ve gitti.

biz de yürüdük. hem saatler ileri alınmıştı, hem ertesi gün yerel seçimler vardı ve hem de bizim zonguldak’ta ne bir tanıdığımız vardı ne de daha önce zonguldak’a gitmişliğimiz. yol boyu birkaç araca daha binip zonguldak’a vardık. girer girmez bir amcaya denizin ne tarafta olduğunu sorduk. bu arada saat sabah on olmuştu. amca bize sövmedi aslında ya da içinde küfretti. denizi bulduk. camdan bir kafeye gittik bizi içeri almadılar. etkin pişmanlık yasasından yararlanmış gibiydik çünkü.

sercan’ın babasının kredi kartının ek kartını kullanarak birer çay içtik. sercan bir şiir kitabı aldı. ben tabanlarımın topladığı su ile bir kilo falan ağırlaştım. sezgin zonguldak’ta yaşayan sınıf arkadaşlarımızdan biriyle buluştu. meğer o arkadaşımız sezginin bize söylemediği kız arkadaşı imiş. o, denize karşı romantik romantik sevgilisi ile otururken biz de sercan’la bu aşkın ızdırabını ne yapacağımızı düşündük. benim bir fikrim vardı aslında.

sonra trene bindik ve ankara’ya döndük. garda birbirimizden ayrıldıktan sonra ben yenimahalle’deki evime, sezgin maltepedeki evine, sercan da kız arkadaşının yanına gitti. bir hafta kadar konuşmadık. ben o bir hafta boyunca otostop çektiğim bir araçta önüme konan sandığa i.melih gökçek için oy kullandığımı ve bu işlemin sürekli geriye alınarak tekrarlandığını gördüm rüyamda.
devamını gör...

ateşin başında oturup o sıcak anın tadının çıkarırken hissedilen memnuniyet ve huzur anlamına gelen norveççe sözcük.
devamını gör...

03.03.2022 takvim yaprağı.

bugün mars'ta doğan çocuklara isim önerileri:
kız çocuk: kızılsarm, marsu.
erkek çocuk: marsal, marscan.

yemek önerileri:
gezegen pilavı.

günün şarkısı:
nilüfer- dünya dönüyor.

güne anlamlı bir atasözü bırak
dünya malı dünyada kalır.*
devamını gör...

insana istemsizce beddua ettiren olaydır. dilerim o hayvana bunu yapanlar bir lokma ekmeğe muhtaç hale gelirler.
devamını gör...

metin eroğlu’nun zamanın manzarası isimli kitabının açılış cümlesidir.

kitabı ilk okuduğum zaman da dikkatimi çekmişti ama son birkaç aydır daha iyi anladım cümleyi. zamanın manzarası önümden alıp giderken daha çok anlamaya başladım, her şeyi olduğu gibi bu cümleyi de.

çok insanla karşılaştım hayatım boyunca. nefret ettiğim insan pek olmadı, önemsememekle yettindim. aşık oldum elbette ama mücevher takmayan bir kadınla hiç karşılaşmamıştım aslında hala da karşılaşmış sayılmam. bir düş hikayesi yazıyorum pazar pazar, belki ölü toprağını kaldırmak için birkaç küçük kürek atışı.

varlığının maddi değerini artırmak için mücevher takan insanlara karşı bir tavırda değilim. kimsenin hayatına karışacak kadar zamanım ve sabrım yok. benim derdim sadece gözleriyle değerli olabilen insanla.

dert dediysem hemen yanlış anlaşılmasın. filtreli dertlere gark olmak değil kastım. bir insanın sadece gözlerinin yetmesinden bahsetme hevesindeyim ama konuya gitmeyi başaramıyorum. peyniri bulmaktan ümidini kesip labirentin bir köşesinde soluklanmaya çalışan fare gibiyim tam da şu an.

yani aslında mücevher taksa da fark edilmez gözlerinin ışıltısından. o zaman takmasına gerek yok. arabeskin kıyısında dolaşmak ruhumda var. o yüzden gözleri yeter.

şeytanın ilhamı ile yazdığını söyler metin eroğlu bu cümleyi. ruhunu sunduğu şeytan bunu hediyeyi kabul etmese de. o da ruhunu bir çift göze kurban olarak adamıştır. bilmem onunki kabul olundu mu.

bazen gözlerim dalar gider. hep bir yere kilitli izlerim karşımda ne olduğundan bağımsız. o günler geride kalacak belki de. mücevhersiz gözler gemlik’e doğru giderken bir anda karşımıza çıkınca şaşırmamız gereken denizin kıyısında.

deniz kıyısında mücevhere ihtiyaç bırakmayan gözler. ukdemdir.
devamını gör...

-sözlük mağazasına 70 üzerinde rozet eklendi.
aynı zamanda -karma- adı verilen, her alandan rozetlerin sıralandığı bir bölüm oluşturuldu.
yeni rozet önerileri için sözlük mağazası rozet önerileri başlığı kullanılabilir.

-eski gündem başlıklarının, uzun bir süre sonra tekrar tanım alıp doğrudan gündeme düşmesi ile alakalı sorun çözüldü.
gündem algoritmasını geliştirmeye devam ediyoruz.

-sunucumuzu verimli kullanmak adına, karma puanlar ile alakalı bir optimizasyona gittik.
yarım saatte bir güncellenen karma puan sistemi artık 2 saatte bir güncellenecek.
kazanılan karma puanların profile yansıması 0-120 dakika arasına çıkmış oldu.
devamını gör...

çok sofistike bir isme sahip olan şarkıcı. bu zamana kadar bu ismi duyamamış olmak benim için büyük bir utanç kaynağı gerçekten.*
devamını gör...

öpsem bebek gözlerinden bengaripsengüzeldünyamutlu...*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

biraz huysuzmuşum ama sonradan toparladık.
devamını gör...

tartarus emeğin için teşekkürler. kendi profil resmimi görünce bir duygulanmadım değil. turuncu renk portakallı kafa çadırı (sözlüğü)temsil ediyor benim için. kuzey ışıklarına bakmak için kamp kurdum buraya. ışıklarınız daim olsun...
devamını gör...

nizanim söyler yok uyak
sanırım kafası kıyak
bu seferlik affedeyim
yoksa atacağım dayak
devamını gör...

çoğu akademisyenin ''sadık'' öğrencileriyle olan 'ticari' ilişkisidir aslında. ne rezillikler var bu minvalde...
devamını gör...

bir dikili taştan gayrı nem kaldı?
devamını gör...

artık son raddeye gelmiş özleyen insan yırtınmacası.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim