ülkemizde mümkün olmayan eylemdir.

zira ülkemizde ancak ve ancak küfürbaz haydo'nun maceralarını yaşayabiliriz.
devamını gör...

ahmet ümit ile tanışmıştım bir kitap fuarında. içinde ismimin geçtiği iki dizelik şiir yazmıştı. bizzat adıma yazılmış bir dizenin varlığı hala bir miktar gururlandırır.
devamını gör...

edebiyatta yeri çok ayrıdır. yabancı yazarların eserlerini kendi dilinizde hakkıyla okuyabilmek, yazarın vermek istediklerini yakalayabilmek için iyi bir çeviriden dolayısıyla iyi bir çevirmenden okumak çok çok önemlidir. ayrıca yazıldığı dilden yapılan çeviriler her zaman daha makbuldür. kısacası o kitabı dilinizde vezir de rezil de edebilecek kişi çevirmendir.
devamını gör...

1393'te, osmanlı'nın fethinin ardından, naldöken yörükleri, tanrıdağı yörükleri ve ofçabolu yörükleri yerleştirilmiştir.

1850'li yıllarda halkı çoğunluk olarak bulgarlar ve müslümanlar oluşturuyordu. ayrıca önceki yıllarda, yahudilere, ermenilere ve çingenelere ev sahipliği yapmaktaydı.

aynı zamanda tırnova ilk önce niğbolu sancağına, 1859/1860 yıllarında ise silistre, tuna vilayeti sancağına bağlı gözükmektedir.

1877 yılında ruslar tarafından ele geçirildikten sonra, halkın müslüman çoğunluğu göç etmiştir.

tırnova'dan göç eden müslümanlar önce bursa'nın karaorman ve kirmasti bölgelerine yerleşirler. fakat burada rahat edemeyince kayın ve meşe ağaçlarının yoğunlukta olduğu bir yere, tırnova isimli bir köy kurarlar.

günümüzde bulgaristan sınırları içerisinde önemli ve tarihi bir şehirdir.
devamını gör...

sanatsal yönü oldukça kuvvetli bir yazardır. tanımlarını sırayla okumama rağmen her biri beni farklı bir dünyaya götürüyor, zihnimi açıyor, o an ne hissediyorsam* unutturuyor.
masadan bir bir eski dostlar ve ustalar eksilirken kendisine uzun bir sözlük hayatı dilemekteyim. sol frame'den korkup da yanlarına sığınıp şöyle ferah bir soluk alacağım yazarları mumla arıyorken kendisinin profili iyi bir sığınak oldu bir süredir benim için*.
devamını gör...

algida'nın en alt donanım seviyesindeki dondurması. çocukluğun cep dostu boğaz düşmanı tadı. yerken ne yiyom lan ben hissi yaşatandır.
devamını gör...

yakınında olunca hiç çekilmez.
mesela otobüs durağı. hele bir de sıra olunmuşsa. önünüzde pofur pofur içer. kenara az çekilseniz arkanızdaki kişi aa çıktı sıradan hemen yerini kapiyim şunun diye bekleyen aç akbaba gibidir o yüzden yerinizden de kımıldayamazsınız. uyarsanız bir kıymeti yoktur hatta hiç yoktan başınız belaya girer.
zaten bu hödüklüğü yapan sığır senin ricandan, lütfeninden anlar mı? sanane lan içerim içmem açık havadayız dürtüp durma adamın asabını bozma diye bir de çıkışırsa ve sizin de sinirli bir yapınız varsa aman amann.

başka bir versiyonu cafe ortamı. hele bir de alan küçük sıkış tepişse - ki insanlar en çok bu yerleri tercih eder ferah mekanlar dururken. birbirlerinin üstlerine çıkmayı seviyorlar sanırım- boğulursun orada. pasif içiciliği geçtim kendin içmiş gibi olursun.

dolmuş versiyonu. en tehlikeli olanı. şoföre bir şey diyemezsin %99 tersler çünkü. onda da hiç yoktan kavga çıkabilir.

kısaca eyy içenlerrr

az saygı ya plss
devamını gör...

"doğarken ağladı insan bu son olsun bu son" kısmında tüyleri diken diken eden mükemmel bir eser.
devamını gör...

en az sekiz yarım yılı kapsayan eğitim- öğretim faaliyetidir. örgün öğretim, açık öğretim ve ikinci öğretim gibi türleri vardır. normal eğitim-öğretim zamanında yapılan türü örgün öğretim, televizyon, bilgisayar, eğitim gereçleri vb. ile yapılan türü açık öğretim ve normal öğretim zamanı dışında yapılan kısmına da ikinci öğretim denilir ve ikinci öğretim harcı daha yüksektir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
türkçe karşılığı gelincik tarlası.
fransız ressam monet tarafından 1873 yılında yapılan en ünlü manzara resimlerinden biri. özgün ismi coquelicots olan eserin ingilizce ismi daha çok tercih ediliyor.
devamını gör...

"bu memleket geri zekalılarla, delilerle, ruh hastalarıyla doludur."

hüseyin nihal atsız
devamını gör...

1 -44. basımı on küçük zenci olan, sonraki basımları ise on kişiydiler ismi ile yayımlanan ve orijinal ismi and then there were none olan agatha christie'ye ait olan polisiye romanıdır.
bu kitaba agatha christie on küçük zenci ismini vermiş ve daha sonra fikrini değiştirip on küçük kızılderili yapmıştır. ancak son dönemlerde amerika'da yaşanan ırkçılık olaylarının ardından lonrda merkezli olan agatha christie vakfı'nın talebiyle kitabın adı gereksiz hakaret oluşturmaması için tüm ülkelerde on kişiydiler olarak yeniden değiştirilmiştir.

türü itibariyle olayda herhangi bir çözümleme yapan bir dedektif yoktur. konusu itibariyle ise, geçmişlerinde kendi hataları, ihmalkarlıkları veya kararları sebebi ile kimselerin ölümüne sebep olan insanların bir adada bir araya gelmesi ile olaylar gelişmektedir. birbirini tanımayan bu kişiler ücretsiz tatil için asker adası ismi verilen bir adaya bir ev sahibi tarafından davet edilirler.

ancak ortada bir ev sahibi yoktur. bu kişiler davet edildiklerinin ilk günü yemek yerken ve sohbet ederken birden bire bir gramofon sesi işitirler. bu ses masa etrafındaki on kişinin geçmişte neden oldukları ölümlerden dolayı suçlu olduklarını hatta suçlandıklarını söylemektedir. işte tam da o gün başlar olayın roman örgüsü.

ayrıca evde bulunan ve misafirlerin kaldığı odalarda bir şiir asılı durmaktadır.

her şey bu şiir sırasına göre gitmekte ve yemek salonunda bulunan on adet asker biblosu da olay örgüsü sırasına göre eksilmektedir.

bu roman benim agatha hanımın romanlarını beğenmeme vesile olan ikinci kitap oldu.
devamını gör...

sevgili dostlarım of'lu bir yazar kardeşiniz olarak, bizzat deneyimlediğim altın değerinde çay demleme tavsiyelerimi size sunmayı bir borç biliyorum...

-öncelikle çay suyu musluktan doldurulmaz. ne çaydanlığın altına, ne çaydanlığın üstüne musluktan su konulmaz. tamam, gidip kaynak suyu da bulun demiyorum ama biliyorum hepiniz evlerinize damacana su söylüyorsunuz. lütfen çay demlemek için de içme suyu kullanın. tecrübelerime göre damacana sular arasında çaydan en yüksek performansı 'saka su' dan aldım. ikinci olarak tavsiyem 'buzbağ' olacaktır...

-çay seçimi çok önemlidir sevgili dostlarım. bizim kendi çayımız memleketten geldiğinden, bu imkanı olmayanlar için önerebileceğim, çaykur'un online sitesinde yarım kilosu 26₺ ye satılan ''hediyelik rize çayı'' en sevdiğim çaydır. çaykur altınbaş ve tiryaki serisi de güzeldir...

-çayın bulanık olmasını istemiyorsanız şayet, demlemeden önce çayı çok hırpalamadan soğuk suda yıkamanızı tavsiye ederim. aldığınız çay ne kadar kum gibi değil yapraklı olursa o kadar kalitelidir. kum gibi olan toz çay kullanıyorsanız çayınız bulanık olur...

-bakır ve porselen demlik tercih edilmelidir, çayın en güzel lezzetini bu demliklerden alırsınız...

-çay boş demliğe atılıp beklenmez, kavrulur. kavruk çay acı olur. yapmayın. her daim önce su alınır. soğuktan demleyecekseniz bile suyu üstüne boca etmeyin, adı üstünde demlenecek... çayımız yavaş yavaş, kendiliğinden çökecek suyun dibine...

-isteğe göre soğuk yahut sıcak demleme yapılabilir ama lezzet olarak arasında bariz farklar olacaktır. deneyimleyerek hangisini sevdiğinize siz karar verebilirsiniz, lakin soğuktan çay demlemek her daim keyif ehlinin işidir... soğuktan demlenen çay sıcaktan demlenen gibi ocak üstünde kaldıkça acıma yapmaz...

- yok ille de sıcaktan demleyeceğim diyorsanız, kaynayan suyu demliğinize aldıktan sonra, tezgahta yaklaşık 5-6 dakika dinlendirin, biraz soğuduktan sonra çayı katın. kaynar suya çay atmak caiz değildir zira çayı haşlarsınız... koku ve lezzet bakımından çok büyük hata olur... yapmayın...

-sıcaktan demleyeceğiniz çayın sıcak suyunu demliğe alırken, dikkatli bir şekilde, üzerinize sıçratmadan, biraz yüksekten dökerek, suyun havayla temas etmesini sağlayın. bu işlem demlikteki oksijen oranını artıracak, çaya daha fazla lezzet verecektir...

-çay demliğe katılıp kapağı kapandıktan sonra zırt pırt açılıp kontrol edilmez. deneyimleyerek zamanı kestirebilirsiniz. ilk zamanlar için kapağını açmadan, çayı dökerek, renginden anlamaya çalışabilirsiniz. bunun için demliğin hava yapmaması için ilk zamanlarınızda demlik kapağını tam kapamamanız tavsiye olunur...

-yine damak zevkinize göre demlenecek çaya karanfil yahut tomurcuk atabilirsiniz. ben ikisini de severim ama genelde karanfil tercih ederim.

-soğuk sudan demlenen çay için yaklaşık demlik boyutuna göre 52-57 dakika yeterli olacaktır. söylediğim üzere sıcak sudan demlenen çay için yine demlik büyüklüğüne göre 18-24 dakika yeterli olacaktır...



afiyet olsun...*
devamını gör...

bu sefer trollük yapmadın ama bu yazın arada kaynadı gitti. millet başlıklarını mı engelledi naptıysa artık sjskdnd
ilk defa yazdığın bir girdiyi sonuna kadar okudum ve haklı buldum diyebilirim ama; geçenlerde tecavüze uğradığı için bu durumu kaldıramayan bir erkeğin intihar ettiğini okudum. olay yeni bir olay değil ve ben daha yeni denk geldim. bir kadın tecavüze uğradığında günlerce haberi yapılıyor ve suçlunun hakkı olan cezayı alması için birlik oluyor kadınlar. kamuoyu oluşturulması için çalışma başlatıyorlar. farkındalık için birlik olup beraber hareket ediyorlar. peki erkekler kendi hemcinsleri için ne yapıyor? erkeklerin şiddet gören, öldürülen, tecavüze/tacize uğrayan hemcinsleri için ne yaptığını bilmiyorum. bazen hakkın olanın sana verilmesini beklemeyip o hakkı kendinin gidip alman gerekir.
şunu da belirtmeliyim ki kadınların gördüğü şiddet, yaşadıkları tecavüz/taciz olayları, öldürülme oranı ile erkeklerinkini kıyaslamak bana göre mantıklı bir şey değil.
anıt sayaç
devamını gör...

ne umduk ne bulduk *

beraber yürüdük biz bu yollarda diyerek herkese kuruculuk unvani verilmesi güzel fikir.

veyahut bugün sizin gününüz çocuklar gibi şen olun da denmek isteyip, bu sözlük sizin eserinizdir diyerekte verilmiş olabilir bu unvan.
güzel mi ?
güzel.

koltuğuma dokunma, hele mahlas rengime hiç dokunma! al şu kuruculuk unvanını git ötede şiirini söyle, gösterini yap, kermesten otlan sonra zaten yağmur yağar evlere dağılırız .

güne özel rozet de olsaydı tadından da yenmezdi be çocuklars.
devamını gör...

basımevinde, baskı işinde kullanılmak ereğiyle üzerine kabartma ya da oyma resim, şekil, yazı çıkarılmış metal kalıp olarak geçmekte fakat lastik ve fotopolimerde olabilir.
devamını gör...

kadın hakları üzerine çalışacak komisyona atanan üç tane taş gibi manitalardır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

www.google.com/amp/s/tr.eur...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kurması çok zor bir cümleyi kurmuş olan insandır. insanlara nasıl güvenebiliyorsunuz ya? kimseye güvenemiyorum, güvenilir olanları varsa onları da kaybediyorum.
kısacası helal olsun dediğim insandır.
devamını gör...

eğer yazdığım şey polemik yaratacak kadar genele aykırı ise yaptığım iş. benim sinirlerim burada kavga edecek kadar sağlam değil.

onun dışındaki normal tanımlar için yapılmaması gereken bir hareket. yazmak kadar okumak da olmalı. bazen seri halde başlık açıyorum ama o arada denk geldiğim, ilgi alanımdaki yorumlara da beğeni yapıyorum bir yandan. hatta bazen ilgi alanım olmasa bile sırf verilen emekten dolayı beğendiğim bile oluyor.

neyse...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim