bayramda artik harçlık verilmediğinde, ailemin üniversite gezilerine ses çıkarmayıp izin verdiklerinde ve türkü dinlemeye başladığım an büyüdüğümü farkettim.
devamını gör...

kafanın içindekiler değişmedikçe yeni bir hayata başlanmıyor, yerler, kişiler değişse bile, senaryo yine aynı oluyor. bu sefer farklı bir yerde, farklı kişilerle aynı olayları yaşıyorsun, yani tarih, tekerrür ediyor ama zihindeki bakış açısı değişirse, aynı şehirde aynı kişilerle farklı bir senaryo yaşayabilmek mümkün oluyor.
devamını gör...

ikii üç kelimeyi geçmeyecek bir konuşmadır. örneğin; merhaba, tahmin edebileceğiniz üzere çok gerginim şu an , o yüzden sözlerime burada son verirken hepinizi saygıyla selamlıyorum. dağılabiliriz.
devamını gör...

valla beğendiklerim'e bir göz attım. beğenmediğim yazar kalmamış.

(bkz: yaprak sarma fan kılap)
(bkz: larktwain_123_)
(bkz: hi my i run)
(bkz: ıvanmılınskı)
(bkz: whisper)
(bkz: ölmedim ama hafif sürünüyorum)
(bkz: kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası)
(bkz: morganick)
devamını gör...

kasa sırası size geldiğinde elinde tek bir ürünle yanınızda dikilen hanımefendiye "buyrun" diyerek sıranızı verdiğinizde. "teşekkür ederim" dedikten sonra arkasını dönüp tepeleme dolu market arabasını iten kocasına "gel gel" diye seslenene kadar güzel bir jest yaptığını düşündüren eylemdir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


spacex'in falcon 9 roketiyle 23 nisan'da uluslararası uzay istasyonu'na (ıss) gönderilen fransız astronot thomas pesquet, kabe'nin bütün parlaklığıyla göründüğü ve mekke'nin gece uzaydan çekilmiş fotoğrafını paylaşarak müslümanların ramazan bayramı'nı kutladı.

fransız astronot thomas pesquet, twitter hesabından, "hayırlı bayramlar" (eidmubarek) etiketiyle ingilizce ve fransızca olarak "mekke! o kadar parlak ki göz kamaştırıyor" mesajını paylaştı.


kaynak; sputniknews
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sayısal bir alanda uzmanlaşmak(mühendislik) yerine daha yetenekli olduğum sözel bir alanda(edebiyat) uzmanlaşmayı tercih ederdim. aslında bu keşke lise seçimine kadar gidiyor. galatasaray lisesine gidecekken yanlış yönlendirme ile fen lisesine gittik sonrası zaten öyle şekillendi.
devamını gör...

"nar'ın babası"nın şiiridir.

sis

iki şehri var gecenin, biri gözümde
tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur
gibi çöken siste, bana bu uykusuz
şehri niye bıraktın, göze alamadığım
bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
gece değil istediğin hayli karanlık
bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak
hevesindesin! gözlerini anlıyorum henüz
bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız
göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,
ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak
şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim :
biri hepimizle göz göze gibi hala uykusuz,
biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum
konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde

kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye ?

(bkz: nar)
devamını gör...

yahu ne alaka ne alaka. bunun türbanıyla alakası yok tamamen kişinin özündeki ego ile alakalı bu. alakasız konuları birbirine bağlayarak nefret kusmayınız rica ederim.
devamını gör...

uzun tanım girenler üzülmesinler. biz okuyoruz.* bilgiye de açığız kaosa da alimallah.
devamını gör...

odun bilimi anlamına gelen ksiloloji, ahşabın kaba ve ince yapısına odaklanan bir dendrokronoloji dalı (ağaç halkaları ile tarihleme yapma yöntemi) olarak bilinmektedir. ksiloloji evlilik hazırlıklarına girişen eş adaylarınca mecazi olarak da kullanılmaktadır.

ormancılık ve orman mühendisliği ile ilgili bir bilim dalı olan ksilolojinin kökeni yunanca ksilon - ahşap kelimesinden gelmektedir.
odun hücreleri ve dokuları ile ilgili konuları; odunların fiziksel, mekanik ve kimyasal özelliklerini inceleyen ksiloloji sanal dünyada şöyle kullanılmaktadır:

“hiç mi ksiloloji bilmiyorsun, bu bildiğin yontulmamış kütük. evlenirsen gazetelerin 3.sayfasında görürüz seni…. ne demişler kütüğü adam yapmaya çalışma… kütük tersten okununca da kütüktür”.

“mumla mı aradın bunu…ayağını çalıya çırpıya sürt daha iyi…odun bu odun, ksiloloji öğren biraz.”

”sen gepetto gibi ksiloloji uzmanı değilsin ki bu odunu pinokyoya dönüştüreceksin. karşındaki odun, iyice yontman gerekir onu”.

“bak necip fazıl demiş ki…tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur…bu mu tomurcuk açacak”.

erkekler ise “ksiloloji bilmeyiz ama odunu fazla inceltirsen kıymıkları çok olur… bir erkek ne kadar odun olursa olsun, tek bir kadın için yandığı sürece adamdır” diyerek cevap vermektedir.

ahşap, teknolojide kullanılan tüm malzemeler arasında en çeşitli, en kullanışlı, en sağlıklı ve en doğal olanıdır. oturduğunuz evlerdeki her maddenin ruhunuza ve bedeninize etkisi vardır. ahşap pozitif enerjiyi en çok veren malzemedir.
iyi bir marangoz iseniz bir kütük bile elinizde güzellikler ile dolu ahşap mobilyalara dönüşür.
çocuklar için ağaç ev bile yaparsınız.



“sokağımız arnavut kaldırımı,
evimiz ahşap iki oda.
daha iyisi de olabilirdi ya,
şükür buna da” - turgut uyar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

i think she is the saddest girl to ever hold a martini.
-vanilla sky.
devamını gör...

bu entry ;
haksızlığa uğrayarak gezegenlikten çıkarılmış plüton'a adanmıştır. sevgili plüton, sen hala bizim gözümüzde en kral gezegensin. *
devamını gör...

hakan günday’ın bana göre bir romanda okuduğum, okuyabileceğim, insana-insanoğluna dair en kısa, en net, en özet ve en derin tespiti 2 cümle ile yaptığı kitabıdır ziyan…

‘’insanın hayvandan farkı alet kullanabilmesiydi. insanın kullandığı ilk alet de başka bir insandı…’’

kitap, hayatı boyunca defalarca suikast girişimine uğramış mustafa kemal atatürk’ün, izmir suikasti teşebbüsünden başarısızlıkla çıkan, ama idam edilmekten kurtulamayan ziya hurşit ve onun birkaç kuşak sonraki torunu olan bir jandarma erinin etrafında şekillenen olayları anlatmaktadır.

bana göre hakan günday’ın en güzel kitabıdır. ama öyle kurgu falan filan teknik şeylerden ötürü demiyorum bunu. her şeyi ile, kapak tasarımından tutun kitaba verilen ismin seçilmesine kadar her şeyiyle ama her şeyiyle beni memnun eden bir kitaptı. ya o kadar seviyorum ki bu kitabı, şu an alıp kitabı önüme açıp, satır satır tanım olarak girebilirim.

neresine baksam, hangi sayfasını açsam bir sürü alıntı, aforizma çıkartasım geliyor. hangisini alıntı yapsam diye şu an karar vermekte zorlanıyorum. mesela bir devlet tanımı var ki, evlere şenlik… oturduğum yerde kalkıp önümü ilikleyesim geldi okurken:

‘’devlet öyle bir binadır ki; çöktüğü zaman altında sadece halk kalır. yıkıntılarının arasından çıkan tek ceset, halka ait olandır. devleti yönetenlerse hayatta kalmak için, pazarlık yapar. buna can pazarlığı denir. mide bulandıran bir alışveriştir…’’

ya müthiş eleştiriler barındırıyor mesela kitap kendi içerisinde. sorgulamadan karşı çıktığımız bir çok şeyi sorgulatıyor:

‘’ kürtçe-türkçe sözlük var mı?” diye sorduğumdaysa, “otuz yıldır bu dükkânı işletiyorum. ilk defa biri bunu soruyor” yanıtını alıyordum. oysa önünde, istanbul life’ın eski sayıları ve kapaklarında, onlara bakanlardan bambaşka yüzlerin sıralandığı bir tezgahı bile vardı. ama sözlük yoktu. demek ki, anlaşmamak için anlaşmıştık. sorun yok. nasıl olsa, midyatlı doğu beyazıtlıyı, harranlı da cizreliyi anlamıyordu. sorun yok.
hiçbir sorun yok. nasıl olsa geberip gideceğiz. sözlüğe ne gerek var?’’

mesela şu kısmı okuyup da içi köpürmeyen, gözleri dolmayan, lanet olsun diye çığlık atmayan var mıdır merak ediyorum gerçekten:

‘’ o**spu televizyonun çocuğu haberler! kar seviyesi mi? kayak için uygun! peki, yolları kara batmış köylerin, bir yaşındaki çocukları böcek gibi ölürken dili kıpırdamayan leşlerinin, yüz bir yaşındaki dedelerini yaşatmak için fatiha dağını kızakla aşıp van yoluna çıkmaları için de uygun mu?kar seviyesi! ‘’

gerçekten okuyun. çünkü yazdıklarım sahiden yetersiz bu kitap için. anlamanız için kitabı paylaşmam lazım.

ki, bu suçu işlemeye değecek bir kitap benim için…

ayrıca; her ne kadar konu ile ilgili hakan günday'ın ağzından bir açıklama olmadıysa da bugüne kadar ( varsa da ben bilmiyorum) ziya hurşit bir rivayete göre hakan günday'ın dedesinin kardeşi imiş...
devamını gör...

doğal ve samimi oyunculuğu hoşuma giden avustralya'lı aktör ve model.
devamını gör...

bi' küçük çilemden bahsedeyim size...

daha önce belirtmiştim fakat denk gelmeyenler için hatırlatmakta fayda görüyorum; ben laz'ım ve evet, genellikle günün bazı saatlerinde kafamın durduğu doğrudur.

bundan yaklaşık 14 sene önce, rahmetli dedemden kalan aile apartmanının çatı katına, benim gibi laz olan babam, kat çıkma kararı aldı. gerekli izinler hem aile büyüğü rahmetli babaannemden hem de belediyeden alındı ve işe koyulduk.

benim, benim gibi laz olan yılların usta marangozu babam, inşaat işlerinde kendisine yardımcı olması için yine bizim gibi laz olan kendi amcasının oğlunu çalışma programına dahil etti.

gerekli yıkım-söküm-zıkkım gibi benim anlamadığım işler hususunda yine laz usulü bir program yapıldı, programa uygun olarak ilk önce bacanın yıkılması ve bu gibi işlerden hiç anlamadığım için amcaoğlunun ayak işlerini benim yapmam kararlaştırıldı.

babamın, babam ve benim gibi laz olan amcasının oğlu 4 katlı binamızın çatısına çıkıp bacaya gerekli müdahaleyi yapmaya başladığı esnada, 4. kattan zemine kadar tek bir beton blok halinde inen baca, binadan tehlikeli bir biçimde tek parça olarak ayrılmaya başladı...

gerçekleşmekte olan şeyi farkeden, babam ve benim gibi laz olan bu amcaoğlu, elinde urgandan hallice bir iple 4.katta bulunan evimize teşrif etti, tek parça beton blok halindeki bacaya ipi, mutfak camından dışarı sarkarak geçirdi ve yine aynı ipi benim elime tutuşturup ''tut'' dedi...

babam ve amcasının oğlu gibi laz olan ben, talimatı kat'i suretle anlayıp ipi, çölde günlerce susuz kalmış bedevinin 1.5 lt erikli su şişesine sarılması gibi tutmuş, yetmezmiş gibi bir de bir kaç tur koluma dolamıştım...

babam ve benim gibi laz olan amcaoğlu, ipi benim elime tutuşturduktan sonra çatıya çıkıp, bacayı kırmak için gerekli müdahalelere başladıktan takribi 2-3 dakika sonra, o koca beton bloğun tek parça halinde yavaşça binadan ayrılışını derbide atılmış jenerik bir golün defalarca verilmesi gibi ağır çekimde izledim. izledim ve ipe, bu ülkede parti başkanlarının genel başkanlık koltuğuna tutunduğu gibi sıkı sıkı tutunarak birazdan olacaklara kendimi hazırladım.

kendimi hazırladığım son gerçekleşmedi elbette. çünkü ben ve babam gibi laz olan amcaoğlu'nu, 17 yaşında bir körpe delikanlı olarak, o koca beton bloğu tek başıma tutabileceğime inandıracak ne mucize gösterdiğimi bilmeden buna inandırmış olduğumdan; bir anda ipin beni çekmesiyle ayaklarım yerden kesilmiş; ipin peşine 4.kattaki mutfak camından dışarı doğru havada süzülürken, son anda aydınlanmamla beraber (istanbul'un havasını teneffüs edip suyunu içtiğimden sanırım son anda aydınlandım) belime kadar camdan dışarı çıktığımda kurtulabilmiştim ancak koluma doladığım o ipten...

tüm bu bir kaç saniyede gerçekleşen olay sonucu ipin kolumdan sıyrılırken ki bıraktığı iz, haftalarca 'nike' amblemini hatırlattı her baktığımda bana. bi'de gerçekten ne kadar fazlaca laz olduğumuzu...

sonradan gelen edit: yaşımla çeliştim 9 değil, 14 sene... al, bak.. laz'ım işte...
devamını gör...

bulaşık makinesi 10 dakikada boşaltabilen bir zamazingo.
devamını gör...

kadın erkek eşitliğini savunan bir akım. kadının toplum içinde var olması gerektiğini savunur ama bazı yönleriyle sadece pozitif ayrımcılık ister.

bu işi sadece erkekler yapıyor, bu iş dalında kadınlar da olmalı der ama bunu sadece ve sadece yüksek gelirli iş grupları için der.

aynı işi yapan kadınlar, erkeklerden daha az maaş alıyor, (bkz: wage gap) var der ama bunu ispatlayacak bir delil sunamaz.

kadın erkek eşit der ama sonrasında 'bu yapılanma içerisinde yer alamazsın çünkü sen erkeksin' der.

bunu tüm femistler mi yapıyor? hayır. ama en çok kendini duyuran "feministler" bunu yapıyor. bu tutarsızlıklar da kadınların haklı davalarına balta vuruyor. kadının düşmanı gene kadın.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim