kendini bu dünyaya ait hissetmemek
kişinin kendini belirli bir toprak parçasından veya bir bölgeden yada bir insan topluluğundan ziyade, bütün dünyaya ait hissedememesi durumu.
şöyle ki;
çok sıcak oldu mu duramayız, hemen serin yer ararız. bulamazsak ölürüz.
çok soğuk oldu mu hemen sıcak ararız, bulamazsak ölürüz.
dünya sular ile kaplıyken anca arıtılmış su içebiliriz, tuzlu suyu filan içemeyiz. içersek ölürüz.
vahşi doğaya çıplak atsan iki üç güne geberir gideriz. aslanıydı, yılanıydı, enfeksiyondu, vb...
bunların dışında bizim varlığımzda dünya için iyi değildir.
yaşadığımız her gün, daha da yaşanmaz hale getirmekteyiz dünyayı.
bunlar insan olarak ait hissetmeme nedenleri.
bir de birey olarak ait hissetmemek var.
insanalar en zalim varlıklardır. hayvanlar keyif için öldürmez. ya karnı açtır yada tehdit altındadır. öyle acı filan çektirmez öldürürken.
insan öyle mi. öldürmez de ölene kadar süründürür.
hatta en yakınına bile yapar bunu. sorumluluk yükler toplum insanın sırtına, beklentiler yükler ve sürekli bir şeyler ister ondan.
önce hayallerini ister, sonra arzularını, ardından onurunu, gururunu, sağlığını ve en sonda canını.
bu yüzdendir ki işte, bir insanın kendini ait hissetmemesi şu dünyaya.
en iyisini yine hayyam yapmış.
şöyle ki;
çok sıcak oldu mu duramayız, hemen serin yer ararız. bulamazsak ölürüz.
çok soğuk oldu mu hemen sıcak ararız, bulamazsak ölürüz.
dünya sular ile kaplıyken anca arıtılmış su içebiliriz, tuzlu suyu filan içemeyiz. içersek ölürüz.
vahşi doğaya çıplak atsan iki üç güne geberir gideriz. aslanıydı, yılanıydı, enfeksiyondu, vb...
bunların dışında bizim varlığımzda dünya için iyi değildir.
yaşadığımız her gün, daha da yaşanmaz hale getirmekteyiz dünyayı.
bunlar insan olarak ait hissetmeme nedenleri.
bir de birey olarak ait hissetmemek var.
insanalar en zalim varlıklardır. hayvanlar keyif için öldürmez. ya karnı açtır yada tehdit altındadır. öyle acı filan çektirmez öldürürken.
insan öyle mi. öldürmez de ölene kadar süründürür.
hatta en yakınına bile yapar bunu. sorumluluk yükler toplum insanın sırtına, beklentiler yükler ve sürekli bir şeyler ister ondan.
önce hayallerini ister, sonra arzularını, ardından onurunu, gururunu, sağlığını ve en sonda canını.
bu yüzdendir ki işte, bir insanın kendini ait hissetmemesi şu dünyaya.
en iyisini yine hayyam yapmış.
devamını gör...
ahmet kural
her filminde beni çok çok güldüren insan.
yeni dizisini izlemedim, beni affetsin.
yeni dizisini izlemedim, beni affetsin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
düşünce; oluştuğu merkez ile nesneleştiği, sese büründüğü, yansıdığı yer arasında, o incecik yolda uzaklaşıyor kendinden ve unutuyor aslını. düşün’ü eksiltmeden ve boyamadan renklere, duyulmamış bir müzikle -ki o eşsizliğini kendi öz’ünde bulacak- taşıyabilen var mı dil’e ve kulaklara? işte şair!
tek bir atom çekirdeğine yüklenmiş o eşsiz enerji yerin yetmiş kat altına gizlenmiş bir çiçek gibi gülümserken, kalbinden okunacak insan.
ben şiir diyorsam, siz ruh deyin, başka biri enerji...
sözcükler... bir avuç gösteriş.
ışık hızında ilerliyor düşünce... bizler ise çok gerisindeyiz... o'na yaklaşan'a aşk olsun!
yarın ben bu yaşamın şiirinden başka şeyler duyacağım. yine dönecek başım ve yeni bir göğe uyanacağım...
tek bir atom çekirdeğine yüklenmiş o eşsiz enerji yerin yetmiş kat altına gizlenmiş bir çiçek gibi gülümserken, kalbinden okunacak insan.
ben şiir diyorsam, siz ruh deyin, başka biri enerji...
sözcükler... bir avuç gösteriş.
ışık hızında ilerliyor düşünce... bizler ise çok gerisindeyiz... o'na yaklaşan'a aşk olsun!
yarın ben bu yaşamın şiirinden başka şeyler duyacağım. yine dönecek başım ve yeni bir göğe uyanacağım...
devamını gör...
break my baby
devamını gör...
sabahattin ali
göklerde kartal gibiydim
kanatlarımdan vuruldum
mor çiçekli dal gibiydim
bahar vaktin de kırıldım
selam olsun ona
kürt mantolu madonna ‘ya
içimizde ki şeytana.
kanatlarımdan vuruldum
mor çiçekli dal gibiydim
bahar vaktin de kırıldım
selam olsun ona
kürt mantolu madonna ‘ya
içimizde ki şeytana.
devamını gör...
adana adliyesi
cumhuriyet başsavcılığının ,sulh ceza hakimlikleri ve ağır ceza mahkemelerinin, kolluk görevlilerinin ve cmk kapsamında müdafii olarak avukatların oldukça hareketli çalıştığını bildiğim adalet bakanlığına bağlı adliyelerden biri. soruşturma bürolarının olduğu katta, pişman olmayıp aklı hâlâ yapamadıklarında olan kertenkelelerden bolca bulunur.
devamını gör...
radagast
orta dünya üzerinde yürümüş olan 5 istariden birisidir. bozların ikincisidir. asıl adı ''kuş dostu'' anlamına gelen ''aiwendil''dir. önceleri saruman'ın hizmetine verilmiş olsa da, bu güzel abimiz saruman'dan çok çekmiştir.
bu duruma fazla dayanamayan radagast pılını pırtını toplamış, kuytu ormanın yolunu tutmuştur. rhosgobel'de kendisine güzel bir ev yaparak, burada yaşamaya başlamıştır. doğa ve hayvan dostudur. ormandaki bir çok canlı ile çilingir sofrası kurmuş, muhabbetin dibine vurmuştur. tabiri caizse ortamdaki istarilerin en hası radagast'tır.
insanlardan ve elfler'den uzak durmuştur. onlarla anlaşmanın cücelerle anlaşmaktan bile daha zor olduğunu söyler.
o yüzden münzevi, deli, dengesiz gibi yakıştırmalara maruz kalmıştır. bir nevi orta dünyanın ahmet bedevisi yani manisa tarzanıdır. malumunuz olduğu üzere bu güzel abilerimize deli yaftası yapıştıran tiynetsizler, genelde onların dünyayı güzelleştirme çabalarının önündeki en büyük engelleri yaratan tiplemeler olurlar. kendini akıllı zanneden vicdansızların radagast'ı ya da ahmet bedevi'yi anlamalarını beklemek saçmalık olurdu.
neyse sinirlendim. bu mevzuyu burada noktalasak iyi olacak.
radagast çok temiz kalpli bir abimizdir. efendi huyludur. herkesin suyuna gider. tam da bu özellikleri yüzünden saruman illetinden kurtulamaz. saruman kendisini gandalf'ın tehlikede olduğuna inandırarak kandırır ve gandalf'a bir mesaj iletmesini isteyerek gandalf'ı tuzağa çeker. her ne kadar bilmeden gandalf'ın yakalanmasına sebep olmuşsa da, arkasından çok kral bir hareket yapmış, kartalları gandalf'ı kurtarmak üzere göklere salmıştır. böylece mevzu güzellikle kapanmıştır.
radagast'ın akıbeti hakkında çok fazla şey bilmiyoruz. kanımca yüzük yok edildikten sonra, kuytu orman'da ve ferah çayırlarda şen mutlu şen mutlu, beorn ve hayvan dostları ile kol kola gezmiştir. ta ki, terki diyar eyleyene kadar...
bu duruma fazla dayanamayan radagast pılını pırtını toplamış, kuytu ormanın yolunu tutmuştur. rhosgobel'de kendisine güzel bir ev yaparak, burada yaşamaya başlamıştır. doğa ve hayvan dostudur. ormandaki bir çok canlı ile çilingir sofrası kurmuş, muhabbetin dibine vurmuştur. tabiri caizse ortamdaki istarilerin en hası radagast'tır.
insanlardan ve elfler'den uzak durmuştur. onlarla anlaşmanın cücelerle anlaşmaktan bile daha zor olduğunu söyler.
o yüzden münzevi, deli, dengesiz gibi yakıştırmalara maruz kalmıştır. bir nevi orta dünyanın ahmet bedevisi yani manisa tarzanıdır. malumunuz olduğu üzere bu güzel abilerimize deli yaftası yapıştıran tiynetsizler, genelde onların dünyayı güzelleştirme çabalarının önündeki en büyük engelleri yaratan tiplemeler olurlar. kendini akıllı zanneden vicdansızların radagast'ı ya da ahmet bedevi'yi anlamalarını beklemek saçmalık olurdu.
neyse sinirlendim. bu mevzuyu burada noktalasak iyi olacak.
radagast çok temiz kalpli bir abimizdir. efendi huyludur. herkesin suyuna gider. tam da bu özellikleri yüzünden saruman illetinden kurtulamaz. saruman kendisini gandalf'ın tehlikede olduğuna inandırarak kandırır ve gandalf'a bir mesaj iletmesini isteyerek gandalf'ı tuzağa çeker. her ne kadar bilmeden gandalf'ın yakalanmasına sebep olmuşsa da, arkasından çok kral bir hareket yapmış, kartalları gandalf'ı kurtarmak üzere göklere salmıştır. böylece mevzu güzellikle kapanmıştır.
radagast'ın akıbeti hakkında çok fazla şey bilmiyoruz. kanımca yüzük yok edildikten sonra, kuytu orman'da ve ferah çayırlarda şen mutlu şen mutlu, beorn ve hayvan dostları ile kol kola gezmiştir. ta ki, terki diyar eyleyene kadar...
devamını gör...
esen günay
dublajcı ve dublaj yönetmeni. 1943-2018 yılları arasında yaşamıştır.
pek az fotoğrafı var kendisinin, sokakta görseniz tanımazdınız yani o derece az bilinen bir siması vardı. velakin sesini sadece dublajlı film izleyenler değil, tüm yeşilçam sevenler gayet iyi tanır. yerli yabancı birçok filme sesiyle renk katmıştır. yabancı film olarak da the good, the bad and the ugly'de clint eastwood, rambo'da sylvester stallone, çağrı'da hz. zeyd ("çanı hıristiyanlar kullanır" diyen) hatırlanacağı başlıca yabancı işleri (batman serisinde de alfred'i seslendirmiş galiba, sanırım bu (gbkz: jack napier)'i jack nicholson'un oynadığı seride oluyor).
yerli sinemadaysa ferdi babayla özdeşleşmiştir. birkaç filmi dışında tüm filmlerinde ferdi tayfur'u seslendirmiştir. örnek olarak huzurum kalmadı filmini verelim. ayrıca cüneyt arkın, kadir inanır, tarık akan, fikret hakan, faruk peker, kenan kalav gibi aktörler de esen abinin sesiyle başrol oynamışlardı. keza dışses olarak ta birçok televizyonda sesini duymak mümkündür. seks filmleri döneminde seslendirdiği bir film tanıtımıyla örnek verelim (dikkat: aşırı küfür içerir).
esen abi son zamanlarında alzheimer teşhisi konana kadar çalışıyordu. vodafone markasının kurumsal sesiydi mesela, "fark var!" sloganlı serilerde sesini duyardık. ayrıca tv8'in de bir dönem tanıtımlarını seslendiriyormuş. hangi dönem olduğunu hatırlamıyorum ama, acun zamanı mıydı, daha önce mi?
pek az fotoğrafı var kendisinin, sokakta görseniz tanımazdınız yani o derece az bilinen bir siması vardı. velakin sesini sadece dublajlı film izleyenler değil, tüm yeşilçam sevenler gayet iyi tanır. yerli yabancı birçok filme sesiyle renk katmıştır. yabancı film olarak da the good, the bad and the ugly'de clint eastwood, rambo'da sylvester stallone, çağrı'da hz. zeyd ("çanı hıristiyanlar kullanır" diyen) hatırlanacağı başlıca yabancı işleri (batman serisinde de alfred'i seslendirmiş galiba, sanırım bu (gbkz: jack napier)'i jack nicholson'un oynadığı seride oluyor).
yerli sinemadaysa ferdi babayla özdeşleşmiştir. birkaç filmi dışında tüm filmlerinde ferdi tayfur'u seslendirmiştir. örnek olarak huzurum kalmadı filmini verelim. ayrıca cüneyt arkın, kadir inanır, tarık akan, fikret hakan, faruk peker, kenan kalav gibi aktörler de esen abinin sesiyle başrol oynamışlardı. keza dışses olarak ta birçok televizyonda sesini duymak mümkündür. seks filmleri döneminde seslendirdiği bir film tanıtımıyla örnek verelim (dikkat: aşırı küfür içerir).
esen abi son zamanlarında alzheimer teşhisi konana kadar çalışıyordu. vodafone markasının kurumsal sesiydi mesela, "fark var!" sloganlı serilerde sesini duyardık. ayrıca tv8'in de bir dönem tanıtımlarını seslendiriyormuş. hangi dönem olduğunu hatırlamıyorum ama, acun zamanı mıydı, daha önce mi?
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
sana zarar veren insanlara değer vermeyeceksin ve ayağa kalkacaksın, hayatta zarar görmemek imkansız ama ayağa kalkarsan istediklerini alamamış oluyorlar.*
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
birinin bana bir işi düştüğünde iki şekilde bana ulaşıyor. ya mesaj ya da arama.
mesaj ile bu işi söylemek ve yapacağıma inanması için halimi hatrımı sormalı.
yani yazıyorsa "nasılsın?" diye soracak sonra yavaştan buyursun konuya girsin.
ama telefonla diyecekse pat söylecek.
ben sesinden anlıyorum zaten bir işi düşmüş bana.uzatmamalı. arayacak şu işim düştü sana yapar mısın? ben de evet ya da hayır deyip net cevapla konuşmayı sonlandırırım.
mesaj ile bu işi söylemek ve yapacağıma inanması için halimi hatrımı sormalı.
yani yazıyorsa "nasılsın?" diye soracak sonra yavaştan buyursun konuya girsin.
ama telefonla diyecekse pat söylecek.
ben sesinden anlıyorum zaten bir işi düşmüş bana.uzatmamalı. arayacak şu işim düştü sana yapar mısın? ben de evet ya da hayır deyip net cevapla konuşmayı sonlandırırım.
devamını gör...
maldivler
hint okyanusu'nda bulunan, 1192 ada üzerine kurulmuş olan turistik ülke.
devamını gör...
insan olun biraz (yazar)
zaten herkes yazmış kitaplar konusunda bir okyanus gibi okumaktan asla ama asla bıkmayacağım sonsuza kadar yazsa okuyacağım hoş sohbet sözlüğün madalya canavarı bilgesi.
devamını gör...
dört temel element
(bkz: gora)
devamını gör...
sevgilinin avuç içini öpmek
nedense sevdiğim insanların avuç içini öperim ben. bir anda gelen sevgi patlamasının ardından coks diye avucunun içini öperim. garip bir eylemdir. hiç bir fantezi barındırmayan saf sevgiyle. oy yazarken sevgi pıtırcığı oldum.
devamını gör...
varoş hediyeler
tencere kapak, kral kraliçe şeklinde sevgili tişörtleri.
devamını gör...
anaerkil
özgürlüğün, ataerkil toplumlarla kıyaslandığında, daha rahat yaşandığı cool toplumlardır.
devamını gör...
kadınların gerçekte istedikleri şey
özgürce yaşamak.
bu kadar basit.
bu kadar basit.
devamını gör...
alma (kısa film)
rodrigo blaas tarafından yazılan ve yönetilen bir kısa filmdir.

rodrigo blaas animasyon sevenler tarafından çok iyi tanınan bir yönetmen. kendisi trollhunters ve 3 below animasyonlarının da yönetmeni.
alma isimli kısa filmi ile ise ispanya uluslararası animasyon festivalinde ve l.a.shorts fest’te ödül kazanmış bir kısa animasyon.
ben bu filmi ilk izlediğimde de çok beğenmiştim ama sonra ders içi etkinlikler yaparken kullanırken birkaç izlemek durumunda kalınca filme hayranlığım git gide daha da arttı.
film karlarla kaplı bir sokağa girip adını bir dükkanın karşısında bulunan ve üzeri isimlerle dolu olan bir duvara yazan küçük bir kızın ortaya çıkması ile başlıyor. sonrasını filmi izlediğiniz zaman siz göreceksiniz.
uzun zamandır aklıma gelmemişti bu kısa film. ancak bugün jorge luis borges’in evaristo carriego kitabını okurken seksen üçüncü sayfasında bahsedilen bir bölümün adını okuyup alma sözcüğünün ispanyolca karşılığının “ruh” olduğunu öğrenmemle tekrar hatırladım ve bu bilgi ile kısa film benim için bambaşka bir anlam daha kazandı. izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.
alma

rodrigo blaas animasyon sevenler tarafından çok iyi tanınan bir yönetmen. kendisi trollhunters ve 3 below animasyonlarının da yönetmeni.
alma isimli kısa filmi ile ise ispanya uluslararası animasyon festivalinde ve l.a.shorts fest’te ödül kazanmış bir kısa animasyon.
ben bu filmi ilk izlediğimde de çok beğenmiştim ama sonra ders içi etkinlikler yaparken kullanırken birkaç izlemek durumunda kalınca filme hayranlığım git gide daha da arttı.
film karlarla kaplı bir sokağa girip adını bir dükkanın karşısında bulunan ve üzeri isimlerle dolu olan bir duvara yazan küçük bir kızın ortaya çıkması ile başlıyor. sonrasını filmi izlediğiniz zaman siz göreceksiniz.
uzun zamandır aklıma gelmemişti bu kısa film. ancak bugün jorge luis borges’in evaristo carriego kitabını okurken seksen üçüncü sayfasında bahsedilen bir bölümün adını okuyup alma sözcüğünün ispanyolca karşılığının “ruh” olduğunu öğrenmemle tekrar hatırladım ve bu bilgi ile kısa film benim için bambaşka bir anlam daha kazandı. izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.
alma
devamını gör...
aruz ölçüsüyle şiirler yazan türbanlı edebiyat öğrencisi
efendim en ön sıralarda otururlar, hocanın askerlik anılarına varıncaya kadar not alırlar. koridorda eski edebiyat hocasını kovalarlar bazen, bazen de bir araya toplanıp hasbıhal ederler. olur ya yanlışlıkla ön sıralardan birine oturacak olursanız pardon burası benim yerim kalkar mısın derler. yazdıkları beyitleri istişâre etmek için kantinde meclis oluştururlar. kâh kendilerinden geçip karşılıklı beyitler söylerler kâh hüzünlenip eski zamanların hasretiyle efkârlanırlar. kimi zaman mecliste sâki de hazır bulunur ve sunduğu şarapla herkesi mest eder.
devamını gör...
o ölünce asla üzülmem dediğiniz kişiler
hepimizin tez zamanda hakkın rahmetine kavuşması için dua ettiği ancak hiçbirimizin adını açıkça yazmaya cesaret edemediği zat-ı muhteremdir.
devamını gör...