güne iyi başlatan şeyler
çay.
devamını gör...
üst komşunun oğlunun gece yarısı koşturması
niye oğlu neden kızı değil çünkü kızlar erken uyur demi? diyen feministler görmez umarım bu başlığı.
devamını gör...
edebikelam
anası babası belli olmayan o zat-ı muhteremin, şeref yoksunluğu sendromuna yakalandığı gün gibi ortadaydı. acil şifalar dilesem mi diye düşündü, neden sonra vazgeçti. zaman sarfiyatı olurdu.
karadeniz'in o muhteşem fındıklarının boyutunda olan beyni, geçmiş olsun dileğini idrak edene kadar dünya yeni bir çağa girebilirdi. bu riske girmek istemedi. sadece acı bir tebessümle baktı adamın yüzüne.
orman kibarı hemen fark etti müşterisinin gülümsemesini; bir şey mi vardı abi? diye öne atıldı.
-yoo hayır kasadaki hıyarlara bakıyorum sadece.
-çok tazeler, yeni geldi bunlar. vereyim mi bir kilo?
- ben uzun zamandır burada olduklarını sanıyordum.
- vallahi yeni geldiler.
- ben başka hıyarla karıştırdım sanırım.
- bizde bir tek bunlar var abi.
- emin misin?
- evet
- peki tart bakalım, tartı çekecek mi?
- çeker evvelallah.
- ona ne şüphe! sen yine de fazla abanma.
gülümsedi hortumcu bakkal. 100 gram eksik tartmıştı. zaferinin tadını çıkarıyordu.
tanım: insanlara kaba gelebilecek, onların alınmasına yol açabilecek bazı tabirlerin, zihin süzgecinden geçirilip daha ince bir dille ifade edilmesidir.
karadeniz'in o muhteşem fındıklarının boyutunda olan beyni, geçmiş olsun dileğini idrak edene kadar dünya yeni bir çağa girebilirdi. bu riske girmek istemedi. sadece acı bir tebessümle baktı adamın yüzüne.
orman kibarı hemen fark etti müşterisinin gülümsemesini; bir şey mi vardı abi? diye öne atıldı.
-yoo hayır kasadaki hıyarlara bakıyorum sadece.
-çok tazeler, yeni geldi bunlar. vereyim mi bir kilo?
- ben uzun zamandır burada olduklarını sanıyordum.
- vallahi yeni geldiler.
- ben başka hıyarla karıştırdım sanırım.
- bizde bir tek bunlar var abi.
- emin misin?
- evet
- peki tart bakalım, tartı çekecek mi?
- çeker evvelallah.
- ona ne şüphe! sen yine de fazla abanma.
gülümsedi hortumcu bakkal. 100 gram eksik tartmıştı. zaferinin tadını çıkarıyordu.
tanım: insanlara kaba gelebilecek, onların alınmasına yol açabilecek bazı tabirlerin, zihin süzgecinden geçirilip daha ince bir dille ifade edilmesidir.
devamını gör...
banyodan çıkınca bornozla oturmak
yaz kış keyifle yaptığım günlük rutinim.soğuk sade soda eşliğinde.şu an olduğu gibi.
devamını gör...
pandeminin götürdükleri
"pandeminin götürmedikleri" şeklinde bir başlık olsaydı daha az şey sıralayabilirdik belki.
pandeminin götürmediği ne var ki? iki arkadaşınla kafede oturup edeceğin keyifli sohbetleri götürmüştür mesela, okulunu götürmüştür, tatilini götürmüştür, eğlence mekanlarını götürmüştür, sevdiğin birine sarılma hakkını almıştır elinden, canının isteğinde anneni öpme özgürlüğünü götürmüştür, ilişkini götürmüştür, işini götürmüştür, hatta belki sevdiğin bir insanı, belki de aileni bile götürmüştür.
pandeminin götürmediği ne var ki? iki arkadaşınla kafede oturup edeceğin keyifli sohbetleri götürmüştür mesela, okulunu götürmüştür, tatilini götürmüştür, eğlence mekanlarını götürmüştür, sevdiğin birine sarılma hakkını almıştır elinden, canının isteğinde anneni öpme özgürlüğünü götürmüştür, ilişkini götürmüştür, işini götürmüştür, hatta belki sevdiğin bir insanı, belki de aileni bile götürmüştür.
devamını gör...
aşk
bir çin atasözü şöyle der: “aşk tümüyle gözdür ama hiçbir şey görmez.”
devamını gör...
insanı yoran şeyler
tekrar tekrar aynı hatayı yapmaktır.
devamını gör...
collectif medz bazar
2012 yılında paris'te kazara bir araya gelip birlikte müzik yapmaya başlayan dünyalı grup.
ermenice, türkçe, ingilizce, fransızca gibi çok dilli, çok kültürlü, çok sesli, çok renkli olan şarkılarından da anlaşılacağı üzere inanılmaz güzel bir zenginlik barındırıyor etnik zeminde dallanıp budaklanarak yükselen müzikleri.
latinden swinge, operadan türküye herşeyi harmanlayan sesleriyle kulaklara neredeyse her dilde bayram gibi doluyorlar.
çok yaşasınlar! daha çok duyulsunlar!
o zaman dans! o zaman renk!
ermenice, türkçe, ingilizce, fransızca gibi çok dilli, çok kültürlü, çok sesli, çok renkli olan şarkılarından da anlaşılacağı üzere inanılmaz güzel bir zenginlik barındırıyor etnik zeminde dallanıp budaklanarak yükselen müzikleri.
latinden swinge, operadan türküye herşeyi harmanlayan sesleriyle kulaklara neredeyse her dilde bayram gibi doluyorlar.
çok yaşasınlar! daha çok duyulsunlar!
o zaman dans! o zaman renk!
devamını gör...
herakleitos
sayısız yanlış fragmanın kendisine atfedildiği bilge.
fragmanlarında iddia edildiğinin aksine, romantik öğeler pek bulunmaz. bu adamın türkçe tercümesini okudum, ingilizce tercümesini de, lakin ilişkiler ve öteki hakkında bir aforizmasını hatırlamıyorum. herakleitos ruh perdesinden seslenir, duygu değil.
ateş'in ve logos'un filozofunun, iç dünyanın en büyük kaşiflerinden birinin düşürüldüğü hale bakın; adam resmen şiir sokakta aforizmacısına döndürülmüş. *
neyse, kendisinden sevdiğim fragmanlar şu şekildedir, numara da vereyim:
"düşünmek kutsal bir hastalıktır ve görünen, aldatıcıdır." / fr. 46
"savaş her şeyin kralı ve babasıdır. kimini tanrı kılar, kimini insan. kimini özgür kılar, kimini ise köle." / fr. 52
"ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz. biri diğerinin ölümünü yaşar, diğeri de ötekinin yaşamını ölür." / fr. 63
"ateş gelecek ve her şeyi yargılayıp, mahkûm edecek." / fr. 66
"tanrı gündüz ve gecedir, yaz ve kıştır, savaş ve barış, genç ve yaşlıdır." fr. 67
"doğa gizlenmeye âşıktır." / fr. 123
fragmanlarında iddia edildiğinin aksine, romantik öğeler pek bulunmaz. bu adamın türkçe tercümesini okudum, ingilizce tercümesini de, lakin ilişkiler ve öteki hakkında bir aforizmasını hatırlamıyorum. herakleitos ruh perdesinden seslenir, duygu değil.
ateş'in ve logos'un filozofunun, iç dünyanın en büyük kaşiflerinden birinin düşürüldüğü hale bakın; adam resmen şiir sokakta aforizmacısına döndürülmüş. *
neyse, kendisinden sevdiğim fragmanlar şu şekildedir, numara da vereyim:
"düşünmek kutsal bir hastalıktır ve görünen, aldatıcıdır." / fr. 46
"savaş her şeyin kralı ve babasıdır. kimini tanrı kılar, kimini insan. kimini özgür kılar, kimini ise köle." / fr. 52
"ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüz. biri diğerinin ölümünü yaşar, diğeri de ötekinin yaşamını ölür." / fr. 63
"ateş gelecek ve her şeyi yargılayıp, mahkûm edecek." / fr. 66
"tanrı gündüz ve gecedir, yaz ve kıştır, savaş ve barış, genç ve yaşlıdır." fr. 67
"doğa gizlenmeye âşıktır." / fr. 123
devamını gör...
boxerla sokağa çıkma kararı
müslüman donu giymiş göbekli erkekler canlandı gözümde.
devamını gör...
güçlü insanların ortak özellikleri
yılmadan, yorulmadan, sabırla, mücadeleye devam ediyor olmaları.
devamını gör...
istanbul sözleşmesi olayının çok abartılması
bayanlar çiçektir kısmından sonra okumadığım tanımdır.
devamını gör...
erdener abi
kaan ertem'in yarattığı gelmiş geçmiş dünyanın en aksi karekteridir.
devamını gör...
the big bang theory
2007 yılından bu yana yayınlanmaya başlamış bir amerikan komedi dizisiydi. epey ödül töreninde ve birçok dalda aday gösterilen dizi yapımcılarıyla,senaristleriyle,konusuyla ve son olarak oyuncularıyla hatırı sayılır miktarda ödül de kazanmıştır.
dizi ekibinin başarısı aşikardır ancak karakterlerden sheldon lee cooper'ı canlandıran jim parsons'ın mükemmel oyunculuğu ile dizinin başarısına büyük katkısı göz ardı edilemez bir gerçektir.
dizi ekibinin başarısı aşikardır ancak karakterlerden sheldon lee cooper'ı canlandıran jim parsons'ın mükemmel oyunculuğu ile dizinin başarısına büyük katkısı göz ardı edilemez bir gerçektir.
devamını gör...
türkiye'de sürücülerin en çok yaptığı hata
kendine ve altindaki arabaya fazla guvenmek.
devamını gör...
kimera efsanesi
antik yunan döneminde argos ilinde ephyra kralı’nın yiğit bir oğlu yaşarmış. asıl adı hipponus olan bu delikanlı, bir gün avlanırken yanlışlıkla talihsiz bir şekilde kardeşi belleron’u öldürmüş. bu olaydan sonra ona “belleron’u yiyen” anlamında olan ‘bellerophon’ ismini takmışlar. kardeşinin ölümüne ve bu olaylara çok üzülen yiğit hipponus, keder içinde baba ocağını terk ederek; o zamanki tiryns şehrine, o bölgenin kralı olan proitos’un yanına gitmiş ve onun konuğu olmuş.
kral proitos’un güzel karısı ante, yakışıklı ve yiğit hipponus’a tutulmuş. ne var ki, yiğit olduğu kadar dürüst de olan delikanlı, kralın karısının bu aşkına karşılık vermemiş ve her defasında kraliçenin yakınlaşma çabalarından bir şekilde yolunu bularak, kurtulmuş.
aşkına bir türlü karşılık bulamayan ante, hırsla ve kinle kocasına: “bana aşkını ilan ederek, benimle birlikte olmak isteyen bellerophon’u öldürmezsen, tanrılardan senin lanetini isterim.” demiş.
karısının bu sözleri üzerine çok kızan kral yine de elini, konuğunun kanıyla kirletmek istememiş. bir tahtanın üzerine bir şeyler yazmış, tahtayı dokuz kez sarmış onu, bellerophon’un eline tutuşturarak delikanlıya elindekini; akrabası olan lykia kralı lobates’e götürmesini söylemiş. tahtada, delikanlının kraliçeye sarkıntılık ettiği ve bu yüzden öldürülmesi gerektiği yazılıymış. tüm bu olanlardan habersiz olan delikanlı, ölüm fermanı koltuğunun altına alarak lykia ülkesinin başşsehri olan xanthos (kınık)’taki kralın sarayına varmış.
kral lobates, delikanlıyı sevgiyle karşılamış, onu dokuz gün dokuz gece konuk etmiş. konuğuna, her gün bir boğa kestirip, ikramda bulunmuş. onuncu günün sabahı kral, damadı proitos’tan gelen mektubu istemiş. kral, mektubu okuduğunda bellerophon’un öldürülmesi gerektiğini anlamış. ne var ki, lobates de elini kana bulamak istememiş ve onu lykia ülkesinde dehşet saçan chimera ejdarhasına göndermiş.
chimera ejdarhası o zamanlar chimera’da, olympos dağının eteklerinde yaşarmış. ejderha; bir aslan gibi kükreyerek, ağzından ateşler saçarmış ve bu ateşin alevleri, değdiği her şeyi yakıp kül edermiş. bu ejderhanın kafası aslan kafası, vücudunun yarısı keçi vücudu ve vücudunun arka kısmı da yılan şeklindeymiş.
delikanlı, kendisine söylenen, ejderhanın yaşadığı yere gitmiş ve bu canavarla karşılaşmış. canavar, gördüğü yerde delikanlıya, ağzından ateşler saçmaya başlamış. bellerephon, tek başına bu ejderhayla baş edemeyeceğini anlamış ve tanrılardan yardım istemiş.
mitolojide kanatlı at olarak bilinen pegasus, tanrılar tarafından delikanlıya yardım etmesi için gönderilmiş. delikanlı, kendisine yardım için gelen bu atı yakalamış ve üzerine binmiş. atın üzerinde, bellerephon’u gören ejderha, doğuya doğru kaçmaya başlamış ancak, ejderhanın önüne deniz çıkmış. delikanlı, ejderhayı denizin kıyısında yakalayarak, atıyla gökyüzüne yükselmiş ve onu yukarıda tam yanartaş tepesinin üzerinde mızraklayarak, onu öldürmüş.
ejderha ölmeden önce son bir kez olanca gücüyle ağzından saçtığı alevler her yere düşmüş. ejderhanın bu yakan kavuran ateşinin, tam öldürüldüğü yerde hala daha yandığına inanılır.
bu efsaneye göre ejderhanın ateşinin düştüğü yerin antalya'da bulunan çıralı yanartaş olduğu bilinmektedir ama oradaki ateşin asıl kaynağı metan gazıdır.


kaynak
devamını gör...
sözlük yazarlarının saçları
kızıl kıvırcık olarak cevap verdiğim başlıktır.
not: arkadaşlar siz sözlüğe nasıl çatır çutur saç göstereceğiz diye fotoğrafınızı koyuyorsunuz? sözlüğün tek ketum, ruh hastası ben miyim? ben aylardır konuştuğum insanlara adımı bile söylemiyorum. hatta nickimi en yakınlarım bile bilmiyor. siz nasıl çat diye fotoğrafınızı koyuyorsunuz ki?
edit1: arkadaşlar tabiri caizse bu entry niye bu kadar yürüdü? hiç anlamadım vallahi. duygularınıza tercüman olduğumu varsayıyorum şimdilik. *
not: arkadaşlar siz sözlüğe nasıl çatır çutur saç göstereceğiz diye fotoğrafınızı koyuyorsunuz? sözlüğün tek ketum, ruh hastası ben miyim? ben aylardır konuştuğum insanlara adımı bile söylemiyorum. hatta nickimi en yakınlarım bile bilmiyor. siz nasıl çat diye fotoğrafınızı koyuyorsunuz ki?
edit1: arkadaşlar tabiri caizse bu entry niye bu kadar yürüdü? hiç anlamadım vallahi. duygularınıza tercüman olduğumu varsayıyorum şimdilik. *
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
burada bedava kitap için bulunuyorum
devamını gör...

