hayattan zevk alamamak
oturmaya mı geldik
uzun süre aynı şeyleri yapmaktan kaynaklanan hissiyat.değişiklik şart.. hadi onu da yaptın diyelim yine yoksa tadın tuzun o zaman geçmiş olsun. kronik mutsuzluğa hoş geldin..
uzun süre aynı şeyleri yapmaktan kaynaklanan hissiyat.değişiklik şart.. hadi onu da yaptın diyelim yine yoksa tadın tuzun o zaman geçmiş olsun. kronik mutsuzluğa hoş geldin..
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
er başıma benim bile sapığım vardı be. 6-7 yıl hayatıma giren, girmek üzere olan ve girmesini istediğim her kadını uyardım sürekli arıyor mesaj atıyor diye. attığı mesaj da "aşkım napıyosun" öşlöadsödlş lan 5 sene olmuş ayrılalı ne aşkısı.
en sonunda telefonları sevgililerime verip konuşturtuyodum "ne arıyon ablacım" diye.
en sonunda telefonları sevgililerime verip konuşturtuyodum "ne arıyon ablacım" diye.
devamını gör...
roald amundsen
viking lakaplı norveçli kaşif. 1928 yılında(anneannemin doğum yılı) kaybolmuş ve bir daha kendisinden haber alınamamıştır. güney kutbuna ulaşmış ve kuzeybatı geçidini aşarak bir ilk'e imza atmıştır. bundan önce daha kuzey kutbuna gidilmeden önce, kuzey kutbuna gitmek istiyordu. ama kuzey kutbuna gidilince, yolunu çevirip güney kutbuna doğru ilerledi. ve en sonunda güney kutbuna vardılar.
roald'ın kendisi gibi tarihe geçebilmiş pilot bir arkadaşı vardı, umberto nobile adında. umberto 1928 senesinde kaza geçirdi ve roald da onu aramak amaçlı kuzey kutbuna uçtu. fakat gittikten sonra bir daha asla geri dönmedi. arktik okyanusu'na düştüğü zannediliyor. sonra da kendisiyle ekibi ölmüş, ya da düştükten kısa bir süre sonra ölmüşler. eylül 1928 senesinde roald'ın ve ekibinin aranması hükümet tarafından durduruldu ve roald ile ekibinin cesetleri asla bulunamadı. fakat 2009 senesinde falan tekrar aramalar yapıldı uçağın enkazını aramak için. ama roald'ın uçuşundan falan hiçbir şey bulunamadı. bu arada umberto nobile ölmedi, kendisi bu olaydan yani 1928 senesinden 50 yıl sonra, 1978 senesinde öldü.
roald'ın kendisi gibi tarihe geçebilmiş pilot bir arkadaşı vardı, umberto nobile adında. umberto 1928 senesinde kaza geçirdi ve roald da onu aramak amaçlı kuzey kutbuna uçtu. fakat gittikten sonra bir daha asla geri dönmedi. arktik okyanusu'na düştüğü zannediliyor. sonra da kendisiyle ekibi ölmüş, ya da düştükten kısa bir süre sonra ölmüşler. eylül 1928 senesinde roald'ın ve ekibinin aranması hükümet tarafından durduruldu ve roald ile ekibinin cesetleri asla bulunamadı. fakat 2009 senesinde falan tekrar aramalar yapıldı uçağın enkazını aramak için. ama roald'ın uçuşundan falan hiçbir şey bulunamadı. bu arada umberto nobile ölmedi, kendisi bu olaydan yani 1928 senesinden 50 yıl sonra, 1978 senesinde öldü.
devamını gör...
umutluyum çünkü
umut fakirin ekmeği.
devamını gör...
yaza bir şarkı bırak
herkese merhaba,
böyle bir başlık açacağıma ben de inanmazdım ve biliyorum ülke gündemi kötü (hep), pandemi, felaketler vs bir çok olumsuzlukla boğuşuyoruz. ama bir yandan da hayat devam ediyor, arada nefes aldığımız an'lar oluyor.
ben bu başlığı bu yüzden açıyorum. elbette gereksiz, saçma bulan yazar arkadaşlarım olacaktır onlardan özür dilerim.*
ama benim gibi düşünen, radyoda, orada, burada denk geldiğinde müziğin sesini biraz daha açan, yerinde duramayan, bir yerlere giderken yüksek sesle bu şarkıları dinleyen sevgili yazar arkadaşlarım evet sizlere sesleniyorum. sizleri de sevdiğiniz parçaları paylaşmaya davet ediyorum. * *
o zaman hemen açılışı yapıyorum.*
affeder mi aşk bizi?
söz - müzik: cem adrian
düzenleme: alper atakan
ben bir kaç gündür bu şarkıyı sürekli dinliyorum (evet evet ayrılık şarkısı ama neredeyse insanları ayrıldığına şükrettirecek kadar yerimizde oturtmayan cinsten, tam yaz şarkısı ??) söz-müzik-düzenleme olarak bence çok iyi bir iş çıkarılmış. ayrıca irem derici hayranı olan varsa kusura bakmasın çok dinlemem, şarkılarına hiç hakim değilim ama bence bu şarkı kariyerinin en başarılı şarkısı olabilir.
iyi dinlemeler ve tabii hepimizin bunu soracağı (geçmişte-gelecekte) birileri (olmuştur) olacaktır...
her kimsen affeder mi aşk bizi?
böyle bir başlık açacağıma ben de inanmazdım ve biliyorum ülke gündemi kötü (hep), pandemi, felaketler vs bir çok olumsuzlukla boğuşuyoruz. ama bir yandan da hayat devam ediyor, arada nefes aldığımız an'lar oluyor.
ben bu başlığı bu yüzden açıyorum. elbette gereksiz, saçma bulan yazar arkadaşlarım olacaktır onlardan özür dilerim.*
ama benim gibi düşünen, radyoda, orada, burada denk geldiğinde müziğin sesini biraz daha açan, yerinde duramayan, bir yerlere giderken yüksek sesle bu şarkıları dinleyen sevgili yazar arkadaşlarım evet sizlere sesleniyorum. sizleri de sevdiğiniz parçaları paylaşmaya davet ediyorum. * *
o zaman hemen açılışı yapıyorum.*
affeder mi aşk bizi?
söz - müzik: cem adrian
düzenleme: alper atakan
ben bir kaç gündür bu şarkıyı sürekli dinliyorum (evet evet ayrılık şarkısı ama neredeyse insanları ayrıldığına şükrettirecek kadar yerimizde oturtmayan cinsten, tam yaz şarkısı ??) söz-müzik-düzenleme olarak bence çok iyi bir iş çıkarılmış. ayrıca irem derici hayranı olan varsa kusura bakmasın çok dinlemem, şarkılarına hiç hakim değilim ama bence bu şarkı kariyerinin en başarılı şarkısı olabilir.
iyi dinlemeler ve tabii hepimizin bunu soracağı (geçmişte-gelecekte) birileri (olmuştur) olacaktır...
her kimsen affeder mi aşk bizi?
devamını gör...
fyodor mihayloviç dostoyevski
dünya edebiyatında insan ruhunu en iyi çözümleyen ve bunu eserlerinde en doğru şekilde yansıtan yazardır. muazzam bir yazım tarzıyla,akıcılığıyla, okudukça içine alan yapısıyla her bir kitabı farklıdır,özeldir. filozof,psikolog,kahin ve romancıdır. kahindir çünkü her kitabını okurken sırdaşlık,arkadaşlık yapar size.zamanın ötesinde yalnızlığınızı bölüşür. acıları tüm insanlığın geçtiği sıradan ama bir o kadar sarsıcı acılardır.filozoftur çünkü düşündürür, sorgulattırır hayatı, kendinizi ve sıradan çaresizliğinizi.. iyi ki vardır dostoyevski.. iyi ki okuyoruz tüm karmaşıklığını ve gizemini..
einstein: "dostoyevski bana bütün bilim insanlarından daha fazlasını verdi. gauss'tan bile..."
einstein: "dostoyevski bana bütün bilim insanlarından daha fazlasını verdi. gauss'tan bile..."
devamını gör...
denizi geride bırakınca hissedilenler
baba evinden çıkan gelin kız gibi olmaktır.
bir daha ne oralı olunur, ne oradan olunur.
her seferinde ilk ayrılma anı gibi olunur.
alaka da bitmez, özlemde bitmez buruklukta bitmez.
yaraya basılan tuz gibi can yakar gözlerden uzaklaşan ufuktaki dalgalar.
an itibariyle vakıf olduğum bir kısmını yazabildiğim bir kısmını yazamayıp iç çektiğim hislerdir.
bir daha ne oralı olunur, ne oradan olunur.
her seferinde ilk ayrılma anı gibi olunur.
alaka da bitmez, özlemde bitmez buruklukta bitmez.
yaraya basılan tuz gibi can yakar gözlerden uzaklaşan ufuktaki dalgalar.
an itibariyle vakıf olduğum bir kısmını yazabildiğim bir kısmını yazamayıp iç çektiğim hislerdir.
devamını gör...
ophelia
william shakespeare'in hamlet adlı oyununda yer alan talihi makus bir karakterdir.
aynı zamanda kedimin adı.
aynı zamanda kedimin adı.
devamını gör...
astım
hava yollarının inflamatuvar bir hastalığıdır. kronik inflamasyon, özellikle gece ya da sabahın erken saatlerinde meydana gelen tekrarlayıcı hırıltılı solunum, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi ve öksürük ataklarına neden olan hava yolu aşırı duyarlılığı ile ilgilidir. bu ataklar kendiliğinden veya tedavi ile geri dönüşlü, değişken bir hava yolu tıkanıklığı ile birliktedir. hava yolu tıkanıklığını oluşturan etkenler; bronşların daralması, mukoza salgısının artması ve mukoza ödemidir.
devamını gör...
tanımın gönderilmeden moderasyon tarafından görüntülenmesi
iftiradır böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir.
devamını gör...
presinaptik inhibisyon
masajla ağrının azalmasını açıklayan mekanizma olan, ek olarak akupunktur ve elektrik tedavisiyle ağrının kesilmesinin de içinde olduğu mekanizmanın ismidir.
masajla sinir hücrelerinin a-beta lifi uyarılır ve bu hücreden salınan gaba transmitter maddesi inhibisyon etkisi göstererek ağrının azalmasını sağlar.
masajla sinir hücrelerinin a-beta lifi uyarılır ve bu hücreden salınan gaba transmitter maddesi inhibisyon etkisi göstererek ağrının azalmasını sağlar.
devamını gör...
saatleri ayarlama enstitüsü
okuduğumdan beridir aklıma takılmış bir şey var bu kitapla alakalı. yazar 2 dönemi anlatır aslında kahramanının özelinde. cumhuriyet öncesi ve cumhuriyet sonrası.
kitabı okurken, arapça bilmiyorsanız sözlüksüz okuyamıyorsunuz kitabı. şahsen 4 büyük sayfa kelime yazmıştım anlayamadığım. o anlarda içimden "kitap bitene kadar 20 sayfa kelime yazacağım herhalde" demiştim. okurken farketmemiştim ama o sayfalardan sonra bir daha kelime not almadım, çünkü her şeyi anlamaya başlamıştım. yazarın cumhuriyetin ilanından sonraki kısmı anlatmaya başladığını anladım kitap bittikten sonra. sanki tanpınar satırlardan "cumhuriyetin değerini bilin!" diye bağırıyordu.
kitabı okurken, arapça bilmiyorsanız sözlüksüz okuyamıyorsunuz kitabı. şahsen 4 büyük sayfa kelime yazmıştım anlayamadığım. o anlarda içimden "kitap bitene kadar 20 sayfa kelime yazacağım herhalde" demiştim. okurken farketmemiştim ama o sayfalardan sonra bir daha kelime not almadım, çünkü her şeyi anlamaya başlamıştım. yazarın cumhuriyetin ilanından sonraki kısmı anlatmaya başladığını anladım kitap bittikten sonra. sanki tanpınar satırlardan "cumhuriyetin değerini bilin!" diye bağırıyordu.
devamını gör...
üretmek yerine tüketmek
insanoğlunun tüketim çılgınlığını gözle görülür şekilde artması adına yazmak istiyorum. ihtiyacımız olmayan eşyalara sırf başkalarında var diye, daha popüler gözükmek amaçlı alınması anlamsız gelmektedir. alırken düşünülen şeyler gerçekten ihtiyaç meselesi değil, o eşyayı aldığı zaman kendini daha değerli hissedeceği ve o özendiği ya da gördüğü kişi gibi bir kimliğe bürüneceğini sanmasıdır. alınan yapay mutluluğun önüne geçip insanın kendini başka şekilde tatmin etmesi gerektiğini düşünmekteyim.
devamını gör...
bir filmin tamamını anlatan tek repliği
devamını gör...
lucifer armullah abdulseyidbincabbar üçlüsü
(bkz: bermuda şeytan üçgeni)
devamını gör...
hayal kurmak
hayalini kurduğun bir şeyi gerçekleştirme eşiğini gelince oyun bitiyor ve tüm tadı kaçıyor. mümkünse gerçekleşmeyecek hayaller kurun daha zevkli ya da ben sorunluyum.
devamını gör...
ölmeye verilen isimler
nalları dikmek.
devamını gör...
albert camus
albert camus: kendimi yengeç gibi hissediyorum simone.
simone beauvoir: sebebi nedir?
albert camus: yengeçler denizde yaşar ama yüzemez. ben de nefes alabiliyorum ama dünyaya bir türlü ayak uyduramadım sanırım...
simone beauvoir: sebebi nedir?
albert camus: yengeçler denizde yaşar ama yüzemez. ben de nefes alabiliyorum ama dünyaya bir türlü ayak uyduramadım sanırım...
devamını gör...
normal sözlük'ü çağrıştıran kelimeler
turuncudur.
devamını gör...

