süleyman çakır
öldüğünde gıyaben cenaze namazı kılınan ilk kurgusal karakterdir.çok güzel fıkra anlatır.
devamını gör...
kadir mısıroğlu'nun atatürk ile diyaloğu
kendisi'de yunan adalarına tatil'e gitti. sakın
ha çağırmayın bir yerden bir daha ruhları bile gelmesin buraya.gerçi bırakmazlar da onu oradan pek severler kendilerini.
ha çağırmayın bir yerden bir daha ruhları bile gelmesin buraya.gerçi bırakmazlar da onu oradan pek severler kendilerini.
devamını gör...
doping yaparken hamile kalan pesmerge
bizde "söz namustur" derler reis, bilmem mesaj yerine ulaştı mı? *
tanım editi: sohbet etmeyi bilen, seven, çokça alçakkalpli* bir yazar. eğlenceli.
tanım editi: sohbet etmeyi bilen, seven, çokça alçakkalpli* bir yazar. eğlenceli.
devamını gör...
yaşamak
ilk olarak 1993 yılında yayımlanan (bazı kaynaklarda 1992 olduğu belirtilmiş) çinli yazar yu hua romanıdır.
kitabın iki anlatıcısı var. biri, çin'de köyleri gezip köylülerden öğrendiği hikâyelerle halk şarkıları oluşturan gezgin ve diğeri ise o gezginin köylerden birinde tanıştığı fugui adlı kişi. kitap yaşanmış tarihi döneme ışık tuttuğu için gerçekten değerli bir eser.
başta gayet keyifli başlayan anlatım fugui'nin yaşadıklarıyla buluşunca pek de öyle devam etmiyor. kitabın ismi ''yaşamak'' fakat insana ''yaşamak böyle olur mu?'' sorusunu sorduruyor.
edit: normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile birlikte toplantımızı gerçekleştirdiğimiz üçüncü kitap. bu sayede kitabı tekrar okuma fırsatı buldum. yazar yu hua, sade, net, betimleme ve ruh tahlillerinden uzak bir anlatım seçmiş. fakat kitabı okumadan önce veya okuduktan sonra kitabı daha iyi özümseyebilmek için şu bilgilere sahip olmakta fayda var:
tarih derslerinden ve dizi- filmlerden bildiğimiz üzere çin çok büyük bir geçmişe ve tarihe sahip. ülke 1912'li yıllara kadar hanedanlıkla yürütülüyor, 1912'li yıllarda iç çatışmaların ve afyon savaşları'nın etkisi ile hanedanlıklar yıkılıyor. yerine cumhuriyet gelse de ne yazık ki ülkeye refah ve mutluluk getirmiyor. ülke; milliyetçiler ve komünistler olarak iki zıt kutba ayrılıyor ve çatışmalar devam ediyor. bu çatışmalara bir de japonya ile olan savaş eklenince ''biz ne yapıyoruz, aramızdaki anlaşmazlıklara geçici de olsa bir son verelim'' diyorlar ve japonları ülkelerinden çıkarıyorlar. japonya ile olan savaştan sonra dengeler değişiyor; komünistler güçlenirken milliyetçiler güç kaybediyor ve tom ve jerry gibi kaldıkları yerden savaşmaya devam ediyorlar. sonrasında ise mao dönemi başlıyor ve kitapta mao'yu, devrimi ve yaptığı uygulamaları görüyoruz.
buradan kulübe ve değerli üyelerine de teşekkürlerimi sunmak istiyorum, sesim geliyor mu? kitabın yazarı yu hua ve karakteri fugui'ye zaman zaman sinirlendiğimiz, jiazhen'in sadakatini ve anneliği ile eşliği arasındaki dengeyi eleştirdiğimiz, youqing ve fenxia'ya üzülmekten kendimizi alamadığımız, çin tarihi hakkında kısa da olsa konuştuğumuz ve en önemlisi yine birbirimize bir şeyler kattığımız ve keyifli vakit geçirdiğimiz bir toplantıya olanak sağladıkları için teşekkürü borç bilirim.
kitabın iki anlatıcısı var. biri, çin'de köyleri gezip köylülerden öğrendiği hikâyelerle halk şarkıları oluşturan gezgin ve diğeri ise o gezginin köylerden birinde tanıştığı fugui adlı kişi. kitap yaşanmış tarihi döneme ışık tuttuğu için gerçekten değerli bir eser.
başta gayet keyifli başlayan anlatım fugui'nin yaşadıklarıyla buluşunca pek de öyle devam etmiyor. kitabın ismi ''yaşamak'' fakat insana ''yaşamak böyle olur mu?'' sorusunu sorduruyor.
edit: normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile birlikte toplantımızı gerçekleştirdiğimiz üçüncü kitap. bu sayede kitabı tekrar okuma fırsatı buldum. yazar yu hua, sade, net, betimleme ve ruh tahlillerinden uzak bir anlatım seçmiş. fakat kitabı okumadan önce veya okuduktan sonra kitabı daha iyi özümseyebilmek için şu bilgilere sahip olmakta fayda var:
tarih derslerinden ve dizi- filmlerden bildiğimiz üzere çin çok büyük bir geçmişe ve tarihe sahip. ülke 1912'li yıllara kadar hanedanlıkla yürütülüyor, 1912'li yıllarda iç çatışmaların ve afyon savaşları'nın etkisi ile hanedanlıklar yıkılıyor. yerine cumhuriyet gelse de ne yazık ki ülkeye refah ve mutluluk getirmiyor. ülke; milliyetçiler ve komünistler olarak iki zıt kutba ayrılıyor ve çatışmalar devam ediyor. bu çatışmalara bir de japonya ile olan savaş eklenince ''biz ne yapıyoruz, aramızdaki anlaşmazlıklara geçici de olsa bir son verelim'' diyorlar ve japonları ülkelerinden çıkarıyorlar. japonya ile olan savaştan sonra dengeler değişiyor; komünistler güçlenirken milliyetçiler güç kaybediyor ve tom ve jerry gibi kaldıkları yerden savaşmaya devam ediyorlar. sonrasında ise mao dönemi başlıyor ve kitapta mao'yu, devrimi ve yaptığı uygulamaları görüyoruz.
buradan kulübe ve değerli üyelerine de teşekkürlerimi sunmak istiyorum, sesim geliyor mu? kitabın yazarı yu hua ve karakteri fugui'ye zaman zaman sinirlendiğimiz, jiazhen'in sadakatini ve anneliği ile eşliği arasındaki dengeyi eleştirdiğimiz, youqing ve fenxia'ya üzülmekten kendimizi alamadığımız, çin tarihi hakkında kısa da olsa konuştuğumuz ve en önemlisi yine birbirimize bir şeyler kattığımız ve keyifli vakit geçirdiğimiz bir toplantıya olanak sağladıkları için teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...
gülümsemeyen çalışanlarını iş yerine almayan şirket
iş yeri'nin çalışanları mutlu edip doğal yollarla içtenlikle gülümsemelerini sağlaması daha akılcı bir yöntem olur. ne ekersen onu biçersin.
zamanla robotları işe almaya başlarlar ama duygusuzluk insanoğlu'nu ciddi bir şekilde felakete götürecek.gitgide artan psikolojik rahatsızlıklar belki baş gösterecek.
çalışan-işveren dahil tüm sosyal ortamlarda yan yanaysak ve iletişim halindeysek sadece saygıyla ve birbirimizi biraz olsun anlamaya çalışarak bütün sorunları çözebiliriz. tehdit ile insanı köleleştirmek isteyenler her birimizi despotlaştırıp hasta etmekten başka bir işe yaramazlar.
zamanla robotları işe almaya başlarlar ama duygusuzluk insanoğlu'nu ciddi bir şekilde felakete götürecek.gitgide artan psikolojik rahatsızlıklar belki baş gösterecek.
çalışan-işveren dahil tüm sosyal ortamlarda yan yanaysak ve iletişim halindeysek sadece saygıyla ve birbirimizi biraz olsun anlamaya çalışarak bütün sorunları çözebiliriz. tehdit ile insanı köleleştirmek isteyenler her birimizi despotlaştırıp hasta etmekten başka bir işe yaramazlar.
devamını gör...
katater
cerrahi operasyonlar sırasında vücuttan kan tahliyesini sağlamak amacıyla kullanılan bir tüptür. vücutta bir damara veya kanala takılarak drenaj ve sıvıların zerk edilmesine yardımcı olur. dar ve esnek bir tüp olmasına rağmen, duruma göre geniş ve sert olanlar da kullanılmaktadır.
devamını gör...
7 notayla kaç ayrı beste yapılabilir ki sorusu
29 harf var kaç farklı söz yazılabilir ki ile eş değerdir.
devamını gör...
sen gelme ulan ayı
en sevdiğim ötekileştirme ifadesidir.
devamını gör...
kanser hastası çocuklara yardım etkinliği
harika bir etkinlik, elinize sağlık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının takipçi sayıları
a101 olmuşum.*
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
işte başladııııı beklediğim yayın, beklediğim şarkılardan biriyle hem de. dünyadan uzakkk*. hadi bakalım güzel dakikalar bizi bekler. umut ve mutluluk dolu dakikalar...
edit: sese bak yaaa*. yerimm canım ablam*.
edit: sese bak yaaa*. yerimm canım ablam*.
devamını gör...
normal sözlük’ün etrafında kelebeklerin uçuştuğu yazarlar tayfası
herkesin hayatında yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. ama bunlara karşı takındığın tavır senin elinde. bazen ben de bu grubun içerisine giriyorum açıkcası. gelip burda şikayet edip kafa şişirmektense daha güzel bakmaya ve okuyanları da bir nebze de olsa daha güzel bakmaya yönlendirmek isterim.
devamını gör...
normal sözlük’ün isminin acilen değiştirilmesi gerekliliği
sözlüğün yeni isminin açıklanması ve ondan evvel sözlükte hiç kimsenin ya da az sayıda yazarın bilgisi dahilinde olduğunu düşündüğüm dava sürecinin bir gecede ortaya konması ve her şeyin oldu bittiye getirilmesi konusunda birkaç kelam etmek elzem olmuştur kanımca.
kurucusu tarafından çoğu ifadesinde maddi amaç gütmeyen, ülkemizin fikir paylaşımı konusunda kısır atmosferinde ilaç niyetine görülecek bir platforma, katılımcılık ruhundan uzak biçimde, "normal" gibi sözlük kültürünün sıfatlarına aykırı bir ismin reva görülmesini doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum.
yazmak, herkesin işi değildir, normal bir iş kesinlikle değildir. insanın bileklerini sıvayıp, aklını, kalbini ve ruhunu konuşturduğu bir eylemdir. en saçma geleninden, en edebi ya da felsefi metnine kadar biri oturup birkaç satır karalayıp paylaşıyorsa amacı anlaşılmak ve önemsenmek arzusundan başka bir şey değildir. dinleme kültürünün gelişmediği ülkemizde bir grup insan bir araya gelip yazıyorsa, gerektiğince anlaşıp, bazen güceniyorsa, insanın insana sustuğu, anlamlı konuşmaların yok kabul edildiği şu zamanlarda, kimileri eserine bakıp ben neler yazmışım, birileri de vay ne güzel yazmış diyorsa, buna özellikle saygı duyulmalı gibi geliyor.
bu heves, bu istek, bu tutku başladığı gibi çabuk tükenebilir. çünkü yazmak kesinlikle normal bir iş değildir. sözlükler tabiatı gereği normal olamaz, aykırı ve özgürdür.
kurucusu tarafından çoğu ifadesinde maddi amaç gütmeyen, ülkemizin fikir paylaşımı konusunda kısır atmosferinde ilaç niyetine görülecek bir platforma, katılımcılık ruhundan uzak biçimde, "normal" gibi sözlük kültürünün sıfatlarına aykırı bir ismin reva görülmesini doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum.
yazmak, herkesin işi değildir, normal bir iş kesinlikle değildir. insanın bileklerini sıvayıp, aklını, kalbini ve ruhunu konuşturduğu bir eylemdir. en saçma geleninden, en edebi ya da felsefi metnine kadar biri oturup birkaç satır karalayıp paylaşıyorsa amacı anlaşılmak ve önemsenmek arzusundan başka bir şey değildir. dinleme kültürünün gelişmediği ülkemizde bir grup insan bir araya gelip yazıyorsa, gerektiğince anlaşıp, bazen güceniyorsa, insanın insana sustuğu, anlamlı konuşmaların yok kabul edildiği şu zamanlarda, kimileri eserine bakıp ben neler yazmışım, birileri de vay ne güzel yazmış diyorsa, buna özellikle saygı duyulmalı gibi geliyor.
bu heves, bu istek, bu tutku başladığı gibi çabuk tükenebilir. çünkü yazmak kesinlikle normal bir iş değildir. sözlükler tabiatı gereği normal olamaz, aykırı ve özgürdür.
devamını gör...
laz ziya
ya yüce baronumuz hain ya da kıymetli testeremiz!
devamını gör...
müslüman olup gelişen ülke
gunumuzun ulkelerinde yok diyebiliriz. birlesik arap emirlikleri,katar gibi ulkeler bile gelismis ulkelere dahil degildir.cunku onlarin sozde gelisekliligi petrolden gelmektedir.isin cok daha entersan kismi var; islamiyeti uygun yasayan hic bir ulkenin musluman olmamasi gibi. saka gibi degil mi?
2019 yilinda abd'de yapilan bir arastirmanin sonuclari yayinlaniyor ve sonuclara gore; islamiyeti yasayan ilk kirk ulke arasinda musluman ulke yok! ılk siralarda ise, yeni zelanda, isvec, hollanda, izlanda gibi ulkeler yer aliyor.
(haberin linki?)
www.gzt.com/jurnalist/islam...
www.google.ca/amp/s/amp.one...
2019 yilinda abd'de yapilan bir arastirmanin sonuclari yayinlaniyor ve sonuclara gore; islamiyeti yasayan ilk kirk ulke arasinda musluman ulke yok! ılk siralarda ise, yeni zelanda, isvec, hollanda, izlanda gibi ulkeler yer aliyor.
(haberin linki?)
www.gzt.com/jurnalist/islam...
www.google.ca/amp/s/amp.one...
devamını gör...
yılan
mitolojide, deri değiştirebildiği için ölümsüzlüğü sembolize eder. amerika yerlileri için yeraltındaki güçler yılana ait olarak görülmüştür. yunanlılar, şifa verici tanrılarla ilişkili olduklarını düşündükleri için yılanları ev hayvanı olarak bulundurmuşlardır. asası iki yılanla sarılı olan hermes bunun tipik bir örneğidir.
devamını gör...
fazla düşünme sorunu olan insanların ortak yanları
uyku sorunları vardır. beyinleri sürekli analiz halinde olduğu için yatağa girdiğinde konu konuyu açar. alkol alıp rahat uyuduğunu fark ettiğinde bir bataklığa sürüklenmiş olurlar.
devamını gör...
eğitim hayatında alınmış en düşük sınav notu
lise 3ün ikinci döneminde sayısaldan eşit ağırlığa geçeceğim için artık umursamadığım kimya sınavından aldığım nottur. sayısal değeri 7dir efendim. evet 100 üzerinden 7. ama almamın asıl nedeni konuları bilmemem değil (bkz: cristiano ronaldo)yu çok sevmemdir.
devamını gör...
geceye bir kadın yalanı bırak
bunlardan bazıları şunlar gibidir.
(bkz: aşkım sen ikincisin)
(bkz: hiiiç öylesine sordum)
(bkz: bir kere açtım midem bulandı porno izlemiyorum)
(bkz: beş dakikaya hazırım)
(bkz: sen çok iyi birisin)
(bkz: ooo çok büyükmüş)
(bkz: ya ben zaten öyle kaslı maslı sevmiyorum)
edit : edit yapana kadar 9 entry girilmiş.
(bkz: güler misin ağlar mısın)
(bkz: aşkım sen ikincisin)
(bkz: hiiiç öylesine sordum)
(bkz: bir kere açtım midem bulandı porno izlemiyorum)
(bkz: beş dakikaya hazırım)
(bkz: sen çok iyi birisin)
(bkz: ooo çok büyükmüş)
(bkz: ya ben zaten öyle kaslı maslı sevmiyorum)
edit : edit yapana kadar 9 entry girilmiş.
(bkz: güler misin ağlar mısın)
devamını gör...
serenad
zülfü livaneli'nin romanıdır. farklı zamanların farklı insanların farklı hikayelerinin ortak noktasıyla anlatılan romandır. etkileyici bir kurguyla yazılmış olaylar birbiriyle uyumlu bir şekilde yazılmış hiçbir kopukluk yaşanmıyor. okunmasını tavsiye ederim.
devamını gör...