sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
kalbimizi durdurmadık ya yetmez mi?
devamını gör...
kırıcı olmaktan korkmak
kırıcı olmaktan korkmayın sebebi kırılmış olmanın nasıl hissettirdiğini biliyor oluşudur.
devamını gör...
sabahattin eyüboğlu
öncelikle sayın yazar armysuzy'a bu ukdeyi bıraktığı için bir teşekkürü borç bilir, saygı ve selamlarımı iletirim.
bedri rahmi eyüboğlunun abisi olan sabahattin eyüboğlu 1908 yılında trabzon'un akçaabat ilçesinde dünyaya gelmiştir. trabzon lisesi'nin son senesinde üniversiteye öğretim üyesi yetiştirmek amacıyla yapılan sınavı kazanarak fransaya gönderildi. iki yıl university of burgundy'de bir yıl ise university of lyon'da eğitim gördü. ardından 1 yıl kadar paris'te kalıp sorbonne university'de ders aldı. bir sonraki yıl ise ünlü şair ingiltere'ye ingiliz dil ve edebiyatı üzerine incelemeler yapmak amacıyla gitti. tüm bu yurtdışı macerasının hemen ardından istanbul'a gelip istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi fransız dili ve edebiyatı bölümü'nde doçent oldu. hayatına bir sürü şey sığdıran sabahattin eyüboğlu 1938 yılına kadar milli eğitim bakanlığı müfettişliği, talim ve terbiye kurulu üyeliği, tercüme bürosu başkan yardımcılığı gibi görevlerde bulundu. çok partili rejime geçildikten sonra köy enstitülerine karşı yürütülen kampanyalar esnasında tercüme bürosu'ndaki ve hali hazırda hasanoğlan köy enstitüsü görevlerinden uzaklaştırıldı. yaşananlardan sonra bir süre parise gitti. türkiye'ye geri geldiğinde milli eğitim bakanlığı müfettişliği görevini tekrardan aldı. bu sıralar istanbul üniversitesi fransız dili ve edebiyatı bölümü'nde karşılaştırmalı türk - fransız edebiyatı, itü ve istanbul tatbiki güzel sanatlar yüksekokulu'nda ise sanat tarihi dersleri verdi.
27 mayıs darbesinden sonra üniversiteden uzaklaştırılan 147 öğretim üyesi arasında o da vardı fakat yeniden göreve çağrılınca itü'deki görevine tekrardan geri döndü. 1963 yılında babeuf'un devrim yazıları adlı kitabını türkçeye çevirmesinden ötürü türk ceza kanununun 142. maddesi gereğince yargılandı. 3 yıl gibi kısa bir süre sonra aklandı. tüm bu olanlardan sonra ise 12 mart muhtırası esnasında gizli örgüt kurduğu gerekçesiyle tutuklandı. zaten kısa bir sonra da vefat etti.
eyüboğlu'nun yazarlığı 1940 yıllarında etkin olmaya başladı. tercüme, yaprak, yeni ufuklar, tanin, cumhuriyet gibi bir sürü dergi ve gazetelerde yaymladığı yazıları ile birlikte kültürün asıl maddi temellerini araştıran ve biraz da olsa halk değerlerine yönelen hümanist bir düşüncenin öncülüğünü yaptı. aynı zamanda orhan veli kanık cahit külebi ceyhun atuf kansu halikarnas balıkçısı* gibi şairlerin edebiyat anlayışlarını ele alarak tek tek değerlendirdi. kültürel yaşantıda dil devrimlerinin biraz daha etkili olmaya başladığı 1950'li yılların sonlarına doğru yazılarında emperyalizm ve kültür ilişkileri sorununa ağırlık verdi.
eyüboğlu türk kültürü konusunda diğerlerinin aksine daha farklı yaklaştı. ona göre türk kültürünü orta asya'da aramak yanlıştı çünkü ona göre türk kültürü daha önce anadolu'da yaşayanların uzantısı niteliğindeydi.
eyüboğlu eski anadolu uygarlığı hakkında 11 tane belgesel film yaptı. bu 11 tane bölümden oluşan serinin ilki* 1956 yılında berlin film şenliği'nde ikinci oldu. aynı zamanda kendisini sinemacılığa iyice kaptıran eyüboğlu 1966 yılında sinematek'in kurucularından birisi oldu. ve türk edebiyatı'nın çeviri alanında gelişmesine katkı sağlayan sanatçılarından birisi haline geldi aynı zamanda çünkü fransız, ingiliz, rus, yunan ve latin edebiyatından bir sürü klasik yapıtı çevirerek türk edebiyatına kazandırdı.
hatta çevirdiklerinden mavi ile kara deneme kitabı ataç armağanı'nı
platon'un devlet'inin çevirisi ise 1959 yılında türk dil kurumu çeviri ödülünü kazandı.
bedri rahmi eyüboğlunun abisi olan sabahattin eyüboğlu 1908 yılında trabzon'un akçaabat ilçesinde dünyaya gelmiştir. trabzon lisesi'nin son senesinde üniversiteye öğretim üyesi yetiştirmek amacıyla yapılan sınavı kazanarak fransaya gönderildi. iki yıl university of burgundy'de bir yıl ise university of lyon'da eğitim gördü. ardından 1 yıl kadar paris'te kalıp sorbonne university'de ders aldı. bir sonraki yıl ise ünlü şair ingiltere'ye ingiliz dil ve edebiyatı üzerine incelemeler yapmak amacıyla gitti. tüm bu yurtdışı macerasının hemen ardından istanbul'a gelip istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi fransız dili ve edebiyatı bölümü'nde doçent oldu. hayatına bir sürü şey sığdıran sabahattin eyüboğlu 1938 yılına kadar milli eğitim bakanlığı müfettişliği, talim ve terbiye kurulu üyeliği, tercüme bürosu başkan yardımcılığı gibi görevlerde bulundu. çok partili rejime geçildikten sonra köy enstitülerine karşı yürütülen kampanyalar esnasında tercüme bürosu'ndaki ve hali hazırda hasanoğlan köy enstitüsü görevlerinden uzaklaştırıldı. yaşananlardan sonra bir süre parise gitti. türkiye'ye geri geldiğinde milli eğitim bakanlığı müfettişliği görevini tekrardan aldı. bu sıralar istanbul üniversitesi fransız dili ve edebiyatı bölümü'nde karşılaştırmalı türk - fransız edebiyatı, itü ve istanbul tatbiki güzel sanatlar yüksekokulu'nda ise sanat tarihi dersleri verdi.
27 mayıs darbesinden sonra üniversiteden uzaklaştırılan 147 öğretim üyesi arasında o da vardı fakat yeniden göreve çağrılınca itü'deki görevine tekrardan geri döndü. 1963 yılında babeuf'un devrim yazıları adlı kitabını türkçeye çevirmesinden ötürü türk ceza kanununun 142. maddesi gereğince yargılandı. 3 yıl gibi kısa bir süre sonra aklandı. tüm bu olanlardan sonra ise 12 mart muhtırası esnasında gizli örgüt kurduğu gerekçesiyle tutuklandı. zaten kısa bir sonra da vefat etti.
eyüboğlu'nun yazarlığı 1940 yıllarında etkin olmaya başladı. tercüme, yaprak, yeni ufuklar, tanin, cumhuriyet gibi bir sürü dergi ve gazetelerde yaymladığı yazıları ile birlikte kültürün asıl maddi temellerini araştıran ve biraz da olsa halk değerlerine yönelen hümanist bir düşüncenin öncülüğünü yaptı. aynı zamanda orhan veli kanık cahit külebi ceyhun atuf kansu halikarnas balıkçısı* gibi şairlerin edebiyat anlayışlarını ele alarak tek tek değerlendirdi. kültürel yaşantıda dil devrimlerinin biraz daha etkili olmaya başladığı 1950'li yılların sonlarına doğru yazılarında emperyalizm ve kültür ilişkileri sorununa ağırlık verdi.
eyüboğlu türk kültürü konusunda diğerlerinin aksine daha farklı yaklaştı. ona göre türk kültürünü orta asya'da aramak yanlıştı çünkü ona göre türk kültürü daha önce anadolu'da yaşayanların uzantısı niteliğindeydi.
eyüboğlu eski anadolu uygarlığı hakkında 11 tane belgesel film yaptı. bu 11 tane bölümden oluşan serinin ilki* 1956 yılında berlin film şenliği'nde ikinci oldu. aynı zamanda kendisini sinemacılığa iyice kaptıran eyüboğlu 1966 yılında sinematek'in kurucularından birisi oldu. ve türk edebiyatı'nın çeviri alanında gelişmesine katkı sağlayan sanatçılarından birisi haline geldi aynı zamanda çünkü fransız, ingiliz, rus, yunan ve latin edebiyatından bir sürü klasik yapıtı çevirerek türk edebiyatına kazandırdı.
hatta çevirdiklerinden mavi ile kara deneme kitabı ataç armağanı'nı
platon'un devlet'inin çevirisi ise 1959 yılında türk dil kurumu çeviri ödülünü kazandı.
devamını gör...
varoş kelimesinin hakaret olarak kullanılması
internet ortamında, özellikle sözlüklerde denk geldiğim durumdur.
öncelikle varoş, merkezin dışında kalan yerleşim yerine deniyor. genelde gecekondu tarzı olan yerler ve evet maddi durumu iyi olmayan insanların ikamet ettiği yerlerdir.
ömründe kenar mahalle görmemiş, tek haneli yaşlarında çalışmak zorunda kalmamış, soğuk günlerde dışarda kalmamış, üç kuruş para için onun bunun işinde çalışmamış insanlar bu kelimeyi hakaret olarak ağızlarına alamazlar.
küçük yaşlarda silahla tanışıyorlar. eğitim, terbiye zaten hak getire. uyuşturucu, çeteleşme, suça meyil bu mahallelerde.
yani polisin giremediği semtin ismini sevmediğin hatun kötü giyiniyor/makyaj yapıyor diye kullanamazsın. yapabiliyorsan orayı iyileştir. yapamıyorsan sokak çocukları üzerinden birilerine bir şeyler söyleme. engelli insanlarla dalga geçiyor musun? özürlü kelimesini hakaret olarak kullanıyor musun?
bir de ricam; şehrinde mutlaka vardır öyle bir mahalle. usulca kenarından geçerken varoş diye bir seslensene benim için. sevgiler.
öncelikle varoş, merkezin dışında kalan yerleşim yerine deniyor. genelde gecekondu tarzı olan yerler ve evet maddi durumu iyi olmayan insanların ikamet ettiği yerlerdir.
ömründe kenar mahalle görmemiş, tek haneli yaşlarında çalışmak zorunda kalmamış, soğuk günlerde dışarda kalmamış, üç kuruş para için onun bunun işinde çalışmamış insanlar bu kelimeyi hakaret olarak ağızlarına alamazlar.
küçük yaşlarda silahla tanışıyorlar. eğitim, terbiye zaten hak getire. uyuşturucu, çeteleşme, suça meyil bu mahallelerde.
yani polisin giremediği semtin ismini sevmediğin hatun kötü giyiniyor/makyaj yapıyor diye kullanamazsın. yapabiliyorsan orayı iyileştir. yapamıyorsan sokak çocukları üzerinden birilerine bir şeyler söyleme. engelli insanlarla dalga geçiyor musun? özürlü kelimesini hakaret olarak kullanıyor musun?
bir de ricam; şehrinde mutlaka vardır öyle bir mahalle. usulca kenarından geçerken varoş diye bir seslensene benim için. sevgiler.
devamını gör...
değeri bilinmeyen anlar
korona öncesi
devamını gör...
normal sözlük'teki en havalı nick
(bkz: simay benim karım lan)
devamını gör...
kendine başkasının gözünden bakmak
insanın kendisine dışardan bir göz şeklinde bakabilmesi olgun bir ruhsal örgütlenmeye sahip olduğunun göstergesidir. böyle kişiler kişisel gelişmeye yatkındır, açıklayıcı psikoterapiden faydalanabilirler.
devamını gör...
ksenodiyagnoz
bir canlıdaki hastalığı, hastalığın etkenini farklı türden ikinci bir hayvana vererek tanı koyma işlemine denir.
bu yöntemle chagas hastalığı etkeni t.cruzi ve domuz eti ile insanlara bulaşan kaslara yerleşen nematod olan trichinella spiralis tanısında kullanılmaktadır.
bu yöntemle chagas hastalığı etkeni t.cruzi ve domuz eti ile insanlara bulaşan kaslara yerleşen nematod olan trichinella spiralis tanısında kullanılmaktadır.
devamını gör...
müsilaj sorununun araştırılması teklifinin reddedilmesi
tahmin edildiği gibi malum partilerin oylarıyla reddedilmiştir. bildiğiniz doğa artık bağırıyor mahvettiniz beni diye. ama bir kesim kulaklarını her zaman olduğu gibi tıkamış durumda. bu bildiğiniz cinayet artık.
buradan
chp istanbul milletvekili ali şeker, marmara denizi'nde yaşanan müsilaj (deniz salyası) sorununun araştırılması için verdikleri önergenin ak parti ve mhp oylarıyla reddedildiğini duyurdu.
buradan
chp istanbul milletvekili ali şeker, marmara denizi'nde yaşanan müsilaj (deniz salyası) sorununun araştırılması için verdikleri önergenin ak parti ve mhp oylarıyla reddedildiğini duyurdu.
devamını gör...
güneş dil teorisi
sanıldığının aksine tüm dillerin türkçeden kaynaklandığının değil, türkçenin en eski dillerden biri olduğunun iddia edildiği teoridir. türkçenin latinceyle, sümerceyle ve dahi birçok dille olan benzerliğinin bir sözcük alışverişi olmadığını, hepsinin ortak bir atadan geldiğini savunur. bu benzerlikler doğrultusunda latince, yunanca, türkçe, arapça ve farsça gibi kök dillerin ortak bir dilden ya da dillerden günümüzdeki hale geldiklerini iddia eder. tüm dillerde birincil kişiyi tanımlayan sözcüğün benzer olması (ben, men, me, mne, moi, mou) iddiayı destekleyen kanıtlardan biridir. (bkz: eleştirel bakışla güneş-dil kuramı ve ilk güneş-dil sözlüğü)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
benim sana ne gibi bir katkım olabilir ki?.. durdukça ölüme daha çok çekiliyorum sanki...
kadere inanır mısın prenses?..
yaşadığım çevrede böyle birşeye inanmanın asaletimizi zedeleyeceği söylenirdi. dolayısıyla inanmıyorum!.
ben kader olduğunu düşünüyorum. işin garip yanı prenses, senin ölüme an be an yaklaştığını ben de hissediyorum. fakat bir şekilde her seferinde buraya çekilmiş buluyorum bendimi.
hayır bayım. asalet sahibi insanlar bendlerini aşabilirler. siz halktan olduğunuz için....
bu ağır olmadı mı prenses?..
ya da boş verin açıklamanın manası yok... hoşça kalın prenses. artık evinizdesiniz. lakin şunu unutmayın kader kendinde, kendini gerçekleştirmeye her daim büyük bir kudret bulacaktır.
bu kadar mı? sadece bunu söyleyip sessizce uzaklaştı mı? gerçekten çok kabasın prenses.
ölüme yaklaşan ben değilim ve bunu anladığında belki iş işten geçmiş herkes yerini bulmuş olacak. o an gelene kadar kaderin, asalet tanıdığına ikna olması kafi. .
swhh
kadere inanır mısın prenses?..
yaşadığım çevrede böyle birşeye inanmanın asaletimizi zedeleyeceği söylenirdi. dolayısıyla inanmıyorum!.
ben kader olduğunu düşünüyorum. işin garip yanı prenses, senin ölüme an be an yaklaştığını ben de hissediyorum. fakat bir şekilde her seferinde buraya çekilmiş buluyorum bendimi.
hayır bayım. asalet sahibi insanlar bendlerini aşabilirler. siz halktan olduğunuz için....
bu ağır olmadı mı prenses?..
ya da boş verin açıklamanın manası yok... hoşça kalın prenses. artık evinizdesiniz. lakin şunu unutmayın kader kendinde, kendini gerçekleştirmeye her daim büyük bir kudret bulacaktır.
bu kadar mı? sadece bunu söyleyip sessizce uzaklaştı mı? gerçekten çok kabasın prenses.
ölüme yaklaşan ben değilim ve bunu anladığında belki iş işten geçmiş herkes yerini bulmuş olacak. o an gelene kadar kaderin, asalet tanıdığına ikna olması kafi. .
swhh
devamını gör...
alev tahtakurusu
latince adı pyrrhocoris apterus olan, hemen hemen hepimizin gördüğü bir böcek türü.
arkadaş şu:

siyah ve kırmızı renkleriyle hemen tanıyabilirsiniz. ebegümeci olan her yerde yaşayabilirler. yemekleri de genellikle ebegümeci tohumlarıdır. gerçi bir belgeselde kırmızı ateş dikeni yediklerini de görmüştüm ama bir kaynak bulamadım. ama genelde ufak meyveleri yedikleri biliniyor.
genel kanının aksine tarım mamüllerine zararları yoktur çünkü yere düşen meyveleri yerler.
bahar aylarının ortalarından başlayarak yaza doğru toplu olarak görülebilirler. kalabalık sürüler meydana getirirler.
çiftleşmeleri 12 saat ila 1 hafta sürer. yumurta, nimf, yetişkinliğe kadar 7 aşamadan geçerler.
yetişkinler ve nimfler bir arada:

çocukken bu böceklerden pek hazzetmezdim. ne uğur böceği gibi bilinen bir şeydi, ne de karınca gibi çalışkandı. çizgifilmlerde, kitaplarda filmlerde bu böceklere rastlamazdım. meğer bu böceklerin anneleri ne kadar da cefakarmış. yavrularına sürekli meyve taşıyan anne alev tahtakurusu eğer yeteri kadar meyve bulamazsa kendini yavrularının önüne atıyor, yavrularının kendi özsuyunu içmesine izin vererek ölüyor. işte bunu öğrendikten sonra bu böceklere olan saygım arttı.
ha bu arada isim sizi yanıltmasın bu güzel böcekler tahtakurusu değil. sadece isimleri öyle.
arkadaş şu:

siyah ve kırmızı renkleriyle hemen tanıyabilirsiniz. ebegümeci olan her yerde yaşayabilirler. yemekleri de genellikle ebegümeci tohumlarıdır. gerçi bir belgeselde kırmızı ateş dikeni yediklerini de görmüştüm ama bir kaynak bulamadım. ama genelde ufak meyveleri yedikleri biliniyor.
genel kanının aksine tarım mamüllerine zararları yoktur çünkü yere düşen meyveleri yerler.
bahar aylarının ortalarından başlayarak yaza doğru toplu olarak görülebilirler. kalabalık sürüler meydana getirirler.
çiftleşmeleri 12 saat ila 1 hafta sürer. yumurta, nimf, yetişkinliğe kadar 7 aşamadan geçerler.
yetişkinler ve nimfler bir arada:

çocukken bu böceklerden pek hazzetmezdim. ne uğur böceği gibi bilinen bir şeydi, ne de karınca gibi çalışkandı. çizgifilmlerde, kitaplarda filmlerde bu böceklere rastlamazdım. meğer bu böceklerin anneleri ne kadar da cefakarmış. yavrularına sürekli meyve taşıyan anne alev tahtakurusu eğer yeteri kadar meyve bulamazsa kendini yavrularının önüne atıyor, yavrularının kendi özsuyunu içmesine izin vererek ölüyor. işte bunu öğrendikten sonra bu böceklere olan saygım arttı.
ha bu arada isim sizi yanıltmasın bu güzel böcekler tahtakurusu değil. sadece isimleri öyle.
devamını gör...
kuzguncuk
ah o sokaklarda kahve içişler ,gülüşler doyasıya dostlarla sohbetler üsküdar’ın içinde havası farklı yer .
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük gene dipçik gibi kalkamadığım bir sabahtan merhaba. sanırım uyandığım saat bu güne kadar yaşamış tüm insan ırklarının biyolisine ters. neyse bugün çok bıdı bıdı yapmayacağım, filtre kahvemi içip işime bakacağım agaa! * herkesin günü süper geçsin, haftasonuna güzel planlar yapın ama az kudurmalı olsun daha savaş bitmedi alüminyum! ha ben yarın aşımı olucam dalgama bakarım ama toplum bilincimizi kaybetmiyoruz hebele hübele sahillere akın etmiyoruz! attention!
devamını gör...
sanalda lince uğrarken yapılması gerekenler
mandalina yiyiyorum ben genelde, nefis oluyor hocam şup şupp atıyoruz ağzımıza ve sağlık küpü oluyoruz..
lakinn...
şu dakika kendi kendimi 'şikayet' ederek başlattığım ulusal bilinç olmuştur bu arkadaşlar.
lucifer denilen cani heriften mutlak suretle kaçınalım.
çok terbiyesiz biri. faşik ve kırıcı.
lakinn...
şu dakika kendi kendimi 'şikayet' ederek başlattığım ulusal bilinç olmuştur bu arkadaşlar.
lucifer denilen cani heriften mutlak suretle kaçınalım.
çok terbiyesiz biri. faşik ve kırıcı.
devamını gör...
beden kitle indeksi
beden kitle indeksi, boyunuzun karesinin kilonıza bölünmesiyle hesaplanıyor. mesela ben 1.78 boy 75 kilo
1.78x1.78 = 3,1684
75 / 3,1684 = 23,67
beden kitle indeksi 20-25 arasında olanları normal, 25-30 arasında olanları hafif şişman, 30-35 arasındakileri şişman (obez) olarak tanımlanıyormuş. 35 ten yukarısı için durum çok ciddi kötü yönde.
1.78x1.78 = 3,1684
75 / 3,1684 = 23,67
beden kitle indeksi 20-25 arasında olanları normal, 25-30 arasında olanları hafif şişman, 30-35 arasındakileri şişman (obez) olarak tanımlanıyormuş. 35 ten yukarısı için durum çok ciddi kötü yönde.
devamını gör...
aç karnına alışveriş yapmak
tokken de tıpkı aç karnınaymışçasına yapabileceğim bir aktivite.
devamını gör...
şaka maka normal sözlük’ün keyifli olması
boş triplere giren insan silsilesi yerine kendi çapımızda sohbet muhabbet.
devamını gör...

