serkan karaismailoğlu
kafası çok değişik ve müthiş çalışan bir sinirbilimcidir. eğitimi ve kitapları yukarıda anlatıldığı için yaptığı işlerden bahsedersem:
sinan canan ile beraber nbeyin adlı oluşumu kurup zamanında güzel işler yapmışlar. incelemek isteyenler için, nbeyin'in youtube sayfası bir tık uzağınızda; çıkardıkları dergilere erişim adresi bir tık uzağınızda.
her gün yaşadığımız olayların sebebini eğlenceli ve açıklayıcı bir şekilde anlattığı, yaşanan olayların hiç ummadığınız mevzularla olan ilişkilerini sunduğu ortapia adındaki youtube sayfası yine bir tık uzağınızda.
tedx'te yaptığı eğlenceli konuşmalar için erişim adresi varan1, varan2.
sosyal medya hesaplarında twitter erişim adresi bir tık uzağınızda, instagram erişim adresi bir tık uzağınızda.
bahsetmeden geçersem beni eşeklerin kovalayacağını düşündüğüm için kitaplarından da söz edeyim. beyni koruyan 3 katlı zarların adını verdiği 3 kitaplık bir nöro-roman seri yazmıştır*.
serinin ilk kitabı olan pia mater adlı kitabı bence okunmaya değer, farklı tarzda bir kitaptır. olay örgüsü, karakterler ve hatta karakter isimleri dahi, verilen emeği gözler önüne seriyor. kitapta olaylar aktarılırken araya bol bol bilimsel kelimeler ve açıklamalar eklenmiştir. bazılarını hızlıca göz gezdirerek okumuş olsam da kitap su gibi akıyor.
serinin ikinci kitabı arachnoid mater adlı kitaptır. kitap daha ön siparişteyken aldım fakat okumadım. çünkü 1. kitap öyle bir yerde bitiyor ki devamına duyduğunuz meraktan gidip serkan hocanın her işini ben yapayım da adam gitsin kitabı bitirsin gibi düşüncelere dalabilirsiniz*. artık 3. kitap ne zaman çıkarsa onu da alırım ve usul usul okurum. yüreğim bir daha o denli meraka dayanamaz.
serinin 3. ve son kitabının ise dura mater olması bekleniyor. henüz çıkmadığı için bilgi veremiyorum. çıktığında tanımımı güncellerim.
buraya kadar okuyan yazarlara bol bilgili ve kitaplı günler dilerim.
sinan canan ile beraber nbeyin adlı oluşumu kurup zamanında güzel işler yapmışlar. incelemek isteyenler için, nbeyin'in youtube sayfası bir tık uzağınızda; çıkardıkları dergilere erişim adresi bir tık uzağınızda.
her gün yaşadığımız olayların sebebini eğlenceli ve açıklayıcı bir şekilde anlattığı, yaşanan olayların hiç ummadığınız mevzularla olan ilişkilerini sunduğu ortapia adındaki youtube sayfası yine bir tık uzağınızda.
tedx'te yaptığı eğlenceli konuşmalar için erişim adresi varan1, varan2.
sosyal medya hesaplarında twitter erişim adresi bir tık uzağınızda, instagram erişim adresi bir tık uzağınızda.
bahsetmeden geçersem beni eşeklerin kovalayacağını düşündüğüm için kitaplarından da söz edeyim. beyni koruyan 3 katlı zarların adını verdiği 3 kitaplık bir nöro-roman seri yazmıştır*.
serinin ilk kitabı olan pia mater adlı kitabı bence okunmaya değer, farklı tarzda bir kitaptır. olay örgüsü, karakterler ve hatta karakter isimleri dahi, verilen emeği gözler önüne seriyor. kitapta olaylar aktarılırken araya bol bol bilimsel kelimeler ve açıklamalar eklenmiştir. bazılarını hızlıca göz gezdirerek okumuş olsam da kitap su gibi akıyor.
serinin ikinci kitabı arachnoid mater adlı kitaptır. kitap daha ön siparişteyken aldım fakat okumadım. çünkü 1. kitap öyle bir yerde bitiyor ki devamına duyduğunuz meraktan gidip serkan hocanın her işini ben yapayım da adam gitsin kitabı bitirsin gibi düşüncelere dalabilirsiniz*. artık 3. kitap ne zaman çıkarsa onu da alırım ve usul usul okurum. yüreğim bir daha o denli meraka dayanamaz.
serinin 3. ve son kitabının ise dura mater olması bekleniyor. henüz çıkmadığı için bilgi veremiyorum. çıktığında tanımımı güncellerim.
buraya kadar okuyan yazarlara bol bilgili ve kitaplı günler dilerim.
devamını gör...
küçükken inandığımız yalanlar
ekmek çarpar seni.
devamını gör...
türkiye'de vegan olmak
mantıklı karar. çünkü et pahalı yumurta pahalı balık pahalı.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
günde 8 kere kendimden, 7 kere dünyadan, 6 kere herkesten, 5 kere bazılarınız dan, 4 kere biriniz den, 3 kere paranızdan, 2 kere evinizden, 1 kere barkınızdan nefret ediyorum. ve bunun bir şarkısı vardı galiba take my money adında, sazında, güftesinde.
devamını gör...
aysel git başımdan
aysel git başımdan seni seviyorum
satırlar boyunca aysel'e git diyen ve türlü bahaneler sunan ,sana göre değilim derken bile karşısında artık dayanamayıp diz çökecek kadar aciz, o kadar aşık adama sahip nadide şiir.
ah o aysel bir baksa, dönse, gülse, bir sevse...
satırlar boyunca aysel'e git diyen ve türlü bahaneler sunan ,sana göre değilim derken bile karşısında artık dayanamayıp diz çökecek kadar aciz, o kadar aşık adama sahip nadide şiir.
ah o aysel bir baksa, dönse, gülse, bir sevse...
devamını gör...
piyanist (yazar)
tuhaflıkla çok seviyeli bir ilişkisi olduğunu düşündüğüm, bilgi ve birikimi beni oldukça şaşırtan, kara kutu benzeri bir yazar gibi gibi..
devamını gör...
şeriat
gerçek islam'ın ta kendisidir. kendisine müslümanım diyen birisi laik olamaz. müslüman, allah'ının emrettiği kanunlara körü körüne biat eden bir şeriatçı olmak zorundadır. çünkü islam toplumsal bir dindir. kendine ait bir hukuk sistemi vardır. siyasetle iç içedir.
devamını gör...
ölmedim ama hafif sürünüyorum (yazar)
yazarlara yardımcı olmayan zalım moderatör.
"saat kaç?" diyorum, 14.00 diyor, "digital mi, analog mu?" diyorum, "ne önemi var, zaten 14.02 oldu şimdi" diyor, "bi' karar ver artık!" diyorum, "tekrar değişti" diyor
"çok canım sıkılıyor kuş vuralım istersen?" diyorum, "git başımdan tanım gir" diyor.
buyur, girdim! hıh!
"saat kaç?" diyorum, 14.00 diyor, "digital mi, analog mu?" diyorum, "ne önemi var, zaten 14.02 oldu şimdi" diyor, "bi' karar ver artık!" diyorum, "tekrar değişti" diyor
"çok canım sıkılıyor kuş vuralım istersen?" diyorum, "git başımdan tanım gir" diyor.
buyur, girdim! hıh!
devamını gör...
türk malının daha iyi olduğu ürünler
fındık.
devamını gör...
euthyphron ikilemi
kısaca "ahlaki davranışlar tanrı tarafından emredildiği için mi ahlakidir, yoksa ahlaki olduğu için mi tanrı tarafından emredilmiştir" sorusundan oluşan bir ikilemdir. bu soru din felsefesinin temel sorularından birisidir. bu soruyu "bir şey tanrı iyi dediği için mi iyidir, yoksa zaten iyi olduğu için mi tanrı o şeye iyi demektedir" şeklinde de sorabiliriz.
eğer birinci seçeneği kabul edersek, iyiliğin ve kötülüğün tek mutlak kriteri olarak tanrı'yı kabul ederiz. yani hiçbir şey kendiliğinden iyi ya da kötü olmadığını kabul etmiş oluruz. yani iyi şeylerin kendiliğinden bir anlamı yoktur ve tanrı bunları iyi kabul ettiği için iyidir demek zorunda kalırız. bu noktada gelen eleştiriler ise ilahi emirlerin keyfi olduğudur. "tanrı x yerine neden y'yi emretmiştir?" sorusunun cevabı sadece "çünkü tanrı öyle istiyor" olacaktır. bu noktada bir de david hume tarafından ortaya atılmış olgu-değer problemi eleştirisi vardır. david hume bulgusunu şöyle açıklar: "şimdiye kadar karşılaştığım bütün ahlak sistemlerinde şuna tanık oldum. ahlakçı, belli bir yere kadar normal bir biçimde akıl yürütmeye koyulmakta fakat sonunda tanrının varlığına veya insani faaliyetlere ilişkin bir dizi yargılara varmaktadır. burada insanı hayrete düşüren bir husus vardır. şöyle ki, varılan sonuçlara ilişkin ifadelerde “…dır” (is) veya “değildir” (is not) gibi yer alması gereken bağlantılar yerine zorunluluk ve ödev bildiren ifadeleri ("meli" veya "malı" takılarıyla ifade edilen fiilleri) görmekteyiz. son derece önemli olan bu değişikliğin nasıl olduğunu açıklamak mümkün değildir. her şeyden önce bu değişiklik yeni bir ilişkiyi dile getirmektedir. bunun bir gerekçesi olmalıdır. bu yeni ilişki, kendisinden tam anlamıyla farklı olan yargılardan nasıl doğmaktadır?" burda anlatılan problem sonucunda olay tamamen tanrı x'i yapmamı istiyor o halde x'i yapmalıyım durumuna dönüşmesidir. yani olgudan değere geçiş söz konusudur. burdaki geçiş ise keyfilik olarak adlandırılmıştır.
şayet ikinci seçeneği kabul edersek, bir şey kendiliğinden iyi olduğu için tanrı ona iyi demiştir olarak kabul ederiz. bu da tanrı'nın iradesinden bağımsız bir iyilik kötülük kavramı ortaya çıkarır. her şeyi tanrı yaratmış olsa da, yarattığı şeylerin iyi ya da kötü olması tanrı'ya bağlı değildir bu görüşe göre. yarattıklarının bazıları kendiliğinden iyi veya kötüdür. bu durum da temellendirmede sorunlar ortaya çıkarır. burda düşünmemiz gereken ise eğer tanrı'nın emirlerinden bağımsız ahlaki kurallar var ise, bu da tanrı'nın hakimiyetinin sınırsız olmadığını ortaya çıkarır. bu da tanrı'dan bağımsız ahlaki kuralların varlığının bir de bu kuralı ortaya koyanlar olacağını gösterir bizlere. teizmin temel argümanlarından birisi tanrısız bir ahlaki düzenin imkansız olduğudur. eğer bu seçeneği kabul edersek, bu da bizleri tanrısız ahlaki kurallarının varlığına ulaştırır.
mesela bir şeyin iyi veya kötü olması tanrı'ya bağlıdır seçeneğini kabul ettikten sonra, tanrı mutlak iyidir, kötü buyurmaz demek de bir mantık hatası ortaya çıkarır. çünkü ilk seçenekte bir şeyin kötü olmasının tanrı'ya bağlı olduğunu kabul etmiştik. diğer seçenekte kötü buyurmaz demek ortaya bir çelişki çıkarır.
iki durumda da mutlak iyinin tanımına ulaşamayız. ilk seçenekte tanrı iyi dediği için iyidir olarak kabul ederiz, ikinci seçenekte ise iyi olduğu için tanrı emretmiştir deriz.
eğer birinci seçeneği kabul edersek, iyiliğin ve kötülüğün tek mutlak kriteri olarak tanrı'yı kabul ederiz. yani hiçbir şey kendiliğinden iyi ya da kötü olmadığını kabul etmiş oluruz. yani iyi şeylerin kendiliğinden bir anlamı yoktur ve tanrı bunları iyi kabul ettiği için iyidir demek zorunda kalırız. bu noktada gelen eleştiriler ise ilahi emirlerin keyfi olduğudur. "tanrı x yerine neden y'yi emretmiştir?" sorusunun cevabı sadece "çünkü tanrı öyle istiyor" olacaktır. bu noktada bir de david hume tarafından ortaya atılmış olgu-değer problemi eleştirisi vardır. david hume bulgusunu şöyle açıklar: "şimdiye kadar karşılaştığım bütün ahlak sistemlerinde şuna tanık oldum. ahlakçı, belli bir yere kadar normal bir biçimde akıl yürütmeye koyulmakta fakat sonunda tanrının varlığına veya insani faaliyetlere ilişkin bir dizi yargılara varmaktadır. burada insanı hayrete düşüren bir husus vardır. şöyle ki, varılan sonuçlara ilişkin ifadelerde “…dır” (is) veya “değildir” (is not) gibi yer alması gereken bağlantılar yerine zorunluluk ve ödev bildiren ifadeleri ("meli" veya "malı" takılarıyla ifade edilen fiilleri) görmekteyiz. son derece önemli olan bu değişikliğin nasıl olduğunu açıklamak mümkün değildir. her şeyden önce bu değişiklik yeni bir ilişkiyi dile getirmektedir. bunun bir gerekçesi olmalıdır. bu yeni ilişki, kendisinden tam anlamıyla farklı olan yargılardan nasıl doğmaktadır?" burda anlatılan problem sonucunda olay tamamen tanrı x'i yapmamı istiyor o halde x'i yapmalıyım durumuna dönüşmesidir. yani olgudan değere geçiş söz konusudur. burdaki geçiş ise keyfilik olarak adlandırılmıştır.
şayet ikinci seçeneği kabul edersek, bir şey kendiliğinden iyi olduğu için tanrı ona iyi demiştir olarak kabul ederiz. bu da tanrı'nın iradesinden bağımsız bir iyilik kötülük kavramı ortaya çıkarır. her şeyi tanrı yaratmış olsa da, yarattığı şeylerin iyi ya da kötü olması tanrı'ya bağlı değildir bu görüşe göre. yarattıklarının bazıları kendiliğinden iyi veya kötüdür. bu durum da temellendirmede sorunlar ortaya çıkarır. burda düşünmemiz gereken ise eğer tanrı'nın emirlerinden bağımsız ahlaki kurallar var ise, bu da tanrı'nın hakimiyetinin sınırsız olmadığını ortaya çıkarır. bu da tanrı'dan bağımsız ahlaki kuralların varlığının bir de bu kuralı ortaya koyanlar olacağını gösterir bizlere. teizmin temel argümanlarından birisi tanrısız bir ahlaki düzenin imkansız olduğudur. eğer bu seçeneği kabul edersek, bu da bizleri tanrısız ahlaki kurallarının varlığına ulaştırır.
mesela bir şeyin iyi veya kötü olması tanrı'ya bağlıdır seçeneğini kabul ettikten sonra, tanrı mutlak iyidir, kötü buyurmaz demek de bir mantık hatası ortaya çıkarır. çünkü ilk seçenekte bir şeyin kötü olmasının tanrı'ya bağlı olduğunu kabul etmiştik. diğer seçenekte kötü buyurmaz demek ortaya bir çelişki çıkarır.
iki durumda da mutlak iyinin tanımına ulaşamayız. ilk seçenekte tanrı iyi dediği için iyidir olarak kabul ederiz, ikinci seçenekte ise iyi olduğu için tanrı emretmiştir deriz.
devamını gör...
tahammül edilemeyen insan özellikleri
karşınsındakini aptal yerine koyan insandır
devamını gör...
adres sorulunca bilmiyorum demek
ben de buranın yabancısıyım valla demek bu hissi biraz azaltır.
devamını gör...
etik dinleyici ile akvaryum radyo yayını
takriben 4 -yazıyla dört- dakika sonrasında yayında olmaya umuyorum. boş vaktiniz varsa, beklerim gecenin tek katili ben olmiym, yardım ve yataklık konusunda yardımcı olursanız sevinirim.
devamını gör...
bir komplo teorisi bırak
michael jackson aslında yaşıyor ama bir yerde saklıyorlar.
devamını gör...
tutankamonun laneti
bilgi dolu ve güzel tanımlar yazdığını düşündüğüm ve gelecek tanımlarını sabırsızla beklediğim, takip ettiğim yazar.
kokpit resmindeki tutankamon'a bayıldım ayrıca. lanetli gibi durmuyor pek.
kokpit resmindeki tutankamon'a bayıldım ayrıca. lanetli gibi durmuyor pek.
devamını gör...
miço
çocukluğumun kalitesini artıran, kışın ortasında anneme yalvarıp bu dergiyi satan bakkala bitmeden alalım diye gittigimiz çocuk dergisi. bir yığın da oyuncak veriyorlardı. simdi 100 kadar sayısını sakladığım bir çantam var, ara ara açıp bakıyorum karikatürlere.
devamını gör...
yazarların ölmek istediği zamanlar
7/24 her zaman hazır şekilde bekliyorum.vız gelir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bazen emek verdiğim şeyleri bırakıp gitmek istiyorum. bir ekip içinde çalışırken bazılarının çok az emek göstermesi aşırı yoruyor bazen, bu da bırakıp gitme ihtiyacı doğuruyor. savaşmaya değer mi diye düşünüyorum ama karar veremiyorum. bir kararsızlık çukuru içerisinde debelenerek iş yapıyorum ve bu beni nasıl etkiliyor buna da karar veremiyorum. yıkılmadım ama ayakta da değilim misali günleri geçiriyorum yani.
devamını gör...
