kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası (yazar)
burası bir sözlük sadece bir sözlük. bazı kişileri seversiniz, sevmezsiniz, enerjiniz tutar, tutmaz. ama bir saldırıysa saldırının alası bu nickaltındadır..
gruplaşmalar olur olacaktır da bu çok doğal. bu demek değil ki oturup akşama kadar başkalarını konuşuyoruz ya da bir planlar peşindeyiz. ben çok üzüldüm.
arkadaş olduğum herkesle görüşmeye de devam edeceğim. yüz yüze görüştüklerim bile var içlerinde. yani burası benim hayatım değil. keyif aldığım bir sözlük keyifsiz olmaya başladı. saçma hesaplar yapılıyor. sadece üzgünüm. umarım en yakın zamanda tadımız geri gelir.
gruplaşmalar olur olacaktır da bu çok doğal. bu demek değil ki oturup akşama kadar başkalarını konuşuyoruz ya da bir planlar peşindeyiz. ben çok üzüldüm.
arkadaş olduğum herkesle görüşmeye de devam edeceğim. yüz yüze görüştüklerim bile var içlerinde. yani burası benim hayatım değil. keyif aldığım bir sözlük keyifsiz olmaya başladı. saçma hesaplar yapılıyor. sadece üzgünüm. umarım en yakın zamanda tadımız geri gelir.
devamını gör...
zemin sıvılaşması
devamını gör...
kerem ile aslı
16. yüzyıla halk edebiyatına ait hikaye, eser
merak edenler için;
--- alıntı ---
bir zamanlar yaşlı bir isfahan padişahı, mirasını bırakacak bir erkek evladı olmadığı için üzülmektedir. padişahın "keşiş" diye hitap ettikleri bir yardımcısı vardır. keşiş padişah için bir elma ağacı diktirtir ve senesinde padişahın herkesi kıskandıracak derecede yakışıklı bir erkek evladı dünyaya gelir. bu çocuğa yiğitliği ve mertliği dolayısı ile kerem adı verilir. keşişin de aslı adında dünyalar güzeli bir kızı vardır. bu iki genç çocukluklarını beraber geçirirler. kerem'in sofu adında bir arkadaşı vardır. kerem bir gün sofuyla gezerken aslı'yla karşılaşır. kerem'in nutku tutulur ve bir daha konuşamaz. bir süre sonra aslı ortadan kaybolur. kerem aslı'yı bulmak için yollara düşer. yolda karşısına çıkan herkese aslı'yı sorar. yolda karşılaştığı kızları aslı'ya benzetir. bir gün sofu kerem'in yanına gelir. kerem'e, aslı'nın başkasıyla evleneceğini söyler. kerem bunu duyar duymaz aslı'nın evine gider. aslı ile kerem o gece evlenirler. keşiş düğün sırasında kerem'e büyü yapar, düğünden sonra kerem ile aslı yorgun bir şekilde evlerine dönerler. kerem üstündeki mintanı çıkarmak için düğmeleri açar fakat düğmeler tekrar iliklenir. daha sonra kerem birkaç kez mintanı çıkarmayı denese de başaramaz. artık daraldığı için yorgunluktan bir "ah" çeken kerem ağzından yayılan ateşle yanmaya başlar. aslı kerem'i söndürmek için ona su verir fakat bu sefer ateş daha da güçlenir. birkaç dakika içinde kerem yanmaktan kül olur. aslı da kahrından haykırırken saçları kerem'in külüne değerek tutuşur ve o da yanarak can verir.
--- alıntı ---
kaynak: vikipedi
merak edenler için;
--- alıntı ---
bir zamanlar yaşlı bir isfahan padişahı, mirasını bırakacak bir erkek evladı olmadığı için üzülmektedir. padişahın "keşiş" diye hitap ettikleri bir yardımcısı vardır. keşiş padişah için bir elma ağacı diktirtir ve senesinde padişahın herkesi kıskandıracak derecede yakışıklı bir erkek evladı dünyaya gelir. bu çocuğa yiğitliği ve mertliği dolayısı ile kerem adı verilir. keşişin de aslı adında dünyalar güzeli bir kızı vardır. bu iki genç çocukluklarını beraber geçirirler. kerem'in sofu adında bir arkadaşı vardır. kerem bir gün sofuyla gezerken aslı'yla karşılaşır. kerem'in nutku tutulur ve bir daha konuşamaz. bir süre sonra aslı ortadan kaybolur. kerem aslı'yı bulmak için yollara düşer. yolda karşısına çıkan herkese aslı'yı sorar. yolda karşılaştığı kızları aslı'ya benzetir. bir gün sofu kerem'in yanına gelir. kerem'e, aslı'nın başkasıyla evleneceğini söyler. kerem bunu duyar duymaz aslı'nın evine gider. aslı ile kerem o gece evlenirler. keşiş düğün sırasında kerem'e büyü yapar, düğünden sonra kerem ile aslı yorgun bir şekilde evlerine dönerler. kerem üstündeki mintanı çıkarmak için düğmeleri açar fakat düğmeler tekrar iliklenir. daha sonra kerem birkaç kez mintanı çıkarmayı denese de başaramaz. artık daraldığı için yorgunluktan bir "ah" çeken kerem ağzından yayılan ateşle yanmaya başlar. aslı kerem'i söndürmek için ona su verir fakat bu sefer ateş daha da güçlenir. birkaç dakika içinde kerem yanmaktan kül olur. aslı da kahrından haykırırken saçları kerem'in külüne değerek tutuşur ve o da yanarak can verir.
--- alıntı ---
kaynak: vikipedi
devamını gör...
yazarların uğraştığı sanat dalları
insan yetiştiriyorum. evlat büyütüyorum.
devamını gör...
yazara şiddet
sana radyo frekansı alacağım sayın yazar. kaç para bir frekans?
devamını gör...
kamuspoturgç
canım kankamdır beraber güldüğüm eğlendiğim kahkahalara boğuldugum yeri geldiğinde derdimi üzüntümü paylaştığım can dostumdur çok seviyorum çok lise yıllarımdan beri hayatımı güzelleştiren bir çiçektir kendisi allah herkese böyle dostluklar nasip etsin diyorum
devamını gör...
önce o eli bi indir
akıllara kuzey tekinoğlu'nu getirir.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
koysa itici, koymasa trol. ne yapsın bu adem ?
devamını gör...
sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı
şimdiki nesil pek bilmez ama biz küçükken bizi çıldırtan bir konuydu. bilmeyene anlatayım:
önce bir kurban bulunur ve ona sadece şu soru sorulur: sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
olay bundan sonra başlar, zavallı kurbanımız buna masumane bir cevap verir ve olaylar şöyle gelişir:
kurban : sorunuza "anlat" diye cevap verir.
siz yanıtlarsınız: anlat demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
anlatma.
anlatma demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
sen iyi misin?
sen iyi misin demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
lan git işine!
lan git işine demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
ya sabırrrrrrrrrrrrr,
ya sabırrrrrrrrrrrrr demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
böylece isterseniz sonsuza kadar, karşınızdakini çıldırtıncaya kadar sürer giderdi bu konu....
önce bir kurban bulunur ve ona sadece şu soru sorulur: sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
olay bundan sonra başlar, zavallı kurbanımız buna masumane bir cevap verir ve olaylar şöyle gelişir:
kurban : sorunuza "anlat" diye cevap verir.
siz yanıtlarsınız: anlat demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
anlatma.
anlatma demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
sen iyi misin?
sen iyi misin demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
lan git işine!
lan git işine demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
ya sabırrrrrrrrrrrrr,
ya sabırrrrrrrrrrrrr demekle olmaz, sana bir sivrisinek masalı anlatayım mı?
böylece isterseniz sonsuza kadar, karşınızdakini çıldırtıncaya kadar sürer giderdi bu konu....
devamını gör...
son zamanlarda ortaya çıkmış saçma kelimeler
bro, kardo, panpa, keko vb.
devamını gör...
zeynep abla
susam sokağı’nda hakan abi şarkı gitar çalarken şarkı söyleyen susam sokağı ablası.
devamını gör...
grip vakaları
bu sene yok denecek kadar azalınca grip ilaçları da alıcı bulmakta zorlandı. salgının biri çoğalırken biri de azalıyor.
devamını gör...
evlilik müessesesi
evlilik yüceydi, evlilik görkemliydi. fakat insanlar onu bitirdi, tahrip etti. neticede seks için, ailesi için, toplum için evlenen insanların çoğaldığı bir toplum ortaya çıktı. fakat gerçeği neydi? sevginin paylaştıkça çoğaldığı, acının paylaştıkça azaldığı bir bütünlüğü ifade ederdi. aşkın insanda bıraktığı bağımlılık duygusundan soyuttu belki. ama asla bağımsız da değildi. insan doğası gereği tek kişi olamazdı zaten. yalnızlıktan, mutsuzluktan korkan insanın anlam arayışının sonlandığı ve insanın bir noktada huzura erdiği bir kurumdu. olması gerekenden bahsediyorum elbette. yoksa şu an olandan değil pek, her ne kadar olması gerektiği gibi olan evlilikler olsa da.
yorulmuş ruh, dinginleşmek ister. tüm hayatı boyunca (özellikle günümüz yüzyılı içerisindeki insanın bireysel gelişme çabasını göz önüne alırsak) öğrenmeye, bilgiye olan açlığını gidermeye çalışan insan, zaten yalnızdır, yalnızlaşır. geçmişinde acı çekmiştir zaten. ve bir noktada bu acılardan, mutsuzluktan uzaklaşayım derken; zihninin derinleşmesiyle beraber kendisini daha da derin bir çukurun içerisinde bulur. insanlarla arasına duvar çeker, insan doğasından nefret eder, tiksinir. bir noktada kendine de nefret duyar bu yüzden. çünkü kendisi de aslında bir insandır. kendisi sadece ötekileşmiştir. bu noktada insan sıradanlığının farkına varırsa eğer, daha da büyük bir buhran içerisine girer. kurtuluş yolu nedir o halde? kimisi inançta bulur kendisini, kimisi acısını şekillendirir, kimisi de aşık olur. ya kurtuluşa ermeye başlamıştır ya da daha da beter olmaya. evlilik hayatına başlama nedeni insanın bütün bu yalnızlık düşüncesinden kurtulma ihtiyacından da kaynaklanır. "ben yapayalnızım. insanlardan ötekileştim. sıradanım ama aynı zamanda sıra dışıyım. bedbahtım ama görkemliyim de. seviyorum birisini evet, o da benim gibidir belki. hem evliliği gerçekleştirirsem eğer, işte o zaman daha da çok sevebilirim. sevgim büyür gittikçe. ve yorulmam da artık. kurtuluşa ererim."
her insan evlenmemelidir. benim az önce tarifini yaptığım spesifik insan modeli aramızda yaşıyor olmalı. fakat herkes böyle değildir. o yüzden de zaten evlilik müessesesi tahrip oluyor. toplumun ortaya çıkardığı evlilik müessesesinin temel gayesi nedir? bu sorunun cevabını vermek az önce bahsettiğim şeylerin aksini ispatlayacakmış gibi gözükebilir. fakat aslolan daha makul: sistem içerisinde şekillenmiş bir kurum olan evlilik, insanın mutluluğuna ve dolayısıyla eşlerin mutluluğuna hizmet etmelidir. bir amaç değildir yahut. bir araçtır.
fakat aşk tehlikelidir. çok tehlikeli. o yüzden böyle bir şey için beklemek gerekir. beklemek ve görmek. hem evlilik olmasa da mutluluk olabilir pekala eşler için. bu yalnızca bize dayatılan bir paradigma. önemli olan sevginin paylaşılması, isteklerin belirginleşmesidir. özünde dürüst olmaktır.
yorulmuş ruh, dinginleşmek ister. tüm hayatı boyunca (özellikle günümüz yüzyılı içerisindeki insanın bireysel gelişme çabasını göz önüne alırsak) öğrenmeye, bilgiye olan açlığını gidermeye çalışan insan, zaten yalnızdır, yalnızlaşır. geçmişinde acı çekmiştir zaten. ve bir noktada bu acılardan, mutsuzluktan uzaklaşayım derken; zihninin derinleşmesiyle beraber kendisini daha da derin bir çukurun içerisinde bulur. insanlarla arasına duvar çeker, insan doğasından nefret eder, tiksinir. bir noktada kendine de nefret duyar bu yüzden. çünkü kendisi de aslında bir insandır. kendisi sadece ötekileşmiştir. bu noktada insan sıradanlığının farkına varırsa eğer, daha da büyük bir buhran içerisine girer. kurtuluş yolu nedir o halde? kimisi inançta bulur kendisini, kimisi acısını şekillendirir, kimisi de aşık olur. ya kurtuluşa ermeye başlamıştır ya da daha da beter olmaya. evlilik hayatına başlama nedeni insanın bütün bu yalnızlık düşüncesinden kurtulma ihtiyacından da kaynaklanır. "ben yapayalnızım. insanlardan ötekileştim. sıradanım ama aynı zamanda sıra dışıyım. bedbahtım ama görkemliyim de. seviyorum birisini evet, o da benim gibidir belki. hem evliliği gerçekleştirirsem eğer, işte o zaman daha da çok sevebilirim. sevgim büyür gittikçe. ve yorulmam da artık. kurtuluşa ererim."
her insan evlenmemelidir. benim az önce tarifini yaptığım spesifik insan modeli aramızda yaşıyor olmalı. fakat herkes böyle değildir. o yüzden de zaten evlilik müessesesi tahrip oluyor. toplumun ortaya çıkardığı evlilik müessesesinin temel gayesi nedir? bu sorunun cevabını vermek az önce bahsettiğim şeylerin aksini ispatlayacakmış gibi gözükebilir. fakat aslolan daha makul: sistem içerisinde şekillenmiş bir kurum olan evlilik, insanın mutluluğuna ve dolayısıyla eşlerin mutluluğuna hizmet etmelidir. bir amaç değildir yahut. bir araçtır.
fakat aşk tehlikelidir. çok tehlikeli. o yüzden böyle bir şey için beklemek gerekir. beklemek ve görmek. hem evlilik olmasa da mutluluk olabilir pekala eşler için. bu yalnızca bize dayatılan bir paradigma. önemli olan sevginin paylaşılması, isteklerin belirginleşmesidir. özünde dürüst olmaktır.
devamını gör...
selefilik
((düzeltme; dediklerim "selefilik'i" değil "esasında harici olup kendisini selefi zannedenleri" yansıtmaktadır. zira selefi önde gelen demek ve mezhep imamlarının hepsi selefi. fakat günümüz selefiliği; sadece ilk gelenlere tabii olmak manasında, sonradan gelen bir insanı eskileri nispetinde otorite olarak kabul etmiyorlar ve olamayacağını da savunuyorlar. hadis-i şerife binaen bunu yapıyorlar haddi zatında sonradan gelen büyüklerin hiçbiri kendini ilklerden büyük görmemiştir.
hariciler ile benzettim fakat kendisini selefi olarak tanımlayıp aklı yerinde insanlarda varmış, benim kastım/tepkim ışid vari oluşumlara ve ideolojileredir. ))
-
hariciler eskide kaldığından tarih gözüyle daha objektif bakılabilir, işte kendine yapılacak tek iş olarak tekfir ve diğer müslümanlara sataşmayı gören selefilere selefi değil bi yönüyle harici demek lazım gelir çünkü onlar selefi değil haricilerin bugünkü versiyonudur.
dine olan muhabbetleri ifrat manasında olduğundan hadis ve ayetlerden yanlış manaları çıkartıp insanları galeyana hızlıca getirebilirler. hızlıca parlarlar ve hızlıca sönerler tarihten bakınız harici vari oluşumlara aynısını göreceksiniz.
günümüzden buna verilecek örnekse ışid'dir
(bkz: ışid)
hariciler ile benzettim fakat kendisini selefi olarak tanımlayıp aklı yerinde insanlarda varmış, benim kastım/tepkim ışid vari oluşumlara ve ideolojileredir. ))
-
hariciler eskide kaldığından tarih gözüyle daha objektif bakılabilir, işte kendine yapılacak tek iş olarak tekfir ve diğer müslümanlara sataşmayı gören selefilere selefi değil bi yönüyle harici demek lazım gelir çünkü onlar selefi değil haricilerin bugünkü versiyonudur.
dine olan muhabbetleri ifrat manasında olduğundan hadis ve ayetlerden yanlış manaları çıkartıp insanları galeyana hızlıca getirebilirler. hızlıca parlarlar ve hızlıca sönerler tarihten bakınız harici vari oluşumlara aynısını göreceksiniz.
günümüzden buna verilecek örnekse ışid'dir
(bkz: ışid)
devamını gör...
gerilim tipi baş ağrısı
(bkz: sinüzit)
kış aylarının korku filmidir kendisi.
kış aylarının korku filmidir kendisi.
devamını gör...
bir tek şey biliyorum
"bir tek şey biliyorum: gürültü, patırtı istemiyorum, karanlık olsun istiyorum, bir yerlere gizleneyim diyorum, bunu istiyorum işte, bunu arıyorum, bunun ardırdan gideceğim, elimde değil."
-franz kafka, milena'ya mektuplar
-franz kafka, milena'ya mektuplar
devamını gör...
anneannenin öğrettikleri
geçmişte olan olayları konuşup konuşup ağlamak. kendisi uzmandır bu konuda.
devamını gör...

