sevgilisi olan ama arada başkalarıyla da sohbet eden kadın
sosyal arkadaş görüyor seni. her konuştuğumuzu sevişilebilecek adam vasfı yüklemiyoruz.
biz de insan olduğumuz için farklı cinsiyet de olsak arkadaş oluruz sanıyoruz mal gibi...
biz de insan olduğumuz için farklı cinsiyet de olsak arkadaş oluruz sanıyoruz mal gibi...
devamını gör...
sü
eski türkçede (orta asya dönemi) asker anlamına geldiği söylense de bu konuda birlik yoktur. subaşı, subay gibi sözcüklerde, su uyur düşman uyumaz gibi atasözlerinde yaşasa da aslında büyük ihtimalle kuvvet anlamına gelen bir sözcük.
süngü, süsmek, sümmek (itmek, itelemek), sümük, sümkürmek gibi sözcükler ve hatta 'sümsük'ten 'süpürmek'e, 'sürmek'ten 'sürtmek'e, sürtünmek'e kadar daha pek çok sözcüğün de kökü 'sü'dür.
süngü, süsmek, sümmek (itmek, itelemek), sümük, sümkürmek gibi sözcükler ve hatta 'sümsük'ten 'süpürmek'e, 'sürmek'ten 'sürtmek'e, sürtünmek'e kadar daha pek çok sözcüğün de kökü 'sü'dür.
devamını gör...
hayal kırıklığı
rüyalarında uçurumdan düşer gibi olup uyandığın rüya var ya. * onu gerçek hayatta uyanamadan yaşıyorsun.
devamını gör...
oğullar ve rencide ruhlar
derdi güldürmek değilken bile zihninizde size kahkahalar attırabilen bir kitaptır.içinde bir cinayet unsuru barındırıyor diye polisiye kategorisinde değerlendirmeyi de fazlasıyla sığ bulduğumu belirtmeliyim...
alper canıgüz bana göre türk edebiyatında özellikle karakter oluşturma konusunda yadsınamayacak derecede başarılı bir kalemdir. yaratmış olduğu 5 yaşında bile bir çok yetişkine önünde ceketini iliklettirebilecek derecede saygınlık hissi uyandıran alper kamu karakteri; okurken benim oğlum, benim yeğenim, benim kardeşim gibi hissettirdi kendisini bana.
shostakovich dinleyen, rakı yudumlayan, oğuz atay, dostoyevski, nietzsche okuyan, beş yaşındayken zamanın acımasız olduğunu çoktan keşfetmiş olan ve hızla yaşlandığını kabul eden, tanrıyla kavgalı, annesine sinirli, babasına hayran, devrik cümle kurmaktan korkan, sorumluluklarının bilincinde ve bunların ağırlığı ile barışmış, 20'li yaşlarında olan komşu kızına abayı yakmış beş yaşında çok akıllı bir veledin gözünden seyredin bi'de bu alemi.
büyüyünce cehennemde çiçeklendirme yapmayı düşünen bu veledi okuyan herkesin seveceğini düşünüyorum.
bilmiyorum, belki gereğinden fazla romantiğimdir. bu yüzdendir ki hemen hemen her sayfasında bir kaç kere tebessüm ettiğim , yer yer kahkaha attığım bu kitabın sonundaki mektupla göğsüm ağrıdı, gırtlağıma 8 numaralı bir bilardo topu sıkıştı belki; ondan yutkunamadım.
kıymet verdiğim kitaplardandır.
herkese de tavsiyemdir.
dipnot: mahlasım da; bir zamanlar onur ünlü, murat menteş, emrah serbes, alper canıgüz, murat uyurkulak gibi istisnasız bütün kitaplarını severek okuduğum yazarların, kendilerinin isimlendirdiği edebiyat grubunun adından 'afili filintalar' dan geliyor...
alper canıgüz bana göre türk edebiyatında özellikle karakter oluşturma konusunda yadsınamayacak derecede başarılı bir kalemdir. yaratmış olduğu 5 yaşında bile bir çok yetişkine önünde ceketini iliklettirebilecek derecede saygınlık hissi uyandıran alper kamu karakteri; okurken benim oğlum, benim yeğenim, benim kardeşim gibi hissettirdi kendisini bana.
shostakovich dinleyen, rakı yudumlayan, oğuz atay, dostoyevski, nietzsche okuyan, beş yaşındayken zamanın acımasız olduğunu çoktan keşfetmiş olan ve hızla yaşlandığını kabul eden, tanrıyla kavgalı, annesine sinirli, babasına hayran, devrik cümle kurmaktan korkan, sorumluluklarının bilincinde ve bunların ağırlığı ile barışmış, 20'li yaşlarında olan komşu kızına abayı yakmış beş yaşında çok akıllı bir veledin gözünden seyredin bi'de bu alemi.
büyüyünce cehennemde çiçeklendirme yapmayı düşünen bu veledi okuyan herkesin seveceğini düşünüyorum.
bilmiyorum, belki gereğinden fazla romantiğimdir. bu yüzdendir ki hemen hemen her sayfasında bir kaç kere tebessüm ettiğim , yer yer kahkaha attığım bu kitabın sonundaki mektupla göğsüm ağrıdı, gırtlağıma 8 numaralı bir bilardo topu sıkıştı belki; ondan yutkunamadım.
kıymet verdiğim kitaplardandır.
herkese de tavsiyemdir.
dipnot: mahlasım da; bir zamanlar onur ünlü, murat menteş, emrah serbes, alper canıgüz, murat uyurkulak gibi istisnasız bütün kitaplarını severek okuduğum yazarların, kendilerinin isimlendirdiği edebiyat grubunun adından 'afili filintalar' dan geliyor...
devamını gör...
28 şubat normal sözlük darbesi
allah çarpsın ban yedim zannettim.
yoldaşa mesaj attım ve yoldaş olduğunu gösterip cevap verdi sakin ol lan dedi birazdan açılır kapılar dedi.
ayrıca kakasını çıkarmışız hemen başlıklar falan. ulan muzip yazarlar.
yoldaşa mesaj attım ve yoldaş olduğunu gösterip cevap verdi sakin ol lan dedi birazdan açılır kapılar dedi.
ayrıca kakasını çıkarmışız hemen başlıklar falan. ulan muzip yazarlar.
devamını gör...
rütbe madalya puan peşinde koşan yazar
varsın öyle yazar olsun. akış saçma sapan başlıklarla doluyken, açıp bilgi vermiş, okumaktan keyif alacağınız tanımları madalya sayesinde kolayca bulursunuz.
devamını gör...
vaktim yok
bunu söyleyenlere inat, " herkese vaktim var"
nefesim yettiğince, bu yürek bu bedende attığınca...
nefesim yettiğince, bu yürek bu bedende attığınca...
devamını gör...
ibn-i heysem
arap matematikçi, astronom ve fizikçidir. 965 - 1040 yılları arasında yaşamıştır. nesne ışın teorisinin doğruluğunu kanıtlamıştır. “modern optiğin babası” olarak anılır.
devamını gör...
yazarların bedava olmasını istediği 3 şey
eğitim, sağlık ve ulaşım elbette.
devamını gör...
kedisi olan yazarlar birliği
finn peek-a-boo bildiğin tekir değildir. asistanımdır kendisi. çalışan bir kedidir. kedi cafelerde düzenlediği atölyelerde kedi eğitimi ve bakımı hakkında uygulamalı eğitim verir. yavru köpek derslerinde köpeklere kedilerin aslında sevimli ve eğlenceli hayvanlar olduğunu öğretir. reaktif köpeklere korkularını yenmeleri için yardım eder.
kardeşi kırmaların hası jim düdü ile ev arkadaşıdır. dünyadaki tüm hayvanlar dostudur. dağ, tepe, orman demez yaşam yolculuğumun her adımında bana katılır. trekking favori aktivitesidir.
cins kedilere taş çıkartır. sokakta bulunmuştur. veterinerde sahiplenmeyi bekleyen kediler arasında cazgırlığıyla dikkat çekmiştir. sloganı #satınalmasahiplen olan kedidir.
kardeşi kırmaların hası jim düdü ile ev arkadaşıdır. dünyadaki tüm hayvanlar dostudur. dağ, tepe, orman demez yaşam yolculuğumun her adımında bana katılır. trekking favori aktivitesidir.
cins kedilere taş çıkartır. sokakta bulunmuştur. veterinerde sahiplenmeyi bekleyen kediler arasında cazgırlığıyla dikkat çekmiştir. sloganı #satınalmasahiplen olan kedidir.
devamını gör...
wonko the sane
savunduğu pek çok "sane" şeyin yanında, kişinin ismini kendisinin belirlemesi gerektiğini savunan, yaratılmış en akıllı karakter. insanların ona koydukları isim john watson, kendini adlandırdığı isim, akıllı wonko. yaşadığımız toplumun tamamen delilerden oluştuğunu ancak kendisinin bir deli olmadığını söyleyip, evinin dışını iç mekan; içini dış mekan olarak dekore ederek, yaşadığı yeri tımarhanenin dışına dönüştürmüştür. bu deli toplumdan soyut bir hayat yaşar.
her zeki birey gibi kendisinin de bir kürdan anısı var ki, evini dekore ediş şeklini tamamen buna borçludur kendileri.
"karınız," dedi arthur, etrafına bakınarak, "bazı kürdanlardan bahsetmişti." bu sözleri endişeli bir bakışla, sanki karısı kapının ardından fırlayıp yine kürdanlardan bahsedecekmiş gibi söylemişti.
akıllı wonko güldü. bu hafif ve rahat bir kahkahaydı, kulağa daha önce sık sık kullanıp memnun kaldığı bir kahkaha gibi geliyordu.
"ha, evet," dedi, "bunun dünyanın tamamen çıldırdığını fark edip o zavallıyı içine koymak için tımarhaneyi inşa ettiğim ve iyileşmesini umduğum günle ilgisi var." bu noktada arthur içinde yine bir parça tedirginlik hissetmeye başladı.
"bakın," dedi akıllı wonko, "biz tımarhanenin dışındayız." yine tuğla duvarı, sıvasını ve olukları işaret etti. "şu kapıdan geçince," diyerek ilk girdikleri kapıyı gösterdi. "tımarhaneye girmiş olursunuz. içeridekilerin mutlu olması için orayı hoş bir şekilde dekore etmeye çalıştım, ama yapılabilecek çok fazla şey yok. ben oraya artık hiç gitmiyorum. arada bir bunu yapma isteği duysam bile, ki bugünlerde çok az böyle hissediyorum, kapının üzerinde yazılı olan tabelaya bakmam bu istekten vazgeçmeme yetiyor."
"şuna mı?" dedi fenchurch, biraz da şaşkın bir şekilde üzerinde birtakım talimatlar yazılı mavi bir plakayı işaret ederek.
"evet. bunlar bana en sonunda her şeyden el ayak çektiren sözcükler. bu oldukça ani oldu. o sözcükleri gördüğümde ne yapmam
gerektiğini biliyordum."
levhada şunlar yazılıydı:
çubuğu ortasına yakın bir yerinden tutun. sivri ucu ağzınızda ıslatın. iki diş arasındaki boşluğa sokun ve diş etine kadar ittirin. nazik bir şekilde ileri geri oynatın.
"bana sanki," dedi akıllı wonko, "bir kürdan kutusuna ayrıntılı bir kullanma kılavuzu koyabilecek ölçüde aklını kaybetmiş herhangi bir
uygarlığın içinde daha fazla yaşayıp da akıl sağlığımın yerinde kalması mümkün değilmiş gibi geldi."
douglas adams, so long and thanks for all the fish
her zeki birey gibi kendisinin de bir kürdan anısı var ki, evini dekore ediş şeklini tamamen buna borçludur kendileri.
"karınız," dedi arthur, etrafına bakınarak, "bazı kürdanlardan bahsetmişti." bu sözleri endişeli bir bakışla, sanki karısı kapının ardından fırlayıp yine kürdanlardan bahsedecekmiş gibi söylemişti.
akıllı wonko güldü. bu hafif ve rahat bir kahkahaydı, kulağa daha önce sık sık kullanıp memnun kaldığı bir kahkaha gibi geliyordu.
"ha, evet," dedi, "bunun dünyanın tamamen çıldırdığını fark edip o zavallıyı içine koymak için tımarhaneyi inşa ettiğim ve iyileşmesini umduğum günle ilgisi var." bu noktada arthur içinde yine bir parça tedirginlik hissetmeye başladı.
"bakın," dedi akıllı wonko, "biz tımarhanenin dışındayız." yine tuğla duvarı, sıvasını ve olukları işaret etti. "şu kapıdan geçince," diyerek ilk girdikleri kapıyı gösterdi. "tımarhaneye girmiş olursunuz. içeridekilerin mutlu olması için orayı hoş bir şekilde dekore etmeye çalıştım, ama yapılabilecek çok fazla şey yok. ben oraya artık hiç gitmiyorum. arada bir bunu yapma isteği duysam bile, ki bugünlerde çok az böyle hissediyorum, kapının üzerinde yazılı olan tabelaya bakmam bu istekten vazgeçmeme yetiyor."
"şuna mı?" dedi fenchurch, biraz da şaşkın bir şekilde üzerinde birtakım talimatlar yazılı mavi bir plakayı işaret ederek.
"evet. bunlar bana en sonunda her şeyden el ayak çektiren sözcükler. bu oldukça ani oldu. o sözcükleri gördüğümde ne yapmam
gerektiğini biliyordum."
levhada şunlar yazılıydı:
çubuğu ortasına yakın bir yerinden tutun. sivri ucu ağzınızda ıslatın. iki diş arasındaki boşluğa sokun ve diş etine kadar ittirin. nazik bir şekilde ileri geri oynatın.
"bana sanki," dedi akıllı wonko, "bir kürdan kutusuna ayrıntılı bir kullanma kılavuzu koyabilecek ölçüde aklını kaybetmiş herhangi bir
uygarlığın içinde daha fazla yaşayıp da akıl sağlığımın yerinde kalması mümkün değilmiş gibi geldi."
douglas adams, so long and thanks for all the fish
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
baska bir okuldan bizi dovmeye gelen cocuklari dovmek icin beden egitimi ogretmeni ve mudur yardimcisinin yanimizda gelmesi.
devamını gör...
konya
türkiye'nin dümdüz memleketlerinden biridir. öyle düzdür ki konya ovası ufuk çizgisiyle birleşir. mevlana türbesi, alaaddin tepesi, aziziye cami, bedesten çarşısı başta olmak üzere pek çok turistik mekana ev sahipliği yapar. kente adım atar atmaz manevi bir hava sizi içine alır. kentte selçuklu kokusu ve dokusu hakimdir. kent planlaması ve belediyecilik açısından takdir edilecek bir büyükşehir. iktidarın en çok oy aldığı ve en fazla da destek verdiği, iktidarla paralel büyüme gösteren bir şehir.
olumsuz yönü ise genel anlamda insan hal ve tavırları, çok kişi insanlarının soğuk davranışlarını eleştiriyor ki bu konuda çok haklılar. aralarında kibar, insancıl, saygılı davranan da var ama bu profiller azınlıkta kalıyor. mevlana ve inanç turizmi merkezi olan ve bu sayede yerli ve yabancı turistleri çeken bir memleketin genel anlamda olumlu bir imaj çizmesi gerek. ama işte bu şehri ziyaret edenler de bu iç anadolu şehrinden bir akdeniz sıcaklığı bekliyorlar sonuç olarak da hayal kırıklığı ve memnuniyetsizlik yaşıyorlar.
olumsuz yönü ise genel anlamda insan hal ve tavırları, çok kişi insanlarının soğuk davranışlarını eleştiriyor ki bu konuda çok haklılar. aralarında kibar, insancıl, saygılı davranan da var ama bu profiller azınlıkta kalıyor. mevlana ve inanç turizmi merkezi olan ve bu sayede yerli ve yabancı turistleri çeken bir memleketin genel anlamda olumlu bir imaj çizmesi gerek. ama işte bu şehri ziyaret edenler de bu iç anadolu şehrinden bir akdeniz sıcaklığı bekliyorlar sonuç olarak da hayal kırıklığı ve memnuniyetsizlik yaşıyorlar.
devamını gör...
ruh adam
okumadığım ama okumak istediğim romanlardan biridir.
devamını gör...
filistin benim meselem değil
"türk çocuğu arap çölleri için kanını dökmeyecek." ne güzel demiş atam.
bireysel olarak oradaki masum çocuklar icin bende üzgünüm ama filistin devletinin sorunlari bizim sorunumuz degil. kıbris savasinda türkleri degil yunan tarafini tuttular.
osmanliya isyan edip arkadan vurup yuzlerce askerimizin olmesine sebep oldular.
ellerindeki bayrak osmanliya isyan etmek icin ingilizler tarafindan tasarlanan bayrak.
ermenistan azerbaycan arasindaki sorunda ermenistani destekleyen bir devlet filistin devleti.
bu yüzden filistin devletinin meseleleri türk halkinı ve cumhuriyetinin sorunu degil. bu kadar arkadan vuranlari tutmayakim bir zahmet .
bireysel olarak oradaki masum çocuklar icin bende üzgünüm ama filistin devletinin sorunlari bizim sorunumuz degil. kıbris savasinda türkleri degil yunan tarafini tuttular.
osmanliya isyan edip arkadan vurup yuzlerce askerimizin olmesine sebep oldular.
ellerindeki bayrak osmanliya isyan etmek icin ingilizler tarafindan tasarlanan bayrak.
ermenistan azerbaycan arasindaki sorunda ermenistani destekleyen bir devlet filistin devleti.
bu yüzden filistin devletinin meseleleri türk halkinı ve cumhuriyetinin sorunu degil. bu kadar arkadan vuranlari tutmayakim bir zahmet .
devamını gör...
kırmamak için kırılmak
sıkça yaşadığım, kavgada dahi ya bir gün barışırım saçmalama dediğim ve asla karşımdakini kırmadığım durumdur. empati fazlalığı ve birtakım enayilikler içerir.
devamını gör...
açız diye bağıranlara istiklal savaşı günlerini anlatmalıyız
len çöl aşığı deve sen ne bilirsin istiklal nedir istiklal savaşı nedir. gerçi senin her hangi bir şey hakkında fikrin olsa gerçek bir gazetede çalışırdın.
devamını gör...
lector virgo
bakir okur anlamına gelen latince sözdür.
ve yine koşa koşa gelecek olan ereksiyon bağımlılarının beklentilerini boşa çıkaracak bir entellektüel başlıktır bu çünkü cinsellikle uzaktan yakından ilgisi yoktur.
bakir okur sözüyle kastedilen kişi bir kitabı ilk kez okuyacak olan kişidir ama bu unvanı hak etmek bu kadar kolay değildir. çünkü okunacak olan kitabın yeni basılmış bir kitap olmaması gerekir çünkü dünyadaki bütün okurlar o kitabın bakiridir zaten.
bu kitap eski bir kitap olmalı. örneğin bakir bir okur bin altı yüz beş yılında yayımlanmış olan ve dünya roman tarihinin gözbebeği sayılan don quijote’yi* yayımlanmasının üzerinden altı yüz yıl geçmişken ilk kez okuyacak olan kişidir.
bu bakir okur don quijote’nin maceralarından bihaber olduğu için bu ismi duyduğunda aklına şövalye romanları ya da yel değirmenleri gelmez. o tamamen iyi bir roman okuma beklentisi içindedir ve sayfalar devrildikçe karşısına çıkan her olayla heyecanlanır ve yeni sayfalara dair yepyeni beklentiler içine girer.
bakir okur edebiyat aleminin hem en şanslı hem en şanssız üyesidir.
ve yine koşa koşa gelecek olan ereksiyon bağımlılarının beklentilerini boşa çıkaracak bir entellektüel başlıktır bu çünkü cinsellikle uzaktan yakından ilgisi yoktur.
bakir okur sözüyle kastedilen kişi bir kitabı ilk kez okuyacak olan kişidir ama bu unvanı hak etmek bu kadar kolay değildir. çünkü okunacak olan kitabın yeni basılmış bir kitap olmaması gerekir çünkü dünyadaki bütün okurlar o kitabın bakiridir zaten.
bu kitap eski bir kitap olmalı. örneğin bakir bir okur bin altı yüz beş yılında yayımlanmış olan ve dünya roman tarihinin gözbebeği sayılan don quijote’yi* yayımlanmasının üzerinden altı yüz yıl geçmişken ilk kez okuyacak olan kişidir.
bu bakir okur don quijote’nin maceralarından bihaber olduğu için bu ismi duyduğunda aklına şövalye romanları ya da yel değirmenleri gelmez. o tamamen iyi bir roman okuma beklentisi içindedir ve sayfalar devrildikçe karşısına çıkan her olayla heyecanlanır ve yeni sayfalara dair yepyeni beklentiler içine girer.
bakir okur edebiyat aleminin hem en şanslı hem en şanssız üyesidir.
devamını gör...
