william mcgregor paxton-çay yaprakları (1909)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

haberim olunca üzüldüğüm atarlı prenses.kelimeler yetersiz kalıyor.orda da mutlu olmasını ümit ediyorum.
devamını gör...

yahuu daha parçaya girmeden arkadan gelen melodiyle yiiaaa yapıp kalbimi bıraktığım güzel yayın. ne diyelim "hasret kimseye kalmasın, sevdalılar ayrılmasın" bee.
yayın için teşekkürler sevgili gomercan.
devamını gör...

bu aralar çok sık kapıldığım his. hayatım boyunca her zaman iyi düşünmeye, iyiye yormaya inandım. hep umdum. hep çabaladım. ama şu an hepsi çok anlamsız, hepsi çok gri geliyor. yalnız hissetmek değil bu, hayır, aksine yorgun ve üzgün hissetmek. elimdeki şeyler anlamını kaybediyor gibi. mesela yazmayı çok severim. birkaç kurgum var onlarla uğraşıyordum hatta. ama bir anda hepsi anlamsız geldi. kendimi bir kutuya koymak ve o kutudan çıkmak istemiyorum şu an. ve garip bir şekilde eski mutlu halime geri dönmek istiyorum. sanırım delirdim sözlük.
devamını gör...

ergenlik yasini gecmesine ragmen ergenlik tavirlar sergilemesi, simarik ve cirkef insanlar bana itici geliyor, kalitesiz geliyor, sakin halimde sinir ediyor, uzak durulmasi gereken insan kategorisine giriyor vs. insanlar ile ilgili negatif ne kadar ne varsa, hepsini icine aliyor. *
devamını gör...

düşsün arkadaş düşsün. düşün artık yakamızdan. ne kadınmış, ne sevdaymış bu. kadınlığımdan soğudum, karşı cinsten soğutursunuz siz insanı.

tanım: kadınlara yöneltilmiş her türlü başlık için kullanılabilecek bir bakınız.
devamını gör...

(bkz: sana ne) kişisel hak ve hürriyetleri kısıtlamaya yönelik aşağılayıcı ithamlar. bırakın insanlar istediği gibi giyinsin. zamanında insanların türban giymesini engelleyenlerden rahatsız değil misiniz? bu durumdan rahatsız olan islamcılar eskiden dinlerini yaşayamadığı için ağlıyorlardı, şimdi kendilerinden olup kendi istedikleri gibi giyinmeyenler olduğu için yine mağdurlar. insanlar sizin kalıplarınızla yaşamıyor, sizin gibi düşünmüyor ve sizin gibi inanmıyorlar. ne yapacaksınız?
devamını gör...

kadın adamı çok uzun zamandır tanımıyordu ama biliyordu işte. adama baktı ve bir süredir içinde tuttuğu hislerini artık söylemeye karar verdi, belki bu son görüşmeleri olacaktı, belki böylesi doğruydu herkes için ya da belki de kadının dedikleri adamda bir “aydınlanma” yaratacaktı ki sonrası ile ilgili şu an bu satırları yazan kişinin bile fikri yoktu...

sanırım zamanında birisi önce her şeyiniz olup,
sonra da her şeyinizi almış gitmiş...
*

kısa bir durakladı kadın, elindeki kahve fincanını yavaşça bıraktı ve sadece adama baktı. tepkisiz yüzünden anlamadığı bir gölge geçiyordu o anda...tanıdığını sandığı adamın hiç bilmediği ikliminin, hiç bilmediği hüznüydü o geçen... ve yakalayamayacağını biliyordu.
bıraktı...

sonra devam etti konuşmaya çünkü bu durum susmanın her ikisini de daha karanlık bir kuyuya atacağı bir hal almaya başlamak üzereydi. dökülmeliydi içlerine sakladıkları, ki kadın zaten uzun süre saklayamazdı da. sandığı gibi olmadığını bildiği birisine onun da onda sandığı gibi birisi olmadığını anlatmanın doğru kelimelerini arıyordu ellerini kahve fincanına götürüp adeta ondan güç aldığı o kısacık sessizlik anında ve buldu kendince...

şimdi bu kadar uğraş bundan olmalı;
hiç kimse her şeyiniz olmasın diye!
ama merak etmeyin, hepimizin geçmişten getirdiği, sık sık dokunduğu ve dokundukça da depreşen yaraları var.
kimimizin sırtında, kimimizin kalbinde...
ben sizi görmeye çalıştıkça siz kaçmak da değil bu tam olarak belki fakat anlam veremediğim bir giz perdesi ardına saklıyorsunuz kendinizi. o yaralar orada öylece dururken illa birileri denk gelip canınızı yakacak. izin verin ben sakince dokunayım onlara, ben göreyim. merak etmeyin hırpalayıp, acıtmam sizi, belki benzerdir yaralarımız, yakmam canınızı söz. hem kimse de kimseye zorla merhem olamaz ki yani ısrarcı değil gönüllüyüm sadece.


adam kuşkusuz böyle bir açıklama beklemiyordu kadından. tepkisizliğine anlamsız bakan gözleri eşlik etmeye başlamıştı. içten içe kendine kızıyordu yeterince derine gizleyemediği için acılarını. demek ki yeterince dikkatli bakan herkes görebilirdi acılarını, demek ki yeterince dikkat edecek kadar kimseyi tutmamalıydı hayatında. evet bu adam böyleydi, derdi mütemadiyen kendisi olduğu için karşısındakinin anlattığı şey zerre etki etmiyordu. yine ve yine kendine kızmakta meşguldü hep olduğu gibi.

kadın anlamıştı, ne derse desin fikri değişmeyecekti adamın. hiçbir çabası karşılık bulmuyordu ve zorlamanın da anlamı yoktu artık. adam kendi içine dalmışken kadın sessizce kalktı masadan. gidip hesabı ödedi önce, sonra da ona iletilmesini rica ettiği bir not bıraktı adama;

bazen unutmak kelimesini bir kağıttan silmek unutmaktan daha uzun sürüyor inanın, tıpkı az önce beni unuttuğunuz gibi...”

ve kadın oradan da, adamın hayatından da çıktı gitti hiç yokmuş, hiç olmamış gibi...

duvar... *
devamını gör...

bebek midede saniyordum. annem hamileydi. cay kahve icince bebege birsey olacak saniyordum.
devamını gör...

bugün biraz fazla ölüm üzerine düşündüğünü gözlemlediğim yazar beyanı. bunun gibi milyon seçenek var, insanın ölüm karşısındaki acizliği bu. yani üzerine düşünmek sadece yersiz stres yapar. ki deprem bunların içinde en kontrol edilebilir olanı, bu ülkede değil ama tabii ki.
devamını gör...

planlı bir şekilde hareket edebilmek. "evdeyim, nasıl olsa hallederim" düşüncesiyle en basit işler bile karmaşıklaşıyor ve ertelene ertelene dağ gibi büyüyorlar.
devamını gör...

hiç kimseyi ilgilendirmeyen gerçektir. bu hayatı kim nasıl istiyorsa öyle yaşar. (bkz: herkesin hayatına kimse karışamaz) cemal süreya 'nın şiirlerini okurum, mısralarında soluklanırım. gerçek hayatta işlediği günahlar ben dahil kimseyi ilgilendirmez. bu da böyle bir acı gerçek.
devamını gör...

medine şehir devleti olarak da bilinen bir devlet. kurucusu hz. muhammed'dir. aslında bu devletin bir adı yoktur * fakat daha sonraları "ilk islam devleti" ve "medine şehir devleti" olarak anılmaya başlanmıştır. medine'nin önceki adı yesrib olup, daha sonraları buraya medine adı verilmiştir. burası, islam devletinin kurulduğu yerdir. hz. muhammed yaşarken, buraya medine demiştir.

ilk önce, islam öncesinde arabistan'da tek bir devlet yoktu, bunun yerine kabileler ve kabile şefleri vardı. öncelikle, hz. muhammed, medine'de siyasi birlik-bütünlüğü sağlar. daha sonra, şehrin sınırlarını tespit ettirir ve bu sınır, kurulacak olan devletin sınırları olarak belirlenir ve harem bölgesi ilan edilir.

daha sonra, hz. muhammed, nüfusu öğrenebilmek için, müslümanlığı sözü ile açıklayan insanların sayısını belirlettirmiştir. böylelikle burda müslümanların sayısını tespit ettirmiştir. burda yani medine'de müslümanlar arasında birlik-beraberlik sağlanınca, hz. muhammed burda yerleşmiş diğer kabilelerle barış içinde yaşamak ister. bunun için anayasanın altyapısının belirlenmesi ve diğer bizans gibi çok güçlü topluluklara karşı da önlemler alınması gerekiliyordu.

orta arabistan'ın bazı bölgeleri bizans gibi döneminin süper güçlerinin elindeydi. bu bakımdan, onların saldırma ihtimalleri de olabilirdi. buna karşı bir tedbir almak için hz. muhammed ensarları, muhacirleri, medine'deki arap kabilelerini ve yahudilerin ileri gelenlerini bir araya toplar. her ne kadar inançlar farklı olsa bile, hz. muhammed yine de, askeri, ekonomik, siyasi ve s. konulardaki görüşlerini ortaya koyar ve bir danışma başlatır. herkes, medine'de bir şehir devletinin kurulması hususunda ittifak eder.

buna göre, tüm kabileler kendi işlerinde serbest olacaktı fakat iş medine'nin savunulmasına gelince herkes ortak olacaktı. çözülemeyen hukuki sorunlar, merkezi otoriteye danışılacaktı.

işte bunlar, ilk islam devletinin temellerinin atılmasının işaretiydi. ayrıca bu olayla birlikte, bazı tarihçilere göre dünya tarihindeki bilinen ilk yazılı anayasal belge oluşturulmuştur.

daha sonraları hz. muhammed'in kurmuş olduğu bu devlet, geniş bir şekilde yayılmış ve birçok bölge hatta bazı ülkeler bile fethedilmiştir. hz. muhammed, arabistan'ın tamamını fethederek müslüman hakimiyetinde olan tek bir yönetim altında birleştirmiştir. hz. muhammed'in kurduğu bu devlet, her ne kadar o dönemde imparatorluk olarak anılmamış olsa bile, 3 kıtaya kadar yayıldığı için imparatorluk denebilir.

ayrıca döneminin süper gücü olan sasani imparatorluğu, ilk islam fetihleri sayesinde yıkılmıştır. bu olay, islam tarihinin en önemli olaylarından biri oluşunun yanı sıra bazıları tarafından ortaçağ ve dünya tarihinin de en önemli olaylarından biri olarak kabul edilir. bundan ilave döneminin diğer bir süper gücü olan bizans imparatorluğu da, islami fetihler sayesinde çok büyük toprak kayıpları yaşamıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne kadar gidersen git yine en başa döneceksin.
filmde aktör söyleyince çok havalı olmuştu oysa ki.
devamını gör...

recep tayyip erdo.. tamam vurmayın.
devamını gör...

kim demiş ben bir şey yazamam
korona vakti herkese kafa atamam
öyle her yazara yazar diye bakamam
kusura bakmayın ama çoğunuzu takamam
devamını gör...

güneşi karşıma aldım. ona şiir okuyacağım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
.
..
...
şiir bitti, güneş battı..
devamını gör...

ilk duyduğumda kuş cinsi sandığım pamuklu kumaş türü. genellikle bebek için kullanılacak ürünlerde tercih ediliyormuş.
devamını gör...

önce yüceltiyorlar sonra çıkardıkları yerden indiriyorlar. yüreği nahif yazarlarımız da sözlüğü terk etmekte buluyor çareyi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim