siz sürekli herşeye sorunsal sorunsal diyorsunuz diye sinir krizinden bakırköy'e taşındılar annem.
devamını gör...

tarih 11 mart 2011'i gösterdiğinde japonya tohoku bölgesinde 9,0 şiddetinde bir deprem meydana geliyordu.
felaket depremle bitmiyordu, peşine müthiş bir tsunami kenti adeta yutuyordu. tsunaminin videoları



şimdi arkadaşlar deprem meydana geldiği sırada, fukuşima'nın futaba ilçesinde yer alan nükleer santral'in 4,5,6 numaralı reaktörleri bakımdaydı ve kullanılmıyordu. 1,2,3 reaktörleri depremden sonra otomatik olarak kapandı ve reaktörlerin otomatik kapanmasının ardından atık ısı uzaklaştırma ve soğutma sistemi devreye girdi. soğutma amacıyla güzelcene su pompalıyordu eleman.
ilk 14 dakika her şey güzeldi...hesap edilemeyen tek bir şey hariç!
tesis yapılırken, deniz mesafesinden 10 metrelik yükseklikteki tsunami dalgasını engelleyebilecek özellikte yapılmıştı. ne var ki; tsunami öyle bir felaketti ki; suyun boyu 14 metreyi aşıyordu. elektrik tesisatı çöktü, jeneratörler su altında kaldı. popalar çalışmamaya başladı.
bu sebeple, 1,2,3 kapanmış olmasına rağmen bozunma ısısının sistemden atılması için soğutma işlemlerinin
yürütülmesinde aksama meydana gelmiş, yüksek sıcaklık ve basınç sebebiyle patlamalar meydana gelmiştir.

20 km çapındaki alan boşaltıldı.
200 bin kişi tahliye edildi.
santraldeki işçiler aşırı radyasyona maruz kaldı.
japonlar dünya tarihinin en büyük beşinci depremi ile mücadele ederken birde tsunami ile uğraşmış bir de yetmezmiş gibi nükleer kazayla baş etmiştir. bütün bu felaketlerin ortasında, sıraya girmeleri dün gibi hatırımda.
japon hükümeti ise kaza konunda şeffaftı bu sebeple tehlikeyi minimum düzeyde tutmayı başarmıştır.
devamını gör...

aristoteles'e göre iklim, insanlara birtakım erdemler kazandırır. bunu gözlemlemenin en iyi yolunun dünya edebiyatından geçtiğini düşünüyorum.

akla gelen ilk örnekle başlayayım. "ruslar da iklimleri gibi pek soğuk insanlar canım!" deyip geçmeyeceğim tabi.

soğuk iklimler, zor hava şartları; o iklimin insanlarını daha mücadeleci kılıyor. bu mücadeleye alıştıkları hatta bu mücadeleye doğdukları için daha cesaretli ve sorumluluk sahibi olduklarını ama duygu yönünden az geliştiklerini söyleyebiliriz.

eserlerinde kasvetli havadan, güçlüklerle dolu yaşamlardan, açlıktan, sefaletten, sürgünden bahsettiklerinde hep bir şikayet havası, yenilmişlik görüyoruz ilk bakışta. oysa tüm kavgalarını, kendi insanlarının kavgalarını, nasıl baş ettiklerini/edemediklerini anlatırlar.

duygularından arınmış sanıyoruz onları. oysa duyguyu en katı, en soğuk haliyle yüzümüze vuruyorlar. sanki tüm bunları yaşarken hissetmeye fırsat bulamamış da birileri bu mücadeleye tanık olsun, hissedilmemiş her şeyi hissetsin istemişler gibi.

sıcak iklimler ise duygusal yönü gelişmiş, kültürel gelişime açık ama daha az cesur insanlar yetiştirir. elbette bu insanların da yaşam boyu süren savaşları vardır. ancak doğayla değil kendileri gibi kanlı canlı insanlarla. işte bu noktada duyguların ne denli baskın olduğunu görürüz. insanla olan kavga en fazla insan ömrü kadardır. üstelik insan sayısı kadar değişkendir.

bir kere hepsini geçtim, bu mücadele denktir. insanın insanı yenme umudu vardır. mücadelenin kazanılması umudu vardır. oysa insan iklimini yenebilir mi? mücadelenin bitişini umabilir mi?

sıcak iklim demişken yine akla ilk gelen örneği vereyim. anlaşılan sizi pek şaşırtmak istemiyorum bugün.

sıcaksa sıcak! latin edebiyatı. marquez.

yüzyıllık yalnızlık'ta isimlerin birbirine nasıl karıştığını hatırlayın. aurelianoları birbirinden ayırt etmek için nasıl zorlanırız okurken. işte gördünüz mü? nasıl da insan dolu bir anlatım.


not: bahsettiğim "cesur" kavramını lütfen genel bir değerlendirme olarak algılamayın. yalnızca iklim etkisini göz önüne alarak değerlendirdim.
devamını gör...

radikal islamı savunan bir futbolcu. trabzonspor'da da forma giymiş sonrasında bir takım anlaşmazlıklardan sebep yolları ayrılmıştı.

2 sene kadar önce trabzonspor'un yapmış olduğu açıklamaya göre kendisine tamı tamına 9 milyon 815 tl ödenmiştir. radikal islamcı olarak bilinen beyefendi kur farkını ve faizini kuruşu kuruşuna almayı da ihmal etmemiş.
devamını gör...

yuval noah harari tarafından yazılan gelecek hakkında tahminlerde bulunan şahane kitaptır.

yazar öngörülerle dolu bir kitap yazarken verdiği örneklerle fikrini destekliyor ve okuyucuya başka bir bakış açısı kazandırıyor. okurken sık sık hım gerçekten bu böyle olabilirmiş dedim.


okurken düşündüren bir kitap kesinlikle okunması gereken bir kitap.
kitabı elime aldığım zaman içimden önceki kitabın parası tatlı gelmiş yeni kitap yazmış diye geçirmiştim ama beni yanılttı.
yazar önceki kitabın başarısından sonra gaza gelip çok güzel bir yazı ortaya çıkarmış ve bunu yaparken resimlerle örneklerle basit bir şekilde derdini anlatmış ve çok hoşuma gitti.


tabi ki türkçeye harika şekilde çevrildiğini ve bence muazzam bir kapakla tasarımı yapıldığını unutmamak gerekiyor kitabı bir adım öne taşıyan detaylar olmuş bunlar. kapak sade şık ve anlatmak istediğini çok net anlatıyor.

ayrıca yazar çok komik birisi olduğunu hissettiriyor yer yer güldüğüm kısımlar oldu bir tespit yaparken onu esprili bir dille anlatmaktan çekinmemiş bu kitabı sıkıcı bir kitap yapmayan detaylardan birisi.

bir kaç tane nefis alıntı bırakayım.

insanlar gerçek mutluluğa erişmek için haz arayışlarını hızlandırmamalı, aksine yavaşlatmalıdır.

özellikle bu cümle çok şey anlatıyor maalesef haz ve haz arayışı bizi delirtiyor farkında olmuyoruz olamıyoruz çok doğru ve yerinde bir söz.





dünyada artık doğal kıtlıklar kalmadı, sadece siyasi kıtlıklar var. eğer suriye, sudan ya da somali'de insanlar açlıktan ölüyorsa, bu bazı siyasetçiler böyle istediği için oluyor.



eğer bir salgın kontrolden çıkarsa bunun ilahi bir gücün hiddetinden çok insan evladının beceriksizliğinden kaynaklandığı varsayılır.
devamını gör...

sabırsızlıkla beklenendir.

ancak şahsım biraz heyecanla bekliyor, malumunuz. *
umarım nice sayıları ve nice güzel yürekli kadrosu olur. emeği geçen her bir yazara ayrı ayrı sevgiler. çıkışının ardından kalemine güvenen yazarları da görmemiz mümkün olur umarım ve yine umarım benim de kalemim boş durmaz. *
devamını gör...

ilkinde bir paranız on türk parası eder, ikincisinde bir türk paranız hiç para eder.

ilkinde yasaklardan muaf gününüzü gün edersiniz, ikincide 2+1 apartman dairesinde devlet desteksiz 17 gün çürürsün.

ilkinde ege, akdeniz, koylar müzeler gezersin, ikincide kendi ülkeni gezmeye paran olmaz...
devamını gör...

lafı bil de öyle söyle
doluysa ici gel böyle
yazmakla parmak aşınmaz
söylerken doyulmaz güzele
devamını gör...

iğrenç cisimler meyve sularını çok seviyor, sebep bu. başka da bir açıklama gelmiyor aklıma. üretici firmaların hatası yok. bu gerçeği kabullenip yolumuza devam etmemiz gerekiyor artık. yıl olmuş sana 2021, aşalım bunları.
devamını gör...

evet birkaç sene önce oldu böyle bir durum. biraz umutlanmasını bekledim sonra uzatmadan geri gönderdim.

kimsenin oyuncağı veya b planı olmayın yazar kardeşlerim.

edit: bu geri dönüşçü tayfa hiç utanmaz mı? anladık muhatabına saygın yok da kendine de mi saygın yok?
devamını gör...

keşke bende sunuculuğunu yapabilsem dediğim fakat şimdilik sadece dinleyici olarak kalmakla yetinebileceğim, kurulma aşamasında olan, hevesle beklenilen sözlüğümüzün radyo toplantısı. nice güzel başarılara imza atmanız dileğiyle. canı gönülden tebrik ediyorum.
devamını gör...

bugün ilk defa denk geldim.. bu sözlük beni çok güldürüyor. (bkz: bir oturuşta bitirilen kitaplar) da kendimi kaybetmişim sözlük diyor soluklann yiğit miğit.. (bkz: yiğidim aslanım) yakında fonda çalan müzik bekliyorum hadi canlarım.

nice koç yiğitler yere serilir.
ölen ölür kalan sağlar, sağlar bizimdir...
devamını gör...

(bkz: neden böyle bir başlık var)
devamını gör...

öğrenme ve hafıza üzerine ilk deneysel sistematik çalışmalar yapan alman psikolog hermann ebbinghaus tarafından bulunan, öğrenilenlerin toplamının öğrenme zamanıyla doğru orantılı olduğunu gösterdiği eğridir.

öğrendiğimiz bilgilerin, hayat tecrübelerinin ve anıların zamanla azalması varsayımıdır bu. bilginin saklanmasına yönelik girişimlerin olmaması halinde, bunların zamanla nasıl kaybolacağını gösterir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel öğrenilen bilgiler ilk 60 dakikada en hızlı biçimde kayba uğramakta, sonra hafifçe yavaşlamakta ve dokuzuncu saatin sonunda öğrenilenlerin %60'ı unutulmaktadır. 24 saat sonra ise herhangi bir şeyin yaklaşık üçte ikisi unutulur.

hafızanın gücü bu eğriyi etkileyecek bir faktördür. hafızanın güçlü olması halinde hatırlama daha uzun sürer ve unutma eğrisinde ki zaman aralıklarının uzamasına sebep olur. unutma eğrisi bir çeşit hafıza kaybı olan geçiciliği doğrular niteliktedir.

işleyen hafızanın* unutmayacağı* gerçeği bir kez daha netlik kazanıyor bence bu eğri ile. eğitim hayatına devam eden arkadaşlara tekrarın önemli olduğunu vurgulayan ebbinghaus, çabuk ve uzun süreli ezberleme için bir çizelge hazırlamıştır.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küçük kızımın gittiği her yeri ondan önce gezer, zararı dokunacak bir şey varsa ortadan kaldırmaya çalışırdım. en güzel okullarda okusun diye elimden geleni yapardım. arkadaş çevresi ilk beş yıl çok önemli; çevresine hep iyi insanları alması için gözetirdim onu, böylece ilerde rüyalarına sınıfta korkup utandığı anlar girmezdi. prensesimin bilinçaltında, kalbinde arkadaş yarası olmazdı.

kütüphanesi olan ve insanların birbirine saygı duyduğu bir evde büyürdü. bağrışmalar olmazdı. böylece tavşanım bağırışlar duyunca tedirgin olmaz, korkuya kapılmazdı.
yanından ayrılmazdım, iş seyahati dahi olsa uzaklaşmazdım ondan. sevgiyi öğrenmesi için eğitirdim. kavgacı olmazdı, sigara içmezdi, kolunda yara izleri taşımazdı.

kızım bugün olduğu insan haline gelince ona olanı bileni anlatır, kocaman sarılırdım.

(bkz: gelmeyin üstüme fena dağıldım)
devamını gör...

bir bölgeyi zor ve baskı yoluyla işgal etmek.
örneğin, ıı. meşrutiyetin ilanı (1908) esnasında avusturya-macaristan imparatorluğu, bosna hersek'i ilhak etmiştir.
devamını gör...

sorsalar söylerdim."vallahi" derdim,
"ben de bilmiyorum bu kadar derine tüpsüz nasıl daldığımı göğsümde bir ağırlık hissetmeden"

(bkz: ilhami algör)
devamını gör...

böyle alışveriş videoları görünce insanların kitap alıp kitaplıklarını doldurma hevesine kapıldığını düşünüyorum (benim de zamanında böyle hissetmişliğim var.) elinizde okumadığınız kitap varken yeni kitap alamazsınız demiyorum bir anda da alınabilir, ancak normal koşullarda bir insan bu kadar parayı bir anda kitaba veremez zannımca. artık insanlar kitapları okumayı değil satın almayı sevmeye başlıyor. bunda da 'bazı' booktuber'ların etkisi büyük. bakın tüm booktuber'lardan bahsetmiyorum ancak bir oda dolusu kitabı alıp süs misali arka plan olarak kullananlardan bahsediyorum. artık kitapların da linki bırakılacak hatta belki bırakılıyordur. influencer'lığın edebiyat hali. :)
devamını gör...

world wide web'in, yani dünyayı saran ağ'ın baş harflerinden oluşuyor. bizi internete bağlayan araç. icat edildiği tarih ise 1989. yani 30 yıllık bir süreç.
devamını gör...

çanakkale geçilmez, sözünü tüm dünyaya kabul ettirdiğimiz zaferle sonuçlanmış; kara ve deniz savaşlarıdır.
mermilerin havada çarpıştığı, hatta çanakkale tabyalarında da bu hatıranın sergilendiği savaşta, şehit değil kayıp sayısı iki yüz elli bin civarındadır. savaşta kayıp ise şehit, asker kaçağı, esir ve kayıp kişileri de kapsamaktadır.
çanakkale'de annemin dedesi şehit olmuş, babamın dedesi ise esir düşüp 7 yıl boyunca ingiliz esaretinde kalmış olduğu için benim için anlamı da çok farklıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim