geceye yaşamak için bir sebep bırak
ingilizce de çok sevdiğim bir sözcük var;
nothing (hiçbir şey)
nothing (hiçbir şey)
devamını gör...
tayyip erdoğan'a bir not bırak
müteşekkirim kendisine. ülkenin cumhurbaşkanından daha eğitimli, bilgili, görgülü olma tatminini bana sağladığı için.
devamını gör...
güne bir söz bırak
bugünün modası yarının çöpü, öbür günün de geçmişe özlemidir.
ilhan mimaroğlu.
ilhan mimaroğlu.
devamını gör...
söylenecek çok şey varken susmayı tercih etmek
kırk cümle kuruyorsun, agzını açmadan vazgeçiyorsun. incinme değil bu, insana olan inancını yitirme...
şükrü erbaş
şükrü erbaş
devamını gör...
imamoğlu’nu imamoğlu sanmak
siyasetten şu kadar uzak olsam yeter.
devamını gör...
aşk hayatını bir şarkı ile anlat
/benden geçti aşk/
devamını gör...
fotoğraf albümü
bitmeye yüz tutmuş bir gelenek daha. böyle olması çok üzücü. şu anki hâlinin fotoğrafları telefonunda ve her an bir şey gelebilir başına. gerçi silinse bile umrunda değil. şak şak sürekli her hâlini çekiyorsun ne olacak ki? bir yerde yüz poz. elinin altında nasıl olsa ama değerli değil. eski fotoğraf albümleri öyle mi?
ben bu albümlerin müptelasıyım. hadi aç bakalım modundayım. ahh evdeki benim elimden ne çekti... tekrar tekrar kaplandı. anne ile baba'nın düğün fotoğrafları...
her baktığımda yüz analizi yapıp durum değerlendirmesi yapıyorum. ne hissettiklerini anlamaya çalışıyorum.bir anda moda eleştirmeni oluyorum. bu kim, bu kim? tanıyacak sanki, tam bir delilik!
en sevdiğim tabii ki çocukluk fotoğraflarım.
çünkü insan kendi fotoğraflarına daha dikkatli bakıyor. üstelik kendimle dalga geçmeye bayılıyorum. eşek sıpası, şebek, tipe gel tipe... yaa çok tatlı! aa bu kırmızı rugan papuçlar, püsküllü çantam, hatırlıyorum bunun için küçük çaplı savaş çıkartıp sadece iki gün koluma takmıştım. o fotoğrafta bir zafer var, başım dik vee kocaman bir gülümseme. çisssss...
90' ların çılgın trendleri o an hepsi bellekte bu albümler sayesinde.
tanımadığım insanların fotoğraf albümler'inede bakarım. hepsinin var değişik hikayesi. dıdısının dıdısının dıdısı, onun 3 kuşak hayatı anlatılır...her aile'nin bir iftiharı ve talihsiz hikayesi o an bilen ağız tarafından özet geçilir. niye ilgilendirir ki seni? ama tadı başka işte. okuldan dönerken eve gelene kadar hızlı hızlı yediğin çilekli lolitop şekeri gibi. tadı güzel, şekeri fazla... tatlı...
bir aktarım fotoğraf albümü, bir yaşanmışlık, kültür... kuşak farklılığını ortaya koyacak, yılları birbiriyle yarıştıracak, değişimlere kafa atacak renkli, görseller her biri. hepsinde gülümseme hiçbir acıdan geçmemiş gibi. bazılarında göz kaçırma, o an yaşadığı bir huzursuzluğu yansıtma. onu anlayayıp sorgulamaya gidiyor insan istemsizce. yorgun muydun burada? hopp başlıyor yaşananı anlatmaya.
şu an yazarken bile tuhaf bir gülümseme belirdi yüzümde. son on senenin fotoğrafları bile albüm şeklinde yok elimde. o kadar kötü değil belki şu an. belki ilerisi için çok dikkat çekici. o zaman hemen yenisi eklenmeli şöyle sayfa çevirmeliklerden..
ben bu albümlerin müptelasıyım. hadi aç bakalım modundayım. ahh evdeki benim elimden ne çekti... tekrar tekrar kaplandı. anne ile baba'nın düğün fotoğrafları...
her baktığımda yüz analizi yapıp durum değerlendirmesi yapıyorum. ne hissettiklerini anlamaya çalışıyorum.bir anda moda eleştirmeni oluyorum. bu kim, bu kim? tanıyacak sanki, tam bir delilik!
en sevdiğim tabii ki çocukluk fotoğraflarım.
çünkü insan kendi fotoğraflarına daha dikkatli bakıyor. üstelik kendimle dalga geçmeye bayılıyorum. eşek sıpası, şebek, tipe gel tipe... yaa çok tatlı! aa bu kırmızı rugan papuçlar, püsküllü çantam, hatırlıyorum bunun için küçük çaplı savaş çıkartıp sadece iki gün koluma takmıştım. o fotoğrafta bir zafer var, başım dik vee kocaman bir gülümseme. çisssss...
90' ların çılgın trendleri o an hepsi bellekte bu albümler sayesinde.
tanımadığım insanların fotoğraf albümler'inede bakarım. hepsinin var değişik hikayesi. dıdısının dıdısının dıdısı, onun 3 kuşak hayatı anlatılır...her aile'nin bir iftiharı ve talihsiz hikayesi o an bilen ağız tarafından özet geçilir. niye ilgilendirir ki seni? ama tadı başka işte. okuldan dönerken eve gelene kadar hızlı hızlı yediğin çilekli lolitop şekeri gibi. tadı güzel, şekeri fazla... tatlı...
bir aktarım fotoğraf albümü, bir yaşanmışlık, kültür... kuşak farklılığını ortaya koyacak, yılları birbiriyle yarıştıracak, değişimlere kafa atacak renkli, görseller her biri. hepsinde gülümseme hiçbir acıdan geçmemiş gibi. bazılarında göz kaçırma, o an yaşadığı bir huzursuzluğu yansıtma. onu anlayayıp sorgulamaya gidiyor insan istemsizce. yorgun muydun burada? hopp başlıyor yaşananı anlatmaya.
şu an yazarken bile tuhaf bir gülümseme belirdi yüzümde. son on senenin fotoğrafları bile albüm şeklinde yok elimde. o kadar kötü değil belki şu an. belki ilerisi için çok dikkat çekici. o zaman hemen yenisi eklenmeli şöyle sayfa çevirmeliklerden..
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
+allah bizi görüyor mu?
-evet görüyor.
+peki ben tuvaletteyken de mi görüyor?
-?!:d
-evet görüyor.
+peki ben tuvaletteyken de mi görüyor?
-?!:d
devamını gör...
lsd
limited slip differential denen, türkçe'de yaygın olarak "kilitli diferansiyel" denen bir diferansiyel türüdür..
otomobillerde diferansiyel denen parça, virajlarda, virajın dış tarafında kalan tekerlerin, iç taraftaki tekerlerden daha fazla dönmesi gerektiğinden, motordan alınan dönme kuvvetini bu tekerlere uygun bir şekilde aktaran dişli sistemidir.. bir oyuncak arabadaki gibi arabadaki tekerler birbirine bir çubuk gibi bağlı değildir.. bir dönüş yaparken iç taraftaki teker daha az döner, çünkü döülen virajın merkezine daha yakındır, yani daha küçük bir çap çizer.. ama dıştaki teker merkeze daha uzaktır, yani daha büyük bir çap çizer.. büyük çapın çevresi, yani dıştaki tekerin alacağı yol daha fazladır, işte diferansiyel hem tekerlerin birbirinden bağımsız bir şekilde dönebilmesini, hem de motordan alınan gücü bu bağımsızlığı bozmadan iki tekere de gereken ölçüde aktarabilmesini sağlar..
kilitli diferansiyele gelirsek; bazen iki tekere de aynı anda aynı gücün eşit olarak bölünmesi gerekir.. off-road araçlarında veya spor araçlarda bu, zaman zaman istenen bir durumdur.. normal bir diferansiyelde motordan gelen döndürme kuvveti yani tork, en az dirençle karşılaştığı tekere iletilir.. bu fizik kuralıdır.. dişli sistemi olduğu için, hangi teker en az dirence sahipse güç ona gider..
şimdi bir off-road aracı düşünün.. tekerlerinden biri buz üzerinde, diğeri de asfalt.. bu araçta gaza basıldığında tork, en az dirence sahip olan tekere, yani buz üstündeki tekere gücü iletir.. çünkü kastedilen direnç, tekerdeki sürtünme kuvvetidir.. ama kilitli diferansiyel varsa, iki tekerde böylesine yüksek sürtünme kuvveti farkı olan bir durumda, kilitli diferansiyel iki tekere de giden torku eşit olacak şekilde kendini "kilitler" yani bir nevi oyuncak araba tekerleri gibi birbirine bir çubukla bağlıymış gibi bir duruma gelir ve asfalttaki tekere de gücü ileterek aracı oradan kurtarır.. her ne kadar günümüzde drift sporu için hayati bir donanım gibi görünse de, günlük yaşamımızda da zaman zaman gereklidir..
peki bu nasıl çalışır..? farklı tipleri vardır, ama yaygın olarak diferansiyelin içinde debreyaj balatasına benzer kavramalar bulunur.. son paragraftaki gibi gaza basıldığında ani direnç farklılıkları olduğu anda, bu debreyajlar birbirine yapışır/kavrar ve iki tekerlek de aynı torka sahip olur.. off-road araçları, eski amerikan araçlarında, spor araçlarda bulunmaktadır..

bir başka örnek torsen diferansiyelidir.. kavrama yerine sonsuz dişlilerin çalışma sisteminden yararlanıldığı bir sistemdir.. audi quattro sistemlerinde, honda s2000'lerde ve 90'ların camaro'larında bulunur..

yeni örneklerden ise, elektronik olanlardır.. elektromekanik sistemlerde çekiş kontrolü, elektronik olarak kilitler/açar.. iyi yönü, kilitleme oranı ayarlanabilir.. hidrolik olanları falan da vardır.. yeni spor araçlarda ve üst segmentlerde bulunabilir..
otomobillerde diferansiyel denen parça, virajlarda, virajın dış tarafında kalan tekerlerin, iç taraftaki tekerlerden daha fazla dönmesi gerektiğinden, motordan alınan dönme kuvvetini bu tekerlere uygun bir şekilde aktaran dişli sistemidir.. bir oyuncak arabadaki gibi arabadaki tekerler birbirine bir çubuk gibi bağlı değildir.. bir dönüş yaparken iç taraftaki teker daha az döner, çünkü döülen virajın merkezine daha yakındır, yani daha küçük bir çap çizer.. ama dıştaki teker merkeze daha uzaktır, yani daha büyük bir çap çizer.. büyük çapın çevresi, yani dıştaki tekerin alacağı yol daha fazladır, işte diferansiyel hem tekerlerin birbirinden bağımsız bir şekilde dönebilmesini, hem de motordan alınan gücü bu bağımsızlığı bozmadan iki tekere de gereken ölçüde aktarabilmesini sağlar..
kilitli diferansiyele gelirsek; bazen iki tekere de aynı anda aynı gücün eşit olarak bölünmesi gerekir.. off-road araçlarında veya spor araçlarda bu, zaman zaman istenen bir durumdur.. normal bir diferansiyelde motordan gelen döndürme kuvveti yani tork, en az dirençle karşılaştığı tekere iletilir.. bu fizik kuralıdır.. dişli sistemi olduğu için, hangi teker en az dirence sahipse güç ona gider..
şimdi bir off-road aracı düşünün.. tekerlerinden biri buz üzerinde, diğeri de asfalt.. bu araçta gaza basıldığında tork, en az dirence sahip olan tekere, yani buz üstündeki tekere gücü iletir.. çünkü kastedilen direnç, tekerdeki sürtünme kuvvetidir.. ama kilitli diferansiyel varsa, iki tekerde böylesine yüksek sürtünme kuvveti farkı olan bir durumda, kilitli diferansiyel iki tekere de giden torku eşit olacak şekilde kendini "kilitler" yani bir nevi oyuncak araba tekerleri gibi birbirine bir çubukla bağlıymış gibi bir duruma gelir ve asfalttaki tekere de gücü ileterek aracı oradan kurtarır.. her ne kadar günümüzde drift sporu için hayati bir donanım gibi görünse de, günlük yaşamımızda da zaman zaman gereklidir..
peki bu nasıl çalışır..? farklı tipleri vardır, ama yaygın olarak diferansiyelin içinde debreyaj balatasına benzer kavramalar bulunur.. son paragraftaki gibi gaza basıldığında ani direnç farklılıkları olduğu anda, bu debreyajlar birbirine yapışır/kavrar ve iki tekerlek de aynı torka sahip olur.. off-road araçları, eski amerikan araçlarında, spor araçlarda bulunmaktadır..

bir başka örnek torsen diferansiyelidir.. kavrama yerine sonsuz dişlilerin çalışma sisteminden yararlanıldığı bir sistemdir.. audi quattro sistemlerinde, honda s2000'lerde ve 90'ların camaro'larında bulunur..

yeni örneklerden ise, elektronik olanlardır.. elektromekanik sistemlerde çekiş kontrolü, elektronik olarak kilitler/açar.. iyi yönü, kilitleme oranı ayarlanabilir.. hidrolik olanları falan da vardır.. yeni spor araçlarda ve üst segmentlerde bulunabilir..
devamını gör...
maniyerizm
maniyerizm (üslupçuluk), yaklaşık 1520-1580 tarihleri arasında ortaya çıkmış olan bir sanat üslubudur. rönesans'ın getirmiş olduğu yetkinliğe karşı bir çıkış olmuş, kendisinden sonra gelen üslup ve akımlara önayak olmuştur. başlatıcısı ve en önemli temsilcisi michelangelo bounarotti'dir. sistine şapeli'ndeki mahşer freskleri bu resim tarzı için belirleyici olmuştur. artık ideal görüntü yerine sanatsal niteliğin araştırıldığı, figürlerin deformasyonu ile kendini belli eder ve özgün tarzlara doğru bir adım olarak belirir. en önemli sanatçıları tintoretto ve el greco'dur.

maniyerizm'de her şey birbirine karışmıştır. her şey bir devinim halindedir. olayın net olarak anlaşılması biraz zordur. bu hareketlilik sanatçının fırçasından kaynaklandığı gibi figürlerin uzaması ve çeşitli pozlarla resmedilişinden de kaynaklanır. bu o döneme değin rönesans'ın uyumlu formlarının karşısında bir hareketti. klasik sanattan baroka geçiş olarak da bilinir. bireysel yorumlamalar, serbest duruşlar bu üslubun önemli özelliğidir.
detaylı bilgi için buraya bakabilirsiniz.

maniyerizm'de her şey birbirine karışmıştır. her şey bir devinim halindedir. olayın net olarak anlaşılması biraz zordur. bu hareketlilik sanatçının fırçasından kaynaklandığı gibi figürlerin uzaması ve çeşitli pozlarla resmedilişinden de kaynaklanır. bu o döneme değin rönesans'ın uyumlu formlarının karşısında bir hareketti. klasik sanattan baroka geçiş olarak da bilinir. bireysel yorumlamalar, serbest duruşlar bu üslubun önemli özelliğidir.
detaylı bilgi için buraya bakabilirsiniz.
devamını gör...
köylülük belirtileri
açıkcası bu yanlış..
insanları doğdukları yer veya yaşam şekilleri yüzünden yargılamak ne etik ne de hoş.kimse doğacağı yeri seçemez.kentli- şehirli ayrımı denilen şey tamamen sınıflandırma amaçlı.
unutmayalım ki insanlar yerleşik hayata geçtiğinde bayırda- dağlarda - kırlarda yaşıyorlardı.kentleşme sonradan başladı.insanlığın başlangıcı doğada.
kentlilik dediğiniz şey sadece bir akım sonucu ortaya çıkan sanayi- mimari gelişim.
kimseyi geldiği yer yüzünden küçük görmemeli.insanların özellikle bu ülkede doğduğu yer gerçekten şans.insanlar okuyabilmek için km yol yürüyor.ayaklarında lastik ayakkabılarla okula gitmeye çalışıyor.koli koli erzaklar toplanıyor köy okullarına yardım olsun diye.
bu insanları ayırmayın.aksine kucaklayın.
vicdansız olmaya gerek yok.
insanları doğdukları yer veya yaşam şekilleri yüzünden yargılamak ne etik ne de hoş.kimse doğacağı yeri seçemez.kentli- şehirli ayrımı denilen şey tamamen sınıflandırma amaçlı.
unutmayalım ki insanlar yerleşik hayata geçtiğinde bayırda- dağlarda - kırlarda yaşıyorlardı.kentleşme sonradan başladı.insanlığın başlangıcı doğada.
kentlilik dediğiniz şey sadece bir akım sonucu ortaya çıkan sanayi- mimari gelişim.
kimseyi geldiği yer yüzünden küçük görmemeli.insanların özellikle bu ülkede doğduğu yer gerçekten şans.insanlar okuyabilmek için km yol yürüyor.ayaklarında lastik ayakkabılarla okula gitmeye çalışıyor.koli koli erzaklar toplanıyor köy okullarına yardım olsun diye.
bu insanları ayırmayın.aksine kucaklayın.
vicdansız olmaya gerek yok.
devamını gör...
iyi pazarlar bayım
az önce suratıma tokat gibi inen mesaj şeysi.
aynen böyle dedi ya, sanki kilise bahçesinde öylece karşılaşmışız?
öyle yaban, öyle soğuk.
lucifer'e hak veriyorum artık, kadın denen varlık alacağını alınca sizi kirli bir bez gibi kenara atan, kalbi olmayan vahşi bir yaratık.
e noldu şimdi o dün gece yazılanlar?
hiç?
(bkz: entel de olsa kadın kadındır)
aynen böyle dedi ya, sanki kilise bahçesinde öylece karşılaşmışız?
öyle yaban, öyle soğuk.
lucifer'e hak veriyorum artık, kadın denen varlık alacağını alınca sizi kirli bir bez gibi kenara atan, kalbi olmayan vahşi bir yaratık.
e noldu şimdi o dün gece yazılanlar?
hiç?
(bkz: entel de olsa kadın kadındır)
devamını gör...
lev nikolayeviç tolstoy
(bkz: insan ne ile yaşar) kitabına hayran olduğum usta rus edebiyatçı.
devamını gör...
gelecekteki sevgiliye not
ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol ve vaktinde gel. *
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
yaşadık ve bugün de bitti.
devamını gör...
that '70s show
himym , friends gibi aşırı overrated sitcom dizilerinden keyif alamayan ben bu diziyi inanılmaz başarılı bulmuştum.
ayrıca dizide rol alan mila kunis ve ashton kutcher şu an evli.
ayrıca dizide rol alan mila kunis ve ashton kutcher şu an evli.
devamını gör...
hayvanlardan tanrılara sapiens
yuval noah harari tarafında kalame alınmış olan "hayvanlardan tanrılara sapiens", kitabın kapağından da anlaşılacağı üzere "insan türünün kısa bir tarihi"ni ele almaktadır. insanların yüz bin yıl önceki tarihinden bugüne kadar bilinen en az altı farklı insan türünün olduğuna işaret eder ve bu güne kadar insan türünün nasıl bir evrimleşme sürecinden geçtiğinden bahseder. ayrıca insan türünün muhteşem değişimine ve tarihine ışık tutan bu kitapta yüz bin yıl öncesinden günümüze kadar sadece bu altı insan türünden homo sapiens'in var olduğunu ve bu varlığını kimi zaman yıkım ve kendinden başka her türlü canlı için büyük bir tehdit oluşturarak sürdürdüğünü kimi zaman da varlığını muhteşem değişimlerle kendinden sonraki nesillere aktardığını anlatır.
sadece insan türünün biyolojik gelişimini anlatmaz bu kitapta harari. bu biyolojik gelişmenin (evrimleşme) beraberinde getirmiş olduğu, insanların ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel, tarihi, dini vb. roller açısından sapiens'in küresel ekosisteme etkileri üzerine de durmaktadır. kitap öncelikle insanın biyolojik devrimi ile başlayıp bilimsel devrimle beraber insanların kendilerini nasıl tanrılaştırdığına değinerek sona ermektedir. sadece bu iki başlık arasında insanların zaman içerisinde kendilerini keşfedip para ekonomisinin de gücünü kullanarak nasıl bir değişim ağının parçası olduğuna kitabın sonuna gelmeden her bir satırda hayret ediyorsunuz. öyle ki çoğu satırda sadece canlı türleri içerisinde ayakta kalmak için başka bir türün yok oluşunu umursamayan insanın vahşiliği karşısında dehşete düşüyor, başka bir satırda ise gelişmişliğin doruklarına kadar eriştiği için yaratılmış en benzersiz canlı olduğunu düşünüyorsunuz.
son olarak kitap içerisinden şu an içerisinde bulunduğumuz pandemi sürecine atıfta bulunacak olursak kitabın ilk bölümlerinden birinde -uzun zaman önce okuduğum için hatırladığım kadarıyla- şöyle der; " binlerce yıl önce de küresel çapta büyük salgınlar vardı ancak insanlar avcı göçebe toplumlar şeklinde yaşadığı için sürekli hareket halinde olduklarından dolayı bu tür durumları çok kolay atlatırlardı."
bir gün okumaya karar verirseniz diye şimdiden keyifli okumalar dilerim.
sadece insan türünün biyolojik gelişimini anlatmaz bu kitapta harari. bu biyolojik gelişmenin (evrimleşme) beraberinde getirmiş olduğu, insanların ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel, tarihi, dini vb. roller açısından sapiens'in küresel ekosisteme etkileri üzerine de durmaktadır. kitap öncelikle insanın biyolojik devrimi ile başlayıp bilimsel devrimle beraber insanların kendilerini nasıl tanrılaştırdığına değinerek sona ermektedir. sadece bu iki başlık arasında insanların zaman içerisinde kendilerini keşfedip para ekonomisinin de gücünü kullanarak nasıl bir değişim ağının parçası olduğuna kitabın sonuna gelmeden her bir satırda hayret ediyorsunuz. öyle ki çoğu satırda sadece canlı türleri içerisinde ayakta kalmak için başka bir türün yok oluşunu umursamayan insanın vahşiliği karşısında dehşete düşüyor, başka bir satırda ise gelişmişliğin doruklarına kadar eriştiği için yaratılmış en benzersiz canlı olduğunu düşünüyorsunuz.
son olarak kitap içerisinden şu an içerisinde bulunduğumuz pandemi sürecine atıfta bulunacak olursak kitabın ilk bölümlerinden birinde -uzun zaman önce okuduğum için hatırladığım kadarıyla- şöyle der; " binlerce yıl önce de küresel çapta büyük salgınlar vardı ancak insanlar avcı göçebe toplumlar şeklinde yaşadığı için sürekli hareket halinde olduklarından dolayı bu tür durumları çok kolay atlatırlardı."
bir gün okumaya karar verirseniz diye şimdiden keyifli okumalar dilerim.
devamını gör...
ne eşek herif imiş
osmanlı'nın ilk daimi fransız elçisi seyyid ali efendi*'nin "fransızlardan düşmanlık beklenmemesi" minvalindeki önerisiyle, napoléon bonaparte'ın mısır'a asker çıkarttığı haberi aynı gün istanbul'a ulaşınca; dönemin padişahı üçüncü selim tarafından mektubunun kenarına atılan derkenar.
koskoca padişahın koskoca bir bürokrat hakkında ulu orta böyle bahsetmesi çok garibime gitmişti zamanında.*
koskoca padişahın koskoca bir bürokrat hakkında ulu orta böyle bahsetmesi çok garibime gitmişti zamanında.*
devamını gör...

