yeni nesil bilmez böyle şeyler, mesela eskiden liderler trt’ye çıkar, gayet seviyeli bir şekilde görüşlerini tartışabilirlerdi de.

doğu perinçek içerir.

devamını gör...

bir anlık dalgınlık yüzünden bir daha işe yaramamak.
en iyi olduğun yerden vurulmak.
hiç hak edilmeyen hareketler.
devamını gör...

hediye, sevdiğim herkese küçük küçük hediyeler alıp vermeye bayılıyorum. onlar mutlu olunca ben de mutlu oluyorum. öbür türlü mutlu olmak bize haram çünkü.
devamını gör...

güzel enerjisi olduğunu düşündüğüm isim.deniz zaten huzur vermez mi insana?
negatif bir deniz’e rastlamadım henüz.
devamını gör...

okuduğum şehre geldim, üniversiteye de uğrayayım dedim. fakülte bahçesinde tüm akademik kadro toplanmış, beni de oturttular. avlu şampiyonlar ligi gibi, profesörler, doçentler, dekan bey daha yeni yukarı çıktı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ayfer tunç’un “yeşil peri gecesi”nden sonra en sevdiğim eseridir.

“ne olurdu herkes gibi bir adam olsaydı? hiç... ama belki daha uzun yaşardı...”

muazzam bir hikaye...

sadece 88 sayfa...
sadece 88 sayfa ve muazzam bir hikaye...

öncelikle belirtmek isterim:
güvendiğim kaynaklarımdan şiddetle tavsiye edilmesi üzerine bir kaç kitabını edindiğim ayfer tunç’un kalemi ile tanışmam bu kitapla oldu. ve bundan kesinlikle pişman değilim... iyi ki de bu öykü ile başlamışım...

neden?

birincisi, dil çok güzel. akış muazzam. zaten 88 sayfa, çerez gibi. kısacık. hemen bitiveriyor. lakin, metin öyle güçlü, öyle dolu ki; anlatmaya kalkmak 88 sayfadan fazlasını fazlasıyla hak ediyor...

ikincisi, karakterler oldukça gerçekçi. mesela alkol tüketiyorsanız; bu öyküyü okuduktan sonra gittiğiniz her meyhanede gözleriniz aziz bey’i arayacaktır muhakkak, sizi temin ederim...

toplumumuzun neresine baksak sıklıkla görebileceğimiz kaybeden umutsuz adamların kadınlarla ilişkilerini temel alarak, aslında insanların duygularıyla hareketlerinin hayatlarına etkisini bir kaç pencereden anlatıyor diyebiliriz. hatta bunu bir erkeğin ağzından okuyor, fakat okuduğunuzun aslında bir kadın gözlemi olduğunu da asla dikkatinizden kaçıramıyorsunuz...

psikolojik tespitler çok yerinde ve doğru.

gözlem, muazzam derecede iyi...

ben, gerçekten çok beğendim. aslında o kadar şiddetli tavsiye edildi ki; abartılmış olabileceğine dair bir ön yargı oluşmadı desem yalan olur. lakin metni okuduktan sonra, öncesinde böyle bir ön yargıya kapılmak beni çok utandırdı, söylemeliyim.

kitaba 1000k’da 10 puan verdim. gerçekten hak ettiğini düşünüyorum. kitap okumayı seven herkese şiddetle tavsiyemdir. özellikle erkek çocuğu annelerine sesleniyorum. bu öyküyü 15 yaş üstü bütün erkek çocuklarına okutmanız gerektiğini düşünüyorum...
devamını gör...

‘fikirler top ve tüfekle cebir ve şiddetle yok edilemez ‘
elbette elde baltayla heykel kırarak da...
devamını gör...

özdemir asaf-cizik şiiri.

geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.

(bkz: duman)
devamını gör...

oblomov, ivan gonçarov'un 1859 yılında yayımlanan romanıdır. baş kahramanı oblomov adında bir rus asilzadesidir. oblomov kendisi için hep yeni projeler yeni imkanlar üzerine düşünür, ama tembelliğinden dolayı bir türlü bunları hayata geçiremez. durumu daha da kötüye gitmeye ve toprağını kaybetmeye başlar. tüm bunlar olurken bir kadının aşkı acaba oblomovu oblomovluktan kurtarabilecek midir?

kitap yüzeysel olarak yukarıda anlattığım şekilde tanımlanabilir. oblomov'u okumaya ilk başladığımda bu kitap nasıl biter böyle bir konu nasıl bu kadar uzun işlenebilir diye düşünmüştüm. fakat 5 gün içerisinde bitirdim ve bitirdiğimde ştoltz'a, taranteyev'e, olga'ya söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki; kitap adeta beni içine çekmişti jumanji misali içinde yaşıyordum.

oblomov aslında bir çoğumuzun günlük hayatta sıklıkla yaptığı fakat durup düşünmediğimiz için fark etmediğimiz yanlarımızı yansıtıyor. ki ben oblomov'un tembel biri olmaktan ziyade cesur bir ''seçiş askeri'' olduğunu düşünüyorum. en nihayetinde inandığı yaşam biçimi için o kadar çok şeyden vazgeçiyor ki adeta bir asker misali görev bilinciyle hareket ettiğini söylemek mümkün. ve hepimizin de bildiği gibi her seçiş bir vazgeçiştir, oblomov bu gerçeği kitap boyunca gözler önüne seriyor. karakterin o kadar saf bir kalbi ve temiz düşünce dünyası var ki 10-15 kere kitabı kenara fırlatıp has***r bunu da yapmazsın be abi dedirtti bana. ştoltz diye bir karakter koymuşlar kitaba okuyunca kahraman falan olduğunu hissetmemiz gerekiyor sanırım . ama benim tek gördüğüm yaşamın anlamsızlığını materyalist düşüncesiyle baskılayan ve varoluşsal sancı çekmek yerine çok çalışarak o sancıları göz ardı etmeye çalışan bir zavallı. hele bir tarenteyev var ki kitabı okurken etrafımda bunlardan ne kadar çok olduğunu farkettirdi bana sağolsun. inanın siz de okuduğunuzda en azından 3-5 insanı hayatınızdan çıkarmak isteyebilirsiniz. riyakarlık, kolay yoldan para kazanma isteği, tembellik çağımıza hakim olan bütün kötü huylara sahip bu tarenteyev. kitabı okurken ara ara cinnet geçirmeme de sebep oldu. ah olga'cım sana ne desem bilemiyorum çok uzatmakta istemiyorum ama sen oblomovla yola çıkarken şu mottoyla hareket ettin biliyorum: yanlış yoldayım ama yol nasıl güzel.

ivan gonçarov'a bu eşsiz eseri için bir kez daha teşekkür ediyorum, ışıklar içinde uyusun.
devamını gör...

en önemli argümanlar bilgi ve zeka. bu ikisini bir araya getirince otomatikman çekim merkezi oluyorsunuz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birçok konuda avantajlıdır ancak ufak da olsa dezvantajları vardır. ben avantajlarına odaklanıp öyle yaşıyorum ve gayet mutluyum.
devamını gör...

ecem çalık.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mahrem nedir bilmeyen bir insan müsvettesi daha. bunlara baba demeyin ya. bunlar değil baba insan bile değil. ulu orta kızını pazarlar gibi söylemler filan. başım kaldırmıyor artık bu pislikleri izlemeyi. yaşlanıyorum.
geri kalan tüm söylenecekleri yukarıda yazar arkadaşlar söylemiş zaten, ağızlarına sağlık.
devamını gör...

soğuk bir ocak ayının sabahında, adamın biri washington metro istasyonunda çöp bidonunun yanına dikilir ve önüne kemanının kılıfını sererek keman çalmaya başlar. 45 dakika boyunca birbirinden güzel 6 klasik eser çalar. çoğu insanın işe gitmek için hareketlendiği bu yoğun saat süresince önünden 1100 kişi geçer.

bu insanların bir çoğu istasyonda keman çalındığından bile habersizdir, duymazlar. duymak istemezler. kemancı onlar için sadece bir hayalettir.

çalmaya başladıktan sadece 3 dakika sonra orta yaşlı bir adam müzisyenin çaldığını fark eder. önce yavaşlar, bir kaç saniyeliğine durur ve sonrasında hızlı adımlarla yürümeye başlar günlük işlerinden geri kalmasın diye.

bir kaç dakika sonra kemancı ilk bir dolarlık bahşişini alır; bir bayan parayı kemancının önüne geçerken atmış ve hiç durmadan yoluna devam etmiştir.

bir kaç dakika sonra birisi dinlemek için duvara yaslanır. saatine bakar ve tekrar yürümeye başlar. besbelli ki adam işine geç kalmıştır.

kemancıya en çok dikkat eden ise üç yaşında bir çocuktur. annesi alelacele çekiştirirken kendisini, durup kemancıya bakar. sonunda annesi kuvvetlice çekiştirir çocuğu ve çocuk sürekli arkasına bakarak yürümeye başlar. bu olay diğer bir çok çocuk tarafından tekrarlanır, fakat istisnasız tüm ebeveynler çocuklarını yürümeye devam etmeye zorlar.

kemancının 45 dakikalık gösterisi boyunca sadece 6 kişi durup bir süre dinler. 20 kişi kendisine para verir, sonra yine normal bir şekilde yürümeye devam eder. bu gösterinin sonucunda 32 dolar toplar kemancı. gösterisi bitip de etrafa sessizlik hakim olduğunda hiç kimse fark etmez bile. kimse alkışlamaz yada tanımaz.

kimse az önce dünyadaki yazılan eserler arasındaki en eşsiz 6 parçayı 3.5 milyon dolar değerindeki kemanıyla çalan bu kişinin dünyanın en yetenekli müzisyenlerinden joshua bell olduğunun farkına varmaz.

konser biletleri ortalama 100 dolardan yok satan bu adam kendisini kimseye dinletememiştir.

bu gerçek bir hikayedir. joshua bell’in bu metro istasyonunda kimliği belirsiz bir şekilde verdiği mini konser washington post tarafından algılama, zevk ve insanların önceliklerini kapsayan sosyal araştırmanın bir parçası olarak tertip edilmiştir.

amerika ulusal senfoni orkestrası müzik direktörü leonard slatkin’e, dünyanın en iyi keman virtüözünün metro istasyonunda 1000 kişiye performans sergileseydi nasıl bir tablo ortaya çıkardı diye sorulduğunda 35-40 kişi tanır, 75-100 kişi zaman ayırıp ya dinler ya dinlemez diye cevap vermiştir. kaç para bahşiş toplar diye sorulduğunda ise slatkin, 150 dolar olarak tahminde bulunmuştur.

slatkin tahmininde yanılmıştır. insanlar bu büyük müzisyene hak ettiği ilgiyi göstermemiştir.

vakıa dış görünüş her şey değilse de kesinlikle çok şeydir.
devamını gör...

yüklemler ; isim tamlaması , sıfat tamlaması , fiil , fiilimsi, zamir ,birleşik fiil , ikilemeler ve deyimlerden oluşabilir.
cümle devrik ise cümlenin başında ya da ortasında olabilir.
yüklem fiil ise vurgu kendinden önceki ögededir. yüklem isimse vurgu kendisidir.
devamını gör...

165 milyon dolarlık bütçesiyle 657 milyon dolar hasılat elde eden, imdb puanı 7,8 olan don hall ve chris williams tarafından yönetilen en iyi animasyon film oscarı'nı kazanan animasyon film.

dizisi de var, dizisinin imdb puanı ise 7,2.

filmin afişi:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin fragmanı:

devamını gör...

neyse ki daha 5 senem var dedirtmiştir.
devamını gör...

kininizle geberin yazanı gördüm bu sitede. ayetmiş. böyle ayet mi olur? sizden olmayan birinin ölmesini istemek nasıl bir aklın ürünüdür?
söz konusu entry numarası #419796.

edit: tanımı silmiş ama yazarı tahmin etmek zor olmasa gerek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim