2010 yılında piyasaya sürülen, ortaçağ temalı türk yapımı bilgisayar oyunu. multiplayer'da oynanabilir. ancak multiplayer'da inanılmaz derecede hile vardır. oyunun yapımcısı armağan yavuz'un başında olduğu taleworlds şirketidir.
galiba hayatım boyunca en çok oynadığım oyundur. oyun kalradya ismindeki hayali bir evrende geçer. oyunda ilk baştaki birkaç tüccar görevi dışında sabit bir senaryo yoktur. 6 tane krallık vardır. isterseniz bu 6 krallıktan birisinin derebeyi olursunuz, isterseniz de kendi krallığınızı kurarsınız. hatta her krallığın bir taht talibi vardır. isterseniz bunlardan birisini destekleyip tahta çıkarabilirsiniz. dediğim şeylerin hiçbirisini yapmayıp sadece tüccarlık, yağmacılık veya turnuva savaşçılığı da yapabilirsiniz.

krallıklar: svadya(turuncu), nord(mavi), rodok(yeşil), vaegir(gri-beyaz)
hanlık: kergit(mor)
sultanlık: sarranid(sarı)
krallık kurarsanız rengi kırmızı olur.

svadya kralı : kral harlaus
nord kralı: kral ragnar
rodok kralı: kral graveth
vaegir kralı: kral yaroglek
kergit hanı: sancar han
sarranid sultanı: sultan hakim

tavsiye ettiğim mod: diplomasi modu.
devamını gör...

yaşam tarzı değil kişi entelektüeldir.
enver gökçe gibi bir şair seyranbağları huzır evinde hayata gözlerini yummuştur, mehmet akif gibi bir şair istikal caddesinde mısır apartmanında hayata gözlerini yummuştur.
bu örnekler çoğaltılabilir.
elbette entelektüel insanların kendine has bir yaşam biçimleri vardır ama onları entelektüel yapan şey yaşam biçimleri değildir.

eşyallarla enteleküel olunmaz ama konuşana kadar entellektüel (*) gözükülebilir.
devamını gör...

geçti bitti çok şükür.
kariyerim gitti geldi resmen.
devamını gör...

orthorexia.

pek taze bir beslenme bozukluğu, bu nedenle de henüz psikolojik hastalıklardan biri sayılmıyor (dsm-5).

ortoreksiya, anoreksiya ve bulimiyadan farklı, onlar kadar tehlikeli olmasa da sinsi bir bozukluk.

çok masum bir istekle başlıyor; sağlıklı beslenme. bir süre sonra durum takıntılı bir hal alıyor, abarıyor, ve bu insanlar yedikleri şeylere ve miktarlarına çok katı kurallar koymaya başlıyorlar. dahası ne yedikleriyle ve ne kadar yedikleriyle alakalı öyle takıntılar üretiyorlar ki tüm hayatları etkileniyor, ekonomik, sosyal, ailevi ve hatta sağlık durumları bozulmaya başlıyor. hayatları yiyeceklerinin kalitesi, doğallığı ve kaynağı etrafında dönüyor. başkası tarafından hazırlanmış yiyecekleri asla yememeye başladıklarından yanlarında "acil durum beslenmesi" taşımaya kadar vardırıyorlar işi. bunun yanı sıra bir özellik daha geliştiriyorlar; kibir. kendilerini herkesten üstün görüyorlar ve kendilerininki dışında her türlü beslenme tipinin hatalı, sağlıksız, ölümcül olduğuna inandıklarından doğru beslenme uzmanı edasıyla etraflarındaki insanları, kendileri gibi beslenmek konusunda eğitmeye başlıyorlar. eşler ve çocuklar yani tüm aile, saplantılı beslenme tipini takip etmek zorunda kalıyorlar. bu şiddeti, ihaneti, boşanmaları tetikliyor. kurallar giderek sıkılaştıkça, hiçbir avantajları olmamasına rağmen özel seçilmiş besinler için daha çok harcama yapılıyor, alış veriş süreleri artıyor.
devamını gör...

bugün hem yunanistan'da hem de tüm dünyada tanınan bir müzik türü olmasının nedeni bir kısmı atina'da, büyük bir çoğunluğu ise amerika'da yapılmış taş plak kayıtlarıdır.

bu kayıtları reklamsız yayınlayan şöyle şahane bir internet radyosu vardır bir de:
rebetiko.sealabs.net/radiop...
devamını gör...

"neden karılı kızlı başlıklara yazmadığımı sanıyorsunuz?" dedirten başlık.
devamını gör...

l'ultima cena.
da vinci'nin en bilindik tablolarından biridir, isa'nın havarileriyle yediği son akşam yemeğini tasvir eder.
yemeğin masada yenmesi oldukça tartışılmıştır/tartışılır*.

sforzalar için yapılmıştır ve milano'dadır.




kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kuşkusuz kötü çeviri diğerleri bir şekilde halloluyor.
devamını gör...

bu sene sosyal mesafenin korunduğu huzurlu bir tatil amaçladım. güzel koylar, beldeler, kamptı, çadırdı derken gayet hoş bir tatil geçirdim. jeneriklik de fotoğraflar çektim.

ancak yolun kenarında kendi halinde, sahipsiz duran bir taş parçası beni gördüğüm güzelliklerden daha çok etkiledi. üzerinde belli belirsiz antik yunanca bir şeyler yazıyordu. ne yazıyordu? kim yazmıştı? ne amaçla kullanılmıştı? üzerinden belki de onlarca medeniyet geçti ve bitti. ona şekil verenler gibi, onu görmüş ve yanından geçmiş binlerce ya da milyonlarca kişi çoktan toprağa karışmıştı bile. şüphesiz ben de onlardan biri olacaktım. hayat böyle işte.

şezlong üzerinde kokteyli yudumlarken bana ölümlü olduğumu hatırlatıp, boş hırslar yerine bu kısa hayatı daha keyifli yaşamam için motivasyon sunan taşı huzurlarınıza sunarım. siz de belki bu hayatın bir gün biteceğini bilerek kısa ve boş hevesler uğruna kimseyi kırmazsınız.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2 yaz önce çalıştığım yerde kuzenim ve arkadaşlarımla kavurmalısını yediğim ve tadına bayıldığım pidedir. tabii ki her yerde aynı kaliteyi bulamazsınız. biz baya para vermiştik çünkü.

hatta o kadar güzel yapılmıştı ki başlığı okuyunca tadını anımsadım.
devamını gör...

bu dünyada bir nesneye
yanar içim göynür özüm.
yiğid'iken ölenlere
göğ'ekini biçmiş gibi
...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şampiyon takıma selam olsun.
(bkz: hakkıyla şerefiyle)
devamını gör...

'içimden dolu dolu ettiğim küfürler var' başlığı.

bakın ben mülayim insanım bana bunu yapan başlık küfüre eğilimli arkadaşlara neler yapmaz?

memlekette son günlerde olanlar akla mantığa sığmıyor. afganların ülkeye hücum etmesi, talibanla kardeşlik bağı kurmamız, suriyelilerin memlekete sahip çıkması.

şimdi kalbimden bu memleketi kimseye yedirmeyiz demek geçiyor ama dilimden dökülemiyor malesef. çokta bir şey söyleyemiyoruz ki artık. söyleyenlerin hali ortada. susanların gönlü yaralı.

ah benim güzel ülkem sana sahip çıkamadık vah ki ne vah...
devamını gör...

erken uyanmak iyidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

git tabii git, hatta ordan geliyorum 'kadına doymak için yatılması gereken kadın sayısı' başlığında aradığın kaliteyi fazlasıyla bulabilirsin. tüm harvard, mit, stanford mezunu entelektüel, kültürlü, fularlı yazarlar beyin fırtınasıyla bu sayıyı bulmaya çalışıyor. girerken gözlük tak yoğun zeka parıltısı gözlerini bozabilir.
devamını gör...

yaşamak yaşamak yaşamak. yaşamak bedava olmalıydı.
devamını gör...

tarihler 29 mayıs 1985'i gösteriyordu brüksel heysel stadyumu'nda oynanacak olan eski adıyla avrupa şampiyon kulüpler kupası (günümüz şampiyonlar ligi) final maçında juventus ile liverpool karşı karşıya gelecekti.

maçın başlamasına 1 saat kala ingiliz taraftarlar ile italyan taraftarlar arasında karşılıklı sataşmalar başladı.
ingiliz holiganlar aradaki bariyerleri aşarak, juventuslu taraftarlara hücum etti.
italyanlar'ın can havliyle kaçmaya çalıştı ama kaçacakları bir yer yoktu.
tribünün arkasındaki duvarın üzerinden kaçmaya çalıştı ama duvar dayanamadı ve çöktü.
duvarın çökmesiyle adeta bir can pazarı yaşandı.
betonarmenin altında kalan çok sayıda taraftar ve izdiham sırasında tel örgülerde sıkışan toplam 39 kişi hayatını kaybetti.

futbolcuların olayları öğrenmesi neticesinde liverpool efsanesi kenny dalglish başta olmak üzere maça çıkmak istemediler. uefa ve kulüp yetkilileri ise maçın oynanmasını emretti.
maç oynandı ama sahada futbol namına bir şey kalmamıştı artık. platini'nin penaltı golüyle juventus 1-0 kazanmıştı.

bu olaylar neticesinde liverpool avrupa kupalarından süresiz men edilmiş daha sonra bu karar 8 yıl mene düşürülmüştür. tüm ingiliz takımları ise 5 yıl avrupa müsabakalarından men edilmiştir.
dönemin demir lady lakaplı ingiltere başbakanı margaret thatcher, eğer bu ceza uygulanmazsa ingiltere'nin fifa ve uefa üyeliğini sonlandırmayı göze alacağını belirtmiştir.
devamını gör...

ya şimdi ben nalaka abi *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

neyi itiraf edeyim ki, komple nakıs biriyim.*
utangaçlık bende, konuşma özürlülüğü bende, selam vermekten aciz biriyim, her türlü iletişimden utanan, çekinen biriyim.
böyle biri yalnız olmasın da kim olsun...
devamını gör...

okuldan çıktım otobüse binip eve gideceğim. otobüsün içi tıklım tıklım ve sivas o gün nasılsa oldukça sıcaktı. klima zaten ne arar sivas otobüsünde camı açayım dedim. o sürgülü lanet otobüs camlarını bilirsiniz. o an tüm otobüs bana odaklanmıştı sanki. cama sağlam asılsam da kıpırdamadı. zaten 1 elimle tutunup tek elle açmaya çalışıyorum. ilk deneme sonrası hafif bir utançla biraz bekledim. ikinci denemede iki elle açmak için yeltendim. umarım otobüs ani bir hareket yapmaz diye dua ederek iki elle cama asıldım. öncelikle camın açılma yönü otobüsün hareket yönü ile aynı ve o şekilde açmak oldukça zordu. iki elle camın koluna tutunup açmaya çalışırken otobüs ani bir fren yaptı. ani frenle ben otobüsün önüne doğru gittim. giderken camı da yanıma aldım ve o lanet cam açıldı. bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim