tükenmiş.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

heykeltıraş: jens galschiøt
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocukluğumuzun huysuz dudu perisi. başarılı bir tiyatrocu. içimi ısıtan metin serezli ile hikayesini de bırakıyorum buraya ;

"metin bana evlenme teklifi etmedi. flört ederken, nişanlanalım denildi. metin’in anne ve babası hayatta değildi, beni istemeye arkadaşımızın annesi azra teyze’yle geldiler. metin tek bir gül ve bir gofretle geldi.

parası yoktu, hem “biz tiyatrocuyuz paramız yoktur, gümüşlerle çikolata, 12 tane gül getiremeyiz”in altını çiziyordu, hem de işte adetse adet diyordu. tam babamın kafasındaydı, beni verdiler. nişanı azra teyze evinde yaptı, nikahımız parasızlıktan tiyatro sahnesinde kıyıldı.

ama 1000 tane düğüne bedeldi. salon fuldü; “bu oyun tuttu” esprisi yapıldı. zeynep tedü’nün annesi meral o gece evinde düğün yemeği verdi. gerçekten de bu oyun 45 sene tuttu. ah pis hastalık olmasaydı 10 sene daha sürerdi. metin 79 yaşındaydı."
devamını gör...

sözlük yazarlarının tecrübe ettiği, ilk etapta rasyonel bir açıklaması olmayan, haliyle doğaüstü olarak tanımladığımız olaylardır.

99 ya da 2000 senesinde, teyzemler ile birlikte yaz tatilimizi geçirmek için babam bir yazlık kiralamıştı. iki artı bir olan evde, bir odada teyzemle eniştem, bir oda da biz kalıyorduk. bizim kaldığımız odanın balkonu kapatılmış, odaya katılmış ve çocuklar için de bir ranza vardı. gece yattığım yerden annemin ve babamım uyuduğu yatağı ve odanın kapısını görebiliyordum.

sanırım ikinci geceydi, ilk olarak mutfaktan şakır şakır, tabakların veya bardakların birbirine çarpması gibi sesler geldi. biz kardeşimle ne olduğunu anlamadık ama büyükler ayaklanınca biz de onlarla beraber kalkıp içeri gittik. babamla eniştem eve hırsız falan girdiğini düşündü ama annem ile teyzem bunlar tabak sesi falan diye söylendi ise de o gece kimse oralı olmadı ve biz uyumaya devam ettik.

ertesi gece, ranzanın üst tarafında yatarken, babamın adımı seslendiğini duyarak gözlerimi açtım. haliyle yattıkları yatağa baktım babamı görmek için fakat babam ile annem uykudaydı. daha sonra kapının girişinden bana bakan bir adam gördüm. soluk bir rengi olmasına rağmen son derece fark edilirdi. o korku ile sadece anne diyebildiğimi hatırlıyorum. annem anında uyandı, daha bana bakmadan kapıda duran adamı o da gördü ve bağırması ile beraber tüm ev ayağa kalktı. tabi adamı başka ne gören var ne eden.

o geceyi nasıl geçirdiğimizi bilmiyorum ama ertesi gün evden ayrıldık.

bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...

şaka yollu ya da ciddi, bugün sözlükte oldukça net bir biçimde gözlemlenen durumdur. burada neyin kibri var, gerçekten anlamıyorum. özellikle modların da bu duruma müsaade etmeleri canımı sıkmaktadır. belki de tek ayrıcalığınız bu sözlüğe çaylak arkadaşlardan daha önce kaydolmanızdır, bu hiç mi düşünülmez?
imza: burada sadece öğrendiğim, yaptığım ve deneyimlediğim şeyleri paylaşmak isteyen sıradan bir 1. nesil yazar.
(bkz: çaylakların aşırı ezik olduğu gerçeği)
devamını gör...

barışçububuğutüttürenmasumkunduz'nun seçtiği müthiş şarkıyı seslendirdiği müthiş yayın. çok güzel sesler duyuyoruz bu gece*.
devamını gör...

skid row' grubunun en güzel şarkısı, heavy metal e giden yol hard rocktan geçer.

devamını gör...

(26 ocak 1917 - 2 temmuz 2014) amerikalı olimpik mesafe koşucusu ve savaş gazisidir.

koşmaya lisede başlayan zamperini, 1936 berlin olimpiyatlarında amerikayı temsil etti ve yeni bir tur rekoru kırarak yarışı 8.sırada bitirdi.

askeri kariyerine gelecek olursak 1914 yılında amerika birleşik devletleri ordusu hava kuvvetlerine teğmen olarak görevlendirilen zamperini, pasifikteki b-24 kurtarıcılarında bombardıman görevini aldı. bir kurtarma görevi esnasında uçak mekanik sorunlarla karşılaşınca pasifik okyanusuna çakılmıştır. toplam mürettabattan sadece iki kişi ile birlikte 47 gün boyunca bir can kurtaran botunda hayata tutunmaya çalıştılar ve aralarından bir kişi daha sonra hayata veda etti. nihayetinde bot sürüklene sürüklene japon işgali altında bulunan marshall adalarına vardı. zamperini ve hayatta kalmayı başaran diğer arkadaşı japonlar tarafından esir alındı. çok sayıda işkenceye maruz kaldırlar. iki farklı esir kampına gönderildiler.
zamperini, olimpiyat koşucusu olduğu için ve çok güçlü bir kişiliğe sahip olduğu için özellikle japon askeri mutsuhiro watanabetarafından ağır işkencelere ve dayaklara maruz kaldı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel mutsuhiro watanabe

daha sonra bir kömür fabrikasına yeni bir kampa alındı ve burada da uzun süren mücadelenin ardından serbest bırakıldı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ayrıca zamperini'nin hayatını konu alan üç biyografik film vardır.
buradan
buradan
buradan
devamını gör...

bu başlıkta herkesin bildiği kült kitaplar yerine (simyacı dönüşüm şeker portakalı vsvs) daha az ön planda olan kitaplar önerilmelidir kanımca.
benden bir öneri gelsin madem. bu başlıkta daha çok kitap önereceğime inanıyorum zaten.
(bkz: siyah damar)
(bkz: golem ve cin)
devamını gör...

20. yüzyılın aruz vezniyle şiir yazan en iyi şairi. örnek;

geri gelen mektup

ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?
sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;
ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince
gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
gözler ki birer parçasıdır sende ilahın,
gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!
devamını gör...

ankara'lı bir müzik grubu.

gençlik yıllarımızın grubudur.
az konserine de gitmedik hani.

aynı zamanda halen güzeller halen çiçeklerdir
devamını gör...

kendiniz olun. fazlasını olmaya çalışırsanız, bir hiç olursunuz.

william shakespeare
devamını gör...

giderayak nanik yapmış dedirten harekettir.
devamını gör...

tarifenin tarifi.
ekmek oldu 2,5. dün akşam benzine zam gelmiş, bu sabah yine gelmiş. hastaneden dönerken yığılmış arabalar vardı benzincide. çok umurumda mıydı? şimdi işte şimdi bir sigara yaktım. altı aydır yıkatmadığım arabamı yıkamacıya götürdüm. arabayı görünce dedi ki adam, abla ne yaptın sen ya!
dedim vakit yok.
sonra yürüdüm biraz şehrin pis sokağında. tavuk dönercinin önünden geçerken midem bulandı. et döner olsaydı bulanır mıydı? soluma bakıyorum şimdi iki kırmızı araba arka arkaya park etmiş. hep bir kırmızı arabam olsun istedim. hani şu mini cooperlardan var ya. işte onun kırmızı. olmayacak biliyorum.
bir patronum vardı. 16 senelik çalışan ben 500 dolar alıyordum maaş olarak. yüksek lisanas iki yabancı dil. otuz bin metrekarelik fabrikanın tüm prefabrik betonlarını imalata veriyorum. mercedesinde giderken şantiyeye, koltuğun götümü ısıtmasına sevinmiştim. sonra kendime kızmıştım. ocak ayındaydık. tepenin üzerine kurulu şantiyede işçilere ekstra mesai yaparken götümün ısınmasına sevinen ben ne zengindim, ne tam fakirdim. ne mutluydum ne mutsuz. yürüdüm tepeden aşağı. bir zeytin ağacı gördüm. hemen fotoğrafını çektim. arkasından çalışma makinelerinden birinin fotoğrafını çektim. instagram sayfam beni bekliyordu. paylaştım gitti. götüm soğumuştu ama kalbim ısınmıştı bak işte. şimdi oturduğum yerden annem ile 80 yaşındaki emine teyzenin sohbetini dinliyorum. eskiden, yani çok eskide değil sanırım bundan iki üç sene öncesi pazara gittiklerinde, pazar arabalarının çarpışmasından bahsediyor annem. o da şiirsel konuşuyor.
pazar arabalarının çarpışmaları güzel kitap ismi olur.
konusu mu?
işte muzun artışı.
çayın fırlatılması.
yunan müziği.
arap şeyhlerinin rehin kalmış kızları.
suyun tükendiğini göreceğimiz gün.
potasyumun kalp krizine yol açtığı.
ve nihayetinde son bölüm olarak, neden bazı köpeklerin geçen arabalara havladığını irdeleyen bilimsel bir makale.
gündelik rutinim kırıldığı bu günden selam olsun.
devamını gör...

doğrudan gözlenemeyen ve varlığı ancak dolaylı yollardan kanıtlanabilen, evrenin büyük bir kısmını oluşturduğu tahmin edilen madde.

gözleyemiyorsak varlığını nereden biliyoruz sorusu gelebilir akıllara. detaylara girmeden bunu bilmenin 2 yolundan bahsedeyim. galaksilerdeki yıldızların, galaksi merkezine olan uzaklıklarına bağlı hız değerlerinden elde edilen bilgiler, galaksi içerisinde gözle görünenden çok daha fazla madde olması gerektiğini gösteriyor. ayrıca evrende kozmik mikrodalga fon ışınımı adını verdiğimiz bir radyasyon türü var ve bu radyasyona ilişkin gözlem ve ölçümler de karanlık maddenin var olması gerektiği sonucuna ulaştırıyor bilim insanlarını.
devamını gör...

boğazımdan fuları hiç çıkarmıyorum.
gece biraz boğuyor ama rüyada da entel olmak şart.
devamını gör...

insanların nasıl öldüğüne bakın.
devamını gör...

diş macunu tüpü gibi silindir bir tüp içinde, alttan sıkıp çıkan çikolatayı yalamak ya da içindeki çikolatayı vakumlamak suretiyle tüketilen sıvı çikolata.
devamını gör...

baktım sözlüğün aşıklarına
gördüm eğlenmişler çokça
pek istidadım olmasa da
istedim bir manim dursun burada

eğlenceniz bol, sözünüz âlâ ola
haydi bana eyvallah *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim