kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

büyük ve çoşkulu bir törenle bu akşam 16 yıllık başbakanlık görevini bırakacak olan eski almanya şansölyesi.
tam adı angela dorothea merkel'dir. gençliğinde dorothea adını kullansa da siyasete atılınca angela isminin daha makul olduğunu düşünmüş.

almanlar siyasetçileri pek sevmezler. arkalarından tören yaptıracak kadar önem vermezler, pek saygı duydukları da söylenemez. ama durum angela merkel olunca alman halkının büyük çoğunluğu kendisini fazlası ile benimsedi.
hatta o gittikten sonra almanya'nın bir takım sorunlar yaşayacağını düşünen ciddi bir kalabalık var.

dw türkçe'nin kendisi için hazırladığı 12 dakikalık güzel de bir veda videosu var.

devamını gör...

bir yazar, laik devleti yıkmak için uğraştığını yazmış, laikliğin ilanı 1937.
bir yazar, şapka kanununa karşı isyan çıkaran bir lider olduğunu yazmış, ama isyanın adını yazmadığı için hangi isyanın lideri olduğunu öğrenemedik.
bir yazar, istiklal savaşı sırasında düşmanla işbirligi yaptığını yazmış, yani bu adamın vatan haini olduğu, düşman denize döküldükten 4 yıl sonra akıllarına gelmiş.
1 kasım 1925'te çıkan şapka kanunundan, bir buçuk yıl önce yazdığı "batı taklitçiliği ve şapka" adlı kitabı yüzünden mahkemeye çıkarılmış ve bu kitabı kanun çıkmadan önce yazdığı için bırakılmıştır. ama birileri kafayı taktı demekki, aynı suçlamayla yeniden mahkemeye çağrılmış ve savunma vermediği için suçlu görülüp asılmıştır.
bugün birileri, şapka giymediği için birilerinin asılmasının ne kadar saçma olduğunun farkında oldukları için başka bahaneler bulmaktalar.
devamını gör...

gustav dore'un, john milton'ın kayıp cennet isimli epik şiirinin kitabı için yaptığı illüstrasyonlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kara dörtleme olarak bilinen distopik romanlardır. sırasıyla bu dörtleme ‘biz’(1920), ‘cesur yeni dünya’(1931), ‘1984’(1948) ve ‘fahrenheit 451’(1953) yıllarında yayımlanmıştır.

ilk olarak 1984’ü okumuştum, yıllar önce. ilk okumam gereken ‘biz’ kitabını ise yeni bitirdim. yani kulağımı tersten tutmuş oldum.

öncelikle her ne kadar hayali bir dünya olarak görünse de her bir yazar, bulunduğu dönemin siyasi şartlarından etkilenmişlerdi. kitaplardaki distopik evren aslında bir sembol konumundaydı. ‘biz’ kitabı, 1920’de yayınlandı, 1921’de rusya’da yasaklandı. yazar, o dönem savaşlardan,isyanlardan ve en önemli devrim sayılan 1917 devriminden etkilenmiştir. devrim sonucu rusya’da marksizm uygulanmaya başlanmıştı. uygulamanın ne kadar başarılı olduğu, yazarın kitabının yasaklanmasından da bellidir sanıyorum.

tek tek yaratılan dünyaları incelersek;

biz: velinimet’in yönettiği, cam ile doğadan koparılmış bir halk var. bu dünyada sen, ben yok; ‘biz’ var. bireyin başlı başına bir değeri yok, birey sadece biz makinesinin bir parçası. her şey, insanlar bile matematiksel bir veriden başkası değil. erkekler sessiz harfle, kadınlar sesli harfle isimlendiriliyorlar. anne-baba kavramı yok. özgürlük ise hiç yok:


insanı suç işlemekten arındırmanın tek yolu, onu özgürlüğünden arındırmaktır’. ‘özgürlükten yoksun mutluluk ve mutluluktan yoksun özgürlük’ diye iki seçenek sunulmuştu; üçüncü bir seçenek yoktu. enayiler özgürlüğü seçti. doğal olarak yüzyıllar sonra prangalarını özlediler’.


cesur yeni dünya: huxley, ‘biz’kitabından en çok etkilenen yazar. öyle ki bir çok yerinde cesur yeni dünya’nın esintileri var. ama cesur yeni dünya şu yönden farklı: yarattığı dünya mükemmel ve ideal bir dünya ama mükemmelliğin bile mükemmel olmadığını aktarıyor.
26.yy’da geçen bu kitapta, üreme, uykuda öğrenme ile toplum değiştirilmiş;savaşlar, kıtlık bitirilmiş, teknolojik olarak gelişmiş bir toplum yaratılmıştır. ama bu ütopik toplum;aile, felsefe,edebiyat, sanat gibi kavramlar yokedilerek yaratılmıştır. buradaki yaratıcı ford’dur, insanlar onu tanrı olarak görmektedirler. burada da ‘biz’ kitabındaki gibi seks , serbest bırakılmış,kimse kimseye ait değil daha doğrusu herkes herkesindir inancı benimsenmiştir.

biz kitabındaki şu alıntıları aktardığımda, cesur yeni dünya’nın kitabın ana fikrinden nasıl etkilendiği daha rahat anlaşılacaktır:


devlet’in cinsel yaşamı kontrol etmemesi kadar büyük bir saçmalık olabilir mi?. ‘her üye, bir başka üyeyi seks aracı olarak kullanabilir’.


1984: buradaki yönetici ‘big brother’dır. özgürlük yok, insanlar sürekli izleniyorlar. kitaplar yokediliyor; gazetelerdeki yalan haberlerle halk uyutuluyor. gelecek de geçmiş de hep kontrol altında. kendileriyle mi çelişiyorlar; hemen eski haberler yakılıp, yenileri ortaya atılıyor. halk ezilir ama ezildiğinin bile farkında değildir; çünkü bilinçsizdir. partinin varlığını sürdürmesi için böyle bir halka ihtiyaçları vardı: sorgulamayan,körü körüne bağlı.
2+2’nin 4 ettiğini söyleyebilmek özgürlüktür.

fahrenheit 451: montag adlı , kitapları yakmayla görevli bir itfaiyecinin, tesadüfen eline bir kitap almasıyla sorgulaması ve düzene karşı çıkmasını anlatır. bu dünyada da, kitaplar yok edilmekte, televizyona bağlı , düşünmeyen, bir nevi zombileşmiş bir halk yaratılmıştır.

kitapları bir bütün olarak değerlendirirsem, yaratıcılığı ve öncülüğü hususunda birinciliği ‘biz’e; olay örgüsü ve işlenişi olarak 2.liği 1984’e veririm. en çok etkilendiğim 1984 kitabıydı. biz kitabı ise araya serpiştirilmiş radikal görüşlerle beni çok etkilese de, yazar yazım diliyle bu güzelliklere gölge düşürmüş. olayların geçişleri arasında boşluklar mevcut. yazarı evde zannederken, operasyon merkezinde olduğunu öğreniyorsunuz ama bunu da ancak operasyon merkezinden çıktığında öğreniyorsunuz. diğer 3 kitap için bunu diyemem; olay örgüsü, geçişleri net. yazım dilleri çok iyi. cesur yeni dünya biraz kopyacı olduğu için gözümden düştü. fahrenheit 451 ise biraz abartılmış bir kitap.

yazıyı , ‘biz’den bir alıntıyla bitirmek istiyorum. bu alıntıyı serpiştirecek yer bulamadım ve sona kaldı.


hristiyan , en yüce gönüllü tanrıya, hani şu isyan edenleri cehenneminde yakan tanrıya cellat denmez mi? peki, hristiyanların kazıklara bağlayarak yaktıklarının sayısı yanan hristiyanlardan az mıdır? ama bunların hepsi unutulmuştur ve tanrıya asırlarca ‘sevginin tanrısı diye tapılmıştır. ‘ ‘…. eski cennet düşü. hatırla: cennettekiler arzu, acıma, sevgi bilgisinden yoksundurlar. kutsanmışlardı. düşleri, fantezi operasyonuyla alınmıştı(ki zaten bu yüzden kutsanmışlardı.’
devamını gör...

bu başlıktan ne anlıyoruz öz türkçe kelimelerden çok (bkz: arapça ve farsça kökenli türkçe kelimeler) seviliyor.
devamını gör...

bugünlerde açılan bir çok başlıkta gördüğümüz şey bu. "genelleme". bir insan bunu yapmaktan neden zevk alır? bunu yapan bir insanın zekası ne kadar olabilir? bu kadar tepki görmesine rağmen neden yapar? evde 6 aylık muhabbet kuşu besliyorum. bir kez evdeki çiçeklere musallat oldu parmağıma alıp yapmaması gerektiğini anlattım ve kafesine geri koydum. ve o hayvancağız bir daha çiçeklere gitmedi. bu kadarcık damı anlama seviyesi yok bu arkadaşların ben anlam veremiyorum artık.
devamını gör...

wes craven, zamanında yanlış hatırlamıyorsam los angeles times gazetesinde okuduğu bir haber üzerine bu filmin hikayesinin ilhamını alıyor. haberde sanırım vietnam’dan göç etmiş bir ailenin uyurken kabuslarında tek tek öldüğü anlatılır. koca bir aile bu şekilde göçer gider. olay, craven’da bir şimşek çakmasına yol açar ve insanları uykularında öldüren bir iblis gibi orijinal bir fikir yaratır. daha önce düşünülmemiş, yalnızca rüyalarda gezen, kurbanlarını kabuslarında katleden bir iblis. kabusta ölen kişi gerçek hayatta da ölür. tıpkı o gazete haberindeki gibi.

freddy karakteri ise, wes craven küçücük bir çocukken, herhalde 7 - 8 yaşlarındayken, abisi ile evde yalnız kaldıkları bir akşam camdan dışarı bakar. sokakta lambanın altında tıpkı freddy gibi şapka giymiş bir evsiz dikilmektedir. bu evsiz aniden dönüp craven’a bakar. craven korkuyla geri çekilir. gece kurşun gibi ağırdır. tekrar baktığında adamı hâlâ orada ona bakarken görmüş, korkup geri çekilmişti. uzaklarda öten baykuşlar adeta gecenin getirdiği bu iblisin habercisiydi. craven bir cesaret tekrar bakınca adamı oturdukları apartmanın kapısına doğru gittiğini görmüş ve adam az sonra gözden kaybolmuştu. yıldızlar gökyüzünden bu dehşet anını izlerken silik ışıklarını şehrin üzerine yağdırmaktaydı. wes, abisine adamdan bahsetmeye karar vermişti. sanki zaman yavaşlamış, hava ağırlaşmıştı. wes nefes almakta zorlanırken, abisi beyzbol sopasını alıp hazırlanmıştı. küçük gözleri adeta yuvalarından uğrayan çocuğum, kalbi deli gibi çarpmaya başlamıştı. apartmanın merdivenlerinde giderek yaklaşan ayak sesleri, abi ve kardeşin kalp atışlarını ezmeye çalışıyormuş gibiydi. adımlar artık onların dairesinin olduğu kattaydı. koridorda evlerinin kapısına doğru biri ağır adımlarla ilerlemekte, ağırlaşan hava wes ve abisinin ciğerlerini yakmaktaydı. abisinin bir an için cesaretini topladığını, kapıya doğru gittiğini gören wes, alnının terlediğini, göz kapaklarının yandığını hissediyordu. ayak sesleri artık kapılarının önüne gelmiş, kapının önünde durmuştu. beyzbol sopasına sarılan abisinin kapıyı ani bir hareketle açtığını gören wes, ellerini kulaklarına götürse de zaten artık tek duyabildiği kendi kalp atışlarıydı. kapının açılması sanki koca bir saat sürmüştü. abisi sopayla kapının hemen yanında hazır bekliyordu. wes, nefesinin kesildiğini, gözlerinin karardığını hissetse de, kendine hakim olmaya çalışmış, gerekirse abisine yardımcı olması gerektiğine kendini ikna etmişti. sonunda kapı ardına kadar açıldı. abisi sopayı sımsıkı tutmuş havaya kaldırmıştı. ancak kapıda hiçkimse yoktu. wes, gözlerine inanamıyordu. abisi derhal apartman koridoruna çıktı sopayla. orada da kimseyi bulamadı. derin bir nefes alarak içeri girdi. wes’le birbirlerine baksalar da tek kelime edemeden öylece kalmışlardı. ayak seslerini ikisi de duymuş, kapıya kadar geldiğini dinlemişlerdi. ama adam artık orada değildi. bunun üzerine birbirlerine tek kelime etmediler.

(bkz: wes craven)
(bkz: korku)
(bkz: los angeles times)
(bkz: kabus)
(bkz: freddy krueger)
devamını gör...

90'ların sonunda bir tane cinayet işlendi. yazıyla 1. yapanlar biz satanistiz o yüzden yaptık dediler. ve o olaydan sonra satanist avı başladı. reha muhtar ve savaş ay başta olmak üzere haberciler her gün satanistler şöyle kötü, böyle kötü, gençliğimiz nereye gidiyor temalı programlar yaptılar. emniyette satanist masası kuruldu. siyah giyinen, rock dinleyen herkes satanist muamelesi görmeye başladı. satanist demek de kedi kesen cinayet işleyen manyak demekti. yani halka ve devlete göre siyah giyiyorsan, saçın uzun ve küpe de takıyorsan sen sapık katilsin demekti.

ne demiştik satanist avı başladı ama ortada satanist yoktu. bir iki sene sürdü bu saçmalıklar ( uzun saçlıların dövülmesi, rock dinliyenlerin gözaltına alınması vb) sonra azalarak bitti. bitti ama ön yargılar yerleşti. halen satanist: kedi kesen katil. uzun saçlı rock dinliyen: satanist diye görür halkım.
devamını gör...

fikret alper-tenni terenne.
devamını gör...

bu ülkeye neler oluyor? kanım dondu resmen. bir anne nasıl bunu yapabilir dedim ama yapabiliyor işte. gerekçesi de kocasından gördüğü eziyet nedeniyle psikolojisinin bozulması imiş. ne desem bilemiyorum.


adana'da 3, 7 ve 9 yaşlarındaki 3 çocuğunu bıçakla öldürdüğü iddiasıyla tutuklu yargılanan kadın, 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

eşi ve eşinin ailesi tarafından sistematik olarak eziyete ve işkenceye maruz kaldığı için psikolojisinin bozulduğunu öne süren selma c, "eşimi, bana uyguladığı şiddet nedeniyle jandarmaya şikayet ettim. ancak daha sonra çocuklarımı elimden alırlar, yuvam bozulur diye şikayetimi geri aldım. çok pişmanım. intihar etmek istedim. keşke çocuklarımın yerine ben ölseydim. yaşadıklarımdan dolayı yaptım, yaşadıklarımı kaldıramadım, keyfi olarak yapmadım. gerçekten isteyerek çocuklarımı öldürmedim. ben çocuklarını öldürecek biri değilim. ben cani anne değilim." dedi.


kaynak: m.turkiyegazetesi.com.tr/ya...
devamını gör...

haçlı sefeerlerini anlatmaya başlamadan önce o dönemde avrupa’nın çeşitli özelliklerine bakmak gerekiyor.

o dönemde avrupa’da yönetim şekli olarak feodalite (derebeylik) sistemi vardı.
yine bu dönemde avrupa’da skolastik düşünce (her şeyin cevabının kutsal kitaplarda arandığı düşünce şekli) hakimdi.

din olarak ise hristiyanlık dini hakimdi ve kilise çok önemli yetkilere sahipti. enterdi (bir ülkenin veya topluluğun tamamının dinden çıkarılması), aforoz (bir kişinin dinden çıkarılması), endüljans (para karşılığında günahların affedilmesi, cennetten arsa satılması) bu yetkilerden bazılarıydı.

kilisenin yöneticisi de papa olduğu için bu dönemde avrupa’da resmen tek kişilik otorite hakimdi yani.

zaten haçlı seferleri de tüm yetkileri elinde toplamış olan papa’nın teşvikiyle müslümanların üzerine doğru gerçekleştirilen seferlerdir.

hristiyanlar 11. yüzyıl ve 13. yüzyıl arasında doğu’ya doğru (müslümanların hakim olduğu zengin ticaret yolları ve topraklar üzerine) seferler düzenlemiş, bunlara da haçlı seferleri denmiştir.

ancak bu seferlerin sadece 4 tanesinin çok önemli sonuçları vardır. bu haçlı seferlerine yukarıdaki tanımlarda yazar arkadaşlarımız tarafından değinildiği için ben bunlarla ilgili bir şey yazmayacağım, sadece neden ve sonuçları hakknda bilgi vereceğim.

haçlı seferlerinin nedenleri:

1) türklerin anadolu coğrafyasında önemli ilerlemeler kaydetmesi üzerine, zaten kavimler göçü ile ikiye ayrılmış ve güçsüzleşmiş olan bizans imparatorluğunun avrupalı güçlü devletlerden yardım istemesi,

2) 3 büyük dinin kutsal merkezi olan kudüs’ün o dönemde müslümanların elinde bulunması dolayısıyla buranın müslümanların elinden alınmak istenmesi,

3) papa’nın ve diğer din adamlarının eğemenliklerini çok daha geniş coğrafyalara yaymak ve güçlenmek istemeleri,

4) o dönemde oldukça yoksul durumda olan avrupalı devletlerin, doğu’nun zenginliklerine ulaşmak istemeleri,

5) yine avrupalı devletlerin baharat yolu ve ipek yolu gibi önemli ticaret yollarını ele geçirmek istemeleri,

6) kilise yönetiminin ve tutucu hristiyanların, halkı müslümanlara karşı kışkırtması,

7) senyörlerin macera arayışı,

8) selçuklu devleti’nin iç ve dış karışıklıklar yaşaması sonucu zayıflamasının hristiyan alemini güçlendirmesi.


haçlı seferlerinin sonuçları:

1) türklerin islam dünyasını haçlılara karşı koruması üzerine islam dünyasındaki önemleri ve otoriteleri arttı,

2) ortadoğu ve türk islam topraklarının zarara uğradı,

3) türklerin batıya doğru ilerleyişi bir süre durdu,

4) anadolu-türk siyasi birliğinin sağlanması gecikti,

5) haçlılar, müslümanların elinden almak istedikleri kudüs’ü ve anadolu’yu, dolayısıyla da önemli ticaret yollarını elde edemedi,

6) kilise yönetiminin ve din adamlarının otoriteleri sarsıldı,

7) derebeylerin çoğunluğunun bu seferler esnasında hayatlarını kaybetmesi nedeniyle avrupa’da derebeylik sistemi zayıfladı ve merkezi krallıklar güç kazandı,

8) toprak soylularının bu seferlerde hayatını kaybetmesi sonucu topraklar halkın eline geçti, avrupa’da halkın maddi durumu iyileşti,

9) akdeniz limanları, ticaretin canlanması üzerine önem kazandı, bu durum venediklilerin ve cenevizlilerin önemli kazançlar elde etmesini sağladı,

10) avrupalı devletler türk-islam dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buldu,

11) kağıt, matbaa, pusula gibi buluşlar avrupalılar tarafından öğrenildi, bu durum yeniçağ avrupası’ndaki gelişimin temelini oluşturdu.
devamını gör...

çubuk kraker bilek, parmak meraklısı bir arkadaşın hoşuna gidecektir*
devamını gör...

favori filmim. bu filmden daha iyi filmler yok demiyorum asla.* ama duygusuyla, atmosferiyle beni içine almış, ben de bir iz bırakmış şahane filmdir. ne zaman hatırlasam içimde garip bir şeyler oluverir. bu filmde camus'un yabancısından, georges perec'in uyuyan adamından parçalar bulurum nedense. insan üşür, içi donar. sığınakları, perdeleri, duvarları görüverir, şaşar, sıkılır.

maxime ve stephane keman yapan ve tamir eden iki arkadaştır. stephane içine kapanık, gizemli bir karakterdir. onun aksine maxime fazlasıyla sosyal ve neşelidir. maxime'in harikulade güzel sevgilisi camille de çok yetenekli bir kemancıdır. ve ardından aşk üçgeni başlar..

emmanuelle beart bu film ile beni kendine aşık etmiştir. tabi ki rolünün hakkını vermesiyle. bu filmde onu hem zarafetiyle, sadeliğiyle, güzelliğiyle görürüz, hem de kendinden çıkmış, delirmiş, dibe batmış halleriyle. şahanedir. filmin sonu epey bir süre hatırda kalır, o derin ve uzak bakış, çalan müzik, sık sık hatırlanır.

şöyle de bir repliği vardır: "sen de arıyorsun, biliyorum. seni olduğun gibi kabul ediyorum. kurduğun o kapalı dünyaya aldırmıyorum. senin için buradayım."
devamını gör...

sessiz olur musunuz diyen tipler.
dün arkadaşla metroda ayakta lak lak ediyoruz, bizden yaşlıca olan, oturan bir abla,
-sessiz olun lütfen, dedi.
-peki, dedim.
konuşmaya devam ettik, metroda mı huzur evinde mi belli değil.
sanki kendi metrosu.
binme abla metroya, biz binince.
zaten ayakta kalmışız, iki lak lak edip ortamı eğlenceli hale getirmeye çalışıyoruz.
devamını gör...

hem dinlerdik, hem gülerdik, şimdi düşünüyorum da iyi mizah yapmışlar, iyi müzik yapmışlar, çünkü şarkı dediğin şey bir kere dinleyince işin bitmez, birde o kasetleri ileriye geriye sarmak gerekiyordu aynı şarkıyı dinlemek için, ne eziyetler, ne zahmetler, cd çıktığında istediğimiz şarkıyı seçmek bile ne büyük teknolojiydi bizim için.

ayrıca grup vitaminden rahmetli gökhan semiz in solo bir şarkısı vardı, bir şarkı hem slow, hüzünlü, hemde nasıl komik olur, çok enteresandır, başka örneği varmıdır dünyada merak ettim şimdi yazarken

bu sabah yine her sabahki gibi
sıkıldım istanbulda
moralim bozuk, cereyan kesik
hele birde sen yoksun ya
çok yazık
devamını gör...

rubailerine mest olduğum iranlı filozof ve şairdir.

şu rubaisi resmen mevcut hükümete cuk oturmuyor mu?

ferman sende, ama güzel yaşamak bizde
senden ayığız bu sarhoş halimizle.
sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı
insaf be sultanım, kötülük hangimizde?
devamını gör...

en önemli temsilcisi 15. yüzyılda yaşadığı bilinen (bkz: nicolas flamel) isimli simyacıdır.

simyacıların iki büyük düşü olan ölümsüzlüğü ve felsefe taşını bulduğu iddia edilir.

hatta mezarı açıldığında gömüldüğüne dair bir iz bulunamamıştır.
devamını gör...

en basit tanımıyla beynimizi herhangi bir şeye ikna etmek demektir.
beyin ikna olana dek davranış tekrarlanır.

--- alıntı ---
beynimizde yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresi vardır ve her bir hücre yaklaşık 7.3 kilo voltluk enerji açığa çıkarır.

pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki tüm sinir hücrelerinin aynı anda enerjilerini saldığını varsaysak, yaklaşık 350 milyon kilo voltluk bir enerji açığa çıkar ki; bu da büyük bir metropolün tüm elektrik ihtiyacını karşılayacak güce sahiptir.
--- alıntı ---

--! spoiler !--
idama mahkum edilmiş bir hükümlüye deney yapılmak üzere geniş bir alana getiriliyor. koluna bir serum takılıyor ve serum 3 renge bölünüyor. sarı, kırmızı ve yeşil olmak üzere. adama deniliyor ki; "sarıya gelince soluğun daralacak, yeşile gelince felç geçireceksin, kırmızıya gelince öleceksin." dedikleri gibi oluyor fakat adamların zehirli dedikleri su aslında gıda boyasıyla renklendirilmiş su çıkıyor.
--! spoiler !--

--! spoiler !--
et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyonda duruyor.
işçiler vagonları temizlemeye başlıyorlar, işçinin biri bir vagonu temizlerken diğer işçi o vagonu boş sanıp kapısını dışardan kilitliyor.
biraz sonra tren hareket ediyor, ve bir durak sonra et almak üzere bir istasyonda duruyor.
kapalı kalan işçinin vagon kapısı açıldığında işçinin donarak öldüğü görülüyor.
fakat bir bakıyorlar ki, vagonun ısısı normal ısıda yani dondurucuya geçirilmemiş.
ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği, donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak, donmanın tüm belirtilerek göstererek vücudunu buna uyduruyor.
kısacası beyninizi olumlu şeylere kanalize edin.
--! spoiler !--
devamını gör...

fahrettin'e an itibarı ile sorulacak olan soru;
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim