çünkü ekşiye almadılar. 5 sene çaylaklık olur mu hiç diyerek kapıyı vurdum çıktım.
devamını gör...

belki de biraz geç rastladım sana
ama her şey geç gelmiyor mu zaten yurdumuza?

cemal süreya
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazıları keyifli, tanımları kaliteli olan keyifle takip edilen yazardır. görüşlerindeki ince zeka ürünü tespitler ayrı bir tattadır. ayrıca patagonyalı olduğu için ayaklarının büyük olup olmadığı merak edilmektedir..
devamını gör...

somut dünyada önceden deneyimlenen duyumların ötesinde, hiç deneyimlenmemiş yeni duyum biçimlerini ortaya çıkarabilen* serotonerjik halüsinojen bir maddedir. her zaman gördüğünüz renkler o renkler değildir; duyduğunuz sesler o sesler değildir. dünya çok farklı bir boyutta insanın karşısına çıkar. hayal gücünün nirvanasını yaşatabilir. muhtemelen bilinçaltının bir yansıması olarak çeşitli halüsinasyonlar görülür. toz pembe değil, öyle anlaşılmasın. insanı kendinden geçirme potansiyeli olan her şey insana zararlıdır. bu bir madde olabilir, bir takıntı olabilir, bir insan olabilir...

alımı satımı illegaldir. aynı zamanda pankreas üzerinde ciddi zararları var diye bilmekteyim.*
devamını gör...

"şu hayatta zor şeyler yaşayan tek sen değilsin" hadi ya gerçekten mi? ben de dünyadaki bütün dertleri ben çekiyorum zannediyordum(!) dostlar karşınızdaki kişinin yaşadığı şey sizin için kolay olsa da o kişi için kolay olmayabilir. insanların acısına saygı duymayı öğrenin lütfen. daha sonra "neden bu kadar meaafelisin?", "neden hiçbir derdini anlatmiyorsun?" acaba neden?
devamını gör...

metallica'nın etkilenip one şarkısını yazdığı filmdir.

filmde johnny isimli genç bir adam ülkesi için savaşa katılmaya karar verir. savaştayken bir gece bombardımana tutulurlar. johnny bombardımandan kaçmaya çalışırken daha önce bombanın düştüğü bir çukur görür. savaştaki askerlerin genelinde "eğer bir yere bir kez bomba düşmüşse oraya bir daha bomba düşmez" diye bir düşünce vardır. johnny de bu düşünceye uyarak çukura girer. fakat şans ondan yana olmaz ve o çukura tekrar bomba düşer. bu patlamadan sağ kurtulur. en azından hâlâ kalbi ve beyni çalışmaktadır. bu patlamada bacaklarını, kollarını, görme yetisini, duyma yetisini, konuşma yetisini ve daha bir çok yetisini kaybeder. ondan geriye kalan sadece bir baş ve bir gövdedir. hâlâ yaşıyor olduğunu fark eden askeri doktorlar bunun bambaşka bir vaka olduğunu ve incelenmesi gerektiğini düşünür. johnny'i zorla yaşama hapsederler. yaşam dediğimiz johnny için sadece karanlıktır. nefesini bile kendisi alamaz. bir cihaza bağlı şekilde solunum yapar. yemek yiyemez. hemşirelerin yardımıyla göbek deliğinden besin ihtiyacı karşılanır.

işte bu filmde johnny'nin yaşarken yaşamadığını görüyoruz. bu film savaş karşıtı filmlerin kültüdür.
devamını gör...

özgürlük bir başkasının rahatsızlığına sebep olmak değildir ama bu ifade de başkasının özgürlüğüne sebep olmak değil midir diye sorulabilir.

adı üstünde özgürlük. cinsellik konuşulması rahatsızlığını ortaya getirmekte bir özgürlüktür, konuşulması da bir özgürlüktür.

kimsenin özgürlüğü kimsenin özgürlüğünü kısıtlayamaz.

bazı insanların cinselliği tabu haline getirip çekindiği, utandığı ve rahatsızlık duyması durumunun bazı insanların özgürlüğünü kısıtlama hakkı vermiyor. cinsellik hakkında konuşmamak, yazmamak onu yok saymak anlamına gelmiyor, gelemez de. cinsellik insan doğasının bir parçasıdır. bu tür tabulara sahip kişiler spor üreme yapıyorsa bu konunun üzerine daha da yorum yapılmaz diye düşünüyorum.
devamını gör...

panda/koala: öğretmen
vurmayın ironi yapıyorum, öğretmenim. ama kişisel olarak panda ya da koala olmak isterdim orası ayrı.*
biri gelip
(bkz: öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması) ,
(bkz: şaka maka öğretmenlerin 3 hafta daha yatacak olması)
(bkz: öğretmenlerin almış olduğu parayı hak etmemesi)
(bkz: şaka maka öğretmenlerin 1 senedir yatıyor olması)
(bkz: öğretmenlerin küresel ısınmaya sebep olması) gibi bakınızlar verip bizi etiketler nasılsa.
devamını gör...

bana itici gelen cümle. sevemedim gitti. türkçede herhangi bir durumu ifade edecek bu kadar çok cümle dururken eyyorlamak nedir yahu!
devamını gör...

(bkz: genco erkal)
devamını gör...

1981 üniversite reformundan önceki yıllarda, türk yükseköğretim sistemi beş tür kurumdan oluşmaktaydı:

(1) üniversiteler,
(2) milli eğitim bakanlığı'na bağlı akademiler,
(3) bir kısmı diğer bakanlıklara, çoğu milli eğitim bakanlığı'na bağlı iki yıllık meslek yüksekokulları ile konservatuvarlar,
(4) milli eğitim bakanlığı'na bağlı üç yıllık eğitim enstitüleri,
(5) mektupla öğretim yapan yaykur

yükseköğretimin tüm düzeyleri için etkili ve koordineli bir merkezi plânlamanın olmaması, özellikle de altmışlı ve yetmişli yıllarda yükseköğretim kurumlarının sayısı, çeşidi ve öğrenci sayıları ile başka bir çok hususta gözlenen hızlı artış nedeniyle yukarıda belirtilen yükseköğretim sistemi bir süre sonra başarısızlık ve yozlaşma işaretleri vermeye başlamıştır. bunlara ek olarak 1960-80 arasında ortaya çıkan siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlar, yükseköğretimdeki kötüye gidişi daha da artırmıştır. bu nedenle yetmişli yılların sonunda köklü bir reform kaçınılmaz hale gelmiş ve sonunda 1981 reformu yürürlüğe konmuştur.

yükseköğretim, 1981'de çıkarılan 2547 sayılı yükseköğretim kanunu ile akademik, kurumsal ve idari yönden yeniden yapılanma sürecine girmiştir. bu kanunla ülkemizdeki tüm yükseköğretim kurumları yükseköğretim kurulu (yök) çatısı altında toplanmış, akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanmıştır. böylece, söz konusu kanun hükümleri ve anayasa'nın 130. ve 131. maddeleriyle kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olan yükseköğretim kurulu, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline gelmiştir.

türk yükseköğretim sistemi 1982 yılı itibarıyla yirmiyedi üniversite ile bunlara bağlı fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar ve yüksekokullarından oluşan birleşik bir yapıya dönüştürülmüştür. bu meyanda, yaykur'un işlevleri anadolu üniversitesi'ne devredilmiştir.

ezcümle, üniversite meselesi 1960'lı yıllarda başlayan ve 1980 askeri darbesine kadar 20 yıl boyunca süren öğrenci hareketleri, akademinin siyasallaşması vb nedenlerle 1980 darbesinden sonra üniversitelerin raptı zapt altına alınması amacıyla çıkarılan 2547 sayılı kanunun cumhurbaşkanına verdiği yetkiye dayanır. (2547 sayılı kanunda defalarca değişiklik yapılmış ancak rektörlerin atanması konusunda herhangi bir değişiklik olmamıştır.)

rivayet odur ki, dönemin devlet başkanı kenan evren, rektörlerin atanması işinin cumhurbaşkanınca yapılmasını istememiş ancak etrafındaki "kraldan çok kralcı" olan tayfa, bu yetkinin cumhurbaşkanına ait olmasının uygun olacağını söyleyerek kendisini ikna etmiştir.

o gün bugündür türkiye'de rektörleri cumhurbaşkanı atamıştır. kanunun değişmediği sürece de rektörler bu şekilde atanmaya devam edecek, her (yeni) rektör atamasında (cumhurbaşkanı kim olursa olsun) siyasal biat/akademik liyakat tartışmaları olacaktır.
devamını gör...

(bkz: ermolettin fan club)
devamını gör...

en çok özlediğim, geçirdiğimiz yazı saymazsak her yaz defalarca yapmış olduğum eylemdir.

hatta bu yaz, kafa sözlük gece denize girme zirvesi yapmayı da planlamaktayım *
devamını gör...

birbirlerini seven adam ile kadın evlenmişlerdir. aradan yıllar geçmiş ve altı tane de çocukları olmuştur. anne ile baba, turşuculuk yapmaktalar ve ev nüfusunun geçimini sağlamaya çalışmaktadırlar. günün birinde karı koca, meslek kavgasına tutuşurlar. biri turşunun iyisi limonla yapılır der, diğeri de hayır, sirkeyle yapılır diye itiraz eder. tartışma şiddetli kavgaya dönüşür ve ayrılmaya karar verirler. bu ayrılık sonrası altı çocuk da ikiye ayrılır, üçü annelerinde, üçü de babalarında kalır. baba, çocuklarına bakmak isterken ev işlerinde de zorluk çeker. anne de bazı konularda babanın yokluğunu hissetmektedir. bununla beraber dul bir hanım, babaya ve alkolik bir adam da anneye kancayı atar. bu da yeni sorunlara sebep olur. en sonunda altı kardeş bir araya gelerek, ne olursa olsun parçalanmış aileyi tekrar birleştireceklerdir.

münir özkul, adile naşit, ayşen gruda, şener şen'in rol aldığı duygusal komedi filminde daha çok şener şen'in ziya replikleri ingiltere kralı, pele, bricit bardo, nadya komanaçi, fenerbahçeli cemil ayrı bir oyunculuk başarısıdır.
devamını gör...

(bkz: uykusuzkahve)
devamını gör...

rock n coke 2011'de beni büyülemiş, festival bittikten sonra eve dönerken aklımda hep şarkıları çalmıştı.
devamını gör...

islam ümmetinin başına gelmiş en büyük felaket.

bu aile öyle bir ailedir ki; peygamber in minberinde, peygamberin torunlarını kesip, (kerbela) onlara 80 yıl, her cuma namazı lanet okutmuşlardır.

bu ailenin beni haşim düşmanlığı; haşim (peygamberimizin büyük büyük dedesi) ile ümeyye ( ebu süfyan ın büyük büyük dedesi) nin ihtilafına dayanır. bu iki kardeş; kusay ın çocuklarıdır.

haşim; halk arasında sözü güvenilir, adil bir adamdır. ümeyye ise; güçlü ve zengin bir adamdır.

ümeyye bir adamın malını gasp eder. adam da hakem olması için ümeyye nin kardeşi, haşim in hakem olmasını kabul eder. haşim, abisi ümeyye aleyhine hüküm verince bu düşmanlık o dönemde başlar. ümeyye şam a iltica eder. belli bir süre sonra doğduğu topraklara geri döner.

her dönem ümeyyeoğulları zenginliği, haşimoğulları ise adaleti temsil etmiştir.

mekke nin fethinden önce, müslümanların en çok savaştığı aile emevilerdir. bedir savaşında, uhud da, hendek te, bu ailelerin çok etkin olduğu bilinir. mekke fethedilince bu aile, mecburiyetten müslüman olmuştur.

hz hamza nın ciğerini yiyen kadın; ebu süfyanın eşi hint tir. hint muaviye nin annesidir

bu aileyi ümmetin başına bela eden 3. halife osman dır. 3.halife de bu soydandır.

peygamberin "def i beled" ettiği, 1.halife ve 2. halife nin de kabul etmediği "mervan ibn hakem", 3.halife osman ın damadı olması hasebiyle halife nin mühürdarı olmuştur. aslında 3.halifenin öldürülmesi de onun fitne ve hileleri yüzündendir.

yezid emevi halifesidir. 3 yıl hilafette kalmış 1.yıl peygamber torunlarını katletmiştir. ve şam da şu şiiri okumuştur;(kerbela olayı)

"ceddim, dedelerim kalksa ve
eline sağlık ey yezid,
bedir in, uhud un, hendek in,
intikamını aldın dese"


2.yıl medine de 10bin sahabe ve akrabalarını şehid etmiştir. 3 gün 3 gece medine müslümanlarının "malını canını namusunu" helal saymıştır askerlerine.

3.yıl kabeyi yakmıştır.

ve şam da avlanmaya çıktığı bir gün attan düşüp ölmüştür.

islam saltanat ile krallıklar ile, aristokrasi ile savaşmış, bunlar başa geçtiği vakit saltanatı, krallığı, aristokratik düzeni getirmiştir.

kendi gibi zalim olan, abbasiler tarafından yok edilmiştir. ancak onların takipçileri her zaman ve her durumda var olmuşlardır.

bugün bile görmek isteyen göz, onların takipçilerini görebilir.
devamını gör...

bu kişilere ' eğer bir çocuğun başını okşayıp yüzüne gülmeyecekseniz, onunla verimli zamanlar geçirmeyecekseniz nedem çocuk yaptınız?' denilir.
devamını gör...

umarım elimin altında akışta yazabileceğim bi başlık vardır diye elime aldım telefonu bu çıktı.
kaç yaşına geldim ben hala bazı geceler annemi özleyince ne yapacağımı bilemiyorum. boşluğa anne diye seslenmeden duramıyorum. anlam veremiyorum hala. duraklıyorum cümleler arasında. gözyaşlarımın yanaklarımdan süzülüşünü, bunu annemin silemiyor oluşunu anlatmak istiyorum. yazmak çok tuhaf bi eylem. zihnin kelimelere meylederken biraz sancın diniyor gibi. kendimi mi kandırıyorum yasımı mı bilmiyorum. arıyor bulamıyorum ben annemi. arıyorum bulamıyorum.

ben annemi istiyorum
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim