benim için,

ilk aldığında sürekli makinayı söküp geri toplayamamak.

overclock yapacağım derken, ana kartı yakarak eline almak.

kız niki ile mirc ye girip abazanlara foto gönderiyorum diye trojan gönderip, hacklemek.

hackliyorum derken başkaları tarafından hacklenmek

otu boku çözecem diye sürekli makina formatlamak.
devamını gör...

mükemmelliyetçilik.
ya tam olacak ya da hiç olmayacak. hayat siyah beyaz değil biliyorum ama yapamıyorum işte.
devamını gör...

türkiye'nin ilk kadın caz sanatçısıdır.

rüzgar ıslak, gece sisli
gölgelerin sessizliği
yorgun yalnız yürüyorum
umutları arıyorum
yine sana dönüyorum seninle ben
unutulan sokaklara
gülümseyen yapraklara
sevgi dolu bakıyorum
yine seni anıyorum
yine senle dönüyorum senle
geceler aydınlık güneş solgun
ve ben yalnız yürüyorum
ve ben yalnız...

ve ben yalnız
devamını gör...

“tutsun diye yazsaydık atardık. biz insan gibi önünüze koyuyoz.”
- ıvanmılınski.
devamını gör...

bir süre deneyeceğim şeydir, en iyisi bir süre kendimden kaçmak.
evet, korkağın tekiyim.
devamını gör...

hiçbir modla* sorun yaşamadım, mesaj attığımda anında samimi bir şekilde yanıtlıyorlar. bazı tanımlarıma ithafen mesaj atıp fikirlerini dile getirdikleri bile oluyor.
devamını gör...

yazıları ile sözlüğü güzelleştirenler yazarlardan.
devamını gör...

umut. umudu kaybettikten sonra geriye pek bir şey kalmaz doğrusu.
devamını gör...

nabızade nazım'ın yazdığı, ilk türkçe köy romanı olan salon yayınları'nın sadeleştirilmiş ve günümüz türkçesine uyarlanmış halini biraz önce okuduğum kitaptır.
yazıldığı dönem göz önüne alındığında ve yazarı nabızade nazım'ın da dediği gibi o dönemdeki beymelek köyünü "sadece insan merkezli ve insanî sınırlar çerçevesinde inceleme ve hikaye edilmiş". kitabın kısa oluşu ve olayların yarım kalması benim hoşuma gitmedi. kitap bitince "eee sonra, daha hiçbir şey olmadı ki?" diye kalakaldım. ama kitapta geçen "kaş'a çağrılmak" cümlesi çok dikkatimi çekti. sırf buradaki anlam için bile okunabilir bence.
devamını gör...

latince kökenli bir söz. siz böyle çalışıyorsunuz ama kendiniz için değil anlamına gelmektedir. hak ettiğimiz çabaladığımız ve uğruna savaştığımız ödüllerin ve diğer şeylerin başka insanlara verilmesi anlamına geliyor.
devamını gör...

#1347113 takip etmekten keyif aldığım yazarlar böyle başlıklar açınca sözlükten daha büyük bir keyif alıyorum ve yazar arkadaşıma çok teşekkür ediyorum bu başlık için.

bilginin tanrısallığı var olduğunu kabul etmemiz gereken durumdur. bilginin insan ırkına verdiği gücün farkında olmamız türün devamı açısından çok önemli bence.

sahip olduğumuz bilgiyi aktararak çoğalttıkça diğer türler üzerinde kurduğumuz vahşi ve baş edilemez hükümranlık da güç kaybetmeden sürecek böylelikle. bilgi gücü elde tutmanın yegane yoludur aslında.

ben bu tanrısallığı çok uzun zaman önce kabul ettim. bilgili insanlara değil ama bilgiye biat etmeyi öğrendim küçük yaşta. öğrendikçe kendimi daha güçlü hissetmeye başladım. tanrılar katına henüz edilemedim belki ama en azından yazmaya başladıkça kendi öykülerimin tanrısı olmayı başardım.

ben edindiğim bütün bilgileri bir araya getirip üzerlerine her gün yeni bilgiler eklemeye ant içerek döngüsel ve çıkmaz sokak bir ibadete giriştim yıllardır. yalancı tanrılığımı ilan etmek üzere olduğum kendi evrenimin inanmış tek müridi olmaktan dolayı gururluyum.

in knowledge i trust!
devamını gör...

20 bin tl ye sevilmeyen iş tabiki de. işkence olabilir ama bu devirde kim 20 bin liraya işkence ediyor? amerikada bile en yüksek bin dölara işkence ediyorlar.
devamını gör...

antik mısır döneminde, piramitleri yapan kölelere günlük 3 litre bira ve 500 gram ekmek veriyorlardı. efesin 50’lik kutu bira fiyatı 11,75 tl. günde 3 litreden aylık 2.115 tl yapar. 500 gram ekmek 6 tl. bir ayda 180 tl yapar. totalde 2.295 tl’ye tekabül eder. eğer antik mısır kölelerinin ekmeğini ve birasını biraz daha artırırlarsa asgari ücretli türk vatandaşı olabiliyorlar.

edit: sendika benzeri bir şey de varmış antik mısır’da. güneş yılı ikramiyesi ödenmediği için iş bırakmalar, protesto ve yürüyüşler de yapılmış.*
devamını gör...

tatil dönüşü yoldan 20 kiloluk bir bal kabağı almıştım. iyiki almışım. canım sıkıldıkça o balkondan bu balkona, mutfaktan salona yuvarlamak suretiyle yer değiştirip duruyorum. banada eğlence oluyor. olmadı pikniğe götürür fotoğraf çekerim daha olmadı bir kazan kabak çorbası yapar konu komşuya veririm daha olmadı kabak tatlısı yapar hayrıma dağıtırım.
devamını gör...

a haber'de yayınlanmayacaktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eğitimci değilim, belki söyleyeceklerim yanlıştır lakin bu sistemin içinde okumuş hemen her öğrencinin gördüğü bazı çarpıklıklar vardır.

lise zamanlarını unutamıyorum mesela. üniversite sınavına girmeye iki ay gibi bir süre kalmıştı ve ben limit - türev - integral konularında daha kalem bile oynatamıyordum. okuldaki hocalar, yıllardır bu konuları aynı kafayla verdiklerinden üniversitede öğrendiklerini de unutmuştu, kafamın içine girmeyen bu üç baba konu hakkında bana yardımcı olamıyordu. en sonunda çıldırıp şehrimdeki üniversitede okuyan bir matematik öğrencisinden özel ders almaya karar verdim. o da bana üniversitelerde okutulan ders kitaplarından (bkz: thomas' calculus) matematik dersi vermeye başladı.
sonuç: üniversite sınavında limit - türev - integralden 8 soru çıktı, hepsi doğru.

çünkü o ablam, özel derslerde "x in derecesini başa indirip dereceyi 1 azaltırsın" gibi bir matematik dersi vermemişti. limit nereden, türev nereden gelir; integralde neyi amaçlarız; bu üç konunun teoremlerinin ispatları nedir gibi sorularıma cevap vermiş, üstüne üstlük üniversitede okuyan öğrencilerin çalıştıkları sorular üzerinden de hatalarımı tespit edip bunların üstüne gitmemi sağlamıştı.

yanlış anlaşılmasın, özel ders alın demiyorum. fakat okulda üç ay boyunca anlatılan konuyu anlamayan bir öğrenci henüz öğretmen olmamış birinden bir ayda teorem ispatlarına kadar bu konuyu nasıl öğrenir, bunu tartışmak istiyorum. bugün mühendislik öğrencisiyim ve daha lisede öğrendiğim o teorem ispatları sayesinde bugün daha rahatım. bir şeyin arkasını, gerçeğini öğrenmeden rahat edemiyorum. ezberci sistem ise bunu bana vermiyor.

üniversite kitaplarını çok seviyorum, çünkü yıllar boyu lanet okuduğum fizik ve matematiği olağanüstü şekilde sevdirerek anlatıyorlar. hele insanı araştırmaya teşvik etmesi yok mu o kitapların? ah ah...

evet, eğitimde bir şeylerin farklılaşması gerekiyor ama neyin farklılaşması lazım, bunu bilemiyorum. belki de üniversite kitapları tarzında bir anlatım, lise ve ortaokullardaki öğrencileri daha çok rahatlatır , kim bilir?
devamını gör...

zırvalayan bir aşı karşıtına hak ettiği yanıtı vermiş doktorun beyanı. aşı karşıtlarının evrim teorisi hakkında konuşan dincilerden farkı yok.
devamını gör...

kara deliklerin de bir ömrünün olduğunu söyleyen s. hawking teoremi.

hacmi* dünyanın bir kaç katı olan bir kara deliğin ömrü 10¹⁰⁰ yıl kadar hesaplanıyor. evrendeki toplam atom sayısının aşağı yukarı 10⁸⁰ olduğu düşünülünce bu çok uzun bir süre. peki çoook küçük bir kara delik olsaydı, ömrü ne kadar olurdu? mesela cebinizdeki bozuk 1 lira bir anda kara deliğe dönüşseydi? hacmi bir protondan çok daha küçük olurdu ama ömrü de çok az olurdu. bir kaç milisaniyede hawking ışınımıyla patlar, canınızı çok yakardı.
devamını gör...

psikopat, takıntılı aynı zamanda yakalanmayacak kadar da şanslı birinin hayat döngüsünü anlatan dizidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim