oldukça kaliteli mühendisler, dünyanın en kalabalık başkenti olan tokyo ve teknoloji aklıma geliyor en başta.


tanım: japonya denilince aklımıza gelenleri paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

yavru nar
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kasabian'ın 2009 yıllarında yayınlanan 3. stüdyo albümü west ryder pauper lunatic asylum'da yer alan efsane parça. misfits sayesinde keşfettiğim en güzel şarkılardan biri olabilir. grup fire şarkısında zaten epey aşmış durumda ama underdog sözleri ve insanı uyuşturucu etkisine sokan ritmi ile gerçek bir başyapıt.


kill me if you dare
hold my head up everywhere
keep myself right on this train


i'm the underdog
live my life on a lullaby

keep myself riding on this train
keep myself riding on this train

life in technicolour
sprayed out on walls
well ı've been pounding at the pavement
until there's nothing at all

i got my cloak and dagger
in a bar room brawl
see the local loves a fighter
loves a winner to fall

feels like ı'm lost in a moment
i'm always losing to win
can't get away from the moment
seems like it's time to begin

kill me if you dare
hold my head up everywhere
keep myself right on this train

i'm the underdog
live my life on a lullaby
keep myself riding on this train
keep myself riding on this train

it don't matter
i won't do what you say
you've got the money and the power
i won't go your way


i can't take for the people
they don't matter at all
i'll be waiting in the shadows
until the day that you fall


devamını gör...

nietzsche ağladığında kitabında geçer aslında her yaptığın iyilik kendin içindir.
işe yaramışlık hissi. çünkü hepimiz küçük, büyük yer kaplamaya çalışıyoruz bir şekilde.
devamını gör...

ekşi'den gelenler bilir, bunun başlığı açılmıştı.* görür görmez aşık oldum. oradaki nickimden utandım. o ne basitlikti yahu. insan az düşünür alırken. neyse, orada tekrar çaylak sırası bekleme gereksizliğine girmeyecektim tabii. içimde ukte olmuştu. dün de burayı keşfedince dedim ki: "gün bu gündür. yapıştır."
devamını gör...

yeni keşfettiğim yazar. artık her gün gelip bakmak zorunda kalacağım profiline * o kadar ince bir ruhu var ki içim eridi tanımlarını okurken. özellikle son yazdığı ''sevgilinin avuç içini öpmek'' tanımına hayran kaldım. sevgilinin avuç içi kokusunu bize hatırlattı. sevgilinin avuç içini öperken ruhuna dokunabildiğimi ve kalbine girebileceğimi öğretti bana. lütfen bunu bir seri haline getir. her hafta sevgilinin neresini öpersek neler olur yaz bize. romantizm açlığımı dindiren yazardır efendim. saygılar.

çıldırma editi: kimse yaptığım ironileri anlamıyor. yapamıyorum galiba. "her hafta sevgilinin neresini öpersek neler olur yaz bize" diyorum ciddiye alıp sabahin köründe beni takip edip, seri beğeni atip üstüne birde mesaj atıp teşekürler edip gelip bir de girdimi övüyor. bende diyorum neden takip ediyorlar bu elemanı o kadar da şey değil halbuki. şimdi anladimmmmm.
devamını gör...

(bkz: hamidiye alayları)

türkiye "karşılıklı arşivleri tarihçilere açalım herkes ne olduğunu görsün" şeklinde bildirimde bulunmasına rağmen ermeni tarafının asla buna yanaşmadığı henüz yakın tarihte defalarca kez yaşanmışken ermeni soykırımı vardır demek biraz komik oluyor. neymiş adamları fizana sürmüşüz, e ne yapacaktık? her gün komşunuzun oğlunun katıldığı çetenin sizi boğazlamasıyla karşı karşıya kaldığınız bir ortamda yaşadınız mı hiç? ben yaşadım. gidin doğu'nun ücra köşelerinde görev yapmaya çalışan öğretmenlere sorun onlar size anlatır ki şimdi yaşadığımız bozuk da olsa bir devlet düzenine rağmen gerçekleşiyor. bilmem kaç cephede savaşan devletin topraklarında iç karışıklık çıkarıp, milletin evine, karısına, çocuğuna, ülkesine göz koyarsan değil deyrizor kuala lumpur'a sürülseniz sesinizin çıkmaması lazım.

ha ermeni devleti nefret üzerine kurulu bir devlettir, o yüzden bu iddialarından asla vazgeçmeyecekler. devletlerinin başka bir dayanağı yok, salt nefret ve ırkçılık ile ayakta duruyor. bizim ülkede yaşayanlar neden bu kadar ısrarcı bu olayların soykırım olduğu konusunda bir fikrim var da yeri değil.
devamını gör...

penguen kitap’ın ithaki yayınları dışındaki ikinci markasıdır. ithaki yayınları’nda çizgi daha net olduğu için oraya daha popüler kitapları sokmamak adına açılmış ve bu doğrultuda yayın hayatına devam etmekte.

sokak kedisi bob kitabı ile yayın hayatı başlamıştır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

john milton tarafından 1644 yılında yayımlanan, basın özgürlüğü hakkındaki kitap.

bu kitap aslında isorates’in bir konuşmasından ileri geliyor. isoktates abimiz, atinalı ve mö 436-338 yılları arasında yaşamış. kitabın adı da areopagus tepesinden geliyor.

demokrasi o devirde de üzerinde durulan bir mevzuymuş. atina özellikle demokrasi konusunda öncü diyebilirim. başka devirleri çok bilmem ama atina için şu anki zamandan daha demokratik ülke olduğunu söyleyebilirim. tardis’im olsaydı, kanıtlarıyla gelirdim ama maalesef ki yok ve ancak okuduklarımdan çıkardıklarımı beyan ediyorum.

neyse efendim, isokrates adlı hatibimiz, areopagus tepesinde yüce bir mahkemenin restorasyonuyla, demokrasiyi tekrar atina’ya getirmeyi amaçlamış. bu mahkemedeki yargıçların yetkilerinin de kısıtlanmasını savunmuş.

şimdi… bu kitap , basın özgürlüğü,isokrates arasındaki bağ nedir dersek; isokrates areopagus mahkemesinin tekrar aktif olması konusundaki konuşma, milton’un britanya mahkemesi’nin eleştirisini içeriyor.

kitabı şurdan okuyabilirsiniz: milton.host.dartmouth.edu/r...

kitabın içeriği uzun , buna değinmeyeceğim. ama milton abimiz biraz kurnaz ve kafası çalışan bir abimizmiş. kitabında ,antik yunanlılardan, atinalılardan bahsederek ve onlar üzerinden benzetmeler uygulayarak britanya mahkemesindekileri pohpohlamak istemiş. asıl yazım amacı da 1643’te yayınlanan lisans yasası’na tepki. bu yasada, kitaplardaki sansüre dayalıydı. o da buna tepki olarak bu bildiriyi/kitabı yayımladı.

bu arada döneminde çok da dikkate alınmamış bir kitap/bildiri bu. o kadar pohpoh da işe yaramamış. ama şu an okuduğum george orwell’ın kitabında, bu kitaptan bahsediyor ve bu bildirinin, her yıl düzenlenen basın özgürlüğü konferansı’na da adını verdiğinden bahseder.

aradan da neredeyse 400 yıl geçmiş(378) ama hala basın özgürlüğünü tartışıyoruz. insan hayret ediyor doğrusu.

kaynak: tr.m.wikipedia.org/wiki/Are...
devamını gör...

'ben normalde hiçbir kadınla bu kadar hızlı yakınlaşmamıştım, sen farklısın.'
'normalde istemem ama bir fotoğraf atsan keşke.'
'bebeğim, şimdiye kadar gördüğüm en iyi fizik seninki.'
'diğer erkekler gibi değilim ben, yatağa atmak için yalanlar da söyleyebilirdim ama sana çok dürüstüm.'

böyle uzar gider.
devamını gör...

benim çakıl taşlarım var irili ufaklı kaybolduğumda yere yayıp yol yaptığım
devamını gör...

'bütün geceler mecbur varır sabaha,
umudun kaybedip pes etmek olmaz.'

her şey olacağına varıyor.
umudunu kaybetmemeyi, belli bir süre elindekilerle yetinip pes etmemeyi, belki gelecek mükemmel olmayacak ama geçmişe takılıp güzel günleri mahvetmemeyi öğreniyor insan.
devamını gör...

tavuk canlısının iç göğsünü ki lokum gibi olur alıp kuşbakışı bakarak kuşbaşı doğrayın. 1 ak soğan, 3 kıl köy biberi, 2 salkım domates, 1 diş yaş sarımsak, 1 ponçik(yazar burada yemek kaşığı diyor) domates salçası ve 1 tatlı kaşığı acı biber salçası ile birlikte kazana atın. üzerine tuz, karabiber ve kırmızı toz biber gezdirin. güzel gezdirin, her yerine değsin.

bu arada hepsinden önce kazana göz kararı sıvı yağ dökmen gerekiyordu. o yüzden malzemeleri başka bir tencereye aktar, kazana sıvı yağ dök, sonra aktardığın malzemeleri tekrar kazana salla. boşa kirlenmiş tencereyi de bulaşık makinesine havale et.

bu noktadan sonra ''önceden'' kettle ile kaynattığınız suyu malzemelerin üzerini takribi 3 parmak geçecek şekilde doldur, boşalt, dök. tamam yavaş yetti.

aç altını, kaynasın bir saat. pişince buna tavuk yahni diyeceğiz.

ocağın diğer gözünde de düdük makarna haşla. makarnayı haşlarken suyuna tuz eklemeyi unutma. tuz katadabilirsin eklemek istemezsen. içinde olsun her türlü.

onlar kendi kendine hallolurken bir kaseye hellim rendele, karabiber ponçikle, kuru nane serpiştir. sonra ez onları. zenginlerin fakirleri ezdiği gibi ez.

makarnayı geniş fakat çukuru bol bir tabağa koy, üzerine bol sulu yahniyi dök, üzerine kasede baharatladığın hellim karışımını serpiştir. karşınızda yahnili makarna.

kıbrıs yemeği bu arada. kıbrıs ile bir alakan mı var dersen yok; ama yahnili makarna ile düzenli ve düzeyli bir birlikteliğimiz var, evet.
devamını gör...

evrimle celisir gibidir. aslinda evrim karsitlarinin "dogaya bilmem ne koysan bozulur insan nasil kendi kendine olmustur?" seklinde olan ve dalga gecilmelere doyulamayan argumanlarina bilimsel bir bakis gibidir. aslinda biyolojiyle alakasi yoktur ya...

evrimin kanunu vardir. yani nasil ki bir elmanin yere dusunu goruyoruz, evrimi de o kadar dogrudan olmasa da goruyoruz ki bir teorisi var yani bir kanun ki bir teorisi var yer çekimi gibi.

dogada entropi yuksek seviyededir. yani dogaya birakilan bir cansizin entropisi yuksektir. entropi yuksekligi nedir? maksimum duzensizlikte olacak dogaya birakilan. ve enerjisini disari verip minimum enerjide olacak. dogadaki cansizlardaki ilerleyis bu sekildedir.

entropi dedik mi endotermik ve ekzotermik olayini anlamamiz bize yararli olabilir.

endotermik reaksiyon nedir?
ısi alan tepkimelerdir. yani tepkimenin devam etmesi icin surekli disaridan enerji almasi gerekir. bu yuzden cisim cevresini sogutur kendi ise isinir. tum tepkimelerin baslamasi icin belirli bir sicaklik-enerji gereklidir. ama devam etmeleri icin degil. tabii olaya genel olarak bakarsak durum bu sekilde.

peki ekzotermik reaksiyonlarda ne olur?
cisim disariya isi verirken disariyi isitir. kendisi ise soğur. boylelikle enerjisi duser. bu tepkimeler bir kez basladi mi devam etmeleri icin enerji vermenize gerek kalmaz. enerjilerini disariya vermeleri ile minimum bir enerji haline gecerler. enerjileri de duzensizlige hizmet eder. komur yanar, cevreyi isitir, kendi kul olur. bunlara kendi kendine devam eden tepkimeler denir.

sorun surada: bir insan evrime ve enropiye inaninca krtaya sacma sapan bir mantik karmasasi cikiyor. dogada her sey komur yaninca kul olmak gibi bir egilim icerisinde ise galaksilerdeki duzen, simetri, geometri, altin oranlar... bu ikisi celisiyor gibi gozukuyor yani duzensizlige olan egilimin arkasindaki duzen!?

mantikta ki mantik denen seyin temelleri milat oncesi yasayan bir filozof tarafindan atilmistir ve sonra bilimi yapilmistir sayilarla falan formulize edilmistir ve ben pek sicak bakmamisimdir bu dala, bir safsata turu vardir. bu safsata turunde alakasiz ama dogru olan iki seyin birbiriyle celismesi konu alinir.

mesela gergin olan sey esnektir. (fizik)

insan bazen gergin olabilmektedir. (psikoloji)

gergin olan insan esnektir. (safsatanin daniskasi)

bu gibi sacmalamalarin onune gecmek adina mantik gelistirilmistir zaten. yani kardesim romantiklik etmeyiniz. fizikle evrimi makul olmayan, romantik sekilde iliskilendirip kafa s..meyiniz. canlilik enropiye karsi cikmak degildir. endoterm tepkimelerde olan cok da farkli degil ve biz bu tepkimelere canli gozuyle bakmiyoruz. bir yerde bu yapisal duzensizlik duzene sebep oluyor olabilir ya da bilimsel olarak duzenden bahsetmek cok mantikli olmayabilir. belki de su anki fizik yasalarina uygun olmayacak sekilde bir olusuma dair kalkismalar oldu ve bunlar da ayni evrimdeki gibi elendi. belki de su an daginiklik dedigimiz sey farkli bir surecten gecerek var olsaydik duzenin ta kendi olacakti. bilimin babalarindan olan bir konuyu kullanarak diger bir babayi oldurmeye calisiyorsunuz. entropi ile evrimi kiyasliyorsunuz, yapmayin. ikisi de bilim. ayni sey. evrime inanmiyorsan entropiye de inanamazsin. tanri'nin bir seyleri nasil yarattiginin insanlar tarafindan ortaya cikartilmasi onun yok oldugu ya da yoklugunun kanitlanmaya calisildigi anlamina gelmez.
devamını gör...

ismimizin içinde bulunan harflerin kişiliğimizin ve karakter özelliklerimizin üzerinde etkileri olduğu düşünülen analiz çeşididir. inanmak ve inanmamak arasında bir yerlerde olduğum konudur.
devamını gör...

(bkz: agam bizle eglenir)
devamını gör...

mis gibi de alınır.
universite zamanı aceleyle sabah 8 dersine yetişmek için alışmıştım 5 dakikada yıkanmaya.

önce saçları şampuanla ve şampuani saç da beklet sonra vücudunu yıka durulan ve çık.

duşa ayıracağım vakti makyaja ayırmak daha mantıklı geliyordu o zamanlar. şimdiki aklım olsa o vakti uyumaya ayırırdım.
devamını gör...

sevmiyordur kısa ve net.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim