ponzi
#bilgi
tarihte bilinen ilk ponzi oyunu, bu sisteme adını veren charles ponzi tarafından 1920 yılında gerçekleştirilmiştir. ponzi, bu oyun sayesinde kısa sürece 10.000 yatırımcıyı posta pullarını kullanarak bir arbitraj karı elde ettiğine inandırmış; ancak aslında ortada olmayan bu karlar nedeniyle oyun daha fazla sürdürülememiş ve sistem kısa sürede çökmüştür.
türkiye'de titan saadet zinciri ve çiftlik bank isimli para kazandırma vaat eden oluşumlar ponzi oyununa örnek olarak verilebilir.
türkiye'deki mevcut şirketlere dikkat etmekte fayda var.
tarihte bilinen ilk ponzi oyunu, bu sisteme adını veren charles ponzi tarafından 1920 yılında gerçekleştirilmiştir. ponzi, bu oyun sayesinde kısa sürece 10.000 yatırımcıyı posta pullarını kullanarak bir arbitraj karı elde ettiğine inandırmış; ancak aslında ortada olmayan bu karlar nedeniyle oyun daha fazla sürdürülememiş ve sistem kısa sürede çökmüştür.
türkiye'de titan saadet zinciri ve çiftlik bank isimli para kazandırma vaat eden oluşumlar ponzi oyununa örnek olarak verilebilir.
türkiye'deki mevcut şirketlere dikkat etmekte fayda var.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
uluların ulusu, yücelerin yücesi, gerektiğinde yoldaş ama gerekirse bir kartal kadar sert, şefkati ne güzel ama hiddeti aleme ibret. işte o yoldaş benjamin franklin.
çekinir abi der bana. bana geldi dedi trevor abi trevor abi ben dedi sözlük açcam. get lan işine dedim kafa mı buluyon benle dedim. tak ordan kafa sözlük diye ismi buldu. bak dedim gardaş bu işler ucuz olmaz, benjamine bakar. abi dedi sen dedi parayı merak etme, sen bana yoldaş ol altından kalkarız dedi. tak ordan bide yoldaş benjamin diye nicki koydumu sana. dedim kanka bak dedim cigara bok birader, ben kafamı bulamıyorum sen sözlük diyorsun. tak ordan dedimi abi dedi senin dedi adın trevor olsun, abi dedi her şey dedi çok güzel olacak, sen bana fırsat vermiyorsun abi dedi. ama böyle konuştukça kunduz gibi içine kaçıyo adam. tuttum aldım kunduzu oturttum karşıma. bak dedim cengo bu işlere girip dağılan çok adam var. tamam hevesini almak istiyorsan kur sözlüğü ama çok da bağlanma. der demez abi baktım site tak ertesi günü açılmış. o gün bugündür yazıyorum kendimi bilmeden. ama şunu söyleyeyim, cigara bok birader. sonra geldi dedi abi dedi ilk yirmiye girmişiz türkiye çapında. hiiih dedim çok mutlu oldum ben. nasıl olmayayım? dünya kadar sözlük sitesi var. dedim yaşşa len kelle sen adam olacan da işte ben göremeyecem. ama nasıl bir sevinç var evde. aman yarabbim. evin itleri bile iki ayak üsründe geziyor sevinçten. evin hizmetçisi diyor sevinçli sevinçli donatayım masayı size bu akşam. dedim donat tabi yaaa sabahlar olmasın kutlama yapaciz. abi biz nasıl sevinçliyiz anlatamam. benjamin diyor allah'ım sana şükürler olsun deyip ordan tak şarap kadehini kaldırdı. vurdum ensesine o anda şarap boğazında kaldı benjaminin. dedi abi oldu mu şimdi ne güzel eğleniyorduk bak şarap boğazıma durdu falan derken dedim cengo şarap içiyorsun allah diyorsun bi kendine gel. abi dedi ben dedi sevinçten ne yaptığımı biliyor muyum falan derken terastayız orda yemek yiyoruz hemen yan bina bizim şoparların yeri. akşam abi bizim çalgıcılar da kurmuş çilingir sofrasını, biz şarap çalgıcılar rakı takılıyoruz karşılıklı teraslardan. adamlar tekirdağlı abi, düğün dernek çalgı işlerinin membaa artık. ordan seslendim;üstad kanun yanında mı? şoparların en büyük olanı ordan seslendi, sen sipariden haber ver olmasa da buluruz. yaaa dedim üstad sen bilirsin işini patlat ordan güzel bişey ayarlarız bişeyler. abi adam aldı kanunu döktürüyor ama nasıl anlatamam. biz kanun dedik ama bunlar ekip. hiiih ordan çıktımı sana klarnetiydi darbukasıydı falan. üstad dokuz sekizlik giriyor aman yarabbi. yerinde durabilene aşk olsun. ölüyü diriltir abi o müzik. neyse lafı uzatmayayım o gece epey eğlendik. bir ara artık iş sanat müziğine falan kaydı biraz hüzün oldu tabi. benim eski kırık vardı onu düşündüm falan neyse derin mevzular.
yani demek istediğim kolay kurmadı benjamin bu sözlüğü.
çekinir abi der bana. bana geldi dedi trevor abi trevor abi ben dedi sözlük açcam. get lan işine dedim kafa mı buluyon benle dedim. tak ordan kafa sözlük diye ismi buldu. bak dedim gardaş bu işler ucuz olmaz, benjamine bakar. abi dedi sen dedi parayı merak etme, sen bana yoldaş ol altından kalkarız dedi. tak ordan bide yoldaş benjamin diye nicki koydumu sana. dedim kanka bak dedim cigara bok birader, ben kafamı bulamıyorum sen sözlük diyorsun. tak ordan dedimi abi dedi senin dedi adın trevor olsun, abi dedi her şey dedi çok güzel olacak, sen bana fırsat vermiyorsun abi dedi. ama böyle konuştukça kunduz gibi içine kaçıyo adam. tuttum aldım kunduzu oturttum karşıma. bak dedim cengo bu işlere girip dağılan çok adam var. tamam hevesini almak istiyorsan kur sözlüğü ama çok da bağlanma. der demez abi baktım site tak ertesi günü açılmış. o gün bugündür yazıyorum kendimi bilmeden. ama şunu söyleyeyim, cigara bok birader. sonra geldi dedi abi dedi ilk yirmiye girmişiz türkiye çapında. hiiih dedim çok mutlu oldum ben. nasıl olmayayım? dünya kadar sözlük sitesi var. dedim yaşşa len kelle sen adam olacan da işte ben göremeyecem. ama nasıl bir sevinç var evde. aman yarabbim. evin itleri bile iki ayak üsründe geziyor sevinçten. evin hizmetçisi diyor sevinçli sevinçli donatayım masayı size bu akşam. dedim donat tabi yaaa sabahlar olmasın kutlama yapaciz. abi biz nasıl sevinçliyiz anlatamam. benjamin diyor allah'ım sana şükürler olsun deyip ordan tak şarap kadehini kaldırdı. vurdum ensesine o anda şarap boğazında kaldı benjaminin. dedi abi oldu mu şimdi ne güzel eğleniyorduk bak şarap boğazıma durdu falan derken dedim cengo şarap içiyorsun allah diyorsun bi kendine gel. abi dedi ben dedi sevinçten ne yaptığımı biliyor muyum falan derken terastayız orda yemek yiyoruz hemen yan bina bizim şoparların yeri. akşam abi bizim çalgıcılar da kurmuş çilingir sofrasını, biz şarap çalgıcılar rakı takılıyoruz karşılıklı teraslardan. adamlar tekirdağlı abi, düğün dernek çalgı işlerinin membaa artık. ordan seslendim;üstad kanun yanında mı? şoparların en büyük olanı ordan seslendi, sen sipariden haber ver olmasa da buluruz. yaaa dedim üstad sen bilirsin işini patlat ordan güzel bişey ayarlarız bişeyler. abi adam aldı kanunu döktürüyor ama nasıl anlatamam. biz kanun dedik ama bunlar ekip. hiiih ordan çıktımı sana klarnetiydi darbukasıydı falan. üstad dokuz sekizlik giriyor aman yarabbi. yerinde durabilene aşk olsun. ölüyü diriltir abi o müzik. neyse lafı uzatmayayım o gece epey eğlendik. bir ara artık iş sanat müziğine falan kaydı biraz hüzün oldu tabi. benim eski kırık vardı onu düşündüm falan neyse derin mevzular.
yani demek istediğim kolay kurmadı benjamin bu sözlüğü.
devamını gör...
olivera-tanzi etkisi
gecikmeli olarak tahsil edilen vergilerin enflasyon
nedeniyle reel olarak azalacağını dolayısıyla devletin enflasyonla gelir elde etmesinin bir sınırı olduğunu savunan görüştür.
nedeniyle reel olarak azalacağını dolayısıyla devletin enflasyonla gelir elde etmesinin bir sınırı olduğunu savunan görüştür.
devamını gör...
turbo sakız
çocukluğumuzun olmazsa olmaz oyunlarından birinin oluşmasına sebep olan sakız markası. oyunun mantığı basit; turbo sakızlardan çıkan ve koleksiyonunu yaptığınız elinizdeki arabaları üç değer üzerinden birbiri ile karşılaştırıyordunuz. silindir/motor gücü, beygir gücü, azami sürat...
oyuna ilk başlayacak olanı belirlemek içinde ya yazı tura atardınız ya da taş, kâğıt, makas yapardınız. en azından bizde sistem böyle işliyordu. tabi herkes en güvendiği kağıtları sıralı olarak en ön saflara dizerdi.
bela arabalar vardı. misal şu rolls royce gibi. 6750 motor gücü ile önünüze geleni devirirdiniz.

ama şans da yanınızda olacak tabi. oyuna siz başlamışsanız ve bu kâğıt 'tan elinizde sıralı birkaç tane varsa, ortalığı toz duman ediyordunuz. bu sayede, az buz değil yığınla ferrari ve lomborghini üttüm. düşünün azami sürati 198 olan araçla bu canavarları ham yapıyordunuz. inanılmaz keyifli bir duyguydu. karşınızdaki çocuğun kâğıdı size verirken ki, bakışları, mimikleri falan pek hoş oluyordu. anlatılmaz cidden o duygu. yaşamak lazım.
ferrari şöyle bir şeydi ve kaybedenin canı fena yanıyordu. yarış arabası olan ferrari bunun kadar gözde değildi.

lomborghini ise şuydu ve en gözde arabalardan birisiydi. herkes bu arabaya bayılırdı. sarısına ve beyazına kimse itibar etmezdi.

motosikletler ise her oyuncunun yumuşak karnıydı. genelde kimse ilk destelerde elinde motosiklet tutmazdı. koleksiyon anlamında değeri vardı. çocuk aklımla o dönem en çok sevdiğim motosiklet ise şuydu;

nedense bana çok havalı gelirdi. pek zevksizmişim aslında. sevmez olaydım. *

şu kâğıt ise benim belalımdı. yahu bütün koleksiyon elimdeydi. şunu bir türlü bulamadım. aldığım sakızlardan bir türlü çıkmadı. ekrem diye bir arkadaşımız vardı, herifte bundan iki tane bulunuyordu. ne teklif ettiysem vermedi. hergelenin inadı tuttu. en nihayetinde hakkımla üterek, aldım paçasını aşağı. o günkü mutluluğumu tarif edemem. abartısız birkaç gün üst üste kâğıdı destenin içerisinden çıkarıp çıkarıp, arabaya bakmışımdır. demiş ya veysel kavuşamayınca aşk olur diye, işte o misal bizimkisi. çocukluk aşkımdı bu araba benim *
bir de illet kâğıtlar vardı. yani aklıma geldikçe gülüyorum. sakızdan o arabanın çıktığını gördüğünüz an dünyanın başınıza yıkıldığı andır. harçlıklarınızın boşa gittiğinin resmidir ve yapacak hiçbir şeyiniz yoktur. atsan atılmaz, satsan satılmaz. buyurun ona da bir örnek;

hülasa; turbo sakız çocukluk zamanlarımızın olmazsa olmazlarından birisiydi. koleksiyon uğruna az mı kavgalar yaşandı, ütülen kağıtların ardından az mı göz yaşı döküldü. ama hiçbir şey oyunu kazanmanın ve koleksiyonu tamamlamanın tadını asla gölgeleyemedi. serideki tüm kağıtlar halen aklımda. varın gerisini siz düşünün *
oyuna ilk başlayacak olanı belirlemek içinde ya yazı tura atardınız ya da taş, kâğıt, makas yapardınız. en azından bizde sistem böyle işliyordu. tabi herkes en güvendiği kağıtları sıralı olarak en ön saflara dizerdi.
bela arabalar vardı. misal şu rolls royce gibi. 6750 motor gücü ile önünüze geleni devirirdiniz.

ama şans da yanınızda olacak tabi. oyuna siz başlamışsanız ve bu kâğıt 'tan elinizde sıralı birkaç tane varsa, ortalığı toz duman ediyordunuz. bu sayede, az buz değil yığınla ferrari ve lomborghini üttüm. düşünün azami sürati 198 olan araçla bu canavarları ham yapıyordunuz. inanılmaz keyifli bir duyguydu. karşınızdaki çocuğun kâğıdı size verirken ki, bakışları, mimikleri falan pek hoş oluyordu. anlatılmaz cidden o duygu. yaşamak lazım.
ferrari şöyle bir şeydi ve kaybedenin canı fena yanıyordu. yarış arabası olan ferrari bunun kadar gözde değildi.

lomborghini ise şuydu ve en gözde arabalardan birisiydi. herkes bu arabaya bayılırdı. sarısına ve beyazına kimse itibar etmezdi.

motosikletler ise her oyuncunun yumuşak karnıydı. genelde kimse ilk destelerde elinde motosiklet tutmazdı. koleksiyon anlamında değeri vardı. çocuk aklımla o dönem en çok sevdiğim motosiklet ise şuydu;

nedense bana çok havalı gelirdi. pek zevksizmişim aslında. sevmez olaydım. *

şu kâğıt ise benim belalımdı. yahu bütün koleksiyon elimdeydi. şunu bir türlü bulamadım. aldığım sakızlardan bir türlü çıkmadı. ekrem diye bir arkadaşımız vardı, herifte bundan iki tane bulunuyordu. ne teklif ettiysem vermedi. hergelenin inadı tuttu. en nihayetinde hakkımla üterek, aldım paçasını aşağı. o günkü mutluluğumu tarif edemem. abartısız birkaç gün üst üste kâğıdı destenin içerisinden çıkarıp çıkarıp, arabaya bakmışımdır. demiş ya veysel kavuşamayınca aşk olur diye, işte o misal bizimkisi. çocukluk aşkımdı bu araba benim *
bir de illet kâğıtlar vardı. yani aklıma geldikçe gülüyorum. sakızdan o arabanın çıktığını gördüğünüz an dünyanın başınıza yıkıldığı andır. harçlıklarınızın boşa gittiğinin resmidir ve yapacak hiçbir şeyiniz yoktur. atsan atılmaz, satsan satılmaz. buyurun ona da bir örnek;

hülasa; turbo sakız çocukluk zamanlarımızın olmazsa olmazlarından birisiydi. koleksiyon uğruna az mı kavgalar yaşandı, ütülen kağıtların ardından az mı göz yaşı döküldü. ama hiçbir şey oyunu kazanmanın ve koleksiyonu tamamlamanın tadını asla gölgeleyemedi. serideki tüm kağıtlar halen aklımda. varın gerisini siz düşünün *
devamını gör...
takip edilesi sözlük yazarları
bir kaç tanım üstte nickimi gördüm ayıp olmasın diyerek artıyı bastım amma velakin utandım. arkadaşım takip edilesi tanımlara sahip değilim. henüz dilediğim gibi bilgi içerikli tanım giremiyorum boş beleş tanımlara sahibim. bakınız koca koca paraflarla gayet bilgi içerikli veyahut okuyunca ufku iki katına çıkaran en olmadı okuduktan sonra insanı ışıl ışıl aydınlatan tanımlara sahip yazarlar var. vallahi onları takibe alın okuyun mesaj atın daha çok bilgi edinin. sohbet edin bir ölçüde. hayat tecrübelerinizi paylaşın birbirinizle inanın neler neler öğreneceksiniz.
devamını gör...
merhamet yorgunluğu
diğer insanları memnun etmeye çalışan ve hayır diyemeyen insanların yaşadığı durum. o kadar fazla merhamet gösterilmiştir ki, kendisi için bir şeyler yapacak motivasyon ve enerjisi kalmamıştır.
devamını gör...
insülinoma
pankreasın en sık benign endokrin tümörüdür.
hastalar aşırı yemek yedikleri için genellikle kilo alırlar.
tanıda 72 saatlik uzamış açlık testi uygulanır ve 4-8 saat aralıklarla insülin,pro-insülin,c-peptit düzeylerine bakılır.
non-invaziv görüntüleme yöntemi olarak en duyarlı yöntem endoskopik usg'dir.
intraoperatif pankreas usg ise tümör lokalizasyonunda en etkili yöntemdir.
tedavisi cerrahidir.
cerrahi tedavi yapılamıyor diazoksit veya okreotid kullanılabilir.
hastalar aşırı yemek yedikleri için genellikle kilo alırlar.
tanıda 72 saatlik uzamış açlık testi uygulanır ve 4-8 saat aralıklarla insülin,pro-insülin,c-peptit düzeylerine bakılır.
non-invaziv görüntüleme yöntemi olarak en duyarlı yöntem endoskopik usg'dir.
intraoperatif pankreas usg ise tümör lokalizasyonunda en etkili yöntemdir.
tedavisi cerrahidir.
cerrahi tedavi yapılamıyor diazoksit veya okreotid kullanılabilir.
devamını gör...
okumadan oylamak
okumadığım hiçbir tanımı oylamam ya da favlamam. severek takip ettiğim yazarların beğenmediğim tanımını oylamam. kimse babamın oğlu değil ayyh burada bari şahsa değil emeğe oy verilsin yaa çok rica ediyorum.
devamını gör...
kimi insanların az konuşma nedeni
sessiz kalıp olan biteni çok iyi anlayan yeri geldiğind3 konuşan doğru insan tipidir.
devamını gör...
hastası olunan sözler
"en kötüsü, hayır demeyi öğrenemedim. yemeğe kal, dediler: kaldım. oysa, kalınmaz. onlar biraz ısrar ederler; sen biraz nazlanırsın. sonunda kalkıp gidilir.
her söylenileni ciddiye almak yok mu, şu sözünün eri olmak yok mu; bitirdi, yıktı beni.”
tutunamayanlar *
her söylenileni ciddiye almak yok mu, şu sözünün eri olmak yok mu; bitirdi, yıktı beni.”
tutunamayanlar *
devamını gör...
en son alınan iltifat
bir şey yapmasan da beni baştan çıkarıyorsun. *
devamını gör...
yağmurun elleri
çeviri bir şiire ait olmaktan çok daha güzel, harika sözlere sahip şarkı. içinde sevginin yanında kırılganlık da mevcut olup sevilen nesnenin iyi ve kötü özelliklerini birlikte görebilen olgun kişilik yapısı göze çarpmaktadır
devamını gör...
tabii lan manyak mısın
kullanışlı bir bkz cümlesidir.
devamını gör...
24 temmuz 2021 iki şehit vermemiz
milli savunma bakanlığı, fırat kalkanı bölgesindeki bir kirpi aracına teröristler tarafından düzenlenen saldırıda 2 askerin şehit olduğunu, 2 askerin de yaralandığını açıkladı. şehitlerimiz için allah’tan rahmet diliyor, mekanları cennet olsun diyorum.
ateş yine düştüğü yeri yakacak…
şehidin helvası sizin ocakta kavrulmadığı sürece size hep tatlı gelecek
şimdi bülent serttaş beyin açıklamasına dönebilirsiniz vatan evlatları yaşamını yitirmiş ne gam, iki kelam etmeyin tabiki…
buradan
ateş yine düştüğü yeri yakacak…
şehidin helvası sizin ocakta kavrulmadığı sürece size hep tatlı gelecek
şimdi bülent serttaş beyin açıklamasına dönebilirsiniz vatan evlatları yaşamını yitirmiş ne gam, iki kelam etmeyin tabiki…
buradan
devamını gör...
yazarların en son okuduğu kitap
oğuz atay-tehlikeli oyunlar.. sırada tutunamayanlar var
devamını gör...
rio de janeiro
são paulo'dan sonra, brezilya'nın ikinci büyük şehridir. adını var olmayan bir nehirden -rio portekizcede nehir anlamına gelmektedir- almıştır. ocak 1502'de portekizli denizci gaspar de lemos, 1565 yılında şehrin resmen kurulacağı guanabara körfezi'ne gelmiştir. ve körfezi bir nehrin ağzıyla karıştıran kaşifler şehre rio de janeiro adını vermiştir. janeiro da portekizce'de ocak anlamına gelmektedir, ocak ayında bulunduğu için ismi böyle şekillenmiştir.
aynı zamanda dünyanın en mavi gökyüzüne sahip şehridir. araştırmacı anya hohnbaum, portatif bir spektrometre yardımıyla 72 gün boyunca dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden geçen yolculuğunda, rio'daki gökyüzünün en yoğun mavi tonuna sahip olduğunu tespit etmiştir.
ve dünyanın en büyük kentsel ormanına ev sahipliği yapar. bu bilgiler ışığında göze hitap eden, büyüleyici bir şehir olduğunu söyleyebiliriz sanırım.
bir de çoğunlukla brezilya'nın başkenti olduğu düşünülür, ancak değildir. sadece bulunduğu eyaletin başkentidir.
kaynak
ve son olarak, sanırım gitmeyi en çok istediğim şehirdir. küçükken daha hayalperesttim, dünyayı gezmek gibi büyük bir hayalim vardı. sonra tabii hayatın gerçekleriyle karşılaşınca o hayalleri tek tek kaybettim ama bu şehir hala içimde minik bir istek olarak varlığını sürdürüyor. açıklayamadığım, insanı kendine çeken büyüleyici bir yanı var bence.
aynı zamanda dünyanın en mavi gökyüzüne sahip şehridir. araştırmacı anya hohnbaum, portatif bir spektrometre yardımıyla 72 gün boyunca dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden geçen yolculuğunda, rio'daki gökyüzünün en yoğun mavi tonuna sahip olduğunu tespit etmiştir.
ve dünyanın en büyük kentsel ormanına ev sahipliği yapar. bu bilgiler ışığında göze hitap eden, büyüleyici bir şehir olduğunu söyleyebiliriz sanırım.
bir de çoğunlukla brezilya'nın başkenti olduğu düşünülür, ancak değildir. sadece bulunduğu eyaletin başkentidir.
kaynak
ve son olarak, sanırım gitmeyi en çok istediğim şehirdir. küçükken daha hayalperesttim, dünyayı gezmek gibi büyük bir hayalim vardı. sonra tabii hayatın gerçekleriyle karşılaşınca o hayalleri tek tek kaybettim ama bu şehir hala içimde minik bir istek olarak varlığını sürdürüyor. açıklayamadığım, insanı kendine çeken büyüleyici bir yanı var bence.
devamını gör...
sözlükte kim kadın kim erkek anlayamama sorunsalı
bir müddet kamuflajlarımı giyinip ortalıkta dolanmıştım. ortama baktım neresi burası kim var kim yok? sevdiğim bir yazardan mesaj geldi o ara. ya kusura bakma bak yanlışta anlama bir tek senin cinsiyeti çözemedik.* (kötü niyetli bir soru değildi çok saygılı bir yazar)sonra ben koştur koştur christian bale ile ilgili bir tanım girdim hastasıyım gibilerinden. hem burayıda çözdüm. aa ne bu gizem? istediğim başlığa özgürce yazmalıyım. bu yüzden buradayım. işin özü yazıp beynimin kurtlarını dökmek..
bir erkek yazarın kızlar bana yürüyor nickimi değiştireceğim yakarışınada şahit oldum. kadın ile ilgili başlıklarda yazanları pusuda bekleyenleride. kim kadın kim erkek anlasan ne farkedecek? ne geçecek eline? fikirlere bak sen ne dönüyor o alemlerde.onu anlamak mühim mesele.
bir erkek yazarın kızlar bana yürüyor nickimi değiştireceğim yakarışınada şahit oldum. kadın ile ilgili başlıklarda yazanları pusuda bekleyenleride. kim kadın kim erkek anlasan ne farkedecek? ne geçecek eline? fikirlere bak sen ne dönüyor o alemlerde.onu anlamak mühim mesele.
devamını gör...
33333 numaralı girdinin bana yar olmaması
çok istediğim girdi numarasına sahip girdinin bana ait olmaması durumu.
aşağıdaki metni okumadan önce, buyrun cengiz atay'a kulak verelim.
sözlükteki girdi numaralarını çok severim. hatta özel bir numaraya sahip bir girdiniz varsa, size ulaşmışımdır. çünkü güzeldir bu sayılar. palindromlar, referans sayıları, onbinler...
sonra dikkatimi bir şey çekti. sözlük 30000 girdi barajını geçmişti. dedim ki kendime, sanagulbahcesivadetmedim, neden 33333 numaralı girdi senin olmasın? neden olmasındı ki?
akıştan bir şeyler girebileceğim başlıkları seçtim önce. 100 girdiden fazla vardı, 33333 olmasına. dört tane başlığa yazdım girdilerimi. beklemeye başladım.
90 girdi kaldı.
80 girdi kaldı.
70 girdi kaldı.
60 girdi kaldı.
50 girdi kaldı.
bir yandan da son girilen girdilerin numaralarına bakıyorum.
33300 oldu.
33317 oldu.
33324 oldu.
33328 oldu.
akışı yeniledim.
iki başlık daha değişti.
şimdi dedim. şimdi gir işte girdilerini. bas gönder tuşuna.
gönderdim hazırladığım girdilerimi.
ne oldu?
#33332 benim girdim.
#33334 benim girdim.
#33333 başkasının. kayıp balık memo'nun.
ezel'deki üçkağıtçı adam cengiz'in de dediği gibi, "istediğin kadar iyi planla, istediğin kadar mükemmel oyna bu oyunu, hayat seni her seferinde yener."
#44444'da görüşmek üzere sayın yazarlar. kendinize dikkat edin.
#44444 de benim değil. ağlayam.
aşağıdaki metni okumadan önce, buyrun cengiz atay'a kulak verelim.
sözlükteki girdi numaralarını çok severim. hatta özel bir numaraya sahip bir girdiniz varsa, size ulaşmışımdır. çünkü güzeldir bu sayılar. palindromlar, referans sayıları, onbinler...
sonra dikkatimi bir şey çekti. sözlük 30000 girdi barajını geçmişti. dedim ki kendime, sanagulbahcesivadetmedim, neden 33333 numaralı girdi senin olmasın? neden olmasındı ki?
akıştan bir şeyler girebileceğim başlıkları seçtim önce. 100 girdiden fazla vardı, 33333 olmasına. dört tane başlığa yazdım girdilerimi. beklemeye başladım.
90 girdi kaldı.
80 girdi kaldı.
70 girdi kaldı.
60 girdi kaldı.
50 girdi kaldı.
bir yandan da son girilen girdilerin numaralarına bakıyorum.
33300 oldu.
33317 oldu.
33324 oldu.
33328 oldu.
akışı yeniledim.
iki başlık daha değişti.
şimdi dedim. şimdi gir işte girdilerini. bas gönder tuşuna.
gönderdim hazırladığım girdilerimi.
ne oldu?
#33332 benim girdim.
#33334 benim girdim.
#33333 başkasının. kayıp balık memo'nun.
ezel'deki üçkağıtçı adam cengiz'in de dediği gibi, "istediğin kadar iyi planla, istediğin kadar mükemmel oyna bu oyunu, hayat seni her seferinde yener."
#44444'da görüşmek üzere sayın yazarlar. kendinize dikkat edin.
#44444 de benim değil. ağlayam.
devamını gör...
en sevilen ressam ve eseri
hugo simberg-the wounded angel
yeryüzünün gerçekleriyle karşılaşması sonucu büyük yaralar alan, sedyeyi tutmakta dahi zorluk çeken melek; yeryüzünün en masum canlısı çocuklar tarafından taşınıyor.
simberg 1902 'de büyük bir sinir krizi geçirir. 1903 senesinde hastaneden çıktıktan sonra bu tabloyu yapar.
yeryüzünün gerçekleriyle karşılaşması sonucu büyük yaralar alan, sedyeyi tutmakta dahi zorluk çeken melek; yeryüzünün en masum canlısı çocuklar tarafından taşınıyor.
simberg 1902 'de büyük bir sinir krizi geçirir. 1903 senesinde hastaneden çıktıktan sonra bu tabloyu yapar.
devamını gör...
14 şubat için antik öyküler
bu sözlüğün kaliteli etkinliklerine bayılıyorum. heyecanla bekliyoruz efenim.
edit: giriş konuşmasıyla kalplerimizi eriten yayın olmakta şu an.
edit: giriş konuşmasıyla kalplerimizi eriten yayın olmakta şu an.
devamını gör...