askerliğin kadınlara da zorunlu olması gerekliliği
askerliğin erkeklere de zorunlu olmaması gerekliliği. çok daha eşit.
devamını gör...
hiç çaylak entrysi beğenmemiş yazar
ben çaylakken aldıgım artı oyları veren o güzel insanları takibe aldım. vefa diye bişi var.
devamını gör...
sözlük içi mesajlaşma kapatılsın kampanyası
mesaj almayan ermolettinin dramı!
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
pandemi ilanından beri hiç izin kullanmadan çalışıyorum. hiç kelimesi altı çizili. her gün testi pozitif olan ya da temaslı olup katantinada olması gereken insanlarla muhatap oluyorum. ekmek parası diyip sabretmeye çalışıyorum. az önce iş yaptığımız biri, sizin oraya gelemem orası sağlıksız diyor. ama gelmek zorundasın diyorum. hayır pandemi var gelemem diyor.
lan g.t pandemi bi sana mı var diyemiyorum. ya da ben sadece beden sağlığımı değil akıl sağlığımı kaybetme pahasına her gün geliyorum ya diyemiyorum. senin canın kıymetli de benimki kıymetsiz mi diyemiyorum...
susmaktan içimde yangınlar çıkıyor. dışımda yansın diye, benzin döküp kendimi yaksam diyorum. 5 dakika sonra unutulacak bir eylemden öteye gidemeyecek diyorum.
galiba deliriyorum.
lan g.t pandemi bi sana mı var diyemiyorum. ya da ben sadece beden sağlığımı değil akıl sağlığımı kaybetme pahasına her gün geliyorum ya diyemiyorum. senin canın kıymetli de benimki kıymetsiz mi diyemiyorum...
susmaktan içimde yangınlar çıkıyor. dışımda yansın diye, benzin döküp kendimi yaksam diyorum. 5 dakika sonra unutulacak bir eylemden öteye gidemeyecek diyorum.
galiba deliriyorum.
devamını gör...
dark
zaman yolculuğu konulu bilim kurgu dizisi.
klişeleşmiş zaman yolcuğu dizilerinden/filmlerinden değil ve izlerken beyin yakan türden dediğimiz bir dizi.olay örgülerini beyninizde oturtmaya çalışırken,kim kimin neyi kim kimin hangi zamandaki hali diye düşüne dururken dizi akıp gitmekte ve kendinizi izlemekten alıkoyamıyorsunuz.
dizide solucan deliği baz alınarak döngüsel bir zaman yolculuğu işlenmiş.
"solucan deliği, uzay zamandaki farklı noktaları birbirine bağlayan spekülatif bir yapıdır."(bkz: einstein genel görelilik kuramı)
bu şekilde anlatılan döngü ile dizide bir karakterin geçmiş şimdiki ve gelecekteki hali ile karşılaşıyorsunuz.kafa karıştırıcı kısım da burada başlamakta.
bir karakter bir dilimde başka birinin babası ise bir diğerinde o karakter o kişinin oğlu çıkabiliyor.bu ve buna benzer aile ilişkileri etrafında dönmekte.
ve bu döngüler sayısız şekilde tekrar edebiliyor.hatta bu durum bir çok karakter üzerine geçmiş şimdi gelecek şeklinde sürdüğü için başta anlamakta zorluk çekebilirsiniz.
solucan deliği tam da burada devreye giriyor aslında,burada delikten kasıt geçitler ve dizide bu geçitler bir üçgen sembolü şeklinde gösteriliyor.üç geçit de farklı zamanlarda farklı mekanlarda yer almakta.
üçgendeki döngünün 1953-1986-2019 yılları arasında geçtiğini görüyoruz.
zamanın döngüsel şekilde sürdüğü, geçmişin geleceği geleceğin şimdiyi şimdinin de geleceği etkilediği anlatılıyor yani bu üç zaman kavramının birbirini şekillendirdiğine vurgu yapıldığını anlıyoruz.
dizide sorgulamanıza sebep olacak bir diğer şey de insanlığın nasıl varolduğu,kader kavramı nedir tam olarak ve özgür bir iradeye sahip miyiz soruları.
çünkü diğer sezona ilerledikçe olaylar bir hayli karmaşıklaşıyor.
dizi,en başından beri insanlığın varoluşuna ve gidişatına ilişkin temel sorular yöneltiyor.ve şu mesaj verilmekte.
"özgür iradeye sahip olmamız bir yanılgıdan ibaret ve aslında tercihlerimizde düşündüğümüz gibi hür olamayız, kaderimiz başka bir güç tarafından önceden çizilmiştir."
sonraki sezonlarda da bir anda kendinizi 2052 yılında buluyorsunuz.
ilginizi çekecek bir diğer tarafı da şu, son sezonda baş karakterlerden olan jonas ve martha'nın diğer adlarının havva ve adem olması.
bu da dizinin sorgulatıcı taraflarından.
bunu bilerek mi yapmışlar o kısmi henüz ben de çözemedim.dedim ya çok kafa karıştırıcı bir dizi diye.
sonuç olarak dark ,bilim kurgu severlerin çok seveceği türden bir yapım ve gerçekten çok zekice kurgulanmış.izlerken hayran kalınacak bir dizi.iyi seyirler.
klişeleşmiş zaman yolcuğu dizilerinden/filmlerinden değil ve izlerken beyin yakan türden dediğimiz bir dizi.olay örgülerini beyninizde oturtmaya çalışırken,kim kimin neyi kim kimin hangi zamandaki hali diye düşüne dururken dizi akıp gitmekte ve kendinizi izlemekten alıkoyamıyorsunuz.
dizide solucan deliği baz alınarak döngüsel bir zaman yolculuğu işlenmiş.
"solucan deliği, uzay zamandaki farklı noktaları birbirine bağlayan spekülatif bir yapıdır."(bkz: einstein genel görelilik kuramı)
bu şekilde anlatılan döngü ile dizide bir karakterin geçmiş şimdiki ve gelecekteki hali ile karşılaşıyorsunuz.kafa karıştırıcı kısım da burada başlamakta.
bir karakter bir dilimde başka birinin babası ise bir diğerinde o karakter o kişinin oğlu çıkabiliyor.bu ve buna benzer aile ilişkileri etrafında dönmekte.
ve bu döngüler sayısız şekilde tekrar edebiliyor.hatta bu durum bir çok karakter üzerine geçmiş şimdi gelecek şeklinde sürdüğü için başta anlamakta zorluk çekebilirsiniz.
solucan deliği tam da burada devreye giriyor aslında,burada delikten kasıt geçitler ve dizide bu geçitler bir üçgen sembolü şeklinde gösteriliyor.üç geçit de farklı zamanlarda farklı mekanlarda yer almakta.
üçgendeki döngünün 1953-1986-2019 yılları arasında geçtiğini görüyoruz.
zamanın döngüsel şekilde sürdüğü, geçmişin geleceği geleceğin şimdiyi şimdinin de geleceği etkilediği anlatılıyor yani bu üç zaman kavramının birbirini şekillendirdiğine vurgu yapıldığını anlıyoruz.
dizide sorgulamanıza sebep olacak bir diğer şey de insanlığın nasıl varolduğu,kader kavramı nedir tam olarak ve özgür bir iradeye sahip miyiz soruları.
çünkü diğer sezona ilerledikçe olaylar bir hayli karmaşıklaşıyor.
dizi,en başından beri insanlığın varoluşuna ve gidişatına ilişkin temel sorular yöneltiyor.ve şu mesaj verilmekte.
"özgür iradeye sahip olmamız bir yanılgıdan ibaret ve aslında tercihlerimizde düşündüğümüz gibi hür olamayız, kaderimiz başka bir güç tarafından önceden çizilmiştir."
sonraki sezonlarda da bir anda kendinizi 2052 yılında buluyorsunuz.
ilginizi çekecek bir diğer tarafı da şu, son sezonda baş karakterlerden olan jonas ve martha'nın diğer adlarının havva ve adem olması.
bu da dizinin sorgulatıcı taraflarından.
bunu bilerek mi yapmışlar o kısmi henüz ben de çözemedim.dedim ya çok kafa karıştırıcı bir dizi diye.
sonuç olarak dark ,bilim kurgu severlerin çok seveceği türden bir yapım ve gerçekten çok zekice kurgulanmış.izlerken hayran kalınacak bir dizi.iyi seyirler.
devamını gör...
madalyalı yazarlar özelliğinin gelmesi
yani ne konuşuldu ne yazıldı çizildi arkadaş. 150 kelimeyi geçen belirli kategorilerdeki her yazı için +20 karma veriyor altı üstü. 10 tane yazsan 200 karma, bi rozet etmiyor. çerez parası, karması.
burayı seviyorum, burada yazmayı da ama sık sık kendime, ara ara da miko’ya söylediğim bir cümle var: “biz napıyoruz burada?” yine aynı soruyu soruyorum kendime, bu başlığa yazılanları okudukça. bence çok gereği olmayan ve yine bence, iyi hazırlanılmamış bi hamleydi bu madalya olayı. kurdele gibi takılıyor, taksınlar nazarlık olsun lafım yok ama. ama. her zaman var ya hani bi ama, işte ondan. “150 kelime” yazmayı çok bulan insanları gördükçe kulağımda ilgili cümle çınlıyor. sonra buraya yazdığım en uzun yazının kelime sayısına bakıyorum: 1790. 150 kelime ne kadar tutuyor diye bakıyorum, ilk iki paragrafı sadece.
yanlış anlaşılmasın, kimsenin tarzına lafım yok hatta ben de yıllarca kısa kısa yazdım, buraya ilk geldiğimde de hatta #463724. dedim ya, tarz meselesi. ama yani gerçekten, okur yazar bi kitle var diye gelip otağımı kurduğum yerde 2 paragraflık yazı yazamayan, bunu çok gören insanların olduğunu görmek, ne diyeyim. tekrarlıyorum, yazmayan değil, yazamayan. çok garip gerçekten, çok acayip.
burayı seviyorum, burada yazmayı da ama sık sık kendime, ara ara da miko’ya söylediğim bir cümle var: “biz napıyoruz burada?” yine aynı soruyu soruyorum kendime, bu başlığa yazılanları okudukça. bence çok gereği olmayan ve yine bence, iyi hazırlanılmamış bi hamleydi bu madalya olayı. kurdele gibi takılıyor, taksınlar nazarlık olsun lafım yok ama. ama. her zaman var ya hani bi ama, işte ondan. “150 kelime” yazmayı çok bulan insanları gördükçe kulağımda ilgili cümle çınlıyor. sonra buraya yazdığım en uzun yazının kelime sayısına bakıyorum: 1790. 150 kelime ne kadar tutuyor diye bakıyorum, ilk iki paragrafı sadece.
yanlış anlaşılmasın, kimsenin tarzına lafım yok hatta ben de yıllarca kısa kısa yazdım, buraya ilk geldiğimde de hatta #463724. dedim ya, tarz meselesi. ama yani gerçekten, okur yazar bi kitle var diye gelip otağımı kurduğum yerde 2 paragraflık yazı yazamayan, bunu çok gören insanların olduğunu görmek, ne diyeyim. tekrarlıyorum, yazmayan değil, yazamayan. çok garip gerçekten, çok acayip.
devamını gör...
dünyanın en değerli şeyi
merhamet ve vicdan sahibi olmak. hele bugünlerde çok daha değerli.
devamını gör...
aman boşver yakışıklı olmasa da olur diyen kız
yüzü güzele kırk günde doyulur da gönlü güzele kırk yılda doyulmaz diyen kızdır. haklıdır.
devamını gör...
özledim mesajı
pişmanlık yaratacak mesajdır. günün hangi saatinde gelirse gelsin insan kalbiyle değil de mantığıyla hareket etmelidir. "özledim mesajı" geçmişte olaylı biten bir dosttan,eski sevgiliden geldiyse hele ki 2 kat üstüne düşünülüp taşınılmalıdır. genelde özledim mesajları, "döndüm dolaştım boşta kaldım yine sana döndüm-ü" barındırır. yoksa niye özledim mesajı atsın bu insanlar size arkadaşlar? kara kaşınıza kara gözünüze değil. masum olanları da vardır elbette. gerçekten özlem barındıran, karşıdakinin çıkarsız özlemi... işte onları ne mantığınla nede kalbinle hissedersin.çünkü zaten iliklerine kadar hissedersin. kalbinden tüm vücuduna yayılırlar.
devamını gör...
ilişkilerin son zamanlarda hızlı tükenme sebebi
az emek, çok seçenek.
devamını gör...
ideal gaz yasası
sadece teoride olan ideal gazların durumları hakkında denklemler sağlayan bir yasadır. bir miktar gazın durumu; basıncı, hacmi ve sıcaklığına göre belli olur şeklinde açıklanıp şu şekilde formülüze edilir.
p . v = n . r . t (bu fomülü zamanında bize afedersiniz "pezevenk nurettin" olarak öğretmişlerdi, hala öyle mi acaba?)
p = paskal olarak basınç,
v = metre küp olarak hacim,
n = gazın mol sayısı,
r = gaz sabiti (8.3145 j/(mol k))
t = kelvin olarak sıcaklık
p . v = n . r . t (bu fomülü zamanında bize afedersiniz "pezevenk nurettin" olarak öğretmişlerdi, hala öyle mi acaba?)
p = paskal olarak basınç,
v = metre küp olarak hacim,
n = gazın mol sayısı,
r = gaz sabiti (8.3145 j/(mol k))
t = kelvin olarak sıcaklık
devamını gör...
miktar teorisi
irving fisher tarafından ortaya atılan ve dolaşımdaki para miktarındaki bir artışın fiyatlarda da oransal bir artış getireceğini öne süren teoridir.
devamını gör...
okuyana ilaç olacak sözler
“kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür
gümbür bir telaş
gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne
güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!”
ataol behramoğlu
gümbür bir telaş
gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne
güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!”
ataol behramoğlu
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
kütüphaneden aldığım ve henüz okumayı bitirmediğim kitabın iade tarihinin gelmiş olması.
-kitabı bitirmek de istemiyorum*
-o yolu da yürümek istemiyorum*
kaç saattir kesik olan elektrik de var!
çıvdıvıcam.
-kitabı bitirmek de istemiyorum*
-o yolu da yürümek istemiyorum*
kaç saattir kesik olan elektrik de var!
çıvdıvıcam.
devamını gör...
zengin bir eş bulma hayali
devamını gör...
yüz felci
egzersiz hareketleriyle atlatılacağını bilseniz dahi sizi psikolojik olarak oldukça yıpratan kötü huylu bir hastalık türü.
devamını gör...
meute
11 kişilik alman tekno bando grubudur.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
bugün kızımın doğum günüydü..
benim güzelim rengarenk bir gökkuşağı gibi aydınlattı bizi her zamanki gibi.
gözündeki ışıltıyı gösterebilseydim keşke size. daha ne olsun cancağızım yaa. bugün itibariyle ben anne olalı 7 sene olmuş. *
benim güzelim rengarenk bir gökkuşağı gibi aydınlattı bizi her zamanki gibi.
gözündeki ışıltıyı gösterebilseydim keşke size. daha ne olsun cancağızım yaa. bugün itibariyle ben anne olalı 7 sene olmuş. *
devamını gör...
sana'a manuscript
üzerinde iki ayrı katmanda iki ayrı metnin olduğu el yazmalarıdır. alt katmandaki metin silinmiştir ve onun üzerine üst katmandaki metinler yazılmıştır. üst katmandaki metin bugün bilinen ve okunan othmanic * nüshasına uygundur. ancak alt katmandaki metin, okunabilmesi için, ultraviyole görüntüleme ile yeniden yapılandırılmıştır ve bu metnin kuran'ın othmanic kopyasından farklılık gösterdiği anlaşılmıştır.
haliyle kuran'ın hiç değiştirilmemiş olduğu tezini çürüten el yazmalarıdır. en azından benim için böyle, çünkü ben "kuran'da bir nokta bile değiştirilmemiştir, her şey tıpatıp aynı kalmıştır" sözünü duya duya büyümüş bir insanım. sonuç olarak bu yazmalar bu bakış açısının yanlışlığını ortaya koymuş oldu benim için.
haliyle kuran'ın hiç değiştirilmemiş olduğu tezini çürüten el yazmalarıdır. en azından benim için böyle, çünkü ben "kuran'da bir nokta bile değiştirilmemiştir, her şey tıpatıp aynı kalmıştır" sözünü duya duya büyümüş bir insanım. sonuç olarak bu yazmalar bu bakış açısının yanlışlığını ortaya koymuş oldu benim için.
devamını gör...
