cumhurbaşkanlığı kabinesi, bugün cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan başkanlığında toplanacak.

kabine toplantısına, yeni göreve atanan aile ve sosyal hizmetler bakanı derya yanık, çalışma ve sosyal güvenlik bakanı vedat bilgin ile ticaret bakanı mehmet muş ilk kez katılacak.

toplantıda covid-19'la mücadelede alınan tedbirlerin sonuçları, aşı tedariği, yerli aşı çalışmaları ve aşı takvimi konularının yanı sıra yeni kısıtlamaların da ele alınacağı tahmin ediliyor.

sağlık bakanı fahrettin koca toplantıda sunum yapacak.


buradan
devamını gör...

+nickaltıma girme aşkım
+bu arada yaş kaç
-profilinin üzerine iki tokat çekip mahlasını yırtıyorum
-27
+ profilime gir aşkım
+ yoldaş benjamin franklin geldi yazma
- yoldaş'ın mahlasını yırtıyorum
+yazma yazma.

şeklinde fingirdeşen terbiyesiz yazarlardır.
devamını gör...

insanlar iyi ve kötü olarak ayrılır. dinmiş, siyasi görüşmüş, tuttuğu takımmış, oymuş, buymuş... arada saygı olduğu sürece kadın/erkekle evlenilir.
devamını gör...

ergen oğlum "anne dışarıda koca bir dünya yok, beni dışarı çıkartmaya çalışma, beni bi sal artık" dedi, ben ikna oldum şahsen.
devamını gör...

evlilik yüceydi, evlilik görkemliydi. fakat insanlar onu bitirdi, tahrip etti. neticede seks için, ailesi için, toplum için evlenen insanların çoğaldığı bir toplum ortaya çıktı. fakat gerçeği neydi? sevginin paylaştıkça çoğaldığı, acının paylaştıkça azaldığı bir bütünlüğü ifade ederdi. aşkın insanda bıraktığı bağımlılık duygusundan soyuttu belki. ama asla bağımsız da değildi. insan doğası gereği tek kişi olamazdı zaten. yalnızlıktan, mutsuzluktan korkan insanın anlam arayışının sonlandığı ve insanın bir noktada huzura erdiği bir kurumdu. olması gerekenden bahsediyorum elbette. yoksa şu an olandan değil pek, her ne kadar olması gerektiği gibi olan evlilikler olsa da.

yorulmuş ruh, dinginleşmek ister. tüm hayatı boyunca (özellikle günümüz yüzyılı içerisindeki insanın bireysel gelişme çabasını göz önüne alırsak) öğrenmeye, bilgiye olan açlığını gidermeye çalışan insan, zaten yalnızdır, yalnızlaşır. geçmişinde acı çekmiştir zaten. ve bir noktada bu acılardan, mutsuzluktan uzaklaşayım derken; zihninin derinleşmesiyle beraber kendisini daha da derin bir çukurun içerisinde bulur. insanlarla arasına duvar çeker, insan doğasından nefret eder, tiksinir. bir noktada kendine de nefret duyar bu yüzden. çünkü kendisi de aslında bir insandır. kendisi sadece ötekileşmiştir. bu noktada insan sıradanlığının farkına varırsa eğer, daha da büyük bir buhran içerisine girer. kurtuluş yolu nedir o halde? kimisi inançta bulur kendisini, kimisi acısını şekillendirir, kimisi de aşık olur. ya kurtuluşa ermeye başlamıştır ya da daha da beter olmaya. evlilik hayatına başlama nedeni insanın bütün bu yalnızlık düşüncesinden kurtulma ihtiyacından da kaynaklanır. "ben yapayalnızım. insanlardan ötekileştim. sıradanım ama aynı zamanda sıra dışıyım. bedbahtım ama görkemliyim de. seviyorum birisini evet, o da benim gibidir belki. hem evliliği gerçekleştirirsem eğer, işte o zaman daha da çok sevebilirim. sevgim büyür gittikçe. ve yorulmam da artık. kurtuluşa ererim."

her insan evlenmemelidir. benim az önce tarifini yaptığım spesifik insan modeli aramızda yaşıyor olmalı. fakat herkes böyle değildir. o yüzden de zaten evlilik müessesesi tahrip oluyor. toplumun ortaya çıkardığı evlilik müessesesinin temel gayesi nedir? bu sorunun cevabını vermek az önce bahsettiğim şeylerin aksini ispatlayacakmış gibi gözükebilir. fakat aslolan daha makul: sistem içerisinde şekillenmiş bir kurum olan evlilik, insanın mutluluğuna ve dolayısıyla eşlerin mutluluğuna hizmet etmelidir. bir amaç değildir yahut. bir araçtır.

fakat aşk tehlikelidir. çok tehlikeli. o yüzden böyle bir şey için beklemek gerekir. beklemek ve görmek. hem evlilik olmasa da mutluluk olabilir pekala eşler için. bu yalnızca bize dayatılan bir paradigma. önemli olan sevginin paylaşılması, isteklerin belirginleşmesidir. özünde dürüst olmaktır.
devamını gör...

tanımak istediğim, saygıyı hak eden kibar kardeşimiz.yolum düşerse evinin bahçesinde demli çayını içmek istediğimi de belirteyim.
devamını gör...

kanser hastası sevgili dilek ve karşısındaki insanımsının kameralar karşısındaki diyalogları. pardon, daha doğrusu artık hayatta olmayan dilek'in ağlayarak kendini anlatma çabaları...

- ben dilenci değilim !
- görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda...
devamını gör...

dedemin bize karşı uyguladığı işkence biçimidir.
allah'tan askerliğini iki yıl yapmış iki üç sene daha fazla yapsa uyurken de anlatmak zorunda kalacaktı. bir de işkence sadece bize özel değil önüne kim çıkarsa, en son hastanede doktora anlatmaya başlamış babamlar adamım işi gücü var demişler öyle odadan çıkmış.
yoldan geçene de askerlik anısı anlatılmaz ki canım.
devamını gör...

"sizin ne düşündüğünüzü bilmiyorum, ama bence uygar ülke, kimsenin politika ile zaman harcama gereksinimi hissetmediği yerdir."
salamina askerleri - javier cercas
devamını gör...

3 yaşında kerata şimdilik oyuncakları toplamak gibi basit şeyler yaptırıyorum.yavaş yavaş işler de büyüyecek.yapıcak!yapmalı!
devamını gör...

çapulcular, tom riddle'ın voldemort olma yolculuğu, hogwartsın kuruluşu gibi konuları ele alırlarsa çok güzel işler olabileceğini düşünüyorum. ama filmlerin devamı ya da aynısı olarak devam ederlerse olmaz bence, mahvolur. 8. kitap sayılan şeyden de gördük bunu.
devamını gör...

israilin kutsallarımıza saldırması asla kabul edilemez diyen bir adamın ne tarihten ne dinden haberi vardır. mescid-i aksa dediğin yer neresidir? ne kutsaliyeti vardır acaba? nasıl bir tarih yazıldı size ki yediniz yuttunuz bunları? inandım iman ettim dediğin kitapta bile o toprakların israilin çocuklarına vaad edildiği yazar. filistinliler dediğin adamlar kimdir haberin var mı? ııı. ramses döneminde m.ö.1200lerde mısırdan kovulmuş, amurru-hiksos kökenli isimleri palesti (dağlı) olan insanlar. gaze,aşkolon ve aşhodda şehirler kurmuşlar. israiloğlulları ile savaşmışlar (bknz. talut ve calut). 640 yılında müslümanlar bölgeyi alınca arapçada p sesi olmayınca filitsler (filistin) oluyor. ilk önce müslümanlaşıyor sonra zamanla asimile olup araplaşıyorlar.

süleyman mabedinden bir duvar kalmış. üstüne mescid yapmışlar. halife ömer feth edince bugünkü o sarı kubbeli mescidi yaptırıyor. sözüm ona ilk kıbleymiş. sonra çevrilmiş.

ne tarih biliyorlar ne kültür. bu arada israilin yaptığı kabul edilebilir mi? asla. zulüm zulümdür. ama kaşınan kim? bunları yönetenler. aralarında savaş çıktığında mısır araya girdi vaktiyle. 6 saatlik ateşkes oldu uçaklarını yere indirdi israil. sonra filistin yönetimi bu ateşkesi tanımadı. neden? çünkü cihad edecekler şehit olacaklar. o kadar acizler ki, bunların saçma sapan yönetimi yüzünden olan masum çocuklara, kadınlara ve yaşlılara oluyor.

iletişim başkanı hiç soruyor mu acaba koka kola şirketi neden filistinde 17 fabrika açıp istihdam sağlıyor?

yıllardır siyasetin ve dinin kurbanı olan, kullanılan kavramdır mescidi aksa.
devamını gör...

arapça kökenli "muzaffer" sözcüğünün türkçe karşılığıdır. pek bilinmediğini düşünsem de hoş bir sözcük olduğuna inanıyorum. ayrıca yine "yenmek" eyleminden "yengi" (zafer) sözcüğü de mevcuttur. "yengin" sözcüğünün bir diğer eş anlamlısıysa "utkan"dır. bu sözcük de "utmak" (kazanmak, yenmek) eyleminden türemiştir ("utku" sözcüğü gibi).
devamını gör...

pikap ve barış manço plakları olmuştu.
devamını gör...

azıcık kıçım tutuşsun müthiş yalan söylerim. öyle bir yalan söylerim ki “ulen yoksa doğru mu söylüyorum?” derim. herkese karşı değilse de sevdiğim insanlara karşı içten içe kendimi yememe sebep olur.
(bkz: bugün fazla dürüstüm)
devamını gör...

öğretmen ve müfettiş olarak anadolu'ya gitmiş. anadolu'yu ve anadolu insanını yakından tanıma fırsatı bulmuştur. kahramanları genellikle tek yönlü ve insancıl özelliklere sahiptir. istanbul kızı adıyla kaleme aldığı tiyatrosunu sahneleme imkanı olmayınca 1922 yılında çalıkuşu adıyla romanlaştırmıştır.
devamını gör...

imkan var, değiştirin anacım.
ben sanırım devamlı isim değiştiren birisi olacağım.*)
devamını gör...

eskiden olurdu, hala oluyor ama doğru bir ilişki türü değil. 30'lardan sonra aradaki 10-15 yaşlar çok önemli değil (mesela 35-45, 40-55..) ama 30 öncesinde, 18-30 ilişkisinde hiç bir şekilde denklikten ve derinlikten bahsedilemez. denklik yoksa da mutlaka bir taraftan daha çok gider.
devamını gör...

30 yaşına gelmiş biri olarak tavsiyem o güzel yıllarınızı çok iyi değerlendirin.kendinizi sıkmadan güzel birikim yapmaya çalışın.erkenden evlenmeyin mevcut işinizde kendinizi geliştirin ve vucudunuzuda.30 lu yaşlar artık bir şeylerden bıkmanın eşiği gibi oluyor o yaşları değerlendirmek şart..
devamını gör...

aramızda kalsın ama.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim