yılın en sevdiğim zamanı ayrıca içinde bulunduğumuz nisan ayı*. doğum günlerini çok sevdiğim için her fırsatta dile getirmiyormuşum gibi bi de buraya yazıyım dedim*.
devamını gör...

"özel bir şey göremezsin ben herhangi biriyim. boşuna gaza getirmek için pohpohlama ben kim olduğumun farkındayım ."
devamını gör...

güney amerika'da yaghan dilinden bir kelimedir. “iki insanın da yapmak istemediği, ancak ikisinin de söylemeye çekindiği için yapmamalarını umarak karşılıklı bakışmaları” anlamına geliyor bu kelime.
guiness rekorlar kitabı’na dünyanın en az ve öz kelimesi olarak girmiştir.
devamını gör...

sonsuzluğu ifade eden işaret. yan yatmış sekiz rakamına benzemektedir. atatürk'ün ölüm yılı olan 193∞ ile ona aşinayız.

öğrendiğime göre yan yatmış kum saati demekmiş. zaman durdu. akmıyor gibi..
devamını gör...

sonradan birçok serisi çıkmış olsa da ele alacağım yapım 2000 yılında çıkış yapan orijinal beyblade'dir. yapımın 51 bölüm boyunca vurgulamak istediği şey arkadaşlığın ve oynanan oyundan keyif almanın önemidir. beyblade denen zımbırtıyı yerli ağızla ele alacak olursak da sanırım 'topaç' diyebilirim. ancak bazı beybladelerin içinde kutsal canavarlar bulunmaktadır. bu kutsal canavarlar karşılaşma esnasında ortaya çıkar ve kendilerine has yetenekleriyle rakibi alt etmeye çalışır. yapımda ise 5 adet önemli karakter vardır. bunlar: kinomiya takao, (ana karakter.) kai hiwatari, (havalı çocukların favori karakteri.) max mizuhara, ray kon ve bilgiç'tir. (gözlüklü küçük beyblade oyuncusu olmayan velet.) yapımda karakterler önce japonya'da ülke genelinde düzenlenen turnuvaya katılır. turnuvayı takao kazanır, kai ise ikinci olur. ray ve max'le beraber ilk 4'e giren oyuncuların sırası belli olur. bu dörtlü bundan sonra "japon takımı" olarak anılacaktır. bilgiç ise oyuncuların beybladelerine bakım yapmak, tamir etmek, rakibi analiz etmek amacıyla japon takımı'na teknik sorumlu olarak dahil olur. oluşan bu ekip akabinde düzenlenen asya turnuvası'na katılır. orada şampiyon olup avrupa turnuvası'na doğru emin adımlarla ilerlerler. her ne kadar belli başlı zorluklar yaşamış olsalar da avrupa turnuvası'nı da kazanırlar. (kazanamasalar çizgi film biter olum, dimi?) bu turnuvanın ardından da dünya turnuvası'na katılırlar. burada finalde karşılaşacakları rakip "rus takımı"dır. rus takımı son derece acımasız, çirkef, ancak bir o kadar da güçlü oyunculardan oluşmaktadır. kutsal canavarları da kendileri gibi kötü niyetlidir. ancak yazının başında da belirttiğim gibi kazanmamın formülü arkadaşlıktır. bu nedenle ruslar hariç tüm rakipleri ile bir ittifak oluştururlar. çünkü her ne kadar birbirlerine düşman gibi gözükseler de hepsinin ortak amacı beyblade oynamak, beybladeleri korumak ve yaygınlaştırmaktır. rusların kötü emellerine beyblade gibi masum bir unsuru alet etmek istemezler. ayrıca söylemeden edemeyeceğim, ruslara karşı oluşturulan bu ittifaktan ben bi nato kokusu almadım diyemem. (senaristin aklına gerçekten nato gelmiş midir onu bilemiyorum.) devam edecek olursam hepinizin tahmin edebileceği üzere japon takımı'mız rus takımı'nı alevli meyve tabağı edasıyla döndürerek evire çevire tokatlamıştır. (bu kadar kolay olmadı tabii. benim algıma gelmeyin.) ayrıca neredeyse 40-45 bölüm boyunca bir kez yüzü gülmeyen ve takım arkadaşlarına değer vermeyen kai, son bölümlerde ana fikre son derece uygun bir kişiliğe bürünmüştür. tüm yönleriyle ele alamamış olsam da önemli bir kısmını anlatmış olduğum bu yapımın yeri benim için çok ayrıdır. ankara dışkapı'da rus pazarı (ulan yine mi ruslar!) denen yerden çakma beybladeler alıp beraber kırılana kadar tepside döndürdüğümüz alper adlı arkadaşıma selamlar. maddi anlamda düze çıktığım bir vakit birkaç orijinal beyblade ve tepsi olmayan bir arena almayı düşünmekteyim.
devamını gör...

yazarları düşünüp kolaylıkla faydalanılacak kayda değer bir destek ve yardım durumu olmuş. teşekkürler yoldaş benjamin franklin ve ekibi. yenilikler hep olsun.
devamını gör...

çok gıcık olduğum sözlük yazarlarından ateist kaplumbağanın şu #1195329 tanımda bir cümle geçer. cümleyi olduğu gibi kopyalıyorum;

“içki bütün kötülüklerin anasıdır diyorlar ama bence bütün kötülüklerin anası değersizlik hissi.”

hay içtiğin rakıya anason olayım. yazma be adam böyle şeyler.
devamını gör...

bugün en çok buna güldüm hahahahahahaha
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

onu bilmem anlamam , ikisi de büyük doğruluk ve cesaret ister.

artık ya kendine güveneceksin yada yine kendine.
devamını gör...

ülkenin gelmiş geçmiş en güzel, en kafası çalışan, en cool kadını.
bizim jenerasyon kadınları, kendini çok hoş, çok havalı, çok alımlı hissedince hülya avşar gibiyim der. ikon kadın.
devamını gör...

çünkü niye olmasın?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beni bu havalar mahvetti
.
.
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti.
devamını gör...

nickaltına ikinci gelişim.baktım ki ilk yazdığımda çok eksik kalmış herşey.gelmişken de görüyorum ki buradaki çoğu yazar tarafından çokça seviliyor. onu farklı kılan tevazü sahibi biri olması.öyle ki sözlükteki motivasyon kaynağımdır kendisi.hitabeti çok güçlü enerjisi ışık parlaklığındaki bu bal iyi ki bu sözlükte.hem tanımlarda hem mesajlarda hep olumlu bir etki bırakır bende. iyi ki tanımışım senin gibi güzel insanı...
ada vapuru yandan çarklı...
devamını gör...

merakla beklediğim yayın.
dinliyor olacağım.
devamını gör...

kenneth rexroth tarafından yazılan, macar işçilerinin isyanının sovyet tankları altında paramparça oluşlarını alternatif bir tarih üzerinden anlatan şiir.

tarihin alacaklıları anarşistler, özgürlükçüler, karşı devrimci ilan edilen ve katledilenler dirilir; macar işçilerinin yanında isyana katılır. estetiğini japon şiirinden, etkileyiciliğini anarşizmden ve içeriğini de tarihten alır.

noretorp noretsyh “hysteron proteron” söz sanatının tersten yazımıdır. hysteron proteron, sonra söylenmesi gerekeni önceden söylemek anlamına gelir.

amerikan kültür devrimi ve şiir rönesansının benim için en önemli isimlerindendir. 70 sonrası akademik prestij uğruna etliye sütlüye dokunmayan sözde devrimci neo-marksist, post modernist budalaların yarattığı entelijansiyaya karşı ilaç olabilecek eserlerden biridir.

yağmurlu, sisli sonbahar,
bulutlardan kuleler
parlak pasifik gökyüzünde.

golden gate parkı’nda,
tavus kuşları,
bağırıyorlar,
düşen yaprakların
arasında dolaşarak.

duman karasındaki
kan donduran gecelerde
kronştad denizcileri yürüyor,
budapeşte’nin sokaklarında.

barikatın taşları,
yükseliyor, parlıyor,
şekilleniyor.
şeklini alıyor,
mahno’nun köylü ordularının.

sokaklar meşalelerle aydınlanıyor.
benzinle ıslanmış bedenleri,
solovetski anarşistlerinin
her köşede yanıyor.

kropotkin’in açlıktan ölmüş bedeni doğuyor,
devlet ofislerinin yanında,
korkak bürokratların.

bütün polisolatörlerinde
sibirya’nın,
ölü partizanlar
savaşa gidiyor.

berneri, andreas nin,
ispanya’dan bir lejyonla geliyor.
carlo tresca geçiyor
atlantik’i,
berkman taburuyla.

buharin acil ekonomik konsey’e katıldı.
yirmi milyon
ölü ukrayna köylüsü
buğday yolluyor.

julia poyntz,
amerikan hemşirelerini örgütlüyor.

gorki bir manifesto yazdı,
“dünyanın bütün entelektüellerine!”

mayakovski ve essenin
bir mısra üzerinde anlaştılar,
“bırakalım intihar etsinler.”

macar gecesinde bütün ölüler,
tek bir sesle konuşuyor.

bisikletle geçerken yeşilinden
güneş lekeli
kaliforniya kasımı’nın,
o sesi duyabiliyorum
tavus kuşlarının bağırtısından daha net,
düşen öğleden sonra.

tıpkı boyalı kanatları gibi rengi,
sonbaharın bütün yapraklarının,
yuvarlak batik etek
senin için yaptığım,
rüzgârda ışıldıyor
eşsiz uylukların üzerinde.

ah!
hayal gücümün
muhteşem kelebeği,
gerçekliğe uçuyor,
daha gerçek bütün hayallerden.
kötülüğü dünyanın,
senin yaşayan etine göz dikiyor.
devamını gör...

gerçekten anlamak isteyerek ve tüm algıları açık bir şekilde, dikkatle dinlemek anlamında kullanılan bir deyim.
devamını gör...

insan kendini bir şeye zincirleyerek yaşadığı sürece, bu şey bir tarla da olsa hapishaneye dönüşüyor. nerede ve ne için yaşadım, h. d. thoreau
devamını gör...

(bkz: rahatın batması sendromu)
devamını gör...

ped neden siyah poşete koyulursa o sebepten. ikisi de ayıp ya da saklanacak şeyler değil ama toplumumuz neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edemiyor.

ekleme: eşini ya da çocuğunu döven birini görse görmezden gelir ama içki ooo haram ama ped ayııp. iki yüzlü şerefsizler.
devamını gör...

evden, iş ortamından beklenmeyen bir şekilde uzaklaşma, seyahat etme, yeni bir iş ve kimlik edinme ile karakterize rahatsızlıktır.

hasta durumun farkında değildir, füg sırasında geçmişi hatırlamaz, iyileşme döneminde de füg sırasında olanları hatırlamaz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim