koklayınca geçmişi hatırlatan kokular
sabundur. hastane kokusu olur ya, genelde hastaneye aittir hep, bu da oyle, bir mekana ve bir doneme ait bir sabun kokusu. o yer ve o donem disinda hic bir zaman kullanmadim ama o kokuyu hic unutmam.
devamını gör...
kendi saçını kesmek
pandeminin ilk zamanlarında benim de gerçekleştirdiğim eylem. yanlardan ve üstlerden kırıkları al, önler kalsın mentalitesiyle çıktığım bu yolda yanlışlıkla kafamın sol tarafını bildiğiniz oydum. akabinde “amaaaann vur sıfıra saç köklerin sağlıklı olsun” diye düşünüp sıfıra vurdum. hayatımın bir dönemini keltoş geçirdim ama allah’tan kimse çıplak gözle tanık olmadı. hem her şey sağlık içindi...
devamını gör...
randevusuna genelde iki saat kadar geciken rahat insanlar
hem kendisine hem de karşısındaki insana saygısızlık yapan insandır.
ben 1 dakika geç kalsam utanırım defalarca özür dilerim.
ben 1 dakika geç kalsam utanırım defalarca özür dilerim.
devamını gör...
karikatürler efendisi
(bkz: bengaripsengüzeldünyaumutlu)
devamını gör...
matematik
türk öğrencilerinin başının belası olan bir derstir. aslında tüm sorun matematiği sadece geçilmesi gereken "bir ders" olarak görmeleridir. o olmadan hayatın olmayacağını, fiziğin, kimyanın, biyolojinin çaresiz kalacağını bilmezler. bu bilimler matematiksiz bir adım atamazlar, onu bilmezsen nasıl hesap yapabileceksin ki?
aslında kabahatın büyüğü öğrencide değil maalesef matematiği sadece formül ve sayılardan oluştuğuna inanan eğitim sistemimizdedir. öğretmenlerde bu sisteme bağlı oldukları için nasıl gördülerse ve kendilerinden nasıl öğretmeleri isteniyorsa o şekilde öğrencilere öğretmeye kalkarlar ve sonuç üniversite imtihanlarında yüzbinlerce öğrenci tarafından çözülemeyen dört işlem öncelik sıralı 9 : 3 x (7+2) sorusu, herkes kendi bildiği şekilde çözer.
matematikte formüller öğrencilere dayatılır, oysa ki her formülün geldiği bir yer vardır, onu öğretmeye çalışsalar belki de sonuç böyle olmayacak, gauss formülünü terim sayısı çarpı terim sayısının bir fazlasını yarıya böl şeklinde ezberletir dururlar. oysa ki şurada olduğu gibi öğrencilere öğretmek işlerine gelmez. sinüsü karşı dik kenar bölü hipotenüs derler, birim çemberi anlatmazlar.
öğrenciler üniversite imtihanında matematikten kaçmak için hukuk okumak isterler. eşit ağırlık (ea) puanı ile alan bölümde matematik gene karşılarına çıkar, sadece türkçe yapmak yetmez, mutlaka matematiği yapmak hem de iyi yapmak zorundadırlar.
sınava hazırlanırken "ben matematiği ne yapacağım, ileride markete gidince iki kilo integral, 3 adet türev mi alacağım" diye durumun ciddiyetini kavramazlar. oysa,bilmez ki ileride mühendis olduğunda hesap kitap yaparken türevsiz, integralsiz adam atamayacak.
veliler, çocukları bu dersten zayıf aldıkça çocuklarına hakeret ederler, sanki kendileri bu işin zamanında profesörüymüş gibi. suçlu hep matematiktir zaten ne gerek var ki ona?
aslında kabahatın büyüğü öğrencide değil maalesef matematiği sadece formül ve sayılardan oluştuğuna inanan eğitim sistemimizdedir. öğretmenlerde bu sisteme bağlı oldukları için nasıl gördülerse ve kendilerinden nasıl öğretmeleri isteniyorsa o şekilde öğrencilere öğretmeye kalkarlar ve sonuç üniversite imtihanlarında yüzbinlerce öğrenci tarafından çözülemeyen dört işlem öncelik sıralı 9 : 3 x (7+2) sorusu, herkes kendi bildiği şekilde çözer.
matematikte formüller öğrencilere dayatılır, oysa ki her formülün geldiği bir yer vardır, onu öğretmeye çalışsalar belki de sonuç böyle olmayacak, gauss formülünü terim sayısı çarpı terim sayısının bir fazlasını yarıya böl şeklinde ezberletir dururlar. oysa ki şurada olduğu gibi öğrencilere öğretmek işlerine gelmez. sinüsü karşı dik kenar bölü hipotenüs derler, birim çemberi anlatmazlar.
öğrenciler üniversite imtihanında matematikten kaçmak için hukuk okumak isterler. eşit ağırlık (ea) puanı ile alan bölümde matematik gene karşılarına çıkar, sadece türkçe yapmak yetmez, mutlaka matematiği yapmak hem de iyi yapmak zorundadırlar.
sınava hazırlanırken "ben matematiği ne yapacağım, ileride markete gidince iki kilo integral, 3 adet türev mi alacağım" diye durumun ciddiyetini kavramazlar. oysa,bilmez ki ileride mühendis olduğunda hesap kitap yaparken türevsiz, integralsiz adam atamayacak.
veliler, çocukları bu dersten zayıf aldıkça çocuklarına hakeret ederler, sanki kendileri bu işin zamanında profesörüymüş gibi. suçlu hep matematiktir zaten ne gerek var ki ona?
devamını gör...
en kısa gece
2021 yılı için bu gecedir.
yatın bence, az uyunacak bu gece.
ya da ben yatayım.
ne kadar çok uyusam o kadar kar ederim.
allah rahatlık versin.
edit: miladi takvim azizliği oldu. bir iki dakika kazandım, mutlu oldum.
doyamam ben bu gece ki uykuya.
yatın bence, az uyunacak bu gece.
ya da ben yatayım.
ne kadar çok uyusam o kadar kar ederim.
allah rahatlık versin.
edit: miladi takvim azizliği oldu. bir iki dakika kazandım, mutlu oldum.
doyamam ben bu gece ki uykuya.
devamını gör...
yazarların kendine yakıştırmadığı bir hareket
sigara içmek.
devamını gör...
çocukken kendinizi en havalı hissettiğiniz an
t: özgüvenin pekiştirildiği andır.
ilk defa 8 yaşında tek başıma yolculuk etmiştim. sanki fethe çıkmışım gibi öyle gururluydum. hem her şeyden korkuyor hemde hiçbir şeyden korkmuyordum. ama ne hissedersem hissedeyim tek düşünebildiğim şey: "ben tek başıma yolculuk ediyordum."
büyüyünce insan öğreniyor tek başına yolculuk yapmanın havalı olmadığını, hatta eksik olduğunu. ama yine de cedric'in dediği gibi: "8 yaşındaysanız hayat gerçekten çok güzel".
ilk defa 8 yaşında tek başıma yolculuk etmiştim. sanki fethe çıkmışım gibi öyle gururluydum. hem her şeyden korkuyor hemde hiçbir şeyden korkmuyordum. ama ne hissedersem hissedeyim tek düşünebildiğim şey: "ben tek başıma yolculuk ediyordum."
büyüyünce insan öğreniyor tek başına yolculuk yapmanın havalı olmadığını, hatta eksik olduğunu. ama yine de cedric'in dediği gibi: "8 yaşındaysanız hayat gerçekten çok güzel".
devamını gör...
albinizm
beraberinde nistagmus gibi göz rahatsızlıkları gelişebilen, pigment eksikliğinden kaynaklanan bir rahatsızlık.
devamını gör...
yazarların sevdiği yemekler
kuru fasulye pilav
devamını gör...
sakin
etimolojik olarak arapça skn kökünden gelen sākin ساكن "1. oturan, bir yerde ikamet eden, 2. hareketsiz, durgun" sözcüğünden alıntı kelimedir.
çok sevdiğim ancak türkiye'de çokça özlenen bir sıfattır aynı zamanda. sakin bir şehir, sakin bir halk, sakin bir siyaset, sakin insanlar... bunların hepsi ne yazık ki bize çok uzak geliyor. halbuki insanın güzel bir hayat yaşayabilmesi için ne kadar da gerekli sakin bir ortam.
çok sevdiğim ancak türkiye'de çokça özlenen bir sıfattır aynı zamanda. sakin bir şehir, sakin bir halk, sakin bir siyaset, sakin insanlar... bunların hepsi ne yazık ki bize çok uzak geliyor. halbuki insanın güzel bir hayat yaşayabilmesi için ne kadar da gerekli sakin bir ortam.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük,
insan zihni sorularla çalışıyor aslında... en çok kendimize "neden" sorusunu sorarsak günden güne güçsüzleştiğimizi görürüz.. kendi kendimizin koçu olmanın birinci adımı, kendimize bizi güçlendirecek sorular sorabilmektir...
"bu durumun üstesinden nasıl gelebilirim?"
"bundan daha iyi nasıl olur?"
"bunu değiştirmek için ne gerekir?"
"başka neler mümkün?"
"bu konuda doğru olup da benim anlayamadığım ne var?"
"bunun benim hayal edebileceğimden bile daha iyi bir hal alabilmesi için ne gerekir?" vb.
soruyu sorunca cevap gelmesini beklemiyoruz, çünkü soru güçlendirir, cevap ise güçsüz bırakır. o içimizde yerleşik her şeyden şikayet eden haminneye de "sen bir dur, kapa çeneni" diyoruz.. sabah uyanınca, gün içinde aklımıza geldikçe sorular sorup bırakalım, sonrasında zihnimize ilginç fikirler gelmeye başlayacak, bizzat tecrübe ettiğim bir tekniktir, bugünlük bu kadar eğitim yeter, haydi bakalım hepimiz için güzel bir gün olsun...
insan zihni sorularla çalışıyor aslında... en çok kendimize "neden" sorusunu sorarsak günden güne güçsüzleştiğimizi görürüz.. kendi kendimizin koçu olmanın birinci adımı, kendimize bizi güçlendirecek sorular sorabilmektir...
"bu durumun üstesinden nasıl gelebilirim?"
"bundan daha iyi nasıl olur?"
"bunu değiştirmek için ne gerekir?"
"başka neler mümkün?"
"bu konuda doğru olup da benim anlayamadığım ne var?"
"bunun benim hayal edebileceğimden bile daha iyi bir hal alabilmesi için ne gerekir?" vb.
soruyu sorunca cevap gelmesini beklemiyoruz, çünkü soru güçlendirir, cevap ise güçsüz bırakır. o içimizde yerleşik her şeyden şikayet eden haminneye de "sen bir dur, kapa çeneni" diyoruz.. sabah uyanınca, gün içinde aklımıza geldikçe sorular sorup bırakalım, sonrasında zihnimize ilginç fikirler gelmeye başlayacak, bizzat tecrübe ettiğim bir tekniktir, bugünlük bu kadar eğitim yeter, haydi bakalım hepimiz için güzel bir gün olsun...
devamını gör...
kafa sözlük
arama butonunun gece modunda "artık" siyah olduğu gözümden kaçmamış sözlük. küçük ayrıntıları severim. siyah olan her şeyi daha çok severim.
devamını gör...
ucemak
vay, yeni gördüm başlık açılmış benim için.çok teşekkür ederim efendim.saygılarımı sunarım.
devamını gör...




