akp’li cahit özkan’ın hamza yerli kaya’nın sahte diplomasını savunması
yakın gelecekte gerçek diploma sahibi olanların küçümseneceğini gösteren olay. sonuçta çoğunluk kimden yanaysa onun borusu ötüyor.
devamını gör...
doğurduğu bebeği bıçaklayarak öldüren anne
anne deme annelere hakaret olur. hayvan da değil çünkü hayvanlar dahi böyle yapmaz. bildiğin ruhsuz manyağın teki işte.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:
taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,
kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:
ışıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,
ve sık sık kararır da yaldız düşer yüzünden;
her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak
kader ya da varlığın bozulması yüzünden;
ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,
güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;
gölgesindesin diye ecel caka satamaz
sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:
insanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.
devamını gör...
palto (öykü)
bugün, hep duyduğum bir sözün anlamı büyüdü benim için. neydi o? dostoyevski'nin dediği "hepimiz gogol'un palto'sundan çıktık" sözü.
bazı filmleri, kitapları, öyküleri merak ettiğim hâlde sebepsiz beklettiğim olur bazen. bu öykü de onlardan biri. hatta beş öykünün yer aldığı kitabın dört öyküsünü okuyup bu öyküyü yine okumamıştım. tuhaf.
epey içselleştirdim ve kendimden bir şeyler yakaladım okurken. bir kısmında gogol:
"akakiy akakiyeviç, kadının öğüdünü dinledikten sonra, düşünceli düşünceli odasına doğru yürüdü. geceyi nasıl geçirdi, bunu düşünmeyi, kendilerini onun yerine koyabilenlere bırakıyorum."
dediğinde ben çoktan onun ruh hâline bürünmüştüm. empatiden ziyade, akakiy'i sahiden tanıdığımı hissediyordum. bence o mutlu ya da mutsuz diye tanımlayamayacağımız bir karakter. belki ömrünün daha ilk yıllarında insanlarla arasına bir duvar örmüş ve bu duvarın gölgesinden de hiç rahatsız olmamıştı. onun yalnızlığı, sessizliği, kendini işine adayışı aynı zamanda güvenli alanıydı. gogol bunu öyle güzel işlemişti ki zannediyorum onun yaşamını bir insan değil de bir palto/cansız bir varlık değiştirebilirdi. duyduğu heyecan ve yaşadığı büyük hezeyan da yine insanlarla doğrudan ilgili değildi. bence akakiy o paltoyu baştan uca, her bir ipliğine kadar hak ettiğini bildiği için böylesine bağlıydı. onunla duyduğu gurur; aç kalışının, yokluk çekişinin bir simgesiydi.
akakiy, yazmayı seven konuşmayı sevmeyen bir adamdı. aslında yazmaya olan tutkusunu da paltoyla benzer bir şekilde ele alabiliriz. hayatında sahip olduğu somut ya da soyut, kısıtlı şeylerin anlamlarını yüceltmek istiyordu. en çok bu noktada bağ kurdum onunla. yaptığının, bir eşyayı sevmekten öte bir şey olduğunu biliyordum.
bazı filmleri, kitapları, öyküleri merak ettiğim hâlde sebepsiz beklettiğim olur bazen. bu öykü de onlardan biri. hatta beş öykünün yer aldığı kitabın dört öyküsünü okuyup bu öyküyü yine okumamıştım. tuhaf.
epey içselleştirdim ve kendimden bir şeyler yakaladım okurken. bir kısmında gogol:
"akakiy akakiyeviç, kadının öğüdünü dinledikten sonra, düşünceli düşünceli odasına doğru yürüdü. geceyi nasıl geçirdi, bunu düşünmeyi, kendilerini onun yerine koyabilenlere bırakıyorum."
dediğinde ben çoktan onun ruh hâline bürünmüştüm. empatiden ziyade, akakiy'i sahiden tanıdığımı hissediyordum. bence o mutlu ya da mutsuz diye tanımlayamayacağımız bir karakter. belki ömrünün daha ilk yıllarında insanlarla arasına bir duvar örmüş ve bu duvarın gölgesinden de hiç rahatsız olmamıştı. onun yalnızlığı, sessizliği, kendini işine adayışı aynı zamanda güvenli alanıydı. gogol bunu öyle güzel işlemişti ki zannediyorum onun yaşamını bir insan değil de bir palto/cansız bir varlık değiştirebilirdi. duyduğu heyecan ve yaşadığı büyük hezeyan da yine insanlarla doğrudan ilgili değildi. bence akakiy o paltoyu baştan uca, her bir ipliğine kadar hak ettiğini bildiği için böylesine bağlıydı. onunla duyduğu gurur; aç kalışının, yokluk çekişinin bir simgesiydi.
akakiy, yazmayı seven konuşmayı sevmeyen bir adamdı. aslında yazmaya olan tutkusunu da paltoyla benzer bir şekilde ele alabiliriz. hayatında sahip olduğu somut ya da soyut, kısıtlı şeylerin anlamlarını yüceltmek istiyordu. en çok bu noktada bağ kurdum onunla. yaptığının, bir eşyayı sevmekten öte bir şey olduğunu biliyordum.
devamını gör...
heinz guderian
2. dünya savaşı sırasında barbarrosaa harekatı ve fransa (batı) cephesi'nde görev almış, ünlü alman zırhlı birlikler şefi.
2. dünya savaşı'ndaki önemli nazi başarılarının birçoğunun arkasında guderian, onun öğrencileri veya taktikleri bulunmaktadır. bunlara örnek vermek gerekirse; (bkz: schlieffen planı)'nın tıkanmamasını sağlamak amacı ile geçilmesine neredeyse imkansız gözü ile bakılan (bkz: ardenler) ormanı'ndan zırhlı birliklerini geçirerek, müttefik birliklerini kuşatma altına alması. üstelik ardenler'i geçtikten sonra birkaç üst rütbeli subaylardan tepki gelmiş ve daha fazla ilerlemesine izin verilmemiştir. bunun nedeni heinz'in piyadeleri beklemeden, direkt olarak tanklarla atağa geçmesi idir.
evet, o dönemler tanklar başlı başına bir savaş aracı olarak değil de daha çok piyadeye destek ekipmanı olarak kullanılıyordu. çünkü heinz'in tankları hariç, o dönemin tankları yavaş ve hantaldı. (sovyetler ve abd de bunu bozacaktır.) dolayısı ile piyade ile birlikte gitmesi öngörülüyordu. heinz bu kalıbı yıkıp, günümüz tank-savaş anlayışını başlatmıştır ancak nazi almanyası'nda birtakım gelenekçi, süvari veya piyade altyapısından gelme subaylar bundan hoşlanmadığı için guderian'ın piyadeleri beklemesini isterler.
fakat kendisi yalvar yakar bir şekilde izni koparıp, sayıları 400.000'i bulan müttefik birliklerini dunkirk'de kuşatma altına alır. onları etkisiz hale getirecek iken, hitler'den "yeter artık, iyice sınırları aştın." minvalinde bir emir gelir ve guderian'ın saldırmaması emredilir. bu hitler'in yaptığı en büyük hatalardan biri olacaktır.
hitler, dunkirk'deki birlikleri alt etmek için guderian'ın yerine lutwaffe'yi görevlendirir ancak lutwaffe bu görevi başaramaz ve yaklaşık 360.000 müttefik askeri dunkirk'den ingiltere'ye deniz yolu ile taşınarak kurtarılır. bu kurtarma harekatına (bkz: dunkirk kurtarma harekatı) denir.
her ne kadar ingilizler dunkirk'de başarılı olsa da guderian ve ekibi yarılmış olan belçika cephesi'nden artık güle oynaya paris'i alır ve batı cephesi böylelikle kapanır. ayrıca bu 1. dünya savaşı'nda 4 yılda yapılamayanın, çok kısa bir sürede (yaklaşık 1 ay. (10.05.1940-21.06.1940)) tamamlanması demektir.
yani bir nevi batı cephesi'nin fatihi diyebiliriz.
ayrıca arkadaşları ona hızlı taktikleri ve piyadeyi beklemeyişinden ötürü hızlı heinz de demiştir.
bir de dünya'nın en büyük kara harekatı olan 21 haziran 1941 saat 4.55'te başlayan barbarossa harekatı'nda yaptıkları vardır ki savaş tarihine geçmiştir.
barbarossa harekatı başladığında, 1 haftada minsk'i ele geçirmiştir. ağustos'un başlarında merkez cephesi'nde yaptığı kuşatmalarla 600.000 sovyet askeri'ni esir almıştır. bu dünya savaş tarihi'nde alınan en büyük esir sayısıdır. daha sonra hız kesmeden smolensk'i alır ve moskova'ya doğru ilerler ancak hitler'den yine çok büyük bir hata gelecektir.
hitler guderian'a piyadeleri beklemediği gerekçesi ile ceza niteliğinde bir emir verir. ona moskova yerine kiev'e saldırmasını emreder. kiev ile moskova arasındaki mesafe farkı yaklaşık 200 km'dir. guderian geri dönüp, kiev'i alıp, tekrar dönüp, moskova'yı alana kadar kış gelecektir. bunu hitler'e iletir ancak hitler umursamaz. üstelik, petrol sıkıntısı çeken almanya guderian'ın git gel 400-500 km'lik boş yere yol tepmesiyle, boş yere benzin kaybedecektir.
boş yere diyorum çünkü halihazırda kiev için saldıran birlikler zaten vardır. guderian'ın geri dönüp, kiev'i alması hiç bir şey ifade etmez.
ve tam da dediğimiz gibi olur. guderian geri döndüğünde kış gelir ve sovyetler artık daha hazırlıklıdır. böylelikle moskova'ya 22 km kala, dürbünle kremlin sarayı'nı görürken, geri dönmek zorunda kalır.
eğer hitler ve avamının piyade takıntısı bu kadar yüksek olmasa, dunkirk'de 400 bin asker yok edilmiş (esir veya ölü) olacaktı ve muhtemelen ingiltere de fransızlar ile beraber pes edecekti. etmese bile önemli bir gelişmeydi bu.
yine guderian dinlenseydi, moskova, tula gibi yerler düşmüş olacak ve belki de bugün çok çok farklı bir dünya'da yaşıyor olacaktır.
tüm bu olayların üstüne guderian hitler'e iyice çıkışır ve görevden alınır. tabi daha sonra (1944) hitler çaresiz kalınca, guderian'ı çağırır ve doğu cephesi genel şefi olarak atar ancak iş işten çoktan geçmiştir. zaferler kaybedilmiştir. bu saatten sonra sovyetler'i durdurmak imkansızdır. ancak yine de işini layığı ile yapmaya çalışır ve sovyetleri belki 0,5-1 yıl geciktirir.
ayrıca heinz guderian bugünkü modern tank anlayışının şeflerinden olmakla birlikte (bkz: blitzkrieg) taktiğinin de uygulayıcı, öncüsü ve geliştiricilerindendir. bu taktik polonya'da çok işe yaramıştır. keza fransa'da uygulanan taktik de bir nevi budur.
bu taktiğin önemini anlamak için batı cephesi'ndeki orduların güçlerinin kıyaslanması yeterli olacaktır. bizlere hep naziler çok güçlü, über güçlü, mükkemmel olarak anlatılır. böylelikle sovyetler ve amerika bizim kahramanımız olur. burada nazileri savunacak halim yok ancak sovyetler'in ve amerika'nın anlattığı kadar güçlü değillerdi. batı cephesi'nde ekipmanlar karşılaştırıldığında neredeyse birbirine eşit olduklarını, hatta bazı konularda fransa'nın almanya'dan önde olduğunu göreceksiniz. ancak blitzkrieg ve hızlı heinz'in hızlı tankları, ekipmanlardan, istatistiklerden çok daha üstün gelmiştir.
çünkü tıpkı kendisinin de dediği gibi;
"ileride her nerede savaş olursa olsun tanklar savaşın kaderini belirleyici faktör olacaktır."
işte fransızlar ve ingilizlerin tek eksiği tanklarının ve tank şeflerinin hızlı guderian ve hızlı tankları kadar güçlü olmamasıdır.
onlar piyade için tank anlayışında iken,
guderian tank için piyade anlayışındadır ve bu kazandırır.
heinz guderian ayrıca sanıldığı gibi nazi partili değildir. hatta birçok yerde ırkçı muameleri eleştirir. hatta süregelen rivayetlerden biri o dur ki, heinz ve birlikleri minsk'e girdiğinde askerlere çiçek dağıtan insanları görür ve askerlerine dönüp, der ki; "işte onlar bizim kadar alman'dır. onlar artık reich vatandaşı'dır, reich sınırlarındadır ve bizim halkımızdır." der.
tabi bu rivayetler ne kadar doğru bilinmez ancak guderian'ın hitler'le yaşadığı sorunlar, bazı kayıtlar ve yazdığı kitaplar göz önünde bulundurulduğunda gerçekten bir ırkçı olmadığı rahatlıkla anlaşılabilir.
kitapları:
(bkz: bir askerin hatıraları)
(bkz: dikkat panzer) bu kitap bazen orjinal adı ile satılır. orjinal adı:
(bkz: achtung panzer)'dir.
2. dünya savaşı'ndaki önemli nazi başarılarının birçoğunun arkasında guderian, onun öğrencileri veya taktikleri bulunmaktadır. bunlara örnek vermek gerekirse; (bkz: schlieffen planı)'nın tıkanmamasını sağlamak amacı ile geçilmesine neredeyse imkansız gözü ile bakılan (bkz: ardenler) ormanı'ndan zırhlı birliklerini geçirerek, müttefik birliklerini kuşatma altına alması. üstelik ardenler'i geçtikten sonra birkaç üst rütbeli subaylardan tepki gelmiş ve daha fazla ilerlemesine izin verilmemiştir. bunun nedeni heinz'in piyadeleri beklemeden, direkt olarak tanklarla atağa geçmesi idir.
evet, o dönemler tanklar başlı başına bir savaş aracı olarak değil de daha çok piyadeye destek ekipmanı olarak kullanılıyordu. çünkü heinz'in tankları hariç, o dönemin tankları yavaş ve hantaldı. (sovyetler ve abd de bunu bozacaktır.) dolayısı ile piyade ile birlikte gitmesi öngörülüyordu. heinz bu kalıbı yıkıp, günümüz tank-savaş anlayışını başlatmıştır ancak nazi almanyası'nda birtakım gelenekçi, süvari veya piyade altyapısından gelme subaylar bundan hoşlanmadığı için guderian'ın piyadeleri beklemesini isterler.
fakat kendisi yalvar yakar bir şekilde izni koparıp, sayıları 400.000'i bulan müttefik birliklerini dunkirk'de kuşatma altına alır. onları etkisiz hale getirecek iken, hitler'den "yeter artık, iyice sınırları aştın." minvalinde bir emir gelir ve guderian'ın saldırmaması emredilir. bu hitler'in yaptığı en büyük hatalardan biri olacaktır.
hitler, dunkirk'deki birlikleri alt etmek için guderian'ın yerine lutwaffe'yi görevlendirir ancak lutwaffe bu görevi başaramaz ve yaklaşık 360.000 müttefik askeri dunkirk'den ingiltere'ye deniz yolu ile taşınarak kurtarılır. bu kurtarma harekatına (bkz: dunkirk kurtarma harekatı) denir.
her ne kadar ingilizler dunkirk'de başarılı olsa da guderian ve ekibi yarılmış olan belçika cephesi'nden artık güle oynaya paris'i alır ve batı cephesi böylelikle kapanır. ayrıca bu 1. dünya savaşı'nda 4 yılda yapılamayanın, çok kısa bir sürede (yaklaşık 1 ay. (10.05.1940-21.06.1940)) tamamlanması demektir.
yani bir nevi batı cephesi'nin fatihi diyebiliriz.
ayrıca arkadaşları ona hızlı taktikleri ve piyadeyi beklemeyişinden ötürü hızlı heinz de demiştir.
bir de dünya'nın en büyük kara harekatı olan 21 haziran 1941 saat 4.55'te başlayan barbarossa harekatı'nda yaptıkları vardır ki savaş tarihine geçmiştir.
barbarossa harekatı başladığında, 1 haftada minsk'i ele geçirmiştir. ağustos'un başlarında merkez cephesi'nde yaptığı kuşatmalarla 600.000 sovyet askeri'ni esir almıştır. bu dünya savaş tarihi'nde alınan en büyük esir sayısıdır. daha sonra hız kesmeden smolensk'i alır ve moskova'ya doğru ilerler ancak hitler'den yine çok büyük bir hata gelecektir.
hitler guderian'a piyadeleri beklemediği gerekçesi ile ceza niteliğinde bir emir verir. ona moskova yerine kiev'e saldırmasını emreder. kiev ile moskova arasındaki mesafe farkı yaklaşık 200 km'dir. guderian geri dönüp, kiev'i alıp, tekrar dönüp, moskova'yı alana kadar kış gelecektir. bunu hitler'e iletir ancak hitler umursamaz. üstelik, petrol sıkıntısı çeken almanya guderian'ın git gel 400-500 km'lik boş yere yol tepmesiyle, boş yere benzin kaybedecektir.
boş yere diyorum çünkü halihazırda kiev için saldıran birlikler zaten vardır. guderian'ın geri dönüp, kiev'i alması hiç bir şey ifade etmez.
ve tam da dediğimiz gibi olur. guderian geri döndüğünde kış gelir ve sovyetler artık daha hazırlıklıdır. böylelikle moskova'ya 22 km kala, dürbünle kremlin sarayı'nı görürken, geri dönmek zorunda kalır.
eğer hitler ve avamının piyade takıntısı bu kadar yüksek olmasa, dunkirk'de 400 bin asker yok edilmiş (esir veya ölü) olacaktı ve muhtemelen ingiltere de fransızlar ile beraber pes edecekti. etmese bile önemli bir gelişmeydi bu.
yine guderian dinlenseydi, moskova, tula gibi yerler düşmüş olacak ve belki de bugün çok çok farklı bir dünya'da yaşıyor olacaktır.
tüm bu olayların üstüne guderian hitler'e iyice çıkışır ve görevden alınır. tabi daha sonra (1944) hitler çaresiz kalınca, guderian'ı çağırır ve doğu cephesi genel şefi olarak atar ancak iş işten çoktan geçmiştir. zaferler kaybedilmiştir. bu saatten sonra sovyetler'i durdurmak imkansızdır. ancak yine de işini layığı ile yapmaya çalışır ve sovyetleri belki 0,5-1 yıl geciktirir.
ayrıca heinz guderian bugünkü modern tank anlayışının şeflerinden olmakla birlikte (bkz: blitzkrieg) taktiğinin de uygulayıcı, öncüsü ve geliştiricilerindendir. bu taktik polonya'da çok işe yaramıştır. keza fransa'da uygulanan taktik de bir nevi budur.
bu taktiğin önemini anlamak için batı cephesi'ndeki orduların güçlerinin kıyaslanması yeterli olacaktır. bizlere hep naziler çok güçlü, über güçlü, mükkemmel olarak anlatılır. böylelikle sovyetler ve amerika bizim kahramanımız olur. burada nazileri savunacak halim yok ancak sovyetler'in ve amerika'nın anlattığı kadar güçlü değillerdi. batı cephesi'nde ekipmanlar karşılaştırıldığında neredeyse birbirine eşit olduklarını, hatta bazı konularda fransa'nın almanya'dan önde olduğunu göreceksiniz. ancak blitzkrieg ve hızlı heinz'in hızlı tankları, ekipmanlardan, istatistiklerden çok daha üstün gelmiştir.
çünkü tıpkı kendisinin de dediği gibi;
"ileride her nerede savaş olursa olsun tanklar savaşın kaderini belirleyici faktör olacaktır."
işte fransızlar ve ingilizlerin tek eksiği tanklarının ve tank şeflerinin hızlı guderian ve hızlı tankları kadar güçlü olmamasıdır.
onlar piyade için tank anlayışında iken,
guderian tank için piyade anlayışındadır ve bu kazandırır.
heinz guderian ayrıca sanıldığı gibi nazi partili değildir. hatta birçok yerde ırkçı muameleri eleştirir. hatta süregelen rivayetlerden biri o dur ki, heinz ve birlikleri minsk'e girdiğinde askerlere çiçek dağıtan insanları görür ve askerlerine dönüp, der ki; "işte onlar bizim kadar alman'dır. onlar artık reich vatandaşı'dır, reich sınırlarındadır ve bizim halkımızdır." der.
tabi bu rivayetler ne kadar doğru bilinmez ancak guderian'ın hitler'le yaşadığı sorunlar, bazı kayıtlar ve yazdığı kitaplar göz önünde bulundurulduğunda gerçekten bir ırkçı olmadığı rahatlıkla anlaşılabilir.
kitapları:
(bkz: bir askerin hatıraları)
(bkz: dikkat panzer) bu kitap bazen orjinal adı ile satılır. orjinal adı:
(bkz: achtung panzer)'dir.
devamını gör...
mitoloji
okullarda zorunlu olması gereken bir dersin adı. mitolojinin bir diğer adı efsane bilimidir. toplumların efsanelerini araştırır.
devamını gör...
insanı tüketen şeyler
düşüncelerde boğulmak. hiç gerek yok. boğulduğunuz düşünceler sizi hayatta tutar mı?
tutmaz. sizi hayatta tutan şey aldığınız nefes.
tutmaz. sizi hayatta tutan şey aldığınız nefes.
devamını gör...
gerçek tıp: yitik şifanın izinde
islam tıbbı' nın üstadı doktor aidin salih hanımefendi' nin ilmini ve 40 yıllık birikimini konu alan eşsiz eser.
devamını gör...
irrasyonel sayılar
matematiğin ayrılıkçı sayılarıdır, rasyonel sayıları hiç sevmedikleri için onlardan ayrı dururlar yani rasyonel sayılar kümesine dahil olmayan gerçek sayılardır. gerçek sayılara reel sayılarda denir.
irrasyonel derken başındaki ir eki .... olmayan manasındadır yani rasyonel olmayan sayı demektir. payda sıfır olmamak şartıyla iki tam sayının birbirine oranı şeklinde yazılamayan sayılara irrasyonel sayılar denir. karekök dışına çıkamayan köklü sayılar (örnek olarak kök 2 , kök 33 gibi), virgülden sonra devirsiz olarak sonsuza kadar devam eden sayılar (pi sayısı, e sayısı gibi) irrasyonel sayılara örnektir.
irrasyonel derken başındaki ir eki .... olmayan manasındadır yani rasyonel olmayan sayı demektir. payda sıfır olmamak şartıyla iki tam sayının birbirine oranı şeklinde yazılamayan sayılara irrasyonel sayılar denir. karekök dışına çıkamayan köklü sayılar (örnek olarak kök 2 , kök 33 gibi), virgülden sonra devirsiz olarak sonsuza kadar devam eden sayılar (pi sayısı, e sayısı gibi) irrasyonel sayılara örnektir.
devamını gör...
leyla ile mecnun küfürleri
sarkozy
devamını gör...
akik
tesbih ve bileklik yapımında da kullanılan bir çeşit taştır.
devamını gör...
kişisel alan
bu coğrafyada fertlerin sahip olduğu koruması ve savunması en zor olan şeylerden biridir. herkesçe ihmal edilebilir, ihlal edilebilir hatta istismar edilebilir. iyi niyetle, hadsizlikle, münasebetsizlikle, umursamazlık yahut bencillikle... kişisel alanına sahip çıkmaya çalışan, bunun mücadelesini verenlere kolaylıklar diliyorum. vazgeçmeyelim, biz kazanacağız.
devamını gör...
esnaf lokantası sözlük olsa alınabilecek nickler
dört çeşit yemek yirmi lira
devamını gör...
ermeni soykırımı iddiası
türklere göre tarihin en kusursuz en masum milletti türkler. bu yüzden ermeni soykırımı olduysa da bunu türkiye'de kabul edecek olan insan yoktur, barındırmazlar.
devamını gör...
kimseye etmem şikayet
dilek türkan'dır efendim.
devamını gör...
koronanın ne zaman ve nasıl biteceği sorunsalı
artık en ufak bir umudum kalmadı. o kadar çok uzun sürdü ki evde oturmaktan ıq puanımın teker teker hatta beşer beşer düştüğünü hissedebiliyorum. ülkece delirmeden bu işin acil çözülmesi lazım.
devamını gör...
chris lofton
bu adam mucize bir şutördü. bildiğiniz şapkada tavşan çıkarırdı. ben böyle bir şut mekaniğine sahip çok az oyuncu izledim. çember adamın sanki yoldaşı gibiydi. hiç kırmazdı lofton beyi. gönder gelsin der. seyir zevkimize zevk katardı. düşünün adam üniversite kariyerinde ncaa'in en iyi şutörlerinden biri olarak lige damga vuruyor. 346 isabetli üçlükle ncaa tarihine geçiyor. herkes adamın nba'de parkeleri ve çemberleri ağlatacağını düşünürken, adam testis kanseri olduğunu öğreniyor. ameliyat vesaire derken, parkelere dönüşü eskisi gibi olmuyor haliyle. bu yüzden de bambaşka olabilecek bir kariyer olmayacak yerlere savruluyor. olmayacak derken de fena bir kariyer değil aslında ama hak ettiği kariyer kanımca bu değildi. o şut yeteneği, hastalığı sebebiyle fiziksel olarak gerekli oyun sertliğini sağlayamadığı için heba oldu gitti. onu çok başka yerlerde izleyebilirdik. ha tabi öyle olsaydı kendisini yakından izleme fırsatımız olmazdı orası da ayrı nokta * kendisini türkiye'ye ilk olarak ahmet kandemir getirdi. beşiktaş emekçisi bir koçtur ancak o dönemler mersin'de çalışıyordu ve lofton'ı onun sayesinde tanıdık. şaka değil adam kolej maçında 61 sayı attı. öyle kurulmuş makine gibi attığını soktu.
sonra tabi bizim için değerli olan asıl serüveni başladı. beşiktaş'a geldi. geldiği gibi selam verdi ve bombalamaya başladı. adamın sezon içerisinde galatasaray ile oynadığımız maçlarda attığı sayılar şöyle; 34-35-36-37. cılkını çıkarıyordu tabiri caizse * fenerbahçe'ye 28 efes'e de 29 sayı attı. bir sonraki sezon bayağı maç kaçırdı. ama o sezon bile efes maçında yine yardırdı. 33 kurşun gönderdi efese...
kendisini izlemek inanılmaz keyifliydi. ama onu izlerken aklımda hep ''hastalanmasa bu adam nerede olurdu?'' sorusu vardı. bir de keşkemiz oldu tabi; keşke daha iyi bir takım kimyası oluşturulmuş olsaydı da, kendisini daha sağlam bir beşiktaş'ta izleseydik.
şunu şuraya iliştireyim;
sonra tabi bizim için değerli olan asıl serüveni başladı. beşiktaş'a geldi. geldiği gibi selam verdi ve bombalamaya başladı. adamın sezon içerisinde galatasaray ile oynadığımız maçlarda attığı sayılar şöyle; 34-35-36-37. cılkını çıkarıyordu tabiri caizse * fenerbahçe'ye 28 efes'e de 29 sayı attı. bir sonraki sezon bayağı maç kaçırdı. ama o sezon bile efes maçında yine yardırdı. 33 kurşun gönderdi efese...
kendisini izlemek inanılmaz keyifliydi. ama onu izlerken aklımda hep ''hastalanmasa bu adam nerede olurdu?'' sorusu vardı. bir de keşkemiz oldu tabi; keşke daha iyi bir takım kimyası oluşturulmuş olsaydı da, kendisini daha sağlam bir beşiktaş'ta izleseydik.
şunu şuraya iliştireyim;
devamını gör...
whatsapp gizlilik ilkesi değişimi
avrupa veri koruma kurulu’nun (edpb) aldığı yeni kararlar doğrultusunda, hukuki uyumluluk nedeniyle kullanıcılarından “açık rıza” alması gerektiği için oluşan durumdur.
zaten bu aşamaya kadar gelmiş bir whatsapp kullanıcısıysanız meraklanmayın değişen pek bir şey yok. kullanıcıya avantaj sağlayan bazı hakları da var. evet, işsizim ve okudum maalesef. mesajlarınıza, belgelerinize veya nudelarınıza falan ulaşamıyorlar hâlâ merak etmeyin. sahte bilgilerin ve dolandırıcılıkların önüne geçmek için oluşturulmuş bir sistem de var reklamlar için oluşturulmuş bir kelime havuzu da. artık sizin nasibinize ne düşerse.
zaten bu aşamaya kadar gelmiş bir whatsapp kullanıcısıysanız meraklanmayın değişen pek bir şey yok. kullanıcıya avantaj sağlayan bazı hakları da var. evet, işsizim ve okudum maalesef. mesajlarınıza, belgelerinize veya nudelarınıza falan ulaşamıyorlar hâlâ merak etmeyin. sahte bilgilerin ve dolandırıcılıkların önüne geçmek için oluşturulmuş bir sistem de var reklamlar için oluşturulmuş bir kelime havuzu da. artık sizin nasibinize ne düşerse.
devamını gör...

