solomon northub tarafından 1853 yılında yazılan 12 yıllık esaret kitabından uyarlanarak çekilmiş 2013 yapımı bir filmdir. film 7 dalda oscar almıştır. 134 dakikalık bir şaheser diyebilirim.



özgür bir adam olan solomon'ın özgürlüğünün alıkonularak köleleştirilmesini konu alıyor. 12 yıl boyunca bir çok iyi ve kötü olaylar geçiren salomon kanada'dan gelen bir kişinin yardımıyla eski özgür hayatına kavuşuyor.

sahnelerin genelinde köleliğin nasıl bir şey olduğunu bastıra bastıra gösteriyor. özellikle hepimizin farklı olduğu bu dünyada bazı farklılıkları nedeniyle ayrışan insanların fiziksel ve ruhsal zorbalığa karşı nasıl durumda olduklarını açık bir şekilde bu filmde bulabilirsiniz. kan, zorbalık, çıplaklık gibi durumlara gelemeyen izleyicilerin bu filmde bolca gözlerini kapatmaları gerektiğini söyleyebilirim.

kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. film akışı biraz yavaş olabilir ama sıkılmadan izleyeceğinizi düşünüyorum.

"hayatta kalmak ölümden kurtulmak değil, dikkatleri üzerine çekmemektir."

buna benzer bir film izlemek isteyenlere (bkz: django) filmini öneririm. bu filminde django ve sevdiği eşi ayrı ayrı köle olarak satılıyor. ve django'nun özgürlüğünü alıp karısını kurtarmaya gitmesini konu alıyor. django ımdb puanı 8.4/10
devamını gör...

aslında ülkece toplanıp, ülkeyi terk edersek sorun falan kalmaz.
sanki bu biraz daha kolay olur gibi.
devamını gör...

basbakan justin trudeau'nun birkac gun once basina duyurdugu aciklama. kanada valisiyle gorusme sonucunda da parlemanto feshedilmis, basbakanligi dondurulmustur. kendisi su an sadece liberal parti baskanidir. aslinda kanada'da federal secim 2019 yilinda yapilmis, gelecek seciminde 2023'te yapilacagi duyurulmustu. alinan bu karara gore gelecek secim tarihi 20 eylul olarak belirlenmistir. bu arada bu secim kampanyasi, kanada tarihinde gorulmus en ani kararla alinan secim kampanyasidir.

neden erken secim kararinin alindigiyla ilgili trudeau, kuresel pandemi krizinin ve getirisi olan ekonomik etkinin, tum bu degisikliklerin ulke uzerinde olusturdugu sorunlari, yine kuresel duzeyde gorulen iklimsel farkliliklarin kanada'daki etkilerinin halk uzerindeki yansimasinin olculmesi icin yapildigini belirtti. yani kisacasi, ozellikle pandemi sureci icinde alinan kararlarda halkin memnuniyeti olculecek... karar muhalif kesimce pek hos karsilanmadi. "aldiginiz her karari destekledik, secime ne luzum vardi" minvalinde dusunce hakim. bunun yaninda pandeminin 4. dalgasi icerisinde secim yapmanin risk oldugu dusuncesi de mevcut. erken secim kampanyasina harcanacak olan 500 milyon dolari da israf olarak gormekteler. dolayisiyla secimi alinmis yanlis bir karar oldugu gorusu de hakim.

trudeau yine aciklamalar icerisinde afganistan ve taliban meselesine de yer verdi. afganistan hukumetiyle tum diplomatik iliskilerin donduruldugunu, buyukelciligin kapatilip kanada'ya ulasimlarinin saglandigi duyurdu.bugun ki konusmasinda ise suan ki mevcut afgan hukumeti tanimayacaklarini 20 yil oncesinde de ayni tavrin alindigini, kanada litareturunde taliban'in sadece bir teror orgutu oldugunu dile getirdi. ayrica 20 bine yakin afganlinin da kanada'ya iltica edileceginin sozu verildi.

secim detayi ile ilgili haberler
turkce haber kaynagi

ilgili afganistan konusmalari;

devamını gör...

ilk sayfasına tükenmez kalem ile bana hitaben yazılmış özel bir not ile beni mest etmiş olan eylemdir. o başlıktaki "biri" benimdir. bana kitap hediye ediniz; neyi okumayı sevdiğimi bilmeden, acaba diye düşünürken ediniz. çünkü çok sevinirim. "sen seversin diye" .. başlayan cümlelerinizi o sayfadan alıp kalbime yazarım. sonra kitabı sayfa sayfa okuyup her bir satırına fısıldarım. bittiğinde kalbimde biriken tüm mutluluğu o kişiye geri veririm, değerine iade-i ziyaret makbuldür.
devamını gör...

yok öyle birşey.. onu sana kim öğrettiyse hemen unutuyosun..
bunu sana öğretenler hasbelkader birşeylere sahip olmuş insanlar.. senin zaten hiçbirşey vermeden sahip olduğun şeyleri buda senin payına düşen, zaten senin hakkın bu diye vermeyen insanlar.. bir düşün.. önce ailenden başla.. sana verdikleri imkan konfor vs.. herneyse.. hakkın olduğunu hissettirerekmi verdiler yoksa borçluluk hissi uyandırarakmı.. yani bugün ailesine borçlu hissetmeyen varmı.. okuttuk ettik büyüttük laflarını duymayan varmı.. bunlar zaten bizim hakkımız.. karşılıksız hakkını veren.. "değer" veren anne babalarımız olmadığı için oluşuyor bu düşünceler.. bizede değer vermiyorlar, yaptığımız hiçbir işe de.. takdir bile etmiyorlar.. dolayısıyla kendimizide değersiz zannederek büyüyoruz, yaptığımız işinde emeğimizinde değersiz olduğunu zannediyoruz.. bunu aşıp ilerleyemediğimiz için kendini iterek yaşamaya çalışan, geçmişte yaşatılan o değersizlik hissini "haketmediğini" anlayıp çözemeyen o kadar çok insan varki.. senden çok şey olur arkadaşım.. sana 0 sıfır muamelesi yapanlar "haksız" sen "hak"lısın, +1 sin.. 1 kişi, bir insan, bir beden, bir ruhsun.. varsın.. önce bir ben ben varım ya de.. ben burdayım de.. benim konuşmaya fikrimi söylemeye, ürettiğim birşeyin bedelini istemeye, her ne olursa olsun, konuştuğumun dinlenmesine, yaşamaya, rahatsız edilmemeye.. kısaca herşeye "hakkım var" de..
bugün türkiyenin yarısı olan o mal sürüsü, zaten hakkı olan herşeyi rt nin hediyesi zannettiği için, zaten hakettiği hiçbirşeyi almadan vermek zorunda olduğunu zannettiği için ak partiye oy veriyor.. rt herşeyi kendine hak görüyor.. ve alıyor.. kimsede demiyorki abi hiçbirşey vermiyosun ama alıyosun, ne iş.. ne hakla..? demiyor..
çünkü kendisinin birşeylere hakkı olduğunu bilmiyorki.. neye hakkı var.. hiçbirşey almadan niye veriyorum kardeşim diyebilecek matematiği olan bir allahın kulu yok..
o diğer %50 de bunun farkında olarakmı veriyor onuda zannetmiyorum ama, senden çok şey olur arkadaşım.. yeterki "hakkın" olduğunu anla, denemekde hakkın.. başarılı yada başarısız olmakda hakkın.. sen varsın, göster kendini.. çık ortaya...
devamını gör...

marikaki; sen muhtesem bi’ detaysin.
iyi ki.

et festivalinizi tebrik ederim, cok yemeyin.*
devamını gör...

ermeni asıllı olduğu için hakkında türlü element ve kötü efsaneler uydurulan emektar sanatçılardan biri.

oysa ne çok insan yetiştirdi. saygıyla anılası.
devamını gör...

1985 yapımı bir filme nazaran kalitesi yüksek bir film.
ideoloji olarak zaman makinasının keşfini o zamanlardan konu alması onların çok öncelerden bu işe merak sardıklarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
hatta acaba icat etmiş olabilirler mi diye düşündürmüyor değil.*
80'lerin giyim, kuşam, tarzlarıda insani etkilemiyor değil.
henüz 2. ve 3. filmini izlemedim ancak ilk filmi çok akıcı ve güzel.
kesinlikle tavsiye ederim. keyifli seyirler
devamını gör...

rizeli olduğumdan dolayı mıdır bilinmez ama günde 10 kupa bardağı geçiyor. ayrıca 2 kupa filtre kahve içiyorum. (abartısız) azaltmam gerek galiba şu an fark ettim.

edit: oha abi napıyonuz 20 bardak çay ne
devamını gör...

noktalama işareti eksikliği, zamir eksikliği, karşılaştırma yanlışlığı gibi nedenlerle oluşan anlatım bozukluğudur.

edebiyata ve dile hakim olan insanların, bu konu ile haşır neşir olanların oldukça hassas olduğu bu konu yukarıda saydığım nedenler dışındaki bazı nedenlerden de kaynaklanabilir.

iki insanın yazarak anlaşmaya çalışması durumunda da konuşurken de aynı sorunun farklı türlerini yaşama ihtimalleri vardır.

çünkü ister konuşurken olsun ister yazılı olsun sözcükler onlara anlam yükleyen kişinin zihninden çıkıp havaya temas ederken başka bir anlama gelir, bu sözü okuyarak ya da duyarak algılayan kişinin zihninde ise bambaşka bir somutluğa bürünür.

örneğin; siz “ütopyalar güzeldir” diyerek evinizin artık gül koktuğunu belirtmek isterken bir yandan da ferhan şensoy üstadın önünde saygıyla eğilirken bu sözü okuyan ya da duyan kişi ütopya sözcüğündeki imkansızlığı algılayabilir.

ya da yüzündenleriniz zamanla, çok da doğru ve isabetli bir şekilde sayendeye dönüşebilir. sizin içinizdeki olumsuz sözcükler bir bir olumlu sözcüklere evrilebilir.

hatta zaman içinde iki kişinin algıları birbirine karışmaya başladığında sözcükler anlam belirsizliğinden kurtulup ikili bir anlam sistemi içine sığışabilir. ışık, hayat, bal, gül gibi sözcükler hiç gelmedikleri anlamalara gelebilir ve iki kişi arasında uzlaşılan anlamlar başka insanlar için daha da belirsizleşebilir.

anlam belirsizliği sözle ya da yazıyla değil temasla giderilmesi gereken bir sorundur. çözülür.
devamını gör...

el davulu çalmak.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zeki demirkubuz'un yazıp yönettiği.ufuk bayraktar ve vildan atasever'in başrolleri paylaştığı garip bir aşk hikayesi.
vildan atasever'in çok kötü oyunculuğuna rağmen film kendini izletiyor.ufuk bayraktar role çok yakışmış.adamin öyle bir tipi var ki hem kötü hem iyi karakter için aşırı uygun.

zeki demirkubuz'un en alt tabakayı çok gerçekçi yansıtması ve içine kapanık ne yapacağı kestirilemeyen,duyguları sürekli değişen karakterleri seni filme bağlıyor.cunku gerçekten filmin nereye varacağını asla bilemiyorsun.oyle karakterler yaratıyor ki iyiye de kötüye de ,en yapacağı şeye de en yapmayacağı şeye de eşit uzaklıkta duruyorlar.
ne olacağını anlayacağım,çözeceğim derken bir bakıyorsun filmin içindesin.cikamiyorsun.bu dengesiz karakterler; seni kendi en dengesiz anına götürüyor ve ansızın hayatı boyunca aşırı dengesiz karakterle anlık dengesizliğin arasında bağ kurup gerçek sanrısı oluşturuyorsun.aslında karakterler gerçek olmayacak kadar tutarsızlar ama işte demirkurbuz senaristliği tek anını yakalayıp seni filmine hapsediyor.cok değişik bir yetenek.

uğur ve bekir gerçek olamayacak kadar tutarsız karakterler ama kim yorum yapsa çok gerçek diyor.degil.degil de işte yarası herkesin yara izi.

müzikleri çok güzel.yonetmenin ışıkla, sesle falan işi yok tek derdi hikayeyi sunmak.o yüzden salt bir hikaye anlatımı var.

son olarak bekir üzerinden aşk güzellemesi yapmayın.bekir aşık falan değil.ugur da efendi adam yerine p.c seçmiştir demeyin.bekir evlendiği adamdan daha p.c.
defalarca karısını bırakıp metresine giden,çocuğuna ilac almak için çıkıp metresinin yanına giden,zavallı karısına yapılabilecek her turlu adiliği yapan bir adam bekir.ugur bence bekir'den daha masum birini seçti. bekir'in filmin başındaki iyiliği kötülüğe fırsat bulamamasındanmış.bu da insan doğasına dair çok güzel bir ön kabul.
devamını gör...

bugün mini etek mi giysem yoksa sort mu? ha dogru, minibüsle gidecegim, giyemem. kafama vurulma riski var.
devamını gör...

-otobüs durağına erken gitmeme rağmen otobüs gelmez gecikir ve neyse yürüyeyim diyip duraktan ayrılınca otobüs gelir durmadan gider.
-sınavlarda iki şık arasından seçtiğim yanlış çıkar.
-markete gidince sevdiğim abur cubur bitmiş olur
-uçan balonum patlar
-özenle hazırlandığım gün okulda dersim iptal olur
-uçak hep ama hep rötar yapar
ve daha niceleri..
başıma gelen şansızlığın ta kendisi. hani direk şansızlık bende ikamet ediyor gibi bişey.
devamını gör...

sabahtan beri kıymetli yazar arkadaşlarımdan bazıları sağ olsunlar mesaj kutuma bayram mesajı gönderiyor. samimiyetle söylüyorum bu beni en yakın arkadaşımdan mesaj almış gibi mutlu ediyor. sizler de hep mutlu olun güzel insanlar.
devamını gör...

playlist’inde çok sevdiğin ama uzun zamandır dinlemediğin bir şarkının rastgele çalmaya başlaması. ezginin dalgalarında ruhsal sörf yaparmışçasına mutlu eder.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiç ısındık mı sorusunu akla getiren başlıktır.
devamını gör...

şu minvalde geçecek programdır. fena sürprizler bekliyor bizi *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

lavabonun tıkanması sonucu suyun birikmesi ve elini o suya daldırıp lavaboyu açmak zorunda kalmak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim