sözlük yazarlarının garip özellikleri
benimki boş boş duvar izlemekten zevk almam.
ve kendi kendime aşırı derecede çok konuşmam olabilir.
ve kendi kendime aşırı derecede çok konuşmam olabilir.
devamını gör...
rüyada normal sözlük'ü görmek
üstümün açık kaldığına delalet bir rüya.
hepimiz yine klavyelerimizin başında, kafa sözlükte dolanmaktayız. kaos kokusu 100 metre ötede duyulabilecek bir başlık açılıyor. "yoldaş'ın dolandırıcı olması".
yazar isimlerini hiç görmemekle birlikte, herkes evet beni de dolandırdı tarzı şeyler yazıyor. meğerse yoldaş hepimizin kimlik bilgilerine ulaşmış. işte para çekmiş hesabımdan falan diye yazanlar oluyor, lanetleyenler, kınayanlar vs. sonra bir kadın yazarın yazdığı sözlüğe bomba gibi düşüyor. "benimle evlenmiş." sjsjjsnk. haberi yok.
yana döne çözüm arıyor.
sonrasında yazılanlar tam evlere şenlik. rüyamda bile gülme krizine girdim.
kendime not: gece uyumadan son işin sözlüğe bakmak olmasın.
hepimiz yine klavyelerimizin başında, kafa sözlükte dolanmaktayız. kaos kokusu 100 metre ötede duyulabilecek bir başlık açılıyor. "yoldaş'ın dolandırıcı olması".
yazar isimlerini hiç görmemekle birlikte, herkes evet beni de dolandırdı tarzı şeyler yazıyor. meğerse yoldaş hepimizin kimlik bilgilerine ulaşmış. işte para çekmiş hesabımdan falan diye yazanlar oluyor, lanetleyenler, kınayanlar vs. sonra bir kadın yazarın yazdığı sözlüğe bomba gibi düşüyor. "benimle evlenmiş." sjsjjsnk. haberi yok.
yana döne çözüm arıyor.
sonrasında yazılanlar tam evlere şenlik. rüyamda bile gülme krizine girdim.
kendime not: gece uyumadan son işin sözlüğe bakmak olmasın.
devamını gör...
troller sokağı
mastor ukdesi.
her ne kadar ellerinde kelebek bıçağı ile köşe başında bekleyen tipler gibi gözünüzde canlansa bile öyle değildir. bizler etkileşim olsun, sözlük büyüsün diye algı ya da duyar kasan, sözlüğün karanlık yerlerinde nude ya da boydan isteyen, sazan avına çıkmaya hazır insanlarız. sokağa gireni, küçük bir yavru kurt edasıyla sahipleniriz veya sırtından bıçaklamalık taze kan bulmuş oluruz. siz yine de çok güvenmeyin.
her ne kadar ellerinde kelebek bıçağı ile köşe başında bekleyen tipler gibi gözünüzde canlansa bile öyle değildir. bizler etkileşim olsun, sözlük büyüsün diye algı ya da duyar kasan, sözlüğün karanlık yerlerinde nude ya da boydan isteyen, sazan avına çıkmaya hazır insanlarız. sokağa gireni, küçük bir yavru kurt edasıyla sahipleniriz veya sırtından bıçaklamalık taze kan bulmuş oluruz. siz yine de çok güvenmeyin.
devamını gör...
lcw'den giyinen erkek arkadaş
bir üstteki entariye itibar etmeyiniz. bir insanı görünüşü ile karşılarsınız. ancak ağırladığınız kısmı giysilerinin içerisinde taşıdığı benliğidir.
neyse söylenecek çok söz var da lüzumu yok.
tanıma gelecek olursak bu şu anda hor görülen marka yıllar evvel statü göstergesi idi. şu ekonomik krizin dar boğazında kıyafetlerine çok da aman aman anlam yüklemek istemeyen bir kişi diyelim.
neyse söylenecek çok söz var da lüzumu yok.
tanıma gelecek olursak bu şu anda hor görülen marka yıllar evvel statü göstergesi idi. şu ekonomik krizin dar boğazında kıyafetlerine çok da aman aman anlam yüklemek istemeyen bir kişi diyelim.
devamını gör...
farklı yerlerden atlayıp koymak
yoldaş benjamin'in sözlükte küfür konusunun neden esnetilmeyeceğini anlatmak için kullandığı tabir. epey yaratıcı.*
devamını gör...
yazarları bugün mutlu eden olaylar
full icraatta olmak.
uzun süredir ertelediğim işleri yaptım, ilgimi çeken bir psikolojik kuram ile ilgili şeyler izledim, o konuda bir yazmayı planladım, şehirdışında hafta sonu planı yaptım, yeni bir beceri öğrenme ile ilgili plan yaptım* arada gelen dost tavsiyesi* şarkıları dinledim.
yoruldum ama mutluyum.
uzun süredir ertelediğim işleri yaptım, ilgimi çeken bir psikolojik kuram ile ilgili şeyler izledim, o konuda bir yazmayı planladım, şehirdışında hafta sonu planı yaptım, yeni bir beceri öğrenme ile ilgili plan yaptım* arada gelen dost tavsiyesi* şarkıları dinledim.
yoruldum ama mutluyum.
devamını gör...
hoş geldin harun abi
bir sözlük klasiği. hemen hemen her kadın yazarın bir kez karşılaştığı cümle.
40 sene kadınım diye yaşamışsınız mesela. birisi gelip "hayır, değilsin" diyor. tutturdukları da oluyor tabii de tutmayınca komik.
bu arada başlığın hoş geldin şeklinde ayrı yazılarak düzenlenmesi talebimi de buraya iliştiriyorum.
40 sene kadınım diye yaşamışsınız mesela. birisi gelip "hayır, değilsin" diyor. tutturdukları da oluyor tabii de tutmayınca komik.
bu arada başlığın hoş geldin şeklinde ayrı yazılarak düzenlenmesi talebimi de buraya iliştiriyorum.
devamını gör...
hülya avşar'ın rol arkadaşını hastanelik etmesi
hem minyon hem yaşını başını almış kadınları küçümseyenleri şaşırtan durum.
hiç şaşırmadım. her kadının içinde bir yerlerde bir zeyna vardır. kimi çaktırmaz, bunla ölür kimi çene kırar.
hiç şaşırmadım. her kadının içinde bir yerlerde bir zeyna vardır. kimi çaktırmaz, bunla ölür kimi çene kırar.
devamını gör...
tadı hayal kırıklığına uğratan yiyecekler
ejder meyvesi. tadı olsaydı da hayal kırıklığına uğrasaydım.
devamını gör...
öpüşürken dudağın kanaması
beni daha çok azdıracak durum*.
devamını gör...
zenginin horozu bile yumurtlar
kısır bir işten dahi parası sayesinde verim alabilen zengin insanları anlatan atasözü.
devamını gör...
ali tatar
trajik ve dramatik biçimde yaşamına son vermiş kumpas mağduru yarbay. insanın kendi özgürlüğü uğruna yaşam özgürlüğüne son vermesi, cidden buruk bir duygu.
devamını gör...
genç werther'in acıları
öncelikle okumayanlara şunu söylemem gerekiyor; çok kasvetli bir kitap, daralmaya, bunalmaya hazırlıklı olun. sıkıntılı bir dönemden geçiyorsanız okumanızı erteleyebilirsiniz. biraz toparlanmayı bekleyin.* yukarıdaki yorumlara şöyle bir göz attım kimi çok etkilendiğini kimi hiç etkilemediğini belirtmiş. ben ise etkilenen taraftayım. bu yüzden baktım çok depresif ilerliyor ben de sıkıntılıyım, yarısında güzelce koydum kenara. en son dün elime aldım ve acıları bitirdim sonunda. bana göre, kitapta sayfa sayfa acı var. sadece aşk üzerinden döndürülmüş hikaye ama orada varoluşa dair anlamlandıramamaktan kaynaklı bir çaresizlik var. bu yüzden werther'ın acısından kendine de pay çıkarabiliyorsun.
karakter çok depresif, acıyı bilerek ve isteyerek çağıranlardan. goethe'de çok büyük bir meziyet var: bu acıyı okuyucuya olabildiğince tesirli geçirmiş, okuyucunun hissetmesini sağlamış. tramvatik duygu geçişlerinin her aşamasını detaylıca yansıtmış. okuyucuyu satırlar arasında karanlık düşlere savurarak acıların insanı yapmıştır.
yaşanan acının yazarın birebir kendi hayatından esinlenerek kaleme aldığını öğrendiğimde; kendi hissettiğiydi bu, dile getiremedikleriydi, görün bakın içime nasıl bir cenaze gömdüm demenin dile getirişi olarak algıladım.
yaşamayan bir insana bile o duyguyu yaşatmasının sebebi de buydu. bu yüzdendir ki, (bkz: werther etkisi) altında kalan nice insanlar olmuş.
her insanın içine gömmek istediği anlar, taşıyamadıkları yükler ve yaşadığı çaresizlikler vardır. küllerimizden doğmayı diliyorum. kitabın sonunu ben böyle hayal ederek bitirdim.
karakter çok depresif, acıyı bilerek ve isteyerek çağıranlardan. goethe'de çok büyük bir meziyet var: bu acıyı okuyucuya olabildiğince tesirli geçirmiş, okuyucunun hissetmesini sağlamış. tramvatik duygu geçişlerinin her aşamasını detaylıca yansıtmış. okuyucuyu satırlar arasında karanlık düşlere savurarak acıların insanı yapmıştır.
yaşanan acının yazarın birebir kendi hayatından esinlenerek kaleme aldığını öğrendiğimde; kendi hissettiğiydi bu, dile getiremedikleriydi, görün bakın içime nasıl bir cenaze gömdüm demenin dile getirişi olarak algıladım.
yaşamayan bir insana bile o duyguyu yaşatmasının sebebi de buydu. bu yüzdendir ki, (bkz: werther etkisi) altında kalan nice insanlar olmuş.
her insanın içine gömmek istediği anlar, taşıyamadıkları yükler ve yaşadığı çaresizlikler vardır. küllerimizden doğmayı diliyorum. kitabın sonunu ben böyle hayal ederek bitirdim.
devamını gör...
duyulan en iyi hazırcevaplar
öğretmenken bela bir sınıfta ders doldurmuştum, sınıfın hocası raporluydu. yani cidden inanılmaz sıkıntılı bir sınıftı. sonunda kendimi kaybettim ve "kendimi ahırda gibi hissediyorum," dedim. çocuğun biri şak diye, "çiftçi biz mi oluyoruz?" dedi. çocuğu takdir ettim ama öğretmenlik vasfımı da gösterdim ve "umarım bu zekanızı akademik alanlarda da görürüz," dedim. yalnız hakikaten iyi laf sokmuştu çocuk bana. helal olsun.
devamını gör...
tayyip erdoğan'ın kekliği şemsiyeyle dürtmesi
illa dürtecek, illa huzursuz edecek.
görüldüğü üzere yalnızca kaçan değil, adamdan uçan da kurtulamıyor.
görüldüğü üzere yalnızca kaçan değil, adamdan uçan da kurtulamıyor.
devamını gör...
tyrrell p34
formula 1'de yarışmış tek 6 tekerlekli araçtır..
muhtemelen üstündeki kaplamasına bakmadan direk modelini ve hangi takıma ait olabileceğini ayırt edebileceğiniz tek araçtır.. formula 1'e böyle uçuk, radikal bir tasarım daha önce hiç gelmemiştir sanırım..

1958-1998 yılları arasında formula 1'de yarışmış tyrrell racing team tarafından 1975 yılında tanıtılmış ve 1976 sezonunda yarışmaya başlamıştır.. derek gardner tarafından tasarlanmıştır.. öndeki 4 tekerden yönlendirme ve arkadaki kocaman tekerleri sayesinde oldukça başarı elde etmiş ve bu durum diğer takımların da ilgisini çekmiş, 6 tekerli tasarımlar yapmalarına sebep olmuştur..

6 teker tasarımının amacı, ön kanattan gelen havayı ön tekerlerin etkisinden kurtararak arka kanada kusursuz bir şekilde iletmekti.. kanat sınırlamaları sebebiyle tekerler ön kanattan daha yüksek ve geniş bir boyuta sahipti, bu sebeple tekerler kanattan gelen havayı bozuyordu.. ön tarafta sürücünün ayakları ve pedallar için bir boşluk (yani aracın burnu), frenler, süspansiyon ve direksiyon sistemi konunca tekerlekler kanadın dışına taşıyordu ve aerodinamiyi bozuyordu.. bunun çözümü olarak ön tekerleri (10 inç) küçültme fikri doğmuştu.. böylece ön kanattan gelen hava tekerlere gelmeyecek üstünden geçip arka kanada geçecekti.. ama burada bir sıkıntı vardı.. tekerin küçülmesi, yerle daha az temas alanı demekti.. bu da virajlarda yol tutuşun azalması anlamına geliyordu.. peki bu nasıl çözülecekti..? işte p34 bu şekilde doğdu.. neden ön tarafa bir çift teker daha koymuyoruz..? böylece ön taraftaki temas yüzeyini artırmış oluruz.. bu sorunda çözüldü.. peki yönlendirme..? bu sorun da bellcrank adı verilen hareketin yönünü değiştirebilen bir hareket aktarma prensibi üzerinden çözülür.. (aşağıda ki resimden döndürme prensini anlaşılabilir..)


ilk yarışı 1976 ispanya gp'dir.. oldukça iyi bir performans sergiler.. 2 pilotlarından biri aracı iyi bulur ama diğerinin hoşuna gitmez..
aynı yıl 3 yarış sonraki isveç gp'sinde birinci olur! evet, bu araç bir formula 1 yarışını da kazanmıştır.. hem de 1. ve 2. sırayı alarak yarışı domine etmişlerdir.. pilotlardan jody scheckter, 6 tekerlekli bir araçta yarış kazanan ilk ve tek formula 1 pilotu olarak formula 1 tarihine de geçmiştir.. araç düzlüklerde ve keskin olmayan uzun virajlarda oldukça iyi performans göstermektedir.. ama eski pistlerde, yol durumunun kötü, engebeli veya oldukça değişken olduğu pistlerde öndeki küçük tekerlerin hepsinden eşit performans alınamıyordu.. çünkü öndeki 4 tekerden biri bir engebeden geçse diğerleri geçmiyordu, bu da yol tutuşu önemli ölçüde azaltıyordu..

jody scheckter yarış kazanmış olmasına rağmen 6 teker fikrini hiç beğenmedi ve takımı bıraktı..
1977 sezonu için tasarımda değişiklikler yapıldı ama aracın boyutları ve ağırlığı artmıştı.. bunun sonuçları hiç iyi olmadı.. frenleme performansı ve virajlardaki performansı kötüleşmişti.. takım suçu dönemin lastik tedarikçisi olan goodyear'a attı.. normalden küçük lastikler taktıkları için goodyear'ın küçük lastik işini beceremediklerini iddia ettiler.. sezonun sonuna doğru ön süspansiyonda büyütme işlemi yapmak istediler ama bu da asıl konsept fikrinin tamamen dışına çıkmaya, yani ana fikir olan ön tekerleri gizlemek yerine ön tekerleri kanadın dışına çıkarmaya sebep oldu..

1978 tyrrell yeni aracını tanıttı ve bu araç 4 tekerliydi.. tyrrell patronu ken tyrrell "6 tekerlek defterini kapattık, eminim bu araçlar güzel bir koleksiyon parçası olacaklar" dedi.. yarış kazandıkları araç dışındaki tüm araçlar satıldı..
1976 ve 1977 yılları olmak üzere 2 sezon yarışmıştır.. toplam 30 yarışta 1 yarış galibiyeti, 14 podyum görmüştür..
formula 1'e renk katan bir araçtı.. güzel bir denemeydi.. herkes tarafından tanınan bilinen ve iz bırakan bir araçtı.. günümüzde yabancı ülkelerdeki yerel klasik araç yarışlarında ve müzelerde görülebilir..

p34 formula 1'deki tek 6 tekerlekli araç değildi, ama yarışan tek 6 tekerlekli araçtı.. ferrari*, williams* gibi takımlar da 6 tekerlekli araçlar yapmışlardır ama onların fazladan 2 tekeri aracın önünde değil arkasındaydı.. 1983 yılında formula 1'de 4 tekerden fazlasını kullanmak yasaklandı..

monaco'da bir turu
muhtemelen üstündeki kaplamasına bakmadan direk modelini ve hangi takıma ait olabileceğini ayırt edebileceğiniz tek araçtır.. formula 1'e böyle uçuk, radikal bir tasarım daha önce hiç gelmemiştir sanırım..

1958-1998 yılları arasında formula 1'de yarışmış tyrrell racing team tarafından 1975 yılında tanıtılmış ve 1976 sezonunda yarışmaya başlamıştır.. derek gardner tarafından tasarlanmıştır.. öndeki 4 tekerden yönlendirme ve arkadaki kocaman tekerleri sayesinde oldukça başarı elde etmiş ve bu durum diğer takımların da ilgisini çekmiş, 6 tekerli tasarımlar yapmalarına sebep olmuştur..

6 teker tasarımının amacı, ön kanattan gelen havayı ön tekerlerin etkisinden kurtararak arka kanada kusursuz bir şekilde iletmekti.. kanat sınırlamaları sebebiyle tekerler ön kanattan daha yüksek ve geniş bir boyuta sahipti, bu sebeple tekerler kanattan gelen havayı bozuyordu.. ön tarafta sürücünün ayakları ve pedallar için bir boşluk (yani aracın burnu), frenler, süspansiyon ve direksiyon sistemi konunca tekerlekler kanadın dışına taşıyordu ve aerodinamiyi bozuyordu.. bunun çözümü olarak ön tekerleri (10 inç) küçültme fikri doğmuştu.. böylece ön kanattan gelen hava tekerlere gelmeyecek üstünden geçip arka kanada geçecekti.. ama burada bir sıkıntı vardı.. tekerin küçülmesi, yerle daha az temas alanı demekti.. bu da virajlarda yol tutuşun azalması anlamına geliyordu.. peki bu nasıl çözülecekti..? işte p34 bu şekilde doğdu.. neden ön tarafa bir çift teker daha koymuyoruz..? böylece ön taraftaki temas yüzeyini artırmış oluruz.. bu sorunda çözüldü.. peki yönlendirme..? bu sorun da bellcrank adı verilen hareketin yönünü değiştirebilen bir hareket aktarma prensibi üzerinden çözülür.. (aşağıda ki resimden döndürme prensini anlaşılabilir..)


ilk yarışı 1976 ispanya gp'dir.. oldukça iyi bir performans sergiler.. 2 pilotlarından biri aracı iyi bulur ama diğerinin hoşuna gitmez..
aynı yıl 3 yarış sonraki isveç gp'sinde birinci olur! evet, bu araç bir formula 1 yarışını da kazanmıştır.. hem de 1. ve 2. sırayı alarak yarışı domine etmişlerdir.. pilotlardan jody scheckter, 6 tekerlekli bir araçta yarış kazanan ilk ve tek formula 1 pilotu olarak formula 1 tarihine de geçmiştir.. araç düzlüklerde ve keskin olmayan uzun virajlarda oldukça iyi performans göstermektedir.. ama eski pistlerde, yol durumunun kötü, engebeli veya oldukça değişken olduğu pistlerde öndeki küçük tekerlerin hepsinden eşit performans alınamıyordu.. çünkü öndeki 4 tekerden biri bir engebeden geçse diğerleri geçmiyordu, bu da yol tutuşu önemli ölçüde azaltıyordu..

jody scheckter yarış kazanmış olmasına rağmen 6 teker fikrini hiç beğenmedi ve takımı bıraktı..
1977 sezonu için tasarımda değişiklikler yapıldı ama aracın boyutları ve ağırlığı artmıştı.. bunun sonuçları hiç iyi olmadı.. frenleme performansı ve virajlardaki performansı kötüleşmişti.. takım suçu dönemin lastik tedarikçisi olan goodyear'a attı.. normalden küçük lastikler taktıkları için goodyear'ın küçük lastik işini beceremediklerini iddia ettiler.. sezonun sonuna doğru ön süspansiyonda büyütme işlemi yapmak istediler ama bu da asıl konsept fikrinin tamamen dışına çıkmaya, yani ana fikir olan ön tekerleri gizlemek yerine ön tekerleri kanadın dışına çıkarmaya sebep oldu..

1978 tyrrell yeni aracını tanıttı ve bu araç 4 tekerliydi.. tyrrell patronu ken tyrrell "6 tekerlek defterini kapattık, eminim bu araçlar güzel bir koleksiyon parçası olacaklar" dedi.. yarış kazandıkları araç dışındaki tüm araçlar satıldı..
1976 ve 1977 yılları olmak üzere 2 sezon yarışmıştır.. toplam 30 yarışta 1 yarış galibiyeti, 14 podyum görmüştür..
formula 1'e renk katan bir araçtı.. güzel bir denemeydi.. herkes tarafından tanınan bilinen ve iz bırakan bir araçtı.. günümüzde yabancı ülkelerdeki yerel klasik araç yarışlarında ve müzelerde görülebilir..
p34 formula 1'deki tek 6 tekerlekli araç değildi, ama yarışan tek 6 tekerlekli araçtı.. ferrari*, williams* gibi takımlar da 6 tekerlekli araçlar yapmışlardır ama onların fazladan 2 tekeri aracın önünde değil arkasındaydı.. 1983 yılında formula 1'de 4 tekerden fazlasını kullanmak yasaklandı..

monaco'da bir turu
devamını gör...
öldürmeyip süründüren şeyler
belirsizlik ve mide bulantısı.
devamını gör...


