olmalıdır evet, yok feminizm yok beden özgürlüğü geçiniz efenim bunları. ben de feministim, ben de maskülistim. ama kişisel bakım şart. öz saygı gereği. ama kimse de çıkıp diyemez ki şunu yapmıyorsun bakımsızsın. bakım denen şeyi kapitalizm öyle büyüttü öyle büyüttü ki kıçını yıkamaktan aciz olanlar gelip millete bakımsız diyebiliyorlar. no make up diyenlerdenim çoğu zaman için, hiç yapmam değil yaparım. ama o maddeleri hayvanlara enjekte ettiklerini duyduğumdan beri daha da almadım malzeme. sanırım bundan sonra da almayacağım.

bakım dediğimiz şey esasen temiz olmaktır.
devamını gör...

columbia üniversitesi tarafından edebiyat, müzik ve gazetecilik alanlarında verilen saygın bir ödüldür. dönem dönem her ödül gibi siyasi havadan etkilenilerek verilse de çoğunlukla adil dağıtılmıştır. 1917 yılından beri verilmektedir. 2021 yılı için 11 haziran'da açıklanacaktır.
devamını gör...

bazen kendi yazdığını unutup "lan ne diyo bu manyak?" diye düşünen bir adama yüklenecek fazla sorumluluk içerir, tavsiye edilmez.*
devamını gör...

dünya çapındaki kitap ağı, kitap okuyan insanlarla iletişim kurma imkanı ve çoğunluğun beğenisiyle oluşmuş kitap puanlamasıyla gönül fetheden uygulamadır.
senelerdir kullanıyorum ve benden çok (ve nitelik olarak da iyi tabi) kitap okumuş insanları görünce orta yerimden çatlıyorum.
(bkz: sözlük yazarlarının itirafları)
devamını gör...

kilosunda artış fark edenlerin bir nevi kutsal gün ibadeti. pazartesi gününe kadar yenilir içilir. o kutsal gün geldiğinde diyet başlar.
devamını gör...

ensest ilişki yaşamak isteyen kişilerin muhtemelen psikolojik sorunları vardır ki zaten
devamını gör...

“bu akşam kesin erken uyuyacağım.”

(bkz: uyumadı)
devamını gör...

iyi ki yemişler, bak sayelerinde ne maceralı bir coğrafyada,ne çeşit insanlarla yaşıyoruz, cennette ne dolandırıcı, ne hırsız, ne arsız, ne namussuz tanirdik, her gün yeni bir macera her gün yeni çeşit insanlar tanıyoruz.
ama cennette her şey dört dörtlük valla sıkılır dık .
devamını gör...

padişah ikinci mahmut yeniçeri ordusunu kaldırmış ve modern bir ordu kurmak istemiş, önce kendinden de başlayarak kılık kıyafet reformuna girişmiş ve osmanlı'da fes modasını başlatmış. eyüp'te askeri üniforma ve elbise üreten bir imalathane o dönem faaliyete başlamış. osmanlı ordusu askeri kıyafetleri avusturya'dan sipariş etmeye başlayınca, bu tesis de fes üretimine geçmiş ve zamanla feshane-i amire ismini almıştır.

ismini fas'ın fes kentinden almış, bu kentte de boya üretimi yapılıyor. sık dokunmuş yünün yıkandıktan sonra keçe haline dönüşmesi ve bu keçenin kalıplarda şekillendirilmesiyle de püsküllü bir serpuş ortaya çıkıyor. padişahın inisiyatifi ile de bu kırmızı serpuş askerler, devlet memurları ve din adamlarının resmi başlığı olmuştur. o zamanki toplum da bu şapka reformuna direnmiş. batılılaşabilmek için de şalvar ve sarığı kaldıran sultan ikinci mahmut, avrupalıların da gözüne girememiş. batılıların hayalindeki oryantal imaja uymamış olacak ki gerektiği kadar şarklı bulmamışlar.

ama zaman geçtikçe bu keçe başlık benimsenmiş. yoğun talep olmuş ki askeri üniforma satan avusturyalılar, bu sefer de osmanlı'ya satabilmek için fes ve keçe üretimine girmişler. sonra da cumhuriyet yönetiminin reformu ile de fes takmaya yasak gelmiş. bağımsızlıklarını kazanan balkan ülkelerinde de giymesi yasaklanmış, sebep olarak da osmanlı hakimiyetinin sembolü olduğu için. ama folklor kıyafeti olarak kalmış olabilir. önce iştahı kabaran avusturyalılar işin sonunda yanlış yatırım yaptıklarını düşünerek belki de kafalarını duvarlara vurmuşlardır. sonraki cumhuriyet devriminin başlığı olan çepeçevre saran siperliği olan yeni serpuşu da fötr şapka olmuştur, bu da fransa'dan ithal edilmiştir. yabancı dilde yazılışı da fetre , yani bunun anlamı da keçe demek oluyor.
devamını gör...

ben de değilim bu. zaten sözlükte de yeniyim, kankam filan da yok. okuduklarımdan beni çarpmasını değil bana değmesini bekliyorum, değmişse hiç beklemem basarım oyumu. bilmediğim bir şeyi öğrendiğimde de, güldüğümde de, duygulandığımda da.

oyladığım yazarın ne dikkatini çekmek, ne "mektup yazmak", ne de yok efendim "o benim çay bardağımı beğendiydi de ben de onun ayaklarını/ellerini beğeneyim de ayıp olmasın" diyerek de beğeni atmam. ne bu; aşure tabağını boş gönderememek gibi bir komşuluk adeti mi var sözlükte?

hem şu kalite sözü de fazla iddialı olmamış mı ya? bir oy ya hu, çoğu kez niye verildiğinden ya da verilmediğinden bile emin olunamayan bir oycuk neyin kalitesini gösterebilir ki? yazarın? tanımın? okuyanın? oy verenin?
devamını gör...

yüksek lisans/doktora/iş başvurularında sıklıkla istenen mektup türü.

yüksek lisans/doktora için bu mektupları okuyup rapor veren bir üniversite çalışanı olarak tavsiye vermek istedim, umarım yardımı dokunur. iğrenç, berbat, komik mektuplar yazıyor çoğu insan hem de kafasında dert ediniyor bunu. benim görevim içinde küfür/argo ifade olanları elemek üzerineydi(boş bir işti yani ama küfür yazan orijinal arkadaşlar vardı gerçekten). nitekim bu boş işi değerlendirip iyileri kendim için ayırdım. binlerce mektuptan 20 iyi belki ayırabildim 4 başvuru döneminde. şu sözlüğe yazabilen insan çok önde sıradan bir insana göre öncelikle bu konuda içiniz rahat olsun. kıyaslandığınız mektuplar çok komikler çünkü.

şimdi bu mektup sizin için fırsat, kendinizi anlatmanız için, kısa sürede güzel bir özet geçebilmeniz için bulunmaz nimet, kıymetini bilerek yazın.

yapmanız gerekenleri kısa öz anlatacağım(altta kısımda daha ayrıntılı anlatacağım yazılması gerekenleri) çünkü sıklıkla bu hatalara denk geliyorum:
+kısa cümleler kurulması mecburi.
+gerçekten dersini aldığınız ya da türkiyede saygın prof'ların sözleri veya düşüncelerine yer vermek.(steve jobs yazıyor bazı insanlar, komik duruyor.)
+hayat mottosu belirlemek, örneğin "carpe diem". bunun hocanızın bir lafı olması daha makbul. "bilmem kim hocamdan öğrendiğim ve hayatımın sonuna kadar uygulayacağım gerçek ise; 'carpe diem'" (şüpheniz olmasın okuyan çok etkilenecektir, üstteki maddeyle beraber yapılırsa daha güzel olur.)
+2 hocadan fazlasının adını geçirmeyin.
+giriş gelişme ve sonuç vs kendinize en makul geleni yapın. 4 paragraf daha iyi gözüküyor ama. birbirini tekrar eden mektuplar sağlam sırıtıyor. sizce kendinizi anlatmanız, neden oraya başvurduğunuzdan daha önemliyse onu 2. paragrafa alın vs. neticede özgün bir tarz belirleyin.
+neden oraya başvurduğunuzu yazın. oranın hakkında bilgi sahibi olduğunuzu gösterin, bilginiz yoksa bilgi edinin. (üniversitenizin bilmem ne konusunda çok iyi olduğunu biliyorum ve sürekli olarak takip ediyorum şeklide)
+2 üniversiteye aynı mektubu göndermeyin, bundan haberdar olunuyor bazı bölümlerde, özellikle aynı üniversite 2 tercih yaparken. mülakatta alay konusu olursunuz ruhunuz bile duymaz neden alay konusu olduğunuzu.
+1 paragrafta çalışmalarınızdan bahsedin, kendinizden bahsedin, eğitim hayatınızın nasıl geçtiğini anlatın, kişisel özelliklerinizden bahsedin ve şu cümleyi kurun "beni diğerlerinden ayıran özelliğimin dirseğimi yalayabilmek olduğunu düşünüyorum". çünkü bilmek istiyoruz ne konuda iyisin, ukalalık değil bu. kiminin disiplin hayatında ön plandadır, kiminin sosyal beceresi. buna göre seçilecek zaten ilgili kişi.
+sonuç kısmına; eğer kabul alırsam, üniversitenizin kültürünü benimseyeceğime şeklinde temiz cümleler yazın ve kendinizi gelecekte nerede gördüğünüzden bahsedin.
+1 paragraf bunu neden yapmak istediğinizi anlatsın.
+kimseyi ya da hiçbir şeyi kötülemeyin.
+başlığa saçma şeyler yazmayın. başlık niyet mektubu zaten. 'bilmem ne enstitüsüne' gibi başlıklar atanlar çok var, dilekçe değil güzel kardeşim bu. torpil kağıdı gibi düşün bunu.
+imzaya garip şeyler yazmayın, adres falan gibi. isim, tarih, imza olsun sadece.
+gereksiz kelime kullanmayın. "mihenk taşıdır" gibi kalıplarla yazarsanız, kimse o mektuba vakit ayırmaz. 'elzem' gibi kelimeler mesela, akademiye yakışmıyor.
+imla hatalarını bir bilen arkadaşınıza düzelttirin, imla hatası çok kötü gözüküyor(abartı bir imla istenmiyor tabi ama noktalı virgül, 2 nokta kullanmayı bilmeyen adamın mektubunu niye okuyalım diye düşünülüyor.)
---------------------------------------

şimdi asıl üst seviye dediğimiz mektuplarda gördüğümse; adamların/kadınların gerçekten özgün tarzlarının olması ve edebiyatı parçalamadan 1-2 kelime ile edebiyat yapmalarıydı. bu kişilerin yazdıklarını okurken; zaten kabul edilmeseler bile hayatlarında başarılı olacaklar diye içimden geçiriyordum.

kimseden çekinmeden, içinizdekileri doya doya yazın işte, kararlı olun, ne yaptığınızdan emin olun, neden yaptığınızdan şüpheniz olmasın. samimi bir dil kullanın, laubali de olmayın; işinize odaklanın sadece. yazmak için yazmayın. eğer bu şekilde düşünmekte zorlanıyorsanız, zaten mektubunuz kabul edilmeyecek gibi düşünün ve şansınızı öylesine deniyormuş gibi davranın bana kalırsa çünkü bu mektup iyi yazılırsa şansınız artıyor ancak kötü yazılırsa şansınızı azaltmıyor. siz sadece kötü yazarsanız bir fırsatı kaçırmış oluyorsunuz. bu her üniversitede böyle.

ayrıca güzel niyet mektubu yazan insanların ortak noktası da mezun oldukları üniversiteye başvurmamalarıydı. genelde idealist insanlar yerinde duramaz daha iyisini hedefler aynısıyla yetinmez imajı veriyorlar mektuplarında da, krizi gole çevirmek bu resmen. yani başka üniversiteye başvuranlar bu mektupla 10 adım öne geçebilirler.
---------------------------------------

cevap verilmesini istediğimiz sorular ise:

1.giriş:
-neden bu üniversiteye başvurdun? (kısa özet)
-çalışmak istediğin hoca var mı? (tek cümle)
-neden yüksek lisans/doktora yapmak istiyorsun? (tek cümle, kısa özet)
-şu anki güncel durumun nedir?(örneğin 2 senedir bilmem ne şirketinde çalışıyorum veya geçtiğimiz dönemde bilmem ne yüksek lisansından mezun oldum) (tek cümle)
-farklı üniversiteyse veya farklı bölümse neden bu şekilde bir başvuru yaptın.(tek cümle="at gözlüklerimi çıkarmak için farklı bir üniversiteye başvurdum" veya "üniversiteniz kafakopter konusunda mükemmel olduğu için üniversitenize başvurdum.")
not:4-6 cümle arası ideal; yukardakilerin sıralamasını paragraflarınızın sıralamasına göre yapın.
2.paragraf:
-yüksek lisans/doktora yapma sebeplerinizi daha uzun ifadelerle yazın. 2. paragrafın girişi kesinlikle bu olsun.
-senin için bilim nedir?
-senin hayata bakış açın nelerdir?
-okurken etkilendiğin hocam kimdir ve neyinden etkilendin, hangi sözü senin hep aklında kaldı ve bunu uyguladın ve uygulayacaksın?
-bu programa başvurmamda altta yatan düşüncen nedir? (etkili bir cümle örneği: "fizik bilimi benim için çok özeldir çünkü fizik öğrendikçe, aslında olan bilgisizliğimin çok olduğunu fark etmemdir.") ===> entropi bilgisi var, öğrenme isteği var, alçakgönüllük var, okuduğu alana hakimiyet var, var oğlu var bu cümlede.
-öğrenmeyi neden seversin? öğrenmek nedir?
-paragrafın sonunda ilgili alanda yüksek lisans/doktora yapmanın sizi çok mutlu edeceğini yazın.(aynen bu şekilde yazsanız bile kafidir.)
3.paragraf:
-lisans/yüksek lisans eğitiminde nasıl bir öğrenciydin? (hiç devamsızlık yapmayan bir öğrenciydim gibi)
-ne tür çalışmalarda bulundun, neyin üzerine tez/bitirme ödevi yaptın? ne tür etkinliklere katıldın?(sadece kendi alanınızda olanları yazın 3 etkinlikten fazlası -çok iyi etkinlikler değilse- okuyanı sinirlendirir.) örnek="yüksek lisans eğitimimde en hızlı kafakopter yapma yarışması üzerine girişimlerde bulundum." örnek="yüksek lisans tezimi at nallarının işlevselliği üzerine yazdım."
-kendi alanın dışında nelerde iyisin, neler öğrenmek için fedakarlık yaptın?(derslerde benden istenenlerin yanı sıra şunları öğrenmek için şu girişimlerde bulundum. bu girişimlerde bulunma sebeplerim rahatın batması sebebiyledir.)
-sizin için en iyi öğrenme nedir?(tek başıma çalışmak ya da usta çırak ilişkisiyle öğrenmek gibi.)
-sizi diğerlerinden ayıran özelliğiniz nedir?
-öğrendiklerim kalıcı oldu çünkü sebep sonuç ilişkisi kurdum gibi cümleler de kullanabilirsiniz. (ezbere dayalı eğitimi kötülemeyin sakın)
not:sizin olmayan bir şeyi yazmayın, disiplinli değilseniz disiplinli olduğunuzu kesinlikle yazmayın. samimiyet her zaman kazandırır ondan haberiniz olsun.(bilgisizliğin samimiyeti olmaz bunu da belirteyim. bilgisizliğin sebepleri var olabilir ama bu alanınız dışında yerlere başvuruyorsanız tolere edilir.)
4.sonuç:
-üniversitenizin saygınlığının bilince misin?
-kendini gelecekte nerede görüyorsun?
-kabul alırsanız yine bu durumun sizi mutlu edip etmeyeceğini yazın.(tekrara düşmek bazen vurguyu güçlendirir, tekrarda sakınca yok bu yüzden.)


son not: eski üniversitenizi, aldığınız dersleri, öğrendiklerini kötülemeyin. hiçbir şey hakkında "saçma" gibi ifadeler kullanmayın.
devamını gör...

beyefendinin dün soförü olan bugün milletveki. (bkz: yeliz)

şaşırtmaz bu ülkede, başka şeylerle gelin.
devamını gör...

ev arkadaşımı! çok kıskanıyorum. evet itiraf ediyorum, bu herif bilgisayara geçtiği zaman 5 saat hiç susmuyor, devamlı konuşuyor. ben ise bilgisayar geçtiğimde bir tane konuşacak kişi bulamıyorum, ağzım kilit başlıyorum, kilit bitiriyorum.
bu herifi çok kıskanıyorum. *
devamını gör...

iş görüşmesi için gittiği emlakçı mustafa murat ayhan tarafından tecavüz edilip boğularak öldürülmüş ve cesedi beş parçaya ayrılmış ve ormana atılmıştır.
benim 20 yaşında kızım var, olmasa da aynı şekilde üzülürdüm muhakkak ama çok içim yandı.
bakın, kadınların makus talihini, çocukların çaresizliğini bitirmek zorundayız. ceza öyle büyük olmalı ki bir kadına, bir çocuğa cinsel saldırıda bulunulmayacağını anlamaları gerek.
tecavüz korkunç bir suçtur. gençliğini, hayallerini, hayata olan inancını, insanlara olan güvenini, kendine duyduğun saygıyı bir anda alıp götürür. sadece fiziksel bir saldırı değil aynı zamanda ruhunun da yok edilmesi demektir.
tecavüzden hüküm giymiş birinin bir daha topluma karışmaması şarttır. artık oturup bu cezanın ne denli şiddetli olması gerektiğine kafa yormalıyız.
azra gülendam hangi adını kullanırdı bilmiyorum, dilerim acın başka kadınların/çocukların acılarına engel olacak bir toplumsal duyarlılığa dönüşür.
sana yapabileceğimiz bir şey kalmadı ama belki de senin geride bıraktığın ışıkla biz yolumuzu aydınlatırız.
kederli ailesine başsağlığı diliyorum, canım azra gülendam nurlar içinde uyu. adını mıh gibi kalbime yazdım, bir daha hiç unutmayacağım.
devamını gör...

doğru kişiyle tanıştığınız yaştır
devamını gör...

domestic hıyar

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

medeni toplumlarda herkes gibi normal işlerde çalışabilirler, türkiye'de olduğu gibi fuhuşa zorlanmazlar. los angeles'da yazılım mühendisi, elektronik mühendisi olarak çalışıp gayet de iyi paralar kazanan birkaç tanesine rastlamıştım. ayrıca hepsi de erkeklerle birlikte olmuyordu, kendileri gibi translarla sevgili olanları vardı. hatta hepsi de öyle frapan giyinmiyordu, teyze modeli koyu renk tayyörler giyenler vardı yani. bazılarının trans olduğu dışarıdan hiç anlaşılmıyordu hatta, özellikle de uzakdoğulu olanların.
devamını gör...

normal sözlük bünyesinde kurulan fakat ne yazık ki bazı bireysel discord grupları ile karıştırılan kulüplerdir.

dilerseniz bazı arkadaşlarda oluşan yanlış algıya kendimce bir açıklık getireyim. sözlük bünyesinde kurulan kulüplerde herhangi bir yazar hakkında dedikodu, kötü söz söyleme, arkadan konuşma vb. yapılamaz. yasaktır ve görüldüğü an mesajlar başkanlar tarafından silinip ilgili üye uyarılır hatta kulüpten atılabilir. henüz böyle bir şey başımıza gelmedi. evet bir ara bir yazar arkadaşın isteği ile gıybet kulübü kurulmuş olsa dahi yine aynı kişinin isteği ile kulüp kapatıldı.

aynı şekilde linçletme gibi bir girişimde de bulunulamaz. bu olay bir ara sözlükte olay olmuştu lakin ilgili discord grubunun normal sözlük kulüpleri ile hiçbir ilgisi ve bağlantısı yoktu. bunun altını çizmek isterim. her kulübün iki eş başkanı olduğundan böyle şeyler itina ile kontrol edilmekte.

kulüpler sözlükten bağımsız düşünülemez. örneğin normal sözlük kitap edebiyat kulübü'nde toplantısı gerçekleştirilen kitapların sözlükte tanımı girilmekte, tüm kulüplerin etkinlikleri sözlükte duyurulmakta. zaten kulüp üyeleri sözlüğümüzün yazarlarından oluşuyor. yani bir satranç turnuvasına katıldığınızda sözlük yazarları ile katılmış oluyorsunuz. sanat-bilim, sağlıklı yaşam, müzik, felsefe, moda, dizi-film hakkında konuştuğunuz konular, yapılan toplantılar, oynadığınız oyunlar vb. sözlük yazarlarıyla gerçekleşiyor. bunu tanımlarınızla sözlüğe taşımak da size kalıyor*.
devamını gör...

fas'ın kuzeybatısında, rif dağları'nın eteğine yakın bir konumda yer alan küçük ve tatlı şehirdir.
şehri diğer kentlerden ayıran özelliği ise evlerinin mavi boyalı olmasıdır. evlerin dış cephe duvarları, merdivenleri, direkleri yani neredeyse tamamı mavi-beyaz boyalar ile boyanmış durumdadır.
mavi boyalı olmasının nedeninin 2 rivayete dayandığı söylenmektedir.
ilk rivayet, ilk tanımda da yer alan bir yahudi geleneği, ikinci rivayet ise evlerini mavi renge boyayanların kötü ruhlar tarafından rahatsız edilmeyeceğine olan inançtır.
tıpkı bodrum'un beyaz boyalı evleri gibi bu şehir de mavi boyalı evleriyle turistler tarafından büyük ilgi görmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kaynak:şafşavan
ps: kaynak belirttiğim sayfayı incelerseniz çok daha detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz, gerçekten çok güzel anlatmış.
devamını gör...

arada sırada sırf daktilo sesi için dinlediğim cem karaca şarkısı. daktilo'nun müzik aleti olarak kullanılması falan, mükemmel bir şey.

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim