çocukluğunda çok gaz çıkardığı için bırtlı denilen dede ve bırtlılar ailesini tek geçiyorum.
devamını gör...

ya görüldü kapalıysa…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tükenmiş.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

elalem hapishanesinden kurtulup, yasaların izin verdiği haliyle istediğimiz gibi davranabilme veya konuşabilme.


özgürlük yasaların izin verdiği her şeyi yapmaktır.


montesquieu
devamını gör...

guneslibirpazartesi günü... herkesin kısaca ormanci dediği memur kocası bugün tatil olduğundan işe gitmemiş, içeriden sesleniyor:

- bi' kahve yapsana bana!

ev işlerinden bıkmış artık. gözlerini devirerek dolabı açıyor. biraz bakındıktan sonra sesleniyor içeriye:

- kahvemiz kalmamış.

içinden söylenmeyi de ihmal etmiyor o sırada:

- hizmetçiyim ben onun gözünde. benden istediği tek şey bu evet; hizmet etmem. bir gün olsun nasılsın, mutlu musun diye sormaz, benimle ilgilenmez. varsa yoksa onu yap, bunu getir... neydi o kelime, fransızlar hizmetçi yerine kullanırdı? hah! domestik... işte oyum ben; domestic hıyarın tekiyim! hıyarım evet. hâlâ bu evde durduğuma göre...

dışarıdan bakınca herkes kocasını örnek vatandaş olarak görür. herkese gülümser, işine hiçbir zaman geç bile kalmaz. herkesin yardımına koşar ama evde oldu mu tam bir ayıya dönüşür. düşüncesiz bir ayı...

tam bunları düşünürken beklediği cümleyi duyuyor:

- ben kahveye gidiyorum.

"oh be!" diyor içinden. nihayet... git de rahat bir nefes alayım. iki dakika koltuk yüzü görsün popom.

koltuğa oturacakken sehpanın üzerindeki dergiye ilişiyor gözü: северное сияние yazıyor kapağında kocaman harflerle.

"severnoe siyanie" diye mırıldanıyor alçak sesle. ne kadar da istiyordu dünyayı gezen kelebek misali dünyanın her yanını görmeyi! böyle bir hayat değildi düşlediği. akşamları televizyon karşısında hassas türk aile yapısına uymayan görüntülerin sansürlendiği yayınları izleyip, kocası tarafından görünmezadam muamelesi görmek değildi... o an aklından çok kötü birkaç düşünce geçti ama çok sevdiği filmden bir kareyi hatırlayıp "intikam iyi bişey değil mathilda" dedi kendi kendine gülümseyerek.

tam o sırada televizyonda kadın haklarıyla ilgili bir programdan gelen "kadınlar çiçektir" cümlesini duydu. "sanki benimle alay ediyorlar" diye düşündü ve bütün öfkesini bu cümleden çıkarırcasına "çiçek babandır" diye bağırdı televizyona doğru. televizyonu kapatıp müziği açtı ve efkâra dalmasına neden olan şarkı nesrin sipahi'nin sesiyle yükseldi hoparlörlerden: biraz kül biraz duman, o benim işte...
devamını gör...

sarı bıyık ve kaleci saçlı adam efsanedir.
devamını gör...

yaşayan bir bedenin içinde ölen bir ruhun hayatını okudunuz.
devamını gör...

sarma tütünlere öncülük edecek , bandrolsüz kaçak sigaralara talebi artıracak, otlakçıların türemesine yol açacak bir güncelleme.
evet buna zam değil güncelleme diyoruz.

sigara v3. 1 güncelleme sürümü.
devamını gör...

merhabalar canım portakallar !

şimdi ben bu başlığı niçin açtım? nasıl açtım? bunu izaha gerek yok. gördünüz, başlık aç dedim açtım. ama açmamış da olabilirim. açmışsam açmışımdır, açmamışsam açmamışımdır. görünen sözlük uzakta değildir. başlığı açtık da açmadık mı dedik? bunlar bir takım uydurma laflardır... sahi ya ben ben bu başlığı niçin açtım? kim açtırdı bu başlığı len bana !

tamam tamam uzatmıyorum daha fazla. *
ben bu başlığı neden açtım, nedir bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak?
öhöm öhöm efendim, malumunuz geçenlerde sözlüğün superman'i gomercan sözlük radyosu toplantısı düzenleyerek hepimizi toplantıya davet etti. tamamen destek amaçlı katıldığım bu toplantıdan aklımda "acaba olabilir mi böyle bir şey?" düşüncesiyle çıktım. ardından sevgili gomercan ile yaptığımız kısacık görüşme sonucunda kendimi yayın yapma kararı almış olarak buldum!!

peki nasıl bir yayın olacak?
her şeyden önce isminden de anlaşılabileceği üzere 1,5 saatliğine dünyanın dertlerinden, sıkıntısından, kederinden uzaklaşıp, şarkılar üzerinde söz sahibi olabileceğimiz, bizden izler taşıyan bir yayın olsun istiyorum. bu amaçla her hafta yeni bir konsept ile karşınızda olacağım. örneğin bir hafta bahar temalı, bir hafta 90'lar konseptli, bir hafta anma temalı gibi çeşitli temalara yer vereceğim. belirlediğim temayla ilgili sizlerden şarkı istekleri alacağım, hem sizin istediğiniz hem de benim çalma listemde bulunan haftanın temasına uygun şarkıları harmanlayarak bir yayın yapacağım. bir değişiklik olmazsa yayın saatimiz her perşembe saat 22:00-00 arası olacak.

evet işte böyle canım portakallar! nasıl olur, yapabilir miyim, güzel olur mu bilmiyorum, denemeden bilemem. ama siz olursanız eminim güzel olur.* olur musunuz, lütfen olun çünkü!? ben bu aralar her taşın altından çıkıyorum ama inşallah bir taşın altında kalmam.*

ps: son olarak, yayın afişi için yardım isteyebileceğim biri bana ulaşabilirse minnettar olurum, şimdiden teşekkür ediyorum. *
ps2: hayalimdeki afişi yaptığı için kendisine minnettar olduğum senden nefret ediyor olabilirim'a da huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. onlarca yüzlerce binlerce kez teşekkürler, eline sağlık!!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben oyumu şakacı şirinden yana kullanıyorum.

ne güzel gamsız, dertsiz ve tasasız bir şirin.

kafası rahat bir kere. en büyük umut o olmalı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*
devamını gör...

bezgin, yılgın, motivasyonsuz hissetmeye verilen genel isim. her şeyi çabucak tüketen günümüz insanının artık tüketecek bir şeyi kalmadığında yaşama devam etmenin manasız olduğu fikrine kapılmasıdır. genelde kısa sürer fakat, belirtiler devam ederse ilerleyen süreçte depresyon ve daha sonra major depresyona kadar uzanabilir. çağımızın bireyi niçin yaşadığı gibi temel bir soruya dahi cevap üretemeyince yabancılaşma ve boşluk duyguları da kaçınılmaz oluyor tabii.
devamını gör...

sıfır terlik mi vereceklerdi demek istediğim başlıktır.
ayrıca misafir terliği diye bir olay vardır. siz gibi misafirler giyer. bir nebze rahatlatır.
devamını gör...

tam olarak budur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kar üstünde çıplak ayakla yürümüş gibi bir ruh hali.
devamını gör...

"hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber
hep beraber sürebilmek toprağı
ballı incirleri yiyebilmek hep beraber
yârin yanağından gayri her şeyde
her yerde
hep beraber
diyebilmek için
on binler verdi sekiz binini..."
*

nefret ve kan kustular. ağızlarından zehirli salyalar akıttılar. olmayanı oldurdular. börklüce'nin boynunu vurdular!

iftira ve yalan egemenlerin iktidarının harcıdır. bu harç daha sağlam bir hale bürünebilmek için kendisine destek noktaları arar. meşru olduğunu ispatlayabilmek içinde mukaddesi kullanır…

bu öyle illet bir dayanışmadır ki, mazdek’in de babek’in de, bedreddin'inde mahvına zemin hazırlamıştır.

kâfirler… sapkınlar… yoldan çıkmışlar… bu ittifakın marifetiyle, itinayla dize getirilir(!)

önce bir yalan rüzgârı yaratılır. bunun için ebu–suud gibiler kullanılır…

fetvalar birbirini izler. aşağılaşırlar, çirkinleşirler, kendi pisliklerini, rezilliklerini, örtbas edebilmek için bedreddin ve yoldaşlarını karalarlar.

simavnalu taifesinden bir bölük insan şarap içip izinle birbirlerinin eşlerine tasarruf ederler! hepsinin katli vaciptir!

yarin yanağından gayri her şey de, her yer de hep beraber diyenler için reva görülen şey; böyle bir rezilliğin onların üzerine bulaştırılmasıdır!

yalandır! ama yalanlardan gerçekler yaratanlar için de biçilmiş kaftandır.

vurdukları kelleler kâfi gelmemiş, kırdıkları binler azgınlıklarını dindirmemiş, attıkları çamur sayesinde günümüze kadar aynı nefreti ve iğrençliği körüklemişlerdir!

börklüce, bedreddin'den öğrendiklerini şöyle özetler;

“ben senin evinde kendi evim gibi oturabilmeyim, sen benim eşyamı kendi eşyan gibi kullanabilmelisin. kadınlar hariç bunların hepsi hepimiz içindir ve hepimizin ortak malıdır”

ve bir bizanslı tarihçi, o dönemin anadolu’su için şunları yazar;

“o günlerde iyon körfezinin girişinde bulunan ve halk ağzında stylarion denilen dağlarda cahil ve köylü bir türk ortaya çıktı. bu dağlar sakız adasının karşısında bulunurlar. türklere gönüllü yoksulluğu vaaz ediyor ve kadınlar dışında, yiyecek, giyecek, koşum hayvanları ve tarım aletleri gibi her şeyin ortak olması gerektiğini öğretiyordu. ‘ben senin evini barkını’ diyordu, ‘benimki gibi kullanmalıyım, sen de benimkini kendi malınmış gibi kullan; kadınlar hariç’ diyordu”.

ibni arapşah , idrisi bitlisi , aşık paşazade , bali efendi ve en nihayetinde mahmud hüdayi’de aynı oyunun kirli maşaları oldular…

hepsini topladığınızda bir ducas etmemeleri bu yüzdendir!

düşüncelerin temeli bedreddin'se… isyanın adı börklücedir…

ve onun üzerine yürüdüler… 8 bin can yere düştü… geri kalanlar derdest...

egemeni kutsayan rezil bir panayır alanına dönüştü ayasluğ!

savaş alanında ayakta kalanların başları, bu kanlı panayırın eğlencesi oldu…

bir bir toprağa düştüler! haykırışlar… bağırışlar…

börklüce’yi kollarından bir deveye bağladılar! çarmıha gerdiler…

belki de bundandır devenin boynunun eğri olması, insan olamayanlar utançlarını ona yüklemişlerdir. kim bilir…

uzuvlar yine ve yeniden sokaklarda gezdirildi… ibret-i alem! bak, gör ve ders al! kâfir olma!

bir zamanlar babek’in kanlı yüzüne ant içenlerin kanlarını içtiler bir çırpıda!

doymadılar… zaten asla doymazlar…

nasıl ki babek yoldaşlarına güvenmişti, bedreddin de aynısını yaptı.

bedreddinin yoldaşları arasına sızan cihan padişahının kara yağız neferleri, onu çadırında punduna getirdiler.

serez’de bir ağaç bedreddin'in cansız bedenine yoldaş oldu…

ve o ağaçta tomurcuk açtı bedreddin destanı…

tüm yalanlara, tüm çarpıtmalara, tüm rezilliklere inat…

bize halimizce bedreddin olmamızı, ebu–suud’ların karşısına dikilmemizi öğütledi…

bu öğüde asla halel getirmedik...
devamını gör...

ben başkalarının varlığıyla tam ve değerli olamam, ben ben olduğum için değerliyim. kendimin dışındaki kimseler tarafından başka türlü yollarla benliğimin asıl değeri kaybettirilmeye çalışılsa da özüm de biricik ve tek başımayım fakat asla kimsesiz değilim. yalnızca demek istediğim binlerce aynı nehirle birlikte aynı yere akmak zorunda değilim belki de bir bataklıktır vardığım yer fakat bunu seviyorsam mutlu olabilirim.
devamını gör...

merhaba saygıdeğer yazarlar ve meyhane sakinleri! ikinci yayınımızla sizlerle beraberiz! agora meyhanesi'nin bu bölümünde "aşk ve yapay zeka" hakkında konuştuk.

fularlarımız, pipolarımız ve içeceklerimiz hazır mı? ortam loş ve fonda jazz müziğimiz de çalıyorsa tamamdır!..

tutankamonun laneti, coldboy, meja ve ben piyanist agora meyhanesi'ni sunar...

yuvarlak masa etrafında çeşitli isimlerle içiyoruz bu akşam! rusya'dan fransa'ya, tolstoy'dan aragon'a! *

bu yayın, aşkın doğasına bir rus rüzgarı edasıyla değindik ve bunu günümüze taşıyarak ötekileşmeyle beraber yapay zekayla sentezlemeye çalıştık. belki biraz romantizm dolu oldu, ama insan ruhunu olanca sertliğiyle kesen bir romantizm. *
"mademki yeni bir yüzyıldayız ve romantizm öldü, o halde yapay zekaya duyulan aşk meşru görülebilir mi?" vb. sorular sorduk ve bunlar üzerine tartıştık.

gerçekten de bakıldığında yapay zeka ile insanın o sözde anlaşılmak istemi bağdaşabilir mi? algoritması samimi görülebilir mi?

artık bunları tartışmanın vakti gelmiştir. acı da olsa tatlı da olsa artık böyle bir gerçeklik içerisinde yaşıyoruz. dünyayla beraber isteklerimiz de değişiyor... ama daha fazla ipucu vermeyelim. yayında hep birlikte göreceğiz!

çeşitli filmlere de değindik, bu açıdan söylemekte yarar var. ve sürpriz müzikler!.. ayrıca bolca edebiyata yer verdik. ve tabii ki psikanaliz...

lakin bir meyhanede olduğumuzu hatırlatmama gerek yoktur diye düşünüyorum; nitekim bir kürsüde konuşma yapmıyoruz. *

bizlere veya bu başlığa yayınla ilgili herhangi bir düşüncenizi belirtirseniz eminim ki daha sağlam adımlarla gelişeceğizdir.

şimdiden heyecanlıyız ve merakla bekliyoruz!

keyifli dinlemeler! hoş bir akşam geçirmenizi diliyoruz. saat 19.30'da kafa sözlük radyosu'nda görüşmek üzere!
devamını gör...

doğada "köpek" diye bir hayvan yoktur.

köpekleri insanlar üretir, besler. nüfuslarının kontrolü de onbinlerce yıldır insanların görevi olmuştur.

kontrolsüz üreyen köpeğe mama atmayı "doğa sevgisi" sanmak doğanın "d"sinden habersiz şehir çocuklarının yolunu kaybetmesindendir.

sokakta köpek olmaz, medeniyet gıdım gıdım da olsa geldikçe bu sorunu çözüp köpeksiz sokaklara kavuşacağız. halk bu konunun önemini her geçen gün daha iyi kavrıyor.
devamını gör...

cem yılmaz tabiriyle, elvis'in bünyeyi terk etmesi sonucu ortaya çıkan hadise. uzak durulması gereken insan tipi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim