sevilen şiirin en vurucu dizeleri
sen geceyi tutuyorsun, ben nöbetini
uzak dağ kışlalarında
görmüyoruz birbirimizi
usul usul sis iniyor
kopmuş yollara
ışığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda
sevgilim sevgilim..
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.
(bkz: murathan mungan) (bkz: gece nöbeti)
uzak dağ kışlalarında
görmüyoruz birbirimizi
usul usul sis iniyor
kopmuş yollara
ışığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda
sevgilim sevgilim..
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.
(bkz: murathan mungan) (bkz: gece nöbeti)
devamını gör...
normal sözlük'ün artık ekşiden daha beter bir hal alması
reklam almak yerine bağış istemesiyle benim de katılacağım görüş.
basbayağı iban yollamışlar halka.
al reklamını, işine bak kardeşim. reklam almama inadı nedir?
anlı şanlı haber portalları bile reklam alıyor. size ne oluyor?
ha kimse reklam vermiyorsa, o zaman yazar kitlenin gruplaşıp
kendin çal kendin oyna havasına girmesi konusunda bir şeyler yaparsınız.
klana mensup, zort yazan adam, 30 beğeni alıyor; klan dışında kalmış, çok değerli içerik paylaşan adama 3-5 beğeni zor gidiyor.
basbayağı iban yollamışlar halka.
al reklamını, işine bak kardeşim. reklam almama inadı nedir?
anlı şanlı haber portalları bile reklam alıyor. size ne oluyor?
ha kimse reklam vermiyorsa, o zaman yazar kitlenin gruplaşıp
kendin çal kendin oyna havasına girmesi konusunda bir şeyler yaparsınız.
klana mensup, zort yazan adam, 30 beğeni alıyor; klan dışında kalmış, çok değerli içerik paylaşan adama 3-5 beğeni zor gidiyor.
devamını gör...
kuş beyinli olmak
kuşlar, kafalarını bir kulak gibi kullanarak sağdan ve soldan gelen frekans farklılığını saptamak suretiyle duyar ve bazı kuşlar da bu frekansları kaydedip karşı cinsi etkilemek amacıyla kullanırlar. kuşlarınki bir anlama değil, taklit yeteneğidir. bir kuşa marx dedirtebilirsiniz ama onunla diyalektik materyalizm konuşamazsınız.
bu durum bazı insanlar için de geçerlidir. çocukken anlamları değil kelimeleri öğrenir ve taklit ederiz. anne ya da baba kelimelerini biliyor olmak, çocuğun annelik veya babalık hakkında bir şeyler bildiği anlamına gelmez. ve bu taklit yeteneği, yaşlanıp ölene dek baki kalır kimisinde. yetişkin insanların din, siyaset, etik, ahlaki değerler gibi konuları tartışamamalarının yegane sebebi, aslında ne konuşmakta olduklarını bilmemelerindendir.
bu durum bazı insanlar için de geçerlidir. çocukken anlamları değil kelimeleri öğrenir ve taklit ederiz. anne ya da baba kelimelerini biliyor olmak, çocuğun annelik veya babalık hakkında bir şeyler bildiği anlamına gelmez. ve bu taklit yeteneği, yaşlanıp ölene dek baki kalır kimisinde. yetişkin insanların din, siyaset, etik, ahlaki değerler gibi konuları tartışamamalarının yegane sebebi, aslında ne konuşmakta olduklarını bilmemelerindendir.
devamını gör...
ibrahim kaypakkaya
bu toprakların yetiştirdiği en büyük devrimcidir kendisi. tkp/ml'nin kurucusu ve genç yaşına rağmen bir çok yayın çıkarmış bir aydın gençtir. 25 yaşında diyarbakır cezaevinde devlet tarafından öldürülmüştür.
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
tam saatleri beklemek. 12 de başlarım deyip saatin 12.05 olduğunu görünce bir sonraki tam saati beklemek.
devamını gör...
12 angry men
öncelikle şunu belirteyim, akademi ödülleri denen şeyin tarihte gelmiş geçmiş en büyük mıçmasıdır. sadece üç dalda oscara aday gösterilmiş, hiçbirini alamamış, kıymeti o zamanlar bilinmemiş ama seneler geçtikçe güzel yaşlanan bir film olmuştur. tıpkı yıllandıkça tadı ve değeri artan bir şarap gibidir. bu nedenle ilk kez seyreden yeni nesillerin bile gönlünde taht kurmuştur. reginald rose' un aynı isimli oyunundan gene kendisi tarafından senaryolaştırılmış 1957 yapımı film olup yönetmeni sinemanın ustalarından sidney lumet tir. (bkz: kült film)
film çok düşük bir bütçe ve bunun getirdiği zorluklarla çekilmiş olmasına rağmen güzel değil çok güzel bir film nasıl yapılırın en güzel örneklerinden biridir belki en iyi örneğidir. bu konuda to kill a mockingbird ile yarışır ama bariz biçimde 12 engri men daha üstündür.*
filmin herşeyini geçin şu sübliminal mesajlar bile nasıl bir şey olduğunu anlamanıza yarar:
- herkes siyah elbiseliyken yalnızca bir jüri üyesinin beyaz takım elbise giymesi ( ki bu jüri no 8 i oynayan henry fonda, yani en başta ayak direyen tek kişi),
- jüri odasındayken baştan beri vantilatörün çalışmadığına karar verip, aslında lambaya bağlı olduğu için çalışmadığını tesadüfen öğrenmeleri ve “önyargıları” sebebiyle uzun süre boyunca sıcakta bunalmaları,
- jüriyi boğan sıcak havanın olaylar biraz çözülmeye başlayınca serinleyerek yağmura dönmesi, bu ve bunun gibi hatırlayamadığım bir sürü konu.
film üç dalda 1957 akademi ödüllerine aday olmuş ve üçünde de o sene en iyi film akademi ödülünü alacak olan the bridge on the river kwai filmine kaybetmiş. bu üç adaylık en iyi film akademi ödülü, en iyi yönetmen akademi ödülü ve en iyi uyarlama senaryo akademi ödülü. tamam kwai köprüsü iyi filmdir ama bununla kıyaslanacak bir film değildir.
filmde en başta hayır oyu veren tek kişi olan jüri no 8 i oynayan henry fonda' nın en son ikna ettiği adam olan jüri no 3 ü oynayan lee j. cobb da müthiş bir oyunculuk çıkartıyor.
filmin siyah beyaz olan görüntüleri ve çekim teknikleri de anlatılasıdır:
- filmin başlangıcında, kameraların tümü göz seviyesinin üzerine yerleştirilmiş ve nesneler arasında daha büyük bir mesafe görünümü vermek için kamera geniş açılı lenslerle çekim yapmaktadır.
- film ilerledikçe kameralar göz hizasından çekim yapar.
- filmin sonuna doğru neredeyse tamamı göz seviyesinin altında, yakın çekimde ve klostrofobi hissini artırmak için telefoto lenslerle çekim yapılmıştır.
- filmin sonunda mahkeme binasından çıkarken gene tepeden geniş açı ile çekim yapılarak özgürlük hissi vurgulanmıştır.
yönetmen sidney lumet, oyuncuların hepsini aynı odaya birkaç saatliğine kapatmış ve burada prova yapmalarını sağlayarak bir odaya kapatılmanın nasıl bir şey olacağını anlamalarını istemiş, bu da doğal olarak filmdeki performanslarının doğal gözükmesini sağlamış.
film gişede beklenen ilgiyi görememiş (yuh ki yuh). bu yüzden henry fonda filmin karından alacağı parayı alamamıştır. buna rağmen fonda kariyerinde bu filmi en iyi üç filmi arasına koyar. diğer ikisi the grapes of wrath (1940) ve the ox-bow incident (1942).
bu film genellikle işletme okullarında ve atölyelerinde (workshop) ve hukuk fakültelerinde ; ekip dinamiklerini ve fikir ayrılıklarını çözme tekniklerini göstermek için kullanılır.
henry fonda kendisini filmlerinde izlemekten hoşlanmadığı için film yayınlanmadan önce tamamını izlememiş. ancak, izlediği kadar olanı için gitmeden önce yönetmen sidney lumet'e "sidney, bu muhteşem" demiştir.
filmde zanlı olan gencin etnik kökeni belirtilmemektedir. tek gerçek olan kuzey amerika kökenli olmadığıdır. filmde bu şekilde ırkçı bir yaklaşım sergilenmesi sağlanılmış. (bana italyan asıllı veya hispanik gibi gelir her seferinde). gerçek adı john savoca dır ve filmde çok az gözükür. gerçek hayattada kim olduğu hakkında internette pek bir bilgi yok. zaten tek filmde oynamış, sonra medyanın önüne hiç çıkmamıştır.
filmde oynayan 12 jüriden en son hayatta kalanı olan jüri no 5 jack klugman 24.12.2012 de ölmüş. hepsi öbür dünyada jürinin karşısına çıkacak duruma gelmiş anlayacağınız.
filmin üç dakikası dışında tamamı yaklaşık 5 metreye 7 metre gibi olan jüri odası içinde çekilmiştir. tek mekanda geçen filmler arasında müstesna bir yerdedir.
dağıtıcı firma united artists henry fonda'dan bu filme yapımcı olmasını istemiş, böylece fonda filmin hem oyuncusu hem de yapımcısı olmuştur. ancak bir daha asla bir filme yapımcılık yapmamaya karar vermiş.
film boyunca oniki jüri üyesinden sadece ikisinin adı bellidir. jüri no 8 mr. davis, jüri no 9 mr. mccardle. bunun dışındakilerin isimleri bilinmez.
filmin sosyal psikolojik incelemesini ise buradan okuyabilirsiniz.
film çok düşük bir bütçe ve bunun getirdiği zorluklarla çekilmiş olmasına rağmen güzel değil çok güzel bir film nasıl yapılırın en güzel örneklerinden biridir belki en iyi örneğidir. bu konuda to kill a mockingbird ile yarışır ama bariz biçimde 12 engri men daha üstündür.*
filmin herşeyini geçin şu sübliminal mesajlar bile nasıl bir şey olduğunu anlamanıza yarar:
- herkes siyah elbiseliyken yalnızca bir jüri üyesinin beyaz takım elbise giymesi ( ki bu jüri no 8 i oynayan henry fonda, yani en başta ayak direyen tek kişi),
- jüri odasındayken baştan beri vantilatörün çalışmadığına karar verip, aslında lambaya bağlı olduğu için çalışmadığını tesadüfen öğrenmeleri ve “önyargıları” sebebiyle uzun süre boyunca sıcakta bunalmaları,
- jüriyi boğan sıcak havanın olaylar biraz çözülmeye başlayınca serinleyerek yağmura dönmesi, bu ve bunun gibi hatırlayamadığım bir sürü konu.
film üç dalda 1957 akademi ödüllerine aday olmuş ve üçünde de o sene en iyi film akademi ödülünü alacak olan the bridge on the river kwai filmine kaybetmiş. bu üç adaylık en iyi film akademi ödülü, en iyi yönetmen akademi ödülü ve en iyi uyarlama senaryo akademi ödülü. tamam kwai köprüsü iyi filmdir ama bununla kıyaslanacak bir film değildir.
filmde en başta hayır oyu veren tek kişi olan jüri no 8 i oynayan henry fonda' nın en son ikna ettiği adam olan jüri no 3 ü oynayan lee j. cobb da müthiş bir oyunculuk çıkartıyor.
filmin siyah beyaz olan görüntüleri ve çekim teknikleri de anlatılasıdır:
- filmin başlangıcında, kameraların tümü göz seviyesinin üzerine yerleştirilmiş ve nesneler arasında daha büyük bir mesafe görünümü vermek için kamera geniş açılı lenslerle çekim yapmaktadır.
- film ilerledikçe kameralar göz hizasından çekim yapar.
- filmin sonuna doğru neredeyse tamamı göz seviyesinin altında, yakın çekimde ve klostrofobi hissini artırmak için telefoto lenslerle çekim yapılmıştır.
- filmin sonunda mahkeme binasından çıkarken gene tepeden geniş açı ile çekim yapılarak özgürlük hissi vurgulanmıştır.
yönetmen sidney lumet, oyuncuların hepsini aynı odaya birkaç saatliğine kapatmış ve burada prova yapmalarını sağlayarak bir odaya kapatılmanın nasıl bir şey olacağını anlamalarını istemiş, bu da doğal olarak filmdeki performanslarının doğal gözükmesini sağlamış.
film gişede beklenen ilgiyi görememiş (yuh ki yuh). bu yüzden henry fonda filmin karından alacağı parayı alamamıştır. buna rağmen fonda kariyerinde bu filmi en iyi üç filmi arasına koyar. diğer ikisi the grapes of wrath (1940) ve the ox-bow incident (1942).
bu film genellikle işletme okullarında ve atölyelerinde (workshop) ve hukuk fakültelerinde ; ekip dinamiklerini ve fikir ayrılıklarını çözme tekniklerini göstermek için kullanılır.
henry fonda kendisini filmlerinde izlemekten hoşlanmadığı için film yayınlanmadan önce tamamını izlememiş. ancak, izlediği kadar olanı için gitmeden önce yönetmen sidney lumet'e "sidney, bu muhteşem" demiştir.
filmde zanlı olan gencin etnik kökeni belirtilmemektedir. tek gerçek olan kuzey amerika kökenli olmadığıdır. filmde bu şekilde ırkçı bir yaklaşım sergilenmesi sağlanılmış. (bana italyan asıllı veya hispanik gibi gelir her seferinde). gerçek adı john savoca dır ve filmde çok az gözükür. gerçek hayattada kim olduğu hakkında internette pek bir bilgi yok. zaten tek filmde oynamış, sonra medyanın önüne hiç çıkmamıştır.
filmde oynayan 12 jüriden en son hayatta kalanı olan jüri no 5 jack klugman 24.12.2012 de ölmüş. hepsi öbür dünyada jürinin karşısına çıkacak duruma gelmiş anlayacağınız.
filmin üç dakikası dışında tamamı yaklaşık 5 metreye 7 metre gibi olan jüri odası içinde çekilmiştir. tek mekanda geçen filmler arasında müstesna bir yerdedir.
dağıtıcı firma united artists henry fonda'dan bu filme yapımcı olmasını istemiş, böylece fonda filmin hem oyuncusu hem de yapımcısı olmuştur. ancak bir daha asla bir filme yapımcılık yapmamaya karar vermiş.
film boyunca oniki jüri üyesinden sadece ikisinin adı bellidir. jüri no 8 mr. davis, jüri no 9 mr. mccardle. bunun dışındakilerin isimleri bilinmez.
filmin sosyal psikolojik incelemesini ise buradan okuyabilirsiniz.
devamını gör...
dağı taşı türbe sanıp dua etmek
nerede oldugunu hatırlamıyorum ama aklıma türkiye’de bir şehirde insanlar türbe sandıkları bir yere gelip gidip dua ediyorlardı. sonradan araştırıldı ki mezarlık eski bizans komutanlarından birine aitmiş.
devamını gör...
türkiye'nin f-35 programından resmen çıkarılması
biz de f-31 ile kendimizi göklere çıkarırız. amariga bizi gısganıyor
devamını gör...
küfür
hoşlanmadığım sözlü hakaret.
devamını gör...
sonra döndüm ve dedim ki
işune bak.
devamını gör...
jean paul sartre
yazmış olduğu bulantı adlı eserin bünyedeki mide bulandırıcı etkisi, varoluşun anlamsız ve saçma oluşunu anlatıyor olmasındaki başarısındandır.
yani, nokta atıştır.
yani, nokta atıştır.
devamını gör...
hayvanlarda bilinç
2012 yılına kadar hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olduğuna dair dünya genelide yapılmış çalışma sayısı 2500'den fazla.
2012 yılında cambridge declaration on consciousness ( cambridge bilinç deklarasyonu) bu alanda araştırma yapan dünyaca ünlü 16 bilim insanının imzasıyla yayınlanmıştır.
" kanıtlar, insan olmayan hayvanların bilinçli durumların nöroanatomik, nörokimyasal ve nörofizyolojik alt tabakalarına ve kasıtlı davranışlar sergileme kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor. sonuç olarak, kanıtların ağırlığı, insanların bilinci oluşturan nörolojik alt tabakalara sahip olma konusunda benzersiz olmadığını gösteriyor. tüm memeliler ve kuşlar dahil olmak üzere insan olmayan hayvanlar ve ahtapotlar dahil diğer birçok canlı da bu nörolojik substratlara sahiptir. "
deklarasyon için buradan
bu deklarasyon evrensel bilinç deklarasyonunun temelini oluşturmuştur. hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olduğunun ifade edildiği evrensel bilinç deklarasyonu 2012 yılında kabul edilmiştir.
2012'den bu yana balıklar ve arılar üzerinde yapılan araştırmalar, balıkları ve arıları yine bilinçli duyan ve düşünen hayvanlar arasına eklemiştir. yine diğer hayvanlarla ilgili benzer çalışmaların sonunda bügün tüm hayvanların bilinçli, duyan ve düşünen canlılar olduğu kabul edilmektedir.
hayvan davranışları alanında çalışmaların bilişsel ve duyusal öğrenim (cognitive& emotional learning ) alanına yoğunlaşmasında bu çalışamaların etkisi büyük olmuştur.
bugün pek çok saygın üniversite çalışmalarını hayvanlarda bilinç ve duygular konusuna yoğunlaştırmıştır.
bugünün tartışması hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olup olmadığı değil, duyan, düşünen bilinçli canlılar olan hayvanların öğrenme, sosyal kuralların oluşması, psikoloji vb alanlardaki özel etkinliğine dairdir.
2012 yılında cambridge declaration on consciousness ( cambridge bilinç deklarasyonu) bu alanda araştırma yapan dünyaca ünlü 16 bilim insanının imzasıyla yayınlanmıştır.
" kanıtlar, insan olmayan hayvanların bilinçli durumların nöroanatomik, nörokimyasal ve nörofizyolojik alt tabakalarına ve kasıtlı davranışlar sergileme kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor. sonuç olarak, kanıtların ağırlığı, insanların bilinci oluşturan nörolojik alt tabakalara sahip olma konusunda benzersiz olmadığını gösteriyor. tüm memeliler ve kuşlar dahil olmak üzere insan olmayan hayvanlar ve ahtapotlar dahil diğer birçok canlı da bu nörolojik substratlara sahiptir. "
deklarasyon için buradan
bu deklarasyon evrensel bilinç deklarasyonunun temelini oluşturmuştur. hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olduğunun ifade edildiği evrensel bilinç deklarasyonu 2012 yılında kabul edilmiştir.
2012'den bu yana balıklar ve arılar üzerinde yapılan araştırmalar, balıkları ve arıları yine bilinçli duyan ve düşünen hayvanlar arasına eklemiştir. yine diğer hayvanlarla ilgili benzer çalışmaların sonunda bügün tüm hayvanların bilinçli, duyan ve düşünen canlılar olduğu kabul edilmektedir.
hayvan davranışları alanında çalışmaların bilişsel ve duyusal öğrenim (cognitive& emotional learning ) alanına yoğunlaşmasında bu çalışamaların etkisi büyük olmuştur.
bugün pek çok saygın üniversite çalışmalarını hayvanlarda bilinç ve duygular konusuna yoğunlaştırmıştır.
bugünün tartışması hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olup olmadığı değil, duyan, düşünen bilinçli canlılar olan hayvanların öğrenme, sosyal kuralların oluşması, psikoloji vb alanlardaki özel etkinliğine dairdir.
devamını gör...
kutsala saygı duymanın saçmalık olması
kimse sevmediği, benimsemediği, hayatında yer edinmeyen hiç bir olguya, varlığa, inanca vs saygı duymaz zaten.
saygı insanadır.
insan'ın kutsal saydığı değerlere insan için saygı duyulur, duyulması gerekir.
çünkü bir insanın masum duygularla kutsadığını, siz o insana saygısızlık olmasın diye, o insanın duygularına saygı duyarsınız.
yaradılanı sev, yaradandan ötürü sözüne bakınız.
inanan veya inanmayan, kim olursa olsun.
biz birbirimize saygı duymalıyız, çünkü ömrümüz kısıtlı, yaşamı dolu dolu yaşamak en guzelidir.
saygı insanadır.
insan'ın kutsal saydığı değerlere insan için saygı duyulur, duyulması gerekir.
çünkü bir insanın masum duygularla kutsadığını, siz o insana saygısızlık olmasın diye, o insanın duygularına saygı duyarsınız.
yaradılanı sev, yaradandan ötürü sözüne bakınız.
inanan veya inanmayan, kim olursa olsun.
biz birbirimize saygı duymalıyız, çünkü ömrümüz kısıtlı, yaşamı dolu dolu yaşamak en guzelidir.
devamını gör...
nuh’un gemisi şırnak’ta olsa bile karadan yürütüp ağrı’ya getireceğim
yolları yapalım gemiye sonra bakarız.
devamını gör...
renkli mahlas
pembe, açık mavi, mor gibi seçenekleri olsaydı seve seve 8bin kullanılabilir karmamı harcayabileceğim, yalnızca 30 gün süren, sözlüğün medarı iftiharı olan özellik.
ilk alan kişi kayıtlara göre ıvanmılınskı, ondan sonra meja hanımcığım geliyor. nasıl hissettirdiğini onlara sormamız lazım. yalnız şöyle bir şey var ve muhtemelen birçok kişi bu konuda hemfikiriz; yeşil fazla şey. şey işte. şunu bir mor yapın, ne bileyim renk seçimini kendimizin yapabileceği bir buton olsun ya da. tabii, turuncu, sarı ve lacivert olmasın. mor için de iko ile anlaşabiliriz sanırım.
iko lütfen çeşitli renkler, ne olursun, çeşit.
ilk alan kişi kayıtlara göre ıvanmılınskı, ondan sonra meja hanımcığım geliyor. nasıl hissettirdiğini onlara sormamız lazım. yalnız şöyle bir şey var ve muhtemelen birçok kişi bu konuda hemfikiriz; yeşil fazla şey. şey işte. şunu bir mor yapın, ne bileyim renk seçimini kendimizin yapabileceği bir buton olsun ya da. tabii, turuncu, sarı ve lacivert olmasın. mor için de iko ile anlaşabiliriz sanırım.
iko lütfen çeşitli renkler, ne olursun, çeşit.
devamını gör...
sözlüğün düz yazarları
dahil olduğum liste.
çok bir olayım yok, içimden gelen her şeyi yazıyorum.
çok bir olayım yok, içimden gelen her şeyi yazıyorum.
devamını gör...
barış özcan
youtube çöplüğünde görüp görebileceğiniz en iyi içerik üreticisi. (başkaları da muhakkak vardır, çok fazla takılmadığımdan bilemiyorum.)
devamını gör...
üniversitede yaşanmış en büyük pişmanlık
yurttaki oda arkadaşlarım kişisel eşyalarımı karıştırdıklarını öğrendiklerimde acayip bir hayal kırıklığı yaşamıştım. en büyük pişmanlığım dolabımı onlara ayıp olmasın diye kilitlememiş olmamdı. ne rezil hareket ya.
devamını gör...
öğretmene aşık olmak
eğitim öğretim hayatının bir evresinde öğretmenine aşık olma durumudur. benim bunu yaşamış bir tanıdığım var. lise öğretmenine kör kütük aşık olmuş. mezun olmuş, saplantı boyutuna getirmiş. açılmış reddedilmiş, o açıldıkça reddedilmiş. mesele ailenin kulağına kadar gitmiş. önce gelip geçici duygudur diye bakmışlar. üstelik ailesinin de hâli vakti yerindeymiş. oğulları bu saplantıdan kurtulsun diye almanya'ya yollamışlar. öğretmen bu süre zarfında evlenmiş barklanmış, derken kansere yakalanmış ve ölüm döşeğine düşmüş. hikayemizdeki esas oğlanımız onu son kez görmek için almanya'dan gelmiş ve görmüş. kısa bir süre içerisinde de öğretmenimiz hastalığa yenik düşüp bu dünyadan göçüp gitmiş. çocuğun ailesi de ona evlenmesi için birini tavsiye etmiş, o da olur demiş ve bu aşk burada bitmiş. şimdi üniversiteye giden kızları varmış.
sahi. bu aşk gerçekten de bitti mi acaba?
sahi. bu aşk gerçekten de bitti mi acaba?
devamını gör...
