94 yılında üstelik kıyıya çok az mesafe kala (50 metre olduğuna dair iddialar mevcut) estonya feribotu batar. 137 yolcu kurtarılırken 852 yolcu ise ölür.

uzun süre vefat edenlerin yakınları ve kurtulanlar ile irtibat kurulmuş, inceleme yapılmış. kurtulamayanların neredeyse tamamı çok iyi yüzücü olmasın rağmen ölmelerinin sebebi bulunamamış.*

gemi su alıp yan yatmaya başladığında, kaptan tarafından yapılan "panik yapmayın, dünyanın en güçlü feribotundasınız" anonsundan sonra rahata eren ahali,koyun gibi batışı seyrediyor.

çok ilginç değil mi? kendini bir başkasının lafına bırakıyorsun.hem de ölüm ihtimali olmasına rağmen! bunun için de "koyun gibi" ibaresi kullanılmış.

şimdi gelelim gerçeklere..

literatüre sendrom olarak geçmediğinden yanlış önermedir.

yolcuların hiçbir şey yapmadan su boşaltma çalışmalarını izlemesi de yanlıştır; güverteye çıkmayı başaramayanlar,botlara erişemeyenler, eriştikten sonra kurtarılamayanlar..
-kurtulanlar da hepsi bir müdahaleden geçmiş-

kayıtlarda ya da olay anında orada olanlardan kaptanın 'panik yapmayın' anonsu yaptığına dair bir söz bulunmuyor.


bu kaza ile ilgili türkiye'deki ilk yazı yeniçağ gazetesindeki rasim özdemir'in yazıdır. 2013 yılına kadar bizde bununla ilgili yazı yok. sonrasında bu yazıya bakarak,bir sürü gazete köşelerinde ve haber kanallarında yazılar yazılıyor.
devamını gör...

çaylak yazarlara, oy verileceği zaman tanımlar incelenip yapılmalı, üstünkörü okuyarak ya da okumadan oylamak makul olmaz. sonuç olarak tanım yazanı var, tanımcık yazanı var.
devamını gör...

tüm ülkelerde yayılmasını umut ederim. eşitlikse, özgürlükse önce "normallerimizi" değiştirmek için böyle küçük ama sağlam adımlar atılmalı diye düşünüyorum.
devamını gör...

ilgimi oldukça çeken ve beni heyecanlandırmayı başaran 2.000 yıllık tarihi değere sahip haber.
lahit mezarları yol yapım çalışmasında bir kepçe operatörü fark etmiş.

tahminime göre roma antik dönemine ait bir mezar bu.
mezardan çıkarılan, altın yüzük, sikke, cam bilezik, toka, cam göz yaşı şişesi ve pişmiş toprak testileri 2.000 yıl öncesine ait olduğu savını çok ciddi doğruluyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

devamını gör...

kendinle barışık olmak demektir. abartmamak lazım ama.
devamını gör...

çığlıklar yardım çığlıkları. her ne kadar konu varsa tekrar edilmeye çalışılır edilemezse oturulur ağlanılır ya da son gecede ne halledebilirim diyip yatılır.
devamını gör...

hayatı cehennem eden durumdur...
ne giyindiğine, nereye gittiğine, nasıl göründüğüne,nasıl güldüğüne, nasıl oturduğuna, nasıl konuştuğuna, kısaca her şeyine karışırlar.
imamhatipe gönderilip, daha sonrasında 450 puanla 350 puanlık kız lisesine gönderildim. yıllardır gördüğüm kapanma baskısı da cabası... yeter artık yeter diye bağırmak istiyorum.
geçen başka bir muhafazakar ailede doğmuş bir kızın yazdıklarına denk gelmiştim. kız kısaca "bu zihniyet bana bir hayat borçlu" diyordu. aynen öyle...
devamını gör...

efendim bazı başlıkların gördüğü katılım çokluğundan ve buralarda hep aynı duyarı kasan şahısların gördüğü ilgiden anlıyoruz ki, insanları itici yapan detaylardan birisi de sığır olmalarıdır.
devamını gör...

starcraft oyununda yer alan terran ünitelerinin en kallavisidir. kodumu oturtur. ancak şunu söylemek gerekir ki, bir yerden bir yere gitmesi tıpkı benim gibi asırlar sürer. çok yavaştır. ana mesele hedefe kazasız belasız varmasıdır. bunu başardığınızda ve minimum 6 battlecruiser'dan oluşan bir filo kurduğunuzda düşman için tehlike çanları çalıyor demektir. geliştirmeleri tam olarak yapılmışsa ejderha derisi gibi zırhı vardır. öyle kolay kolay yok edilmezler. zaten seferinizi takip ediyorsanız ve dikkatli bir oyuncu iseniz sıkıntı yaşadığınızda hemen tamir işine girişebilirsiniz. aynı zamanda yamato gun geliştirmesini de yaptığınız zaman, düşman savunma ünitelerinin ciddi anlamda içinden geçersiniz. ancak şu şerhi düşmem lazım ki, tüm bu sağlam özelliklerine rağmen protoss'ların carrier'ı oyunun kralıdır. çünkü battlecruiser'dan çok daha hızlıdır ve tam bir baş belasıdır. ben terran oynamayı sevdiğim için mecburen battlecruiser'larla onları avlama taktikleri geliştirmek durumunda kaldım *

tabi bir de rus aksanı ile konuşan abinin hastasıyız elbette; ''battlecruiser operational'' ''good day, commander'' ''make it happen'' ''take it slow.'' ve daha nice repliğiyle gayet sevimlidir. *

işte kaptan buzan abi;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eski usul mermer havanda dövülüp yapılırsa, lezzeti üst seviyeye çıkaracaktır. sıcak ve soğuk seçenekleri olan meze çeşidi.
devamını gör...

ne zaman eskiyor sevgiler
ödenen bedellerin acısı geçince mi?

“yağmur yağıyor, mutfak camındayım
nasıl üşüdüğümü bilemezsin
menekşelerim çiçek vermiyor artık anne
söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama
şimdi telefon açsam sana
sesini duymakta yetmiyor ki
hep ayni cumleler.babamlar nasil? ılacini aldin mi? nedenini bilmedigim bir aglamak var icimde
bir yerlere sigdiramiyorum yuregimi
bazen dalip giderdin mutfakta yemek yaparken, tahta kasikla tencerenin basinda oylece
ne dusunurdun acaba?
ozlemek cok fena anne, anlamak seni daha da...
omuzlarim agriyarak uyaniyorum sabahlari
benim kizimin omuzlarini ovmasina daha cok var
gittikce sanami benziyorum ben?
ya da 'annenin kaderi kiza' dedikleri dogru mu?

'baban eskitir herseyi kizim, 'demistin bir kez
anlamamisim meger, eskiyormus annecigim
omzunu ovacak kalmiyormus meger ayni evin icinde
şimdi duysan bunlari, ne uzulursun mutsuz mu kizim diye, coktan kendinden vazgecmis bir sesle
mutsuz degilim de anne, yagmura ve mutfagimdaki kedere care bulamiyorum
evimi topluyor, toz aliyor, patlican kizartiyor, televizyon seyrediyor, aksam calan kapiyi aciyorum
actigimi goren olmuyor
pisirdigim yeniyor da, guzel olmus denmiyor
cay demleniyor demleniyor, demleniyor...
kederim mutfagimın her yerine yerlesiyor
ah nasil eskiyor hersey anne, nasil eskiyor
eskilerimi de atmaya kiyamiyorum
seni çok özlüyorum

bana yasakladığın bahçeler sanada mı uzaktı hep gidemeyişine ağladın mı sende
ne zaman eskiyor sevgiler
ödenen bedellerin acısı geçince mi?
işte böyle kalbimde bir acı şarkılar seni söyler.”

iclal aydın şiiri.
devamını gör...

zaten dinlerde en anlamadığım en saçma bulduğum günah bu. tamam bak hırsızlığa günah dersin mesela bu çok doğal ya da insanlara zarar veren bir şeye günah dersin anlarım da ulan sevişmek nasıl günah olabilir? niye yani hiç kimseye zararı dokunmayan güzel bir eylem neden yasaklı kötü bir şeymiş gibi gösterilir?
devamını gör...

yazdığım tanımlarda hatalar olduğunda yazarlar tarafından özelden kibarca beyan edildiği, kaliteli yorumların yapıldığı medeniyetin bu hareketlerini özlemini gideren kaliteli kesim.
devamını gör...

son zamanlarda aklımda dönüp duran şey diyebilirim bunun için.
ne oldu, neden oldu bilmiyorum ama eskisi gibi buraya girmekten keyif alamadığımı fark etmeye başladım. sözlüğe bir şeyler kazandırmış, sevilerek okunabilen bir yazar değilim ama burada gerçekten severek okuduğum çok insan vardı... hala var gerçi ama o eski tadı neden alamıyorum bilmiyorum.

misal eskiden gündeme mutlaka bakardım, saatlerce burada yazılanları okurdum ama şimdilerde aklıma gelen bir tabloyu, bir heykeli, bir akımı anlatıp çıkıyorum. tuhaf zaman dilimi, tuhaf bi dönem. büyük ihtimal ile bunu yakın zamanda yapacağım ve sadece burayı değil, aktif olarak kullandığım sosyal medya hesaplarına da biraz ara verecek ve aklımdaki diğer müzik grubu projelerine yöneleceğim, onlar için uykusuz kalıp çabalayacağım.
ölmeden önce bir de garage punk yapmak istiyorum.
devamını gör...

bir iki haftaya olacak olan kokulu üzüm.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biz kadınlar için topuklu ayakkabıları örnek vereceğim başlık.
devamını gör...

ingilizcedeki en güzel kelimelerden biri olup ağrı kesici manasındadır.

ayrıca, metal tarihinin en güzel bateri introlarından birini barındıran judas priest grubunun 1990 tarihli aynı adlı albümünden bir şarkısının da adıdır. baterist : scott travis.

şarkı, judas priest tarafından yaratılan the painkiller adlı bir karakteri anlatır. kötülüğü yok etmek ve insanlığı kurtarmak için dünyaya gönderilmiştir.

ayrıca 1999 yılında death grubu tarafından coverıda yapılmıştır. peşpeşe aşağıya bırakayım orjinalini ve coverını:


devamını gör...

sözleri yusuf hayaloğlu'na, müziği ahmet kaya'ya ait olan "bir ince pusudayım" olarak da bilinen şarkı.
son zamanlarda eda baba tarafından da yorumlanmıştır.



bir ince pusudayım,
yolumun üstü engerek
bir yolun sonundayım
sessizce tükenerek
ben senin sokağına ulaşamam dardayım,
o masum gözlerine bakamam firardayım
oysa ben bu gece yüreğim elimde
sana bir sırrımı söyleyecektim
şu mermi içimi delmeseydi eğer
seni alıp götürecektim
beni vur
beni onlara verme
külüm al uzak yollara savur.
dağılsın dağlara dağılsın vur
öykümüz ama sen ağlama dur
bir ince pusudayım
bu gece zehir zemberek
bir yolun sonundayım
sessizce tükenerek
ben senin ellerine ulaşamam dardayım
o masum hayallere dalamam ölmekteyim
oysa ben bu gece yüreğim elimde
sana bir sırrımı söyleyecektim
şu mermi içimi delmeseydi eğer
seni alıp götürecektim
beni vur
beni onlara verme
külüm al uzak yollara savur
dağılsın dağlara dağılsın vur
öykümüz ama sen ağlama dur
devamını gör...

ingiliz literatüründe "lady of the lake" olarak da bilinen bu efsanevi kişilik, nimueh ve viviane gibi isimler ile de bilinmektedir. eşi pelleas (bir yuvarlak masa şövalyesi) ve çocukları da bors (şövalye), lancelot (yuvarlak masa şövalyesi) ve sir lionel'dir.
gölün hanımı, yani nimueh britanya mitolojisinde (kral arthur ve ekskalibur efsanesi) içerisinde yer almaktadır. isminden de anlaşıldığı üzere göllerin efendisi olarak bilinir fakat bunun dışında yağmur ve nehirlerin de efendisi olduğu söylenmektedir.
kral arthur efsanesinde ise karşımıza, ekskalibur'u arthur'a veren şahsiyet olarak çıkmaktadır. elbette bu konu hakkında birden fazla efsane mevcuttur. viviane'ın arthur'a vermesine ise thomas malory'nin kaleme aldığı kral arthur efsanesinde denk gelinir. bahs edilene göre, kral arthur kral pellinore'la dövüşürken kılıcı kırılmış ve gölün hanımı kral arthur'a başka bir kılıç (ekskalibur) vermiştir. kral arthur'un ölümünden sonra ise sir bedivere kılıcı göle atmış ve gölden yükselen bir el de kılıcı kaparak kaybolmuştur. gölden çıkan elin gölün hanımı'nın eli olduğu düşünülmektedir.
nimueh'i konu alan veya içerisinde adını geçiren birçok dizi ve film çekilmiştir. bunlardan en popüler olanları "merlin", "kaamelott" ve "cursed" adlı yapımlardır. bunun dışında birçok şiire ve hikayeye konu olmuş ve hatta lady of the lake adında andrzej sapkowski tarafından bir kitap yazılmış, oyunlara konu olmuştur. birçok şarkı da yazılmıştır aşağıya linklerini bıraktım..
starcastle - lady of the lake(1976)
rainbow - lady of the lake(1978)
filip lackovic - lady of the lake(2018)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim