çocukluğumdan beri en sevdiğim aktivitelerden. sanki ağacın geçirdiği onlarca mevsime, dalına konan kuşlara sarılır gibi...

küçükken okul yolunda bir sürü ağaca sarıla sarıla okula gidermişim. hatta babam birinde kesilen bir ağacın kalan kök kısmına sarılıp ağladığımı ona üzülme diye teselli ettiğimi anlatır durur.

erenköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine depresyon tedavisine sırf civardaki kocaman ağaçlara sarılmak icin gittim desem yalan olmaz. hastane civarındaki cadde ve sokaklarda dokusu pürüssüz ağaçların adını kime sorsam farklı bir şey dedi. ayrıca civarda öyle devasa ağaçlar var ki, gördüğüm an yanlarına koşarak gitmemek için heyecanımı zor zapt ediyorum.
sarılmak yeterince abes iken bir de koşarak sarılırsam, hastaneden kaçtığımı düşünebilirler.*

bir de salkım söğüt ve kavak ağacı tutkum var ki evlerden ırak. öldüğüm zaman bir salkım söğüt veya kavak dibine gömülmeyi çok isterim.

ağaçlara sarılın, sarılanları sevin.
devamını gör...

esansiyel olmayan bir amino asittir. çoğu amino asitlerin aksine beta alanin amino asit, protein sentezi için vücut tarafından kullanılmaz. bunun yerine beta alanin histidin ile birlikte, karnosin üretir. bu, daha sonra iskelet kaslarınızda saklanır. karnosin, egzersiz sırasında kaslarınızda laktik asit birikimini azaltır ve daha iyi atletik performansa sahip olmanızı sağlar. ilk kullanımda epey bir karıncalanma hissi yaratır, sonradan bu daha az olur. 8 hafta kullanım 2 hafta ara şeklinde kullanılması sağlık açısından mantıklı kullanım şeklidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ülkemizde hala eradike edilememiştir. yarasalar doğal taşıyıcısıdır. etkenin beyine ulaşması durumunda ölümün kaçınılmaz olduğu hastalık. ama ne mutlu ki önlenebilir. (bkz: kuduz aşısı)
devamını gör...

(bkz: paganizm) ile büyük benzerlikler gösteren inanış. ilk başlarda ata-ruhlar, totem hayvanları ekseninde ilerlerse de doğa-gök-yeraltı gibi tanrılar işin içine girdiğinde totemden tabuya bir geçiş söz konusu olmuştur. seyahatlerim sırasında bu inancı benimsemiş bir topluluk ile tanışma fırsatım olmuştu. kapalı bir toplum olduklarını düşünsem de ritüellerine katılma şansım oldu. ritüellerinin tam bir şölen havasında geçtiğini düşünüyorum. bu tarz kavramlara inanmıyor olsam bile , ortamda oluşan ruhani hava göz ardı edilecek gibi değildi açıkçası.

edit:imla
devamını gör...

ne diyem mahmut mu diyem?
devamını gör...

sevgilim, bir günün...

"sevgilim, bir günün ortası şimdi
taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
uzat bana uzat ellerini
izinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
istanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor

ben seni düşünüyorum seni
hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
kalbim diyorum kalbim
daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
aşkı anılar besliyor düşler kadar
bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
sevgi eskidikçe sevgi.

günümüz ekmeğimiz, türkümüz
çoluğumuz çocuğumuz
binalar yan yana yükselip gidiyor
vapurların ağzı köpük içinde
uzaklarda ne kapılar açılıyor
tirenin biri bir istasyona varıyor
ordan çıkıyor biri.

her şey biliyor her şey
sen biliyor musun bakalım
seni nice sevdiğimi?
üstüne titrrediğimi?

geldiğimi?
gittiğimi?

hadi!"


ikinci yeni şairlerindendir. birçok güzel sözü de vardır. aslında hepsini yazsam yetmez bile. ama en sevdiğimi* eklemesem olmaz.
"mesafeler birleştirdi bizi. bir de sözler. razı olma hiçbir sessizliğe. biliyorsun, seni seviyorum."
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kimler böyle gidecek acaba? *
devamını gör...

umutsuzluk ,sağlıksız aile ilişkileri , gelecek kaygısı şeklinde sıralanabilecek şeylerdir.
devamını gör...

edward hopper - nighthawks

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaşar kemal'in halk efsanelerine dayanan köroğlu, karacaoğlan ve alageyik adındaki üç efsaneyi kendine has üslubu ve anlatımı ile aktardığı güzel ve akıcı kitaptır.
kitapta ilk olarak köroğlu efsanesi anlatılmış. köroğlu'nun atlara olan merakını ve bilgisini, bolu beyi ile olan çatışmasını ve sevdalanmasını konu alıyor. köroğlunun atlara dair sırlarına ve babasının öğütlerine ortak oluyorsunuz bu efsane ile.
ikinci olarak, bağlaması ile söylediği türkülerle efsaneleşen karacaoğlan diyar diyar geziyor. ve sonunda bir gurbette duruyor. bir bey kızına sevdalanmasını ve gelişen olayları konu ediniyor.
son olarak alageyik efsanesiyle geyik avına sevdalı halil ve nişanlısı zeynep arasındaki aşkı, başka bir bey oğlunun zeynep'e olan aşkını ve yaşanan olayları anlatıyor.
halil ve zeynep'in düğün günü ölmesi ile bu efsane son buluyor.
her efsanenin vazgeçilmezi dillere destan bir sevda.
halk deyişlerine, folklorik öğelere ve mitlere, türkü ve ağıtlara bolca yer veren yaşar kemal dönemin sosyal ve kültürel yapısını da bize ustaca aktarıyor.
devamını gör...

40'ın yarısını, yarısına bölmek: 20'yi, 10'a bölmektir. yani elimizde 2 olur
eğer 40'ın yarısını, 40'ın yarısının yarısına bölmeyip de 40'ın yarısına bölüyorsak 20'yi 20'ye böleriz yani elimizde bu sefer de 1 olur.

28 ekliyoruz. birinci 30'a, ikinci yol 29'a çıktı.

yarıma bölmek. yarıya değil, yarıma. yani bölü 2 değil, bölü 1/2
1. yol 60, 2. yol 58'e çıktı.

üzerine 15 ekliyoruz. birinci yol 75'e, ikinci yol 73'e çıktı.

sorunun iq ile değil soruyu yazanın türkçesi ile bağlantısı vardır. geçiniz efendim.
devamını gör...

akışta olmuş olmasına alıştığımız hatun kişisi.

bugün yoktu neden olmasındı dedim. dur bakalım ne kadar kalacak akışta dedim. geldim.

hatun gibi hatun. cesur, dobra bir yazar. az öz nokta atışı yapıp kenara çekiliyor. lafı uzatmıyor gediğine oturtuyor.

kimsenin değinmek istemeyeceği konularda bile fikir beyan ediyor. takdir edilesi. az önce bir arkadaşımla dedikodusunu yaptık vicdan şey etmeye geldimdi. *

seviyoruz kendisini pek. diyeceklerim bu kadar. keyifli sözlükler canım. kalbine hüzün değmesin emi.
devamını gör...

doğru yolu bulmuş çifttir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“bildiğin gibi şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. şöyle düşün: o kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok. o kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok. o kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok. şibumi demek, bilgiden çok anlayış demek. ifade dolu bir sessizlik demek. kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllülük demek. sanatta şibumi zarif bir basitliği ifade eder. buna sabi denir. felsefedeyse kendini wabi olarak gösterir. büyük bir ruhsal rahatlıktır ama pasiflik değildir. bir insanın kişiliğindeyse...nasıl söylemeli... hakimiyet peşinde olmayan otorite mi? onun gibi bir şey.” (s.84)

“amerikalılar hayat standardını, yaşamın kalitesiyle karıştırıyorlardı. fırsat eşitliğini örgütlenmiş beceriksizler ordusuyla, ataklığı cesaretle, sertliği erkeklikle, özgürlüğü serbestlikle, çok laf etmeyi canlılıkla, eğlenceyi zevkle karıştırdıkları gibi. bütün bu karışıklıkların sonucu olarak da tabii adaletin yanlızca eşit olanlar arasında eşitlik sağlayacağı gerçeğini göremiyor, herkes arasında eşitlik sağlayabileceği hayaline kapılıyorlardı.”


japon kültürünü, japon strateji oyunu go'yu, shibumi felsefesini, sakuralar eşliğinde çıplak elle adam öldürme sanatını, nikolai hel'i tanıyoruz bu kitapta . gerilim, aksiyon, felsefe ve hepsinden biraz var.
yıllar önce okumuştum. çok çok sevmiştim. yeniden okuma zamanı gelmiş.
devamını gör...

arkadaşlığımızda hiçbir şeyi değiştirmeyecek olan durumdur.
devamını gör...

ernest hemingway - selalar kimin için okunuyor.
george orwell - çiflik bank - 2023
anton çehov - millet bahçesi
gogol - ölmekten beter olmuş canlar
victor hugo - evine ekmek götürmeye çalışan babanın bir günü.
devamını gör...


3-4 gün önce radyo yayınında daft punk’u çok seviyorum dedi; 28 yıldır harıl harıl müzik yapan grup dağıldığını açıkladı bugün.



ben korkuyorum diyorum boşuna demiyorum, allahım sen koru yarabbim.
devamını gör...

herhangi bir tarikat ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan bir müslüman ıslamın merkezinde olamaz mı? bence olabilir. ben bu oluşumların ıslama her zaman zarar verdiğini düşündüm. gerek süleymancılar, gerek menzilciler gerekse cübbeliler din ve insanlık için tefrikadan başka ne yaptılar bu ülkede hiç bir şey.

adam süleyman hilmi tunahan'ın kabrine gidiyor duasını ediyor çıkarken saygısızlık olmasın diye geri geri çıkıyor. menzile gidiyorsun, gavs denilen adam tövbe kabul ediyor olaya bakar mısınız. adam bulunduğu makamı tövbe kapısı ilan etmiş. ınsanlar koşa koşa arınmaya, paklanmaya gidiyor. insanlar bir beşerden hatta bir ölüden medet umuyor. sonra islamı eleştirenlerden nefret ediyoruz. ıyi ama eleştiri bile bir şeyleri değiştirmiyor maalesef. ne diyor fatiha suresinin ilk ayeti " bütün hamd ve övgüler alemlerin rabbinedir." bir beşere, bir ölüye değil, bir put'a değil. malesef kendilerini putlaştırmaktan başka bir iş yapmayan bu oluşumları bizler yarattık. ne yaptı bu insanlar? daha fazla dogma, daha fazla sorgulanmayacak kural koymaktan başka ne verdiler müslümanlara hiç. iktidarlarını daim kılmak için dini kullanmaktan çekinmediler. bilime asla itibar etmediler. müslümanları sürekli kışkırtıp birbirine düşürmekten çekinmediler. "ilim çin'de bile olsa gidip alınız" diyen peygamber hadisini unutturdular. sadece kendilerine itibar edilmesini isteyerek adeta kendilerini putlaştırdılar. oysa mekke fethedilince o kabedeki bütün putları kendi elleriyle kırmıştı peygamber. böylece en güzel mesajı vermişti aslında bize. ne çabuk unuttuk.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim