yarra yering
mahalle arası tekel bayide insana meze olarak dayak yedirtebilecek şarap markası.
-abi varsa bi'yarra yering.
-abi varsa bi'yarra yering.
devamını gör...
her daim yanında şiir okuyan sevgili
çok şiirsever bir insan olarak söylüyorum bunu: her daim olmaz anam babam.. her daim olmaz cancağızım..
kafiye mi kusayım, bana günah mı değil?
her şeyin fazlası zarar. romantizmin de, şiirin de.. denge önemli, denge her şeyi uzun sürer hale getiriyor çünkü.
kafiye mi kusayım, bana günah mı değil?
her şeyin fazlası zarar. romantizmin de, şiirin de.. denge önemli, denge her şeyi uzun sürer hale getiriyor çünkü.
devamını gör...
yeni açılmada müzik yasağının 24'e çekilmesi
kusura bakmayın ile beraber başlayan cümlelerden sonra kusura baktığımız güncellemedir.
devamını gör...
moderasyonluk teklifini reddetmek
her gün başka biri ediyor yok diyorum, vallahi bırakmayız öyle bırakmayız şöyle bırakmayız ölümüzü gör tehtidleri falan, vallaha olmaz diyorum ben buraya yazmaya geldim! akabinde dün kapı çalıyor bir tepsi fıstık sarma baklava! biladerr bu ne hayırdır diyorum? siz bazlama suratlı kaymak bey değil misiniz diyor? evet de bu ne diyorum? efenim bu size diyor ufak bir tepsi fustık sarma, üstünede kaymakla ''var mısın yoldaş? y.b.f.'' yazdırmışlar bababa! sarmalardam 15 tanesini ile no yazıp al kardeşim geri götür bunu diyorum. yazmaya devam! ordan uygun bir müzük girer misin gomercan kardeş?(bkz: swh)
devamını gör...
janüs
bir yüzü genç, bir yüzü yaşlı olan iki yüzlü roma tanrısıdır. tapınağının kapıları savaş zamanında açık, barışta ise kapalı durur. ingilizce ocak ayı anlamına gelen january sözcüğü bu tanrı'nın adından türemiştir.
devamını gör...
yazarların başına gelen doğaüstü olaylar
ben de birkaç ay önce başımdan geçen olayı anlatayım.
sanırım mayıs ayıydı, karantina dönemleri olması lazım. çalıştığım şehirde tek başıma yaşıyorum, iş yerinde insan görürsem görüyorum yoksa insan gördüğüm yok. neyse bir gece yattım, uyumakta zorluk çekiyorum zaten. yan yatıyorum, tam dalmıştım ki arkamda birinin yattığı hissine kapıldım. yok ya falan diye uyumaya devam etmeye çalıştım ama artık uyuyamıyorum. sonra nefes seslerini duymaya başladım ama yine yok diyorum. az biraz sonra bu kez biri elini omzuma koydu ve tamam dedim, biri var arkamda küçücük yatakta iki kişi yatıyoruz. baktım artık olacak gibi değil dedim bari kim olduğunu öğreneyim. sen kimsin dedim, yaşlıca bir kadın sesi sen kimsin dedi. sinirlendim ulan, kirayı ben veriyorum gelmiş yatağıma yatmış bana sen kimsin diye soruyor. asıl sen kimsin dedim, bir isim söyledi şimdi ifşa etmeyeyim*. o isimde tanıdığım da sadece lise 1'de olmuştu. gitsene dedim, sen git dedi. neyse, baktım gidecek gibi değil bari muhabbet olsun dedim. çocuğun var mı dedim, torunlarım bile var dedi. insan sana birini ayarlayalım mı eli yüzü düzgün çocuksun der. neyse muhabbet de edemedik, öyle yatıyoruz mal mal. sonra dedim ki ben o tarafa dönsem bu ne yapacak ki, kaybolup gidecek. bir cesaret yatağın o tarafına döndüm, bir şey yok. uyumaya devam etmeye çalıştım. biraz geçti bu kez de yerden fısır fısır sesler geliyor. hay dedim gene geldiler, gözümü açtım yerde iki tane minik insan yatmış kendi aralarında konuşup duruyorlar. iyice sinirlendim, s... gidin lan bi uyutmadınız diye yastığımı fırlattım. onlar kayboldu bu kez dolabın kapısından biri başını çıkarmış bana kas göz yapıyor. kalkıp ona da bi s... çektim ve geri yattım. yine tam uykuya dalacağım, bu kez salondan fısır fısır sesler, korkmadı ya diğerlerini de çağırıp ses çıkaralım da kaçsın falan diyorlar. dedim siz kimi kaçırıyorsunuz, iyice de sinirlendim saat olmuş 5, iki saat sonra kalkıp işe gidicem. kalktım ışığı açtım bir sigara yakıp sinirimin geçmesini bekledim, sonra da yatıp iki saat uyudum. cinlere perilere inanmayan biri olarak yaşadığım tek cin görme vakası da böylece son buldu. zaten bir iki ay sonra daha büyük bir eve çıktım da kurtuldum.
sanırım mayıs ayıydı, karantina dönemleri olması lazım. çalıştığım şehirde tek başıma yaşıyorum, iş yerinde insan görürsem görüyorum yoksa insan gördüğüm yok. neyse bir gece yattım, uyumakta zorluk çekiyorum zaten. yan yatıyorum, tam dalmıştım ki arkamda birinin yattığı hissine kapıldım. yok ya falan diye uyumaya devam etmeye çalıştım ama artık uyuyamıyorum. sonra nefes seslerini duymaya başladım ama yine yok diyorum. az biraz sonra bu kez biri elini omzuma koydu ve tamam dedim, biri var arkamda küçücük yatakta iki kişi yatıyoruz. baktım artık olacak gibi değil dedim bari kim olduğunu öğreneyim. sen kimsin dedim, yaşlıca bir kadın sesi sen kimsin dedi. sinirlendim ulan, kirayı ben veriyorum gelmiş yatağıma yatmış bana sen kimsin diye soruyor. asıl sen kimsin dedim, bir isim söyledi şimdi ifşa etmeyeyim*. o isimde tanıdığım da sadece lise 1'de olmuştu. gitsene dedim, sen git dedi. neyse, baktım gidecek gibi değil bari muhabbet olsun dedim. çocuğun var mı dedim, torunlarım bile var dedi. insan sana birini ayarlayalım mı eli yüzü düzgün çocuksun der. neyse muhabbet de edemedik, öyle yatıyoruz mal mal. sonra dedim ki ben o tarafa dönsem bu ne yapacak ki, kaybolup gidecek. bir cesaret yatağın o tarafına döndüm, bir şey yok. uyumaya devam etmeye çalıştım. biraz geçti bu kez de yerden fısır fısır sesler geliyor. hay dedim gene geldiler, gözümü açtım yerde iki tane minik insan yatmış kendi aralarında konuşup duruyorlar. iyice sinirlendim, s... gidin lan bi uyutmadınız diye yastığımı fırlattım. onlar kayboldu bu kez dolabın kapısından biri başını çıkarmış bana kas göz yapıyor. kalkıp ona da bi s... çektim ve geri yattım. yine tam uykuya dalacağım, bu kez salondan fısır fısır sesler, korkmadı ya diğerlerini de çağırıp ses çıkaralım da kaçsın falan diyorlar. dedim siz kimi kaçırıyorsunuz, iyice de sinirlendim saat olmuş 5, iki saat sonra kalkıp işe gidicem. kalktım ışığı açtım bir sigara yakıp sinirimin geçmesini bekledim, sonra da yatıp iki saat uyudum. cinlere perilere inanmayan biri olarak yaşadığım tek cin görme vakası da böylece son buldu. zaten bir iki ay sonra daha büyük bir eve çıktım da kurtuldum.
devamını gör...
öğrenci yurdunda kalmanın insana kazandırdıkları
ailevi sorunları olan biriyseniz, tüm dünyaya karşı güveniniz sarsılmış bir halde olursunuz ama yurtta öyle iyi insanlar tanırsınız ki "dünyada aslında iyi insanlar da varmış" demeye başlarsınız, insanlığa karşı önyargınız kırılabilir. sizin kanınızdan, sizin canınızdan olmayan insanların, sizi ailenizden daha iyi anlayabildiğini görebilirsiniz..
devamını gör...
bilim bir gün tanrının varlığını somut olarak ispatlarsa olabilecek şeyler
tanrıya ulaştıktan sonra tanrı dese ya "evet, cevaba ulaştınız. dinlerde sadece verdiğim ilk emir gerçekti, oku. onlarca dikkat dağıtma çabasına rağmen asırlarca okudunuz, düşündünüz. yılmadan biriktirdiniz ve mantık yolunda ilerlediniz. evren keşfedilmeyi bekleyen çarklardan oluşur. ben bu çarkların sonuncusuyum. puzzle (arayış/amaç) sona erdi."
plot twistli güzel film konusu çıkar bundan.
plot twistli güzel film konusu çıkar bundan.
devamını gör...
birini tanımanın en iyi yolu
aynı evde yaşamak ya da beraber yolculuğa çıkmak.
devamını gör...
albus dumbledore (yazar)
bu kadar geç tanıdığıma* üzüldüğüm yazar*. hoş geldiniz efendim, atamanız için teşekkür ederim. sizin hakkınızda da birkaç kehanetim var, hepsi mükemmel gelişmeler. içiniz rahat olsun, geleceğiniz küremden bile parlak.
sihirli günler*.
sihirli günler*.
devamını gör...
sürekli akp'yi ve akp’lileri aşağılamaya çalışmak
kusura bakmada akp ve akp'ye oy verenler yüzünden hayatım alt üst oluyorsa sabah akşam akp ve akp'lileri aşağılarım. hem de bunu hakaret etmeden öyle bir yaparım ki soruşturma falan açamazsınız.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
...
sus, kimseler duymasın.
duymasın, ölürüm ha.
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra.
seni, kaburgamın altın parçası.
seni, dişlerinde elma kokusu.
bir daha hangi ana doğurur bizi?
(bkz: ahmed arif-suskun)
sus, kimseler duymasın.
duymasın, ölürüm ha.
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra.
seni, kaburgamın altın parçası.
seni, dişlerinde elma kokusu.
bir daha hangi ana doğurur bizi?
(bkz: ahmed arif-suskun)
devamını gör...
neden yapıldığı anlaşılamayan şeyler
parmak çıtlatmak.
devamını gör...
küba devrimi
yaklaşık 400 sene ispanya sömürgesi olan küba, ispanyol-amerikan savaşından sonra bu seferde amerika egemenliğine geçer....
amerika kübaya bağımsızlık vermesine verir ama ; her an müdahale doğrudan müdahale hakkı doğuran bir anlaşmada yapar...platt değişikliği ismi verilen bu anlaşmayla fidel castronun ''küba’nın kalbindeki hançer” olarak nitelendirdiği guantanamo da askeri üs olarak amerikaya kiralanmıştır...
bu süreç içerisinde küba başkanlarının hepsi abd destekli başkanlardır...öğrenci ve işçilerden oluşan oldukça güçlü bir muhalif yapı; aralarında fulgencio batista’nın da bulunduğu ordu içerisindeki bir grup düşük rütbeli asker, 4 eylül 1933’te yönetimi ele geçirmiştir...
kurulan hükümetin, halkçı politikalarından rahatsız olan abd ise; yeni hükümetin genel kurmay başkanı fulgencio batista ikinci bir darbeyle 5 ocak 1934 tarihinde başkanı olması için destekliyor......neyse efem gel zaman git zaman fulgencio batista, ülkeyi bırakıp 7 yıl boyuncaflorida da yaşıyor...ülkeyi hükümete bırakıp çekip gidiyor....
bu süreçte ülkeyi bok götürüyor... sendika liderleri bertaraf edilerek yerlerini gangsterler almış, işçi liderleri cinayetlere kurban gitmiş, her türlü memuriyet satılığa çıkarılmış; rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk devletin her kademesine hakim oluyor...
küba’da 1 haziran 1952 yılında genel seçimlerin yapılacak..... abd için kötü haber....ülkede esen rüzgarların kokusuna bakarsak seçimide kesin sol gruplar kazanacak... ee bir taraftan da soğuk savaş var.... abd batistaya bir ıslık çalıyor geç diyor şu ülkenin başına ....
iş böyle olunca batista komutu aldığı gibi kübaya dönüp, 10 mart 1952 tarihinde carlos prio socarras u deviriyor ..yeniden ülke yönetimine el koyuyor..
ama ülke leş...batista’nın ülke yönetiminden uzak olduğu yıllar boyunca, küba’da kamu hizmeti diye bir şey kalmamış... rüşvet, yolsuzluk ve toplumsal yozlaşma ...ne ararsan var...
hal böyle olunca halk batista'nın dönmesini tepkiyle değil onayla karşılıyor...
10 martta darbe oluyor ve 25 martta “la habana” gazetesinde bir yazı yayınlanıyor...yazıyı yazan kişi genç bir avukat olan fidel castro... yazıda kısaca darbeyi yapanların amaçlarını sorguluyor ve bu darbeyle kübaya yeni bir diktatörlük mü getirmek istiyorsunuz? diye soruyordu...
bu avukat, aynı gün havana yüksek mahkemesine, batista’nın anayasayı ihlal ettiği için ,cezalandırılmasını isteyen bir dilekçe veriyordu.... castronun amacı diktatörlüğün demokratik açıdan yasadışı olduğunu yasal bir
yöntemle ortaya koymaktı...yani demem o ki eğer mahkeme cuntayı onaylarsa,mahkeme gayri meşru duruma düşecek; yok eğer mahkeme meşru ise cunta gayrimeşru duruma düşecekti...( bu mahkeme sonucunu çok aramama rağmen bulamadım...bulabilen beri gelsin)
bütün demokratik yollar kapanıyor ve bu sebepten cuntayı sona erdirmek için yapılacak tek
şey kalıyordu...silahlı mücadele...
1953 başlarında batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla küçük bir grup oluşturan castro, 26 temmuz'da santiago'daki moncada kışlası'na 165 arkadaşıyla birlikte bir baskın düzenledi; ama başarısızlığa uğrayarak tutuklandı. 16 ekim 1953'te santiago'daki küba yüksek mahkemesi'nde yapılan yargılamada 'sayın yargıç siz beni mahkûm edin! tarih beni haklı çıkaracaktır!' (la historia me absolvera) cümlesiyle biten ünlü savunmasını yaptı. mahkeme sonunda 16 yıla mahkum oldu.
hapishanelerde maruz kaldığı ağır işkencelerden haberdar olan destekçileri, mahkumların serbest kalmaları yönünde hükümet üzerinde kurduğu baskı, seçimlerin de yaklaşmasıyla sonuç vermiş ve mayıs 1955’te çıkarılan
af kanunuyla castro ve arkadaşları hapisten çıkmıştır .
üzerindeki baskı ve hayati tehlikesinin bulunmasından dolayı ; kübayı terk etmiş ve meksikaya gitmiştir...
meksika da askeri taktiklerile ilgili, ispanya iç savaşına katılmış emekli bir asker olan general
alberto bayo dan dersler almışlardır...meksika’ya gelişinin üzerinden henüz birkaç ay geçmişti ki castro hem kendi hayatı hem de küba devrimi adına büyük bir öneme sahip olan bir isimle tanıştı ernesto (che) guevara.
bu arada küba içinde sürekli bildiriler manifestolar yayımlanıyor...hatta amerikada filan epey destekçileri oluyor efem...
bu kadar eğitim yeter dedikleri 25 kasım 1956 da ;fidel castro ve beraberindeki 82 arkadaşı devrimi
gerçekleştirmek maksadıyla poza rica şehrindeki tuxpan limanından ,granma/büyükanne” isimli bir gemiye atlayıp kübaya yol alıyorlar...
30 kasım’da adaya varıyorlar...cunta bu işten haberdar ve karşılıyorlar..şiddetli çatışmalar oluyor...bu çatışmadan 21 kişi sağ çıkıyor ve sierra maestra dağlarına doğru çekilmek zorunda kalıyorlardır...
bu arada radyo yayınları şehirle kurulan bağlar derken zaman geçmiş ve artık batista ya karşı güçlü eylemler gerçekleştirmişlerdir... 2 yıl sonra 1 ocak 1959’da mevcut rejimini yıkarak küba’da devrimi ilan ettiler.
bu kübanın hayatında verdiği üçüncü bağımsızlık mücadelsidir.
birincisi ;on yıl savaşı
ikincisi ; küba devrimci partisinin ispanyollarla savaşı
üçüncüsündeküba devrimisonucunda gelen bağımsızlık...
küba'nın böylece 500 yıllık çektiği çile bitiyor ve artık bağımsız oluyordu...
kaynak:
dergipark.org.tr/tr/downloa...
tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%...
amerika kübaya bağımsızlık vermesine verir ama ; her an müdahale doğrudan müdahale hakkı doğuran bir anlaşmada yapar...platt değişikliği ismi verilen bu anlaşmayla fidel castronun ''küba’nın kalbindeki hançer” olarak nitelendirdiği guantanamo da askeri üs olarak amerikaya kiralanmıştır...
bu süreç içerisinde küba başkanlarının hepsi abd destekli başkanlardır...öğrenci ve işçilerden oluşan oldukça güçlü bir muhalif yapı; aralarında fulgencio batista’nın da bulunduğu ordu içerisindeki bir grup düşük rütbeli asker, 4 eylül 1933’te yönetimi ele geçirmiştir...
kurulan hükümetin, halkçı politikalarından rahatsız olan abd ise; yeni hükümetin genel kurmay başkanı fulgencio batista ikinci bir darbeyle 5 ocak 1934 tarihinde başkanı olması için destekliyor......neyse efem gel zaman git zaman fulgencio batista, ülkeyi bırakıp 7 yıl boyuncaflorida da yaşıyor...ülkeyi hükümete bırakıp çekip gidiyor....
bu süreçte ülkeyi bok götürüyor... sendika liderleri bertaraf edilerek yerlerini gangsterler almış, işçi liderleri cinayetlere kurban gitmiş, her türlü memuriyet satılığa çıkarılmış; rüşvet, hırsızlık ve yolsuzluk devletin her kademesine hakim oluyor...
küba’da 1 haziran 1952 yılında genel seçimlerin yapılacak..... abd için kötü haber....ülkede esen rüzgarların kokusuna bakarsak seçimide kesin sol gruplar kazanacak... ee bir taraftan da soğuk savaş var.... abd batistaya bir ıslık çalıyor geç diyor şu ülkenin başına ....
iş böyle olunca batista komutu aldığı gibi kübaya dönüp, 10 mart 1952 tarihinde carlos prio socarras u deviriyor ..yeniden ülke yönetimine el koyuyor..
ama ülke leş...batista’nın ülke yönetiminden uzak olduğu yıllar boyunca, küba’da kamu hizmeti diye bir şey kalmamış... rüşvet, yolsuzluk ve toplumsal yozlaşma ...ne ararsan var...
hal böyle olunca halk batista'nın dönmesini tepkiyle değil onayla karşılıyor...
10 martta darbe oluyor ve 25 martta “la habana” gazetesinde bir yazı yayınlanıyor...yazıyı yazan kişi genç bir avukat olan fidel castro... yazıda kısaca darbeyi yapanların amaçlarını sorguluyor ve bu darbeyle kübaya yeni bir diktatörlük mü getirmek istiyorsunuz? diye soruyordu...
bu avukat, aynı gün havana yüksek mahkemesine, batista’nın anayasayı ihlal ettiği için ,cezalandırılmasını isteyen bir dilekçe veriyordu.... castronun amacı diktatörlüğün demokratik açıdan yasadışı olduğunu yasal bir
yöntemle ortaya koymaktı...yani demem o ki eğer mahkeme cuntayı onaylarsa,mahkeme gayri meşru duruma düşecek; yok eğer mahkeme meşru ise cunta gayrimeşru duruma düşecekti...( bu mahkeme sonucunu çok aramama rağmen bulamadım...bulabilen beri gelsin)
bütün demokratik yollar kapanıyor ve bu sebepten cuntayı sona erdirmek için yapılacak tek
şey kalıyordu...silahlı mücadele...
1953 başlarında batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla küçük bir grup oluşturan castro, 26 temmuz'da santiago'daki moncada kışlası'na 165 arkadaşıyla birlikte bir baskın düzenledi; ama başarısızlığa uğrayarak tutuklandı. 16 ekim 1953'te santiago'daki küba yüksek mahkemesi'nde yapılan yargılamada 'sayın yargıç siz beni mahkûm edin! tarih beni haklı çıkaracaktır!' (la historia me absolvera) cümlesiyle biten ünlü savunmasını yaptı. mahkeme sonunda 16 yıla mahkum oldu.
hapishanelerde maruz kaldığı ağır işkencelerden haberdar olan destekçileri, mahkumların serbest kalmaları yönünde hükümet üzerinde kurduğu baskı, seçimlerin de yaklaşmasıyla sonuç vermiş ve mayıs 1955’te çıkarılan
af kanunuyla castro ve arkadaşları hapisten çıkmıştır .
üzerindeki baskı ve hayati tehlikesinin bulunmasından dolayı ; kübayı terk etmiş ve meksikaya gitmiştir...
meksika da askeri taktiklerile ilgili, ispanya iç savaşına katılmış emekli bir asker olan general
alberto bayo dan dersler almışlardır...meksika’ya gelişinin üzerinden henüz birkaç ay geçmişti ki castro hem kendi hayatı hem de küba devrimi adına büyük bir öneme sahip olan bir isimle tanıştı ernesto (che) guevara.
bu arada küba içinde sürekli bildiriler manifestolar yayımlanıyor...hatta amerikada filan epey destekçileri oluyor efem...
bu kadar eğitim yeter dedikleri 25 kasım 1956 da ;fidel castro ve beraberindeki 82 arkadaşı devrimi
gerçekleştirmek maksadıyla poza rica şehrindeki tuxpan limanından ,granma/büyükanne” isimli bir gemiye atlayıp kübaya yol alıyorlar...
30 kasım’da adaya varıyorlar...cunta bu işten haberdar ve karşılıyorlar..şiddetli çatışmalar oluyor...bu çatışmadan 21 kişi sağ çıkıyor ve sierra maestra dağlarına doğru çekilmek zorunda kalıyorlardır...
bu arada radyo yayınları şehirle kurulan bağlar derken zaman geçmiş ve artık batista ya karşı güçlü eylemler gerçekleştirmişlerdir... 2 yıl sonra 1 ocak 1959’da mevcut rejimini yıkarak küba’da devrimi ilan ettiler.
bu kübanın hayatında verdiği üçüncü bağımsızlık mücadelsidir.
birincisi ;on yıl savaşı
ikincisi ; küba devrimci partisinin ispanyollarla savaşı
üçüncüsündeküba devrimisonucunda gelen bağımsızlık...
küba'nın böylece 500 yıllık çektiği çile bitiyor ve artık bağımsız oluyordu...
kaynak:
dergipark.org.tr/tr/downloa...
tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%...
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
odamda, çalışma masamdayım sözlük. yaklaşık 2 saattir kütlenin korunumu yasasını tekrar ediyor, soru çözüyordum. sanırım konuyu anlayabildim, umarım anlamışımdır*.nihayetinde çalışmalarımı bitirebildim, daha sırada matematik var, yorgunum, ama bu güzel bir yorgunluk.
devamını gör...
normal sözlük online kadın erkek oranı
alt metni okumadan bir (bkz: abdulseyidbincabbar) tanımı olarak düşünmüştüm.
devamını gör...
gece kalkıp tencereden atıştırmak
mutfak faresi olmanın gerekliliğidir. ayrıca insanın gece karnı kazınıyor be.
devamını gör...
ph kağıdı
eh sözlük canlandırdın anılarımı gene köftehor.(bkz: swh) zamanında bir kozmetik firmasında şampuan yapıyordum. bir ph metrem bile yoktu. bildiğin bu çubukla koca kazanın ph'ını ayarlar, viskozitesini de el yordamıyla yoklayarak doluma hazır derdim, bana sunulan imkanlar buydu naparsınız.(bkz: swh)
devamını gör...
dobida
ankara çankaya'da bulunan dorukgiller veteriner kliniğinin tatlı veteriner hekimlerinden biri olan sevgi doruk demirci'nin eşi doruk demirci tarafından kurulmuş dünyanın en tatlı youtube kanalıdır.
"bilinçli insanlar, sağlıklı doğa" mottosuyla harekete geçmiş olan dorukgiller veteriner kliniği çalışanları kanalda ellerinden geldiğince bilgi verip bilinç oluşmasını sağlamaktadırlar.
bilgilendirme: youtube katıl gelirini hayvan barınaklarına bağışlıyorlar ve görebileceğiniz en hayvansever insanlar kendileri. o yüzden bu entryyi yazmayı boynumun borcu bildim. reklam değildir, olmayacaktır.
edit: dobida isminin açılımı gizemini koruyor. doruk beyin söylediğine göre sadece 3 kişi biliyormuş.
"bilinçli insanlar, sağlıklı doğa" mottosuyla harekete geçmiş olan dorukgiller veteriner kliniği çalışanları kanalda ellerinden geldiğince bilgi verip bilinç oluşmasını sağlamaktadırlar.
bilgilendirme: youtube katıl gelirini hayvan barınaklarına bağışlıyorlar ve görebileceğiniz en hayvansever insanlar kendileri. o yüzden bu entryyi yazmayı boynumun borcu bildim. reklam değildir, olmayacaktır.
edit: dobida isminin açılımı gizemini koruyor. doruk beyin söylediğine göre sadece 3 kişi biliyormuş.
devamını gör...
