kıvırbaş. azıcık dalgalı saçım var diye. adımla seslendikleri zaman tuhaf oluyorum artık.
devamını gör...

az önce sütlü tarhana çorbası'yla yaptığım doğudur. cimcime öyle tatlı dilli ki...*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendi küçük kalbi ve sözleri kocaman bir yazar.
#849253 yaşı 17 imiş bana çocuk derler demiş ama öyle bir hitabın kendisi için kullanılabilirliği yok. kesinlikle zekası, bilgi birikimi bu söylemi engelleyecektir. böyle çocuk mu olur yahu sen başka bir şeysin ablacım.

tü tü maşallah sana vallahi nazarım değecek. son yarım saattir sayfasındayım. aldı götürdü beni çıkamadım buradan. şimdi ben sana ne desem az, kelime bulamıyorum anlıyor musun? kelimeler, cümleler eksik kalıyor.

zaten takip ediyorum, çok beğeniyorum ama yaşını öğrendiğim dakikadan itibaren beğenim çok başka bir yere taşındı. yani bazı yazarlara ekstra bir oy verebilmeliyiz bence. mesela yıldız falan ne bileyim yani.

hayatın çok başında bu kadar dolu dolu bir yazar. hayran kere hayran oldum. hep yaz canım, çok yaz canım olur mu?

sevgiyle, huzurla, umutla kal...
yine geleceğim.
devamını gör...

türk dil kurumu'na göre "yer çekimi" doğru yazım şekli olduğu için, bunun da kütle çekim şeklinde yazılmasının doğru olabileceğini düşündüğüm fiziksel özellik. zira kütle de, çekme mevzusu da pek kendi anlamlarından uzaklaşmış sayılmıyor sanırım. temelde "kütle kendine çeker" basit mantığından türemiş bir terim çünkü bu. her neyse, doğrusu kesinlikle budur şeklinde iddia edecek etimolojik bilgiye sahip değilim bu konu hakkında. bu nedenle o kısmı geçiyorum.

genel olarak kozmolojide kütle çekimi, özel olarak dünya söz konusu olduğunda yer çekimi olarak kullanılır bu terim.

fizikte kütle çekimi çok çeşitli şekillerde tarif edilmeye çalışılıyor ama aslına bakarsanız bunun çalışma mekanizmasını çok da net bilmiyoruz. yanılmıyorsam neil degrasse tyson da bu konu hakkında "kütle çekim kuvvetinin ne olduğunu bilmiyoruz." benzeri bir cümle kurmuştu.

***

yaygın kanıya göre, kütle çekim kuvvetinin kaynağı, evrendeki kütleli cisimler. buna göre, ışık dahil herhangi bir şey evrende yol alırken bir kütle ile karşılaşırsa, jeodezik dediğimiz düz yolları izlemeyi bırakır çünkü jeodezik artık düz bir yol olmaktan çıkmış ve uzay zaman bükülmesi nedeniyle eğrileşmiştir. cisim de bunu takip ettiği için düz yolundan sapar ve eğri bir yolla hareketine devam eder.

ancak albert einstein'ın izafiyet teorisini ve modern fizik de diyebileceğimiz kuantum mekaniğini birbirine uydurmayı henüz başaramadı bilim dünyası. temel kuvvetler dediğimiz kuvvetlerin 3 tanesi sorun çıkarmazken, kütle çekim kuvveti bize sorun çıkarıyor. diğer kuvvetlerin taşıyıcı parçacıklarını gözlemleyebiliyoruz ama kütle çekiminin taşıyıcı parçacığı olan gravitonu gözleyemedik henüz. bu da bize kütle çekim kuvvetinin aslında nasıl çalıştığını tam olarak açıklayamadığımızı gösteriyor.

bu nedenle çok çeşitli teoriler çıktı ortaya. bazı bilim insanları kütle çekiminin sürekli var olan fiziksel bir özellik olmadığını, anlık fiziksel koşullara bağlı olarak ortaya çıktığını ve koşullar ortadan kalktığında onun da kaybolduğunu ileri sürerken, bazıları da bu kuvveti döngüsel kuantum kütle çekim teorisi ile açıklamaya çalıştı ve kuantum köpüğü denilen yapının da bununla ilgili olduğu savunuldu vesaire...

geldiğimiz noktada hâlâ çok net bir şey söylemek güç. öne atılan teorilerin tamamı yanlışlanamadığı gibi, doğrulanan da yok. zaten bunlardan biri doğrulanırsa sicim teorisi ve dolayısıyla her şeyin teorisi gibi bilimsel açmazlar da muhtemelen daha hızlı biçimde çözüme kavuşacak demektir.
devamını gör...

bugün, henüz yeni evlenmiş sayılan akrabalarımın doğacak çocuğunun down sendromlu olacağını öğrendiğimden beri aklıma takılan sorunsal. gerçekten de bir anne veya baba olarak içinde sıkışıp kalabileceğiniz en zor vicdani ikilemlerden birisi de budur herhalde.

yine de dürüst bir cevap vermem gerekirse, sanırım o çocuğun dünyaya gelmesini istemezdim ve kürtaja başvururdum. bunun için taş kalpli ya da engelli düşmanı da olmayacağım. çünkü bu dünya onlar için doğru bir yer değil. engelliler için tasarlanmamış bir dünyada, hor görülecek, evlenemeyecek, sınıf arkadaşlarının ve toplumun kendisine çekinerek ve acıyarak baktığı bir çocuğu, bu dünyaya getirmek, ona yapabileceğimiz en büyük zalimliklerden biri olurdu herhalde. yine de bilmiyorum. belki de vicdanım el vermeyebilirdi.

siz böyle bir durumda ne yapardınız sayın yazarlar? düşüncelerinizi merak ettiğim başlıktır.
devamını gör...

va böyle bir şey sayın yazarlar.insan kendisi kazanınca kolay harcayamıyor daha doğrusu çarçur edemiyor. oysa anne ve babadan alınan harçlıklar çok daha rahat bir şekilde harcaabiliyor.
devamını gör...

bir film türüdür. fransızca kara film demektir. bu terim ilk kez 1946 yılında isviçreli eleştirmen nino frank tarafından kullanılmıştır.

bu film türünün özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

önce canımız ciğerimiz kadınlardan başlayalım. bu filmlerin vazgeçilmez ögelerindedir femme fatale. masum, ezik, dayak yiyen kadın gibi görünürler ama aslında çok fettandırlar, genelde çok seksidirler ve filmimizin baş kahramanını suça teşvik eden karakterleri vardır. zaten bu tarz filmlerde kadın-erkek ilişkileri hep bir çıkar üzerine inşaa edilmiştir, gerçek sevgi asla yoktur. kahramanımız başta bu kadına kapılır genelde de filmin sonunda kadına galip gelir.

baş kahramanımız olan erkek karakterimiz bir polis, bir dedektif ya da savcı gibi kanun adamı olabileceği gibi hayatta başarılı olamamış tiplerde olabilir. bazen kanun adamı olsa bile yozlaşmış biri olur.

film suç üzerine kurulmuştur, cinayet bu filmlerin vazgeçilmezidir.

mekan olarak büyük şehirler bu tarzın favorisidir, buranın batakhaneleri, barları, gece kulüpleri sıklıkla filmin geçtiği yerlerdir. içki ve sigara bol bol tüketilir.

film genelde karanlıktır, genelde siyah-beyaz çekilmiştir. kasvet her sahnede gözükür, ışık ve gölge oyunları boş sokaklarda gece birinden kaçarken duvarlara yansır, yağan yağmurda bu fonun vazgeçilmez ögesidir. sisli sokaklar sahneyi daha da germekte kullanılır.

hikayeyi anlatırken mutlaka "geriye dönüşler" yapılır, bazende "ileri gidişler" yapılır. genelde filmde mutlaka bir dış ses vardır. bu dış ses kahramanlarımız olabileceği gibi bir başkası da olabilir, genelde bu dış ses hikayeyi anlatır ve çoğunlukla erkek olur.

kara film siyah ve beyaz gibidir. karakterler başta iyiyken sonradan kötü veya tam tersi olabilir.

şuana kadar seyrettiğim bu türün en iyi örnekleri :

the maltese falcon (1941), çoğu kişi tarafından türünün ilk örneği olarak kabul edilir.
double indemnity (1944),
the big sleep (1946),
out of the past (1947),
the third man (1949),
sunset boulevard (1950),
touch of evil (1958),
chinatown (1974)
devamını gör...

birbirini tutmayan sayılara sahibim sözlük. 18 takipçim varmış ama karma puanıyla edindiğim -ne sandınız *- uygulamada 17 kullanıcı adı var. 1 tane çok gizli takipçim var sanırım.
devamını gör...

onları yetiştiren kadınlardan kaynaklanan detaylardır.. örneğin titiz ya da öz bakımı konusunda hassas olmamasından şikayet ettiğiniz biri, çocukken bizimkiler'den bizimkiler'e zorla banyoya sokulan biri olabilir.. eğer kavgacı olmasından, ya da fazla kıskanmasından dert yanıyorsanız; babası öyle biri olduğu ve annesi de bunu olağan gördüğü için olabilir..

malesef her kör alıcının, bir kör satıcısı var.. şikayet etmek yerine farkındalık yaratmak daha mantıklı..

toplumu ve bireyleri şekillendirenler her zaman kadınlardır.. sağda solda laf kaktırmaktansa, tercihlerimizi ve beklentilerimizi düzgün bir şekilde dile getirebilirsek, gelecek adına daha mantıklı ve sağduyulu bireylerden de bahsedebiliriz.. cinsiyeti ne olursa olsun..
devamını gör...

gün geçmiyor ki halkın vekilleri derdimize derman olmasın aziz vatandaşlar!

biz bu cenab-ı allah'ın lütuflarının değerini bilmezsek sonumuz lut kavmi gibi olur, aman ha!

şaka bir yana böyle tam üzülecek gibi oluyorum halimize yok yine bir gülme tutuyor hahahahah...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kaynak
devamını gör...

gökçeada'ya giderseniz muhakkak kaleköy'deki mustafa'nın kayfesi'ne uğrayıp damla sakızlı suyla birlikte ikram edilen dibek kahvesini içmenizi öneririm.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

son zamanlarda çeşitli sosyal medya hesapları üzerinden aileler seslerini duyurmaya çalışmakta ve duyarlı kişiler, gruplar ya da ünlüler bir şekilde yardım kampanyaları gerçekleştirmekteydi. insanlar az da olsa kendi çaplarında yardım edebilmekteydi. ama internet üzerinden yapılacak kampanyalara kısıtlama gelmesine yönelik yeni teklif meclisten geçerse, bu imkanlarını da kaybedecek aileler. gerçekten zor zamanlar bekliyor onları...
devamını gör...

keşke gerçek olmasaydı diyorum babam hala yanımda olsaydı diyorum. hala gittiğine inanamıyorum. keşke kapıyı çalıp gelsen bakın ben gitmedim desen. allah kimseye yaşatmasın.
devamını gör...

aklımı kaçıracağım. 18-35 yaş grubundaki futbolcular bugün itibariyle öncelikli aşı listesine alınmışlar.
türk çocuklarının eğitim ihtiyacı uzaktan giderilmeye çalışırken kendisinden başka kimseye faydası olmayan futbolcuların öncelikli aşılanması beni en hafif tabirle incitti.
bu ülkeye eğitim ne lazım, futbol bizi dünyanın en ileri ülkeleri arasına sokar heralde. bu kararın altına imza atan kimseye hakkımı helal etmiyorum.
1 yıldan fazladır evde küflenen tüm çocukların ahı hepsinin boynundadır.

link isteyenler için buradan
devamını gör...

yunan mitolojisi'ndinde barış tanrıçasıdır.
devamını gör...

dönemin sivas belediye başkanı, temel karamollaoğlu' dur.
devamını gör...

uyumak.
devamını gör...

oblomov’u sadece tembel olarak tanımlamak yetersiz kalır; çünkü oblomov işin özünde tembel olmaktan hoşlanmıyordu. çalışmadığı için mutsuzdu. tembel olmaktan keyif almıyordu, aksine bu durumdan şikayetçiydi. o halde neden tembellik yapıyordu? bir işi olmadığı için mi? hayır. oblomov geçmişte bir devlet dairesinde memurdu; fakat onu da sudan bir sebeple bırakmıştı. bu sadece işle ilgili bir mesele değil. oblomov her konuda böyleydi.

oblomovluk işte tam olarak budur. sorunların ve çözümlerin farkındasındır. yaşantını değiştirmek için sürekli birbirinden güzel planlar yaparsın; ama o planları asla uygulayamazsın.

bir doğu ülkesi olan rusya’nın çocuğudur oblomov. rusya, batı ülkelerinin aksine sürekli bir ilerleme süreci içinde olmamıştı. avrupa’da teknolojik, bilimsel, kültürel, felsefi ve ekonomik gelişmeler yaşanmıştı. tüm bu gelişmelerin sonucunda batı insanı çalışmayı bir erdem olarak kabul etmiş, elini kirletmekten asla çekinmemişti. batı toplumu dinamiktir. rusya ise toplumsal yapısı gereği hiçbir zaman aynı dinamizme sahip olamamış, sanayileşmeyi, kapitalizmi ve ülkeyi değiştiren bütün ideolojileri batıdan almıştı. rusya’nın köylerinde hayat yüzyıllar boyunca hiç değişmeden devam etmişti.

oblomovluk, yani oblomov’un kendi içinde yaşadığı çelişkiler; rusya’nın yüzyıllar boyunca süren durağanlığından sonra 19. yüzyılda değişmeye başlaması ama bunu kendi toplumsal dinamikleriyle değil de batı gücünün baskısıyla yapması yüzündendi. oblomov, ülkesinin değişmekte olduğunu ve kendisinin de değişmek zorunda olduğunu fark etmişti. köyündeki tüm mal varlığının yönetimini kahyasına devredip kente taşınmış ama hayalindeki değişimi bir türlü sağlayamamıştı. bir rus çocuğu olarak alışmış olduğu rus yaşam tarzını bırakmak zorunda olduğunu görmüş ama bir türlü bırakamamıştı; işte oblomov'u oblomov yapan şey tam olarak buydu.
devamını gör...

'çektin gittin dinlemeden
bana bir şey söylemeden
yıllar sonra dönsen de boş
son pişmanlık neye yarar...'
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim