tevfik fikret
vatan senden hayat umar, sen yaşarsan o canlanır,
vatan için ölmek de var, fakat borcun yaşamaktır!
dizeleriyle, zamanının ötesinde muhteşem dizeler yazmış şair.
vatan için ölmek de var, fakat borcun yaşamaktır!
dizeleriyle, zamanının ötesinde muhteşem dizeler yazmış şair.
devamını gör...
rüyalar alemi
sözlükte “görmek” anlamındaki rü’yet kökünden türeyen rü’yâ kelimesi uyku sırasında zihinde beliren görüntülerin bütününü (düş) ifade eder. sözlük anlamı aynı olan hulm (çoğulu ahlâm) ise daha çok korkunç düşler için kullanılır. hz. peygamber, “rüya allah’tan, hulm ise şeytandandır” demiştir (buhârî, “taʿbîr”, 3, 4, 10, 14; müslim, “rüʾyâ”, 2; tirmizî, “rüʾyâ”, 5). rüyaların rahmânî olanına “rü’yâ-yı sâdıka, sâliha, hasene”; şeytânî olanına “hulm” denilir.
rüya insanla birlikte var olan bir olgudur. insan fizyonomisi üzerinde yapılan araştırmalar rüyanın yeme içme gibi bir ihtiyaç olduğunu göstermektedir. eski mısırlılar, asurlular ve yunanlılar’da kâhin ve büyücülerin en önemli görevlerinden biri rüyaları yorumlamaktı. rüya tabiri konusunda ilk metinler milâttan önce 5000’li yıllarda asurlular tarafından yazılmıştır. bu konuda günümüze ulaşan en eski eser, british museum’da saklanan ve milâttan önce 2000 yıllarına ait olduğu tahmin edilen bir mısır papirüsüdür. burada 200 çeşit rüya tabirine yer verilmektedir.
evrat’ın tekvîn bölümünde hz. yûsuf’un rüyalarından bahsedilir. ayrıca talmud’un son kısmında rüyalarla ilgili bir bölüm bulunmaktadır. incil’de rüya anlamına gelen on iki ayrı kelime geçmekte, bu arada birçok yahudi ve hıristiyan rüya tabircisinin varlığı bilinmektedir.
kur’ân-ı kerîm’de hz. ibrâhim, yûsuf ve mısır hükümdarının gördüğü rüyalardan söz edilmekte (yûsuf 12/4-5, 43, 100; es-sâffât 37/105), resûl-i ekrem’in gördüğü bir rüyanın doğru çıktığı allah tarafından bildirilmektedir (el-feth 48/27). kur’an’da rüyaların yorumu için “ta‘bîrü’r-rü’yâ” (yûsuf 12/43), “te’vîlü’r-rü’yâ” (yûsuf 12/100), “te’vîlü’l-ahlâm” (yûsuf 12/44), “te’vîlü’l-ehâdîs” (yûsuf 12/6, 21) tamlamaları ve “iftâ” (hüküm açıklama) kelimesinin çeşitli türevleri (yûsuf 12/43, 46) kullanılmıştır. hz. yûsuf’a rüyaların yorumunun öğretildiği (yûsuf 12/6, 21), hz. ibrâhim, ya‘kūb ve yûsuf’un gördükleri rüyaları tabir ederek bu yorum ışığında hareket ettikleri (yûsuf 12/4-6; es-sâffât 37/102) belirtilmektedir. kur’ân-ı kerîm’de hz. ibrâhim’den rüyasında oğlunu kurban etmesinin istendiği (es-sâffât 37/100-113), hz. yûsuf’un rüyasında on bir yıldızın, ay ve güneşin kendisine secde ettiğini gördüğü ve bu rüya ile onun ileride peygamber olarak seçileceğine işaret edildiği (yûsuf 12/4-5), yine yûsuf’un mısır’da hapse atılması sırasında hapisteki iki gencin ve mısır kralının (yûsuf 12/36, 41-49) gördüğü rüyaları yorumladığı (yûsuf 12/99-100) haber verilmektedir. cenâb-ı hak, bedir gazvesi öncesinde resûlullah’a düşmanlarının sayısını rüyasında az göstermiş (el-enfâl 8/43), hudeybiye öncesinde müslümanlarla birlikte mekke’ye gireceğine ilişkin gördüğü rüya bir yıl sonra gerçekleşmiştir (el-feth 48/27).
buradan
rüya insanla birlikte var olan bir olgudur. insan fizyonomisi üzerinde yapılan araştırmalar rüyanın yeme içme gibi bir ihtiyaç olduğunu göstermektedir. eski mısırlılar, asurlular ve yunanlılar’da kâhin ve büyücülerin en önemli görevlerinden biri rüyaları yorumlamaktı. rüya tabiri konusunda ilk metinler milâttan önce 5000’li yıllarda asurlular tarafından yazılmıştır. bu konuda günümüze ulaşan en eski eser, british museum’da saklanan ve milâttan önce 2000 yıllarına ait olduğu tahmin edilen bir mısır papirüsüdür. burada 200 çeşit rüya tabirine yer verilmektedir.
evrat’ın tekvîn bölümünde hz. yûsuf’un rüyalarından bahsedilir. ayrıca talmud’un son kısmında rüyalarla ilgili bir bölüm bulunmaktadır. incil’de rüya anlamına gelen on iki ayrı kelime geçmekte, bu arada birçok yahudi ve hıristiyan rüya tabircisinin varlığı bilinmektedir.
kur’ân-ı kerîm’de hz. ibrâhim, yûsuf ve mısır hükümdarının gördüğü rüyalardan söz edilmekte (yûsuf 12/4-5, 43, 100; es-sâffât 37/105), resûl-i ekrem’in gördüğü bir rüyanın doğru çıktığı allah tarafından bildirilmektedir (el-feth 48/27). kur’an’da rüyaların yorumu için “ta‘bîrü’r-rü’yâ” (yûsuf 12/43), “te’vîlü’r-rü’yâ” (yûsuf 12/100), “te’vîlü’l-ahlâm” (yûsuf 12/44), “te’vîlü’l-ehâdîs” (yûsuf 12/6, 21) tamlamaları ve “iftâ” (hüküm açıklama) kelimesinin çeşitli türevleri (yûsuf 12/43, 46) kullanılmıştır. hz. yûsuf’a rüyaların yorumunun öğretildiği (yûsuf 12/6, 21), hz. ibrâhim, ya‘kūb ve yûsuf’un gördükleri rüyaları tabir ederek bu yorum ışığında hareket ettikleri (yûsuf 12/4-6; es-sâffât 37/102) belirtilmektedir. kur’ân-ı kerîm’de hz. ibrâhim’den rüyasında oğlunu kurban etmesinin istendiği (es-sâffât 37/100-113), hz. yûsuf’un rüyasında on bir yıldızın, ay ve güneşin kendisine secde ettiğini gördüğü ve bu rüya ile onun ileride peygamber olarak seçileceğine işaret edildiği (yûsuf 12/4-5), yine yûsuf’un mısır’da hapse atılması sırasında hapisteki iki gencin ve mısır kralının (yûsuf 12/36, 41-49) gördüğü rüyaları yorumladığı (yûsuf 12/99-100) haber verilmektedir. cenâb-ı hak, bedir gazvesi öncesinde resûlullah’a düşmanlarının sayısını rüyasında az göstermiş (el-enfâl 8/43), hudeybiye öncesinde müslümanlarla birlikte mekke’ye gireceğine ilişkin gördüğü rüya bir yıl sonra gerçekleşmiştir (el-feth 48/27).
buradan
devamını gör...
yazarların en sevdiği diller
çince. sövüyorsun anlamıyorlar harika. *
devamını gör...
yusuf atılgan
"bir gün sana dünyada katlanılacak tek şeyin sevgi olduğunu öğreteceğim."
devamını gör...
ekşi sözlük
haftalardır bir kez bile bakmadığım çöp kutusu.
devamını gör...
yemekten zevk aldığınız abur cuburlar
abur cubur olsun yeter hepsini yerim hayvanım ben
devamını gör...
nilüfer
behçet necatigil'in muhteşem şiiridir.
nilüfer
ben oraya koymuştum, almışlar,
arasına sıkışık saatlerin.
çıkarır bakardım kimseler yokken;
beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.
kışken ilkyaz, sularımda açardı;
buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
eski defterlerde sararırmış yaprak.
beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.
bir ışıktı yanardı gecelerde;
akşam, çiçekler uykuya yattı,
sardı karşı kıyıları karanlık- -
beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.
nilüfer
ben oraya koymuştum, almışlar,
arasına sıkışık saatlerin.
çıkarır bakardım kimseler yokken;
beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.
kışken ilkyaz, sularımda açardı;
buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
eski defterlerde sararırmış yaprak.
beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.
bir ışıktı yanardı gecelerde;
akşam, çiçekler uykuya yattı,
sardı karşı kıyıları karanlık- -
beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.
devamını gör...
kitap okuma aşkını kazandıran kitabın ismi
(bkz: harry potter)'dan başkası değildir. kimse mi dememiş*
devamını gör...
eve geldiğinde hoş geldin diyen birinin olmaması
bir yere, bir şeye ait olmadan sessizliklere yönelmişcesine, içimizden kopan fırtına olur...
bazen gurbet gibidir,
bazen hasret...
bazen gurbet gibidir,
bazen hasret...
devamını gör...
yapılmış en aptalca dalgınlık
yoğurdu ocağın üstüne koyup (kapta yoğurt olduğunu bilmeme rağmen) pişirmek ve beş dakika geçtikten sonra fark etmiştim bu durumu.
devamını gör...
allah'ın hikmetinden sual olunmaz
(1) pek çok ayette “düşünmez misiniz? akletmez misiniz? ibret almaz mısınız?” diye soran allah’ın hikmetleri “niçin” sual olunmaz?
(2) –ayetlerde yer almayan bu cümlenin- “nedensellik” bağlamında ortaya atılışının olası sebeplerini düşünülmeli/tartışılmalıdır.
(3) din, artık bilim alanının içindeyse (bkz: ilahiyat ya da islami bilimler fakülteleri), “küfür ve şirk” içermeyen her soruya “nasıllık” bağlamında bir cevap bulunmalıdır. pası sürekli imam ebu hanife’ye; imam şafi’ye atarak; razi’nin, teberani’nin tefsirinden kopyalayıp yapıştırarak, bilim adına “çağdaş” bir şey üretmeyerek, sorulan soruya da en kestirmesinden “sual olunmaz” diye cevap vererek işin içinden çıkılamaz.
(4) “allah’ın hikmetinden sual olunmaz” diyerek konuyu kapatmaya çalışmak “cahilliğin” sınırlarını zorlamaktır.
(5) bu bağlamda “allah’ın hikmetlerinin özünü anlamak her insan için işbu sınırlı iradelerle mümkün değildir” demek daha doğrudur. ancak merak, çoğu zaman önüne geçilebilir bir duygu değildir. nitekim kur’ân-ı kerim’de hz. ibrahim’in; “rabbim bana göster, ölüleri nasıl diriltiyorsun?” (bakara, 260) sorusu bu türden bir sorudur.
(6) burada mantık açısından kurulması gereken doğru cümle “allah’ın hikmetinden sual olunmaz” değil; “allah'ın amacının ne olduğu bilinemez”dir.
(2) –ayetlerde yer almayan bu cümlenin- “nedensellik” bağlamında ortaya atılışının olası sebeplerini düşünülmeli/tartışılmalıdır.
(3) din, artık bilim alanının içindeyse (bkz: ilahiyat ya da islami bilimler fakülteleri), “küfür ve şirk” içermeyen her soruya “nasıllık” bağlamında bir cevap bulunmalıdır. pası sürekli imam ebu hanife’ye; imam şafi’ye atarak; razi’nin, teberani’nin tefsirinden kopyalayıp yapıştırarak, bilim adına “çağdaş” bir şey üretmeyerek, sorulan soruya da en kestirmesinden “sual olunmaz” diye cevap vererek işin içinden çıkılamaz.
(4) “allah’ın hikmetinden sual olunmaz” diyerek konuyu kapatmaya çalışmak “cahilliğin” sınırlarını zorlamaktır.
(5) bu bağlamda “allah’ın hikmetlerinin özünü anlamak her insan için işbu sınırlı iradelerle mümkün değildir” demek daha doğrudur. ancak merak, çoğu zaman önüne geçilebilir bir duygu değildir. nitekim kur’ân-ı kerim’de hz. ibrahim’in; “rabbim bana göster, ölüleri nasıl diriltiyorsun?” (bakara, 260) sorusu bu türden bir sorudur.
(6) burada mantık açısından kurulması gereken doğru cümle “allah’ın hikmetinden sual olunmaz” değil; “allah'ın amacının ne olduğu bilinemez”dir.
devamını gör...
çocukların yetişkinlerden daha iyi yaptığı şeyler
güvenmek ve sevmek
devamını gör...
türk tarihinin en büyük lideri
1. mustafa kemal atatürk
2. mete han,
3. timur,
4. atilla,
5. hülagü han,
6. istemi yabgu,
7. bilge kağan,
8. alp arslan,
9. gazneli mahmut,
10. osman gazi ( (gbkz: birinci osman) ),
11. fatih sultan mehmet,
12. kanuni sultan süleyman.
2. mete han,
3. timur,
4. atilla,
5. hülagü han,
6. istemi yabgu,
7. bilge kağan,
8. alp arslan,
9. gazneli mahmut,
10. osman gazi ( (gbkz: birinci osman) ),
11. fatih sultan mehmet,
12. kanuni sultan süleyman.
devamını gör...
komşunun verdiği ikram tabağını boş verememek
tabağı boş vermemek adına tabağın geri verilme süresi uzar da uzar bazen. dur yarın kek yapar onla veririm der sonra bir türlü yapamazsın o keki. tabağın boş verilmemesi mi yoksa geri verilme süresinin uzaması mı daha ayıp olur şeklindeki düşüncelere gark eden durumdur.
devamını gör...
sosyal medya kullanmayan insan
memnunum ve eksikliğini hissetmiyorum.
devamını gör...
zor günlerden geçenlerin en iyi bildiği şey
yine yeniden kendim için varolmaya devam etmeliyim. bana güçlü ve sağlıklı bir ben lazım. gerisi yok.
devamını gör...
konuşurken karşı tarafın gözünün içine bakmak
ben ne anlatıyorum kime anlatıyorum diye kişinin kendisini sorgulamamasi için arada bir de olsa yapılması gereken. karşınızdakini ciddiye aldığınızı, dinlediğinizi gösterir.
devamını gör...
mansur yavaş'ın tiktok'a katılması
ankara büyükşehir belediye başkanı mansur yavaş, "siz neredeyseniz ben oradayım, her zaman yanınızdayım " mottosuyla twich'ten sonra tiktok platformununa üye olması.*
kaynak
kaynak
devamını gör...
irfan can kahveci
galatasaray'ın bitirmeye yaklaştığı yerli yıldız. fatih terim stadın da başakşehir yetkilileri ile yapılan görüşme olumlu geçmiş irfan galatasaray'a yakın gibi duruyor. şimdi kaldı geriye iyi bir regista.
devamını gör...
yaşını söylemek yerine doğum tarihini söyleyen insan
yaş sürekli değişiyor, doğum yılı sabit. merak eden hesaplayıversin bir zahmet, beceremiyorsa sormasın. niye soruyorsunuz ki, size ne. hem soruyor hem cevabı beğenmiyorsunuz.
devamını gör...