bir insanı tanımak
çok zor olan eylemdir. tanıdığını sanabilirsin, birazını tanıyabilirsin ya da sana gösterdiği şekilde tanıyabilirsin. bunların hiçbiri de "gerçekten" tanımak olmaz bence. mesela çok neşeli, sıcakkanlı dediğiniz birisinin içinde neşe kırıntısı olmayabilir. çok soğuk, kibirli dediğiniz kişi de gayet samimi ve sıcakkanlı birisidir belki de. yani bir insanı anca onun istediği kadar tanıyabilirsiniz. zarf başka, mazruf başka.
devamını gör...
duyulunca mutlu eden sözler
iyi ki varsın.
iyi ki tanımışım seni.
(bunların yapmacık olmayanları)
iyi ki tanımışım seni.
(bunların yapmacık olmayanları)
devamını gör...
arıcılık
oldukça zor ve meşakkatli iş.
ayrıca yapanların çoğunluğunun farklı seviyelerde ballarının içine şeker karıştırdığı meslek. en büyük sahtekârlıklardan biri de burada dönüyor o sebepten.
bazıları da yüz liraya doğal bal aldığını zannediyor beş kilo. üzücü.
ayrıca yapanların çoğunluğunun farklı seviyelerde ballarının içine şeker karıştırdığı meslek. en büyük sahtekârlıklardan biri de burada dönüyor o sebepten.
bazıları da yüz liraya doğal bal aldığını zannediyor beş kilo. üzücü.
devamını gör...
bilgi kategorisi
öncelikle üç şey önereceğim:
- forum diye bir bölüm açılsın, forumcuları oraya alalım, artık kadın yazarlara mı yürürler, cinsiyetçi başlıkları orada mı yazarlar bilmem.
- kategorilerin çoğaltılması iyi olacak, #tarih ve #müzik bence biran önce gelmeli.
- kitap ve filmi de birbirinden ayırmak gerekli bence.
kendi açımdan bakarsak:
- kendimi evim gibi rahat hissedeceğim bir yer olacak. acaba açılış sayfası olarak doğrudan #bilgi sayfası ayarlanabiliyor mu? *
- copy+paste olayına gelirsek zaten bu kolaylıkla anlaşılabilir. buna tenezzül eden zaten olduğu gibi kopyalıyor, google dan arattınız mı şak diye çıkar.
bilgi başlığı giren yazarlar herhalde aşağıda yazdığım şekilde benim gibi düşüneceklerdir:
- puan hiç önemli değil, şahsen bilgi girmeyi adet edinen kişi hiç puan vermeselerde yazmaya devam edecektir. bilgi(sayar) kişi bunu puan için yapmaz, amme hizmeti olarak yapar. kendi yazar bildiğini paylaşır, bilmediğini de yazanlardan öğrenir.
- forum diye bir bölüm açılsın, forumcuları oraya alalım, artık kadın yazarlara mı yürürler, cinsiyetçi başlıkları orada mı yazarlar bilmem.
- kategorilerin çoğaltılması iyi olacak, #tarih ve #müzik bence biran önce gelmeli.
- kitap ve filmi de birbirinden ayırmak gerekli bence.
kendi açımdan bakarsak:
- kendimi evim gibi rahat hissedeceğim bir yer olacak. acaba açılış sayfası olarak doğrudan #bilgi sayfası ayarlanabiliyor mu? *
- copy+paste olayına gelirsek zaten bu kolaylıkla anlaşılabilir. buna tenezzül eden zaten olduğu gibi kopyalıyor, google dan arattınız mı şak diye çıkar.
bilgi başlığı giren yazarlar herhalde aşağıda yazdığım şekilde benim gibi düşüneceklerdir:
- puan hiç önemli değil, şahsen bilgi girmeyi adet edinen kişi hiç puan vermeselerde yazmaya devam edecektir. bilgi(sayar) kişi bunu puan için yapmaz, amme hizmeti olarak yapar. kendi yazar bildiğini paylaşır, bilmediğini de yazanlardan öğrenir.
devamını gör...
anne kafamda bit var
(kitap)
tarık akan'ın kaleme aldığı bir kitaptır. sanatçı, 12 eylül darbesi sonrası 1981 yıllarının başında almanya'da yaptığı bir konuşma sonrası ülkeye dönüşünde tutuklanır ve uzun süren bir yargılama süreciyle başbaşa kalır. belirli bir süre sonra aklanan sanatçı tarık akan, yaşadığı bu zor zamanları paylaşmak ister ve bu kitap ortaya çıkar. yakışıklı jön karakterlerinden sonra sadece yakışıklı olmadığını ve gerçek bir oyuncu olduğunu kanıtlayan tarık akan'ın tek kitabıdır.
tarık akan'ın kaleme aldığı bir kitaptır. sanatçı, 12 eylül darbesi sonrası 1981 yıllarının başında almanya'da yaptığı bir konuşma sonrası ülkeye dönüşünde tutuklanır ve uzun süren bir yargılama süreciyle başbaşa kalır. belirli bir süre sonra aklanan sanatçı tarık akan, yaşadığı bu zor zamanları paylaşmak ister ve bu kitap ortaya çıkar. yakışıklı jön karakterlerinden sonra sadece yakışıklı olmadığını ve gerçek bir oyuncu olduğunu kanıtlayan tarık akan'ın tek kitabıdır.
devamını gör...
tıkınırcasına yeme bozukluğu
yemek yemek için hepimizin var bir bahanesi. sağlık için dikkat etmek gerektiğini çok sonradan anlamak en zoru zaten.
sayın yazar aklımın derinlikleri, yukarıdaki paylaşımı ile güzel anlatmış. teşekkürler.
sayın yazar aklımın derinlikleri, yukarıdaki paylaşımı ile güzel anlatmış. teşekkürler.
devamını gör...
kadınların çoğundaki erkekler basittir algısı
türler kendi cinsleri içinde kayıtsız bir alfa karakter belirler.
ancak hiç bir türde okumadım duymadım ki,
kendi türündeki karşı cinsine basitlik yada üstünlük gayreti içine girsin.
düşünebilen canlılar olmak ,
ne güzel,ne hoş...
düşüncenin icraatları nasıl da zengin..
neyseki her türün özel olduğunu biliyoruz,
ve neyseki düşüncede hala beyhude bir gayretle mantık aramak istiyoruz.
ancak hiç bir türde okumadım duymadım ki,
kendi türündeki karşı cinsine basitlik yada üstünlük gayreti içine girsin.
düşünebilen canlılar olmak ,
ne güzel,ne hoş...
düşüncenin icraatları nasıl da zengin..
neyseki her türün özel olduğunu biliyoruz,
ve neyseki düşüncede hala beyhude bir gayretle mantık aramak istiyoruz.
devamını gör...
sodom ve gomora
sodom ve gomora, eski ahit'in tekvin kitabı'nda sözü edilen günâhkâr kentleri.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
küçük sherlock güçlerim beyin kıvrımlarımı gıdıklıyor.
bizde doğum günleri, pastaya ulaşmamızı sağlayan bir araçtır sadece.
hem yürüyüş yapmak hem de kitap değiştirmek için kütüphaneye gitmek üzere dışarıya çıktım.geldiğimde;benim kıyafetimi astığım yere kardeşim kendi kıyafetini aşmış,kuşkulandım.sonra baktım,gün boyu uğramadığı odası dışarıya çıkma emareleri gösteriyor (kıyafetinin yeri değişmiş, çorap,terlik..olmayan şeyler işte).son olarak mutfakta-bunu saklamak akıllarına gelmemiş diye düşünüyorum-mum ve maytap gördüm bir paket içinde.pastayı arasam bulmakta zorlanmam,ancak hem görüp hem de görmemiş gibi davranmak istemiyorum.
neyse, hasılı yaşlandık be sözlük.şunun sırasında otuza ne kaldı.rakama bak! otuz!neyse daha zamanım var.alışırım diyeceğim de ben daha yirmi yediye alışamadım.belki de görmem kim bilir*.
bizde doğum günleri, pastaya ulaşmamızı sağlayan bir araçtır sadece.
hem yürüyüş yapmak hem de kitap değiştirmek için kütüphaneye gitmek üzere dışarıya çıktım.geldiğimde;benim kıyafetimi astığım yere kardeşim kendi kıyafetini aşmış,kuşkulandım.sonra baktım,gün boyu uğramadığı odası dışarıya çıkma emareleri gösteriyor (kıyafetinin yeri değişmiş, çorap,terlik..olmayan şeyler işte).son olarak mutfakta-bunu saklamak akıllarına gelmemiş diye düşünüyorum-mum ve maytap gördüm bir paket içinde.pastayı arasam bulmakta zorlanmam,ancak hem görüp hem de görmemiş gibi davranmak istemiyorum.
neyse, hasılı yaşlandık be sözlük.şunun sırasında otuza ne kaldı.rakama bak! otuz!neyse daha zamanım var.alışırım diyeceğim de ben daha yirmi yediye alışamadım.belki de görmem kim bilir*.
devamını gör...
şalvar bank
1986 yılında yayınlanan yönetmenliğini ve senaristliğini hulki saner’in yaptığı bir filmdir. filmin başrol oyuncusu şakayla karışık sadri alışık ustadır. film 1965 yapımı olan ve senaryosunu safa önal’ın yaptığı ve aram gülyüz’ün yönettiği pantolon bankası filminin yeniden çekimidir. bu filmde de başrolde yine sadri alışık vardır.

filmin konusu oldukça orijinaldir aslında. elini cebine her attığında para çıkartan bir adamın hikayesidir bu. zaman içinde anlaşılır ki çıkan bu paraların kerameti şalvardan gelmektedir. ve elbette kahramanımız bu özellik sayesinde zengin olur ama zenginleştikçe insanların açgözlülüğünün ve doyumsuzluğunun da hedefi olarak insanların gerçek yüzünü görmeye başlar.

bu filmi izlediğimde 7-8 yaşlarında idim. olur mu olmaz mı diye denemeye karar verdim. annemin ipten yeni aldığı şortumu giyip okulun bahçesine top oynamaya giderken elimi cebime attım büyük bir inançla. ve mucize. cebimden 5 milyon lira çıktı. yaşlı olduğum için 5 milyon, aslında 5 lira şu anki parayla.
muhtemelen bakkalla gönderildiğim bir günün arta kalanı idi o para. yumuşamış, rengi biraz solmuş ve buruşmuştu ama zengindim. hemen bakkala koşup top aldım. hayatımda ilk kez okul bahçesindeki topun sahibi olan çocuktum. o para o gün bitti. ve bir daha da cebimden öyle bir para çıkmadı.
ama hala satın aldığım bazı kitapların içine para saklarım. unutup daha sonra bulunca mutlu olmak için. çünkü o paranın bana hissettirdiği şeyi bir kez daha hissetmeye değer. hayatımda ilk defa proletarya değil burjuva idim.

filmin konusu oldukça orijinaldir aslında. elini cebine her attığında para çıkartan bir adamın hikayesidir bu. zaman içinde anlaşılır ki çıkan bu paraların kerameti şalvardan gelmektedir. ve elbette kahramanımız bu özellik sayesinde zengin olur ama zenginleştikçe insanların açgözlülüğünün ve doyumsuzluğunun da hedefi olarak insanların gerçek yüzünü görmeye başlar.

bu filmi izlediğimde 7-8 yaşlarında idim. olur mu olmaz mı diye denemeye karar verdim. annemin ipten yeni aldığı şortumu giyip okulun bahçesine top oynamaya giderken elimi cebime attım büyük bir inançla. ve mucize. cebimden 5 milyon lira çıktı. yaşlı olduğum için 5 milyon, aslında 5 lira şu anki parayla.
muhtemelen bakkalla gönderildiğim bir günün arta kalanı idi o para. yumuşamış, rengi biraz solmuş ve buruşmuştu ama zengindim. hemen bakkala koşup top aldım. hayatımda ilk kez okul bahçesindeki topun sahibi olan çocuktum. o para o gün bitti. ve bir daha da cebimden öyle bir para çıkmadı.
ama hala satın aldığım bazı kitapların içine para saklarım. unutup daha sonra bulunca mutlu olmak için. çünkü o paranın bana hissettirdiği şeyi bir kez daha hissetmeye değer. hayatımda ilk defa proletarya değil burjuva idim.
devamını gör...
hırsızın penisini koparan kadın
koparmasa silah zoru ile tecavüze devam edecek bir caniden kendini kurtarabilmiş. nefs-i müdafa...
devamını gör...
#türkiyedinsizleşiyor
din sana senden olmayan ve senin gibi düşünmeyeni yargılamanı söylemiyor.
din sana herkes ve herşey ile bir olmanı tavsiye eder, kimi farklı düşünür kimi farklı amaç için kullanır, iyi ve kötü kullanan inandığı şeyi farklı yorumlamakla bir ilgisi yok.
bu iki kişinin farklı benlik düşüncenin elindeki din kozu iyi veya kötü yönde kullanmaktan kaynaklıdır.
kişi ateist, dinsiz, deist olabilir bu bana zarar vermediği gib herhangi bir yarar da vermez. saygı duyarım.
fakat benim seni inancımın aksine olan düşüncenlw kabul edip yargılayıp sorgulamıyorsam, dışlayıp kötülemiyorsam, fikrini yok sayıp bilgi tezini çürütmüyorsam; senin inancımdan olan bu nefretin sebebi ne? amacın ne?
her siyasi parti karşı zıt görüşle propagandasını yapar, elinde somut veya soyut hiç bir parti varlığını süedüremez, kitle toplayamaz.
şimdi şuraya çok şey bırakırım geçmiş siyasetin şimdi andavalların din sömürüsü üzerinden rant sağladığı gibi, geçmiş siyasilerin yürüttüğü ve türkiyenin içini çürüttüğü politikaları ama!
malum, bugünlerde konuşan herkes çok kolay hain terörist ilan edilebiliyor, ansızın kapı çalınıp götürülebiliyor, sosyal ortamda da sert cahilce eleştiriler alınabiliyor, aynı örneği şuan bu ortamda olduğu gibi.
din sana herkes ve herşey ile bir olmanı tavsiye eder, kimi farklı düşünür kimi farklı amaç için kullanır, iyi ve kötü kullanan inandığı şeyi farklı yorumlamakla bir ilgisi yok.
bu iki kişinin farklı benlik düşüncenin elindeki din kozu iyi veya kötü yönde kullanmaktan kaynaklıdır.
kişi ateist, dinsiz, deist olabilir bu bana zarar vermediği gib herhangi bir yarar da vermez. saygı duyarım.
fakat benim seni inancımın aksine olan düşüncenlw kabul edip yargılayıp sorgulamıyorsam, dışlayıp kötülemiyorsam, fikrini yok sayıp bilgi tezini çürütmüyorsam; senin inancımdan olan bu nefretin sebebi ne? amacın ne?
her siyasi parti karşı zıt görüşle propagandasını yapar, elinde somut veya soyut hiç bir parti varlığını süedüremez, kitle toplayamaz.
şimdi şuraya çok şey bırakırım geçmiş siyasetin şimdi andavalların din sömürüsü üzerinden rant sağladığı gibi, geçmiş siyasilerin yürüttüğü ve türkiyenin içini çürüttüğü politikaları ama!
malum, bugünlerde konuşan herkes çok kolay hain terörist ilan edilebiliyor, ansızın kapı çalınıp götürülebiliyor, sosyal ortamda da sert cahilce eleştiriler alınabiliyor, aynı örneği şuan bu ortamda olduğu gibi.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan’ın kızıldere marşından sözler okuması
bence bu mesaj.devrim yapmamızı istiyor olabilirler. bilemedim ki yapsak mı?
t:metin yazarlarının parayı ciddi ciddi cukkaladıklarını gösteren olay
t:metin yazarlarının parayı ciddi ciddi cukkaladıklarını gösteren olay
devamını gör...
türkiye’de yaşlı insanların çok anlayışsız olması
ne yazık ki doğru olan durumdur. geçmiş askeri darbelerle, muhtıralarla, ekonomik sorunlarla dolu. çocukluğu, gençliği bu döneme denk gelmiş insanların şahit olduğu baskının, şiddetin, zorbalığın haddi hesabı yok. bu ortamdan ruh sağlığı yerinde bir insan olarak çıkmak çok zor. üstüne eğitimsizlik eklenip insanların psikolog/psikiyatrist ile daha yeni yeni barıştığı düşünülürse bu amcaların/teyzelerin yaşadıklarının ya da yaşayamadıklarının acısını başkasından çıkarmasına şaşırmıyorum ben.
devamını gör...
sözlük mağazasına gerek olmadığı gerçeği
naçizane fikrimdir. amaçlanan tanımları arttırmak, insanları çekmek veya tutmak olabilir. ama sözlük yazarları, bu ufak değişimlerle ne kadar ilgilenir bilemiyorum. piyasadaki sözlüklerde olan boş ve kalitesiz muhabbetlerden sıkılan, kalite arayan kafa sözlük tabanında şekle değil niteliğe bakan bir yapı var. o yüzden, insanları rozet, gizlilik vs gibi şeylerle ayrıştırmaktansa interaktif şeylerle birleştirmek gerektiğini düşünüyorum. tanışalım, yazarlar olarak birbirimizi bilelim, daha çok konular üzerinde daha derinlemesine tartışalım gibi gibi.
devamını gör...
parasite
ilk defa amerika birleşik devletleri dışından bir ülkenin en iyi film ve en iyi yönetmen ödüllerini almasının nedenidir parazit.
güney kore sinemasının en güzel tarafı sizi şu an güldürebiliyorsa,1 saniye sonra ağlatabiliyor. bunun birçok güzel örneği var filmlerinde
*
yönetmenliğini bong joon ho'nun yaptığı 2019 yapımı filmde oyuncular ; song kang-ho, woo-sik choi, park so-dam.
filmin orjinal ismi ise; gisaengchung
eğer bir trajediye gülebiliyorsanız bu onu kara mizah yapar...
bundan sonrasını spoi takıntısı olanlar okumasın lütfen...
film sınıfsal farkı anlatmaya çalışıyor.. bu sınıfsal farkı anlatmak için banjiha kullanılmış.
banjiha: 1968 yılında kuzey ve güney kore arasında inanılmaz bir gerginlik yaşanıyor. bu gerginlik üzerine ha savaş patladı ha patlamadı derken güney kore az katlı apartmanlar yapıyor ve bunların bodrumlarını sığınak olarak kullanma kararı alıyor. daha doğrusu apartman yapmak isteyenlere böyle bir şart koşuyor. başlangıçta bunlarda oturmak veya kiralamak yasak. ama 80'lerde öyle bir konut krizi yaşanıyor ki, banjiha mecburen birer alternatif barınma yeri haline geliyor. bu küflü, rutubetli güneş görmeyen sığınaklarda binlerce aile yaşıyor. bu ailelerden biride kim ailesi...
başlangıçta sempati duyduğumuz bu aile zaman ilerledikçe dirençli bir bakteri gibi arsızlaşacak ve soydan gelme zengin olan, başlangıçta antipatik gelen park ailesinin hayatına nüfuz edecek. kim ailesinin doyumsuzluğu ve açgözlülüğü bizi onlardan uzaklaştıracaktır.
bu park ailesinin evinde de bir sığınak vardır. ama kim ailesinin banjiha'sına benzememektedir. devasa bir sığınak... öyle ki kanundan kaçan üçüncü bir aile neredeyse yıllarca kimse fark etmeden burada yaşamıştır.
aslında bu evde herkes parazittir. park ailesinin bireyleri, kendileri yapmaları gereken işlerin sorumluluğunu yardımcılarına yıkarak sömürür... diğer iki aile ise hem birbirlerini hem de park ailesinin varlığını sömürür...
filmin sonlarına doğru komedi unsurları da bizi terk ediyor.
baba park; yanlarında çalışan insanlarla ilgili oldukça aşağılayıcı tiksindirici ifadeler kullanırken ,masa altına saklanmış baba kim'in bunu duyması, bu aşağılanma duygusu ile aslında oraya ait olmadığını fark etmesi ile bir başkaldırı başlayacaktır.
film artık gerilime evriliyor...
filmin sonunda ise birinin kızı yerde ölürken; diğerinin bayılan oğlunu hastaneye götürmek istemesi ile verdiği emirler, gerilimi doruk noktasına çıkarıyor.
ben sevdim tavsiye ederim.
bong joon ho'nun yönetmenliğini yaptığı, daha iyi bir film için; (bkz: mother) 2009
güney kore sinemasının en güzel tarafı sizi şu an güldürebiliyorsa,1 saniye sonra ağlatabiliyor. bunun birçok güzel örneği var filmlerinde
*
yönetmenliğini bong joon ho'nun yaptığı 2019 yapımı filmde oyuncular ; song kang-ho, woo-sik choi, park so-dam.
filmin orjinal ismi ise; gisaengchung
eğer bir trajediye gülebiliyorsanız bu onu kara mizah yapar...
bundan sonrasını spoi takıntısı olanlar okumasın lütfen...
film sınıfsal farkı anlatmaya çalışıyor.. bu sınıfsal farkı anlatmak için banjiha kullanılmış.
banjiha: 1968 yılında kuzey ve güney kore arasında inanılmaz bir gerginlik yaşanıyor. bu gerginlik üzerine ha savaş patladı ha patlamadı derken güney kore az katlı apartmanlar yapıyor ve bunların bodrumlarını sığınak olarak kullanma kararı alıyor. daha doğrusu apartman yapmak isteyenlere böyle bir şart koşuyor. başlangıçta bunlarda oturmak veya kiralamak yasak. ama 80'lerde öyle bir konut krizi yaşanıyor ki, banjiha mecburen birer alternatif barınma yeri haline geliyor. bu küflü, rutubetli güneş görmeyen sığınaklarda binlerce aile yaşıyor. bu ailelerden biride kim ailesi...
başlangıçta sempati duyduğumuz bu aile zaman ilerledikçe dirençli bir bakteri gibi arsızlaşacak ve soydan gelme zengin olan, başlangıçta antipatik gelen park ailesinin hayatına nüfuz edecek. kim ailesinin doyumsuzluğu ve açgözlülüğü bizi onlardan uzaklaştıracaktır.
bu park ailesinin evinde de bir sığınak vardır. ama kim ailesinin banjiha'sına benzememektedir. devasa bir sığınak... öyle ki kanundan kaçan üçüncü bir aile neredeyse yıllarca kimse fark etmeden burada yaşamıştır.
aslında bu evde herkes parazittir. park ailesinin bireyleri, kendileri yapmaları gereken işlerin sorumluluğunu yardımcılarına yıkarak sömürür... diğer iki aile ise hem birbirlerini hem de park ailesinin varlığını sömürür...
filmin sonlarına doğru komedi unsurları da bizi terk ediyor.
baba park; yanlarında çalışan insanlarla ilgili oldukça aşağılayıcı tiksindirici ifadeler kullanırken ,masa altına saklanmış baba kim'in bunu duyması, bu aşağılanma duygusu ile aslında oraya ait olmadığını fark etmesi ile bir başkaldırı başlayacaktır.
film artık gerilime evriliyor...
filmin sonunda ise birinin kızı yerde ölürken; diğerinin bayılan oğlunu hastaneye götürmek istemesi ile verdiği emirler, gerilimi doruk noktasına çıkarıyor.
ben sevdim tavsiye ederim.
bong joon ho'nun yönetmenliğini yaptığı, daha iyi bir film için; (bkz: mother) 2009
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
normalde hiç yazasım yoktu. lakin şu sıralar sosyal medya bağımlılığımı orta düzeye indirmek adına kendime bir yaptırım uyguladım. instagram ve youtube'u silmek gibi. bana daha çok okuma, yazma, telefonu bir kenara bırakma ve hatta ekstra şarj kapasitemi gösterdi. o nedenle uyumadan bir kaç kelam edeyim dedim. genelde bilgi aktarımı yaptığım bu mecra bu akşam biraz kendi benliğime ayna oldu sanırım. karmaşık duygularla iyi geceler sözlük insanları.
devamını gör...
evli çiftlerin itici davranışları
ortak bir kararla düğünsüz derneksiz yaptık nikâhımızı. bir kaç yıl sonra da boncuk gözlü bir yavrumuz oldu. fotoğrafını hiç bir yerde paylaşmadık ki ikimiz de sosyal medya kullanmayı sevmiyoruz. kendimize de birbirimize de zaman ayırmayı biliriz. ne ev için ne eşya için ne de maddi manevi her hangi bir konu için üzmedik birbirimizi. sevgiyi paylaştığımız gibi yaşamın tüm yükünü de paylaşarak yaşlanmak bizim tercihimizdi. öyle de yapıyoruz. biz diyen çiftleri itici bulanlar olmuş. bunca bütünleşmişken biz değil de ne denir ki. yapmacık gösteriş budalası tipler evli bekar farketmeksizin zaten itici, yani evlenince katmerleniyorlar sadece.
devamını gör...

