cem karaca şarkılarındaki ölümcül cümleler
devamını gör...
19 haziran 2021 grup yorum tweeti
sektir lan denilesi tweettir.
şu boktan ideolojiye bak...
kendi yoldaşı açlık grevinde talimatla ölmedi diye hain oluyor.
adları ne kadar devrimci olsa da bildiğin faşist bunlar.
ideolojiniz batsın ulan. adam ölse kahraman yoldaşımız diye timsah gözyaşı dökerdi bu devrimci kılıklı anguslar.
şu boktan ideolojiye bak...
kendi yoldaşı açlık grevinde talimatla ölmedi diye hain oluyor.
adları ne kadar devrimci olsa da bildiğin faşist bunlar.
ideolojiniz batsın ulan. adam ölse kahraman yoldaşımız diye timsah gözyaşı dökerdi bu devrimci kılıklı anguslar.
devamını gör...
ciddiye almak
son yıllarda sık sık denk geldiğim, can sıkıcı olaylara konu olan söz dizisi.
burada da sık sık denk geliyoruz. "burayı ciddiye almayın/her şeyi ciddiye almayın/insanları ciddiye almayın/buradaki yazarları ciddiye almayın" vesaire...
alın kardeşim! insanları ciddiye alın tabii ki. karşınızda bireyler var, toplum var. ciddiye alacaksınız ki kimse kimseye saygısızlık yapmasın, kimse kimsenin hakkını yemesin... sizce de ülkede zaten tepeden tırnağa bir ciddiyetsizlik sorunu yok mu? bence artık insanları da hayatı da ciddiye almayı deneyin. *
bu demek değil ki biri size bir şey derse oturun ağlayın yahut ters bir durumla karşılaşırsanız aylarca kafanıza takın. bunlar aynı şeyler değil. insanları ciddiye almak onlara saygı duymakken bu son ikisi takıntılı olmak anlamına geliyor. arada fark var.
her neyse. ciddiye alınmak hatta adam yerine konmak istiyorsanız siz de ciddiye almayı öğrenmelisiniz.
işbu tanım bir başka sevimsiz deyim olan "duyar kasmak" maksadıyla yazılmadı. ben diyeceğimi derim, isteyen yapar istemeyen yapmaz sonuçta ama toplumsal hayatımız pek de güzel ve sağlıklı değil, hepiniz farkındasınız bunun. bu yüzden alışkanlıklarımızı biraz değiştirmemizin icap ettiği çok açık.
burada da sık sık denk geliyoruz. "burayı ciddiye almayın/her şeyi ciddiye almayın/insanları ciddiye almayın/buradaki yazarları ciddiye almayın" vesaire...
alın kardeşim! insanları ciddiye alın tabii ki. karşınızda bireyler var, toplum var. ciddiye alacaksınız ki kimse kimseye saygısızlık yapmasın, kimse kimsenin hakkını yemesin... sizce de ülkede zaten tepeden tırnağa bir ciddiyetsizlik sorunu yok mu? bence artık insanları da hayatı da ciddiye almayı deneyin. *
bu demek değil ki biri size bir şey derse oturun ağlayın yahut ters bir durumla karşılaşırsanız aylarca kafanıza takın. bunlar aynı şeyler değil. insanları ciddiye almak onlara saygı duymakken bu son ikisi takıntılı olmak anlamına geliyor. arada fark var.
her neyse. ciddiye alınmak hatta adam yerine konmak istiyorsanız siz de ciddiye almayı öğrenmelisiniz.
işbu tanım bir başka sevimsiz deyim olan "duyar kasmak" maksadıyla yazılmadı. ben diyeceğimi derim, isteyen yapar istemeyen yapmaz sonuçta ama toplumsal hayatımız pek de güzel ve sağlıklı değil, hepiniz farkındasınız bunun. bu yüzden alışkanlıklarımızı biraz değiştirmemizin icap ettiği çok açık.
devamını gör...
rehber öğretmeni
ilkokul ve ortaokul anılarım içerisinde güzel yer edinen öğretmendir. bugün gibi hatırlıyorum ilkokuldaki rehberlik öğretmenimi. uzun dalgalı saçları vardı ve çok güzeldi. naif, yumuşacık bir kadındı. sık sık beni odasına çağırır, uzun uzun beni dinlerdi. hayatıma kattığı şeyler için kendisine minnettarım.
devamını gör...
yüz geri bildirim teorisi
bu teori, yüz ifadelerimizin yalnızca yaşadığımız duyguları temsil etmediğini, ayrıca bu duygular üzerinde büyük bir etkisi olduğu iddia eder. yaygın olarak belirli yüz kaslarının hareketinin ilişkili duyguların üzerinde etkisi olduğu düşünülür. basitçe, ne kadar çok gülümsersen o kadar çok mutlu olduğunu hissedebilirsin. ya da tam tersi örnekler.
bu teorinin birçok kaynağı olsa da muhtemelen en çok charles darwin'in ortaya attığı "duyguların özgürce ifadelere yansıtılması yaşanan duyguları yoğunlaştırır, ifadelerin maskelenmesi duyguların gücünü azaltır" fikrine dayanır. bu teorileri okurken gerçekten kendimi garip gurup yüz ifadeleri içinde "gerçekten doğru mu ya?" falan diye düşünürken bulmuştum. neyse.
bu konuda yapılmış birçok araştırma var. bunlarda biri, bir grup katılımcıya bir karikatür gösterip bunun ne kadar komik olduğuyla ilgili bir derecelendirme yapmaları isteniyor. tabi katılımcılara karikatürlere bakarken sanki kızıyormuş ya da gülüyormuş gibi yapmaları isteniyor. gülümsemeyi taklit edenlerin karikatürleri diğerlerinden daha komik bulduğu sonucuna ulaşıyorlar. garip cidden.
bu konuda ortaya atılan fikirlerden bir diğeri ise yapılan botoksların duyguların yoğunluğunu azalttığı yönünde. botoksun fiziksel olarak daha sınırlı bir yüz ifadesine sebebiyet verdiğini zaten biliyoruz, kaslar hareket edemiyor çünkü. hah işte, bazı araştırmacılar da kaslar hareket edemiyor, duyguların ifadesi yok, beyine geri bildirim az, bu yüzden de duygular daha az yoğunlukta yaşanıyor deniyor. tabi bunun da bir kesinliği yok. zaten yüz geri bildirim teorisinin de tam olarak nasıl çalıştığını bilemiyoruz.
bu teorinin birçok kaynağı olsa da muhtemelen en çok charles darwin'in ortaya attığı "duyguların özgürce ifadelere yansıtılması yaşanan duyguları yoğunlaştırır, ifadelerin maskelenmesi duyguların gücünü azaltır" fikrine dayanır. bu teorileri okurken gerçekten kendimi garip gurup yüz ifadeleri içinde "gerçekten doğru mu ya?" falan diye düşünürken bulmuştum. neyse.
bu konuda yapılmış birçok araştırma var. bunlarda biri, bir grup katılımcıya bir karikatür gösterip bunun ne kadar komik olduğuyla ilgili bir derecelendirme yapmaları isteniyor. tabi katılımcılara karikatürlere bakarken sanki kızıyormuş ya da gülüyormuş gibi yapmaları isteniyor. gülümsemeyi taklit edenlerin karikatürleri diğerlerinden daha komik bulduğu sonucuna ulaşıyorlar. garip cidden.
bu konuda ortaya atılan fikirlerden bir diğeri ise yapılan botoksların duyguların yoğunluğunu azalttığı yönünde. botoksun fiziksel olarak daha sınırlı bir yüz ifadesine sebebiyet verdiğini zaten biliyoruz, kaslar hareket edemiyor çünkü. hah işte, bazı araştırmacılar da kaslar hareket edemiyor, duyguların ifadesi yok, beyine geri bildirim az, bu yüzden de duygular daha az yoğunlukta yaşanıyor deniyor. tabi bunun da bir kesinliği yok. zaten yüz geri bildirim teorisinin de tam olarak nasıl çalıştığını bilemiyoruz.
devamını gör...
atalay kırbancıoğlu
güzel yazıları ve verdiği bilgiler ile sözlüğü okunur kılan kafa sözlük yazarlarından biridir. #345409 numaralı tanımındaki yorumu takdir edilesidir.
devamını gör...
erkeklerin kaslarıyla övünmesi sorunsalı
kasıyla övüneni değil ama ciddi ciddi göbeğiyle övüneni çok gördüm. hem tembellik etmeyip spor yapmış beslenmesine dikkat etmiş kas yapmış kişi övünsün bir zahmet.
kaslı erkekleri kıskanmayın ağlamak yerine siz de spor yapın okey mi beyler?
kaslı erkekleri kıskanmayın ağlamak yerine siz de spor yapın okey mi beyler?
devamını gör...
roxa
tanımlarıyla karşılaştığımda mutlu olduğum, dobra ve samimi bulduğum menekşe yazar.
devamını gör...
olgunluk belirtileri
gerektiğinde alttan almayı, geri adım atmayı bilmek.
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
güvenmek. güvenmediğin bir insanın yaptığı hiç bir şey yıpratamaz. ama sevdiğin güvendiğin bir insanın en ufak hatası bile canınızı çok yakar. o yüzden en çok sevdiklerimize küseriz. o yapmaz dediğimiz kim varsa önce onlar yapıyor. kırıla kırıla güven kalmadı.
devamını gör...
en çabuk unuttuğumuz şey
kalbimi kıranlar.
devamını gör...
avukat arkadaşlar yardım
her şeye hayırlı forumlar yazmayın. sözlükte yardım kategorisi diye bir sekme var. yönetim bile karışmıyor siz çıkıp hayırlı forumlar diyorsunuz.
kötü kedi şerafettin'e de yardım ediverin.
kötü kedi şerafettin'e de yardım ediverin.
devamını gör...
17 eylül 1961 başbakan adnan menderes'in idam edilişi
mercedes
d:kardeşim kaçamak girmiş ve yazmış,neyse bu da burada hatıra kalsın o dingilden.
d:kardeşim kaçamak girmiş ve yazmış,neyse bu da burada hatıra kalsın o dingilden.
devamını gör...
aşkım düğünü halı sahada yapalım ucuza gelir diyen kız
böyle kadını bulsam en mutlu erkek olurum ama elimde imkan varsa her zaman en iyisini tercih ederim karşımdaki insan o kadar değersiz olamaz.
devamını gör...
13 ocak 2021 tgrt’nin halk ekmek haberi
ekrem açıkel’in siyaset üstü bir üslup ve konuşmayla, gündemde olan halk ekmek gerçeklerini dile getirdiği yayındır. siyasilerin yaşadığı illüzyonu bir nebze de olsa çıplaklığıyla aktarmaya çalışmıştır.
edit: kısa halini bulamadığım için 38. dakikadan itibaren izleyebilirsiniz.
edit: kısa halini bulamadığım için 38. dakikadan itibaren izleyebilirsiniz.
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
ben değil vücudum yapıyor, ders çalışacağımı anladığı an mide bulantısı ve hafakan basma hissi oluşturuyor sağolsun.
devamını gör...
çerkes
adige olarak bilinen, dağlarda yaşamaya alışkın kafkasya halkı.
haklarında çok fazla dezenformasyon var anladığım kadarı ile.
çerkes olmayan damada, geline karşı gayet saygılıdırlar. avluları* çerkes olan damada/geline olduğu kadar, çerkes olmayan damat/geline de açıktır... tek kural saygıdır. kültürlerine fazla sahip çıkarlar ve çoğunlukla asimile olmayı reddederler. bu, kendi kültürlerinin hegemonyasına inanmış kişilerce burnu büyüklük olarak algılanabilir; şaşırtıcı değildir. zira faşistler sıklıkla kendi varoluşlarından vazgeçmeyen bir kültürü kibirli olarak görmeye eğilimlidirler.
biri onlara havlamadığı sürece, kimseye it köpek muamelesi yapmazlar. ancak havlayana da doğalarını pek güzel hatırlatırlar. sen insan değil köpek gibi davranırsan, karşındaki ister çerkes olsun, ister rum, ister türk; doğal olarak sana köpek muamelesi yapılır.
bunu bir kenara koyacak olursak, herhangi bir tarihsel kaynak gösteremeden, "onlardan dinledim" gibi zayıf bir argümana sığınarak "böyle bir karakterleri var" diye bir genellemeye sığınıp ırkçılığın dikâlasını yaptıktan sonra "çerkesler bana it gibi davranıyor ühühü" diye ağlamak da karaktersiz bir ikiyüzlülüğün enteresan bir dışa vurumu.
çocuk kaçırıp uşak, hizmetçi olarak kullanmak osmanlı adetidir... ben bunun tarih boyunca defalarca vuku bulduğuna yönelik kanıt gösteririm, zira iddia sahibinin ispatla yükümlü olduğunun farkındayım. burada ileri-geri havlayıp çerkes düşmanlığı yapan boşbalonlar aynısını yapabilir mi peki?
sanmam.
haklarında çok fazla dezenformasyon var anladığım kadarı ile.
çerkes olmayan damada, geline karşı gayet saygılıdırlar. avluları* çerkes olan damada/geline olduğu kadar, çerkes olmayan damat/geline de açıktır... tek kural saygıdır. kültürlerine fazla sahip çıkarlar ve çoğunlukla asimile olmayı reddederler. bu, kendi kültürlerinin hegemonyasına inanmış kişilerce burnu büyüklük olarak algılanabilir; şaşırtıcı değildir. zira faşistler sıklıkla kendi varoluşlarından vazgeçmeyen bir kültürü kibirli olarak görmeye eğilimlidirler.
biri onlara havlamadığı sürece, kimseye it köpek muamelesi yapmazlar. ancak havlayana da doğalarını pek güzel hatırlatırlar. sen insan değil köpek gibi davranırsan, karşındaki ister çerkes olsun, ister rum, ister türk; doğal olarak sana köpek muamelesi yapılır.
bunu bir kenara koyacak olursak, herhangi bir tarihsel kaynak gösteremeden, "onlardan dinledim" gibi zayıf bir argümana sığınarak "böyle bir karakterleri var" diye bir genellemeye sığınıp ırkçılığın dikâlasını yaptıktan sonra "çerkesler bana it gibi davranıyor ühühü" diye ağlamak da karaktersiz bir ikiyüzlülüğün enteresan bir dışa vurumu.
çocuk kaçırıp uşak, hizmetçi olarak kullanmak osmanlı adetidir... ben bunun tarih boyunca defalarca vuku bulduğuna yönelik kanıt gösteririm, zira iddia sahibinin ispatla yükümlü olduğunun farkındayım. burada ileri-geri havlayıp çerkes düşmanlığı yapan boşbalonlar aynısını yapabilir mi peki?
sanmam.
devamını gör...


