iskandinav ülkeleri
isveç, norveç, danimarka ve izlanda'nın dahil olduğu kuzey ülkeleri için kullanılan isimlendirme.
ayrıca:
(bkz: kafacıların şu an olmak istedikleri yerler)
ayrıca:
(bkz: kafacıların şu an olmak istedikleri yerler)
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
efsanelerden.
devamını gör...
kadınların kışın mini etek giymesi
ulan bari kadınlar gününde rahat bırakın be!
yurdum erkeği yaz kış allahın emriymişçesine don atlet gezer hatta mangal bile yaparken o beyaz mavi atletiyle, bize neden karışıyorsunuz?
kadın da kadın! kadın da kadın. yeter be.!
yurdum erkeği yaz kış allahın emriymişçesine don atlet gezer hatta mangal bile yaparken o beyaz mavi atletiyle, bize neden karışıyorsunuz?
kadın da kadın! kadın da kadın. yeter be.!
devamını gör...
florence nightingale
florence nightingale (1820-1910), ingiliz sosyal reformcu, istatistikçi ve hemşiredir. hemşireliğe son derece olumlu bir itibar kazandırmış ve viktorya kültüründe bir ikon olmuştur. kırım savaşı'nda yaralanan askerlerle ilgilenmek için 1854'te istanbul'a, üsküdar'daki selimiye kışlası'na gelmiştir. gece gündüz demeden elinde lamba ile yaralı askerlere baktığı için kendisine "lambalı kadın" denmiştir.
döneminde hastaneler hijyenik olmadığından ailesi bir hastanede çalışma isteğine karşı çıktı ama o pes etmedi. hastaneleri dolaşıp hastaları gözlemleyerek şartların iyileştirilmesi ile ilgili çalışmalar yaptı. mesleğine duyduğu aşk öyle büyüktü ki zerafeti ve güzelliğine karşı koyamayan pek çok erkeğin evlilik teklifini reddetti ve mesleğine idealist biri olarak devam etti.
1860 yılında nightingale, londra'da st thomas' hospital'da kendi hemşirelik okulunun kurulmasıyla profesyonel hemşireliğin temellerini atmıştır. 1907 yılında ingiliz liyakat nişanı alan ilk kadındır.
britanya halkı, askerlere gönderilmek üzere, gemiler dolusu çarşaf, bandaj ve yiyecek bağışladı. ne var ki beceriksiz sağlık memurları bunların dağıtılmasını engelliyorlardı. florence nightingale malzeme depolarının kapaklarını çekiçle kırarak açmış ve gelen malzemeyi hastalara dağıtarak çekiçli kadın ünvanını da almıştır.
yeni hemşireler nightingale andı ile onurlandırılmaktadır. doğum günü olan 12 mayıs tüm dünyada hemşireler günü olarak kabul edilir. florence nightingale madalyası 1912'de uluslararası kızılhaç komitesi tarafından kuruldu. hemşirelere verilen en yüksek uluslararası ödüldür.
"bırakın her bir kişi kendi deneyimlediğinden çıkardığı gerçekliği açıklasın."
tanrının en değerli armağanı olan hayat, çok defa hemşirenin ellerine terk edilmiştir.
"ben hastabakıcı olmak istiyorum, kimsesi olmayan insanların kimsesi olmak istiyorum."
döneminde hastaneler hijyenik olmadığından ailesi bir hastanede çalışma isteğine karşı çıktı ama o pes etmedi. hastaneleri dolaşıp hastaları gözlemleyerek şartların iyileştirilmesi ile ilgili çalışmalar yaptı. mesleğine duyduğu aşk öyle büyüktü ki zerafeti ve güzelliğine karşı koyamayan pek çok erkeğin evlilik teklifini reddetti ve mesleğine idealist biri olarak devam etti.
1860 yılında nightingale, londra'da st thomas' hospital'da kendi hemşirelik okulunun kurulmasıyla profesyonel hemşireliğin temellerini atmıştır. 1907 yılında ingiliz liyakat nişanı alan ilk kadındır.
britanya halkı, askerlere gönderilmek üzere, gemiler dolusu çarşaf, bandaj ve yiyecek bağışladı. ne var ki beceriksiz sağlık memurları bunların dağıtılmasını engelliyorlardı. florence nightingale malzeme depolarının kapaklarını çekiçle kırarak açmış ve gelen malzemeyi hastalara dağıtarak çekiçli kadın ünvanını da almıştır.
yeni hemşireler nightingale andı ile onurlandırılmaktadır. doğum günü olan 12 mayıs tüm dünyada hemşireler günü olarak kabul edilir. florence nightingale madalyası 1912'de uluslararası kızılhaç komitesi tarafından kuruldu. hemşirelere verilen en yüksek uluslararası ödüldür.
"bırakın her bir kişi kendi deneyimlediğinden çıkardığı gerçekliği açıklasın."
tanrının en değerli armağanı olan hayat, çok defa hemşirenin ellerine terk edilmiştir.
"ben hastabakıcı olmak istiyorum, kimsesi olmayan insanların kimsesi olmak istiyorum."
devamını gör...
erkeklerin sürekli fotoğraf istemesi
nefret ediyorum böyle tiplerden. hani ne amaçla istediğinizi bilmesek ayrı konu ama fotoğrafa bakıp ne kadar güzel kız keşke duygularıma karşılık verse demediğiniz kesin. ya da ben hep o tür erkeklerle karşılaştım. bilemedim şimdi. istemeyin arkadaşlar yine de çok irrite edici bir durum.
devamını gör...
yataktan çıkmamak
şu sıralar sınavlardan dolayı içinde bulunduğum yoğun dönemde en büyük hayallerimden birisi olan durum.
devamını gör...
ilyada
m.ö. 1200 lü yıllarda yaşanan truva savaşının sonlarına doğru 51 günlük bir kesitini anlatan, akhilleus'un öfkesi ile başlayan ve hektor'un cenaze töreni ile biten, yaklaşık 16 bin dizelik homeros destandır. destan savaştan yaklaşık dört yüz yıl sonra andolulu ozan homeros tarafından söylenmiştir. ne zaman yazıya geçirildiği tam olarak bilinememektedir.
truva savaşının öncesiyle ve sonrasıyla yunan mitolojisinin yüzde altmışını oluşturan önemli bir olay olması nedeniyle, yunan mitolojisine başlamak için iyi bir temel oluşturmasının yanında hikayenin bütünlüğü açısından aşağıdaki listelediğim eserlerle tamamlanmasını tavsiye ederim.
odysseia - homeros
aias - sophokles
andromakhe - euripides
orestes - euripides
iphigenia aulis'te - euripides
iphigenia tauris'te- euripides
electra - sophokles
troilus ve cressida - william shakespeare
kartaca kraliçesi dido - christopher marlowe
aeneis - publius vergilius maro
not: birbiri ile çelişen anlatımlar olabilir, nihayetinde bunlar tarihsel karakterlere dayanan edebi kurgulardır.
truva savaşının öncesiyle ve sonrasıyla yunan mitolojisinin yüzde altmışını oluşturan önemli bir olay olması nedeniyle, yunan mitolojisine başlamak için iyi bir temel oluşturmasının yanında hikayenin bütünlüğü açısından aşağıdaki listelediğim eserlerle tamamlanmasını tavsiye ederim.
odysseia - homeros
aias - sophokles
andromakhe - euripides
orestes - euripides
iphigenia aulis'te - euripides
iphigenia tauris'te- euripides
electra - sophokles
troilus ve cressida - william shakespeare
kartaca kraliçesi dido - christopher marlowe
aeneis - publius vergilius maro
not: birbiri ile çelişen anlatımlar olabilir, nihayetinde bunlar tarihsel karakterlere dayanan edebi kurgulardır.
devamını gör...
eskrima
eskrima, kali ya da arnis olarak bilinen, köken olarak filipinlere dayanmakta olan "savaş sanatı", günümüzde dünyanın çoğu noktasında erişilebilir bir öğreti olarak boy göstermektedir. ispanyolca "fencing" anlamına gelen, "esgrima" kelimesinden türemiştir. eskrim ile benzerliklerin görülmesi de işten değil haliyle.
eskrima, kılıç, sopa ve bıçak gibi silahların efektif ve agresif kullanımını barındırır. hamlelerin birçoğu saldırı odakla olmakla beraber, defansif anlamda elle tutulur bir gardı yoktur. hand to hand combat (çıplak el dövüş) ikinci tercihtir ve silaha erişim sağlanamadığı zamanlar dışında pek görülmez.
tarihine gelecek olursak, öncelikle filipinlerin şu anki durumuna kadar değinmemiz gerekir. filipinler, ekonomik anlamda sıkıntı çeken ve gelişmiş devletlerin baskısını hisseden bir ülkedir. günde üç öğün yemek yemenin çoğu yerinde lüks sayıldığı ülkede suç oranı da oldukça yüksektir.
yine eskrimanın aktif olarak uygulandığı 16. yüzyıl dönemlerinde gerçekleşmiş olan sömürge döneminde filipinlerde yoğun ispanyol baskıları yaşanmıştır. ispanyollar eskrima stilini bu dönemde öğrenmiş ve devamında ilginçtir ki tehlikeli olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştır.
ispanyolların filipinlilerin kültürünü yok etmek için kitaplarını yakması ve anadilleri olan "baybadin"i yasaklaması sonrasında kültürlerini yaşatmak için türlü yollar bulmuşlardır. bunlarda eskrimanın da payı bulunmaktadır. kali/eskrima içerisindeki hareketlerini yerli dans figürlerinin arasına katmış ve "baybadin" dilinde iğne işçilikleriyle dillerinin devamını sağlamışlardır.
işte bu baybadin dilini işlemiş oldukları şeylerden biri de, eskrima-kali uygulamalarında kullanmakta oldukları el/bilek korumalıklarıdır. kalinin dansla birleştirilmiş bu yeni uygulaması, ispanyolların dikkatini çekmiş ve o korumalıkların adı olan "arnes" şeklinde adlandırılmıştır. zamanla bu kelime evrilerek "arnis" olmuştur.
günümüzde türkiye'de de efektif uygulamalarına rastlanılabilen savaş sanatı, özel askeri birliklerde verilen seminerler ve kişisel dersler ile, modern çağın savaş unsurları arasında yerini kanıtlamayı başarmıştır.
trivia
--------
eskrima sopası, tek ya da çift olarak kullanılmakla birlikte tam olarak sabit bir boyu yoktur, ideal uzunluğu kullanıcının omuz genişliği kadardır. bu da, stil içerisindeki özelleştirilebilirlik ve esneklikle ilgili ufak bir not olarak bulunsun.
eskrima, kılıç, sopa ve bıçak gibi silahların efektif ve agresif kullanımını barındırır. hamlelerin birçoğu saldırı odakla olmakla beraber, defansif anlamda elle tutulur bir gardı yoktur. hand to hand combat (çıplak el dövüş) ikinci tercihtir ve silaha erişim sağlanamadığı zamanlar dışında pek görülmez.
tarihine gelecek olursak, öncelikle filipinlerin şu anki durumuna kadar değinmemiz gerekir. filipinler, ekonomik anlamda sıkıntı çeken ve gelişmiş devletlerin baskısını hisseden bir ülkedir. günde üç öğün yemek yemenin çoğu yerinde lüks sayıldığı ülkede suç oranı da oldukça yüksektir.
yine eskrimanın aktif olarak uygulandığı 16. yüzyıl dönemlerinde gerçekleşmiş olan sömürge döneminde filipinlerde yoğun ispanyol baskıları yaşanmıştır. ispanyollar eskrima stilini bu dönemde öğrenmiş ve devamında ilginçtir ki tehlikeli olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştır.
ispanyolların filipinlilerin kültürünü yok etmek için kitaplarını yakması ve anadilleri olan "baybadin"i yasaklaması sonrasında kültürlerini yaşatmak için türlü yollar bulmuşlardır. bunlarda eskrimanın da payı bulunmaktadır. kali/eskrima içerisindeki hareketlerini yerli dans figürlerinin arasına katmış ve "baybadin" dilinde iğne işçilikleriyle dillerinin devamını sağlamışlardır.
işte bu baybadin dilini işlemiş oldukları şeylerden biri de, eskrima-kali uygulamalarında kullanmakta oldukları el/bilek korumalıklarıdır. kalinin dansla birleştirilmiş bu yeni uygulaması, ispanyolların dikkatini çekmiş ve o korumalıkların adı olan "arnes" şeklinde adlandırılmıştır. zamanla bu kelime evrilerek "arnis" olmuştur.
günümüzde türkiye'de de efektif uygulamalarına rastlanılabilen savaş sanatı, özel askeri birliklerde verilen seminerler ve kişisel dersler ile, modern çağın savaş unsurları arasında yerini kanıtlamayı başarmıştır.
trivia
--------
eskrima sopası, tek ya da çift olarak kullanılmakla birlikte tam olarak sabit bir boyu yoktur, ideal uzunluğu kullanıcının omuz genişliği kadardır. bu da, stil içerisindeki özelleştirilebilirlik ve esneklikle ilgili ufak bir not olarak bulunsun.
devamını gör...
geceye bir şarkı sözü bırak
ı don't wanna die. but sometimes wish ı'd never been born at all...
devamını gör...
yazarların kızılderili kültürü hakkında bildikleri
dünyada en çok merak edilen ve çok sayıda araştırmanın da ana konusu olan en zengin kültürlerdendir kızılderili kültürü.
geleneğe göre,bir kızılderili kadın anne olduktan sonra,küçük çocuğunu önce sessiz ve sakin bir açıklık veya ormanlık alana götürür. burada çocuğunun gözlerini kapayarak,onun nitelikleri hakkında kendisinin yazdığı,oluşturduğu bir şarkıyı söyler ona. çocuk büyüdükten sonra,hayatta karşılaştığı zorluklar sırasında kendi kendisine bu şarkıyı söyleyerek bundan güç alır,beslenir.
bu oldukça etkileyici bir gelenektir.
geleneğe göre,bir kızılderili kadın anne olduktan sonra,küçük çocuğunu önce sessiz ve sakin bir açıklık veya ormanlık alana götürür. burada çocuğunun gözlerini kapayarak,onun nitelikleri hakkında kendisinin yazdığı,oluşturduğu bir şarkıyı söyler ona. çocuk büyüdükten sonra,hayatta karşılaştığı zorluklar sırasında kendi kendisine bu şarkıyı söyleyerek bundan güç alır,beslenir.
bu oldukça etkileyici bir gelenektir.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
"ben cesur, mutlu, kararlı, özgür bir kadınım. kadın olmayı seviyorum." ve yüce yaradana beni kadın olarak yarattığı için teşekkür ediyorum. tüm kötülüklere inat kadın olmanın haklı gururuyla bütün kadın arkadaşlarımın kadınlar gününü kutluyorum.
devamını gör...
ak parti ile ülkemiz 50 yıl ileri gitti
bizi burada bırakıp ta gittiler galiba.
devamını gör...
ülkenin en önemli üç sorunu
sorun olmayan bir şey kaldı mı?
devamını gör...
darkestera
henüz çaylakken keşfettiğim dizi/film sever nadide yazarımız. kim bulursa onundur, diyerek çok fazla sevdiğinizi belli etmemenizi rica ediyorum. mazallah, kıskanırım falan. *
devamını gör...
bekaretin hala bir sorun olabilmesi
genel olarak kadınları evlenilecek kadın ve eğlenilecek kadın kategorisine sokarlar. bu yüzden eğlenemedikleri, libidosu düşük, cinselliğini aşırı derecede bastırmış orgazm olamayan ve toplum baskısına boyun eğmiş kadınlarla evlenirler. bakire olmayan(burada her önüne gelene atlayan veya para karşılığı bu işi yapan kadınlardan bahsetmiyorum gayet duygularıyla sevdiği güvendiği eski sevgilisiyle birlikte olan kadınlardan bahsediyorum.) güçlü kadınlardan korkar ve tiksinirler çünkü devamlı ya eskisi benden daha iyiyse ya hala onu hayal ediyorsa deyip kafayı yerler çünkü ilişkide kadına para ve seksten başka güç gösterisi yapamazlar. bu tipitipler evlenmeden önce her haltı yiyip evleneceğim kadın el değmemiş olsun familyasındandır öbür türlü cinsel hastalık takıntısı, din veya cinselliği çok içselleştirip kendisi de bakir olan kişilerden bahsetmiyorum. temel argümanları ben patlak, ikinci el, çürük karıyı çocuklarımın anası yapmam ve meyve sinekleri üzerinde keşfedilmiş insanlarda hiçbir bilimsel kanıtı bulunmayan dişinin önceki partnerlerinin dna'sının çocuğun dna'sına geçtiğidir. kızlık zarı diktirme işlemiyle çok rahat kandırılırlar. aslında pavyonlar bile bu kültürün aynasıdır örneğin isviçre'de pavyon açsanız kimse gitmez ama türkiye'de çok kıymetlidir. türkiye'de kadın sevişirse orospu sevişmezse kezban olur böyle de iki yüzlüyüz. ama bunun üstesinden yine kadınlar gelebilir 21. yüzyılda artık her kadının bir düşünüp ya ben ne yapıyorum bekaret dinler ve tarım toplumundaki malvarlıkla ilgili kendi bedenimi erkeklere sırf bakireyim diye evlendiğimiz gece niye ödül gibi sunuyorum en az benim de erkekler kadar cinsel dürtülerim var ve bunu özgürce yaşamak benim de hakkım demelidir aksi halde yine aynı tas aynı hamam gider. ne yazık ki bazı kadınların da işine gelir bakire olmak çünkü elinde sadece o vardır ve baba evindeki baskıdan kurtulmanın tek yolu bekareti koz olarak kullanıp yukarıdaki tiplerden biriyle evlenir. zaten genellikle evlendiğinde özgür ve güçlü kadınları( sadece seks yapan değil örneğin şort giyen, gece arkadaşlarla dışarı çıkan, içki içen) dedikodu malzemesi yapıp en az yukarıdaki tipitip erkekler kadar zarar verir kendi cinsine. aslında içten içe o kadını kıskanır çünkü o kadın gibi olmak isteyip olamamıştır ve hayallerini başkasının yaşamasına gıcık olur.
not: meriç falan değilim kız düşürmek gibi bir derdim de yok zaten kendim heteroseksüel bir kadınım. ben sadece gördüğüm şeyleri yazdım ve farkındayım bekaret tabuları türkiye'de hala çok güçlü dışarıdan çok zeki kültürlü görünen erkekler bile bu konuya takık. dini inancından vb. ötürü sebeplerle bekaretini saklayan evlendiği kişiyle ilk birlikteliğini yaşamak isteyen fakat bunu evliliğin ödülü gibi değil samimi duygularla yapan kadınlara da erkeklere de saygım sonsuz benim derdim toplumun iki yüzlülüğüyle.
not: meriç falan değilim kız düşürmek gibi bir derdim de yok zaten kendim heteroseksüel bir kadınım. ben sadece gördüğüm şeyleri yazdım ve farkındayım bekaret tabuları türkiye'de hala çok güçlü dışarıdan çok zeki kültürlü görünen erkekler bile bu konuya takık. dini inancından vb. ötürü sebeplerle bekaretini saklayan evlendiği kişiyle ilk birlikteliğini yaşamak isteyen fakat bunu evliliğin ödülü gibi değil samimi duygularla yapan kadınlara da erkeklere de saygım sonsuz benim derdim toplumun iki yüzlülüğüyle.
devamını gör...
peripeti
aslında bir tiyatro terimi olup aristoteles'e göre, oyun kahramanının alın yazısında beklenmedik bir değişme, bahtın dönmesidir. yunanca peripeteia = beklenmedik dönüm'den gelir. (ingilizcesi reversal of fortune=talihin dönmesi).
peripeti, bir öyküde, koşulların olumsuz bir şekilde tersine dönmesiyle sonuçlanan ani bir değişikliktir. aristoteles'e göre peripeti, bir trajedideki olay örgüsünün en önemli ve en güçlü unsurudur. değişim ister zenginlikten yoksulluğa, ister iyiden kötüye olsun, peripeti seyirciyi dehşete düşürür, üzer ve şok geçirtir. bu nedenle peripeti, trajik olay örgüsünün en gerekli ve çarpıcı unsurudur. çoğu zaman bu kadar da olur mu artık tadında işin suyunu çıkarmak şeklinde olsada seyirciyi derinden etkiler.
örnek olarak star wars serisinden gelsin:
anakin skywalker jedi konseyinin kendisine karşı olan inançsızlığından ve karısı padme amidala'nın trajk ölümünden sonra darth sidious'unda kışkırtmaları ile karanlık tarafa geçer. darth vader adını alır ve evrendeki en güçlü varlıklardan biri haline gelir, o artık barışın koruyucusu değildir. her zaman savaşmaya yemin ettiği kötülüğü ve karanlık tarafı seçmiştir.
sinemada genelde tearjerker tabir edilen filmlerde sıklıkla kullanılır.
bkz: tearjerker
peripeti, bir öyküde, koşulların olumsuz bir şekilde tersine dönmesiyle sonuçlanan ani bir değişikliktir. aristoteles'e göre peripeti, bir trajedideki olay örgüsünün en önemli ve en güçlü unsurudur. değişim ister zenginlikten yoksulluğa, ister iyiden kötüye olsun, peripeti seyirciyi dehşete düşürür, üzer ve şok geçirtir. bu nedenle peripeti, trajik olay örgüsünün en gerekli ve çarpıcı unsurudur. çoğu zaman bu kadar da olur mu artık tadında işin suyunu çıkarmak şeklinde olsada seyirciyi derinden etkiler.
örnek olarak star wars serisinden gelsin:
anakin skywalker jedi konseyinin kendisine karşı olan inançsızlığından ve karısı padme amidala'nın trajk ölümünden sonra darth sidious'unda kışkırtmaları ile karanlık tarafa geçer. darth vader adını alır ve evrendeki en güçlü varlıklardan biri haline gelir, o artık barışın koruyucusu değildir. her zaman savaşmaya yemin ettiği kötülüğü ve karanlık tarafı seçmiştir.
sinemada genelde tearjerker tabir edilen filmlerde sıklıkla kullanılır.
bkz: tearjerker
devamını gör...
atatürk'ün en sevilen sözü
“ ey türk gençliği! birinci vazifen; türk istiklalini, türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”
“ muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur .”
“ muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur .”
devamını gör...
yiğit özgür'ün karikatürlerine telif atması
gerçekleşendir.
bir bilim sitesi sahibi arkadaşımın başına geldi. koca sitede, onlarca yazının içerisinde sadece 1 tane karikatür var, o da yiğit özgür'ün. yiğit bey şikayetçi olmuş. karikatürü kaldırması için uyarı falan yapmadan ifadeye almışlar çocuğu doğrudan.
yani anladık, emek verip çiziyorlar falan da... içerisinde doğrudan karikatür kelimesi geçen isimlerle siteler sayfalar açıp bu işi ticarete dökenle uğraşmak yerine, insanlar azıcık gülümsesin diye kırk yılda bir paylaşım yapandan da 18 bin lira, 24 bin lira istemezsin be!
neyse, yorum yapmayacağım daha fazla. fakat karikatürden de, karikatüristlerden de usandım son günlerde. takipten falan da çıkacağım bu olay üzerine. böyle giderse zaten alınmayan dergiler alınmamaya devam edeceği gibi, internet üzerinden de takipçileri azalacak. internetten paylaşılınca en azından insanlar varlıklarından haberdar oluyordu.
insan kendi topuğuna ancak böyle sıkabilirdi. ayakta alkış!..
edit: arkadaş mail attı dün ama cevap gelmemişti. gelirse editlerim gelişmelere göre.
edit 2: penguen şikayetçi olmuş olabilir diyenler var. bekleyip göreceğiz.
geç gelen edit 3: arkadaşın mailine cevap gelmiş. şikayet geri çekilecekmiş. buna sevindim gerçekten.
bir bilim sitesi sahibi arkadaşımın başına geldi. koca sitede, onlarca yazının içerisinde sadece 1 tane karikatür var, o da yiğit özgür'ün. yiğit bey şikayetçi olmuş. karikatürü kaldırması için uyarı falan yapmadan ifadeye almışlar çocuğu doğrudan.
yani anladık, emek verip çiziyorlar falan da... içerisinde doğrudan karikatür kelimesi geçen isimlerle siteler sayfalar açıp bu işi ticarete dökenle uğraşmak yerine, insanlar azıcık gülümsesin diye kırk yılda bir paylaşım yapandan da 18 bin lira, 24 bin lira istemezsin be!
neyse, yorum yapmayacağım daha fazla. fakat karikatürden de, karikatüristlerden de usandım son günlerde. takipten falan da çıkacağım bu olay üzerine. böyle giderse zaten alınmayan dergiler alınmamaya devam edeceği gibi, internet üzerinden de takipçileri azalacak. internetten paylaşılınca en azından insanlar varlıklarından haberdar oluyordu.
insan kendi topuğuna ancak böyle sıkabilirdi. ayakta alkış!..
edit: arkadaş mail attı dün ama cevap gelmemişti. gelirse editlerim gelişmelere göre.
edit 2: penguen şikayetçi olmuş olabilir diyenler var. bekleyip göreceğiz.
geç gelen edit 3: arkadaşın mailine cevap gelmiş. şikayet geri çekilecekmiş. buna sevindim gerçekten.
devamını gör...
martina hingis
bir zamanlar tenis sporuna gönül vermeme neden olan, her maçını büyük bir hayranlıkla izlediğim, bir dönemin teniste bir numaralı ismi olan hala hafızalarımızdan silinmemiş efsane tenisçidir.

güzelliği kadar muhteşem tenis yeteneği ile de ilgi odağı olan hingis henüz 17 yaşında iken dünya bir numarası olmayı başardı. slovak asıllı isviçreli bir tenisçi olan canımız ciğerimiz martina tüm zamanların en iyi tenisçilerinden biri sayılır hala.

aklımda en çok yer eden olay ise 99 fransa açık turnuvasında steffi graf ile oynadığı final maçında topun dışarıya çıktığını iddia edip iddiası kabul görmeyince sinirlenerek saçmasapan bir servis kullanması ve seyircileri karşısına alıp setlerde bir sıfır önde olduğu maçı kazanmak için iki servis kullanmasına rağmen kaybetmesidir.

maç bitiminde kimseyi dinlemeden çıkıp giden martina daha sonra annesinin kollarında tören için ağlayarak geri dönmüştür. ulusça ağladığımız bu anlarda martina güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyerek bir kez daha gönüllerin bir numarası olmayı başarmıştır.

o maçı kaybetmiş olmasına rağmen martina her zaman gönüllerimizin kazananı olmaya devam etmiştir. ve hala hiçbir tenisçi bir martina hingis olamamıştır.

güzelliği kadar muhteşem tenis yeteneği ile de ilgi odağı olan hingis henüz 17 yaşında iken dünya bir numarası olmayı başardı. slovak asıllı isviçreli bir tenisçi olan canımız ciğerimiz martina tüm zamanların en iyi tenisçilerinden biri sayılır hala.

aklımda en çok yer eden olay ise 99 fransa açık turnuvasında steffi graf ile oynadığı final maçında topun dışarıya çıktığını iddia edip iddiası kabul görmeyince sinirlenerek saçmasapan bir servis kullanması ve seyircileri karşısına alıp setlerde bir sıfır önde olduğu maçı kazanmak için iki servis kullanmasına rağmen kaybetmesidir.

maç bitiminde kimseyi dinlemeden çıkıp giden martina daha sonra annesinin kollarında tören için ağlayarak geri dönmüştür. ulusça ağladığımız bu anlarda martina güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyerek bir kez daha gönüllerin bir numarası olmayı başarmıştır.

o maçı kaybetmiş olmasına rağmen martina her zaman gönüllerimizin kazananı olmaya devam etmiştir. ve hala hiçbir tenisçi bir martina hingis olamamıştır.
devamını gör...
