kişisel ileti
hani alayım diyorum, ne yazsam onu bilemedim ondan almıyorum. yoksa yeterli kaymem var yani yeter.
devamını gör...
kimsenin gitmediği filmlere gitmek
sarhoş atlar zamanı filmine gitmiştim. koca salonda hepi topu 10 kişiydik. tek sap bendim. sanırım tek izleyen de bendim.
devamını gör...
aşık olmakla sevmek arasındaki fark
sevdiğin birinin üstünü örtersin.
ama aşık olduğun biri için kendini ateş niyetine yakarsın.
o ısınsın diye.
ama aşık olduğun biri için kendini ateş niyetine yakarsın.
o ısınsın diye.
devamını gör...
felaket
devamını gör...
bir insanın kişiliğini anlamak
ben coğrafi bölgelere göre bakıyorum sonra burçlara göre.
genelde zınk diye oturuyor.
saçma mı geldi? evet, umrumda mı? hayır.
genelde zınk diye oturuyor.
saçma mı geldi? evet, umrumda mı? hayır.
devamını gör...
kulüp rakı
50% alkol oranıyla yeni rakıdan 5 derece daha alkollü olan adam gibi rakıdır. etiketindeki iki adamın birinin mustafa kemal atatürk diğerinin de ismet inönü olduğu iddia edilmektedir.
devamını gör...
birinci tekil şahıs
bir haruki murakami kitabıdır.
aslında tam olarak bir haruki murakami kitabıdır. sekiz öyküden oluşan kitapların tamamı birinci tekil şahısın ağzından anlatılır. sanki bir anı defteri okur gibi okunur öyküler. ve belki de anlatıcının bu kadar yakın olması hem gerçek hem de samimi olmasını sağlamış okuyucu açısından.
haruki murakami’nin hiç vazgeçmediği, vazgeçemediği konular var kitapta, hem de bolca. bence müziklerin zirvesi olan caz, muhteşem bir spor olduğunu düşündüğüm ve izlemekten çok keyif aldığım baseball, tabii ki murakami’nin olmazsa olmazı the beatles, uzun yürüyüşler ve koşular.
her öyküden bir unutuş var. bu unutuşun ardından gelen ama çok uzun yıllar sonra gelen bir hatırlama var. bu hatırlama ile ilgili ise büyük sorunlar var. acaba hatırlanan her şey gerçek midir? hafızamız zaman geçtikçe gerçekleri eğip büker mi? ya da hiç yaşanmamış şeyleri bize gerçekten yaşanmış gibi gösterir mi?
karnaval öyküsüne bayıldım. benim için kitaptaki en iyi öyküydü. ama büyük bir keyifle okudum diğer bütün öyküleri de. birinci tekil şahıs olarak yazıyorum bu tanımı. unuttuklarım için affedin beni.
aslında tam olarak bir haruki murakami kitabıdır. sekiz öyküden oluşan kitapların tamamı birinci tekil şahısın ağzından anlatılır. sanki bir anı defteri okur gibi okunur öyküler. ve belki de anlatıcının bu kadar yakın olması hem gerçek hem de samimi olmasını sağlamış okuyucu açısından.
haruki murakami’nin hiç vazgeçmediği, vazgeçemediği konular var kitapta, hem de bolca. bence müziklerin zirvesi olan caz, muhteşem bir spor olduğunu düşündüğüm ve izlemekten çok keyif aldığım baseball, tabii ki murakami’nin olmazsa olmazı the beatles, uzun yürüyüşler ve koşular.
her öyküden bir unutuş var. bu unutuşun ardından gelen ama çok uzun yıllar sonra gelen bir hatırlama var. bu hatırlama ile ilgili ise büyük sorunlar var. acaba hatırlanan her şey gerçek midir? hafızamız zaman geçtikçe gerçekleri eğip büker mi? ya da hiç yaşanmamış şeyleri bize gerçekten yaşanmış gibi gösterir mi?
karnaval öyküsüne bayıldım. benim için kitaptaki en iyi öyküydü. ama büyük bir keyifle okudum diğer bütün öyküleri de. birinci tekil şahıs olarak yazıyorum bu tanımı. unuttuklarım için affedin beni.
devamını gör...
daddy (yazar)
benim 40 günde kastığım karma puanı 40 saatte kasan çılgın yazar.
(bkz: abi geç olmadı ama yat uyu sen)
(bkz: abi geç olmadı ama yat uyu sen)
devamını gör...
oy verin tanımlara can verin
tanıma gülüp mesaj atan ancak beğenmeyen yazarlara söylemek istediğimdir.
devamını gör...
iyi insanların ortak özellikleri
kaybetmekten başka bir kaderleri olmamasıdır.
devamını gör...
pertevniyal valide sultan camii
pertevniyal valide sultan tarafından, istanbul aksaray'da 1867-1871 yılları arasında yaptırılan cami. mimarı balyan ailesidir.

caminin de içinde bulunduğu külliyede türbe, kütüphane, mektep*, karakol, altı tane çeşme ve yedi tane dükkan bulunuyordu. neogotik mimariye sahip, zaten baktığınızda klasik camilerden çok daha farklı olduğunu görebiliyoruz. içi de en az dışı kadar güzel. dantellerle süslenmiş gibi, o kadar zarif ki. gördüğüm en güzel camilerden biri.

yol yapımları, tramvay yolu çalışmaları ve aksaray meydanı düzenlemeleri sebebiyle külliye büyük zarar görmüş. pertevniyal valide sultan'ın türbesi de bu sebeplerle yıktırılıp yeri değiştirilerek avlunun içine alınmış, ayrıca sultanın kütüphanesi süleymaniye kütüphanesi'ne taşınmış.
bugün cami tam anlamıyla kaosun içinde, trafiğin dibinde* ve çalışmalar sebebiyle yol seviyesinin de altında kalmış bir şekilde varolmaya çalışıyor. aksaray'ın keşmekeşinin ortasında inci gibi parlıyor resmen.
kaynak 1
görsel kaynak: ben.

caminin de içinde bulunduğu külliyede türbe, kütüphane, mektep*, karakol, altı tane çeşme ve yedi tane dükkan bulunuyordu. neogotik mimariye sahip, zaten baktığınızda klasik camilerden çok daha farklı olduğunu görebiliyoruz. içi de en az dışı kadar güzel. dantellerle süslenmiş gibi, o kadar zarif ki. gördüğüm en güzel camilerden biri.

yol yapımları, tramvay yolu çalışmaları ve aksaray meydanı düzenlemeleri sebebiyle külliye büyük zarar görmüş. pertevniyal valide sultan'ın türbesi de bu sebeplerle yıktırılıp yeri değiştirilerek avlunun içine alınmış, ayrıca sultanın kütüphanesi süleymaniye kütüphanesi'ne taşınmış.
bugün cami tam anlamıyla kaosun içinde, trafiğin dibinde* ve çalışmalar sebebiyle yol seviyesinin de altında kalmış bir şekilde varolmaya çalışıyor. aksaray'ın keşmekeşinin ortasında inci gibi parlıyor resmen.
kaynak 1
görsel kaynak: ben.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının özledikleri şeyler
-saklambaç, yerden yüksek oynamayı
-ateri turnuvası yapmayı
-hulahop çevirmeyi
bazı anlara gitme isteği, bazı insanları görme isteği.
-ateri turnuvası yapmayı
-hulahop çevirmeyi
bazı anlara gitme isteği, bazı insanları görme isteği.
devamını gör...
sevilen filmlerin sevilen replikleri
''ateşe dayanamadıktan sonra asâletin değeri nedir ki ? !'' (alfred hitchcock'un yönetmenliğini yaptığı ''the skın game'' adlı filmde mr. hillcrist karakterinin, filmin sonundaki sözü)
devamını gör...
mektup arkadaşlığı
aslında bakıldığında güzel uğraş. fakat insan erinir bir yerde. şahsen bir mektup arkadaşım olsa fena olmazdı. ama onun içinde eş, dost edinmek lazım. diyorum ya hep uğraş hep uğraş, erinirim ben... üşengecim ben...
mektubu yazacaksın da güzel bi kırmızı rujla konduracaksin da o dudişi oraya. hooop bir de zarfla, götür bir de postalat onu. zor iş ağam zor iş. onun yerine mailleşebilirdik. mail arkadaşlığı başlığı açılsın lütfen çünkü istiyorum.
t: öyle bir zamandayız ki.milena ve kafka'nın bile erinip mailleştiği, kafka'nın milena'nın hikayesine ateş emojisi attığı, milena'nin kafka'nın başka bir kadının kafasını ütüleceğini farkettigi anda profil fotosunun gittiği (günümüz) eski haberleşme yöntemi.
benimle kalan son internet paketin arasında kalırsan, onu seç milena!
neden?
çünkü beni gerçekten sevseydin internet paketini başkaları için harcamazdın...
mektubu yazacaksın da güzel bi kırmızı rujla konduracaksin da o dudişi oraya. hooop bir de zarfla, götür bir de postalat onu. zor iş ağam zor iş. onun yerine mailleşebilirdik. mail arkadaşlığı başlığı açılsın lütfen çünkü istiyorum.
t: öyle bir zamandayız ki.milena ve kafka'nın bile erinip mailleştiği, kafka'nın milena'nın hikayesine ateş emojisi attığı, milena'nin kafka'nın başka bir kadının kafasını ütüleceğini farkettigi anda profil fotosunun gittiği (günümüz) eski haberleşme yöntemi.
benimle kalan son internet paketin arasında kalırsan, onu seç milena!
neden?
çünkü beni gerçekten sevseydin internet paketini başkaları için harcamazdın...
devamını gör...
domestic hıyar
sözlüğün demirbaşlarından. iyi ki var.
devamını gör...
pavlov'un göbeği
liyakatsizlikle çalışan moderatör.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan sözlük yazarı
inadına profil koyasım geldi.
devamını gör...
ölmeye verilen isimler
vadesi dolmak.
devamını gör...
akıl bağımsız irade mi yoksa şartlı refleks mi sorusu
her gün dinliyorum kendisini ve her gün farklı şey anlıyorum çok tuhaf .
devamını gör...
zamanın en yavaş işlediği anlar
acı çekiyorsan zaman yavaştır.
devamını gör...