kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
mantığından hareketle artık yapmadığımdır.

ayrıca ikinci şansı kapan, üçüncüyü isteyecek seviyeye geliyor, affetmek affetmeyi getiriyor maalesef. her insan için geçerli olmayabilir bu durum ama şans verdiklerim pek yanıltmadı beni. aksine daha da güçlü geldiler üzerime.

(bazen ikinci şans için konu da önemli olabiliyor ama. mesela birine yapması için bir iş ya da öğretmen olarak bir öğrenciye ödev verdiyseniz ve yap(a)madıysa teşvik için iki ya da üçüncü şans verilebilir.)
devamını gör...

söz dinlememek, kulak vermemek anlamına gelen deyim.
devamını gör...

nesquik'in laktozsuz ve şeker ilavesiz olanı güzel. geri kalanlar şeker deposu.
devamını gör...

ben şeyi merak ediyorum ileride doğacak çocuklar koca ve yamuk burunlu olunca anne ve baba hangi tarafa suçu atacak.
devamını gör...

edebiyatın melankolik prensesi, nam-ı diğer zelda.
13 şubat 1958'de istanbul'da doğdu kendisi.
boğaziçi üniversitesi'nde ingiliz dili ve edebiyatı okudu.
1982'de ise endüstri mühendisi olan, kağan önal ile hayatını birleştirdi.
kağan beyin işleri dolayısıyla bir süre libya'da yaşadılar.
şiir yazdığından kimsenin haberi yoktu henüz.
ama o yazmaya devam ediyordu.
zaten kötü olan ruh haline libya'da gördüğü baskı da eklenince, hepten boğulmaya başladı.
türkiye'ye dönünce psikiyatrların kendisine koyduğu teşhis:
"manik depresyon"du.
psikiyatrlar ona, okumaktan ve yazmaktan vazgeçmesi gerektiğini söylediler aynı şekilde ilaç kullanmasını da.
ama dinlemedi, ne okumayı ve yazmayı bıraktı ne de ilaçlarını kullandı...
bu dönemde alkole sığındı.
yalnızlığını sadece alkolle paylaşıyordu.
o paylaştıkça, daha da yalnızlaştırıyordu.
derken, 13 ekim 1987'de ruhuna çökmüş bu kederden ve yalnızlıktan kurtulmak için intiharı seçti.
ilaçlar içti ve kendini yalnızlığıyla beraber aşağı bıraktı.
onu ilk eşi bulmuştu o halde.
kendisinin ölümünden sonra eşi şöyle demiştir:
" şiir yazdığını bile bilmezdim. bir kenarda pıtır pıtır bir şeyler karalardı"
sanırım bu cümle anlatıyor ne kadar yalnız olduğunu.
bir şiirinde kocası için şöyle diyor nilgün marmara:
"yabancıların en yakınıydın sen" ...
devamını gör...

geleceği gördüğü sanılan tanrılaştırılmış raporlu deli. işsiz güruhu durmadan yaladığı için sürekli akışta görebilirsiniz.
devamını gör...

üç aşamadan oluşan bir hastalıktır.
1) aşırı osteoklastik aktive ve kemik rezorpsiyonu(yıkımı)
2)takiben aşırı kemik yapımı ve yıkımı (osteoblastik ve osteoklastik aktivite)
3)son aşamada osteoblastik aktivite ile karakterizedir.
ortalama 70li yaşlarda görülür.polyastatik(çoklu) tutulum vertebrayı tutar,monostatik tutulum ise en sık tibiayı tutar.
yeni oluşan kemik mozaik paternde gelişir.
hastalarda kanda alkalen fosfataz;idrarda hidroksiprolin miktarı artar.
osteosarkom gelişim riski vardır.
devamını gör...

ya da orijinal adıyla ministry of truth. 1984 (kitap)'ün en çarpıcı sekansıdır. partinin şimdiki politikasına uygun olarak geçmişi değiştirme işini yürütür. buna göre; gazeteler, kitaplar, afişler, filmler, fotoğraflar gibi bilimum yayın yukarıdan gelen emirlerle güncellenir, eskileri de yok edilir. bu sayede de büyük birader'in* ne olursa olsun haklı olduğu kanıtlanabilir. geçmişin nesnelliği politik gerekçelerle sürekli olarak güncellendiği için, gerçek artık yalnızca big brother ve onun ideolojisidir.
devamını gör...

bir tür elektromanyetik dalga.
bilgi için (bkz: x ışını)
devamını gör...

canımıza tak eden durum. cimer mimer artık neresi olursa şikayet edeceğiz. bu ülkede artık mağara-ofislere ciddi bir denetim gerekiyor. bugün aramızda bu mevzuyu konuştuk.

ihracattan merve : arkadaşlar bu hulusi bey ne yapmaya çalışıyor?
halkla ilişkiler yavuz : valla bilmiyom ama bu kadar kısması anlamsız.
ben: abi iki ay boyunca komple yaksan, masrafın taş çatlasın on bilemedin on beş sepet arpa olur!
yavuz : aynen abi sana katılıyorum.
merve : hayır bir de buzul çağına giriyoruz, şimdi istifa etsek işsiz kalıcaz gibime geliyor..
ben : bence de, bak mesela batuhan iki ay önce dayanamayıp çıktı. borçlarından dolayı mamutunu ikinci el siteye koydu.
yavuz : ayıptır sorması ne kadara koymuş abi? benim abim de şöyle temiz bi mamut arıyordu da fiyatta anlaşırsak dosta gitsin hiç değilse.
ben : valla çapa arabasına takas kabul ederim diyordu.
yavuz yuh.. mamut diyoruz ya, arap atı değil...
merve arkadaşlar konumuza dönebilir miyiz?
ben: neyse gençler ben gidip cimere mimere yazıcam siz de yazın. yıl olmuş m.ö 11000 hala ofisin ortasında meşaleyle oturuyoruz.
devamını gör...


oyuncu elçin sangu, twitter'dan koronavirüs aşısı tedariğinde ve uygulanmasında yaşanan başarısızlıkları eleştirdi.

sağlık bakanı fahrettin koca'nın önceki akşam yaptığı aşı açıklaması sosyal medyada tartışılmaya devam ediliyor. koca'nın açıklamalarının ardından bir twitter kullanıcısının, "acun ılıcalı’yı ülkeye çağırın, canlı yayın yapıp aşı parası toplayıp bizi aşılatsın. başka çare kalmadı" şeklindeki ironik paylaşımını alıntılayan gazeteci maklube cengiz, "yemin ederim benzer bir şeyi haluk levent yapar diye konuştuk bugün. yani artık biz kendi aramızda para toplayıp halledeceğiz bari aşıyı getirin bir şekilde, yeter!" diye yazdı

cengiz'in bu tweetine ünlü oyuncu elçin sangu'dan yanıt geldi. cengiz'in paylaşımına eleştirel bir tweetle destek veren sangu, "aşıyı da bize kilitleyecekler matmazel" diye yazdı


buradan
devamını gör...

makarna bence. bir gün haşlama yerim, bir gün peynirli, bir gün kıymalı, bir gün sebzeli, bir gün fırında, bir gün de yoğurtlu salça soslu yerim.
devamını gör...

tasvip etmediğim ve yapmaktan kaçındığım olay. elbette bir yazarı sevmek zorunda değilsiniz, görüşleriniz uyuşmayabilir. ancak sırf görüşleriniz birbirinden uzak diye, özelden bir tartışma yaşadınız diye nickaltına girip, nickaltını kirletir ve önyargı oluşturur derecede, münasip olmayan şeyler yazmak saf kötülük ve çirkefliktir. sinirler geçecek, fikirler değişecek ancak girdiğiniz entry orada kalacak.
iki defa yaptım ben ve ikisinde de pişman olup sildim. yapmayınız, darılmayınız. biz muhtelif fikirlerle güzeliz, birlikte güzeliz.
devamını gör...

gama ışın taraması yoluyla hastalık teşhis etme yöntemi.

hastanın vücuduna enjeksiyon ya da ağız yoluyla, düşük miktarda radyoaktif madde verme yoluyla uygulanır. ardından gama ışın kameralarıyla hastalık şüphesi olan organın 2 veya 3 boyutlu görüntüsü çekilir. bu görüntü bilgisayar ortamında işlenir ve sonuca ulaşılır.

verilen radyoaktif madde nedeniyle, mecbur kalınmadıkça uygulanmaması gereken bir yöntemdir. fakat ağrısız ve acısız teşhis sağladığı için hasta adına olumlu yanı da vardır.

vücuda verilen madde, yarı ömür süresi düşük maddelerden seçilir ve birkaç gün ya da 1 ay içerisinde vücuttan atılır. idrar yoluyla sağlanan bu atılım süresi boyunca hastaya yaklaşılmaması tavsiye edilir. madde, belirli süre sonunda tamamen atıldığı için bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır.
devamını gör...

insanların savunmasız kalmalarından faydalanarak masum canlılara korkunç şeyler yapabilmesini aklım almıyor.

yıllar sonra not: kötülüğün bir sınırı yok.
devamını gör...

bu ülkeyi bir zamanlar tansu çiller'in yönettiğini ama pek de müreffeh yapamadığını bilmeyen yazar beyanı.
devamını gör...

sadece yakın çevremde karşılaşıp 100 hastalığın 99 una çare bulamayan tıp için artık hiçbir ümidim kalmamıştır.

crohn hastalığı
mezotelyoma
liken planus
pemfigus
osteoartrit
alzheimer
migren
kulak çınlaması
vitreus dejenerasyonu
malassezia globasa
miyop-hipermetrop-astigmat (ameliyatla geçiyor demeyin, herkeste farklı sonuçlara sebep olan tedavi, yeterli tedavi değildir. )
göz tansiyonu
ve daha birçok hastalıkta sadece şikayetleri azaltır, hastalık tamamen ortadan kalkmaz.
devamını gör...

şüphedir. insanı yavaş yavaş bitirir.
devamını gör...

"eğer zamanda geriye gidebilseydik, ilk geleceğim yer burası olurdu."
carl sagan

900.000 kadar esere ev sahipliği yapmış iskenderiye kütüphanesi, antik çağın en büyük kütüphanesidir. içinde o devirde bilinen bütün bitki ve hayvan türlerinin birer örneğinin bulunduğu bir müzeye, anatomi salonuna, tercüme bölümüne, rasathaneye, ve aynı anda 2500 kişiye çalışma imkanı veren bu kütüphane adeta devrinin bilim merkezi olmuştur. ne yazık ki yobazlık ve savaşlar bu insanlık mirasının sonunu getirmiştir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

iskenderiye şehri, büyük iskender tarafından kurulmuştur. iskender, burada geçirdiği zamanda gün batımından çok etkilenmiş ve mimarlarına buraya bir şehir kurulmasını emretmiştir. önceleri küçük bir balıkçı kasabası olan iskenderiye, daha sonraları döneminin bilim ve kültür merkezi olacaktır. iskender'in ölümünden sonra şehir ptolemaios'un eline geçmiştir. ptolemaios, iskender'in kumandanlarından lagus'un oğludur. ptolemaios, savaştan hoşlanmamaktadır ve hiçbir zaman ülkesinin sınırlarını genişletme çabasında olmamıştır. o savaşa değil bilime ve edebiyata düşkün bir kral olarak hüküm sürmüştür. ptolemaios, mısır'ın gelenek ve göreneklerini benimsemiş, eski kanunları ve dini törenleri korumuştur. hatta bununla kalmayıp kendisine firavun unvanını da alarak halkın sevgisini kazanmıştır.

firavun, iskenderiye şehrini onarıp, geliştirerek devrin en meşhur başkenti haline getirmiştir. bu başkentin en önemli eseri ise iskenderiye kütüphanesi'dir. saraya yakın bir konuma yapılmış olan kütüphane içinde, müze, rasathane, botanik bahçesi ve anatomi salonu da bulundurmaktadır. sahip olduğu 900 bin eser ile antik çağın en büyük kütüphanesi unvanını da elde etmiştir. bu kütüphane, bulabileceği her yazılı eseri alma yetkisine sahiptir. hatta şöyle ki, mısır'a giren her kitap önce kütüphaneye getirilir bir örneği alındıktan sonra sahibine teslim edilirdi. döneminin bilim ve kültür merkezi olan bu kütüphane, devrin en önemli bilim insanlarını da ağırlamıştır. matematik bilgini öklid, mekanik bilimci arşimet, tıp bilimci herofilos, gök bilimci batlamyus ve daha niceleri. filozof, matematikçi ve astronom hypatia da bu kütüphanede dersler vermiştir.

kütüphanenin sonu ise maalesef ki oldukça hüzünlü olmuştur. kütüphane ilk olarak sezar şehri kuşattığında ortaya çıkan bir yangın ile zarar görmüştür. kütüphanenin sonunu getiren olay ise dini yobazlıktır. iskenderiye'de bir dönem halkın bir bölümü pagan inancına sahip iken çoğunluk ise hristiyandı. bu iki grup arasında sürekli devam eden bir çatışma söz konusuydu. bir gün hristiyanların, pagan inancına ait bir dini metinle alay etmesi üzerine büyük bir ayaklanma ortaya çıktı. iki taraftan da insanlar kılıçtan geçirildi. bu durum üzerine imparator ı. theodosius, iskenderiye'de pagan inancın neden bu kadar yaygın olduğunu öğrenmek istedi. valinin, kütüphanedeki metinleri hedef olarak göstermesi üzerine imparator kütüphanenin yok edilmesini emretti. kütüphanedeki tüm eserler şehrin hamamlarına dağıtılarak yakılmıştır. bu öylesine büyük bir hazinedir ki hamamlarda günlerce sadece metinler yanmıştır. ve insanlık tarihinin bilim ve kültür hazinesi böylesine bir yobazlık ile yok olmuştur. araştırmacıların, eğer bu metinlere ulaşabilseydik şu an insanlık olarak bambaşka bir noktada olurduk diye bahsettiği bu eserler, işte böyle kaybolup gitmiştir. cehaletin ve yobazlığın bu dünyadaki en büyük hastalık, en zorlu düşman olduğunu bu olay ile bir kez daha görmüş oluyoruz. bizler sahip olduğumuz bir kitabın bir yaprağını katlamaktan çekinirken, insanlık din adı altında bu mirasları yok etmiştir. bağdat, bergama, iskenderiye ve nicesi. o metinlere şu an sahip olsaydık belki de insanlık olarak hayal bile edemeyeceğimiz bir noktada olacaktık.
devamını gör...

zamanında fazla sorumluluk yüklenmiş insanlardır. her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmek zorunda bırakılmışlardır. hatta başkaları yerine de düşünmeleri gerekmiştir. eee, sonuçta bu bir huya dönüşmüştür. başka nolcaktı ki?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim