evin delisi
devamını gör...

okuduğum kitaptaki olaylarla kendi yaşantımı karıştırıyorken bunu denemek cazip bile gelmiyor.
devamını gör...

oğlum; anne bak, mustafalar arabaya biniyor.
ben; yaa, evet bir yere gidiyorlar.
oğlum; bence kardeşi zeynep'i sünnet ettirmeye gidiyorlar.
ben; hayır canım, kızlar sünnet olmaz.
oğlum ; neden?
ben; kızların pipisi yok, onlar sünnet olmaz.
oğlum; yine bana şaka yapiyorsun değil mi ? onların pipisi yoksa nasıl çiş yapıyorlar ?
ben; onların da kukusu var, onunla yapıyor.
oğlum; pipi gibi mi yani? sallanıyor mu onların ki de ?
ben; yok, erkeklerin dışarı doğru pipisi var. kizlarin ki öyle degil.
oğlum; nasıl peki? ben; biraz içeri doğru gibi, kutu gibi .
oğlum; inşallah büyüyüp evlenince kızım olur.
ben; neden ?
oğlum; çok merak ediyorum kızların kukusu nasıl bir şey. onunkine bakabilirim, ayıp olmaz, evladım sonuçta.
devamını gör...

ilk çıktığında futbolcuların komiklik yaptığı magazin programıyken, bu gidişatın futbolcuların kariyerine zarar vereceği düşünülünce ibre şöhretli ünlülere çevrildi. futbol ile magazini birleştiren program, ekrana geldiği dönemde her hafta reyting rekorları kırdı, gençlere etkisi çok tartışıldı. lüks otomobillerin, yatların, katların, tatillerin görüntüsü, ibiza'dan miami' ye uzanan ışıltılı hayatlar ekran karşısındakilerde öfke birikimine sebep olacaktı ki dönemin mit müsteşarı televoleler, adamı komünist yapar diye açıklama yaptı. kanal d'deki televole' ye show tv'deki televole de eklenince iki televole'ye birden maruz kaldık.

doksanlardan başlayıp ikibinlere kadar maraba televole repliği ile başlayıp devam etti. spor magazin programı olarak başlayıp daha sonra yalnızca magazine dönüşen, eğlendiren bir popüler kültür ürünü oldu. izlenme oranları artınca en ilginç ve en çarpıcı haber üretme programı vazifesi üstlendi. uçuk kaçık, açık saçık, en garip, resmiyetten uzak olaylar önemli habermiş gibi sunuluyor, seyrettiriliyor ve geçip gidiyordu. yani, hayata çok da olumlu katkı yaptığı söylenemezdi. kaynağı, nereden gelirse gelsin, fazla paralı olunduğunda güzel kadınlara ulaşmanın kolay olduğu algısı oluşturuldu.
devamını gör...

mutlu ve zengin anlamına gelen bir isimdir. ayrıca ismin eski anlamları arasında mızrak ve yaralanmak da vardır. fonetik olarak çok etkileyici bir yapısı olan ismin sahibi olan kişiye bir karizma sağladığına dair bir his var içimde.

bu isme sahip olan bazı tanınmış isimlere baktığımızda ismin anlamının bu karakterlerde vücut bulmuş olma ihtimalini düşünmeden edemiyorum.

bu isimlerden ilki edgar allen poe elbette korku ve polisiye edebiyatlarının babalarından biri olan, gotik edebiyatının en iyi örneklerini veren poe, morgue sokağı cinayetleri öyküsü ve özellikle de kuzgun şiiriyle hafızalarda değişmez bir yer edinmiştir. amerika’da her sene en iyi korku eserlerine verilen ödül de bu ünlü yazarımıza saygı olarak edgar ödülleri olarak anılır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir diğer isim ise j. edgar hoover fbi’ın ilk yöneticisi olan hoover hayatı boyunca tartışmalı bir karakter olmaya devam etmiş ve hakkında sürekli olarak yasadışı konulara bulaştığına dair iddialar ileri sürülmüştür. 2011 yılında clint eastwood tarafından çekilen ve leanardo di caprio’nun hoover’ı canlandırdığı kötü bir film de çekilmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


üçüncü edgar’ımız edgar davids. hollanda milli takımın gözlükleri ile efsane olmuş orta saha oyuncusu edgar ajax, milan, inter, juventus, barcelona gibi üst düzey takımlarda futbol oynamıştır. glokom hastalığı nedeniyle takmak sorunda kaldığı gözlükleri ve rastalı saçları ile unutulmazlar arasına girmeyi başarmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

son edgar’ımız ise aslında ünlü değil ama avrupa’nın üzerinde dolaşan hayaletin haberini bize ilk veren kişi olan şirin baba karl marx’ın sekiz yaşında hayatını kaybeden oğlu. edgar’ın ölümüyle adeta yıkılan marx kendini oğlunun mezarını içine atacak kadar yıkılmıştır. edgar’ın ölümünün marx üzerindeki olumsuz etkisi hiçbir zaman bitmemiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sanırım örnekleri hep birlikte değerlendirince ismin anlamının bu isimlere sirayet etmiş olduğunu görebiliriz.
devamını gör...

zıt kutuplar sataşmadan tartışabilinsin isterim. he beceremiyorsanız da herkes kendi “timeline”nını* oluşturabiliyorken bunca strese gerek yok vatandaşlar. akışta denk düşerseniz de gözlerinizi yumun ve scroll yapıverin. herkesin ne paylaşacağına da biz karar vermeyelim bi zahmet. *
devamını gör...

harem ağası.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

amacı olmaksızın, kendi paşa gönlü istediği için yapmış olamaz mı? insanların bazı şeyleri sadece kendileri için yaptıkları gerçeğine alışmaya bakalım derim.
devamını gör...

merhabalar sözlük halkı*
bizim yapacağımız daha çok yaşama stilimizi paylaşmak ve bir nebze birbirimize destek olabilmek. bekliyoruz sizleri herkes kendi yöntemlerini paylaşarak bir diğerine faydalı olabilir.

görüşmek dileğiyle...
devamını gör...

afyonlu katolik gay taşfırın ekmek ustaları olma ihtimalleri yüksektir. birbirlerine fırıncı küreği ile şakalar yapıp, un çuvallarının arasında koşuşturmaları olasıdır.
devamını gör...

bana söylenmesi yürek isteyen söz.(bkz: sısısısı)
devamını gör...

“onunla ben hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.” *
devamını gör...

yıllar sonra tekrar okunduğunda etkileri farklılık gösteren muazzam distopik roman. 20. yüzyıl kurgu romanlarının en başarılısı ve yanılmıyorsam 1932 senesinde yazılmış. huxley, birinci dünya savaşında yaşananlar ve savaş sonrasındaki belirsizlikten o kadar etkilenmiştir ki başta devlet, ekonomi ve ekonomi eksenli değişen siyasal-sosyolojik travmalara şahane eleştiriler getirmiştir.

ahlak, yalnızlık, doğa, teknoloji, endüstri, birey-toplum ikilisi ve bağı, tanrı, üreme, yaradılış, duygu, bilim, bilinç, hipnopedya, sorgusuz sualsiz ifadeler, hizmet, sınıf gibi daha birçok, bize biç yabancı olmayan meseleye getirdiği eleştiriler sebebiyle tekrar tekrar okunmaya değer bir kurgu.

-- spo --
kitabı daha önce hiç okumayanlar için, hollywood filmlerinden aşina olduğumuz bir kurtarıcı, bir büyük kahraman bulamamak hayal kırıklığı oluşturabilir. ancak zaten amaç bir çıkmaz, bir anti-ütopya yaratmak olduğundan o hayal çok da kırılıyor denmez. bernard marx karakterinden daha sert, daha gerçek çıkışlar bekliyorsunuz ama olmuyor. helmholtz, gereğinden fazla arka planda kalıyor. lenina'dan beklenen o aydınlanma anı hiç yaşanmıyor. soma'yı ve etkilerini birebir yaşamak istiyorsunuz. vahşi'yi kurtarmak... kurgunun yönünü komple değiştirmek, insanları uyandırmak... ama hiçbiri olmuyor. çünkü distopya olmak bunu gerektirir.

romanın sonlarına doğru vahşi ve mustafa mond arasındaki diyalog tekrar tekrar okunasıdır. o bölüm bana matrix serisinin ikinci filmindeki neo-mimar diyaloglarını anımsattı tekrar okuyunca.
-- spo --

huxley, distopyasını yazarken içinde bulunduğu çelişkiyi oldukça dürüst aktarmıştır. yani yarattığı evrendeki distopik gidişatın aslında mümkün, yaşanabilir ve haklı yanları olduğunu yansıtmayı başarmıştır. bazı noktalarda her şeye rağmen okuyucuda da "acaba"lar oluşmuyor değil.

ilgili olarak (bkz: soma)
devamını gör...

doğadan kopmasıdır. doğadan uzaklaşıp teknolojiye sığındık. şimdi teknoloji bağımlısı olduk, doğa da elimizde ölüme sürükleniyor. oysa doğa bizim yaşam kaynağımız, bunu unutuyoruz.
devamını gör...

can yaman.
devamını gör...

sen fencisin bilirsin
!çaydanlığın kapağı açılmıyor neden?
!arabanın camı buğulandı soğuk hava mı vereyim sıcak hava mı?
!ay’ın evreleri nasıl oluyor?
!buzlukta cam neden çatlar?
!şuramda ağrı var hangi organ burda?
malum fen hayattır
devamını gör...

ne güzel parça seçmiş yüzlerde tebessüm oluşmasın mı ? iyi yayınlar..
devamını gör...

keşke bir de o büyük beklentileri karşılamanızı isterken bir de destek olsalar.
devamını gör...

boş gemiler, başıboş gemiler geliyor dört bir yandan.
ey, fener aydınlat onları kutsal ışığınla.
köpük köpük sular, bak , nasıl da heyecanlandırıyor limanı.
ey, liman aç kollarını ve kucakla yeni gemileri.
kaldırıyorum kadehimi sizlerin şerefine, hoşgeldiniz gemiler.
ne kutlu bir gün.
aç gemiler geliyor, gemiler açıkta.
ey, liman bak, ince bir yat, sarı bir feribot, uzunca bir vapur geliyor.
çevir ışığını ey, fener bir göreyim onları.
ah nasıl da heyecanlandırıyor beni, sular köpük köpük.
mendirek, dalgalardan koru misafirlerimizi, yorgundurlar şimdi.
gemiler, yanaşın şefkatli bağrıma.
sular siz de daha çok köpürün
ey liman minnettarız sana
açız, yorgunuz geri çevirmedin bizi,
ey fener şahit ol bu ana aydınlat, yüce limanımızı.
gemiler ışıl ışıl parlıyor, kıpır kıpır gemiler.
bak fener, limanımız ne kadar da mutlu.
gemiler sıkılmış canıma eğlence oldunuz.
ey fener görmez misin yoluma yoldaş oldular.
ey liman canına can oldularsa gitme vakitleri yakındır.
ey limanımız, ne güzel koruyorsunuz bizi
alışkın değiliz bu kadar ilgiye
layık mıyız bu davranışlarınıza
ey fener ışığın bu acı haberi mi veriyor.
o zaman liman limanlığını, gemiler de gemiliğini hatırlasın
ve gerçekleşsin kaçınılmaz son.
ahh fener hala beceremiyorum acısız ayrılıkları
ey liman, ey gemiler,
bir gemi olursunuz, bir liman
bakın fenere, fener hep fener
ey fener kutsal ışığın daim olsun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim