içinde ankara geçen şarkı
ankara'da aşık olmak
dün radyoda bir şarkı duydum.
aslında niyetim onu yazmaktı, ama onu bulamadım.
bulur bulmaz ekliycem.
şimdilik bu klasikle idare edin.
dün radyoda bir şarkı duydum.
aslında niyetim onu yazmaktı, ama onu bulamadım.
bulur bulmaz ekliycem.
şimdilik bu klasikle idare edin.
devamını gör...
özdemir asaf
"gelecekse beklenen beklemek güzeldir. özleyecekse özlenen, özlemek güzeldir. ve sevecekse sevilen, o hayat her şeye bedeldir."
devamını gör...
istanbul boğazı'nın 2 veya 3 yıl içinde donacak olması
tam istediğim konu işte. bir kere şu '' küresel ısınma '' saçmalığını bir kenara atalım artık. yeter harcanılan paralar, ömürler.
şimdi arkadaşlar; dünyanın geçmişinden bugüne ortalama sıcaklığı artıp azalıyor. bu döngü devam ediyor ve devam edecek.
tıpkı dinozorlar zamanında yağmur ormanı olan kutupları çıkardığımızda ortalama sıcaklığın 60 derece olması gibi.
günümüzde 12- 13 derece ortalama ile yaşıyoruz.

bu grafik 600 milyon yıllık bir diyagramdır. buzul çağlarında ortalama sıcaklık 10 derecenin altında kalmıştır.
daha kısa vadede sıcaklık takibi ve gelecek için bir fikir edinmek için amo index'ini kullanırız. nedir bu index ? atlantik okyanusu salınımı diyagramıdır. yıllarca azalıp artan bir ivmesi vardır ve kuzey yarım kürenin kış mevsimi ile doğrudan bağlantısı vardır.

dolayısıyla 80'lerin sonuna doğru başlayan artış artık düşüş eğilimindedir. bu düşüşe bağlı olarak artık eski kışları tekrar yaşama ihtimalimiz vardır. bunu kimse inkar edemez. ( küresel ısınmacılar hariç )
küresel ısınmayı insanlar şöyle anlıyor; dünya ısınacak ! her şey ölecek ! su falan kalmayacak ! bu. maddenin yasasına aykırıdır bu bir kere. hiç bir madde yok olamaz, sadece hal değiştirir.
1954'de ise soğuma tarafındayken bu görüntüler ortaya çıkmıştı. yine olmaması için hiç bir neden yok. (bkz: sibirya termik yüksek basıncı) güçlenmeye başlayacak zamanla ve kışlarımız daha enteresan hale gelecektir. şimdilik bu kadar dostlar.
şimdi arkadaşlar; dünyanın geçmişinden bugüne ortalama sıcaklığı artıp azalıyor. bu döngü devam ediyor ve devam edecek.
tıpkı dinozorlar zamanında yağmur ormanı olan kutupları çıkardığımızda ortalama sıcaklığın 60 derece olması gibi.
günümüzde 12- 13 derece ortalama ile yaşıyoruz.

bu grafik 600 milyon yıllık bir diyagramdır. buzul çağlarında ortalama sıcaklık 10 derecenin altında kalmıştır.
daha kısa vadede sıcaklık takibi ve gelecek için bir fikir edinmek için amo index'ini kullanırız. nedir bu index ? atlantik okyanusu salınımı diyagramıdır. yıllarca azalıp artan bir ivmesi vardır ve kuzey yarım kürenin kış mevsimi ile doğrudan bağlantısı vardır.

dolayısıyla 80'lerin sonuna doğru başlayan artış artık düşüş eğilimindedir. bu düşüşe bağlı olarak artık eski kışları tekrar yaşama ihtimalimiz vardır. bunu kimse inkar edemez. ( küresel ısınmacılar hariç )
küresel ısınmayı insanlar şöyle anlıyor; dünya ısınacak ! her şey ölecek ! su falan kalmayacak ! bu. maddenin yasasına aykırıdır bu bir kere. hiç bir madde yok olamaz, sadece hal değiştirir.
1954'de ise soğuma tarafındayken bu görüntüler ortaya çıkmıştı. yine olmaması için hiç bir neden yok. (bkz: sibirya termik yüksek basıncı) güçlenmeye başlayacak zamanla ve kışlarımız daha enteresan hale gelecektir. şimdilik bu kadar dostlar.
devamını gör...
kedi sahipleri için ideal süpürge
elektrik süpürgesi tavsiyem yok ancak, kedileri balık eti ağırlıklı mamalarla besleyip 2 günde 1 tararsanız çok büyük oranda kıl dökme azalır, bilginiz olsun.
devamını gör...
öğretmenin fotoğrafını çekip paylaşan liseliler
en ağır cezayı alması gereken liselilerdir. bizim zamanımızda okulda telefon kullanılmasına izin verilmezdi, millet kaçak kullanırdı lakin hemen yakalanırlardı ve telefonlar okul çıkışı verilirdi. şimdi her şey serbest tabi, öğrenciler de derse odaklanmak yerine telefonlarıyla oynayıp p*çlik peşinde koşturuyorlar. bence eski düzen, disiplin olsa bu kadar kudurmazlar, hadlerini bilirler lakin teknoloji çağında her şey serbest oluyor böylece de kötü sonuçlar doğurabiliyor.
yahu kardeşim öğrenci falan dinlemeyeceksiniz terbiyesizlik yapana haddini bildirecekseniz, acımayacaksınız böyle mallara. analarının babalarının eğitemediği çocukları, ergenleri öğretmenler eğitiyor sonra da kendilerine böyle şerefsizliklik yapılıyor. ben öğretmenin yerinde olsam o ergenlerin okuldan şutlanması için elimden geleni yapardım. o ergenler ileride neler yapar kim bilir. hakikaten tehlikeli bu tür insanlar ve rehabilite etmek gerekir. profesyonel destek şart…
yahu kardeşim öğrenci falan dinlemeyeceksiniz terbiyesizlik yapana haddini bildirecekseniz, acımayacaksınız böyle mallara. analarının babalarının eğitemediği çocukları, ergenleri öğretmenler eğitiyor sonra da kendilerine böyle şerefsizliklik yapılıyor. ben öğretmenin yerinde olsam o ergenlerin okuldan şutlanması için elimden geleni yapardım. o ergenler ileride neler yapar kim bilir. hakikaten tehlikeli bu tür insanlar ve rehabilite etmek gerekir. profesyonel destek şart…
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının başarıları
4 yaşımdan beri adımı okuyup yazabiliyorum.
devamını gör...
biri var
biri var.. ne olduğumuz belli değil.
yakın mı, uzak mı,iyi mi, kötü mü hiç bilemediğim..ben dokunmaya korkarken o dokunmaktan çekinmeyen,ben bakamazken ona o gözlerini ayırmayan ben konuşamazken o susmayan.. bütün algımı, kurallarımı yerlebir etmek isteyen.. gitmek isterken gidemediğim, kalamadığım da...
ama.. sesini duyunca gözlerimin içi gülüyor biliyorum, sabah uyanınca beynim onunla dolu hissediyorum.. ne yaşıyoruz, ne yaşıyorum..
cok işim var, cok yolum var, çok karışık..
yakın mı, uzak mı,iyi mi, kötü mü hiç bilemediğim..ben dokunmaya korkarken o dokunmaktan çekinmeyen,ben bakamazken ona o gözlerini ayırmayan ben konuşamazken o susmayan.. bütün algımı, kurallarımı yerlebir etmek isteyen.. gitmek isterken gidemediğim, kalamadığım da...
ama.. sesini duyunca gözlerimin içi gülüyor biliyorum, sabah uyanınca beynim onunla dolu hissediyorum.. ne yaşıyoruz, ne yaşıyorum..
cok işim var, cok yolum var, çok karışık..
devamını gör...
mental
fransızcadan devşirilmiş bir kelime.
akıl, zihin anlamı taşır.
cümle içinde de kullanalım : mental olarak çöktüm.
yani diyor ki, bunalttınız lan beni.
mentalite vardır bir de.
ingilzice mentality'den gelmiştir o da.
cümle içerisinde kullanalım : evde koala beslemek mentaliteme uygun değil abi, yapamam ben.
akıl, zihin anlamı taşır.
cümle içinde de kullanalım : mental olarak çöktüm.
yani diyor ki, bunalttınız lan beni.
mentalite vardır bir de.
ingilzice mentality'den gelmiştir o da.
cümle içerisinde kullanalım : evde koala beslemek mentaliteme uygun değil abi, yapamam ben.
devamını gör...
tarihten olmak isteyeceğiniz karakter
atatürk olup bütün islâmcıların kökünü kuruturdum.
devamını gör...
hellfest 2022
duyurusu yapılmıştır. guns n' roses, metallica ve megadeth gibi ağır topların yanı sıra, scorpions, deep purple ve judas priest ile beraber babalar kuşağı da olacak. dövizin hali ortadayken bu müziğe gönül vermiş insanlar olarak şu şekil takip etmek zorunda kalacağız. coğrafya kader, ortadoğu keder deyip tanımı sonlandıralım.
devamını gör...
havza
sözlükte "dağlarla ya da tepelerle sınırlanmış, suları aynı denize, göle ya da ırmağa akan bölge." anlamına gelen coğrafya terimidir.
devamını gör...
saf
andrew miller kitabıdır.
deniz gören bir evde yaşamak çok güzel olabilir çocukluğunuzda. ben bilmiyorum nasıl bir duygu olduğunu. yemyeşil ağaçlarla dolu, kuş sesleri ile kıpır kıpır bir ormana bakan; hatta kendi bahçesi olan bir evde büyümek de çok güzel olabilir. maalesef ben bunu da bilmiyorum. belki kalabalık, capcanlı bir sokağa ya da caddeye bakan neşeli bir gürültü ile dolan bir evde büyümek de güzeldir. bunu da bilmiyorum ben. aklıma gelmeyen onlarca güzel manzaraya komşu bir evde büyümek ne güzeldir kim bilir! onları hiçbirini de bilemem ben.
ben 4 yaşından 14 yaşına kadar karadeniz’in ıpıslak bir şehrinde yaşadım ve yaşadığım evin manzarası çok da bakılacak gibi değildi. ama ben izlerdim ara sıra. aslında çokça izlerdim. evimiz büyük bir mezarlığa bakardı. mezartaşı olarak yeşilli mavili tahtaların olduğu, kime ait olduğu belli olmayan büyüklü küçüklü mezarlar vardı bu mezarlıkta.
eve en yakın iki mezarlık bir metre bile değildi. o zamanlar ben de bir metre bile değildim. bu iki mezarlık hep kafamı kurcalardı. neden bu kadar küçük olduklarını anlamakta zorluk çekerdim. sonra, yani yaşım ilerledikçe anladım bunu ama bu aydınlanma beni hiç mutlu etmedi.
okula başladığım zaman her sabah ilk olarak bir mezarlık görmek, eve girmeden önce son gördüğün şeyin mezarlık olması çok ağır bir gerçeklikle yüz göz ediyor insanı. hele pencereden her baktığında ili küçük mezar görmek gerçekten çok zordu.
sonra başka bir karadeniz şehrine taşındık. apaydın bir şehre. ve ben 14 yaşından 16 yaşına kadar bu evde yaşadım. eve yerleşene kadar bir sorun yoktu. ya da ben fark etmedim. ama mutfak camından baktığımda kocaman, heybetli, mermer bir mezarın bana baktığını görünce kadere inanır gibi oldum. mezarlıklar beni takip ediyordu. ama buna alıştığımı da fark ettim hüzünle ve mutlulukla.
mezarlara yakın olmak alışılacak bir şeydi yakın olanlar için. onlar ölüme de alışırlar hızla. ölümün derinden gelen kokusuna da alışırlar. dışarıdan gelenler, dışarıdan bakanlar için tuhaftır durum. zordur. alışılmadıktır.
keşke o zamanlar becche bir çukur kazsaydın bizim için de.
deniz gören bir evde yaşamak çok güzel olabilir çocukluğunuzda. ben bilmiyorum nasıl bir duygu olduğunu. yemyeşil ağaçlarla dolu, kuş sesleri ile kıpır kıpır bir ormana bakan; hatta kendi bahçesi olan bir evde büyümek de çok güzel olabilir. maalesef ben bunu da bilmiyorum. belki kalabalık, capcanlı bir sokağa ya da caddeye bakan neşeli bir gürültü ile dolan bir evde büyümek de güzeldir. bunu da bilmiyorum ben. aklıma gelmeyen onlarca güzel manzaraya komşu bir evde büyümek ne güzeldir kim bilir! onları hiçbirini de bilemem ben.
ben 4 yaşından 14 yaşına kadar karadeniz’in ıpıslak bir şehrinde yaşadım ve yaşadığım evin manzarası çok da bakılacak gibi değildi. ama ben izlerdim ara sıra. aslında çokça izlerdim. evimiz büyük bir mezarlığa bakardı. mezartaşı olarak yeşilli mavili tahtaların olduğu, kime ait olduğu belli olmayan büyüklü küçüklü mezarlar vardı bu mezarlıkta.
eve en yakın iki mezarlık bir metre bile değildi. o zamanlar ben de bir metre bile değildim. bu iki mezarlık hep kafamı kurcalardı. neden bu kadar küçük olduklarını anlamakta zorluk çekerdim. sonra, yani yaşım ilerledikçe anladım bunu ama bu aydınlanma beni hiç mutlu etmedi.
okula başladığım zaman her sabah ilk olarak bir mezarlık görmek, eve girmeden önce son gördüğün şeyin mezarlık olması çok ağır bir gerçeklikle yüz göz ediyor insanı. hele pencereden her baktığında ili küçük mezar görmek gerçekten çok zordu.
sonra başka bir karadeniz şehrine taşındık. apaydın bir şehre. ve ben 14 yaşından 16 yaşına kadar bu evde yaşadım. eve yerleşene kadar bir sorun yoktu. ya da ben fark etmedim. ama mutfak camından baktığımda kocaman, heybetli, mermer bir mezarın bana baktığını görünce kadere inanır gibi oldum. mezarlıklar beni takip ediyordu. ama buna alıştığımı da fark ettim hüzünle ve mutlulukla.
mezarlara yakın olmak alışılacak bir şeydi yakın olanlar için. onlar ölüme de alışırlar hızla. ölümün derinden gelen kokusuna da alışırlar. dışarıdan gelenler, dışarıdan bakanlar için tuhaftır durum. zordur. alışılmadıktır.
keşke o zamanlar becche bir çukur kazsaydın bizim için de.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
işsiz.
zira günümüzde bir meslek niteliği kazanmıştır. kadrolu olarak vergisini ödeyen milyonlarca işsizimiz mevcut.
zira günümüzde bir meslek niteliği kazanmıştır. kadrolu olarak vergisini ödeyen milyonlarca işsizimiz mevcut.
devamını gör...
yazarların unutamadıkları dizi replikleri
sırf sen, beni seçesin diye kendime bir hikâye buldum. en uzak, en ağır hikâyeyi seçiyor ve ruhumu en iyi bildiğim yere, sokaklara gönderiyorum. bir şey kımıldıyor içimde. beni aşk kımıldatıyor. zaten bize de aşkla kımıldamak yaraşır. dalgınmışım. sözler birikmiş içimde. hepsini yarına bırakmışım. yarına… eskimeye.. şimdi baksam gözüme çarpar mı? baksam gözüme çarpar mı aşkı gösteren işaretler? ne çabuk dağılıyor benim düşüncelerim. ne kolay yıkılıyor inançlarım. ne kadar sık değişiyor benim kararlarım. ben her şeyi ne kadar çabuk unutuyorum. ben her şeye ne çabuk alışıyorum. *
devamını gör...
20'lik sözlük kızlarından abi ve ablalarına öğütler
illa yaşça büyük olan daha küçük olana aktarım yapacak diye bir şey yok. belirli kalıpları yıkmamız gerek.
devamını gör...
bidayet
bidayet, başlangıç anlamına gelen sözcüktür.
nihayet sözcüğü de son anlamına gelmektedir. ikisi de arapça kökenlidir.
nihayet sözcüğü de son anlamına gelmektedir. ikisi de arapça kökenlidir.
devamını gör...



