akp genel başkanı recep tayyip erdoğan'ın dört çocuğundan biri.****

fakat kendisinden yıllardır doğru düzgün bir haber alınamıyor. haber kanallarında, gazetelerde yıllardır haberi çıkmıyor. nerede olduğu, ne yaptığı, çocuğu olup olmadığı bilinmiyor. yüzü bile bilinmiyor çünkü son yıllara ait bir fotoğrafı bile yok. hatta çoğu insan kendisinin varlığından bile haberdar değil.

kendisi hakkında bilinenler şunlar:
11 mayıs 1998'de 34 abr 93 plakalı opel marka otomobil ile yaptığı trafik kazası (!) sonucu sevim tanürek'in ölümüne sebep oldu. burak erdoğan'ın, olay tarihi itibarı ile ehliyetsiz olduğu iddia edildi. fakat bu kaza (!) sonucu sevim tanürek 8'de 8 kusurlu bulundu, burak erdoğan ise kusursuz bulundu. burak erdoğan hakkında kusursuzluk raporu veren adli tıp kurumu ihtisas dairesi'nin başındaki eyüp çakmak, türkiye denizcilik işletmeleri a.ş.'ye genel müdür oldu. burak erdoğan ise kazadan sonra ingiltere'ye gitti.

2000 yılında kasımpaşa deniz hastanesi'nden aldığı çürük raporu sayesinde askerlikten muaf oldu. rapor hiçbir zaman ortaya çıkmadı. burak erdoğan'ın testis kanseri olduğu iddia edildi.

2007 yılında önce bir "gemicik" satın aldı. ardından üstün ticaret zekası (!) sayesinde büyük bir armatör oldu. günümüzde burak erdoğan'ın mb denizcilik adlı şirketin ve büyük bir gemi filosunun sahibi olduğu biliniyor.

(bkz: sevim tanürek)
devamını gör...

bakışlar sayılıyor mu?

sayılıyorsa ben olmadığım yazar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hocam aykut uç yiyo
devamını gör...

aklından zoru olan acilen tedavi görmesi gereken nişanlıdır. 10 yıldan aşağı nişanlılığa nişanlılık mı denir. terbiyesizliğin anlamı yok.
devamını gör...

herkes yaşamıştır hayatında...
son dönemde alternatifler çoğaldı, otobüs yolculukları azaldı gibi sanki ama yine de oluyor işte, denk geliyor bir şekilde.

bir keresinde, şoförün yanındaki muavin koltuğu var ya hani.
o koltukta iki kişi yolculuk etmiştim. 12 saat!
iki göt, aynı koltukta!
devamını gör...

çok fazla var ya hangi birini söylesem... seven bi kadının her hareketi ince bi detaydır çünkü. kendisi sevmek olmuştur. yani belki de ben öyleyim diye bana öyle geliyordur.
dokunması, bakışı, gülüşü, öpmesi, düşünmesi, fedakarlığı, gücü, duruşu, üslubu her şeyi. eller kuğu gibi, gözler ışıl ışıl, bedeni kıpır kıpırsa maşallah daha nolsun... tatlı şey.

ama işte ancak iç huzuru bulmuş kadınlar böyle sever böyle neşeli rahat hafif olur. her insan gibi. güzel bi eş olun eşiniz de güzel olur.
sabahın 5’inde ilişki terapisti kesildim. allam ya rabbim...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eskiden çok çok eskiden hava harp okulunda öğrencileri uyandırmak için bu eğlenceli şarkının , alizee coverı çalarmış. bu da size minik bir bilgi.
devamını gör...

belime kadar olan saçlarımı (tam olarak 6 sene böyle kullandım) bakımı zor diye 3 sene önce radikal bi kararla enseye kadar kısacık kestirdim, nasılsa çabuk uzuyor diye. sürekli toplar halde olmak baş ağrıtıcı. bikaç kere daha kestirdim aynı boy. şimdi ilk giden o upuzun saçlarıma bakıp ağlıyorum.
devamını gör...

insan sesi dışında enstrüman kullanılmadan icra edilen müzik türüdür.

buyrunuz, meşhur bir örnek:
devamını gör...

taş parçaları şiiriyle sanıyorum 2016 sonlarına doğru karşılaşmıştım. sonra gidip kütüphanede ne kadar kitabını bulduysam okudum. düz bir şiir sunmaktan ziyade, kendi yarattığı ve karşıya geçirmek istediği duyguyu, kelimeleri, heceleri uzatarak, tekrarlayarak veriyor olması değişik, alışılmadık gelmişti bana. bahsi geçen taş parçaları şiiri 43 adet her biri numaralandırılmış parçadan oluşur. şiir bir sunu metniyle başlar ve orada "her gün bir taş parçası söktüm içimden" der birhan keskin. şiiri okudukça da bu taşlar sizin yüreğinize oturur.

"ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata.
insan olmuştum ilk o zaman."
..
"gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum."
..
"oysa her âşık önce kendine sonra yanındakine cellat."
..
gibi bende iz bırakmış bir çok cümle içeren şiir şöyle biter:

sözde kalır sevgilim
sözde kalır bütün sözler
aşk çünkü, aşk çünkü kendine
bir yol, bir ideoloji ister.

bilirim, çöl rüzgârında çalıdır bazı yaşlar.
sen sevgilim ilerde, biraz daha ilerde
bir tarihe başlayacaksın, orası işte
benim tarihimle başlar.

ve say, geriye doğru, tek tek
sende kalsın şimdi al bu taşlar.
devamını gör...

beni arkadaşı olarak değil kendi isteklerini yapması için kullandığı biri olarak yanında tuttuğunu anladığım an.
devamını gör...

daha çok anlat” dedim.
“hoşuna gidiyor mu?”
“çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“gider gibi yaparız.''

doğu ekspres deyince benim aklıma gelen satırlar bunlar. belki bir gün bunu yaşamak için binerim o trene. kim bilir? gider gibi yapmayız da, gideriz belki..
devamını gör...

pablo picasso, ispanyol ressam, heykeltıraş, sahne tasarımcısı, şair ve oyun yazarıdır.
georges braque ile birlikte kübizm akımının temelini atmıştır.

en tanınmış eseri alman hava kuvvetlerinin guernica kasabasını bombalamasını anlatan guernica adlı eseridir.
devamını gör...

ingiliz yönetiminin, irlanda katoliklerine uyguladığı baskı ve eziyetlerin iyice arttığı 70’ li yıllarda, ira safında mücadele veren irlanda direnişinin tüm dünyaca tanınan sembollerinden biridir.
kuzey irlanda’ dan bağımsız milletvekili olarak ingiltere parlamentosu’na seçilmesine rağmen tutukluydu ve ölüm orucundaydı. papa bile ölüm orucunu sonlandırmasını istedi. fakat dönemin ingiltere başbakanı, işçi hakları ve dış siyasette uyguladığı çok cevval politikalarla hatırladığımız (!) margaret thatcher “suç, suçtur” dedi ve geri adım atmadı.
sands, 66 günlük açlık grevinin sonunda, 5 mayıs 1981 yılında, 27 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.
ölümünün ardından belfast’ ta tabutunun arkasından binlerce insan yürüdü. dünyanın çeşitli yerlerinde eylemler yapıldı. bence en manidarı iran’ ın yaptığıydı. tahran’ da ingiliz elçiliğinin bulunduğu sokağa, bobby sands’ in adını verdi.
...ki neden vermesindi ? 1900’ lerin başında kurulan, “anglo-persian oil company” (apoc) adlı ingiliz petrol şirketi, iran petrolünü yıllarca neredeyse gasp etmişti. petrolünü millileştirmek isteyen muhammed musaddık ’ ı devirmişti. yani iran, ingiliz emperyalizmine olan öfkesini bir anlamda bobby sands’ in ismiyle de somutlaştırdı.

hapisanede yazmış olduğu şiirinden bir alıntıyla;
“ve rüzgar barut kokusunu götürür, kar kan izlerini temizler elbet,
ama özgürlük ruhu ölmez, ne de çürüyüp gider.”
bobby sands
devamını gör...

tamamen cahil insandan daha tehlikelidir. her şeyi bildiğini sanar ancak hangi kaynaktan araştırdığına veya öğrendiği bilginin doğruluğuna dikkat etmez.

cahil insandan çok daha fazla teknolojiyle ilgilidir ve bunu sadece kendisi için kullanır. genelde de kullandığı programların çoğunluğu kaçaktır. lisanslı program kullanmazlar.

bildiği bir bilgiyi tabiri caizse ölümüne doğru kabul eder ve konuya mualif birisinin düşüncesini şiddete başvurabilecek derecede reddeder.
devamını gör...

bir lades tutuşsak mesela seninle. 'nesine' desen. 'sesine' desem.
bilirsin yüzün aklımdadır hep. ama sesin.. onu özlerim işte...
devamını gör...

istanbul'a şehir bile denmez ki,

ankara'ya gidişinden başka ne güzelliği olabilir,

denizi varmış, ne yapayım denizi,
insanı olmadıktan sonra,

sahi nerede ankara'nın hanımefendileri beyefendileri,

griymiş ankara,

istanbul renkli de ne oluyor,

rahat bir nefes mi aldırıyor ki,

kimsenin ne yaptığını bilmediği,

acımasızca saldırdığı,

sonra da kurtulmayı beklediği...

bu ne açgözlülüktür, yavaş olun biraz,

kime diyorum ama değil mi?

sahi sizin aceleniz vardı,

tutmayayım ben sizi,

önemli işleriniz aksamasın,

biz ankaralıların önemli ne işi olabilir ki,

bakın yine unuttum türkiye'nin merkeziydi burası,

sana sesleniyorum istanbul,

düş artık bu ülkenin yakasından,

önce şu yakalarını birleştir,

uslu ol biraz.

nedir senden çektiğimiz,

her ders tahtaya senin ismin yazılıyor,

maşallah torpillisin

olan yine sınıfın kalanına oluyor,

senin yüzünden bütün sınıf cezalı,

zil çalsa da evimize gitsek!

evet istanbul'daki evimize.
devamını gör...

pazarda taciz, otobüste taciz, işyerinde taciz, okulda taciz. sonu gelmiyor ne yazık ki. artık insan şaşıramıyor bile. bu alışmışlık çok acı.
devamını gör...

sözlüklerde geçen anlamıyla; insan, hayvan ve bitkilerin yaşamının net ve kesin olarak sona ermesidir.
ancak insan bakış açısıyla bakıldığında zihinlerimizde yarattımız 'insan sözlük' te bu üç canlının da ölümü farklı tanımlanır.
bitkiler için ölümü bir şekil değiştirme hali olarak görürüz. genellikle öldükten sonraki aşama olan çürüme aşamasını onlar için ölümle eşdeğer görürüz. hayvanlarda ölümü yaşamsal fonksiyonların tamamen yok olması ve canlı olma halinin sonlanması olarak görürüz.
insanların ölümüyle ilgili bakış açımız bu kadar net ve kesin değildir. bu kesin olmama durumu, bizi hayvan ve bitkilerden ayıran bir özellik olan öleceğinin farkında olma bilincidir. bu yüzden insanlık, var olduğundan beri ölüm üzerine hep kafa yormuş ve ölümü yoğurarak ona şekil vermeye çalışmıştır. insanlık tarihi boyunca gelişen farklı din, kültür, gelenek ve uygulamalar sonucu ölümün anlamı da farklılaşmış ve her din ve kültüre göre adeta farklı anlamlara bürünmüştür. bazıları ölümü kesin bir yok oluş olarak görürken bazıları başka bir yere gitmek olarak görürler. bana göre en ilginç olan tanım ise ölümün bir form değiştirme olarak görülmesidir. (bkz: reenkarnasyon) aslına bakarsanız ölümün bu kadar farklı anlamlar çağrıştırmasının asıl sebebi, insan türünün egosundan kaynaklanıyor. insan türü yeryüzünü şekillendirme hakkını kendisinde doğal bir hak olarak gördüğü gibi kendi ölümünün bir anlam ifade etmesi gerektiğini düşünür.
benim için ölüm ise sadece ölümdür.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim