idam birden bire öylece gelivermez. ekonomi gibidir, talep edersin ve arz edilir. fakat bu talep ve arz korelasyonu psikolojik ve sistematik bir şekilde yürütülür. hukuk kurallarının; coğrafyanın kültürüne, yaşayış biçimine, örf ve adetlere göre dizayn edilmesi gibi.

medyaya günlerce, haftalarca belki de aylarca servis edilen hayvanlara işkence haberlerini izledik. daha da ileri gidilerek işkencenin boyutları değişti ve hayvanları katletme haberleri başladı. ayakları, kulakları veya kuyrukları kesilen, işkence edilen hayvanları gördük. hayvanlar ve insanlar form olarak birbirlerine benzerdir. insan beyni de -form olarak kendisine daha yakın olana- hayvana veya insana empati kurmak konusunda daha iyimser bir yaklaşım sergiler. bu sebeple bir hayvanın öldürülmesi ve bir insanın öldürülmesi beyinde aynı bölgeyi uyarır ki temeldeki eylem aynıdır, öldürmektir.

yani süreç hayvanlara işkence ile başladı. sonra hayvanlar ölmeye/tecavüz edilmeye başlandı. hayvanlardan sonra sıra insanlara geçti ki irrasyonel duyguları ve empatiyi daha da harekete geçirmenin en etkili yolu da buydu. sürekli olarak medyaya servis edilen haberlerin konuları; kadına şiddet, kadına tecavüz, çocuğa tecavüz, çocuğun cinsel istismarı boyutlarına taşındı. sonra birisi çıkıp idam diye haykırdı. zaten büyük kitleleri arkasına almış iktidar kalkıp “halkımız isterse getiririz” dedi. halbuki halk istemedi, zorunda bırakıldı.

fakat şahsi fikirlerimce eklemek isterim ki: yaygın kanının aksine, cinsel istismar ve tecavüz cinsellik değil cinsel şiddettir. yani şiddet uygulamak için cinselliğin kullanılmasıdır. cinsel istismar ve saldırı suçları failleri cinsel dürtüleri ile değil, şiddet uygulamaya hakları olduğuna inançları ile hareket ediyorlar.

gündemdeki tartışmalara dönüp baktığımızda sorun olarak kabul edilmekte olanın cinsel şiddet olmadığını görüyoruz. kuşkusuz bu yaklaşımın ardında kadınlara, çocuklara ve tüm saydığım olaylarda şiddet uygulamanın erkeklere tanınmış hak olduğuna dair maalesef toplumsal ve politik bir kabul var.

linç kültürünü beslemek, idam/hadım gibi insanlık dışı cezaların uygulanması için kamuoyu hazırlamak, toplumsal bir sorunu tek tek “suçlu bireylere” indirgeyip sorumluluktan sıyrılmak gerçek adaletin tesisine yeğ kılar. ama bu çocukları, hayvanları veya kadınları kurtarmaz. kimsenin vicdanını da kurtarmaz. çünkü tezahür eden her yeni olay, daha da büyüyen şiddetiyle bir daha “temizlenmesi gereken vicdanlar” yaratır.

açık ve net; kadın cinayetlerine, çocuk istismarına, şiddete, tacize, tecavüze karşı ilk talep “eşitlik” olmalıdır. herhangi bir cinsin egemenliğini veya şiddeti semirten, büyüten düzeni reddetmektir. çünkü, eşitlik yoksa suç da ceza da hep ezileni eksiltir.
devamını gör...

mizah dergisi uykusuz bu hafta yayımlanan sayısında boğaziçi üniversitesi rektörü melih bulu'yu kapağa taşıdı.
uykusuz twitter hesabından derginin kapağını "nereden bakarsan bak liyakatsizsin"
sözleriyle paylaştı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
buradan
devamını gör...

başlamayın ciddiyim
devamını gör...

seni bir kere öpsem,ikinin hatrı kalıyordu.
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük...

-cemal süreya
devamını gör...

telefonumu kapatıp uzuuuun güzel bir tatil yapmak. illa deniz kum güneş üçlüsüne ihtiyacım yok. karadeniz'in yaylaları tercihimdir.
devamını gör...

tolga çevik ve özgü namal olmadan olmayacağı açık olan film.

ilk filmde ki o meşhur tabut dümenini bile halen açıp izlediğim zamanlar oluyor.

ama son zamanlarda bu olay yani tutan bir şeyin ikincisi çekilmesi ya da dizisinin yapılması önlenemez bir hastalık haline geldi.
devamını gör...

kalitesizlik, iğrençlik akıyor. kendine saygısı yok başkasına da yok.
devamını gör...

yaptıkları sanat ile ön plana çıkmayan ve iktidara yaranmak için türlü şaklabanlıklar yapan akabinde garibanın halinden anlamayan insanları kale almıyorum. madem gerekirse yarım ekmek yermiş o zaman kendisini yarım ekmek yemeye davet ediyorum.

ne diyeyim başka? ayrıca ahmet özhan kim ayol? kendini bulunmaz hint kumaşı zannedenlerden mi? ay ben gülerim o zaman. *
devamını gör...

offf tanrım, ne de çok dağılmış yüreğim. topla topla bitmez ki şimdi bu. ama benim gönlüme çekidüzen vermem lazım. bir yerden başlamam gerek. bir yerden. kolaydan zora doğru... ne de olsa başarının hazzı motivasyonu da getirir. hadi başla bakalım.

aaaa aaa sen burada mıydın? çok uzun zaman geçmiş. ne zamandır seni hiç elime almamışım oysaki çocukluğumda en çok sarındığım sendin. ne zaman yetişkinler etrafta kalabalık olsa hemen örtüverirdim üzerimi seninle. sonra gelsin maceralar. dünyayı dolaşırdık birlikte. gidemediğimiz bir ülke, tatmadığımız yiyecek ve oynamadığımız oyun kalmamıştı. üzerindeki tozlar ilmeklerine dek işlemiş. ne çok zaman ihmal etmişim seni. büyüdükçe imkanlarım arttıkça birazını gerçekleştirdim, biliyor musun düşlerin. ama işte yetişkinlik zor zanaat çoğunu unuttum ya da elimden gelmedi. güzelsin sen. seni yeniden temizleyip paklayıp tekrar alayım omzuma. hem bir hayalim olur belki. badem krakerli neşeli bir tane...

ımmm bu, bu ne peki. parça parça, ilmek ilmek ayrılmış olan. sen hangi duyguydun. tanıyamaz oldum seni. kolaydan zora... şimdi bir dur. sen biraz dur.

aaa aaa bir dakika bir dakika sen hemen omzuma mı geçiverdin. ama anlaşmıştık. hüzünlü bir hal, sürekli olunca iyi gelmiyordu bana. canım hüzün battaniyem gel seni güzelce katlayalım ve şuraya kaldıralım. birazcık zamana ihtiyacım var. biliyorsun zor günler önümde. çok iç içe olucaz.

ve işte şefkat battaniyesi sana artık veda zamanı. çok zaman kaldın omzumda. öyle çok sarındım ki sana tenim oldun zamanla. bu yüzden artık bir kenara bırakmam lazım seni. seni ve hayıflanma battaniyesini. bir adım ötesi biraz bencillik. çok uzun bir zamanı önce o, bu, şu diyerek geçirmiş bir insan olarak biraz zor. ama başarabalirim. birazcık inanç sonra hepsi gelir. *
devamını gör...

bundan 3 hafta önce muhabbet kuşum limon boğularak öldü. kendisi biz evde değilken su şişesinde yıkanmaya çalışmış, çıkamamış. çok üzüldüm hüngür hüngür ağladım. zaten küçücük canı var (50 gram) bari boğularak ölmeseydi. çok sağlıklı bir kuştu, en az 8 yıl yaşar diyordum. paşa'yı da beni de yalnız bıraktı. ben daha ona eş alacaktım, bir sürü bebeleri olacaktı. kim olursa olsun insan ölümü yakıştıramıyor işte, öylece kalıyor.
limon (en sevdiğim hali)
limon sevimli sevimli bakıyor
paşa ve limon
devamını gör...

tanımlarını da okusam mesajlarını da okusam yüzümde mutlaka bir gülümseme oluşturan yazardır. güzel insandır. kısa yazdığı için asla madalya alamayacağına inansa da ben kendi içimden tanımlarına birer madalya bırakıyorum.

var olsun...
devamını gör...

buraya da geldim oblomovreis
yenilmelere doymayan bir seyis
ona buna sataşmakla olmaz
sen git oyna tenis.

nizanim koş buraya
bugün erken başladık, arada var bir
kaynama
sana da desteğim her türlü ama
bu maniler yapıştı ağzıma

akşam ola hayrola
arkamdan çok sallamayın verecem bir ara
geldiğimde görürsem bir dava
yine savunurum yana yakıla.
devamını gör...

sadece 92 tanımı olmasına rağmen 150 takipçisi olan yazar.*
devamını gör...

yapıştırsam da parçalarını hayatımın, su sızdırıyordu çatlaklarından.
devamını gör...

uykumun erkenden gelmesidir. sabahları da daha çok seviyorum. emekli hayatına birazcık erken geçiş yapmış olabilirim.
devamını gör...

etinden korkanın kemiğini diyerekkkk... kaçarım.

olası bir savaş durumunda başkomutan tayyip arkadaşlar. ben tayyip'in yaptığı ekmek sırasına bile girmem, hakkımı akp'liye verirler bilirim.
devamını gör...

lütfen dur artık abdulseyidbincabbar zira tanımlarını engellesem de başlıkların peşimi bırakmıyor. burnuma ekşi ekşi kokular getiriyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
:d
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kafaya takılmaması gereken durum.
önemli olan sizin istediğiniz kişi olup olamama durumunuz.
hayatımız başkalarına göre şekillendirmek için çok kısa.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim