her zaman tercih ettiğimiz çaycık.
devamını gör...

şarttır. büyürsünüz, tek başına yaşamayı öğrenirsiniz, yeni bir şehri tek başına keşfetmenin zevkine varırsınız.
devamını gör...

sabahlara kadar vakit geçirdiğimiz ömrümüzü verdiğimiz oyun...
(bkz: metin2)
devamını gör...

"hileyle hazırlanan bir düzenin güç kullanılarak üstesinden gelinebilir" anlamındaki atasözüdür.
devamını gör...

söyleyenin ağzının ortasına iki tane çakılası laf. insanların sürekli dert yarıştırmasından doğmuştur, neden bundan bu kadar zevk alındığı ise bir muammadır. özür dilerim senden daha beter olamadım, elimden bu kadarı geldi diye cevap verilmelidir.
devamını gör...

şimdiki evlerde balkon kalmadı ki hepsi içerde.
devamını gör...

21 yaşında bir gencim. uzun saç, bıyık+keçi sakalı, zincirli kot ve siyah baskılı tişört. şuan çoluk çocuğa karışmış eski metalciler beni görünce, "yeni nesilde var mı böyle tipler" gibisinden iç geçiriyorlar. yine azınlık da olsak varız. ağır metal ölmez...
devamını gör...

asperger sendromu ile karıştırılmaması gereken bozukluktur.

asperger sendromunda kişi sosyal iletişim kurmak ister ancak bunu nasıl yapacağını tam olarak bilemez. şizoid kişilik bozukluğunda ise kişi sosyal iletişim kurmak istemez. bunun yanında asperger sendromların yalnız kalmayı tercih etse bile son derece keyif aldığı bir ya da daha fazla ilgi alanı vardır. özellikle ilgi alanları hakkında konuşmaya son derece istekli davranır.

bu ülke'de bir zamanlar tüm belirtileri taşıdığı halde asperger teşhisi alamamış çok insan kendisine bu bozukluğun teşhisini koyuyor. o yüzden dikkat etmekte fayda var.
devamını gör...

jakstat ukdesidir.

deri, bağ doku ve bir çok organı tutan, nedeni henüz bilinmeyen sistemik, kronik, otoimmün, inflamatuar bir bağ dokusu hastalığıdır. sle’de temel patolojinin otoantikorlar, immünkompleksler ve t lenfositler tarafından oluşturulan doku hasarı olduğu düşünülmektedir. b lenfositlerde hiperaktivasyon, t lenfositlerde sayıca azalma, alt grup oranlarında değişme (cd4/cd8) ve fonksiyonlarında bozulma söz konusudur. sle’de yapılan genetik çalışmalar, bu hastalığın kalıtımsal bir hastalık olduğunu ve en az 3-4 genin kalıtımda rol oynadığını göstermiştir. hastalık monozigot ikizlerde ve kardeşler arasında benzer sıklıkta görülmektedir. uv ışınları, besinler, ilaçlar ve enfeksiyonel ajanlar (virüsler) gibi çevresel faktörlerin ise hastalık patogenezinde otoantikor gelişmesi ve hücre ölümüne yol açarak katkıda bulundukları düşünülmektedir. östrojenin, antikor yanıtını arttırdığı, testosteronun ise azalttığı bilinmektedir. bu da hastalığın kadınlarda daha sık görülmesinin bir sebebi olarak düşünülebilir.

tedavi klinik bulgulara göre yapılır. klinik bulgular da ciddi organ tutulumlu ve ılımlı seyreden hastalık olarak iki gruba ayrılır. ağır ve multiorgan tutulumlu vakalarda birden çok ilaç ve agresif tedavi rejimi uygulanır. hastalığın kendisi ve tedavide kullanılan nsaii, antimalaryal, steroid, sitotoksikilaçlar ve diğer ilaçlar besin ögesi gereksinimini, metabolizmasını ve atımını etkilemektedir.

diyet tedavisi: günümüzde sle’ye yönelik özel bir beslenme tedavisi bulunmamaktadır. diyetin özelliği, bireysel gereksinimlere göre belirlenmesidir. tedavide öncelikli olarak hastalığın sekelleri ve kullanılan ilaçların oluşturduğu organ disfonksiyonları ile besin ögesi metabolizmasının dikkate alınması gerekir.
devamını gör...

aynı zamanda ilgili diziye de adını veren, izlanda'da bulunan ve bildiğim kadarıyla patlamaya hazır bir yanardağdır.
devamını gör...

taşlama falan değil bildiğin ana avrat küfürdür. özellikle şarkının son bölümün yüzde kırkı fuck, diğer yüzde kırkı motherfucker'dan oluşmakta, kalanı da boşluk doldurmaktadır. abi allah aşkına bi şarkıya "first off, fuck your bitch" diye girilir mi bi destur.

hızını alamayıp chino xl'e eşantiyon muamelesi de yapan tupac abimiz, şarkıdan 3 ay sonra öldürülür.
devamını gör...

türkiye'de oyun sektörü son yıllarda gelişmeye başladı. özellikle ücretsiz oyun motorlarının popülerliğinin artırmasıyla gençlerin de oyun geliştirmeye ilgileri arttı. ancak türkiye'deki oyun firmalarının %90'ından fazlası mobil oyun geliştiriyor. geliştirdikleri oyunların çoğu da hypercasual olarak adlandırılan çerezlik oyunlar. basit konulu, basit mekanikli ancak bağımlılık yapıcı oyun yapmayı hedefliyorlar. kısa sürede para kazanma hedefleri var. bir oyun çıkana kadar bir gelir gelmez, çıktıktan sonra da tutup tutmamasına bağlı olarak getireceği gelir çok değişir. çoğunlukla gelir kaygısıyla mobilden başka alana kayamıyorlar. maalesef bir dönem ciddi oyun geliştirme ile ilgilenmiş biri olarak dandik hypercasual oyun geliştireceksem ne gerek var diye düşünüp bu fikrimi rafa kaldırmıştım. masaüstü veya konsol olarak indie oyun geliştirmek isteyen developer'lar da var. ancak yazılım kısmını az buçuk halledebilecek olsa da bunun karakter animasyonu, asset'i, müzikleri vb. var. bunlar masraflı. tek kişinin hepsini yapması imkansız. blender'da karakter mi çizsin? alsın eline gitarı oyun müziği mi yapsın? bu sebeple genelde oyunu maddi sebeplerle yarım bırakmak zorunda kalıyorlar. ayrıca kaliteli bir masaüstü oyun büyük ekiplerle bile 2-3 seneden aşağı çıkartılamıyor. kısaca türkiyede kaliteli masaüstü veya konsol oyun çıkarmak çok zor. indie oyun geliştiriciler küçük projeler yapabiliyor, firmalar da tek tip mobil oyun çıkartıyorlar. türkiyeden bir cd project bir rockstar tarzı oyun firması çıkması zor. ancak nadiren de olsa taleworlds gibi firmalar da çıkabiliyor. şuan bir ümidim yok kim bilir belki 10 sene sonra bir türk oyun firmasının oyununu steamde yeni ve popüler listesinde görürüz. siz yine de oyun geliştiriciler olarak hedefinizden vazgeçmeyin.
devamını gör...

aç olduğunda mama ister karnı doyunca da oynamak ister oynarsın. en sonunda da yorulunca uyumak ister. keşke kedi olsaydım.
devamını gör...

kalabalık bir otobüste, ayakta yolculuk ediyorum. genç bir kız ve yaşlı bir beyefendi karşılıklı koltuklarda oturuyor. genç kız pür dikkat kitabını okuyor. amca bir süre kıza bakıyor sadece, sonra kitabın ismini ve konusunu soruyor kıza. kız, kibar bir dille açıklıyor. sonrasında adam şöyle bir etrafını süzüyor, bütün gençler kafasını akıllı telefonlarına gömmüş, etraftan bihaber vaziyette tabii. adam, "sen niye bunu okuyorsun, telefona baksana. bak, herkes öyle yapıyor." diyor. *

ayakta yolculuk ettiğimde gerçekleştirebildiğim, yolculuğa keyif katan eylem. sadece bir yerden bir yere gitmek için harcanacak olan o zamanı değerlendirmek için güzel bir yöntem.
devamını gör...

bir evde ki anne huzurlaysa o ev huzurunda ötesinde, cennetten bir köşedir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
geçen sene benimle beraber sınav hazırlanan
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ders dinleyen
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ancak üzerini örtünce uyuyabilen biricik evcil hayvanım.
köye götürdüğümüzde kocaman olmuştu. belki eceli ile kışın ölmeseydi daha da büyürdü. canım arabaş'ım...
gece gece onu ne kadar çok özlediğimi anladım. çok thanks sözlük.
devamını gör...

yurtdışı uçak bileti. en müsaitinden.
devamını gör...

victoria döneminde anti sevgililer günü denilen bir gün vardı ve birbirlerinden hoşlanmayan insanlar birbirlerine içinde kaba şiirlerin olduğu olduğu mektuplar ve karpostallar yolluyordu.
devamını gör...

nba her şeyden önce çok büyük bir ekonomik güce ve organizasyona sahiptir. tam bir şov ve eğlence dünyasıdır. büyük bir pazarlama ağına sahiptir. dünyanın her yerinden hayranları ve müşterileri vardır. michael jordan'ı, kobe'yi, lebron'u, iverson'ı çinli bir çocuk da tanır kongolu çocuk da tanır. bir türk çocuğu nowitzki formasıyla basketbol oynar ve gece kafasını yastığa koyduğunda nowitzki olduğunu hayal eder. veya sabaha karşı uyanıp bir spurs maçı izlemek amacıyla uykusundan ferâgat eden çok insan vardır. dolayısıyla tabii ki takipçisi, hayranı ve seveni euroleague'in çok üzerindedir. euroleague'in ekonomik sınırları çok dardır ve başka bazı yönetimsel sıkıntıları vardır. yayın hakları fiyatları filan berbat durumdadır. ama yine de euroleague'in yeri bazı bakımlardan bambaşkadır. avrupa seyircisi çok daha tutkulu ve rekâbetçidir. kimileri pek hoşlanmasa da maçlarda savunmalar genellikle öne çıkar ve ben kıran kırana geçen bir euroleague maçı izlemeye bayılırım. sadece taraftarı olduğum fenerbahçe'yi ve sempatizanı olduğum efes'i değil maccabi ve kızılyıldız gibi takımları da izlemeyi severim. gözümüzün önünde parlayan oyuncuların nba'e gitmelerinden bazen hüzünlensem de genel olarak doncic gibi gelecek on yıla damgasını vuracak yıldızları çıplak gözle istanbul'da izleme şansı elde etmiş olmamdan dolayı keyif duyarım.
devamını gör...

bilerek herkese düşük not veren hocaya sınıfın ortasında bağır çağır itiraz etmem ve sonucunda hocanın "aferin hakkını hep böyle savun" diyerek sadece benim sözlü notumu 100 yapması..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim