yazdıklarından anladığım kadarıyla hayatın her alanında ince ince düşünüp sonra da üşütecek potansiyelde olmasına üzüldüğüm yazardır.* iyi yazar nedir, nasıl olunurun kanlı canlı örneğidir. var olsundur.
devamını gör...

güzel bir oyun. mobilde ve bilgisayda oynanabiliyor. uçak kazasından kurtulan bir mühendisin hayatta kalmasına yardımcı oluyorsunuz . askeri yardım sandıklarını, tahtaları, yosunları toplayarak ipten su arıtma cihazına , şömineden oltaya kadar çok geniş bir çerçevede ürünler üretebiliyorsunuz. hatta öyle bir geliştirmişler ki oyunda farklı adalara gidip çeşitli gizemleri çözmeniz isteniyor. tüccar gemisi var. bu tüccardan oyun içinde işinize yarayacak ürünler alabiliyorsunuz. işinize yaramayan ürünleri ise satıp deniz kabuğu (birim para) kazanıyorsunuz. tüccardan aldığınız radyo, monitör, akü vb cihazlarla radar cihazı tarzı şeyler üretebiliyorsunuz. oynamanızı tavsiye ederim sevgili sözlük.

kamu spotu: uzun süre ekran başında kalmak başta göz sağlığı olmak üzere sağlık açısından zararlıdır.mobil cihazlarla geçirdiğiniz süreyi en aza indirgemeniz, sağlığınız açısından yararlıdır.

edit: asus zenfone 3 ze552kl telefonumun paramparça olması sebebiyle uzun süredir oynayamadığım oyundur.

aslında baya bir emek vermiştim bu oyuna baya da seviye atlamıştım hatta birkaç defa tüccardan aldığım ürünlerle birkaç tane adaya keşfe gitmiştim. ada keşifleri de güzel bir oyun özelliği aslında. adalarda çeşitli sandıklar ve şifreler var ve size düşen ise bu gizemleri çözmek.

ayrıca tüm adalarda domuz, geyik gibi av hayvanları var. bu hayvanlardan çıkan etleri pişirip yiyebiliyorsunuz, derilerini ise isterseniz halı, kilim gibi bir şeyler yapıyorsunuz isterseniz de tüccara satıp oyun içi para kazanıyorsunuz.
devamını gör...

rüyamda görür oldum bir çocuğa şeker vermeyi, güneşi perdenin arkasına saklamaktan yoruldum.
çiçeklerimin açmasını da solmasını da camın arkasından izliyorum, cesaretim yok pencereyi açmaya. kim çiçeklerime su verecek? bahar gelmiş... gidiyor muydu yoksa.
17 yaşımdayken dört duvar arasında sabredemez nefessiz kalırdım, şimdi odanın uzanmadığım köşesi kaldı mı diye olmadık matematiksel hesaplar yapıyorum, klavyenin sesinden başka ses yok; pencereyi açsam çocuk sesleri, satıcı sesleri, araba seslerini duyacağım. yine unutmuşum yemek yemeyi...

yeniden doğmama gerek yok, durup hayatımı izlemekten vazgeçmem gerek artık.

içimdeki ikinci benin yapmak isteyip de yapamadığı her şeyi yapmak istiyorum; balkondan atlamak, ölmezsem eğer hiç konuşmamak... ellerim ne zaman zorda olsam çenemle göğsüm arasındaki o boşlukta takılıp kalır...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

özledik ya hu diye serzenişte bulunacağım yayındır. her anlamda özledim çünkü. sevgili miko ve dışınızdaki irlandalı'nın hoş sohbetini de özledim aşağıda birinin öncesi-sonrası halini paylaştığım iki yavruyu da özledim. madem konumuz hayvanlar buyrun bakın benim güzel canlarıma:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dalmaçyalı kendileri. bize geldiklerinde henüz küçücüklerdi. öyle ki avcum içinde kafası kayboluyordu. ama yaklaşık 5 ay sonra sırtına binip gezmeye gidecek kıvama gelmişti dana*. ilk sahiplendiğimizde kucağımda gelmiştik yaklaşık 4 saatlik yolu. benim için çok değişik ve değerli bi deneyimdi. kucağıma oturmuş, küçücük ve sıcacık bi can... araba her durduğunda kafayı kaldırıp gözlerime bakardı, biraz kafasını okşardım, sonra sağ sol yaparak kendini iyice yerleştirirdi kucağıma. o gün şöyle demiştim "ben bu anı çok sevdim. öyle ki yaşarken bile yeniden yaşayasım geliyor". tam da öyle oldu gerçekten. evde olduğum günlerde her gün en az 1 saatimi onlara ayırırdım. birbirimizi gördüğümüzde deli danalar gibi koşturup boğuştuğumuzdan kıyafetlerim hep yırtılırdı. ben de çareyi onların yanına giderken giymeye özel kreasyon hazırlamakla bulmuştum: bildiğiniz şalvar * hem de mor *.
ay tamam. konu canlar, yayıncılar can olunca tanım uzadı gitti. daha da yazarım ama kafa şişirmeye gerek yok*. dinlemedeyiz güzel hanımlar. hadi güzel ve keyifli yayınlaaaaar*.


ekleme: hayır irlandalı'cım, üzgünüm ama herkes okyanus dibinde uyduğunu hayallemiyor...
devamını gör...

belçika'da yaşlıların kaldığı bakımevine moral için düzenlenen "noel baba" ziyaretinin ardından yeni tip covid 19 virüsü 'ne yakalanan 18 kişi yaşamını yitirmesi hadisesi.
noel baba kıyafetli bir kişinin ziyareti sonrası 121 bakımevi sakini ile 36 çalışanın hastalandığı bildirildi.mol kasabasının yetkilileri, ziyaretten sonra hastalanan kişilerden bugüne kadar 18'inin hayatını kaybettiğini belirtildi.
ayrıntılar ; buradan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tribündeki 150 kadar operasyon çocuğuna rağmen galatasarayımızın söke söke aldığı karşılaşma.

maç öncesinde bağırıyorlardı hepsi bir taraflarına böylece girmiş oldu.

gerçek bir striker golü izlemiş olduk, iyi bakın fenerliler her zaman göremezsiniz böylesini.

saksıya fesleğen gibi veyahut bilezzziiiiiik gibi.*
devamını gör...

asıl ismi yasemin aygün savgı olan, mori lakaplı türk rok müzik sanatçısı.
2008 yılında, hayvanlar albümü ile çıkışını yapan, bana ve çoğu kimseye göre kült bir albüm bırakan morikız; dört sene sonra (bkz: deli bando) albümü ile bize bir kez daha merhaba dedi. araştırmayı, denemeyi, keşfetmeyi, yenilenmeyi pek çok seven morikızımız; 2015 yılında bambaşka bir albüm olan (bkz: finnari kakaraska) ile kendini gösterdi. ardından (bkz: estrella) albümü geldi.

şahsımca en güzel şarkıları için tıklayınız;
aslında bir konu var
mutsuz punk
ellerimin karası
gel-ajda pekkan cover
kuzgun
bırak bu rock'n roll'u
üzerimde kehanetin - en sevdiğim

yanlış bilmiyorsam en son beni bana bırak isimli bir şarkı yaptı. onu da sevmiştim ben.
devamını gör...

(bkz: viyana valsi)

18. yüz-yıl müziğin ve sahne ışıklarının büyüsü altında efsanevi bir aşka ev sahipliği yapmıştır.

30 yaşındaki wolfgang mozart,
genç,ingiliz soprano anna storace ile hayatta kendini en mutlu hissettiği yerde sahnede tanışır.
en kıymetli hazinesini notalarında onunla paylaşır.
ve aşklarını yaşayabildikleri tek yer,
mozart in anna söylesin diye yazdığı aryalardır.

vivien shotwell in yetenekli kaleminden dökülmüş kelimeler,
şiirsel doku ile harman haline getirilmiş.
kitabı okurken,
sahne dünyasının sihirli ışıklarında kaybolacak,
tarihin bir dönemine şahitlik edeceksiniz.

1.baskısını 2014 nisan ayında oluşturulmuş olan kitap viyana valsi olarak çevrilmiştir.
orjinal eser adı , vienna nocturne olarak bilinmektedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biraz fevri davranmıştır.
devamını gör...

delirmemek elde değil ya! çocuğun ömrünün yarısından fazla! nasıl ya nasıl? kimse nasıl farketmez? ailesi nasıl göremedi? nasıl anlamadı? ya ben komşu çocuğunun bile yüzünü asık görsem bir tuhaflık olduğunu anlıyorum. yıllarca nasıl kimse göremez? umarım ona bunu yaşatan pislik tek bir mutlu an bile yaşayamadan ölür.
devamını gör...

on küçük zenci - agatha christie
devamını gör...

yeni türkiye'de artık olağan hale bürünmüş bir olgu.

halkın kalbine giden yol göz yaşlarından mı geçiyor, anlamadım. iktidarı ağlar yeni parti kuranı ağlar. halk olarak anamız ağlıyor biz bu kadar ağlamadık.
devamını gör...

evin/ bulunduğum odanın aşırı düzenli olmasından çok rahatsız oluyorum. yani öyle çok dağınık da olmaz ama bir yeri mutlaka hafif dağıtır öyle otururum.

annem temizlik hastasıydı ben çocukken. ev hep çamaşır suyu falan kokardı eşyaları 1 cm oynatamazdık yerinden, yere bir damla su damlatmazdık kıyamet kopardı yoksa. o günlerin acısını şimdi çıkarıyorum gibi bişi. ters tepti bende nefret ederim çok düzenli olmaktan.
devamını gör...

durduk yere evin içinde deli kovalar gibi koşmaları ve gece uykudan uyandırıp oyun oynamak istemeleri.
devamını gör...

katıldığım başlıktır.
ben bazen tanımını çok beğendiğim yazarlara çekinmeden giriyorum.
çünkü onları motive edeceğini biliyorum daha da iştahlandıracağının farkındayım çünkü.
değerli yazar arkadaşlar lütfen değerli yazar arkadaşlara hakkını vermekten çekinmeyin.
devamını gör...

judas priest' in 1990 tarihli painkiller albümünden parça. aynı zamanda grubun 2009 da çıkan 5. canlı albümü olup a touch of evil: live adıyla yayınlanmıştır.

şarkının kadrosu:
rob halford – vocals
glenn tipton – lead guitar
k. k. downing – rhythm guitar
ian hill – bass
scott travis – drums
don airey – keyboards

bu şarkının gitar solosu şahsi en iyi gitar soloları listemde ilk 5 tedir. solonun girişi şarkının 2:40 ında başlar, 2:50 de esas riff belirir, 3:30 a kadar devam eder. lead guitarda olan glenn tipton'ı her zaman ki gibi k. k. downing abimiz takip eder ,bu ikili double-guitar denen stilin vücut bulmuş hali gibidir zaten.

bu soloda tipton'ı takip etmek istersiniz, arkadan k. k. downing abimiz der ki hey bırak onu beni takip et, ben de buradayım, böyle git-gellerle solo devam eder. bateri de de scott travis' in sade ama vurucu darbeleri 40 saniye boyunca başka alemlere götürür.

deep purple da da çalan don airey de jon lord dan sonra önde gelen klavyecilerdendir. çaldığı notalar ile şarkıya oryantal bir hava katar.

rob halford'ı anlatmaya zaten kelimeler yetmiyor .en severek söylediği şarkı olduğunu defalarca söylemiştir. şarkı sözlerinde ki "you' re possessing me" kısmını (cinsel tercihinden dolayı) sevgilisine söylediği rivayet edilir.

devamını gör...

ver oradan bir alt dudak.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim