bir kadının sustuğu an
karşımdaki insanı dünyada, yok saydığım zaman.
bir kere oldu.
daha da olmadı.
susmadığım insanlar, şanslı olduklarının farkındadır inşalah. *
bir kere oldu.
daha da olmadı.
susmadığım insanlar, şanslı olduklarının farkındadır inşalah. *
devamını gör...
düğün konvoyu
şu an bir düğün konvoyundayım dostlar. evet tam da şu an. en yakın arkadaşımın ablası evleniyor çünkü. 15,20 araba yavaş yavaş korna basa basa ilerliyor. o kadar rahatsız oldum ki. düşünsenize bebeğinizi zar zor uyutmuşsunuz, artık oturup dinlenmek istiyorsunuz ve 20* andaval kornaya basa basa sokaktan geçerek bebeginizin uyanmasına sebep oluyorlar. ne olursa olsun dostlar, su an bulunduğum konumdan aşırı rahatsızım. bu şekilde eğlence adı altında kimsenin kimseyi rahatsız etme hakkı yok. şöyle gereksiz adetlerimizi bırakmamız gerekiyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
sevgili sokak lambam,
sana bu sözleri gecenin bir sonunda, sabahın bir başında ve bir milletin kış uykusunda yazıyorum. biliyorum hatırlanmaya değmeyecek sözler söyledik. biliyorum anadilimiz olsan sevgiyi tarihin tozlu sayfaları öksürte öksürte boğdu. ama ne diyebiliriz ki?
sevgili sokak lambam, bir hikaye yazacağın zaman giriş cümlenin ne olduğu önemlidir. ama nereye vardığın hep daha önemli olmuştur. o süreçte yaşadıkların değildir mühim olan. gösterişli bir finalin yoksa havai fişek patlatmazlar. sen tamam korkarsın havai fişeklerden bilirim. ama bütün büyük başarılar bir ışık ve gürültü cümbüşüyle kutlanır. alışmalısın. çünkü sen sen bu hikayenin demirbaşısın.
sevgili sokak lambam, bir gün yorulursam senin altında dinleneceğimi söyledim. senin ışığında yazıp okuyacak ve günü senle selamlayacaktım. ama bu dünya b-612 değil ve yola çıkarsam yorulduğumda geri dönemeyeceğimi anladım çünkü bu tüm yaptıklarımızı çöpe atmak olur.
sana bu sözleri gecenin bir sonunda, sabahın bir başında ve bir milletin kış uykusunda yazıyorum. biliyorum hatırlanmaya değmeyecek sözler söyledik. biliyorum anadilimiz olsan sevgiyi tarihin tozlu sayfaları öksürte öksürte boğdu. ama ne diyebiliriz ki?
sevgili sokak lambam, bir hikaye yazacağın zaman giriş cümlenin ne olduğu önemlidir. ama nereye vardığın hep daha önemli olmuştur. o süreçte yaşadıkların değildir mühim olan. gösterişli bir finalin yoksa havai fişek patlatmazlar. sen tamam korkarsın havai fişeklerden bilirim. ama bütün büyük başarılar bir ışık ve gürültü cümbüşüyle kutlanır. alışmalısın. çünkü sen sen bu hikayenin demirbaşısın.
sevgili sokak lambam, bir gün yorulursam senin altında dinleneceğimi söyledim. senin ışığında yazıp okuyacak ve günü senle selamlayacaktım. ama bu dünya b-612 değil ve yola çıkarsam yorulduğumda geri dönemeyeceğimi anladım çünkü bu tüm yaptıklarımızı çöpe atmak olur.
devamını gör...
yazarların göz renkleri
benim adım cafer
boyum 1.10
gözlerimin rengini bilmiyorum!
boyum 1.10
gözlerimin rengini bilmiyorum!
devamını gör...
uzun süre müzik dinlemek
bir yerden sonra hayattan koparan eylem. saatler boyu kulaklığımla yaşayabilirim. benim için bir kaçış oluyor. bir süreden sonra beni tamamen mayıştırıp koparıyor.
devamını gör...
yüzüklerin efendisi kim sorunsalı
en fazla karatı parmağında taşıyan değil miydi???*
devamını gör...
sahaftan alınan 2. el kitaba eski sahibinin not iliştirmiş olması
insanı çok farklı duygulara savunabilecek bir tesadüftür.
bununla ilgili yaşadığım iki özel anım ve bir de hayalim var aslında.
anılarımdan biri şöyle; mabedim gibi gördüğüm gerçek sahaflardan birinden çok eski bir kitap satın almıştım. hala var mı bilmiyorum ama galatasaray lisesinin hemen yan duvarının önüne konmuş iskemlelerden oluşan bir yerde bir çay söyleyip bu kitabı ve tabii ki aldığım diğer kitapları incelerken kitabın içinden bir mektup düştü. uzun bir dikdörtgen kağıda yazılmıştı mektup. kötü bir el yazısı ile ama tamamen iyi niyetlerle yazılmıştı.
bir adam asker arkadaşına yazmıştı bu yazıyı. çok duygu dolu bir yazıydı. eşiyle ilgili sorunları anlatıyor, arkadaşının kardeşini soruyordu. sonunda da bir telefon numarası vardı ama telefon numaraları tamamen değiştiği için numarayı bir türlü bulamadım. bulsam da ne yapacaktım bilmiyorum tabii. çünkü mektup 1965 tarihli idi. hala aklımdadır o ama ve asker arkadaşı.
ikinci anım ise şöyle; nasıl oldu bilmiyorum ama kütüphanemde olması gereken kitaplarımdan birinin fotoğrafını hiç tanımadığım biri bana o zamanlar kullandığım instagram üzerinde yollayıp “ bu siz misiniz?” diye sordu. huyumdur, kitapların ilk sayfasına adımı soyadımı ve kitabı aldığım yeri ve tarihi yazarım her zaman. bir süre konuştuk bana ulaşan kişi ile ama sonra sosyal medyada her zaman olduğu gibi sönüp gitti arkadaşlığımız.
hayalim ise şöyle; bir gün ön yüzünde bahsettiğim bilgilerin yazılı olduğu altı binden fazla kitabımı türkiye’nin her yerindeki sahaflara dağıtmak istiyorum ve bir gün birinin o kitaplar aracılığıyla benim izimi sürüp bulmasını bekleyeceğim. sonunda bir kahve içerek bu saçma anı kutlamak için. kitaplar 10 bini bulunca yapacağım sanırım bunu.
bununla ilgili yaşadığım iki özel anım ve bir de hayalim var aslında.
anılarımdan biri şöyle; mabedim gibi gördüğüm gerçek sahaflardan birinden çok eski bir kitap satın almıştım. hala var mı bilmiyorum ama galatasaray lisesinin hemen yan duvarının önüne konmuş iskemlelerden oluşan bir yerde bir çay söyleyip bu kitabı ve tabii ki aldığım diğer kitapları incelerken kitabın içinden bir mektup düştü. uzun bir dikdörtgen kağıda yazılmıştı mektup. kötü bir el yazısı ile ama tamamen iyi niyetlerle yazılmıştı.
bir adam asker arkadaşına yazmıştı bu yazıyı. çok duygu dolu bir yazıydı. eşiyle ilgili sorunları anlatıyor, arkadaşının kardeşini soruyordu. sonunda da bir telefon numarası vardı ama telefon numaraları tamamen değiştiği için numarayı bir türlü bulamadım. bulsam da ne yapacaktım bilmiyorum tabii. çünkü mektup 1965 tarihli idi. hala aklımdadır o ama ve asker arkadaşı.
ikinci anım ise şöyle; nasıl oldu bilmiyorum ama kütüphanemde olması gereken kitaplarımdan birinin fotoğrafını hiç tanımadığım biri bana o zamanlar kullandığım instagram üzerinde yollayıp “ bu siz misiniz?” diye sordu. huyumdur, kitapların ilk sayfasına adımı soyadımı ve kitabı aldığım yeri ve tarihi yazarım her zaman. bir süre konuştuk bana ulaşan kişi ile ama sonra sosyal medyada her zaman olduğu gibi sönüp gitti arkadaşlığımız.
hayalim ise şöyle; bir gün ön yüzünde bahsettiğim bilgilerin yazılı olduğu altı binden fazla kitabımı türkiye’nin her yerindeki sahaflara dağıtmak istiyorum ve bir gün birinin o kitaplar aracılığıyla benim izimi sürüp bulmasını bekleyeceğim. sonunda bir kahve içerek bu saçma anı kutlamak için. kitaplar 10 bini bulunca yapacağım sanırım bunu.
devamını gör...
rahatsız (yazar)
bu ne saçma sapan sebepten ceza vermektir ya? istediği entrysini siler zaten neden bu tanım silme kısıtlaması var anlamış değilim.
daha saçma bir sebep bulamadınız mı?
daha saçma bir sebep bulamadınız mı?
devamını gör...
68 65 78 61 64 65 63 69 6d 61 6c
noluyor burda alüminyum? dağıtırım lan burayı!
devamını gör...
mahlasını beğendiğiniz yazarlar
şu sözlükteki en güzel kelime oyunlu nick benimki ama nedense bir allah' ın kulu yazmamış? niye? çünkü kıskançlıktan.
devamını gör...
annenin ölmesi
kolun kanadının kırılmasıdır. kahvaltının tadını alamamaktır. elbisenizin kirlenmesinden korkmamaktır. evladım atlet giy hasta olursun lafını duyamamaktır. en değerli varlığını uğurlamaktır.
devamını gör...
yazarların en sevdiği atasözü
keser döner sap döner gün gelir hesap döner.
devamını gör...
yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi
narsist cay bardagi
devamını gör...
yusuf burası rusya burada çok natasha var
öyle sanıyorum ki cska moskova basın sorumlusu olan hanımefendi, "yusufçuğum, moskovaya geliyorsun, moskovaya gelirken yanında kadın getirmek, almanya bira festivaline giderken yanına bir kasa efes almakla aynıdır, hali hazırda sevgilin falan varsa peşin peşin ayrıl, burda natasha çok"
demek istemiş olabilir. hemen neden kötüye çekiyorlar anlamış değilim.*
demek istemiş olabilir. hemen neden kötüye çekiyorlar anlamış değilim.*
devamını gör...
sevgi yetmiyor
bir abdürrahim karakoç şiiri. unutursun mihribanım şaheserinde yaptığı yetmiyor gibi sevginin ne kadar emek istediğini yüzümüze yüzümüze çarpar. bestelenmiş hali de ayrı bir hüzün katar esere. mutlu aşk yoktur'u hatırlatır, kabullendirir.
"aşk” diyoruz, hani nedir?
boyu nedir, eni nedir?
denenmiş kaç bin senedir
sevgi yetmiyor, yetmiyor.
"aşk” diyoruz, hani nedir?
boyu nedir, eni nedir?
denenmiş kaç bin senedir
sevgi yetmiyor, yetmiyor.
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
güçsüzüm.elimden geleni yapamıyorum hiç.hep eksik hep eksik.
devamını gör...
güzel bir kadını çirkin gösteren detaylar
başka bir kadın hakkında çirkince konuşması.
devamını gör...


