o günü asla unutmam. televizyonun sesi evi ele geçirmiş gibiydi. annemi ve babamı o güne kadar hiç öyle görmemiştim. sanki başka bir boyuttaydılar.

alışık olmadığım kadar ilgisizler bana. etraflarında dolaşıyorum ama sanki beni görmüyorlar bile. televizyonda sürekli görüntüler dönüyor. işin aslında çok fazla bir şey anlamıyorum. sadece birinin öldüğünün farkındaydım.

babamın ve annemin durumunu düşününce, her halde bir yakınımız öldü diyorum içimden. babam anneme bir şeyler söylüyor. fısıldar gibi. gürdür aslında babamın sesi. alışık değilim o kadar boğuk çıkmasına.

''kıydılar sonunda adama'' diyor.

annem sessizce başını sallıyor.

kendimi göstermem lazım. annemin yanına sokuluyorum. nazikçe kavrıyor beni, sarılıyor. ama alışık olduğum sevgi sözlerini duyamıyorum. ikisi de televizyona kilitlenmiş durumdalar. ne yapsam ilgilerini çekemiyorum.

bir ara babamın sesi yeniden gürleşiyor. ''görüyor musun süpürüyorlar! '' neyi süpürüyorlar, niye süpürüyorlar bilmiyorum. sormaya da çekiniyorum. sonra öğreniyoruz tabi neyin süpürüldüğünü...

babamın gözleri dolmuş, yaşlar hafifçe yanaklarına doğru süzülüyor. babalar öyle çok ağlamaz. ağlasalar da pek görmezsiniz. onların gözüne sadece çöp batar.

aniden fırlıyor yerinden, balkona doğru gidiyor. sigara yakıyor. fırsat bu fırsat diyorum.

anneme soruyorum; '' tanıdığımız biri mi öldü anne ?'' ''evet oğlum, diyor.'' ses tonu devamını getirme der gibi. mesajı alıyorum. bende onlar gibi sessizleşiyorum.

ertesi gün oluyor. uyandığımda babam evde yok. benim uyanmamdan biraz sonra eve geliyor. elinde bir gazete var. mutfağa giriyor. yüzü yine asık. yüzünün asık olmasına da pek alışkın değilim. gazeteyi masaya koyuyor. gazetenin üzerinde kocaman puntolarla ''susturamayacaklar'' yazılmış. altında ton ton yanaklı bir amcanın resmi var. ölen akrabamız bu herhalde diyorum.

sonrasında yine annemle babamın konuşmaları. pek çoğu hayal meyal kafamın içerisinde. ''saat kaçta?'' ''ne zaman gideceğiz?'' gibi konuşmalar...

aradan yanılmıyorsam bir iki gün geçiyor. çok net hatırlamıyorum o kısımları. güzelce giyinip çıkıyoruz evden. cenazeye gittiğimizi biliyorum. annem en güzel kıyafetlerimi, çıkarmış hazırlamış.

sonra hayatımda gördüğüm en büyük insan kalabalığının içerisinde buluyorum kendimi. mahşeri bir kalabalık var. annemin elini sıkı sıkı tutuyorum. korkuyorum bir nebze. bir sürü insanın elinde, babamın bir kaç gün önce eve getirdiği gazete var. havaya kaldırmışlar. o görüntüyü de hiç unutmam. asıl unutmadığımsa babamın o gür sesinin onca insan arasından sıyrılıp, yükselmesi. yumruğunu büyük bir hınçla sıkıp, sürekli havaya kaldırması. öfkeli sanki babam. daha önce onu bu kadar öfkeli de görmemiştim...

neyse çok uzatmayacağım, ben uğur mumcu ile babamın bir kaç damla gözyaşı ve haykırışları, annemin o derin suskunluğu ile tanıştım. akrabamız değildi, yakınımız değildi ama ölümü/öldürülüşü evimizde böyle bir etki doğurmuştu. türkiye'nin aydınlık yarınlarına inanan pek çok insanın evinde de, haberin bu şekilde karşılandığını düşünüyorum.

bu hazin tanışma sonrası, ilerleyen süreçte, uğur mumcu'nun tüm köşe yazılarını, kitaplarını okudum. babamın ve annemin verdiği tepkileri yerli yerine oturtmak ondan sonra kolay oldu. yıllar sonra babam da, ceketini alıp gitti bu haksızlıklarla dolu dünyadan. o gazete halen bende. ikisinin de yadigarıdır.

uğurlar olsun... devirleri daim olsun...
devamını gör...

en yakın arkadaşlarımdan biri, suphi bey.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ölümünden bir yıl önce, tam da aynı tarihte dizide kaza geçirmiş olması çok trajik. sanki provasını çekmiş gibi...

yalancı yarim. bir ralli pilotunu canlandıracaktı. çekimlere başlandığında tarih doğum günü olan 29 haziran 2006'yı gösteriyordu ve ilk bölümde yarış esnasında takla atıp kaza geçirecek ama sağ salim çıkmayı başaracaktı. tam bir yıl sonraki doğum gününde, yani 29 haziran 2007'de yine bir kaza geçirdi. yer bu kez bodrum torba kavşağıydı. ancak bu kez ne yönetmen vardı, ne kamera ne de ışık!..

haberin devamı
devamını gör...

trabzon ili, sürmene ilçesinden olanlar için kullanılan ironi dolu tabir.
devamını gör...

tam olarak beni anlatan başlık*.zaten sözlüğün ilk zamanlarından beri burdayım ama sınav için kısa bi ara vermek zorunda kalmıştım*. herkesin de bildiği gibi çok zor bi sınavdı ama sınav geçti ve sonunda özgürüz*.belki mezuna kalacağız,bi süre daha bu çileyi çekeceğiz; belki de hayalimize, gerçekten güzel bi üniversiteye kavuşacağız ama iki ihtimalde de önümüzde 1-2 ay gibi bi süre için mola verme şansımız var.yks’ye giren her öğrenci için çok zor bi yıldı o yüzden de dinlenmeyi hak ettik bence. 1-2 ay kendinize izin verin,önünüzde sizi bekleyen olasıklara karşı daha güçlü durabilmek için yapın bunu en azından.ben bu dinlenmeyi hak ettiğimizi düşünüyorum ya*.
devamını gör...

ulan ya ülke ülke değil şerlok dizisi filan. müge anlıyı filan devreye sokmalıyız artık.
devamını gör...

taurus ya da boğa takımyıldızı içinde bulunan, gökyüzünün görünür ışık bölgesindeki en parlak 14. yıldızı olan dev yıldız. boğa'nın gözü olarak biliniyor.

aldebaran, anakol yıldızı evresinden çıkmış bir kırmızı dev. yani artık bu yıldızın çekirdeğinde, enerji üretmek için kullanabileceği hidrojen yok. bu nedenle yıldızın hidrostatik dengesi bozulmuş ve yarıçapı genişlemiş durumda. dev bir yıldız olduğundan, yüzeyindeki çekim ivmesi, güneş yüzeyindekinden 700 kat kadar düşük. kırmızı bir dev olduğu için de gökyüzünde turuncumsu bir renkle parlıyor.

gökteki yerini avcı takımyıldızı sayesinde kolayca bulabilirsiniz:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

dünyadan uzaklığı yaklaşık 65 ışık yılı olan yıldızın kütlesi, 1 güneş kütlesinden biraz daha fazla. ancak yarıçapı güneş'in yarı çapının yaklaşık 44 katı kadar genişlemiş durumda. yüzey sıcaklığı, güneş'in yüzey sıcaklığından çok daha düşük ancak yaydığı ışınım (yani parlaklığı) güneş'in yaydığı ışınımdan birkaç yüz kat daha yüksek.

kendi ekseni etrafındaki dönüşünü 520 dünya gününde tamamlıyor. bu tür yıldızlar, 1 yıl içerisinde, yıldız rüzgârları nedeniyle yüksek miktarda kütlelerini uzaya savururlar. yani sürekli kütle kaybederler. aldebaran da bundan nasibini alıyor elbette. ayrıca kendisi değişen yıldızlar grubundan bir yıldız. yani parlaklığı periyodik olarak artıp azalıyor.

yıldızın etrafında aldebaran b isimli bir gezegen bulunuyor. gezegenin kütlesi yaklaşık 6 tane jüpiter kütlesi kadar.

***

yıldızın ismi arapçadan gelme. "al dabarān" yani takipçi anlamına geliyor. aslında "nā᾽ir al dabarān" ifadesinden türetilmiş bir isim bu. bu ifade ise "takipçinin parlak olanı" gibi bir anlama sahip. uluslararası astronomi birliği tarafından onaylanmış resmî ismi bu, ancak farklı toplumlara göre farklı anlamlara gelen değişik isimlerle de anılıyor.
devamını gör...

asla ama asla dini inançlarını söylemezler. mesleğe başlamadan önce inancını söylememe yemini filan ediyorlar galiba.
devamını gör...

kalpte bulunabilecek defektlerden dördünün bir araya gelmesine verilen özel isimdir. bu defektler:
-pulmoner stenoz
-sağ ventrikül hipertrofisi
-ventriküler septal defekt
-aortanın sağa pozisyonu
hatta bazı çocuklarda beşinci defekt bile olabilir.
devamını gör...

yüze sürülen rezalet boyalardan arınmış, sadece hafif renklendirilmiş yüz ve bir yere gitmek için hazırlanmışlığın yapaylığı olmadan, üstünde başındaki o ev hali dağınıklığı.

tam karpuz kabuğundan gemiler yapmak filminden çıktım, öyle hisliyim, o filmdeki nihalden bahsediyorum, aratın, anlayacaksınız. ben bu işi özledim abi, ben kadınlarda bu hali özledim. köylülüğü özledim, bugüne kadar hiçbir kadınla sosyal medyadan tanışmadım, uzun zamandır da kullanmıyorum zaten ama fotoğraf beğenmekle bu iş olmuyor yav. lanet olsun, mahalle arasında görmek vardı, ne bileyim anneler tanışıyor olmalıydı, belki alt sokakta oturmalıydı, onu görmek için yalandan o sokaktan geçerken görmeliydik onu, terliklerini sürüye sürüye yürüdüğü o boktan ev haliyle.

romantikliği hiç sevmedim ben. ciddi bir adam olup çıktım. uzun zaman sonra, bu dönemlerde ilk defa sevmenin güzelliğini fark ettim yeniden. günümüz ilişkilerinden, bakış açısından tiksiniyorum amına koyim. o eski heyecanı özlüyorum. telefonların tuşlu olduğu dönemdeki, sevdiğimiz kadının sokağından belki karşılaşırız diye geçişimizi özlüyorum.

bu bir iç dökme entrysi, daha uzun, detaylısını da yazacağım başka bir başlıkta da bu başlığı görünce, o şalvarlı köylü kızının yüzündeki güzellikte buldum bazı anıları, özlemleri. sevmeden geçen yıllarıma üzüldüm, çok üzüldüm bu akşam. bir nihal daha sevebilirdim be, yazık olmuş.
devamını gör...

aslında her ne kadar öteki kültüre ait bir motif olsa da, öz be öz anadolulu bir dağdır olimpos. misal uludağ. eski kaynaklarda ismi olympos diye geçer.

bir de; antik yunanlar büyük olan her dağa olympos derler arkadaşlar. öyle de bir şey var. insanın en primitif dürtüsüne işaret aslında. kendinden büyük olan herhangi bir cisim nesne ya da kavrama yücelik ve kutsallık atfetmek...
devamını gör...

birine kıyamamak onu herseyden korumak istemek ve en çokta mutlu etmek istemek... birini çok sevmek birinin geri kalan herkesten özel olmasıdır.
devamını gör...

şu minvalde geçecek programdır. fena sürprizler bekliyor bizi *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

odada aşk acısı çekerken oturma odasından gelen hadi lan yemek yiyoz sesi kadar rahatsız edici bir sestir.

not: başlık sahibini yine kendi başlığıyla başbaşa bırakıyorum.
devamını gör...

ailemin bir zeytin üreticisi olduğunu göz önünde bulundurarak söylemeliyim ki; ayçiçek yağı kullanmayın, kullandırtmayın.
ayrıca her zeytinyağ diye satılan sıvıyı da satın almayın.
bir ayçiçek yağı fabrikasının sahibi bizim aile dostumuz(reklam olmasın diye isim vermemek) diyor ki; en büyük müşterilerimiz, zeytinyağ fabrikaları
devamını gör...

ingilizce underfitting olarak geçer. makine öğrenmesi sırasında elde edilen modelin train için kullandığımız veriyi tam tanıyamaması durumudur. test verisinde vetahmin için verilen verilerde büyük hatalar ile tahminler yapmaktadır. bunun birinci sebebi yetersiz miktardaki bağımsız değişken olabilir. genelde bu sonuca ulaşılan modeller basit model olarak adlandırılabilir çünkü model, girdiler ile çıktılar arasındaki temel ilişkiyi öğrenemez.
devamını gör...



bitirimler sınıfı filminde perihan savaş'ın sezerciğe sözde ceza verme amaçlı taze fasulyesini şapır şupur yediği sahnedir.
devamını gör...

2250 bit artık.
devamını gör...

küçük bir kızken lafarasında okunacak listemde olduğunu söylediğim, haftasında dünyanın en güzel notu ile hediye edilen, o zamandan beri de başucu kitabım olan eser. bu kadar güzel bir şeyi nasıl tanımlarım bilmiyorum, tek söyleyebileceğim; bu, o kızın öyküsü değil.

dünya üzerinde yazılmış en güzel notu da buraya bırakıyorum. belki birileri başka birilerini kitaptan çok sevindirmek ister.

"hayat, evren ve her şey" hakkında tüm bilip bilmediklerimizi "çoğunlukla zararsız" bir şekilde konuşup "kuşkucu somon"a danışacağımız bir "evrenin sonundaki restoran" akşam yemeğinden, garsona "elveda ve bütün o balıklar için teşekkürler" diyerek ayrılıp otostopa devam etmek dileğiyle.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim