kalp ritmini hızlandıran şeyler
kesinlikle ilk sırada deprem gelir benim için.
bir de astrofizik hocamız rastgele kişi seçerek soru sorardı. beni seçecek, bilemezsem hayal kırıklığı yaratacağım diye gümbürderdim oturduğum yerde kimseye hissettirmeden.
bir de astrofizik hocamız rastgele kişi seçerek soru sorardı. beni seçecek, bilemezsem hayal kırıklığı yaratacağım diye gümbürderdim oturduğum yerde kimseye hissettirmeden.
devamını gör...
sevgiliyi rehbere kaydetme önerileri
adı soyadı ile kaydederim yine yukardakiler gibi kaydetmem.
devamını gör...
aralarında oylaşan yazarlar
"aralarında oynaşan yazarlar." diye okuduğum başlık.
devamını gör...
türkçenin yetersiz bir dil olması
buna yetersiz demiyoruz yalnız, lugatımdaki kelimeler internet ağzı ile kısıtlı diyoruz. çünkü türkçe kadar geniş anlatıma sahip başka bir dil olduğunu düşünmüyorum. bir kelimeyle bir kaç farklı duyguyu anlatabiliyoruz.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
eminim sen de üzülmüşsündür ama benim saçlarım ağardı.
devamını gör...
düşünceni değiştir
58 saniyelik nahif, tatlı, hoş bir nil karaibrahimgil şarkısı. sözleri ve müziği de çok güzeldir. dinledikçe dinleyesim geliyor.*
nil karaibrahimgil'in 2019 yılında yayımladığı nil'den iyi gelen sesler albümünün de ilk şarkısıdır.
bazen dışarıda yaz, sana sonbahar.
herkese geniş hayat, niye sana dar?
kalk oradan, otur başka bir tarafa.
bir de oradan bak olanlara.
düşündüğünü değiştiren, yaşadığını değiştirir.
düşündüğünü değiştiren, yaşadığını değiştirir.
sen de...*
not: tam bir bilişsel davranışçı terapi şarkısı.*
nil karaibrahimgil'in 2019 yılında yayımladığı nil'den iyi gelen sesler albümünün de ilk şarkısıdır.
bazen dışarıda yaz, sana sonbahar.
herkese geniş hayat, niye sana dar?
kalk oradan, otur başka bir tarafa.
bir de oradan bak olanlara.
düşündüğünü değiştiren, yaşadığını değiştirir.
düşündüğünü değiştiren, yaşadığını değiştirir.
sen de...*
not: tam bir bilişsel davranışçı terapi şarkısı.*
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arı (yazar)
sevgili bal yerine reçel yapan arı’yı öve öve bitiremem. zaten kaliteli tanımları sürekli portakal’da ve tanımayan yok ama bir üstteki yazar arkadaş “ beni favori yağmuruna tuttu. favori konusunda bonkör” diyince bir içerlemedim değil. hayır herkesi yağmura tutarken neden bana sadece 3 beğeni atıyorsun, sorarım sana reçel yapan çalışkan arım he? ayrıca sana bu ayrıcalığı kim verdi? kaç beğeni yapabiliyorsun bizden fazla? yüksek mertebede tanıdıkların var da favoride sana kıyak yapıyor, bize söylemiyorsan çok kırılırım bak, demedi deme(swh)
devamını gör...
terziler geldiler
bir turgut uyar şaheseri olan şiir. aşağıda şiire dair ufak bir açıklama ve ismet özel sesinden bir linki de mevcut.
terziler geldiler
terziler geldiler. kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle
daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere
bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle.
kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. sonra
sonsuz çalgısı sevinçsizliğin.
çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de
duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle...
yorgun ve solgundular, kumaşları buldular, kenti doldurdular
o çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler
ölülerini gömmüşlerdi, kalabalıktılar, tozlarını silkmediler
bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi,
'tanrıtanır kadınlar ve cumhuriyetçiler
piyangocular, çiçek satın alanlar,
balıkçılar ağlarını, paraketelerini, ırıplarını, oltalarını
zokalarını, çevirmelerini ve kepçelerini topladılar.
sigaralarını yere atıp söndürdüler sigara içenler.'
bir şey vardı ısınmaz kalın kumaşların altında, kesip biçtiler
patron çıkardılar, karşılaştırdılar,
katlanılmaz bir uykunun sonunu kesip biçtiler
şarkılara başladılar ölmüş bir at için
makaslarını bırakmadılar
bekleniyorlardı.
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
ne güzeldi senin çılgınlığın, ne ulaşılırdı!
sen açardın,
otuzüçbin at türünün tek kaynağıydın sen!
tüylerin karaparlaktı. koşumların,
-kokulu yağlarla ovulup parlatılan-
nasıl yakışırdı sağrılarına ve göke.
göke bir ululuk katardı sonsuz biçimin, at!
toynaklarını liflerle ovardık
senin karaya boyanırdı koşuşun
uyandırırdı bütün karaları ve denizleri.
çılgın kişnemeni duyardık sonsuzun yanıbaşından
ne güzel gözlerin vardı kara at!
binlerce kişi,
-çocuklar, kadınlar, erkekler görkemli yahut
darmadağın giysileriyle herkes
körler ve cüzzamlılar,
bütün kutsal kitaplar kalabalığı,
ermişler, kargışlılar ve günahlılar
gebe kadınlar, vâz edenler
ve dondurmacılar ve at cambazları ve
tecimenler ve kıralcılar ve gemicilerle
tanrıtanımazlar ve tefeciler ve
yalvaçlar...-
ormanlardan ve kıyılardan ve kıraç yerlerden gelmiş
senin mutlu ovanı doldurup
haykırırlardı.
büyük sesler içinde sen, geçerdin...'
terziler geldiler. bu güneşler odaların dışındaydı artık.
herkes titrek ve sabırsız, titrek ve sabırsız evlerinde
gazeteler yazmadı, dükkânlar dönemindeydik
yüzlerce odalarda yüzlerce terziler, pencerelerini kapadılar
parmakları uzun, kurusolgun yüzleri sararmış, eskimiş durmaktan
yitik saat köstekleri, titrek ve sabırsız yorgun bacakları
her şeylerine yön veren durmuşluğa olur dediler
beğenip gülümsediler.
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
senin eyerin ne güzeldi.
dişi keçi derisinden, ofir altınıyla süslü
nasıl yaraşırdı belinin soylu çukurluğuna
seninle öteleri ansırdık.
öteler, baklanın ve pancarın duyarlığı
kedinin varlığı erişilmez kişilik
güneşli bir damda
içimizden gemiler kaldırırdın,
suyunu büyük şölenlerle tazelerdik
bayramımızdın. kuburlukların
bütün kişniş ve badem doluydu.
simdi dar dünya
ölümün büyük hızı kesildi.'
terziler geldiler. ateş ve kan getirmediler.
hüzünleri kan ve ateşti ama. uğultulu bir şey
ekspresler garlarda kaldı, ilâçlar çıldırdılar
kenti bir bastan bir basa dolaştım, tıs yok
bütün odalara dağıldılar. sürahiler tozlu, pabuçlar kurumuş
yerlerde kırpıntılar,
'oyulmuş yakalar, kolevlerinden arta kalanlar
vatka pamukları, verevine şeritler, kopçalar,
düğmeler, ilikler
iplik döküntüleri, kumaş parçaları,
karanlık akşamüstleri ve sabahlar,
dükkân tabelâları, kartvizitler...'
kasıklarına kadar çıkmış, en ufak bir ölüm bile yok.
tarafsız bir aşk çağlıyordu onların solgunluğunda
mutfaklarını kilitlediler, büyük atsı giysiler kestiler,
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
koşuşun büyütürdü dünyayı senin!
sen nasıl da koşardın.
biz güneyde yatardık, sen koşardın
hangi at güzelse ondan da güzeldin
kuyruğun parlak savruluşuyla bölerdi
bir karaya göğü
ve yüceltirdi, ince bezekli kuskununu.
gemin güzel sesler çıkarırdı güzel
ağzında,
herkesi sevinçle haykırtan.
başın yaraşırdı düşüncemize ve
gözlerine saygıyla bakardık...'
terziler geldiler. durgunluktu o dökük saçık giyindikleri
yarım kalmışlardı. tamamlanmadılar. toplu odalarını sevdiler.
ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar.
kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular
kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler,
iğnelerine iplik geçirip beklediler;
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
en güzeli oydu iste, yüzünün
savaşla ilişkisi.
boydanboya bir karşıkoyma, denge
ve istekli bir azalma. onu bilirdik.
o ağaç senin kanınla beslenirdi,
hepimizi besleyen.
bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız
senin karşında,
alışverişin, alfabenin, iplik döküntülerinin ve
her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği...'
alegorik bir anlatıma sahip olan bu şiirin ne anlattığını anlamaya çalışmazsak eğer birçok şeyi kaçırmış oluruz. denilir ki bu şiirde turgut uyar türk devrimini eleştirmiştir. yani 27 mayıs 1960 darbesi kastedilerek. kimisi de cumhuriyetin ilk yıllarındaki devrimlerin inkılapların mevzubahis olduğunu iddia eder. dönemin özelliklerine bakınca 27 mayısçılar için yazılmış olması daha muhtemel. bu şiirde zannediyorum ki terziler 27 mayısçılar ve at ise ülkemizdir. farklı semboller de kullanılmış olabilir, bilenler bizi de bilgilendirirse seviniriz.
terziler geldiler
terziler geldiler. kırılmış büyük şeylere benzeyen şeylerle
daha çok koyu renklere ve daha çok ilişkilere
bir kenti korkutan ve utandıran şeylerle.
kumaşlar bulundu ve uyuyan kediler okşandı. sonra
sonsuz çalgısı sevinçsizliğin.
çay içmeye gidenler vardı akşamüstü, parklara gidenler de
duruma uymak kısaltıyordu günlerini artamayan eksilmeyen bir hüzünle...
yorgun ve solgundular, kumaşları buldular, kenti doldurdular
o çelenk onbin yıllıktı, taşıyıp getirdiler
ölülerini gömmüşlerdi, kalabalıktılar, tozlarını silkmediler
bütün caddeler boşaldı, herkes yol verdi,
'tanrıtanır kadınlar ve cumhuriyetçiler
piyangocular, çiçek satın alanlar,
balıkçılar ağlarını, paraketelerini, ırıplarını, oltalarını
zokalarını, çevirmelerini ve kepçelerini topladılar.
sigaralarını yere atıp söndürdüler sigara içenler.'
bir şey vardı ısınmaz kalın kumaşların altında, kesip biçtiler
patron çıkardılar, karşılaştırdılar,
katlanılmaz bir uykunun sonunu kesip biçtiler
şarkılara başladılar ölmüş bir at için
makaslarını bırakmadılar
bekleniyorlardı.
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
ne güzeldi senin çılgınlığın, ne ulaşılırdı!
sen açardın,
otuzüçbin at türünün tek kaynağıydın sen!
tüylerin karaparlaktı. koşumların,
-kokulu yağlarla ovulup parlatılan-
nasıl yakışırdı sağrılarına ve göke.
göke bir ululuk katardı sonsuz biçimin, at!
toynaklarını liflerle ovardık
senin karaya boyanırdı koşuşun
uyandırırdı bütün karaları ve denizleri.
çılgın kişnemeni duyardık sonsuzun yanıbaşından
ne güzel gözlerin vardı kara at!
binlerce kişi,
-çocuklar, kadınlar, erkekler görkemli yahut
darmadağın giysileriyle herkes
körler ve cüzzamlılar,
bütün kutsal kitaplar kalabalığı,
ermişler, kargışlılar ve günahlılar
gebe kadınlar, vâz edenler
ve dondurmacılar ve at cambazları ve
tecimenler ve kıralcılar ve gemicilerle
tanrıtanımazlar ve tefeciler ve
yalvaçlar...-
ormanlardan ve kıyılardan ve kıraç yerlerden gelmiş
senin mutlu ovanı doldurup
haykırırlardı.
büyük sesler içinde sen, geçerdin...'
terziler geldiler. bu güneşler odaların dışındaydı artık.
herkes titrek ve sabırsız, titrek ve sabırsız evlerinde
gazeteler yazmadı, dükkânlar dönemindeydik
yüzlerce odalarda yüzlerce terziler, pencerelerini kapadılar
parmakları uzun, kurusolgun yüzleri sararmış, eskimiş durmaktan
yitik saat köstekleri, titrek ve sabırsız yorgun bacakları
her şeylerine yön veren durmuşluğa olur dediler
beğenip gülümsediler.
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
senin eyerin ne güzeldi.
dişi keçi derisinden, ofir altınıyla süslü
nasıl yaraşırdı belinin soylu çukurluğuna
seninle öteleri ansırdık.
öteler, baklanın ve pancarın duyarlığı
kedinin varlığı erişilmez kişilik
güneşli bir damda
içimizden gemiler kaldırırdın,
suyunu büyük şölenlerle tazelerdik
bayramımızdın. kuburlukların
bütün kişniş ve badem doluydu.
simdi dar dünya
ölümün büyük hızı kesildi.'
terziler geldiler. ateş ve kan getirmediler.
hüzünleri kan ve ateşti ama. uğultulu bir şey
ekspresler garlarda kaldı, ilâçlar çıldırdılar
kenti bir bastan bir basa dolaştım, tıs yok
bütün odalara dağıldılar. sürahiler tozlu, pabuçlar kurumuş
yerlerde kırpıntılar,
'oyulmuş yakalar, kolevlerinden arta kalanlar
vatka pamukları, verevine şeritler, kopçalar,
düğmeler, ilikler
iplik döküntüleri, kumaş parçaları,
karanlık akşamüstleri ve sabahlar,
dükkân tabelâları, kartvizitler...'
kasıklarına kadar çıkmış, en ufak bir ölüm bile yok.
tarafsız bir aşk çağlıyordu onların solgunluğunda
mutfaklarını kilitlediler, büyük atsı giysiler kestiler,
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
koşuşun büyütürdü dünyayı senin!
sen nasıl da koşardın.
biz güneyde yatardık, sen koşardın
hangi at güzelse ondan da güzeldin
kuyruğun parlak savruluşuyla bölerdi
bir karaya göğü
ve yüceltirdi, ince bezekli kuskununu.
gemin güzel sesler çıkarırdı güzel
ağzında,
herkesi sevinçle haykırtan.
başın yaraşırdı düşüncemize ve
gözlerine saygıyla bakardık...'
terziler geldiler. durgunluktu o dökük saçık giyindikleri
yarım kalmışlardı. tamamlanmadılar. toplu odalarını sevdiler.
ölümü hüzünle geçmişlerdi, ateşe tapardılar.
kent eşiklerindeydi, ağlayışını duydular
kestiler, biçtiler, dikmediler ve gitmediler,
iğnelerine iplik geçirip beklediler;
'ey artık ölmüş olan at! -dediler-
en güzeli oydu iste, yüzünün
savaşla ilişkisi.
boydanboya bir karşıkoyma, denge
ve istekli bir azalma. onu bilirdik.
o ağaç senin kanınla beslenirdi,
hepimizi besleyen.
bir ülkeyi yeniden yaratırdı şaşkınlığımız
senin karşında,
alışverişin, alfabenin, iplik döküntülerinin ve
her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği...'
alegorik bir anlatıma sahip olan bu şiirin ne anlattığını anlamaya çalışmazsak eğer birçok şeyi kaçırmış oluruz. denilir ki bu şiirde turgut uyar türk devrimini eleştirmiştir. yani 27 mayıs 1960 darbesi kastedilerek. kimisi de cumhuriyetin ilk yıllarındaki devrimlerin inkılapların mevzubahis olduğunu iddia eder. dönemin özelliklerine bakınca 27 mayısçılar için yazılmış olması daha muhtemel. bu şiirde zannediyorum ki terziler 27 mayısçılar ve at ise ülkemizdir. farklı semboller de kullanılmış olabilir, bilenler bizi de bilgilendirirse seviniriz.
devamını gör...
normal sözlük trolleri
üst edit: bu tanımda meja hakkında yazdığım kısım hatalı değerlendirmeler içermektedir. #760148
üst edit 2: aşağıda üstü kapalı eleştirdiğim bir yazar var, o eleştiri de biraz sert oldu ama sebepsiz yere yazmadım açıkçası...
biz eğleniyoruz yaa!
yaa ben sizin eğlencenizi yerim yaa! pek bi tatlışsınız!
bunlar olmasa biz neye güleceğiz?
espriler şakalar, zeka fışkırmaları falan.
yani sözlükte zaten küfür edilmiyor bu yazarlar sağ olsunlar sözlükteki o ciddiyeti alıp götürüyorlar. şöyle rahat bir nefes alıyoruz!
ne o öyle koca koca duyar kasmalar falan!
biz ciddi yazarlar; içimizde tuttuğumuz, bilinçaltımızdaki o düşünceleri dile getiremiyoruz. çünkü utanıyoruz!
ama onlar öyle mi aşmış kişilikler olarak bizim söyleyemediğimiz bir çok şeyi dile getirebiliyorlar. onlar gerçek anlamda özgürler!
bir çeşit amme hizmeti görüyorlar. nasıl böyle oldular acaba? bize de öğretseler keşke.
luciciğim bize bi kurs mu ayarlasan?
ilk ben katılırım.
ama belki de şöyle söylerler: troll olunmaz troll doğulur troll olmayan o....u çocuğudur!
dur ya yanlış oldu tribünde değilim di mi? hatlar karıştı. işte bunlar hep bilinçaltı! entellik işe yaramıyor işte!
hahahahahahhaahaaha! hiç güleceğim yoktu yaaa!
bu arkadaşlar troll kisvesi altında matah bir şey yaptıklarını zannediyorlar. evet evet zannediyorlar! koca bir zan!
oğlum alemin zekisi siz misiniz lan!
gören de ortalığı gülmekten kırıp geçiriyorsunuz sanır!
kimse de çıkıp demiyor ki aga bu ne!!!
tamam komik değiliz de neyin komik neyin bayağı olduğunu tayin edecek zekamız var çok şükür!!!
kim verdi size bu gazı!!!
meja, kusura bakma da himayene aldığın yazar şakanın dozunu ayarlayamayan biri! farkındasındır umarım. yazdığı tanımların bazısı nitelikli, güldürüyor. ekserisi sıradan.
canım senin durumun da böyle artık dikkate mi alırsın görmezden mi gelirsin orası senin bileceğin şey! ama şunu unutma verdikleri gaz seni uçurur!
gelelim daha önemli bir konuya sizin yüzünüzden bazı kaliteli yazarlar( içlerinde kadın yazarlar da var) sözlükten soğumuş durumdalar!
sizin gibi incir çekirdeğinin hacmini dolduramayacak yazarlar yaptıklarını komik bulabilir ama insan şu soruyu kendine sorar: acaba bir yanlışımız mı oldu ki yazarlar bizden sebep sözlüğü bırakıyor!!!
ama siz bu soruyu sorabilecek seviyede değilsiniz!
o yazarlar gittiler ya, hah tez zamanda klavyeniz kırılır inşallah!
moderasyon,
aklı başında yazarlarımız var biliyorsunuz değil mi? bu kadar yazar boş konuşuyor olamaz değil mi? iyi niyetinizin farkındayım ama durum iyi değil. kaliteli yazarlar sözlüğü terk ediyorlar. bunu görüp de bi şey olmaz demiyorsunuzdur herhalde
t: kabak tadı vermiş yazarlardır.
üst edit 2: aşağıda üstü kapalı eleştirdiğim bir yazar var, o eleştiri de biraz sert oldu ama sebepsiz yere yazmadım açıkçası...
biz eğleniyoruz yaa!
yaa ben sizin eğlencenizi yerim yaa! pek bi tatlışsınız!
bunlar olmasa biz neye güleceğiz?
espriler şakalar, zeka fışkırmaları falan.
yani sözlükte zaten küfür edilmiyor bu yazarlar sağ olsunlar sözlükteki o ciddiyeti alıp götürüyorlar. şöyle rahat bir nefes alıyoruz!
ne o öyle koca koca duyar kasmalar falan!
biz ciddi yazarlar; içimizde tuttuğumuz, bilinçaltımızdaki o düşünceleri dile getiremiyoruz. çünkü utanıyoruz!
ama onlar öyle mi aşmış kişilikler olarak bizim söyleyemediğimiz bir çok şeyi dile getirebiliyorlar. onlar gerçek anlamda özgürler!
bir çeşit amme hizmeti görüyorlar. nasıl böyle oldular acaba? bize de öğretseler keşke.
luciciğim bize bi kurs mu ayarlasan?
ilk ben katılırım.
ama belki de şöyle söylerler: troll olunmaz troll doğulur troll olmayan o....u çocuğudur!
dur ya yanlış oldu tribünde değilim di mi? hatlar karıştı. işte bunlar hep bilinçaltı! entellik işe yaramıyor işte!
hahahahahahhaahaaha! hiç güleceğim yoktu yaaa!
bu arkadaşlar troll kisvesi altında matah bir şey yaptıklarını zannediyorlar. evet evet zannediyorlar! koca bir zan!
oğlum alemin zekisi siz misiniz lan!
gören de ortalığı gülmekten kırıp geçiriyorsunuz sanır!
kimse de çıkıp demiyor ki aga bu ne!!!
tamam komik değiliz de neyin komik neyin bayağı olduğunu tayin edecek zekamız var çok şükür!!!
kim verdi size bu gazı!!!
meja, kusura bakma da himayene aldığın yazar şakanın dozunu ayarlayamayan biri! farkındasındır umarım. yazdığı tanımların bazısı nitelikli, güldürüyor. ekserisi sıradan.
canım senin durumun da böyle artık dikkate mi alırsın görmezden mi gelirsin orası senin bileceğin şey! ama şunu unutma verdikleri gaz seni uçurur!
gelelim daha önemli bir konuya sizin yüzünüzden bazı kaliteli yazarlar( içlerinde kadın yazarlar da var) sözlükten soğumuş durumdalar!
sizin gibi incir çekirdeğinin hacmini dolduramayacak yazarlar yaptıklarını komik bulabilir ama insan şu soruyu kendine sorar: acaba bir yanlışımız mı oldu ki yazarlar bizden sebep sözlüğü bırakıyor!!!
ama siz bu soruyu sorabilecek seviyede değilsiniz!
o yazarlar gittiler ya, hah tez zamanda klavyeniz kırılır inşallah!
moderasyon,
aklı başında yazarlarımız var biliyorsunuz değil mi? bu kadar yazar boş konuşuyor olamaz değil mi? iyi niyetinizin farkındayım ama durum iyi değil. kaliteli yazarlar sözlüğü terk ediyorlar. bunu görüp de bi şey olmaz demiyorsunuzdur herhalde
t: kabak tadı vermiş yazarlardır.
devamını gör...
yeni kelime öğreniyorum
yüzlemek: kusurunu ya da suçunu yüzüne karşı söyleyerek birini utandırmak, yüzüne vurmak.
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
"gregor samsa bir sabah yatağında sıkıntılı rüyalarından uyandığında, kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu."
dönüşüm, franz kafka
dönüşüm, franz kafka
devamını gör...
naziler ve atatürk
safsata ve yalandan ibaret bir iddiadır. şükrü server aya, "book review and repudidation" başlıklı yazısında bu yalanları çürütmüştür.
issuu.com/lalemis/docs/book...
araştırmacı tarihçi yazar cengiz özakıncı da “atatürk dersleri” ve “türkiye’nin siyasi intiharı yeni osmanlı tuzağı” kitaplarında ve yazdığı diğer makalelerde bu yalana cevap vererek çürütmüştür.
hitler atatürk’ü değil, ünlü amerikalı antisemitist sanayici henry ford’u örnek almıştır. hitler’in kendisi, kavgam kitabında henry ford’un kendisinin ideolojik önderi olduğunu söylemiştir.
1922 yılında hitler’in almanya’da lüks eşyalarla döşenmiş lüks bir daireye sahip olduğu, duvara asılı büyük bir henry ford çerçevesi ile süslendiği, odalardan birinde henry ford’un “uluslararası yahudi” adlıvkitabının almanca’ya çevirisinin binlercesinin yığılı olduğu ve hitler’in militanlarının o kitapları satmakta oldukları, berliner tageblatt gazetesinin 1922’de yayınlanmış bir haberidir.
temmuz 1938’de hitler’in amerika’ya gönderdiği alman diplomatlar henry ford’a madalya takar.
“german diplomats award henry ford, center, with their nation's highest decoration for foreigners, the grand cross of the german eagle, in july 1938.”

“although ford later renounced his antisemitic writings, he remained an admirer of nazi germany and sought to keep america out of the coming war. ın july 1938, four months after the german annexation of austria, he accepted the highest medal that nazi germany could bestow on a foreigner, the grand cross of the german eagle. the following month, a senior executive for general motors, james mooney, received a similar medal for his "distinguished service to the reich."
www.washingtonpost.com/wp-s...
yale üniversitesi’nde akademisyen ve soykırım müzesi’nde danışmanlık yapan amerikalı yazar timothy sneider, “black earth- the holocaust as history and warning” adlı kitabında bu konuya değinir. hitler’in “kim hatırlıyor ki ermenileri?” dedi iddia edilir. halbuki hitler “kim hatırlıyor ki kızılderileri?” demiş, sözleri daha sonradan vahakn dadrian tarafından çarpıtılmıştır.
kendisi de holokostu yaşamış yahudi kökenli amerikalı yazar guenter lewy, “the armenian massacres in ottoman turkey- a disputed genoside” adlı kitabında bu çarpıtmaya değinir. lewy, ermeni yanlısı yazarların hitler ve kendi düşmanları arasında bir ilişki kurmaya çalıştığını, dadrian’ın doğrudan bir kanıt öne süremese de tezini hitler’in generallerine 22 ağustos 1939’da okuduğu nutukta almanya’nın ihtiyacı olan lebensraum (yaşam alanı) ve bunun için önüne çıkacak herkesi yok edeceklerine dair söylediklerine bağlamaya çalıştığını tahmin eder. alman tarihçi winfried baumgart da bu nutuğu incelemiş ve hitler ile ermeniler arasında böyle bir ilişki bulamamıştır.
hitler, atatürk’ü örnek almamıştır. kaldı ki, ikinci dünya savaşı’nda türkler soykırıma uğrayan yahudileri kurtarmaya çalışmıştır. atatürk’ün silah arkadaşlarından, devlet demiryollarının da kurucusu olan ve ıı. dünya savaşı’nda paris’te büyükelçilik yapmış diplomat behiç erkin, savaş sırasında binlerce yahudinin hayatını kurtarmıştır.
behiç erkin hakkında bir akademik çalışma prof. arnold reisman tarafından yapılmış ve bu çalışma "an ambassador and a mensch" isimli kitapta toplanmıştır. kudüs'te the hebrew university'den prof. yitzchak kerem ve tarih araştırmacısı/yazarı andrew mango kitabın arka kapağına yazdıkları yorumlarla bu akademik çalışmanın değerinin altını çizmişlerdir. soykırımdan kurtulan biri olan prof. reisman'ın, başta amerikan dış ilişkiler bakanlığı arşivleri olmak üzere, birçok resmi devlet arşivinden çıkardığı dokümanları gözler önüne sererek behiç erkin'in binlerce kişiyi kurtardığını akademik olarak ispatlamaktadır kitabında.
ayrıca prof. reisman'ın "shoah: turkey, the us and the uk" isimli kitabı ile prof. stanford shaw'un "turkey and the holocaust" isimli kitabında behiç erkin'in soykırıma uğrayan yahudilere nasıl yardım ettiğine ilişkin bilgi ve belgelerin bulunduğu başka bir akademik çalışması daha vardır.
tr.wikipedia.org/wiki/Behi%...
yönetmen burak arlıel, 2011 yılında yönettiği “turkish passport-türk pasaportu” isimli filminde bu olayları anlatmıştır.
tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%...
başka bir örnek de rodos’un türk büyükelçisi diplomat selahattin ülkümen’in çabalarıdır. türkler yahudileri savaş sırasında kurtarmaya çalışmıştır.
tr.wikipedia.org/wiki/Selah...
oysa, atatürk’ün nezdinde bizi, türkleri, mesnetsizce hitler’in ilham kaynağı olmakla itham eden ermeniler’in bazıları, ıı.dünya savaşı’nda nazilerin yanında yer almıştır.
guenter lewy:
“during the world war ıı, while the turkish government was giving asylum to many jews from hitler’s tyrany. anti-semitism engulfed the armenian circles in the nazi-occupied territories… armenian volunteers, under the wings of hiter’s germany, were used in rounding up jews and other ‘undesirables’ for the naci concentration camps… ıt is believed that eleven thousand armenians from the caucasus, motivated by hunger and anti-russian sentiments more than by anti-semitism, had joined the so-called ostlegionen (easter legions) of the german army by october 1944. they served in the front-line units, but, like other german troops, were also used for fighting partisans in the rear…” (age sf. 217)
amerikalı yazar james q. whitman “hitler’s american model” adlı kitabında
hitler’in almanya’da iktidara geldikten sonra çıkardığı ırk yasalarının, amerika’da çıkan ırk yasalarının birebir almanca tercümesi olduğunu, hitler’in ku klux klan’dan esinlendiğini kanıtlıyor.
bununla birlikte, 1920 şubat’ında yayınlanan nazi partisi programı hiçbir değişikliğe uğramadan tatbik edilmiştir. 1920 şubat’ında çıkan nazi partisi programında yahudilerin katledileceği, ırk ayrımcılığı, yahudilerin avrupa’dan nasıl kovulacağı, alman olmanın esasları yer alıyor. şubat 1920’de daha tbmm açılmamış!
antisemitist olması ile bilinen henry ford’dan ilham alan hitler’in atatürk’ü örnek aldığı yalandır. ermeni diasporasının attığı iftiralardan biridir.
kaynaklar:
book review and repuditation on dr.ihrig’s book ataturk in the nazi imagination” , şükrü server aya, ekim 2015.
issuu.com/lalemis/docs/book...
tarih üzerinden psikolojik savaş ve atatürk dersleri, cengiz özakıncı, otopsi yayınevi, 2018
türkiye’nin siyasi intiharı yeni osmanlı tuzağı, cengiz özakıncı, otopsi yayınevi, 2005
louis p. lochner ve nürember davasında “l-3” belge sahteciliği-cengiz özakıncı
www.academia.edu/36908597/L...
hitler’in konuşma ve yazılarında yahudiler, ermeniler, kızılderiler- cengiz özakıncı
www.academia.edu/36843675/H...
abd soykırım anıt müzesinde-cengiz özakıncı
www.academia.edu/36843816/A...
hitler’s money trail, who financed the nazis?
kmplusmedia.com/sites/defau...
ford and gm scrutinized for alleged nazi collaboration, by michael dobbs
washington post staff writer, monday, november 30, 1998; page a01
www.washingtonpost.com/wp-s...
black earth: the holocaust as history and warning-timothy sneider, tim duggan books, 2016.
www.amazon.com/Black-Earth-...
“the armenian massacres in ottoman turkey- a disputed genoside”, guenter lewy, utah series in turkish and ıslamic stud, november 2005
www.amazon.com/Armenian-Mas...
tr.wikipedia.org/wiki/Behi%...
hitler’s american model- james whitman, princeton university press, september 2018
www.amazon.com/Hitlers-Amer...
issuu.com/lalemis/docs/book...
araştırmacı tarihçi yazar cengiz özakıncı da “atatürk dersleri” ve “türkiye’nin siyasi intiharı yeni osmanlı tuzağı” kitaplarında ve yazdığı diğer makalelerde bu yalana cevap vererek çürütmüştür.
hitler atatürk’ü değil, ünlü amerikalı antisemitist sanayici henry ford’u örnek almıştır. hitler’in kendisi, kavgam kitabında henry ford’un kendisinin ideolojik önderi olduğunu söylemiştir.
1922 yılında hitler’in almanya’da lüks eşyalarla döşenmiş lüks bir daireye sahip olduğu, duvara asılı büyük bir henry ford çerçevesi ile süslendiği, odalardan birinde henry ford’un “uluslararası yahudi” adlıvkitabının almanca’ya çevirisinin binlercesinin yığılı olduğu ve hitler’in militanlarının o kitapları satmakta oldukları, berliner tageblatt gazetesinin 1922’de yayınlanmış bir haberidir.
temmuz 1938’de hitler’in amerika’ya gönderdiği alman diplomatlar henry ford’a madalya takar.
“german diplomats award henry ford, center, with their nation's highest decoration for foreigners, the grand cross of the german eagle, in july 1938.”

“although ford later renounced his antisemitic writings, he remained an admirer of nazi germany and sought to keep america out of the coming war. ın july 1938, four months after the german annexation of austria, he accepted the highest medal that nazi germany could bestow on a foreigner, the grand cross of the german eagle. the following month, a senior executive for general motors, james mooney, received a similar medal for his "distinguished service to the reich."
www.washingtonpost.com/wp-s...
yale üniversitesi’nde akademisyen ve soykırım müzesi’nde danışmanlık yapan amerikalı yazar timothy sneider, “black earth- the holocaust as history and warning” adlı kitabında bu konuya değinir. hitler’in “kim hatırlıyor ki ermenileri?” dedi iddia edilir. halbuki hitler “kim hatırlıyor ki kızılderileri?” demiş, sözleri daha sonradan vahakn dadrian tarafından çarpıtılmıştır.
kendisi de holokostu yaşamış yahudi kökenli amerikalı yazar guenter lewy, “the armenian massacres in ottoman turkey- a disputed genoside” adlı kitabında bu çarpıtmaya değinir. lewy, ermeni yanlısı yazarların hitler ve kendi düşmanları arasında bir ilişki kurmaya çalıştığını, dadrian’ın doğrudan bir kanıt öne süremese de tezini hitler’in generallerine 22 ağustos 1939’da okuduğu nutukta almanya’nın ihtiyacı olan lebensraum (yaşam alanı) ve bunun için önüne çıkacak herkesi yok edeceklerine dair söylediklerine bağlamaya çalıştığını tahmin eder. alman tarihçi winfried baumgart da bu nutuğu incelemiş ve hitler ile ermeniler arasında böyle bir ilişki bulamamıştır.
hitler, atatürk’ü örnek almamıştır. kaldı ki, ikinci dünya savaşı’nda türkler soykırıma uğrayan yahudileri kurtarmaya çalışmıştır. atatürk’ün silah arkadaşlarından, devlet demiryollarının da kurucusu olan ve ıı. dünya savaşı’nda paris’te büyükelçilik yapmış diplomat behiç erkin, savaş sırasında binlerce yahudinin hayatını kurtarmıştır.
behiç erkin hakkında bir akademik çalışma prof. arnold reisman tarafından yapılmış ve bu çalışma "an ambassador and a mensch" isimli kitapta toplanmıştır. kudüs'te the hebrew university'den prof. yitzchak kerem ve tarih araştırmacısı/yazarı andrew mango kitabın arka kapağına yazdıkları yorumlarla bu akademik çalışmanın değerinin altını çizmişlerdir. soykırımdan kurtulan biri olan prof. reisman'ın, başta amerikan dış ilişkiler bakanlığı arşivleri olmak üzere, birçok resmi devlet arşivinden çıkardığı dokümanları gözler önüne sererek behiç erkin'in binlerce kişiyi kurtardığını akademik olarak ispatlamaktadır kitabında.
ayrıca prof. reisman'ın "shoah: turkey, the us and the uk" isimli kitabı ile prof. stanford shaw'un "turkey and the holocaust" isimli kitabında behiç erkin'in soykırıma uğrayan yahudilere nasıl yardım ettiğine ilişkin bilgi ve belgelerin bulunduğu başka bir akademik çalışması daha vardır.
tr.wikipedia.org/wiki/Behi%...
yönetmen burak arlıel, 2011 yılında yönettiği “turkish passport-türk pasaportu” isimli filminde bu olayları anlatmıştır.
tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%...
başka bir örnek de rodos’un türk büyükelçisi diplomat selahattin ülkümen’in çabalarıdır. türkler yahudileri savaş sırasında kurtarmaya çalışmıştır.
tr.wikipedia.org/wiki/Selah...
oysa, atatürk’ün nezdinde bizi, türkleri, mesnetsizce hitler’in ilham kaynağı olmakla itham eden ermeniler’in bazıları, ıı.dünya savaşı’nda nazilerin yanında yer almıştır.
guenter lewy:
“during the world war ıı, while the turkish government was giving asylum to many jews from hitler’s tyrany. anti-semitism engulfed the armenian circles in the nazi-occupied territories… armenian volunteers, under the wings of hiter’s germany, were used in rounding up jews and other ‘undesirables’ for the naci concentration camps… ıt is believed that eleven thousand armenians from the caucasus, motivated by hunger and anti-russian sentiments more than by anti-semitism, had joined the so-called ostlegionen (easter legions) of the german army by october 1944. they served in the front-line units, but, like other german troops, were also used for fighting partisans in the rear…” (age sf. 217)
amerikalı yazar james q. whitman “hitler’s american model” adlı kitabında
hitler’in almanya’da iktidara geldikten sonra çıkardığı ırk yasalarının, amerika’da çıkan ırk yasalarının birebir almanca tercümesi olduğunu, hitler’in ku klux klan’dan esinlendiğini kanıtlıyor.
bununla birlikte, 1920 şubat’ında yayınlanan nazi partisi programı hiçbir değişikliğe uğramadan tatbik edilmiştir. 1920 şubat’ında çıkan nazi partisi programında yahudilerin katledileceği, ırk ayrımcılığı, yahudilerin avrupa’dan nasıl kovulacağı, alman olmanın esasları yer alıyor. şubat 1920’de daha tbmm açılmamış!
antisemitist olması ile bilinen henry ford’dan ilham alan hitler’in atatürk’ü örnek aldığı yalandır. ermeni diasporasının attığı iftiralardan biridir.
kaynaklar:
book review and repuditation on dr.ihrig’s book ataturk in the nazi imagination” , şükrü server aya, ekim 2015.
issuu.com/lalemis/docs/book...
tarih üzerinden psikolojik savaş ve atatürk dersleri, cengiz özakıncı, otopsi yayınevi, 2018
türkiye’nin siyasi intiharı yeni osmanlı tuzağı, cengiz özakıncı, otopsi yayınevi, 2005
louis p. lochner ve nürember davasında “l-3” belge sahteciliği-cengiz özakıncı
www.academia.edu/36908597/L...
hitler’in konuşma ve yazılarında yahudiler, ermeniler, kızılderiler- cengiz özakıncı
www.academia.edu/36843675/H...
abd soykırım anıt müzesinde-cengiz özakıncı
www.academia.edu/36843816/A...
hitler’s money trail, who financed the nazis?
kmplusmedia.com/sites/defau...
ford and gm scrutinized for alleged nazi collaboration, by michael dobbs
washington post staff writer, monday, november 30, 1998; page a01
www.washingtonpost.com/wp-s...
black earth: the holocaust as history and warning-timothy sneider, tim duggan books, 2016.
www.amazon.com/Black-Earth-...
“the armenian massacres in ottoman turkey- a disputed genoside”, guenter lewy, utah series in turkish and ıslamic stud, november 2005
www.amazon.com/Armenian-Mas...
tr.wikipedia.org/wiki/Behi%...
hitler’s american model- james whitman, princeton university press, september 2018
www.amazon.com/Hitlers-Amer...
devamını gör...
tüberkülin testi
ppd testi olarak da bilinir.
latent tüberküloz enfeksiyonunu tespit etmek için yapılır.
ülkemizde bcg(tüberküloz) aşısı yapılmış olanlarda test sonrası endürasyon çapı;
0-4 mm ise negatif
5-14 mm ise şüpheli
15 mm'den büyükse pozitif kabul edilir.
latent tüberküloz enfeksiyonunu tespit etmek için yapılır.
ülkemizde bcg(tüberküloz) aşısı yapılmış olanlarda test sonrası endürasyon çapı;
0-4 mm ise negatif
5-14 mm ise şüpheli
15 mm'den büyükse pozitif kabul edilir.
devamını gör...
şebnem ferah
ben şarkımı söylerken şarkısıyla ebru gündeşe diss atmıştır. deli kızım uyan şarkısını da ablasına yazmıştır. sesi kadar kendi de güçlüdür efsanenin.
devamını gör...
hasan ali toptaş
adı batsındır. kendisi tarafından tacize uğrayan kadınlardan birinin iddiasına göre (gün içinde okudum ama maalesef ilgili linki bulamıyorum) kitaplarını basan yayınevinin de bu durumdan haberdar olduğu tacizci yazar.
öte yandan kısa süre önce yayınevinin genel yayın yönetmeni koltuğuna oturan saadet özen'in attığı tweet şöyle. yaptırımlarının nasıl olacağını bekliyoruz.
edit: everest yayınları yazarla yollarını ayırdığını duyurmuştur
öte yandan kısa süre önce yayınevinin genel yayın yönetmeni koltuğuna oturan saadet özen'in attığı tweet şöyle. yaptırımlarının nasıl olacağını bekliyoruz.
edit: everest yayınları yazarla yollarını ayırdığını duyurmuştur
devamını gör...
saça kına yakmak
yıllar öncesine 22 yaşıma aldı götürdü beni bu başlık.
saçları 3 numaraya vurduktan sonra saçlar daha güçlü olsunndiye anam çocukken saçlarıma sık sık yakardı bunu o yüzden yabancı değilimdir. zaten sarı saç mavi göz çocukken turuncu kafa siritmazdi.
fakat yillar sonra gecelerden bir gece banyoda gördüm saçlarımda kepek mi vardı işsizlikten mı neyse tuttum epeyce yaktım yine. sarışın olduğum için haliyle açık saçta bu tarz şeyler kat kat daha fazla belli eder kendini bu yüzden sabah kalktım saçı yıkadım bir baktım aynaya jesus h. christ. saç saç değil izmir mandalina festivaline dönmüş. tabi ev ahalisi görünce gözlerinden yaş gelene kadar güldüler. dedim ben insan içine nasıl çıkarım böyle!!? en son boya fikri geldi. ulan kendi saç rengimde boya tonu da bulamıyorum, bir yandan boya reyonuna bakan erkek olmanın da gurur kiriciligi ile kardeşime diyorum ben bakamam git sen bak getir. neyse buldum bir tane derken bilmem kaç kat boya sürdük saça ki saçın panayır havası gitsin.
ardından kına zayıflıyor üstteki boya zayıflıyor derken alttan epey güzel bir renk karışımı çıkmıştı. böylelikle ömrü hayatımda yaptığım son maymunluk olarak da anılarda kaldı bu hadise.
saçları 3 numaraya vurduktan sonra saçlar daha güçlü olsunndiye anam çocukken saçlarıma sık sık yakardı bunu o yüzden yabancı değilimdir. zaten sarı saç mavi göz çocukken turuncu kafa siritmazdi.
fakat yillar sonra gecelerden bir gece banyoda gördüm saçlarımda kepek mi vardı işsizlikten mı neyse tuttum epeyce yaktım yine. sarışın olduğum için haliyle açık saçta bu tarz şeyler kat kat daha fazla belli eder kendini bu yüzden sabah kalktım saçı yıkadım bir baktım aynaya jesus h. christ. saç saç değil izmir mandalina festivaline dönmüş. tabi ev ahalisi görünce gözlerinden yaş gelene kadar güldüler. dedim ben insan içine nasıl çıkarım böyle!!? en son boya fikri geldi. ulan kendi saç rengimde boya tonu da bulamıyorum, bir yandan boya reyonuna bakan erkek olmanın da gurur kiriciligi ile kardeşime diyorum ben bakamam git sen bak getir. neyse buldum bir tane derken bilmem kaç kat boya sürdük saça ki saçın panayır havası gitsin.
ardından kına zayıflıyor üstteki boya zayıflıyor derken alttan epey güzel bir renk karışımı çıkmıştı. böylelikle ömrü hayatımda yaptığım son maymunluk olarak da anılarda kaldı bu hadise.
devamını gör...
audiotest
akıl yürütme biçimi ile yazdıklarını önemle takip ettiğim yazar.
devamını gör...
airpods pro'nun kulaktan kaymaması için yapılanlar
şükür airpods pro muz yokta böyle dertlerimiz yok
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
peki
devamını gör...
