kısaca sözlüğün davşanı:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

işini savsaklayan belediyenin yanısıra düzenden bihaber halkın da habercisi olan torbadır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

orhan gencebay'ın 1979'da seslendirdiği güzel bir eserdir.
orhan gencebay - çilekeş
devamını gör...

italyan heykeltıraş, şair, ressam ve mimar.


“bu heykeltıraşları nasıl yapıyorsun?” diye sormuşlar michelangelo’ya;” ben heykel yaratmıyorum ki, o kusursuz eserler zaten taşın içinde duruyor. ben sadece fazlalıklarını alıyorum.” demiş.


hakan mengüç- hiçbir karşılaşma tesadüf değildir
devamını gör...

dışarısı ile olan ilişkiyi kesmek, kimse ile görüşmemek anlamında kullanılan deyimdir.
devamını gör...

levent yüksel-kadınım buradan
levent yüksel- beni bırakın buradan
sezen aksu-güllerim solduburadan
kenan doğulu-kurşun adres sormaz ki buradan
tarkan-beni anlama buradan
devamını gör...

altı kocaman kişiyle bizim ailedir efendim. en küçüğümüz on yaşında, iştah oranlarını da söylersek böyle olması gayet doğal.

birçok avantajı var bu durumun. siz tek alıp çift öderken biz çift alıp tek ödüyoruz. bilirsiniz toplu alışveriş çoğu zaman diğer alışverişlerden daha kârlı oluyor, parasal şeyi düşüyor yanisi. canım ekonomi dostu ailem işte be.

edit: ailenin yedinci üyesini de ekleyelim. o olmazsa olmaz. * dünyanın en ekomonik ailesiyiz yahuuu.
devamını gör...

"ben şaşkın, kararsız
kimseye zararsız yaşarım
ben şaşkın, karanlık
bir sürü yarayla yaşarım"
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aşk sevmektir aslında

"imkansızlıkları yaşamak mıdır sevmek,
yoksa severken imkansız mıdır yaşayabilmek?
zor mudur gözlerine bakarken sevgiyi görmek,
yoksa sevgi midir gözlerindeki tek gerçek?
kolay mıdır bir anda her şeyden vazgeçip gitmek,
yoksa gitmekten vazgeçip, sevmek mi gerek?"


özdemir asaf'tan gelsin o zaman bu gecenin cevapsız sorusu:
sizce aşk, sevmek nedir?
aslında özdemir asaf bunun cevabını da vermiştir:
"bir anda her şeyden vazgeçip gitmek kolaydır nasılsa, ama marifet değil. aşk gitmekten vazgeçip sevmektir aslında"

ama ben yine de sormak istedim herkesin kendince cevapladığı aslında birçok cevabı olan aşk konusu ne kadar cevaplanmaya çalışılsa da tam bir cevabı olamıyor asla. peki sizce nedir bu aşk?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
telefon fotoğrafçılığı inanılmaz şekilde gelişiyor.
bu örümcek arkadaşın boyu 1 cm bile yok ama telefon kamerasının verdiği detaylar ve netlik çok iyi
devamını gör...

4 takipçim var , onlarda nickaltımda okey oynamak için buluşan kahve tayfası , hiç merak etmiyorum ama 15-20 kişiyi takip ediyorum. karma puanımı gergedan kılıklı yazarlar için harcayamam.
devamını gör...

her sabah yaşadığım endişe. 4 yıldır aileden uzakta yaşamaktayım. her akşam wassaptan konuşsak da iyi olduklarını bilsem de yakamı bırakmayan korku. bir yazı okumuştum:"birisiyle son defa konuşacak, son defa sarılacak ama bunun son olduğunu bilmeyeceksiniz." ne doğru diyordu. bu yüzden kimle isem sonmuş gibi yaşamaya, üzmemeye ve mutlu ayrılmaya çalışıyorum.
devamını gör...

1200-1300'lü yılarda aksaray'da yaşadığı rivayet edilmektedir. hacı bektâş-ı veli ve mevlana gibi önemli isimlerle aynı çağda yaşamış bir derviştir. aynı zamanda yunus emre'nin dervişlik yolunda mürşidi, akıl hocası olmuştur.

yunus emre'nin hocasıyla tanışmasının nasıl gerçekleştiği şu kıssadan hisseyle anlatılır:

hocasıyla tanışmasının nasıl gerçekleştiği şu kıssadan hisseyle anlatılır:
yunus çiftçilikle geçinen fakir biridir. yaşadığı beldede bir kıtlık yaşanır. daha da fakirleşen yunus bir çok kerametlerini duyduğu hacı bektâş-ı veli'den yardım almak ister. sığırının üstüne bir miktar yabani koyup dergaha gelir.

piri ziyaret ederek, hediyesini verir ve bir miktar buğday ister. hacı bektaş-ı veli ona lütuf ile muamele ederek bir kaç gün dergahta misafir eder. yunus geri dönmek için acele eder. dervişler pir’e yunus’un acelesini anlatırlar.

o da “buğday mı ister yoksa erenler himmeti mi? diye haber gönderir. gafil yunus, buğday ister. bunu duyan pir “isterse o alıçın her tanesine nefes edeyim” der. yunus buğdayda ısrar eder. hacı bektâş-ı veli üçüncü kez haber gönderip “isterse her çekirdek sayısınca himmet edeyim” der. yunus yine buğday ister.

buğdayı alıp, köye doğru yola koyulan yunus’u yolda pişmanlık duygusu kaplar. derhal geri dönerek kusurunu itiraf eder. hacı bektaş-ı veli onun kilidini tapduk emre’ye verdiğini bu yüzden isterse ona gitmesini söyler.

eli böğründe dönen yunus yüzgeri gider tapduk’un kapısına. tapduk’a adeta kul olur. yıllar yılı şeyhine odun taşır. yıllar yılı ondan feyz alır. olgunlaşır ve pişer.

yunus’un şeyhine taşıdığı odunların içinde hiç eğri bulunmaması tapduk’un gözünden kaçmaz. sonra yunus’a odunluktaki odunları gösterir: ​
“ey yunus der. bakıyorum dağdan kestiğin odunların hepsi kuru, hepsi düz. meraklandım. acaba ormanda hiç eğri odun yok mu?”

yunus emre gülümser ve cevaplar; ​
“ormanda eğri odun var olmasına var amma sizin dergahınızdan içeri odunun bile eğrisi giremez efendim.”

daha öncesinde fırsatı kaçıran yunus, o himmete nail olabilmek için tam kırk yıl tapduk emre dergahında hizmet eder.

taptuk’un tapusunda
kul olduk kapusunda
yunus miskin çiğ idi
pişdük elhamdülillah.

taptuk eydür bu yunus’a
bu aşk hakk’a irerse
kamulardan ol yücedir.
ben ana nice ireyim.

baktuğum yüzde gördüm
taptukum’un nurunu
maksudum bugün bildim​
niderem ben yarını.

aşk sultanı taptuk dürur
yunus gedadır kapuda
gedalar lütfeylemek
kalde dürur sultana.

şeyh-ü danişmend-ü veli
cumlesi birdir er yolu
yunus dur dervişler kulu
taptuk gibi serveri var.

sorun taptuklu yunus’a
bu dünyadan ne anladı.
bu dünyanın kararı yok
sen neyimiş ben neyimiş

yine esirdi yunus
taptuk yunus’u gözler.
meğer anın gönlünden
bir cür’a şerbet içti.

yunus sen taptuk’una kıl dualar
dime kim nu kılam bu aşk elinden.

taptuk diyem cümie dile
ananmışam değme kula
yunus dahi hod kim ola
bu sözleri diyen benem.
devamını gör...

muslera ve kaleci eldivenleri.
devamını gör...

karma puan batıyor.
devamını gör...

çiçekleri güzel kokulu ve göz alıcı değişik renklerde olan “rosa multiflora” olarak da bilinen güllerdir. birçok şiir, roman ve filme konu olmuştur bu güller.
“sarmaşık gülleri” adlı roman dahil 60'a yakın aşk romanı yazan ve romanlarının bazıları sinemaya uyarlanan muazzez tahsin berkand " ben yazdığım romanlarda okuyucuyu hayatın iğrenç ve ıstıraplı sahalarından sıyırarak hayalimde yaşattığım güzel ve tatlı alemlerde gezdirmek ve onlara hoş saatler geçirtmek isterim." derken romanlarında aşkın simgesi olarak da sarmaşık güllerini seçtiğini belirtmiştir.
1950 yılında çıkarmış olduğu romanın 1968 yılında başrollerinde hülya koçyiğit ve kartal tibet’in oynadığı filmi çekilmiş ve döneminin en beğenilen aşk filmlerinden biri olmuştur.
“sarmaşık gülleri” şarkısının sözleri...
yalnız kalan ruhumun acısı çok derindir
yıllar geçse de inan kalbimin esiridir
alamaz bin sevgili kalbimdeki bu yeri
sanki içimde açan bu sarmaşık gülleri
her yerde hatıran var
her şey seninle doğru
her şeyde senin ismin
bu yol aşkımın yolu
alamaz bin sevgili kalbimdeki bu yeri
sanki içimde açan bu sarmaşık gülleri…şarkısı
devamını gör...

evdeki herkes okula ve işe gittikten sonra elime cipsimi alarak televizyon izlediğim saatler. dünyaya bedelmiş meğer o zamanlar, şimdi nerede o keyfim nerede o eğlencem.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim