eski insanların daha kültürlü olması
ilk aklıma gelen köy enstitüleri. tarımdan, mobilya yapımına ve diksiyona kadar her türlü eğitim verilmiş.
insanlar o zaman bilgiye aç ve gelişmeye daha açık. ayrıca öğretmene saygı gösterilir değer verilirdi.
zaman ileriye gittikçe biz geri gitmişiz.
insanlar o zaman bilgiye aç ve gelişmeye daha açık. ayrıca öğretmene saygı gösterilir değer verilirdi.
zaman ileriye gittikçe biz geri gitmişiz.
devamını gör...
zor kişilik testi
anlaşılması biraz zor bir insansınız (% 44,29), sonucunu kendimle uyumlu bulduğum testtir. fakat bu kadar saldırgan olduğumu ben bile bilmiyordum.
saldırganlık-3,5
şüphecilik- 3,25
manipülatiflik-3
duygusuzluk , başkalarına karşı empati veya ilgi eksikliği ile karakterizedir. duygusuzluğu yüksek insanlar tipik olarak gerçek sosyal duygularda eksikliklere sahiptir ve genellikle başkaları tarafından kaba bir şekilde kaba olarak deneyimlenir. başka bir deyişle, genellikle insanları rahatsız ediyorlar.
ihtişam, görkemli bir öz-önem duygusu ve birinin diğerlerinden daha iyi olduğu düşüncesi olarak tanımlanabilir. büyüklenmeci insanlar, başkalarının katkılarını küçümserken, genellikle yeteneklerini ve başarılarını söylerler. kendilerini bir kaideye koyma eğilimindedirler ve onlar hakkında bir hak duygusuna sahiptirler.
saldırganlık , kaba ve başkalarına karşı düşmanca davranma eğilimidir. saldırganlık, duygusuzlukla birleştiğinde başkalarına iki kat daha fazla zarar verebilir, çünkü saldırgan kişi bu nedenle tavırlarında hem korkutucu hem de duygusuz olabilir.
şüphe , başkalarına karşı güçlü ve mantıksız bir güvensizlik barındırma eğilimidir. şüpheli insanlar, sadık ve özverili davrananların bile güdülerini sorgular. bu tür insanlar genellikle başkalarına açılma konusunda isteksizdir ve iyi kalpli jestleri onları aldatma girişimleri olarak yorumlayabilir.
manipülatiflik, başkalarını kendi kendine fayda sağlamak için sömürme eğilimidir. manipülatif insanlar, diğer insanları hafife alırlar ve onları kendi isteklerini ve hedeflerini gerçekleştirmek için kullanırlar, kişiler arası karşılıklılık veya başkalarının haklarını çok az düşünürler. bu tür insanlar, başkalarından aldıkları hizmetler ve iyilikler karşılığında çok az şey verdikleri için çevrelerindekileri sık sık tüketir ve hayal kırıklığına uğratırlar.
hakimiyet, üstünlük havası verme ve başkalarıyla küçümseme eğilimidir. hakim olan bireyler, lider olarak görülmek için güçlü bir arzuya sahiptirler ve istediklerini elde edemediklerinde çoğu zaman mücadeleci bir şekilde tepki verirler. işlerine karışarak ve etrafındakilerin kararlarını kontrol etme girişimleriyle başkalarını hayal kırıklığına uğratırlar.
risk alma, heyecan yaşamak adına riskli davranışlarda bulunma eğilimidir. bu özelliğin üst düzeydeki insanlar, sıkıntının üstesinden gelmek için dürtüsel olarak hisler ararlar ve genellikle maceraları ve gösterileriyle başkalarını şok etmekten zevk alırlar. risk alan kişiler, eylemlerinin kendileri kadar başkaları için de sonuçları olabileceğinden, genellikle etrafındakileri rahatsız eder.
saldırganlık-3,5
şüphecilik- 3,25
manipülatiflik-3
duygusuzluk , başkalarına karşı empati veya ilgi eksikliği ile karakterizedir. duygusuzluğu yüksek insanlar tipik olarak gerçek sosyal duygularda eksikliklere sahiptir ve genellikle başkaları tarafından kaba bir şekilde kaba olarak deneyimlenir. başka bir deyişle, genellikle insanları rahatsız ediyorlar.
ihtişam, görkemli bir öz-önem duygusu ve birinin diğerlerinden daha iyi olduğu düşüncesi olarak tanımlanabilir. büyüklenmeci insanlar, başkalarının katkılarını küçümserken, genellikle yeteneklerini ve başarılarını söylerler. kendilerini bir kaideye koyma eğilimindedirler ve onlar hakkında bir hak duygusuna sahiptirler.
saldırganlık , kaba ve başkalarına karşı düşmanca davranma eğilimidir. saldırganlık, duygusuzlukla birleştiğinde başkalarına iki kat daha fazla zarar verebilir, çünkü saldırgan kişi bu nedenle tavırlarında hem korkutucu hem de duygusuz olabilir.
şüphe , başkalarına karşı güçlü ve mantıksız bir güvensizlik barındırma eğilimidir. şüpheli insanlar, sadık ve özverili davrananların bile güdülerini sorgular. bu tür insanlar genellikle başkalarına açılma konusunda isteksizdir ve iyi kalpli jestleri onları aldatma girişimleri olarak yorumlayabilir.
manipülatiflik, başkalarını kendi kendine fayda sağlamak için sömürme eğilimidir. manipülatif insanlar, diğer insanları hafife alırlar ve onları kendi isteklerini ve hedeflerini gerçekleştirmek için kullanırlar, kişiler arası karşılıklılık veya başkalarının haklarını çok az düşünürler. bu tür insanlar, başkalarından aldıkları hizmetler ve iyilikler karşılığında çok az şey verdikleri için çevrelerindekileri sık sık tüketir ve hayal kırıklığına uğratırlar.
hakimiyet, üstünlük havası verme ve başkalarıyla küçümseme eğilimidir. hakim olan bireyler, lider olarak görülmek için güçlü bir arzuya sahiptirler ve istediklerini elde edemediklerinde çoğu zaman mücadeleci bir şekilde tepki verirler. işlerine karışarak ve etrafındakilerin kararlarını kontrol etme girişimleriyle başkalarını hayal kırıklığına uğratırlar.
risk alma, heyecan yaşamak adına riskli davranışlarda bulunma eğilimidir. bu özelliğin üst düzeydeki insanlar, sıkıntının üstesinden gelmek için dürtüsel olarak hisler ararlar ve genellikle maceraları ve gösterileriyle başkalarını şok etmekten zevk alırlar. risk alan kişiler, eylemlerinin kendileri kadar başkaları için de sonuçları olabileceğinden, genellikle etrafındakileri rahatsız eder.
devamını gör...
ahlakın ölmesi
ülkemizde 2002'den sonra doruk noktasına ulaşmıştır.
devamını gör...
yazarların gerildiği durumlar
ağzını şapırdata şapırdata yemek yiyen tipler. tüylerim diken diken oluyor resmen.
devamını gör...
engellilik
bu başlığa engelli insanların hayatları boyunca yaşadığı bir takım sorunları yazarak faydalı olmaya çalışacağım.
1)ailelerin yeterince donanımlı olmaması maddesi ile başlayayım;
öncelikle gebelik döneminde tanılanan çocuklarla ilgili ailelerin yeterli eğitime tabi tutulmaması sebebiyle hem ebeveynler hem de çocuğun yakın çevresinde bir kargaşa durumu söz konusu oluyor. ne ile karşı karşıya olduğunu bilmeyen aile çocuğa karşı tepkisel yaklaşabiliyor, istemeyebiliyor veya engel durumunu reddedebiliyor.
-reddetme evresi bambaşka bir başlıkta yeniden incelenebilir ancak sebeplerinden birisi kuşkusuz bu kaygı durumu- yine yakın çevresinde bulunan bireylerce bu engel durumunun sorumlusu ebeveynlermiş gibi bir tepki doğuyor ve bu sebep ile aileler bile dağılıyor malesef.
2) tanılama süreci sorunları;
bu maddeyi alt basamaklarına ayırarak incelemek daha sağlıklı olacak geliyor bana.
engel durumunun tanılanma süreci ne kadar erken başlar ise çocuğu hayata kazandırmamız o kadar mümkün oluyor ancak buna rağmen hastanelerde oluşan sonsuz yoğunluk sebebi ile tanılayacak hekimlere ulaşmak ayları bulabiliyor özellikle çift tanılı ve ekstra sendromlar yaşayan çocuklarda farklı branşlarda uzmanlaşmış hekimlerce tedavi edilmesi gerektiği için süreç iyice kör düğüm halini alıyor.
-hekim arkadaşlar alınmasın lütfen derdim emekçi ile değil-
bu durumun sonucunda ise çocuklar aylarca rehabilitasyon merkezlerinden eğitim alamıyorlar ve ciddi bir zaman kaybı yaşanıyor.
itiraz mercilerinin yavaş ilerlemesi yine bürokratik bir problem. 5 dakikada tanı koyması beklenen yetkin kişiler elbette otizmli çocuğa; zihinsel engelli raporu verebiliyor yada reaktif bağlanma bozukluğugibi tanılanması görece daha zor tanıları gözden kaçırabiliyorlar ve bu sebeple rehberlik araştırma merkezinde yapılan değerlendirme testleri ile bir uyumsuzluk oluyor ve yine rapor kurumlara ulaşmadığı için eğitim süreci başlayamıyor. bu tür durumlar karşısında itiraz mercileri çok önem kazanıyor.
son olarak bu maddenin altında incelenmesi gereken bir diğer konuda hastanelere erişim engellileri. toplu taşıma kullanamayan veya farklı sebepler ile sosyal hayata karışması mümkün olmayan çocukların ulaşımları hasta nakil araçları ile gerçekleştirilmiyor ve bu yük rehabilitasyon merkezlerinin üzerine yükleniyor.
3) okul ve rehabilitasyon merkezi süreci sorunları;
bugün sektör çalışanlarının bildiği bir gerçek varsa o da şüphesiz; bir dönem iş yeri açma belgesi alıp bugün rehabilitasyon merkezi işleten kurum sahipleridir. eğitimden zerre anlamayan kişiler öğretmenlere hede hödö emirler yağdırarak iş yaptırıyor ve bu durumun sonucunda facia düzeyde eğitim veren kurumlar varlıklarını sürdürüyor.
-evet, tüpçü doğru okudunuz.-
bir diğer problem ise eğitim fakülteleri müfredatlarında yeterince özel eğitim dersleri olmaması sebebiyle özellikle sınıf öğretmenleri çok ciddi zorluklar çekiyor. hangi durum karşısında nasıl tepki vereceğini bilemeyen öğretmenler davranış problemlerinin iyice palazlanmasına sebep olabiliyor veya veliler arasında olası bir didişmeye farkında olmadan sebebiyet verebiliyor. elbette, 30 çocuk içerisinde davranış problemleri olan bir çocuğu kontrol etmek kolay değildir ancak unutulmamalıdır ki; rehabilitasyon merkezleri destek eğitim kurumlarıdır, ana eğitim merkezi değil,
diğer bir sorun ise iş okullarında yeterince mesleki branş olmaması sebebiyle çocuklar sosyal hayatta somut iş olanağı olan meslek yerine daha çok günü geçirmelik işler öğreniyorlar ve bu hayata katılmaları noktasında bağımsızlıklarını ciddi manada olumsuz etkiliyor.
4) çevresel düzenlemelerin yetersizliği;
daha yazılacak yığınla şey var aslında ama son madde olarak ekliyorum bunu.
ülkemizde bir şeyleri -mış/miş gibi yapma hastalığının hızlı bir şekilde tedavi edilmesi gerektiğinin bir göstergesidir aslında bu madde.
görme engelliler için sarı şeritler döşenir ama ortasına ağaç dikilir.
ortopedik engelliler için sempozyum düzenlenir ama asansörü olmayan bina tercih edilir.
otizmliler için etkinlik düzenlenir ama pavyona gelinmiş gibi gözleri kör eden mor-mavi ışıklar döşenir velhasıl kelam bir şeyleri yapıyor olmak için değil gerçekten faydalı olmak için yapmak gerekiyor.
1)ailelerin yeterince donanımlı olmaması maddesi ile başlayayım;
öncelikle gebelik döneminde tanılanan çocuklarla ilgili ailelerin yeterli eğitime tabi tutulmaması sebebiyle hem ebeveynler hem de çocuğun yakın çevresinde bir kargaşa durumu söz konusu oluyor. ne ile karşı karşıya olduğunu bilmeyen aile çocuğa karşı tepkisel yaklaşabiliyor, istemeyebiliyor veya engel durumunu reddedebiliyor.
-reddetme evresi bambaşka bir başlıkta yeniden incelenebilir ancak sebeplerinden birisi kuşkusuz bu kaygı durumu- yine yakın çevresinde bulunan bireylerce bu engel durumunun sorumlusu ebeveynlermiş gibi bir tepki doğuyor ve bu sebep ile aileler bile dağılıyor malesef.
2) tanılama süreci sorunları;
bu maddeyi alt basamaklarına ayırarak incelemek daha sağlıklı olacak geliyor bana.
engel durumunun tanılanma süreci ne kadar erken başlar ise çocuğu hayata kazandırmamız o kadar mümkün oluyor ancak buna rağmen hastanelerde oluşan sonsuz yoğunluk sebebi ile tanılayacak hekimlere ulaşmak ayları bulabiliyor özellikle çift tanılı ve ekstra sendromlar yaşayan çocuklarda farklı branşlarda uzmanlaşmış hekimlerce tedavi edilmesi gerektiği için süreç iyice kör düğüm halini alıyor.
-hekim arkadaşlar alınmasın lütfen derdim emekçi ile değil-
bu durumun sonucunda ise çocuklar aylarca rehabilitasyon merkezlerinden eğitim alamıyorlar ve ciddi bir zaman kaybı yaşanıyor.
itiraz mercilerinin yavaş ilerlemesi yine bürokratik bir problem. 5 dakikada tanı koyması beklenen yetkin kişiler elbette otizmli çocuğa; zihinsel engelli raporu verebiliyor yada reaktif bağlanma bozukluğugibi tanılanması görece daha zor tanıları gözden kaçırabiliyorlar ve bu sebeple rehberlik araştırma merkezinde yapılan değerlendirme testleri ile bir uyumsuzluk oluyor ve yine rapor kurumlara ulaşmadığı için eğitim süreci başlayamıyor. bu tür durumlar karşısında itiraz mercileri çok önem kazanıyor.
son olarak bu maddenin altında incelenmesi gereken bir diğer konuda hastanelere erişim engellileri. toplu taşıma kullanamayan veya farklı sebepler ile sosyal hayata karışması mümkün olmayan çocukların ulaşımları hasta nakil araçları ile gerçekleştirilmiyor ve bu yük rehabilitasyon merkezlerinin üzerine yükleniyor.
3) okul ve rehabilitasyon merkezi süreci sorunları;
bugün sektör çalışanlarının bildiği bir gerçek varsa o da şüphesiz; bir dönem iş yeri açma belgesi alıp bugün rehabilitasyon merkezi işleten kurum sahipleridir. eğitimden zerre anlamayan kişiler öğretmenlere hede hödö emirler yağdırarak iş yaptırıyor ve bu durumun sonucunda facia düzeyde eğitim veren kurumlar varlıklarını sürdürüyor.
-evet, tüpçü doğru okudunuz.-
bir diğer problem ise eğitim fakülteleri müfredatlarında yeterince özel eğitim dersleri olmaması sebebiyle özellikle sınıf öğretmenleri çok ciddi zorluklar çekiyor. hangi durum karşısında nasıl tepki vereceğini bilemeyen öğretmenler davranış problemlerinin iyice palazlanmasına sebep olabiliyor veya veliler arasında olası bir didişmeye farkında olmadan sebebiyet verebiliyor. elbette, 30 çocuk içerisinde davranış problemleri olan bir çocuğu kontrol etmek kolay değildir ancak unutulmamalıdır ki; rehabilitasyon merkezleri destek eğitim kurumlarıdır, ana eğitim merkezi değil,
diğer bir sorun ise iş okullarında yeterince mesleki branş olmaması sebebiyle çocuklar sosyal hayatta somut iş olanağı olan meslek yerine daha çok günü geçirmelik işler öğreniyorlar ve bu hayata katılmaları noktasında bağımsızlıklarını ciddi manada olumsuz etkiliyor.
4) çevresel düzenlemelerin yetersizliği;
daha yazılacak yığınla şey var aslında ama son madde olarak ekliyorum bunu.
ülkemizde bir şeyleri -mış/miş gibi yapma hastalığının hızlı bir şekilde tedavi edilmesi gerektiğinin bir göstergesidir aslında bu madde.
görme engelliler için sarı şeritler döşenir ama ortasına ağaç dikilir.
ortopedik engelliler için sempozyum düzenlenir ama asansörü olmayan bina tercih edilir.
otizmliler için etkinlik düzenlenir ama pavyona gelinmiş gibi gözleri kör eden mor-mavi ışıklar döşenir velhasıl kelam bir şeyleri yapıyor olmak için değil gerçekten faydalı olmak için yapmak gerekiyor.
devamını gör...
andrey tarkovski
sürekli bir anlam ararsan, gerçekleşmekte olan her şeyi ıskalarsın .*
devamını gör...
(tematik)
zekai tunca
aysuns isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
zekai tunca, (d. 1944, ankara). türk sanat müziği sanatçısı.
zekai tunca, (d. 1944, ankara). türk sanat müziği sanatçısı.
devamını gör...
800 tanım girdikten sonra yazmayı bırakan yazar
donanım haber ölücüsü olması kuvvetle muhtemel olan yazardır.
kitabı aldıktan sonra forum da satma ihtimali yüksektir.*
kitabı aldıktan sonra forum da satma ihtimali yüksektir.*
devamını gör...
sinope
sinop'un antik dönemde kullanılan ismi, isim kökeni ırmak tanrısı asopus'un kızı sinope'dir.
devamını gör...
içki içen insanların ahirette vereceği hesap
amann hep ode hep ode.. vallahi tum ictiklerimi odedim. yeni geldim birsey icmeden ne hesabi..varsa alirim bir duble rakinizi sonra yapariz hesabi..
devamını gör...
utana sıkıla başlık açmak
ben önce başlığı aratıyorum bulamayınca başlığı açıyorum. iki dakika sonra aradığım başlığı buluyorum. ama utanmıyorum. asla utanmam.
devamını gör...
mektup arkadaşlığı
jenerasyonum gereği, ciddi ciddi yaptığım eylem. hatta mektubun içine first sakız bile koymuşluğum var.
devamını gör...
c#
microsoft tarafından 2000 yılında geliştirilmiş bir programlama dili. .net için geliştirilmekte olup, orta seviye bir dildir. güncel sürümü 9.0'dır.
bu dille bir şeyler kodlayabileceğiniz bazı geliştirme ortamları:
- visual studio (microsoft)
- vs code (microsoft)
- mono (ximian)
- rider (jetbrains)
bu dille bir şeyler kodlayabileceğiniz bazı geliştirme ortamları:
- visual studio (microsoft)
- vs code (microsoft)
- mono (ximian)
- rider (jetbrains)
devamını gör...
cesaria evora
1941-2011 yılları arasında yaşamış ses sanatçısıdır. asıl vatanı bir afrika ülkesi olancape verde'dir. müzisyen bir aileden gelmesine rağmen babasını erken kaybetmiş olması sebebiyle çocukluğunun uzun bir bölümünü yetiştirme yurtlarında geçirmek zorunda kalmıştır. çorap ve ayakkabı giymeksizin sahne alması sebebiyle; ''çıplak ayaklı diva'' lakabını almıştır. şehrinde ki barlarda bir süre sahne aldıktan sonra fransa'ya yerleşmiş ve fransızca şarkılar yazıp söylemeye başlamıştır. ölmeden önce son günlerini geçirmek istediği ülkesi için yazdığı şarkı ise en bilinenlerinden; ''sodade'' isimli şarkıdır.
kulaklarınızın pasını silmek için bir iki eserini bırakalım;
salif keita & cesaria evora - yamore
cesaria evora- petit pays*
cesaria evora- besame mucho
kulaklarınızın pasını silmek için bir iki eserini bırakalım;
salif keita & cesaria evora - yamore
cesaria evora- petit pays*
cesaria evora- besame mucho
devamını gör...
28 mayıs 2013 taksim gezi parkı direnişi
asla unutmayacağım.
berkinimi unutmayacağım. ethem sarısülük'ü, mehmet ayvalıtaş'ı, medeni yıldırım'ı, ali ismail korkmaz'ı, abdullah cömert'i , ahmet atakan'ı unutmayacağım. cinayetlerin kahramanlar değil ölü bedenler yarattığını unutmayacağım. acımı ölümsüzdür diyerek bastıramadığım günleri unutmayacağım. yapmak zorunda olduklarımı unutmayacağım! sami amca'mın gözündeki yaşı, kalbindeki yangını unutmayacağım.
hiç sevmemişlerin ve sevilmemişlerin acımasızlıklarını affetmeyeceğim! hayatımın en onurlu ama en zor günlerini silmeye gücünüzün yetmeyeceğini yüzünüze haykırmaktan vazgeçmeyeceğim!
berkinimi unutmayacağım. ethem sarısülük'ü, mehmet ayvalıtaş'ı, medeni yıldırım'ı, ali ismail korkmaz'ı, abdullah cömert'i , ahmet atakan'ı unutmayacağım. cinayetlerin kahramanlar değil ölü bedenler yarattığını unutmayacağım. acımı ölümsüzdür diyerek bastıramadığım günleri unutmayacağım. yapmak zorunda olduklarımı unutmayacağım! sami amca'mın gözündeki yaşı, kalbindeki yangını unutmayacağım.
hiç sevmemişlerin ve sevilmemişlerin acımasızlıklarını affetmeyeceğim! hayatımın en onurlu ama en zor günlerini silmeye gücünüzün yetmeyeceğini yüzünüze haykırmaktan vazgeçmeyeceğim!
devamını gör...
şeker hastası bir kişi için doğum günü pastası almak
şeker hastaları zaman zaman ufak kaçamaklar yaparak pasta vs şeyleri abartmadan yiyebilir. bu sebeple fazla şeker barındırmayan meyveli bir pasta almak çok bir sorun teşkil etmese de tutup da şeker hamuruyla kaplı bir pasta almak küfür niteliği taşıyabilir.
devamını gör...
ülseratif kolit
kalın bağırsağın özellikle son kısmını (rektum)
tutan mukozal ülserlerle karakterize enflamatuar barsak hastalığı. genellikle dışkılama esnasında fazlaca kanama ve ağrı olur. mutlaka kolonoskopi yapılması ve biyopsi alınarak tanı konulması gerekir.
tutan mukozal ülserlerle karakterize enflamatuar barsak hastalığı. genellikle dışkılama esnasında fazlaca kanama ve ağrı olur. mutlaka kolonoskopi yapılması ve biyopsi alınarak tanı konulması gerekir.
devamını gör...
dedublüman
nasil ovecegimi sasirdigim, ozellikle cover parcalarla taninan 6 kisiden olusmus ve 2010 yilinda kurulma temelleri atilmis rock grubu. rock grubu dedigime bakmayin, turk sanat musikisinden oldukca degerli parcalari on numara yorumlamislar. su an itibariyla herhangi bir albumleri yok ama yakin zamanda cikarmak hedefleriymis. ozellikle gamzedeyim deva bulmam adli parcayi o kadar guzel yorumlamislar ki, sarkinin daha giris aninda "bu nasil bir sey?" deme olasiliginiz hayli yuksek. grubun ozellikle klarnetcisini ekstra ovmem gerek bence, bahsi gecen parcada klaneti calmadan ote deyim yerindeyse klarneti aglatmis arkadas... neyse bu kadar ballandira ballandira anlatmamdan anlasilacagi uzere en favorim olan cover gamzedeyim deva bulmam ve de bestesi kendilerine ait olan yetemedim adli sarkilari. simdilik besteleri sayili ama cikaracaklari album icin mutlaka uzerinde ekstra calismalar yapacaklardir. pandeminin bitmesiyle de konser vermeye baslayacaklarmis bakalim... grup isimlerine gelince "dedublüman" metafiziksel bir kavram olup kisinin ruhunun iki farkli beden icerisinde bulundurmasi (oyle hissetmesi) durumuna verilen adlandirmadir. grup bu ismi neden tercih ettigini yaptiklari roportajlarda soylemekten kaciniyorlar nedense*. asagidaki kurt portresi de grubun kendilerine ait gorseli bu arada...
dipnot: yolunuz bir gun mutlaka bu gruba dusmeli, kesinlikle pisman olmayacaksiniz...

en en sevdiklerim de;
dipnot: yolunuz bir gun mutlaka bu gruba dusmeli, kesinlikle pisman olmayacaksiniz...

en en sevdiklerim de;
devamını gör...
kitap alıntıları
"acaba iyi bir şey olacak mı? hayır dedim kendime. iyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı."
-korkuyu beklerken, oğuz atay
-korkuyu beklerken, oğuz atay
devamını gör...
