görümce deyip geçmemeli. kendisi, erkek kardeşi olan damadın kararlarında en etkili ve yetkili kurul görevi üstlenir, yani bir kayınvalide kadar da etkisi vardır. eğer ki gelin hanım arasını iyi tutmazsa evlilik yolunda sıkıntılar baş gösterebilir. görümce dediğiniz laf sokmayı ve taş atmayı başarıyla uygulayan bir kişiliktir. görümcenin dedikodusunu yapacaksanız eğer, bunu ağzı gevşek ve laf taşıyan birisiyle yapmayın.
devamını gör...

the apartment (1960)
le trou (film) (1960)
cool hand luke (1967)
papillon (1973)
anatomy of a murder(1959)
devamını gör...

küçük, parlak sarı-turuncu renkli, kolombiya’nın nemli ormanlarında ve panama’nın ormanlık bölgelerinde yaşayan omurgalı hayvanlardır. ektotermik, amfibik canlılardır. günümüzde soyu tükendiği düşünülen bir kurbağa türüdür. altın dart kurbağası olarak da bilinir. kolombiyanın endemik bir türüdür. oldukça zehirlidir, bir miligram zehri on bin fare veya bir çift fili öldürebilir.
devamını gör...

bir tarkan şarkısı olarak üzgünüm ama vasat olmuş. sözleri, müzikal alt yapısı hatta gönderme dolu klibi bile aceleye gelmiş gibi.

ancak muhalif bir bakış ile birilerine fena geççirmiş. sanırım başına bir iş gelmesin diye dozunda, hafif geçirmek istemiş. bu şarkının pandemiyle alakası olduğuna kendisi bile inanmıyordur.

ayrıca bu imajı çok yakışmış. aynı ben.
yürüyedur bre tarkan. normal sözlük yazarları seninle.

edit: ve yine yeniden harf hatası. dikkatli yazar @viva zapata ya teşekkürler.
devamını gör...

atom ve moleküller, gözle görülmeyecek kadar küçük olduğundan, normal yollarla saymak mümkün değildir. bu nedenle belli sayıda atom içeren bir birim geliştirilmiş ve bu birim mol olarak adlandırılmıştır.
devamını gör...

ortaokul yıllarımda cnbc-e de görmüştüm ilk defa, hoşuma gitmişti ve sürekli ona denk gelmeye çalışmıştım. sonraları tabi internetten bütün bölümleri bilgisayara indirmek suretiyle arşivime kattım. uzun yıllardır bayıla bayıla defalarca başa sara sara izlerdim bu mükemmel diziyi, gerçekten muhteşem hikayeler barından, fantastik havası tatmin edici olan, uzaya aşkı körükleyen bu dizi çok çok güzeldi. ta ki 13. doktora ve değişen senarist ekibine kadar...

aslında jodie whittaker o kadar kötü değil ancak yoldaşları çok kötü seçilmişti, ya 3 yoldaş yazacağınıza 1 yoldaş yapsaydınız adam gibi bi karakter yazsaydınız da güzel bi ikili görebilseydik keşke! neyse dediğim gibi asıl sorun jodie ve oyuncular değil aslında, senaryo ekibi. russel t. davies ve steven moffat bu dizinin temel taşlarıydı, onlarsız yazılan bir senaryodan bakalım ne çıkacak diye bekledik ve saçma sapan bi hikaye çıktı önümüze. gerçek doktor hissinden ve karakterinden uzak, bomboş bir doktor çıktı karşımıza. evet bütün doktor değişimlerinde bir kaç bölümlük bir alışma süreci olur, hem yeni doktorumuz evrene alışır, doktor karakterine alışır hem de seyirci yeni doktoru benimsemeye çalışırdı. sonunda da iki tarafta bulunan duruma alışır ve dizi tam gaz devam ederdi. ama el insaf 3 sezon oldu yahu! 3 sezondur ne jodie doktor olmaya alıştı ne seyirci yeni doktoru benimsedi ne yoldaşlar hikayeye ve doktora uyum sağlayacak sağlamlıktaydı ne de senaristler kendilerini geliştirip evrene uyum sağladı!


bir de bu eleştirilerin üzerine yeni bir şey yapma ve düşen reytingleri eski haline getirme ümidiyle timeless child mevzusu çıkarttılar ki sormayın. neymiş doktorumuz aslında bi portalın dibinde bulunan sonsuz canlanma hakkı olan bi çocukmuş da bir gallfreyli onu bulmuş da deneyler yapıp onun yaşam döngüsü yeteneğini bütün gallifreye uygulamış bilmem ne. bizim doktorumuzun sayısız hayatı varmış hepsini unutturmuşlar kendini gallifreyli sanıyormuş falan filan. bir de telafi için kaptan jack'i getirdiler ama yok be o da olmadı o bile kurtaramadı sizi.


58 yıllık muhteşem bir seriyi nasıl bok edebiliriz adlı çalışma. yeni yetme bi senarist grubu geliyor ve doktorun bütün hikayesini, dizinin evrenini mahvediyor ve yapımcı da bunu izliyor sadece. seyirci de 'ne oluyoruz abi? bu ne?' diye diye son sezonları izleyip iyice soğudu uzaklaştı evrenden.

yazık oldu benim başucu dizime, gözümün nuruna, canım doktoruma. neredesin moffat? neredesin davies? neredesiniz capaldi, smith, tennant? ah neredesiniz rose, donna, clara?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel cennet gibi bir yerdeyim.
devamını gör...

özellikle mükemmelliyetçi ebeveynler, uyguladıkları baskı nedeniyle çocuklar'ının mevcut yeteneklerini onlara farkettiremezler. bu tutum o kadar yanlıştır ki, çocukların çoğu hata yaparsam ne olur? annem babam ne der düşüncesiyle daha çok hata yapar. bir şeyi kırk defa söylersen olur. kafaya yerleşir o düşünce. başarısız olacağı ile ilgili bilgi önceden kafasına kodlanılmış çocuk, rahat olamaz kendini hiçbir yerde rahat ifade edemez. yapamayınca, sürekli ikaz edilince iyice hevesi kaçar. gerçekten çok yeteneksiz olduğunu zanneder. kendine olan inancını kaybeder. tehlikelidir.
devamını gör...

küçükken soğuk kış geceleri gözümü kapayıp yorganın elimde saç teli kadar incelmesini hissederdim. sonra yavaş yavaş elimde tuttuğum yorgan parçası sanki kollarımla kaplayamayacağım kadar büyük bir ağaca dönüşürdü. nesnenin varoluşunun bozulduğu ya da başkalaştığı bu anlar beni huzursuz ederdi. küçük olduğum için bunları asla anlamlandıramazdım. benzer duyguları organlarım için de yaşamıştım. elim bazen benim elim gibi gelmezdi bana, bacağımın varlığını düşünür hareketlerini saçma bulurdum. bunlar belli bir amaç için vardı evet, sorun bu değildi.

yıllar sonra bu kitabı ilk okuduğumda hissettiğim duyguların ne olduğunu anlamama yardımcı olan bu adama şükran duydum. çok sevdim kendisini. sartre'nin kahramanı varlığının neden var olduğunu bilmiyor. bir gün aniden varoluşmakta olduğunu farkedince bulantıları başlıyor. ölmek istiyor ama ölüsünün varlığının bile öldüğü halde varolmaya devam edeceği için bunun da bir yardımı dokunmuyor kendisine. bu bulantıyla yaşamak onun kaderi. bazı insanlar böyledir işte. çok değerli bir kitap. üstünde saatlerce konuşulabilecek benim ennn sevdiğim kitaplardan. var ol sartre!
devamını gör...

mutsuz evliliklerini çevrelerine kusmaları, evet kusmaları. fakat çevrelerinin duruma yönelik herhangi bir tavsiyesinde ise hemen birbirinin romeo ve juliet'i olmaları.

saçma.
devamını gör...

açıp bir sayfasını, fatiha'yı dahi okuyamayan, okuduğunu anlayamayan, kendi deyimiyle sorgulamayan insanoğlu'na allah'ın sözüdür. inanmıyor olabilirsin kimse sana hesap sormuyor ama afedersin k.çının boyutlarından bahsetmiyorsun, bir milyardan fazla insanın inandığı bir kitaptan bahsediyorsun,
"-kes sesini" derler adama. arkadaş koca kitaptan cımbızla bir ayet seçip efendim işte inanmayanları öldürün diye ayet var diyor. açıklayayım,
müslümanlar daha hicret etmemiş, bir avuç insan topluluğu. inanmayan kitle ben müslümanım diyene eziyet ettiği yetmiyormuş gibi işkence ve mallarına yağma başlıyor. sonra daha ileri gidip müslümanlar katledilmeye başlıyor. kanun ve nizamın hak getirdiği o günlerde benim annemi babamı sırf bir şeye inanıyor diye öldürseler, malımı mülkümü alsalar, sevdiklerime eziyet etseler, benim inandığım şeye inananların hepsine bunları yapsalar, ben de gidip bunu yapanları öldürürüm. ama hz. muhammed gidin onlara saldırın demiyor. kaldı ki hz. ömer, hamza o dönem mekke'de müşriklerin bile çekindiği, karşılaştığında yolunu değiştirdiği kimseler. o dönem müslümanlara yapılan eziyeti tarihçiler anlatırken kelimelerin yetersizliğinden bahseder. işte bu dönemde müslümanlar bizlere yapılan bu zulme karşı neden karşılık vermiyoruz, neden savaşmıyoruz derken ayetler iner. "savaşın, sizinle savaşanlarla siz allah yolunda savaşın." yani bu ayetleri bir yerinizden anlamayın. zevki adam öldürün denmiyor size. ister inan ister inanma ama şunu bil. bu kitaba inanan insanlar sırf inanıyor diye bağnaz, gerici ilan edilemez.
devamını gör...

dünya üzerindeki baskın yaşam formu olan ve muhtemelen evrendeki baskın yaşam formları arasında en ilkeli olan insanını ihtiyaç duymayacağı tavsiyelerdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

konu hakkında henüz somut kanıtlarımız olmadığı için bu istilanın ne zaman ve nasıl olacağı hakkında sağlıklı fikirlere sahip değiliz. ama hayal gücümüzü kullanarak bazı çıkarımlar yapabiliyoruz.

bu istila hakkındaki ön kabulümüz onların bizden daha zeki, teknolojik olarak daha ileride ve daha planlı olduklarıdır. bundan da adımız gibi emin olabiliriz zira insanlık bizim kibirle düşündüğümüz kadar ileri bir uygarlık kuramadık.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gelelim tavsiyelere ihtiyacımız olmadığı gerçeğinin nedenlerine:

1. bu zamana kadar çekilmiş olan uzaylı istilası filmlerine ve bilimkurgu kitaplarına dayanarak söylüyorum. uzaylılar bizim için gelmeyecekler dünyaya, en azından bizim düşündüğümüz şekliyle olmayacak.

amaçları ya dünyanın kaynaklarına ihtiyaç duymaları olacak ya da bizi bir nevi gübre olarak kullanmak için iliğimizi kemiğimizi sömürecekler. kendi gezegenlerini yok edip yeni bir gezegene ihtiyaç duyuyor da olabilirler elbette. bu mevzuda son bir ihtimal de uzaylı dostlarımızın bir evrensel bir greenpeace gibi davranabilecek olmalardır. bunun içim elimizdeki gösterge “ dünyanın durduğu gün” filminde söylenen sözdür:

“ dünyayı sizden kurtarmaya geldik.”

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

2. zaten eğer hayal ettiğimiz kadar gelişkin canlılarla karşı karşıya kalacaksak direnmenin pek de bir manası olmayacaktır. tadını mı çıkarsak? nükleer füzelerimizi araçlarına fırlattığınızdan pinpon topu gibi geri sekme olasılığını düşündüğümüzde belki de onlara tükürerek iğrenmelerini beklememe daha mantıklı olur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

3. tavsiyelere ihtiyaç duymadığınız gerçeği ile gerekçelerimizin sonuncu ise şu minvalde olacak; daha isimlerini duymadan, cisimleridir görmeden, öpmeden koklamadan korktuğumuz yaratıklara karşı ne gibi bir şansımız olabilir ki? ben sanmıyorum ki evrensel kafa sözlükte “ dünyalı istilası...” gibi bir başlık olsun.

4. sondan bir sonraki neden ise şöyledir ki; dünya sakinleri hangi tavsiyeyi dinledi ki uzaylı istilasına karşı yapılanları dinlesin? virüs önlemleri, türlerin yok olmasına karşı önlemler, küresel ısınma önlemleri... hepsi insanlığın bir kulağından girip hiçbir engeller karşılaşmadan ötekinden çıkıyor. muhtemelen böyle bir istila esnasında amerikalılar post- apolaliptik partiler verecek, türkler yerde taş arayacak, hintliler yeni bir tavrı buldukları için sevinecekler, latin amerikalılar ise uzaylıları mabadının uyuşturucu transferi için uygun olup olmadığını düşünecekler. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

velhasılı tavsiyeye ihtiyaç duyan bizler değiliz, uzaylılar gerekli tavsiyeleri alsınlar.
devamını gör...

ah sana gel dedim
içimde kaybolan papatyalardı gözlerin
eski bir radyodan
çalan şarkıyı dinledim
hayatı kahrolan gibi
gururu ayaklar altına alınmış biri gibi
devamını gör...

0/0 = m diyelim ve bölü olan sıfırı çarpı sıfır olarak alalım;

0 = 0 x m olur , burada m yerine bir sayı koymak istiyoruz ki 0 ile çarpılınca sonuç gene 0 olsun ve m yerine her şeyi yazabilirsiniz . bundan dolayı m yerine ne koyarsak koyalım tanımı vardır lakin ne koyacağımi belli değildir sonuç itibariyle sıfır bölü sıfır belirsizdir .
devamını gör...

çizgili pijamalı giyerek huhaha diye gülen ve mangalda etler pişerken ağzına atan kötü adamlar artık çöplerini toplamak zorunda kalacak çünkü artık belgrad ormanlarına yapay zeka görüntü algılama yöntemiyle görüntü tespiti yapılacak.

buradan
devamını gör...

bir şeyin varlığını kabul etmektir. inancı yitirmek ise sonrasında acı vericidir.

ilk önce tanrıya inanmayı bıraktım sonra da aşka. bugün fark ettim ki ikisi de bende aynı hayal kırıklığını uyandırdı.

küçük bir kızken allah'a inanıyordum. üzüldüğüm zaman dua ediyor; her şeyin geçeceğine, bunların bir sınav olduğuna, tanrının bizi sevdiğine inanıyordum.

aşk ise bir büyüydü benim için. birini gerçekten sevince iliklerine dek hissediyorsun bunu. yarattığı his, biri için vazgeçilmez olma duygusu, yanında yaşlanacağın biri olması ve güven mutluluğu getiriyordu.

şimdi ise onların yerinde kocaman bir boşluk var. içimde büyüyor. ve nasıl durduracağımı bilmiyorum.

bir hata yaptığımda bu şeytanın işi olmuyor. ve tüm suç bana kalıyor. kendini affetmek ise bir başkasını suçlamaktan çok daha zor geliyor.

yanında olduğum adama dair hislerimi ise nasıl isimlendireciğimi bilmiyorum. sevgi, heyececan, arzu... evet bunlar var. ama bu benim inandığım aşk değil.

iflah olmaz bir romantiğim ben. ve evet sanırım acı en derinden hissedebildiğim tek duygu. bir şeyler hissetmek için bazen bana acı veren şeyler yapıyorum. çünkü hissiz olmak, boşlukta asılı kalmak demek. ve ben boşlukla nasıl savaşılır bilmiyorum, mağlubiyeti ise hiç sevmiyorum.

yeniden hissetmek, inanmak istiyorum.
devamını gör...

kronik bir ruhsal rahatsızlık. şizofreni de aslında ms, migren gibi beyin hastalığı. ama aile içindeki olaylar, kişinin maruz kaldığı birtakım olumsuz yaşantılar, hastalığın başlamasında hatta gidişinde epeyce belirli olabiliyor. hastalığın oluşmasında biyolojik, genetik, sosyal, çevresel ve psikolojik faktörlerin de etkisi bulunmaktadır. hastalık akut ve kronik belirtiler diye ikiye ayrılıyor.
belirtileri alevlenme ve yatışma dönemi olarak da tanımlayabiliriz.

alevlenme döneminde rahatsızlık yükselirken, yatışma döneminde de düşüşe geçer. hasta, banyo yapmak ve tıraş olmak gibi önemli gereksinimlerini karşılamaz. hasta, takip edildiğini, başarısının engellenmesi için kasten gürültü çıkarıldığını, kendisine tehditlerde bulunulduğunu düşünür. hasta, kendisine talimat veren, hakaret ve tehdit eden sesler duyduğunu anlatır. kafasından geçen düşüncelerin başkaları tarafından duyulduğunu sanır. uyanıkken başkasının fark etmediği görüntüler, hayaller, suretler gördüğünü söyler, hatta bu görüntü ve seslere göre hareket edip, onlardan gelen talimatları uygulamaya çalışır. bazen televizyonda hayatının gösterildiğini, alt yazıda kendisinden söz edildiğini ya da spikerin başkalarının anlayamayacağı şekilde kendisine mesajlar verdiğini söyler. çevreden kendisine zarar vermek isteyenlerin olduğunu iddia ederler, izlenme endişesiyle evden çıkmazlar.
devamını gör...

(bkz: siyasal islam)
devamını gör...

kaos evrenin bir gerçeğidir, insan ilişkilerinde de illa bulunur. sorunsuz aile ilişkisi de bu kaosu düzgün yönetmeyi bilen ebeveynler sayesinde olur ve bu da nadir bulunan bir durumdur bence. bunu çocukluktan öğrenen insan ise gerek arkadaşlık ilişkisinde gerek ikili ilişkilerde ideal kişi olmaya adaydır zira çocukluk insanın çoğu özelliğinin oturduğu dönemdir.
devamını gör...

süslü hakkında twitter üzerinden cevap vermediği şeylerin de cevabını verip süslü konusunu kapattığı bir video olmuş. süslü hakkında sen bu kafayla başkanlığa oynuyorsun demesi komiğime gitti. gazetecilere hakkını verdi, yani sadece ismail saymaz'a. diğerleri ismal saymaz'ı bastırdı dedi ki bence de doğru.

suriye konusuna girdi ki bunlar bizim bildiğimiz şeylerdi. sadece kendi kitlesinin de haberi oldu o kadar. küçümsemiyorum, önemli bir başarı. can dündar'ın anlattığı şeyleri peker'in ağzından dinlemiş olduk. ver silahı, al petrolü. verdiğin silahlarla suriyedeki türkmenlere saldırsınlar sonra.

süslü'ye müracaat edip istediğini alamayan peker bir üst makama başvurdu. gelecek videoda tayyip abisiyle helalleşeceklermiş. pazarlığa devam yani.

peker "ben size sizin patron olduğunuzu öğreteceğim." dedi ki bence videodaki en acayip yer burasıydı. bunu öğrenebilseydi bu halk hiç bir zaman bu hallere düşmezdi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim