içi boşaltılmış kavramlar
benim aklıma gelen milliyetçilik,terörist,vatan haini.bu kavramların içi fena halde boşaltıldı.
devamını gör...
21 mart dünya down sendromu farkındalık günü
madem farkında oluyoruz öyleyse öncelikle hayatlarını zorlaştıran problemlerin farkında olalım. bu sebeple bu başlığın altına; ''oyyyş ağzını yidiğimin çikik güzlü minnakları'' yazmadan size bu insanların hayata tutunmak için geçtiği çetin yollardan bahsedeyim zira bu insanların en büyük ihtiyaçları; ''uyyy hele hele minnoş'' diyerek sevilmek değil, hayata katılmaları yönünde önlerinde engel teşkil eden sorunların çözülmesi. sevmek zorunda değilsiniz zaten ancak hayatı mümkün mertebe eşit şartlarda yaşamak için gerekli düzenlemeleri yapmak mecburiyetindeyiz.
dikkat
-yazının buradan sonrası biraz soğuk duş etkili olabilir-
şartları eşitlemekten bahsettik ancak ben bugün bize düşen kısımlarından bahsetmek istiyorum zira kalan kısmı milli eğitim bakanlığının yükümlülüğüdür.
down sendromlu bir çocuk dünyaya getireceğini öğrendiğiniz yakınlarınız muhtemelen dehşete düşmüş vaziyette; '' eyvah, ne olacak şimdi?'' sorusu ile ''hayır, haşaa bizim çocuğumuzda olmaz öyle şeyler'' şeklinde reddetme ile kendilerini paralıyor olacaktır. tüm bunlar kabullenme süreçlerinde olağan ve son derece doğal tepkilerdir. bu süreçte ailelerin çevresel mutlak kabule ihtiyaçları vardır. çevreden gelen; ''püüü senin gibi karıyın, sağlıklı çocuk doğuramadı benim oğluma'' gibi cazgır ve çirkin tepkiler ailelerin yalnızca yıpranmasına ve hatta çocuklarından nefret etmesine sebep olabiliyor dolayısıyla yıkıcı, yıpratıcı, aşağılayıcı ve iğneleyici her türlü söylemden son derece kaçınmak gereklidir fakat toplumumuzda gelen tepkiler daha çok şu şekilde olmaktadır; ''her şerde bir hayır vardır'' , ''allah'ın işine karışılmaz.'', ''kaderinizde varmış'' gibi sadece kişinin ilahi bir temelli kabullenişe sürükleyici şekilde olmaktadır. bu tepkilerin ardından aileler genellikle çocuklarını allah'ın onları cezalandırmak için gönderdiği sanrısına kapılmaktadırlar. burada bizlere düşen ise mümkün mertebe çenelerimizi kapalı tutup fikrimiz sorulmadıkça söylememektir. fikrimiz sorulduğunda ise tüm bunların hayatın olağan akışında yer alan durumlar olduğu nu ifade edip durumu mümkün mertebe normalleştirmektir. *
gebelik süreci tamamlandığında ve doğum gerçekleştikten sonra olan süreçte ise mümkün mertebe herkesin soğuk kanlılığını koruyarak çocuğun gelişimini destekleyecek konular eğitimler ve süreçler hakkında bilgi sahibi olmaktır ve akabinde aileye sürekli çocuğun görünüşü ile ilgili espriler, tatlışlıklar ve bilumum kıyaslamalar yapmamaktır. normal kabul ettiğiniz çocuklara nasıl yaklaşıyor nasıl konuşuyor nasıl seviyorsanız aynı şekilde sevebilirsiniz sonuçta hepsi çocuktur.
okul döneminden önce ise zaman uzman kişilerce çocuk rehabilitasyon hizmetlerinden mümkün mertebe faydalanıyor olacaktır. sizin unutmamanız gereken ise 5378 sayılı engeliler kanunudur. ''püü çoçikime otizm bulaştıracak down sendromu bulaştıracak' gibi safsatalarla idari kadro ile öğretmenlere baskı uygulamak suretiyle çocukları örgün eğitimden uzaklaştırmaya çalışırsanız -ki o çocuklar özellikle benim öğrencilerimse sizi itin götüne sokar çıkarmam-* yukarıda bahsettiğim kanun ağzınızın payını almanıza yetecektir. siz en iyisi efendi efendi karışmayın.
bir diğer konu ise iş yerlerinde beceremediğiniz, kaybettiğiniz evrakları özellikle kendini ifade etme noktasında daha negatif şartlarda mücadele eden down sendromlu insanlara yıkıyor ve işin için sıyrılıyorsunuz -yaşadık bunları, tecrübe konuşuyor- yapmayın bunu. çocuklara zarar vereceğinizden değil karakterinizi kaybedeceğinizden yapmayın, kendinize biraz saygınız olsun.
(bkz: kendime saygım yok davranışları)
hah birde tüm yukarıda yazdıklarımı yapıyor ve buna rağmen çevrenizden sempati kasmak için her 21 martta storylerinizde downlu çocuk fotoğrafı paylaşıyorsanız onu da yapmayın çünkü yine (bkz: kendime saygım yok davranışları)
dikkat
-yazının buradan sonrası biraz soğuk duş etkili olabilir-
şartları eşitlemekten bahsettik ancak ben bugün bize düşen kısımlarından bahsetmek istiyorum zira kalan kısmı milli eğitim bakanlığının yükümlülüğüdür.
down sendromlu bir çocuk dünyaya getireceğini öğrendiğiniz yakınlarınız muhtemelen dehşete düşmüş vaziyette; '' eyvah, ne olacak şimdi?'' sorusu ile ''hayır, haşaa bizim çocuğumuzda olmaz öyle şeyler'' şeklinde reddetme ile kendilerini paralıyor olacaktır. tüm bunlar kabullenme süreçlerinde olağan ve son derece doğal tepkilerdir. bu süreçte ailelerin çevresel mutlak kabule ihtiyaçları vardır. çevreden gelen; ''püüü senin gibi karıyın, sağlıklı çocuk doğuramadı benim oğluma'' gibi cazgır ve çirkin tepkiler ailelerin yalnızca yıpranmasına ve hatta çocuklarından nefret etmesine sebep olabiliyor dolayısıyla yıkıcı, yıpratıcı, aşağılayıcı ve iğneleyici her türlü söylemden son derece kaçınmak gereklidir fakat toplumumuzda gelen tepkiler daha çok şu şekilde olmaktadır; ''her şerde bir hayır vardır'' , ''allah'ın işine karışılmaz.'', ''kaderinizde varmış'' gibi sadece kişinin ilahi bir temelli kabullenişe sürükleyici şekilde olmaktadır. bu tepkilerin ardından aileler genellikle çocuklarını allah'ın onları cezalandırmak için gönderdiği sanrısına kapılmaktadırlar. burada bizlere düşen ise mümkün mertebe çenelerimizi kapalı tutup fikrimiz sorulmadıkça söylememektir. fikrimiz sorulduğunda ise tüm bunların hayatın olağan akışında yer alan durumlar olduğu nu ifade edip durumu mümkün mertebe normalleştirmektir. *
gebelik süreci tamamlandığında ve doğum gerçekleştikten sonra olan süreçte ise mümkün mertebe herkesin soğuk kanlılığını koruyarak çocuğun gelişimini destekleyecek konular eğitimler ve süreçler hakkında bilgi sahibi olmaktır ve akabinde aileye sürekli çocuğun görünüşü ile ilgili espriler, tatlışlıklar ve bilumum kıyaslamalar yapmamaktır. normal kabul ettiğiniz çocuklara nasıl yaklaşıyor nasıl konuşuyor nasıl seviyorsanız aynı şekilde sevebilirsiniz sonuçta hepsi çocuktur.
okul döneminden önce ise zaman uzman kişilerce çocuk rehabilitasyon hizmetlerinden mümkün mertebe faydalanıyor olacaktır. sizin unutmamanız gereken ise 5378 sayılı engeliler kanunudur. ''püü çoçikime otizm bulaştıracak down sendromu bulaştıracak' gibi safsatalarla idari kadro ile öğretmenlere baskı uygulamak suretiyle çocukları örgün eğitimden uzaklaştırmaya çalışırsanız -ki o çocuklar özellikle benim öğrencilerimse sizi itin götüne sokar çıkarmam-* yukarıda bahsettiğim kanun ağzınızın payını almanıza yetecektir. siz en iyisi efendi efendi karışmayın.
bir diğer konu ise iş yerlerinde beceremediğiniz, kaybettiğiniz evrakları özellikle kendini ifade etme noktasında daha negatif şartlarda mücadele eden down sendromlu insanlara yıkıyor ve işin için sıyrılıyorsunuz -yaşadık bunları, tecrübe konuşuyor- yapmayın bunu. çocuklara zarar vereceğinizden değil karakterinizi kaybedeceğinizden yapmayın, kendinize biraz saygınız olsun.
(bkz: kendime saygım yok davranışları)
hah birde tüm yukarıda yazdıklarımı yapıyor ve buna rağmen çevrenizden sempati kasmak için her 21 martta storylerinizde downlu çocuk fotoğrafı paylaşıyorsanız onu da yapmayın çünkü yine (bkz: kendime saygım yok davranışları)
devamını gör...
haftada 678.000 tl kazanmak
gerçekten de hayat budur dedirten başlık.
ülkede millet açlıktan kırılırken saçma sapan şeylere bu kadar paralar gidiyor.
ha madem ki veriliyor o zaman bu spor kulüplerinin vergi borçları silinmesin.
mesut özil'e, falcao'ya vereceklerine devlete versinler.
ülkede millet açlıktan kırılırken saçma sapan şeylere bu kadar paralar gidiyor.
ha madem ki veriliyor o zaman bu spor kulüplerinin vergi borçları silinmesin.
mesut özil'e, falcao'ya vereceklerine devlete versinler.
devamını gör...
poison
alice cooper'ınki tertemiz bir bdsm şarkısıdır.
"i hear you calling and it's needles and pins,
i wanna hurt you just to hear you screaming my name."
"i hear you calling and it's needles and pins,
i wanna hurt you just to hear you screaming my name."
devamını gör...
ekrem imamoğlu
ailesinin müteahhitlik şirketi olan, trabzon doğumlu, ingilizcesi berbat, sosyal demokrat liberal siyasetçi. almanya yeşilcilerinin desteğini almaktadır (bkz: deutsche bank) kredi anlaşması.
istanbul büyükşehir belediyesi başkanı seçilmesinde recep tayyip erdoğanın istanbula ihanetinin rolü çok büyüktür. ikinci kez başkan seçilmesinde ise recep tayyip erdoğanın rolü çok büyüktür. ayrıca seçim kampanyasını canan kaftancıoğlu üstlenmiştir. hdp'nin sosyal medyayı ne kadar etkin kullandığını biliyoruz.
ailesinin inşaat şirketi olması şuna sebep olur: çıkar çatışması (bkz: conflict of interest)
istanbul büyükşehir belediyesi başkanı seçilmesinde recep tayyip erdoğanın istanbula ihanetinin rolü çok büyüktür. ikinci kez başkan seçilmesinde ise recep tayyip erdoğanın rolü çok büyüktür. ayrıca seçim kampanyasını canan kaftancıoğlu üstlenmiştir. hdp'nin sosyal medyayı ne kadar etkin kullandığını biliyoruz.
ailesinin inşaat şirketi olması şuna sebep olur: çıkar çatışması (bkz: conflict of interest)
devamını gör...
kırtasiye manyağı olmak
bazı insanların içinde bulunduğu manyaklıktır. renkli kalemler almak renkli defterler almak onlar için bağımlılıktır.
ayrıca kırtasiye alışverişi yapmak çoğu insanı ders çalışma isteği getirecek şekilde motive eder.
ayrıca kırtasiye alışverişi yapmak çoğu insanı ders çalışma isteği getirecek şekilde motive eder.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
hadi es biraz daha
çok tatlısın
es hafif hafif
dağılsın yorgunluğum
nasıl da nazlısın
biliyorsun ki bekliyorum
hasretin nasıl yakıyor
ama biliyorum
her gece benimlesin
hasta etme bu hastanı...*
çok tatlısın
es hafif hafif
dağılsın yorgunluğum
nasıl da nazlısın
biliyorsun ki bekliyorum
hasretin nasıl yakıyor
ama biliyorum
her gece benimlesin
hasta etme bu hastanı...*
devamını gör...
kedi beslemek
1 saat peşinizde dolaşır yaş mama için; verirsiniz, yemeğinin yer ve arkasına bile bakmadan yalanmaya gider.* işte kedi beslemek budur, sevgi istediğiniz anda arkasını dönüp gider ama en beklemediğiniz anda size sarılırlar.
devamını gör...
eşkışkın
ışkın otu, doğu ve güneydoğu bölgelerindeki tüm illerimizin 1500 –2500 m yüksekliklerinde kayalık ve çakıl yamaçlarda kendiliğinden yetişmektedir. bazı kaynaklarda bu yükseklik 1000- 4000 m. arası olarak verilmektedir. ülkemiz dışında iran,suriye, ırak, ermenistan, azerbaycan, afganistan ve pakistan’da da yetişmektedir.
devamını gör...
eğitim hayatı boyunca en çok zorlanılan ders
fizik. ben fizik dersini anlıyorum yapabiliyorum diyen sadece 1 kişiye rastladım sanırım şimdiye kadar hem zaten ben ortaokuldaki fizik konularından beri zorlanmışımdır. *
devamını gör...
yazarların eski sevgililerinden ayrılma sebebi
o kadar çok şey yazarım ki ama yazmıcam. tepkimi sükunet ile ortaya koyuyorum. en güzeli onlar için yorum bile yapmamaktır. kafalar rahat, mis.
devamını gör...
maaş yüzünden aldatılmak
kısa hikaye denemesi olarak tanımlanabilir. öncelikle hikayenin hangi zamanda geçtiğini de belirtmek gerekiyor; keza 10k alan genel müdür; hem de yabancı bir şirkette sanırm 2000'li yılların başındaydı. ayrıca saçma bir durum yaşanacaksa; bu asla iş telefonundan yapılmaz; hadi yaptın; telefonun ortada bırakılması da hikayenin akışını bozmuş.
ayrıca hikayede anlatıldığı üzere; para odaklı olan birinin 4k maaşlı biriyle ilişkiye devam etmesinde hiçbir mantık yok; ayrılır; kiminle ne istiyorsa yapar.
herneyse güzel deneme; ancak senaryo zayıf.
ayrıca hikayede anlatıldığı üzere; para odaklı olan birinin 4k maaşlı biriyle ilişkiye devam etmesinde hiçbir mantık yok; ayrılır; kiminle ne istiyorsa yapar.
herneyse güzel deneme; ancak senaryo zayıf.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
hello, is this your house?
bazen bi şarkının ilk 3 saniyesinden güzel olacağını anlarsınız ya, işte ben bu şarkıya ilk 3 saniyede tutuldum.
bazen bi şarkının ilk 3 saniyesinden güzel olacağını anlarsınız ya, işte ben bu şarkıya ilk 3 saniyede tutuldum.
devamını gör...
kötü başlık açanın şutlanması gerekliliği
moderatörler: size tanınan bu hak karşısında gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir art niyet göstermeksizin oy kullanacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz ?
sözlük halkı: yemin yemin yemin.
yoldaş benjamin franklin: gereği düşünüldü, sanığın süresiz sözlükten uzaklaştırılmasına karar verilmiştir.
sözlük halkı: yemin yemin yemin.
yoldaş benjamin franklin: gereği düşünüldü, sanığın süresiz sözlükten uzaklaştırılmasına karar verilmiştir.
devamını gör...
normal sözlük'te profil fotoğrafı olan yazarları evlendirelim kampanyası
vay babasını sayın seyirciler balığa bakın ya. ne kadar düşünceli trollerimiz olduğunu gözler önüne sermiş adeta.
milletin özgüvenine nasıl çamur sıçratacaklarını iyice şaşırdı bunlarda.
milletin özgüvenine nasıl çamur sıçratacaklarını iyice şaşırdı bunlarda.
devamını gör...
tolga büyük harfle başlasın seçeneği
tolga isminin tamamı büyük harfle yazılması gerek diyerek kampanyayı sonuna kadar, hatta kampanyayı başlatandan daha çok destekliyorum.
devamını gör...
ceyda düvenci'nin kızının regl olmasını sosyal medyadan duyurması
erkek çocuklarına sünnet üstüne -vatanı kurtarırcasına- davullarla zurnalarla yapılan düğün kadar normaldir. eleştirecekseniz bunu da eleştirin.
edit: dediğim çok yanlış yorumlanmış, gereksiz ithamlara maruz bırakılmış, ben reglin duyurulmasını eleştiriyorsanız yedi cihana duyurularak yapılan kesilen etin kutlanmasını da eleştirin dedim. ikisinin de gayet normal olaylar olduğunu belirttim.
edit: dediğim çok yanlış yorumlanmış, gereksiz ithamlara maruz bırakılmış, ben reglin duyurulmasını eleştiriyorsanız yedi cihana duyurularak yapılan kesilen etin kutlanmasını da eleştirin dedim. ikisinin de gayet normal olaylar olduğunu belirttim.
devamını gör...
parlak taşın hikayesi
seneler önce köylünün biri tarlasını sürerken parlak bir taş bulup eşeğinin boynuna takar. eve dönünce eşi taşı beğenir ve “bu taş evimizde dursun, gelen komşular çatlasın” der.
muhtar ve karısı köylünün evine misafirliğe gelince muhtarın karısı parlak taşı görür. çok beğenip “bu taş köyümüzün simgesi olsun, muhtarlıkta dursun” deyip bir koyun karşılığında taşı alır.
köylü sevinir. “bir taş karşılığında bir koyun aldım”.
parlak taş bir müddet muhtarlıkta durur. ilçe esnafından biri muhtarlığa gelince “bu taş başkente yakışır, al sana 10.000 tl, köyünün ihtiyaçlarını karşıla” der.
muhtar kıs kıs güler “bir koyuna almıştım, iyi okuttum taşı”.
kendini uyanık sanan esnaf, partisinin ilçe teşkilatından birisine gösterir taşı. “hem kaçak inşaatıma ses çıkarmazlar, hem de bizim oğlanı işe alırlar, hem de üste para verirler” der içinden.
parti üyesi 15.000 tl’ye alır o parlak taşı. bakanın birine hediye edip göze girmek ister.
ne var ki bakan istifa eder. keyif çayının yanında çokomel olmayınca partide dengeler değişir.
parti üyesi gider bir kuyumcuya. kuyumcu çırağı bakar parlak taşa. 20.000 tl’ye anlaşırlar.
yarım saat sonra genç bir kadın ile yaşlı bir amca gelir kuyumcuya.
”aşkitom çok beğendim bu taşı, iyi parlıyor, ne acaba, alsana deyince” yaşlı adam alır taşı 40.000 tl’ye.
kuyumcu çırağı memnun, “ustam olsa gurur duyardı benimle” diye sevinir.
yaşlı amca 80 yaşında olduğu için mavi haplar alır, haliyle kalp krizinden vefat eder.
genç kadın da ünlü bir kuyumcuya gidip taşı satıp, 60.000 tl’yi cebe indirir.
“bana aptal sarışın dediler. gerçi saçlarım sarı boya ama 40.000 tl’ye alıp 60.000 tl’ye sattım. bir de hem güzel hem akıllı olunmaz derlerdi” diye güler.
parlak taş olan 145,44 karatlık elmas el değiştirmeye devam eder ve en son 1.000.000 dolara bir prenses tarafından satın alınır.
köylü, muhtar, esnaf, kuyumcu çırağı, genç kadın, yaşlı adam sarraf olmadıkları için o parlak taşın gerçek değerinden haberleri yoktur. o vakitler internet de yoktur.*
"bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve onun değeri bilenin yanında o şey kıymetlidir.”
susuzluk çeken ülkelerdeki insanlar bir damla suyun kıymetini bilir.
ramazan’da iftar sofrasında bir zeytin bile o kadar kıymetlidir ki.
senin ırkın, dinin, milliyetin, cinsiyetin, maddi durumun kimine göre çok şey fark eder, kimine göre ise hiçbir şey.
hayatın çevrendeki insanlara göre değer kazanır hikayedeki parlak taş gibi.
çevrendeki insanları akıllıca seçersen o insanların seni paha biçilmez göreceğine emin olursun.
“insan, en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır” der jim rohn.
benzer hedeflerin olduğu kişilerle bir aradaysan, başarın da katlanır.
kimi ay’a gideceğiz diye sevinir. kimi de ay’a bu uzay bütçesi ile nasıl gideceğiz diye düşünür.
bbc’nin haberine göre türkiye uzay ajansı'na ayrılan bütçe 38 milyon tl.
rusya, soyuz roketleriyle bir astronotu uluslararası uzay istasyonu'na göndermek için 80 milyon doların üzerinde ücret talep ediyor. kaynak
haberi okuduktan sonra konfüçyüs’e kulak vermek gerekir. “bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınınız”.
aşkı bilenler ve ona değer verenler ile aşk güzeldir.
muhtar ve karısı köylünün evine misafirliğe gelince muhtarın karısı parlak taşı görür. çok beğenip “bu taş köyümüzün simgesi olsun, muhtarlıkta dursun” deyip bir koyun karşılığında taşı alır.
köylü sevinir. “bir taş karşılığında bir koyun aldım”.
parlak taş bir müddet muhtarlıkta durur. ilçe esnafından biri muhtarlığa gelince “bu taş başkente yakışır, al sana 10.000 tl, köyünün ihtiyaçlarını karşıla” der.
muhtar kıs kıs güler “bir koyuna almıştım, iyi okuttum taşı”.
kendini uyanık sanan esnaf, partisinin ilçe teşkilatından birisine gösterir taşı. “hem kaçak inşaatıma ses çıkarmazlar, hem de bizim oğlanı işe alırlar, hem de üste para verirler” der içinden.
parti üyesi 15.000 tl’ye alır o parlak taşı. bakanın birine hediye edip göze girmek ister.
ne var ki bakan istifa eder. keyif çayının yanında çokomel olmayınca partide dengeler değişir.
parti üyesi gider bir kuyumcuya. kuyumcu çırağı bakar parlak taşa. 20.000 tl’ye anlaşırlar.
yarım saat sonra genç bir kadın ile yaşlı bir amca gelir kuyumcuya.
”aşkitom çok beğendim bu taşı, iyi parlıyor, ne acaba, alsana deyince” yaşlı adam alır taşı 40.000 tl’ye.
kuyumcu çırağı memnun, “ustam olsa gurur duyardı benimle” diye sevinir.
yaşlı amca 80 yaşında olduğu için mavi haplar alır, haliyle kalp krizinden vefat eder.
genç kadın da ünlü bir kuyumcuya gidip taşı satıp, 60.000 tl’yi cebe indirir.
“bana aptal sarışın dediler. gerçi saçlarım sarı boya ama 40.000 tl’ye alıp 60.000 tl’ye sattım. bir de hem güzel hem akıllı olunmaz derlerdi” diye güler.
parlak taş olan 145,44 karatlık elmas el değiştirmeye devam eder ve en son 1.000.000 dolara bir prenses tarafından satın alınır.
köylü, muhtar, esnaf, kuyumcu çırağı, genç kadın, yaşlı adam sarraf olmadıkları için o parlak taşın gerçek değerinden haberleri yoktur. o vakitler internet de yoktur.*
"bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve onun değeri bilenin yanında o şey kıymetlidir.”
susuzluk çeken ülkelerdeki insanlar bir damla suyun kıymetini bilir.
ramazan’da iftar sofrasında bir zeytin bile o kadar kıymetlidir ki.
senin ırkın, dinin, milliyetin, cinsiyetin, maddi durumun kimine göre çok şey fark eder, kimine göre ise hiçbir şey.
hayatın çevrendeki insanlara göre değer kazanır hikayedeki parlak taş gibi.
çevrendeki insanları akıllıca seçersen o insanların seni paha biçilmez göreceğine emin olursun.
“insan, en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır” der jim rohn.
benzer hedeflerin olduğu kişilerle bir aradaysan, başarın da katlanır.
kimi ay’a gideceğiz diye sevinir. kimi de ay’a bu uzay bütçesi ile nasıl gideceğiz diye düşünür.
bbc’nin haberine göre türkiye uzay ajansı'na ayrılan bütçe 38 milyon tl.
rusya, soyuz roketleriyle bir astronotu uluslararası uzay istasyonu'na göndermek için 80 milyon doların üzerinde ücret talep ediyor. kaynak
haberi okuduktan sonra konfüçyüs’e kulak vermek gerekir. “bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınınız”.
aşkı bilenler ve ona değer verenler ile aşk güzeldir.
devamını gör...

