güne bir şarkı bırak
"ıch bin wieder ich, ich bin, ich bin wieder ich
lächeln auf den lippen, ich bin endlich wieder ich."
[ben yine ben, ben, ben yine ben
gülümsüyor, sonunda yeniden ben oldum. ]
devamını gör...
gözleme
yapılışını gözleme şansınız olduğu hamur işi.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
en büyük türk, olağanüstü devlet adamı, 20. yüzyılın en büyük adamı, lider, ata, idol. anlatmaya kelimeler yetmez heykellerine beton. izindeyiz ilelebet.
devamını gör...
solace
ben geç bulduğumdan mıdır, köşede bırakılmış bulduğum için midir bilmem ama bana ikinci sınıf bir film izleyeceğim havası vermişti film. oyunculara bakıyorum anthony hopkins, jeffrey dean morgan,abbie cornish, colin farrell gibi oyuncular var içinde ama nedense ön plana çıkmamış bir film gibi gelir bana.
vahşi cinayetler işleyen ve ardında iz bırakmayan bir seri katili yakalamaya çalışan bir dedektifin hikayesini konu alan polisiye filmidir solace. kızını kaybettikten sonra emekliye ayrılarak hayat ile ilişkisini kesmiş bir tıp uzmanını da kendisi ile çalışmaya ikna etmeye çalışıyor dedektifimiz. entelektüel ve gizemli bir roldeki hopkins, uçarı kaçarı bir karakteri benimsemiş farrell... gerçekten iyi aktörlerin oynadığı ve sırf bu yüzden bile izlenebilecek bir film.
daha yüksek gerilimde ilerlemesi istenen sahneler, yükselmesi beklenen bir tempo ile bırakabilir bu film fakat dediğim gibi gizemli, mistik, insan üstü bir gerilim filmi havasında giden film oyuncuları için bile kesinlikle izlenebilir. bunu söyleme sebebim de olur da konusu ya da ilk yarısı sizi izlemeye itmezse diye idi.
evlat, doğruyu yapmak zorunda olmak hissi, öngörü vb. gibi izleyiciyi de ekran karşısında ikileme sokabilecek konuları güzel işlemiş olmasından ve filmin sonunda kadar insan içindeki merakı söndürmemesinden dolayı bu filme puanımı düşük vermezdim. bir yerde se7en filminin devam projesi olduğu fakat iptal edilerek başka bir film olarak planlandığını okumuştum. gayet güzel bir film olmuş, keyifli bir izleme zevki sunar diye düşünüyorum.
vahşi cinayetler işleyen ve ardında iz bırakmayan bir seri katili yakalamaya çalışan bir dedektifin hikayesini konu alan polisiye filmidir solace. kızını kaybettikten sonra emekliye ayrılarak hayat ile ilişkisini kesmiş bir tıp uzmanını da kendisi ile çalışmaya ikna etmeye çalışıyor dedektifimiz. entelektüel ve gizemli bir roldeki hopkins, uçarı kaçarı bir karakteri benimsemiş farrell... gerçekten iyi aktörlerin oynadığı ve sırf bu yüzden bile izlenebilecek bir film.
daha yüksek gerilimde ilerlemesi istenen sahneler, yükselmesi beklenen bir tempo ile bırakabilir bu film fakat dediğim gibi gizemli, mistik, insan üstü bir gerilim filmi havasında giden film oyuncuları için bile kesinlikle izlenebilir. bunu söyleme sebebim de olur da konusu ya da ilk yarısı sizi izlemeye itmezse diye idi.
evlat, doğruyu yapmak zorunda olmak hissi, öngörü vb. gibi izleyiciyi de ekran karşısında ikileme sokabilecek konuları güzel işlemiş olmasından ve filmin sonunda kadar insan içindeki merakı söndürmemesinden dolayı bu filme puanımı düşük vermezdim. bir yerde se7en filminin devam projesi olduğu fakat iptal edilerek başka bir film olarak planlandığını okumuştum. gayet güzel bir film olmuş, keyifli bir izleme zevki sunar diye düşünüyorum.
devamını gör...
hem yakışıklı hem sempatik hem seksi
bi yerinde bi şey vardır onun.
devamını gör...
fotoelektrik olay
öncelikle basit tanım ile başlamak gerekirse fotoelektrik olay ışığın (genellikle metal yoksa her atomda olabilir) metal bir yüzeyden elektron kopartması olayı.
ışık çarpıyor (bkz: güneş panelleri) elektron kopuyor ve elektrik oluşuyor. bu sadece düz mantık anlatımı.
einsten'ı herkes bilir. ve nobel ödülü sahibi olduğunu da. fakat herkes ''özel görelilik'' teoremiyle nobel sahibi olduğunu sanar. halbuki ''fotoelektrik etki'' ile nobel almıştır.
gelin biraz derinine inelim fotoelektrik olayının. her ışık (bundan sonra foton diye anılacak) bir frekansa dolasıyla enerjiye sahiptir. fotonlar bu enerjilerini bize renk olarak gösterirler.(biz öyle algılarız) aslında kızılötesi/mor ötesi vb tabirler buradan gelir. belli frekansın ötesi.
insan gözünün görebildiği renk skalasında kırmızı en düşük, mor en yüksek frekansa sahip renklerdir. ve bu fotonlar düştükleri yüzeylerdeki (basitçe anlatım) elektronlara çarparlar. bu elektron freni boşalmış fakat hızını hiç azaltmamış kamyon gibi atomun en dış ( örnek için geçerli. yoksa en dışı pas geçip iç katmandaki bir elektrona da denk gelebilir.) katmanındaki elektrona çarpar. momentum gereği bir saçılma (compton) oluşur. eğer fotonun enerjisi , elektronu çeken atom çekirdeğinin yani bağlanma enerjisinden büyük ise elektron bulunduğu katmandan fırlar. burada mühim olan şunun bilinmesidir. bir fotonun enerjisi ( frekansı ) ne kadar yüksek olursa olsun sadece bir elektron koparabilir. yani 1-1. peki nasıl daha fazla elektron koparabiliriz bu yüzeyden? şöyle ki efendim ; foton enerjisini arttırarak. ee hani bir elektron sadece bir foton ile kopuyordu? hemen izah edelim. aslında başta anlattıklarımız doğru fakat bu sistemler karşılıklı iki metal levha olduğu için fotonların düştüğü levhadan kopan elektronların karşı levhaya ulaşması gerekmekte. newton fiziğine göre hareket ancak enerjiyle mümkün. peki elektron bu enerjiyi nereden alacak. fotondan. foton çarpınca karşıya gitmeye mecali olmayan fotonlarımıza daha fazla enerji lazım. bu enerjiyi kırmızı ışık yerine daha yüksek enerjili mor ışığı tercih ederek sağlayabiliriz.
burada bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorum. yukarıdaki yazarlarımızdan birisi zahmet edip konuyu açıklamışlar. ellerine sağlık. fakat fotoelektrik olay sadece ''mor'' ışık için geçerli bir olay değildir. gelin formüllere bakalım
e(foton)=e(bağlanma)+e(elektron)(ev'elektrovolt) ''e=enerji''
formülde görüldüğü üzere fotonun enerjisi eşitmiş neye? elektronun kopma enerjisi +koptuktan sonra kazandığı enerjiye. burada sabit bir metal için yani sabit bir atom için e(bağlanma) değişmezdir. atıyorum x atomu için bu enerji 6 iken y atomu için bu enerji 4 olabilir. yani sayın yazarımızın dediği kırmızı renk fotonunun sökemediği elektronu mor söker değil. kırmızı renk fotonu başka ve daha düşük bağlanma enerjili bir atomun elektronunu sökebilir. yani kısaca her metalin elektronunu sökmek için belirli bir eşik değer var. her dalga boyunun (frekansın tersi)(1/frekans) bir enerjisi var. gücü yeterse söküyor yetmezse sökemiyor.
gelelim fotonun enerjisi (frekansı) artarsa ne oluyor? gene bir elektron söküyor. fakat artan enerjiyi elektrona kazandırıyor. yani hız kazandırıyor. karşılıklı duran levhalardan birinden kopan elektron diğer levhaya ulaşacak enerjiyi buluyor ve hoooop diğer levhaya çarpıyor. ne mi oluyor? elektrik akımı oluşmuş oluyor. güneş panellerindeki olay ise tamamen bundan ibaret.(tabi basitçe)
son olarak bu olayda fotonun dalga olarak değil tanecik olarak görüyoruz. eğer dalga özelliğinden faydalanarak bu etkiyi gerçekleştirseydi ; bir fotonun onlarca belkide yüzlere elektron kopartması gerekecekti. bunu şöyle düşünebiliriz. bir pompalı tüfekten çıkan saçmaların karşısındaki birçok hedefe isabet etmesi yerine. aynı silahın tek bir domdom kurşunu atması gibi. bir kurşun=bir hedef.
toparlayacak olursak: foton gelir elektrona çarpar , gücü yetiyorsa kopartır kopan elektron uçaaaar gider :)
kullanıldığı alanlar: sensörlü her şey! otomatik kapı ,fotoselli lambalar, güneş panelleri vb
minik bir örnek

bu yazı kendini güncelleyecektir.
edit1:
enerjinin küçük enerji paketleriyle yayılmasını (bkz: kuanta) ilk kez planck ortaya atmış. 1905 yılında einstein fotoelektrik olaylarını açıklarken planck'in kuanta fikrini kullanmış ve nobel ödülünü bu çalışmayla almış. yalnız einstein'ın fotoelektrik açıklamasına ilk karşı çıkanlardan biri planck imiş. böyle de ironik bir adam.
ışık çarpıyor (bkz: güneş panelleri) elektron kopuyor ve elektrik oluşuyor. bu sadece düz mantık anlatımı.
einsten'ı herkes bilir. ve nobel ödülü sahibi olduğunu da. fakat herkes ''özel görelilik'' teoremiyle nobel sahibi olduğunu sanar. halbuki ''fotoelektrik etki'' ile nobel almıştır.
gelin biraz derinine inelim fotoelektrik olayının. her ışık (bundan sonra foton diye anılacak) bir frekansa dolasıyla enerjiye sahiptir. fotonlar bu enerjilerini bize renk olarak gösterirler.(biz öyle algılarız) aslında kızılötesi/mor ötesi vb tabirler buradan gelir. belli frekansın ötesi.
insan gözünün görebildiği renk skalasında kırmızı en düşük, mor en yüksek frekansa sahip renklerdir. ve bu fotonlar düştükleri yüzeylerdeki (basitçe anlatım) elektronlara çarparlar. bu elektron freni boşalmış fakat hızını hiç azaltmamış kamyon gibi atomun en dış ( örnek için geçerli. yoksa en dışı pas geçip iç katmandaki bir elektrona da denk gelebilir.) katmanındaki elektrona çarpar. momentum gereği bir saçılma (compton) oluşur. eğer fotonun enerjisi , elektronu çeken atom çekirdeğinin yani bağlanma enerjisinden büyük ise elektron bulunduğu katmandan fırlar. burada mühim olan şunun bilinmesidir. bir fotonun enerjisi ( frekansı ) ne kadar yüksek olursa olsun sadece bir elektron koparabilir. yani 1-1. peki nasıl daha fazla elektron koparabiliriz bu yüzeyden? şöyle ki efendim ; foton enerjisini arttırarak. ee hani bir elektron sadece bir foton ile kopuyordu? hemen izah edelim. aslında başta anlattıklarımız doğru fakat bu sistemler karşılıklı iki metal levha olduğu için fotonların düştüğü levhadan kopan elektronların karşı levhaya ulaşması gerekmekte. newton fiziğine göre hareket ancak enerjiyle mümkün. peki elektron bu enerjiyi nereden alacak. fotondan. foton çarpınca karşıya gitmeye mecali olmayan fotonlarımıza daha fazla enerji lazım. bu enerjiyi kırmızı ışık yerine daha yüksek enerjili mor ışığı tercih ederek sağlayabiliriz.
burada bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorum. yukarıdaki yazarlarımızdan birisi zahmet edip konuyu açıklamışlar. ellerine sağlık. fakat fotoelektrik olay sadece ''mor'' ışık için geçerli bir olay değildir. gelin formüllere bakalım
e(foton)=e(bağlanma)+e(elektron)(ev'elektrovolt) ''e=enerji''
formülde görüldüğü üzere fotonun enerjisi eşitmiş neye? elektronun kopma enerjisi +koptuktan sonra kazandığı enerjiye. burada sabit bir metal için yani sabit bir atom için e(bağlanma) değişmezdir. atıyorum x atomu için bu enerji 6 iken y atomu için bu enerji 4 olabilir. yani sayın yazarımızın dediği kırmızı renk fotonunun sökemediği elektronu mor söker değil. kırmızı renk fotonu başka ve daha düşük bağlanma enerjili bir atomun elektronunu sökebilir. yani kısaca her metalin elektronunu sökmek için belirli bir eşik değer var. her dalga boyunun (frekansın tersi)(1/frekans) bir enerjisi var. gücü yeterse söküyor yetmezse sökemiyor.
gelelim fotonun enerjisi (frekansı) artarsa ne oluyor? gene bir elektron söküyor. fakat artan enerjiyi elektrona kazandırıyor. yani hız kazandırıyor. karşılıklı duran levhalardan birinden kopan elektron diğer levhaya ulaşacak enerjiyi buluyor ve hoooop diğer levhaya çarpıyor. ne mi oluyor? elektrik akımı oluşmuş oluyor. güneş panellerindeki olay ise tamamen bundan ibaret.(tabi basitçe)
son olarak bu olayda fotonun dalga olarak değil tanecik olarak görüyoruz. eğer dalga özelliğinden faydalanarak bu etkiyi gerçekleştirseydi ; bir fotonun onlarca belkide yüzlere elektron kopartması gerekecekti. bunu şöyle düşünebiliriz. bir pompalı tüfekten çıkan saçmaların karşısındaki birçok hedefe isabet etmesi yerine. aynı silahın tek bir domdom kurşunu atması gibi. bir kurşun=bir hedef.
toparlayacak olursak: foton gelir elektrona çarpar , gücü yetiyorsa kopartır kopan elektron uçaaaar gider :)
kullanıldığı alanlar: sensörlü her şey! otomatik kapı ,fotoselli lambalar, güneş panelleri vb
minik bir örnek

bu yazı kendini güncelleyecektir.
edit1:
enerjinin küçük enerji paketleriyle yayılmasını (bkz: kuanta) ilk kez planck ortaya atmış. 1905 yılında einstein fotoelektrik olaylarını açıklarken planck'in kuanta fikrini kullanmış ve nobel ödülünü bu çalışmayla almış. yalnız einstein'ın fotoelektrik açıklamasına ilk karşı çıkanlardan biri planck imiş. böyle de ironik bir adam.
devamını gör...
hassas türk aile yapısı (yazar)
daha entry i yazmadan beğeni atan yazar.
şaka zannettim. inanamadim. sözlük bu kadar melek kalpli insanlardan mi oluşuyor dedim. isyan ettim.
resmen bazı yazarlar hepimizi izliyor. uyanık olun.*
şaka zannettim. inanamadim. sözlük bu kadar melek kalpli insanlardan mi oluşuyor dedim. isyan ettim.
resmen bazı yazarlar hepimizi izliyor. uyanık olun.*
devamını gör...
atılan mesaja cevap vermeyen terbiyesiz yazar
buna sinirlenmek çok minnoş bişey ama bi salın yani canı istemiyordur tek neden bu da olabilir bari burda canımızın istediği olsun
devamını gör...
pdf kitap bulabileceğimiz siteler
100 gb'dan fazla ,içersinde tarihten sanata bir çok farklı 17000 kitabın olduğu arşiv :
buradan
yazarların isimlerine göre klasörleştirilmiş 3000den fazla kitap epub formatında :
buradan
genellikle islami konularda derin analizlerin bulunduğu 4318 kitabın pdf arşivi :
buradan
modern klasikler serisi :
buradan
astroloji :
buradan
astroloji ve simya :
buradan
osmanlı tarihi ile ilgili kitap arşivi :
buradan
sesli kitaplar :
buradan
sesli kitaplar 2 :
buradan
oxford kütüphanesi ingilizce eserler :
buradan
çeşitli şiir kitapları :
buradan
hasan ali yücel klasikleri :
buradan
dünya klasikleri :
buradan
platon(eflâtun) :
buradan
atlaslı büyük uygarlıklar ansiklopedisi :
buradan
nasıl çalışır -bilim teknoleji ve icatlar ansiklopedisi :
buradan
masal kitapları :
buradan
mitoloji & din bilimleri :
buradan
not: iyi okumalar
buradan
yazarların isimlerine göre klasörleştirilmiş 3000den fazla kitap epub formatında :
buradan
genellikle islami konularda derin analizlerin bulunduğu 4318 kitabın pdf arşivi :
buradan
modern klasikler serisi :
buradan
astroloji :
buradan
astroloji ve simya :
buradan
osmanlı tarihi ile ilgili kitap arşivi :
buradan
sesli kitaplar :
buradan
sesli kitaplar 2 :
buradan
oxford kütüphanesi ingilizce eserler :
buradan
çeşitli şiir kitapları :
buradan
hasan ali yücel klasikleri :
buradan
dünya klasikleri :
buradan
platon(eflâtun) :
buradan
atlaslı büyük uygarlıklar ansiklopedisi :
buradan
nasıl çalışır -bilim teknoleji ve icatlar ansiklopedisi :
buradan
masal kitapları :
buradan
mitoloji & din bilimleri :
buradan
not: iyi okumalar
devamını gör...
ankara
hayatında bir kez bile deniz görmüş insanın, ıy ankara mı? demek hakkını kendisinde gördüğü, garip bir ıy ankara popülizmi ile şu sıralar pek sevilmeyen şehir, başkent.
bir çok istanbullunun inanılmaz bir egoyla 'pabucumun başkenti en büyük başkent biziz' tavrı ile yanaşıp suratınıza aliye rona gülüşü attığı şehir.
oysa ki, tüm lekelerine rağmen, tüm askerine, yalancı milletvekillerine rağmen, güzel şehirdir ankara. zoru sevenler için idealdir. bir kişiyi sevmek için sevenlere adanmıştır her sokağı. aşk acısı çektiğinizde kaçabileceğiniz bir taksim - kadiköy mesafesi yoktur. iyi dost gibidir. yüzünüze gerçekleri vurmakta asla geç kalmaz.
bir çok istanbullunun inanılmaz bir egoyla 'pabucumun başkenti en büyük başkent biziz' tavrı ile yanaşıp suratınıza aliye rona gülüşü attığı şehir.
oysa ki, tüm lekelerine rağmen, tüm askerine, yalancı milletvekillerine rağmen, güzel şehirdir ankara. zoru sevenler için idealdir. bir kişiyi sevmek için sevenlere adanmıştır her sokağı. aşk acısı çektiğinizde kaçabileceğiniz bir taksim - kadiköy mesafesi yoktur. iyi dost gibidir. yüzünüze gerçekleri vurmakta asla geç kalmaz.
devamını gör...
sevilen kitabın en vurucu cümlesi
yeni bir insan daha tanımaya gücüm yok, yeni bir kitap okumak daha iyi fikir.yanılma şansımız olmaz en azından.
zülfü livaneli
serenad
zülfü livaneli
serenad
devamını gör...
en iyi arkadaşınızın bir kedi olması
aramızdaki tek sorun türkçe anlıyor ama konuşamıyor. bu nedenle hala dostuz zira beni eleştiremiyor.
devamını gör...
esra erol'da
bence sosyoloji ya da iletişim benzeri bölümlerde okuyan kişilerin özellikle izlemeleri gerekli olan programlardır. * günümüz insanları, insanlar arası iletişim, ilişki artık neyse en güzel, gerçekçi ve bir o kadar da absürt örneklerini bu programda görebilmekteyiz. insan analizi yapabilecekleri çok güzel örnekler mevcuttur.
devamını gör...
celebrant sorularınızı yanıtlıyor
kiymetli yazar arkadaslarim selam!
bu haftaki youtube roportaji icin konugumuz celebrant olacak. hate birazzzcik rahatsiz oldugu icin bu haftaki gorev bende*.
cevaplanmasini istediginiz sorularinizi bu baslik altina siralamanizi rica edecegim.
sagli sollu sorularla derbeder edip, hep birlikte bu arkadasi soguk soguk terletmeye ne dersiniz?*
dipnot: ifsa olmadan soru yoneltmek isteyenler icin mesaj kutum sizi cagiriyor, haddii bakiiimm*.
dudut: sadece bu haftalik buradayim; hate'i yerinden etmedim, mod modu destekler kips.
bu haftaki youtube roportaji icin konugumuz celebrant olacak. hate birazzzcik rahatsiz oldugu icin bu haftaki gorev bende*.
cevaplanmasini istediginiz sorularinizi bu baslik altina siralamanizi rica edecegim.
sagli sollu sorularla derbeder edip, hep birlikte bu arkadasi soguk soguk terletmeye ne dersiniz?*
dipnot: ifsa olmadan soru yoneltmek isteyenler icin mesaj kutum sizi cagiriyor, haddii bakiiimm*.
dudut: sadece bu haftalik buradayim; hate'i yerinden etmedim, mod modu destekler kips.
devamını gör...
14 mart 2022 galatasaray beşiktaş maçı
normal sözlük galatasaraylılar kulübü dahil bütün galatasaraylıların aklındaki maç barcelona maçı.
beşiktaş’ı kritik maç öncesi evimizde ağırlayacağız ve kazanmak istiyoruz. umarım sakatlık vermeden maçı kazanırız.
ayrıca stadyumda iyi bir atmosfer bekliyorum, güzel bir karşılaşma olsun.
beşiktaş’ı kritik maç öncesi evimizde ağırlayacağız ve kazanmak istiyoruz. umarım sakatlık vermeden maçı kazanırız.
ayrıca stadyumda iyi bir atmosfer bekliyorum, güzel bir karşılaşma olsun.
devamını gör...
normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
1978 doğumluyum. benden yaşlı amcalara selamlar.
hadi bakem kahvaltıyı yaptık, ilaçları içelim.
hadi bakem kahvaltıyı yaptık, ilaçları içelim.
devamını gör...
zeytinyağlı sabun
çok uzun zamandır (yaklaşık 4 sene oldu) kullandığım sabundur. ilk kullanımlarda bazı insanlarda kepek yapması, saç dökülmesinin artması gibi durumlar görülebilir ancak bunlar muhtemelen geçicidir, eğer geçici değilse, uzun süre devam ettiyse bir dermatoloğa görünmenizde fayda vardır. bir ihtimal daha var ki o da kullandığınız sabunun sahte zeytinyağlı sabun olmasıdır. evet çünkü ben de ilk başlarda muhtemelen sahte zeytinyağlı sabun kullandığımı düşünüyorum. çünkü doğal olduğuna inandığım ayvalık vakıflar zeytinyağlı sabununu kullanmaya başladıktan sonra bu şikayetlerimin hepsi yok oldu.
mesela bu eminönü çevresinde zeytinyağlı sabun satan çeşitli aktarlar var. kimsenin malını falan kötülemek gibi olmasın ama ben oralardan ne zaman zeytinyağlı sabun alsam saçıma hep zarar verdi, dediğim gibi kepeklenme yaptı, bir ara saç dökülmesi bile yaptı.
şunu da söyleyeyim ki çok uzun süre clear men, head and shoulders gibi çeşitli şampuanlar kullandım ama bunların tamamı bence saçıma ve saç derime zarar verdi. hepsi çok fazla kimyasal içeriyor sonuçta. hatta head and shoulders'in naneli erkek şampuan kafamda çok fazla sivilce çıkardı.
yani size demem o ki o kimyasal içeren şampuanları atın çöpe ve bir daha almayın.
doğal olduğuna inandığınız bir yerden zeytinyağlı sabun alın ve onu kullanın.
mesela bu eminönü çevresinde zeytinyağlı sabun satan çeşitli aktarlar var. kimsenin malını falan kötülemek gibi olmasın ama ben oralardan ne zaman zeytinyağlı sabun alsam saçıma hep zarar verdi, dediğim gibi kepeklenme yaptı, bir ara saç dökülmesi bile yaptı.
şunu da söyleyeyim ki çok uzun süre clear men, head and shoulders gibi çeşitli şampuanlar kullandım ama bunların tamamı bence saçıma ve saç derime zarar verdi. hepsi çok fazla kimyasal içeriyor sonuçta. hatta head and shoulders'in naneli erkek şampuan kafamda çok fazla sivilce çıkardı.
yani size demem o ki o kimyasal içeren şampuanları atın çöpe ve bir daha almayın.
doğal olduğuna inandığınız bir yerden zeytinyağlı sabun alın ve onu kullanın.
devamını gör...
sevdalinka
sevda şarkıları anlamına gelir.
devamını gör...
yazarların unutamadıkları dizi replikleri
“asiye, ben seninle karşılaşacağımı bilseydim, başka türlü yetiştirirdim kendimi.” **
devamını gör...
