bence halkımız cahil değil sadece fazla "çıkarcı" dediğim neden.
devamını gör...

''kendimi her zaman mutlu hissederim çünkü kimseden bir şey ummam. beklentiler her zaman yaralar. hayat kısa. öyleyse hayatınızı sevin, mutlu olun ve gülümsemeye devam edin. sadece kendiniz için yaşayın.'' (shakespeare)
devamını gör...

evet bilindiği gibi yoldaş önemli açıklamalarda bulundu. hal böyleyken bu durumun ekmeğini yiyeyim dedim. sonuçta bizim eve götürmemiz gereken karma puanlar var.

ben tahmin olarak bir şey bulamadım. sizlerden tahminleri bekliyorum.
devamını gör...

kelimenin başına birkaç ''a'' daha koyar ki rehberde en üstte kalsın ve kolay bulunsun.
devamını gör...

abd'li şair denise levertov'un, vietnam savaşı'nı ve amerika'yı eleştirdiği şiiridir.

çevirisi, cevat çapan tarafından yapılmıştır.

1-vietnamlılar taştan fenerler
kullanıyorlar mıydı?

2-törenlerle kutluyorlar mıydı
tomurcukların açışını?

3-sessizce gülme eğilimleri var mıydı?

4-süs olarak kemik ve fildişi,
yeşim taşı ve gümüş takınıyorlar mıydı?

5-destanları var mıydı?

6-konuşmakla türkü söylemek arasında
bir ayırım yapıyorlar mıydı?


1-efendim, yumuşak yürekleri taşa dönüşmüştü.
taş fenerlerin bahçelerde güzel yolları
aydınlatıp aydınlatmadığı hatırlanmıyor.

2-belki bir kez tomurcukları kutlamak için
toplanmışlardı,
ama çocuklar öldürüldükten sonra
tomurcuklar açmadı.

3-efendim, yanık ağızlara acı verir gülmek.

4-bir düş önce, belki. sevinmek içindir süs.
bütün kemikler kömür olmuştu.

5-hatırlanmıyor. unutmayın ki,
çoğu köylüydü; pirinç ve bambuyla
yaşıyorlardı.

sessiz bulutlar çeltik tarlalarında yansıdığında
ve bayırdaki setlerde korkusuzca yürürken manda,
belki babalar eski masallar anlatmışlardır oğullarına.
bombalar bu aynaları parçalayınca,
ancak çığlık atmaya vakit kalmıştı.

6-hâlâ türküye benzer bir yankısı
duyuluyor konuşmalarının.
anlatıldığına göre türkü söyleyişleri
pervanelerin ay ışığında
uçuşuna benzermiş.
kim bilebilir? artık her yer sessiz.
devamını gör...

kondom bence. 5 sene önce en iyisi bile para değildi. şuan epe bi yükseldi fiyatlar. bu şekilde ne amaçlanmaktadır? ülke nufusu bu şekilde mi yükseltilmeye çalışılmaktadır? şeklinde devlet bah.çelinin ses tonu ile sordurtur insana.
devamını gör...



"her şeyi bulduysan
bulamadın mı beni?
her şeyi bilen sen
bilemedin bir beni.

belki de biz
öğrenmeliyiz,
belki de biz
sevmemeliyiz..."
devamını gör...

kuan'dan dinlemeyi sevdiğim şarkıdır.

devamını gör...

açtığı başlıklar her ne kadar tepki toplasa da .. engellemeyeceğim yazar..
lucifercim az biraz dikkat..
devamını gör...

bengaripsengüzeldünyaumutlu.***
devamını gör...

tüm ciddi konuların sulandırılarak ülkenin kanayan yarasının önemini yitirtme çabası içerisinde olan başlık.
devamını gör...

yaşamak değil beni bu telaş öldürecek. ruhlarımız emekli olmuş çoktan.
devamını gör...

yemeden önce mutlaka instagram da "bakın ben avokado yiyorum" minvalinde story çekip atmayanı belediye zehirliyor sanırım diye düşündüren tropikal meyva.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ağrı/doğubeyazıt
devamını gör...

engin hoşgörüsüne sığınarak;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ahh, ne vuruyonuz ya, nasılsa biri yapacaktı?*
devamını gör...

iki adımlık yer için mont giymeye üşendiğimden tişörtle karlı bir havada dışarı çıkmıştım. yanımdan geçen bir dayı "kutup ayısı bile kürk giyiyor yeğen" yorumuyla beni yarmıştı.
devamını gör...

sessizce gidip sessizce gelen, artık yazarımız olan kişidir. umulur ki, mizahını ve bilgilerini sözlükten mahrum etmez.
devamını gör...

iki metre kare bir alan. siyah film camdan görünen biraz gökyüzü biraz da yandaki evin çatısı. uçsuz bucaksız ile çirkin bir kefede. duvarda deniz kabukları, sahte bir kuş hisssetiğim çoğu an gibi. birkaç mum romantik yanımı simgeleyen. ha bir de ay şeklinde minik pilli bir lamba. yakınca etrafa pek ışık saçmıyor ama izlemesi keyifli. hayatım gibi...

ne zaman biraz hüzün hissetsem açıyorum bir bira; ilişiyorum tahta, rahatsız, minik sandalyeye açıyorum bir müzik. şöyle göğsümde biriken acılara ulaşmak için... üflüyorum 'puffff' diye, tozların altında kalan yara izlerine bakıyorum sonra. çoğu iyileşmiş. bir tanesi var, işte o çok derin. her seferinde tam iyi oldu artık kabuk kopacak, çirkin bir iz kalacak diye bekliyorum. ve yine her seferinde bir parça pis iltihapla beraber kan akıyor. yine olmamış, diyorum.

geceye karışan müzik, başka ses yok. etrafı kaplayan, kocaman bir yalnızlığın sesi. dayanamıyorum. alıyorum elime telefonu. basıyorum bir tuşa. benim kadar sahte bir hayatı olan çok uzakta ancak bir o kadar yakındaki dostu arıyorum. ilk cümleyi ben kuruyorum. hep, her zaman. her mesajda, her telefonda. yine öyle oluyor.
- naber?
- iyi, normal. senden?
diyor her zamanki gibi. hep iyi, hep normal. işte bu cümle de onun özeti. yaşanmamış gibi. gün içerisinde aklından geçen, canını yakan onca şey yokmuş gibi; heyecanlandıran, gülümseten onca an. ona sorsan yok. ona sorsan kibri de yok. oysaki var işte adam göğsünde bir bıçak, zihninde deli cümleler var.
- ben kötüyüm ama...
- neden?
neden, desin istiyorum. biri beni görsün, gerçek beni. kırılgan acıyan yanımı. kahkahaların ardındaki hisleri de. sahte değil gülüşlerim. ama çok kocamanlar. yaşadığım her şeyi sığdırıyorum onların içine. bu yanımı da görsün istiyorum.
ama herkes değil. anlattığımda bana acımayacak, yargılamayacak biri görsün istiyorum. kimileri derine gömer, ben deşip iyileşiyorum kelimelere döktükçe. ama kelimelerin anlamını bilen biri dinlesin istiyorum. o neden, diyor; ben anlatıyorum.
kırıldığım, kırdığım anları seriyorum ipe. çok cümle kurmuyorum. uzun cümleler de kurmuyorum. ilk kez güzellemeden, savunmadan olduğu gibi aktarmaya çalışıyorum. çünkü yalın bir şekilde anlatmayı pek başaramam. her şeyi biraz savunarak, biraz güzelleyerek anlatırım. benim savunma mekanizmam da bu çünkü.
"gitti. beni benim onu sevdiğim kadar sevmedi. geri geldi ama artık ne bu sevgi eskisi gibi ne de ben."diyorum.
ne kadar klişe geliyor değil mi kulağa aşk acısı. ulan herkes bir diğerininkini umursamıyor da 'en çok benim acıyan' diye düşünüyor ya. işte tam olarak bu. beni az seviyor oluşu, bir zaman az sevmiş olması, bende değil bir başkasında huzuru araması... yıllar geçiyor. acı arada bir kalkıp yumruk atıyor. ahh, be...

"şimdi geçmiş işte. bir yola girmiş, bir karar vermişsin. sızlanma. korkaksın! korku çirkin bir bağ onu güzel bir masa üstü ile kapatıp üzerine bir çiçek koyup adına da aşk diyorsunuz." diyor. gerçeği pat diye bırakıyor havaya.
gözümden yaşlar akıyor. onca zamana rağmen. şöyle bir yokluyorum. o da ne! eskisi gibi acımıyor. hala kocaman bir yara, iyileşmedi. iyileşmesi de çok zor. kapatıyorum telefonu. uyuyorum sonra.

yeni bir güne uyanıyorum. bugün çok daha güzel diyorum. güzel görüyor, güzel hissediyorum gerçekten. çünkü fark ettim. ben korkağım! kendime itiraf edemediğim hep buydu. güçlü durmaya çalışıyor, kendimle mücadele ediyordum. artık kendime yalan yok. kabul ettim. buyum ben: aciz, aşık bir kadın.
devamını gör...

ahh ahh.
içimi dökmeye geldim en muzdarip olduğum konuydu bu. birincisi bir insan yaşadığı yeri neden temizlemek istemez? abi oda arkadaşlarım özünde çok titiz olduğunu iddia eden ama tabiri caizse odanın içine tüküren tiplerdi. misal banyo yaptıktan sonra saçlarını tararken dökülenleri yere atmaktansa çöpe atmak ne kadar zor olabilir? bu basit bir örnek. odanın her yeri kıl içindeydi. hadi temizliği de geçtim bir yerde suratları hep beş karış. her daim mutsuzlar. aramızda asla bir sorun yoktu tam tersi hep sen çok iyi bir oda arkadaşısın, çok uyumlusun der dururlardı. ama sohbet etmeye gelince hep benim başlatmam gerekir hep ilk nasılsın'ı benim sormam gerekirdi. yemekhaneye inilecekse benim çağırmam gerekiyordu beni çağırmazlardı. başta dedim benden zevk almıyor olabilirler mi yani herkes herkesi sevmek zorunda değil. ama ben bir muhabbet başlatınca güzel güzel konuşurlardı. allah var arkamdan de hep iyi şeyler söylemişlerdi de. iyi insanlardı gerçekten severdim de. ama bu hep içime dokunurdu. ulan neden? neden ya bir kere de siz bana nasılsın diyin, bir kere de siz beni yemekhaneye inerken çağırın. öyle işte sözlük. ruhsal bunalımlara gark etmişlerdi beni.
devamını gör...

doğum gününüz kutlu olsun. nice sağlıklı, huzurlu senelere...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim