bence de kapatılsın. akış sekmesinin amacı çeşit çeşit başlığa yer vermektir. onu oraya taşı bunu buraya taşı bu başlığı sil... not cool.
devamını gör...

bak ya! başlığı görür görmez irite oldum.
allah'ın belası bir şey bu.
hele çeviri kötüyse.
zaten çeviri kitap okumak da başlı başına rezalet.
devamını gör...

2010 yılında cosmopolitan dergisine verdiği bir röportajda söyledikleri gelir aklıma lady gaga dendiğinde.

eski bir sevgilisi lady gaga'ya, asla başarılı olamayacağını, grammy ödülü alamayacağını, asla hit bir şarkı yapamayacağını, onun başarısız olacağını söylemiş. lady gaga ise ondan ayrılmış ve şöyle demiş "bir gün benim sesimi duymadan, resmimi görmeden kafede kahveni bile sipariş edemeyeceksin."

başarısıyla eski sevgilisine yüzyılın kapağını yapmış ünlüdür. kimseyi dinleyip motivasyonunu kaybetmeden başarıya ulaşmış, sonuna kadar da hak eden, saygı duyduğum bir ünlüdür.

2010 mart sayısı cosmopolitan'a verdiği röprotajda ilgili kısım:
--- alıntı ---

"ı had a boyfriend who told me ı'd never succeed, never be nominated for a grammy, never have a hit song, and that he hoped ı'd fail. ı said to him, 'someday, when we're not together, you won't be able to order a cup of coffee at the f***ing deli without hearing or seeing me."

--- alıntı ---
devamını gör...

ingilizce union of soviet socialist republics (ussr), türkçesi sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği (sscb), orjinal rusçası сою́з сове́тских социалисти́ческих респу́блик (sojúz sovétskix socialistíčeskix respúblik) olan 1917-1991 yılları arasında sovyet rusya'nın resmi adı olan kısaltmadır. şöyle tshirtlerde güzel durur:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ludingirra sümerli bir öğretmen. aynı zamanda şair ve yazar. öğretmenliği bıraktıktan sonra yaşadıklarını kaleme almış ve kendisinin bu yazdıkları sümer tabletleri arasında bulunarak arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkartılmış. böylece üç bin yıl önceden bugünlere seslenme imkanı doğmuş adama. ve yine böylece tüm kaygıları, korkuları ve paylaşmak istedikleri bizler tarafından 3000 yıl sonra okunmuş oluyor. boşuna demiyorlar söz uçar yazı kalır diye. kalıyor işte bir şekilde. iyi ki de kalıyor ve binlerce yıl öncesinin insanlarının hislerine, duygularına ve uyarılarına vakıf oluyoruz.

ludingirra yaşamöyküsünü neden yazmaya başladığını ise şu şekilde açıklamış;

''bu yaşamöykümü daha çok gelecek kuşaklar için yazmaya başladım. bizim ulusumuz, dilimiz, geleneklerimiz, sosyal yaşantımız, sanatımız unutuluyor artık.''


ludingirra sümer ülkesine yönelik tehlikelerden söz ederek “bu güzel ülkemize her taraftan göz diktiler” diyor. “göklere uzanan basamaklı kulelerimizin, görkemli tapınaklarımızın, arı gibi işleyen çarşılarımızın, her tarafa ulaşan kervanlarımızın, dümdüz uzanan yollarımızın, boy ürün veren tarlalarımızın, nehirlerimizde ve açtığımız kanallarda salına salına yüzen teknelerimizin, dolup taşan iskelelerimizin, her tür bilgiyi veren okullarımızın ünü uzak ülkelere kadar yayıldığından; ilkel olan bu ülkelerin halkı kıskandı bizi.

fırsat buldukça üzerimize saldırdılar. kentlerimizi yakıp yıktılar. biz yaptık, onlar yıktılar; biz yaptık, onlar yaktılar. halkımız, hatta krallarımız tutsak oldu. ailelerimiz dağıldı.

tarlalarımızı, bahçelerimiz bakımsızlıktan kurudu; hayvanlarımız açlıktan öldü ve böylece kökü binlerce yıl önceye dayanan ulusumuz yoruldu, dayanamayacak hale geldi ve içimize yavaş yavaş sızıp bizi yiyen yabancıların kucağına bırakıverdi kendini.

onlar yönetiyor bizi şimdi. topraklarımıza ilkel geldiler; sayemizde uygar olmaya başladılar. ne yazıdan, ne tarımdan, ne sanattan, ne dinden, ne okuldan, ne attan, ne arabadan, ne aydan, ne yıldan haberleri vardı. hepsini bizden öğrendiler.

sonra da ‘biz yaptık, biz bulduk’ diye övünmeye başladılar. hep korkuyorum, bir gün gelecek, adımız da uygarlığımız da unutulacak. biz ne yaptık, ne başardıysak hepsini onlar üstlenecek.”

“bu durum beni yıllardan beri üzüyordu. ben küçük bir adamım, bunu önlemek elimden gelmez diye yakınıyordum. bir gün birdenbire aklıma geldi. ben bir yazar olduğuma göre, ulusumuzun bulduklarını, başardıklarını, geçmişimizi, geleneklerimizi, ne kadar uygar olduğumuzu, gerek sümerliliklerini unutmaya başlayan gençlerimize, gerek daha sonra gelecek kuşaklara neden yazılarımla bildirmeyeyim dedim ve yaşamöykümü yazmaya karar verdim. böylece her tarafa, herkese, her çağa ulaşacağımı umut ediyorum.”

muazzez ilmiye çağ, sümerli ludingirra, s.12-13


lundingirra'nın serzenişlerini okuduğunuz zaman enteresan bir bağ kuruyorsunuz kendisi ile. anlattıkları, yakındıkları sizi de bir yerlerden yakalıyor. peki nasıl? çünkü anlattıkları bize dair. 3000 yılda pek bir ileri gidememişiz esasen. bizler de tarihini unutan bir milletin fertleriyiz. geldiğimiz yeri, atalarımızın inançlarını, onlara dair var olan güzellikleri hep unuttuk. ya da daha doğru bir tabirle bunların unutulmaya yüz tutmasına izin verdik. başkalarının bizim tarihimizi bize anlatması zorumuza dahi gitmedi. daha kötüsü onların anlattığı tarihi de kendi tarihimiz olarak belleyip, kültürel zenginliklerimizi bir bir terk etmeye başladık. elbette bu yüzyıllar alan bir süreç. ve geçen her bir yıl bizi kendi öz benliğimizden biraz daha uzaklaştırdı. aslında asimile edildik ama işin komik olan yanı şu; uğradığımız asimilasyonu kendi kültürümüz ve tarihimizmiş gibi fanatikçe savunur hale geldik. sonrasında bu gerileme bir şekilde türkiye cumhuriyetinin kurulması ile kısa bir dönem için durdu. ve sonrasında yeniden başka kültürlerin kucağına düştük. umut ederim ki, günün birinde bizlerin arasından de birileri bu tarz bir zaruret sebebi ile benzer satırlar kaleme almak zorunda kalmaz. aslında alırsa da fena olmaz. 3000 yıl sonra birileri adamlar neymiş ne olmuş diye düşünürde belki saksıyı çalıştırıp, kendileri için önlem alır.

ludingirra dede sıkmayasın o tatlı canını, bak 3000 yıl sonra dahi insanlar senin yaşadığın travmanın bir benzerini yaşıyorlar. asla yalnız yürümeyeceksin bunu iyi bilesin...
devamını gör...

saat 20.45 de başlayacak müsabakadır. grup lideri galatasaray kendi evinde marsilya'yı ağırlayacak.

galatasaray için çok kritik bir maç. kazanması veya berabere kalması halinde gruptan çıkacak. tabii gönlümüz galibiyetten yana.
normal sözlük galatasaraylılar kulübü olarak maça odaklandık ve hazırız. bütün kulüp üyeleri o kıvırcık guendouzi deyyusuna kitlenmiş durumdayız. umarım galatasaray kazanır.

saha içine inersek ise galatasaray'ın ilk 15 dakika baskılı başlamasını bekliyorum. golü oradan çıkartırsa veya çıkartamazsa biraz daha temkinli oyun oynayıp skor arayacaktır.
marsilya cephesinin kazanmak için her şeyi yapacağı bir müsabaka olacak. umarım temsilcimiz galatasaray kazanır ve yüzümüzü güldürür.
devamını gör...

bazen eve gelirken veya dedemi ziyaret ederken ya da çok sevdiğim kuzenlerime giderken, sanki onları çoktan kaybetmişim, üzerinden yıllar geçmiş ve ben de maziyi hatırlıyorum gibi o sokağa, eve tekrar gelmiş onları özlüyormuş gibi düşünürüm kendimi. onların aslında hayatta olmadıklarını düşünüp sanki eve girdiğimde onları bulacakmışım ihtimaliyle karşılaşmayı düşünürüm. sonra zili çalarım ve kapı açılır. içten içe belli etmeden mutlu olurum. şuan onların hayatımda olduğuna sevinir, bir gün yine aynı düşüncelerde o kapıyı çaldığımda açılmayacağını bilerek hüzünlenirim. içinde bulunduğum hale şükrederim. neden böyle yaptığımı bilmiyorum.
devamını gör...

katı yağ+ bol un = tatlılık ve baygınlık.

bir de tip 2 diyabet.
devamını gör...

sözlüğe başladığım ilk günlerden tanıdığım, efendi,yazılarından da ne kadar olgun bir insan olduğu anlaşılabilen nadide bir yazardır.

yazılarını okurken, içtenliğini de gayet açık görebiliyorum. okumaktan keyif aldığım yazarlardan biridir. hepsini okumak isterdim ama maalesef programlama dilinden anlamadığımdan, o konularla ilgili olanları es geçiyorum*.

yazarlığınız daim olsun sayın yazar.
devamını gör...

savaştan kaçıp da gelip burda denizlerde nargilelerle fink atan benim ülkemin kadınına kızına sarkıntılık yapan kazık kadar insanları ben ülkemde istemiyorum. benim askerim savaşırken onlar gelip benim ülkemde rahatça yaşam süremezler.
devamını gör...

fransız bir demiryolu şirketi olan compagnie internationale des wagons-lits adlı şirketin belçikalı müdürünün, 1933 yılında neden olduğu olaylar zinciri.

şirket normalde avrupa kökenliydi. istanbul'da (galata'da) bir ofisleri vardı ve türkiye - avrupa arasındaki bazı seferleri gerçekleştiriyorlardı.

olay günü * naci bey adlı bir şirket çalışanı, galata'daki ofisi arayarak, bir müşterinin ısrarlı talebiyle ilgili bir sorunu çözmeye çalıştı. türk olduğu adından da gayet anlaşılır olan naci bey, doğal olarak telefon görüşmesini de türkçe yaptı. ancak ofise yeni gelen gaetan jannoni adlı müdür, naci bey'in konuşmasını duyarak yanına geldi ve şirketin resmî dilinin fransızca olduğunu, türkçe konuşmasının hata olduğunu söyleyerek gerginliğe neden oldu.

naci bey durur mu? yapıştırdı cevabı: " bu ülkenin resmî dili türkçe. siz de türkçe öğrenmelisiniz."

bunun üzerine müdür sinirlendi ve naci bey'e bir de para cezası kesti. naci bey buna da itiraz edince müdür "sizi 15 günlüğüne kovuyorum" diyerek gerginliği tırmandırdı.

ancak olay orada kapanmadı. gazetelere yansıdı ve etkisi gittikçe arttı. "memleketin mukaddesatına hakaret eden" müdürü protesto etmek amacıyla büyük bir miting düzenlendi. "türkiye'de türkçe konuşulur" sloganlarıyla ofise saldıran kalabalık, çeşitli gazetelerin önünde de protestolarına devam ettiler.

polis müdahale etmek için geldi ve 30 kişi gözaltına alındı. konuyu öğrenen mustafa kemal'in talimatıyla bu kişiler serbest bırakıldı.

olayların ardından naci bey yeniden işine başladı ve müdür görevden uzaklaştırıldı. vatandaşların türkçe konuşması için kampanya başlatıldı. cumhuriyet gazetesi'nden yunus nadi'nin konuya ilişkin gazete yazısı:


"türkiye'de çalışan hiçbir müessese burada illa filan dil konuşulur diye iddia edemez. bu, kapitülasyonları ilga eden (yürürlükten kaldıran) türkiye'ye mahsus bir hal değildir. bütün dünyanın medeni ve müstakil her memleketinde cari olan ve öyle cereyanı da pek tabii bulunan bir haldir. medeni ve müstakil her memlekette yabancı dillere sadece müsamaha olunur. o kadar. yoksa herhangi yabancı dilin herhangi medeni ve müstakil bir memlekette, değil böyle yataklı vagonlar idaresi gibi umuma mahsus bir merkezinde, hatta yataklı vagonun birkaç kompartımanında dahi, kendisine mahsus bir hakimiyet iddia edilmesine asla ve kat'a müsamaha olunamaz. yataklı vagonlar şirketi'nde fransızca da konuşulabilir. fakat orada türkçe konuşmanın memnuiyetini (yasaklanmasını) farz etmek sadece mecnunluk veya ahmaklıktır..."
kaynak


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

alkol aldiginiz zaman rüya gormezsiniz, çünkü alkol uykuya daldiginizdaki hafif uyku faslini aşıp, direkt derin uyku faslina geçiş yapiyor. ruya goremiyorsunuz.
devamını gör...

planlarını insanlara söylemektir.
devamını gör...

erkek erkeğe birbirine yapılan şakalar, söylenen laflar eşler/sevgililer yanındayken söylenmez, söylenemez...
devamını gör...

bir varmışım bir sen olmuşum
böyle dalgınlık mı olur?
kendimi sende unutmuşum.

bir onur akın şarkısıdır.
devamını gör...

tabii ki de ameriga yegenim! geçen yoldaşı siyah cipe binerkene görmüşler. argasından da cemmır gidiyomuş!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne olursa olsun, her zaman, her yerde, her halükarda, her koşulda, her şekilde ayrı yazılır. örnek: "bir şey", "her şey", "herhangi bir şey", "herhangi her şey", "seni gidi tatlı şey".
devamını gör...

yok.
tek bir oyuncağım dahi olmadı.
ağaçlar, kuşlar, kediler, inekler, tavuklar, böcekler vb. ile oynadım.
hala da onlar ile oynarım.
devamını gör...

çekmeyenlerin bilip bilmeden boş yorum yaptığı ağrıdır..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim