türlü türlü işler yapılarak ders diye bir şeyin olduğunu unutma işlemi.
benim için dizi izlemek, film izlemek, kıyafetlerimi düzenlemek, kek yapmak gibi şeylerdir.
devamını gör...

ben şunu bırakayım da sen mesajı alırsın.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

engin gectan'ın metis yayinlarindan 2002 yılında yaymlanan kitabı. engin gectan iki türde kitap yazmış psikiyatrist. bir türü -ki benim henüz okumadığım- hikaye roman türü kurgu kitaplarıdir. bir de psikiyatri bilimi ile ilgili yazmış olduğu kitaplar var ki bu da onlardan biri.

ancak bu kitap tam olarak araştırma sonuçları, kuramlar, teşhis ve tedavi yöntemleri gibi bilgilerden oluşmuyor. daha çok, uzun yıllar psikanaliz ve psikoterapi uygulamaları ile çalışan yazarın, doğu ve batı uygarliklarını karsilastirdigi, son donem ülkemiz ve diger ülkelerin geleceği şekillendirme çabaları, kuantum fiziği ile insan psikolojisinin benzerliği gibi konularda görüş ve düşüncelerini anlattığı bölümlerden oluşuyor.

ilk bolumlerde batı bilimi dusuncesine göre zamanın uzun bir çizgi oluşu ile doğu dusuncesinde zamanın bir çember gibi başladığı yere geri dönen bir düşünce yapısında olması gibi karşılaştırmalara yer veriliyor. ya da kuantum fiziği gibi madde ve maddenin içeriği gibi alt başlıkların jung'ın personası, egoda şişme gibi konulara olan bağlantısından söz ediyor. ilerleyen bölümlerde türk insanının ve medeniyetinin disaridan -uzun yıllar çalıştığı ve etkileşime girdiği yabancı ülkeler tarafından - nasıl algılandığı konusuna değiniliyor. bir başka bölümde insan psikolojisinin ülke yönetimi ve kitle psikolojisi ile olan bağına yer veriliyor.

kitapta en beğendiğim özellik; yazarinda belirttiği gibi kişisel gelişim kitaplarında sıklıkla rastladigimiz mutlu ve sorunsuz hayata dair reçeteler vermek yerine durumu,olayı ve kişisel bakış açılarının değişikliğini farketmenin çok daha önemli olduğuna vurgu yapılıyor. çünkü hiç kimse bir başkasınin hayatı için reçete veremez. ancak ışığı doğru tarafa tutmasına yardımcı olabilir.


sanki bir sempozyumda açılış konuşması dinliyor, tv de bir uzmanın insan psikolojisi ve ülke gündemi hakkında goruslerini dinliyor gibi sade, basit ve avam bir tavira kaçmadan, her an bir akademisyeni okuduğunuzu farkettirecek kadar da kaliteli bir kitap diyebilirim.

insanoglu gerek doğuştan getirdiği genetik özellikleri gerekse yaşamın ilk yıllarında edindiği tecrubeler sonucu hayata karşı bir duruş, bir tavır sergiliyor. bu tavır kimi zaman oluşturduğumuz günlük rutini kolaylastirirken kimi zaman da zorlaştırıyor. hiçbirimiz hayatımız günlük rutinini her an bilinç ve bilinçaltı mekanizmalarının farkında olarak duzenlemiyoruz. bu nedenle zaman zaman kişinin kendisine zaman ayırıp bu tarz bilgi içerikli ve eleştirel kitaplar okuması gerektiğini anlamlı buluyorum.
kitaptan alıntılar ile tanımı bitirelim.


çünkü evrende siyahlar ve beyazlar
şeklinde bir iki bölüm yok, her bir varlık kendi bünyesinde beyazını ve siyahını yaşayarak büyük bütünün içindeki kendi bü-
tünlüğünü sürdürmekte
.


bana göre, hayat bir
dizi rastlantı ve bizim
o rastlantılarla birlikte
nasil varolduğumuz ya da
olmadığımiz. once günaydıin,
sonra biraz haz, biraz acı,
biraz aşk, biraz hayalkırıklıği,
biraz sicaklık, biraz yalnızlık,
biraz boyun eğme, biraz
başkaldırı ve ardından iyi
geceler....



günümüzde insanlar bilgiyi arar oldu, hikmeti değil. oysa bilgi mazidir, hikmet ise gelecek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

https://hizliresim.com/vxıoqf

bahtımı çektim.
devamını gör...

--- alıntı ---
tübitak ulakbim çatısı altında, türkiye'de yayınlanan akademik hakemli dergiler için elektronik ortamda barındırma ve editoryal süreç yönetimi hizmeti sunar. dergipark, ulusal akademik dergilerin standartlara uygun olarak varlık kazanmasına ve uluslararası görünürlüğünün artırılmasına destek olur.

dergipark, dergilerin işleyişine, yönetimine ve içeriğine karışmaz. sadece alt yapı sunar ve sistemin kullanımı için "teknik destek" sağlar. yazarlar, yayınları hakkında her türlü konu için ilgili derginin editörü ile iletişime geçmelidir.
--- alıntı ---
üniversitede verilen ödev ve tez çalışmalarını buradan yararlanarak yapabilirsiniz.

2020 verilerine göre dergipark günlük ortalama kullanıcı sayısı: 100.000 kişiulaşmak isteyenler için link bırakıyorum
devamını gör...

diyelim ki zaman makinesi ile geçmişe gidiyoruz ve dedemizi öldürüyoruz.dedemiz yoksa bizde hiç doğmamış olacağız öyleyse geçmişe nasıl gideceğiz. işler asıl bu noktada kısır döngüye giriyor ve kafamız karışıyor.
aslında bu paradoks bize birazda olsa paralel evrenin varlığını kabul etmemizi sağlıyacak şöyle;
geçmişe gittiğinizde büyük babanızın geçmişine değil de paralel evrende ki büyük babanızın kopyasının geçmişine gittiğini düşünmeniz.bunun sonucunda siz var olmuş olcaksınız ve paralel evrendeki babanız hiç var olmamış olcak.
devamını gör...

benim de borcum var bende sana sorucaktım de bakalım bir daha istiyor mu.
devamını gör...

mesele evren ilişkisi, doğa ana değil! kendini gerçekleştiren kehanet, psikolojik bir doktrindir. kişinin bilinç altına göre davranışlarını tayin etmesinin sonucu korktuğu şeye dönüşmesi yahut korktuğu olumsuzluğu başına çekmesi durumu ile açıklanır.

örneğin yakını hasta olan birinin hastalık kalıtsal olmadığı halde hastalıklara karşı aşırı duyarlı olması, evde hastalik lafı ettirmemesi, her karşılaştığı insanin sağlık durumunu sorup yakınlığını ona göre kurması sonucu, belli bir yaşta yakınının hastalığına yakalanma riskini çoğaltır, bu da kendini gerveklestiren kehanet olarak karşımıza çıkar.

insan vücudu bilinç ve bilinç altı komutlarla çalışır. bir şeyi çok uzun süre kafaya takmak, takıntıyı hastalık haline getirmek demektir dolayısı ile sürekli hastalık düşünen bir vücut, hastalanır.

bu durumun psikolojik vakai oranı daha yüksektir. küçükken babası annesini aldatan çocuk, ömrü boyunca aldatmayan bir eş hedeflerler. bu hedefleri onların gözlerini o kadar kör etmiştir ki tek kriterli aldatılmamak olduğu için ömürlerinin bir döneminde aldatılırlar.

psikolojide henüz ispatlanmamış ancak sayısız vakıası olan bu doktrinimizin atasözü versiyonu da vardır.

derler ki; "sakınılan göze çöp batar."
devamını gör...

"afedersiniz ermeni bile dediler"

-mareşal recep tayyip erdoğan
devamını gör...

kamer taradağlı
devamını gör...

haklı bir açıklama.
o kadar cömert olmasak sizin gibi kan emicilere 18 yıl nasıl sabredebilirdik ki zaten.
devamını gör...

çalınan telefonumun elinde olduğuna şüphelendiğim yazar. *
ben iflah olmaz bir karikatür hastasıyım. eski telefonumda kırpıklar hariç, az 20 bin karikatür vardı. ne zaman bir paylaşımını görsem içimden "telefonumu aldın, hadi iyisin" diyorum.
yazılarını ve karikatürlerini çok seviyorum. iyi ki varsın. *

lütfen telefonumu ver.
devamını gör...

islamcı feminizm kuramını ortaya atan kadındır. nakşinbendi bağlarını koparttıktan sonra kur'an ın erkek egemen yorumu ile mücadele etmeye başlamıştı. kur'an ın dümdüz yorumlanması sureti ile ataerkil bir araç olarak kullanılmasına karşı çıkıp, başörtüsünğn islam öncesi örfi bir adet olduğunu söylüyor (burada not düşelim osmanlı da şeriat hukuku bir süre sonra kullanılmamaya başladı cezalar geridönülmez olduğu için yanlış kararlarda sıkıntı oluyordu, örfi hukuka döndü bir ara orayı da yazarım.) kadınların erkeklerle beraber namaz kılabileceklerini, bayram ve cuma namazlarına katılabileceklerini söyleyecek kadar cesur ve sorgulayan bir kadındı.

konca kuriş' in bu ve benzeri sonra sosyalist, kemalist vesaire feministler de başörtüsünü (haklı olarak) bir baskı aracı olarak görmelerine rağmen islamcı feministleri kazanma yoluna gittiler ha becerebildiler mi? okuduğum hiçbir kaynakta bunun net bir tanımı yok bu yüzden ne desem yalan söylemiş olurum o yüzden de devam edelim.

ve gene kendine yakın tayfa yani islamcı kadın hareketin' in kurişi ve islamcı feministleri dümdüz ortada bıraktığını ve bazılarının abartıp "tağut" dediğini de eklersek konca kuriş'in islami kesimde nasıl bir etki bıraktığını da anlayabiliriz.

ortaya attığı fikirler 1990'dan itibaren literatüre girmeye başladı, yetmediği gibi 2005 ten itibaren uluslararası kongreler bile düzenlendi bir kesim bunları "şeriat hukukunda tartışılması gerekli" diye hor görse de bir kesim' de "baskıcı kültürler de işe yarayacağını ve müslüman kadınlara ulaşabilmenin /anlatabilmenin bir yolu olarak" onayladı.

bu aykırı kadını hizbullah denen cennete gitmek için dünyayı cehenneme çeviren yaratıklar vahşice öldürmüştür. mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tarih kitaplarında geçer bu olay.

rivayete göre gorbaçov "yeter beyler, sscb'nin bu kadar büyümesi... kendi karnımızı doyuramıyoruz herkes tek bundan sonra" demesi sonucunda parlementodakiler "yoldaş haklı beyler" demiş ve sscb'yi dağıtmaya karar vermişlerdir.
devamını gör...

(bkz: bağlaç olan de)
(bkz: bulunma hal eki)
(bkz: bağlaç olan ki)
(bkz: noktalama işaretleri)
(bkz: yazımı en çok karıştırılan kelimeler)
(bkz: mi soru edatı)

amme hizmeti olsun okuyun, okutturun.

aklıma geldikçe editlerim.
devamını gör...

tatsuya tanaka'nın gözünden karpuz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gördüğüm başlıklardan ve girilen entrylerden artık iyice kanaat getirdiğim acı durum. belli bir süre gerek modlar ve gerek biz yazarlar sözlüğün kalitesini bir noktada tutmaya çalıştık ama özellikle bir süredir sözlüğe girmediğim için birde baktım ki ne hale gelmiş. siyasi başlıklar, yok türk-kürt, yok kızlar regl oldu bilmem ne vs. ya gereksiz cinsel muhabbet başlıkları yada ayrıştırıcı siyasi yada gündem muhabbetleri. ayrıca çok kısa bir süre önceye kıyasla yazar kalitesindeki düşüş de fark edilmeyecek gibi değil..
devamını gör...

orta avrupa'nın güneyinde, bir çizme biçiminde akdeniz'e uzanan italya yarım adasının üzerinde yer alan ülkedir.

çizme şeklindeki bu yarımadanın hemen burnunda bulunan sicilya ile yarımadanın batısındaki tiren denizinde bulunan sardinya adaları da ülke sınırları içindedir. italya yarım adasının doğusunda akdeniz'in uzantısı olan adriyatik denizi (adriya denizi), güneyinde ise akdeniz ile adriyatik denizi arasında bulunan iyon denizi (iyonya denizi) vardır.

ülke başkenti roma'dır. italya'nın dağlık bir coğrafyası vardır. kuzeyde bir yay biçiminde uzanan alp dağları, italya ile fransa, isviçre, avusturya ve slovenya arasındaki doğal sınırı oluşturur. apennin dağları ülkeyi boydan boya geçerek sicilya adası'nın batısına dek uzanır.

ülkede aynı zamanda birçok sönmüş yanardağ mevcuttur. tarihi pompei şehrinin yıkımına neden olmuş vezüv yanardağı ve etkinliğini halen devam ettiren sicilya adası'ndaki etna yanardağı bunların en ünlüsüdür.

italya'da kuzeyden güneye doğru gidildikçe hem iklim, hem de toplumsal yapı çeşitlilik ve farklılık gösterir. tarımsal üretim, ürün çeşitliliği ve bitki örtüsü açısından zengin bir ülkedir. kuzeyde alp dağları ve apenninler'in etekleri arasında uzanan po ovası, italya'nın en geniş ve en verimli tarım alanıdır. bu alan, po nehri ve kolları tarafından akaçlanır. diğer ovalık alanların geneli kıyı kesimlerdedir.

italya'da kömür yatakları çok az olduğudan yakacak olarak genellikle ormanlardan yararlanılmıştır. bu yüzden ülkedeki orman örtüsü büyük ölçüde seyrelmiş, yabanıl hayvan varlığı da giderek azalmıştır. ülke sınırları içinde çok sayıda göl bulunur. akarsu ve göllerde yaşayan başlıca tatlı su balıkları, alabalık ve mersin balığıdır. ülkeyi çevreleyen denizlerden ise hamsi, sardalya ve orkinos avlanır.

italya'nın güney kesimlerinde tarantula isimli zehirli örümcekler yaşar. italya'da işçilerin yaklaşık dörtte biri tarım alanında çalışır. köylülerin ekseriyeti işledikleri toprağın sahibi değildir; kiraladıkları toprakları ekip biçerler. kiracıların işledikleri topraklardan çıkarılmasına karşı koruma yasaları yürürlüktedir. italya'nın güney kesiminde ve sicilya'da topraklarının başında bulunmayan büyük toprak sahipleri, mülklerini parsellere ayırarak köylülere kiralar ve idaresini kendilerine bağlı kâhyalara bırakırlar. yoksul köylülerin ezilmesine sebep olan bu düzeni bir nebze olsun değiştirmek amacıyla, italyan hükumeti, 1950'den sonra birçok büyük toprak sahibinin toprağını kamulaştırarak tarım işçilerine ve yoksul köylülere dağıtmıştır.

italya, meyve ve sebze yetiştiriciliğinde avrupa'nın önde gelen ülkesidir. ülkede sanayileşme ise siyasal birliğin sağlandığı 19. yüzyılın ikinci yarısında başlamıştır. günümüzde mobilyacılık, büro eşyaları, elektrikli ev aletleri, aydınlatma gereçleri, motorlu araçlar, demiryolu ve elektrikli tren donanımı, çimento, tuğla, yapay ipek, deri, pamuklu, yünlü dokuma ülkenin en önemli sanayi kollarını oluşturur. milano, torino, cenova gibi şehirler, ülke sanayisinin yoğunlaştığı yerlerdir. başkent roma, milano ve floransa, dünyanın önde gelen moda merkezleridir. güney italya'daki en önemli endüstri kenti taranto'dur.

gondol şehri venedik cam işçiliği, pisa şehri mermerleri; toskana ve umbria bölgeleri seramikleriyle ünlüdür. bologna, uluslar arası çapta bir eğitim merkezidir. tarih boyunca çeşitli kavimlerin ve orduların saldırısına uğrayan italya'da, halk en çok romalıların soyundan gelmekle övünür.

tarihte roma imparatorluğu'nun merkezi olan italya, imparatorluğun parçalanmasının ardından önce cermen halklarının, daha sonra da doğu roma imparatorluğu'nun egemenliğine girdi.

orta çağ boyunca çeşitli siyasi çekişmelere sahne olduktan sonra, milano, ceneviz, venedik, pisa, floransa, bologna, napoli, sicilya gibi şehir cumhuriyetlerine ve papalığa ait şehir devletlerine bölündü. bu şehir devletleri, avrupa, asya ve afrika kıtalarında ticaret yapıyor, siyasi ilişkilerini kendi çıkarları doğrultusunda belirliyordu. deniz ticaretiyle giderek zenginleşen italyan şehir devletleri, mimarlık, resim, heykel ve edebiyata ilgi göstererek, rönesans hareketinin gelişimini hazırlayan sanat merkezleri durumuna geldi.

xv. yy sonlarına doğru şehir devletlerinin gücü azalmaya başladı. devam eden çağlar boyunca italya'nın yönetimi ispanya, avusturya ve fransa arasında el değiştirdi. xıx. yüzyılın ikinci yarısında italya'da siyasi birlik sağlandı. ama italya, xıx. yy sonlarından xx. yy başlarına kadar sürekli siyasal, ekonomik ve kitlesel bunalımlarla kısa ömürlü hükumetlere sahne oldu. müttefik siyasetinde ve diplomaside uyumsuz bir toplum olan italya, birinci ve ikinci dünya savaşlarına kısmen katılmıştır. xx. yy başlarından itibaren daha iyi bir yaşam kurmak için ülke nüfusunun üçte biri, başta abd olmak üzere çeşitli ülkelere göç etmiştir. ıı. dünya savaşı'nın ardından federal almanya'ya ve isviçre'ye işçi göçü başlamıştır. ülkedeki göç hareketleri, 1960'lı yıllara kadar sürmüştür. ülkedeki bölgesel karşıtlıklar, geçmişten kaynaklanan ekonomik ve kültürel farklılıklar ile siyasal ayrılıkların göstergesidir.

italyan halkının hemen hemen tamamı italyanca konuşur, ama italyancanın ve latincenin bölgeden bölgeye farklılık gösteren diyalektleri de vardır. italyanların büyük çoğunluğu katoliktir.
katolik kilisesinin ve papalığın merkezi olan vatikan, başkent roma'nın batısında bulunan bağımsız bir devlettir.
italya'da vatikan'ın dışında bağımsız veya özerk devlet statüsünde başka din merkezleri de mevcuttur. geçmişte roma uygarlığının, şehir cumhuriyetlerinin, rönesansın beşiği olan italya, zengin bir tarih, kültür, sanat ve mimari birikimine sahiptir.

italyan mutfağı, dünya çapında ünlüdür; italyancada "pasta" denen makarna çeşitleri (özellikle spagetti) zeytinyağlıları, sıcak ve soğuk mezeleri, sosis ve salamları, dondurmaları ve ünlü kahvesi expresso ile oldukça çekici bir mutfaktır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim