sosyal fobi
aşağılık kompleksi, eziklik duygusu ve elalem ne der hapisanesi üçgeninde sıkışmış bir hayat.
devamını gör...
bir gün elbet okurum diye kitaplıkta bekleyen kitaplar
franz kafka- şato. çok merak ettiğim hatta adını ve arka kapağındaki kısa yazılarını da çok beğenmiş olmama rağmen kalın olmasından dolayı bi türlü zaman ayırıp okuyamadığım kitabımdır kendisi. *
devamını gör...
trollere kızıp sözlüğü bırakmak
hayatı fazla ciddiye alan, egoist ve narsist yazar davranışı. egoist çünkü, bulunduğu ortamda onun sevmediği şeyler olmasın ister. o varsa ben yokum diyip, kendisini bulunmaz hint kumaşı sanarak, gidişinin, gittiği yere ağır tahribat bırakacağını sanarak gider.
bu demek değildir ki, giden herkes böyle. tabii ki değil ama sözlükte bulunduğu süre boyunca, sözlük çok bozdu, troller var burada yaşanmaz artık şeklinde takılıp, trolleri göndermediler o zaman ben giderim diyenler benim tanımın içinde olanlar.
halbuki burdan gitmek kolay. belki birgün ben de giderim ama var olduğumuz süre boyunca sözlüğün bize sunduğu özellikleri kullansak trol görmiycez bile belki. mesela engelle, başlıklarını engelle, alanın olan, okumak istediğin kategoriye girmek, kendi bilgi ve birikimini yazmak vs.
bunları söyledim diye geçmiş zamanda, yüzeysel olmakla suçlanmıştım bir de. o da garip bir anıydı.
hayatı bu kadar sığ ve ciddiye alarak yaşamayın bence, çabuk yaşlanırsınız. her yer sizin gibi düşünen insanlarla dolu olamaz malesef.
bu arada bunları trolleri savunmak için yazmadım. kantarın topuzunu fazlaca kaçırdıklarının ben de farkındayım. ama görmezden gelebilme özelliği de büyük lüks gerçekten.
bu demek değildir ki, giden herkes böyle. tabii ki değil ama sözlükte bulunduğu süre boyunca, sözlük çok bozdu, troller var burada yaşanmaz artık şeklinde takılıp, trolleri göndermediler o zaman ben giderim diyenler benim tanımın içinde olanlar.
halbuki burdan gitmek kolay. belki birgün ben de giderim ama var olduğumuz süre boyunca sözlüğün bize sunduğu özellikleri kullansak trol görmiycez bile belki. mesela engelle, başlıklarını engelle, alanın olan, okumak istediğin kategoriye girmek, kendi bilgi ve birikimini yazmak vs.
bunları söyledim diye geçmiş zamanda, yüzeysel olmakla suçlanmıştım bir de. o da garip bir anıydı.
hayatı bu kadar sığ ve ciddiye alarak yaşamayın bence, çabuk yaşlanırsınız. her yer sizin gibi düşünen insanlarla dolu olamaz malesef.
bu arada bunları trolleri savunmak için yazmadım. kantarın topuzunu fazlaca kaçırdıklarının ben de farkındayım. ama görmezden gelebilme özelliği de büyük lüks gerçekten.
devamını gör...
dizi izlemenin uzun vadede anlamsız olması
devamını gör...
meram
arapça kökünden gelen istek, amaç, gaye anlamında kullanılan sözcük.
devamını gör...
taşa yazılmış yaşım 12 tecavüz ediliyorum yazısının gerçek çıkması
hiç okumak istemediğim, çaresizliğime canımın sıkıldığı bir başlık.
kim ne kadar suçlu bu haberde?
isimden hemen sonra mevzuyu cinselliğe getiren modern olan/olmayan yaşlı olan/olmayan erkekler mi?
12 yaşında çocuğundan bihaber ailesi mi?
mahremiyet ile samimiyeti ayarlayamayan toplum mu?
legal yoldan para ile zevk arayışına izin vermeyen devlet mi?
kim ne kadar suçlu bu haberde?
isimden hemen sonra mevzuyu cinselliğe getiren modern olan/olmayan yaşlı olan/olmayan erkekler mi?
12 yaşında çocuğundan bihaber ailesi mi?
mahremiyet ile samimiyeti ayarlayamayan toplum mu?
legal yoldan para ile zevk arayışına izin vermeyen devlet mi?
devamını gör...
uyunan en ilginç yer
düğünler. sandalyelerin birleştirilerek ya da varsa masaların üzerinde uyumak. üzerinize ortamdaki orta yaşlı bir hanımefendinin şalının örtülmesi. çok tuhaf. evde ufacık bir ses/ışık olsa uyuyamazdım küçükken ama düğünde uyumak en büyük zevklerimdendi.
devamını gör...
atv a haber a spor
televizyon izlemem ama zap yaparken atv'nin bir haberine rastlamıştım.ürünleri pahalı satan marketlermiş.reyon parası alındığından fiyatlar artıyormuş.indirimi yapan da firmalarmış.bütün suç marketlerde demek istiyorlar. biz de yedik atv!
devamını gör...
yazarların gitmek istediği şehirler
marmaris.
devamını gör...
back to black
amy winehouse aşısı. bir avuç içi büyüklüğünde saşe içinde bulunur. yarım bardak ılık suyun içine boca edilip nefessiz kalasıcaya şekilde kafaya dikilir.
şarkının ve dolayısıyla amy'nin anısına aykırı olarak the great gatsby'nin soundtrack'inde beyonce ve andre 3000 iş birliğinde icra edilmiş.
ama ne oldu? aşırı yüklemeden karnımıza kramplar girdi. çok sevdim sözlük.
devamını gör...
geceye bir fotoğraf bırak
devamını gör...
hayvan sürüleri ve insan sürüleri arasındaki fark
hayvan sürülerinin kalabalıklaştıkça akıllandığı, insan sürülerinin ise kalabalıklaştıkça aptallaştığı söylenir.
devamını gör...
yoldan geçen ata üf derken kızın üzerine alınması
vicdan gelişimi. antisosyal kişilik bozukluğu. daha küçük bir çocuğu sopalarla vurarak öldürüp "çok zevkliydi vurmak" diyebilen çocuk çeteleri. kendisinden başkasının acı çekebildiğini istese de algılayamayan çocuk çeteleri. 9 ilâ 11 yaşından küçük çocukların vicdan olgusunun olmayışı. vicdanın bol bol verilen sevgiyle değil de belli bir yaştan sonra yanlışın doğru yöntemlerle cezalandırılmasıyla oluşması falan işte.
biraz da uzaktan eğitim nedeniyle okul ortamından uzakta büyüyen ve bir çoğu toplumsal yaptırımdan azade manyaklara dönüşen veletler. öğretmenlerin tatillerde maaş alması, diye çemkiren çok bilmiş ebeveynlerin yetiştirdiği s***ların anca bu kadar olması. bunların başımıza fena bela olacak olması...evlerde süs olsun diye yetişkinler var ama çocuklar adeta sineklerin tanrısı adlı muhteşem eserde olduğu gibi: kendi aralarında kendi kurallarını yarattıkları kendi medeniyetlerini(!) kuruyorlar pandemi sürecinde.
ek: şuraya lafı uzatan bir ilave yapmak istedim. naçizane bilebildiğim kadarıyla.
diğer canlıları ve tüm dünyayı başlangıçta kendisiyle bir bütün gibi algılayan çocuğun, herhangi bir canlıya zarar verdiğinde bunun neden kötü bir şey olduğunu anlaması imkansızdır. çünkü her şey benim uzantım bunu yaptığımdaysa kendi canım yanmıyor demek ki sorun da yok der. henüz kendisi dışındakilerin bir canı olduğunu bile anlayamayacak kadar küçük yaşlardaki bir çocuğa; yasak, ayıp, günah, kötü gibi toplumsal bakış açılarını öğretmek de bu nedenle neredeyse olanaksızdır. mesela 4 yaşındayken karıncaları ayağıyla ezen bir oğlana "yapma onlara da yazık" demek beyhudedir. anlamaz çünkü. 4 yaşındaki bir talihsiz çocuğa yakınlarının ölümünü de anlatabilmek imkansızdır. çünkü kendisiyle birleşik algılıyor koca dünyayı.
9-11 yaş aralığında yasak, ayıp, günah, kötü vesaire gibi kavramlar üzerinden çocuğa doğru davranışlar öğretilebilir çünkü dünyanın kendi uzantısı olmadığının ayrımına varmıştır artık. başka canlıların da acı duyabildiğini anlayabilir. dahası hatalı bir şey yaptığında başkalarının onu "kınaması" bir anlam ifade eder çünkü başkalarından ayrı biri olduğunun yavaş yavaş ayırdına varabilmektedir. yahut başkalarından takdir görmeyi de kavrayabilir.
işte böyle böyle; davranışlarımıza verdiği tepkilerle iyi ve kötü olanı öğretir bize ebeveynimiz. zamanla bunları içselleştirip tutumlara dönüştürürüz. kimse söylemese de yanlış olduğu bize öğretilen bir şeyi yaptığımızda suçluluk duyarız: yani vicdanımız oluşmuştur sonunda! başımızda annemiz olmasa bile kediye vurmayız. hatta 11-12 yaşında evrensel olarak kötü kabul edilen bir çok şeyi ayıplamayı, kınamayı da öğrenmiş oluruz.
ne yaparsa yapsın sürekli alkışlanan bir çocuğun maalesef iyi ve kötünün ayırdına varması çok zordur. tutarsız bir şekilde ebeveynin bir davranışı keyfine göre kah onaylayıp kah yerdiği durumlardaysa çocuk yine öğrenemez neyin doğru olduğunu. ana ve babanın aynı davranışa farklı tepkiler vermesi ise bu anlamda tam bir faciadır çünkü zihninde yoğun bir karmaşaya neden olur çocuğun. doğru bulunan davranışları öğrenip kendi tutumlarını yani kendi vicdanını oluşturamazsa bir daha yaşamı boyunca suçluluk duygusu hissetmeyen biri olabilir. salt kendi varlığı üzerinden dünyayı yorumlayan bir adet dr.lecture çıkabilir o şanssız çocuktan.
biraz da uzaktan eğitim nedeniyle okul ortamından uzakta büyüyen ve bir çoğu toplumsal yaptırımdan azade manyaklara dönüşen veletler. öğretmenlerin tatillerde maaş alması, diye çemkiren çok bilmiş ebeveynlerin yetiştirdiği s***ların anca bu kadar olması. bunların başımıza fena bela olacak olması...evlerde süs olsun diye yetişkinler var ama çocuklar adeta sineklerin tanrısı adlı muhteşem eserde olduğu gibi: kendi aralarında kendi kurallarını yarattıkları kendi medeniyetlerini(!) kuruyorlar pandemi sürecinde.
ek: şuraya lafı uzatan bir ilave yapmak istedim. naçizane bilebildiğim kadarıyla.
diğer canlıları ve tüm dünyayı başlangıçta kendisiyle bir bütün gibi algılayan çocuğun, herhangi bir canlıya zarar verdiğinde bunun neden kötü bir şey olduğunu anlaması imkansızdır. çünkü her şey benim uzantım bunu yaptığımdaysa kendi canım yanmıyor demek ki sorun da yok der. henüz kendisi dışındakilerin bir canı olduğunu bile anlayamayacak kadar küçük yaşlardaki bir çocuğa; yasak, ayıp, günah, kötü gibi toplumsal bakış açılarını öğretmek de bu nedenle neredeyse olanaksızdır. mesela 4 yaşındayken karıncaları ayağıyla ezen bir oğlana "yapma onlara da yazık" demek beyhudedir. anlamaz çünkü. 4 yaşındaki bir talihsiz çocuğa yakınlarının ölümünü de anlatabilmek imkansızdır. çünkü kendisiyle birleşik algılıyor koca dünyayı.
9-11 yaş aralığında yasak, ayıp, günah, kötü vesaire gibi kavramlar üzerinden çocuğa doğru davranışlar öğretilebilir çünkü dünyanın kendi uzantısı olmadığının ayrımına varmıştır artık. başka canlıların da acı duyabildiğini anlayabilir. dahası hatalı bir şey yaptığında başkalarının onu "kınaması" bir anlam ifade eder çünkü başkalarından ayrı biri olduğunun yavaş yavaş ayırdına varabilmektedir. yahut başkalarından takdir görmeyi de kavrayabilir.
işte böyle böyle; davranışlarımıza verdiği tepkilerle iyi ve kötü olanı öğretir bize ebeveynimiz. zamanla bunları içselleştirip tutumlara dönüştürürüz. kimse söylemese de yanlış olduğu bize öğretilen bir şeyi yaptığımızda suçluluk duyarız: yani vicdanımız oluşmuştur sonunda! başımızda annemiz olmasa bile kediye vurmayız. hatta 11-12 yaşında evrensel olarak kötü kabul edilen bir çok şeyi ayıplamayı, kınamayı da öğrenmiş oluruz.
ne yaparsa yapsın sürekli alkışlanan bir çocuğun maalesef iyi ve kötünün ayırdına varması çok zordur. tutarsız bir şekilde ebeveynin bir davranışı keyfine göre kah onaylayıp kah yerdiği durumlardaysa çocuk yine öğrenemez neyin doğru olduğunu. ana ve babanın aynı davranışa farklı tepkiler vermesi ise bu anlamda tam bir faciadır çünkü zihninde yoğun bir karmaşaya neden olur çocuğun. doğru bulunan davranışları öğrenip kendi tutumlarını yani kendi vicdanını oluşturamazsa bir daha yaşamı boyunca suçluluk duygusu hissetmeyen biri olabilir. salt kendi varlığı üzerinden dünyayı yorumlayan bir adet dr.lecture çıkabilir o şanssız çocuktan.
devamını gör...
yaşadığı ülkeyi sürekli gömmek
neresinden tutsak elimizde kalmasındandır o. artık savunulacak ,yaşanılacak hiç bir yeri kalmadı lağımdan hallice şu an bu ülke. ortadoğu’nun bile güzel kültürünü alabilecekken yine ülkenin büyük cahil kesimi eliyle yemek yemeye çalışan pis arap kültürünü benimsedi. evet kardeşim nefret ediyorum ve kendimi barbar avrupa’ya atmak için de elimden geleni yapıyorum , her gün kusmaktan yoruldum çünkü.
devamını gör...
anaerkil ve ataerkil toplum
ikisininde modern olması gibi durum olduğunu düşünmüyorum. toplumsal cinsiyet rolleri ile kurulan toplumlarda ezen ve ezilen ilişkisi vardır. olmasi gereken ise toplumsal cinsiyet rollerinin ortadan kaldırıldığı ve cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir toplumdur.
ataerkil aileler çocuklarına şu özellikleri yükler, anaerkil aileler çocuklara şu özellikleri yükler. bunların aksine cinsiyet eşitliği olan bir toplumda biyolojik cinsiyete rol kesilmeden büyüyen insanlar olmak istedikleri gibi olabilirler.
ataerkil aileler çocuklarına şu özellikleri yükler, anaerkil aileler çocuklara şu özellikleri yükler. bunların aksine cinsiyet eşitliği olan bir toplumda biyolojik cinsiyete rol kesilmeden büyüyen insanlar olmak istedikleri gibi olabilirler.
devamını gör...
öz çocuğuna bakmayı başarı sanmak
türkiye'de çok sık görülen durum. sanki çocuk kendi isteği ile doğmuş ve kendi istekleri dışında onu büyütmüş gibi davranıyorlar. özellikle annelerin (bkz: sizi 9 ay karnımda taşıdım) gibi sözleri beni çileden çıkartıyor. bu insanlar muhtemelen başarısızlıklarını saklamak için 8 milyar potansiyel anne/baba bulunan dünya'da bu sıfatı almayı bir başarı sanıyorlar.
devamını gör...
elde sprey boya olsa duvara yazılacak şey
canım anammm.
kroyuz ama para bizde. kıpss.
kroyuz ama para bizde. kıpss.
devamını gör...
1 şubat 2021 polisin boğaziçi üniversitesine girip öğrencilere müdahale etmesi
yaklaşık 1 saat kadar önce gerçekleşmiş hadise. polis okula girip oturma eylemi yapan öğrencilere müdahale de bulunmuş. detayları buradan görebilirsiniz.
devamını gör...
yazarların kahvaltı sonrası rutinleri
ben kahvaltım bitince de yeni taze çay içmek istiyorum, tekrar çay demliyorum, sofrayı kaldırıp balkon+çay devam *
devamını gör...
leylimley
'hoş gelmiş, sefalar getirmiş, ne de iyi' etmiş dediğim yazar. *
(bkz: buralar değerlenir)
(bkz: koşun koşun gelin)
(bkz: bir edit daha gelecek yazarı)
(bkz: buralar değerlenir)
(bkz: koşun koşun gelin)
(bkz: bir edit daha gelecek yazarı)
devamını gör...
