barış akarsu
''her yerde ölüm tutar saatler''
senin ölümünün saati keşke bu kadar erken tutulmasaydı. ruhun şad olsun.
vurdum en dibe kadar
senin ölümünün saati keşke bu kadar erken tutulmasaydı. ruhun şad olsun.
vurdum en dibe kadar
devamını gör...
haddinden fazla pahalı olan ürünler
spor pabucu,nedir allasen 400 tlnin altında yok nerdeyse.bildin araba lastiği gibi fiyat biçiyorlar,ha giyince hızlansam ,trafik görmesem,1 saatlik yeri yuruyerek 15 dk da gitmemi sağlasa anlarım oda yok,niye yani niye 1000 küsurlarda fiyatlar.
devamını gör...
oku iş bul evlen çocuk yap öl
welcome to turkey!
devamını gör...
sözlükteki yalnızları birbirine eşlemek
yalnız birtakım krakerlerim var. mesela atı olacak, yatı olacak, katı olacak. aksi halde onun gibi cahile ben efendim diyemem amannn.
devamını gör...
intihar notu
mutlaka bırakılmasını düşündüğüm nottur.
ha tabii siz ben öldükten sonra milletin kafasını karıştırıp merak içinde bırakmayı sevecek bir p*çim diyosanız, bırakmadan ölebilirsiniz.
ha tabii siz ben öldükten sonra milletin kafasını karıştırıp merak içinde bırakmayı sevecek bir p*çim diyosanız, bırakmadan ölebilirsiniz.
devamını gör...
sürekli akp'yi ve akp’lileri aşağılamaya çalışmak
şimdi kesinlikle öyle bir şartlanmam yok kendi adıma. uzun uzadıya yazıp çizerdim de ama üstteki arkadaşlar detaylarından bahsetmiş, bir de ben aynı seyleri tekrar etmek istemiyorum. sadece şuna kısaca değinmek istiyorum. akp kaç yılında iktidara geldi? 2002 yılında. 2002 yılından beri bu ülke başka iktidar gördü mü akp'den başka? görmedi. ülkenin şu anki durumunun hesabını akp'den değil de kimden soracağım? bu vasıfsız partiyi iktidara taşıyan akplileri değil de kimi suclayacağım? bana bunların cevabını verin öyle konuşalım.
devamını gör...
şarkı sözleriyle tanım girmek
günaydın günaydın insanlara günaydin
günaydın günaydın sevanlere günaydın
günaydın günaydın sevanlere günaydın
devamını gör...
ülkeye hiçbir hayrı dokunmayacak meslek grupları
öyle bir meslek grubu olamaz diye karşı çıktığım araştırma önergesidir.
ancak meslek gruplarının içinde ülkeye faydası dokunmayacak iş sahipleri olabilir.
ancak meslek gruplarının içinde ülkeye faydası dokunmayacak iş sahipleri olabilir.
devamını gör...
gereksiz yere pahalı olan şeyler
makarna sosu.
devamını gör...
istemem eksik olsun
cyrano de bergerac’tan, “istemem eksik olsun” isimli bir tirattır.
rüştü asyalı (a.k.a. keloğlan) çok güzel seslendirmiştir.
ne yapmak gerek peki?
sağlam bir arka mı bulmalıyım?
onu mu bellemeliyim?
bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
istemem!
herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım le bret?
sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
taklalar mı atmalıyım?
istemem! eksik olsun!
her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
istemem! eksik olsun böyle bir şöhret!
eksik olsun!
ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli?
eleştiriden mi çekinmeli?
“adım mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı?
istemem!
istemem! eksik olsun!
korkmak, tükenmek, bitmek…
şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
istemem! eksik olsun!
istemem! eksik olsun!
ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek…
tek başına…
özgür olmak…
dünyaya kendi gözlerinle bakmak…
sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak…
bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak…
ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
isteyince ay’a bile gidebilmek.
başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.
demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?
– dök içindeki öfkeyi dostum. ama saklama benden seni sevmediğini.
– sus… ”
edit:alıntıdır.
rüştü asyalı (a.k.a. keloğlan) çok güzel seslendirmiştir.
ne yapmak gerek peki?
sağlam bir arka mı bulmalıyım?
onu mu bellemeliyim?
bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
istemem!
herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım le bret?
sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
taklalar mı atmalıyım?
istemem! eksik olsun!
her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
istemem! eksik olsun böyle bir şöhret!
eksik olsun!
ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli?
eleştiriden mi çekinmeli?
“adım mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı?
istemem!
istemem! eksik olsun!
korkmak, tükenmek, bitmek…
şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
istemem! eksik olsun!
istemem! eksik olsun!
ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek…
tek başına…
özgür olmak…
dünyaya kendi gözlerinle bakmak…
sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak…
bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak…
ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
isteyince ay’a bile gidebilmek.
başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.
demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?
– dök içindeki öfkeyi dostum. ama saklama benden seni sevmediğini.
– sus… ”
edit:alıntıdır.
devamını gör...
annelerin en güçlü silahı
tabiki de terlik.
devamını gör...
böcek yemek
tayland belgesellerinde sıkça görülen durumdur.
ama işin aslı şöyle ki o pazarlarda satılan böcekler sadece göstermelikmiş ve yerel halk pek böcek yemezmiş amaç turist çekmekmiş.
ama işin aslı şöyle ki o pazarlarda satılan böcekler sadece göstermelikmiş ve yerel halk pek böcek yemezmiş amaç turist çekmekmiş.
devamını gör...
otobüs yolculuğu
benim için kitap okumak anlamına gelen yolculuk.
devamını gör...
slipknot ile güne başlayan hayvan metalci
hemen uyanmak isteyen metalcidir. bazen amon amarth dinleyerek ayılıyorum.
devamını gör...
havariyyun kilisesi
istanbul'da bulunan, 4. yüzyılda inşa edilmiş kilise. kutsal havariler kilisesi ya da 12 havari kilisesi olarak da bilinir.
günümüzdeki fatih camii'nin yerinde bulunan alana, istanbul'un dördüncü tepesi üzerine başta i. konstantin kendisi için bir anıt mezar yaptırmış ve 337 yılında buraya defnedilmiş. 550 yılında ii. konstantin tarafından ikinci bir anıt mezar eklenen ve haç şeklinde bir planla tekrar kurulan kilise, bizans hükümdarları için 11. yüzyıla kadar anıt mezar görevi görmeye başlamış, bir çok bizans hükümdarı ve eşleri buraya defnedilmiş. buraya kutsal havarilerden aziz timotheos, aziz andreas ve aziz luka'nın kemikleri de gömülmüş. ayasofya kadar büyük olduğu düşünülen yapı, ayasofya'dan sonra en önemli ikinci kilise olarak biliniyor.
1204'teki latin işgaliyle kilise yağmalanmış ve imparatorların lahitleri soyulmuş. 1296 yılındaki depremle de hasar görmüş olan kilise, istanbul'un fethinden sonra kısa bir süre için rum patrikhanesi olarak kullanılmış. bina harap bir durumda olduğu için patrikhane 1455'te taşınmış. 1461 yılında kilise tamamen yıkılarak bulunduğu alana kilisenin yıkıntıları da kullanılarak fatih camii ve külliyesi inşa edildi.
bu konuyla ilgili en ilginç nokta şu, fatih sultan mehmet'in türbesi de bu alanda bulunuyor. önce şuraya halil inalcık'tan bir alıntı ekleyeyim:
gerek türk gerekse bizans geleneğine göre, hanlığın veya imparatorluğun merkezine fiilen sahip olan kişi, imparatorluğun da haklı sahibidir. fatih, istanbul'u aldıktan sonra kendisini roma imparatorluğu'nun tek meşru varisi saydı.
j. languschi'ye göre ''(fatih'in) iddiasınca dünyada bir tek imparatorluk, bir tek iman ve bir tek hükümdarlık olmalı imiş. bu birliği kurmak için de dünyada istanbul'dan daha layık bir yer yok imiş. bu şehir sayesinde hıristiyan dünyasını hükmü altına alabilirmiş.''
o, hanlık, gazilik ve kayserlikte, her üçünde de evrensel hakimiyetin yolunu görmekte idi.
halil inalcık, devlet-i aliyye, i. cilt, s. 111
yüzyıllar boyunca bizans imparatorluğu'nun hükümdarlarının defnedildiği bu alanda, kendini roma imparatorluğu'nun meşru varisi sayan ve amacı bir cihan devleti kurmak olan fatih sultan mehmet'in türbesinin de bulunması çok ilginç değil mi?
günümüzde, kilisedeki imparatorluk lahitlerinin bazıları istanbul arkeoloji müzesi'nin bahçesinde, ana binanın önünde sergileniyor.
kaynak 1 kaynak 2
1. görsel kaynağı 2. görsel kaynağı: ben çektim.
günümüzdeki fatih camii'nin yerinde bulunan alana, istanbul'un dördüncü tepesi üzerine başta i. konstantin kendisi için bir anıt mezar yaptırmış ve 337 yılında buraya defnedilmiş. 550 yılında ii. konstantin tarafından ikinci bir anıt mezar eklenen ve haç şeklinde bir planla tekrar kurulan kilise, bizans hükümdarları için 11. yüzyıla kadar anıt mezar görevi görmeye başlamış, bir çok bizans hükümdarı ve eşleri buraya defnedilmiş. buraya kutsal havarilerden aziz timotheos, aziz andreas ve aziz luka'nın kemikleri de gömülmüş. ayasofya kadar büyük olduğu düşünülen yapı, ayasofya'dan sonra en önemli ikinci kilise olarak biliniyor.
1204'teki latin işgaliyle kilise yağmalanmış ve imparatorların lahitleri soyulmuş. 1296 yılındaki depremle de hasar görmüş olan kilise, istanbul'un fethinden sonra kısa bir süre için rum patrikhanesi olarak kullanılmış. bina harap bir durumda olduğu için patrikhane 1455'te taşınmış. 1461 yılında kilise tamamen yıkılarak bulunduğu alana kilisenin yıkıntıları da kullanılarak fatih camii ve külliyesi inşa edildi.
bu konuyla ilgili en ilginç nokta şu, fatih sultan mehmet'in türbesi de bu alanda bulunuyor. önce şuraya halil inalcık'tan bir alıntı ekleyeyim:
gerek türk gerekse bizans geleneğine göre, hanlığın veya imparatorluğun merkezine fiilen sahip olan kişi, imparatorluğun da haklı sahibidir. fatih, istanbul'u aldıktan sonra kendisini roma imparatorluğu'nun tek meşru varisi saydı.
j. languschi'ye göre ''(fatih'in) iddiasınca dünyada bir tek imparatorluk, bir tek iman ve bir tek hükümdarlık olmalı imiş. bu birliği kurmak için de dünyada istanbul'dan daha layık bir yer yok imiş. bu şehir sayesinde hıristiyan dünyasını hükmü altına alabilirmiş.''
o, hanlık, gazilik ve kayserlikte, her üçünde de evrensel hakimiyetin yolunu görmekte idi.
yüzyıllar boyunca bizans imparatorluğu'nun hükümdarlarının defnedildiği bu alanda, kendini roma imparatorluğu'nun meşru varisi sayan ve amacı bir cihan devleti kurmak olan fatih sultan mehmet'in türbesinin de bulunması çok ilginç değil mi?
günümüzde, kilisedeki imparatorluk lahitlerinin bazıları istanbul arkeoloji müzesi'nin bahçesinde, ana binanın önünde sergileniyor.
kaynak 1 kaynak 2
1. görsel kaynağı 2. görsel kaynağı: ben çektim.
devamını gör...
sözlükte her şeyi ciddiye alan tip
meşaleyi yakıp moderasyona yürüyen tiptir.
ay noluyo noluyooo?
deli misiniz arkadaşım ya. yaz geç ulan işte herşeyde bir bağrınma dövünme. kafayı yemişsiniz hakikaten. nolur az büyüyün. hesabım torpilli, veriyim mi iki tur benim hesaptan tanım girin? *
ay noluyo noluyooo?
deli misiniz arkadaşım ya. yaz geç ulan işte herşeyde bir bağrınma dövünme. kafayı yemişsiniz hakikaten. nolur az büyüyün. hesabım torpilli, veriyim mi iki tur benim hesaptan tanım girin? *
devamını gör...
küçük prens kitabını çocuk kitabı sanmak
kitapta bir çok cümle var altı çizilesi,
"belki de gökyüzü insanlardan uzak olduğu için bu kadar güzeldir."
küçük prens
"belki de gökyüzü insanlardan uzak olduğu için bu kadar güzeldir."
küçük prens
devamını gör...
beni evime götür
2021 yılında netflix'de yayınlanan sokakta yaşayan (evsiz) insanların hayatlarının anlatıldığı 40 dakikalık mini belgesel.
yönetmen koltuğunda pedro kos ve jon shenk var.

görselin kaynağı
belgesel, evsiz insanlar ile soru/ cevap şeklinde röportaj havasıyla ilerliyor. onlara en çok neye ihtiyacınız var? diye soruluyor. çoğu da aynı şekilde cevap veriyor. "bir eve ve psikolojik desteğe".
belgeselin çekilme amacı ise son beş yılda los angeles, san francisco ve seattle evsizlik yüzünden acil durum ilan edilmesidir. ayrıca belgeseldeki görüntüler 2017 ve 2020 yılları arasında çekilen görüntülerden oluşmaktadır. durum içler acısı. lüks evlerin arasında çadırlarda yaşayan bir yığın insan...
kadın erkek farketmeksizin çoğu en az 2 ila 7 yıl arası sokakta yaşadığını itiraf ediyor. kimi ailesine yük olmamak için sokakta kalıyor, kimi hayat pahalılığından muzdarip, kimi işten ayrılıp ev arkadaşına kirayı ödeyemediği için evsiz kalmış, kimi depresyonda iken her şeyini kaybetmiş. sağlık sorunları ve sakatlığından ötürü evsiz kalan da var. hatta transseksüel olduğu için ailesi yüzünden sokağa atılan da var.
evsiz oldukları yetmiyormuş gibi çoğu sokaklarda yaşadıkları için diğer insanlardan şiddet görmüş, tecavüze uğramış, ölümle yüz yüze gelmiş. psikolojik olarak bitik durumdalar zaten. bazıları ise eş mağduru. evde şiddet gören kadınların çilesi sokağa da yansımış. sokakta yaşarken de eşlerinden gerek fiziksel gerek ise psikolojik şiddet görmüşler.
fakat her şeye rağmen "kalbinin olduğu yer evindir " şeklinde pankartlar asacak kadar da sokakta yaşamayı benimsemişlerdir.
yönetmen koltuğunda pedro kos ve jon shenk var.

görselin kaynağı
belgesel, evsiz insanlar ile soru/ cevap şeklinde röportaj havasıyla ilerliyor. onlara en çok neye ihtiyacınız var? diye soruluyor. çoğu da aynı şekilde cevap veriyor. "bir eve ve psikolojik desteğe".
belgeselin çekilme amacı ise son beş yılda los angeles, san francisco ve seattle evsizlik yüzünden acil durum ilan edilmesidir. ayrıca belgeseldeki görüntüler 2017 ve 2020 yılları arasında çekilen görüntülerden oluşmaktadır. durum içler acısı. lüks evlerin arasında çadırlarda yaşayan bir yığın insan...
kadın erkek farketmeksizin çoğu en az 2 ila 7 yıl arası sokakta yaşadığını itiraf ediyor. kimi ailesine yük olmamak için sokakta kalıyor, kimi hayat pahalılığından muzdarip, kimi işten ayrılıp ev arkadaşına kirayı ödeyemediği için evsiz kalmış, kimi depresyonda iken her şeyini kaybetmiş. sağlık sorunları ve sakatlığından ötürü evsiz kalan da var. hatta transseksüel olduğu için ailesi yüzünden sokağa atılan da var.
evsiz oldukları yetmiyormuş gibi çoğu sokaklarda yaşadıkları için diğer insanlardan şiddet görmüş, tecavüze uğramış, ölümle yüz yüze gelmiş. psikolojik olarak bitik durumdalar zaten. bazıları ise eş mağduru. evde şiddet gören kadınların çilesi sokağa da yansımış. sokakta yaşarken de eşlerinden gerek fiziksel gerek ise psikolojik şiddet görmüşler.
fakat her şeye rağmen "kalbinin olduğu yer evindir " şeklinde pankartlar asacak kadar da sokakta yaşamayı benimsemişlerdir.
devamını gör...
bir kere izledim onda da midem bulandı kapattım
a haber izliyorumdur.
devamını gör...
