ben bu çağın insanı değilim
“biliyor musunuz?
ben bu çağdan nefret ettim
etimle, kemiğimle nefret ettim.”
cahit zarifoğlu
ben bu çağdan nefret ettim
etimle, kemiğimle nefret ettim.”
cahit zarifoğlu
devamını gör...
london kuvvetleri
soy gazlar ve apolar moleküller uygun koşullar sağlandığında sıvı veya katı hâle geçebilmektedir. bu da o atom veya moleküller arasında bir etkileşim olduğunu göstermektedir. apolar moleküllerde ve soy gazlarda anlık geçici dipoller oluşur. farklı atom veya moleküllerin anlık kısmi yükleri birbirini çeker ve böylece moleküller arası bağlar oluşur.
bu şekilde geçici polar özellik kazanan moleküller arasında meydana gelen çekim kuvvetlerine london kuvvetleri veya indüklenmiş dipol denir.
- - - alıntı - - -
referans: kimya dersi notlarıdır. bilgiler bana ait değildir.
bu şekilde geçici polar özellik kazanan moleküller arasında meydana gelen çekim kuvvetlerine london kuvvetleri veya indüklenmiş dipol denir.
- - - alıntı - - -
referans: kimya dersi notlarıdır. bilgiler bana ait değildir.
devamını gör...
güneş (yazar)
sözlüğü bir kent olarak düşünürseniz şayet bu değerli yazar arkadaşımızın, kentin her sokağını usulca dolaştığını, adımlarını sessizce atmasına rağmen geçtiği her sokakta iz bıraktığını görürsünüz.
ne sokaklarla kavgalıdır, ne de o sokakların müdavimleriyle. okunası tanımlarını yapar, okunmaya değer bulduğu yazıları okur ve ortadan kaybolur.
çizgisini hiç bozmamasını temenni ederim...
ne sokaklarla kavgalıdır, ne de o sokakların müdavimleriyle. okunası tanımlarını yapar, okunmaya değer bulduğu yazıları okur ve ortadan kaybolur.
çizgisini hiç bozmamasını temenni ederim...
devamını gör...
1995
srebrenitsa katliamı'nın yaşandığı ve sonunda bosna savaşının bittiği yıldır.
çeçenistan savaşı ise tüm hızıyla sürüyordu.
çeçenistan savaşı ise tüm hızıyla sürüyordu.
devamını gör...
bryan fuller
hannibal ve american gods dizilerinin genç senaristi.. american gods'u boşverin de hannibal gerçekten şu yeryüzünün gördüğü en iyi senaryodur nazarımda.
normalde uyarlamalar her zaman zordur. uyarlama yapılacak olan eser zaten büyük ihtimalle kült olmuştur ve bütün zihinler o eserin öğelerini imgelemiştir. bunun yanında önyargılı bi bekleyiş de vardır. çünkü herkes kendi yargısının doğruluğuna daha yakındır. işte bu dezavantajlara rağmen, hannibal için öyle bir senaryo yazmış ki fuller abimiz... mitolojiden sanat tarihine, felsefeden psikolojiye, tarihten bilime kadar geniş yelpazeli gönderimler içeren, altmetni oldukça sofistike oluşturulmuş ve derinlere saklanmış bir senaryo. alegori ve gerçekliğin iç içe geçtiği, sembolik anlatımın bu kadar 'doğal' bir betimlemesini görmemiştim, hala daha görmedim. evet mads mikkelsen hugh dancy ve laurence fishburne özelinde, oyuncu performansları da çok iyi. ancak eminim ki ted tally, thomas harris diziyi izlediyseler, ayakta alkışlamışlardır. böyle bi uyarlamanın eşi benzeri görülmemiştir. açık söyleyeyim diğer işleri en fazlama ortalama olarak değerlendirilir. böyle bi işten sonra naparsa yapsın, isterse gitsin acemi cadı çeksin çok da önemli değil.
normalde uyarlamalar her zaman zordur. uyarlama yapılacak olan eser zaten büyük ihtimalle kült olmuştur ve bütün zihinler o eserin öğelerini imgelemiştir. bunun yanında önyargılı bi bekleyiş de vardır. çünkü herkes kendi yargısının doğruluğuna daha yakındır. işte bu dezavantajlara rağmen, hannibal için öyle bir senaryo yazmış ki fuller abimiz... mitolojiden sanat tarihine, felsefeden psikolojiye, tarihten bilime kadar geniş yelpazeli gönderimler içeren, altmetni oldukça sofistike oluşturulmuş ve derinlere saklanmış bir senaryo. alegori ve gerçekliğin iç içe geçtiği, sembolik anlatımın bu kadar 'doğal' bir betimlemesini görmemiştim, hala daha görmedim. evet mads mikkelsen hugh dancy ve laurence fishburne özelinde, oyuncu performansları da çok iyi. ancak eminim ki ted tally, thomas harris diziyi izlediyseler, ayakta alkışlamışlardır. böyle bi uyarlamanın eşi benzeri görülmemiştir. açık söyleyeyim diğer işleri en fazlama ortalama olarak değerlendirilir. böyle bi işten sonra naparsa yapsın, isterse gitsin acemi cadı çeksin çok da önemli değil.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'in cimri olması
bari alıp beğenmezsek geri iade özelliği gelsin nolursun ya. boşu boşuna harcadığım karmama yazık.
devamını gör...
ev arkadaşı
11 yıllık arkadaşım. üniversite zamanı da beraber çok kalmışızdır şimdilerde de haziran'dan beri hem iş hem ev arkadaşıyız.
bulaşıkları yıkadıktan sonra mutfak tezgahının üzerini hep köpüklü bırakır. bulaşıkları duruladın ondan sonra tezgahın üzerini de bi sil, deterjanlı bi şekilde niye kurusun? ayrıca yıkadığı bulaşıkları karman çorman genellikle üst üste diziyor. tabaktı çanaktı dik bir şekilde dizersin ki suları süzülüp kurusunlar güzelce. üst üste yığarsan alttakiler hep ıslak kalacak. bunu defalarca söyledim ama değişmiyor.
haftada 6 gün çamaşır yıkanır mı abi? zaten 6 gün iş kıyafetiyle gidip geliyor işe. bi cumartesi akşam ya da pazar günü sivil giyinirse giyiniyor. kirlilerimi biriktirip bir makine olunca yıkıyorum. fakat çamaşır makinesini boş yakalamak neredeyse imkansız. sürekli çamaşır yıkadığı için çamaşırlık hep dolu da ola ki başına taş düştü 2 gün çamaşır yıkamadı diyelim. bu sefer de kuruyan çamaşırları asla dolabına kaldırmaz, çamaşırlıktan alıp alıp giyinmeye devam eder.
odası savaş alanı gibi. onun yanına götürmek üzre odasından benden bir şey isterse afad'dan yardım istiyorum. aradığımız şeyi hummalı bi çalışma sonucu bulabiliyoruz.
ondan sonra uyumazsam kapı çarpma sesleri, müzik sesi falan derken mümkün değil dalamam uykuya. ondan önce uyanamazsam da kaçta yatmış olursam olayım onun uyanışı ve yaptığı gürültüyle uyanmak zorundayım. pazar sabah 7 de eve vilada atan ev arkadaşınız oldu mu hiç sizin?
bir de dışarı çıkma meselesi var. hadi dışarı çıkalım. gidip bir yere oturursun 1 saat geçmez başka bi yere gidelim mi? lan oturuyoruz işte, kahvemizi içiyoruz. başka bi yere gidip yine aynı şeyi yapıcaz. eve dönelim der bu sefer. market alışverişi yapıp dönelim derim. çıkarız onun için yine der. ulan yolumuzun üstü önünden geçiyoruz. eve girip yarım saat sonra tekrar dışarı mı çıkıcaz market için? bu arada öyle yürüme mesafesinde falan market de yok. geçen hafta hamama gittik 1 saat olmadı çıkalım mı diyor.
sebze namına neredeyse hiçbi şey yemez. her akşam et, balık ya da tavuk yiyecek ya da fast food. bazen pazar günü pazartesi akşam için yemek yaparım zaman varken. dolaba atarım. pazartesi akşam olur, dolapta beklemiş yemeği mi yiyeceğiz der. zıkkımın kökünü ye.
sabah işe çıkmak üzere evden çıkarız, her şey yolundadır. 1-2 saat sonra mesaj atar kanka sigaraya gel diye. noldu? işten ayrılıcam ben der.
haydaa ne alaka ya. biraz gazını alıp yollarım. birkaç saat sonra dünyanın en hırslı adamı, işi öyle bi kovalar ki sektörde en iyisi olacak dersin.
akşam iş çıkışı eve dönerken nasıl geçti dersin. olmuyo ya ne kadar gider böyle bilmiyorum der.
ben hayatımda bu kadar ne istediğini bilmeyen, kararsız, tezcanlı bi insan görmedim. çay içiyoruz, hızlı hızlı bitiriyor. ikinci çayları söylüyor. e benim çayım daha yarım duruyor?
bunların hepsini yüzüne karşı da söylediğim için vicdanım rahat. ayrıca gözüm kapalı güvendiğim sayılı insanlardan biridir.
bulaşıkları yıkadıktan sonra mutfak tezgahının üzerini hep köpüklü bırakır. bulaşıkları duruladın ondan sonra tezgahın üzerini de bi sil, deterjanlı bi şekilde niye kurusun? ayrıca yıkadığı bulaşıkları karman çorman genellikle üst üste diziyor. tabaktı çanaktı dik bir şekilde dizersin ki suları süzülüp kurusunlar güzelce. üst üste yığarsan alttakiler hep ıslak kalacak. bunu defalarca söyledim ama değişmiyor.
haftada 6 gün çamaşır yıkanır mı abi? zaten 6 gün iş kıyafetiyle gidip geliyor işe. bi cumartesi akşam ya da pazar günü sivil giyinirse giyiniyor. kirlilerimi biriktirip bir makine olunca yıkıyorum. fakat çamaşır makinesini boş yakalamak neredeyse imkansız. sürekli çamaşır yıkadığı için çamaşırlık hep dolu da ola ki başına taş düştü 2 gün çamaşır yıkamadı diyelim. bu sefer de kuruyan çamaşırları asla dolabına kaldırmaz, çamaşırlıktan alıp alıp giyinmeye devam eder.
odası savaş alanı gibi. onun yanına götürmek üzre odasından benden bir şey isterse afad'dan yardım istiyorum. aradığımız şeyi hummalı bi çalışma sonucu bulabiliyoruz.
ondan sonra uyumazsam kapı çarpma sesleri, müzik sesi falan derken mümkün değil dalamam uykuya. ondan önce uyanamazsam da kaçta yatmış olursam olayım onun uyanışı ve yaptığı gürültüyle uyanmak zorundayım. pazar sabah 7 de eve vilada atan ev arkadaşınız oldu mu hiç sizin?
bir de dışarı çıkma meselesi var. hadi dışarı çıkalım. gidip bir yere oturursun 1 saat geçmez başka bi yere gidelim mi? lan oturuyoruz işte, kahvemizi içiyoruz. başka bi yere gidip yine aynı şeyi yapıcaz. eve dönelim der bu sefer. market alışverişi yapıp dönelim derim. çıkarız onun için yine der. ulan yolumuzun üstü önünden geçiyoruz. eve girip yarım saat sonra tekrar dışarı mı çıkıcaz market için? bu arada öyle yürüme mesafesinde falan market de yok. geçen hafta hamama gittik 1 saat olmadı çıkalım mı diyor.
sebze namına neredeyse hiçbi şey yemez. her akşam et, balık ya da tavuk yiyecek ya da fast food. bazen pazar günü pazartesi akşam için yemek yaparım zaman varken. dolaba atarım. pazartesi akşam olur, dolapta beklemiş yemeği mi yiyeceğiz der. zıkkımın kökünü ye.
sabah işe çıkmak üzere evden çıkarız, her şey yolundadır. 1-2 saat sonra mesaj atar kanka sigaraya gel diye. noldu? işten ayrılıcam ben der.
haydaa ne alaka ya. biraz gazını alıp yollarım. birkaç saat sonra dünyanın en hırslı adamı, işi öyle bi kovalar ki sektörde en iyisi olacak dersin.
akşam iş çıkışı eve dönerken nasıl geçti dersin. olmuyo ya ne kadar gider böyle bilmiyorum der.
ben hayatımda bu kadar ne istediğini bilmeyen, kararsız, tezcanlı bi insan görmedim. çay içiyoruz, hızlı hızlı bitiriyor. ikinci çayları söylüyor. e benim çayım daha yarım duruyor?
bunların hepsini yüzüne karşı da söylediğim için vicdanım rahat. ayrıca gözüm kapalı güvendiğim sayılı insanlardan biridir.
devamını gör...
kitap alıntıları
insan, yaşamında eksik olanı, her şey sanıyor. duygu asena.
devamını gör...
kova burcu
kadınları çok tatlı, zeki olan ama erkekleri cidden itici olan burçtur.
devamını gör...
dil geliştirmeye yardımcı öneriler
linkte bir çok dil için kaynak kitap bulunmaktadır.
bu da gayet güzel alıştırmaları olan bir site
kolay gelsin arkadaşlar.
bu da gayet güzel alıştırmaları olan bir site
kolay gelsin arkadaşlar.
devamını gör...
meja (yazar)
aşağıdaki iki tanımda da çelişkiye düşmüş yazardır.
#1369764
#1449969
yeni hem ege de küçük bir sahil kasabasına gitmek isterim demiş hem de hiç bir yere gidemem demiş
eyyyy yazar önce ne yapmak istediğine bir karar ver istersen.
şaka bir yana, yani benim gözlemlediğim kadarıyla on numara bir yazar kendisi çok afedersiniz at-avrat-silah kombinaysonu gibi
hem yazılımcı hem bilgili hem kadın*, tanımlarını ilgiyle okuyorum, daim olsun.
ek olarak; yani yazarlardan beklenti nedir bilmiyorum, burada okuduklarınızdan nasıl bir gerçeklik çıkarabiliyorsunuz, yeri geliyor güne bir ayet bırakıyoruz, yeri geliyor başı boşlara kapılıyoruz, kime tutarlılık borcumuz var? kime böyle bir taahhüdümüz var? demiyorum ki bir dediğimiz bir dediğimizi tutmasın elbet makul ölçüde bir tutarlılık sergilemeliyiz ancak tanımıma konu olan hadise bir şahsı toptan tutarsız yapacak bir şey değil, kaldı ki biz gelişen değişen bir varlık değil miyiz, ağzımızdan çıkanlar yada yazdıklarımız bizi ömür boyu esir mi alacak? sözlüğe girdiğimiz gibi çıkacaksak, sözlük bize ne katmış olacak? böyle motivasyon bozacak keyif kaçıracak işlerle uğraşmayın.
#1369764
#1449969
yeni hem ege de küçük bir sahil kasabasına gitmek isterim demiş hem de hiç bir yere gidemem demiş
eyyyy yazar önce ne yapmak istediğine bir karar ver istersen.
şaka bir yana, yani benim gözlemlediğim kadarıyla on numara bir yazar kendisi çok afedersiniz at-avrat-silah kombinaysonu gibi
hem yazılımcı hem bilgili hem kadın*, tanımlarını ilgiyle okuyorum, daim olsun.
ek olarak; yani yazarlardan beklenti nedir bilmiyorum, burada okuduklarınızdan nasıl bir gerçeklik çıkarabiliyorsunuz, yeri geliyor güne bir ayet bırakıyoruz, yeri geliyor başı boşlara kapılıyoruz, kime tutarlılık borcumuz var? kime böyle bir taahhüdümüz var? demiyorum ki bir dediğimiz bir dediğimizi tutmasın elbet makul ölçüde bir tutarlılık sergilemeliyiz ancak tanımıma konu olan hadise bir şahsı toptan tutarsız yapacak bir şey değil, kaldı ki biz gelişen değişen bir varlık değil miyiz, ağzımızdan çıkanlar yada yazdıklarımız bizi ömür boyu esir mi alacak? sözlüğe girdiğimiz gibi çıkacaksak, sözlük bize ne katmış olacak? böyle motivasyon bozacak keyif kaçıracak işlerle uğraşmayın.
devamını gör...
arada sırada radyo yayını
tam da düşündüğüm, tahmin ettiğim gibi insanlar çıktınız. emeğinize sağlık.
devamını gör...
konuşurken en çok kullanılan kelime
bi şey diycem,bilmiyom,öyle,cidden,zaten,ya,gerçekten.
devamını gör...
uyanış
kate chopin'in 1899'da yayımladığı, edna karakteri ile evlilik kurumunu eleştirdiği ve kadınların bastırılmış cinsel kimliklerini yansıttığı politik bir roman. edna bir kadın olarak bireyselleştirilen değil, evde çocukları ile şeker bekleyen çocuksu varlığa dönüştürülür erkek zihninde. dolayısıyla chopin, edna ile toplumun kalıplaşmış değer yargılarını yıkmak için radikal söylemler geliştirir.
ben uyanış'tan umduğumu bulamamıştım. daha derin ve anlamlı bir yolculuk bekliyordum. belki de beklememeliydim, dönemin feminist yazarlarının daha somut, daha siyasi, daha yüzeysel dertleri vardı belki de ve bunun için suçlanmamalıydılar. ama benim beklediğim, içinde olduğumuz şey bir hapisse, başka bir hapiste başka bir manzaraya bakarken özgürlük naraları atmamak, buna bir eleştiri getirebilmek. benim beklediğim, yolculuğun başında bir kadın, insan olmanın anlamına sahip çıkmayı gözardı etmeyen bir kadın, cinsiyet rolleri üzerinden düşünmenin kısıtlayıcılığının farkına varmış bir kadın.
devamını gör...
tez canlı
'iki şey aklı ve tedbiri bozar. biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek' demiş
hz. ali.
'ey tez canlı, aceleci, ham kişi! bir dama bile basamak basamak bir merdivenle çıkılır.' demiş mevlana. tabii hayat bir yolculuk hamdım piştim yandım derken geçer alelacele. acelenin içinde bu kadar telaş niye?
(araya acelecileride kattım) belki kendimde feyz alırım diye.
hz. ali.
'ey tez canlı, aceleci, ham kişi! bir dama bile basamak basamak bir merdivenle çıkılır.' demiş mevlana. tabii hayat bir yolculuk hamdım piştim yandım derken geçer alelacele. acelenin içinde bu kadar telaş niye?
(araya acelecileride kattım) belki kendimde feyz alırım diye.
devamını gör...
çocuk yapma ehliyeti
çocuk sahibi olmadan önce, çocuk büyütmenin gerçek sorumluluğundan haberdar olanlara verilmesi gereken ehliyettir. yok boyle bir şey!
lakin bazen anne, babanın bilgisizliğinde, umursamazlığında, bazen de 13 yaşında anne olmuş kadının bebeği esirgeme kurumuna yada başka yontemlerde terke bırakmasında küçük bünyelerin, acı içinde sevgisiz, yalnız olmalarını gören gözlerin, yürekten böyle bir şartın olması için bulunmuş olduğu bir dilektir.
lakin bazen anne, babanın bilgisizliğinde, umursamazlığında, bazen de 13 yaşında anne olmuş kadının bebeği esirgeme kurumuna yada başka yontemlerde terke bırakmasında küçük bünyelerin, acı içinde sevgisiz, yalnız olmalarını gören gözlerin, yürekten böyle bir şartın olması için bulunmuş olduğu bir dilektir.
devamını gör...
antalya limanı'nın katarlılara satılması
ooo bizim liman da gitti o zaman. şeyhin yatları sığar mı ki?
liman demişken, atatürk'ün o meşhur sözünü hepimiz biliriz.
"geldikleri gibi giderler"
o sözü bir limanda, haydarpaşa limanı'nda, yaveri cevat abbas'a söylediğini hatırladım birden, çağrışım yapıverdi nedense.
liman demişken, atatürk'ün o meşhur sözünü hepimiz biliriz.
"geldikleri gibi giderler"
o sözü bir limanda, haydarpaşa limanı'nda, yaveri cevat abbas'a söylediğini hatırladım birden, çağrışım yapıverdi nedense.
devamını gör...
sivas'ta 30 erkeğin grup seks yaparken basılması
yakalanmak derken. suç mu ki grup seks?
devamını gör...

