sözlüğe arkadaşını getir kitabı götür kampanyası
sözlüğe kitabı ben vereyim, arkadaşım sözlüğe adımını atmasın kampanyası ile kıyasıya yarışacak başlık.
devamını gör...
dolu dizgin
atın dizginini gevşeterek son hızla koşması hali.
devamını gör...
kafede yalnız başına oturan insan
şuan yerinde olmak istediğim insandır. o kadar çok özledim ki kafede yalnız başıma oturup etrafımda ki tantanaya kargaşaya rağmen yalnız olabilmenin tadını çıkarabilmeyi, insanları uzaktan seyredip hiçbir derde kedere ortak olmadan ibret alabilmeyi.
özlem duyulacak çok şey var artık.
özlem duyulacak çok şey var artık.
devamını gör...
8 bira içip caddelerde küfretmek
lükstür. 12'den 8 bira 96 yapar. 190'da kabahatler kanunundan gürültü cezası. etti sana 286. 14'te biranın yanına cips mips. 300ü geçer. fakirseniz oturun evinizde aksiyon aramayın.
devamını gör...
babadan nefret etmek
#177228 tanıma cevaben;
sadece büyüttüğü için saygı duymak zorunda değil bence kimse, hürmet duyulması gerekebilir ama her babaya da hürmet duyulmaz. saygı bazı emekler sonucu kazanılan şeydir benim için ve sadece büyürken yanında olmak bunun için yeterli değildir.
edit: babamla aram gayet iyi.
sadece büyüttüğü için saygı duymak zorunda değil bence kimse, hürmet duyulması gerekebilir ama her babaya da hürmet duyulmaz. saygı bazı emekler sonucu kazanılan şeydir benim için ve sadece büyürken yanında olmak bunun için yeterli değildir.
edit: babamla aram gayet iyi.
devamını gör...
pencere (yazar)
şiiri ve nazım hikmeti seven,* kibar, bilgili, hem tanımlarını hem kendisini sevdiğim yazar.
devamını gör...
yazarların en sevdiği şiir
alfred bester'in "tiger tiger" adlı bilimkurgu kitabının girişinde yer alan, aynı isimli bir william blake şiiridir.
tyger tyger, burning bright,
in the forests of the night;
what immortal hand or eye,
could frame thy fearful symmetry?
in what distant deeps or skies.
burnt the fire of thine eyes?
on what wings dare he aspire?
what the hand, dare seize the fire?
and what shoulder, & what art,
could twist the sinews of thy heart?
and when thy heart began to beat,
what dread hand? & what dread feet?
what the hammer? what the chain,
in what furnace was thy brain?
what the anvil? what dread grasp,
dare its deadly terrors clasp!
when the stars threw down their spears
and water'd heaven with their tears:
did he smile his work to see?
did he who made the lamb make thee?
tyger tyger burning bright,
in the forests of the night:
what immortal hand or eye,
dare frame thy fearful symmetry?
selahattin özpalabıyıklar'dan çevirisini de bırakayım şuraya.
kaplan! kaplan! gecenin ormanında
ışıl ışıl yanan parlak yalaza,
hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
kurabildi o korkunç simetrini?
hangi uzak derinlerde, göklerde
yandı senin ateşin gözlerinde?
o hangi kanatla yükselebilir?
hangi el ateşi kavrayabilir?
ve hangi omuz ve hangi beceri
kalbinin kaslarını bükebildi?
ve kalbin çarpmaya başladığında,
hangi dehşetli el? ayaklar ya da
neydi çekiç? ya zincir neydi?
beynin nasıl bir fırın içindeydi?
neydi örs? ve hangi dehşetli kabza
ölümcül korkularını alabilir avcuna?
yıldızlar mızraklarını aşağıya atınca,
göğü sulayınca gözyaşlarıyla,
güldü mü o, görünce eserini?
kuzu'yu yaratan mı yarattı seni?
kaplan! kaplan! gecenin ormanında
ışıl ışıl yanan parlak yalaza,
hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
kurabilir o korkunç simetrini?
edit: imla
tyger tyger, burning bright,
in the forests of the night;
what immortal hand or eye,
could frame thy fearful symmetry?
in what distant deeps or skies.
burnt the fire of thine eyes?
on what wings dare he aspire?
what the hand, dare seize the fire?
and what shoulder, & what art,
could twist the sinews of thy heart?
and when thy heart began to beat,
what dread hand? & what dread feet?
what the hammer? what the chain,
in what furnace was thy brain?
what the anvil? what dread grasp,
dare its deadly terrors clasp!
when the stars threw down their spears
and water'd heaven with their tears:
did he smile his work to see?
did he who made the lamb make thee?
tyger tyger burning bright,
in the forests of the night:
what immortal hand or eye,
dare frame thy fearful symmetry?
selahattin özpalabıyıklar'dan çevirisini de bırakayım şuraya.
kaplan! kaplan! gecenin ormanında
ışıl ışıl yanan parlak yalaza,
hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
kurabildi o korkunç simetrini?
hangi uzak derinlerde, göklerde
yandı senin ateşin gözlerinde?
o hangi kanatla yükselebilir?
hangi el ateşi kavrayabilir?
ve hangi omuz ve hangi beceri
kalbinin kaslarını bükebildi?
ve kalbin çarpmaya başladığında,
hangi dehşetli el? ayaklar ya da
neydi çekiç? ya zincir neydi?
beynin nasıl bir fırın içindeydi?
neydi örs? ve hangi dehşetli kabza
ölümcül korkularını alabilir avcuna?
yıldızlar mızraklarını aşağıya atınca,
göğü sulayınca gözyaşlarıyla,
güldü mü o, görünce eserini?
kuzu'yu yaratan mı yarattı seni?
kaplan! kaplan! gecenin ormanında
ışıl ışıl yanan parlak yalaza,
hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
kurabilir o korkunç simetrini?
edit: imla
devamını gör...
this i love
chinese democracy albümünün 13 numaraları şarkısı. axl rose'un cam kırıkları gibi insanın ruhuna saplanan sesinden mi yoksa sözlerin ağırlığından mı bilinmez sersemletici bir etkisi var şarkının. o meşhur solosunda gitar resmen hayat bulmuş. albümün diğer şarkılarına nazaran biraz melankolik olsa bile öyle bir albümden iyi sıyrılmıştır. çoğu gitaristin düştüğü bir hata vardır; ilk dinleyişte şarkının sözlerini genelde duymaz ve gitarist ne halt etmiş acaba diye odaklanır ama this ı love izin vermiyor buna, axl şarkıya girdiği an sesinden başka bir şeye odaklanmak mümkün değil. ayrıca gitar çalmaya yeni başlamış arkadaşlara önerilmez, hiç etmeyin şarkıyı.*
ı just can't let it die
'cause her heart's just like mine
she holds her pain inside
so if you ask me why
she wouldn't say goodbye
ı know somewhere inside
there is a special light
still shining bright
and even on the darkest night
she can't deny
ı just can't let it die
'cause her heart's just like mine
she holds her pain inside
so if you ask me why
she wouldn't say goodbye
ı know somewhere inside
there is a special light
still shining bright
and even on the darkest night
she can't deny
devamını gör...
20 temmuz 2021 normal sözlük bayramlaşması
inanan kafadarlar in mübarek kurban bayramını kutlarım, inanmayan arkadaşlar a iyi tatiller dilerim, umarım bayramdan sonra her kes hayalindeki yaşama kavuşur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının oy vermiyor olması
yazar olmadığımdandan dolayı üstüme alınmadığım serzeniş.
çünkü bir çaylak olarak beğendiğim girileri oylayamıyorum efendim. moderatör olarak bu hakkı elimden almışsınız. ya da daha doğrusu hiç vermemişsiniz.
çünkü bir çaylak olarak beğendiğim girileri oylayamıyorum efendim. moderatör olarak bu hakkı elimden almışsınız. ya da daha doğrusu hiç vermemişsiniz.
devamını gör...
koltuk minderinin altından çıkanlar
poşet, bulmaca, hediye paketi ve en güzeli para.* *
devamını gör...
x mahlaslı yazar sizi gözledi bildirimi
herkesin adına tıkladım. şimdi onlar düşünsün.
devamını gör...
melancholia
bir lars von trier harikası film.
film, bilinç dışı (din, mistisizm) ve bilim arasındaki o amansız ama bir o kadar da birbirinden ayrı olmayan ilişkiyi konu alıyor. bunu çeşitli metaforlar kullanarak anlatıyor. aslında anlatmaya çalışmıyor da ben öyle anladım. bir sci-fi asla değil.
kimileri bu film için, von trier'in o depresif, çalkantılı ruh halinde bir gezintiyi anlatıyor derler. bu film, lars'ın kendisidir, derler. aynı zamanda burjuva toplumuna eleştiri de içerir.*
ben var yaa, saatlerce konuşabilirim bu film hakkında. puanım 10 üzerinden 9.
film, bilinç dışı (din, mistisizm) ve bilim arasındaki o amansız ama bir o kadar da birbirinden ayrı olmayan ilişkiyi konu alıyor. bunu çeşitli metaforlar kullanarak anlatıyor. aslında anlatmaya çalışmıyor da ben öyle anladım. bir sci-fi asla değil.
kimileri bu film için, von trier'in o depresif, çalkantılı ruh halinde bir gezintiyi anlatıyor derler. bu film, lars'ın kendisidir, derler. aynı zamanda burjuva toplumuna eleştiri de içerir.*
ben var yaa, saatlerce konuşabilirim bu film hakkında. puanım 10 üzerinden 9.
devamını gör...
ferrari f40
ferrari'nin 1987-1992 yılları arasında ürettiği kurucusu enzo ferrari'nin yapımında emeği geçtiği son otomobildir.. ferrari'nin 40. yılı anısına f40 ismini almıştır..

enzo ferrari'nin hakkında "mühendislerime dünyanın en iyi spor otomobilini üretmelerini söyledim, ve şimdi onun yanında duruyorum" dediği araçtır..
çıktığı yılın en hızlı ve en pahalı otomobiliydi.. fabrika çıkışı sıfır km'si 400.000$ idi.. ünlü f1 pilotu nigel mansell'e ait olan bir tanesi 1990 yılında 1 milyon dolara satılmıştı..

1984 yılında group b dünyasına girmek isteyen ferrari yöneticileri bu sınıf için bir araç yapalım der, küçük bir ekip oluşturur.. group b gibi haşin bir sınıfta artık turbolu motorların kontrol edilemeyecek güce sahip olmasından ve porsche'nin de 959 modeliyle group b'ye girmesinden dolayı ferrari'nin kendisini bu sınıfta kanıtlaması gerekiyordu.. bunun üzerine gto evoluzione adını verdikleri group b programını başlatırlar.. 1986 yılında 5 adet 288 gto evoluzione üretilir.. ama gelin görün ki, 1986 yılında group b iptal edilir.. yani temelli, komple group b organizasyonu kaldırılır fia tarafından.. ferrari elinde 5 tane group b aracıyla kalır.. bunun üzerine enzo ferrari bu araçlar üzerinden edindikleri tecrübe ile pahalı, hızlı, tarihte iz bırakacak bir araba yapma işine girişirler..
tasarımı pininfarina tarafından yapılmıştır.. motoru, şanzımanı yürüyeni büyük oranda 288 gto'nun geliştirilmiş, azıcık da trafikte kullanılabilmesi için geliştirilmiş versiyonudur.. 2.9 litrelik v8 motoru 471 hp güç üretir.. tork eğrisi üretilen her f40'ta farklıdır.. arka tarafta ortaya konumlandırılmış 3 egzoz çıkışı vardır, sağdaki ve soldaki normal egzoz gazlarını dışarı atarken ortadaki biraz küçük olanı ise turbodaki wastegate içindir, wastegate'den çıkan gazı dışarı atar..

şase karbon fiberden, kevlardan alüminyum'dan aklınıza gelebilecek hafif materyallerden yapılmıştır.. boru parçalar da mevcut tabi ki..

hafiflik için feragat edilen donanımlar tam sıralı liste:
ses sistemi
kapı kolları
torpido
deri iç trimler
yer döşemesi
kapıların iç panelleri..
normal cam.. (hafif olsun diye plastik cam kullanmışlar)
neyse ki klimamız mevcut..

hatta ilk üretilen 50 araçta lexan windows denilen yarış araçlarının çoğunda bulunan geriye doğru açılan küçük camlardan vardır, bu camlar kapının içine inmez, bildiğiniz kapıya vidalanmış camdır.. resimde görülen bir örneği.. neyseki sonraki üretilen araçlarda normal cam koymuşlar.. ama cam kol çevirerek açılıyor..

ülkemizde var mıdır..? yoktur.. ama bir tanesi körfez savaşında ırak, kuveyt'e girdiğinde, saddam'ın askerleri tarafından kuveyt'teki bir galeriden çalınmıştı.. saddam'ın oğlu uday usain'in savaş ganimeti olarak 2000'li yıllarda bakım için istanbul'a gelir giderdi.. savaş sonrası türkiye'ye kaçırılmıştı ama biz sonradan ırak hükumetine iade ettik aracı ve şu anda erbil'de kürt bölgesel yönetiminin elinde, adeta millete ibret olsun diye çürümeye terkedilmiş vaziyette yatmaktadır..


enzo ferrari'nin hakkında "mühendislerime dünyanın en iyi spor otomobilini üretmelerini söyledim, ve şimdi onun yanında duruyorum" dediği araçtır..
çıktığı yılın en hızlı ve en pahalı otomobiliydi.. fabrika çıkışı sıfır km'si 400.000$ idi.. ünlü f1 pilotu nigel mansell'e ait olan bir tanesi 1990 yılında 1 milyon dolara satılmıştı..

1984 yılında group b dünyasına girmek isteyen ferrari yöneticileri bu sınıf için bir araç yapalım der, küçük bir ekip oluşturur.. group b gibi haşin bir sınıfta artık turbolu motorların kontrol edilemeyecek güce sahip olmasından ve porsche'nin de 959 modeliyle group b'ye girmesinden dolayı ferrari'nin kendisini bu sınıfta kanıtlaması gerekiyordu.. bunun üzerine gto evoluzione adını verdikleri group b programını başlatırlar.. 1986 yılında 5 adet 288 gto evoluzione üretilir.. ama gelin görün ki, 1986 yılında group b iptal edilir.. yani temelli, komple group b organizasyonu kaldırılır fia tarafından.. ferrari elinde 5 tane group b aracıyla kalır.. bunun üzerine enzo ferrari bu araçlar üzerinden edindikleri tecrübe ile pahalı, hızlı, tarihte iz bırakacak bir araba yapma işine girişirler..
tasarımı pininfarina tarafından yapılmıştır.. motoru, şanzımanı yürüyeni büyük oranda 288 gto'nun geliştirilmiş, azıcık da trafikte kullanılabilmesi için geliştirilmiş versiyonudur.. 2.9 litrelik v8 motoru 471 hp güç üretir.. tork eğrisi üretilen her f40'ta farklıdır.. arka tarafta ortaya konumlandırılmış 3 egzoz çıkışı vardır, sağdaki ve soldaki normal egzoz gazlarını dışarı atarken ortadaki biraz küçük olanı ise turbodaki wastegate içindir, wastegate'den çıkan gazı dışarı atar..

şase karbon fiberden, kevlardan alüminyum'dan aklınıza gelebilecek hafif materyallerden yapılmıştır.. boru parçalar da mevcut tabi ki..

hafiflik için feragat edilen donanımlar tam sıralı liste:
ses sistemi
kapı kolları
torpido
deri iç trimler
yer döşemesi
kapıların iç panelleri..
normal cam.. (hafif olsun diye plastik cam kullanmışlar)
neyse ki klimamız mevcut..

hatta ilk üretilen 50 araçta lexan windows denilen yarış araçlarının çoğunda bulunan geriye doğru açılan küçük camlardan vardır, bu camlar kapının içine inmez, bildiğiniz kapıya vidalanmış camdır.. resimde görülen bir örneği.. neyseki sonraki üretilen araçlarda normal cam koymuşlar.. ama cam kol çevirerek açılıyor..

ülkemizde var mıdır..? yoktur.. ama bir tanesi körfez savaşında ırak, kuveyt'e girdiğinde, saddam'ın askerleri tarafından kuveyt'teki bir galeriden çalınmıştı.. saddam'ın oğlu uday usain'in savaş ganimeti olarak 2000'li yıllarda bakım için istanbul'a gelir giderdi.. savaş sonrası türkiye'ye kaçırılmıştı ama biz sonradan ırak hükumetine iade ettik aracı ve şu anda erbil'de kürt bölgesel yönetiminin elinde, adeta millete ibret olsun diye çürümeye terkedilmiş vaziyette yatmaktadır..

devamını gör...
fazla arkadaşı olmayan insan
yaş ilerledikçe yavaş yavaş azaldı. hatta şuan düşününce gerçekten dertleşebileceğim tek arkadaşım var.
devamını gör...
lana del rey
yılmaz erdoğan'ın dediği gibi; sana bakmak allah'a inanmaktır sözünü doğrulayan, gerçek ismi elizabeth woolridge grant olan besteci ve şarkıcı.
devamını gör...
kendinle aran nasıl sorunsalı
kendimle aram bir insan olsaydı ve diyelim ki bir şekil tanışmış olsaydık onu rehberime kepaze diye kaydederdim. ona bir mesaj atmaya niyetlendiğimde ‘rezil herif düş artık yakamdan’ diyecek olurdum. eğer hasbelkader yolda karşılaşsaydım onunla, “allah senin belanı versin, marlboro’nun da” demekten kendimi alıkoyamazdım. gece yarısı kafama binbir gürültüyü istifleyerek beni uyutmadığında ona “yani afedersin ama benim de yaşadığım hayattır be kardeşim” diyerek bir pencereden uzak uzak sövgüler dizerdim.
eğer kendimle aram bir insan olsaydı asla tanışmak istemezdim doğrusu. böyle korkunç böyle kötü böyle rezil bir insan daha olamazdı çünkü.
kısacası beter mi beter. kendimi kendimden kaçarken buluyorum daima. sonra kendimi kendime adres sorarken kıskıvrak yakalıyorum. öyle ya “kendinden kaçarken kendine adres sorar insan”
canım kendim, bana hep yanlış adresi göstermeseydin aramızdaki bağa böyle korkunç sözler sarf etmeyecektim.
eğer kendimle aram bir insan olsaydı asla tanışmak istemezdim doğrusu. böyle korkunç böyle kötü böyle rezil bir insan daha olamazdı çünkü.
kısacası beter mi beter. kendimi kendimden kaçarken buluyorum daima. sonra kendimi kendime adres sorarken kıskıvrak yakalıyorum. öyle ya “kendinden kaçarken kendine adres sorar insan”
canım kendim, bana hep yanlış adresi göstermeseydin aramızdaki bağa böyle korkunç sözler sarf etmeyecektim.
devamını gör...


