süleyman soylu
içki sosyal mesafeyi azaltan bir etkiye sahip. tabii ki kısıtlama getirmekte haklıyız açıklamasına istinaden haftasonları alkol satışı yasaklandı. şuan 5 e kadar açık olan migros gibi alkol satışı yapan büyük alışveriş merkezlerinde ise görüntü böyleydi.
sayın bakan'a buradan bir soru yöneltiyorum. peki camii'lerimizde kılınan namazlar, sosyal mesafeyi etkileyen bir unsur değil mi?
sayın bakan'a buradan bir soru yöneltiyorum. peki camii'lerimizde kılınan namazlar, sosyal mesafeyi etkileyen bir unsur değil mi?
devamını gör...
bir erkeğin tehlikeli olduğunu gösteren detaylar
bağrı açık gömlek giymek
kocaman saat
osmanli tuğralı yüzük
küfür
kıskançlık
at hirsizina benzeyen arkadaşları
kocaman saat
osmanli tuğralı yüzük
küfür
kıskançlık
at hirsizina benzeyen arkadaşları
devamını gör...
boş beşik
fatma girik'in 1969 tarihinde oynadığı, beşikteki bebeği kartalın kapıp kaçırdığı filmin ismi.
devamını gör...
kedilerin yolda yürürken durup sizi kesmeleri
ne bakıyon lan kurabiye var simit var diye karşılık verilesi bakıştır.
devamını gör...
pudingi ekmekle yemek
allah kimseyi pudingi ekmekle yicek kadar aç bırakmasın...
devamını gör...
sadece ölüler görür
özel mesajlarda yüz bulamadıklarını kezban olarak yaftalayan yazarımsı.
devamını gör...
kadıköy beyfendisi’ne veda kesiti
hemen aramıza dönersin inşallah kadıköy beyfendisi. kesitlerin güzeldi. yenilerini izlemeyi bekliyoruz.
devamını gör...
farz et ki baban bunu okuyor
bir evlât olarak, seni kimseye karşı utandırmadım. ne istediysen hayatım hep o yönde gitti.
bir yerden sonra benim bir birey olduğumu fark edip beni kendi halime bırakır mısın?
ben senin beğendiğin medreseyi, ihlsini, hatta bölümü okudum. inanç baskından yıldım. şimdi de beğendiğin birileri oldukça onlarla evlenmem için bana baskı yapmaktan vazgeç. maddi anlamda sırf mutlu ol diye tonla borca girdim çoğunu ödedim. sen yeni borçlar peşindesin.
babam ticaretten anlamıyorsun boşuna paramı batırıp durma.
ye, iç, gez. zerre kadar gözüm yok. lâkin sırf zarar edecek işlere para yatırıp beni darlamandan, bir de "milletin de evladı var ona bunu şunu almış" demenden bıktım.
ben bordro mahkumu insanım, zimmetime para da geçirmiyorum.
sal beni artık babam, sal!!!
bir yerden sonra benim bir birey olduğumu fark edip beni kendi halime bırakır mısın?
ben senin beğendiğin medreseyi, ihlsini, hatta bölümü okudum. inanç baskından yıldım. şimdi de beğendiğin birileri oldukça onlarla evlenmem için bana baskı yapmaktan vazgeç. maddi anlamda sırf mutlu ol diye tonla borca girdim çoğunu ödedim. sen yeni borçlar peşindesin.
babam ticaretten anlamıyorsun boşuna paramı batırıp durma.
ye, iç, gez. zerre kadar gözüm yok. lâkin sırf zarar edecek işlere para yatırıp beni darlamandan, bir de "milletin de evladı var ona bunu şunu almış" demenden bıktım.
ben bordro mahkumu insanım, zimmetime para da geçirmiyorum.
sal beni artık babam, sal!!!
devamını gör...
kar yağdığında gelen huzur
sadece ben mi yaşıyorum bu duyguyu bilmiyorum. pencere kenarında saatlerce kar yağışını izlemek ruhumu dinlendiriyor, güzel düşüncelere kapılıyorum. sanırım kar yağdığında oluşan sessizlik ve huzur ortamının sebebi, kar kristallerinin sesi yutması.
devamını gör...
sevgili günlük
devamını gör...
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası (yazar)
(bkz: dimitri nehludov)
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
nisan
imkansız şey
şiir yazmak,
aşıksan eğer;
ve yazmamak,
aylardan nisansa.
arzular ve hâtıralar
arzular başka şey,
hâtıralar başka.
güneşi görmeyen şehirde,
söyle, nasıl yaşanır?
böcekler
düşünme,
arzu et sade!
bak, böcekler de öyle yapıyor.
dâvet
bekliyorum
öyle bir havada gel ki,
vazgeçmek mümkün olmasın.*
istanbul için - orhan veli kanık.
imkansız şey
şiir yazmak,
aşıksan eğer;
ve yazmamak,
aylardan nisansa.
arzular ve hâtıralar
arzular başka şey,
hâtıralar başka.
güneşi görmeyen şehirde,
söyle, nasıl yaşanır?
böcekler
düşünme,
arzu et sade!
bak, böcekler de öyle yapıyor.
dâvet
bekliyorum
öyle bir havada gel ki,
vazgeçmek mümkün olmasın.*
istanbul için - orhan veli kanık.
devamını gör...
pame radyo yayını
yunanca öğrenme isteği uyandıran yayındır. keyifli yayınlar.
devamını gör...
yazarların unutamadığı öğretmenleri
ortaokulda din kültürü hocasının kendisini değil ama tarzını unutamıyorum. adam sinirlendikçe ayağındaki botunu bize atardı. yıl sonuna doğru da bizden bot parası topladı. kul hakkıdır diye eşek gibi verdik parayı.
devamını gör...
kıskanılan insanlar
bir keresinde "keşke sen olsaydım." diyen bir arkadaşım vardı, gerçekten bir sabah yatağında ben olarak uyansa dilediği şeye bin türlü lanet edeceğine imzamı atabilirim.
genelde yerinde olmak istediğimiz insanlar pek dışarıya sattıkları imajın kendisi olmuyorlar arkadaşlar.
genelde yerinde olmak istediğimiz insanlar pek dışarıya sattıkları imajın kendisi olmuyorlar arkadaşlar.
devamını gör...
robins (yazar)
devamlı spot tus bilgileri içeren tanımlar yazarak bazılarımız için adım adım yaklaşan tus'un çanlarını çalma görevini bir nevi üstlenmiş olan sözlük yazarıdır*. ayrıca kendisi hem kaliteli ve yardımsever bir meslektaş; hem de sohbetiyle insana çokça pozitif enerji veren nazik ve değerli bir arkadaştır.
kendisiyle satranç oynamak,film tartışmak ve sıradan konularda bile olsa muhabbet edebilmek gerçekten çok güzeldir*.
*
kendisiyle satranç oynamak,film tartışmak ve sıradan konularda bile olsa muhabbet edebilmek gerçekten çok güzeldir*.
*
devamını gör...
yiyin efendiler
109 yıl önce tevfik fikret tarafından kötü yönetimi, yolsuzlukları eleştirdiği han-ı yağma şiirine ait dizelerdir. yüz yıl sonra yeniden bir tarafta saraylar, doymak bilmeyenlerin kanlı lokmaları, diğer tarafta halkın ekmeğe, adalete açlığı.
han-ı yağma şiiri (sadeleştirilmiş günümüz türkçesi ile)
bu sofracık, efendiler –ki bekler yutulmayı
huzurunuzda titriyor –şu ulusun hayatıdır
ulusun ki acılı, ulusun ki eşiğinde ölümün!
ama sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…
yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
efendiler pek açsınız besbelli yüzünüzden;
yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
şu doyumcu sofra, bakın gelişinizle övünçlü!
hakkıdır kutsal savaşınızın, evet, o hak da elde bir…
yiyin, efendiler yiyin; bu iç şenliği sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say:
soy sop, şeref, gösteriş, oyun, düğün, konak, saray,
tüm sizindir efendiler, konak, saray, gelin, alay;
tüm sizindir, tüm sizindir, hazır hazır, kolay kolay…
yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
büyüklüğün sindirimi biraz ağır olsa da yok zarar,
görkemli yüceliği, öç alıcı sevinci var,
bu sofra gönül almanızdan böyle ısınır ve ışıldar.
sizin şu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar…
yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
verir zavallı memleket, verir ne varsa; malını,
varlığını, hayatını, umudunu, hayalini,
tüm olanca rahatını, olanca gönül balını,
hemen yutun, düşünmeyin haramını, helalini…
yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak!
bugün ki mideler sağlam, bugün ki çorbalar sıcak;
atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…
yiyin, efendiler yiyin; bu cümbüşlü sofra sizin;
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
(günümüz türkçesiyle söyleyen: ceyhun atuf kansu)
han-ı yağma şiiri (sadeleştirilmiş günümüz türkçesi ile)
bu sofracık, efendiler –ki bekler yutulmayı
huzurunuzda titriyor –şu ulusun hayatıdır
ulusun ki acılı, ulusun ki eşiğinde ölümün!
ama sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…
yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
efendiler pek açsınız besbelli yüzünüzden;
yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
şu doyumcu sofra, bakın gelişinizle övünçlü!
hakkıdır kutsal savaşınızın, evet, o hak da elde bir…
yiyin, efendiler yiyin; bu iç şenliği sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say:
soy sop, şeref, gösteriş, oyun, düğün, konak, saray,
tüm sizindir efendiler, konak, saray, gelin, alay;
tüm sizindir, tüm sizindir, hazır hazır, kolay kolay…
yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
büyüklüğün sindirimi biraz ağır olsa da yok zarar,
görkemli yüceliği, öç alıcı sevinci var,
bu sofra gönül almanızdan böyle ısınır ve ışıldar.
sizin şu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar…
yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
verir zavallı memleket, verir ne varsa; malını,
varlığını, hayatını, umudunu, hayalini,
tüm olanca rahatını, olanca gönül balını,
hemen yutun, düşünmeyin haramını, helalini…
yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak!
bugün ki mideler sağlam, bugün ki çorbalar sıcak;
atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…
yiyin, efendiler yiyin; bu cümbüşlü sofra sizin;
doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!
(günümüz türkçesiyle söyleyen: ceyhun atuf kansu)
devamını gör...
kisve
elbise anlamında arapça kökenli kelime.
yaygın olarak herhangi bir nitelikte, biçimde, görünümünde anlamında kullanılır.
ö: din kisvesi altında organize suç örgütü
yaygın olarak herhangi bir nitelikte, biçimde, görünümünde anlamında kullanılır.
ö: din kisvesi altında organize suç örgütü
devamını gör...
(tematik)
nasılsın sorusu
bir nasrettin hoca fıkrası.
nasrettin hoca'ya yolda giderken biri "nasılsın?" diye sormuş.
hoca da "hinliğine soruyorsan, iyiyim." demiş
"gerçekten soruyorsan, anlatması uzun sürer." demiş.
nasrettin hoca'ya yolda giderken biri "nasılsın?" diye sormuş.
hoca da "hinliğine soruyorsan, iyiyim." demiş
"gerçekten soruyorsan, anlatması uzun sürer." demiş.
devamını gör...
berat albayrak'ın geri döneceği iddiası
nereye geri dönecek acaba yani çok çok geriye dönecekse olur kendisini hiç tanımadığımız günlere mesela
devamını gör...