ilginç genel kültür bilgileri
karadut lekesini sadece kendi yaprağı çıkarırmış.
dipnot : saygı duyduğum ilk meyve olabilir.
dipnot : saygı duyduğum ilk meyve olabilir.
devamını gör...
lan bırak (yazar)
yeni rütbesi hayırlı olsun.
abi bi emrin olursa buradayız! * *
abi bi emrin olursa buradayız! * *
devamını gör...
normal sözlük 1. istanbul zirvesi
"o tarihte yurtdışında olacağımdan ötürü" geyiği yapıldı mı? heh yapılmamış. çok şükür.
zirve gibi zirve olacaktır.
zirve gibi zirve olacaktır.
devamını gör...
en yakın arkadaşın ihaneti
derinden yaralar.
kimseye, sizi arkadan vurabilecek sağlam bilgiler vermeyin. incinirsiniz!
kimseye, sizi arkadan vurabilecek sağlam bilgiler vermeyin. incinirsiniz!
devamını gör...
değiştiğini hissetmek
her geçen gün yeni şeyler yaşamaya, görmeye ve tecrübe etmeye devam ediyoruz dostlar. okudugumuz kitaplar, başımızdan geçen olaylar, çevremizdeki insanlar hatta dinledigimiz şarkılar bile bize bir şeyler katmaya devam ediyor. bu durumda ise değişmek kaçınılmazdır önemli olan nasıl değiştiğindir.
devamını gör...
cinsiyetçi olmayan küfürler
(bkz: sarı tuvalet terliği)
küfür neymiş görmek isteyenler 33. saniyeden sonra izleyebilirler. *
"tuvalet terliği! sarı olan! plastik. bi tarafı kopmuştur hani. ayak dışarı çıkar. basamazsın yahu! yani giyemezsin de ayağını sürersin üstüne basarak. işte o pis, tuvalet terliği!"


**
küfür neymiş görmek isteyenler 33. saniyeden sonra izleyebilirler. *
"tuvalet terliği! sarı olan! plastik. bi tarafı kopmuştur hani. ayak dışarı çıkar. basamazsın yahu! yani giyemezsin de ayağını sürersin üstüne basarak. işte o pis, tuvalet terliği!"


**
devamını gör...
her düşüş bir öğreniş
yapılan her hatadan bir ders çıktığını anlatan atasözü.
kısaca yaşanılan tatsız olayların tecrübe kazandırdığını söyleyebiliriz.
tabi ders almak lazım aksi takdirde aynı hataya birden fazla düşmemiz kaçınılmaz olur.
kısaca yaşanılan tatsız olayların tecrübe kazandırdığını söyleyebiliriz.
tabi ders almak lazım aksi takdirde aynı hataya birden fazla düşmemiz kaçınılmaz olur.
devamını gör...
haluk levent
an itibariyle radyoda izmir marşı söyleyip tüylerimi diken diken eden abidir.
devamını gör...
bugün keşke yaşasaydı denilen müzisyen
kerim tekin'dir, benim icin besteleri de ,kendisi de cok baska yerdedir.
devamını gör...
kullanılmış mucizeler
saki mahlasını kullanan h.h.munro’nun insanlar hayvanlar ve yırtıcı hayvanlar isimli öykü kitabında bulunan kaybolan bebek isimli kısa öyküde geçen sözdür.
zor bir durumda olan bir ailenin bir sorunu çözmek için inançlarını kullanarak bir mucize yaratmaları ancak artık o mucizeye ihtiyaçları olmadığını anladıklarından onu bir otoyola bırakmaya karar vermeleri üzerine söylenir bu söz.
insanlar bazen öyle anlar yaşarlar ki bir mucizenin tam zamanı olduğunu düşünürler. ve bir mucizenin gerçek olmasını sağlamanın en iyi ve etkili yolu mucizenin gerçekleşeceğine içten bir şekilde inanmaktır.
inanç olayında yeterli derinliğe erişilince mucize öyle ya da böyle gerçekleşir. bu hayatın doğal akışına da uygundur. bunda şaşırılacak bir şey de yoktur ayrıca.
ancak mucize gerçekleşip içinden bulunulan olumsuz durum ortadan kalkınca insanlar ellerindeki mucizelerle ne yapacaklarını şaşırırlar. kullanılmış bir mucize artık işe yaramaz görünmeye başlar. zaten muhtemelen başka bir zor durumda kullanmak da mümkün olmaz o mucizeyi. kullanıldığı için ve artık işe yaramadığı düşünüldüğü için eski mucizenin pabucu dama atılır. kullanılmış mucizeler hayatımızın her yanı saçılmış enkazlar haline gelir.
yine de siz kullandığınız mucizeleri otoyola bırakmayın. belki bir ihtiyaç sahibine verirsiniz.
zor bir durumda olan bir ailenin bir sorunu çözmek için inançlarını kullanarak bir mucize yaratmaları ancak artık o mucizeye ihtiyaçları olmadığını anladıklarından onu bir otoyola bırakmaya karar vermeleri üzerine söylenir bu söz.
insanlar bazen öyle anlar yaşarlar ki bir mucizenin tam zamanı olduğunu düşünürler. ve bir mucizenin gerçek olmasını sağlamanın en iyi ve etkili yolu mucizenin gerçekleşeceğine içten bir şekilde inanmaktır.
inanç olayında yeterli derinliğe erişilince mucize öyle ya da böyle gerçekleşir. bu hayatın doğal akışına da uygundur. bunda şaşırılacak bir şey de yoktur ayrıca.
ancak mucize gerçekleşip içinden bulunulan olumsuz durum ortadan kalkınca insanlar ellerindeki mucizelerle ne yapacaklarını şaşırırlar. kullanılmış bir mucize artık işe yaramaz görünmeye başlar. zaten muhtemelen başka bir zor durumda kullanmak da mümkün olmaz o mucizeyi. kullanıldığı için ve artık işe yaramadığı düşünüldüğü için eski mucizenin pabucu dama atılır. kullanılmış mucizeler hayatımızın her yanı saçılmış enkazlar haline gelir.
yine de siz kullandığınız mucizeleri otoyola bırakmayın. belki bir ihtiyaç sahibine verirsiniz.
devamını gör...
asosyal peygamber
olsa yahut hakkaten varsa nasıl olurdu diye beni düşündüren kişidir. mesela daha peygamberlik gelmemiştir abi gel tavşan avlayacağız diye çağırırlar yok ya ben evde oturacağım falan diyordur. toplu misafirliğe gider insanlar bu gelmez. yemek varsa evde oturur dışarı çıkmaz mümkün mertebe. sonra vahiy gelir peygamber olur. tanrı uyar çevreni der. bir iki dostunu varsa karısını dine davet eder. sonra gene kendi haline yaşar gider. ardından tanrı halkını uyar der. alemlerin rabbi, ben nasıl uyarayım, tanımadığım insanların yanında dilim dönmez heyecan yaparım zaten tanımadıklarımla konuşunca da ne diyor yav bu tepkisi alıyorum bi anlatırım inanacakları varsa da hepten redderler gibi bir diyalog olmuş mudur acaba? belki sosyal arkadaşı vardır bu anlatır arkadaşı da insanlara anlatır ama o zaman da peygamberlik arkadaşına gelse daha kolay olur gibi. galiba hz musa peltekti kardeşi onun yerine anlatıyordu lakin burada asosyallik kısmı önemli. galiba peygamberlik için dürüstlük, erdem, güzel huyların yanında karizma ve hitabet yeteneği de lazım son ikisi olmayınca nasıl insanları dine çağırıyordur ise merak konusu. valla empati yaptım zor iş.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
mümkün olduğunca uzak durulması gerekilen yerlerdir. unutmayın ki cehalet bulaşıcıdır.
devamını gör...
saçma sapan iltifatlar
zayıflasan fıstık gibi olursun çünkü yüzün çok güzel
devamını gör...
göğüs kafesini sıkıştıran tanımsız hisler
çok sevmek göğüs kafesini sıkıştıran bir histir. mesela insan çocuğunu öyle çok sever ki yüreği çatlayacakmış gibi hisseder. bazen kanın kaynar nasıl seveceğini nasıl ifade edeceğini bilemezsin. kaynayan bir pınar gibi dolar dolar taşar iyilik duyguları. bu kadar sevmek kaygı da verir. göğüs kafesini sıkıştıran bir sonraki his de onunla ilgili kaygılardır. yürek daralır, kapkara olur, nefes alamaz insan.
devamını gör...
normal sözlük'te futbol konuşulmaması
eksikliğini hissetmediğim başlığı görene kadar aklıma gelmeyen konu.
tanım isteyen mod arkadaşı kırmayayım
tanım; futbol,22 milyonerin top peşinde koştuğu milyonlarca fakirin de onları izlediği bir spor dalı.
tanım isteyen mod arkadaşı kırmayayım
tanım; futbol,22 milyonerin top peşinde koştuğu milyonlarca fakirin de onları izlediği bir spor dalı.
devamını gör...
aşko kuşko kulübü
insanların nickaltlarına yazılan güzel şeyleri kıskanacak ve buna ciddi ciddi sinir olacak kadar loser tiplere hayret ediyorum. bu kadar mı eziksiniz hahaha başkasına yapılan iltifatı kaldıramıyorlar.
umursamayın be bu kadar. kendi nickaltım bile umrumda değil ister eleştiri gelsin ister övgü. şovu kesin.
umursamayın be bu kadar. kendi nickaltım bile umrumda değil ister eleştiri gelsin ister övgü. şovu kesin.
devamını gör...
krrçiysk
bir müfit özdeş öyküsüdür.
türkiye’de bilimkurgu maalesef gelişmedi istediğimiz ve umduğumuz kadar. bunun edebiyatla ilgili nedenlerinin baskın olduğunu düşünmüyorum. asıl neden çok daha göz önünde bence. bilimde yeterli ilerlemeyi sağlayamadığımız için bilimkurguda da geri kaldık. ama müfit özdeş bizim gibi değil, belki bilimsel bilgiler ve öngörülerle dolu öyküler yazmıyor ama sosyal bilimkurgunun hakkını sonuna kadar veriyor.
bu öykü daha önce yazarın son tiryaki isimli kitabında ve asker kaçağı isimli savaş karşıtı bilimkurgu öyküleri seçkisinde yayımlandı.
öykünün kahramanı merendiz diye bir gezegenin sakinlerinden olan insana benzer özellikleri olsa da aslında bir böcek olan ve öyküye de adını veren krrçiysk. gezegenin bazı nedenlerden ötürü açlığın pençesine düşünce kahramanımız robotlar ve bilgisayarların yardımıyla galakside et bulabileceği bir gezegen aramaya başlar. çünkü bu sayısı trilyonları bulan merendizlilerin tek kurtuluş şansıdır.
ve aranan kan dünya isimli etle tıka basa dolu gezegende bulunur ve krrçiysk’in gözüne ilk çarpan da ahmet isminde bir çocuktur. böylelikle de iki taraf arasında bir hayatta kalma mücadelesi başlar.
kısacık ama dopdolu bir öykü.
türkiye’de bilimkurgu maalesef gelişmedi istediğimiz ve umduğumuz kadar. bunun edebiyatla ilgili nedenlerinin baskın olduğunu düşünmüyorum. asıl neden çok daha göz önünde bence. bilimde yeterli ilerlemeyi sağlayamadığımız için bilimkurguda da geri kaldık. ama müfit özdeş bizim gibi değil, belki bilimsel bilgiler ve öngörülerle dolu öyküler yazmıyor ama sosyal bilimkurgunun hakkını sonuna kadar veriyor.
bu öykü daha önce yazarın son tiryaki isimli kitabında ve asker kaçağı isimli savaş karşıtı bilimkurgu öyküleri seçkisinde yayımlandı.
öykünün kahramanı merendiz diye bir gezegenin sakinlerinden olan insana benzer özellikleri olsa da aslında bir böcek olan ve öyküye de adını veren krrçiysk. gezegenin bazı nedenlerden ötürü açlığın pençesine düşünce kahramanımız robotlar ve bilgisayarların yardımıyla galakside et bulabileceği bir gezegen aramaya başlar. çünkü bu sayısı trilyonları bulan merendizlilerin tek kurtuluş şansıdır.
ve aranan kan dünya isimli etle tıka basa dolu gezegende bulunur ve krrçiysk’in gözüne ilk çarpan da ahmet isminde bir çocuktur. böylelikle de iki taraf arasında bir hayatta kalma mücadelesi başlar.
kısacık ama dopdolu bir öykü.
devamını gör...
hayır diyebilmek
insana güç veren, sınırlarını çizmesine yardımcı olan ancak hayata geçirilmesi çok zor olan eylemdir. aslında bunun altında yatan en büyük nedenlerden biri çatışmadan kaçınmaktır. hayır dediğimizde genelde bu konunun üstüne gidileceğini biliriz, o yüzden bu çatışma ile uğraşmamak adına bu eylemi gerçekleştirmekten kaçınırız. dolayısıyla bazen bahaneler bulup aslında hayır demek istemediğimizi ancak zorunda kaldığımızı ifade ederiz, bazen de hiçbir cevap vermeyerek bu eylemin pasif halini gerçekleştirmiş oluruz.
aslında çocukken bu eylem bizi* hiç zorlamaz. biri oyuncağımızı almaya kalktığında rahatça 'hayır, o benim!' diyebiliriz. ancak büyüdükçe bu yeteneğimizi kaybederiz.
hayır diyememek, doğrudan başkalarından onay alma ihtiyacıyla bağlantılıdır. bu ihtiyaç da çoğunlukla, sadece kendimiz olarak sevgiye erişemeyeceğimizi hissettiğimiz bir çocukluktan kaynaklanır. her nasılsa, en iyi niyetlerine rağmen, ebeveynlerimiz veya bakıcılarımız, sevgilerini "kazanmak" için uyum sağlamamız veya performans göstermemiz gerektiğini hissettirirler. sonuç olarak bu çocuk zamanla, sevilmek için başkalarının onayına ihtiyacı olduğuna inanır.
hayır diyememek psikolojik olarak anksiyete, stres, kötü ilişkiler, kendi kişiliğini oluşturamamak gibi sonuçlar doğurur. örneğin kendi hedeflerinizi tamamlamak yerine birilerinin isteklerini yerini getirmek anksiyeteye yol açar. bu istekleri yerine getirdikçe kendinize ayırdığınız zaman azalır, bu da stresi doğurur. ve hep başkalarının isteklerini karşılama olayı kendinizi değersiz ve kötü hissetmenize sebebiyet verir, bu duruma da depresyon eşlik eder.
sırf bunları bile göz önüne aldığımızda bu eylemin ne kadar gerekli ve yaşamsal olduğunu anlayabiliriz. tabii ki her zaman hayır demek gerektiği anlamını çıkarmamalıyız buradan, yardım etmek güzel bir şey. ama başkalarını kendi isteklerimizin önüne koymak bize düşündüğümüzden çok daha fazla zarar veriyor.
kaynak 1, 2
aslında çocukken bu eylem bizi* hiç zorlamaz. biri oyuncağımızı almaya kalktığında rahatça 'hayır, o benim!' diyebiliriz. ancak büyüdükçe bu yeteneğimizi kaybederiz.
hayır diyememek, doğrudan başkalarından onay alma ihtiyacıyla bağlantılıdır. bu ihtiyaç da çoğunlukla, sadece kendimiz olarak sevgiye erişemeyeceğimizi hissettiğimiz bir çocukluktan kaynaklanır. her nasılsa, en iyi niyetlerine rağmen, ebeveynlerimiz veya bakıcılarımız, sevgilerini "kazanmak" için uyum sağlamamız veya performans göstermemiz gerektiğini hissettirirler. sonuç olarak bu çocuk zamanla, sevilmek için başkalarının onayına ihtiyacı olduğuna inanır.
hayır diyememek psikolojik olarak anksiyete, stres, kötü ilişkiler, kendi kişiliğini oluşturamamak gibi sonuçlar doğurur. örneğin kendi hedeflerinizi tamamlamak yerine birilerinin isteklerini yerini getirmek anksiyeteye yol açar. bu istekleri yerine getirdikçe kendinize ayırdığınız zaman azalır, bu da stresi doğurur. ve hep başkalarının isteklerini karşılama olayı kendinizi değersiz ve kötü hissetmenize sebebiyet verir, bu duruma da depresyon eşlik eder.
sırf bunları bile göz önüne aldığımızda bu eylemin ne kadar gerekli ve yaşamsal olduğunu anlayabiliriz. tabii ki her zaman hayır demek gerektiği anlamını çıkarmamalıyız buradan, yardım etmek güzel bir şey. ama başkalarını kendi isteklerimizin önüne koymak bize düşündüğümüzden çok daha fazla zarar veriyor.
kaynak 1, 2
devamını gör...
hayatında hiç avrupa'ya seyahat etmemiş kültürsüz insan
edirne'ye gider gitmez savunacağım görüş.
devamını gör...
