türküm özür dilerim
el birliği ile insanları delirttiler. helal olsun.
devamını gör...
zafer algöz
okan bayülgen, müjde ar, aysel gürel ve küçük iskender gibi oyuncuların rol aldığı ağır roman filminde "gaftici fethi" karakteriyle hatırladığım türkiye'nin en yetenekli ilk 5 aktöründen biridir. gaftici fethiyi bilmeyenler için şuraya bir video bırakalım.
devamını gör...
prenses_aurora
ikinci bir nickaltı yorumunu hakeden yazar "kardeşimiz". kardeşim diyorum çünkü kardeşim olmasını çok isterdim. öyle bir kardeş olurduki başka kimseye ihtiyacınız olmazdı.yeri geldi mi küçük kardeşiniz , yeri geldi mi tabiri caizse "kitabın ortasından konuşan bir ozan kardeşiniz" olurdu. efendim zat-ı alileri "bir o kadar da yerin altında var" söyleminin vukuu bulmuş halidir.bu sebepten mütevellit kendisine "ozan hanım" demeyi uygun görmüş bulunmaktayım. kalemi çok güçlüdür. eğer gücünü kullanmayı doğru bir şekilde öğrenirse bir gün çok güzel şeyler başaracağına inancım tamdır. o gün geldiği zaman önsöz, arkasöz olmadı bir köşeyazısında tarafıma ithafen yazılmış bir teşekkürü çok görmemesini beklemekteyim. "o gün" tekrardan görüşmek dilekleriyle kardeşimizi takipte kalmaya devam edin...
not: "kardeş" kelimesinin tekrarının nedeni, kan bağım olmasa bile bu kelimenin hakkını verebilecek tanıdığım nadir insanlardandır.
not: "kardeş" kelimesinin tekrarının nedeni, kan bağım olmasa bile bu kelimenin hakkını verebilecek tanıdığım nadir insanlardandır.
devamını gör...
mariana çukuru
dünya üzerinde bilinen en derin nokta.
her ne kadar birçok insan henüz oraya inilemediğini sansa da, 1960'lı yıllarda don walsh ve bir batiskafla jacques piccard tarafından ziyaret edilmiş, daha sonra ise james cameron ve victor vescovo gibi isimler de daha derin noktalarına inmeyi başarmıştır.
bir de küçük uyarıda bulunayım. bu fotoğraf mariana çukuru'na ait değil. genellikle internette arama yapıldığında karşınıza ilk çıkan budur ama burası farklı bir yer. mariana çukuru şu bölgede...
her ne kadar birçok insan henüz oraya inilemediğini sansa da, 1960'lı yıllarda don walsh ve bir batiskafla jacques piccard tarafından ziyaret edilmiş, daha sonra ise james cameron ve victor vescovo gibi isimler de daha derin noktalarına inmeyi başarmıştır.
bir de küçük uyarıda bulunayım. bu fotoğraf mariana çukuru'na ait değil. genellikle internette arama yapıldığında karşınıza ilk çıkan budur ama burası farklı bir yer. mariana çukuru şu bölgede...
devamını gör...
citoles
uzak durulmasını tavsiye ettiğim antidepresan.
tabi her bünyede farklı reaksiyonlar verebiliyor.
bende biraz dikkat dağınıklığı ve unutkanlık yapmakta.
gerçi, belki de depresyonu böyle önlüyordur, hiç böyle düşünmemiştim bak sözlük.
tabi her bünyede farklı reaksiyonlar verebiliyor.
bende biraz dikkat dağınıklığı ve unutkanlık yapmakta.
gerçi, belki de depresyonu böyle önlüyordur, hiç böyle düşünmemiştim bak sözlük.
devamını gör...
çilekeş
otomatik mandalina ukdesidir.
2000'li yılların başında kurulmuş ankara menşeili, başarılı rock gruplarından birisidir. 2005 yılında çıkardıkları y.o.k albümü ile tanınmışlardır. canlı performanslarını dinleme şansını yakalamıştım, eskilere ait güzel gruplardan...
2000'li yılların başında kurulmuş ankara menşeili, başarılı rock gruplarından birisidir. 2005 yılında çıkardıkları y.o.k albümü ile tanınmışlardır. canlı performanslarını dinleme şansını yakalamıştım, eskilere ait güzel gruplardan...
devamını gör...
herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
popüler tipler.
nedense gerizekalı gibi gözüküyorlar bana.
ben mi? duvar dibindeki gözlüklü inek tabii ki.
nedense gerizekalı gibi gözüküyorlar bana.
ben mi? duvar dibindeki gözlüklü inek tabii ki.
devamını gör...
çaldırıp kapatmak
'aradım bakmadın' demek için yaptığım şey.
devamını gör...
normal sözlük yazarlık rütbeleri
ilk troll rütbesi kime verilecek, merakla bekliyorum.*
devamını gör...
uyuyan kişiyi uyandırma yöntemleri
alnına tamı tamına 1 damla su dökmek.
ama alnın herhangi bir yerine değil, tam ortasında bir nokta var oraya damlatmak gerekiyor.
bütün beyin hücrelerini bir anda açıyor.
ama alnın herhangi bir yerine değil, tam ortasında bir nokta var oraya damlatmak gerekiyor.
bütün beyin hücrelerini bir anda açıyor.
devamını gör...
gazeteciliğin hakkını veren gazeteciler
uğur mumcu. nurlar içinde uyu.
devamını gör...
rıfat ılgaz
hangi dilde ağlar çocuklar,
hangi dilde güler
ağlamak her dilde tek anlamda çince, ingilizce, türkçe...
burnunu çeke çeke ağlamak
belki biraz çocukça.
ağlamak, hüngür hüngür,
ağlamak, içini çeke çeke insanca!
saygı ve özlemle... ruhun şad olsun...
hangi dilde güler
ağlamak her dilde tek anlamda çince, ingilizce, türkçe...
burnunu çeke çeke ağlamak
belki biraz çocukça.
ağlamak, hüngür hüngür,
ağlamak, içini çeke çeke insanca!
saygı ve özlemle... ruhun şad olsun...
devamını gör...
geceye bir söz bırak
"hiçbir konuda taviz verme. ilk uzlaşma ,senin yıkımının başlangıcıdır." osho
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okuduğunda ağladığı kitaplar
şeker portakalı
zeze’yi çoğumuz tanıyoruz zaten. onun çektiği acıları,yumuşacık yüreğinden gelen sözleri unutmak ne mümkün.
portakal kız
kanser babanın gelecekte yetişkin olacak oğluna yazdığı mektupla, annesini ve tanışmalarını anlatırken felsefi göndermeler de yapması üzerine yazılmış bir roman.bir seçme şansımız olsaydı kısacık bir hayatımız olduğunu bile bile yine de gelir miydik dünyaya, sorusunu sorar.
narenciye üzüyor beni, sesli sesli ağlatıyor hem de.siz siz olun kitabını okumayın gözyaşı istemiyorsanız.
zeze’yi çoğumuz tanıyoruz zaten. onun çektiği acıları,yumuşacık yüreğinden gelen sözleri unutmak ne mümkün.
portakal kız
kanser babanın gelecekte yetişkin olacak oğluna yazdığı mektupla, annesini ve tanışmalarını anlatırken felsefi göndermeler de yapması üzerine yazılmış bir roman.bir seçme şansımız olsaydı kısacık bir hayatımız olduğunu bile bile yine de gelir miydik dünyaya, sorusunu sorar.
narenciye üzüyor beni, sesli sesli ağlatıyor hem de.siz siz olun kitabını okumayın gözyaşı istemiyorsanız.
devamını gör...
i am melting lannn melting
izmir'de simite gevrek, çekirdeğe çiğdem, domatese domat, aralık'a ekim denildiğini bilmeyen cahil yazar. #1565304 *
devamını gör...
erdal baksır production
hala dinliyorum ama çok güzel bir çalışma olmuş. birazcık tuzumun değdirilmesine vesile olanlara teşekkürler. emeği geçenlerin ellerine sağlık.
devamını gör...
kara sis
bir kemal varol romanıdır.
kişisel olarak çok büyük takıntılara sahip olmadığıma inanıyorum. sadece birkaç tane; mesela sol tarafımda yürüyen insan kim olursa olsun sinirlenmeye başlıyorum o kişiye. mesela yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yağsın asla şemsiye taşımam ve kullanmam. ve mesela bir kitabevine girdiysem ne olursa olsun bir kitap alırım.
kemal varol ile de bu son takıntım sayesinde tanıştım. girdiğim kitabevinde okumadığım ya da o an okumak istediğim hiçbir kitabı gözüme kestirememiştim. ben de rafta duran ucunda ölüm var’ı aldım ve çıktım. elimdeki kitabı bir kahve eşliğinde beklediğimden çabuk bitirince de hemen bu kitaba başladım. birkaç saat içinde onu da bitirdim ve koşa koşa kitabı aldığım yere bir katil soğukkanlılığı ile dönerek yazarın bütün kitaplarını aldım. ve beklemeye başladım başka kitapları gelsin diye.
kara sis 2021 yılı içinde çıkınca hemen okudum. ve kemal varol beni yine hayal kırıklığına uğratmadı.
bir cezaevinde altı kişilik koğuşta kalan yes kişinin romanı bu. hepsi cinayetten sabıkalı. hepsi zamanlarını doldurmak için farklı meşgaleler içinde. ve bir gün müebbet mahkum barana kan revan içinde bırakıldığında koğuşlarına onlara yeni bir hikaye dinleme, milyonuncu kez anlattıkları hikayelerini bir kez daha anlatma fırsatı doğuyor.
barana müebbet mahkum, diğerleri gibi kadın cinayetinden değil bir kadını korumak için işlediği bir cinayet yüzünden müebbet. yalnız ve güzel ülkemin hali ahvali budur işte.
her sayfada bambaşka bir hikaye var. herkesin kendine göre haklı başka herkese göre haksız olduğu hikayeler. her anlatıldığında yeni ayrıntılar eklenen, değişen ve gelişen hikayeleri mahkumların.
eğer kitabı okurken sayfaların bir yerinde bir saç teline denk gelirseniz, ilişmeyin. barana’nın hikayesinin süsüdür o. bırakın kalsın orda roman bitene kadar, zaten sonra siz o saç teliyle ne yapacağınızı anlayacaksınız.
kişisel olarak çok büyük takıntılara sahip olmadığıma inanıyorum. sadece birkaç tane; mesela sol tarafımda yürüyen insan kim olursa olsun sinirlenmeye başlıyorum o kişiye. mesela yağmur ne kadar şiddetli yağarsa yağsın asla şemsiye taşımam ve kullanmam. ve mesela bir kitabevine girdiysem ne olursa olsun bir kitap alırım.
kemal varol ile de bu son takıntım sayesinde tanıştım. girdiğim kitabevinde okumadığım ya da o an okumak istediğim hiçbir kitabı gözüme kestirememiştim. ben de rafta duran ucunda ölüm var’ı aldım ve çıktım. elimdeki kitabı bir kahve eşliğinde beklediğimden çabuk bitirince de hemen bu kitaba başladım. birkaç saat içinde onu da bitirdim ve koşa koşa kitabı aldığım yere bir katil soğukkanlılığı ile dönerek yazarın bütün kitaplarını aldım. ve beklemeye başladım başka kitapları gelsin diye.
kara sis 2021 yılı içinde çıkınca hemen okudum. ve kemal varol beni yine hayal kırıklığına uğratmadı.
bir cezaevinde altı kişilik koğuşta kalan yes kişinin romanı bu. hepsi cinayetten sabıkalı. hepsi zamanlarını doldurmak için farklı meşgaleler içinde. ve bir gün müebbet mahkum barana kan revan içinde bırakıldığında koğuşlarına onlara yeni bir hikaye dinleme, milyonuncu kez anlattıkları hikayelerini bir kez daha anlatma fırsatı doğuyor.
barana müebbet mahkum, diğerleri gibi kadın cinayetinden değil bir kadını korumak için işlediği bir cinayet yüzünden müebbet. yalnız ve güzel ülkemin hali ahvali budur işte.
her sayfada bambaşka bir hikaye var. herkesin kendine göre haklı başka herkese göre haksız olduğu hikayeler. her anlatıldığında yeni ayrıntılar eklenen, değişen ve gelişen hikayeleri mahkumların.
eğer kitabı okurken sayfaların bir yerinde bir saç teline denk gelirseniz, ilişmeyin. barana’nın hikayesinin süsüdür o. bırakın kalsın orda roman bitene kadar, zaten sonra siz o saç teliyle ne yapacağınızı anlayacaksınız.
devamını gör...
iki satırda derdini anlat
iki satıra sığsaydı zaten dertli olmazdım.
devamını gör...


