30 yaşından sonra anlaşılanlar
birgün bir programda doktor, "insan 35 yaşına kadar vücudunun kiracısıdır, 35 ten sonra ev sahibi" demişti, bence 30da anlaşılmaya başlıyor bu durum, artık öyle her şeyi yüklemiyorsun, neye ihtiyacı var bir yokluyorsun. hor kullanmayı bırakıyorsun uykusuz sabahlamıyorsun mesela.
oo saat ev sahipleri için epey geç olmuş, gidip uyumalı.
oo saat ev sahipleri için epey geç olmuş, gidip uyumalı.
devamını gör...
rimbaud
sözlüğün havalı kaybedenidir. kendisini cahil gören* bilginin para etmediği bir çağda bilgiyi seven ilginç yazardır. ayrıca işsiz olduğu için sürekli sözlükte takılmaktadır.*
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
ex manit’te neymiş? ex kocaları atalım o kazana * anma töreni var madem;
çok edepsiz şarkılar atardımda, hanımefendi çizgimden kaymaya niyetim yok.
çok edepsiz şarkılar atardımda, hanımefendi çizgimden kaymaya niyetim yok.
devamını gör...
sevgilisi olan ama arada başkalarıyla da sohbet eden kadın
sosyal arkadaş görüyor seni. her konuştuğumuzu sevişilebilecek adam vasfı yüklemiyoruz.
biz de insan olduğumuz için farklı cinsiyet de olsak arkadaş oluruz sanıyoruz mal gibi...
biz de insan olduğumuz için farklı cinsiyet de olsak arkadaş oluruz sanıyoruz mal gibi...
devamını gör...
yolda görsem selam vermem diyeceğimiz ünlüler
acun ılıcalı.
devamını gör...
bazı gözlüklü insan problemleri
maskeyi takınca gözlüğün buhar olması.
devamını gör...
ne yazsam da kendime küfür ettirsem diye düşünen yazar
garip bir deşarj olma yolunu seçmiş omurgasız yazardır.
lan olm bu nasıl bir kafa lan, akşam evde otururken yarın ne yazsam da anama bacıma kallavi küfürler ettirsem diye mi düşünüyorsunuz.
lan olm bu nasıl bir kafa lan, akşam evde otururken yarın ne yazsam da anama bacıma kallavi küfürler ettirsem diye mi düşünüyorsunuz.
devamını gör...
pareto kuralı
80-20 kuralı olarak da bilinen bu kural, sonuçların %80'inin, eylemlerin %20'si sayesinde oluştuğunu öne süren bir kuraldır.
bu kural italyan ekonomist vilfredo pareto tarafından ortaya konmuştur. pareto, yaptığı araştırmalar sonucunda italya topraklarının %80’inin halkın %20’sine ait olduğunu görmüş ve araştırmalarına devam ettiğinde bu oranın birçok alanda geçerli olduğunu fark etmiştir.
bu kurala örnek verilebilecek bazı yaklaşımlar şunlardır:
-bir şirketin gelirlerinin %80’inin kaynağı, müşterilerinin %20’sidir.
-bir şirkete gelen şikayetlerin %80’i, müşterilerinin %20’sinden gelir.
-sorunların %80’i, sebeplerin %20’sinden kaynaklanır.
-marketlerde toplam kazancın %80’i toplam ürünlerin %20’sinden sağlanmaktadır.
-kazaların %80’ine sürücülerin %20’si neden olmaktadır.
-arkadaş buluşmalarının %80’i sahip olduğun arkadaşların %20’si ile gerçekleşir.
bu ilkeyi kendi hayatımızı ve çalışmalarımızı daha verimli hale getirmek için de kullanabiliriz. önemli olan ilk şey her zaman o %80 sonuca sebep olan %20’yi bulmaya çalışmaktır. richard koch'un söylemiş olduğu gibi: "sonuçların yüzde 80’i sebeplerin yüzde 20’sinden kaynaklanır. o yüzde 20’yi bulun ve hayatınız sonsuza dek değişsin." önemli olanın çok çalışmak değil, az ve öz çalışarak yüksek verim almak olduğunu bu ilke sayesinde hayatımıza uygulayabilirsiniz. sadece çalışma hayatı değil ilişkilerde de oldukça güzel ipuçları vermektedir bu ilke. yukarıda bahsettiğimiz gibi buluşmalarımızın büyük çoğunluğu yüzde 20'lik arkadaş çevresi ile olmaktadır. o zaman o insanları kaybetmemeli, geriye kalan vakitte kendimize değer katan, bizi mutlu eden ne varsa o eylemler ile meşgul olmalıyız.
bu kural italyan ekonomist vilfredo pareto tarafından ortaya konmuştur. pareto, yaptığı araştırmalar sonucunda italya topraklarının %80’inin halkın %20’sine ait olduğunu görmüş ve araştırmalarına devam ettiğinde bu oranın birçok alanda geçerli olduğunu fark etmiştir.
bu kurala örnek verilebilecek bazı yaklaşımlar şunlardır:
-bir şirketin gelirlerinin %80’inin kaynağı, müşterilerinin %20’sidir.
-bir şirkete gelen şikayetlerin %80’i, müşterilerinin %20’sinden gelir.
-sorunların %80’i, sebeplerin %20’sinden kaynaklanır.
-marketlerde toplam kazancın %80’i toplam ürünlerin %20’sinden sağlanmaktadır.
-kazaların %80’ine sürücülerin %20’si neden olmaktadır.
-arkadaş buluşmalarının %80’i sahip olduğun arkadaşların %20’si ile gerçekleşir.
bu ilkeyi kendi hayatımızı ve çalışmalarımızı daha verimli hale getirmek için de kullanabiliriz. önemli olan ilk şey her zaman o %80 sonuca sebep olan %20’yi bulmaya çalışmaktır. richard koch'un söylemiş olduğu gibi: "sonuçların yüzde 80’i sebeplerin yüzde 20’sinden kaynaklanır. o yüzde 20’yi bulun ve hayatınız sonsuza dek değişsin." önemli olanın çok çalışmak değil, az ve öz çalışarak yüksek verim almak olduğunu bu ilke sayesinde hayatımıza uygulayabilirsiniz. sadece çalışma hayatı değil ilişkilerde de oldukça güzel ipuçları vermektedir bu ilke. yukarıda bahsettiğimiz gibi buluşmalarımızın büyük çoğunluğu yüzde 20'lik arkadaş çevresi ile olmaktadır. o zaman o insanları kaybetmemeli, geriye kalan vakitte kendimize değer katan, bizi mutlu eden ne varsa o eylemler ile meşgul olmalıyız.
devamını gör...
çocukken ezberlenen en saçma şeyler
komşu ,komşu ?
hu hu , oğlun geldimi ?
geldi geldi .
ne getirdi?
inci ,boncuk .
kime kime?
sana,bana.
başka kime?
sarı ineğe.
sarı inek nerede?
dağa kaçtı.... vs vs
kaç kişi hatırlıyor bu tekerleme yi ?.
edit: değerli yazar blackeyes in haklı uyarısı ile farkına vardığım " sarı inek" olmayacak oradaki "kara kedi " olması lazım, uyarısı için yazar arkadaşa çok teşekkür ediyorum.
hu hu , oğlun geldimi ?
geldi geldi .
ne getirdi?
inci ,boncuk .
kime kime?
sana,bana.
başka kime?
sarı ineğe.
sarı inek nerede?
dağa kaçtı.... vs vs
kaç kişi hatırlıyor bu tekerleme yi ?.
edit: değerli yazar blackeyes in haklı uyarısı ile farkına vardığım " sarı inek" olmayacak oradaki "kara kedi " olması lazım, uyarısı için yazar arkadaşa çok teşekkür ediyorum.
devamını gör...
mağazada açtığı kazağı katlayıp geri yerine koyan müşteri
bulunduğum şehirde, kardeşim lcw'nin bir mağazasında müdürdü. dolayısı ile lise dönemimde her yaz 3 ay çalışıyordum. kasa, reyon, depo bla bla bla. ordan kalma bi alışkanlık ile bugün herhangi bir mağazaya girsem baktığım ürünü katlayıp düzeltiyorum hatta dağınık reyonlara bile el atıyorum bakar gibi yapıp. yine bir gün baktığım bir tshirtü katlarken bir hanımefendi, şu pantolonun şu bedeni var mı diye bir soru yöneltmişti, ben de 'ben burada çalışmıyorum diyince' ay kusura bakmayın sizi öyle kıyafetleri katlarken görünce burada çalışıyorsunuz sanmıştım demişti.
devamını gör...
yazarların başına gelen doğaüstü olaylar
bir kız arkadaşım vardı, olmadı yürütemedik ayrıldık. kötü ayrılmadık ama. ( her ne kadar olabiliyorsa kötü olmamak tabii ki) yani ayrılık sırasında, sonrasında da kırmadık üzmedik birbirimizi. aradan 3 sene filan geçti, bu birlikteliğimiz sırasında bana deriden çok güzel bir bileklik yapmıştı, ben de çok yıpranmasına rağmen neredeyse hiç çıkarmadım, çok güzeldi çünkü. arada ona bakar aklıma o gelirdi, gülümserdim. geçtiğimiz ocak ayında bir sabah uyandım, o bileklik yatağı toplarken gözüme ilişti, kopmuştu. üzüldüm ama çok düşünmedim üzerinde, dediğim gibi çok yıpranmıştı çünkü, olağan karşıladım, "belki tamir ederim" diye bi yere kaldırdım.
öğlene doğru telefon çaldı, eski kız arkadaşımın kız kardeşi, hayırdır diye açtım, ağlıyor ama nasıl? "urlalı abi, ablam trafik kazası geçirdi nolur gel", arabaya atladım gittim hastaneye ama maalesef kurtarılamadı, o akşama doğru vefat etti.
tesadüf müdür, başka birşey midir bilmiyorum ama aradan aylar geçti, hâlâ o bilekliği ve o günü hatırlayınca bir tuhaf olurum
( sonradan öğrendim, kaza anı ve benim uyanıp yatakta bilekliği görmem zamanları da hemen hemen aynı, arada 5 dakika yok.)
öğlene doğru telefon çaldı, eski kız arkadaşımın kız kardeşi, hayırdır diye açtım, ağlıyor ama nasıl? "urlalı abi, ablam trafik kazası geçirdi nolur gel", arabaya atladım gittim hastaneye ama maalesef kurtarılamadı, o akşama doğru vefat etti.
tesadüf müdür, başka birşey midir bilmiyorum ama aradan aylar geçti, hâlâ o bilekliği ve o günü hatırlayınca bir tuhaf olurum
( sonradan öğrendim, kaza anı ve benim uyanıp yatakta bilekliği görmem zamanları da hemen hemen aynı, arada 5 dakika yok.)
devamını gör...
yeşim ustaoğlu
türk film yönetmeni, senarist, yapımcı.
ilk izlediğim filmi, pandora'nın kutusu'ydu etkileyici anlatıma sahip bir yapım. izlenilmesi gereken bir yapım benim için tavsiye ederim. yönetmen'i bu şekilde tanıdım ve diğer film'lerinide takibe aldım. araf, tereddüt aklımda kalan bir diğer film'leri. sanat filmlerinin sıkıcılığını kapılmadan izledim her birini. hikaye'lerinde bağlanılan yerler, geçişler anlatılmak istenilen noktalar yerli yerinde. genelde toplumsal olaylara ışık tutmaya çalışan altyapı'ya sahip senoryalar hakim. yeşim ustaoğlu'nun gözlem yeteneğine hayran kalmamak elde değil.
flim'leri uluslararası festivallerde bir çok ödüle layık görüldü. zeki demirkubuz, nuri bilge ceylan kadar bilinmesede bir o kadar değer görmesi gereken kişidir. evet böyle bir yönetmen var. bence bilinmeli.

2008- pandoranın kutusu film afişi. buradan başlayabilirsiniz.
ilk izlediğim filmi, pandora'nın kutusu'ydu etkileyici anlatıma sahip bir yapım. izlenilmesi gereken bir yapım benim için tavsiye ederim. yönetmen'i bu şekilde tanıdım ve diğer film'lerinide takibe aldım. araf, tereddüt aklımda kalan bir diğer film'leri. sanat filmlerinin sıkıcılığını kapılmadan izledim her birini. hikaye'lerinde bağlanılan yerler, geçişler anlatılmak istenilen noktalar yerli yerinde. genelde toplumsal olaylara ışık tutmaya çalışan altyapı'ya sahip senoryalar hakim. yeşim ustaoğlu'nun gözlem yeteneğine hayran kalmamak elde değil.
flim'leri uluslararası festivallerde bir çok ödüle layık görüldü. zeki demirkubuz, nuri bilge ceylan kadar bilinmesede bir o kadar değer görmesi gereken kişidir. evet böyle bir yönetmen var. bence bilinmeli.

2008- pandoranın kutusu film afişi. buradan başlayabilirsiniz.
devamını gör...
sözlük radyosu üniversite tercih programı
akademik anlamda bi yerlere gelmiş yazarlarımızın, tercih yapacak yazarlarımıza kıymetli tecrübelerini aktardığı yayın olmakta. 27 yaşından sonra öğrenci akbili nasıl alınır konusunda ben de fikrimi belirteceğim*
devamını gör...
bir sözlüğü kalitesiz yapan detaylar
yazarlardır. ama nasıl yazarlar işte onu söyleyelim. şimdi adam aslında kadın düşmanı lakin bunu başlıklarında olsun tanımlarında olsun belli ediyor, tepki verdiğiniz zamanda da “trollük yapıyorum ben yeaa” diyor. ardından sözlüğün belli bir ırkçıları var, adam kendi etnik kökeni dışında bazı etnik kökenlere sallıyor bunun adına da ‘eleştiri’ diyor. akabinde de sürekli cinsel içerikli başlık açıp milleti boğanlar var bak onları da pas geçmek istemiyorum.
sonracıma bence de miyav’ın dediği gibi de “kankacılık” mevzusudur. şimdi bazı başlıklara bakıyorum, yazarların tanımına bakıyorum. bir yazarın tanımı diğer yazarın tanımından oldukça sağlam ama diğeri oylanıyor, favlanıyor öbürü de sadece 1-2 oyla yetiniyor halbuki o yazarın tanımı daha güzel. nicke göre oylama yapılıyor tanıma göre değil bu da sözlüğün kalitesini ortaya koyuyor maalesef.
ya güzel bir ortam var aslında burada ama bazen hakikaten bayıyor. millet yeniliğe açık değil, herkes kendisi gibi düşünsün istiyor herkesi. misal bi başlığa bazı yazarlara zıt bi entry girdiğimiz zaman hemen nickaltımızda bitip “bakın bu yazar tanımında şunları belirtmiş, kesin art niyetli kötü bir insan ve terör sevicisi” minvalinde söylemlerde bulunuyor ya da başlık altından laf sokmaya çalışıyor. yani efendim bir sözlüğü kalitesiz yapan yine yazarlar, arşa çıkaracak olan da yazarlar. burada yazarlara iş düşüyor yönetime değil.
sonracıma bence de miyav’ın dediği gibi de “kankacılık” mevzusudur. şimdi bazı başlıklara bakıyorum, yazarların tanımına bakıyorum. bir yazarın tanımı diğer yazarın tanımından oldukça sağlam ama diğeri oylanıyor, favlanıyor öbürü de sadece 1-2 oyla yetiniyor halbuki o yazarın tanımı daha güzel. nicke göre oylama yapılıyor tanıma göre değil bu da sözlüğün kalitesini ortaya koyuyor maalesef.
ya güzel bir ortam var aslında burada ama bazen hakikaten bayıyor. millet yeniliğe açık değil, herkes kendisi gibi düşünsün istiyor herkesi. misal bi başlığa bazı yazarlara zıt bi entry girdiğimiz zaman hemen nickaltımızda bitip “bakın bu yazar tanımında şunları belirtmiş, kesin art niyetli kötü bir insan ve terör sevicisi” minvalinde söylemlerde bulunuyor ya da başlık altından laf sokmaya çalışıyor. yani efendim bir sözlüğü kalitesiz yapan yine yazarlar, arşa çıkaracak olan da yazarlar. burada yazarlara iş düşüyor yönetime değil.
devamını gör...
spritüel danışman
her balığın sevdiği bir yem vardır düsturunca ortaya çıkmış saçmalık. kimisi astrolojiye para döker kimisi dinle ilgili şeylere vesaire... illa ki bulursunuz herkese hitap edecek bir şey. koskoca "okumuş adam" denilen doktorların cennetten arsa satın alarak dolandırıldığını bile gördük.
ruhsal yönden arınmaya ihtiyacı olan dindar biriyseniz oturun dua edin. bundan iyi arındırıcı yok. inançsız biriyseniz, size iyi gelen şeyleri keşfedip onları yapın.
kimse sizin ruhunuzu sizden iyi anlayıp onu kurtaramaz.
ruhsal yönden arınmaya ihtiyacı olan dindar biriyseniz oturun dua edin. bundan iyi arındırıcı yok. inançsız biriyseniz, size iyi gelen şeyleri keşfedip onları yapın.
kimse sizin ruhunuzu sizden iyi anlayıp onu kurtaramaz.
devamını gör...
iç anadolu denince yazarların aklına gelen şeyler
uçsuz bucaksız bozkırlar.
devamını gör...
okunur korkusuyla günlük tutamayanlar
eskiden böyleydi. artık umursamıyorum. çünkü benim yazma ihtiyacım var, yazdıkça içimdekini atıyor rahatlıyorum. üzerinden zaman geçince onları tekrar okumak da hoşuma gidiyor. kendimdeki, hayatımdaki, duygularımdaki, düşüncelerimdeki değişimi görmemi sağlıyorlar. anılara çok bağlı birisiyim. kendime böyle anılar bırakmak bu yüzden hoşuma gidiyor. yazdığım çok sıradan bir şey bile benim için özel ve benden izinsiz okunmamalı. ama ya okunursa korkusuyla da kendimi bundan mahrum bırakmak istemiyorum.
devamını gör...
yetişkinler nasıl arkadaş ediniyor sorunsalı
erkekler olarak beğendiğimiz kadının saçını çekiyoruz, ya da sevdiği bir şeyini alıp yardır yardır kaçıyoruz.
devamını gör...


