normal insandır. sevmek zorunda asla değildir.
ama sevmiyor diye çocuklara kötü davranıyorsa zaten insan değildir.
ben mesela çocuklardan haz etmiyorum mesafeli davranıyorum biraz.
onlara saygıyla yaklaşıyorum ama o kadar.
devamını gör...

kesinlikle öyle, çok güzel kalpli yazar dostlarımız var. iyi ki varsınız.
devamını gör...

bilgilerden çok asyalı küçük bir kız bırakan yazar.
devamını gör...

fransız yazar pierre boulle'un la planète des singes kitabından uyarlanan film ve dahi film serisi.

orijinal serinin bütün filmleri kronolojik sırayla: planet of the apes* (1968), beneath the planet of the apes* (1970), escape from the planet of the apes* (1971), conquest of the planet of the apes* (1972) ve battle for the planet of the apes* (1973) şeklindedir.

bu serinin ardından 2000'li yıllarda yeniden yapılan bir ikinci serisi de vardır. ayrıca televizyon dizisi, animasyonu ve bilgisayar oyunları dahi var imiş.

(girinin geri kalanında 1968'de yayınlanan ilk filmden bahsedilecektir.)

planet of the apes, bir uzay görevi için bilinmedik bir gezegene iniş yapan bir grup astronotu konu edinir. bu astronotlar, gezegende konuşamayan ilkel insan kabileleri ile bilişsel yetenekleri gelişkin ve böylece kendilerine bir uygarlık inşa edebilmiş olan maymunlarla karşılaşırlar. fakat bir sorun vardır: maymunlar her ne hikmetse insanlardan hiç hazzetmemektedirler.

aslında, film, muhteşem bir hiciv örneğidir. gözlerinin önündeki evrim gerçeğini kabullenemeyen (ya da kabullenmek istemeyen) zamane bilim insanlarına ve yöneticilerine alenen saldırılır. inançlarının gerekliliklerini yerine getirecekler diye bilim insanlığı niteliklerini unutan ve mevzubahis her neyse aksini kanıtlamaya çalışmak yerine çocukça görmezden gelmeyi seçen sözde bilim insanlarını hedef alır. zira bilim, inancınız her ne olursa olsun, gözünüzün önünde bir gerçek varsa öncelikle görmek, kabullenmek ve açıklamak; ancak bundan sonra aksini ispat etmeye çalışmaktır. zaten bütün bunların maymunlar üzerinden anlatılması da ister istemez çok eğlenceli bir alegoriyi beraberinde getirir.*

bununla ilgili olarak, filmin en güzel sahnesini de takdim edeyim: üç maymun!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

peki anlatmaya çalıştığı şey bununla mı sınırlıdır? hayır değildir.


filmin ilerlemesi ve finaliyle birlikte, aslında çok da uzaklarda bir gezegende olmadığımızı, şu bizim soluk mavi nokta'da olduğumuzu anlarız. meğerse hep korktuğumuz şeyi nihayet başarmış ve nükleer bir felaketle türümüzü yok etmiş, kalanları da insanlıktan çıkarmışız. maymunların yöneticileri ise bunu başından beri bilmekteymiş. insan denen hayvandan korkulması ve olabildiğince kontrol altında tutulması gerektiği, tam da bu yüzden dinlerine tesir etmiş.

böylece çıkarımlarımıza bir yenisini daha ekleriz: filmin başından beri "ulan şu maymunlara bak ya ahaha" diye dalga geçtiğimiz maymunlar aslında haklıdır. biz insanlara acıyıp, onların tarafını tutarken; aslında yanlış tarafta saf tutuyoruzdur.


bitti mi? bitmedi!
linda harrison (nova) pek güzel. nazar değmesin. gerçi değmiştir şimdiye kadar.*

ve son olarak da, bir konuyu çözelim: bu film dikkat çekici miktarda hollywood klişesi içerir. hâlâ izlememiş olan varsa*; eski filmlerden hoşlanmıyorsanız* ve özellikle bünyeniz klişeye karşı alerjik reaksiyon gösteriyorsa* izleyip izlememek size kalmış. "ya una nocte, bize bir film önerdin, bu nedir böyle be kardeşim?" demeyin sonra.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iyi geceler sözlük. özlüyorum. o eski cumartesileri özlüyorum. gece gece yapılan o ansız dışarı çıkma planlarını özlüyorum. özür diliyorum arkadaşımın gece dışarı çıkalım dediğinde “şimdi kim çıkacak”dediğim ve üşendiğim için. şimdi ise o günleri arar oldum. bu zamanlar bittiğinde asla üşenmeyeceğim ve saat kaç olursa olsun dışarı çıkacağım hiç şüphen olmasın dostum. sanırım yavaştan depresif belirtiler başladı , delirmeye mi başladım acaba diyorum. gencecik adamım , ben neden evdeyim diyorum. bir ülkenin beslenme sistemin garebetliği yüzünden oluşan hastalığı ben neden çekiyorum , benim ve tüm insanlığın çalınan zamanlarını kim ödeyecek arkadaşlar. bir kere geldiğimiz hayatta böyle bir dönemde yaşamak için nasıl bir günah işledik. her gün düşünüyorum. düşünüyorum...kafamı yastığa koyduğumda umutla uyuyamıyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazma konusunda türk edebiyatının yazı makinesi ahmet mithat efendiyi kıskandıracak kadar yazan yazar.
devamını gör...

okurken kalbim sıkıştı. kim bilir ne derdi var. hiç bir yardımı da kabul etmiyor yazılmış. insan psikolojisi öyle hassas öyle tuhaf ki. onu bu hale ne getirmiş diye düşünmeden duramıyorum.
devamını gör...

kendini bilen insandır. bu insanlara kendisiyle barışık değil demek yanlış oluyor çünkü kendisiyle barışık olduğu için, kendisiyle konuşup kendisini dinlediği için, kendisiyle ilgili kendisine göre doğru bir yorum getirmiştir. memnun olmadığı konu sadece tipi ise kendisindeki diğer artıları da zaten biliyordur o yüzden rica ediyorum kendisini beğenmeyen insanlara özgüveni yok, barışık değil, kendisine değer vermiyor gibi düşüncelerle yaklaşmayın. bu insanlar herkesten daha çok kendisini bilen, kendisine ve çevresine karşı dürüst olan, kendisini olduğu gibi kabul edip seven insanlardır.
devamını gör...

bu tivitte belirtilmiş olduğunu düşündüğüm anlayış.
devamını gör...

çok yakınımda var böyle bir kadın; çok güzel, boyu 1.85 sahiden. kocası da fena değil ve hâliyle erkek güzeli bir çocukları oldu. gereksiz üremeye karşı olduğum hâlde ona daha çok çocuk yapmasını ve yapması durumunda çocuğun bakımına yardım edeceğimi söyledim. çünkü ondan doğan çocukların çoğalıp dünyaya yayılması gerekiyor ama bir türlü ikna edemedim. nuh diyor, peygamber demiyor. neden, çünkü akıllı kadın.
devamını gör...

ne kadar çok bilgi;o kadar düşük ego, ne kadar az bilgi;o kadar yüksek ego/ einstein
tabi buradaki bilginin asıl kaynağı insanın kendini eğitmesi, kişiliğini geliştirmesidir.insan'nın iç zenginliği olmazsa durduğu yerin ne anlamı kalır ne de diğerlerinde bir farkı.
devamını gör...

nick'ini sevmemek imkansiz olan ve tanımlarını da beğenerek okuduğum sevgili yazar nick altımı şereflendirmiş, çok tşk ederim güzel düşüncelerinden dolayı. hep yaz kuzguncuktaki vişne, her yazdığın keyifle okunuyor.
devamını gör...

oh be, yaşasın sınıf farklılığı. o neydi öyle vıcık cık babam afedersin.
devamını gör...

"son sayfaya gelip bu romanı bitirsen bile, biz bu hikayeyi bitirmeyelim..."
devamını gör...

granada(gırnata) sultanlığı endülüs'te(arapça: الأندلس ‎ al-andalus, ingilizce: andalusia)
711-1492 yılları arasında tarık bin ziyad komutasında fethedilmiş ve iber yarımadası'nda arapların etkisi altında bulunan bölgelere verilen isimdir. 1492 ise zaten çökmekte olan devlete hiristiyanlar tarafından son verilmiştir. sanırım tarihte haçlılar tarafından da geçmektedir; ancak uzun bir mücadele ile müslümanlar namus, ırz
ve topraklarını yine de korumaya çalışmıştır. küçük çocuklar ailelerinden alınmıştır ve kiliseye hıristiyan eğitim almaları için verilmiştir. arapça konuşmak yasaklanılmış ve arap isimleri vermekte, dini yaşamakta müslümanlar için imkansızlaşmıştır. bu çöküş ile engizisyon mahkemeleri kurulmuş ve ırklarını yok etmek için plânlı bir soykırım yapılmıştır. iber yarımadası'ndaki varlığı en son moriskoların 1609 yılında ispanya'dan sınır dışı edilmesiyle son bulmuştur.

gelgelelim girnata sarayına. al hamra sarayı diye geçen bu yapıt adını kırmızı saray olarak niye almıştır sorusuna cevaben, ispanya' da mimaride kullanılan toprak ve taşların kırmızımsı oluşundan gelir. öylece sarayın adı da kırmızı saray oldu. ayrıca da bu muhteşem yapıya tropik ağaçlardan geçilir. öncelikle insan bir ormanda gezercesine doğada ilerler sonra karşısına muhteşem bir saray gelir.
devamını gör...

ya okumuyor işte alüminyum hayal de bile! diyelim ki diye iç mi dökülür ekşi özentiliğinizi ayrı sizi ayrı şaapıcam sonunda !

herkes romantik tospaa .
devamını gör...

özlemek için nazım var,
mavi için edip,
rakı için can yücel,
sevda için ahmed arif,
bazen özledim diyemezsin; "nazım okuyorum" dersin..
"ben nazım okuyorum sen ne yapıyorsun? "
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

the great wave. türkçesiyle kanagawa'nın büyük dalgası ya da büyük dalga.

katsushika hokusai'nin en tanınan eseridir. tahta baskı tekniğiyle yapılmıştır. dalga emojisinin ilham kaynağıdır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim