taş gibi kızı sırf terakkiperverci olduğu için reddetmek
bir zamanlar almış olduğum radikal bir karardı. gençken epey partizandım ve siyaset mesleğiyle haşır neşirdim doğrusu.
aynı idadîde okuyorduk o sıralar. bir ahbabım vesilesiyle tanışmıştım. oldukça şuh, alımlı, bakanın bir daha baktığı bir hanımdı.
. ilk buluşma yerine geldiğinde bir şeyler içtik. ortak zevklerimizden, hobilerimizden ve vakıf olduğumuz konulardan konuştuk. hâlbuki her şey çok hoş gidiyordu. ta ki ailesinin siyasi görüşlerinden bahsedene kadar:
"bizim ailemiz full terakkiperver'cidir. babam kazım karabekir paşa'nın yaverliğini yapıyordu bir vakitler..."
o an beynime bir gavur oku yemiş gibi hissettim. binaenaleyh ne yapacağımı bilememiş bir şekilde vakur bakışlarla etrafı inceliyor, sinir ve şok olmakla karışık bir haliyeti ruhiyye ile titreyen ellerimi sabit tutmaya çalışıyordum. sonra:
"bu hususu bana daha evvel neden söylemedin mahidevran! biliyorsun terakkiperver fırkası benim kırmızı çizgim , bunun bir oluru yoktur! kazım karabekir paşayı biz de severiz ama vakit muhalefet yapmak vakti değildir. bir muhalefet yapılacaksa da, kahir ekseriyetle halk fırkası yapıyor zaten..."
cevapladı:
"karşıt görüşlere tahammülünüz yok efendim"
biraz daha muhabbeti sürdürdüm sonra onu arabaya bindirip uzaklaşmasını izledim. redingotumu ve fesimi giyip uzaklaştım oradan. eve gittiğimde validem 'yüzümden düşen bin parça'nın sebebiyetini sordu ancak bir kelime konuşmadım. gelen mektupları da niyetsiz olduğumu belirterek yanıtladım. yılla sonra öğrendim ki, mahidevran bir subay emeklisiyle evlenmiş, iki de çocuğu olmuş.
günler hızlı geçiyor. bazen diyorum eğer toy bir delikanlı olmasaydım ve onunla celb-i muhabbetimi devam ettirseydim, akıbetim ne olurdu diye...
aynı idadîde okuyorduk o sıralar. bir ahbabım vesilesiyle tanışmıştım. oldukça şuh, alımlı, bakanın bir daha baktığı bir hanımdı.
. ilk buluşma yerine geldiğinde bir şeyler içtik. ortak zevklerimizden, hobilerimizden ve vakıf olduğumuz konulardan konuştuk. hâlbuki her şey çok hoş gidiyordu. ta ki ailesinin siyasi görüşlerinden bahsedene kadar:
"bizim ailemiz full terakkiperver'cidir. babam kazım karabekir paşa'nın yaverliğini yapıyordu bir vakitler..."
o an beynime bir gavur oku yemiş gibi hissettim. binaenaleyh ne yapacağımı bilememiş bir şekilde vakur bakışlarla etrafı inceliyor, sinir ve şok olmakla karışık bir haliyeti ruhiyye ile titreyen ellerimi sabit tutmaya çalışıyordum. sonra:
"bu hususu bana daha evvel neden söylemedin mahidevran! biliyorsun terakkiperver fırkası benim kırmızı çizgim , bunun bir oluru yoktur! kazım karabekir paşayı biz de severiz ama vakit muhalefet yapmak vakti değildir. bir muhalefet yapılacaksa da, kahir ekseriyetle halk fırkası yapıyor zaten..."
cevapladı:
"karşıt görüşlere tahammülünüz yok efendim"
biraz daha muhabbeti sürdürdüm sonra onu arabaya bindirip uzaklaşmasını izledim. redingotumu ve fesimi giyip uzaklaştım oradan. eve gittiğimde validem 'yüzümden düşen bin parça'nın sebebiyetini sordu ancak bir kelime konuşmadım. gelen mektupları da niyetsiz olduğumu belirterek yanıtladım. yılla sonra öğrendim ki, mahidevran bir subay emeklisiyle evlenmiş, iki de çocuğu olmuş.
günler hızlı geçiyor. bazen diyorum eğer toy bir delikanlı olmasaydım ve onunla celb-i muhabbetimi devam ettirseydim, akıbetim ne olurdu diye...
devamını gör...
sözlükteki dişi birey sayısı
dişi bireyleri ne yapacaksınız? sözlük nereye varmak istemektedir?
devamını gör...
aşıkların ölümü
aşk ve ölümün aynı potada eridiği charles baudelaire şiiri. orijinal ismi la mort des amants olan şiir baudelaire'ın les fleurs du mal (kötülük çiçekleri) şiir koleksiyonunda yer alan ve ne yazık ki çeviri sırasında duygu yoğunluğunu kaybetmese bile temsil ettiklerinin pek çoğunu yitiren bir şiir. esasında baudelaire şiirde ölümü yalnızca son dizesi haricinde kullanmamış daha çok şiir boyunca onu başka biçimlerde sembolize etmiştir ve sözü geçen aşkın manevi olduğu da aşikar. şiir incilden pek çok göndermeye sahip olmasının yanı sıra ölüm bir ayrılık hali olarak değil ulaşılması gereken bir ideal olarak resmediliyor baudelaire tarafından. yani daha açıkça anlatmak gerekirse ölümün nihai sonu temsil etmesinden ziyade aşıklar için sonsuzluğa açılan bir kapı görevi görmesinden dolayı ulaşılacak/kavuşulacak veya sahip olunacak bir noktada durmasını sağlıyor. şiirin çeviri sırasında temsil ettiklerini yitirmesinin sebebi de bir noktada bundan kaynaklanıyor. yoksulların ölümü veya orijinal ismi ile la mort des pauvres şiirinde gördüğümüz ölümü yüceltme durumunu bu şiirde de görüyoruz ki o şiirde de incil göndermeleri çok sık yapılıyor ama baudelaire yoksulların ölümü şiirinde ölümü yaşayan herkesi eşit şartlara getirecek bir durum olarak gördüğü için yüceltirken bu şiirde sonsuzluğa açılan kapı işlevi gördüğü için yüceltiyor yine de tüm bu farka rağmen esasında benzer düşüncelerin ürünü bu iki şiir; ölüm arzu edilene doğru giden bir yoldur düşüncesi iki şiiri de besliyor.
yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu,
divanımız olacak ,bir mezar gibi derin;
bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
o garip çiçekleri süsleyecek konsolu.
nous aurons des lits pleins d'odeurs légères,
des divans profonds comme des tombeaux,
et d'étranges fleurs sur des étagères,
ecloses pour nous sous des cieux plus beaux.
son sıcaklıklarını sarfederek hovarda,
birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
ikimizin ruhunda, o ikiz aynalarda.
usant à l'envi leurs chaleurs dernières,
nos deux coeurs seront deux vastes flambeaux,
qui réfléchiront leurs doubles lumières
dans nos deux esprits, ces miroirs jumeaux.
pembe, lahuti mavi bir akşam saatinde,
veda'la dolu, uzun bir hıçkırık halinde
yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;
un soir fait de rose et de bleu mystique,
nous échangerons un éclair unique,
comme un long sanglot, tout chargé d'adieux;
nihayet kapıları biraz aralayarak,
sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
buğulu aynaları ve ölmüş alevleri
et plus tard un ange, entr'ouvrant les portes,
viendra ranimer, fidèle et joyeux,
les miroirs ternis et les flammes mortes.
yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu,
divanımız olacak ,bir mezar gibi derin;
bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
o garip çiçekleri süsleyecek konsolu.
nous aurons des lits pleins d'odeurs légères,
des divans profonds comme des tombeaux,
et d'étranges fleurs sur des étagères,
ecloses pour nous sous des cieux plus beaux.
son sıcaklıklarını sarfederek hovarda,
birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
ikimizin ruhunda, o ikiz aynalarda.
usant à l'envi leurs chaleurs dernières,
nos deux coeurs seront deux vastes flambeaux,
qui réfléchiront leurs doubles lumières
dans nos deux esprits, ces miroirs jumeaux.
pembe, lahuti mavi bir akşam saatinde,
veda'la dolu, uzun bir hıçkırık halinde
yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;
un soir fait de rose et de bleu mystique,
nous échangerons un éclair unique,
comme un long sanglot, tout chargé d'adieux;
nihayet kapıları biraz aralayarak,
sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
buğulu aynaları ve ölmüş alevleri
et plus tard un ange, entr'ouvrant les portes,
viendra ranimer, fidèle et joyeux,
les miroirs ternis et les flammes mortes.
devamını gör...
sosyal medya dilenciliği
ben izlemeye dayanamıyorum insanlar bir de bunlar yapılsın diye para harcıyor. ilginç cidden.
devamını gör...
el âlem ne der
"elalem değil elli âlem de konuşsa, ben kendimden eminsem, el alkışlar, âlem izler."
diye bir söz okumuştum. biraz atarlı giderli bir söz*. ama çok doğru gelmişti. boş verin elalem ne derse desin onların tek işi boş konuşmak zaten. siz kendinizden emin olun gerisi önemli değil.
diye bir söz okumuştum. biraz atarlı giderli bir söz*. ama çok doğru gelmişti. boş verin elalem ne derse desin onların tek işi boş konuşmak zaten. siz kendinizden emin olun gerisi önemli değil.
devamını gör...
israil'i protesto etmek için arabasını yakan çift
bunu gören israil bütün kuvvetlerini geri çekti. hatta gelen son dakika haberine göre polonya'ya taşınmaya karar vermişler. polonya'nın başı belada. *
devamını gör...
geceye bir söz bırak
bak bu enkaza dönmüş harabe benim.
üstüm başım toz içinde. kurtulmaya çalıştıkça bu enkazdan, daha da dibe düşüyorum. üşüyorum. sesimi duyan yok. bağırıyorum. bağırdıkça acıyor göğüs kafesim. bir umut, güneşle tekrar buluşmanın hayaliyle yanıp tutuşuyorum. karanlık. korkuyorum. halbuki ben hiç korkmazdım karanlıktan. neresi burası, nerdeyim ben? yönümü yolumu kaybettim. canım acıyor. kıpırdayamıyorum yerimden. saklambaç oynayan korkak küçük bir kız çocuğuyum sanki. korkuyorum. ya bulan olmazsa beni? yanmak uğruna çıkayım diyorum bu çirkin kabuğumdan. sonra vazgeçiyorum. gururluyum. pes edemem ben. son kez bak bu harabeye... yakında bir mezar olacak burası. herkes üzerine basıp geçecek. adım unutulacak. ve ben hayat denilen bu en büyük kaosun içinden, yok olup gideceğim...
üstüm başım toz içinde. kurtulmaya çalıştıkça bu enkazdan, daha da dibe düşüyorum. üşüyorum. sesimi duyan yok. bağırıyorum. bağırdıkça acıyor göğüs kafesim. bir umut, güneşle tekrar buluşmanın hayaliyle yanıp tutuşuyorum. karanlık. korkuyorum. halbuki ben hiç korkmazdım karanlıktan. neresi burası, nerdeyim ben? yönümü yolumu kaybettim. canım acıyor. kıpırdayamıyorum yerimden. saklambaç oynayan korkak küçük bir kız çocuğuyum sanki. korkuyorum. ya bulan olmazsa beni? yanmak uğruna çıkayım diyorum bu çirkin kabuğumdan. sonra vazgeçiyorum. gururluyum. pes edemem ben. son kez bak bu harabeye... yakında bir mezar olacak burası. herkes üzerine basıp geçecek. adım unutulacak. ve ben hayat denilen bu en büyük kaosun içinden, yok olup gideceğim...
devamını gör...
porçay'ın ezhel parodisi yüzünden 4 yıl 2 ay hapis cezası alması
porçay adıyla bilinen ömer aslan'ın ot içmeyi güzelleyen rapçileri ti'ye almak için çektiği parodi klip yüzünden 4 yıl 2 ay hapis cezası almasıdır.
konuyla ilgili porçay tweeti
bahse konu klip
konuyla ilgili porçay tweeti
bahse konu klip
devamını gör...
bekçi terörü
içinde bulunduğumuz dönemde ve belli ki kısa vadede hayatımıza sirayet edeceği belli bir diğer üniformalı terörü.
eyyamcıların da zamanı geçecek dostlar, merak etmeyin güzel günler göreceğiz güneşli günler.
eyyamcıların da zamanı geçecek dostlar, merak etmeyin güzel günler göreceğiz güneşli günler.
devamını gör...
minnet beklemeden yardım eden insan
yardım etmek, iyilikte bulunmak size iyi, mutlu hissettirir. daha ne minneti veya menfaati bekleyeceksiniz ki? milletin hayatın anlamını arayan simyacı gibi aradığı mutluluğu bu kadar kolay elde etmenizi sağlayan bir faaliyetten hem de.
devamını gör...
en çok para harcanan hobi
filtre kahve. her gün içiyoruz dayanmıyor. ama olsun güzel bir hobi olduğu için iki katını da ödesem farketmez.
devamını gör...
boşanmış bir kadınla evlenmek
bir insanla evlenmektir.
kişilere yüklediğimiz sıfatların kaynağı kendi çöplüğümüzün en pis noktalarından biridir.
biz ne dersek diyelim karşıdakinin insan olduğu* gerçeğini değiştirmez!
kişilere yüklediğimiz sıfatların kaynağı kendi çöplüğümüzün en pis noktalarından biridir.
biz ne dersek diyelim karşıdakinin insan olduğu* gerçeğini değiştirmez!
devamını gör...
gereksiz abartılan şeyler
aşk... o kadar büyütüyoruz ki, bittiğinde altında kalıyoruz.
devamını gör...
lan bırak (yazar)
gerçekten de "neden bu nick?" diye sormadan edemiyorum. yorumlama gücünü, fikir üretme yetisini bir kilometreden belli eden başka bir nick olmalıydı zira kelimelerini ve cümlelerindeki yalın anlatımı biliyorsanız ne demek istediğimi de biliyorsunuz demektir.
iyi ki var gerçekten, okuyacağım bölüm konusunda da çok güzel bakış açıları sundu bana. teşekkür ediyorum. umarım hep yazar da bilgisinden mahrum etmez. *
iyi ki var gerçekten, okuyacağım bölüm konusunda da çok güzel bakış açıları sundu bana. teşekkür ediyorum. umarım hep yazar da bilgisinden mahrum etmez. *
devamını gör...
normal sözlük'teki erkeklerin sapık olması
katılmıyorum.
tüm sosyal mecralar arasında en rahatsız edilmediğim platform burası. şimdiye kadar taciz içerikli tek mesaj atan olmadı. saçmalayan, arada fazla laubali davranmaya çalışanlar oldu* tabiki bu her yerde olur ama ciddi ciddi rahatsız eden olmadı. insanları sapık diye etiketlemek bu kadar kolay olmamalı. bu önemli bir konu çünkü.
tabi bu benim görüşüm. belki başka bir kadın yazar daha farklı şeyler yaşamış olabilir.
tüm sosyal mecralar arasında en rahatsız edilmediğim platform burası. şimdiye kadar taciz içerikli tek mesaj atan olmadı. saçmalayan, arada fazla laubali davranmaya çalışanlar oldu* tabiki bu her yerde olur ama ciddi ciddi rahatsız eden olmadı. insanları sapık diye etiketlemek bu kadar kolay olmamalı. bu önemli bir konu çünkü.
tabi bu benim görüşüm. belki başka bir kadın yazar daha farklı şeyler yaşamış olabilir.
devamını gör...
soğuk hali daha güzel olan yemekler
patatesli börek.
devamını gör...
aslına ermek
güzel türkçemizin, güzide deyimlerinden biridir. ilk kelime olan asıl: gerçek, hakikat, öz , şecere gibi manalar taşırken; ermek : erişmek, ulaşmak, anlamak, bilmek, edinmek manalarına gelir.....
kelime grubu, deyim halinde; gerçek manasıyla; şeceresine kadar bilmek, soyunu öğrenmek anlamına gelirken, elbette ki deyim olma özelliğinden mütevellit mecaz anlamı da taşır ve asıl olarak, işte bu mecaz kast edilir. bilhassa meraklı kişiler için kullanılan deyim; bir konunun, olayın, meselenin kökenine kadar öğrenme, iyice bilme, böylece içini rahatlatma anlamına gelir...
örnek verecek olursak; mahallede bir kız sözden ayrılmıştır ve mahallenin dedikoducu teyzesi, mağdur kızımızın üzüntüsünü, perişanlığını; üzgün ailenin halini, can sıkıntısını ve buhranını hiiiiiç umursamadan, hatta hesaba katmadan, işin aslına ermek istemektedir. araştırır, soruşturur, karıştırır hatta buruşturur ve nihayet kılı kırk yararak, her türlü haberi, veriyi gözden geçirdikten sonra, bir çıkarsama yapar. işte burada mobese yahut gözetleme kulesi olarak adlandırdığımız bu teyzemizin yaptığı şey: işin aslına ermektir... işin aslına erer ve mahalleliyi de aydınlatır.**
kelime grubu, deyim halinde; gerçek manasıyla; şeceresine kadar bilmek, soyunu öğrenmek anlamına gelirken, elbette ki deyim olma özelliğinden mütevellit mecaz anlamı da taşır ve asıl olarak, işte bu mecaz kast edilir. bilhassa meraklı kişiler için kullanılan deyim; bir konunun, olayın, meselenin kökenine kadar öğrenme, iyice bilme, böylece içini rahatlatma anlamına gelir...
örnek verecek olursak; mahallede bir kız sözden ayrılmıştır ve mahallenin dedikoducu teyzesi, mağdur kızımızın üzüntüsünü, perişanlığını; üzgün ailenin halini, can sıkıntısını ve buhranını hiiiiiç umursamadan, hatta hesaba katmadan, işin aslına ermek istemektedir. araştırır, soruşturur, karıştırır hatta buruşturur ve nihayet kılı kırk yararak, her türlü haberi, veriyi gözden geçirdikten sonra, bir çıkarsama yapar. işte burada mobese yahut gözetleme kulesi olarak adlandırdığımız bu teyzemizin yaptığı şey: işin aslına ermektir... işin aslına erer ve mahalleliyi de aydınlatır.**
devamını gör...


