genco erkal keşke bütün şiirleri seslendirse. kendisinin şiir yorumlarını eser gökayın yorumları kadar severim.
devamını gör...

ölürsem eğer mirasım senin.
devamını gör...

kaç kere dedik buradan olmaz diye. gerçi siz yazmasanız da anlıyorum ben.*
devamını gör...

bir ahmet muhip dıranas şiiri.

karın teşrif ettiği her yeni kış kendini okutturur, dinlettirir.
ibrahim tenekeci'yi çocukken etkileyen, edebiyatın büyüsüyle tanıştıran şiirdir ayrıca.


kardır yağan üstümüze geceden,
yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
ormanın uğultusuyla birlikte
ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
kar yağıyor üstümüze inceden

sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
unutulmuş güzel şarkılar için
bu kar gecesinde uzaktan, yoldan
rüzgâr gibi tâ eski anadolu'dan
sesin nerde kaldı? kar içindesin!

ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
uyandırmayın beni uyanamam.
kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
allah aşkına, gök, deniz aşkına
yağsın kar üstümüze buram buram

buğulandıkça yüzü her aynanın
beyaz dokusunda bu saf rüyanın
göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış
sırf unutmak için, unutmak ey kış!
büyük yalnızlığını dünyanın.



şairin kendi sesinden
devamını gör...

derin bir ferahlama hissettim-hissettirmiştir. whatsapp'ı uzun zamandır kullanmıyorum. ınstagram ve facebook'u sileli ise çok uzun zaman oldu. başlığı açma nedenim bunları anlatmak değil. teknolojisiz bir yaşama alışmak gerek aslında. kitap okuyun, sözlüğe yazın, müzik dinleyin, gökyüzünü izleyin vs. eğer sosyal medyaya tam bağımlı bir yaşamınız varsa bu tarz çökmeler size "yıkım" etkisi yaşatır.
devamını gör...

hoosiers, he got game, white men can’t jump ve glory road'dan sonra beşinciliği verdiğim basketbol filmi. rakipler sağlam olunca kürsüye çıkamıyor ama mansiyonu da hak etmiyor değil. evvela gerçek hayat hikayesinden uyarlanmış olması en büyük artısı. samuel l. jackson'da role tam girmiş. filmi izlerken, ulan bu adam bizim koç olsaydı fena olmazdı falan diye tepki veriyorsunuz. yani adam sizi de koç olduğuna inandırıyor. ben bir süre adamın oyuncu olduğunu falan unuttum bariz koçluğuna odaklandım. idman falan yapsak, evet efendim, tamam efendim diyeceğim o derece yani.

aslında hikâye bilindik. lise basketbol takımının efsanesi, takım zor duruma düşünce kendisine gelen talebi geri çeviremiyor ve rezil haldeki basketbol takımının başına geçiyor. bu filmi aynı konuyu barındıran diğerlerinden ayıran nokta ise bana göre timo karakteri üzerinden verilen mesaj. bakın bu arkadaşı ayrı bir gözle izleyin. onun başlangıçta bulunduğu nokta ve sonra geldiği nokta arasındaki fark sporun insana kattığı değerler silsilesini göstermesi açısından net bir örnek. hatta timo tartışmasız simurg'dur ve bu filmin de ruhudur.

bu arada filmde koçun kullandığı set isimleri bomba. tüm setlere farklı kadın isimleri veriyor, gençliğinde ne kadar hızlı bir adam olduğunu falan anlatıyor çocuklara. aslında amacı ergenlerle doğru iletişim kanalını yakalamak ve bunu da başarıyor. komik, disiplinli ve zeki bir adam. ha bir de oğlu var. onunla olan iletişimi, planları, planlarının çöküşü ama sonra daha güzelini inşa edişleri falan kendi içerisinde güzel hikâyeler. bence izlenesi bir filmdir. boşuna mansiyon vermedik.*
devamını gör...

bilkent üniversitesi ulusal nanoteknoloji araştırma merkezi'nde türk araştırmacılar tarafından kovid 19'un teşhisini %99 güvenilirlikle 10 saniyede yapan diagnovir adlı sistem kullanıma sunuldu. şimdiden birçok ülkeden talep varmış. toplu organizasyonlar için müthiş kolaylık sağlar. bilkent üniversitesi rektörü şöyle demiş:

şu anda seri üretim sürecine geçildi. dünyanın her tarafından sisteme talep var ve kullanmak istediklerini belirtiyorlar. özellikle kovid-19 riski büyük olan havaalanı gibi yerlerde, sonucu hemen alınabildiği için havaalanları istiyor, üretimin durması büyük maliyetlere neden olabileceği için büyük fabrikalar istiyor. örneğin, alman futbol ligi istedi. dünyada eşi olmayan bir sistem olduğuna inanıyoruz.

üniversitemizin mezuniyet töreni 4 bin kişilik açık bir alanda yapılıyor, 8 ayrı seansta gerçekleştirilen her törene ailelerle birlikte yaklaşık 1200 kişi katılıyor. tören alanında bulaş açısından sosyal mesafenin yeterli olmasına rağmen bu yıl ilk kez bu sistemi kullandık.öğrenci kovid-19 testinin sonucunu aldı, testi negatif çıkan öğrenciye rozet verdik ve bu rozetle birlikte törene katıldılar, böylece mezuniyet töreni için güvenli bir ortam oluşturulmuş oldu. tüm buna karşın maske ve sosyal mesafe kurallarına da dikkat ediliyor.

buradan
devamını gör...

okunması ve hakkında yazılması en zor filozoflardan biridir frege. analitik felsefenin babası. özetle anlatmak imkansız.

aritmetigin temellerini mantıkta olduğunu söylemiş ve matematik felsefesinde çığır açmıştır. frege kant'ın matematik ve mantık anlayışının bir antitezidir. matematik ve matematik nesnelerin insan zihninin ürünü olması fikrini eleştirmesi suretiyle analitik felsefenin yolunu açmıştır. (bkz: sentetik a priori)frege'ye göre kant'ın bu yorumu ''psikolojizm''e sebebiyet vermekte. buradaki psikolojizmi şu anlamdadır: matematik ve mantığın insan zihninde ortaya çıktığını, temellendiğini söyleme hatasına düşmek. kant tabiki zaman ve mekan kavramlarını böyle düşünmedi. ancak buna ihtimal doğurması, frege'yi bir temel bulma çabası içinde 'dil'e itmiş oldu. 'aritmetiğin temelleri' adlı eserinde bu psikolojizme vermiş veriştirmiştir. (yapıkredi yayınları'ndan çıktı bu kitap. ayrıca bülent gözkan'ın harika da bi önsözü var.) öbür yandan cantor'un kümeler teorisi'de matematiğe olan güveni azaltmışken, frege, peano, russell, whitehead gibi amcalar aritmetiği belirli bir mantıksal çerçeveye oturtmaya çalışıyordu.

frege'ye göre matematiksel ve mantıksal nesnelerin sahip oldukları anlamlar ile birlikte varlıklarını yalnızca analitik a priori önermeler zemininden almak durumundalardı. hatta bunun çözümü için yazdığı ''aritmetiğin temelleri'' adlı eserini, bertrand russell'ın bulduğu paradoksla(bkz: russell paradoksu)yeniden yapılandırmak zorunda kalmıştır. çünkü kurduğu sistem daha temelden çökmüştür. hatta frege'nin kitabı tamamlamasına az kaldığı sırada russell'dan mektup gelmiş ve içinde bu paradokstan söz etmekteymiş. adamın anasına sövseler bu kadar koymaz. bi mektup, bi paradoks bütün her şeye baştan başlatmış.

evet devam ediyoruz, frege'nin sorusu şudur : eğer matematik ve mantık nesneleri, aralarındaki yasalarla birlikte insan zihninin ortaya çıkardığı şeyler değillerse, bu durumda sahip oldukları anlamlara nasıl ve nerede sahip oluyorlar? bu platon'un sorduğu soruyla temelde aynıdır ancak bağlamları farklıdır. (hatta bu sebeple bir diğer matematikçi alfred north whitehead bütün felsefe tarihinin platon'a düşülmüş dipnotlardan başka bir şey olmadığını söylemiştir. ) frege'nin bu sorulara yanıt ararken karşılaştığı, aritmetiğin nesnel temellerinin formel dil üzerinden elde edilmesi sürecinde ortaya çıkan ‘anlam sorunu'nu, anlam ile öznel tasarım arasında ayrım yaparak çözmeye çalışır. amacı anlamın nesnelliğini kurtarmaktır. dolayısıyla nesnelliğin ve nesnel yapıdaki aritmetik nesnelerin temellerini, zihinsel ve olgusal olanın dışındaki uzam-zaman dışı bir düşünceler aleminde konumlandırmıştır.
aslında frege'yle beraber anlatılması gereken bir husserl gerçeği var ama onu da sonraya bırakalım.
devamını gör...

ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
tamam, ben halk için değilde kendi çıkarı olduğunda konuşan , kendi istekleri olmadığı için zamanında beraber yaptıkları her şeyi kusan bu zat'i sevmiyorum; ama bildikleri var ki ısrarla aynı şeyleri söylüyor.
binali yıldırım in izmir kemalpaşa da kapattığı (aldığı) arazi binlerce dönümden söz ediliyor, kemalpaşa torbalı arası binlerce dönüm ve bunu o bölgenin bütün halkı biliyor, bakın sözünü ettiğim yer de 1 dönüm yer almak öyle kolay değil öyle pahalı.
kısaca bu zat in söylediklerini araştıracak babayiğit bir hukuk insanı çıkarmı? bu ülke şartlarında rüya da görürüz.
edit: az önce içişleri açıklama yapmış hakkari'de 566 kg eroin yakalanmış , allah allah tesadüfe bak , çok düşündürücü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bahar mı geliyor ne?
devamını gör...

öncelikle;
(bkz: küçük kütleli yıldızlar)
(bkz: orta kütleli yıldızlar)

8 güneş kütlesinden daha fazla kütleye sahip yıldızlar. öldüklerinde kara delikleri ve nötron yıldızı dediğimiz gök cisimlerini oluşturduklarından bu yıldızlar astronomi ve kozmoloji için oldukça önemlidir.

bu yıldızların yaşam evrelerini anlatmaya çalışayım. öncelikle şunu belirtmek gerek; yıldızların geçirecekleri evreler tamamen onların oluşum aşamasındaki kütlelerine bağlıdır. yukarıdaki 2 başlığı okursanız, belirli bir yere kadar benzer yollardan geçtiklerini ama bir noktadan sonra kütle nedeniyle farklı yönlere evrildiklerini göreceksiniz. burada da durum aynı. yine belirli bir evreye kadar bu büyük yıldızlar aynı olayları yaşayacak ama bir noktadan sonra büyük kütleleri nedeniyle farklı sonlara doğru yol alacaklar.

- tüm yıldızlar gibi büyük kütleli yıldızlar da moleküler bulutlardan oluşur. bu gaz ve toz bulutları, yakınlardaki bir dış etken nedeniyle sıkışınca bölgesel olarak çökmeye başlar. çökme devam ettikçe bulutun merkezi kısmı aşırı derecede yoğunlaşır ve ısınır. öyle ısınır ki 10,000,000 kelvin'i bulur. bu sıcaklık, hidrojen atomlarının nükleer tepkime yoluyla helyum atomlarına dönüştürülmesi için yeterlidir. böylece moleküler bulutun sıkışan bölgesinin merkezinde enerji üretimi başlar. burada artık enerji üreten ve bunu dış yüzeyinden uzaya yaymaya başlayan gaz topu bir yıldızdır ve anakol yıldızı olarak adlandırılır. hidrostatik denge ve termal denge, bu yıldızların bir özelliğidir.

- zamanla yıldızın merkezi bölgesinde hidrojen biter. çekirdek artık bu hidrojenin dönüştüğü helyumla dolu, hemen hemen ölü bir çekirdektir. bu bölgedeki koşullar değiştiğinden çekirdek büzülmeye başlar. büzülme sonucunda sıcaklık artar ve helyumla dolu bu çekirdeğin hemen dış komşuluğunda, çekirdeği bir kabuk gibi saran kısımdaki hidrojen de nükleer olarak yanmaya başlar. buradaki reaksiyonlardan oluşan helyum da çekirdeğin üzerine birikmeye başlar.

helyum çekirdek büzülmeye başladığı zaman, yıldızın dış katmanları, yani zarfı aksine genişler ve yıldız, daha önceki boyutlarının birkaç yüz katına kadar büyür. şimdi yıldızımız bir anakol yıldızı değil, bir kırmızı devdir.

- çekirdek büzülmeye devam ettikçe sıcaklık da artmaya devam eder. öyle bir noktaya gelinir ki, artık helyumun da nükleer yanmaya uğrayacağı sıcaklığa ulaşılır: artık 100,000,000 kelvin gibi sıcaklıklardan bahsediyoruz burada.

küçük kütleli yıldızlar buraya kadar aynı yoldan gelirler ama burada ufak bir değişiklik olur. diğer yıldızlar gibi evrimleri devam etmez ve ömürlerinin sonuna gelmiş olurlar.

- evet, yıldızımız şimdi çekirdeğindeki helyumu karbona çevirmeye başlamıştır. burayı saran bölgede ise hâlâ yanmakta ve helyuma dönüşmekte olan hidrojen bulunur.

orta kütleli yıldızlar buraya kadar aynı yoldan gelirler ama bu noktadan sonra ömürleri tamamlanır.

bundan sonraki aşamalar, tıpkı buna benzer. tek bir farkla; sürekli olarak çekirdekte nükleer olarak yakılan element ve onun dış kabuğunu saran element değişkenlik gösterir. çekirdekteki karbon önce oksijene, oksijen neona, neon magnezyuma, magnezyum silisyuma ve silisyum demire * dönüştürülür. çekirdeği saran kabuklar da benzer şekilde yanmaya devam eder. aşağıya bununla ilgili bir görsel ekleyeceğim ki kafada daha iyi bir fikir oluştursun.

çekirdekte üretilen enerji her yeni element yakımında gittikçe düşmektedir.

- silisyumdan demire geçtikten sonra artık enerji üreten mekanizma kesintiye uğrar. demiri yakacak enerjiyi yıldız çekirdeği sağlayamaz. her yakıtı bittiğinde büzülen çekirdek yine büzülmektedir ve bir noktaya kadar devam eden bu büzülme nihayetinde aniden durur. bu ani duruş, çekirdekle dış katmanlar arasında büyük bir dengesizlik yaratır ve bir şok dalgası yağmuruyla yıldızın çekirdeği kendi üzerine çökerken dış katmanlar da çok şiddetli bir patlamayla uzaya savrulur. 10^44 yani 100,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000 joule enerjiden bahsediyorum. artık kafanızda nasıl canlandırırsınız bu sayıyı, bilemiyorum.

yıldızın uzaya saçtığı demir gibi ağır metaller, diğer yıldızların ve gezegen sistemlerinin varlığında kendisini gösterir. dünyamızda demirin bu şekilde var olduğu düşünülmektedir.

- çöken çekirdeğin kütlesi güneş kütlesinin 3 katı kadarsa, geriye kalan cisim bir nötron yıldızıdır. başlangıçta, yıldız hayatının baharındayken ürettiği ışınımın basıncı, merkeze doğru olan kütle çekim kuvvetiyle dengededir ve yıldız bu sayede ayakta kalır. nötron yıldızındaysa artık ışınım basıncı tamamen ortadan kalkmıştır. madde garip bir maddeye dönüşmüştür ve yıldız artık sadece ortamda kalan yoğun nötronların sağladığı basınçla ayakta durmaktadır.

eğer çöken çekirdeğin kütlesi 3 güneş kütlesinden daha büyükse nötron basıncı da ayakta kalmayı sağlayamaz ve çekirdek tamamen çökerek bir kara deliğe dönüşür.

***
son bir bilgi daha iliştireyim buraya. bbüyük kütleli yıldızların anakol ömürleri çok kısa sürer. örneğin güneş gibi daha küçük kütleli bir yıldızda bu süre yaklaşık 10 milyar yıldır ama çok büyük kütleli bir yıldızda bu, birkaç milyon yıl kadar kısa(!) sürebilir. hatta güneş kütlesinin 20 katı kütleyle hayatına başlayan bir yıldızın çekirdeğindeki hidrojeni bitirmesi yaklaşık 10 milyon yıl sürer. bundan sonraki aşamalar çok daha kısadır. örneğin çekirdekte hidrojenden sonra yakılan helyum 1 milyon yıl, oksijen bir yıl, demir ise 1 günden kısa sürede biter. yani aslında demirden sonra gelen süpernova aşaması son derece kısa, birkaç dakikalık bir olaydır. tüm bunları uygun veriler girilerek elde edilen bilgisayar modellemelerinden bildiğimizi de ekleyelim.

evet, bu görsel süpernovanın hemen öncesine ait. en iç katmanda demir-nikel bir çekirdek kalmış. onun üzerinde ise sırasıyla silisyum, oksijen, neon, karbon, helyum ve hidrojenin yandığı kabuklar var.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

bu da güzel bir süpernova:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

edit: kırık link düzeltildi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

orijinal adı bartleby, the scrivener: a story of wall street olan eser. hikayenin sonunda keşke herman melville katip karakterimizin davranışlarının sebebini açıklamasaydı dedirtmiştir bana, ucu açık bırakılsaydı daha güçlü bir anlatı olabilirdi. ama tabii ki bu haliyle de bir başyapıttır.
devamını gör...

"önce kendisi düşünülerek yaratılır, yapılır, sonra da insanlara yani topluma sunulur." şeklinde cevaplanası sorunsal.

ama ne var ki gerçek/saf/nahif/güdümsüz "sanat"ı sanırım asla bil(e)meyeceğiz.

çünkü "o"nlar asla yayınlanmayan ve de yayınlanmayacak; kimbilir kimin sevdasında, kiminin başucundaki defterde, kiminin tamburunun mızrabında, kiminin kestiği saçta, kiminin yaşattığı bir hatırada, fotoğrafta, kiminin özenle şekillendirdiği bir eşyada gizli kalacak ya da bilinmeden el değiştirip başkalarının hayatlarında birer nesne olacaklar.
devamını gör...

hatta bir üst seviyesi bi de şunu derler
"ben senin g**ü b*klu hallerini de bilirim."
eee napayım bil yani, sanki kendisi hiç bebiş olmamış gibi.
devamını gör...

bir ahmet kaya şarkısı.
depremler oluyor beynimde.
devamını gör...

ne oluyor yahu bize de anlatın. bir sürü tek entryli çaylak doluşmuş fenomen övüyor. övmeyle kalmıyor, izlemeyeni dövüyorlar.

çok şey kaybetmişiz izlemeyerek. neler kaybettik söyleyin hele.
devamını gör...

babası khk'lı olup içerde olan 16 yaşında gencecik bir çocuk psikolojisinin bozulması sonucu evden çıkıp 10. kattan atlamak suretiyle intihar etmiş.
babasının suçuysa öğretmen olması.

babası çocuğunun cenazesine kelepçelerle ve jandarma kontrölünde getirildi.

daha fazla bilgi için buradan

ama hötöcüydü değil mi? haketsindi.

edit:
bir öğretmenden bahsediyoruz darbeye katılmış bir askerden değil.
ergenekonda 274 kişi yargılandı.
100.000 insan hötöcü diye yargılandı 40.000'i hötöcü diye içeri alındı.

dün enes kara adlı çocuk üzerinden kendi çıkarları için dramatizasyon yapan haysiyetsizler gelmişler 16 yaşındaki çocuğun intihar etmesine oh olsun diyorlar. iki yüzlü çifte standartlı hayvanlardan başka bir şey değilsiniz.
enes kara da bahadır odabaşı da aynı düşüncesiz yobaz zihniyetin kurbanları.
devamını gör...

birileri var, kaç yıldır gitmek nedir bilmiyor. ülke elden gidiyor ama onlar gitmiyor, yok.
devamını gör...

bir kişinin davranışlarının, onun geçmiş tecrübeleriyle şekillendiği fikrini benimseyen felsefi öneriye karşı geliştirilen düşünce deneyine konu olan kurgusal kişiler. f-zombi olarak da bilinirler.

bir f-zombi, mesela bir yerini kestiğinde herkes gibi tepki verse de aslında acıyı hissetmez. davranışları başka insanlarınkinden farklı değildir, ama aslında insanların hissettiklerini hissetmez. materyalistler tarafından böyle bir figürün gerçek olma olasılığının yokluğu öne sürülür. ancak fikri savunanlara göre ise f-zombiler gayet mantık dahilinde ve olası bir prototiptir.

başlıca 3 tip f-zombi vardır:
- davranışsal zombi: davranışsal olarak sıradan bir insandan ayırt edilemezler.
- ruhsuz zombi: bilinçsel tecrübeden yoksundurlar.
- nörolojik zombi: insan beynine sahiptirler ve psikolojik olarak insanlardan ayırt edilemezler.


bu tür bir düşünce deneyinin neye yaradığını sorgulayanlar olacaktır haklı olarak. bu, insanların olduğundan farklı görünmesinden çok, insan görünümünde tasarlanan yapay zekâları, eğer onlara insani tepkileri taklit etmelerini söyleyen kodlar yazılırsa, gerçek insanlardan nasıl ayırt edebileceğimizle ilgili olarak ele alınabilir. ancak yanıt şu an için maalesef "ayırt edemeyiz" şeklinde.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim