iphone 13 almak için çalışılması gereken gün sayısı
iphone 13 pro (128 gb) modeli baz alınarak hazırlanmış istatistiksel veri. (bu ürünün türkiye fiyatı: 15.999 türk lirası).
aşağıdaki resimde görebileceğiniz gün sayısıdır:
en düşük ve en yüksek olmak üzere: isviçre'de çalışan için bu süre 4.4 gün iken türkiye'de 92.5 gündür.
resim linki: picodi - iphone index 2021 verileri

ayrıca türkiye için geçmiş yıllara ait iphone alma gün sayısı aşağıdaki gibidir:
- 2018 – 95,8 gün.
- 2019 – 89,1 gün.
- 2020 – 103,8 gün.
picodi - iphone index 2021
aşağıdaki resimde görebileceğiniz gün sayısıdır:
en düşük ve en yüksek olmak üzere: isviçre'de çalışan için bu süre 4.4 gün iken türkiye'de 92.5 gündür.
resim linki: picodi - iphone index 2021 verileri

ayrıca türkiye için geçmiş yıllara ait iphone alma gün sayısı aşağıdaki gibidir:
- 2018 – 95,8 gün.
- 2019 – 89,1 gün.
- 2020 – 103,8 gün.
picodi - iphone index 2021
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
devamını gör...
zeze (yazar)
aslında yazar için açılan bir başlık. zeze bize ne çağrıştırıyor diye yazacakken şeker portakalı seven yazar diye tanım girecekken vazgeçtim. sonra bu daha makul geldi.
bir taşla iki kuş vurayım madem :
zeze : edebiyatı sevmesi beklenen yazarımız.
" her filmden kitaptan bir rol seçerdi, beğensin diye gelirse ölüm makyajsız gezmezdi."
bir taşla iki kuş vurayım madem :
zeze : edebiyatı sevmesi beklenen yazarımız.
" her filmden kitaptan bir rol seçerdi, beğensin diye gelirse ölüm makyajsız gezmezdi."
devamını gör...
repression
sigmund freud tarafından ortaya atılan psikolojik savunma mekanizmalarından biridir. bastırma anlamına gelir.
[diğer savunma mekanizmaları: denial, reaction formation, projection, regression, rationalization, displacement, ve sublimination]
bir şeyin (hoş olmayan olayla ilgili anı, duygu vb.) bilinçli farkındalıktan istemsizce çıkarılmasıdır. bu duygu ve anılar bastırılır çünkü hatırlamak, insanda yoğun acı, anksiyete, suçluluk, utanç, korku gibi duygular uyandırır. yani amaç, kaygı uyandıran düşünceyi bilinçdışından uzak tutmaktır.
savunma mekanizması işlerken bilinçsiz unutma görülebilir - hoş olmayan deneyimler bilinçdışının derinliklerinde saklanır ve bilinçli zihin yoluyla erişilemez.
suppression yani bilinçli bastırma ile karıştırılmamalıdır çünkü suppression'da yukarıda açıkladığım hoş olmayan duygu ve anılar bilinçli olarak zihinden uzaklaştırılmaya çalışılır. repression ise tamamıyla istemsiz ve bilinçsiz gerçekleşir.
örnek:
- işkence mağdurunun olayla ilgili detayları hatırlamaması.
- seans esnasında danışanın, evdeki erken yaşam atmosferini (çocukluğundaki) tasvir edememesi/açıklayamaması. çünkü anılar bilinçli farkındalıktan istemsizce çıkarıldı.
- düşmanca ve saldırgan duygular beslediğiniz tanıdık bir kişinin adını sistematik olarak unutmanız.
- sevmediğiniz ya da kızgın olduğunuz biriyle olan buluşmayı unutmanız.
[diğer savunma mekanizmaları: denial, reaction formation, projection, regression, rationalization, displacement, ve sublimination]
bir şeyin (hoş olmayan olayla ilgili anı, duygu vb.) bilinçli farkındalıktan istemsizce çıkarılmasıdır. bu duygu ve anılar bastırılır çünkü hatırlamak, insanda yoğun acı, anksiyete, suçluluk, utanç, korku gibi duygular uyandırır. yani amaç, kaygı uyandıran düşünceyi bilinçdışından uzak tutmaktır.
savunma mekanizması işlerken bilinçsiz unutma görülebilir - hoş olmayan deneyimler bilinçdışının derinliklerinde saklanır ve bilinçli zihin yoluyla erişilemez.
suppression yani bilinçli bastırma ile karıştırılmamalıdır çünkü suppression'da yukarıda açıkladığım hoş olmayan duygu ve anılar bilinçli olarak zihinden uzaklaştırılmaya çalışılır. repression ise tamamıyla istemsiz ve bilinçsiz gerçekleşir.
örnek:
- işkence mağdurunun olayla ilgili detayları hatırlamaması.
- seans esnasında danışanın, evdeki erken yaşam atmosferini (çocukluğundaki) tasvir edememesi/açıklayamaması. çünkü anılar bilinçli farkındalıktan istemsizce çıkarıldı.
- düşmanca ve saldırgan duygular beslediğiniz tanıdık bir kişinin adını sistematik olarak unutmanız.
- sevmediğiniz ya da kızgın olduğunuz biriyle olan buluşmayı unutmanız.
devamını gör...
gönlünün alınmasını beklemek
insanın kırıldığı yerinden daha çok kırılmasıdır.
devamını gör...
brezilya
çok güzel bir ülke gibi ama benim aklıma ilk olarak futbol geliyor brezilya deyince.
tanım: bir güney amerika ülkesi.
tanım: bir güney amerika ülkesi.
devamını gör...
asla okunmaması gereken kitaplar
yabancı yazarların okunmaması gereken kitaplarından tam emin değilim çünkü genelde bilinen, okunmaya değer kitaplarını alıp okurum. türk edebiyatı için konuşacak olursam aklıma gelen iki tane var;
1- miraç çağrı aktaş'ın sen on yedi yaşımsın kitabı; anlatımı gereksiz anılar, anıların sonuna eklenen ve güzel olduğunu sanılan sözler, kişisel gelişim/aşk karışımı içerikler... inanılmaz bayıyor. fazla eksiği var. tamamen on yedi yaşındakilere özgü bir kitap. ben de ilk on yedi yaşımdayken okumuştum zaten, oradan biliyorum.
2- beyza alkoç'un * asansör, karantina gibi kitapları; yazarın hayal gücü muazzam geniş. yahu okulda cinayet işleniyor ve cinayetin peşine nasıl 4 kişi düşebiliyor? konular fazla kurgusal. gerçekliği pek yansıtmıyor. mesela bu yazarın 3391 kilometre isminde bir kitabı var; konusu bir yere kadar gerçek olabilecek türde, olaylar "ha, olabilir, yaşanabilir" denebilecek düzeyde. motive edici cümleleri, altını çizebilecek yerleri var fakat serinin ikinci kitabı olan sıfır kilometre'de yine saçmalamış.
3- iskender pala'nın şah ve sultan kitabı; adam tarihi katletmiş burada. kendi yorumunu katıp yeni yeni şekiller vermiş. bence bu yanlış. ne olursa olsun tarih çarpıtılmamalı. bunun boşluğunu ise yazım tarzıyla doldurmaya çalışmış. akıcı, sürükleyici anlatımıyla olayların aslında öyle olmadığını anlayamıyorsunuz bile. iyi bir şey mi kötü bir şey mi, bilemem lakin okuduğuma pişmanım, desem yeridir. tarih hocamız aşırı dalga geçmişti benimle "bunlara inanacak biri misin sen" diye. e ne yapayım? nereden bilebilirim yavuz sultan selim'in küpesini, şah ismail'in çok içki içen biri oluşunu?
--
yabancılardan ise jerzy kosinski'nin adımlar kitabı; ya cidden okunmaması gerekiyor ya da ben edebiyattan hâlâ tam olarak anlamıyorum. henüz karar veremedim. yazarın anlattığı şey feridun abininki gibi seks hikayeleri. orada onunla fingirdemiş, burada bununla. üstelik aşırı bayıcı kısımları da var. bakıyorum yazar hakkındaki yorumlara; adamı övüyorlar, okuyun diyorlar. e ben neden sevemedim yahu? *
1- miraç çağrı aktaş'ın sen on yedi yaşımsın kitabı; anlatımı gereksiz anılar, anıların sonuna eklenen ve güzel olduğunu sanılan sözler, kişisel gelişim/aşk karışımı içerikler... inanılmaz bayıyor. fazla eksiği var. tamamen on yedi yaşındakilere özgü bir kitap. ben de ilk on yedi yaşımdayken okumuştum zaten, oradan biliyorum.
2- beyza alkoç'un * asansör, karantina gibi kitapları; yazarın hayal gücü muazzam geniş. yahu okulda cinayet işleniyor ve cinayetin peşine nasıl 4 kişi düşebiliyor? konular fazla kurgusal. gerçekliği pek yansıtmıyor. mesela bu yazarın 3391 kilometre isminde bir kitabı var; konusu bir yere kadar gerçek olabilecek türde, olaylar "ha, olabilir, yaşanabilir" denebilecek düzeyde. motive edici cümleleri, altını çizebilecek yerleri var fakat serinin ikinci kitabı olan sıfır kilometre'de yine saçmalamış.
3- iskender pala'nın şah ve sultan kitabı; adam tarihi katletmiş burada. kendi yorumunu katıp yeni yeni şekiller vermiş. bence bu yanlış. ne olursa olsun tarih çarpıtılmamalı. bunun boşluğunu ise yazım tarzıyla doldurmaya çalışmış. akıcı, sürükleyici anlatımıyla olayların aslında öyle olmadığını anlayamıyorsunuz bile. iyi bir şey mi kötü bir şey mi, bilemem lakin okuduğuma pişmanım, desem yeridir. tarih hocamız aşırı dalga geçmişti benimle "bunlara inanacak biri misin sen" diye. e ne yapayım? nereden bilebilirim yavuz sultan selim'in küpesini, şah ismail'in çok içki içen biri oluşunu?
--
yabancılardan ise jerzy kosinski'nin adımlar kitabı; ya cidden okunmaması gerekiyor ya da ben edebiyattan hâlâ tam olarak anlamıyorum. henüz karar veremedim. yazarın anlattığı şey feridun abininki gibi seks hikayeleri. orada onunla fingirdemiş, burada bununla. üstelik aşırı bayıcı kısımları da var. bakıyorum yazar hakkındaki yorumlara; adamı övüyorlar, okuyun diyorlar. e ben neden sevemedim yahu? *
devamını gör...
havanın niye bu kadar sıcak olması
aslında havanın sıcak olmasının bi sebebi var, hayat şartları çok zor olduğu için sıcak havayla birlikte su buharı olacağız. yukarı çıkacağız orada diğer su buharlarıyla (mümkünse kafadakilerle) birlikte bulut oluşturup yurt dışına kaçacağız?
devamını gör...
eş cinselliğe karşı çıkanları aşağılamaya kalkmak
daha önce prize benzetilmiştik bu sefer pillere benzetilmişiz. doğa kanunu filan diye zırvalamış ama doğada da eşcinsellik var o ne olacak?
(başlığı açan yazarın diğer tanımlarına baktım da kendini atatürk düşmanı olarak tanımlamış aktroll şikayet edip geçin.)
(başlığı açan yazarın diğer tanımlarına baktım da kendini atatürk düşmanı olarak tanımlamış aktroll şikayet edip geçin.)
devamını gör...
birini sevdiğini anlama yolları
akıl sürekli onunla mesgul ise,
onunla ilgili bir şey düşünürken istemsizce yüzde gülücükler oluşuyorsa,
sürekli onun yanında olmak isteniyorsa, onunla beraberken taşikardi semptomları yaşanıyorsa,
onu üzen şey onun hissettiğinden daha çok hüzün veriyorsa,
her türlü sakarlıklar onun yanında oluyorsa,
geçmiş olsun resmi olarak o kişi seviliyordur.
onunla ilgili bir şey düşünürken istemsizce yüzde gülücükler oluşuyorsa,
sürekli onun yanında olmak isteniyorsa, onunla beraberken taşikardi semptomları yaşanıyorsa,
onu üzen şey onun hissettiğinden daha çok hüzün veriyorsa,
her türlü sakarlıklar onun yanında oluyorsa,
geçmiş olsun resmi olarak o kişi seviliyordur.
devamını gör...
özür dilemek
“özür dilemek, sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez. karşınızdaki insana verdiğiniz değerin egonuzdan yüksek olduğunu gösterir.”
sigmund freud
sigmund freud
devamını gör...
amerika’da yaşam ve merak edilenler
america.. where the dreams come true.. size, orada 2 sene yaşamış biri olarak dilim döndüğünce anlatmak istedim. 2 senede 12 eyalet gördüm. hayatımı sürdürdüğüm ve işimin olduğu yer yani hometownım minnesotaydı. amerika kafasında olan yazarcıklara; koşulların nasıl olduğunu, yaşamın nasıl olduğunu, karşılaşabileceğiniz zorlukları dilim döndüğünce anlatacağım.
öncelikle amerikaya work and travel gibi bir programla gittiyseniz, 3 4 aylık kısa bir zamanda aslında gözden kaçırdıklarınızı da anlatıcam. 2010da wat ile gittim. sonrasında 2014 yılında artık trde dakika duramam diye atlayıp gittim fakat 2016 ya kadar dayanabildim. manyak mısın döndün diyenlere ithafen herkesin yaşam tarzının, hayattan beklentilerinin farklı olduğunu baştan belirtmek isterim.
2014 ocakta başladı uzun yolculuğum. zaten öncesinde de gittiğimden vize işlemlerinde falan fazla zorluk yaşamadım. 1 senelik internship programıyla gittim. fakat 1 sene daha uzattım sonradan. iş yerindeki başarılarımdan dolayı, işyerimden konsolosluğa yazı falan yazıldı. bu elemanın vizesini uzatın ihtiyacımız var minvalinde. işimin ne olduğunu söylemek istemiyorum. zira fazla da afiş olmak istemem.
amerikada çalışmak için öncelikle yapacağınız şey, çalışma vizesi almak. ama internship acentaları hallediyor onu onda bir şey yok. size düşen kısım orada social security number almak. her eyaletin her şehrinde muhakkak bir ssn office var. oralardan halledebiliyorsunuz. ben 2010da hallettiğim için 2014de tekrardan almama gerek kalmadı. fakat bazen uzun süren bir süreç olabiliyor bu. amerikada bütün bürokratik olaylar çok yavaş. devlete konsolosluğa falan bir işiniz düşerse eğer türkiyede aynı gün içinde halledilebilen olaylar orada 2 3 ayı bulabiliyor. nadiren çok hızlı oluyor. mesela ehliyetimi kısa sürede almıştım. neyse.. ssn’yi aldınız artık sigortalı bir çalışansınız. kapitalizmi damarlarınızda hissetmeye başlayacağınız an tam da bu an.
tam anlamıyla saat olarak ne kadar çalışırsanız o kadar alıyorsunuz. kendi işiniz olmadıktan sonra işçi olarak her eyalette bu şekilde. ne eksik ne fazla. fazla saat çalışırsanız mesai ücreti alıyorsunuz değişiklik gösterse de benim çalıştığım yerde ekstra saate, saatlik ücretinin iki katını veriyorlardı. çalışma koşulları zor, mobbing fazla. en ufak hatada kafası kesilenleri gördü bu gözler. ben bu konuda şanslıydım. şeytan tüyümden midir nedir bilmiyorum ama müdürlerimle aram hep iyiydi. hatta gittikten 1 sene sonra orta sınıf yöneticiliğe bile terfi ettirildim çalıştığım şirkette. ama herkes o kadar şanslı olmuyor. hayallerle gelip hayallerle dönenler de oluyor.
insanlar çalışma ortamında tam anlamıyla bireysel. yani mesela bir gün bir çalışan işe gelmemişti. 2. günde gelmedi. 3. gün oldu kimse sormuyor adamı. öldü mü kaldı mı kimse aramıyor etmiyor. gelirse parasını alır, gelmezse gebersin gitsin minvalinde herkes. türkiyede olsa işe 1 saat geç kalsan arar haber verirsin. orada öyle bir şey yok. kimsenin de taktığı yok zaten. iş hayatının sosyal ortamları çalıştığım her yerde bu şekildeydi.
dışarı çıktığınızda ise bambaşka bir dünya var. boyut değiştirmiş gibi hissettiriyor. yolda tanımadıklarınız ‘i like your shirt, i like your shoe’ şeklinde laf atıp duruyor. başlarda bana mı yürüyorlar diye düşünsem de amaçları o değil. işte gerilen insanlar dışarda sadece stres atıyor. yani tabi ki böyle yaklaşılan bir türk yiğidi affetmiyor. beğendiklerini eleme yöntemiyle muhabbeti ilerletiyor. ilişkiler de garip ama. geceyi beraber geçirdiniz. her şey çok güzel en iyisi sizsiniz o gece. ama yarın olunca değişik şekilde buz dağları oluşuyor. sanki hiç tanışmamışsınız gibi tavırlar sergileniyor. insanların genelinin beyni sulanmış gibi. iyilikleri, düşünceleri iyi olsa da mesela senden bir sigara isteyip karşılığında 1 dolar veren insanlar var. otlakçılığın dimağı olan trde işlemez ki bu. almıyordum. almadım diye duygusallaşıp ağlayan bile gördü bu gözler. yani az insan olsunlar. az insanlık da öğretmedim.
to be continued
öncelikle amerikaya work and travel gibi bir programla gittiyseniz, 3 4 aylık kısa bir zamanda aslında gözden kaçırdıklarınızı da anlatıcam. 2010da wat ile gittim. sonrasında 2014 yılında artık trde dakika duramam diye atlayıp gittim fakat 2016 ya kadar dayanabildim. manyak mısın döndün diyenlere ithafen herkesin yaşam tarzının, hayattan beklentilerinin farklı olduğunu baştan belirtmek isterim.
2014 ocakta başladı uzun yolculuğum. zaten öncesinde de gittiğimden vize işlemlerinde falan fazla zorluk yaşamadım. 1 senelik internship programıyla gittim. fakat 1 sene daha uzattım sonradan. iş yerindeki başarılarımdan dolayı, işyerimden konsolosluğa yazı falan yazıldı. bu elemanın vizesini uzatın ihtiyacımız var minvalinde. işimin ne olduğunu söylemek istemiyorum. zira fazla da afiş olmak istemem.
amerikada çalışmak için öncelikle yapacağınız şey, çalışma vizesi almak. ama internship acentaları hallediyor onu onda bir şey yok. size düşen kısım orada social security number almak. her eyaletin her şehrinde muhakkak bir ssn office var. oralardan halledebiliyorsunuz. ben 2010da hallettiğim için 2014de tekrardan almama gerek kalmadı. fakat bazen uzun süren bir süreç olabiliyor bu. amerikada bütün bürokratik olaylar çok yavaş. devlete konsolosluğa falan bir işiniz düşerse eğer türkiyede aynı gün içinde halledilebilen olaylar orada 2 3 ayı bulabiliyor. nadiren çok hızlı oluyor. mesela ehliyetimi kısa sürede almıştım. neyse.. ssn’yi aldınız artık sigortalı bir çalışansınız. kapitalizmi damarlarınızda hissetmeye başlayacağınız an tam da bu an.
tam anlamıyla saat olarak ne kadar çalışırsanız o kadar alıyorsunuz. kendi işiniz olmadıktan sonra işçi olarak her eyalette bu şekilde. ne eksik ne fazla. fazla saat çalışırsanız mesai ücreti alıyorsunuz değişiklik gösterse de benim çalıştığım yerde ekstra saate, saatlik ücretinin iki katını veriyorlardı. çalışma koşulları zor, mobbing fazla. en ufak hatada kafası kesilenleri gördü bu gözler. ben bu konuda şanslıydım. şeytan tüyümden midir nedir bilmiyorum ama müdürlerimle aram hep iyiydi. hatta gittikten 1 sene sonra orta sınıf yöneticiliğe bile terfi ettirildim çalıştığım şirkette. ama herkes o kadar şanslı olmuyor. hayallerle gelip hayallerle dönenler de oluyor.
insanlar çalışma ortamında tam anlamıyla bireysel. yani mesela bir gün bir çalışan işe gelmemişti. 2. günde gelmedi. 3. gün oldu kimse sormuyor adamı. öldü mü kaldı mı kimse aramıyor etmiyor. gelirse parasını alır, gelmezse gebersin gitsin minvalinde herkes. türkiyede olsa işe 1 saat geç kalsan arar haber verirsin. orada öyle bir şey yok. kimsenin de taktığı yok zaten. iş hayatının sosyal ortamları çalıştığım her yerde bu şekildeydi.
dışarı çıktığınızda ise bambaşka bir dünya var. boyut değiştirmiş gibi hissettiriyor. yolda tanımadıklarınız ‘i like your shirt, i like your shoe’ şeklinde laf atıp duruyor. başlarda bana mı yürüyorlar diye düşünsem de amaçları o değil. işte gerilen insanlar dışarda sadece stres atıyor. yani tabi ki böyle yaklaşılan bir türk yiğidi affetmiyor. beğendiklerini eleme yöntemiyle muhabbeti ilerletiyor. ilişkiler de garip ama. geceyi beraber geçirdiniz. her şey çok güzel en iyisi sizsiniz o gece. ama yarın olunca değişik şekilde buz dağları oluşuyor. sanki hiç tanışmamışsınız gibi tavırlar sergileniyor. insanların genelinin beyni sulanmış gibi. iyilikleri, düşünceleri iyi olsa da mesela senden bir sigara isteyip karşılığında 1 dolar veren insanlar var. otlakçılığın dimağı olan trde işlemez ki bu. almıyordum. almadım diye duygusallaşıp ağlayan bile gördü bu gözler. yani az insan olsunlar. az insanlık da öğretmedim.
to be continued
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
entrye nasıl foto eklediğimizi merak ettiğim hede. copy olarak seçince paste olarak çıkmıyor yazma alanında.
devamını gör...
başlık başına 5.99 tanım girilen sözlük
kurulduğu ikinci aydan itibaren interaktif sözlükler arasında ikinci sıradan yerini almış olan altı aylık kafa sözlüğe yapılan gereksiz eleştiridir.
yoldaş daha önce çıktı konuştu; yazardan çok çaylağımız var dedi, istesek bir gecede iki kat büyürüz dedi, çabuk değil nitelikli büyümek istiyoruz dedi. dedi de dedi adam, takip etmek lazım.
yoldaş daha önce çıktı konuştu; yazardan çok çaylağımız var dedi, istesek bir gecede iki kat büyürüz dedi, çabuk değil nitelikli büyümek istiyoruz dedi. dedi de dedi adam, takip etmek lazım.
devamını gör...
kendi işini kendi halleden insan
kimseye eyvallahı olmayan insandır.
devamını gör...
normal sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi
dahil olduğum liste.
şimdi merakla ve heyecanla yoldaş'tan gelecek olan "mars'cığım, hangi kitapları istemiştin?" mesajını beklemekteyim. kalan yazarlar acele edebilir mi lütfen? *
şimdi merakla ve heyecanla yoldaş'tan gelecek olan "mars'cığım, hangi kitapları istemiştin?" mesajını beklemekteyim. kalan yazarlar acele edebilir mi lütfen? *
devamını gör...
deniz gezmiş
yaşasın tam bağımsız türkiye! yaşasın marksizm-leninizm! yaşasın türk ve kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!" şiarı için mücadele eden devrimci.
“türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve türkiye halk kurtuluş ordusu thko nun kurucu ve yöneticilerinden. 27 şubat 1947 de ankara'nın ayaş ilçesinde doğdu. öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini sivas ta, liseyi istanbul da okudu. henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965 de türkiye işçi partisi nin üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. ilk kez 31 ağustos 1966'da ankara dan istanbu a yürüyen çorum belediyesi temizlik işçilerinin taksim anıtına çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve türk-iş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı.
7 kasım 1966'da istanbul üniversitesi hukuk fakültesine girdi. ardından 19 ocak 1967 de türkiye milli talebe federasyonu binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği kıbrıs mitingi sırasında (bkz: aşık ihsani) ile birlikte abd bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakıldı. hukuk fakültesi nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 ocak 1968 de devrimci hukuklular örgütünü kurdu. öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan deniz gezmiş, 12 haziran 1968'de istanbul üniversitesi nin işgal edilmesinde önderlik etti. işgal konseyi adına iü senatosu ile baltalimanı nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. işgalden kısa bir süre sonra istanbul'a gelen 6. filo'yu protesto eylemlerinde yer alan gezmiş, 30 temmuz da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 eylül'de serbest bırakıldı.
tip içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda milli demokratik devrim mdd görüşünü benimseyen deniz gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. ekim 1968 de eylemlerde birlikte olduğu (bkz: cihan alptekin), mustafa ilker gürkan, mustafa lütfi kıyıcı, cevat ercişli, m. mehdi beşpınar, selahattin okur, saim kurul ve ömer erim süerkan la birlikte devrimci öğrenci birliği ni kurdu. 28 kasım 1968'de abd büyükelçisi kommer'in gelişi sırasında yeşilköy havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.
istanbul üniversitesi nde faşistlerin 16 mart 1969 da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 mart'ta yeniden tutuklanarak 3 nisana kadar hapis yattı. ardından 31 mayıs 1969 da iü hukuk fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan gezmiş, haziran'ın sonunda (bkz: filistin)'e gitti. filistin'e gitmeden önce 23 haziran 1969'da tmgt'nin topladığı 1. devrimci milliyetçi gençlik kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan fkf genel başkanı yusuf küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. eylül'e kadar filistin'de gerilla kamplarında kalan deniz gezmiş,1 eylül 1969 da, 10 haziran'da üniversiteyi işgal ettiği gerekçesiyle hukuk fakültesi'ndenatıldı.
hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 eylül 1969 da hukuk fakültesinde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan gezmiş, 25 kasım'da serbest bırakıldı. ancak yıldız devlet ve mühendislik akademisi'nde (bkz: battal mehetoğlu)'nun faşistler tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 aralık 1969'da yakalanan gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan cihan alptekin le birlikte 18 eylül 1970 e kadar tutuklu kaldı. bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. (bkz: sinan cemgil) ve (bkz: hüseyin inan)'la birlikte (bkz: thko)'yu kurdu. 11 ocak 1971'de thko adına ankara iş bankası emek şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 mart 1971'de dört abd'li erin balgat'taki tuslog tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldı.
12 mart darbesinin ilk günlerinde (bkz: yusuf aslan) ile birlikte malatya da olan thko üyeleri ile buluşmak için sivas'a gitmekte iken motorsikletleri bozuldu. bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada aslan ile birbirlerini kaybettiler. aslan o esnada, gezmiş ise 16 mart 1971 salı günü sivas'ın gemerek ilçesinde yakalandı ve kayseri'ye getirildi. buradan ankara'ya zamanın içişleri bakanı haldun menteşoğlu'nun makamına götürüldü.
mahkemesi 16 temmuz 1971 günü altındağ veteriner okulu binası'nda tuğgeneral(bkz: ali elverdi) başkanlığında (bkz: baki tuğ) savcılığında ankara sıkıyönetim komutanlığı 1 no'lu mahkemesi'nde başladı ve 9 ekim 1971 günü bitti. deniz ve arkadaşları 16 temmuz 1971'de başlayan thko-1 davası'nda tck'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı.mahkemede partisini ve sosyalizmi savunan savunmasını yaptı.
idam cezaları o zamanlar senato tarafından onaylanmak zorundaydı. (bkz: ismet inönü)"siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır" diyerek bülent ecevit ile birlikte red oyu kullanır. ama kendi partileri chp den milletvekilleri evet oyu kullanır. ap genel başkanı (bkz: süleyman demirel) ise infazdan yana oy kullanır. olaydan 15 yıl sonra, süleyman demirel bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için:soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri yorumu yapar. cumhurbaşkanı cevdet sunay ise idamları onaylayarak özür dilemeyi reddeder.
(bkz: yusuf aslan) ve (bkz: hüseyin inan) ile birlikte 6 mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, ankara merkez kapalı cezaevi'nde idam edildi. ''
“türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve türkiye halk kurtuluş ordusu thko nun kurucu ve yöneticilerinden. 27 şubat 1947 de ankara'nın ayaş ilçesinde doğdu. öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini sivas ta, liseyi istanbul da okudu. henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965 de türkiye işçi partisi nin üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. ilk kez 31 ağustos 1966'da ankara dan istanbu a yürüyen çorum belediyesi temizlik işçilerinin taksim anıtına çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve türk-iş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı.
7 kasım 1966'da istanbul üniversitesi hukuk fakültesine girdi. ardından 19 ocak 1967 de türkiye milli talebe federasyonu binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği kıbrıs mitingi sırasında (bkz: aşık ihsani) ile birlikte abd bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakıldı. hukuk fakültesi nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 ocak 1968 de devrimci hukuklular örgütünü kurdu. öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan deniz gezmiş, 12 haziran 1968'de istanbul üniversitesi nin işgal edilmesinde önderlik etti. işgal konseyi adına iü senatosu ile baltalimanı nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. işgalden kısa bir süre sonra istanbul'a gelen 6. filo'yu protesto eylemlerinde yer alan gezmiş, 30 temmuz da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 eylül'de serbest bırakıldı.
tip içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda milli demokratik devrim mdd görüşünü benimseyen deniz gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. ekim 1968 de eylemlerde birlikte olduğu (bkz: cihan alptekin), mustafa ilker gürkan, mustafa lütfi kıyıcı, cevat ercişli, m. mehdi beşpınar, selahattin okur, saim kurul ve ömer erim süerkan la birlikte devrimci öğrenci birliği ni kurdu. 28 kasım 1968'de abd büyükelçisi kommer'in gelişi sırasında yeşilköy havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.
istanbul üniversitesi nde faşistlerin 16 mart 1969 da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 mart'ta yeniden tutuklanarak 3 nisana kadar hapis yattı. ardından 31 mayıs 1969 da iü hukuk fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan gezmiş, haziran'ın sonunda (bkz: filistin)'e gitti. filistin'e gitmeden önce 23 haziran 1969'da tmgt'nin topladığı 1. devrimci milliyetçi gençlik kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan fkf genel başkanı yusuf küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. eylül'e kadar filistin'de gerilla kamplarında kalan deniz gezmiş,1 eylül 1969 da, 10 haziran'da üniversiteyi işgal ettiği gerekçesiyle hukuk fakültesi'ndenatıldı.
hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 eylül 1969 da hukuk fakültesinde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan gezmiş, 25 kasım'da serbest bırakıldı. ancak yıldız devlet ve mühendislik akademisi'nde (bkz: battal mehetoğlu)'nun faşistler tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 aralık 1969'da yakalanan gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan cihan alptekin le birlikte 18 eylül 1970 e kadar tutuklu kaldı. bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. (bkz: sinan cemgil) ve (bkz: hüseyin inan)'la birlikte (bkz: thko)'yu kurdu. 11 ocak 1971'de thko adına ankara iş bankası emek şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 mart 1971'de dört abd'li erin balgat'taki tuslog tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldı.
12 mart darbesinin ilk günlerinde (bkz: yusuf aslan) ile birlikte malatya da olan thko üyeleri ile buluşmak için sivas'a gitmekte iken motorsikletleri bozuldu. bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada aslan ile birbirlerini kaybettiler. aslan o esnada, gezmiş ise 16 mart 1971 salı günü sivas'ın gemerek ilçesinde yakalandı ve kayseri'ye getirildi. buradan ankara'ya zamanın içişleri bakanı haldun menteşoğlu'nun makamına götürüldü.
mahkemesi 16 temmuz 1971 günü altındağ veteriner okulu binası'nda tuğgeneral(bkz: ali elverdi) başkanlığında (bkz: baki tuğ) savcılığında ankara sıkıyönetim komutanlığı 1 no'lu mahkemesi'nde başladı ve 9 ekim 1971 günü bitti. deniz ve arkadaşları 16 temmuz 1971'de başlayan thko-1 davası'nda tck'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı.mahkemede partisini ve sosyalizmi savunan savunmasını yaptı.
idam cezaları o zamanlar senato tarafından onaylanmak zorundaydı. (bkz: ismet inönü)"siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır" diyerek bülent ecevit ile birlikte red oyu kullanır. ama kendi partileri chp den milletvekilleri evet oyu kullanır. ap genel başkanı (bkz: süleyman demirel) ise infazdan yana oy kullanır. olaydan 15 yıl sonra, süleyman demirel bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için:soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri yorumu yapar. cumhurbaşkanı cevdet sunay ise idamları onaylayarak özür dilemeyi reddeder.
(bkz: yusuf aslan) ve (bkz: hüseyin inan) ile birlikte 6 mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, ankara merkez kapalı cezaevi'nde idam edildi. ''
devamını gör...
normal sözlük ocak devrimi
sevindiren devrimdir, ruhumuzda biriken devrim ateşini bir nebze olsun söndürmüştür.*
(bkz: sevim koş devrim oluyor)
(bkz: sevim koş devrim oluyor)
devamını gör...
gülünmemesi gereken durumda gelen gülme isteği
gerçekten zoru bir durum. biriyle dövüşeceğim nerdeyse tartışmanın ortasında gülme geliyor bana. haksız olduğumu bildiğim konuda laf yerken gülme geliyor. cenazedeyim yahu ninemin cenazesindeyim, üzgünüm de hani gerçekten ama gülme geliyor tutamıyorum.
devamını gör...
1 kelimelik hikayeler
başaramadık
devamını gör...