rus erkekleri
devamını gör...
plotinos
ilk çağın son büyük filozofu olarak anılır. plotinos'un metafiziğine baktığımızda ilk olarak bir, tin ve ruh olmak üzere kutsal bir üçlüyle karşılaşırız. bir üstün ve belirsizdir, bazen tanrı, bazen iyi denilir ve varlığı aşar; varlığın ardılıdır. ardından tin gelir. tin, bir'in suretidir. bir'in kendisini görmesini sağlayan ışıktır. son olarak da üçlünün en alt üyesine rastlarız. ruh, yıldızları, ayı, bütün dünyayı ve canlıları meydana getirmiştir. ruh ikilidir; bir ruh tin'e dalmıştır ve bir de dışa bakan ruh vardır. dışa bakan ruh, aşağıya yöneltilmiş bir hareketle bağlantısını korur, bu hareketle ruh kendi sureti olan doğayı ve duyu dünyasını üretir.
bu konsept bir yerden tanıdık geldi mi?
bu konsept bir yerden tanıdık geldi mi?
devamını gör...
gençlerde işsizlik diye bir kaygının bulunmaması
hak etmeyen insanlar,hak edilmeyen yerlere geldiler.bu gençler okudular,düşündüler kafalarına bir türlü yerleştiremediler,gittikleri yerlerde değer görmediler.şimdi bu gençlere umursayın diyorsunuz da onlar umursamadıkları zaman sadece mutlu olabiliyorlar.
ben kaygı hissinden bıktım artık o da beni bıraksın gitsin..
ben kaygı hissinden bıktım artık o da beni bıraksın gitsin..
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
er gazinosu. orada dönen cehaletin şokuyla kendine gelemez bir süre insan.
devamını gör...
otobiyografinize yazacağınız son cümle
kısacası gezegenimizde pek de önemli olmayan bir toz tanesiyim.
devamını gör...
kitaplarla ilgili takıntılar
asla ikinci el kitap okumam, asla birinden kitap ödünç almam, bir kitap ödünç verdiysem en geç iki hafta içinde geri isterim bitirip bitirmediğine bakmam, kitapların altını cayır cayır çizerim, ayraç kullanmam, önsözden sonsöze kadar atlamadan okurum, yazarın hayatını defalarca okumuş olsam da es geçmem.
devamını gör...
kafa sözlük
yeni sözlük olmasının etkisiyle başlığı ilk açan olma telaşının yaşandığını gözlemlediğim sözlük.
kimi sinemadan, kimi edebiyattan, kimi teknolojiden bir yol bulmuş gidiyor. herkes kendi işinde gücünde. wikipedia'yı sözlüğe taşıma modu bir nevi.
bu yüzden interaktiflik çok düşük kalıyor, başlık başına düşen tanım oranı 5 civarında. sol çerçeve 1 sayısı tarafından işgale uğramış durumda.
umarım bir kaç aya kadar durum değişir.
kimi sinemadan, kimi edebiyattan, kimi teknolojiden bir yol bulmuş gidiyor. herkes kendi işinde gücünde. wikipedia'yı sözlüğe taşıma modu bir nevi.
bu yüzden interaktiflik çok düşük kalıyor, başlık başına düşen tanım oranı 5 civarında. sol çerçeve 1 sayısı tarafından işgale uğramış durumda.
umarım bir kaç aya kadar durum değişir.
devamını gör...
vücudunu kadavra olarak bağışlamak
huysuz virjin'in yaptığı bağış.
devamını gör...
mandela etkisi
pikachu'nun kuyruğunda siyah kısım olmadığını öğrendiğim zaman şok eden etki.
devamını gör...
muz cumhuriyeti
muz cumhuriyeti, uluslararası politikada siyasi açıdan istikrarsız, ekonomik açıdan bir ya da birkaç tarımsal ürünün üretimine ve ihracatına bağımlı ve genellikle yolsuzluklarla iç içe küçük bir seçkin grubu tarafından yönetilen ülkeleri küçümseyici anlamda kullanılan siyasi bir terimdir.
muz cumhuriyeti terimini ilk kez kullanan yazar abd'li willam sydney porter'dır
muz cumhuriyeti terimini ilk kez kullanan yazar abd'li willam sydney porter'dır
devamını gör...
kira yardımı isteyen yaşlı çift
istanbul, kadıköy’de yağmurun ve soğuğun altında çaresizce yakaran çifttir.
paramparça oldum, boğazım düğümlendi izlerken.
nefretimi, duygularımı anlatmaya kelimeler yetmiyor. diyecek söz bulamıyorum.
sözün bittiği yerdeyiz;
buradan
edit: dilenci imişler.
(bkz: kandırıldık)
paramparça oldum, boğazım düğümlendi izlerken.
nefretimi, duygularımı anlatmaya kelimeler yetmiyor. diyecek söz bulamıyorum.
sözün bittiği yerdeyiz;
buradan
edit: dilenci imişler.
(bkz: kandırıldık)
devamını gör...
aklı olan yazar bolca gezer canı sıkılınca burda yazar
bu zamanda pek de vermeyeceğim bir tavsiye.
gezmek tozmak güzel de sokaklarda o kadar çok manyak var ki, insan yanından birisi geçerken bile "şimdi durduk yere yumruk atar mı?" diye aklından geçiriyor artık. güvenlik konusunda ciddi sıkıntımız var bence. zaten çok gezen tavuk ayağında bok getirir diye de bir söz var.
o yüzden öyle çok fazla gezmek değil ama 7/24 yani sürekli evde tıkılmamak yeterli bana göre.
gezmek tozmak güzel de sokaklarda o kadar çok manyak var ki, insan yanından birisi geçerken bile "şimdi durduk yere yumruk atar mı?" diye aklından geçiriyor artık. güvenlik konusunda ciddi sıkıntımız var bence. zaten çok gezen tavuk ayağında bok getirir diye de bir söz var.
o yüzden öyle çok fazla gezmek değil ama 7/24 yani sürekli evde tıkılmamak yeterli bana göre.
devamını gör...
insan iyi midir kötü müdür sorunsalı
"insanların size karşı olmaları diye bir şey yoktur, onlar kendilerinden yanadır hepsi bu." sözünü hatırlatan soru başlığı.
insanları " iyi" ve" kötü" olarak ayırt etmeyi bırakalı çok oluyor. gençlikte size verecekleri fayda zarar oranına göre iyi ya da kötü diye ayırtetmek zorunda kalıyorsunuz. bir çeşit savunma iç güdüsü sanırım. dünyevi imkanlarınız artmaya, kendi ayaklarınız üstünde durmaya, kişilik olarak kendinizi gerçekleştirmeye başladıkça insanların size zarar vermesi ile ilgili korkularınız da azalmaya belki de kendinize güveniniz artmaya başlıyor. tabi ki bu noktaya gelene kadar bir çok insandan zarar görmeye, iyi sandığınız insanların aslında o kadar iyi olmadığını, hatta kötü olarak sınıflandırmanız gerekip hata ettiğinizi tecrübe etmeye başlıyorsunuz. tam tersi durum da bir o kadar çok oluyor. sizin kötü sandığınız, uzak durmaya uğraştığınız insanların aslında sadece sizin gibi kendi dertlerinden müzdarip olduğunu görüyorsunuz.
şahsen geriye dönüp baktığımda ne kadar çok kişiyi iyiler ve kötüler diye yanlış bölmelere yerleştridiğimi görüp üzüldüğüm çok olmuştur. daha da acınılası durum kaç kişinin kötüler bölmesinde yer aldığımı farketmem. şimdi geldiğim noktada hiç kimse benim için iyi ve ya kötü değil. herkes nefsine ne kadar yakın ne kadar uzak ve benden ne bekliyor ben onu ne kadar karşılarım onun muhasebesini yapıp karar vermeye çalışıyorum. birisi ile ilgili ilk izlenimim çoğu zaman beni yanıltmıyor. keşke hiç bulaşmasaydım, keşke hiç bu kadar taviz vermeseydim dediğim çok olmuştur. çoğu zaman yanlış kararlar verdiğim hissi peşimi bırakmıyor ama bu insanların kötü olduğunu göstermez. herşeye rağmen ;
“allah’ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara yumuşak davrandın. eğer kaba, katı kalpli olsaydın, çevrenden dağılır giderlerdi. öyleyse sen onları affet, onların bağışlanmalarını dile. iş konusunda onlara danış. karar verdin mi de allah’a dayan. çünkü allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.”al-i ımran suresi:159.
insanları " iyi" ve" kötü" olarak ayırt etmeyi bırakalı çok oluyor. gençlikte size verecekleri fayda zarar oranına göre iyi ya da kötü diye ayırtetmek zorunda kalıyorsunuz. bir çeşit savunma iç güdüsü sanırım. dünyevi imkanlarınız artmaya, kendi ayaklarınız üstünde durmaya, kişilik olarak kendinizi gerçekleştirmeye başladıkça insanların size zarar vermesi ile ilgili korkularınız da azalmaya belki de kendinize güveniniz artmaya başlıyor. tabi ki bu noktaya gelene kadar bir çok insandan zarar görmeye, iyi sandığınız insanların aslında o kadar iyi olmadığını, hatta kötü olarak sınıflandırmanız gerekip hata ettiğinizi tecrübe etmeye başlıyorsunuz. tam tersi durum da bir o kadar çok oluyor. sizin kötü sandığınız, uzak durmaya uğraştığınız insanların aslında sadece sizin gibi kendi dertlerinden müzdarip olduğunu görüyorsunuz.
şahsen geriye dönüp baktığımda ne kadar çok kişiyi iyiler ve kötüler diye yanlış bölmelere yerleştridiğimi görüp üzüldüğüm çok olmuştur. daha da acınılası durum kaç kişinin kötüler bölmesinde yer aldığımı farketmem. şimdi geldiğim noktada hiç kimse benim için iyi ve ya kötü değil. herkes nefsine ne kadar yakın ne kadar uzak ve benden ne bekliyor ben onu ne kadar karşılarım onun muhasebesini yapıp karar vermeye çalışıyorum. birisi ile ilgili ilk izlenimim çoğu zaman beni yanıltmıyor. keşke hiç bulaşmasaydım, keşke hiç bu kadar taviz vermeseydim dediğim çok olmuştur. çoğu zaman yanlış kararlar verdiğim hissi peşimi bırakmıyor ama bu insanların kötü olduğunu göstermez. herşeye rağmen ;
“allah’ın rahmeti sebebiyledir ki sen onlara yumuşak davrandın. eğer kaba, katı kalpli olsaydın, çevrenden dağılır giderlerdi. öyleyse sen onları affet, onların bağışlanmalarını dile. iş konusunda onlara danış. karar verdin mi de allah’a dayan. çünkü allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.”al-i ımran suresi:159.
devamını gör...
american murder the family next door
2018 yılında yayınlanan konusu ise hamile olan shanann watts ve 2 kızı bella ile cece'nin esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmasını anlatan netflix belgeselidir.

belgesel shanann'ın facebook'ta paylaştığı mutlu aile fotoğrafları ile başlar. uzaktan bakıldığında mutlu, birbirine düşkün bir aile görüyorsunuz. fakat belgeselin ilerleyen dakikalarında sosyal medya üzerinde "mutluyum edasıyla verilen pozların" aslında gerçeği yansıtmadığını göreceksiniz.

shanann hayat dolu, kendini karnındaki oğlu nico, kızları cece (3) ve bella'ya(4) adamış, kocası chris watts ile severek evlenmiş bir kadındır. eşiyle 8 yıllık evlilerdir. her anını facebook'ta paylaşan bir annedir. kocası chris watts ise önceden çok şişman, paspal bir adam iken zamanla spora başlar kendine bakmaya fakat evden, eşinden, uzaklaşmaya başlar. cervi çiftliğinde petrol kuyularında çalışmaktadır.
shanann çocukları olduğu için genelde evden çalışan bir annedir. evin tüm hesap,harcama ve maliye işlerine o bakar. iş gezisine çıkar. (kaybolmadan önce 1 gün önce )eve dönüşte ise nickole atkinson adında yakın arkadaşı gece 2'de shanann'ı evine bırakır. ertesi gün shanann'ın doktor randevusu vardır. şeker hastası olduğu ve hamilelik sürecinin riskli olmasından dolayı doktordan randevu alır. sabah olduğunda arkadaşı ve ailesi shannan'ı ararlar ama telefonu açan olmaz. arkadaşı nickole onu merak eder ve evine gider. kapıyı çalar ama açan olmaz. polisi arar ve arkadaşının kayıp olduğunu, ondan haber alamadığını ihbar eder.
işte belgeselin asıl konusu buradan sonra başlamaktadır.
gelen polis ekipleri eve izinsiz giremezler ve koca chris'e ulaşmaya çalışırlar. chris eve geldiğinde polisleri görünce evin kapısını açar ve içeri girerler. shanann'ın telefonu evde ve kapalıdır. çantası ve şeker ilacı da evdedir. polis civardaki komşulara shannan'ı sormaya, kamera kayıtlarını incelemeye başlar. komşular kocasının şüpheli hareketlerinden bahseder. fakat chris, karısının çocukları alıp evden kaçtığını anlatır polislere.
fakat polis, chris'in hareketlerini şüpheli bulur ve onu sorguya başlarlar. yalan makinesine bağlarlar. hamile shanann'in ve 2 kızının ortadan kaybolması tüm eyaleti ayağa kaldırır, herkes onları aramak için ilan bastırır, haber kanalları bu olayı her gün televizyona taşır.
shanann kaybolmadan önce ailesinin yanına tatile gider. chris ile araları bozuktur. kızları da alıp ailesinin yanına giden shanann en yakın arkadaşına mesaj atar. chris 1 hafta boyunca hiç aramadı, onu hep ben aradım, mesajlarıma dönmüyor, çocukları merak etmiyor.
shanann kızlarından bella'yı videoya alır. bella "babam benim kahramanım! sen tam bir kahramansın baba" diyordur görüntüde. vıdeoyu chris'e atar ve facebook'ta paylaşır.
chris o sırada sevgilisi nichol kessinger denilen bir kızla birliktedir. karısı shanann'ı aldatıyordur. sevgilisine, karısından boşanacağını söyler. 1 hafta boyunca aynı evde kalırlar. lüks restoranlara giderler.
kocasi chris'in değişen tavırları, kredi kartı harcamalarini takip eden shanann,en yakın arkadaşına durumu anlatir. "benden uzaklaştı, benimle birlikte olmuyor, çocukları sormuyor, eve geç geliyor,galiba başka biri var ve beni aldatıyor " der. oğlu nico'ya hamile olan shanann kocasının ilgisizliğinden sitem etmektedir.
yalan makinesine bağlanan chris'in karım çocukları alarak kaçtı, nerde olduğunu bilmiyorum der fakat dedikleri yalandır. sorgu esnasında asla ağlamaz chris, tek bir damla gözyaşı dökmez. serinkanlı davranır. polisleri atlatamayacağını anlayan shanann tüm suçu karısının üstüne atar.
"eve geldiğimde onlara zarar vermişti. çocukları bella ve cece'yi elleriyle ya da yastıkla boğmuştu. kızlarıma baktığımda onları morarmış bir halde yerde yatarken gördüm. onları öyle görünce gözüm döndü ve shannan'ı öldürüp gömdüm dedi.
chris'in bu ifadesinin ve itirafının üstüne polis inceleme başlatıyor. ev/araba inceleniyor. fakat chris'in çelişkili ifadeleri polisin gözünden kaçmıyor ve tekrar yalan makinesine bağlanıyor.
chris sonunda dayanamaz ve o acı cinayeti anlatmaya başlar.
"shanann iş gezisinden döndüğünde birlikte olduk. fakat tavırlarımdan neler olduğunu sordu. ondan ayrılmak istediğimi ve onu artık sevmediğimi söyledim. başka biri mi var? diye sordu ama ona sevgilimden bahsetmedim, onu aldattığımı söyleyemedim. gözüm döndü birden onu ellerimle boğmaya çalıştım. karşı koymadı. yatağın üstünde yüzükoyun bir şekilde döndürdüm. o sırada kızım bella girdi odaya. annemin nesi var? diye sordu. elinde pembe battaniyesi vardı. shanann'ı kontrol ettim ölmüştü. çarşafa sardım onu. kamyonete taşıdım. kızlarıda arka koltuğa oturttum. 1-1,5 saatin sonunda çalıştığım yere petrol tanklarının oraya geldim. shanann'ı boş bir araziye gömdüm. kızları ellerinden tutup 7-8 metre derinliğinde petrol tanklarının oraya götürdüm. önce cece'yi aldım kucağıma. başına yastık kılıfı /battaniye gibi bir şey geçirdim ve tankın içine attım. sonra bella'yı attım tankın içine... bella'nın babaaa!! diye bağırışı o sesi kulaklarımdan hiç gitmiyor, neden ve nasıl böyle bir şey yaptım bilmiyorum. çok pişmanım.
chris'in ifadesi tüm eyaleti ayağa kaldırır. shanann'ı ve kızları anma törenleri yapılır. bu zamana kadar vahşice işlenmiş en büyük cinayetler arasına girer bu olay.
shanann'ın dostları ve ailesi kızının boğulma esnasında direnmemesinin imkansız olduğunu söyledi. büyük ihtimalle shanann'ı uykusundayken boğarak öldürdü dediler. suçu önce shanann'ın üstüne atan chris'in sevgilisi nichol kessinger tutuksuz yargılandı. olayla ilgisinin olmadığı anlaşıldı.
yeni hayatına başlamak için tüm çareyi eski hayatından kurtulmakta bulan chris watts hamile karısı shanann'ı, doğmamış oğlu nico'yu ve iki kızı cece ve bella'yı öldürmekten çıkarıldığı mahkemece 3 kez müebbet cezasına çarptırıldı.

geriye ise shanann'in facebook'unda paylaştığı bu fotoğraflar kaldı...


belgesel shanann'ın facebook'ta paylaştığı mutlu aile fotoğrafları ile başlar. uzaktan bakıldığında mutlu, birbirine düşkün bir aile görüyorsunuz. fakat belgeselin ilerleyen dakikalarında sosyal medya üzerinde "mutluyum edasıyla verilen pozların" aslında gerçeği yansıtmadığını göreceksiniz.

shanann hayat dolu, kendini karnındaki oğlu nico, kızları cece (3) ve bella'ya(4) adamış, kocası chris watts ile severek evlenmiş bir kadındır. eşiyle 8 yıllık evlilerdir. her anını facebook'ta paylaşan bir annedir. kocası chris watts ise önceden çok şişman, paspal bir adam iken zamanla spora başlar kendine bakmaya fakat evden, eşinden, uzaklaşmaya başlar. cervi çiftliğinde petrol kuyularında çalışmaktadır.
shanann çocukları olduğu için genelde evden çalışan bir annedir. evin tüm hesap,harcama ve maliye işlerine o bakar. iş gezisine çıkar. (kaybolmadan önce 1 gün önce )eve dönüşte ise nickole atkinson adında yakın arkadaşı gece 2'de shanann'ı evine bırakır. ertesi gün shanann'ın doktor randevusu vardır. şeker hastası olduğu ve hamilelik sürecinin riskli olmasından dolayı doktordan randevu alır. sabah olduğunda arkadaşı ve ailesi shannan'ı ararlar ama telefonu açan olmaz. arkadaşı nickole onu merak eder ve evine gider. kapıyı çalar ama açan olmaz. polisi arar ve arkadaşının kayıp olduğunu, ondan haber alamadığını ihbar eder.
işte belgeselin asıl konusu buradan sonra başlamaktadır.
gelen polis ekipleri eve izinsiz giremezler ve koca chris'e ulaşmaya çalışırlar. chris eve geldiğinde polisleri görünce evin kapısını açar ve içeri girerler. shanann'ın telefonu evde ve kapalıdır. çantası ve şeker ilacı da evdedir. polis civardaki komşulara shannan'ı sormaya, kamera kayıtlarını incelemeye başlar. komşular kocasının şüpheli hareketlerinden bahseder. fakat chris, karısının çocukları alıp evden kaçtığını anlatır polislere.
fakat polis, chris'in hareketlerini şüpheli bulur ve onu sorguya başlarlar. yalan makinesine bağlarlar. hamile shanann'in ve 2 kızının ortadan kaybolması tüm eyaleti ayağa kaldırır, herkes onları aramak için ilan bastırır, haber kanalları bu olayı her gün televizyona taşır.
shanann kaybolmadan önce ailesinin yanına tatile gider. chris ile araları bozuktur. kızları da alıp ailesinin yanına giden shanann en yakın arkadaşına mesaj atar. chris 1 hafta boyunca hiç aramadı, onu hep ben aradım, mesajlarıma dönmüyor, çocukları merak etmiyor.
shanann kızlarından bella'yı videoya alır. bella "babam benim kahramanım! sen tam bir kahramansın baba" diyordur görüntüde. vıdeoyu chris'e atar ve facebook'ta paylaşır.
chris o sırada sevgilisi nichol kessinger denilen bir kızla birliktedir. karısı shanann'ı aldatıyordur. sevgilisine, karısından boşanacağını söyler. 1 hafta boyunca aynı evde kalırlar. lüks restoranlara giderler.
kocasi chris'in değişen tavırları, kredi kartı harcamalarini takip eden shanann,en yakın arkadaşına durumu anlatir. "benden uzaklaştı, benimle birlikte olmuyor, çocukları sormuyor, eve geç geliyor,galiba başka biri var ve beni aldatıyor " der. oğlu nico'ya hamile olan shanann kocasının ilgisizliğinden sitem etmektedir.
yalan makinesine bağlanan chris'in karım çocukları alarak kaçtı, nerde olduğunu bilmiyorum der fakat dedikleri yalandır. sorgu esnasında asla ağlamaz chris, tek bir damla gözyaşı dökmez. serinkanlı davranır. polisleri atlatamayacağını anlayan shanann tüm suçu karısının üstüne atar.
"eve geldiğimde onlara zarar vermişti. çocukları bella ve cece'yi elleriyle ya da yastıkla boğmuştu. kızlarıma baktığımda onları morarmış bir halde yerde yatarken gördüm. onları öyle görünce gözüm döndü ve shannan'ı öldürüp gömdüm dedi.
chris'in bu ifadesinin ve itirafının üstüne polis inceleme başlatıyor. ev/araba inceleniyor. fakat chris'in çelişkili ifadeleri polisin gözünden kaçmıyor ve tekrar yalan makinesine bağlanıyor.
chris sonunda dayanamaz ve o acı cinayeti anlatmaya başlar.
"shanann iş gezisinden döndüğünde birlikte olduk. fakat tavırlarımdan neler olduğunu sordu. ondan ayrılmak istediğimi ve onu artık sevmediğimi söyledim. başka biri mi var? diye sordu ama ona sevgilimden bahsetmedim, onu aldattığımı söyleyemedim. gözüm döndü birden onu ellerimle boğmaya çalıştım. karşı koymadı. yatağın üstünde yüzükoyun bir şekilde döndürdüm. o sırada kızım bella girdi odaya. annemin nesi var? diye sordu. elinde pembe battaniyesi vardı. shanann'ı kontrol ettim ölmüştü. çarşafa sardım onu. kamyonete taşıdım. kızlarıda arka koltuğa oturttum. 1-1,5 saatin sonunda çalıştığım yere petrol tanklarının oraya geldim. shanann'ı boş bir araziye gömdüm. kızları ellerinden tutup 7-8 metre derinliğinde petrol tanklarının oraya götürdüm. önce cece'yi aldım kucağıma. başına yastık kılıfı /battaniye gibi bir şey geçirdim ve tankın içine attım. sonra bella'yı attım tankın içine... bella'nın babaaa!! diye bağırışı o sesi kulaklarımdan hiç gitmiyor, neden ve nasıl böyle bir şey yaptım bilmiyorum. çok pişmanım.
chris'in ifadesi tüm eyaleti ayağa kaldırır. shanann'ı ve kızları anma törenleri yapılır. bu zamana kadar vahşice işlenmiş en büyük cinayetler arasına girer bu olay.
shanann'ın dostları ve ailesi kızının boğulma esnasında direnmemesinin imkansız olduğunu söyledi. büyük ihtimalle shanann'ı uykusundayken boğarak öldürdü dediler. suçu önce shanann'ın üstüne atan chris'in sevgilisi nichol kessinger tutuksuz yargılandı. olayla ilgisinin olmadığı anlaşıldı.
yeni hayatına başlamak için tüm çareyi eski hayatından kurtulmakta bulan chris watts hamile karısı shanann'ı, doğmamış oğlu nico'yu ve iki kızı cece ve bella'yı öldürmekten çıkarıldığı mahkemece 3 kez müebbet cezasına çarptırıldı.

geriye ise shanann'in facebook'unda paylaştığı bu fotoğraflar kaldı...

devamını gör...
kevin carter'in pulitzer ödüllü fotoğrafı
pulitzer ödülü’nü aldıktan sonra 27 temmuz 1994’te johannesburg’da çalışır vaziyetteki kamyonetinin içine egzoz gazı vererek intihar eden fotoğrafçı kevin carter.
küçük bir de not bırakmıştı:
“çocuğu kurtarabilirdim. onu kucağıma alarak yardım çadırına götürebilirdim. fakat ben, çocuğu değil gazeteciliği düşündüm. halbuki insanlığımı düşünmeliydim...”
malum fotoğrafın iki figüründen biri, sudan’da, 1,5 km uzaklıktaki birleşmiş milletler yardım çadırı’na ulaşmaya çalışan, açlıktan bir deri bir kemik kalmış siyahi bir kız çocuğu, diğeri peşinde dolanan bir akbabadır.
kevin carter'ın çocuğu kurtarmak yerine görüntüyü kadrajlayıp deklanşöre basmayı yeğlemesi çektiği vicdan azabının altında kalmasına neden oldu. fotoğrafla pulitzer ödülü'nü aldı. bu onu meşhur etti ve hatta çok para kazandırdı ama yetememişti vicdani kirliliğini temizlemeye.
küçük bir de not bırakmıştı:
“çocuğu kurtarabilirdim. onu kucağıma alarak yardım çadırına götürebilirdim. fakat ben, çocuğu değil gazeteciliği düşündüm. halbuki insanlığımı düşünmeliydim...”
malum fotoğrafın iki figüründen biri, sudan’da, 1,5 km uzaklıktaki birleşmiş milletler yardım çadırı’na ulaşmaya çalışan, açlıktan bir deri bir kemik kalmış siyahi bir kız çocuğu, diğeri peşinde dolanan bir akbabadır.
kevin carter'ın çocuğu kurtarmak yerine görüntüyü kadrajlayıp deklanşöre basmayı yeğlemesi çektiği vicdan azabının altında kalmasına neden oldu. fotoğrafla pulitzer ödülü'nü aldı. bu onu meşhur etti ve hatta çok para kazandırdı ama yetememişti vicdani kirliliğini temizlemeye.
devamını gör...
online sistemin öğrencileri tembelleştirdiği gerçeği
içinde öğrenme aşkı olan iyi yetiştirilmiş ve bu pandemi sürecinin onun için bir hazine olduğunun farkında olan çocuklar için geçerli değildir. ama haklılık payı olduğu da yadsınamaz olan önermedir.
devamını gör...
tom waits
deneysel rock ürünleriyle müzik dünyasına yeni tatlar kazandırmış amerikalı müzisyen.
devamını gör...
domestic hıyar
tuzlayım da kokma bari. *
yenilerden bir yazar.
yenilerden bir yazar.
devamını gör...

