yüksek bir kattaki balkondan yere bakarken düşünülenler
yüksek bir yere gidince içimizden geldiğini sandığımız atlama isteğinin bir sebebi var. ismine de "boşluğa çağrı" deniyor. insanların 2/3'sinde olan bir durum. korkuyla karışık atlama isteği diye tanımlanabilir. evrimsel olduğu düşünülüyor bu hissin.
bir başka sebebi de şu, yüksek bir yere yaklaştığımızda beynimizdeki hızlı korku tepkileri aktive oluyor. "düşeceksin!!" diye komut alıyoruz. sonra da aslında bir tehlike olmadığını fark ediyoruz ama bizi sakinleştirmesi gereken ilgili olaylar daha yavaş gerçekleşiyor beynimizde. bu yavaşlıktan dolayı da kaygıya tolerans gösteren bölgeler "kalbim hızlandı noluyo ya :s" diye dürtüyor bizi, o da bu karmaşaya daha da karmaşa katıyor. freud bunu "bilinçaltından gelen ölüm arzusu" (ve merak tabii) diye anlatmış. ek olarak ölümle yaşam arasındaki seçimin bize kalmış olduğu hissi de bu heyecanı yaşamamıza sebep verirmiş.
ayrıca bkz:
"the researchers’ speculation goes something like this: you’re hiking alongside a cliff when suddenly, by reflex, you step back from the edge. this was instinct, a survival response. but your conscious brain, working rapidly, conjures a rational explanation for stepping back: “ı must have wanted to jump.”"
bir başka sebebi de şu, yüksek bir yere yaklaştığımızda beynimizdeki hızlı korku tepkileri aktive oluyor. "düşeceksin!!" diye komut alıyoruz. sonra da aslında bir tehlike olmadığını fark ediyoruz ama bizi sakinleştirmesi gereken ilgili olaylar daha yavaş gerçekleşiyor beynimizde. bu yavaşlıktan dolayı da kaygıya tolerans gösteren bölgeler "kalbim hızlandı noluyo ya :s" diye dürtüyor bizi, o da bu karmaşaya daha da karmaşa katıyor. freud bunu "bilinçaltından gelen ölüm arzusu" (ve merak tabii) diye anlatmış. ek olarak ölümle yaşam arasındaki seçimin bize kalmış olduğu hissi de bu heyecanı yaşamamıza sebep verirmiş.
ayrıca bkz:
"the researchers’ speculation goes something like this: you’re hiking alongside a cliff when suddenly, by reflex, you step back from the edge. this was instinct, a survival response. but your conscious brain, working rapidly, conjures a rational explanation for stepping back: “ı must have wanted to jump.”"
devamını gör...
süleyman soylu'nun ekşi yemedim karnım ağrımıyor sözü
bitirim jargonuyla verilmiş cevaplar. üsluba bakar mısınız. ülkeyi bu jargonla idare ediyorlar muazzam ya. herkes çukur, herkes kurtlar vadisi.
devamını gör...
çocuk sahibi olmak
kendini gerçekleştirmenin ete kemiğe bürünmüş halidir.
sorumluluk sahibi olmanın ne demek olduğunu anlatır.
sıkmayan, tatlı, tatmin dolu bir sorumluluktur o.
kimse olmadığında yüzüne sanki bu dünyanın mucizesiymişsin gibi bakan 2 tane pırıl pırıl gözdür.
anlatacakları bitmeyen tatlı dildir.
sakın ölme diyen korkak kalptir.
en kıymetli emanettir.
dileyen herkese, dilediği zamanda nasip olmasını istediğim, içi dünyalar kadar dolu olan sahipliktir.
sorumluluk sahibi olmanın ne demek olduğunu anlatır.
sıkmayan, tatlı, tatmin dolu bir sorumluluktur o.
kimse olmadığında yüzüne sanki bu dünyanın mucizesiymişsin gibi bakan 2 tane pırıl pırıl gözdür.
anlatacakları bitmeyen tatlı dildir.
sakın ölme diyen korkak kalptir.
en kıymetli emanettir.
dileyen herkese, dilediği zamanda nasip olmasını istediğim, içi dünyalar kadar dolu olan sahipliktir.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
kadın olmak zordu, yine de bir yasamız var diyorduk, şimdi tek güvencemiz de elimizden alındı. dilerim allah 'tan ki bu yasayı elimizden alanlar, bu yasaya laf eden özellikle bağzı kadınlar bu yasaya muhtaç kalsın da neden bizim için tek dayanaktı dediğimizi anlasınlar.
devamını gör...
torpille işe giren insan
türkiye'de çok görülen bir durum.
özellikle kamu da.
siyasiler ve bürokratlar bu işin erbabı sayılır.
belirli pozisyonlara gelmek için bilgi birikim, liyakat ve ehliyet hiç önemli değill, sadece siyasi referans yeterlidir.
özellikle kamu da.
siyasiler ve bürokratlar bu işin erbabı sayılır.
belirli pozisyonlara gelmek için bilgi birikim, liyakat ve ehliyet hiç önemli değill, sadece siyasi referans yeterlidir.
devamını gör...
türkmenistan
yazacağım çoğu şeyden, hatta daha fazlasından #586079 bu tanımda bahsedilmiş, emeğine sağlık yazar arkadaşımızın. bende okuduğum ve türkmen arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla bir şeyler eklemek istiyorum.
başlamadan belirtmek isterim ki söylediklerim genelleme içermiyor. türkiye'de olduğu gibi farklı yaşam tarzları ve inançları var. bahsedeceğim şeyler de benim tanıdığım insanlarda şahit olduğum şeyler.
- kadına değer verilmiyor. bu durum ataerkillikten kaynaklanmıyor anladığım kadarıyla. "ben günümü gün edeyim, şöyle hanım hanımcık bir kız bulup evleneyim, evde oturup çocuk baksın" düşüncesindeler. çoğu türkmenistan'da yaşamayı düşünmüyor ama evlenince eşleri türkmenistan'da duracakmış. neden olduğu az biraz anlaşılmıştır heralde. ne kadar rus etkisindeler, özünden kopmuşlar dense de kafa yapıları biraz garip. dans ediyor oluşunuz şey* biri olduğunuz yargısı oluşturuyor.
- aldıkları nefes rüşvet olmuş desem yeridir. toplulukta bir çocuk fizik ve matematik dersinden bir türlü geçemiyordu, ders anlatayım belki faydası olur dedim. aman yarabbi bu ne seviye! fen bilgisi öğretmenliği kazanmış çocuk toplama işlemi yapamıyor. bildiğiniz ilkokul 2. sınıf seviyesinde bile değil. buralara kadar nasıl geldiğini sorduğumda da rüşvet verip sınıf geçtiklerinden bahsetti. baktım olmayacak "sen bırak bu bölümü besyo'ya geç"* dedim. "başkansın sen, halledemez miyiz bunu?" dedi, bende saf saf ders anlatmamı istiyor heralde hala diye düşünüyorum. meğer muhteşem arkadaşımız hocalara rüşvet vermemi istiyormuş.
- 5 gençten 4 ü milli sporcu.* 1 sene vücut geliştiren hemen profiline milli sporcu yazıyor ama devletin bundan haberi yok. yukarıda bahsettiğim arkadaşa besyo'ya geç deme sebebim de buydu.
- aynı aileden değilseniz eğer aynı arabaya binemiyormuşsunuz. olurda arabanızla oralara yolunuz düştü ve yolda otostop çeken bir kadın/adam gördünüz. arabaya alayım da yardım edeyim diye düşünmeyin, çünkü çok geçmeden ihbar almışçasına gelen polisler önünüze çıkabilir. *
- yönetimine bakılınca da kuzey kore'nin birazcık daha yumuşak haline benziyor. kurbankulu beyin yürüyüşünü ve davranışlarını da tanıdığım kibirli bir beye benzetiyorum. muhtemelen bu söylediklerimi türkmenistan'da dile getirsem orda da tutuklanırdım.

son olarak kendi köpeğinin heykelini yaptıran adam, elinde salladığı bu yavru köpeği putin'e hediye ediyor. insan izlerken "o nasıl tutuş bre andaval" demeden edemiyor.
videoyu izlemek isteyenler için:
başlamadan belirtmek isterim ki söylediklerim genelleme içermiyor. türkiye'de olduğu gibi farklı yaşam tarzları ve inançları var. bahsedeceğim şeyler de benim tanıdığım insanlarda şahit olduğum şeyler.
- kadına değer verilmiyor. bu durum ataerkillikten kaynaklanmıyor anladığım kadarıyla. "ben günümü gün edeyim, şöyle hanım hanımcık bir kız bulup evleneyim, evde oturup çocuk baksın" düşüncesindeler. çoğu türkmenistan'da yaşamayı düşünmüyor ama evlenince eşleri türkmenistan'da duracakmış. neden olduğu az biraz anlaşılmıştır heralde. ne kadar rus etkisindeler, özünden kopmuşlar dense de kafa yapıları biraz garip. dans ediyor oluşunuz şey* biri olduğunuz yargısı oluşturuyor.
- aldıkları nefes rüşvet olmuş desem yeridir. toplulukta bir çocuk fizik ve matematik dersinden bir türlü geçemiyordu, ders anlatayım belki faydası olur dedim. aman yarabbi bu ne seviye! fen bilgisi öğretmenliği kazanmış çocuk toplama işlemi yapamıyor. bildiğiniz ilkokul 2. sınıf seviyesinde bile değil. buralara kadar nasıl geldiğini sorduğumda da rüşvet verip sınıf geçtiklerinden bahsetti. baktım olmayacak "sen bırak bu bölümü besyo'ya geç"* dedim. "başkansın sen, halledemez miyiz bunu?" dedi, bende saf saf ders anlatmamı istiyor heralde hala diye düşünüyorum. meğer muhteşem arkadaşımız hocalara rüşvet vermemi istiyormuş.
- 5 gençten 4 ü milli sporcu.* 1 sene vücut geliştiren hemen profiline milli sporcu yazıyor ama devletin bundan haberi yok. yukarıda bahsettiğim arkadaşa besyo'ya geç deme sebebim de buydu.
- aynı aileden değilseniz eğer aynı arabaya binemiyormuşsunuz. olurda arabanızla oralara yolunuz düştü ve yolda otostop çeken bir kadın/adam gördünüz. arabaya alayım da yardım edeyim diye düşünmeyin, çünkü çok geçmeden ihbar almışçasına gelen polisler önünüze çıkabilir. *
- yönetimine bakılınca da kuzey kore'nin birazcık daha yumuşak haline benziyor. kurbankulu beyin yürüyüşünü ve davranışlarını da tanıdığım kibirli bir beye benzetiyorum. muhtemelen bu söylediklerimi türkmenistan'da dile getirsem orda da tutuklanırdım.

son olarak kendi köpeğinin heykelini yaptıran adam, elinde salladığı bu yavru köpeği putin'e hediye ediyor. insan izlerken "o nasıl tutuş bre andaval" demeden edemiyor.
videoyu izlemek isteyenler için:
devamını gör...
karşı cinsten alınan son iltifat
yakında iltifat almadım sanırım. başlığı görünce aklıma geldi. kalbim çıt.
devamını gör...
sexapel
ingilizce kelime öbeği sex appeal'den türkçeye geçmiş, anlamı ise cinsel çekicilik olan sözcük.
devamını gör...
günün karikatürü
bugünün karikatürü, sadece benim değil tüm sözlüğün superman'i olduğunu düşündüğüm sevgili gomercan'a gitsin. kendisinin bir kere bile sızlandığına, yorulduğuna, şikayet ettiğine denk gelmedim, nasıl olduğunu bilmiyorum ama inanılmaz bir enerjisi ve görev bilinci var. "gomercan koş yardımına ihtiyacım var" cümlesini bitirmeden işinizi halletmiş oluyor. sürekli "ne yaparım da sözlüğü daha iyi bir yer haline getiririm?" diye kafa patlatıyor.
kafa sözlük için inanılmaz büyük bir şans bu adam, işte tam da bu yüzden tişikkirlir sipirmin!
kafa sözlük için inanılmaz büyük bir şans bu adam, işte tam da bu yüzden tişikkirlir sipirmin!
devamını gör...
fibromiyalji
yaygın kas iskelet sistemi ağrısı, uyku bozukluğu ve yorgunluğun birlikte bulunduğu kronik bir ağrı sendromudur. bu kişilerde ibs, kronik baş ağrısı, depresyon, anksiyete, huzursuz bacak sendromu, kronik yorgunluk sendromu gibi bazı semptom ya da sendromlara sık rastlanmaktadır. görülme sıklığı kadınlarda %3.5, erkeklerde %0.5 olarak bulunmuştur. sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte; genetik eğilim, bazı enfeksiyonlar (ebv, parvovirusler, hepatit c) fiziksel ve duygusal travmaların fibromiyaljinin gelişmesinde rolü olduğu ileri sürülmektedir. fibromiyalji hastalarının; serumda ve bos’da serotoninve norepinefrin düzeyi düşük bulunmuştur.
tedavisinde ise ön plana çıkan semptomlar ve bunların şiddetlerine göre farmakolojik(analjezikler, nsaii, kas gevşeticiler antidepresanlar, antiepileptikler) nonfarmakolojik tedavi yöntemleri (egzersiz, masaj, akupunktur, kaplıca tedavisi vb.) kullanılmaktadır.
özel bir diyet tedavisi yoktur. semptomlara göre bazı besinler (mono sodyum glutamat, aspartam vb.) diyetten çıkarılabilir veya bazı destekler (balık yağı) yapılabilir. hastalara yeterli ve dengeli beslenmeleri, öğünlerini düzenli tüketmeleri önerilmektedir. bu hastalarda irritabl bağırsak sendromu sık görülen bir sorun olduğu için diyette gaz yapıcı besinlerin (soğan, lahana, kuru baklagiller, gazlı-karbonatlı içecekler) bulunmaması, posalı besinlerin ve su tüketiminin arttırılması ve egzersiz yapılması önerilebilir. kısa dönemli (<6 ay) uygulanan vegan diyetin fibromiyaljide ağrıyı, uyku kalitesini ve eklem sertliğini iyileştirdiği gösterilmiştir. ancak uzun dönemde besin ögesi eksiklikleri görülebilir. (b12, fe, ca)
tedavisinde ise ön plana çıkan semptomlar ve bunların şiddetlerine göre farmakolojik(analjezikler, nsaii, kas gevşeticiler antidepresanlar, antiepileptikler) nonfarmakolojik tedavi yöntemleri (egzersiz, masaj, akupunktur, kaplıca tedavisi vb.) kullanılmaktadır.
özel bir diyet tedavisi yoktur. semptomlara göre bazı besinler (mono sodyum glutamat, aspartam vb.) diyetten çıkarılabilir veya bazı destekler (balık yağı) yapılabilir. hastalara yeterli ve dengeli beslenmeleri, öğünlerini düzenli tüketmeleri önerilmektedir. bu hastalarda irritabl bağırsak sendromu sık görülen bir sorun olduğu için diyette gaz yapıcı besinlerin (soğan, lahana, kuru baklagiller, gazlı-karbonatlı içecekler) bulunmaması, posalı besinlerin ve su tüketiminin arttırılması ve egzersiz yapılması önerilebilir. kısa dönemli (<6 ay) uygulanan vegan diyetin fibromiyaljide ağrıyı, uyku kalitesini ve eklem sertliğini iyileştirdiği gösterilmiştir. ancak uzun dönemde besin ögesi eksiklikleri görülebilir. (b12, fe, ca)
devamını gör...
panik atak
üç yıl tedavisini gördüğüm rahatsızlık. ben atlattım, bu hastalığı yaşayanların da bir an önce atlatmasını diliyorum.
çeşitleri çoktur. bende ki durum tamamen kalp krizi geçirdiğimi sanmamla başladı. ataklar günde iki üç kez geliyor, bir saat sürüyordu. titreme ve ağlama ile son buluyor, sonrasında vücut yorgunluğuna dayanamayıp uyuyordum.
müthiş yorgunluk veren bu ataklar oldukça yıpratıcı ve ailem için de aşılması çok zor bir durumdu.
16 yaşındayken bu hastalığı yaşadığımı öğrendiğimde, çevrede çok bilinen bir hastalık değildi. ailem en büyük destekçim oldu. ilaç tedavisi ve terapilerle ataklarım azaldı. o dönem hayatımın en çok hastaneye gittiğim dönemi olabilir. eve defalarca ambulans çağırmış, gece acillerde sabahlamıştık.
hastalığımı tanıdıkça, kabullendikçe farkettim ki daha kolay baş edebiliyorum. tabii ilaçlara ve terapilere devam.. ataklar haftada bir sonra daha seyrek gelmeye başlamıştı. mutluydum ama bir yandan da orada bir yerde olduğunu ve apansız çıkacağını bilmek beni geriyordu.
sanırım bir yıl kadar sonra hastalığın seyri değişti ve ataklar çok nadiren olmaya, ama bu sefer de ailemi kaybetme korkusu, dışarı çıkma korkusu yaşamaya başladım. bu yüzden liseyi bırakıp kendimi eve kapattım diyebilirim. parlak okul hayatım bitmişti.
şimdi depresyonla da mücadele ediyor, bitik bir halde günlerimi evde geçiriyordum. kalabalığı sevmiyor, insanların eve gelip gitmesini çok istemiyordum. babamın sürekli yanımda olmasını hatta ise bile gitmemesini istiyordum.
bu dönemde bana iyi gelen çok az ama aslında çok fazla olan bir şey vardı. ailem ve kitaplar...
bunları buraya yazıyorum çünkü belki bu hastalığı yaşayan kisiler vardır. bir ışık olur. geçmeyecek hiç bir şey yok inanın.
doktorlar hep '' kafanda bitirmelisin'' der durur. o kadar sinir oluyordum ki bu cümleye. ya ben hasta olmak ister miyim? dalga mı geciyor bu adam benimle diye düşünürdüm. bir günde bitmedi elbet herşey. bir günde başlamamıştı ki bir günde bitsin. bir seylerin birikimi bir yerde patlak vermişti belki de. yavaş yavaş kendimi ve bu hastalığı tanıyarak, ilaç ve terapilerle, kesinlikle ailem sayesinde atlattım.
umarım en yakın zamanda bu hastalığı yaşayan kim varsa atlatır. sadece şunu bilmeni isterim: yalnız değilsin, hayır ölmeyeceksin ve iyileşeceksin.
çeşitleri çoktur. bende ki durum tamamen kalp krizi geçirdiğimi sanmamla başladı. ataklar günde iki üç kez geliyor, bir saat sürüyordu. titreme ve ağlama ile son buluyor, sonrasında vücut yorgunluğuna dayanamayıp uyuyordum.
müthiş yorgunluk veren bu ataklar oldukça yıpratıcı ve ailem için de aşılması çok zor bir durumdu.
16 yaşındayken bu hastalığı yaşadığımı öğrendiğimde, çevrede çok bilinen bir hastalık değildi. ailem en büyük destekçim oldu. ilaç tedavisi ve terapilerle ataklarım azaldı. o dönem hayatımın en çok hastaneye gittiğim dönemi olabilir. eve defalarca ambulans çağırmış, gece acillerde sabahlamıştık.
hastalığımı tanıdıkça, kabullendikçe farkettim ki daha kolay baş edebiliyorum. tabii ilaçlara ve terapilere devam.. ataklar haftada bir sonra daha seyrek gelmeye başlamıştı. mutluydum ama bir yandan da orada bir yerde olduğunu ve apansız çıkacağını bilmek beni geriyordu.
sanırım bir yıl kadar sonra hastalığın seyri değişti ve ataklar çok nadiren olmaya, ama bu sefer de ailemi kaybetme korkusu, dışarı çıkma korkusu yaşamaya başladım. bu yüzden liseyi bırakıp kendimi eve kapattım diyebilirim. parlak okul hayatım bitmişti.
şimdi depresyonla da mücadele ediyor, bitik bir halde günlerimi evde geçiriyordum. kalabalığı sevmiyor, insanların eve gelip gitmesini çok istemiyordum. babamın sürekli yanımda olmasını hatta ise bile gitmemesini istiyordum.
bu dönemde bana iyi gelen çok az ama aslında çok fazla olan bir şey vardı. ailem ve kitaplar...
bunları buraya yazıyorum çünkü belki bu hastalığı yaşayan kisiler vardır. bir ışık olur. geçmeyecek hiç bir şey yok inanın.
doktorlar hep '' kafanda bitirmelisin'' der durur. o kadar sinir oluyordum ki bu cümleye. ya ben hasta olmak ister miyim? dalga mı geciyor bu adam benimle diye düşünürdüm. bir günde bitmedi elbet herşey. bir günde başlamamıştı ki bir günde bitsin. bir seylerin birikimi bir yerde patlak vermişti belki de. yavaş yavaş kendimi ve bu hastalığı tanıyarak, ilaç ve terapilerle, kesinlikle ailem sayesinde atlattım.
umarım en yakın zamanda bu hastalığı yaşayan kim varsa atlatır. sadece şunu bilmeni isterim: yalnız değilsin, hayır ölmeyeceksin ve iyileşeceksin.
devamını gör...
14 şubat yalnızlığı
kaliteli yalnızlık tercihimdir.
devamını gör...
ezgi mola'nın musa orhan davasında para cezasına çarptırılması
hala kanunlara göre doğrudur diyenin olduğu başlık. bu kullanışlı aptallar kendilerini kuzey avrupada yaşıypr zannediyorlar galiba. niyeyse bu kanun hep göreceli işler. köyün ortasında gündüz gözü muhalif lideri linç edersiniz ceza almazsınız ama bunda ceza alırsınız. kadın düşmanlığının, erkek egemen devlet yapısının bir kez daha yüzünü gösterdiği olaydır ayrıca.
devamını gör...
tüm yazarların karma puanlarını artırıyoruz kampanyası
takibe takip.- karşılıklı beğeni.- unfollow yapma program var.
devamını gör...
anın fotoğrafı
anın fotoğrafını atamam.
düdüklüdeki ezogelin çorbası düdüklünün kapak deliğinden büyük bir tazyikle mutfağın her yerine eşit miktarda püskürmüş.*
o kadar korkunç ki görüntü korkmaz karaca *ile fotoğrafı yayınlanan siyasetçi gibi nereyi temizlesem diye bilinçsizce mutfakta dolanıyorum. * *
düdüklüdeki ezogelin çorbası düdüklünün kapak deliğinden büyük bir tazyikle mutfağın her yerine eşit miktarda püskürmüş.*
o kadar korkunç ki görüntü korkmaz karaca *ile fotoğrafı yayınlanan siyasetçi gibi nereyi temizlesem diye bilinçsizce mutfakta dolanıyorum. * *
devamını gör...
liverpool fc
liverpool fc; merseyside, liverpool'da kurulmuş ingiltere'nin en köklü futbol kulüplerinden birisidir. kurulduğu yıl olan 1892'den beri, 6 şampiyonlar ligi şampiyonluğu, 3 uefa kupası şampiyonluğu, 19 premier league şampiyonluğu ve 7 fa cup şampiyonluğu elde etmiştir. ayrıca armasında bulunan lıverbird kolumda dolaşıyor yıllardır seviyoruz aşığız .
kulübün lakabı kırmızılardır. stadyumları 53.000 kapasiteli efsane anfield road stadyumudur.
kulübün sloganı you’ll never walk alone dur.
taraftarları çok ateşlidir. takımlarına çok bağlıdırlar. en ateşli taraftarları her zaman the kop tribününde bulunurlar.
zaten lıverpool takımını tutma sebebim taraftarlarının.
2005 finalinde 3-0 yenilirken devre arasında hep bir ağızdan beste söyleyip takımlarına asla yalnız yürümeyeceksin diyen efsane lıverpool taraftarına hayran oldum.
futbolun en büyük organizasyonu olan şampiyonlar ligi finalinde 3-0 yenilirken böyle destek vermeleri çok büyük ve şaşırdığım bir şeydi.
o gün maçın yorumculuğu yapan fatih terim hiç bir italyan takımı 3-0 dan maç vermez demişti. tabii lıverpool efsane geri dönüşle maçı penaltılarda kazanmıştı. zaten türkiye ve liverpool sevgisi tam olarak orada başladı. hem liverpool taraftarı istanbul’a aşık oldu hem türkiye liverpool’a hayran oldu.
türkiye’de taraftarının çok olma sebebi bence bu olaydır.
en ezeli rakipleri aynı şehrin takımı olan everton takımıdır. nefret ederiz kendilerinden. bill shankly everton için arka bahçemde oynasalar perdelerimi kapatırım demiştir. aynen modumuz bu şekildir. nefret ediyoruz.
ilginç bir başka detay ise liverpool takımının renkleri ilk kurulduğu zamanlarda mavi beyazdı. sonradan kırmızı oldu iyi ki kırmızı olmuş.
bir diğer ezeli rakipleri ise manchester united takımıdır.
eskiden beri aralarında büyük rekabet vardır.
ingilterenin en büyük kulüplerinden olan takımım liverpool’u çok seviyorum. asla yalnız yürümeyecekler.
kulübün lakabı kırmızılardır. stadyumları 53.000 kapasiteli efsane anfield road stadyumudur.
kulübün sloganı you’ll never walk alone dur.
taraftarları çok ateşlidir. takımlarına çok bağlıdırlar. en ateşli taraftarları her zaman the kop tribününde bulunurlar.
zaten lıverpool takımını tutma sebebim taraftarlarının.
2005 finalinde 3-0 yenilirken devre arasında hep bir ağızdan beste söyleyip takımlarına asla yalnız yürümeyeceksin diyen efsane lıverpool taraftarına hayran oldum.
futbolun en büyük organizasyonu olan şampiyonlar ligi finalinde 3-0 yenilirken böyle destek vermeleri çok büyük ve şaşırdığım bir şeydi.
o gün maçın yorumculuğu yapan fatih terim hiç bir italyan takımı 3-0 dan maç vermez demişti. tabii lıverpool efsane geri dönüşle maçı penaltılarda kazanmıştı. zaten türkiye ve liverpool sevgisi tam olarak orada başladı. hem liverpool taraftarı istanbul’a aşık oldu hem türkiye liverpool’a hayran oldu.
türkiye’de taraftarının çok olma sebebi bence bu olaydır.
en ezeli rakipleri aynı şehrin takımı olan everton takımıdır. nefret ederiz kendilerinden. bill shankly everton için arka bahçemde oynasalar perdelerimi kapatırım demiştir. aynen modumuz bu şekildir. nefret ediyoruz.
ilginç bir başka detay ise liverpool takımının renkleri ilk kurulduğu zamanlarda mavi beyazdı. sonradan kırmızı oldu iyi ki kırmızı olmuş.
bir diğer ezeli rakipleri ise manchester united takımıdır.
eskiden beri aralarında büyük rekabet vardır.
ingilterenin en büyük kulüplerinden olan takımım liverpool’u çok seviyorum. asla yalnız yürümeyecekler.
devamını gör...
arkadaşlığın bir üstü sevgililiğin bir altı
arkadaşlığın da bir altına inmesi gereken konumdur. ben öyle arafta ilişkileri hiç sevmiyorum. ya yakın olma ya ol.
kendinizi ölümsüz mi sanıyorsunuz?..*
kendinizi ölümsüz mi sanıyorsunuz?..*
devamını gör...


