dram ve bilim kurgunun iç içe olduğu soluksuz izlenen harika film. oyunculuklar efsane.(bkz: in case i don't see ya good afternoon good evening and good night)
devamını gör...

lahmacuna biraz maydonoz atıp limon sıktıktan sonra üzerine serpildiğinde harikalar yaratan baharat.
devamını gör...

yanına bir de beyaz peynir ve çay ekleyerek mükemmel bi kahvaltı kombosu elde edebiliriz.
devamını gör...

7/24 her zaman hazır şekilde bekliyorum.vız gelir.
devamını gör...

hiçbir şeyi içimde bırakmadım belki pişman oldum ama iyi ki de yapmışım dedim. keşkelerle yaşamak zordur.
devamını gör...

sözleri cemal safi'ye ait bir orhan gencebay şarkısı.
astrolojinin popüler olduğu*, şarkılar yazıldığı tarihten çok önce bestelenmiştir. biraz platonik, biraz da melankolik hava vardır sözlerde:

"seninle burcumuz tutsaydi keske
aslanlar bir baska yengec bir baska
yarini olmayan hayirsiz aska
ayrilik nikahi kiyalim gitsin "

burdan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1976 doğumlu yunan asıllı müzisyendir. genç yaşlarından itibaren müzik ile ilgili olan nikos vertis, her sene verdiği röportajlarda artık evlenip çocuk çocuğa karışmak istediğini de ifade ediyor. * pop müzik türünün son kalan nitelikli isimlerindendir kendisi.

albümleri şuraya ekleyeyim;
poli apotoma vradiazei (2003)
pame psichi mou (2004)
pos perno ta vradia monos (2005)
mono gia sena (2007)
ola einai edo (2009)
eimai mazi sou (2011)
protaseis (2013)
nikos vertis live tour – 10 chronia (2014)
nikos vertis (2015)
erotevmenos (2017)

an eisai ena asteri hatta bu şarkı israil asıllı müzisyen eyal golan ile ibranice-yunanca olarak düette yapılmıştı eyal golan-nikos vertis versiyonu

''αν είσαι ένα αστέρι
που φως θα φέρει στην άδεια μου ζωή
ποτέ μη σβήσεις ποτέ να μη μ'αφήσεις
ποτέ να μη χαθεί η αγάπη αυτά''

edit: şarkıyı 325. dinleyişimde düşündüm girişimi daha etkiliyor beni yoksa nakaratımı sanırım bu kısmı, duygulandım.
devamını gör...

instagram tüm reelsler sanki inadınaymış gibi hep yemek çıkar. siz de canınız çeke çeke izlersiniz.
devamını gör...

çocuğun ateşinin düşmesi.
devamını gör...

dün kare gözlükten geçiş yaptığım gözlük modelidir. bir de ince çerçeveli aldım, kuş gibiyim. gözlük kullanan herkese öneriyorum.
devamını gör...

kare kesilip sunumu yapılmasından mütevellit aslında gerçek adının küt böreği olduğu söylenen, bol tereyağlı, üstüne de pudra şeker gezdirilen hamur işidir. bu sebepten başlığı açan yazar arkadaşımı şoke etmeyi bir borç bilirim.

edit: böyle bir başlığa niye böyle bir tanım girdiğimi ben de anlamadım ama bebek yağı da bebeklerden yapılmıyor, bilesiniz.
devamını gör...

kendimi yakın hissettiğim değerli yazar. karşılıklı okuyoruz, beğeniyoruz aynı yerlerden geçip birbirimizi takip ediyoruz. eminim doğru yoldayız...
bana güven veriyor duyarlılığı, bakış açısı gün geçtikçe beni profiline daha da bağlıyor. veee profil sözünü okumadan geçemiyorum. bunlar da benden gelsin sana güzelliklerle kal.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

az önce bir başlıkta da gördüm, onun üzerine bu konuya dikkat çekme gereği duydum.

böyle bir güdü, böyle bir içgüdüsel tavır söz konusu insanlarda.

din ile, inanç ile ilgili ne söylersen söyle, hata veya eksik veya yanlış büyük oranda din'de olmayıp, insan'da olan durum.

bir tabu adeta bu.
din konuşulmaz, din'de eksik veya fazla olmaz, olsa olsa insandır hatalı olan .

eyvallah,
peki bunu bilen insan neden doğru ve güzel dinin gereklerini yerine getirmek, olması gerektiği gibi olmak için çaba göstermez hiç, neden bunu bile bile hata yapmaya devam eder ?

mesela islamiyet, 1400 yıldır varolan bir din, bu durumda birileri çıkıp,
'müslümanlar 1400 yıldır taptıkları din'i öğrenemediler ' derse, bu doğru bir tespit olmaz mı ?

din doğru, eyvallah,
peki sen neden dindar görünüp sürekli hata yapıyorsun?

o zaman sorun senin dindarlığında,
ama sen buna da söz söyletmiyorsun...

şeklinde içinden çıkılamayan bir ikilemler silsilesi böyle devam edip gitmesi durumu...

edit: aşağıda bir yazar suçun bireyselligine vurgu yapmış.
ben aksini iddia etmedim zaten,
ancak suçu işleyen kişinin suç işlediğini kabul etmediğine, yani dindarlığına da söz soyletmedigine vurgu yaptım

bir diğeri, 1400 yıl üzerinden bir gönderme yapabilmiş sadece, tüm yazıyı geçmiş buraya takılmış.
tarih öyle söylüyor, en azından bizim okudugumuz tarih.
haa, sizin okuduğunuz tarih başka rakamlar veriyorsa, keşke paylaşsaydınız da bir şeyler ogrenseydik bizler de..
( mesaj alımları kapalı, o sebeple açıklamaları bu şekilde yapmak zorunda kaldığım durum.)

edit: herkes aynı şeyi tekrarlıyor,
adam dindarım diyor, dindarlığına da söz söyletmiyor , bunu ne yapacağız diyorum arkadaşlar.

adam ne dine, ne de dindarlığına söz soyletmiyorsa , sorunu nerde arıycaz.

benimki bir tespit, birşeyleri yermek eleştirmek değil.
sıkça karşılaşılan bu durumun adını koymak adına açtığım bir başlık bu.
yine körü körüne savunma moduna girmeye gerek yok .
devamını gör...

ya ailevi problemlerim var o yüzden şu sıralar kimseyle konuşmak istemiyorum ,kafam çok dolu seninle ilgisi yok .
devamını gör...

güney afrika'da işe ilk gittiğimizde bizi işçilerle tanıştırdılar. bir çakal türk arkadaş ben şununla takıldım, bununla takıldım dedi. bende saf türk evladı olarak dedimki, kardeşim bunların iki, üç çocuğu varmış, kocası birşey demiyormu, nasıl hafta sonu seninle otele gidiyor.
sonradan öğrendik ki bu kızlar ortaokul yada lisedeki ilk boyfriendlerinden hamile kalmışlar. siyah ve melezler çocuğu "tanrının hediyesi" gördüğü için genelde kürtaja karşılar, çocuğu aldırmıyorlar. ama kızın boyfriendi "ben kimseden hediye falan istemiyorum, artık benim girlfriendim değilsin" demiş. tabi "first cut is the deepest"miş, kız üzülmüş, ağlamış, isyan etmiş ama bir zaman sonra hayat devam ediyor diyerek yeni aşklara yelken açmış.
ilk zamanlar çok güzel geçmiş, adam kıza teselli olmuş, aşkı yeniden buldum derken kız yine hamile kalmış ve yine boyfriend "runaway" olmuş. bu olay bir kaç kere daha tekrarlanmış. tanıştığımız kadın işçilerin çoğu değişik babaları olan birkaç çocuk sahibi, erkek işçilerin çoğu ise birkaç kızdan çocuğu vardı.
hatta covid 19 ilk çıktığında sokağa çıkma yasağı olunca, insanlar, 20 yıl önce ekmek almaya giden babam sonunda eve geldi, sonunda babamı gördüm diye dalga geçiyorlardı.
eğer kızın ailesi bakmazsa yada kızın psikolojisi zayıfsa teselli için içki ve uyuşturucuya bağımlı oluyor, işler daha kötüye gidiyor ve uyuşturucu parası için herşeyi yapıyor. tabi bu ortamda büyüyen çocuklar ne yazıkki erkekse genelde "çete", "gangsta" muhabbetlerine, kız ise tahmin edeceğiniz yollara gidiyor.
tabi güney afrika'da bu durumda çok kız olduğundan, erkekler, türkiye'deki gibi aman nefes alsın yeter demiyor, hemen yenisini buluyorlar. bu yüzden 35, 40 yaşındaki kadınların artık yüzüne kimse bakmıyor ve onlarda artık "kadın kadına" takılmaya başlıyor. orada lezbiyen muhabbeti yapanların çoğu hormon yada gerçekten kadınlara ilgi duymaktan değil, mecburiyetten "çakma" lezbiyenler. normal muhabbet etsen bile erkekler pislik, şerefsiz, şu, bu... diye konuşuyorlar ve bizde haklısın abla diyorduk.
devamını gör...

edebiyat camiasına adına üzücü olan durumdur.

bakın size neler sayacağım ve çok tanıdık gelecek.

neşet ertaş, frida kahlo, salvador dali, şener şen, ahmet kaya, stefan zweig, haluk bilginer, sezen aksu, albert camus, edgar allan poe, dil çıkarmış einstein, audrey hepburn, franz kafka ve nicesi...

nereden tanıdık peki? nereden nereden?

çünkü şu ite kaka giden edebiyat dergisi sektörünün, her ay ısıtıp ısıtıp önümüze koyduğu, metalaşmış, çarkın bir parçası haline gelmiş simalar bu isimler.

şahsen ben yoruldum, iğrendim, bıktım.
devamını gör...

doğru.
bence alttaki yazar sınavlardan nefes alamıyor.
devamını gör...

saçmalıktır, kimsenin düşüncesine böyle saygısızlık etmem ama istisnalar kaideyi bozmaz diyerek tekrarlıyorum; saçmalıktır!

çocuğu kim doğuracak; ben kadın olarak cinsiyetini inkar ederken?
fıs sesini duydunuz mu? top gibi dünyanız patladı.

toplumun sürekliliği sağlamanadı tek soruyla. kendi kendine imha olacak toplumdur.
devamını gör...

başıma birçok tuhaf şey geldi ama bu tek şey aklımda beliriyor.

lisede , bir sabah erken saatlerde okula gidip gelirken her zamanki rotam olan kaldırımda yürüyordum. neredeyse kış olduğu için sabah 7 civarında hala oldukça karanlıktı ve bu yol çok iyi seyahat edilmedi. etrafımda araba ya da başka insanlar yoktu.

bu yüzden normal bir şekilde yürüyorum, parlak siyah paltolu küçük bir kızın ters yönde bana doğru yürüdüğünü gördüğümde sıra dışı bir şey yoktu. üşüdüğümüz için ikimiz de güzelce sarılmıştık, bu yüzden ilk başta yüzünü göremedim. boyuna göre, ilkokul çağında, muhtemelen 4. veya 5. sınıfta olduğunu anladım. lisemin karşısında bir ilkokul olduğu için bu bana şaşırtıcı gelmedi ... ama bu kız okullardan tam tersi yöne gidiyordu.

belki de bir şeyi unutmuş ve onu almak için eve gitmesi gerektiğini düşündüm, ama bu garip aşinalık duygusunu bir türlü atamadım. yürürken kaldırıma bakarak başı aşağı yürüdü. zor bir ev hayatı nedeniyle daha gençken böyle yürürdüm, ancak 7-8 sınıfa geldiğimde bunu yapmayı bıraktım.

birbirimize yaklaştığımızda, paltoyu tanıdım: onun yaşındayken sahip olduğum aynı parlak siyah paltoyu giyiyordu. aynı lacivert kadife pantolon. aynı spor ayakkabılar.

geçerken bana baktı ve kanım dondu ve bütün saçlar boynumda dikilmeye başladı. yüzüme bakıyordum. sağ yanağımda çok farklı bir şekilde düzenlenmiş üç ben var ve onlara sahipti.

onu "hissedemedim". biri odada yanınızda olduğunda veya yanınızda yürürken, fiziksel varlıklarını nasıl hissedebileceğinizi biliyor musunuz? ona sahip değildi.

gerçek görünüyordu. kendini gerçek hissetmedi . onun ayak seslerini bile duyamadım, sadece benimki. bana çok üzgün bir bakış attı ama hiçbir şey söylemedi ve durmadı ya da yavaşlamadı. sadece bana baktı ve sonra kaldırıma geri döndü. birbirimizi geçtik.

başka ne yapacağımı bilmeden adım atmaya devam ettim, çünkü bu noktada tamamen korkutulmuş, şaşkın ve şoktan uyuşmuştum. sonunda geri dönmeye cesaret ettiğimde, gitmişti. kayboldu. yolun her iki tarafında da tarlalar vardı, bu yüzden eğer iki yönden de dönmüş olsaydı, yine de açıkça görülebilirdi. gerçek olsaydı, bu.

okula giden yolun geri kalanını ben koştum. öğretmenim, üç uzun blok koşmama rağmen gerçekten solgun olduğumu söyledi. hemşireyi görmemi istedi ama sınıftan ayrılmak istemedim. bu gerçekten öğretmenimi biraz korkuttu çünkü sınıftan çıkıp, elimden gelirse hastalanarak eve sıçrayacak bir çocuktum.

bu güne kadar hala merak ediyorum. ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. bunun zihnin hilesi olduğunu ancak anlayabiliyorum. reçete almadım. ben içmedim asla uyuşturucu almadım. kahve bile içmedim.

daha önce hiç böyle halüsinasyon görmedim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim