bir insanın kaybetmemesi gereken şey
insanlığı, vicdanı, şerefi, gururu, haysiyeti, ümidi, hayalleri, hedefleri, planları, inancı, eşine olan sadakati ve eğer bir ebeveyn ise, çocuklarına olan sevgisi, saygısı ve güveni..
devamını gör...
orijin
koordinat sisteminde yatay(x) ve dikey (y) eksenlerinin dik bir şekilde kesişmeleri ile meydana gelen bir düzlemde iki doğrunun kesişme noktasına orijin (0) denir.
devamını gör...
burgaz
sözlükte "içinde kale, kule, hisar, kemer gibi dikili yükseltili mimarinin bulunduğu antik kasabalara verilen ad" anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
efsanelerden.
devamını gör...
gotten seven insan
yarrayering şaraplarıyla tadına doyum olmayacağını düşündüğüm lezzet.
ikisini de denemedim.
alkol dostunuz değildir.
ikisini de denemedim.
alkol dostunuz değildir.
devamını gör...
30 mart 2021 askeri okullardan atatürk devrimleri bölümünün kaldırılması
atatürk'ün izini ülkemizden ve kurumlarımızdan silmeye çalışanların gün gelecek ismi bile unutulacak. atatürk'ün ismi ise aynı saygınlıkla anılmaya her zaman devam edecektir.
devamını gör...
taliban
vakti zamaninda abd, pakistan, suudi arabistan tarafindan sovyetler birligi'ne karsi olusturulmus teror orgutunun adidir. kelime-i manasi itibariyla taliban'talebe' anlamina gelmektedir. ic savas neticesinde ulkeden kacan medrese ogrencilerinin pakistan'da ozel egitilerek sovyet rusya'ya savasmasi icin yetistirilmislerdir. mali destegini suudi arabistan'dan, silah destegini amerika'dan, militan destegini de pakistan'dan alirlar. su an tek bir orgut gibi gozuksede deas, isid, el kaide gibi orgutleri de bunyesinde barindirirlar.
musluman bir teror orgutu gibi gorenebilirler fakat muslumanlikla pek alakalari yoktur (zaten var olan hicbir sozde musluman teror orgutunun dinle diyanetle isleri yoktur, en buyuk zararlari iclerinde bulunduklari musluman halkadir. neyse bu baska bir konu)... tum gelirlerini uyusturucu ve silah kacakciligiyla elde ederler. kadinlara karsi ayri garezleri vardir. ulkede tesetturu ve peceyi zorunlu kilmislardir, kadinin universite okumasi yasaktir, calismasi yasaktir, disariya erkeksiz cikmasi bile yasaktir. vakti zamaninda pazardan kadinlarin muz (evet bildigimiz meyve olan muz) almasini yasaklayan mollalari bile vardi.
saniyorum kabil'i de almislardir ki, bu resmen ulkeyi ele gecirdiklerinin gostergesidir. cumhurbaskanlarinin da ulkeyi terkettigi soyleniyor ne derece dogrudur bilmiyorum. bu kadar kisa surede ulkeyi ele gecirmeleri aslinda askeri guclerinin gostergesi degil. girdikleri bircok sehir zaten terki diyar eylemis, savunmasiz kalmis durumda. gozunu dayadiklari alana ayak basmalari su an yetiyor.
sozde dunyanin en iyi askeri gucune sahip abd ve nato birligi bu orgutu nasil cokertemedi orasi muamma. belki de cokertmek istenilmedi kim bilir? hicbir hava savunma araci olmayan taliban'a duzenlenecek havadan operasyonlarla yerle bir edebilecekken, abd bunu yapmadi, yapmaktan yana olmadi. gerci bati hicbir zaman afganistan'in taliban sorunuyla ilgilenmedi aslinda. orgut vakti zamaninda sovyetleri dagitmak icin yetistirilmis bir canavardi. afganistan'da bulunma amaci da en basindan rusya'ya karsi orta dogu'da saglanacak ustunluktu. taliban'i yok etmeyerek rusya ve cin butunlugune karsi bir nevi orta dogu'da bir miktar ustunluk saglanma amaci guduldu hepsi bundan ibaret. yani kimsenin afgan halkini taliban zulmunden kurtarma, hatta ve hatta 11 eylul saldirilarinin intikamini alma gibi bir dava edindigi falan yok-tu... su ana donelim; su an aslinda afganistan'da sadece taliban ulkeyi ele gecirmiyor. dunya devleri yerlerini ve cephelerini bir bir ayiriyor.
gundemden takip ettigim kadariyla pakistan ve cin taliban'la gorusmeler icerisinde yani aralari iyi. iran keza aradaki mezhep zitligina ragmen, taliban'in ulkeyi ele gecirmesine oldukca olumlu bakiyor. rusya'da amerika'nin bolgeden cekilmesiyle daha rahat edecegi icin taliban'in varligindan memnun. pakistan'la sinirlarda sorun yasayan hindistan'da amerika eksenli bir politika icerisinde. tum bu kaosun icerisine israrla birde turkiye cekilmeye calisilmakta* bu noktada bize dusen ise su kaotik ortamdan akillica bir politikayla olabildigince uzak durmak... yukaridakiler bunu nasil saglar bilmiyorum, taliban'in ve afgan halkinin bizim sorunumuz olmadigini umarim anlarlar. yoksa durum fena, hem de cok fena...
musluman bir teror orgutu gibi gorenebilirler fakat muslumanlikla pek alakalari yoktur (zaten var olan hicbir sozde musluman teror orgutunun dinle diyanetle isleri yoktur, en buyuk zararlari iclerinde bulunduklari musluman halkadir. neyse bu baska bir konu)... tum gelirlerini uyusturucu ve silah kacakciligiyla elde ederler. kadinlara karsi ayri garezleri vardir. ulkede tesetturu ve peceyi zorunlu kilmislardir, kadinin universite okumasi yasaktir, calismasi yasaktir, disariya erkeksiz cikmasi bile yasaktir. vakti zamaninda pazardan kadinlarin muz (evet bildigimiz meyve olan muz) almasini yasaklayan mollalari bile vardi.
saniyorum kabil'i de almislardir ki, bu resmen ulkeyi ele gecirdiklerinin gostergesidir. cumhurbaskanlarinin da ulkeyi terkettigi soyleniyor ne derece dogrudur bilmiyorum. bu kadar kisa surede ulkeyi ele gecirmeleri aslinda askeri guclerinin gostergesi degil. girdikleri bircok sehir zaten terki diyar eylemis, savunmasiz kalmis durumda. gozunu dayadiklari alana ayak basmalari su an yetiyor.
sozde dunyanin en iyi askeri gucune sahip abd ve nato birligi bu orgutu nasil cokertemedi orasi muamma. belki de cokertmek istenilmedi kim bilir? hicbir hava savunma araci olmayan taliban'a duzenlenecek havadan operasyonlarla yerle bir edebilecekken, abd bunu yapmadi, yapmaktan yana olmadi. gerci bati hicbir zaman afganistan'in taliban sorunuyla ilgilenmedi aslinda. orgut vakti zamaninda sovyetleri dagitmak icin yetistirilmis bir canavardi. afganistan'da bulunma amaci da en basindan rusya'ya karsi orta dogu'da saglanacak ustunluktu. taliban'i yok etmeyerek rusya ve cin butunlugune karsi bir nevi orta dogu'da bir miktar ustunluk saglanma amaci guduldu hepsi bundan ibaret. yani kimsenin afgan halkini taliban zulmunden kurtarma, hatta ve hatta 11 eylul saldirilarinin intikamini alma gibi bir dava edindigi falan yok-tu... su ana donelim; su an aslinda afganistan'da sadece taliban ulkeyi ele gecirmiyor. dunya devleri yerlerini ve cephelerini bir bir ayiriyor.
gundemden takip ettigim kadariyla pakistan ve cin taliban'la gorusmeler icerisinde yani aralari iyi. iran keza aradaki mezhep zitligina ragmen, taliban'in ulkeyi ele gecirmesine oldukca olumlu bakiyor. rusya'da amerika'nin bolgeden cekilmesiyle daha rahat edecegi icin taliban'in varligindan memnun. pakistan'la sinirlarda sorun yasayan hindistan'da amerika eksenli bir politika icerisinde. tum bu kaosun icerisine israrla birde turkiye cekilmeye calisilmakta* bu noktada bize dusen ise su kaotik ortamdan akillica bir politikayla olabildigince uzak durmak... yukaridakiler bunu nasil saglar bilmiyorum, taliban'in ve afgan halkinin bizim sorunumuz olmadigini umarim anlarlar. yoksa durum fena, hem de cok fena...
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
gecelerin yazarlarıdır. bu saatte sözlükte olanlara selam olsundur.
devamını gör...
kadınların porno izlememesi
olmayan durum. izlediğini kabul eden pek çok kadın da var eğer konusu açılırsa.
kabul etmiyorsa da muhtemelen karşıdaki kişinin bir hödük olduğunu düşündüğünden, toplumsal baskılardan ya da bilmem neye bak porno da izliyormuş tabiri vurulmasından çekindiğindendir. maalesef ki.
edit: hayır efendim öyle filmler erkeklere özel algısı yaratmaya çalışmıyorlar, erkeklerin porno izleyen kız bilmem nedir yaftasından kurtulmaya çalışıyorlar.
kabul etmiyorsa da muhtemelen karşıdaki kişinin bir hödük olduğunu düşündüğünden, toplumsal baskılardan ya da bilmem neye bak porno da izliyormuş tabiri vurulmasından çekindiğindendir. maalesef ki.
edit: hayır efendim öyle filmler erkeklere özel algısı yaratmaya çalışmıyorlar, erkeklerin porno izleyen kız bilmem nedir yaftasından kurtulmaya çalışıyorlar.
devamını gör...
30 yaşından sonra insanın zevklerinin değişmesi
okuduğunuz kitap türünden, arkadaşlarınızdan yediğiniz yemeğe kadar değişkenlik gösterebilen durumdur. yaş aldıkça insanın bakış açısı, damak tadı, tahammül seviyesi de değişiyor.
devamını gör...
küçük iskender
tam unuttum derken.bir şey olur..
bir şarkı çalar.biri o'nun gibi güler.
biri parfümünü sıkıp o'nun gibi kokar.
insanın tüm unuttuğu boşa gider.*
bir şarkı çalar.biri o'nun gibi güler.
biri parfümünü sıkıp o'nun gibi kokar.
insanın tüm unuttuğu boşa gider.*
devamını gör...
yazarların yaşamak isteyeceği kitaplar
aşk ve gurur
beyaz geceler
beyaz geceler
devamını gör...
şahan gökbakar'ın türk komedi filmlerin mihenk taşı olması
hristiyanismail sandım hiç sevmiyorum böyle ters köşeleri..
devamını gör...
lilium (yazar)
69 takipçiye ulaşmış yazar. böyle kalsın bence.
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
3.
küçük kız annesinin elinden sıyrılıvermişti hızla. uçup giden balonunun arkasından küçük bacaklarının el verdiği son hızla koşuyor bir yandan da 'balon, balon...' diyerek bir feryat koparıyordu. sahilin arnavut kaldırımlarından yola fırlamısına ise çok az bir zaman kalmıştı. ilk anda ne olduğunu anlayamayan kadın ise koşmaya başlamıştı ama içimden asla yetişemeyecek diye geçirdim. zaman donmaya başlar ya bir an, bende hızlanıyordu. ne olduğunu bile anlamadan banktan hızlıca kalkıp küçük kızı kolundan tutup sertçe kucağıma aldım panikle. o esnada yanımızdan hızla bir araba geçti. zaten bu yolda insanlar neden bilmem hız düşürüp denizi selamlamak yerine bir telaş gaza basa basa geçer. hep yakalamak zorunda oldukları, o bir başka ana yetişmeye çalışırlardı.
kadın yanıma geldi. çocuğunu bağrına bastığı an ağlamaya başladı. bir yandan içini çeke çeke ağlıyor bir yandan da bana bakıyordu. çantamdan su çıkardım, verdim. çocuğunu asla bırakmadan bir dikişte içti. 'iyi misiniz?' soruma, 'kusura bakmayın çok korktum, çok...' yanıtını verdi. hala daha kesik kesik nefesler alıyor, arada bir iç çekip sakinleşmeye çalışıyordu. birkaç dakika sonra kendine geldi, teşekkür etti, ben de biraz önce kalktığım banka bırakıverdim kendimi.
hiç kimse benim için bu kadar korkmamıştı sanırım bu hayatta. ya da bir anne şefkati ile sarmalanmamıştım hiç. üşüdüğümde yorganlara sarılmış, korktuğumda yine onların altına gizlenmiştim. peşinden koştuğum bir balonum bile olmamıştı. balon almasını isteyeceğim, bunu istiyorum diye şımaracağım biri de. daha küçücük bir veletken bile koca bir adam olmak zorundaydım. çünkü yalnızsanız; ağlayacak omzunuz, teselli edeniniz yoksa ağlamak bile anlamsızdı. alamayacağınız oyuncakları, oynayamayacağınız oyunları da düşünmek küçük kalbinizi acıtmaktan başka bir işe yaramıyordu. bu yüzden koca bir adama dönüşüyor, mızmızlanmamayı çok çabuk öğreniyordunuz.
öğrendim ben de. hayatta kalmak için masum yanımı gömdüm derinlere; mücadeleci, küçük bir adama dönüştüm. ve sevilme isteğimi karşılayamayacak da olsa ortamlarda en neşeli, en eğlenceli kişi oldum ki insanlar biriktireyim hayatta. ve çalıştım, çok çalıştım. çünkü biliyordum ki büyüdüğümde de elimden tutacak kimsem olmayacaktı.
benimle yola çıkan birçok insan dağıldı gitti hayat karşısında. kimi kayboldu, kimi mücadeleyi bıraktı, kiminden haber alamaz olduk. geriye bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az insan kaldı o eskinin küçük, bugünün koca adamlarından.
boğazıma o bildik yumru oturdu yine. acının vücutta dirilme hali ya da vücudun acıya direnme hali. hangisi, bilmiyorum. ama ne zaman geçmişi düşünsem ne zaman canım yansa yüreğim küçük bir çocuğunkine dönüşür, boğazımda bu his belirir.
"ahhh be anne!.. bir çocuğun yükünü taşımadı da mı kalbin ben hep böyle yalnız, ben hep eksik kaldım?"
küçük kız annesinin elinden sıyrılıvermişti hızla. uçup giden balonunun arkasından küçük bacaklarının el verdiği son hızla koşuyor bir yandan da 'balon, balon...' diyerek bir feryat koparıyordu. sahilin arnavut kaldırımlarından yola fırlamısına ise çok az bir zaman kalmıştı. ilk anda ne olduğunu anlayamayan kadın ise koşmaya başlamıştı ama içimden asla yetişemeyecek diye geçirdim. zaman donmaya başlar ya bir an, bende hızlanıyordu. ne olduğunu bile anlamadan banktan hızlıca kalkıp küçük kızı kolundan tutup sertçe kucağıma aldım panikle. o esnada yanımızdan hızla bir araba geçti. zaten bu yolda insanlar neden bilmem hız düşürüp denizi selamlamak yerine bir telaş gaza basa basa geçer. hep yakalamak zorunda oldukları, o bir başka ana yetişmeye çalışırlardı.
kadın yanıma geldi. çocuğunu bağrına bastığı an ağlamaya başladı. bir yandan içini çeke çeke ağlıyor bir yandan da bana bakıyordu. çantamdan su çıkardım, verdim. çocuğunu asla bırakmadan bir dikişte içti. 'iyi misiniz?' soruma, 'kusura bakmayın çok korktum, çok...' yanıtını verdi. hala daha kesik kesik nefesler alıyor, arada bir iç çekip sakinleşmeye çalışıyordu. birkaç dakika sonra kendine geldi, teşekkür etti, ben de biraz önce kalktığım banka bırakıverdim kendimi.
hiç kimse benim için bu kadar korkmamıştı sanırım bu hayatta. ya da bir anne şefkati ile sarmalanmamıştım hiç. üşüdüğümde yorganlara sarılmış, korktuğumda yine onların altına gizlenmiştim. peşinden koştuğum bir balonum bile olmamıştı. balon almasını isteyeceğim, bunu istiyorum diye şımaracağım biri de. daha küçücük bir veletken bile koca bir adam olmak zorundaydım. çünkü yalnızsanız; ağlayacak omzunuz, teselli edeniniz yoksa ağlamak bile anlamsızdı. alamayacağınız oyuncakları, oynayamayacağınız oyunları da düşünmek küçük kalbinizi acıtmaktan başka bir işe yaramıyordu. bu yüzden koca bir adama dönüşüyor, mızmızlanmamayı çok çabuk öğreniyordunuz.
öğrendim ben de. hayatta kalmak için masum yanımı gömdüm derinlere; mücadeleci, küçük bir adama dönüştüm. ve sevilme isteğimi karşılayamayacak da olsa ortamlarda en neşeli, en eğlenceli kişi oldum ki insanlar biriktireyim hayatta. ve çalıştım, çok çalıştım. çünkü biliyordum ki büyüdüğümde de elimden tutacak kimsem olmayacaktı.
benimle yola çıkan birçok insan dağıldı gitti hayat karşısında. kimi kayboldu, kimi mücadeleyi bıraktı, kiminden haber alamaz olduk. geriye bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az insan kaldı o eskinin küçük, bugünün koca adamlarından.
boğazıma o bildik yumru oturdu yine. acının vücutta dirilme hali ya da vücudun acıya direnme hali. hangisi, bilmiyorum. ama ne zaman geçmişi düşünsem ne zaman canım yansa yüreğim küçük bir çocuğunkine dönüşür, boğazımda bu his belirir.
"ahhh be anne!.. bir çocuğun yükünü taşımadı da mı kalbin ben hep böyle yalnız, ben hep eksik kaldım?"
devamını gör...
lucifer (yazar)
nereye gidersek gidelim mod yazar ilişkisinin aynı olduğunu gözler önüne seren yazar. şu kanka sevdasından vazgeçemiyor kimse maalesef, entry sildirmek nedir allah aşkına.
devamını gör...
yazarların yaşadığı komik olaylar
gıda sektöründe faaliyet gösteriyorum. turistik bir belde de bir restoran açma planımız var.
sarı siteye girilir, ilanlar tek tek kontrol edilir.en sonunda uygun bir ilan bulunur.
ilan sahibiyle iletişime geçtim biraz yaşlıca biri, restoran , gazino ve pansiyonu aynı anda kiraya verecek kira da uygun sayılır. ruhsat problemi var mı? v.s bir çok bilgi alınır ve yola çıkılır.
yüzlerce km yol yaptıktan sonra tarif edilen yere gittim, bahsedilen hiç bir şey yok, neyse biz amcayı bulduk
- amca bahsettiğin yer neresi
* burası oğlum
-amca orada bir taş var
* heh orası gazino
- restoran,pansiyon nerede
* (yıkık bir dam gösterip) burası , şuraya uzanıp yatarsın şurada duş alırsın, ben de çatıya taşınırım(çatı yok)
beynin 15 dk lığına kendini kapadı.
amca bize bir şiir okudu.1992 yılında basılmış kendi şiir kitabını imzalayıp verdi.
şizofren bir amcamız bizi dumura uğratıp yüzlerce km yol yaptırdı.
işin garibi o kadar ciddi anlatıyorki telefonda anlamak imkansız.
her işte bir hayır varmış diyip geri döndük, şiir kitabını da okudum.yaklaşık 30 yılda yazmış.
sarı siteye girilir, ilanlar tek tek kontrol edilir.en sonunda uygun bir ilan bulunur.
ilan sahibiyle iletişime geçtim biraz yaşlıca biri, restoran , gazino ve pansiyonu aynı anda kiraya verecek kira da uygun sayılır. ruhsat problemi var mı? v.s bir çok bilgi alınır ve yola çıkılır.
yüzlerce km yol yaptıktan sonra tarif edilen yere gittim, bahsedilen hiç bir şey yok, neyse biz amcayı bulduk
- amca bahsettiğin yer neresi
* burası oğlum
-amca orada bir taş var
* heh orası gazino
- restoran,pansiyon nerede
* (yıkık bir dam gösterip) burası , şuraya uzanıp yatarsın şurada duş alırsın, ben de çatıya taşınırım(çatı yok)
beynin 15 dk lığına kendini kapadı.
amca bize bir şiir okudu.1992 yılında basılmış kendi şiir kitabını imzalayıp verdi.
şizofren bir amcamız bizi dumura uğratıp yüzlerce km yol yaptırdı.
işin garibi o kadar ciddi anlatıyorki telefonda anlamak imkansız.
her işte bir hayır varmış diyip geri döndük, şiir kitabını da okudum.yaklaşık 30 yılda yazmış.
devamını gör...


