ben bir ara renk uyumuna göre dizmiştim, güzel duruyor. denenebilir.
devamını gör...

güller diyarı. süleyman demirel’in memleketi.
devamını gör...

heimdall'ın en enteresan özelliklerinden birisi, dokuz tane annesinin olmasıdır. biz ''yedi kocalı hürmüz''e alışığız ama iş annenin dokuz tane olmasına gelince, kilitlenip kalıyor insan. tabi biz gariban ölümlülerle tanrılar dünyası arasında o kadar fark olsun değil mi?

heimdall'ın dokuz annesi kardeş bu arada. deniz devi aegir'in kızlarının dokuzu da, heimdall'ın annesi olur. bu sebeple ben anne sevgisi görmeden büyüdüm diyebilmesi ve ortalığı velveleye vermesi asla ve kat'a mümkün değildir.

yukarıdaki tanımda belirtildiği üzere gökkuşağı köprüsünün tepesinde yaşar. ikamet adresi ise himinbjörg olarak nüfus kayıt sistemine işlenmiştir.

bu arada gökkuşağı köprüsü yani bifrost'la ilgili şunları söylemek lazım; bu köprü tanrıların, ölümlülerin dünyasına yolculuk yapabilmesini mümkün kılar. bir nevi tanrı otobanı gibi bir şey. ancak ragnarok geldiğinde, devlerin bu köprüyü kullanarak, asgaard'a saldıracağına inanılır. devler bu köprüyü kullanacağına göre, en az dört şeritlidir diye düşünmeden edemiyor insan.*

heimdall'ın en büyük düşmanı, çoğu kardeşinin başını yakmış olan loki'dir. heimdall'ın, gjallarhorn'u üflemesini müteakip, ikilinin birbirine gireceği ve birbirlerini öldüreceklerine inanılır.

eski iskandinav metinlerinde, heimdall'ın ''insanların babası'' ya da ''insanlığın babası'' gibi isimlerle anıldığını da, not düşelim.
devamını gör...

“ey canımın güftesi, eylülün ikinci haftasıydı o sıra
bana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra

hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık
bir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra

bir kıyı ikindisiyle bir elma öyle kendiliğinden
büyürler bir öfkenin ya da bir dağın yanısıra

bir kıyının beslerliği bir elmadan ayrılmaz gibi ama
elma soğuk bir kış akşamında bile yenir ısıra ısıra

bir öfkeyi diriler durmadan elma, ovadan gelir
elbet küfelerle sandıklarla hüzünlerle ardısıra

ey geçmişten gelen konuk, sonsuz düğmelerimi tut
yerlerini yadırgayan sonsuz iliklerin adına

ey canımın güftesi, denize hiç bakmadık, hatırla
tek pencereli bir odada elma yedik ısıra ısıra

elmanın topraktan süzdüğü, gemilerin denizlerde gezdiği
bir tatildi, bir geçiştirmeydi, yalnızlıktı bir kusura

neydi, ne doğruydu, nerden vardık yakışmıyor konuşmak bize
öyle barışlar okuyup yalnızlığı yaşamak kara kara

ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın
bizim babalarımız neden ölürlerdi hatırla sıra sıra

bu söylediğim iyi bir şarkıdır elle bile hatırlanır
yani şu, ateş ve deniz buluşurlar bir limanda arasıra

yani şu, elma yenir ve balık durmaz kaçar
ama yenilmezler artık buluştukları sıra.”

turgut uyar şiiri.
devamını gör...

(bkz: geometri bilmeyen giremez)
devamını gör...

beyinde 3. ventrikülün bir tarafından diğerine uzanmış bir şekilde yerleşmiş duyu bilgisi duygu uyandırma ve karmaşık reflekslerin iletilmesini sağlayan organdir.
devamını gör...

miktarı normal bir kanamadan daha fazla, süresi uzun ancak düzenli olan adet kanamasına denir.
devamını gör...

pasaport soran yok, vize soran yok, ama 30 milyon km² afrika kıtasında, sadece demokratik kongo cumhuriyeti'nde yaşıyorlar. bizim soy kütüğünde hep aynı köyde yaşayan dedeler gibi başka yere gitmemişler.
devamını gör...

t:hakkında en çok sansaysonun döndüğü ama tam olarak kimsenin birşey bilmediği şehir.
öncelikle trabzonun tarihi antik çağa uzanır. caesarlı eusebius adlı tarihçiye göre şehrin kuruluş tarihini mö 756 olmakla birlikte bu iddia trabzon'u istanbul, roma hatta, genel kanıya göre trabzon ve diğer doğu karadeniz kolonizasyonunu gerçekleştiren sinop'tan daha eski bir kent yapmaktadır. bu durum gerçekse sinoplular var olan bir kenti mö 630 tarihinden sonra yeniden kolonize etmiş olmalıdırlar.anabasis'te geçen "pontos euksenios kıyısındaki bu şehir sinope'nin lazların ataları olan kolhis ülkesindeki kolonisidir" ifadesi daha sonra arrian ve peripleus tarafından da onaylanmıştır.

bugünkü trabzon insanları kıpçak türkleri, *yunan , ukrayna , kafkas ve pontusluların kırmasıdır.

kanuni sultan süleyman trabzonludur.

batıda rönesansın başlamsını sağlayan bessarion adlı üniversite hocası trabzonludur.

ipek yolunun bir kısmının trabzon limanına uğruyor olması trabzonun tarih boyunca hep anadoludaki en önemli ve en zengin bölgelerinden yaptı.


isminin yunan mitolojisinde lycaon'un oğlu trapezeus'un arkadya'daki adaşına ismini verdiği bilindiğinden, karadenizdeki trabzon'un da bu mitolojik kahramandan adını aldığı ve kent adının yunan toponomi geleneğinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

evliya çelebi'nin, 2500 yıllık geçmişi olan bu ismi 17. yüzyılda türkçe halk etimolojisi kaynaklı ”tuğra-bozan“ yakıştırması ile açıklamaya çalışmış olması da kimi çevrelerce ciddiye alınmıştır.

trabzon şehrinden ilk defa mö 400 yılında şehri gören atinalı xenophon tarafından bahsedilmiştir. merkezinde yunanların çevre köylerinde bugünkü lazların ataları olan kolhislilerin ve yaşadığı trabzon, antik çağ ve sonrasında zigana geçidi üzerinden ermenistan ve euphrates civarında üretilen ticari malların takas edildiği ticaret merkezi ve dış ülkelere satıldığı bir ihraç limanı özelliğindeydi. pontus imparatoru mithridates'in roma imparatorluğu ile giriştiği bir dizi savaşı kaybetmesinin ardından anadolu topraklarının yanı sıra trabzon da roma hakimiyetine girmiştir.

trabzon imparatorluğu
bir dönem bizans imparatorluğunu da yönetmiş olan komninos hanedanı'ndan aleksios latin işgali nedeniyle trabzon'a gelerek teyzesi gürcü kraliçesi tamar'nın da desteğiyle kendini roma imparatoru ilan etmişse de batı özellikle vatikan trabzon imparatorunu küçümseyerek "laz hükümdarı" olarak tanımlamıştır. trabzon imparatorları başlangıçta diğer bizans (doğu roma) imparatorları gibi çift başlı (aetos) figürünü sembol olarak kullanmışlarsa da latin işgalinin sona ermesi ve konstantinopolis'te yeniden yasal yönetimin iktidarı ele geçirmesiyle, bir çatışmaya sebebiyet vermemek için bugün trabzon ayasofya müzesinin giriş kapısının üzerinde rölyefi bulunan tek başlı kartal sembolü tercih etmişlerdir. cenevizliler ile venedikliler, moğollar ile osmanlılar hatta çeşitli türkmen (akkoyunlu kabile federasyonuna mensup) klanları ile denge politikası sürdürerek, varlığını sürdürebilen bu zengin liman kenti, istanbul'un fethinden sekiz yıl sonra 1461 yılında fatih sultan mehmet tarafından karadeniz'deki çeşitli beylikler, italyan kolonileri ve kırım'la birlikte ele geçirilerek ipek yolunun stratejik anahtarının osmanlı hakimiyetine girmesi sağlanmıştır.

osmanlının anadoluda güçlenmesi
1300'lü yıllarda samsun'un kaybedilemsinin üzerine trabzon imparatoluğu vergiye bağladı. istnbulun fethi ile bizans resmen tarihin tozlu raflarında yerini almıştı. fatih sultan mehmed ise bizansın bir dirilmeyeceğinden emin olmak için trabzona öncü birlik göndermiştir.

akıllı politikalar ve doğru strateji izleyerek bölgede bağımsızlığını yüzyıllar boyunca koruyan trabzon imparatorluğu rusların trabzonu işgaline kadar osmanlı idaresinden çıkmayacaklar ve islamı kabul edecekler.

kurtuluş savaşı sırasında trabzon
erzurum kongresinin toplnaması sağlanılmış ayrıca bir sürü miting yapılarak halkı bağımsızlık için çalışmıştır.
ayrıca ordu için tarladaki lahanaların sökülüp patates ekilmiştir.

türkiye cumhuriyeti'nin 81 ilinden biri olan trabzon, doğu karadeniz bölgesi'nde yer almakta ve 4.685 km2lik yüz ölçümüyle ülke topraklarının %0,6'sını oluşturmaktadır. ilin cumhuriyet dönemindeki sınırları kültürel ve tarihsel bir düşünceyle değil tamamen idari yapı ve merkezlere uzaklıklar baz alınarak çizilmiştir.

önemli yerler
trabzon tiyatro binası
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

zagnos köprüsü
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


popüler kültürde trabzon
son çıkan call of duty black ops cold war'da sscb'nin trabzonu işgal etmeye çalışması ile ilgili bölüm vardır.

dünya'da trabzon ile ilgili eserler ve yorumlar
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
fransız ressam fabius brest'in "trabzondaki kervansaray" adlı eseri)
evliya çelebi trabzon için "bu şehre küçük istanbul denilse yeridir. irem bağları gibi süslü bir şehirdir burası".
devamını gör...

kürtaja bebeği taşıyan, büyütecek olan kadın karar verir. başka kimseye bu kararı vermek düşmez. haddinizi bilin biraz.
t:evlilik içi tecavüz kavramını halen idrak edemeyenlerin savunduğu düşünce.
devamını gör...

aslı: nădejde.

hayatımızda olan birine hiç şüphe etmeden güven duyup inanmak, varlığından güç almak anlamına gelen rumence sözcük.
devamını gör...

yeşil portakal!
devamını gör...

yeryüzündeki en yaygın bağımlılıklardan biridir.

kahve ve çay, ucuz ve rahat ulaşılabilirliği, üstüne legal oluşuyla bugün hemen herkesin hayatında. eşsiz kokusu, kıvamı ve çeşitli işlenme türleriyle bizi içine çeken, rahatlamamızı sağlayan içecekler bunlar. öyle ki sigarasını kahvesiz/çaysız içemeyen, bir fincan kahve olmadan güne başlayamayan milyonlarca insan var. her ne kadar bu örnekler size çok masum gelse de, yüzünüzü güldürse de bu çay ve kahve çılgınlığı, kafein bağımlılığını da beraberinde getiriyor.

sadece çay ve kahveden örnek vermiş olsam da meşrubat olarak içtiğimiz hemen her içecekte kafein bulunuyor (çikolatalı her şey, soğuk çay ve kola gibi çeşitli endüstriyel içecekler). öyle ki kafeinsiz diye satılan kahvelerin dahi bir fincanında 4 mg kadar kafein bulunduğu söyleniyor. bir bardak çayda 40-80 mg, bir fincan kahvede ise 70-100 mg kafein bulunduğu su götürmez bir gerçek (tabi ki çayın demliliği ve kahvenin sertliği, işleme biçimine göre kafein miktarları değişebilir).

kafein bağımlısı olduğumuzu nasıl anlarız?
bir gün içinde ortalama ne kadar kahve, çay ve endüstriyel içecek tükettiğinizi hesaplayabilirsiniz. günde ortalama 7-8 bardak çayla birlikte 2-3 fincan kahve içen hemen her insanda kafein bağımlılığı baş gösteriyor. ilk başlarda günde 300 mg ile temelleri atılır, daha sonraları bu miktar 700 mg'ın üstüne çıkar. kafein bağımlılarının günlük aldıkları kafein miktarı 700 mg civarlarında dolaşıyor.

bununla birlikte vücuduna yeterli miktarda kafein almayan bağımlılar, belli bir noktadan sonra uyku problemleri, halsizlik, konsantrasyon eksikliği, motivasyon düşüklüğü, düşünsel aktivitede yavaşlama ve asabiyet gibi belli başlı belirtiler gösteriyor.

günde 4-5 fincan kahve içen ve 10 bardak çayın altına düşmeyen bir bağımlı olarak tanımımı yazdım, kahve-sigara yapmaya gidiyorum... *
devamını gör...

euro almıştım, gerçekten hayatımda yaptığım en iyi şeymiş.
devamını gör...

olayları başka yere çekme ile alakası yoktur. bizzat sergiyi açan öğrenciler tarafından yapılmış ve twitterda gündem olduktan sonra yine aynı öğrenciler tarafından desteklenmiştir. demokrasi derdi oldukların söyleyenlerin bu şekilde demokratik eylemlerini insanların dini değerlerini aşağılayarak sergilemeleri komik oluyor. ayrıca söz konusu eylem açıkça tck 216’ya göre suçtur. cezalandırılmalarını temenni ediyorum
devamını gör...

başrolünde jim carrey'in olduğu eğlenceli film.
mimikleriyle kendine ait stili olan jim carrey bu filmde azıcık yaşlandığını yüzüyle gösteriyor ama hâlâ çok cool.
daha bir gün önce genel müdür olduğu büyük firmanın batması bir gün içinde batması ile işsiz kalan dick harper ve işinden istifa etmiş eşi jane harper'ın işsizlik sonrası yaptıkları küçükten büyüğe doğru soygunluklari işleyen film.
sonuncusunu soygunculuk denir mi bilinmez ama güzeldi.
filmde ara ara küçük kahkaha atacak komiklikler var.
jim carrey severler için zevkle izlenecek yaklaşık bir buçuk saat süren bir film.
keyifli seyirler.
devamını gör...


"o, kalabalıktan ürken ve kalabalığı kendilerinden iki üç asker kordonu uzak tutan diktatörlerin aksine, nefesine nefesi karışan kalabalıkta kuvvet bulurdu. bütün ömrünce halktan hiçbir tecavüz beklememiştir. shakespeare'in kralı, başvekilini tacını bırakıp vatandaş olmakla tehdit ettiği gibi, mustafa kemal de kızdıkça '-millete giderim.'derdi. mustafa kemal' in inkılap iradesinin kaynağı, halkın kendisine inanışıdır. " f. r. a.



atatürk'ü doğumundan ölümüne anlatan eserdir.
atatürk'ün anıları, falih rıfkı'nın anıları... yakın tarihe ışık olur, başka bir pencereden bakmanızı sağlar. ha biraz da yanlıdır. ancak kendisinin de dediği gibi o devri anlatırken kendi anladığını anlatmıştır. okumak gerek, bir yazarın gözünden bir lideri, yeni bir ülkenin kuruluşunu dinlemek gerek.



"ya ben kimim? ben haddini bilen bir yazın adamıyım.
...
kırk, bir olgunluk yaşıdır. daha genç olanları bırakınız, bu yaştakilere bile geçen devre ait hangi hatıramı anlatsam, şaştıklarını görüyorum. hemen hepsi:
-ne olur bunları yazsanız... diyor.

ben de onları yanıma alıp, 1881'den 1938'e doğru geçmişi dolaştırmak istiyorum. bu dolaşmada benim dinlediklerimi işitecekler, gördüklerimi seyredecekler. atatürk'ü ve onun devrini ben nasıl anladımsa öyle anlatmak istiyorum. basit de bir metodum var: fıkralar ve hatıralar içinde sindire sindire anlatmak! gerçi bu bir dağıtmadır. toplamayı okuyanlara bırakıyorum. " f. r. a.
devamını gör...

artık çıkmıyorum istiklale
sabah fatma hanım uyandırıyor.
helva, ekmek, çay bana onlar bakıyor.
odanın hali perişan, ben perişan kimse yok işime karışan.
devamını gör...

en iyisi düşünmekti. kaçmaktı. kendi içime kaçmak. fakat bir içim var mıydı? hatta ben var mıydım? ben dediğim şey bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.
saatleri ayarlama enstitüsü
devamını gör...

türkiyeyi düzeltecek adam ektedir. acil göreve çağrılmalıdır. ülkenin üzerine bi okusa üflese yeterli olur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim