çalışınca da sadece hayatta kalmaya yetecek para veriyor işverenler sağolsunlar, çünkü kendileri için hak gördükleri şeyler o kadar fazlaki, size verdikleri maaş, mesainiz için değil, kendi keyiflerine aldıkları paradan artan kısım, bütün bu çıkmazların esas sorumluları, varlıklarına, sahip olduklarına doymayan, çalıştırdıkları insanlara, hakettiğini vermeyenler yüzünden,

tabiiki kesinlikle haketmiyorsunuz, öncelikle elinizdeki kaynakları değerlendirmeniz gerekiyor, matematiksel olarak bu böyle maalesef, ailenizin yanında yaşama imkanınız varsa, bunu kullanın, gelirinizi arttırana kadar, maddi olarak avantajınız varken, kişisel becerilerinizin, eğitiminizin, yaptığınız işin sosyal medyadan tanıtımını yapabilirsiniz, aşağıdaki başlığa link bırakabilirsiniz, bol şans.

kafasozluk.com/b/destek-bek...

edit : insanların çalışınca, hayatını idame ettirmesini, barınmasını, karnını doyurmasını, sosyalleşmesini sağlayacak parayı, çalışmasının karşılığında beklemesi, zaten "hak"kıdır...
bunlar insani normal ihtiyaçlardır,
(ki buda, örnek vereyim, buradaki arkadaştan bağımsız, 1+1 evde biri salonda biri küçücük odada yaşayan iki kişinin evi ev, hayatı, hayat da değildir)
lüks de değildir...

siz istiyorsunuzki, gençler ne bulduysa şükretsin... birşey buldukları da yok çocukların, kendi evinde, kendi salonunda oturmasın, hiçbir şey istemesin, ideal genç profili bu olsa çok memnun olacaksınız...

bazılarımız sadece ahırdaki inekler gibi, yemini yiyip, çiftleşip uyumaya hakkı olduğunu zannediyor, bu kadarını "hak" ettiğini öğrenmiş, fazlasını da düşünmeye, istemeye, aklı da yetmemiş, düşünmeye bile cesareti yok gördüğüm kadarıyla...
arkadaşım lüks böyle bir şey değil..
bunlar zaten senin hakkın...
diycem ama, boşuna konuşucam,
ben yine de yazıyım da, beeelki kafası karışır.. inşallah birazcık da olsa karışır...
devamını gör...

masadan eksilen dostlara biri daha eklendi. yahu ne güzel sürünüyorduk beraber, hiç oldu mu bu?
devamını gör...

biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız,
âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden.
-selimî

“biz, ayrılık bahçesinin öyle yanık öten bülbülüyüz ki, sabah rüzgârı gül bahçemizden geçse, ateş kesilir.”
devamını gör...

1959 yılından bir mairi linta güzelliği, bir manolis hiotis bestesi. sözleri eftihia papagiannopoulou'ya ait. iki yıl sonra 1961'de aynı isimle çekilen dramatik bir filmin müziği olmuş yunanistan'da aynı zamanda. ilk yorumu yeterince güzel olan şarkı, trio kithara adlı grup tarafından aynı yıl daha caz türünde yeniden yorumlanarak amerika'da plaklara kaydedildi. günümüzde ise black sheep trio adlı müzik grubunun orijinalini unutturacak kadar güzel yorumladığı bir şarkı olarak yeniden kulaklarımızı şenlendirmekte.

mairi linta & manolis hiotis:

trio kithara yorumu:

black sheep trio:


sözlerinin türkçe tercümesi ise şöyle:

gözyaşımı al
gözyaşımı al
sana yoldaş olması için.
acımı al
acımı al
ve onu kalbine koy.

al ki hissedesin
aşkımın acısını
ve senin için nasıl
bir yıldır çile çektiğimi

al başımın dönüşünü
al başımın dönüşünü
beni deli eden
al bozulmuş sinirlerimi
al bozulmuş sinirlerimi
beni öldüren

al onları, sevdiğim
götür ve denize at
çünkü bulamıyorum
gece gündüz bir huzur

al dudaklarımı
al dudaklarımı
zehirlerin sızdığı
kalbimi al
kalbimi al
kurtların yiyip bitirdiği

ne yapayım şimdi
bu yaralı kalbimi
ve bir hayatı
amaçsızca işkence içindeki
devamını gör...

stefan zweig'ın intihar etmeden önce yazdığı son kitabı. her zweig kitabında olduğu gibi detaylı psikolojik çözümlemeler görüyoruz fakat bu sefer ele aldığı karakter psikolojisi oldukça yıpranmış, oldukça travmaya maruz kalmış birisi. dolayısıyla anlatması oldukça zor bir karakter. fakat zweig bu işin altından başarıyla kalkıyor. kitapta yer verilen bir diğer karakter ise bir satranç şampiyonu, kitapta da belirtildiği gibi entellektüel cahil kavramının vücut bulmuş hali. yazar cahilliğin içindeki deha olarak tanımlıyor karakteri ve bu karakter gibi normalde tek bir cümle dahi kuramayan insanların sırf tek bir alanda uzmanlaşmış oldukları için bir dünya paraya ve şöhrete sahip olmalarının eleştrisi yapılıyor. bu iki karakter haricinde detaylı işlenen bir karakter yok kitapta, öyle ki kitabın baş anlatıcı hakkında bile doğru düzgün bilgi verilmiyor. kısacık kitap zaten

doktor b nin yaşadıkları hariç, yapılan birkaç satranç maçından sonra hemen bitiveriyor kitap


kitap 2. dünya savaşı zamanlarında, nazi almanyası döneminde geçiyor. zweig o dönemde yaşananlara birebir şahit olmuş biri olarak dönemi başarıyla aktarıyor.


doktor b nin mahkumiyeti sırasında geçirdiği nöbetler ve onu o noktaya getiren durumlar oldukça başarılı bir şekilde anlatılıyor. bu anlatma süreci sırasında freud'un etkisi oldukça hissediliyor, zaten zweig de karakterlerini bir psikolog edasıyla ele aldığı için ben şahsen çok şaşırmadım.


benim şahsen beğendiğim bir kitap oldu, okumak isyenlere de rahatlıkla öneririm. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yeni bir insan daha tanımaya gücüm yok, yeni bir kitap okumak daha iyi fikir.yanılma şansımız olmaz en azından.

zülfü livaneli
serenad
devamını gör...

ilk olarak hayatla olan inatlaşma.
niye böyle oldu, neden bu benim başıma geldi gibi sorularla keşke öyle yapmasaydim ya da keşke şöyle yapsaydım gibi düşünceler azalmaya başlıyor. hayatla inatlaşmak yerine onun ritmine uymaya başladığınız anda her şey daha çekilebilir hale geliyor.

ikinci olarak kendine olan mesafen.
kişiden kişiye değişmekle birlikte yaş aldıkça kendinizi daha çok sevmeye başlıyorsunuz. özellikle ergenlik döneminde sadece sorunlarınıza odaklanıp sürekli kötü yönlerini görmeye meyilli oluyor insan. sivri yönlerini torpuleyip kendini topluma kabul ettirme çabasına giriyor. yaş aldıkça aslında herkesin kusurları olduğunu fark ediyorsunuz. daha kötüsü kusurlarının farkında bile olmadıklarını..
devamını gör...

aile evindeyseniz eğer, kendinize ait bir oda olmasıdır. yalnız yaşıyorsanız da, az eşyalı ve tamamen açık, canlı renklerle döşenmiş bir ev. rengarenk de olabilir.* ve kesinlikle bir evcil hayvan. uyurken yanınıza gelmesi bile yeter.
devamını gör...

dünya haritası bitene kadar açın bu başlıkları sayın yazarlar, ben senegalli kız vs. türk kızı diye arttırıyorum.
devamını gör...

bilgi birikimi dediğiniz şey eğer ezberlediğiniz bilgilerse ve bunu karşı tarafın üzerine kusarak aktarıyorsanız bolca karşılaşacağınız dışlanmadır.
bilgiden ziyade artık onu kullanabilmek, üzerine yorum katabilmek önemli. yoksa tüm bilgiler bir tık uzağımızda.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sokrates'in devlet anlayışını konu eden bir platon kitabı. her ne kadar ilgili kitapta geçen devlet anlayışının "evrensel" olduğu çoğunluk kitapseverler tarafından iddia edilse bile, bu gerçeği yansıtmıyor. örneğin kitapta geçen devlet anlayışını bugün uygulayabilmemiz için, 1000-2000 yıl öncesine dönmemiz lazım(yani teknoloji ve diğer bazı unsurların yok olması lazım). yani sokrates kendi döneminin aklıyla bir devlet anlayışı ortaya koymuş durumda. bu yüzden her ne kadar kitabı okumuş olsam bile, ilgimi pek çeken kitap değildi. çünkü kitapta anlatılanların * çoğunluğunun bugün uygulanamayacağını biliyordum. zaten bunu bekliyordum, sokrates'in günümüze dahi ışık tutabilecek bir anlayış sunması için, kendi döneminde 1000-2000 yıl sonraki insanlar kadar ileri görüşlü olması lazım. sokrates çok zeki bir adam, fakat bu kadar da ileri görüşlü olduğunu söylemek aşırıya kaçar. velev ki, sokrates'in devlet anlayışı günümüzdeki devletlere bile ilham verecek denli "ileri görüşlü bir anlayış" olsaydı bile, bu devlet anlayışını hiç kimse uygulamayacaktı. çünkü platon bu anlayışı daha kendi döneminde uygulamaya çalışmış, ama başarılı olamamıştır. bu yüzden aslında kitap, muhtevası açısından, ne kendi dönemine ne de bizim döneme ışık tutmuyor. gelen övgülere bakarak, bu kitabın açıkça abartıldığını söylemek mümkün.
devamını gör...

ağrıya karşı duyarlılığın artması durumudur. hiperaljezide ağrı algılanmasında artış görülür.

primer veya sekonder olarak ayrılabilir. primer hiperaljezide, ağrı algılayan reseptörlerin hassasiyeti artmıştır. sekonder hiperaljezide ise omurilikte ağrı iletimi yapan nöronların aktivasyon eşiğinde düşme meydana gelmiştir.
devamını gör...

yahu herkesin kafasında var bir düşünce yaşam tarzı, her genç aynı değil ki dediğim durum. seksi bile mart ayındaki kediler gibi genelliyorsunuz. isteyen istediğini canı istediğinde yapsın, resmen bu bile toplumda mahalle baskısı halinde, feridun abinin seks hikayeleri hep bundan. (bkz: swh) ha tecrübeli bir abiniz olarak söyleyeyim o kadar putlaştırılacak bir eylem değil kendisi.
devamını gör...

yıkıcı olduğunda değil ama yapıcı eleştirilere can kurban dediğim durum.
devamını gör...

pardon ama siz buna mi erkek dediniz.

balık burçları genelde bencil burçlardır bakmayin gozlerinden yaş eksik olmamasına! aglama konularina bakarsaniz istedikleri olmadiginda aglarlar ki bunlar hep kişisel isteklerdir. (3 yaşindaki cocuk gibi) ve her balik burcunda kendini zeki demeyelim ama uyanik sanmak gibi bir gaflet mevcuttur ve bu uyanikligi yapmaya calisirken yakalanirlar ama digerleri bu burcun insanlarini utandirmamak adina bir sey soylemez, bunlarda kendini uyanik sanmaya devam eder.
*
devamını gör...

tam kapanma olsa gam yemeyeceğim ihtimaldir... tam kapanamıyoruzdur bi türlü.
devamını gör...

insan küfür etmeden de bir şeyler anlatabilmeli diyerek giriş yaptım,hadi bakalım.
devamını gör...

''hadis var hadis hadis'' diyor ama hangi hadis bi' söylesinde bilelim. “allah’ın kulları olan kadınların camilere gitmelerine engel olmayınız” (müslim salat 140) diyor hadis. cahil cesareti böyle bir şey demek ki.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim