erol simavi
sedat simavi'nin küçük oğlu ve veliahtı.
1953'te babalarının vefatı üzerine abisi haldun simavi ile beraber hürriyet gazetesinin başına geçen erol simavi, bu esnada 23 yaşında bir ışık lisesi mezunudur. 1960'larda abisinin hisselerini alarak günaydın gazetesini çıkarması üzerine erol simavi ileriki yıllarda gazetenin tek patronu haline gelecektir.
hürriyet, uzun yıllar orduya en yakın gazeteydi. bunun da etkisiyle mi bilmem ama erol simavi bıyığını balta kesmez bir patrondu. başbakanlık yemeğinde, o günlerde medyada hızla büyüyerek anap merkez medyasını oluşturmaya çalışan asil nadir'le "gel hürriyet'i de sana satarım, turgut bey'e de aracılığı için avanta veririz" diye dalga geçmişliği vardır. keza özal suikastında da adının geçtiği, özal'ın da bunu bildiği ama simavi'nin gücünden çekinerek ona dokunmadığı iddia edilirdi. bir başka hakkında sıkça anlatılan rivayet de ibrahim tatlıses'e fiil-i livata ettirip fotoğraflarını çekerek ona şantaj yaptığı... belki bunlar rivayet, ama piyasanın en çapkın adamı olduğu, elinden ne nükhet duru'nun ne de gönül yazar'ın kurtulduğu bir gerçek. keza gazinocular kralı fahrettin aslan ile ilişkileri (fahri bey'in oğlu sacit aslan'ım yeni kitabında da gündeme geldi) ve masonluğu da öyle. gazetenin 40. kuruluş yıldönümü vesilesiyle emin çölaşan'a verdiği röportajda kendisi kabul etmiş hem de.
90'ların başında oğlunun ölümüyle hayata küsen ve kendini emekli ederek monaco prensliğine taşınan simavi, hürriyet'i yabancı bir medya grubuna (maxvell) satmak isterken son anda bu işe taş konmuş, daha sonra da gazeteyi aydın doğan'a satmıştı. (burayı sabahattin önkibar aktarır, hatta önkibar'ın o dönem konuştuğu bir general "evet hürriyet'i gavura bırakamazdık" diye taş koyanın kimler geldi olduğunu itiraf etmiş). 2015'te ölen erol bey'i eski çalışanları her daim sitayişle anar. örneğin emin çölaşan, kendisini sendikaya izin veren, toplu sözleşmeye harfiyen uyan, ayrıca tüm baskıyı göğüsleyen ve "şu haberi geçme, şu yazıyı yazma" demeyen bir patron olarak betimler (kovulduk ey halkım unutma bizi kitabında). göcek'teki domuz adası'nın da sahibidir ayrıca, ada kendisinden sonra eşi belma simavi'ye kalmıştır.
1953'te babalarının vefatı üzerine abisi haldun simavi ile beraber hürriyet gazetesinin başına geçen erol simavi, bu esnada 23 yaşında bir ışık lisesi mezunudur. 1960'larda abisinin hisselerini alarak günaydın gazetesini çıkarması üzerine erol simavi ileriki yıllarda gazetenin tek patronu haline gelecektir.
hürriyet, uzun yıllar orduya en yakın gazeteydi. bunun da etkisiyle mi bilmem ama erol simavi bıyığını balta kesmez bir patrondu. başbakanlık yemeğinde, o günlerde medyada hızla büyüyerek anap merkez medyasını oluşturmaya çalışan asil nadir'le "gel hürriyet'i de sana satarım, turgut bey'e de aracılığı için avanta veririz" diye dalga geçmişliği vardır. keza özal suikastında da adının geçtiği, özal'ın da bunu bildiği ama simavi'nin gücünden çekinerek ona dokunmadığı iddia edilirdi. bir başka hakkında sıkça anlatılan rivayet de ibrahim tatlıses'e fiil-i livata ettirip fotoğraflarını çekerek ona şantaj yaptığı... belki bunlar rivayet, ama piyasanın en çapkın adamı olduğu, elinden ne nükhet duru'nun ne de gönül yazar'ın kurtulduğu bir gerçek. keza gazinocular kralı fahrettin aslan ile ilişkileri (fahri bey'in oğlu sacit aslan'ım yeni kitabında da gündeme geldi) ve masonluğu da öyle. gazetenin 40. kuruluş yıldönümü vesilesiyle emin çölaşan'a verdiği röportajda kendisi kabul etmiş hem de.
90'ların başında oğlunun ölümüyle hayata küsen ve kendini emekli ederek monaco prensliğine taşınan simavi, hürriyet'i yabancı bir medya grubuna (maxvell) satmak isterken son anda bu işe taş konmuş, daha sonra da gazeteyi aydın doğan'a satmıştı. (burayı sabahattin önkibar aktarır, hatta önkibar'ın o dönem konuştuğu bir general "evet hürriyet'i gavura bırakamazdık" diye taş koyanın kimler geldi olduğunu itiraf etmiş). 2015'te ölen erol bey'i eski çalışanları her daim sitayişle anar. örneğin emin çölaşan, kendisini sendikaya izin veren, toplu sözleşmeye harfiyen uyan, ayrıca tüm baskıyı göğüsleyen ve "şu haberi geçme, şu yazıyı yazma" demeyen bir patron olarak betimler (kovulduk ey halkım unutma bizi kitabında). göcek'teki domuz adası'nın da sahibidir ayrıca, ada kendisinden sonra eşi belma simavi'ye kalmıştır.
devamını gör...
vejetaryen olmaya çalışanlara tavsiyeler
yaklaşık dört yıldır bu beslenme yöntemini benimsedim. besin değerleri konusu zaten araştırılarak bulunur. ben biraz yarattığı toplumsal sorunlar üzerinden tavsiye vermek isterim. toplumsal dediğim, arkadaş, aile, eş dost etkileşimleri. şimdiden söyleyeyim bunlar aşılması kolay problemlerdir. yeter ki siz bu kararı almanız konusunda kendinizi ikna edin. vejetaryenlik gerçekten kolaydır.
öncelikle aileniz gelenekçi ve farklı yaşam tercihlerine kapalı veya farklı tercihlerin varlığından habersiz bir aile ise ilk zorluk burada yaşanabilir. illa ki et yemelisin baskısı yapacaklarını düşünmeyin. bunu anlamlandıramayabilirler. hele ki aile ile yaşıyorsanız evde ne yemek yapılacağı konusu herkesi afallatabilir. bu nedenle, neden bu tercihi yaptığınızı anlayacakları dilden anlatmanız gerekir. tabi önce kendinize anlatmanız lazım.
ayrıca diğer aile bireylerine müdahale etmeye kalkışmayın. onların beslenme düzenlerini bozmamak adına emek verin. bir süre sonra ufak dokunuşlar ile sofrada ayrı menülerin olduğunu göreceksiniz. başta et yemediğinizden dolayı sizin için üzüleceklerdir ama zamanla alışacaklardır.
diğer bir konu ise yakın arkadaşlar ile olan ilişkiler. çok gariptir ki ben en büyük problemi burada yaşadım. arkadaş toplanmalarında bir oyunbozan gibi algılanabilirsiniz. sürekli benzer esprilere maruz kalabilirsiniz. mesela, “et girmeyen yere dert girer”. çok komik değil mi! standart sorularla da çok fazla haşır neşir olacaksınız. mesela, “balık da mı yemiyorsun”. şaşırtıcı bir soru! bunlara hazırlıklı olmakta fayda var. bir süre sonra sinir bozucu hale gelebilir. ben bu konuya saçma esprilere daha saçma espriler yaparak çözüm buldum.
bir başka tavsiyem, sizle gerçekten bu konu hakkında konuşmak istemeyen kişiler ile neden böyle beslendiğinizi konuşmayın. hatta sorulsa bile sizi anlamak istemeyen kişilerle konuşmayın. çünkü sık sık ne kadar saçma bir tercih yaptığınızı anlatmaya çalışacak kişilerle karşılaşacaksınız. bu kişiler çok fazladır. bunun nedenleri var ama şu an yazarak konuyu uzatmayacağım.
son olarak ise kendi tercihinizi başkalarına dikte etmeyin. unutmayın ki insanoğlu binlerce yıldır et tüketiyor. adeta demirden bir kültür. çabucak değişmesini hayal etmeyin. et tüketenlere bakış açınızda değişiklik olmasın. sadece kendiniz duyarlı insanmışsınız düşüncesine kapılmayın. unutmayın ki etik olarak daha uygun bulup, bu beslenme düzenine geçmeden önce siz de et tüketiyordunuz.
şunu söylemek istiyorum. benim için et lezzetli bir yiyecek. yediğim zamanlar bana haz verirdi. ama şu an düşüncelerime paralel bir eylem yapıyor olmanın verdiği hazzın yanında çok ufak bir haz.
öncelikle aileniz gelenekçi ve farklı yaşam tercihlerine kapalı veya farklı tercihlerin varlığından habersiz bir aile ise ilk zorluk burada yaşanabilir. illa ki et yemelisin baskısı yapacaklarını düşünmeyin. bunu anlamlandıramayabilirler. hele ki aile ile yaşıyorsanız evde ne yemek yapılacağı konusu herkesi afallatabilir. bu nedenle, neden bu tercihi yaptığınızı anlayacakları dilden anlatmanız gerekir. tabi önce kendinize anlatmanız lazım.
ayrıca diğer aile bireylerine müdahale etmeye kalkışmayın. onların beslenme düzenlerini bozmamak adına emek verin. bir süre sonra ufak dokunuşlar ile sofrada ayrı menülerin olduğunu göreceksiniz. başta et yemediğinizden dolayı sizin için üzüleceklerdir ama zamanla alışacaklardır.
diğer bir konu ise yakın arkadaşlar ile olan ilişkiler. çok gariptir ki ben en büyük problemi burada yaşadım. arkadaş toplanmalarında bir oyunbozan gibi algılanabilirsiniz. sürekli benzer esprilere maruz kalabilirsiniz. mesela, “et girmeyen yere dert girer”. çok komik değil mi! standart sorularla da çok fazla haşır neşir olacaksınız. mesela, “balık da mı yemiyorsun”. şaşırtıcı bir soru! bunlara hazırlıklı olmakta fayda var. bir süre sonra sinir bozucu hale gelebilir. ben bu konuya saçma esprilere daha saçma espriler yaparak çözüm buldum.
bir başka tavsiyem, sizle gerçekten bu konu hakkında konuşmak istemeyen kişiler ile neden böyle beslendiğinizi konuşmayın. hatta sorulsa bile sizi anlamak istemeyen kişilerle konuşmayın. çünkü sık sık ne kadar saçma bir tercih yaptığınızı anlatmaya çalışacak kişilerle karşılaşacaksınız. bu kişiler çok fazladır. bunun nedenleri var ama şu an yazarak konuyu uzatmayacağım.
son olarak ise kendi tercihinizi başkalarına dikte etmeyin. unutmayın ki insanoğlu binlerce yıldır et tüketiyor. adeta demirden bir kültür. çabucak değişmesini hayal etmeyin. et tüketenlere bakış açınızda değişiklik olmasın. sadece kendiniz duyarlı insanmışsınız düşüncesine kapılmayın. unutmayın ki etik olarak daha uygun bulup, bu beslenme düzenine geçmeden önce siz de et tüketiyordunuz.
şunu söylemek istiyorum. benim için et lezzetli bir yiyecek. yediğim zamanlar bana haz verirdi. ama şu an düşüncelerime paralel bir eylem yapıyor olmanın verdiği hazzın yanında çok ufak bir haz.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
odamı dip köşe temizleyerek motivasyon perilerimin gelmesini bekliyorum. bir nevi terapi de diyebiliriz buna.*
devamını gör...
bayan değil kadın diyeceksin denilerek linçlenmek
daha önce şurada #473829 belirttiğim gibi bayan hitap için, kadın cinsiyet için kullanılabilir, birbirlerinin yerine kullanılamazlar yani.
doğrusu; bayan değil hanımefendi şeklinde olması gereken hatalı linç. her şeyden önce bir dilbilgisi meselesi bu.
doğrusu; bayan değil hanımefendi şeklinde olması gereken hatalı linç. her şeyden önce bir dilbilgisi meselesi bu.
devamını gör...
normal sözlük fenomeni olacağını düşündüğünüz yazarlar
şu anda cehaletleriyle dikkat çeken birkaç arkadaş dışında benim dikkatimi çeken, öne çıkan birisi yok. kafa sözlük'ün geleceği olursa ama fenomen yazarları da olacaktır muhakkak.
*
*
devamını gör...
izin kağıdı
hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasında kullanılan belge. araçla dolaşabilme anlamını karşılıyor. ismi biraz tedirgin edici gelebilir. kime sorsanız kolaylıkla izin belgesi almış.
devamını gör...
mcdonald's vs burger king
ikisi arasında burger king demek isterim ama eğer şansım varsa daha küçük ve ikisi kadar yayılmamış yani çok bilinmeyen hamburgeciler tercihimdir .
devamını gör...
her güne bir kitap
çünkü;
kışı andıran bir yürektense..bir yangın yeğdir..
istanbul kırmızısı
(bkz: ferzan özpetek)
can sanat yayınlarının şubat 2014 de yapmış olduğu ilk basımından 20.000 adet oluşturulan,
bir ferzan özpetek romanıdır.
kitap iç kısmının sayfa konumları tasarım olarak hazırlanmış olup,
kapak tasarımı da dahil olmak üzere utku lomlu imzası taşımaktadır.
kitap ilk girişinde annesi simone ye ithaf edilmiş ve şu cümle ile dikkati üzerine okuyucu da çekmiştir.
"çünkü aşk gerçekten hayattaki en önemli şeydir.."
henüz daha çok başında olduğum kitap,
dostane bir kitapsever in
şiddetle oluşturduğu tavsiyesi üzerine kitaplığımla ve gözlerimle buluşmuştur.
bildiğiniz üzere,
(bkz: ferzan özpetek) i
fimleri ile adini tanımıştık.
bilgilendirmeye göre sevginin ve hüznün romanı olan istanbul kırmızısı
sanatçının sinema eğitimi için gitmiş olduğu italya ya gidişine kadarki istanbul yaşantısından izler taşıyor.
önemli olanın bir şehr-i yasamak değil
yaşatmak olduğunun gerekliliğini de aktarıyor.
ve şu soruyu soruyor..
insan iki şeyi aynı anda sevebilir mi?
iki insanı..?
iki şehr-i.?
iki ülkeyi.?
kışı andıran bir yürektense..bir yangın yeğdir..
istanbul kırmızısı
(bkz: ferzan özpetek)
can sanat yayınlarının şubat 2014 de yapmış olduğu ilk basımından 20.000 adet oluşturulan,
bir ferzan özpetek romanıdır.
kitap iç kısmının sayfa konumları tasarım olarak hazırlanmış olup,
kapak tasarımı da dahil olmak üzere utku lomlu imzası taşımaktadır.
kitap ilk girişinde annesi simone ye ithaf edilmiş ve şu cümle ile dikkati üzerine okuyucu da çekmiştir.
"çünkü aşk gerçekten hayattaki en önemli şeydir.."
henüz daha çok başında olduğum kitap,
dostane bir kitapsever in
şiddetle oluşturduğu tavsiyesi üzerine kitaplığımla ve gözlerimle buluşmuştur.
bildiğiniz üzere,
(bkz: ferzan özpetek) i
fimleri ile adini tanımıştık.
bilgilendirmeye göre sevginin ve hüznün romanı olan istanbul kırmızısı
sanatçının sinema eğitimi için gitmiş olduğu italya ya gidişine kadarki istanbul yaşantısından izler taşıyor.
önemli olanın bir şehr-i yasamak değil
yaşatmak olduğunun gerekliliğini de aktarıyor.
ve şu soruyu soruyor..
insan iki şeyi aynı anda sevebilir mi?
iki insanı..?
iki şehr-i.?
iki ülkeyi.?
devamını gör...
sevgiliye hediye edilebilecek en iyi şarkı
hepimizin doğru kişiyle dinlemesi dileğiyle...
sezen aksu- haydi gel benimle ol.
sezen aksu- haydi gel benimle ol.
devamını gör...
insanlardaki nezaket eksikliği
nezaket anlayışı yanlış diye düşünüyorum.
birincisi; nezaket yalnızca her şey yolundayken, lehimizeyken veyahut öfke vb. duyguların tesiri altında değilken gösterilmez. esas olan böyle anlarda da çizginizi koruyabilmenizdir.
ikincisi; nezaket sizin işlerinizin kolay görülmesine, yılanı deliğinden çıkaran tatlı sözlere ya da köprüyü geçene kadar dayı deme durumlarına malzeme olmaz. bu mantıkla hareket edip sadece işinizin düştüğü insanlara gösterdiğiniz nezaket ikiyüzlülükten başka bir şey değildir.
üçüncüsü; nezaket herhangi bir sınıfsal ayrım içermez. kişilerin yaşayış şekli, belki giyim tarzı, yaşı, cinsiyeti gibi daha uzayıp giden birçok niteliğe bakmaksızın herkesi kapsar.
dördüncüsü; nezaket başka insanları memnun etmek için değil öncelikle özsaygınız için gereklidir. kaba bir davranış/söz ilk başta size zarar verir, sizden eksiltir.
birincisi; nezaket yalnızca her şey yolundayken, lehimizeyken veyahut öfke vb. duyguların tesiri altında değilken gösterilmez. esas olan böyle anlarda da çizginizi koruyabilmenizdir.
ikincisi; nezaket sizin işlerinizin kolay görülmesine, yılanı deliğinden çıkaran tatlı sözlere ya da köprüyü geçene kadar dayı deme durumlarına malzeme olmaz. bu mantıkla hareket edip sadece işinizin düştüğü insanlara gösterdiğiniz nezaket ikiyüzlülükten başka bir şey değildir.
üçüncüsü; nezaket herhangi bir sınıfsal ayrım içermez. kişilerin yaşayış şekli, belki giyim tarzı, yaşı, cinsiyeti gibi daha uzayıp giden birçok niteliğe bakmaksızın herkesi kapsar.
dördüncüsü; nezaket başka insanları memnun etmek için değil öncelikle özsaygınız için gereklidir. kaba bir davranış/söz ilk başta size zarar verir, sizden eksiltir.
devamını gör...
her konuda fikri olan insan
bilim adamıdır.* (bkz: herbokolog)
devamını gör...
donald trump
son zaman ortalığı iyi birbirine kattı. kendi ülkesine acımayan adam başkasına merhamet edermi? etmez. azledilmesi herkes için en iyisi olacak.
devamını gör...
eskortluk yapan kızın tecavüze uğrayıp ağlamasının bir anlamı yok
katılmadığım bir önerme. tecavüz ne olursa olsun çok kötü bir şey, hatta eskorta bile tecavüz edilse, bence yine kötü bir şey. bir insanı bir köşeye sıkıştırıp, ona zorla sahip olmaya çalışmak korkunç bir şey. * bu yüzden, müge anlı'ya katılamayacağım.
devamını gör...
aşağılık kompleksi
alfred adler tarafından ortaya atılan ve kişinin bazı yönlerden kendini diğerlerinden aşağı hissetmesine neden olan karmaşasına denir.
bu komplekse sahip kişilerde genellikle kendini ispat etme çabası görülür. sıklıkla farkına varılmaz ve telafi etme düşüncesi kişileri eziyet içine sürükler ve şaşırtıcı bir kazanım veya aşırı bir antisosyal davranışla sonuçlanır.
özgüven eksikliği, saplantı bozuklukları, kültürel yozlaşma ve aşağılık kompleksinin nedenleri arasında gösterilebilir. psikiyatrik bir hastalıktan çok psikolojik bir durumdur.
bu komplekse sahip kişilerde genellikle kendini ispat etme çabası görülür. sıklıkla farkına varılmaz ve telafi etme düşüncesi kişileri eziyet içine sürükler ve şaşırtıcı bir kazanım veya aşırı bir antisosyal davranışla sonuçlanır.
özgüven eksikliği, saplantı bozuklukları, kültürel yozlaşma ve aşağılık kompleksinin nedenleri arasında gösterilebilir. psikiyatrik bir hastalıktan çok psikolojik bir durumdur.
devamını gör...
yıldızlı bakınız içinde yıldız olması
ne anlama geldiğini bilmiyorum ama bunun "*" işaretini gbkz olarak verenleri var. durduk yere başlığa yönlendiriyor. hevesim kaçıyor, kandırılmış hissediyorum ki kandırılıyorum. bir yandan aynı şeyi yapmayı düşünüyorum. yapmayın lütfen.
kastettiğim şey şuydu, tıklayın:
*
kastettiğim şey şuydu, tıklayın:
*
devamını gör...
annapurna
nepal'deki himalaya sıradağlarından birinin adı, annapurna 1,2,3 diye gidiyor. annapurna sanskritçe'de "hasat tanrıçası" demek imiş, zaten nepal halkının tanrı ve tanrıçaları meşhur, genelde dağlara tanrı ve tanrıça isimleri verilmiş. youtube'u karıştırdığımda bu sıradağla ilgili everest ve k2 zirvelerine kıyasla çok az veri bulabildim, genelde birkaç dakikalık, fikir vermeyen videolardan ibaret bilgiler. bakınız şöyle bir sıradağ:

milli dağcılarımızdan tunç fındık'ın başarıyla zirveye eriştiği dağlardan biri.

milli dağcılarımızdan tunç fındık'ın başarıyla zirveye eriştiği dağlardan biri.
devamını gör...
uğur mumcu
şimdi gazeteci ! diye ortalıkta dolaşanlara ithaf olunur.
ışıklar içinde uyusun.
( bu başlığa yaptığım sanırım 3. tanım bu. 3 kez daha önüme çıksa, formatın dışına da çıkılmış olsa, yine tanımlar yapacağım başlık. bu vesileyle moderasyonun anlayışına sığınıyorum.)
ışıklar içinde uyusun.
( bu başlığa yaptığım sanırım 3. tanım bu. 3 kez daha önüme çıksa, formatın dışına da çıkılmış olsa, yine tanımlar yapacağım başlık. bu vesileyle moderasyonun anlayışına sığınıyorum.)
devamını gör...


