bilim insanlarının sosyal mesafesiz haziran açıklaması
önde gelen 22 bilim insanı ve akademisyenin imzaladığı bir mektupta, insanların kendi hayatlarının kontrolünü geri almalarına izin verilmesi için haziran ayında sosyal mesafenin kaldırılması gerektiği belirtildi.
corona virüs salgınının ortaya çıkmasından bu yana bir yılı fazla süre geçmiş olmasına rağmen tüm dünyada kontrollü normalleşme, kısıtlamalar, karantinalar devam ediyor. salgını kontrol altına alan birkaç ülke olmasına rağmen, çoğu yerde insanların hayatını tehdit eden virüs, sosyal hayattaki kısıtlamaların devam etmesine neden oluyor.
bilim insanları, getirilen kontrollü yaşamın insanları olumsuz yönde etkilediğini belirttikleri bir mektuba imza attılar. mektupta tek bir hastalığa saplantılı bir şekilde odaklanarak iyi bir toplum yaratılamayacağı vurgulanırken, birleşik krallık’ta tüm kısıtlamaların 21 haziran’da kaldırılması çağrısında bulunuluyor.
çocuklar maskeleri artık çıkarmalı
bilim insanları, 21 haziran’da yüz maskelerinin zorunlu olmaması gerektiğini söylüyorlar. maskelerin 17 mayıs’a kadar sınıflarda bitirilmesi çağrısında bulunanlar, mevcut covid kontrol önlemlerinin sonbaharda da devam etmesi halinde topluma verilen zararın çok büyük olacağı konusunda uyarıyorlar.
uzmanlar, kısıtlamaların özellikle gençler arasında bir akıl sağlığı krizine yol açtığına da dikkat çekiyorlar.
açık mektupta şu satırlar yer alıyor: “aynı anda bize hem başarılı aşılarımız olduğu hem de günlük yaşamdaki kısıtlamaların süresiz olarak devam etmesi gerektiği söylendi. her iki öneri de doğru olamaz. aşıların gerçek başarısı hakkındaki verilere daha fazla ağırlık vermemiz gerekiyor.”
aşı, ölümleri büyük oranda azaltacak
resmi verilere atıfta bulunan mektupta, aşı programının corona virüsünden ölümleri ve hastaneye kaldırılmaları neredeyse tamamen ortadan kaldıracağı ve mevsimsel grip virüslerinden bariz bir şekilde daha az ölümcül olacağı belirtiliyor:
“önümüzdeki haftalarda savunmasız gruplar arasında aşının alımı tamamlandığında, covid ölümlerini yaklaşık yüzde 98 ve ciddi hastalıkları yüzde 80-85 oranında azaltacağından çok emin olabiliriz.”
maskelerin, 17 mayıs’tan sonra okul çocukları tarafından takılmaması gerektiğini ve virüsü kontrol etmeye yönelik tüm istisnai tedbirlerin en geç 21 haziran’a kadar durdurulması gerektiğini çünkü kanıtlanmamış faydaların akıl sağlığına, çocukların ve gençlerin eğitimine verilen zararlardan daha ağır bastığını söylüyorlar.
nsanlar, hayatlarının kontrolünü yeniden almalı
mektup şu satırlarla devam ediyor: “covıd-19’un, insanların tarihsel olarak birlikte yaşadığı 30 kadar solunum yolu viral hastalığı arasında yerini alacağını kabul etmenin zamanı geldi. çoğu aşılanmış ve diğer düşük riskli insanlar için, covıd-19 artık hafif bir enfeksiyon ve nhs’yi önemli ölçüde strese sokmadan bağışıklığı yenileyen mevsimsel dalgalarda tekrarlanma olasılığı yüksek. 2020’nin yıkımlarına katlandıktan sonra, 2021'de her şey çok daha farklı bir hal aldı. vatandaşların kendi hayatlarının kontrolünü geri almasının zamanı çoktan geldi.”
yeni ve ortaya çıkan solunum virüsü tehditleri danışma grubu’nda (nervtag) yer alan nottingham trent üniversitesi’nde sosyoloji profesörü robert dingwall da dahil olmak üzere hükümete tavsiyede bulunan bir dizi bilim insanı mektubu imzaladı. diğer imzacılar arasında oxford üniversitesi'nden prof carl heneghan ve leicester üniversitesi’nde genetikçi ve sağlık verileri bilimcisi prof anthony brookes de bulunuyor.
mektup; üst düzey hükümet bilim insanlarının, aşının başarısı ve sürü bağışıklığı seviyeleri sayesinde bu yaz maskelere ihtiyaç olmayabileceğini söylemesinden hemen sonra yayınlandı.
buradan
devamını gör...
sobalı evde büyümek
dışarısı eksi bilmem kaç, kar-buz, fırtına-boran-kasırga* ne ararsan var. ayaklarım donmuş, donmuş, donmuş. eve girmişim ayakkabılarımı can hıraş çıkartma gayretindeyim. içeride kutuplara koysan bütün karı eritip dünyayı su altında bırakacak bir soba ve sobaya doğru mecnunun leylaya doğru koşuşu gibi, ferhatın şirin için deldiği dağ gibi, patates kızartmasının köfte ile buluşma anı gibi, mücadele/kan/gözyaşı/sevinç/hüzün/ entrika/coşku dolu bir kavuşma anı yaşadım. hemen ayaklarımı sobaya yapıştırdım. o sıra gözümün önünden film şeridi gibi ayaklarımla yaşadığım güzel anılar geçiyor ve hafif bir sızı ile birlikte sıcaklık hissediyorum. baktım ayaklarımın dört nala giden tren gibi dumanı tütüyor, du bi çekeyim de bakayım altına dedim. aman allahım/ o my god bir de ne göreyim çoraplarımın altında yeller esiyor, çoraplarım ayacıklarım ısınsın diye kendilerini feda etmişler meğerse. daha sonra çoraplarımın kalan kısmını ufak çaplı bir tören ile göz yaşları içerisinde çöpe uğurladım. ve ayaklarım ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. bugün o çoraplar hala gönlümün en ücra köşesindeki hiç el değmemiş tahtındadır. seviyorum sizi çoraplarım her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız.
devamını gör...
metin altıok
sivas katliamı sırasında içeride mahsur kalan metin altıok, behçet aysan ve uğur kaynar bir merdivenin başına otururlar. uğur kaynar, tüm kargaşaya rağmen ''eğer olur da birimize bile bir şey olursa ne yaparız?'' diye sorar. metin altıok'un hafızalarımıza kazınan o sözü dökülür dilinden: ''kalanlar ölenler için şiir yazar.'' bu söz ve şu fotoğraf hiçbir zaman unutulmayacak.

bu insanları katlettiler.

bu insanları katlettiler.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
fazlasiyla degisik ama olabildigince guzel...
devamını gör...
simit bitince ortasındaki boşluk nereye gidiyor sorunsalı
gecenin şu mevhum saatlerinde perperişan olmuş zihnime zerk olan, aklımın ve havsalamın idrak ve izanda muvaffak olamadığı bir sorunsal. nereye gidiyo bu boşluk?
devamını gör...
köy yaşantısı
şehrin kalabalığından gürültüsünden işten güçten bıktığımız zamanlarda aklımızdan geçen ilk şeylerden biridir köy yaşantısı.
mandra filozofu seyretmiş olanlar, köylerde çekilmiş diziler ve filmleri izleyenler ekranda gördükleri sahnelere aşık olup vurulurlar.
köyler ile bir bağı olanlar ise senede bir hafta on gün ailesinin akrabasının yanına gidip biraz özlem giderdikten sonra gerisin geriye şehre dönüp kaosun kalabalığın içine dalar, bu enerji şarjıyla uzun bir süre idare eder. ne kadar süre derseniz köyden bagajlarına doldurup getirdikleri salçalar, konserveler, bulgurlar, yağlar, ballar bitinceye kadar.
hemen herkes köydeki organik yaşamın hastasıdır. kümesten yumurta, inekten süt, dalından meyve, bahçeden sebze.
fakat bunların gerçekleştirilmesindeki emek ve gösterilen özveri alınteri pek düşünülmez yada düşünülmek istenmez.
şehir insanlarından çok çok küçük bir yüzdesi radikal bir kararla köye döner bunların bir kısmı gözünü karartıp köy yaşamına adapte olur diğer kısmı ise boyunun ölçüsünü alıp gerisin geriye şehre döner.
bir kısım ise şehre yakın bir köyden bir yer alır biraz köyde biraz şehirde yuvarlanıp gider. c şıkkı dediğimiz bu grup daha revaçtadır. hem pastam dursun hem karnım doysun. şehirden kopmadığı gibi canı isteyince de köyünde kafa dinler.
köyde yaşıyorsanız ilk olarak birkaç tavukla hayvancılık faaliyeti başlar. hem bana arkadaş olsun hem de bahçeyi, tavukları korusun diye köpek sahibi olunur. biraz kendine güven gelince sabahları da sütümüzü sağalım yoğurtta yaparız peynir de yaparız diyerek birkaç koyun yada keçi sahibi olunur. hımm bu koyunlarda çok yem yiyiyor hazıra dağ dayanmıyor falancanın boş tarlasını icar alalım yonca dikelim, fi dikelim diyerek hayvancılıktan çiftçiliğe de adım atılır. bu arada mevsim sebzeleri vs ekip dikmeden olmaz. soğan, sarımsak, bakla fasulye, domates, biber, patlıcan, muhtelif yeşillikler vs derken gün ve işler artık tan yeri ağarırken başlar ama hava kararsa da bitmez.
yapılacak işlerin ertelenmesi gibi bir lüks yoktur. her şeyin zamanında yapılması gerekir. hayvanların sağılması, yemlenmesi, sulanması peşinde çobanlık yapılıp güdülmesi çünkü hayvan bakmak çocuk bakmaktan zordur ağzı var dili yoktur laf söz anlamaz ne söylersen söyle dinlemez hep gütmek ister. tarla bahçe işleri de en az hayvan bakmak kadar güçtür. sulaması, çapalaması, gübrelenmesi, ilaçlanması vs.
genel hatları yaşam bu döngüde gider köyde.
şehirdeki gibi, hadi kepengi kapatalım veya haftasonu mesai yok falanca yere kahvaltıya gidelim filanca yere gezmeye gidelim bara cafeye sinemaya denize gidelim bunlar köyde hayal olur. köyde kepenk hiç kapanmaz yeri geldiğinde gece bile kar kış tipi yağmur çamur hani kıyamet kopsa kepenk açıktır. hayvanları olumsuz hava şartlarından korumak onlara sahip çıkmak önceliklidir.
emekli olup köye gidip yaşayabilirsiniz geçinmek için sabit bir geliriniz vardır.
hem şehirde eviniz var hem köyde eviniz var biraz orada biraz burada yaşayabilirsiniz. zaten sabit bir gelirinizde vardır sıkıntı olmaz.
ancak bu iki sınıfın dışındaysanız geçiminiz köydeki ekip biçtiğiniz tarlalara ve yetiştirdiğiniz hayvanlara dayalı ise hayat oldukça zordur. o dükkanın kepengi hiç kapanmaz.
mandra filozofu seyretmiş olanlar, köylerde çekilmiş diziler ve filmleri izleyenler ekranda gördükleri sahnelere aşık olup vurulurlar.
köyler ile bir bağı olanlar ise senede bir hafta on gün ailesinin akrabasının yanına gidip biraz özlem giderdikten sonra gerisin geriye şehre dönüp kaosun kalabalığın içine dalar, bu enerji şarjıyla uzun bir süre idare eder. ne kadar süre derseniz köyden bagajlarına doldurup getirdikleri salçalar, konserveler, bulgurlar, yağlar, ballar bitinceye kadar.
hemen herkes köydeki organik yaşamın hastasıdır. kümesten yumurta, inekten süt, dalından meyve, bahçeden sebze.
fakat bunların gerçekleştirilmesindeki emek ve gösterilen özveri alınteri pek düşünülmez yada düşünülmek istenmez.
şehir insanlarından çok çok küçük bir yüzdesi radikal bir kararla köye döner bunların bir kısmı gözünü karartıp köy yaşamına adapte olur diğer kısmı ise boyunun ölçüsünü alıp gerisin geriye şehre döner.
bir kısım ise şehre yakın bir köyden bir yer alır biraz köyde biraz şehirde yuvarlanıp gider. c şıkkı dediğimiz bu grup daha revaçtadır. hem pastam dursun hem karnım doysun. şehirden kopmadığı gibi canı isteyince de köyünde kafa dinler.
köyde yaşıyorsanız ilk olarak birkaç tavukla hayvancılık faaliyeti başlar. hem bana arkadaş olsun hem de bahçeyi, tavukları korusun diye köpek sahibi olunur. biraz kendine güven gelince sabahları da sütümüzü sağalım yoğurtta yaparız peynir de yaparız diyerek birkaç koyun yada keçi sahibi olunur. hımm bu koyunlarda çok yem yiyiyor hazıra dağ dayanmıyor falancanın boş tarlasını icar alalım yonca dikelim, fi dikelim diyerek hayvancılıktan çiftçiliğe de adım atılır. bu arada mevsim sebzeleri vs ekip dikmeden olmaz. soğan, sarımsak, bakla fasulye, domates, biber, patlıcan, muhtelif yeşillikler vs derken gün ve işler artık tan yeri ağarırken başlar ama hava kararsa da bitmez.
yapılacak işlerin ertelenmesi gibi bir lüks yoktur. her şeyin zamanında yapılması gerekir. hayvanların sağılması, yemlenmesi, sulanması peşinde çobanlık yapılıp güdülmesi çünkü hayvan bakmak çocuk bakmaktan zordur ağzı var dili yoktur laf söz anlamaz ne söylersen söyle dinlemez hep gütmek ister. tarla bahçe işleri de en az hayvan bakmak kadar güçtür. sulaması, çapalaması, gübrelenmesi, ilaçlanması vs.
genel hatları yaşam bu döngüde gider köyde.
şehirdeki gibi, hadi kepengi kapatalım veya haftasonu mesai yok falanca yere kahvaltıya gidelim filanca yere gezmeye gidelim bara cafeye sinemaya denize gidelim bunlar köyde hayal olur. köyde kepenk hiç kapanmaz yeri geldiğinde gece bile kar kış tipi yağmur çamur hani kıyamet kopsa kepenk açıktır. hayvanları olumsuz hava şartlarından korumak onlara sahip çıkmak önceliklidir.
emekli olup köye gidip yaşayabilirsiniz geçinmek için sabit bir geliriniz vardır.
hem şehirde eviniz var hem köyde eviniz var biraz orada biraz burada yaşayabilirsiniz. zaten sabit bir gelirinizde vardır sıkıntı olmaz.
ancak bu iki sınıfın dışındaysanız geçiminiz köydeki ekip biçtiğiniz tarlalara ve yetiştirdiğiniz hayvanlara dayalı ise hayat oldukça zordur. o dükkanın kepengi hiç kapanmaz.
devamını gör...
tolstoy vs dostoyevski
dostoyevski ruh çözümlemeleriyle daha öndedir. ve isyankârdır.
tolstoy ise hayatının bir döneminde dine merak salmış ve bunu eserlerine yansıtmıştır. ikisi de yaşadıkları ülkenin yaşadıkları zamanı, o günkü olayları , kendi kelimeleriyle ve muhteşem bir gözlemle , eser haline getirip kalıcı olabilmişlerdir.
kıyaslanmaları bir işe yaramaz, ikisi de devdir, ikisi de ölümsüzdür. ikisi de rustur.
tolstoy ise hayatının bir döneminde dine merak salmış ve bunu eserlerine yansıtmıştır. ikisi de yaşadıkları ülkenin yaşadıkları zamanı, o günkü olayları , kendi kelimeleriyle ve muhteşem bir gözlemle , eser haline getirip kalıcı olabilmişlerdir.
kıyaslanmaları bir işe yaramaz, ikisi de devdir, ikisi de ölümsüzdür. ikisi de rustur.
devamını gör...
adile naşit
aramızdan ayrılalı 33 yıl olan yeri dolmaz oyuncu.
devamını gör...
seri artı oy veren yazarın amacı
bebeğim sen böyle her şeyi sorgulayacak mısın dedirten başlıktır.
valla bu tür başlıklar yüzünden millet yanlış anlamasın diye beğendiğim tanımların hepsini oylamıyorum, içlerinden seçiyorum.
nasıl bir amacımız olabilir sevgili dostlar? arka arkaya tanımları beğenmişiz, içimizden gelmiş ki oylayıp hakkını veriyoruz yahu.
valla bu tür başlıklar yüzünden millet yanlış anlamasın diye beğendiğim tanımların hepsini oylamıyorum, içlerinden seçiyorum.
nasıl bir amacımız olabilir sevgili dostlar? arka arkaya tanımları beğenmişiz, içimizden gelmiş ki oylayıp hakkını veriyoruz yahu.
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
yağmurda ıslanmak. yani sanki dünyayı yöneten 8. ailenin veliahtı gibi hissettiriyo, öyle böyle değil.
t: ifşasal başlık
t: ifşasal başlık
devamını gör...
saygıdan bahsedenlerin saygı göstermemesi
hayatını yalan ve geri kalmışlık üzerine kuranlardan saygı beklemek hata olur. hem de çok büyük hata olur, bu tipler saygınının s'sini, mantığın m'sini bilmezler.
devamını gör...
sivas katliamı
başlığın değiştirilmesini öneriyorum. yangın değil az çok vicdanı olan biri için katliamdır, cumhuriyet tarihinin en büyük yaralarından biridir. ve ne üzücüdür ki devlet bu katliama göz yummuş ve unutturmaya çalışmıştır. unutmuyoruz unutmayacağız.
devamını gör...
ateistlerin zeka seviyesi
ınsanin zekasinin dini inancina gore belirlenebilecegini savunanlarin zeka seviyesinden daha yuksek oldugu kesindir.
devamını gör...
yazarlar ülkeyi yönetse yapacakları işler
öncelikle bir ülkenin şah damarı olan ekonomiyi düzeltirim, üretimi birinci hedef edinirim, fabrikalar açarım, istihdam oranını yükselte bildiğim kadar yüksektip işsizlik oranını sıfıra çekmek için uğraşırım, yargı kesinlikle ama kesinlikle bağımsız olur, ülke de adalet doğru işlendiği zaman, yabancı yatırımcılar gönül rahatlığı ile gelip ülkemde yatırım yapabilir.. ülkemin iç ve dış güvenliği için hat safhada önlemler alırım, gerekli şartari sağlayıp mültecileri ulkerine gitmelerini saglarim, kültür çatışmasıni ortadan kaldırmak amaçlı. ve gelelim en çok istediğim şeye güncellenmiş bir şekilde "köy enstitüleri" ni yeniden açmak çok ama çok isterdim bir köyün en ücra okulunda bile tiyatro yapılsın, sanat ve el işçilikleri öğrenilsin falan filan, ahhh hayali bile güzel. ülkem şirinler köyü gibi mutlu olurdu. ben de canım atatürk'üme layık, ülkeme faydam dokunmuş bir insan olarak kendimle gurur duyardım.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
ne dön abi ne dön dönsem tanıycan mı beni? adam beni döve döve başka birine çevirdi. bana paspasla adam öldürttünüz paspasla adam öldürttünüz bana.
devamını gör...
mini etek giyen eş
evliyim. eşim mini etekte giyer. tai pantte. gavat olduğumu düşünmüyorum.,modernizm gibi bir takıntımda yok. ama şuna inanıyorum karım yahu o benim oturmasını kalkmasını bilmese zaten evlenmezdik kendine yakışını usturubı ile giymesini bildiğine göre sorun olmaz. ha biri çıkarda sırf mini etek giydi diye içinde ki hayvanı dışarı çıkartıp ahlak kurallarını hiçe sayarsa o zaman bende içimdeki bastırılmış cinselliği arkadaşın üzerinde uygulama hakkımı kullanıp, beynimin kıvrımlarının karanlık dehlizlerinde kalmış gayri ahlaki ve oldukça vahşi şeyleri keyif halinde kendisine uygularım. diğer türlü banane karım benden daha iyi biliyordur ne giyeceğini yada giymeyeceğini. güvenin kadınlara arkadaşlar korkmayın çıplak bir bacak, kör bir kalpten daha kötü değildir.
devamını gör...
edebiyat ve okuma kulübü
başından beri üyesi olduğum içinde olmaktan mutluluk duyduğum okuma kulübü.okumaya zamanınız varsa çıkın gelin derim. analiz bizim işimiz oldu artık.
karşılamayı san marinolu arkadaşımız yapıyor.hem de ne hoş karşılama.* kaçırmayın derim.
karşılamayı san marinolu arkadaşımız yapıyor.hem de ne hoş karşılama.* kaçırmayın derim.
devamını gör...
mutlu bir evlilik için ilk şart
evlenmemiş biri olarak bu başkığa yazmaya geldim. *
homojenlik. eğitim, kültür, ekonomik durum, hayat görüşü gibi konularda denk olmanız gerek. aksi halde, en başta göze batmayanlar, "farklılıklarımız zenginliklerimiz" gibi ponçik bir cümle ile üstü örtülenler zaman içerisinde ortaya çıkacak, farklılıklar sadece farklılık olarak görünecektir.
homojenlik. eğitim, kültür, ekonomik durum, hayat görüşü gibi konularda denk olmanız gerek. aksi halde, en başta göze batmayanlar, "farklılıklarımız zenginliklerimiz" gibi ponçik bir cümle ile üstü örtülenler zaman içerisinde ortaya çıkacak, farklılıklar sadece farklılık olarak görünecektir.
devamını gör...
anne kız diyalogları
görücü gelir, gelen kişiyi beğenirsem annem icin şölen olabilecek bir gündür.
mutfağa yanıma gelir. heyecanla sorar;
-beğendim ben, sen beğendin mi?
+hayır beğenmedim.
-nesini beğenmedin? boylu puslu,okumuş, dindar üstelik zengin.
+bir karış sakalı var.
-sünnet işte!*
+ben sünnetsiz istiyorum. *
-vay kafir vaaayyy!!!!
pata küte dalar, olmadık yerlerimi cimdikler...*
mutfağa yanıma gelir. heyecanla sorar;
-beğendim ben, sen beğendin mi?
+hayır beğenmedim.
-nesini beğenmedin? boylu puslu,okumuş, dindar üstelik zengin.
+bir karış sakalı var.
-sünnet işte!*
+ben sünnetsiz istiyorum. *
-vay kafir vaaayyy!!!!
pata küte dalar, olmadık yerlerimi cimdikler...*
devamını gör...
sokrates
diğer filozoflar bir yana, sokrates baba bir yana... çok severim. bir gün muhakkak antik yunan temalı dövmem olacak ve sokrates o dövmede yerini alacak.
felsefenin babası.
sokrates büstü.
ebelik yapan phaenarete ve heykeltıraş sophroniscus'un oğlu olarak, m.ö 469'da dünyaya geldi.
ardında hiçbir yazılı eser bırakmamış olmasına rağmen, düşünce tarihinde sokrates öncesi ve sonrası diye adlandırılacak kadar baş figürdür.
düşüncesi insan ve etik odaklıdır.
iyi bir eğitim almıştı. siyasete doğrudan atılmadı lakin vatandaşlık görevlerini layıkıyla yerine getirmiştir.
samos (440), potidaea (432), delio (424), amphipolis (422) muharebelerinde cesaret göstermiş, peloponnesos savaşları'nda piyade olarak görev yapmıştır.
babası vefat ettiğinde, kendine epey mallar kalmıştı lakin o tamamen felsefeye yöneldi ve sade bir yaşam sürdü. xanthippe ile evliydi ve 3 tane çocuğu vardı.
sokrates'in görünümü şöyle tasvir edilir; "tombulca bir adam, belirgin bir göbek, şişkin gözler, dolgun dudaklar ve dağınıklık." bir nevi yataktan yeni kalkmış gibi görünürdü sokrates. *)
ardında yazılı bir metin bırakmadığı halde, sokrates'i şu üç kişiden biliriz; tarihçi ksenophon, yazar aristophanes ve filozof platon.
ksenofon, sokrates'i, "bazı kaba özellikleri olan bilge." olarak tarif ederdi.
sokrates, yaşamının büyük bir bölümünü atina'nın meydanlarında geçirdi. zaten zaruri olmadıkça atina'dan dışarı adımını atmazdı. (savaş.)
birden yaşadığı tarihe ışınlansaydık şimdi, sokrates'i pazarlarda, palaestralarda ve bunun gibi halka açık alanlarda, bir tüccarla, köylüyle, zanaatkarla ya da aristokratlarla muhatap görürdük... sorgulayıcı şekilde uzun konuşmalar yapardı sokrates. - sokratik yöntem. -
bu yöntemle, annesinin mesleği karşılaştırılırdı. annesi ebeydi, işi doğurtmaktı. sokrates de bir ebe gibiydi, karşısındakinden istediği cevabı alana kadar ona sorular sorar, doğru düşünceye ulaşmasına çalışırdı. ki zaten ona göre gerçek olan, doğru olan, o kişinin ruhunda vardı, sadece bunun ortaya çıkması gerekiyordu...
bilgeliğe ulaşmanın ilk adımı, hiçbir şeyin bilinmediğini bilmek, cehaletin farkına varmaktır. bildiğini bilen biri, bir şey öğrenemez.
insan mutluluğu arzular ve tüm eylemlerini mutluluğa ulaşmak için yönlendirirdi. sokrates'e göre sadece erdemli davranış mutluluk getirirdi. ve erdemler içerisinde en önemli olan şey, bilgeliktir. bilgelik sahibi insan, tüm erdemlere sahiptir.
sokrates'e göre, cahiller mecburi olarak kötüdür. çünkü yanlış yaparlar, yanlışı da bilmediklerinden ötürü yaparlar. bilgelik sahibi kimse, yanlışı da bileceği için yanlış şeyler yapmaz. mesela aldatmak, cahil insan aldatır, bilge insan aldatmaz. bilgelik sahibi insan dürüstlüğü geliştirmenin derdine düşer.
bilgelik, erdem ve mutluluk ayrı tutulamayacak şeylerdir.
peloponnesos savaşları'ndan sonra, sokrates davranışları ve sorgulayıcı tavırlarıyla bir kesim için rahatsız edici ve tehlikeli konuma geldi. onu düzepüz dinsizlik ve gençleri yozlaştırmak ile suçladılar. - meletos. -
sokrates'in savunması.
jacques-louis david'in sokrates'in ölümü adlı tablosu. 1787. metropolitan sanat müzesi'nde sergilenmekte.
muhteşem savunmasına rağmen, baldıran zehri içmeye mahkum edildi. platon'a göre, ceza aldıktan sonra kaçma şansı sunuldu lakin istemedi. m.ö 399'da, 70 yaşındayken kendi eliyle, şarap içer gibi zehri içti ve vefat etti.
artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. hangisinin daha iyi olduğunu sadece tanrı bilebilir.
felsefenin babası.
sokrates büstü.ebelik yapan phaenarete ve heykeltıraş sophroniscus'un oğlu olarak, m.ö 469'da dünyaya geldi.
ardında hiçbir yazılı eser bırakmamış olmasına rağmen, düşünce tarihinde sokrates öncesi ve sonrası diye adlandırılacak kadar baş figürdür.
düşüncesi insan ve etik odaklıdır.
iyi bir eğitim almıştı. siyasete doğrudan atılmadı lakin vatandaşlık görevlerini layıkıyla yerine getirmiştir.
samos (440), potidaea (432), delio (424), amphipolis (422) muharebelerinde cesaret göstermiş, peloponnesos savaşları'nda piyade olarak görev yapmıştır.
babası vefat ettiğinde, kendine epey mallar kalmıştı lakin o tamamen felsefeye yöneldi ve sade bir yaşam sürdü. xanthippe ile evliydi ve 3 tane çocuğu vardı.
sokrates'in görünümü şöyle tasvir edilir; "tombulca bir adam, belirgin bir göbek, şişkin gözler, dolgun dudaklar ve dağınıklık." bir nevi yataktan yeni kalkmış gibi görünürdü sokrates. *)
ardında yazılı bir metin bırakmadığı halde, sokrates'i şu üç kişiden biliriz; tarihçi ksenophon, yazar aristophanes ve filozof platon.
ksenofon, sokrates'i, "bazı kaba özellikleri olan bilge." olarak tarif ederdi.
sokrates, yaşamının büyük bir bölümünü atina'nın meydanlarında geçirdi. zaten zaruri olmadıkça atina'dan dışarı adımını atmazdı. (savaş.)
birden yaşadığı tarihe ışınlansaydık şimdi, sokrates'i pazarlarda, palaestralarda ve bunun gibi halka açık alanlarda, bir tüccarla, köylüyle, zanaatkarla ya da aristokratlarla muhatap görürdük... sorgulayıcı şekilde uzun konuşmalar yapardı sokrates. - sokratik yöntem. -
bu yöntemle, annesinin mesleği karşılaştırılırdı. annesi ebeydi, işi doğurtmaktı. sokrates de bir ebe gibiydi, karşısındakinden istediği cevabı alana kadar ona sorular sorar, doğru düşünceye ulaşmasına çalışırdı. ki zaten ona göre gerçek olan, doğru olan, o kişinin ruhunda vardı, sadece bunun ortaya çıkması gerekiyordu...
bilgeliğe ulaşmanın ilk adımı, hiçbir şeyin bilinmediğini bilmek, cehaletin farkına varmaktır. bildiğini bilen biri, bir şey öğrenemez.
insan mutluluğu arzular ve tüm eylemlerini mutluluğa ulaşmak için yönlendirirdi. sokrates'e göre sadece erdemli davranış mutluluk getirirdi. ve erdemler içerisinde en önemli olan şey, bilgeliktir. bilgelik sahibi insan, tüm erdemlere sahiptir.
sokrates'e göre, cahiller mecburi olarak kötüdür. çünkü yanlış yaparlar, yanlışı da bilmediklerinden ötürü yaparlar. bilgelik sahibi kimse, yanlışı da bileceği için yanlış şeyler yapmaz. mesela aldatmak, cahil insan aldatır, bilge insan aldatmaz. bilgelik sahibi insan dürüstlüğü geliştirmenin derdine düşer.
bilgelik, erdem ve mutluluk ayrı tutulamayacak şeylerdir.
peloponnesos savaşları'ndan sonra, sokrates davranışları ve sorgulayıcı tavırlarıyla bir kesim için rahatsız edici ve tehlikeli konuma geldi. onu düzepüz dinsizlik ve gençleri yozlaştırmak ile suçladılar. - meletos. -
sokrates'in savunması.
jacques-louis david'in sokrates'in ölümü adlı tablosu. 1787. metropolitan sanat müzesi'nde sergilenmekte.muhteşem savunmasına rağmen, baldıran zehri içmeye mahkum edildi. platon'a göre, ceza aldıktan sonra kaçma şansı sunuldu lakin istemedi. m.ö 399'da, 70 yaşındayken kendi eliyle, şarap içer gibi zehri içti ve vefat etti.
artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. hangisinin daha iyi olduğunu sadece tanrı bilebilir.
devamını gör...