adalar mimarisi
bugün 19. yüzyıl avrupa mimarisinin çeşitli üsluplarını barındıran bir açık hava müzesi gibidir. yanıbaşındaki binlerce yıllık istanbul'da geleneksel ahşap konut dokusunu büyük ölçüde kaybetmiş, yapılarını zar zor korurken, adalar'ın konutlarının zamana inat ayakta durmaları büyük bir mucizedir.
devamını gör...
emin olunan ama kanıtlanamayan şeyler
tel tokaların yer altında dünyaları var ve bizden kaçıp evlerine gidiyorlar.
devamını gör...
meja (yazar)
#118431 şurada ki tanımı ile gönlümü fethetmiştir. yazdığı tanımlar, gereksiz başlıklar yüzünden kaybolup giden, başlığı görünce inceleme fırsatı bulduğum, anında takibe aldığım yazar arkadaş.
devamını gör...
ivanmilinski
(bkz: gülümseten kafa sözlük yazarları) içinde en güldüğümdür. okunduğunda karşılıklı sohbet ediyormuş hissi veren enerjili tanımların sahibidir. *
devamını gör...
insanı deli eden sesler
telsiz,diafon,matkap,korna,nerde olursa olsun bağıra bağıra konuşan insan sesi,tv reklamlarının sesi.
devamını gör...
yazarların güne başlama motivasyonları
kedimin günlük bakımını yapmaktır.
o da olmasa tümden çökeceğim sanırım.
o da olmasa tümden çökeceğim sanırım.
devamını gör...
ekonomiyi eleştiren kara çarşaflı kadın
sokak röportajında ekonomiden memnun musunuz diye soruluyor, sonrasında olaylar başlıyor. ön yargılarınızdan kurtularak sonuna kadar dinlemenizi tavsiye ederim. gerçi şimdi yorum olarak kurgu yada fake diyecek arkadaşlar çıkacaktır ama 50 tlye insanları kameraya konuşturmayı kimlerin sevdiğini biz çok iyi biliyoruz.
devamını gör...
istanbul sözleşmesi
karşı çıkan kadın düşmanlarının sözleşmede itiraz ettikleri asıl nokta temelini istanbul sözleşmesi’nden alan 6284 sayılı “ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanundur.
6284 ile şiddet uygulayana, taciz edene uzaklaştırma kararı aldırılıyor ve soruşturma başlatılıyor. bu sadece dosyanın açılması için gerekli. kimse kadın beyanı ile tutuklanmıyor.
sözleşme cinsiyet eşitliğinin sağlanması için türkiye' nin de imzacısı olduğu bir sözleşmedir. sadece şiddete uğrayan kadınlar değil lgbti +, çocuk ve cinsel şiddet yaşayan erkekler de sözleşme maddelerine istinaden şiddetten korunmaktadırlar.
uygulanması ile kadın cinayetleri azalacaktır. ama uygulamamaktadır. hatta geri ideolojilerin halkı galeyana getirmek için kullandığı siyasi bir malzemeye dönüşmüştür.
kırmızı çizgimizdir tartışmaya bile açılamaz.
not; bizzat kendim bir taciz sonrası 6284 ile taciz eden kişiye uzaklaştırma kararı aldırdım. ısrarlı takip ve suç devamlılığı olmadığı için kişi ceza almadı. taciz eden veya kadın katili olan erkeklerin korunmasını değil insanı koruyan gerçek adaleti istiyoruz.
6284 ile şiddet uygulayana, taciz edene uzaklaştırma kararı aldırılıyor ve soruşturma başlatılıyor. bu sadece dosyanın açılması için gerekli. kimse kadın beyanı ile tutuklanmıyor.
sözleşme cinsiyet eşitliğinin sağlanması için türkiye' nin de imzacısı olduğu bir sözleşmedir. sadece şiddete uğrayan kadınlar değil lgbti +, çocuk ve cinsel şiddet yaşayan erkekler de sözleşme maddelerine istinaden şiddetten korunmaktadırlar.
uygulanması ile kadın cinayetleri azalacaktır. ama uygulamamaktadır. hatta geri ideolojilerin halkı galeyana getirmek için kullandığı siyasi bir malzemeye dönüşmüştür.
kırmızı çizgimizdir tartışmaya bile açılamaz.
not; bizzat kendim bir taciz sonrası 6284 ile taciz eden kişiye uzaklaştırma kararı aldırdım. ısrarlı takip ve suç devamlılığı olmadığı için kişi ceza almadı. taciz eden veya kadın katili olan erkeklerin korunmasını değil insanı koruyan gerçek adaleti istiyoruz.
devamını gör...
kadıköy'de düzenlenen hayat eve sığmıyor protestosu
haklı protestodur.
ülke mahvoldu artık. insanlar işsizlikten intihar ediyor. ekonomik olarak, psikolojik olarak, her yönden bıktılar. yasaklar artık yok hükmündedir.
ülke mahvoldu artık. insanlar işsizlikten intihar ediyor. ekonomik olarak, psikolojik olarak, her yönden bıktılar. yasaklar artık yok hükmündedir.
devamını gör...
cesaria evora
1941-2011 yılları arasında yaşamış ses sanatçısıdır. asıl vatanı bir afrika ülkesi olancape verde'dir. müzisyen bir aileden gelmesine rağmen babasını erken kaybetmiş olması sebebiyle çocukluğunun uzun bir bölümünü yetiştirme yurtlarında geçirmek zorunda kalmıştır. çorap ve ayakkabı giymeksizin sahne alması sebebiyle; ''çıplak ayaklı diva'' lakabını almıştır. şehrinde ki barlarda bir süre sahne aldıktan sonra fransa'ya yerleşmiş ve fransızca şarkılar yazıp söylemeye başlamıştır. ölmeden önce son günlerini geçirmek istediği ülkesi için yazdığı şarkı ise en bilinenlerinden; ''sodade'' isimli şarkıdır.
kulaklarınızın pasını silmek için bir iki eserini bırakalım;
salif keita & cesaria evora - yamore
cesaria evora- petit pays*
cesaria evora- besame mucho
kulaklarınızın pasını silmek için bir iki eserini bırakalım;
salif keita & cesaria evora - yamore
cesaria evora- petit pays*
cesaria evora- besame mucho
devamını gör...
öz güveni azaltan şeyler
psikolojik şiddet. özellikle sistemli ve uzun süreli olanı. etkileri uzun zaman sürer. benlik çok büyük hasar alır.
devamını gör...
almanya denince akla gelenler
berlin duvarı.
devamını gör...
bir şans daha
yönetmenliğini paul feig'in yaptığı, başrollerini emilia clarke, henry golding, michelle yeoh ve emma thompson'nun paylaştığı bir film. romantik komedi olarak geçiyor ama bazı sahnelerinde hüngür hüngür ağladım. yolunda gitmeyen bir hayatın biraz emek ve biraz destekle güzel bir hayata dönüşümünü anlatıyor.
devamını gör...
yazarların yalnız olma nedeni
üşenmeyeceğim, tek tek yazacağım.
1-yakışıklı değilim. elim yüzüm düzgün ama değilim işte.
2-fiziğim kötü. dal gibiyim. evet. boyum da uzun. aklınıza getirin işte.
3-zeki değilim. yalnız bundan kastım akademik başarı değil. okey mal da değilim ama. işte. öyle.
4-herhangi bir becerim yok.
5-akademik olarak da çok iyi değilim. ortanın üstü.
düdüt: ajitasyon yapmış gibi oldum. kusura kalmayın.
1-yakışıklı değilim. elim yüzüm düzgün ama değilim işte.
2-fiziğim kötü. dal gibiyim. evet. boyum da uzun. aklınıza getirin işte.
3-zeki değilim. yalnız bundan kastım akademik başarı değil. okey mal da değilim ama. işte. öyle.
4-herhangi bir becerim yok.
5-akademik olarak da çok iyi değilim. ortanın üstü.
düdüt: ajitasyon yapmış gibi oldum. kusura kalmayın.
devamını gör...
izmir iktisat kongresi
izmir şehrinin 9 eylül 1922 tarihinde düşman işgalinden kurtuluşu, bağımsız bir türkiye'nin kurulması yolunda önemli bir adım olmuştu. uzun süren savaş koşulları ekonomik anlamda da ülkeyi bir çıkmaza sürüklemişti. gazi mustafa kemal atatürk öncülüğünde ülke siyasi, toplumsal ve ekonomik anlamda beyaz bir sayfa açmaya hazırlanıyordu.
ekonomik açılımların temeli 17 şubat - 4 mart 1923 arasında izmir'de yapılacak iktisat kongresinde atılacaktı. ismi tarihe izmir iktisat kongresi olarak geçen kongrede türkiye'de iktisadi bakımdan önemli kararlar alındı. önce ismi numune sergisi olan bir sergi açılarak tarımcı, sanayici, tüccar, iş insanlarını birbiriyle kaynaştırmak amaçlandı.
sergide ülkenin çeşitli yerlerinden gelen tütün, narenciye, pamuk, zeytinyağı, halı gibi sınai ve zirai ürünler sergilendi. bu sergiden esinlenerek 4 eylül 1927 tarihinde de 9 eylül sergisi düzenlenmiştir. bu sergi, farklı ülkelerden katılımlar ile uluslararası bir kimliğe bürünmüş ve izmir enternasyonal fuarı'na doğru gidişin ilk adımları olmuştu. açılış öyküsü izmir iktisat kongresi ile düzenlenen bir sergi ile başlayan fuar, seneden seneye doğru gelişim gösterdi.
ekonomik açılımların temeli 17 şubat - 4 mart 1923 arasında izmir'de yapılacak iktisat kongresinde atılacaktı. ismi tarihe izmir iktisat kongresi olarak geçen kongrede türkiye'de iktisadi bakımdan önemli kararlar alındı. önce ismi numune sergisi olan bir sergi açılarak tarımcı, sanayici, tüccar, iş insanlarını birbiriyle kaynaştırmak amaçlandı.
sergide ülkenin çeşitli yerlerinden gelen tütün, narenciye, pamuk, zeytinyağı, halı gibi sınai ve zirai ürünler sergilendi. bu sergiden esinlenerek 4 eylül 1927 tarihinde de 9 eylül sergisi düzenlenmiştir. bu sergi, farklı ülkelerden katılımlar ile uluslararası bir kimliğe bürünmüş ve izmir enternasyonal fuarı'na doğru gidişin ilk adımları olmuştu. açılış öyküsü izmir iktisat kongresi ile düzenlenen bir sergi ile başlayan fuar, seneden seneye doğru gelişim gösterdi.
devamını gör...
limon ister misin çocuk adam
kendisini tanımakla çok mutlu olduğum ve kendime yakın hissettiğim yazarlardan birisi. kendisiyle sohbet etmek, sohbetin nasıl geçtiğini bile anlayamayacak kadar akıcı ve bir o kadar da bilgi dolu. bununla birlikte bir o kadar da nahif bir yazar. kendisine buradan hoş geldiniz diyorum. sıkı takipçiniz olarak yazdıklarınız bilgi dolu entryleri her gün okumak ayrı bir mutlu ediyor, siz hep böyle yazın bizler de okuyalım efendim.
devamını gör...
supercalifragilisticexpialidocious
super-cali-fragilistic-expiali-docious; gerçekten varolan bir kelime olmayıp ünlü dadı mary poppins tarafından bizlere kazandırılan bir ifadedir. aynı zamanda julie andrews tarafından yorumlanan neşeli çocuk şarkısının da ismidir. bu kelimenin tam bir anlamı yoktur. zaten eğlencesi de buradan kaynaklanmaktadır.
bu arada bu kelimeyi hızlı hızlı söylemek için bir süre pratik yapmak lazımdır, başlangıçta diliniz dönmeyebilir, hiçbir sorun yoktur bunda. ama birinci defada ve tek nefeste söyleyebilirseniz o zaman bir tuhaflık mevcut olabileceği için uzmanlar tarafından incelenebilmek adına yarın sabah ilk iş trt radyosuna başvurun derim*.
mirusia'dan bir dinleyelim bakalım(ayrıca kendisini tebrik etmek de lazımdır, pek herkesin harcı değildir o denli yükseklikte sakin kalıp şarkı söyleyebilmek. kendimi orada düşününce pek iyi hissetmedim açıkçası);
(hannibal beyefendi de oradaymış bu arada-1.42-. roma'dan sonra maastricht'e de bir uğramış demek ki)
sözleri şöyledir;
um diddle diddle diddle um diddle ay
um diddle diddle diddle um diddle ay
supercalifragilisticexpialidocious!
even though the sound of it
is something quite atrocious
if you say it loud enough
you'll always sound precocious
supercalifragilisticexpialidocious!
um diddle diddle diddle um diddle ay
um diddle diddle diddle um diddle ay
because i was afraid to speak
when i was just a lad
my father gave me nose a tweak
and told me i was bad
but then one day i learned a word
that saved me aching nose
the biggest word i ever heard
and this is how it goes:
oh, supercalifragilisticexpialidocious!
even though the sound of it
is something quite atrocious
if you say it loud enough
you'll always sound precocious
supercalifragilisticexpialidocious!
um diddle diddle diddle um diddle ay
um diddle diddle diddle um diddle ay
so when the cat has got your tongue
there's no need for dismay
just summon up this word
and then you've got a lot to say
but better use it carefully
or it may change your life
one night i said it to me girl
and now me girl's my wife!
she's supercalifragilisticexpialidocious!
supercalifragilisticexpialidocious
supercalifragilisticexpialidocious
supercalifragilisticexpialidocious!
bu arada bu kelimeyi hızlı hızlı söylemek için bir süre pratik yapmak lazımdır, başlangıçta diliniz dönmeyebilir, hiçbir sorun yoktur bunda. ama birinci defada ve tek nefeste söyleyebilirseniz o zaman bir tuhaflık mevcut olabileceği için uzmanlar tarafından incelenebilmek adına yarın sabah ilk iş trt radyosuna başvurun derim*.
mirusia'dan bir dinleyelim bakalım(ayrıca kendisini tebrik etmek de lazımdır, pek herkesin harcı değildir o denli yükseklikte sakin kalıp şarkı söyleyebilmek. kendimi orada düşününce pek iyi hissetmedim açıkçası);
(hannibal beyefendi de oradaymış bu arada-1.42-. roma'dan sonra maastricht'e de bir uğramış demek ki)
sözleri şöyledir;
um diddle diddle diddle um diddle ay
um diddle diddle diddle um diddle ay
supercalifragilisticexpialidocious!
even though the sound of it
is something quite atrocious
if you say it loud enough
you'll always sound precocious
supercalifragilisticexpialidocious!
um diddle diddle diddle um diddle ay
um diddle diddle diddle um diddle ay
because i was afraid to speak
when i was just a lad
my father gave me nose a tweak
and told me i was bad
but then one day i learned a word
that saved me aching nose
the biggest word i ever heard
and this is how it goes:
oh, supercalifragilisticexpialidocious!
even though the sound of it
is something quite atrocious
if you say it loud enough
you'll always sound precocious
supercalifragilisticexpialidocious!
um diddle diddle diddle um diddle ay
um diddle diddle diddle um diddle ay
so when the cat has got your tongue
there's no need for dismay
just summon up this word
and then you've got a lot to say
but better use it carefully
or it may change your life
one night i said it to me girl
and now me girl's my wife!
she's supercalifragilisticexpialidocious!
supercalifragilisticexpialidocious
supercalifragilisticexpialidocious
supercalifragilisticexpialidocious!
devamını gör...
vali
erdal beşikçioğlu'nu "amirim"den önce seyirciye tanıtan köprü dizisinin devam filmi. ünlü vali recep yazıcıoğlu'nun son günlerinde geçen filmde şebnem dönmez, uğur polat, ismail hacıoğlu, hakan boyav ve özgür çevik gibi isimler rol almıştı.
köprü'nün finalinde merkeze atanan vali faruk* nihayet bir taşra ilinde kızaktan inmiş, denizli valisi olarak halka hizmet etmektedir. bugünlerde, karahayıt mta arazisinin amerikalı bir şirkete devri konusunda önüne bazı evraklar gelir. evraklar için, çok ünlü bir politikacıyla yatak odasından tanışan müsteşar natocu ceyda* bastırmaktadır. ancak vali bu evrakları imzalamaz, zira mta şefi ve çocukluk arkadaşı ömer* burada uranyum minerallerinin olduğunu ve kesinlikle türk nükleer enerjisi için saklanması gerektiğini belirtmiştir, vali de bu kanıdadır.
aynı günlerde, ömer'in yardımcısı şüpheli bir trafik kazasında ölünce istanbul'dan kardeşi* ve bu kardeşin sevgilisi gelerek madende işe girerler. ancak esrarengiz kız arkadaş işe geldiği gün bu sefer de ömer bir iş kazasında ölür. şüpheler, kızın yabancı bir servis* ajanıyla ölü bulunmasıyla artar.
nihayet tüm olan biteni vali ankara'da anlatmaya karar verir, ankara girişinde bir trafik kazasında o da ölür, belgeler kaybolur.
başta belirttiğimiz gibi erdal beşikçioğlu esasen bu filmin öncülü köprü ile geniş bir seyirci kitlesi tarafından tanınmıştı. yoksa barda'da tecavüzcülerin en az konuşanı olarak ya da iyi kadrosuna rağmen benim bile anlamadığım eve giden yol 1914'ten pek hatırlayan olacağını sanmam. filmden iki yıl sonra da zaten behzat ç. ile kariyerinin zirvesine çıktı.
diğer yandan filmde özellikle bir sahne bayağı kurguya bulanmış:
vali ankara'ya 0001 plakalı makam otosuyla, yalnızca şoförü yanında olarak gidiyor. hâlbuki makam aracıyla başka bir şehire yolculuk, recep yazıcıoğlu gibi birine yakışacak şey değildi. zaten gerçekte, denizli ziraat odası başkanının arabasıyla gidiyorlardı ve kazada bu oda başkanı olay yerinde ölmüştü. ayrıca vali ankara'ya sağlık sorunları için gittiğini çevresine açıklamış, oda başkanını da bir okul yapımı için hükümetle toplantıya katmak üzere götürmüş deniyordu. filmde karısı ve özel kalem müdürü dışında kimseye "mühendis cinayetleriyle ilgili sunum yapacağım" dedi mi bilmem, gösterilmiyor.
son olarak bakan rolünde, melike ipek yalova'nın devlet bakanlığı da yapmış babası yüksel yalova arz-ı endam etmektedir.
köprü'nün finalinde merkeze atanan vali faruk* nihayet bir taşra ilinde kızaktan inmiş, denizli valisi olarak halka hizmet etmektedir. bugünlerde, karahayıt mta arazisinin amerikalı bir şirkete devri konusunda önüne bazı evraklar gelir. evraklar için, çok ünlü bir politikacıyla yatak odasından tanışan müsteşar natocu ceyda* bastırmaktadır. ancak vali bu evrakları imzalamaz, zira mta şefi ve çocukluk arkadaşı ömer* burada uranyum minerallerinin olduğunu ve kesinlikle türk nükleer enerjisi için saklanması gerektiğini belirtmiştir, vali de bu kanıdadır.
aynı günlerde, ömer'in yardımcısı şüpheli bir trafik kazasında ölünce istanbul'dan kardeşi* ve bu kardeşin sevgilisi gelerek madende işe girerler. ancak esrarengiz kız arkadaş işe geldiği gün bu sefer de ömer bir iş kazasında ölür. şüpheler, kızın yabancı bir servis* ajanıyla ölü bulunmasıyla artar.
nihayet tüm olan biteni vali ankara'da anlatmaya karar verir, ankara girişinde bir trafik kazasında o da ölür, belgeler kaybolur.
başta belirttiğimiz gibi erdal beşikçioğlu esasen bu filmin öncülü köprü ile geniş bir seyirci kitlesi tarafından tanınmıştı. yoksa barda'da tecavüzcülerin en az konuşanı olarak ya da iyi kadrosuna rağmen benim bile anlamadığım eve giden yol 1914'ten pek hatırlayan olacağını sanmam. filmden iki yıl sonra da zaten behzat ç. ile kariyerinin zirvesine çıktı.
diğer yandan filmde özellikle bir sahne bayağı kurguya bulanmış:
vali ankara'ya 0001 plakalı makam otosuyla, yalnızca şoförü yanında olarak gidiyor. hâlbuki makam aracıyla başka bir şehire yolculuk, recep yazıcıoğlu gibi birine yakışacak şey değildi. zaten gerçekte, denizli ziraat odası başkanının arabasıyla gidiyorlardı ve kazada bu oda başkanı olay yerinde ölmüştü. ayrıca vali ankara'ya sağlık sorunları için gittiğini çevresine açıklamış, oda başkanını da bir okul yapımı için hükümetle toplantıya katmak üzere götürmüş deniyordu. filmde karısı ve özel kalem müdürü dışında kimseye "mühendis cinayetleriyle ilgili sunum yapacağım" dedi mi bilmem, gösterilmiyor.
son olarak bakan rolünde, melike ipek yalova'nın devlet bakanlığı da yapmış babası yüksel yalova arz-ı endam etmektedir.
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
salatalık turşusu yemek.
devamını gör...
